Etiket arşivi: Mason Tarikatı

Akademi Dergisi yazarı muhterem hocamız Mehmet Fahri Sertkaya’nın muhtelif yazılarında geçen, Mason tarikat, Mason, Masonik Örgütler, Yahudi/Mason Medyası, Mason/Satanist Ayin, Mason Teşkilatı, Freemasonry, Masonluk, Masonlar gibi etiketlerin tamamını istafade edilmesi temennisiyle, Mason Tarikatı konusu altına toplamaya çalıştık.

Editör | MFS.TV

Ne kadar çok paniklediler

Ne kadar çok paniklediler

Gece yazdığım Nazca çizgilerine ve gerçek dünya tarihine dair yazı, zaten bu sahada yıllardır yazdığım onlarca yazımın üstüne artık tamamlayıcı bir yazı gibi oldu.

Dünya üzerindeki etkili ve yetkili kişiler arasında hemen ilk saat içerisinde büyük bir mevzu oldu. Herkes birbirine farklı lisanlara çevrilmiş hallerini gönderdi. Çok yüksek bir haberleşme trafiği de oldu, görüşmeler yapıldı ve hala yapılıyor.

Dünya üzerindeki müesses nizamın, satanistlerin kurulu sisteminin en büyük taşıyıcı kolonuna da devasa bir bomba koyup patlatmış ve yıkmış bulundum. Bundan sonra satanistler, yahudiler, masonlar, tapınakçılar, evrimciler, sözde bilim adamları, bir bütün olarak Ankebut Ağı, fikir, bilim ve eğitim sahasında da tuzla buz olacak.

Pek çok farklı dinin, tarikatın, cemaatin, ülkenin/milletin ve kültürün mensupları arasında şaşırıp kabullenenler de inanmak istemeyip ısrarla ret edenler de oldu, olacak. Ancak konuşmalardan anlaşılıyor ve akıl, mantık da bunu söylüyor ki kabullenemeseler de çok kısa sürede şu müesses nizam yıkılacak, bunun farkındalar, inatla ret etmenin fayda vermeyeceğinin de herkes farkında… Artık hiç kimse dünya tarihine bu güne kadar olduğu gibi bakmayacak. Dürüst karakterli hiç kimse evrim teorisi safsatasına dönüp bakmayacak ve bunların kitaplarını, belgesellerini ve programlarını izlemeyecek. Bunların okullarda ders kitaplarında bulunmasına da izin vermeyecek.

Bu gidişatın çok yakında bu neticeyi vereceğini gören, bu son yazımla birlikte buna emin olan ve ümitsiz de olsalar her şeye rağmen sabaha kadar uyuyamayıp hemen bir şeyler yapmak isteyen kişiler de çok oldu. Bunların başını da yine Yahudi/Satanist kişiler çektiler.

Türkiye’de de gizli Yahudi Youtuberlara hemen talimatlar verildi. Gizli Yahudi Barış Özcan bu gecenin sabahında “Nazca çizgilerinin sırrı” başlığı ile kuru gürültü bir video paylaştı.

Herkes izlesin, bu video, bu gizli Yahudi ve art niyetli Barış Özcan’ın gerçek yüzünün kısa sürede görülmesinde büyük paya sahip olacak. Çünkü video büyük panikle, dersini çalışmadan, art niyetle, çok sayıda açıklar verilerek ve aceleyle hazırlanmış

https://www.youtube.com/watch?v=4AgrxE11hG0

Satanist Barış Özcan’dan zaten başka bir şey beklenmezdi

İblis’e insan kurban edilen satanist ayinlerine de katılan gizli Yahudi Barış Özcan’ın hazırladığı bu videoda, dördüncü dakikada, şu gördüğünüz görüntü paylaşılmış.

Nazca’da görülen çizgilerin bir benzerinin Kentucy’de, 7 Ağustos 1982 tarihinde, altı kişi tarafından, sadece sopalar ve ipler kullanılarak çizildiği iddia edilmiş. Zaten bakarsanız internette, onlarca farklı lisanda bu iddia hep yazılmış. Lakin iddia edilenler doğru değil, bu hususta da gerçekleri bilenler var ki bu çizimi de dünyadaki uzaylılar çizdiler. O altı kişinin arasında biyonik robotlar vardı, gayet de yüksek teknoloji kullandılar ve o çizim de havadan çizildi.

CIA’ya bağlı olduğunu bildiği Yahudi kişilerden sürekli talimatlar alarak videolar hazırlayan ve on binlerce çok zeki ve bilgili Müslüman Türk Youtuber sansürlenirken CIA’nın Youtube’nda haksız şekilde markalaştırılan Barış Özcan, isterse yanına beş normal insan alsın, biraz da sopalar ve ipler alsın, 350 metreyi bulan Nazca çizimlerinden birini Türkiye’de istediği yerde çizsin. Ben yanlarına, onları gözetleyecek ve hile yapıp yapmadıklarını fark edecek onlarca kişiyi gönderir ve her safhasında video kayıtları aldırırım. Yapabilecekse kendisi bunu yapsın ve biz de sadece ip ve sopa ile yapılabildiğine kani olalım.

Bu hususta zorlanırsa, bu videosuna sponsor olan KAFT’ın kabalacı, büyücü, ayinci ve sadist ekibinden de yardım alabilir. Hatta KAFT’ın bünyesindeki hatta sözde eğitim verdiği bütün Yahudi, Satanist kişileri de yanına alsın, iddia ediyorum ki yine bu şekilleri bu isabetle ve bu büyüklükte çizemezler.

Eskisi gibi değil… Bu oyunu dünya genelinde bitirdik. Bu satanistlerin/yahudilerin her şeyini içlerinden, en derininden biliyoruz. Hepsini tanıyoruz, bütün inanç esaslarını, bakış açılarını, oyunlarını, ihanetlerini, teşkilatlarını ve tarih boyunca da insanlığa ve milletimize neler yaptıklarını da biliyoruz.

Bu yazıyı okuyan herhangi bir kişi, Barış’la gerçek bir görüşme ya da internet üzerinden bir sesli görüşme yapmamızı sağlayabilir. Ben buna şu anda da hazırım ve 10 dakika bile karşımda kale alınır cümleler kuramayacağını, CIA tarafından şişirilmiş bir piyon gizli Yahudi olduğunun tamamen meydana çıkacağını garanti ederim.

Merak edenler çoktur

Çok yıllar önce bu hususa dair paylaşımlar yapmıştım ama şimdi tekrar etmekte fayda var. Ben ömründe bir tek Erich Von Daniken kitabı bile okumadım. O en meşhur kitabı olan Tanrıların Arabası’nı da okumadım. Önsözünü ya da özetini de okumadım. Bir tane bile Daniken makalesi okumadım. Bir tane bile Daniken belgeseli izlemedim. Başka bir belgeselin bir iki dakikasında onun da görüşü sorulmuştu, o kadarını izlediğimi hatırlarım.

Erich henüz beş yaşlarında iken Türkiye’de, İstanbul’da Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, hem geçmişte yüksek bilim ve teknoloji çağları yaşandığını, hem de uzaylıların varlığını anlatıyordu. Bunları açıkça da anlatıyordu. Bu konulara dair giriş seviyesindeki bilgileri camilerde cemaate vaz ederken de anlatıyordu.

Yıllar önceki söz konusu paylaşımlarımda bu hususa temas etmiştim. Bizim cemaatimizin samimi ve gayretli mensupları bu hususları 1940’lardan beri biliyorlar. Hatta benim bu güne kadar anlattıklarım devede kulak misali, azıcık bilgi kırıntıları. Daha neler neler biliyoruz.

Bu mevzulara girilince sözü hemen Daniken’e götürüp onun üzerinden konuyu sulandırmak da ayrıca bir art niyet. Şu sayfalarda, kanallarda, bundan 7-8 sene önce bile, uzaylıların binlerce sene önce dünyamızda bulunduklarına, dünyada pek çok eser bıraktıklarına dair onlarca somut delil paylaştım. Dürüst olan hiçbir insan bunları görmezden gelemez ve tartışma hemen biter. Hem uzaylıların varlığı, hem binlerce sene önce de dünyamızda oldukları hem de dünyanın dört bir yanında izler ve eserler bıraktıkları en somut şekliyle ispatlı…

O halde Barış’ın ve benzerlerinin derdi nedir? Asıl endişeleri nedir? Daha dün bile Meksika hükumetinin bulduğu tabletleri gösteren videoyu bilmem kaçıncı tekrarla paylaştım. Bu Barış Özcan gibilerin şifası yok. Çünkü gerçekleri bilmiyor değiller. Görmüyor değiller. Uzaylıları getirip karşılarında konuştursanız bile inkar etmek zorundalar. Zaten en başından beri gerçek olduğunu bile bile inkar ediyorlar.

Şu kısmının tartışması gerekiyor: Bunlar bu gerçekleri kabul edince dünyada ne gibi değişmeler olacak, neler yaşanacak ve bunlar neler kaybedecekler.

Mehmer Fahri Sertkaya

Kukla

Kukla

Ordumuz ve Emniyet Teşkilatımız içinde bazı vatansever insanlar arasında hala Sedat Peker’e sempati besleyenler var.

Son videolarına bakarak, arka planı bilmeden ona kapılanlar, ona inananlar var. Sedat Peker o videolarda sadece ona verilen rolü oynuyor. O videolarda görünen kişi gerçek haliyle Sedat Peker değil ki videolarda rol yaparken bile aslında son derece tutarsız, ayarsız, kibirli, saldırgan/zararlı, fitneci/yalancı ve baş belası birisi olduğu kolayca görülebiliyor.

Gerçek Sedat Peker’i seneler önce yazmıştım. Öncelikle o Türk de Müslüman da değil. Hep numara yaptı, yapıyor. “Kafkas kökenli Karadenizli Türk’üm” diyor. Aslında Rusya Yahudisi kökenleri var ve bu kökeninden hiçbir zaman kopmadı. Soysuz’la bu güne kadar arası çok iyi idi çünkü o da Rusya Yahudisi kökenli…

Diğerleri gibi Sedat da gizli Yahudi ve hatta Satanist… İçimizdeki İsrail’in, MİT aracılığıyla sahada oynattığı, kara para işlerinde kullandığı, bir sürü pis işleri açık olmasına rağmen basın ve medya oyunlarıyla kahramanlaştırmak istediği çok sayıdaki gizli Yahudi ve gizli Ermeni sözde mafya babalarından, basit bir kukladan başka bir şey değil. Bu devlet Sedat’ı bitirmek istesin, iki saatlik işi var ki daha önce ona bu yapıldı. Daha önce Emniyet Teşkilatı onu yaka paça aldı, dosyalarıyla, delilleriyle birlikte hakimin önüne çıkarttı. Orada bile serbest bırakıldı. Adliyeden çıkarken yaşananlara kendi bile inanamıyordu, sorulara cevaplar veremiyordu. Bir devlet izin vermeyecek de orada yine de mafyalar ve terör örgütleri var olabilecek, bu mümkün müdür. Buna kim inanır.

Resimde Sedat’ın tişörtünde gördüğünüz işaret Satanistlerin meşhur Baphomet dediği Şeytan’ı/İblis’i temsil eder. Sağ eliyle bütün kötülükleri ve kötü enerjiyi toplayıp sol eliyle yer yüzüne yani ademoğulları arasına yayar. Gerçek Yahudilik aslında Satanistliktir ve iyilik temelli değil, kötülük temellidir. Asla iyiliği emir etmez ve tavsiye bile etmez. Gerçek bir Yahudi/Satanist hayatı boyunca ademoğullarına kötülük yapmakla mükelleftir. Çünkü onların itikadına göre Yahudiler ademoğulları değildir. Başka bir türdür. İnançlarına göre Yahudiler Şeytan’ın evlatlarıdır. Şeytan da ademoğullarının felakete sürüklenmesinde evlatlarını yani Yahudileri kullanır. Sistem budur. Bunlar için yalan söylemek, cinayet işlemek ya da işletmek, uyuşturucu hatta organ işi yapmak, ihanet etmek, çalmak, gasp etmek, işkence etmek, şehir sularına zehir katmak, kasten hastalıklar yaymak, namusa kadar en ağır iftiraları etmek ve bunları yaparken tam tersine biri gibi görünmek ve akla gelen her şey caizdir hatta yapılması gereken bir vazifedir.

Kara paracı, mafya reisciği, gaspçı, hırsız, uyuşturucu işi dahil türlü kara para işlerini yapmış ve yapmaya devam eden gerçek bir pisliktir Sedat Peker…

Resimde yanında gördüğünüz kişinin adı Metin Yılmaz’dır. Uyuşturucu dahil her türlü piş işlerinde kullandığı adamlarından biriydi. Sonra Metin Yılmaz’ın infaz talimatını Peker verdi. Peker verdi ama Peker’e çalışıyor görünenler arasında profesyonel MİT’çiler var. Bunlar artık eski kuşak mafyalar gibi değiller. Adam kaldırmakta MİT’in elinde ne teknikler varsa, bunlarda da var. Aslında ortada Peker’in reisi olduğu bir mafya falan da yok. Bütün sistem MİT’in… MİT’in içindeki İsrail’in ve Ermenistan’ın…

Bunların bu devlete ve bu millete hatta bu insanlığa verdikleri zararın haddi hesabı yok. Anlatmakla bitecek gibi de değil ama sadece şu Metin Yılmaz cinayetinin üzerine gidilse bile hem kukla/piyon Sedat Peker hem de üste doğru bütün sistem çorap söküğü misali sökülür, çözülür, dağıtılır. Bu devletimiz için bunu yapmak da hiç zor değildir. Zaten Akademi Dergisi on yıldan fazla süredir içimizdeki gizli Yahudileri, gizli Ermenileri, Masonları, bunların usullerini, tekniklerini, hilelerini, oyunlarını, nerelere nasıl sızıp ne haltlar ettiklerini, tarihimizi ve dinimizi ve lisanımızı nasıl kasten tahrif etmek istediklerini, cumhuriyet ve Atatürkçülük diye kendilerine ait bir rejim kurduklarını v.s. ifşa etti.

Sağda solda çıkıp vatansever, hak-hukuk dava etmiş bir kahraman, yok ailesinin hukukunu dava etmiş onurlu bir baba, turancı, ülkücü rolü kesen lüzumsuzlara, pislik heriflere gerçek vatansever olan gençler itibar etmesinler.

Bir önceki videoda “Bana pislik dedi be abi” diye isyan eden Sedat, bu videosunda içinde bulunduğu ve anlatıp ifşa ettiği meseleler hakkında “Bunlar pis işler, cami imamı anlatacak değil ya… Elbette ki ben anlatacağım” diyebiliyor. Altı tane videoda bunun gibi kaç tane tezat ve açık var.

Yanına verdikleri MİT’çiler ve üstüne kendi gibi gizli Yahudi ve Satanist olan, insan katledilen ayinlere katıla katıla sıfatında meymenet kalmamış olan karısı da Sedat’ın dikkate alınır üç beş video hazırlamasını sağlayamıyorlar.

Sedat Peker şu ana kadar bazı pis işlerin ve pis heriflerin gerçek yüzünün anlaşılmasına sebep oldu ama kendi pis işlerini ve gerçek pis yüzünü, pisliğin teki olduğunu gizleyebilecek şartlarda değil. Şu andan sonra, karşısına aldığı güç unsurları onu bir kaşık suda boğacaklardır ve bunu izlemek biz gerçek vatanseverlere büyük bir zevk verecek.

Bakınız:

Mehmet Fahri Sertkaya

“Youtube’da birinci el bilgiler hep onun belgesellerinde” diye…

“Youtube’da birinci el bilgiler hep onun belgesellerinde” diye reklamı bile yapılıyor.

Kaan Ünsal Alphan…

Eskiden beri takipçim olanlar zaten onun hakkında yaptığım birkaç kısa paylaşımı hatırlayacaklar. İnsan olmadığını, verdiği o tepkileri insan kalmış birinin veremeyeceğini açıkça gözler önüne sermiştim yıllar önce…

Gizli Yahudi ve Masonlarla bağlantılı lüzumsuzun teki… Birinci el belgeseller dedirttiği o şeyler de sağdan soldan toplama. Yıllarca Rus kanallarındaki belgesellerden beslendi. Bir kere bunu ifade ettim diye, çok af edersiniz itin insana saldırdığı gibi saldırdı. Halbuki kibarca söyledim ve gayet göz önünde olan bir gerçeği ifade etmiştim.

Azılı bir İslam ve Türk düşmanı. Türk rolü oynayarak Türk gençlerini ne kadar İslam’dan, Türklükten, şanlı tarihlerinden, hayat tarzlarından uzaklaştırabileceğine bakıyor. Sinsi sinsi tuzaklar kuruyor. Buna sözde bilimsellik diye kılıf bulduğunu zan ediyor.

Karşıma kameralar önünde bir çıksa, on dakika sonra yerin dibine gömülür. O kadar vasıfsız, bilgisiz, kendiyle tezat, saldırgan, art niyetli, ahlaksız, hain ve suçlu bir kişi…

Biz on seneden fazla süredir Youtube’da varlık bile gösteremedik de bu sefil gizli Yahudi ve Türk düşmanı ve düşmanlığını yıllardır fiilen sergileyen herif, el üstünde… Hiç sorun çıkartan yok. Hatta beş para etmez ve kendine ait olmayan sözde belgeselleri milyonlara ulaşıyor. Bunu da Youtube yani CIA sağlıyor.

Oysa şu anda kendi adına açık olan kanalında yüzlerce Youtube kuralı ihlali var. Yıllardır bu sarsıcı gerçeği takip ediyoruz. Youtube, Türk düşmanlığını fiiliyata dökmüş bu hainin kanalını korumak ve varlıkta tutmak için kendi kurallarını alemin görebileceği şekilde ve yıllardır hiçe sayıyor.

İsterse bir Youtube yetkilisi şimdi çıksın ve “MFS’nin bu söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Bu iddiasını ispat edemez.” desin, diyebiliyorsa. Bütün Türkiye’nin önünde bu gizli Yahudi hainin kanalını, videolarını açalım, tek tek değerlendirip kural ihlallerini göstereyim.

Öyle ise, benim Akademi Dergisi isimli kanallarım hatta Space Explorer TV isimli uzaya dair kanalım, neden tekrar tekrar uyduruk gerekçelerle kapatıldı. Bunların yüzlerce videoları nasıl koca Youtube’da yok edildi. On seneden fazla süredir bu düşmanca tavırları Youtube neden, kim için, ne için sürdürüyor.

Bu yaşananlar sadece Youtube’un Türkiye’de erişime engellenmesini değil, Türkiye içinde ve dışında binlerce davanın hemen açılmasını, binlerce kişinin “insanlığa karşı işlenen suçlar” ve kendi ülkelerine/milletlerine ihanet etmek suçlamaları dahil pek çok suçlama kapsamında yargılanmalarını gerektiriyor.

Milletler arası bir üst mahkemede Youtube yöneticilerin yargılanmalarını da gerektiriyor. Çünkü bu sadece Türkiye’de böyle değil. Dünyanın çok sayıda ülkesinde, o ülkeye ve millete ihanet eden hatta insanlık düşmanı da olan Yahudiler, Satanistler Youtube tarafından kollanıyorlar.

Bunun da ötesinde, yapılan toplantılarda bunlar bu şekilde eğitiliyor ve yönlendiriliyorlar.

Bütün dünya bu insanlık düşmanlığı karşısında hemen şimdi ayağa kalkmalı.

Öyle hazırlıksız bir anda yazdım geçtim şu yukarıdakileri ama az daha unutuyordum. Hemen şunu da ekleyeyim… Bildiğimiz ismi bile tam bir gizli Yahudi şifrelemesi olan Kaan (Cohen) Ünsal Alphan son derece şeytanlaşmış bir Satanisttir. İblis’e insan kurban ettiği vahşi ayinlerde daha çok kadınları keser, canice parçalar. Kendini bizim bildiğimiz manada insan olarak görmez, kabul etmez. O çok ama çok üstün bir varlıktır kendine göre… Bu kadar sapık bir itikadın yanında bir de kendini deha gibi gören bir nefsi de olunca, insanlık namına hemen yargılanıp sallandırılması gereken bir pisliğe dönüşmüş vaziyette. Bu gibilerin bu insanlığa yapmayacağı hiçbir kötülük yok. Biz nasıl insanlığa iyilik yapmak derdindeysek ve bunu büyük bir meziyet olarak görüyorsak, bu gibiler de insanlığa ne kadar kötülük yaparlarsa o kadar büyük/faydalı şeyler yapmış gibi görüyorlar.

Artık şu devletimizin ilgili adli ve idari yetkilileri şu Satanistlerin üzerine gitseler iyi olur. Yoksa belki de kendileri de bir gün bir ayinde kurban edilirler.

Bu ülkede kadına şiddet varsa, aile içi şiddet varsa, aile kurumu yıkılmak üzereyse, tacizler tecavüzler almış yürümüşse, her yerde uzuvları kesilmiş hayvanlar bulunuyorsa, kara para işleri bu kadar yayılmışsa hepsi ama hepsi Türk rolü oynayan böyle insan şeytanları yüzünden oldu, oluyor. Ve işte Youtube ve o malum platformlar bu kadroları kullanarak Türk milletini yüzlerce kritik meselede felakete sürükleyecek şekilde yönlendiriyorlar.

Bu apaçık bir suç, hem de idamlık bir suç.

Bu seri devam edecek…
Youtube, Facebook, Instagram, WhatsApp, Twitter ve Ankebut Ağına ait bütün platformlar hem Türkiye’de hem de eş zamanlı olarak bütün dünyada yok edilecek.

Bu oyun da bitti, buraya kadardı. İnsanlık çok ama çok sarsıcı gerçekleri peş peşe duyacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ruhi Çenet ve Sümeyra Çenet kardeşler…

Mesala Ruhi ve Sümeyra Çenet ikilisi Youtube’da olağan üstü bir ayrıcalığa sahiptir.

Çok vasat işler yaparlar ama çok çok muazzam ve sarsıcı işler yapan Müslümanların, Türklerin hep açık ara önünde giderler.

Nedeni anlattığım gibi… Ruhi ve Sümeyra da gizli Yahudiler.

Biz dahil, on seneden fazladır çok sayıda gerçek Türk ve Müslüman TC vatandaşı Youtube’da çok ama çok sarsıcı işler yapmak istedik. Hepimiz yok edildik. Gün geldi, ben bunların bu gerçek yüzünü, bu azılı Türkiye, Türk ve İslam düşmanı yüzünü somut şekilde gözler önüne seren görüntüler de yayınladım.

Youtube’un köşeye sıkıştığı anların ekran görüntülerini, teknik delillerini de yayınladım. Gerçekten bir hukuk devletinde o gün o devlet Youtube’un üzerine çökerdi. Olması gerektiği kadar sert, büyük ve kararlı bir tepki gösterirdi. lakin bu yapılmadı. Çünkü Türkiye siyasetinde de Youtube’da olduğu gibi Yahudiler, Satanistler, Masonlar, kara paracılar, pislik herifler, ahlak düşmanları, namus ve din düşmanları, çocukların ve bebeklerin düşmanları, insan katlederek ayin yapan insan şeytanları dolu…

Ruhi’nin ve Sümeyra’nın videoları, dünyanın dört bir yanından çalınmış, kopya edilmiş videolar.

Milyonlarca Türkiyeli’ye kısa sürede yüzlerce mühim meselede tesir eden bu iki kişi, senelerdir önde gelen Youtuberlar arasında olmalarına rağmen, bu gün bile hala videoları çalıntı videolar.

Bu gizli Yahudi kişilerin doğru düzgün zekaları, çalışmaları/gayretleri, bir konuda uzmanlıkları, kaliteli iş yapabilecek vasıfları yok. Metinler çalıntı. Fikirler çalıntı. Araştırmalar çalıntı. Kaynak göstermeden herkesten işlerine gelen bir şeyleri toplayıp bir araya getirip yayınlıyorlar.

Benden de onlarca sarsıcı fikir/iddia çaldılar. Anlaşılmayacak zan ediyorlar. Milyonlarca insanı ahmak da zan ediyorlar. Akademi Dergisi damarlarında kan olmuş akıyor, buna mani olamıyorlar ama bunca güzellikten, insanlıktan, ahlaktan, mertlikten, iyi niyetten ve insanlığa hizmetten nasiplenmek yerine, benden aldıkları konuları bile aksine art niyetle kullanıyorlar. İnsanlığın tamamına düşman bunlar…

83 milyonluk ülkede, Youtube bu oyunu ne kadar daha oynayabilir. Ne kadar daha bu milleti dönüştürmek için çırpınabilir, şeytanlıklar yapabilir. Ne kadar daha milyonlarca gerçek Türk’ün sesini, taleplerini bastırabilir. Ne kadar daha şu ahmak, alık, tembel, gayretsiz, kabiliyetsiz gizli Yahudilerle ve Ermenilerle iş tutarak Türkiye’ye gizlice ve sinsice saldırabilir.

Ruhi ve Sümeyra böyle de diğerleri farklı mı… Belki birkaç tane zeki ve çalışkan gizli Yahudi kişiler var Youtube’da ama onların Türk’e ve İslam’a düşmanlık etmek için konuları zorlama şekilde yorumladıkları ve beyin yıkamaya çalıştıkları gözler önünde. Anlamayanlara bunu anlatmak ve fark ettirmek ise yarım saat bile almaz.

Evet, Türkiye’de Youtube’un fişini çekmek yarım saat bile almaz. Bunların bir çoğu insan katledilen Satanist ayinlerine de katılıyorlar. Sadece bu konudan başlatılacak bir soruşturma bile sadece Türkiye’yi değil, dünyayı sarsar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Satılıyorlar, neler döndüğünü anlayamıyorlar

Ankebut Ağının 7’li konseyinin (Şeytan’ın Konseyi) hali çok karışık. Konseyin mensupları arasında biyonik robotla yerine geçilmiş üyeler de var. Bunu yıllar önce de yazmıştım.

Bu konseyin son zamanlarda Rusya ve Çin yanlısı hamleler yapmasının sebebi de Ankebut Ağını yönetemez hale gelmesinin ve sürekli karar çatışması yaşamasının sebebi de hatta ABD’nin başına inatla Biden’ın getirilmesinin sebebi de ABD’nin bir işe yaramaz hale düşürülmesinin sebebi de bu robotlar. Çünkü bu biyonik robotların içinde Yeşillere çalışan uzaylılar var. Şu anda Rusya’nın da Çin’in de idari kadroları, hükumetleri Yeşillerin biyonik robotlarıyla dolu… Şi’nin içinde bir yeşil var. Putin’in içinde de şu anda bir Yeşil var.

Son dakikada yetişerek müdahale etmeseydim, Ankebut Ağına ihanet eden bu biyonik robotlar yani Yeşiller, Ukrayna’yı Rusya’nın kucağına atacaklardı. Üstelik ben Rusya’yı bu kadar köşeye sıkıştırmışken ve Rusya zor duruma düşmüşken bunu yapacaklardı. Hala Ankebut Ağına bağlı olan Yahudiler/Masonlar bilsinler ki ben kendilerine dost değilim ama hep doğruyu söylerim. Büyük ihanetlerin içindeler, çok ama çok büyük tehlike içindeler. Her an her yerde ihanete uğrayabilirler. Bir an önce oynanan oyunları görüp kendilerine gelmeliler. Bu Yeşillerin bu konsey üzerinden ABD’yi daha da bitirmesine izin vermemeliler. İçlerinde yeşil uzaylılar bulunan Biden’ı ve Kamala’yı oyundan düşürmeliler.

Rusya’da, Çin’de, ABD’de iktidarda Yeşiller var. CIA’da, NATO’da, BM’de, AB’de hep farklı kanatlar var ve buralarda da hep Yeşillerin ağırlığı var.

Şu anda en sıkıntılı olan şey ise Şeytan’ın Konseyinde çok sayıda Yeşil olması. Dünyada son zamanlarda yaşanan acayip ve herkesin yorumlayamadığı gelişmelerin ana sebebi bu Yeşillerin, Yeşil olmayan üyelerle çatışması ve bir de benimle çatışması…

İşte asıl mesele bu…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Metafizik dünya savaşı yaşandı

Restleşmeler ve gerilmeler devam ederken ani gelişen bir metafizik dünya savaşı yaşandı. Dünyanın çok sayıda ülkesinden çok farklı dinlerden, kültürlerden metafizikçiler karşımızda seferber oldular. Bu gün, yarın ve önümüzdeki birkaç gün içinde dünyanın dört bir yanından siyasetçilerden ve din adamlarından ölenler ve ayrıca kötü hallerde hastahaneye kaldırılanlar çok olacak. Muhtemelen yine korona derler, gömer geçerler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Alihan Kuriş’in özel hayatı

Benim özel hayatıma dair hummalı bir çalışma yapan Alihan Kuriş’e ve şürekasına çok şaşırıyorum. Yapmaları icap eden şey bu değildi.

Kaç yüz farklı cepheden kaç bin düşmanım olduğunu bilmiyorum. Bana düşman tarafların isimlerini saymaya kalksak, öğlenden akşam ederiz. On seneden fazla süredir de meydandayım ve dik duruşum bir saniye bile bozulmadı. Aradıkları gibi açıklarım olsa, özü sözü bir olmayan bir kişi olsam beni on senedir on bin kere bitirirlerdi. Bu devletin ceza evlerine üç kere girdim, hiçbirinde çıkamazdım. Kaç devletin, kaç liderin, kaç gizli servisin, kaç gizli örgütün kaç işini bozduğumu da saymak, anlatmak uzun iş ama çok gayret etseler de onlar da bir açığımı bulamadılar. Çünkü yok…

Ben, göründüğüm gibi biriyim. Bu güne kadar pek çok etkili ve yetkili kişiyi belden aşağı vurarak oyundan kolayca düşürebilirdim. Buna imkanım olduğu halde vurmadım. “Bu benim tarzım değil” dedim. Geçmişte bunları anlattığım yazılar da duruyor.

Ben belden aşağı vuran biri olsaydım Alihan’ın nikahsız şekilde düşüp kalktığı çirkin kadınları kimlik bilgileri ile buradan yayınlardım. Muta nikahına benzeyen, dinen sahih olmayan acayip uygulamalar yaptığını detayları ile anlatırdım. Bunları yapmam ama bu hallere düşerken hatta kadınlar temin ederken mason bağlantılarını kullandığını detayları ile anlatmamın önünde bir mani yok.

Hocalarımızın hediyelerinin kasten verilmediği ve cemaatimizin kasten yıkılışa sürüklenmek istediği şu zamanda vurgun vurma işinde, içinde bulunduğu masonlarla nasıl paslaştığını da detayları ile anlatmamın önünde bir mani yok. Daha anlatabileceğim pek çok şeyin önünde bir mani yok.

Ne onu eline düşürmüş olan mason teşkilatı, ne herhangi bir devlet otoritesi ne de herhangi bir gizli servis benim bunları anlatmama mani olabilir. Kimse karşımda duramaz.

Neyi mi bekliyorum… Baştan söyledim, aceleye gerek yok. Tadını çıkartıyorum. İçimi soğutacağım. Ben de kardeşlerimiz de çok sabır ettik. Çok içimiz yandı, oyunlar içinde çok oyunlar kurmak zorunda kaldık. Çok oyunlar bozmak zorunda kaldık. Şimdi mühleti de bitti ve rezil rüsva olup insan içine çıkamaz hale gelmesini, müstahakını bulmasını, bağlantılı olduğu bütün kişilerin ve teşkilatların da rezil rüsva olmasını ve Müslümanların gözlerini açmasını istiyoruz.Bu vesileyle tek seferde toptan temizlik yapacağız ve gerçekten çok sert bir temizlik yapacağız. Bunda acele etmeyeceğiz. Şu anda cemaatimiz çoktan kaynamaya başladı, kendisinin beni ya da gerçekten Süleymanlı cemaati mensubu olan müslümanları muhatap alarak açıklamalar yapmasını, savunma hakkını kullanmasını, hiç değilse hukuk yoluna gitmesini bekliyorum. Susmasın, kendini müdafaa etsin, tartışma çıksın, sonra deliller ve şahitler konuşsun istiyorum. Çok dikkat çekici şekilde geri duruyor ve susuyor. Sükut ikrardan geliyor. İstesem onu iki dakikada indirebileceğimi biliyor. Küstah, sefil, müflis varlık, beni de kendi gibi zan ediyor da kendinde olan bin türlü rezilliği bende arıyor, aratıyor. Bu kadarı müslüman kalmış birinin yapabileceği bir şey de değil.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

..

Süleymancılar cemaatinin paraları kimlere akıyor

Akademi Dergisi Takipçisi:

Selamun aleyküm hocam

Siz Tuna’yi yazinca ben de size bununla alakalı birşey söylemek/sormak istiyorum.

Yillardir Avrupa’da mıntıkalardan bölgeye para intikali diye uygulama var. Ramazanda olsun, kış teberrüsü olsun, bahar teberrusu olsun çeşitli isimler altinda. İngiltere’ye geldiğimden beri bu uygulama neden var diye sorguladığımda merkezimizin uygulaması deniliyordu. Kalbimden itiraz etmek manevi zarar verir diye fazla ileri gitmek istemiyordum ama nasil başlamış diye bir ara sormuştum arkadaşlara.

Zamaninda Tuna bi ceza yemiş. O zaman o cezayi kapatmak için başlamiş. Öyle kalmış. Hala şu an bölge merkezi Batı Avrupa’ya gönderiyoruz. Biz küçücük bir şubeyiz. Mesela kendi harçlıgımızı zor çıkarırken hala yüzdelik sürekli bi kesinti yapılıyor. Bunlar normal mi?

Mehmet Fahri Sertkaya:

v.a.s. Hayır, normal değil… Aksine merkezin ve bölgelerin sizin gibi kısımları sürekli desteklemesi gerekiyor. Bu anlattığın yine biraz yenilir yutulur türden ama çok daha mantıksız ve herkesin “Neden” dediği uygulamalar da var. Vurdukları paranın haddi, hesabı yok. İhanetin sınırı yok. En ufak bir vicdan sıkıntısı çektikleri de yok. Paralar masonlara, Yahudilere, Türk ve İslam düşmanlarına akıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yusuf Büyükgöze aslında Yahudi kökenli birisi…

Cemaatimiz içinde hemen herkesin duyduğu bildiği Yusuf Büyükgöze aslında Yahudi kökenli bir kişidir.

Cemaatimizin içine sızıp yükselmiş çok sayıdaki hain gizli Yahudilerden biri… Soyadı bile bir kodlama olan Büyük Yusuf, hiçbir zaman bu yolun gerçek bir mensubu olmadı. Yahudilerle, Masonlarla halen bağlantılı. Bu güne kadar binbir türlü zarar ziyana sebep olduğu gibi Akademi Dergisi hakkında uydurma, gerçek dışı bir yasaklama yazısının dağıtılması kısmında, bu alçaklığı yapan hainlerle ittifak halindeydi. Gizli Yahudi Salim Dağ ile de çok yakındı, beraber ihanetler ederlerdi.

Büyüklerimizin emirlerinin cemaatimizin tabanına tam ve doğru manasıyla ulaşmasına hep maniler çıkarttılar, çıkartıyorlar. Ayrıca tabanın vaziyetinin ve meselelerinin büyüklerimize tam ve doğru haliyle aktarılması kısmında da kasten sorunlar çıkartıyorlardı, çıkartıyorlar.

Bunların ihanetlerini, bu yola, bu davaya verdikleri zararları birkaç satırla anlatabilmek mümkün değildir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yeminler ederek kürsüde kükrerken rakiplerini değil kendi siyasi hayatını bitirdi

Sabetaycı gizli Yahudi, mafya anası Meral Akşener, partisinin grup toplantısında Devlet Bahçeli’ye verdiği karşılık sırasında aslında ne olduğunu, nasıl biri olduğunu iyice gözler önüne serdi.

Meral’i yıllardır gerçek yüzüyle yazar, anlatırım. Twitter’da kendisinin yazıp attığı paylaşımlara bakarsanız bile anlarsınız. Akademisyen denilen Meral, Türkçe bile bilmez. Ortalama lise 1. sınıf öğrencisi seviyesinde takılıp kalmış, üniversite diplomasını Türkiye’deki Sabetaycı ve Mason hain güruhun bağlantıları sayesinde ancak almış, Sabetaycı gizli Yahudi ve yine mafya anası Tansu Çiller’in zamanında ve yine Sabetaycı oluşu sayesinde İçişleri Bakanlığı bile yapmış Meral, kimin hangi tabiri ne manada kullandığını idrak etmekte bile çok kifayetsiz kalan bir kişidir. Televizyonlarda canlı yayınlarda konuşurken çok sık olarak düşük/devrik cümleler de kuran Meral, konuşmasını kayıttan izleyip hangi dil bilgisi hatalarını yaptığını bulmaya çalışsa, buna da muvaffak olamaz. İçişleri Bakanlığı bile yapmış olan Meral, temel seviyede hukuk bile bilmez. Konuşurken sürekli suçlar işler, bunları fark edemez. Şimdi sadece bunlar karşısına çıkartılsa, otuz senede adalet sisteminin elinden kurtulamaz.

Tezatların kadınıdır Meral… Türlüğü, Laikliği, atası Kamal Adıtürk üzerine kurulan İslam karşıtı rejimi, milliyetçiliği, İslam’ı bir arada savunur. Arka plandan devam ettirdiği kara para işleri, mafya analığı faaliyetleri sırasında üzerine oturmuş atarlı, erkeksi ve son derece rahatsız edici hali/tavırları, sanki cesur bir Türk kadınının mücadeleci karakteri imiş gibi göstermek istese de milletin aynı kanaatte olmadığı anlaşılıyor.

Son kükreyişi de samimi değil, asilce değil, son derece rahatsız ediciydi, tiksindiriciydi, iğrençti. Son derece samimiyetsizce, ölçüsüzce yapılmış bir çıkıştı. Siyasette parlayabilmek, biraz daha gündem olmak, biraz daha oy artırmak ve ego tatmin etmek için kendi namusunu milletin önünde öyle ulu orta seviyesizce araç eden bir rezil kadın gördük kürsüde… Üstelik bunu yaparken bu milletin kendisine olağanüstü bir destek vereceği beklentisi içine girecek kadar da düşük bir kadın…


Meral, zamanında, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a karşı da aynı böyle bir tavır sergilemişti. İsmail Kahraman, kendisine sorulan bir soruya cevaben “Şu Meral Kılıçdaroğlu mu?” şeklinde bir karşılık vermişti. Meral ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun birlikte hareket ettiğini, ittifak halinde olduklarını ima etmişti. Meral, Kahraman’ın bu çıkışına da kendi namusunu, siyasi menfaatleri için basitçe araç yapacak bir dip seviyede karşılık vermişti. O zaman Meral’i çok şiddetli şekilde tenkit eden sert bir yazı yazmıştım. Zaten Kahraman daha sonrasında, kendisini tenkit ederken haddi abartılı şekilde aşması neticesinde Meral Akşener’den davacı olmuştu.

Meral bu çirkinliği hep sergiliyor

Herkesin dini, dünya görüşü, siyasi tercihi kendine ama ben yıllardır açıkça yazarım, kadınların siyaset sahnesinde olmasını doğru bulmadığımı… İnandığım İslam dinine göre de kadınlar idarecilik yapamazlar. Eşitlik safsatasına da inanmıyorum. Eşitlik her zaman adalet değildir. Bazı konularda kadınlar üstün, bazı konularda erkekler. Hiç tartışılamaz bir gerçek ki idarecilikte erkekler üstün. Erkekler sistematik bir beyne/zekaya sahip halde yaratılıyorken, kadınlar duygusal ve empatik tarzda çalışan bir beyinle yaratılıyorlar. Kadınların hislerine, duygularına ve nefislerine daha kolayca mağlup olması, idari makamlara geldiklerinde büyük krizler çıkartıyor. Hatta kadınların aybaşı hallerinde tavırlarına ve kararlarına yansıyan olumsuzluklar dünyanın her yerinde özel sektörde bile krizler çıkartmaya devam ediyor. Bunlar, bilimsel gerçekler…

90’lı yıllardan beri mafya analığı yapan, sürekli erkeklerin arasında bulunan, bu güne kadar kaç kişiye sıktırdığını bilmeyen bir Meral Akşener bile hala erkek gibi olamadı. Doğru, tam bir kadın olarak da kalamadı ama erkeklere doğuştan verilen meziyetleri sonradan da kazanamadı. Üstelik yaşı da 60’ı çoktan geçti ama hala istenilen ayara giremedi. Siyaset yapamıyor. Tıpkı bir kadın gibi davranmaya, şok edici değerlendirmeler ve çıkışlar yapmaya devam ediyor.

Bu halleriyle Meral Akşener, teknik yeterliliği bulunmadığı halde trafiğe çıkmış bir aracın bir de fireninin patlaması misali büyük tehlike arz ediyor. Kendisini zaten bitirdi. Hem şu son zamanlarda mühim siyasi konularda kendini bitirecek hatalı kararlar aldı, yanlış saflarda saf tuttu, yanlış çıkışlar yaptı, hukukun gereği olarak ezilip geçilecek kesimlerle bir arada kaldı ama bir de yine siyasette var olabilmek için namusunu araç etmek kadar seviyesizce yeni bir çıkış daha sergiledi.

Meral’in Türkiye siyasetinde bulunduğu her gün, her an, her şey yaşanabilir. Aklı başında siyasetçiler “Nasıl yani? Bu ne demek şimdi? Bu konu/konuşma buradan oraya bir anda nasıl geldi?” tarzında krizler yaşayabilirler. Şu anda seçim olsa yüzde iki küsur oy alacak olan partisinin içi hep fokur fokur kaynıyor. Pek çok yerde hala doğru düzgün parti teşkilatı yok ve olanlar da çok zayıf ama parti teşkilatlarının Meral’e çok kıymet verdiği ve çok liyakatli bulduğu da yok. Hatta sözde İyi Partili vekiller de çoğunlukla aynı görüşteler. Süleymanlılar cemaatinin açık ve büyük desteği olmasaydı sözde İyi Parti 2018 seçimlerinde o kadar oyu da alamazdı. Kendi teşkilatının bile Meral’den kurtulup huzur bulması gerekiyor.

Yazılması, yorumlanması gereken ve hatırlatılması gereken çok şeyler var ama bu kadarı da kafi… Söz uzatılmayıp da hukukun gereği yapılmalı ve Meral Akşener bir çok farklı suçlama ile acilen yargılanmalı. Yeni Meral Akşener’lere de izin verilmemeli.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yine bir Mason, yine bir gizli Yahudi…

Gizli Mason ve gizli Yahudi Prof. Dr. Taner Demirer de aşı ihanetlerine katıldı…

Türlü kirli işlerin, kirli bağlantıların içinde olan ve pek çok suç maddesinden derhal yargılanması gereken Taner, “21’inci günde antikor baktırdım, hakikaten çok yüksek düzeyde antikorum çıktı. Çin aşısı ölü bir aşı. Dolayısıyla güvenilir bir aşı, tarihsel bir kaydı da var” diyerek aşının yaptırılması gerektiğini söyledi.

Çok sık olarak evrakta sahtecilik suçları işleyen ve resmi evraklara ihtiyaç duyduklarında Yahudi/Mason/Satanist organ mafyalarının hep yanında olan, türlü kara para gelirleri elde eden gizli Yahudi Taner Demirer, ne olduğu bile meçhul olan aşıların milletimize yapılması kampanyasında üzerine düşen rolü oynuyor.

Taner Demirer “Milletimize Pandemiyi yenelim, etkisini azaltalım, eski normalimize dönelim istiyorsak mutlak surette aşı yaptırmamız lazım. Bir ülkede pandeminin kontrol altına alınabilmesi için insanların en az yüzde 60’ının aşılanması gerekiyor. Bu küresel bir problem. Dünya insanlarının en az yüzde 60’nın aşılanması lazım ki pandemiyi kontrol altına alabilelim. 50 milyon aşı gelir de nisana kadar 25 milyon insanımızı aşılayabilirsek bu iyi bir adım olacak. Aşıdan korkmamak lazım. Ükemizdeki insanlarımızın hızlı aşılanması ve aşı kabul oranımızı yüzde 80’e çıkarmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hala aynı hallerdeler…


Son günlerdeki metafizik çatışmalarda o kadar büyük kaybettiler ki birkaç cümle ile anlatabilmek mümkün değil…
Ben sizlere baştan söylemiştim. Ne oldu? Yine haklı çıkmadım mı? Sizlere kıymet verdikleri yok. Umurlarında bile değilsiniz. Kaçınız öldü, hani intikamı? Yine metafizik, yine metafizik… Yapabildikleri tek şey metafizik saldırı ve o da işimize geliyor, daha da büyük kayıplar verdiriyoruz. Bu arada, panik haliyle başka ülkelere kaçanlarınız var ya, onların hallerini de takip ediyor musunuz?

“Korona” ve “kalp krizi” çok dikkat çekmeye başladı. Bundan sonra başka şeyler de söyleyin. “Banyoda sabuna bastı” deyin, “İntihar etti” deyin, deyin bir şeyler, artık ne diyebilecekseniz…

Bu da Antalya’dan….
Ayakları ve kuyruğu kesilerek bir yere atılmış ve ölmüş bir kedi…

Ayakları kesilen kedi-köpek vakaları yaşanmaya devam ediyor. Çünkü Türkiye’nin dört bir yanındaki gizli Yahudiler, Satanistler, Masonlar, gizli Ermeniler, gizli Ezidiler, gizli Süryaniler, Ortodokslar, Katolikler ve daha kimler kimler, metafizik çatışmalara dahil oluyorlar. Bu zavallı hayvanların patilerini, kuyruklarını da büyüler yapmakta kullanıyorlar.

Bundan daha vahimi ise kaçırılan çocukların ve yetişkin insanların da Türkiye sınırları içinde yapılan büyü-satanist ayinlerinde kurban edilmeleri. Her gün onlarca, bazı günler ise yüzlerce insan büyü ayinlerinde öldürülüyor ve eğer gerçekten isterlerse istihbarat ve emniyet teşkilatlarımız, insanlıktan çıkmış bu sadist iki ayaklı acayip mahlukların kimliklerini, bağlantılarını, ağlarını, gizli mekanlarını, yurt dışı bağlantılarını tespit edebilir ve engelleyebilir, çökertebilir.

Mehmet Fahri Sertkaya