Etiket arşivi: Tapınakçılar

Ne kadar çok paniklediler

Ne kadar çok paniklediler

Gece yazdığım Nazca çizgilerine ve gerçek dünya tarihine dair yazı, zaten bu sahada yıllardır yazdığım onlarca yazımın üstüne artık tamamlayıcı bir yazı gibi oldu.

Dünya üzerindeki etkili ve yetkili kişiler arasında hemen ilk saat içerisinde büyük bir mevzu oldu. Herkes birbirine farklı lisanlara çevrilmiş hallerini gönderdi. Çok yüksek bir haberleşme trafiği de oldu, görüşmeler yapıldı ve hala yapılıyor.

Dünya üzerindeki müesses nizamın, satanistlerin kurulu sisteminin en büyük taşıyıcı kolonuna da devasa bir bomba koyup patlatmış ve yıkmış bulundum. Bundan sonra satanistler, yahudiler, masonlar, tapınakçılar, evrimciler, sözde bilim adamları, bir bütün olarak Ankebut Ağı, fikir, bilim ve eğitim sahasında da tuzla buz olacak.

Pek çok farklı dinin, tarikatın, cemaatin, ülkenin/milletin ve kültürün mensupları arasında şaşırıp kabullenenler de inanmak istemeyip ısrarla ret edenler de oldu, olacak. Ancak konuşmalardan anlaşılıyor ve akıl, mantık da bunu söylüyor ki kabullenemeseler de çok kısa sürede şu müesses nizam yıkılacak, bunun farkındalar, inatla ret etmenin fayda vermeyeceğinin de herkes farkında… Artık hiç kimse dünya tarihine bu güne kadar olduğu gibi bakmayacak. Dürüst karakterli hiç kimse evrim teorisi safsatasına dönüp bakmayacak ve bunların kitaplarını, belgesellerini ve programlarını izlemeyecek. Bunların okullarda ders kitaplarında bulunmasına da izin vermeyecek.

Bu gidişatın çok yakında bu neticeyi vereceğini gören, bu son yazımla birlikte buna emin olan ve ümitsiz de olsalar her şeye rağmen sabaha kadar uyuyamayıp hemen bir şeyler yapmak isteyen kişiler de çok oldu. Bunların başını da yine Yahudi/Satanist kişiler çektiler.

Türkiye’de de gizli Yahudi Youtuberlara hemen talimatlar verildi. Gizli Yahudi Barış Özcan bu gecenin sabahında “Nazca çizgilerinin sırrı” başlığı ile kuru gürültü bir video paylaştı.

Herkes izlesin, bu video, bu gizli Yahudi ve art niyetli Barış Özcan’ın gerçek yüzünün kısa sürede görülmesinde büyük paya sahip olacak. Çünkü video büyük panikle, dersini çalışmadan, art niyetle, çok sayıda açıklar verilerek ve aceleyle hazırlanmış

https://www.youtube.com/watch?v=4AgrxE11hG0

Satanist Barış Özcan’dan zaten başka bir şey beklenmezdi

İblis’e insan kurban edilen satanist ayinlerine de katılan gizli Yahudi Barış Özcan’ın hazırladığı bu videoda, dördüncü dakikada, şu gördüğünüz görüntü paylaşılmış.

Nazca’da görülen çizgilerin bir benzerinin Kentucy’de, 7 Ağustos 1982 tarihinde, altı kişi tarafından, sadece sopalar ve ipler kullanılarak çizildiği iddia edilmiş. Zaten bakarsanız internette, onlarca farklı lisanda bu iddia hep yazılmış. Lakin iddia edilenler doğru değil, bu hususta da gerçekleri bilenler var ki bu çizimi de dünyadaki uzaylılar çizdiler. O altı kişinin arasında biyonik robotlar vardı, gayet de yüksek teknoloji kullandılar ve o çizim de havadan çizildi.

CIA’ya bağlı olduğunu bildiği Yahudi kişilerden sürekli talimatlar alarak videolar hazırlayan ve on binlerce çok zeki ve bilgili Müslüman Türk Youtuber sansürlenirken CIA’nın Youtube’nda haksız şekilde markalaştırılan Barış Özcan, isterse yanına beş normal insan alsın, biraz da sopalar ve ipler alsın, 350 metreyi bulan Nazca çizimlerinden birini Türkiye’de istediği yerde çizsin. Ben yanlarına, onları gözetleyecek ve hile yapıp yapmadıklarını fark edecek onlarca kişiyi gönderir ve her safhasında video kayıtları aldırırım. Yapabilecekse kendisi bunu yapsın ve biz de sadece ip ve sopa ile yapılabildiğine kani olalım.

Bu hususta zorlanırsa, bu videosuna sponsor olan KAFT’ın kabalacı, büyücü, ayinci ve sadist ekibinden de yardım alabilir. Hatta KAFT’ın bünyesindeki hatta sözde eğitim verdiği bütün Yahudi, Satanist kişileri de yanına alsın, iddia ediyorum ki yine bu şekilleri bu isabetle ve bu büyüklükte çizemezler.

Eskisi gibi değil… Bu oyunu dünya genelinde bitirdik. Bu satanistlerin/yahudilerin her şeyini içlerinden, en derininden biliyoruz. Hepsini tanıyoruz, bütün inanç esaslarını, bakış açılarını, oyunlarını, ihanetlerini, teşkilatlarını ve tarih boyunca da insanlığa ve milletimize neler yaptıklarını da biliyoruz.

Bu yazıyı okuyan herhangi bir kişi, Barış’la gerçek bir görüşme ya da internet üzerinden bir sesli görüşme yapmamızı sağlayabilir. Ben buna şu anda da hazırım ve 10 dakika bile karşımda kale alınır cümleler kuramayacağını, CIA tarafından şişirilmiş bir piyon gizli Yahudi olduğunun tamamen meydana çıkacağını garanti ederim.

Merak edenler çoktur

Çok yıllar önce bu hususa dair paylaşımlar yapmıştım ama şimdi tekrar etmekte fayda var. Ben ömründe bir tek Erich Von Daniken kitabı bile okumadım. O en meşhur kitabı olan Tanrıların Arabası’nı da okumadım. Önsözünü ya da özetini de okumadım. Bir tane bile Daniken makalesi okumadım. Bir tane bile Daniken belgeseli izlemedim. Başka bir belgeselin bir iki dakikasında onun da görüşü sorulmuştu, o kadarını izlediğimi hatırlarım.

Erich henüz beş yaşlarında iken Türkiye’de, İstanbul’da Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, hem geçmişte yüksek bilim ve teknoloji çağları yaşandığını, hem de uzaylıların varlığını anlatıyordu. Bunları açıkça da anlatıyordu. Bu konulara dair giriş seviyesindeki bilgileri camilerde cemaate vaz ederken de anlatıyordu.

Yıllar önceki söz konusu paylaşımlarımda bu hususa temas etmiştim. Bizim cemaatimizin samimi ve gayretli mensupları bu hususları 1940’lardan beri biliyorlar. Hatta benim bu güne kadar anlattıklarım devede kulak misali, azıcık bilgi kırıntıları. Daha neler neler biliyoruz.

Bu mevzulara girilince sözü hemen Daniken’e götürüp onun üzerinden konuyu sulandırmak da ayrıca bir art niyet. Şu sayfalarda, kanallarda, bundan 7-8 sene önce bile, uzaylıların binlerce sene önce dünyamızda bulunduklarına, dünyada pek çok eser bıraktıklarına dair onlarca somut delil paylaştım. Dürüst olan hiçbir insan bunları görmezden gelemez ve tartışma hemen biter. Hem uzaylıların varlığı, hem binlerce sene önce de dünyamızda oldukları hem de dünyanın dört bir yanında izler ve eserler bıraktıkları en somut şekliyle ispatlı…

O halde Barış’ın ve benzerlerinin derdi nedir? Asıl endişeleri nedir? Daha dün bile Meksika hükumetinin bulduğu tabletleri gösteren videoyu bilmem kaçıncı tekrarla paylaştım. Bu Barış Özcan gibilerin şifası yok. Çünkü gerçekleri bilmiyor değiller. Görmüyor değiller. Uzaylıları getirip karşılarında konuştursanız bile inkar etmek zorundalar. Zaten en başından beri gerçek olduğunu bile bile inkar ediyorlar.

Şu kısmının tartışması gerekiyor: Bunlar bu gerçekleri kabul edince dünyada ne gibi değişmeler olacak, neler yaşanacak ve bunlar neler kaybedecekler.

Mehmer Fahri Sertkaya

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” Serisi….

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Tansu Çiller…

İstanbul Belediyesi çalışanı kripto Yahudi bir baba (Hüseyin Necati) ile onun sekreterliğini yapan Selanik göçmeni bir annenin, aynı evde geçen 10 yıllık gayr-i meşru ilişkisi neticesinde istenmediği halde dünyaya gelen Sabetaycı bir gizli Yahudi. Annesi ve babası gayr-i meşru yaşamaktan hiç rahatsız değildi, yine de direndiler, gayr-i meşru yaşamaya devam etmek istediler ama istenmeden olan Tansu doğduktan yedi ay kadar sonra zaruri görerek evlendiler.

Aile, damarı kesilse CHP diye akacak kadar solcu ve İnönü’cü bir aile ama kod adı “CIA’nın gülü” olan kızları sağ kesimde ve çok çok hızlı manevralarla yükselerek siyaset yaptı. Tansu’nun kocası Özer Uçuran Çiller ise tapınakçı. Özer, “Tansu” kriptolojisi ile isimlendirilen bu kızı almak için, onun soy adını kullanmayı bile kabul etti. Tan-su’nun babası Hüseyin Necati Çiller, çok geçimsiz, sinirli, vasıfsız, lüzumsuz biri idi ama içimizdeki İsrail’in Türklerin yönetimini hile ve ihanet ile ele geçirmesinden sonra adına rejim kurduğu Sabetaycı gizli Yahudi Atatürk’ün yakınında bulunabilmiş biriydi.

Yolsuzluk, ihalede fesat, peşkeş, yalan beyan, paralel devlet, cinayet, katliam, iltimas, ihanet dahil hemen hemen akla gelen her suçtan hala yargılanması gerekiyor Tansu’nun… Tahkikat yapılırsa, üniversite diploması ve Profesörlüğü de çok büyük ihtimalle sahte çıkacak. Gerçek seviyesi, lise mezunlarının bile gerisinde… Atasını ziyarete gittiğinde Anıtkabir özel defterine yazdıkları ve sergilediği seviyesi artık bütün Türk milletinin dilinde. Tek başına bırakılsa, kurulu bir düzen halinde orta büyüklükte bir mahalle marketi kendisine teslim edilse, kuvvetle muhtemel altı aya kalmadan iflas ettirecektir.

Resmiyette/görünürde ekonomi profesörüdür. Boşbakan iken bile ekonomiye dair yaptığı yorumlar “inanılamaz” görülmüştür. İçimizdeki İsrail’in basın ve medyası, milleti şoka sokan değerlendirmelerinin durmaksızın tekrar edeceğini bildiğinden, aşırı dikkatli davranmıştır ama o, canlı yayınlarda da aynı vasıfsızlığı ile herkesi şaşkına çevirmiştir. Ekonomi haricindeki konularda da akıl almaz gafları ile meşhurdur. Ülkede, aldığı ekonomik kararlar ile bir anda büyük bir ekonomik kriz de çıkartmıştır. Türkiye’nin resmi boşbakanı olarak yabancı erkek devlet adamları ile görüşürken, istediği şartları kabul ettiremediğinde, kadınsız tavırlar sergilediği, hatta muhatabının bacakları dahil bedeni ile kendi ellerini temasa geçirdiği dahi sık sık iddia edilmiştir. ABD başkanı Clinton’ın Tansu’yu tenha bir köşeye çektiği iddiası da ilk anda sarsıcı ve iç acıtıcı gelse de, iddia sahipleri dikkate alınması gereken kişilerdir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Deniz Baykal…

Sabetaycı gizli Yahudi. AKPKK’nin tek başına iktidara getirilmesinde gizli Ermeni Devlet Bahçeli kadar etkili biri. Baykal, AKPKK’nin kritik isimlerinden Sabetaycı Bülent Arınç ile de akraba. CIA, Soros, MOSSAD, İçimizdeki İsrail dahil herkesle bağlantılı. Tansu Çiller gibi onun da derhal derya kadar suçlama ile yargılanması icap ediyor. Hiçbir sıradışı kabiliyeti, hüneri ve bilgi birikimi yok. Enerji bakanı iken bile ülkeyi enerji krizine soktu ve silinip gitmesi gerekirdi. İçimizdeki İsrail’in, Atatürkçülük adı altında kurduğu hain rejimde, paralel devlet teşkilatı halinde kolladığı, muteber gösterdiği biri. Gerçek bir Türk basın ve medyası olsaydı, siyasi hayatı yarım saatte bitirilebilirdi. Üzerine geçen onlarca sene boyunca Türkiye’ye ihanet etmesi önlenebilirdi. AKPKK eli ile işlenmiş bütün suçların dünyada, ahirette sorumluluğu da Baykal’ın üzerinde.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Bülent Ecevit…

Karısı gibi kendisi de Sabetaycı gizli Yahudi. Karısının gerçek adı Rahşan değil Raşel. Bırakın koca memleketi, tek başına bırakıldığında ciddi bir devlet kurumunu bile yönetecek vasıfta biri değildi. İçimizdeki İsrail+Masonluk+CIA marifeti ile parlatıldı, iktidara getirildi ve hep popüler kalması sağlandı. Son zamanlarında çok yönden rahatsızlıklar yaşadı. Huysuzlaştı, itaatsiz oldu, günü gününü tutmaz oldu ve onlarca sene onu oynatan güç odaklarının gözünden bakınca “bir çuval inciri berbat eden adam”a dönüştü. Onlar tarafından yıkıldı. Kullanıldı ve atıldı. Bunda karısı Raşel’in huysuz, öfkeli, hesapsız tavırları da etkili oldu. Devlet yönetimi de şairliği kadar berbattı. Çıkarttığı aflarla, yüz binlerce masumun daha canı yandı. İktidarda iken devlet tarifi bile zor ekonomik sıkıntılar yaşadı. Türkiye için çok kritik olan çok mühim olan meselelerde Masonlardan, içimizdeki İsrail ile CIA’dan talimat almadan hiçbir şey konuşmadı ve hiçbir adım atmadı. Kıbrıs Barış Harekatı’nı bile onların talimatı ile hazırladı ve çok iyi rol yaptı. Siyonizm ve CIA, Yunanistan’da darbe yapan ve halk desteği de bulan cuntacıları devirmek ve Yunanistan’ın başına yine CIA’ya çalışan kadroları getirmek istiyordu ve Türkiye’nin başına getirdikleri Bülent’i kullanmaktan hiç geri durmadılar, Kıbrıs üzerinden cuntacıların imajını yıkmayı halk desteğini kırmaya başladılar. Ecevit’in ihanetlerini özetle anlatmaya bile onlarca saat gerekir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Alparslan Türkeş…

Kripto Yahudi. Aslen Kayseri Yahudilerinden. Muzırlıkları sebebi ile Osmanlı’nın son zamanı Kıbrıs’a sürgün edilen, içimizdeki İsrail mensubu bir ailenin ferdi. CIA piyonu. Pentagon yetiştirmesi. Hususiyle, Siyonizmin ve CIA’nın komünizm karşıtı mücadelesinde Türkçülük akımını kullanmayı seçmesi ile, bu yolda kullanıldı. Onun Pentagon’da bu minvalde gizli eğitimler aldığı sırada, ABD’nin dünyanın dört bir yanından antikomünist mücadele için eğittiği insan sayısı 800 bini bulmuştu. Siyonizm çok sıkışıp paniklediğinde, Türkiye de çevre ülkeler gibi komünizme kaymasın diye Sabetaycı gizli Yahudi Adnan Menderes’i İslamcı lider rolüne büründürmüş ve hızla İslami serbestlik vererek komünizm akımının karşısına çıkartmıştı. Bunu bir zaruret olarak yaptılar ve aslında çok riskli gördüler. Komünizme karşı mücadele güçlenmiş ve Türkiye’de biraz da nefeslenmiş, rahatlamışlardı ve sonrasında komünizmin karşısına Türkçülük akımı ile çıktılar. Kendi adamları olan Sabetaycı gizli Yahudi Menderes’i deviriken kullandıkları kadro arasında Türkeş de vardı. Bu proje çerçevesinde kullanılan çok sayıda kripto Yahudiden biridir gerçek adının Alparslan Türkeş olup olmadığı hala kesinleştirilememiş olan bu şahıs… Oğlu Tuğrul Türkeş de aynı güç odakları tarafından Siyonizmin ve CIA’nın AKPKK’sinde bakan yapılmıştı. Millet uyanmasın diye de CIA’nın adamı gizli Ermeni Devlet Bahçeli ile sözde atışmış da bu sebeple çaresiz kalarak baba ocağından ayrılmış ve AKPKK’ye gelmiş rolü oynamıştı. Akademi Dergisi olarak gerçek kimliğini, niyetini ifşa ettik, bağlantılarını da iyice ifşa edecektik ki panikle geri çektiler.

Neden geri çekildiğini koca memlekette hala kimse anlayamadı. Diyanet’ten sorumlu devlet bakanı, Boşbakan yardımcısı, hükumet sözcüsü Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş’un onunla aynı anda neden aniden geri çekildiğini ve ta Turizm bakanlığına getirildiğini… Doğan Medya denilen ve resmiyette gizli Yahudi Aydın Doğan üzerinde gösterilen içimizdeki İsrail’in kurumsal medyasının neden aniden resmiyette el değiştirdiğini… CIA’nın AKPKK projesinin en kritik ailelerinden Karay Yahudisi Ülker ve Sabetaycı Yahudi Şahenklere neler olduğunu, bunları neden panik sardığını… Genel başkanı Meral Akşener’in bile Sabetaycı gizli Yahudi olduğu İYİ Parti projesinin etkili isimlerinden Kripto Yahudi Ümit Özdağ’ın hiç olmadık bir anda neden ansızın geri çekildiğini kimsenin anlayamadığı gibi…

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Mesut Yılmaz…

Konuşmalarının arasında durup düşündüğü anlara reklam koymak mümkün olan, aşırı gergin ve iç hesaplı şekilde, endişeli tarzda ancak konuşabilen… ADL, JDL, Bilderberg dahil Siyonizmin hemen bütün teşkilatları ile iletişimi ve işbirliği olan… Boşbakan iken resmi yurt dışı ziyaretlerinde bile kumar oynayan, bir seferinde çıkan kavgada mafya babasının birinin attığı kafa ile burnu kırılan ve derhal vatana ihanet dahil onlarca vahim suçlama ile tutuklu yargılanması gereken bir gizli Ermenidir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Uğur Dündar…

O gün o programına çıkarttığı herkesin gerçek kimliğini, bağlantılarını, hedeflerini detayları ile bilen ama kendisi de onlardan olan bir kripto Yahudidir. Bu haline rağmen hayatı boyunca Türklük, Atatürkçülük, Türkiye vurgulu eylem ve söylemleri ile aslında sinsi surette ve militan seviyede Türk/Türkiye düşmanlığı yapmıştır/yapmaktadır. Siyonizm, ortadoğuda işgalleri kırk yıldır yapamayınca, Büyük İsrail projesi gerçekleşmeyince, yeni bir strateji olarak AKPKK projesi ile ılımlı İslamlı T.C. projesini devreye alınca, AKPKK ve el Kaide, el Nusra, IŞİD üzerinden bölgeyi mahvetmeyi ve sonra işgal etmeyi planlayınca, ülkedeki gizli iktidarlarının yıkılacağını düşünerek buna uymamış, kendisi gibi buna uymayan kripto Yahudi arkadaşları ile, başta da kripto Yahudiler Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan ile birlikte, resmiyette Sabetaycı gizli Yahudi Burak Akbay’ın üzerine gösterdikleri Sözcü gazetesinde yoluna devam etmiştir. Gizli kameralı özel ekiplerle birlikte, öğretmenleri ile birlikte Cuma namazına giden orta okul öğrencilerini takip ettirip sözde haber yapması hep hafızalardadır. Başörtüsü aleyhinde, milletimizin Müslümanca yaşama mücadelesi aleyhinde mücadelesi, yalanlarla, büyük suç kapsamında yaptığı sözde haberleri ve sözde açık oturumları hep hafızalardadır.

Hala vatana, millete ihanet suçlarını işlemeye devam ettiği Sözcü’de “Sınıfta namaz” şeklinde manşetler attırmaktadır. Sicili çok bozuktur. Yalan haberlerden, kumpas kurmaktan, haber mühendisliklerinden dolayı çok cezalar almıştır. Aydın Doğan medyası denilen paralel devlet teşkilatının, ihanetler de dahil on binlerce vahim suçunun gönüllü suç ortağıdır. CIA’nın kontrolünden kurtulmuş bir Türkiye’de, gerçekten Türk hukuk sistemi denilebilecek bir sistemin onu da tutuklamadan bir gün bile dışarıda gezdirmesine ihtimal vermek mümkün değildir. En büyük maskeleri, kendileri gibi kripto Yahudi olan Adıtürk adına ihanet ve terörle kurdukları hukuksuz, katliamcı ve hükümsüz rejimleridir.

Mehmet Fahri Sertkaya