Etiket arşivi: Gizli Ermeniler

Derhal idam edilmeliler

Hükumet, TBMM, MİT, TSK başta olmak üzere… Devletimizin kurumlarına sızmış bütün gizli Ermeniler, gizli Yahudiler ve diğer kriptolar tespit edilmeliler ve derhal idam edilmeliler. Yoksa TR’deki bu ihanetler, acılar, zulümler ve devasa sorunlar bitmeyecek. Ortada bir TR de bırakmayacaklar. “Suriyeli din kardeşlerimiz” dedikleri gizli Ermenileri, Ezidileri, Süryanileri TR’de birinci sınıf yaptılar.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Melhame-i kübra

Melhame-i kübra, sezon 1, bölüm 1

Bölüm özeti:

İngiltere’nin gayr-i resmi sömürgelerinden biri olan ABD’nin Dışişleri Bakanı Blinken, suni afetlerle peş peşe vurulan Amik ovası çevresine gelir. Bölgede incelemeler yapar. Bu ziyaretiyle dünyadaki taraflara siyasi mesajlarını da vermiş olur.

Ardından bölgede ve Türkiye’nin başka bölgelerinde başka başka suni afetler de yapılır. Önce insani yardım iddiasıyla çok sayıda ordunun askerleri, gemileri, uçak gemileri Türkiye’ye gönderilir.

Türkiye’nin iyice zayıf düştüğüne, kapsamlı bir işgale mani olmayacağına kanaat edildiği anda, onlarca ülkenin ortak askeri birlikleri Türkiye’nin dört bir yanında aynı anda işgal faaliyetleri başlatır. Trakya, Marmara, Ege, Karadeniz, Doğu, Güney Doğu, Akdeniz ve İç anadolu bölgelerinin hepsinde eş zamanlı işgale teşebbüs edilir. Bu kapsamda en büyük birliklerden bazıları Hatay’dan işgale teşebbüs ederler.

Hain Ankara hükumeti, Türkiye içindeki on binle gizli Ermeni ve Yahudi, TSK Genelkurmay kademesindeki hainler, adalet sistemindeki hainler, istihbarat ve emniyet birimlerindeki hainler de bu süreçte işgal güçleri tarafından kullanılırlar. Sözde Türk basın ve medyasındaki binlerce hain de işgalcilerin yönlendirmelerine göre, Türk milletini kandıran ve kafese çeken tarzda yayınlar yaparlar.

Türkiye, bu kadar büyük ve kapsamlı bir işgal teşebbüsünden kurtulabilecek midir… Tarihin böyle devirlerinde çıktığı gibi şimdi de bir kurtarıcı kahraman çıkacak mıdır…

Devam eden bölümleri kaçırmayın…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şu adi ve vahşi tiyatrolara kanan bir kişi kaldı mı bu ülkede?

Kaç sene önce ifşa ettim Mevlüt’ün gerçek kimliğini, nasıl biri olduğunu, bağlantılarını… Türk ve müslüman olmadığını, hain olduğunu, kara paracı olduğunu, vasıfsızın da teki olduğunu… Benden davacı oldu ama o kısımları, gerçek yüzünü meydana seren ve derhal vazifeden alınıp da idam edilmesini gerektiren o kısımları dava konusu bile edemedi. Kendince malzeme bulduğunu zan etti, başka birkaç şeyi ön plana çekti, heyecan yapıp davacı oldu ve beraat da ettim. Üstelik adil yargılanma şartları dahilinde değilken bile beraat ettim.

Mevlüt, Yunan tarafından daha şiddetli bir Türk ve İslam düşmanı… Şu fotoğraf karesinde, acı günde birbirinin halini anlayan ve dargınlıkları, düşmanlıkları bir kenara bırakan iki komşu ülke ve yetkilileri falan yok.

Türkiye’yi, Türk milletini, aleni şekilde onlarca ülkeye satan hain Ankara hükumetinin, bu acı günde bile kahpece sergilediği ve tahammül edilemez bir ihanet hamlesi var.

Tek kurşunla değil, şarjör dolusu kurşunla “ödüllendirilmesi” gereken bir kahpelik var. Baştan beri de bunu yaptılar, yapıyorlar. Sözde basın ve medya görevlileri, o gizli kimlikli Ermeni ve Yahudi pislikleri de aynı merkezden talimatlar alıyorlar. Hala bize her kötülüğü yapmakta olan, hala bize sinsice saldırmakta olan, imkan bulsalar her an bizi işgal etmeyi deneyecek olan ülkeleri ve yetkilileri dost, yardımsever gösteriyorlar.

Bundan daha büyük ve daha vahim bir ihanet olabilir mi?

O sözde dost ve sözde yardımsever ülkelerin yetkilileri gelsinler benimle aynı masada karşı karşıya, istedikleri basın/medya görevlilerini de alsınlar yanlarına, geçelim ortak canlı yayına ve ben aslında kimin dost, kimin düşman/şeytan olduğunu çarpayım suratlarına… Kimin neler çevirdiğini, kimin azılı Türk ve İslam düşmanı olduğunu, kimin başımıza geçirilmiş hainlerle neler konuştuğunu, nasıl planlar içinde olduğunu… Kimlerin bu ülkede ve kendi ülkesinde “ortak” kara para işleri yaptıklarını… Afet bölgelerinden neleri nasıl kaçırdıklarını, ayinciliklerine, sübyancılıklarına, organcılıklarına kadar anlatayım…Kendi halkları da izlesin canlı yayını, Türk halkı da izlesin. Haydi Mevlüt’e de Yunan yetkililere de bunu teklif edin, bakalım ne diyebilecekler.

Yakarım, yaktırırım, milyonlarca kişinin ayaklarının altına aldırırım, bu ülkedeki sözde gazetelerin, televizyon kanallarının ihanet üslerine dönüşmüş mekanlarını… İçinde de nefes alabilen bir tek canlı bırakmam. Ne ordu çıkabilir karşıma, ne emniyet… İkisinin de en az yüzde sekseni benden yana… Böyle olduğu için zaten o savaş gemilerini doldurdular ülkemizin etrafına…

Bu ülkenin sinirleriyle kimse oynayamaz. Hiç kimse o Yunan yetkiliyi böyle de karşılayamaz, afet bölgesinde de gezdiremez, bu şekilde basında ve medyada milleti kandırarak reklam da ettiremez.

Ettiriyor mu, sonucuna katlanır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Rasmus Paludanda bir biyonik robot

Bu gün, yarın ya da bundan sonra herhangi bir gün… Danimarka’da Kur’an-ı Kerim yakılırsa ya da ayaklar altına alınırsa… Danimarka’yı metafizik saldırılarla adeta imha edeceğiz. Detayları her seferinde yazmıyorum. Yerin altında da üstünde de neler yaşanacağını Danimarka’daki bütün taraflar zaten biliyorlar.

Biden hükumetinin Ankara hükumetinden hiç farkı kalmadı. Hükmünü iyice kaybetti. Şu andaki direnişleri bir mantıksızlık eylemi…

ABD karmakarışık bir siyasi kaosa sürükleniyor. Devleti ayakta tutmak isteyenlerin ikinci bir hükumet gibi sistemli hareket etmemeleri halinde, ABD en iyi ihtimalle parçalanacak.

Amerika Birleşik Devletçiklerindeki eyaletler arasında, ABD’den ayrılmak isteyenler… İstanbul’un hassasiyetlerine riayet edebileceklerse… Samimi olabileceklerse… İstanbul merkezli yeni sistem onlara da açık. Onların da karar verip hamle yapmaları için fazla vakitleri yok.

Kaçan kaçana…

Haber metni: “İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un danışmanı Peter Magnus Nilsson, yasa dışı yılan balığı avladığının ortaya çıkması üzerine istifa etti.”

Rasmus Paludan bir biyonik robot. Vatikan’la görüşüyor ve Kur’an-ı Kerim yakma talimatlarını da Vatikan’dan alıyor.

Zaten Putin ve Tayyip suretlerindeki biyonik robotlar da Vatikan’daki biyonik robotlara bağlılar. Oradan talimatlar alıyorlar.

Batı dünyası o kadar büyük bir batakta ki yakın gelecekte İngiltere’nin son çare olarak Fransa’yı yağmalamasını bekliyorum.

Nereye gidiyor dünyanın ilaçları, yer altı şehirlerine mi?

TCMB başkanı Şahap Kavcıoğlu gizli Ermeniydi. Biyonik robotla yerine geçildi. Şu anda o biyonik robotun kontrolü grilerde… O biyonik robot, Soros suretindeki biyonik robotla da sık paslaşıyor.

Avrupa’nın krizleri derinleştikçe Polonya’yı da yağmalayacaklar.

Yakın gelecekte İsveç diye bir ülke kalmayacak. Başka bir ülkenin sınırlarına dahil olacak.

26 Ocak günü de Avrupa’da büyük krizlerle, çatışmalarla geçti. Basına yansımayan çok sarsıcı gerçekler var.

Fransa’nın kendini ayakta tutabilecek gücü kalmadı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Beşşar Esed de bir gizli Ermeni ve gizli Hristiyan

“Doktorluktan diktatörlüğe Esed” başlığı atmışlar…

İşte bunlar hep yanlış bilgiler…

Çok hatalar var. Türkiye’de Alevi olduğunu iddia edenlerin en az yüzde doksan beşi gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Ezidi vb. oldukları gibi… Esed de Arap Alevisi (Nusayri) değil, bir gizli Ermeni ve Hristiyan… Karısı Esma da öyle… İkisi birden İngiliz casusları…

Gerçi öyle idiler, sonra ikisi de biyonik robot yapıldılar.

Gerçek Esed de azılı bir İslam düşmanıydı ve vatan hainiydi. Kara paracıydı. İnsan kaçakçılığı ve organ işlerine kadar her pis işi yaptı. Tayyiple Bohçalının ortak çeteleriyle beraber de çok kara para işleri yaptı Esed ve karısı…

Şu andaki biyonik robotlar da aynı ayardalar. Şu anlarda, dünyada, yeraltındaki devasa şehirlerde gizlice yaşayan uzaylıların bazı gruplarının çekişmelerinin/çatışmalarının bir tarafında yer alıyor bu iki biyonik robot…

Bu nedenle Suriye meselesinde biraz İsrail’e uyuyorlar, biraz ABD’ye, biraz Rusya’ya, çoğunlukla İngiltere’ye… Her safhada işlerine geldiği gibi kararlar alıyorlar. İşlerine gelmeyen zamanlarda muhtelif taraflara sorunlar çıkartıyorlar.

Böyle çoğunlukla danışıklı, biraz gerçek çatışmalar sırasında milyonlarca Suriyeliyi nakite çevirdiler. Bazısını canlı sattılar, bazılarının organlarını sattılar. Yanı sıra silah ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil olmak üzere türlü kaçakçılık işlerini yaptılar, yapıyorlar.

Evet beyler!

Anlamış olduğunuz üzere denge değişiklikleri ve dolayısı ile tavır/karar değişiklikleri var.

Esed ile karısının emrinde olan bütün siyasi ve askeri yetkililere (erlere kadar herkese) hemen şu anda bu ikilinin emirlerinden çıkmayı tavsiye ederim.

Çünkü şu andan sonra, Esed ile karısını ve çetelerini en kısa süre içinde yok etmeye oynayacağım.

Öncelik sıralamasında Ankara hükumeti ve bağlı bütün unsurlar birinci sırada… İkinci sırada ise karı koca Esed’ler ile bağlı bütün unsurlar var.

Tekrar etmekten yorulmadım, yine tekrar ediyorum:

Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile, Türkiye nüfusunun yüzde doksanı yok olacaksa bile, dünya nüfusunun ve devletlerinin yüzde doksanı yok olacaksa bile… Yeraltı uzaylı şehirlerinin ve nüfusunun tamamı yok olacaksa bile..

İşte mesele bu… Hiçbir meselede taviz vermedim, vermeyeceğim. Geri adım atmadım, atmayacağım.

Bunlar için onlarca sene vakit kaybedemem. Bu yazdıklarım çok kısa süre içinde gerçekleştirilecek. Bu nedenle, İstanbulla restleşen ya da restleşmiyormuş gibi rollerle yanaşan ve sinsilik yapan herkes kısa sürede imha edilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kana kan, dişe diş, göze göz

Türkiye ile Bulgaristan arasında göçmen kaçakçılığına karşı ortak operasyonlar yapılmayacak.

Aksine, daha çok göçmen/insan kaçakçılığı yapılacak. Yanı sıra organ, uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve her türlü kara para işleri yapılacak. Bu insanların arasında, organları için öldürülüp parçalananlar, aslında şanslı olanlar. Çünkü küçücük bebekler hatta çocuklar, ayrıca genç kızlar ve erkekler hayatta bırakılarak kaçırılıyorlar. Bunlar ya satanist ayinlerinde işkence ile parçalanıyorlar ya da fuhuş mafyalarına para karşılığında satılıyorlar.

Soysuz’un, bir kara para devletçiği olan Bulgaristan ile çok sıkı bağlantıları var. Bulgaristan’ın başındakiler, Türkiye’nin başındaki insan şeytanlarından daha az şeytan değiller. Hepsi de insanlık namına ve kalabalık insanların önünde, meydan yerlerde asılması gereken insan şeytanları…

Devletlerin kurumlarını, kuruluşlarını, polislerini, ordularını hatta sözde yardım kuruluşları gibi görünen kamu dernek ve vakıflarını bile kara para işlerinde kullanıyorlar. Kızılay bile kıpkızıl bir teşkilat. Bu güne kadar milyonlarca cana kıyılmasına aracı yapıldı.

Yıllardır söylüyorum, Türkiye’de devlet sistemi diye bir şey bırakmadılar. Siyasi parti gibi görünen organize suç, terör ve ihanet örgütleri, devleti ellerinde oyuncak ettiler. Hala, şu şartlarda bile danışıklı dövüşmekle meşguller. Kimsenin şu sözde hükumete, şu sözde adalet sistemine, oradaki gizli Ermeni ve gizli Yahudi ve mason savcılara ve hakimlere itaat etme zorunluluğu da yok. Hatta şu şartlarda hala onlara itaat etmek, vatana ihanet etmektir. Ayrıca insanlığa da ihanet etmektir.

Ben duruşumu çok net sergiledim. Bulgaristan’la meşru ya da gayr-i meşru iş yapacak olanlar, önce mezarlarını kazıp kefenlerini hazırlasınlar.

Çünkü artık milletin hukuk sistemi icra ediliyor. Çünkü artık vatandaşlarımızın kendini, ailesini, çocuklarını, malını, vatanını, devletini, ırzını, namusunu savunma refleksi sergileniyor.

Kana kan, dişe diş, göze göz… Üç beş tane eşkıyaya milletin gücünü göstereceğiz. O büyük teröristler ve büyük vatan hainleri olan Meral Akşener’i de Kemal Kılıçdaroğlu’nu da Abdullah Gül’ü de Ahmet Davutoğlu’nu da Ümit Özdağ’ı da Temel Karamollaoğlu’nu da Ali Babacan’ı da Tayyip Erdoğan’ı da Devlet Bohçalı’yı da meydan yerlerde sallandıracağız.

Buradan geri dönüş yok. Dünyadaki kimsenin, yaşanacaklara engel olma gücü kalmadı. Bazı devletlerde Türkiye’den çok daha fazla kan akacak, insan şeytanları kesilecek. Kan gölüne dönen yerler olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yürümüş gidiyor

Şu Zonguldaklı Cengiz Çaylı’nın kanalı da yürüyüp gidiyor. Çünkü gizli Ermeni ve Çingene kırması bir soydan geliyor. Annesinin Çingeneliği hala çok baskın ve gözler önünde…

Sistem, Cengiz Çaylı’yı da adamdan saymamızı istiyor. Hiç sansürlemiyor, kısıtlamıyor, aksine destekliyor.

Lafa geldi mi Türk ve Müslüman takılıyor ama Youtube üzerinden yaptığı canlı yayında, milletimize hayvancılığa dair, küçük çiftlikler kurmaya dair bir şeyler anlatırken “Şimdi arkadaşlar, kredi kullanın diyorum kızıyorsunuz. Haram diyorsunuz. Ne var sanki bu krediyi alıyoruz da karıya kıza mı gidiyoruz. Ekmeğimizi kazanmaya bakıyoruz” diye pervasızca cümleler kurabiliyor. Zaten müslüman değil, onun rahatlığıyla hareket ediyor.

Bunun gibi vahim çıkışlarına, yorumlarına rağmen hala varlıkta kalıyor, Youtube’da hep Cengiz ve benzerleri, çiftçilerimizin önüne çıkartılıyor. Annesinin gençlerimizin önüne çıkıyor olması ile en vahim sıkıntılardan birini oluşturuyor.

Ahlak bilmez, utanmaz herif… 60 yaşında Çingene anası, kameralar karşısında en galiz küfürlerle sövüp sayıyor, o anlarda kendisi kahkahalar atıyor ve bu kısımları silmeden paylaşıyor.

Bunlara mı kalmış memlekette hayvancılığı/besiciliği öğretmek. Kimse mi kalmamış seksen milyon insanın arasında ve hala bunlar var ekranlarda?

“Rasyon, rasyon, Rota yem, Rota yem” diye tuturmuş, sanki iksir ilmini bulmuş. Dünyanın her yerinde kolayca bulunabilecek bir yem karması yapmış daha doğrusu yaptırmış, birkaç teknik bilgiyi ezberine almış, bulunmaz Hint kumaşı gibi tavırlarla memleketi turluyor.

Danışmanlık yaptığı, teknik yönlendirme yaptığı çifliklerin neredeyse tamamında zavallı hayvanlar hala dışkılarının içinde duruyorlar, yiyorlar, uyuyorlar. Sonra hangisi hangi hastalığa yakalanınca, Avrupa menşeli hangi ilaç bu hayvanlara dayanacak, onu öğretiyor. CIA/Youtube, bu herifi niye sansürlesin?

İç pazite şu, dış parazite şu, ağzına şu, burnuna şu, gözüne şu, memesine şu, falana şu, filana şu…

İlaç deposu gibi oluyor hayvanlar ve sonra o hayvanların etlerini yiyen insanlar şifa bulmuyor, aksine çeşit çeşit hastalıklara yakalanıyor ve kanser oluyorlar.

Bir an önce hayvanların temiz şartlarda yaşatılması için ve hasta olmamalarını sağlamak için ve ilaçlardan kurtarmak için ve böylelikle insanları da hastalıklardan korumak için yapılması gerekenler, Cengiz gibilerin umurunda bile değil…

Bu şartlarda, neden sansürlesin CIA/Youtube bu kişiyi ve benzerlerini?

Oyalayıp duruyorlar Türk çiftçisini, besicisini bu gibi ahlak, haya, din, utanma bilmez lüzumsuzlarla…

Hep bunu yaptılar zaten… Acılar, çileler, zahmetler, sorunlar iyice artınca, kurtarıcı diye de kendi adamlarını sahaya salıyorlar.

Üç kuruş para kazandırmışlar, her hafta köylü pazarına gidiyor, kameralara konuşa konuşa ve göstere göstere, maddi vaziyeti iyi olmayan pazarcı kadınlara üç kuruş fazla para veriyor. Kadınların yüzleri de herkes tarafından görülüyor.

Sorsanız “Örnek bir tavır sergiliyorum” diyecektir. Nefsini, egosunu, hırsını tatmin ettiğini, belki genç/toy, hayat tecrübesi düşük kardeşlerimiz fark etmiyorlardır ama yaşını almış ve gün görmüş herkes anlıyor.

İyilik yapılacaksa, kameranı kapatırsın, hatta gerekiyorsa aile fertlerini bile yanına almazsın, kimseyi rencide etmezsin ve sağ elin verdiğini, sol el bile bilmez. Zaten verdikleri de paradan sayılmaz.

Sonra bir bakıyorsunuz bu adam, vekillerin, bakanların arasında bulunup durduğunu anlatıyor. Sayısız Türk genci, bu sahada tahsil de yapıyor, mücadele de veriyor ama iki adım yol alamıyor. Bırakıp bu işleri, başka sektörlerde çalışarak geçim temin etmenin derdine düşüyor. Diploması, haricinde yaptığı hususi çalışmaları, araştırmaları, okumakla geçen geceleri gündüzleri, masrafları, çektiği videoları, verdiği türlü emekleri hiç oluyor. Hiçkimseye fayda sağlamıyor. Kendisine bile… Saha, onların tutunamayacağı şartlara çoktan ayarlanmış.

Anlaşdı ki Youtube, bir milletin sadece boş vakitlerini yönlendirmiyor. Teknolojisini, devlet yetkililerini, her iş sektörünü, tıbbı/sağlığı, siyaseti, dini/maneviyatı, ahlak ve namus kabullenişlerini, kılığını/kıyafetini, her şeyini yönlendiriyor.

Sonra, ABD bilmem ne tatbikatı yapmış da 96 saatte Türkiye’yi işgal edecekmiş de neler neler… Bu palavraları anlatarak bu milleti ayrıca oyalayanlar da zaten gizli Ermeniler…

Türkiye zaten kuşatılmış hatta işgal edilmiş vaziyette. Sinsice her şeyimiz ele geçirilmiş. İşte gizli Ermeni Ekrem İmamyan, Avrupadan gelen birkaç etkili ve yetkili siyasetçiyle görüştükten sonra devletin/kamunun toplu taşıma araçlarında bile ibnelik savunuculuğu yaptırıyor. Halkı da bu kitapsızlığa açıkça yönlendiriyor. Mfs’nin, milletimizin ve insanlığın menfaatine olarak estirdiği rüzgarları kırmak, aksi yönde rüzgarlar estirmek istiyor.

Memlekette hangi vahim sorunun arka planını araştırırsanız, karşınıza gizli Ermeniler çıkıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İlayda Altıntaş

Daha önce paylaşmış ve İlayda Altıntaş’ın gizli Ermeni olduğunu duyurmuştum.

Bunlar da Eskişehirli gizli Ermeni bir aile… Bakın, inceleyin, şu İlayda Altıntaş Youtube kanalının tutacak hiçbir yanı yok. Son derece amatörce, başarısız, emeksiz, vizyonsuz bir kanal.

Yine de tutuyor ve akıl almaz şekilde büyüyor. Çünkü sistem, Ankebut Ağı ve onun emrindeki CIA, Youtube algoritmalarını buna göre ayarladı.

Kendilerinden olanlar, kendilerine çalışanlar Youtube’da kollanıyorlar. Haksız şekilde yükseltiliyorlar, bir halt yapmadıkları halde zirvede tutuluyorlar.

Çok yüksek sayıda gerçek Müslüman ve Türk kişiler ise kılı kırk yarıyorlar, dünya kadar emek veriyorlar, masraf ediyorlar, güzel işler çıkartıyorlar ama tutunamıyorlar. Sistem onları yok etmeye ya da çok küçük bir aşamada sınırlı tutmaya ayarlı. Büyümelerine izin vermiyor. Çünkü bu Türkiye’de ve dünya genelinde kötüler/hainler, en çok da basın ve medya gücü ile ayakta durabiliyorlar. Bunu ellerinden çıkartırlarsa, kaybederlerse, toptan çökerler.

Hatta şu Youtube reklam gelirlerinde bile bu var. Türkiye’ye ve insanlığa faydalı olacak, satanistlere sorun çıkartacak güzel yayınlar yapanların reklam gelirleri de hak ettiği gibi verilmiyor. Bu yolla da iyi insanların Youtube’da barınamaması, yayıncılık sahasında bulunamaması sağlanıyor. Ödeneksiz, gelirsiz kalmaları sağlanıyor.

Böyle kişilerin videolarının reklam yönetimi/geliri kısmında “kısıtlandı” yazıyor ama Youtube neyi neden kısıtladığını izah etmeye mecbur bile görmüyor kendisini… Normalde Youtube’un dakikalar içinde kapatılması ve tazminat davalarına değil sadece, türlü türlü ceza davalarına muhatap olması gerekiyor ama bu sızmalar devlet kurumlarımıza ve adalet sistemimize kadar yapılmış, yapılıyor. Ve sistemin farklı kısımları birbirlerini kolluyor.

İlayda gibiler, bir de Türk kızı gibi gösteriliyor, topluma örnek diye dayatılıyor. Güya müslümanlık var, müslümanlığın en temel kaideleri bile bunların üzerinde yok. Tesettür bile yok. “Müslümanım, Türküm diyecekseniz de işte bu ayarda kalın, bu kadarcık Türk ve Müslüman takılın. Bizi uğraştırmayın.” demiş oluyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Orhun Topkaya’nın Youtube kanalı

Şu genci de fırsat bulabildikçe izliyorum. Saf gönüllü, iyi niyetli bir kişi… Nasıl bir dünyada yaşadığının, nasıl dengelerin içinde bulunduğunun hiç farkında değil…

Soyunun bir yanı, babadan gelen yanı, Ermeni ve eşkıya soyu… Anne tarafı ise buna inat seyyid Türk soyu… Zaten Orhun Topkaya’nın takdir edilen, sevilen güzel tavırları, davranışları da bu Türk/Seyyid kanından/geninden geliyor.

Babası hakkında çok büyük yanılıyor. O herifin ne kadar sorunlu ve muzır bir varlık olduğunun farkında değil. Zan ediyorum ki annesi farkında ama dillendirmiyor, anlatmıyor.

Babası öyle bir varlık ki neredeyse hiç kimse ile göz göze konuşamıyor. Dağda koyun otlatırken oğlu yanına gelse bile adamı panik sarıyor. Gençlik yıllarından beri pis işlerini herkesten gizleye gizleye yapanlar, böyle davranışları bir süre sonra normalleştiriyorlar, sıradanlaştırıyorlar. Artık dikkat edemeyecekleri zamanlarda bile sanki bir refleks gibi böyle davranıyorlar.

Genelde gizli teröristlerde, cinsi sapıklarda, tecavüzcülerde, hayvanlara tecavüz edenlerde, gözü milletin hanesinde ve karısında kızında olanlarda bu davranış tarzı bulunur/görülür.

Babası, çıkıp da “Bizde kızlar okutulur. Öyle asla şey olmaz” tarzı konuşuyor. Bunu sanki Müslüman Türk bir baba gibi konuşuyor. Evet, bizde, gerçek Müslüman Türklerde de kızlar okutulur ama tesettürüyle, sınırlarını bilerek, gözeterek okutulur.

Orhun Topkaya’nın Youtube kanalı nasıl olmuş da büyümüş, takipçileri yarım milyonu bulmuş ve bazı TV kanalları bile Orhun Topkaya ile röportaj yapmış hatta bazıları belgesel video çekmiş diye merak ediyorsanız, bilmeniz gerekenler işte bunlardı…

“Topkaya” bir gizli Ermeni şifrelemesi… Aslında “Orhun” da her ne kadar Türkçe kelime olsa da gizli Ermeniler başka manaya çekerek bu ismi de çok kullanıyorlar.

Sadece bu aileden konuya devam etsem, saatlerce anlatacağım ve farkına varmanızı sağlayacağım dengeler, sarsıcı gerçekler var. İkamet etmekte oldukları Eskişehir’in gerçek tarihinin, son bir iki asrını özetle anlatmak zaten birkaç saat sürer. Açın Eskişehir Belediyesinin resmi web sitesini ve bakın… Şifreleri çoktan anladınız, sadece heceleme ile şifrelere bakın, sadece o kısımda bile sarsılacaksınız. Devamında daha neler neler var.

Ve gizli Ermeni Yılmaz Büyükerşen…

Çok büyük hain, çok… Bir hukuk devletinde bir gün bile dışarıda tutulmaz, içeride de boş yere beslenmez. Lakin o görünürde sorunsuz şekilde belediye başkanlığı yapabiliyor, arka planda ise çok daha fazlası var… Sözde Türk basın ve medyasında da on numara adam gibi gösteriliyor.

Söyleyin, bu ülkeye Amerikan ordusu ya da başka bir düşman ordusu niye girsin? Gerek var mı?

Düşman işgali altında olsaydık, şunların yaptığı ibnelik propagandasını, çağdaşlık iddiaları arkasında yaptıkları dinsizlik, çıplaklık, nikahsızlık, namussuzluk propagandasını, işgalci düşman ordusu bile yapamazdı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Eda Taşpınar

İçindeki Türk ve İslam düşmanlığını dizginleyemeyerek, bir otel mescidine giderek, orada yarı çıplak ve “seksi” tabir edilen fotoğraflar çektiren…

Hiç değilse İslam’a bu şekilde saldırarak içini ferahlatan o ekran fahişesi Eda Taşpınar da bir gizli Ermeni…

Onu kalemiyle/yazısıyla savunmak refleksi sergileyen Ahmet Hakan pisliği de gizli Ermeni… Hukuki zeminde onu kollayan savcılar ve hakimler de gizli Ermeniler.

Onu şu anda Müslüman milletin elinden alan irade, gizli Ermeni çetelerinin iradesi…

Türkiye’deki gizli Ermeniler işte böyle kafaları alınası pislikler… Bunlar olmasaydı, Türkler, dünya sahnesinden indirilmezdi. Bu memleket, bu bölge hatta bu dünya, böyle cehenneme çevrilemezdi.

İblis’in ve Deccal’ın planları uygulanamazdı.

Bu nedenle o İblis, gizli Ermenilerin asırlardır hep Çingenelerle evlenmelerini, karışmalarını istedi. Türkü sahneden indirmeye ve dolayısıyla dünyayı cehenneme çevirmeye dönük planlar, binlerce sene öncesinde yapıldı ve uygulama konuldu.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Heceleme yapın

İyi niyetlere kapılmayın, devir su-i zan devri…

Dünya tarihinin en sinsi, en teşkilatlı hilelerinin, ihanetlerinin meydana çıkartılıp yıkılması gereken bir devir…

Müslüman, tesettürlü görünen/bilinen bir kişinin, azılı satanistlerin kontrolünde olan, en ileri seviyede Türk ve İslam düşmanlığı yapılan Youtube’da nasıl olup da yükseldiğini ve kanalının/videolarının yayılmasına izin verildiğini merak ediyorsanız…

Heceleme yapın. Evet, evet… Heceleme yapın.
Nur-gül Ak-do-ğan

Daha fazlasını merak ediyorsanız, bu kişinin akrabalarını, köyünü, civarını araştırın. Her şey yüzyıllar öncesinden planlandı ve uygulama sahasına geçildi. Şuradan yola bir çıksanız, Kemal Kacar’a ve soyuna kadar çıkarsınız.

Zaten böyle gizli dengeler, sinsi bağlantılar ve ihanetler olmasa… Yüzyıllar geçse bile gerçek bir Türk/Müslüman çoban kızını televizyon kanallarına çıkartmazlar. Haber sitelerinde iki satırla haber bile yapmazlar.

Kendilerinden olan bir Özgecan katledilince, Türkiye’yi değil sadece, bütün dünyayı sarsmaya kalkarlar.

Türkiye’de bir Türk basını, Türk medyası, Türk sineması, Türk müziği hiç olmadı. Şu anda da yok ve şimdiden sonra olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Her yerde aynı…

Sputnik’in Litvanya’daki Genel Yayın Yönetmeni Kasem, casusluk suçlamasıyla tutuklanmış ve cezaevine konulmuş.

İsabetli bir tavır olmuş. Sputnik, Türkiye de dahil olmak üzere, faaliyette olduğu her yerde pervasızca casusluk faaliyetleri yapıyor. Basın/yayın faaliyeti icra edermiş gibi yaparak, pek çok mühim meselede kamuoyunu yanlış da yönlendiriyor. Bunu da kasten ve art niyetle yapıyor. Bu da nüfuz casusluğu oluyor.

Bana itibar etmeyenler hala kaldıysa, Sputnik Türkiye’nin çalışanlarından biri olan gizli Ermeni Erkin Öncan’ın faaliyetlerini bir soruştursunlar, etrafını soruştursunlar, yayınlarına bir baksınlar ve açıkça görsünler. Tek Erkin Öncan’dan yola çıkılsa bile zaten arkası gelir. Karısı da kendisi gibi… Bu ikili, son derece de kuralsız, utanmaz, alaycı, küstah, karaktersiz kişiler…

Bunların DHPK-C, YPG, PKK ile sürekli bağlantıları var. Yani sadece casusluk, etkili ve yetkili insanları baskı altına alıp yönlendirme ya da etkili ve yetkili insanlarla arka plandan paslaşarak Türkiye’nin aleyhine yönlendirme değil, terör suçlarına kadar bağlantılar, faaliyetler var.

Karısının Avrupa ülkelerindeki teröristlerle bağlantıları şu anda hala aktif…

Herkese göstere göstere ihanet de ediyorlar, teröristlik de yapıyorlar, bölücülük de yapıyorlar, kalemlerini su-i kast silahı gibi de kullanıyorlar, sonra Türkiye güya hür bir ülkeymiş.

Sevsinler böyle hürriyeti… Her yer ihanet, her yer soygun ve vurgun, her yer Türk ve İslam düşmanlığı dolu.

Devletten bile sayılmayacak olan Litvanya kadar olamadık.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi