Etiket arşivi: Satanistler

Neden?

Çünkü dünyanın her yerindeki metafizikçiler, çok ileri seviyede olmayan metafizikçiler bile bu kadarını görebiliyor, bilginin bu kadarına ulaşabiliyor.

Dünyada uzaylı ve farklı insan türleri olduğunu, binlerce yıldır yer altı şehirlerinde gizlice yaşadıklarını, yüksek teknolojileri olduğunu, yeryüzünün dengelerine sinsice ve yüksek teknolojilerle müdahale ettiklerini görebiliyorlar.

Yeşilleri de grileri de başka türleri de görebiliyorlar. Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin de yeşiller ve griler olduğunu görebiliyorlar. Bunları görmek, bunları bilmek işten bile sayılmaz… Buna rağmen mason, satanist, gizli Yahudi birileri ekranlara çıkartılarak hala zihinler bulandırılmak isteniyor.

Metafizikçiler, onların çoğunun biyonik robotlar olduğunu, yerlerine geçilmiş karakterler olduğunu da görebiliyorlar.

Hatta metafizikçiler, onlara, uzaylı taraflara neler yaptığımızı, bu oyunun sonuna geldiğimizi, kazanan ve en sonunda da kazanacak taraf olduğumuzu da görebiliyorlar.

Öyle metafizikçiler, o yeşillerin, grilerin arasında da var. Onlar da sonlarının geldiğini görüyorlar ve biliyorlar. Kur’an ayetlerinin ve ayrıca hadis-i şeriflerin hak olduğunu da kesinlik seviyesinde biliyorlar ama inatla red ediyorlar. Bu nedenle yeryüzünde ABD, İngiltere, İsrail, Çin, Rusya, Japonya, Tayvan, Hindistan, Pakistan, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, BAE, Suudi Amerika, Katar, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya üzerinden organize halde ve tamamen ahmakça planlar deniyorlar. Sonlarını bile bile… Kaderi değiştiremeyeceklerini bile bile…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Acımasızca…

Akşam 17:00’yi beklemenin manası kalmadı. Sadece usulen, o saate kadar beklemeye söz verdiğim için bekliyoruz. Almanya’nın da tarafı belli ve değişmeyecek. Şu ana kadar birkaç küçük oyun ve oyalama sergilediler.

Almanya’dan çıkın. Canınızı kurtarın. Aile fertlerinizi kurtarın. Şirketlerinizi, sermayelerinizi, makinelerinizi, yatırımlarınızı kurtarın. Alman bankalarında paralarınız varsa, onları da kurtarın. Personellerinizi dahi Almanya’dan çıkartın.

İkinci dünya savaşındaki bombardımanların hatta Japonya’ya atılan atom bombalarının bile yanında hiç kalacağı kadar devasa bir metafizik saldırı başlayacak saat 17:00’de… Almanya’daki insanların gözleri, her saniye patlayan metafizik enerjileri, sinyalleri göremeyecek ama nelere sebep olduklarını peş peşe görecek… Yanan yanana, batan batana, çöken çökene, düşen düşene, ölen ölene olacak… Hastahanelere koşanların sayısında görülmemiş seviyede bir artış olacak. Bu saldırı, sivilleri ve masumları asla hedef almayacak ama… Sivillerin arasından masum olmayanlar da sinyale girecekler. Almanya gibi sübyancı dolmuş, satanist ayinci ve tecavüzcü dolmuş bir ülkede, sivillerin arasında belasını bulması gereken kaç kişi varsa, hepsi hedef olacak.

Almanya’da, yerin altında ve üstünde, işleyen hiçbir şey kalmayacak. Bütün sistemler krize girecek. Devasa fabrikalar da işlemez hale gelecek. En geç iki ay sonra Almanya diye bir devlet, görüntüden ibaret olarak değil, gerçekten ayakta ise ve işliyorsa, çok ama çok şaşıracağım.

Alman halkını da İblis’in sisteminden acımasızca söküp çıkartacağım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kana kan, dişe diş, göze göz

Türkiye ile Bulgaristan arasında göçmen kaçakçılığına karşı ortak operasyonlar yapılmayacak.

Aksine, daha çok göçmen/insan kaçakçılığı yapılacak. Yanı sıra organ, uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve her türlü kara para işleri yapılacak. Bu insanların arasında, organları için öldürülüp parçalananlar, aslında şanslı olanlar. Çünkü küçücük bebekler hatta çocuklar, ayrıca genç kızlar ve erkekler hayatta bırakılarak kaçırılıyorlar. Bunlar ya satanist ayinlerinde işkence ile parçalanıyorlar ya da fuhuş mafyalarına para karşılığında satılıyorlar.

Soysuz’un, bir kara para devletçiği olan Bulgaristan ile çok sıkı bağlantıları var. Bulgaristan’ın başındakiler, Türkiye’nin başındaki insan şeytanlarından daha az şeytan değiller. Hepsi de insanlık namına ve kalabalık insanların önünde, meydan yerlerde asılması gereken insan şeytanları…

Devletlerin kurumlarını, kuruluşlarını, polislerini, ordularını hatta sözde yardım kuruluşları gibi görünen kamu dernek ve vakıflarını bile kara para işlerinde kullanıyorlar. Kızılay bile kıpkızıl bir teşkilat. Bu güne kadar milyonlarca cana kıyılmasına aracı yapıldı.

Yıllardır söylüyorum, Türkiye’de devlet sistemi diye bir şey bırakmadılar. Siyasi parti gibi görünen organize suç, terör ve ihanet örgütleri, devleti ellerinde oyuncak ettiler. Hala, şu şartlarda bile danışıklı dövüşmekle meşguller. Kimsenin şu sözde hükumete, şu sözde adalet sistemine, oradaki gizli Ermeni ve gizli Yahudi ve mason savcılara ve hakimlere itaat etme zorunluluğu da yok. Hatta şu şartlarda hala onlara itaat etmek, vatana ihanet etmektir. Ayrıca insanlığa da ihanet etmektir.

Ben duruşumu çok net sergiledim. Bulgaristan’la meşru ya da gayr-i meşru iş yapacak olanlar, önce mezarlarını kazıp kefenlerini hazırlasınlar.

Çünkü artık milletin hukuk sistemi icra ediliyor. Çünkü artık vatandaşlarımızın kendini, ailesini, çocuklarını, malını, vatanını, devletini, ırzını, namusunu savunma refleksi sergileniyor.

Kana kan, dişe diş, göze göz… Üç beş tane eşkıyaya milletin gücünü göstereceğiz. O büyük teröristler ve büyük vatan hainleri olan Meral Akşener’i de Kemal Kılıçdaroğlu’nu da Abdullah Gül’ü de Ahmet Davutoğlu’nu da Ümit Özdağ’ı da Temel Karamollaoğlu’nu da Ali Babacan’ı da Tayyip Erdoğan’ı da Devlet Bohçalı’yı da meydan yerlerde sallandıracağız.

Buradan geri dönüş yok. Dünyadaki kimsenin, yaşanacaklara engel olma gücü kalmadı. Bazı devletlerde Türkiye’den çok daha fazla kan akacak, insan şeytanları kesilecek. Kan gölüne dönen yerler olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İlayda Altıntaş

Daha önce paylaşmış ve İlayda Altıntaş’ın gizli Ermeni olduğunu duyurmuştum.

Bunlar da Eskişehirli gizli Ermeni bir aile… Bakın, inceleyin, şu İlayda Altıntaş Youtube kanalının tutacak hiçbir yanı yok. Son derece amatörce, başarısız, emeksiz, vizyonsuz bir kanal.

Yine de tutuyor ve akıl almaz şekilde büyüyor. Çünkü sistem, Ankebut Ağı ve onun emrindeki CIA, Youtube algoritmalarını buna göre ayarladı.

Kendilerinden olanlar, kendilerine çalışanlar Youtube’da kollanıyorlar. Haksız şekilde yükseltiliyorlar, bir halt yapmadıkları halde zirvede tutuluyorlar.

Çok yüksek sayıda gerçek Müslüman ve Türk kişiler ise kılı kırk yarıyorlar, dünya kadar emek veriyorlar, masraf ediyorlar, güzel işler çıkartıyorlar ama tutunamıyorlar. Sistem onları yok etmeye ya da çok küçük bir aşamada sınırlı tutmaya ayarlı. Büyümelerine izin vermiyor. Çünkü bu Türkiye’de ve dünya genelinde kötüler/hainler, en çok da basın ve medya gücü ile ayakta durabiliyorlar. Bunu ellerinden çıkartırlarsa, kaybederlerse, toptan çökerler.

Hatta şu Youtube reklam gelirlerinde bile bu var. Türkiye’ye ve insanlığa faydalı olacak, satanistlere sorun çıkartacak güzel yayınlar yapanların reklam gelirleri de hak ettiği gibi verilmiyor. Bu yolla da iyi insanların Youtube’da barınamaması, yayıncılık sahasında bulunamaması sağlanıyor. Ödeneksiz, gelirsiz kalmaları sağlanıyor.

Böyle kişilerin videolarının reklam yönetimi/geliri kısmında “kısıtlandı” yazıyor ama Youtube neyi neden kısıtladığını izah etmeye mecbur bile görmüyor kendisini… Normalde Youtube’un dakikalar içinde kapatılması ve tazminat davalarına değil sadece, türlü türlü ceza davalarına muhatap olması gerekiyor ama bu sızmalar devlet kurumlarımıza ve adalet sistemimize kadar yapılmış, yapılıyor. Ve sistemin farklı kısımları birbirlerini kolluyor.

İlayda gibiler, bir de Türk kızı gibi gösteriliyor, topluma örnek diye dayatılıyor. Güya müslümanlık var, müslümanlığın en temel kaideleri bile bunların üzerinde yok. Tesettür bile yok. “Müslümanım, Türküm diyecekseniz de işte bu ayarda kalın, bu kadarcık Türk ve Müslüman takılın. Bizi uğraştırmayın.” demiş oluyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çaresiz hale düşmüş Ankebut Ağı

The Economist’in şu çok tartışılan kapağını yine Yahudiler hazırladılar. Bu işte hahamlar ve sonra diğer satanistler başı çektiler.

Bu kapakla pek çok mesajı bir arada verdiler, ayrıca sinsi bir oyun kurdular. Yetmeyip bu kapakla büyü de yaptılar. Hatta bu büyüleri destekleyen ayinler de yaptılar. Gördüğünüz bu kapak aslında bir çeşit büyü… Göreni, bakanı, eline alanı, üzerinde düşüneni tesir altına alıyor, şayet kişinin kanalları açıksa, cinlere ve büyülere karşı koruması yoksa…

Kapağın beyaz zemin üzerinde sadece kırmızı ve yeşil ile hazırlanmış olması da sebepsiz değil… Kırmızı ve yeşil renkler ama en çok da kırmızı renk, satanistlerin sahiplendiği ve çok sık kullandığı bir renk. Büyü daha tesirli olsun diye de dört renkli değil (renkli fotoğraflar dört renk baskı ile elde edilir.) de iki renk çalışılmış.

The Economist’in kapağı, diğer kapakları gibi kalabalık bir ekip işi… Kapağı hazırlamak için öncelikle hahamlar ve diğer satanist kişiler vazifeli olsa da son/üst makam bunlar olsa da başka başka sahalardan insanlar da var.

Ankebut Ağının dünya genelinde bir teşkilatı, bir işleyen sistemi var. Onlarca devletin kurumlarına sızmış, arka plandan devletler içinde devletler kurmuş ve hatta bunları istedikleri gibi birbirlerine bağlamış vaziyetteler. Siyasi gelişmeleri ve yakın geleceğe dair siyasi yorumları zaten iyi takip ediyorlar. Bunda sorun yaşamıyorlar.

Bu imkanın haricinde, bir de siyasi gündemi yakından takip eden, üzerinde tartışan, yorumlayan yayıncı ekibi var. Bu kişiler sık sık önde gelen siyasetçi kişilerle de paslaşıyorlar. Bu da ayrıca bir imkan oluşturuyor.

Ayrıca içlerine sızarak, gizlice, sinsice ele geçirdikleri onlarca devletin gizli servislerinin ellerindeki istihbarat bilgilerini de elde ederek kapaklar yapmakta, yayınlar yapmakta kullanıyorlar.

Bitmedi… Ayrıca cinleri de bilgi toplamakta ve bazı konuları anlayıp yorumlamakta hep kullanıyorlar. Zaten şu satanistler, kendilerini dünya insanı, Ademoğlu gibi görmüyorlar da hep cinlere benzetmek istiyorlar. Dünya düzenini de cinler alemindeki düzene/sisteme benzetmek istiyorlar.

Yine bitmedi… Bunların üstüne bir de işinde iyi olan astrologları ve de medyumları kullanıyorlar. Duru görü yapabilen medyumlarından da çok şeyler öğreniyorlar.

Bitti zan ettiyseniz, yanıldınız. Bütün bunlara rağmen en başta da Akademi Dergisi yayınlarını, yorumlarını kullanıyorlar ve son süreçte Akademi Dergisine, İstanbul’a karşı hamleler yapmaya çalışıyorlar.

Bu kapak bir yanıyla büyü maksatlı yapılmış bir kapak ama dini, siyasi, askeri, mali, tıbbi ve metafizik sahalara dair mesajlar da veren, yönlendirmeler de yapan yanı var.

Kapağın her ayrıntısında bir mesaj arayanlar, kendilerini boşuna yoruyuyorlar. Bu kapak en öncelikli olarak büyü maksadıyla yapılmış bir kapak…

Mesajlar verme kısmı, ikinci öncelikli kısmı… Zaten verebilecekleri çok mesajları da kalmadı. Bu nedenle kapağın şurasında ya da burasında görünen bazı şeylerin zahiri/siyasi mesajları pek yok ve onlar aslında büyü için oradalar.

Kapakta verilen mesajlar kısmına gelince…

Çok kafa yorulacak bir kısmı yok. Yaşayacakları felaketleri haber verdiler. O felaketleri ise İstanbul ile kendilerinin yani Ankebut Ağının çatışması sırasında yaşayacaklarını haber verdiler.

Haber vedikleri çatışma çoktan yaşanmaya başladı. Ben zaten “Aralık ayı çatışmalı geçecek” derken… Sağdaki soldaki medyumların ve astrologların çoğunun yanıldığına dikkati çekerken… “Bundan sonra mühlet ve merhamet devri bitti. Çatışmalar var” diye tekrarla yazarken… Yanında daha onlarca yayınla alakalı mesajlar verirken… Şu kapakta anlatılanları, kapak yayınlanmadan önce herkese ilan etmiş oldum.

Lakin zavallı, çaresiz hale düşmüş olan Ankebut Ağı, İstanbul’un yapacakları nedeniyle onca şeyi yaşamayacakmış da sanki kendileri kendi sistemlerini resetleyecekmiş numarası oynamaya kalktı. Bu kapaktan çok öncesinden beri, karşımızda iyice yerlere serildiklerinden beri, bu numarayı oynamaya çalışıyorlar. Tabanlarını böyle kandırıyorlar.

Karşımızda, her sahada o kadar çırpınıyorlar. Her seferinde ağır darbeler alıp yıkılıyorlar. Zararlar ediyorlar, sistemleri çöküyor ama avanak avutuyorlar. “Biz büyük resetle sistemimizi resetliyoruz” diyorlar. Bunlara uyanlar ya da kananlar da “Büyük reset yaşanıyor. Sistemi kuranlar, şimdi resetliyorlar. Küreselciler şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar, şunun peşindeler.” diye palavralar anlatmış oluyorlar.

Hangi küreselciler? İstanbul küreselciler diye bir şey bırakmadı ve çoktan İstanbul merkezli bir yeni dünya düzeni kuruldu. Sadece bu, dünya insanlığına açıkça ilan edilmedi. Bu gün, İstanbul’u dikkate almadan bir adım atabilen tek bir hükumet yok.

Bu gün dünya hükumetleri arasında İstanbul’u bilmeyen, her hamlesini ve kararını yakinen takip etmeyen, uzun uzun bunları kendi ekipleri arasında değerlendirmeyen bir tek hükumet yok. Bir tek gizli servis yok. Bir tek etkili basın ve medya kuruluşu ya da büyük şirket, büyük banka yok.

“ABD başkanının attığı tweeti değil de benim paylaşımımı herkes dikkate alacak” demiştim bu sürecin başında… Mütevazı olmuşum, ortada bir ABD başkanı bile kalmayacakmış. Bu kısımların detayına girmiyorum, dünyadan herkes takip ediyor, sahayı da görüyor ve zaten biliyor.

Bu kapak, Ankebut Ağının tam kadro halinde hareket ederek, çok büyük ihtimalle de o maşa Rusya’yı öne çekerek, İstanbul’a son bir saldırı yapacağını… Ya da korkudan saldıramayacak olsa bile İstanbul’dan aldığı darbelerle yine aynı sonuçlara çıkacaklarını, yine aynı sorunları yaşayacaklarını haber veriyor.

Aynı zamanda bu kapak, dünyada açlık, hastalık, enerji sorunları, halk isyanları yaşanacağını… Bunun devamında sanki teknolojide geri gidilmiş gibi bir hava oluşacağını… Enerjisiz kalmış araçların ve cihazların çalışmayacağını… Toplu ölümlerin olacağını… Nükleer savaş tehditleri yaşanacağını ama aslında metafizikle sebep olunmuş çok büyük yıkımlar görüleceğini v.s. haber veriyor.

Yani aylardır hatta bir kısmını yıllardır Akademi Dergisinde haber verdiğim, “Dikkat edin. Aldanmayın, tedbirler alın. Gayrete gelin, iyi şeyler yapın” dediğim şeylerin mesajlarını yeniden ve topluca vermişler. Çünkü onların çoğunun peş peşe yaşanacağı bir kısa sürece girdik.

Mühim olan şu ki bütün bunları kendilerince kutsal olan kase, kutsal sayılan hayat ağacı, Yahudilerin yedi ve dokuz kollu şamdanları eşliğinde vermişler. Yani, baştan dediğim gibi, bunları sanki istemeye istemeye yaşamayacaklar da bunlara sanki İstanbul ve hakiki müttefikleri sebep olmayacaklar ve Ankebut Ağına bağlı ülkeleri yerlere sermeyecekler de kendileri sistemi güya resetledikleri için bunlar yaşanacak.

Hatta kapağa bakan, bunları kendileri yaşamayacak da doğu alemi yaşayacak zan eder.

Her zamanki gibi şeytanca, satanistçe işler şunlar. Bir şey yok şu The Economist’in kapaklarında. Her seferinde bu gibi kapakları alet ederek dünyada kaç milleti oyalıyorlar, kandırıyorlar, korkutuyorlar, yönlendiriyorlar. Sanal bir korku imparatorluğu kuruyorlar. Oysa insanların çoğunun korkar olduğu o Ankebut Ağı mensupları, o küreselciler denilen zavallılar aslında korkudan titriyorlar, acizlikten hamle yapamıyorlar.

İşin içine bu kadar büyücü haham… Bu kadar gizli servis… Bu kadar şeytanlaşmış, satanisleşmiş ve mason gazeteci… Bu kadar cin, bu kadar medyum, bu kadar büyücü, bu kadar astrolog girip de kapak yapılırsa, işte bu kadar sinsice yapılır.

The Simpsons mıdır nedir, o sözde çizgi/animasyon filmi de işte bunlar hazırlıyorlar. Aynı maksatlarla hazırlayıp yayınlıyorlar. En öncelikli maksatları sanal bir korku imparatorluğu oluşturmak, bütün insanlığı kendilerinden korkar hale getirmek ve onları istedikleri gibi yönlendirmek.

Bütün bu sistemin mensuplarının, milletler arası bir üst mahkeme tarafından şeffafça yargılanıp idam edilmeleri gerekiyor. Bunlar, organize şekilde insanlığı felaketlerden felaketlere sürüklemek istiyorlar. Her türlü kandırıyorlar ve yanlışları doğru gibi göstererek zararlar veriyorlar. İnsanlığa karşı suçlar da işliyorlar. Sonra malum basın, medya ve sosyal medya kuruluşları kendilerinin kontrolünde olduğu için, şu rezilllikler, şu saldırılar, şu tuzaklar sanki itibar edilesi şeyler gibi insanlığa sunuluyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dağ idi deniz oldu

Kızıldeniz denilen alandaki kocaman sıradağa ne oldu? O dağın, günümüzde Yemen denizi denilen kısımdaki uzantısına ne oldu?

Oradaki dağ sırası, tarihin hangi vaktinde, hangi vesilelerle bu şekilde yok oldu?

O kadar geniş ve uzun bir alanda, o kadar kayalık ve yüksek dağları, kimler, nasıl yok ettiler ve dağı denize çevirdiler? Günümüzde Suudi Arabistan denilen tarafa kalan dağ kütlesinin üzerini ise kimler nasıl tıraşladılar? Hangi yer bilimci şu bölgeyi inceleyip de suni müdahalerle bu son halinin verildiğini anlayamaz? Anlarsa, neden, hangi mazeretle anlatmaz?

Hala mı İblis’in ve Deccalin uydurduğu ve satanistler üzerinden insanlığa dayattığı saçma sapan insanlık tarihi anlatımına itibar edilecek?

O Göbekli Tepe bile 12 bin yıllık değil… En iyi ihtimalle 20 küsur bin yıl öncesine ait. Daha da geride bir zamanda yapılmış olabilir ve her yanı, yapılması ve işletilmesi sırasında yüksek teknoloji kullanıldığını somut şekilde ispat ediyor. Günümüzden çok ama çok daha ileri bilim ve teknoloji seviyesinde madencilik yapıldığını ispat ediyor.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Kaçmayın, kaçmayın

Kaçmayın, kaçmayın!

Her yer yıkılacak…

Bir bakarsınız, kaçtığınız yerler, buralardan önce yıkılır. Ecelden kaçılmaz ama sizin gibi hainlerin, kriptoların, kara paracıların, faizcilerin, sömürücülerin, kan emicilerin, tecavüzcülerin, işkencecilerin, insanlık düşmanlarının ölüm korkusu da kainat kadar büyük olur, bilirim. Hepinizi ciğerinize kadar tanırım, bilirim.

Hiçbir şeye benzemez sizin gibilerin ölüm korkusu… Haydi, ayinler yapın, kedileri köpekleri parçalayın, ayaklarını kesin? İblis babanıza sığının, korusun, kurtarsın sizi?

Bundan sonra dünyanın neresine giderseniz gidin hatta yapabiliyorsanız yer altı uzaylı şehirlerine girin, yine de helak olacaksınız. Bin kere tekrarla söylediğim o “mühlet devri” bitti.

Harp ilan ettiğiniz hazret-i Allah, hepinizi cehenneme dolduracak, bizleri de bu insanlık vazifesine vesile edecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Savaşın olmadığı bir dünya olamaz

Ya zulüm vardır, haksız yere kuvvet/şiddet sergilemek vardır ya da meşru şartlarda ve hak edene adaletle/kuvvetle ceza kesmek vardır. Harpler bile zaten hak edenlere adaletle ceza kesmek için yapılır. Çok yüksek sayıda insan, insanlıktan çıktıklarında, kendi yakın etrafları/akrabaları/komşuları başta olmak üzere, komşu topluluklar/devletler ve dünya insanlığı için çok zararlı mahluklara/şeytanlara dönüştüklerinde, onların yok edilmeleri, topluca öldürülmeleri hukukun, vicdanın, insanlığın gereği olur. Çünkü insan doğan herkes insan kalmaz. Adli tıpçıların söyledikleri gibi, her insanın içinde bir canavar uyur ve tarih boyunca içindeki canavara uyanların sayısı, uymayanların sayısından çok çok fazladır.

Bebekleri, çocukları, kadınları, ihtiyarları, masum sivilleri hatta hayvanlarla bitkileri söz konusu insan şeytanları güruhundan koruyacak, kurtaracak taraflar/ordular da bulunmazsa, dünya işte zamanımızda olduğu gibi her yerin şeytanlık, kötülük, göz yaşı, zulüm, işkence, tecavüz, intihar, hastalık, hırsızlık, arsızlık dolduğu bir dünyaya dönüşür. Savaşlar insanlık için en büyük rahmetlerden biridir. Gerçekten, dürüstçe tekamül etmiş, kendini yetiştirmiş, dünya hayatını anlamış, insanı tanımış olan hiç kimse, savaşlara karşı olamaz. Savaşlara karşı olanlar ve karşı durdukları halde savaşlar olursa da şeytanlaşmış tarafların az zararla çıkmalarını isteyenler hep satanistler… Çünkü Şeytan/İblis onları bu şekilde bir mücadele vermeye yönlendiriyor. İblis ve çetesi, insanları şeytanlaştırmak için çok çaba sarf ediyorlar, çok teknikler uyguluyorlar ve kendileri gibi şeytanlaştırdıkları insan topluluklarının başlarına bir şey gelmemesi için de türlü oyunlar kuruyorlar. Türlü aldatıcılıklar sergiliyorlar, sergiletiyorlar. Şu dünyada her kim savaş karşıtlığı yapıyor ve “orantısız güç” diye uydurma kriterler savunuyorsa, aldatılmış ve beyni yıkanmış bir zavallı mı yoksa şuurlu şekilde iblis’e, Ankebut Ağına çalışan bir insanlık düşmanı satanist mi olduğu soruşturulmalıdır.

Biz insan kalmışlar, bu türlü oyunların farkında olmalıyız ve insan şeytanlarının topluca ve en kısa sürede ve en az zararla yok edilmeleri hedefine kilitlenmeliyiz. Bu nedenle “orantısız güç” denilen saçmalığa da kanmamalıyız. Gece gündüz mücadele edenler, sebeplere uyanlar, birlik olanlar, düşmanlara karşı teknoloji geliştirenler, talim yapanlar, lüks yaşamak yerine iktisat yaparak hazırlananlar, harp sahasında da yıkıp yakıp geçen taraf olurlar. Bundan daha isabetli bir hukuk/adalet anlayışı olabilir mi? Çalışan, mücadele eden tarafın kazanması, çalışmasının karşılığını harp sahasında görmesi adaletin gereğidir.

Her biri canavarlaşmış ve her an maddi ve manevi sahalarda sınırsız zararlar verebilecek olan, bir daha insana dönüşmeleri ihtimali de kalmamış olan yığınların karşısında, onları aciz bırakacak ve topluca yok edecek teknoloji, imkan/araç, birlik, güç bulunmuş da bunu bir an evvel kullanmak yerine, bir de bunun kullanılmasına mani mi olunacak? Mani olunurken bir de insanlıktan, vicdandan, haktan, hukuktan, adaletten, iyilikten, çağdaşlıktan, tekamülden, medeni bir insan olmaktan mı bahsedilecek? Bu, tam bir şeytanlık… Bu kadarını ancak İblis ve şuurlu şekilde İblis’e tabi olmuş kişiler yapabilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Ezber bozan Akademi’den yol nerelere çıkıyor

  • Her türlü kara para işlerinde faaliyette olan gizli Yahudi Suç işleri bakanı Solomon Soysuz’a çıkıyor.
  • Bir mafya anası olan, organ ve insan kaçakçılığına kadar her şeytani işi yapan gizli Yahudi Meral Akşener’e ve İYİ Parti denilen organize suç, terör ve ihanet örgütüne çıkıyor. “Susurluk”a da yol çıkıyor.
  • Çok sayıda millet vekili ile bakana, çok sayıda eski millet vekilleri ile bakanlara çıkıyor. Mason tarikatının çok sayıda mensubuna çıkıyor.
  • Fuhuş başta olmak üzere her türlü kara para ve ayrıca ihanet işlerinde faaliyet gösteren, mason ve gizli Yahudi Adnan Oktar’ın lider gösterildiği, en tepede İsrailli Sanhedrin hahamlarının yönettiği organize suç, terör ve ihanet örgütüne çıkıyor. Kamuoyunda bilinen adıyla “Adnan hoca tarikatı”na ve yine mason tarikatına çıkıyor.
  • Sezen Aksu’dan, Acun Ilıcalı’dan, Şeyma Subaşı’dan, “trans birey” denilen ünlü kişilerden tutun da çok sayıda ünlü oyuncu, sanatçı, müzisyen, manken v.s. kişilere çıkıyor.
  • Mason tarikatına, satanist tarikatlara, misyoner tarikatlarına, ünlü kişilere kanca takıp onların her şeylerini yönlendirmek suretiyle milletin dini, milli, ahlaki değerlerine savaş açmış irili ufaklı tarikatlara çıkıyor.
  • Türkiye’nin, ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in, Avrupa ülkelerinin hatta birkaç koldan da Rusya ile Çin’in gizli servislerine ve Türkiye’deki sözde büyük elçiliklerine çıkıyor. Çok sayıda gizli servisle, onların kontrolündeki terör, fuhuş, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, şantaj, ihanet, casusluk ve cinayet çetelerine çıkıyor.
  • Türkiye’deki sözde “Türk”, özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basın ve medya örgütlerine çıkıyor. Tıka basa çift kimlikli omurgasız vatan hainleriyle dolu olan CNN Türk’e, Haber Türk’e ve benzerlerine çıkıyor.
  • Yabancı ülkelerin “derin odaklarından” ve gizli servislerinden aldıkları talimatlar icabı bir an evvel Türk erkeklerini ibneleştirmek için faaliyet gösteren, bu maksatla kendilerine verilen paraların bir kısmını ibneleştirme ve cinsiyet değiştirme faaliyeti kapsamında dağıtan kişilere çıkıyor. Sosyal mecralarda “uygun” gördükleri genç erkeklerle tanışarak “Seni trans yapalım, cinsiyetini değiştir. Bütün masrafları bizden. Şu kadar da para, arkası da gelecek” diyen ahlak ve insanlık düşmanı satanist örgütlere çıkıyor.
  • “Kadın haklarını savundukları” iddiasıyla faaliyet gösteren, yine malum devletlerden, gizli servislerden ve mason tarikatından talimatlar alan, paralar alan, eğitimler alan ve milletin huzurunu bozmaya, aile kurumunu yıkmaya çabalayan suç örgütlerine, sözde STK’lere çıkıyor.
  • Çeşitli insanlık dışı hilelerle, tuzaklarla ellerine düşürdükleri genç kızlara ve kadınlara zorla fuhuş yaptıran hatta bunların bir kısmını başka ülkelere gönderen suç örgütlerine çıkıyor. Küçük kız ve erkek çocuklarını kaçırarak satan ya da zorlayarak fuhuş yaptıran sübyancı çetelerine çıkıyor.
  • Sabahtan akşama kadar Türk ve Müslüman rolü oynayarak bir yandan da devlete, millete, bütün insanlığa zarar verecek faaliyetler, sinsilikler, ihanetler yaptıktan sonra, akşamları ya da geceleri gizlice toplanarak satanist ayinleri yapan, bu ayinlerde hayvanları ve insanları acımasızca parçalayan ve insan kanı da içen ünlü ya da ünsüz çok sayıda kişiye çıkıyor. Aralarında her meslekten, her kurumdan, her faaliyet sahasından kişiler var. Emniyet amirleri, istihbaratçılar, savcılar, hakimler de var.
  • Gerçek sahibi CIA olan o meşhur sosyal mecralarda ve Youtube’da faaliyet gösteren, kendilerini Türk ve Müslüman olarak gösteren ama her gün türlü türlü yollarla nüfuz casusluğu yapan, Türk milletini başka devletlerin, gizli servislerin, terör örgütlerinin, mafyaların ve mason tarikatının menfaatine olacak şekilde kandıran, dolduran, yönlendiren ya da fikirlerini, inançlarını baskı altına alan kişilere, suç teşkilatlarına çıkıyor.
  • Ayta Sözeri diye bilinen kripto ve namussuz herife de çıkıyor. Sadece bu herif konuşturulsa, sadece bu herif soruşturulsa bile işin arkasından fuhuş, fuhşa aracılık ve yer temin etme, zorla fuhuş, dayak-işkence başta olmak üzere türlü türlü insanlık dışı işleri ve ihanetleri organize şekilde yapan, bir an evvel bu milleti daha da acılar içinde, sorunlar içinde, maddi ve manevi felaketler içinde bırakmak isteyen suç ve ihanet örgütlerine çıkıyor. Oradan yine ABD’ye, yine Avrupa ülkelerine yine İsrail’e, yine İngiltere’ye çıkıyor.
  • Anlatmaya devam etsem, yazılı değil, sesli olarak onlarca saatte anlatıp özetleyebileceğim kadar insanlık dışı işler yapan, organize şekilde hareket eden, yurt içi ve yurt dışı kolları olan bir sisteme yani Ankebut Ağı’na çıkıyor.
  • Bu sistem, türlü türlü kara para işlerini, sadece mensuplarını zengin etmek, lüks içinde yaşatmak, bu yolla da her zaman bol bol mensup bulmak, para ile ayakta tutmaya çalıştıkları İsrail’i ve batı ülkelerini desteklemek için yapmıyor. Bu sistem, mümkün olan en kısa sürede bütün insanlığın dini, ruhi, cinsi yönlerden sapıtmasını, yoldan çıkmasını, Şeytan’a uymasını istiyor. Çünkü sistemin temelinde satanistlik var. İnsalığın tamamına düşmanlık var. İblis’e yaranmak, onun gözüne girmek, cinler alemine hizmet etmek var. İblis’in emirlerini yerine getirmek var.
  • İşte böyle şeytani bir sistemin, kendi içinde de farklı gruplar var. O gruplardan biri de Ezber bozan Akademi grubu… O Hakan Tunç bir konuşturulsa, TEM’in kameraları karşısında bildiklerini bir anlatsa, ABD Başkanı bay Biden ve başkan yardımcısı bay Kamala bile o koltuklarında duramazlar. Devletimiz, yapılması zaruri ve öncelikli olan operasyonu şu Hakan Tunç’tan ya da Hakan Yedican’dan başlatarak yapsa, sadece Türkiye’de değil, eş zamanlı olarak dünyanın onlarca ülkesinde de siyasi, adli ve askeri depremler olur. Her yer aylarca, yıllarca sarsılır. Dünya hızla başka bir dünyaya, insanca yaşanabilecek bir dünyaya döner. Meydana çıkan inanılmaz şeytanca işleri duydukça ruh sağlığı bozulan, travma geçiren yüz milyonlarca insan olur.
  • Bir pim var ya elimde, sadece bir pim… İşte o pim bu dünyayı o yöne döndürmeye yeter. Lakin bütün cihan, bütün alemler bir araya gelseler, Mfs’yi yolundan döndüremezler, korkutamazlar, caydıramazlar ve mfs’yi öldüremezler. Yakarsa bu dünyayı sadece Mfs yakar ve yakacak.

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Ruslana Korshunova neden öldürüldü

Arkadaşlarla da çok istişare ettim ve ardından hala düşünüyorum. Ruslana Korshunova’yı kimlerin kısa sürede zirveye kadar yükselttiğini, sonra hangi yasa dışı hatta insanlık dışı işlerde kullandıklarını, sonra neler olduğunu ve neden öldürdüklerini, sonra kaç ülkeden kaç liderin ve siyasi yetkilinin bu cinayeti kapatmak için seferber olduğunu yazsam, neler olur bu dünyada… Ruslana tek de değil, binlerce Ruslana aynı sistem tarafından kullanıldı, sonra katledildi.

Hepsini değil, sadece Kazakistan, Rusya ve Ukrayna kısmını yazsam, Putin’in Ruslana cinayetini kapatmak için neden çırpındığını anlatsam bile, neler neler yaşanır bu dünyada… İyi ölçmek, sonuçları doğru hesap etmek lazım. Türkiye’de de çok büyük hadiseler olur, kaç bin kişi bir anda oyundan düşer. Adnan Oktar’cıların yargılamasının göstermelik olduğu anında anlaşılır ve hakiki bir yargılama hemen başlar. Çok da işime gelir. Ta benim davalarımda/süreçlerimde kullanılan yahudi/mason devlet yetkililerine kadar büyük bir temizlik olur. Olur olmasına da asıl bombalar Rusya, Ukrayna ve İsrail’de patlar. Onlar epeyi gürültü ve yıkıcı şekilde patlarlar.

Hala son kararı veremedim. Derin düşünceler içindeyim. Ben yapabileceklerimden eminim. Deliller paylaşarak da hatta paylaşmayarak da bu dünyanın altını üstüne getirebileceğime eminim ama doğru vakit geldi mi, artık bunu yapmaya mecbur bırakıldım mı, bu kadar büyük bir çatışma yaşanmalı mı, bu kısmına emin değilim. Şu anda içimden bir ses “Bu müdahaleleri yap, bu liderleri ve devlet yetkilileri ile dolu olan çetelerini, devlet kurumlarını, hepsini yak. Zaten cehenneme dönmüş ve cayır cayır yanan bir dünya, bir dünya insanlığı var. Öyle ise biraz daha harlansın, yanan yansın, yıkılan yıkılsın ve kaostan düzen kurulsun” diyor.

Ercan Arıklı’yı nasıl da öldürüp geçtiler. Biraz konuşmaya başlamıştı, daha neler neler anlatırdı. Türkiye’den sonra dünyanın dört bir yanında da mecburen temiz eller operasyonları başlatılırdı. Lakin adam koca otobüsü göremeyip nasıl da altında kaldı. Adnan Oktarcıların tuzaklarına düşüp sonra kurtulmak isterken 11. kattan atılan ve intihar denilen kişi de var. Boğaz köprüsünden gece yarısı atılıp intihar denilenler. Öldürüldükten sonra “Ünlü sanatçı intihar etti” diye arkasından haberler yapılanlar… Dünyanın her yerinde birbirine benzer hadiseler var. Ayinlerde kurban edilenler, kendi teşkilatları tarafından infaz edilenler, kendi devletlerinin gizli servisleri tarafından yok edilenler. Daha neler neler… İnsanlık düşmanlığı, masonluk, yahudilik, satanistlik, insan katledilen ayinler, tecavüzler ve işkenceler, uyuşturucu işleri, organ işleri, insan kaçakçılığı dahil her türlü kaçakçılık işleri, terör işleri, sübyancılık işleri/mayfaları, vergi kaçırmalar, devletlerin hazinelerini boşaltmalar, vatandaşa ödetilen faturalar üzerinden vurulan vurgunlar, ünlüler camiası üzerinden uygulanan ahlaksızlaştırma, dinsizleştirme projeleri ve daha neler neler…

Onlarca devletin idari kadrolarının, askeri yetkililerinin, istihbarat servislerinin, ünlülerinin, iş adamlarının, milletler arası bir organizasyonla kara para işleri yaptıklarının ve her türlü şeytani işler yaptıklarının, dünyayı fesada verdiklerinin meydana çıkartılması, nelere nelere sebep olur.

Bunu yapınca sonunda tam olarak neler olacağını tam manasıyla kestirmek imkansız ama her ihtimalde de onlarca devlette peş peşe iktidarlar ve dahi askeri ve siyasi bürokrasi değişiyor. Dünyanın dengeleri, dünyanın havası değişiyor. Devletlerin eğitim, hukuk, vergi sistemleri dahil her şeyleri değişiyor. Her yerde insani/vicdani ve iyi/güzel şeyler görülmeye başlıyor. Her ihtimalde de mason tarikatı ifşa oluyor, çöküyor, yasaklanıyor, dünya genelinde yüz binlerce mason yargılanıyor, bir kısmı idam ediliyor. Bütün insanlık, yahudileri, masonları ve İsrail’i lanetliyor. Bütün insanlık, yahudilerin, masonların peşine düşüyor. Hani hadis-i şerifte “Taşlar bile -Gel, benim arkamda da o Yahudilerden var, onu da öldür- diyecekler” denildi ya, kesin emin oldum ki bu müdahaleleri yaparsam, 14 asır önce haber verilen o hadiseler yaşanacak.

Ve hasımlarım benim sinirlerimi çok zorladılar, beni çok gerdiler, hala geriyorlar hala sabrımı ve kararlılığımı test ediyorlar. Benimse gözüm hiçbir şeyi görmüyor. Böyle yaşamaktansa milyonlarca kere can vermeyi hiç düşünmeden tercih ederim. Benim ölümden, zulümden, düşmandan korkum yok. Benimle birlikte yol alanların da korkuları yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi