Etiket arşivi: ABD

Türkiye’nin bağımsız siyaseti devam edecek

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki bütün sorunlar, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunlardır. Türkiye’yi hiç ilgilendirmeyen sorunlardır. Azerbaycan’ın başındaki/idaresindeki kara paracı insan şeytanlarının, o gizli Ermeni ve Yahudi hainlerin, Ermenistanla danışıklı ya da yarı danışıklı dövüşlerine Türkiye karışmayacak. Zaten hem itikaden hem ahlaken yerle bir edilmiş olan, adeta yaşarken öldürülmüş olan Azerbaycan halkının da hiçbir rahatsızlığı yok. O halde kendileri savaşsınlar, kendileri ölsünler. Nasıl oyunlara, tuzaklara alet oluyorlarsa olsunlar. Zaten bu gidişle TR olarak biz onlarla savaşacağız. O kadim Türk topraklarını yeniden Türkleştireceğiz. Bunun başka çözüm yolu yok. Elinde İsrail bayrağı sallayabilen bir Azerbaycanlı “Türküm, müslümanım” dese de bu söz hükümsüzdür, geçersizdir. Savunma bakanlarının, İsrail savunma bakanının yanında, onun tasmalı köpeği gibi durduğunu görüp de ortalığı yıkmayan bir Azerbaycan halkı Türk de müslüman da olamaz. Olduklarını iddia ediyorlarsa da yalandır, bu iddiaları dikkate alınmaz. Bırakacağız, Azerbaycan’ın başına hangi musibetler geliyorsa gelecek. Savaş çıkarsa, kendilerini tuzaktan tuzağa sürükleyen İsrail’den yardım istesinler. Gerçi ortada işler halde bir İsrail de kalmadı ama… Bu da kendi aralarındaki mesele… Ortada gerçek bir Netanyahu kaldıysa, metafizikle çarpılmaktan fırsat bulabilirse… İç karışıklıklardan fırsat bulabilirse… Dünyanın her yerinden bebek, çocuk, kadın kaçırtmaktan fırsat bulabilirse, Azerbaycan’a da kafa yorar, vakit ayırır.

TR’nin bağımsız siyaseti devam edecek. TR, ne doğunun, ne batının kuklası olacak. TR hiçbir tarafın aktarma merkezi de olmayacak. Petrol, doğalgaz ve değerli madenler dolu TR’nin altı… Kendisi çıkartacak, öncelikle kendisi kullanacak ve hayat şartlarını kolaylaştıracak. Sonra da bunları “ederine” satacak. Satıştan elde edilen gelirler gerçekten devletin hazinesine gidecek ve o hazinedeki paralar İngiltere’ye, İsrail’e, ABD’ye, Rusya’ya, Çin’e, Almanya’ya, Fransa’ya, Arap denilen ama Çingene olan kara para devletçiklerine gitmeyecek. Bütün hortumlar sert müdahalelerle kesilecek. Bu günlerden itibaren, TR ile Arap zan edilen o Çingenelerin devletçikleri arasındaki alış veriş de gün gün çok büyük darbeler almaya başlayacak. TR bu kuşatmayı yararken, bu örtülü işgali kaldırırken, bu sömürmeyi durdururken, TR’deki umursamaz yığınlar da belalarını bulacaklar.

TR asla Mısırla iyi ilişkiler tesis etmeyecek. Mısır denilen cehennemle yapılabilecek işler, sadece kara para ve terör işleridir. Mısır, ülkeden bile sayılamayacak bir yerdir. Muhatap alınamayacak bir sistemdir. Mısır, genetik kodları düzgün olan normal insanların boğulacağı ve yaşayamayacağı bir cehennemdir. Sisi de azılı bir Türk/İslam düşmanıdır. Mısır halkının büyük çoğunlu da Çingenedir ve onlarla iyi geçinebilmek zaten mümkün değildir. Mısır denilen ülkenin altındaki kadim yer altı şehirleri yakında peş peşe yıkılırken, Mısır’da yeryüzünde yaşayan insan şeytanlarının da yerin altındaki insan şeytanları ile birlikte topluca belalarını bulacaklarını tahmin ediyorum. Bununla birlikte, biz ırkçı değiliz ve nadiren de çıksa, iyi insan olan Mısırlılarla bir düşmanlığımız, kavgamız yok. Mısır’daki sözde İslami akımların/grupların hiçbiri ile de kalbi bir bağımız yok, olmayacak. Bu yaşıma geldim, genleri Çingene olanların İslam dinini doğru anladıklarını ve yaşadıklarını hiç görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde görmedim. Oradaki ehl-i sünnet olduğunu iddia eden gruplarla da bağımız olmayacak. TR için Mısır diye bir ülke yoktur. Çok sayıda hak peygamberin yaşadığı o toprakları tekrar tertemiz yapmak hedefi vardır ve bu hedef uzun vadeli bir hedeftir.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Hazar denizini de herkesin her türlü kara para işlerine kapatıyorum

Şu andan itibaren ve süresiz olarak Hazar denizini de herkesin her türlü kara para işlerine kapatıyorum. Diğer vahşi işleri geçtim, tütün/sigara kaçırma işlerine karışacak hava ve deniz araçlarına bile kapatıyorum. Bu yasağı/kapatmayı aşmaya çabalayan hava ve deniz araçları yok edilecekleri gibi, bu araçların sahipleri olan ülkelerin kritik tesisleri de yok edilecek. Hazar denizi alanından da bütün kara paracılar uzak duracaklar. Sözümü dinlemek yerine, bana karşılık vermeye çabalayanlar oldukça, bu yasakların alanı sürekli genişleyecek. Bu günden itibaren, yer yüzündeki insan ve organ kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, zorla fuhuş, LGBT işlerinin arkasında olan yer altı şehirleri ve oralarda yaşayan insan türleri daha da fazla sinyale girecekler. İstanbulla restleşmek herkese serbest… Bunun için saha sonuna kadar açık ama İstanbulla restleşmenin çok ağır bedelleri de var. Göze alabilen, devam etsin.

TR içinde ve etrafında, İstanbul’a karşı hamleler yapmaya çabalayan Çinliler görmek istemiyorum. ABD belasından zor kurtuluyoruz, kimse başımıza bir de Çin belası çıkartmaya çabalamasın. Bunun mümkün olmayacağını çoktandır dünyaya gösterdim. Bu yolu zorlamanın ve kof, içi çürük Çin’in süper güç gibi yutturulmaya çalışılmasının kimseye faydası yok. O İngiltere, piyonları olan ABD’yi, Çin’i ve diğerleri bir kenara koysun da kendisi çıksın karşımıza… Yine oyunun tadını kaçırıyor. Son defa oyunun tadını bozduğunda, onlar için de kuklaları için de iyi olmamıştı.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye yoluna devam edecek, onlar tükenecek

Türkiye, İran üzerinden Şangay Suç Birliği Teşkilatı’na yakınlaşmayacak. BRICS midir nedir, hiçbir geleceği olmayan o gibi planlara, o gibi kara para teşkilatlarına da yanaşmayacak. Türkiye, doğu ile batı arasında kalmaya, kendi hür siyasetini sergilemeye ve bu yolla dünyayı dönüştürmeye, değiştirmeye devam edecek.

Türkiye’deki kesimler arasından, Türkiye’nin izah ettiğim vaziyette durmasına karşı duranlar, Türkiye’nin karşısında durmuş sayılacaklar. Kimin kiminle ne derdi ya da hesabı/planı varsa, kendi aralarında çözecekler ve TR’yi karıştırmayacaklar. Kimler, kimlerle danışıklı dövüşüyorlarsa, yollarına bakacaklar ve yine TR’yi karıştırmayacaklar. Onların yolları çok kısa, bu şimdiden kesinleşmiş bir gerçek ama TR’nin yolu açık ve uzun…

Türkiye’nin, batmış, bitmiş, tükenmiş sözde süper güçlere de sözde dünya liderlerine de onların gelecek vaad etmeyen saçma sapan siyasetlerine ve teşkilatlarına da ihtiyacı yok. Bunlarla kaybedecek vakti de yok. Birileri başkalarına tabi olacaklarsa, onlar gelip TR’ye tabi olacaklar.

TR, İran denilen suni devletle iyi ilişkiler de kurmayacak. İran içindeki 45 milyon Türkün varlığını ve sorunlarını bir kere dahi dillendirememiş… İran içindeki Türklerin ve diğer mazlum milletlerin son hürriyet mücadelesinde de onların karşısında yer almış sözde Türk liderlerin, o hain ve gayr-i meşru Ankara hükumetinin, TR’yi Çin’in, Rusya’nın, şunun bunun maşası yapmasına asla izin verilmeyecek. Sahadaki bu bütün piyonları arka plandan sinsi sinsi oynatan İngiltere’nin ve İsrail’in başına bu dünyayı yıkmak gerekiyorsa bile, bu haince planlar bozulacak.

Türkiye’deki İngiltere, ABD ve İsrail maşaları/kuklaları… Üç beş tane gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Rum, gizli Çingene, gizli mason, gizli Satanist pislik… Doğu ülkeleri ile daha fazla kara ve kanlı para işleri yapmak ve arka plandan sömürgeci batı alemini de fonlamak istiyor diye… Onların batışına da mani olmak istiyor diye… TR yeni yeni devasa sorunların içine itilmeyecek.

Onların kanlı ve kara para elde etmek için TR’ye çektiği 15 milyonun üzerindeki sözde sığınmacılar meselesinde, son ikazımı da yaptım, dinlemediler, dinlemeyecekler. Zaten TR çok ama çok kısa sürede karışacak, onların da İstanbul’un da kontrolde tutamayacağı kadar büyük karışacak ve bütün planları bozulacak.

O Arap denilen, aslında Çingene olan, İngiltere’nin emrindeki suni devletçiklerin başılarındaki kara paracılar da Çin’e yanaşıyorlar diye, onların talepleri ve baskıları ile de TR yüzünü Çin’e ya da Rusyaya dönmeyecek. TR, hala mantıksız şekilde bastırılan o devasa devalüasyonu, o tarihe geçecek mali krizi yaşayacak. Kriz gelecek, yıkacak, yakacak, dökecek, geçecek. Sonra yeniden ayağa kalkılacak. Bu cerahat patlayacak, üstü daha fazla kapatılmayacak.

Aksi halde, TR’deki bu krizi bastırmaya çalışmanın çok ama çok tehlikeli süreçleri ve hamleleri, herkesten çok hatta Ankara’dan bile çok, onu arkalayan ve yönlendiren liderleri, ülkeleri, şirketleri, masonları, yahudileri ve en çok da yer altı şehirlerini yakacak.

Yemin ederim ki sıra sıra yıkarım o yer altı şehirlerinin çatılarını, bir günde milyarlarca kişiyi cehenneme gönderirim. Benim sabrımın sınırlarını kimse daha fazla zorlamasın. Bıktım şu Ankara hükumetinden, sözde sığınmacılardan, satanistlikten, masonluktan, yahudilerden, kara paracılardan, sömürgecilerden, danışıklı dövüşlerden ve yer altı şehirlerinin müdahalelerinden…

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

İlk defa gördüğünüz bir kişi olduğunu düşünün

Resmi yakınlaştırın ve yüzüne odaklanın.

Kaşlara, gözlere, dudakların duruşuna ve hepsinin birbirini nasıl tamamladığına bir bakın.

Bir de onların duruşunu tasdik eden ve tamamlayan kulaklara bakın. Alnın da “idrakım çok kapalıdır benim, kütük gibiyimdir. Hiçbir şeyden anlamam.” diye bağırışını duyun.

Hiç ilm-i sima bilmeyen biri bile, Ermeni/Çingene kırması olan Sinan Oğan’ın yanına yaklaşmaz. Yakınından bile geçmez. İlmi olarak yorumlayamasa bile sezer de uzak durur.

Öyle kindar, öyle acımasız/merhametsiz, öyle dik kafalı, öyle inatçı, öyle sinsi bir yüz ifadesi var ki, fırsatlar eline geçse, bu tip, Tayyip’i bile geçer. Onu bile aratır bu millete…

İnsan değil bu kişi, bildiğiniz canavar… Muzır bir varlık… Menfaatine uyuyorsa ve fırsat da bulabilmişse, bütün dünya insanlığını bile düşünmeden, acımadan öldürür geçer.

Buna, bir mahalledeki bir bakkal dükkanı bile emanet edilmez. Oradan bile her gün çalmanın yollarını arar. Sadece çalmakla da rahatlayamaz. Orada bile, etraftaki bütün esnaflarla kavgalı olur. Hem de yumruk yumruğa kavgalı olur. Lafı, fitnesi, herkese bulaşması, sonra roller oynarak üste çıkmaya çalışması, dürüst ve haklı gibi görünmeye çalışması hiç bitmek bilmez.

Cihanda ne kadar insan varsa, hepsi bunun karşısına çıkıp laf anlatsa, hepsi de ayrı ayrı deliller gösterse, bunu ikna edemez. O kadar inatçıdır. Çünkü gerçeği bile bile, ölümüne bir inatla inkar eder ama sinsice… Anlayamıyormuş gibi yaparak… Çünkü onun için asıl olan menfaatidir, başka bir şey umurunda bile değildir.

Menfaatine uyduğu zaman da gidip elini ayağını öpmeyeceği hiç kimse yoktur. Senelerce ısrarla savunduğu yanlış bir şeyi bir gün aniden ret ettiği görülebilir ama bu, gerçeği artık gördüğünden değildir. Herkese fark ettirmediği bazı dengeler değişmiştir de sinsice ona ayak uydurur.

Bunun gibiler umumhane kapılarında bekçi olurlar. İbnelerin barlarının kapılarında bekçi olurlar. Mafyaların içinde, hiç güvenilmeyen ve köpek çekilen kişiler olurlar. Tecavüzden ceza evinde yatan kişiler olurlar, dolandırıcılık çetesi üyesi olarak içeride yatarlar ama başka da bir şey olmazlar. Bunun annesi, karısı, çocukları, babası gibi yakınları sinir hastası olur, bazıları ciddi ciddi delirir. Ya da katil olurlar, bu tipe sıkarlar ve hayatları kararır. Çünkü İblis’in istediği ayarda olan devlet nizamı, böyle bir pisliğin zararına son verene ödül vermek yerine, tutar ceza evine koyar.

Bir ülkede bu tip, kazara başa geçse, ülke lideri olsa, vay ki ne vay o ülkenin haline… Gerçi, idrakları sıkıntılı olduğundan ve ayrıca öfke kontrolü de olmadığından, çok uzun kalamazlar ülkenin başında ama kısa zamanda da mahvederler ülkeyi…

Şu demokratik cumhuriyet rejimi ne lanet bir şey… Arsızı, hırsızı, haini, dolandırcısı, cahili, katili, canisi, tecavüzcüsü bile seçiyor ve seçiliyor. Böyle lanet bir sistem bir de dünya genelinde tek meşru bir idare şekli gibi dayatılıyor. Hep mason biraderlerin teşkilatı üzerinden oluyor bunlar… “Kainatın ulu mimarı” dedikleri İblis, onlardan zaten bunu istiyor. İnsanlığı felaketten felaketten sürüklemelerini…

Hadis-i şeriflerde zaten ahir zaman anlatılırken “İnsanların en şerlileri, insanların başına geçerler.” denilmiş.

Sinan Oğan, şu her yanı pislik, rezillik, ihanet, yalan, sapıklık olan Muharrem İnce pisliğinden bile bin kere pislik bir kişi…

Bunlar gibilerin bu ülkede devlet başkanı olmasını geçelim, nefes almasına bile izin vermeyeceğim.

Ben kripto Ermeni, kripto Yahudi, mason, satanist, terörist, mafya, sistem, ABD, İsrail, İngiltere, NATO falan bilmem, tanımam.

Hak edeni bir böcek gibi ezerim ve sadece Tayyip’le Kemal’i değil, Sinan’la Muharrem’i de böcek gibi misali ezeceğim. Zaten hepsi CIA’ya ve aynı kara paracı örgütlere çalışıyorlar. Ortada seçim falan yok ve oldu bittiye de meydan bırakmayacağız.

Tayyip gibi, Kemal gibi, Muharrem gibi, Sinan’ın da “kravatlı terörist” olduğunu…

Hala duymayan, bilmeyen birileri kaldı mı bu ülkede?

Her gün Türklük ve yanı sıra tezat şekilde Adıtürkçülük rolü oynayan Sinan Oğan, gizli Ermeni bir terörist, kara paracı bir insan şeytanı…

Mahşerin dört atlısından hangilerinin aynı zamanda Çin’e, Rusya’ya ve Avrupa’ya çalıştığını hala bilmiyor musunuz?

Hangisinin hangi para işleri yaptığını, hangi sözde diplomatik temsilcilerden emirler aldığını, hala bilmiyor musunuz?

Hangisinin MİT/CIA korumasında olduğunu bilmiyor musunuz?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şu ana kadar ya istediklerini yapamadılar

Gölcük-Düzce hizasından aşağıya, Afyon, Uşak ve çevresine kadar olan kısmı kırmaya çabalıyorlar. Peş peşe manyetik şoklar gönderdiler ve muhtelif yerlerde küçük depremler oluşturdular. Hedef, bu bölgeyi de Maraş merkezli afet bölgesi gibi bir hale getirmek.

Şu ana kadar ya istediklerini yapamadılar ya da önce küçük kırılmalar yaparak çok büyük kırılmaları/depremleri hazırlıyorlar. Asıl darbeyi vurduklarında daha şiddetli depremler olmasını sağlamak istiyorlar.

6 Şubat’taki Maraş merkezli depremlerden önce İstanbul boğazına gelip meydan okurcasına tavırlar sergilenen ABD savaş gemisi, en son Zonguldak civarına gitti. O geminin elektromanyetik saldırılarla suni afetler yapmakta kullanıldığı bilgisi gerçek, teyitli bilgi.

Gemi/ler bu türlü saldırıları yapmıyorlar, eş zamanlı olarak çok yönlü müdahalerle böyle suni afet saldırıları yapılabiliyor ve bu gibi gemiler kısmen sistemi destekliyorlar.

Yapılacak depremlerden Tayyip’in, Fuat’ın, Hulusi’nin, Soysuz’un, Mevlüt’ün, İbrahim Kalın’ın, Fahrettin Altun’un, Genelkurmay kademesindeki büyükbaş hainlerin, tıka basa hain dolu olan MİT’teki üst isimlerin, Türkiye’deki çok sayıda etkili ve yetkili kişinin haberleri var. Yine bu insanlık dışı faaliyetlerin başında da hep masonlar ve mason tarikatı var.

Maraş merkezli suni deprem saldırılarından hemen sonrasında planları büyük oranda bozuldu, istedikleri kadar insan, organ, ziynet eşyası ve değerli şeyler kaçıramadılar. İstedikleri gibi bulaşıcı hastalıklar yayamadılar. İstedikleri kadar bölgeyi boşaltamadılar ve sahipsiz bırakamadılar. Bu defa daha dikkatli ve gayretli olmaya çabalayacaklar.

Zemini tam oluştuğu zaman da Çanakkale, İzmir, Muğla gibi şehirler başta olmak üzere, pek çok şehirden düşman işgalinin önünü açacaklar.

Yine, sanki Türkiye batmış, bitmiş, devlet sistemi çökmüş, ordu hiç yokmuş, üç kuruş yardımlara ve üçbeş çadıra ve yurt dışından gelecek sağlık çalışanlarına muhtaç hale gelinmiş rolleri oynanmak istenenecek. Yine masonların kontrolündeki sözde Türk basın ve medyası da üzerine düşeni yapacak. Yine sosyal mecralar, gerçek sahibi olan CIA tarafından sansürlenecek. Elon Musk, sansürlemede gevşeklik yaparsa yine Twitter’a erişme engellenecek.

Hatta bu defa Türkiye genelinde kapsamlı ve uzun süreli elektrik ve internet kesintileri de yapabilirler.

Zaten Maraş merkezli afet bölgesinde sinyal kesicileri gerçekten kullandılar. O insanların gördükleri de anlattıkları da tamamen doğruydu. Devleti resmen idare edenler, devletin kurumlarını ve imkanlarını seferber ederek sinyal kesicileri bölgede dolaştırdılar, çalıştırdılar. Bu kadar aleni şekilde ihanetler ettiler, katliam sergilediler.

O sıralarda enkazların altında yüz binlerce insan vardı. Bunların en az on binlercesi hayattaydı, çoğunun yanlarında telefonları vardı. Telefonları bozulmamıştı, şarjları bitmemişti ve herkesle irtibat kurmaya çabalıyorlardı. En çok da bunun yaşanmasını istemediler. Bu irtibatı kesmek ve enkaz altında sağ kalanları da öldürmek istediler.

Yine Mason Adnan Oktarcılardan tutun da HDP/PKK’lilere, sözde mültecilerden tutun da yurt içinden ve dışından hemen gelecek, hemen seferber edilecek sözde kurtarma ve yardım ekiplerine kadar herkes bilgilendirilmiş vaziyette… Yine İHH’nın, Beşir’in, Kızılay’ın, Ahbap’ın üst isimlerinin de bilgileri ve hazırlıkları var.

Fitne başı yine İsrail ile İngiltere… Bu gibi saldırılarda ABD’yi, NATO’yu, Rusya’yı hatta Çin’i ve sözde Arapları hep İsrail ile İngiltere sevk ve idare ediyor. Hain Ankara hükumeti de MİT de Genelkurmay kademesi de sözde muhalif partilerin ve liderlerin tamamı da onlara çalışıyor.

Bu saldırılar çoktan yapılacaktı. Aslında Maraş merkezli ilk suni depremden sonra şu ana kadar her şey bambaşka akacaktı, yaşanacaktı. Planları çok büyük oranda bozuldu. Son haftalarda bu saldırıların devamını yapacaklardı ama hem ifşa oluyorlar, hem karşı müdahalelerle karşılaşıyorlar ve bocalıyorlar.

Söz konusu hattan da Türkiye’ye ağır darbe vurduklarından hemen sonra Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi de işgal etmeyi, kısacık sürede Türkiye’den ayırıp almayı çoktan planladılar. ABD Genelkurmay başkanının, işgal altındaki Suriye’de, PKK/YPG teröristlerinin ayağına gitmesinden tutun, son haftalarda onlarca ülkenin çok sayıda resmi görüşmesine kadar… Köşeye sıkışmış haldeki İngiltere Boşbakanı Rishi Sunak’ın “Dünya düzenine meydan okunuyor. Tetikte olmalıyız” açıklamasından, Irak’ta düşen helikoptere kadar ve Ermeni kökenli Rusyalı vekilin “Türkiye çok zayıf düştü, İstanbul’u alalım” açıklamasına kadar, yüzlerce gelişme bu planlarla bağlantılı…

Dediğim gibi, melhame-i kübra artık somutlaşıyor, açıkça yaşanıyor.

Öyle ise herkes aklını başına alsın, çünkü başka Türkiye yok… İstanbul, planları bozmaktan, tebdil etmekten, tehir etmekten yoruldu, sıkıldı.

Tekrar ediyorum. İyice ifşa oldukları için planlarını değiştirmek ya da iptal etmek zorunda kalmazlarsa…

Öncelikle kırmızı işaretli hatları kıracaklar. Gölcük-Düzce arasını merkez ve başlangıç noktası yapacaklar.

Sonra sarı işaretli kısmı belli aralıklar ve çok beklemeden peş peşe kıracaklar. Bunda da Gölcük-Düzce arasını merkez ve başlangıç noktası yapacaklar.

Öncelikli olarak bu bölgelerde, tarihe geçecek seviyede aşırı yağışlar, seller, toprak kaymaları ve şiddetli patlamalar yapmaktan da çekinmeyecekler.

Suni deprem saldırılarının arından da aşırı yağışlara, sellere, patlamalara sebep olacaklar.

Asıl hedefleri İstanbul ve İstanbul’u elektromanyetik şok saldırıları ile doğrudan vuramıyorlar. İstanbul’un buna karşı koruması var. Bu nedenle İstanbul’un yakın çevresini kırmak istiyorlar. Yakın çevresinden başlayacak depremlerin, şiddeti düşmeden İstanbul’un içlerine uzanmasını istiyorlar. Bu nedenle de yıllardır anlattığım o yer altı gazları ve onları tetikleyecek bomba tertibatı planını önde tutuyorlar. Yıllardır bunu Marmara bölgesinde istedikleri gibi yapamadıkları için gidip Maraş merkezli bölde bu teknikleri kullandılar.

Yazdıklarımı unutmayın, Maraş merkezli depremde sadece yer altının farklı noktalarındaki devasa gaz birikintileri patladılmadı, sadece yer altı su kaynakları ile oynanmadıi, sadece elektromanyetik şok darbeleri atılmadı, eş zamanlı olarak yer çekimi bile gücünü bir süreliğine kaybetti.

Trakya bölgesine kaçanlar da yanlış yapıyorlar. Hedef İstanbul’un çevresini çok şiddetli şekilde kırarak İstanbul’u yerle bir etmek olduğuna göre… Sadece Gölcük-Düzce kısmını değil, Trakya’daki pek çok yeri de kırmak isteyecekler. “Burada fay yok” diye boşuna zaman harcamayın. Bu tür saldırıların mümkün olması için faylara gerek yok. Zaten hepinizi kandırıyorlar. Bu depremler, yüzeye çok çok yakın depremler. Derinlerdeki faylar, iddia edildikleri kadar yerlerinden oynamadılar, oynamıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Neden?

Çünkü dünyanın her yerindeki metafizikçiler, çok ileri seviyede olmayan metafizikçiler bile bu kadarını görebiliyor, bilginin bu kadarına ulaşabiliyor.

Dünyada uzaylı ve farklı insan türleri olduğunu, binlerce yıldır yer altı şehirlerinde gizlice yaşadıklarını, yüksek teknolojileri olduğunu, yeryüzünün dengelerine sinsice ve yüksek teknolojilerle müdahale ettiklerini görebiliyorlar.

Yeşilleri de grileri de başka türleri de görebiliyorlar. Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin de yeşiller ve griler olduğunu görebiliyorlar. Bunları görmek, bunları bilmek işten bile sayılmaz… Buna rağmen mason, satanist, gizli Yahudi birileri ekranlara çıkartılarak hala zihinler bulandırılmak isteniyor.

Metafizikçiler, onların çoğunun biyonik robotlar olduğunu, yerlerine geçilmiş karakterler olduğunu da görebiliyorlar.

Hatta metafizikçiler, onlara, uzaylı taraflara neler yaptığımızı, bu oyunun sonuna geldiğimizi, kazanan ve en sonunda da kazanacak taraf olduğumuzu da görebiliyorlar.

Öyle metafizikçiler, o yeşillerin, grilerin arasında da var. Onlar da sonlarının geldiğini görüyorlar ve biliyorlar. Kur’an ayetlerinin ve ayrıca hadis-i şeriflerin hak olduğunu da kesinlik seviyesinde biliyorlar ama inatla red ediyorlar. Bu nedenle yeryüzünde ABD, İngiltere, İsrail, Çin, Rusya, Japonya, Tayvan, Hindistan, Pakistan, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, BAE, Suudi Amerika, Katar, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya üzerinden organize halde ve tamamen ahmakça planlar deniyorlar. Sonlarını bile bile… Kaderi değiştiremeyeceklerini bile bile…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Melhame-i kübra

Melhame-i kübra, sezon 1, bölüm 1

Bölüm özeti:

İngiltere’nin gayr-i resmi sömürgelerinden biri olan ABD’nin Dışişleri Bakanı Blinken, suni afetlerle peş peşe vurulan Amik ovası çevresine gelir. Bölgede incelemeler yapar. Bu ziyaretiyle dünyadaki taraflara siyasi mesajlarını da vermiş olur.

Ardından bölgede ve Türkiye’nin başka bölgelerinde başka başka suni afetler de yapılır. Önce insani yardım iddiasıyla çok sayıda ordunun askerleri, gemileri, uçak gemileri Türkiye’ye gönderilir.

Türkiye’nin iyice zayıf düştüğüne, kapsamlı bir işgale mani olmayacağına kanaat edildiği anda, onlarca ülkenin ortak askeri birlikleri Türkiye’nin dört bir yanında aynı anda işgal faaliyetleri başlatır. Trakya, Marmara, Ege, Karadeniz, Doğu, Güney Doğu, Akdeniz ve İç anadolu bölgelerinin hepsinde eş zamanlı işgale teşebbüs edilir. Bu kapsamda en büyük birliklerden bazıları Hatay’dan işgale teşebbüs ederler.

Hain Ankara hükumeti, Türkiye içindeki on binle gizli Ermeni ve Yahudi, TSK Genelkurmay kademesindeki hainler, adalet sistemindeki hainler, istihbarat ve emniyet birimlerindeki hainler de bu süreçte işgal güçleri tarafından kullanılırlar. Sözde Türk basın ve medyasındaki binlerce hain de işgalcilerin yönlendirmelerine göre, Türk milletini kandıran ve kafese çeken tarzda yayınlar yaparlar.

Türkiye, bu kadar büyük ve kapsamlı bir işgal teşebbüsünden kurtulabilecek midir… Tarihin böyle devirlerinde çıktığı gibi şimdi de bir kurtarıcı kahraman çıkacak mıdır…

Devam eden bölümleri kaçırmayın…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şimdi duhan vakti

Görüşmeler çok vakit alıyor. İlgilenmem gereken çok işler var. Daha fazla vakit ayırmam pek mümkün değil. Zaten herkes neyin ne olduğunu anladı, öğrendi ve şartları biliyor. Varlıkta kalmak isteyenler İstanbul’a uyacaklar. Bunu resmi açıklamaları ile de gösterecekler. Bu güne kadar durmaksızın bizimle çatışmış olanlar, tazminatlarını da ödeyecekler. Somut irtibat da kuracaklar.

Bu şartlar kendisine uymayanlar, ara bir çözüm bulmayı denemekten ve görüşmeye çalışmaktan vazgeçsinler. Ne boşa vakit kaybetsinler ne de bana boşa vakit kaybettirsinler. Büyük bir samimiyetle yazıyorum ki şunca iyiliğe rağmen hala fırsatı değerlendirmeyen hiç bir ülke ve taraf umurumda değil. Gelmesinler zaten öyleleri bana doğru…

Bu dünyanın altı da üstü de yanıp yok olacaksa bile bu şartlar değişmeyecek. Herkes bu şartlara uyarak İstanbul’dan yana duracak ve kurtulacak ya da inadına devam ederek çökecek, batacak, yok olacak.

Fazla yayın yapmaya da gerek kalmadı. Herkes her şeyi anladı, bildi. Beni dinleyenler kargo uçakları ile bile sermayelerini kaçırıp kurtardılar. Dinlemeyecek olanlar da zaten bundan sonra da dinlemezler. Şimdi ben metafizikçi ekibime daha çok vakit ayıracağım, destek vereceğim.

Şu Almanya’yı en başa alacağız. Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, Ukrayna, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Tayvan, Güney Kore, İsrail, İran, Suriye derken… Onlarca ülkeyi, altıyla ve üstüyle birlikte ve eş zamanlı olarak çökerteceğiz. Zaten çökükler de son taaruzları da yapacağız.

Pakistan halini gizleyemiyor ama Hindistan hala gizleyebiliyor. Aslında sinyaller karşısında Hindistan’ın hali Pakistan’dan çok beter…

Hindistan’da yerin altı ise üstünden bin beter. Yerin üstündekiler “Çok çok fazla sayıda vatandaşımız ölüyor. Dehşetli şekilde ölüyorlar. Bütün sistemlerimiz, cihazlarımız bozuluyor. Arızalarla baş edemiyoruz. İmalat yapamıyoruz, işlerimiz de bozuluyor” diye çıldırıyorlar.

Orada yer altındaki uzaylılardan İmam-ı Rabbani hazretlerinin bile intikamını alacağım…

Ekber Şah karakteri vesilesiyle sebep oldukları maddi ve manevi zararların intikamını alacağım.

Mektubat-ı Rabbani’yi tahrif etmelerinin de intikamını alacağım…

Şehit ettikleri sayısız müslümanın ve İslam aliminin intikamını alacağım.

Sahipkıran Emir Timur’a yaptıklarının, biyonik robotla yerine geçmelerinin ve o biyonik robota katliamlar yaptırarak o büyük zatın şanını lekelemelerinin intikamını alacağım…

Saymakla bitmez zulümlerinin, cinayetlerinin, kasıtlarının intikamını alacağım.

Yerin altında ve üstünde toplamda milyarlarca kişi ölecek. Herkes görecek, İblis’e seve seve uyarak insanlığa her sahada kastetmenin karşılığını, cezasını…

Ak denizde ve Ege denizinde pek çok farklı noktada birikmiş olan yer altı gazlarını patlatmaya ve bu vesile ile depremlere sebep olmaya devam edeceğiz. Yerin altındakileri korkudan bile öldüreceğiz.

Bu güne kadar, siviller/masumlar zarar görmesinler diye geri duruyorduk ama bundan sonra pek çok düşman ülkede yanardağları patlatacağız. Faal olmayan yanardağları bile faaliyete geçireceğiz. Bu şekilde yerin altına ve üstüne aynı anda çok büyük sorunlar yaşatacağız.

Kıbrıs başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki kumar, fuhuş ve eğlence merkezleri şu andan sonra en yoğun şekilde sinyale girecekler. İnsan denemez o tiplerin dehşetli şekilde ölüşlerini, peş peşe intiharları, kavgaları ve cinayetleri ve sinir krizlerini görenler, oralarda bir gün bile duramayacaklar.

Dünyanın önde gelen kara para merkezlerinden biri olan Azerbaycan da çöktü. Devlet dairelerinden hastahanelere, eğlence ve kumar merkezlerine kadar her yerde çok büyük sorunlar var ve gizleniyor. Dehşetli ölümler de gizleniyor.

Bu görüşmeler, manevi yandan bakınca, son ikazlardı. Bundan sonra takdir ne ise o olacak. Dünyada yeni virüsler falan yayılmayacağını, toplu ölümlerin virüslerden kaynaklanmayacağını buraya açıkça yazıyorum. Şimdi duhan vakti…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Rasmus Paludanda bir biyonik robot

Bu gün, yarın ya da bundan sonra herhangi bir gün… Danimarka’da Kur’an-ı Kerim yakılırsa ya da ayaklar altına alınırsa… Danimarka’yı metafizik saldırılarla adeta imha edeceğiz. Detayları her seferinde yazmıyorum. Yerin altında da üstünde de neler yaşanacağını Danimarka’daki bütün taraflar zaten biliyorlar.

Biden hükumetinin Ankara hükumetinden hiç farkı kalmadı. Hükmünü iyice kaybetti. Şu andaki direnişleri bir mantıksızlık eylemi…

ABD karmakarışık bir siyasi kaosa sürükleniyor. Devleti ayakta tutmak isteyenlerin ikinci bir hükumet gibi sistemli hareket etmemeleri halinde, ABD en iyi ihtimalle parçalanacak.

Amerika Birleşik Devletçiklerindeki eyaletler arasında, ABD’den ayrılmak isteyenler… İstanbul’un hassasiyetlerine riayet edebileceklerse… Samimi olabileceklerse… İstanbul merkezli yeni sistem onlara da açık. Onların da karar verip hamle yapmaları için fazla vakitleri yok.

Kaçan kaçana…

Haber metni: “İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un danışmanı Peter Magnus Nilsson, yasa dışı yılan balığı avladığının ortaya çıkması üzerine istifa etti.”

Rasmus Paludan bir biyonik robot. Vatikan’la görüşüyor ve Kur’an-ı Kerim yakma talimatlarını da Vatikan’dan alıyor.

Zaten Putin ve Tayyip suretlerindeki biyonik robotlar da Vatikan’daki biyonik robotlara bağlılar. Oradan talimatlar alıyorlar.

Batı dünyası o kadar büyük bir batakta ki yakın gelecekte İngiltere’nin son çare olarak Fransa’yı yağmalamasını bekliyorum.

Nereye gidiyor dünyanın ilaçları, yer altı şehirlerine mi?

TCMB başkanı Şahap Kavcıoğlu gizli Ermeniydi. Biyonik robotla yerine geçildi. Şu anda o biyonik robotun kontrolü grilerde… O biyonik robot, Soros suretindeki biyonik robotla da sık paslaşıyor.

Avrupa’nın krizleri derinleştikçe Polonya’yı da yağmalayacaklar.

Yakın gelecekte İsveç diye bir ülke kalmayacak. Başka bir ülkenin sınırlarına dahil olacak.

26 Ocak günü de Avrupa’da büyük krizlerle, çatışmalarla geçti. Basına yansımayan çok sarsıcı gerçekler var.

Fransa’nın kendini ayakta tutabilecek gücü kalmadı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Mfs faktörü

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev:

“Zafer bizim olacak. 1812 ve 1945’te olduğu gibi.” demiş. Halt etmiş o biyonik robot… O tarihlerde “mfs faktörü” yoktu. Günümüzde ise var.

Ve mfs baştan Ruslara “Ya savaşa savaşa muzaffer olacaksınız ya da savaşa savaşa parçalanacaksınız” demişti, dinlemediler. Burunlarının dikine gittiler, sert kayaya çarptılar.

Safha safha köşeye sıkıştıkça, daha düne kadar “Çin bizim gerçek müttefikimiz” diye de konuşuyorlardı ama ben “Rusya ile Çin’in gerçekten müttefikliği yok ve olamaz” diyordum. İşte, kısacık süre sonra manzara meydanda… Rusya, Çin’in umurunda bile değil ve İstanbul’u dinlemeyen Çin de kendi derdiyle uğraşmaktan, etrafını bile göremiyor.

AB ve ABD içinde Rusya’ya daha doğrusu Rusya’nın idaresini elinde tutan uzaylı gruba çalışan biyonik robotlar olmasa, perde arkasında uzaylı dengeleri olmasa, İstanbul’un çökerttiği Rusya’nın üzerinden onlarca devlet geçmişti ve Rusya onlarca defa yok edilmişti.

Öyle görünüyor ki ben kısa süre sonra bir yazı daha yazarım ve “Gördünüz mü, güya Rusya zafer kazanacaktı. İşte neler oldu” derim.

Öyle “temiz” çökerttim ki Rusya’yı bu saatten sonra uzaylılar değil, Supermen bile kurtaramaz.

Ha bu arada, Putin nerede? Yaşıyor mu?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Yok mu artıran

Yok mu artıran?

Türkiye’de 710 milyar metreküplük doğalgaz keşfi yapılmış.

Türkiye, dünya enerji devlerinin de radarına girmiş.

Daha önce ABD, İngiltere, Kanada gibi pek çok ülkeden Karadeniz’deki gazı birlikte arama ve işletme gibi teklifler alınırken, bu kez ise dünya devi bir enerji şirketi Türkiye’ye büyük bir teklifle gelmiş.

Rezerv değerlendirme şirketi DeMac Türkiye’ye 300 milyar dolarlık peşin para teklifinde bulunmuş. Bu meblağa karşılık satma operasyonlarını birlikte yapma teklifinde bulunmuş.

Büyük suç ortakları Putin’in ortalıkta gözükmediği… Ölü mü diri mi bilinemediği… Rusya’da, ABD’de ve Türkiye’de aslında borsaların çoktan battığı… Döviz kurlarının bile gerçek değerinde tutulmadığı… Sahada nakit para kalmadığı şu zamanda… AKPKK’yi iktidarda hala tutabilmek için oynanan oyunun, söylenen yalanların, açıklanan sahte projelerin ve anlaşmaların bini bir arada…

Kemal Kılıçdaroğlu 500 milyar dolar bulduğunu üfürmüştü, sonra çabucak sönmüştü bu balonu… Bunlar neden mütevazı olup da 300’ü üfürdüler, ben onu anlamadım. İşte ben oraya takıldım. En azından 550 milyar dolar demeleri gerekiyordu. Kimseden de aşağı kalmazlardı.

Haydi buyurun, piyasada keklik ve sazan avı devam ediyor. Oltaya, saçmaya takılmak isteyenler için çok müsait şartlar var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ölmek yasak

Ölmeyin, haydi savaşın. Siz Ankebut Ağının son ümidisiniz. Siz çökerseniz Bohçalı çöker. Tayyip çöker. Türkiye ayağı çöker. Kilitlendiler, yapabilecekleri bir şeyleri yok, son çareleri sizsiniz.

Siz çökerseniz Biden-ABD ayağı çöker. Siz çökerseniz Putin-Rusya ayağı da Şi-Çin ayağı da çöker. Siz çökerseniz her yerde Ankebut Ağı çöker.

Bu kadar kolay ölemezsiniz. Bu kadar kolay çarpılamaz ve hastahanelik olamazsınız. Bu kadar kolay bayılamazsınız. Gayret edin, mesuliyetinizin bilincinde olun. Sinyalleri güçlendirin. Büyüleri sıklaştırın. Haydi, haydi, durmayın ve savaşın.

Savaşın da siz de böylece cehenneminize hemen yol alın. Biz de şu dünyayı düzeltelim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi