Kategori arşivi: METAFİZİK

Alihan Kuriş’i rüyamda gördüm

Geceleyin Alihan kurişi biraz düşündüğüm için onunla alakalı rüya görüyordum. Rüyamda Alihan kuriş ve ekibinin yer altında gizli bölmeleri vardı ve asıl paralarını oralara saklıyorlardı. şu an görünen Kara para kısmı,Kara para işinin çok az bir kısmıydı. Süleymancıların ahbap ve benzeri dernekler üzerinden Kara para giriş-çıkışları oluyordu. Haluk Levent suç örgütüne baskın düzenlendiği zaman, “Haluk levent’in ben konuşursam yer yerinden oynar, başkaları da bu işin içerisinde var” diye ima ettiği aslında bu yapıydı. Bu ulusal dernekler üzerinden, Kara para trafiği sürekli canlı tutuluyordu. Hesaplarda çok ani hareketlenmeler olduğu için, emniyet bunu fark ediyordu.

Bu konuda da daha önce bir kişi tarafından ihbar edilmişlerdi. Bu ihbar eden kişinin Haluk Levent olduğunu anlıyordum. Bunun üzerine süleymancı yetkililer paranın bu görünen kısmını alsınlar, geri kalan kısmı bize yeter de artar diyorlardı. Emniyet baskınında emniyet, süleymancıların bir diş kovuğunu doldurmayan o küçük parasına denk geliyordu. asıl para saklıydı. Bu haberi Haluk Levent TV’de görüyordu. Haluk Levent asıl paranın bu olmadığını bildiği için, konuşmaya daha fazla detaylar vermeye çalışıyordu, ama sürekli birileri onu gözetim altında tutturuyordu.

Sistem, Haluk levent’in irtibatını bütün teknolojik aletlerden kesmişti, Haluk Levent bildiklerini anlatamıyordu. Bunun için hapiste Haluk levent’i ziyarete gelenlerin, ne konuşup, neler çevirdiğini bilmek için sürekli görüşmelerde birini Haluk levent’in başına dikiyorlardı. Sistem çok endişeliydi, Haluk Levent konuşursa bütün açıklarımızı ifşa eder korkusu vardı. Sistemde Haluk levent’in konuşması durumunda bütün sistemimiz ifşa olur düşüncesi vardı.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Şu rüyanın son kısmı yaşanıyor

Şu rüyanın son kısmı yaşanıyor

Rüyanın bozulma ihtimali hala var ama çok düşük bir ihtimal. Yine de ben, her şey yaşanana kadar tam olarak tabir etmeyeceğim ama şimdilik biraz tabir edeceğim.

Rüya Putin’in devrileceğini haber veren rüyalardan biriydi.

Yayın şurada: https://mfs.tv/2022/02/23/goge-merdiven-dayayan-akrobat/

Yol ve yolda yürümem: verdiğim mücadele, varmak istediğim bir hedefimin olması, bir menzilin olması ve devam eden yani yaşanmakta olan süreç…

Kavşak, bir yol ayrılığına gelmek. Pek çok yönden birini tercih etmek. Yoluma kimle ya da kimlerle devam edeceğime karar verme kısmı. Burası çoktan yaşandı ve rüyada görüldüğü gibi ben geri göndüm. Karşıya da geçmedim, sağa ya da sola da dönmedim ve gitmedim.

Bunun gerçek hayattaki karşılığı şu: Yoluma batı/NATO çetesi ile de devam etmedim, Rusya ya da Çin ile de devam etmedim. Kendi yolumu çizdim, bana uyanlarla birlikte yoluma baktım. Gerçek hayatta hala bu duruştayım.

Yolun sağında, maden kamyonu gibi kocaman bir kamyon var. O kamyon gerçek hayatta ABD… ABD’nin bana inat olarak yapmak isteyeceği hamlelerdi. Bu kısımların da neredeyse tamamı yaşandı.

Rüyada koca kamyonu dikkatle izliyorum, takip ediyorum. Şartlarına bakıyorum. Bunu gerçek hayatta da yaptım ve ABD’nin hareket sahasını çok daralttım. Rüya zaten bunu haber vermişti. Şimdi kamyonun yani ABD’nin, her şeye rağmen oradan dönüp kurtulabileceğini, hareket edebileceğini göstermek isteyeceği zamandayız. Şu anda gerçek hayatta zaten bu inatlaşma var. Yol bitmiş, o koca kamyon işe yaramaz metal yığını gibi orada sıkışmış. Dönebileceği alan yok. Bu işleri buradan sonra düzeltemez ama ille de düzeltmeye çalışıyor. Rüyada saniyeler içinde kamyon devriliyor. Yani gerçek hayatta da kısacık süre içinde ABD’de Biden ve Kamala çetesi devriliyor, üstelik bu güne kadar bana inat olarak öteledikleri, gizledikleri acınası halleri, devasa krizleri bir anda patlak veriyor. Kamyonun saniyeler içinde ve daracık alanda ters dönmesi bu manaya geliyor.

Kamyon devrilince meydanda görünen ve benim oradan uzaklaşmamı isteyen kişi, ABD’de sözü geçen bir siyasetçi…

Karşıdaki dağ Rusya… Tepesindeki kaya Putin ve çetesi/hükumeti… Kamyonun yani ABD’nin devrilmesi, krize açıkça girmesi, Rusya’ya da son darbem oluyor. Putin de hükumeti de etrafını sarmış olan Yahudi ve satanist kara paracılar da sözde iş adamları da topluca devriliyorlar. Rusya paramparça olmaya başlıyor.

O Yahudi hahamları bunları anladıklarından Rusya’daki Yahudilere “Acilen Rusya’dan çıkın” dediler.

Hep tekrarla söyledim. Şu Türkiye’deki AKPKK’yi, Bohçalıyı, Soysuzu, kara paracı holdingleri, kripto hainleri harcamak mesele bile değil… Öncelikle dünyanın şartlarını buna ayarlamak gerekiyordu. Bunca senedir bunun için çok zorlanarak sabır ettiğim, kısa sürede ezip geçeceğim halde müdahale etmediğim kişiler, gruplar oldu. Bu güne kadar bu maksatla zaten somut deliller de paylaşmadım.

Rüyanın bu kısmı, sonuca ulaşabileceğimi, ABD’yi ve Rusya’yı peş peşe devireceğimi, ardından çok kısa süre içinde Türkiye’yi gerçek hürriyetine kavuşturabileceğimi de müjdeliyor.

Dağdan kayanın düşmesi anında bazı tehlikelere de düşeceğim anlaşılıyor. Bir insan rüyasında neden kaçıyorsa, ondan kurtulur, korunur. Hiç zarar görmeyeceğim anlaşılıyor.

Dahası, bu güne kadar ilerlediğim bazı konularda, karar değişikliğine gideceğim ve aksine işler yapacağım anlaşılıyor. Bu sırada, ABD’deki o etkili siyasetçi de bana uyacak, sürekli peşimden gelecek ve benden hiç ayrılmayacak.

Bu rüya, Suriye’den ABD ve Rus işgal güçlerini çok kısa süre içinde çıkartacağımı da müjdelemiş oluyor. Bu kısımda da o ABD’li siyasetçi, üzerine düşeni yapacak. Beni uğraştırmayacak. Böylelikle ülkesini de az zararla kurtarmış olacak.

Yine bu rüya, bir anda bir kırılma noktası olacağını, şu andaki siyasi ve maddi gücümden çok ama çok daha güçlü hale kısacık sürede geleceğimi haber veriyor.

Zaten Rusya ve ABD’nin neredeyse aynı anda devrilmeleri, açıkça çökmeleri, dünya siyasetinde istediğim şartların/dengelerin nihayet oluşmasına sebep olacağı için… Bu rüya, İran’ı, Irak’ı, Kıbrıs’ı, Ege adalarını, Yunanistan’ı ve Bulgaristan’ı, ilerleyen kısa süreç içinde peş peşe Türkiye’ye dahil edeceğimi de haber vermiş oluyor.

Rüyada asfalt görmek, güzel ve hayırlı rüyalar arasında kabul edilir. Rüyayı gören kişinin, çok çalışkan ve hırslı olduğuna, bu meziyetleri sayesinde gelecekte kendisi için çok hayırlı işler yapacağına ve zenginliğe kavuşacağına tabir edilir. Rüyayı gören kişinin bahtının ve önünün açık, hayallerine, isteklerine ve hedeflerine giden yolların da temiz olduğu anlamına gelir. Bu rüya, kişinin hayatta her alanda muvaffak olacağına delalet eder.

Rüyada Asfalt Yol Görmek

Rüyada asfalt yol görmek, rüya sahibinin hayatının yolunda, işinin gücünün de rast gideceğine işaret eder. Kişi, hiçbir işini yarım bırakmayan, aldığı sorumluluğu yerine getirme sağ duyusuna sahip olan böylece hayatında hiçbir zaman hayal kırıklığı yaşamayacak kimse olarak tasvir edilir.

Rüyada asfalt yolda yürümek, rüyayı gören kişinin düzenli ve disiplinli bir hayatı olacağına ve iş hayatındaki düzenini oturtmayı başaracağına işaret eder. Kişi, özenli ve fedakâr çalışması sayesinde gelecekte mesleğinde çok ilerleyecek demektir.

Rüyada yola asfalt dökülmesi, rüyayı gören kişinin, yatırımlarının amacına ulaşacağına, hemen olmasa bile gelecekte kendisine mutlak suretle, başarı, kazanç ve kar getireceğine işaret eder.

Rüyada göçük görmek, kısa süre önce yapılan bir hatadan ötürü işlerin sıkıntıya gireceğine, büyük bir çaba gösterilmesine rağmen sorunların sürekli artacağına, maddi durumun yakında karşılaşılacak kötü bir sürpriz yüzünden çok bozulacağına, sert bir tutum sergilenmesinden ötürü büyük bir zarara uğranılacağına, iş hayatında ortaya konan çalışmaları kıskanan rakipler ile bazen münakaşa edileceğine ve personelle ilgili istenmeyen bir durumun ortaya çıkacağına delalet eder.

Rüyada Kamyon Görmek

Rüyada kamyon görmek, kamyona binmek, kedere, üzüntüye, uzun ve zahmetli bir yolculuğa başlayacağınıza, hasretinize kavuşacağınıza ve üzücü bir haber alacağınıza işaret eder.

Kamyona binmek işlerinizin iyiye gideceğine, geçim sıkıntılarından kurtulacağınıza ya da iş yerinizdeki pozisyonunuzda biraz daha yükseleceğinize delalet eder. Ağır yüklü kamyona binmek, güzel geçecek, sonunda güzel paralar kazanacağınız, ticari amaçlı bir yolculuğa çıkacağınıza işarettir. Eğer bindiğiniz kamyonda yük yoksa sonunda eli boş döneceğiniz hatta zarar edeceğiniz ticari bir yolculuğa işarettir.

Rüyadaki her şeyin iki tabiri var. Birincisi benim için yapılacak tabiri… İkincisi ise düşmanlarım için yapılacak tabiri… Burada kamyon, ABD tarafı için yolun sonu ve büyük iflas demek iken benim için tam tersine çok büyük maddi ve siyasi kazanç demek.

Rüyada dağ görmek çok hayırlı bir rüyadır. Rüyada dağ gören kişi ülke yönetiminde söz hakkı bulunan üstün yetkilerle donatılır, işinde bulunabilecek en üst mevkie erişir, toplum içinde otorite, söz ve saygınlık sahibi olur. Rüyada bir dağın zirvesinde Allah’a el açıp ona şükreden kişi hayatı boyunca adaletli ve vicdanlı bir kişi olacak demektir.

Eğer bir kimse rüyasında bir dağın yamacında dini vecibesini yerine getiriyorsa devletin üst kademelerinde resmi bir görevde, geniş yetkilerle bir memurluk işine atanır. Bir kişi eğer rüyasında dağdan indiğini görürse maddi zarara ve kayıplara uğrar. Bir kişi dağda rampa bir yoldan çıktığını görürse bu onun yaşayacağı vicdan azabına delalet eder.

Rüyada dağdan yuvarlanmak ya da düştüğünü görmek kişinin yaptığı hatalar nedeni ile işini, kazancını ve koltuğunu kaybetmesi anlamına gelir.

Rüyada dağın yandığını görmek herkesin tanıdığı birinin öleceğine ya da ülke başkanın hezimete uğramasına delalet eder.

Rüyada kaya görmek, zor, sert ve kesin kararlı bir kimse ile tabir edilir. Rüya sahibi Nuh deyip, Peygamber demeyen kişi olarak tasvir edilir. Bir kere hayır dediği bir iş için, bütün dünya bir araya gelse onu caydıramaz ve kararından döndüremez, evet dediği işler için de aynı şey geçerlidir elbette. Rüya sahibi, sabit fikirlidir ve kendisine faydası olması konusunda azıcık şüphe duyduğu işe yanaşması mümkün değildir. Rüyada kaya görmek, aynı zamanda güç ve sağlamlık anlamına gelir. Rüya sahibinin rüyası, çelik gibi sağlam sinirleri olduğu ve kolay kolay manevi çöküntü yaşamayacağına işaret eder. Bu rüya, bir kaya kadar büyük ve sağlam mal varlığı edinmek şeklinde de tabir edilmektedir.

Rüyada Kayanın Düştüğünü Görmek

Başarıları ve iyi kalpliliği bilinen, şanlı ve şöhretli bir kişinin kaybına işaret eder. Rüya sahibinin çevresinde böyle bir kişinin kurtulamayacağı bir hastalığa yakalanmasına ve herkesi derin üzüntüye boğmasına işaret eder.

“Kısacık sürede meğer ne çok mesafe almışız, koşmuşuz. Kavşaktan ne kadar da çok uzaklaşmışız. Hayret, bu nasıl olabildi” diyorum.

Rüyamın bu kısmı, söz konusu devrilmeler peş peşe yaşandıktan sonra, peşimden gelen kişiyle birlikte kısa sürede büyük mesafe alacağımı, çok işler halledileceğini haber veriyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bazı yatırımcılar şu kuzey batı hattalar

Dere, kesintisiz gelir demek
Yol, devam eden süreç, hedefe doğru ilerlemek demek
Mekanım, burada İstanbul hükumetini, yapacağımız devasa projeleri, iş fırsatlarını temsil ediyor

“Rüyada Kara Bulutlar Görmek
Rüyayı gören kişinin, aile hayatını ve iş hayatını tamamen engelleyen kötü ve saçma kişilerin varlığına, yakın bir zaman içinde bu kişilerden kurtulacağına, çok büyük kazançlar elde edeceğine, üzüntülerin ve sıkıntıların yakında biteceğine ve çok büyük bazı projelerin gerçekleştirilmesi ile çok büyük kazanç elde edileceğine alamet eder.”

Buna göre, kara bulutlar da projeleri ve yatırımcıları temsil ediyor. Rüya, birkaç gün sonrasında paylaştığım deniz doldurmalı proje yayınlarının nelere sebep olacağını, yayınlar yapılmadan ve ben de yapacağımı bilmeden önce, önden haber vermiş.

Rüyada genç kızlar görmek, hevesle başlanan, kişiye mutluluk ve özgüven aşılayan işler sayesinde mutluluğu yakalamak anlamındadır. Her türlü vesveseden, hayal kırıklığından ve kederden kurtulmak, özellikle manevi anlamda yüklerden arınmış şekilde yola devam etmek demektir. Girilecek yeni ve eğlenceli bir ortamda kurulacak arkadaşlıkların kişinin ruh hali üstünde olumlu etkilerde bulunacağına, iş yaşantısındaki yoğunluğun etkilerini bu kimselerle görüşerek atan rüya sahibinin etrafına da neşe saçacağına tabir edilir. Özel hayatta motivasyonun yeterli şekilde sağlanmasıyla beraber kişinin iktidarının da artacağını, başkaları üzerinde bıraktığı izlenimin olumlu olacağını ifade ederken, her açıdan özgür hissedilen bu dönemde girişilen işlerden en iyi neticeleri almayı da işaret eder.

Rüyada Genç Kızlarla Konuşmak

Tanımadığı genç kızlarla konuşan kişiler iş değişikliği yaparlar ve bugüne kadar sergiledikleri çekingen tutumu üzerlerinden atarak, tüm meziyetlerini ortaya koyacakları fırsatlar elde ederler. Girilen her ortamda sevilmek ve saygı görmek manasına gelen rüya, ilgi duyulan tüm alanlarda gelişme kaydedileceğini, geleceğe atılan adımlarda verilen doğru kararların büyük paralar kazanmaya da neden olacağını bildirir. Tanıdığı genç kızlarla konuşan kişiler kendilerine fikir danışılan, akılcı ve mantıklı davranışları ile takdir toplayan, beğenilen, kısmetli kimseler olurlar.

Bir kez daha anlaşılmış oldu ki afet rüyaları görmek, her zaman gerçek hayatta da afet olacağını haber vermiyor.

Rüyada havuz görmek eli açık, geniş gönüllü, yardım sever ve yüce duygulara sahip olan bir kimse demektir. Rüyasında havuz gören kişi bu yüce gönüllü kişinin desteğini alacaktır. Havuzun içinde temiz su olması çok iyidir, bu rüya sahibinin şansının ve kısmetinin açık olduğuna, hep ileri gideceğine ve başarılı işler yapacağına delalet eder. Ve kişinin sıkıntılarından, yaşadığı üzüntü ve zorluklardan tamamen kurtulacağı anlamına gelir. Eğer bir kimse havuzdan dini bir vecibeyi yerine getirdiğini görürse tüm dertlerinden kurtulacaktır. Bazı rüya tabirlerinde havuz kadını simgeler. Eğer havuz doluysa hem hoş hem de aklı başında bir kadına delalet eder. Dolu bir havuzdan su içtiğini gören kişinin de bu özelliklerde bir hanımla izdivaç yapacağı yorumu yapılır.

Bütün bunlardan anlaşılan o ki son paylaştığım projelerle yakından alakadar olup içinde bulunacak bazı yatırımcılar şu kuzey batı hattalar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

“Son sözü kendisi söyleyecek, son imzayı kendisi atacak” | Rüya tabiri

– Akademi Dergisi takipçisi: Selamunaleykum hocam bu gece bir rüya gördüm İstanbul Sultanbeyli deyım bir yokuşun basında 2 katlı ahşap evin kapısnda oturuyorum kapı açık bir adam var ev sahibi galiba yoldan odun yüklü traktör geçiyor arkasından tır geliyor tankerli 2 tane tanker var tırın arkasında geçerken ben deprem oluyor diye kapıdan tutunuyorum bakıyorum deprem olmuyor niye tutundum acaba diyorum sonra eşimle taksıdeyiz bir yere gitmek için ugrasıyoruz yada oraları gezip ögreniyoruz dar bir yolda heyelan olmuş zor geçiyoruz geçerken bu ne biçim heyalan acaba burayı kazdılarmı diyorum sanki bomba patlamış yer oyulmuş gibi derin eşime otarafa gitme orda bir şey yok biz buralara gittik m.yle önceden diyorum sultanbeyli nın kenar mahalleleri evler seyrek uyandım M. benim kızım sultanbeyli de ögretmen hocam

– Mehmet Fahri Sertkaya: Rüyada yokuş görmek, rüya sahibinin güç, kuvvet ve kudret sahibi olduğu anlamına gelir. Kendine güveni ve inancı tam, mücadeleci, korkularının üstüne giden, asla vazgeçmeyen, hayallerinin, ideallerinin ve hedeflerinin peşinden koşan bir kimse ile açıklanır. Kişi, yoluna çıkan her türlü engellemelere rağmen, yılmadan, bir an olsun umutsuzluğa kapılmadan, doğru bildiği yolda ilerleyecek ve istediğine er ya da geç mutlaka erişecek demektir.

Rüyada Açık Kapı Görmek

Rüyada açık kapı görmek, şansın sonuna kadar kişiye yardım edeceğine ve isteklerin tamamına zahmet çekmeden sahip olunacağına işaret eden hem hayırlı, hem de çok güzel, müjdeli bir işarettir. Kişiyi bugüne kadar zorlayan ve kafasının karışmasına neden olan soru işaretlerinin, çıkmazların artık yok olacağını, her türlü soruya gereken doğru cevabın bulunacağını, kişinin hedeflerini çok net bir şekilde ifade ederek, kendisini başarıya ulaştıracak yola gireceğini alamet eder. Süre gelen maddi sıkıntılar veya anlaşmazlıklar en kısa sürede çözülür ve rüya sahibi rahat nefes alarak yeni projeler için heyecan duyacağı bir ruh haline girer. Önemli bir değişimi de tabir eden rüya kişinin ruhsal yaşamında olumlu şekilde olacak değişikliklerin aynı zamanda maddi hayatında da aynı şekilde görüleceğini de bildirir.

Rüyada Tarihi Ev Görmek
Rüyada tarihi ev hem üzüntü hem de sevinç anlamına gelir. Rüya sahibinin iyi niyetinin bazı kişiler tarafından yanlış anlaşılması nedeni ile kişinin üzüleceğine ama bir o kadar kişi tarafından da doğru şekilde anlaşılması ve kişiye güzel sözler söylemesi sayesinde sevince tabir edilir.

Rüyada Ev Sahibi Görmek

Rüyada ev sahibi görmek, kişinin yakın çevresinde olmayan biriyle arasında yaşayacağı anlaşmazlıklara ve kavgaya işaret eden rüya, yaşanacak çatışmalar sonucunda kişinin huzurunun bir anda bozulması olarak da tabir edilir. Kişi gerçek hayatındaki ev sahibini rüyasında görürse, ev değişikliği veya evden çıkma gibi durumlar yaşamak zorunda kalır.

Rüyada odun görmek bildiğini okuyan, inatçı, laf dinlemeyen, pinti ve asi birine işaret eder. Rüyada kırılmış ve yakılmak için bekleyen odun görmek zorlukların ve sıkıntıların aşılmasına, siyasette görev almaya, servet sahibi olmaya ve kişinin hiçbir eksiği kalmamasına delalet eder. Büyük bir odun parçası görmek helal olmayan, hile ile kazanılmış olan kazanca işaret eder. Rüyada sobada yanan ateşe odun atmak kişinin iyi bildiği ve sevdiği birinin aslında onun arkasından kuyusunu kazan kişi olduğunu öğrenmesine işaret eder. Olgun bir beyefendinin bu rüyayı görmesi rütbesinin artacağına işaret ederken, bu rüya karı koca için sorun ve münakaşa anlamına gelir.

Rüyada traktör görmek, çalışma hayatına, yaşam telaşına, hayat mücadelesine ve canını dişine takarak uğraşmaya delalet eder. Rüyada görülen traktör temiz ve bakımlı ise rüya sahibinin belinin bükülmesine neden olmadan yani büyük çileler çekmeden ekmek sahibi olacağına ve ekmeğinin de tamam olacağına yorulur.
Rüyada görülen traktör bakımsız ve bozuksa rüya sahibi için işsiz, ekmeksiz ve yokluk içinde geçireceği günler olacağına işaret eder. Bozuk traktör aynı zamanda da uzun süreli kıtlığa yorulmaktadır.

Rüyada Tır Sahibi Olmak
Rüya sahibinin makamı olarak değerlendirilir. Rüyasında tır sahibi olduğunu gören kişi, başarması zor ama severek yaptığı bir işin en tepesindeki yetkili kişi olacak ve son sözü kendisi söyleyecek, son imzayı kendisi atacak demektir.

Rüyada tanker görmek, kişinin, sahip olduğu yetenekler ve beceriler sayesinde işlerinin günden güne daha iyi bir hal alacağına, eğitim hayatında uzun zamandan beri istenen noktaya geleceğine, sorunlarla ve sıkıntılarla başlayan bir projenin gittikçe daha iyi bir duruma geleceğine, herhangi bir problemle karşılaşmayacağına, yüklü miktarda kazanç elde edeceğine, aydınlık bir geleceğe sahip olacağına ve ortaya koyacağı çalışmalar sayesinde adından sıkça söz ettireceğine delalet eder. Aynı zamanda, insanlar tarafından çok sevilen, iş hayatı ya da aile hayatı ile ilgili olarak akıl danışılan ve hürmet edilen bir kişi olunacağına yorumlanır.

Rüyada Su Tankeri Görmek
Hayatı baştan aşağı değiştirecek bir konu hakkında çok büyük bir karar verileceğine, huzursuz ve mutsuz günlerin geride kalacağına ve hayat içerisinde yaşanmış bazı kötü olayların unutulacağına delalet eder.

Rüyada Petrol Tankeri Görmek
Sorunların yakın zaman içinde ortadan kalkacağına, yakın akrabalardan biri ile bir iş kurulacağına, bu sayede kazançlı adımlar atılacağına, kısa zaman içinde şirketin daha da büyüyeceğine, malvarlığının çok daha artacağına ve hayırlı kişilerle uzun zamandan beri yapılmak istenen bir işe girileceğine işaret eder.

Rüyada deprem olduğunu görmek, rüya sahibinin hayatında bazı farklılıklar olacağına ve kişinin hayatının bambaşka yerlere doğru gideceğine rivayet edilir. Sürpriz gelişmelere, yeni ve farklı kararlara tabir edilirken rüya sahibinin geleceği ile ilgili hayırlı adımlar atacağı anlamına da gelir. Rüyada deprem olduğunu görmek, hiç beklenmedik ve ansızın yaşanacak olaylara alamet eder.

Eş görmek, iş ortakları

Rüyada Taksi Görmek

Rüyada bir kişi taksi görüyorsa bu rüya o kişi için çeşitli anlamlar taşıyabilir ve çeşitli şekillerde yorumlanabilir. Genel olarak rüyada görülen taksi kişinin işlerini hızlı bir şekilde yoluna koyacağı anlamına gelmektedir. Bunun için hayırlı bir şekilde yorumlanır. Aynı zamanda rüyasında taksi gören bir kişinin etrafından oldukça mantıklı iyilikler görerek tüm işlerini yoluna koyduğunu ve bu durumda başarılı sonuçlar elde edildiğini ifade eder.

Rüyada gezmek, çarelere ve çözümlere kavuşmaya, kafa karışıklığından, kararsızlıktan ve umutsuzluktan kurtularak esenlik bulmaya tabir edilir. Hoşluk anlamına gelir. Rüya sahibinin yaşadığı belirsizliğin ve kavram kargaşasının ortadan kalkarak hem kafasının hem de gönlünün rahat etmesi şeklinde tabir edilir. Bu sayede kişi, üzerindeki baskının ağırlığından kurtulacak ve eskisi gibi neşeli ve kıpır kıpır olan haline geri dönecektir diye yorumlanır. İyiye ve güzel olana delalet eder.

Heyelan, düşmanların hücum etmesi, saldırması

Bomba patlaması, bütün toplumu alakadar eden, aniden yaşanan çok büyük bir hadise demek

Sultanbeyli bu rüyada bütün Türkiye’yi ya da İstanbul’u temsil ediyor olmalı

Rüyada öğretmen görmek bilgisiz bir toplum ile tabir edilmekle birlikte başka türlü yorumlarla da açıklanabilmektedir. Rüyada kendini bir öğrenci grubuna bir şeyler öğretirken gören kişi toplumda büyük bir saygınlık elde edecek demektir. Kişinin rüyasında kendini bir okulda görev yapan bir öğretmen olarak görmesi en üst makamlarda, kıdemli bir kişi olacağına delalet eder.
Rüyada öğretmen olduğunu gören kişi iyi kalpli ve iyi niyetli biridir ve herkese güvenip, herkesi dost zanneder ama öyle değildir, rüyada öğretmen olduğunu gören kişinin çevresindeki kişileri iyi tahlil etmesi ve ona göre dost seçmesi lazımdır. Bazı rüya tabircileri rüyada öğretmen görmenin büyük bir şansızlık olduğunu ve kısmetin önünde bir engel olduğunu söyler.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Ne anladık şimdi?

“Cübbeli Hoca’nın Ölmüş Olarak Görüldüğü Rüyâda Yanında Bulunan Yazıda Neler Yazılıydı”

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=cx2e3-d0zYM

Yayın tarihi: Şu andan 6 saat önce, 2 Aralık 2022 Cuma

Ne anladık şimdi?

Anladık ki yeterince canı yanmamış. İçindeki uzaylıyı ayrı, dışındaki biyonik robotu ayrı çarpmak lazımmış ki tabir etmeyi bilemediği o rüya da bir yanıyla bunu haber vermiş.

Herife “Sahte hoca! Madem ki mütevatir hadisin inkarı ve ayakların kayması gibi büyük bir tehlike var, o halde Deccal hakkında tevatür seviyesindeki hadisi inkar eden o kişi ve görüşleri hakkında derhal reddiyeler/ikazlar yapmak için daha neyi bekliyorsun? Bak rüyasını da görmüşsün? İkaz etsene bunca müslümanı? Hemen birkaç satırla, birkaç paylaşımla ya da birkaç dakikalık kayıtla ikaz et, detaylara sonra da girersin? Sana mani olan nedir?” diye sorarlar…

Sorarlar da daha oraya gelene kadaaaarrrr… Oraya gelene kadar şu pislik herife daha neler neler soruluyor. Hangi birine cevap vermiş. Şimdi eski defterleri özetle tekrarlasak bile, günlerce yayın yapmak lazım. Öyle bir pislik bu herif…

Hani ben dış güçlerin maşasıydım? Hani ben vatan hainiydim? Hani benim hakkımda cemaatim davacı olmuştu da elinde güya bunun dilekçesini sallıyordu? Yedi sene olacak hala bu hususta bile gık diyemiyor. Ondan önce de yedi sene beklemişti bana çatmak için… Bir oldu bitti ile güya haklı çıkacak ve benim yolumu kesecek, cemaatimle beni çatışmaya sürükleyecekti. İki-üç gün arayla çektiği videolarda, nasıl bir yalancı, nasıl bir inkarcı, nasıl bir münafık, nasıl bir laf cambazı olduğunu da kalbinin korkudan gümlediğini de gözler önüne kendisi serdi. Daha dün denilecek tarihte bile, elinde dosyalarını tutan ve kendisine şantaj yapan Doğu Perinçek’e güzellemeler yapan rezil herif, bu gün bana reddiye mi yapabilecek?

Müteşabih ayetler bile varken, neden müteşabih hadisler olmasın? Bu husus bu güne kadar binlerce tekrarla vuzuha kavuşturulmamış mı? Haşa Allah’ın eli mi var ya da Allah gökte mi? Kim, ne hakla bizi hadisler konusunda ille de zahiri manasında kalmaya zorluyor? Alnında (gerçek manada) kafir yazan bir Deccal’a kim kanar, kim aldanır? Bir hadiste “Deccal Medineye giremez” deniyorken, diğer hadiste Deccal’ın Medineden nasıl bir süreçle çıkartılacağı anlatılıyorsa, kendini zahiri manada çakılı kalmak zorunda görenler, nasıl bir tehlikeli sonuca çıkarlar? Uzun mevzu, şimdilik kenarda dursun bunlar… Bunlar, gerçek müslümanlarla, gerçek alimlerle münazara edilir. Münakaşaya da izin verilmez, seviye de düşürülmez. Yalan, dolan, aldatma, laf cambazlığı, iftira, karalama, fitne mi… Öyle şeyler akıldan bile geçirilmez.

Herkesin rüyası da tabir edilmez. Rüya sahibinin salih ya da saliha bir kişi olduğuna, rüyasının da salih rüyalardan olduğuna baştan emin olmak lazım. Lakin, ondan da öncesinde rüya tabiri bilmek lazım.

Kişi salih ise, rüyası salih rüya ise, o halde söz konusu edilen rüyada, rüya sahibi kişi, başkasını temsilen kendini görüyor. İnsanların istisnasız tamamı, toplumu ilgilendiren konularda, kendilerini temsili olarak gördükleri rüyaları sık sık görürler.

Kendini, başka birini temsilen rüyasında gören rüya sahibi kişi, Cübbeliyi ölü gördüğüne göre… Kendini kimin yerine görüyorsa, işte o kişi çok hayırlı işler yapacak demektir. Çünkü “Rüyada ölünün dirilmesi ve konuşması, rüyayı gören kişinin, iş hayatının ve aile hayatının çok güzel gittiğine ve yüklü miktarda kazanç elde ettiğine ancak bu durumu çekemeyen insanların rüya sahibi hakkında dedikodu çıkardığına ve insanlar ile arasına fitne soktuğuna delalet eder.” Ben demiyorum, rüya tabiri ilmi böyle söylüyor… Cübbeli de farkında olmadan kendini ifşalamış oluyor. Kaç kere rüya tabiri yayını yaptım ve tekrarla ifade ederek anlaşılmasını sağladım ki rüyalarda görülen şeyler, hemen ilk akla gelen manalarına, zahiri manalarına yorulmazlar. Rüyalarda da teşbih var, temsil var, türlü yanları var. Rüyada ilmi reddiye yapmak da gerçek hayatta ilmi reddiyeler yapılacağı manasına gelmez, tabir edilmez. İşte rüyada ölüm görmek bile gerçek manasına değil, hiç ölen kişi dirilir ve konuşur mu? İstediği kadar bu rüyayı da zahiri manasına zorlasın, gerçek hayatta, şu rüyada görülen şeylerin birebir yaşanacağını değerlendirsin… Hiç öyle değil ve öyle olmadığı, yaşanacak süreçte bütün insanlık tarafından görülebilecek.

Bu rüya, önümüzdeki süreçte Cübbeli’nin hükmünü yitireceğine, iyice ifşa olacağına, şeytanlaşmış halinin (hiç kimse tarafından inkar edilemez kesinlikte meydana çıkacağına), devlet sisteminin ona müdahale ederek yargılayacağına, oyundan düşeceğine ve buna da Cübbeli’nin reddiye yaparmış görüntüsü altında saldıracağı, iftira edeceği bir kişinin sebep olacağına delalet ediyor. Dahası bu rüya, Cübbeli’nin dalalet ehli biri gibi göstermeye çabalayacağı kişinin, bu işin sonunda bütün halk tarafından büyük takdir göreceğine de delalet ediyor. Azıcık rüya taibiri bilen her kime sorulsa, bu rüyayı bu şekilde tabir eder. Bunun bile farkında değil…

Oyalansın dursun… Ne reddiye yapabiliyorsa da yapsın, laf cambazlığını bıraksın. Ben buradayım, içim dışım da bir. Onun gibi bir ileri, iki geri adım attığım hiç görülmemiştir. Adımı vermeden bile iki satır sözde reddiyesini yapamamış, çünkü konuya girince, kime karşı konuştuğu ve yine nasıl atıp savurduğu herkesçe görülecek… Belli ki dünkü yazımdan sonra ağır baskı, yönlendirme altında kalmış. Böyle böyle etrafını da oyalamaya çabalıyor.

“Şeyhim” dediği, “Efendi hazretleri” dediği kişi, gerçekte Türk de değildi, müslüman da değildi. Nerede kaldı ki veli bir zat olsun. Nerede kaldı ki mürşid-i kamil olsun. Jet Fadıl üzerinden vurulan vurgun paralarıyla, sözde sempozyumlarda oynanan oyunları/aldatmaları/münafıklıkları da yıllar önce anlatmıştım. O günden beri o hususları konuşmak, hatırlatmak bile istemiyorlar. “İşte bu hizmetler, Fadıl abimizin helal/temiz paralarıyla mümkün oluyor” diyebilecek kadar ipini kopartmıştı o vakitlerde de şu cübbesi çıkasıca lanet herif…

Haydi bakalım, kimin ne hüneri varsa ben de göreyim, bu millet de görsün, beni dünya genelinden hatta dünyadaki yeraltı uzaylı şehirlerinden takip eden bütün gerçek müslümanlar da görsünler. Hemen başlayalım…

Ve bakalım, Deccal konusunda sarsıcı hakikatlerin meydana çıkmasını asla istemeyen Cübbeli ve onun gibi Deccal’a bile isteye çalışan lanetliler mi haklılar, yoksa hakiki bir mürşid-i kamilin ve aynı zamanda mehdi olan zatın eteklerine tutunmuş olan, himmetleri altında olan mfs mi…

Deccal elindeki bütün sistemi, bütün gücü ve kadroları kullansa bile, bakalım Cübbeli Ahmet denilen münafığı ne kadar süre daha oyunda tutabilecek.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Çok büyük hadiseleri haber veren Donatello rüyası (Güncellenmiş son hali)

(2 Eylül 2022 öğle saatlerinde paylaşılan bu yayın daha sonradan güncellendi ve mühim eklemeler yapıldı. Lakin güncellenmiş hali sorunsuz şekilde bütün ziyaretçilere gösterilmedi. Tarayıcıların önbelleği ya da başka teknik sebeplerle bu sorun yaşanmış olabilir. Bu nedenle yayın silinerek bu gün en güncel hali ile yeniden burada yayınlandı.)

“Donatello sahaya iniyormuş.”

Bu gece uzun bir rüya gördüm. Rüyamın bir kısmı bir üniversitede, birazı Taksim meydanına benzer bir meydanda, son kısmı da yine üniversite gibi büyük bir binanın bir katında, asansör tarafında geçti.

Rüyanın başında ben üniversite talebesiyim. Bir sınıftayım, tahtaya kaldırılmışım, pek iyi biri olmayan genç erkek bir hoca var. Tahtaya 9-10 haneli büyük bir sayı yazmış, öğretmen masasında otururken bana da üç beş haneli bir rakam söylüyor ve kendisinin tahtaya önceden yazdığı rakamdan bu söylediği rakamı çıkartmamı istiyor. Lakin ben bunu yapacakken kasten kısık sesle konuşuyor, birkaç kere tekrar ettiriyorum ama hangi rakamı bana söylediğinden emin olamıyorum. 16.000 mi diyor, 1.600 mü diyor, emin olamıyorum. Ben tahtaya 16.000 yazıyorum. Hoca da gelip sondan bir sıfır siliyor ve 1.600 şeklinde düzeltiyor. İyi niyetli olmadığı için o sırada ben tahtaya dönükken ve fark edemeden, kendisinin önceden tahtaya yazmış olduğu 9-10 haneli sayının en sağındaki sıfır rakamını da 1’e çeviriyor. Ben bunu çok geç fark ediyorum. Orayı hala sıfır bildiğim için de çıkartma işlemini daha yapmaya başlarken, en başından bile zaten hata yapmış oluyorum. 

Rüyada sınıfta olduğum sahneleri görmeye devam ederken saat 10:10 ya da 10:15 geçiyormuş. İşletmelerde tam da çay paydosu yapılan o vakitte üniversitede teneffüs zili çaldı. Bu, öğle paydosu haricindeki en uzun teneffüsmüş. Üniversite öğrencilerinden isteyenler bu saatlerde kahvaltılık bir şeyler atıştırırmış. 

Ben önce geri durdum, önce “Yemesem de olur, öğle yemeğine çok kalmadı.” dedim içimden ama sonra “Benim de yanımda yiyecek bir şeyler var.” diyerek yemeye karar verdim.

Sıra arkadaşım benden önce yiyeceklerini sermiş açmıştı. Bir ön sırada ise bir başkası karışık, koyu renkli, et çorbası denebilecek bir şeyi açmış, tabakla sırasına koymuş ve onu yiyecekti. Orada konuşmalar geçti ve o kişi “Donatello geldi, buradan dan geçti, sahaya iniyormuş.” dedi. 

Ben de hemen. “Donatello, entel takılan solcular gibi mi görünüyordu? Uzun boylu, kara saçlı, top sakallı biri miydi?” dedim.

O kişi cevaben “Hayır” dedi. Sonra bir anda sahne değişti. Taksim meydanına çok benzeyen bir yerdeyim. Hava aydınlık, gündüz vakti. Çok kalabalık değil ama yine de epeyi insan birbirine yakın şekilde yürüyor ya da birkaç kişilik gruplar halinde ayakta durarak konuşuyordu. Meydanın tam orta yerinde bir ambulans, onun hemen arkasında bir askeri cip vardı. Bir karışıklık çıkartmak isteyen ve solcu teröristler gibi görünen kişilerin idaresindeki iki tane araç da aniden o meydana girdi. O arabalar da ağır, güçlü araçlardı. Hafif binek tarzı araçlar değildi, cip benzeri araçlardı. Askeri araca çarptılar ve o askeri araç da ambulansa çarptı. Bu zincirleme çarpışmalar, sert çarpışmalar değildi ama az bir hareket bile, ambulansın sol yanında duran kişileri tehlikeye düşürdü. Yine üniversite talebelerinden oluşan o grubun içindeki bir genç erkeğin ambulansın altında kalmasına sebep oldu. Ben ise ambulansın sağ tarafında, beş altı adım uzakta olmama rağmen diğer tarafta ne olduğunu gözlerimle göremesem de biliyor, anlıyordum.

Ezilen genç erkeğin ölmediğini, çok ağır yaralanmadığını tahmin ettim ve etrafındaki genç kız öğrencilerin biraz sonra çirkin bir tarzda feryat edip gürültü çıkartacaklarına da emin oldum. Sonra hemen askeri aracın şoför kısmındaki askere baktım. Araç içinde zaten başka asker olmadığını da gördüm. Askerin rütbesi yoktu ve iyi bir insan olduğunu biliyordum. Sol kolunda kırmızı renkte “nöbetçi/görevli” bandajı varı. Asker 45 yaşlarında, olgun görünüyordu. Kilosu da tam yerindeydi, zayıfça değildi ve her ne kadar rütbesi yoksa da ağır/vakur bir duruşu vardı. Şaşkındı, bir kusuru da yoktu. “Bu nasıl oldu şimdi” dercesine sıkıntı duyduğu beden dilinden okunabiliyordu. Yine de aşırı telaşlanmıyor, kendini kontrol edebiliyor, ağırlığını muhafaza edebiliyordu. Askeri disiplini/eğitimi nedeniyle ellerini direksiyondan bile ayırmadı ama yüzü çok gergindi. 

Ben hızla ve peş peşe meydandaki her yere dönüyor, bakıyor, tarıyor, neler döndüğünü bir an önce anlamak istiyordum. O askeri cipten sonra gözlerimi hemen ona çarpan iki terörist aracına verdim. Onlardan önde olanının içindeki terörist bir talimat veriyordu ve duyuyordum. “Sahayı boşaltın.” diyordu.

O anlara gelene kadar, ezilen genç erkeğin etrafındaki genç kız öğrenciler feryada da başlamışlardı. Her zaman yaptıkları şeyi yapmışlardı. Neler döndüğünü anlamadan, anlamaya bile çalışmadan, sonucunu düşünmeden, kimlerin oyunlarına geldiklerini merak bile etmeden bağırmayı, tepki vermeyi, gürültü çıkartmayı tercih etmişlerdi. 

Ortalık saniyeler içinde karışıyordu. Meydandaki insanlardan kaçışmaya başlayanlar olmuştu. Neyin ne olduğunu anlamadan meydandan uzaklaşmaya başlamak da mantıklı görünmüyordu bana… Daha hızlı bir şekilde meydanın her bir yanına bakıyordum, başımı birkaç saniye farkla bir o yana, bir bu yana çeviriyor, her yeri tarıyor, aslında ne döndüğünü tam olarak anlamaya çabalıyordum. Bu sırada da vakit kaybediyordum ve bunun beni tehlikeye düşürüyor olabileceğini de değerlendiriyordum.

Bir yandan da “Bu terörist neden -Meydanı boşaltın- demedi de -Sahayı boşaltın- dedi?” diye düşünüyordum. “Akademi Dergisi’ni takip edenlerin mani olamadığı hali mi yaşıyor, o da Akademi Dergisindeki lisana, üsluba kendini kaptıranlardan mı” diye düşünüyordum. Neticede, o meydanda tam olarak neler döndüğünü anlayamadan ben de koşarak oradan uzaklaşmaya başladım. Önümde çoğunlukla genç erkekler bilinçsizce koşuyorlardı ve çok panik halindeydiler.

Koştuğumuz yönde de park halinde başka başka arabalar vardı. O arabalarda patlamaya hazır ve tahrip gücü çok çok yüksek bombalar olabilirdi ya da meydanda koşuşan kişiler arasında canlı bombalar da olabilirdi. Bir yandan da “Kararsız kaldım da koşuyorum ama bu da çok tehlikeli olabilir.” diye diye kendime kızıyordum. Lakin her şey çok çok hızlı yaşanıyordu ve saniyeler içinde karar almak zorundaydım. 

Birden sahne değişti. Ben kendimi emniyetli, sakin bir yerde buldum. Mankenlik ajansına başvursalar işe hemen kabul edilebilecek kadar dış görünüşleri iyi olan genç bir kadın ve genç bir erkek gördüm. Kaos yaşanmakta olan o meydana doğru bakıyorlardı. Kadın son seviyede açık giyinmişti. Belden üstünde sadece bir iç çamaşırı kadar yer kaplayan bir kıyafeti vardı. Hiç beklemediğim bir anda genç kadın omuzdan atılan gelişmiş bir roketi çıkarttı. Silahı sağ omzuna yerleştirdi ve hiç tereddüt etmeden, isabet alarak hemen ateşledi. Bu sırada kendisi biraz savruldu, saniyeler sonra toparlandı. Üzerinde hiç korku, gerginlik, panik, endişe, karamsarlık halleri yoktu. Yanındaki erkek de son derece profesyoneldi ve rahattı. 

Hemen yine sahne değişti. Bu defa aynı şehirde, söz konusu meydana yakın bir yerde olduğumu  biliyordum ama bulunduğum şehir neresi, hala bilemiyordum. Geniş bir ana caddede idim ama bedenim yoktu da adeta görünmeden havada uçan bir kamera gibi başka bir kadını izliyordum. Bir önceki sahnede meydan yer hangi ülkede ise, oradan patlamalar ta bu şehre de yayılmıştı. Kadın bir istihbaratçıymış. Devlete çalışıyormuş ama o anda sivil kıyafetleri vardı. O beni hiç göremiyordu ama ben onu ön-üst çaprazdan adeta bir kamera gibi izliyordum. Devlete çalıştığı, kamu güvenliğini sağlamakla vazifeli olduğu halde tamamen kendine odaklanmıştı. İyi niyetli bir insan olmadığını hemen anladım. Üzerinde bir cihaz sistemi vardı. Dışarıdan bakan kimse göremese de konuştukları hemen merkezine gidiyordu ve merkezinden konuşulanları sorunsuz şekilde duyuyordu. Ana caddenin sağ tarafındaki kaldırımda koşar adım ilerlerken, görüş açısı dışında kalmış etraftaki sokaklardan patlama sesleri geliyordu. Patlama sesleri geldikçe daha çok korkuyor ve daha sık olarak merkezine sesli mesajlar gönderiyordu. Cadde kenarında koşar adım giderken kendi kendine konuşan bir telaşlı kadın görüntüsü arz ediyordu. Merkezine “Burada işler zan ettiğimizden daha kötü vaziyette. Çok çok kötü. Patlamalar devam ediyor.” mealinde cümlelerle sesli raporlar geçiyordu ve yaşanan kaosun, krizin kısa süre içinde geçmeyeceğine, bitmeyeceğine kani olduğunu çok belli ediyordu. Bir anda gördüm ki yoldan bir şehir içi otobüs (halk otobüsü) geçiyordu. Kadının arkasında kalan otobüs hızla kadının bulunduğu hizaya doğru yolda ilerliyordu. Otobüse bakınca da İsviçre, Norveç, Hollanda, Danimarka, İsveç ya da Finlandiya gibi ülkelerden birinin büyük bir şehrinde bulunduğumu tahmin ettim. Sık güneş görmeyen ve sık yağış alan bir batı ülkesinde olmalıydım. Arkadan gelmekte olan halk otobüsünün sağ yanından kaldırımın bir buçuk metre içine kadar bir enerji yayılıyordu. Rüya bu ya, hiç rengi ve katı formu olmayan o enerjiyi gözlerimle sürekli olarak görebiliyordum. Kadına çarparsa yakıp öldüreceğini de biliyordum. Kadın fark edecek mi diye bakarken, kadın da tehlikenin farkındaymış ve o çok geniş kaldırımın iyice sağ yanına doğru yanaşarak ilerlemeye devam etti. Bu sayede otobüs geçerken kadına zarar vermedi. 

Sonra yine birden sahne değişti.  Kendimi yine üniversite binası ya da büyük bir otel binası gibi bir binanın katlarından birinde, çok sakin bir yerde buldum. Daha doğrusu o an orada bedenen yoktum, yine sanki görünmeyen bir kameraydım, havada uçarak, kimsenin fark edemediği şekilde hadiseleri ve şahısları izliyordum.

Bulunduğum, izlediğim katın asansör kapısının önündeydim. Bir genç erkek orada asansör kapısının önünde bekliyordu. Kapısı ortasından iki yana kayarak açılan, göze güzel görünen metalden yapılmış, geniş ve lüks bir asansördü.

Onun sağ kapısının duvarla birleştiği yere sağ omzunu dayamış halde bekleyen, gayet sert bir malzemeden yapılmış ve dümdüz duran bir siyah palto giymiş o genç erkeği süzmeye başladım. Çok uzun boyluydu. O da üniversite talebesi gibi görünüyordu. Paltosu, nerede ise ayakkabılarına varacak kadar uzundu. Paltosu hem genişti, hem düzgün kalıplı duruyordu ve içindeki gencin beden kodlarını ve ayrıca beden dilini okuyabilmem, o genç hakkında hızlıca ön değerlendirmeler yapabilmem mümkün değildi.

Biraz yüzünün sol yanını, biraz da saçlarını görebiliyordum. Sonra bir anda sağ elini duvarla bedeni arasından yukarı kaldırdı ve yüzünün sağ yanına doğru götürüp yüzünü ovaladı. O anda parmaklarını biraz görebildim. Parmak kemiklerininin belirgin olduğunu müşahade ettim. Onun Donatello olduğunu, sahaya indiğini, onu izlediğimi çoktan anlamıştım. Sağ elini yarımdan da olsa görünce “Böyle eli ve parmakları olan bir kişi güçlü bir bedene, ayrıca da kararlı, güçlü bir zihin ve ruh haline sahip olamaz. Saçları da zan ettiğim gibi kara değilmiş. Sarışına yakın açık kumral renkteymiş. Sık ve ince uzun telliymiş. Zaten yüzü de ince hatlara sahip. O paltonun içinde de çelimsiz bir beden olmalı” dedim.

Sonra, üst katlardan alt katlara doğru inmekte olan asansör, bir anda o katta durdu. Kapısı iki yana kayarak açıldı. Önce dikkati çeken şey, üniversite talebesi gibi duran, hafif esmer tenli, kalın telli siyah saçlara sahip olan bir genç kızdı. Gayet geniş, ferah, aydınlık asansörün tam ortasında duruyordu. Asansörün içinde zemin de değişikti. Sanki kaliteli, güzel görünüşlü, güzel renkli, yumuşak bir kauçuk madde ile sahne gibi yapılmıştı. Her biri birkaç parmak kalınlığında olan birkaç kat köşeli hatlarla yükseliyor, en merkez yerinde çember şekilli oluyor ve orada da sanki bir yarışmanın kazananının durduğu misali o genç kız duruyordu.

Kızın davranışlarından, Donatello’yu tanıdığı anlaşılıyordu. Donatello kızı beklediği gibi o da Donatello’ya kavuşmak istemişti. Kavuşma anında da candan tavırlar sergiledi. Donatello asansör kabinine girdi, kapı kapandı. Ben bir anda kendimi yine görünmez bir kamera gibi asansör kabininde buldum. Üst katlara çıkılıyordu. 

Donatello genç kıza güzel birkaç cümle kurdu, kur yapmaya başladı. Kız ise rahatsız değildi, bunu istiyordu. Donatello da bu sayede çok hızlı ilerledi. Hep kızın yüzüne gülüyor, güzel sözler söylüyor ve eli ile onun bedenini tahrik ederek cinsi hazlar duymasını sağlıyordu

Rüya bu ya, bir anda, bir oldu bitti ile kız tamamen çıplak kaldı, Donatello’nun eli kızın en mahrem yerindeydi ama daha ilginç olanı şu ki kız hiçbir vasıta olmadan havada duruyordu. Sırtı yere dönüktü, yüzü ve karın kısmı tavana dönüktü, ayak kısmı ise Donatello’ya dönüktü. O anda uyandım, rüya bitti.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..




Özel harekat operasyonu | Rüya tabiri

G. V. (Akademi Dergisi takipçisi)

Efendim, dün gece işte çalışırken, (…) Gündüz istirahatinde rüyamda, özel harekat polisi olduğumu gördüm.

Rüyada; Köyümde oluyorum. Operasyona gideceğiz. Özel harekat polisleri var. Onlar bir ekip olarak operasyona gidiyorlarmış. Bir anda ben de bu ekibe dahil edilmişim.

İlk önce dağlık gibi yerlerden geçiyoruz. Elimizde silah yok. Herkes polis kıyafetli. Ben, elbisem olmadığı için sivil gidiyorum. Herkes heybetli, uzun boylu. Ben orta boylu. Onlar, vücut yapıları da dikkate alınarak seçilmiş, ama benim cesaretim ve gayretim vesilesiyle, vücut yapım dikkate alınmadan o ekibe alınmışım.

Kimsede silah yok. Dağ başında bir mağara gibi girişi olan, gizli bir yerde silah ve mühimmat deposu varmış. Gerekli aletler oradan alınacak.

Giderken de her an pusu ve saldırı olabilir. Grup giderken, ben de bir anda şehadet arzusu ve ilk heyecan ile en öne geçiyorum.

Ekip başkanı en önde gidiyor. Ben de onun sağ yanında yürüyorum. Bana iltifat ediyor.

MaşaAllah, biz her an kurşun gelebilir diye çok dikkatli gidiyoruz, yeri geldikçe eğiliyoruz. Sen ise hiçbir şeyden korkmadan, dimdik durarak yürüyorsun, diyor.
Ben de gülüyorum. Hani bir zaman, söz dizisi vardı. Orada Keşanlı diye birisi vardı. Sürekli şehit olmak isterdi. Ben de onun gibiyim, diyorum.

O bir ara eğilerek yürüyor. Ben de eğiliyorum. Biz acemi olduğumuz için, nerede eğileceğimizi bilmiyoruz. Ama bizde şehadet arzusu da var. O yüzden ölümü de pek önemsemiyoruz, diyorum. O kişinin, evli olduğunu ve ölümden biraz endişe ettiğini anlıyorum. Ama ben evli ve çocuklu olduğum halde, hizmet ve şehadet arzusu galip geliyor. Ölümü takmıyorum.

Bu şekilde mağara gibi bir yere vardık. Gece gibi oluyor. O sırada biraz öteden ışık vuruyor. Hemen tedbirli olarak kapıya varıyoruz. Kapıyı birileri açıyor. Açan bir polis oluyor. Orayı bekliyormuş. Başka bir polis de anlatıyor. Dağda bizden biri yaralı kalmış. Sonra onu kurtarmış. Ama ağır yaralı ve hastahane de olduğunu söylüyor.

Ben de bu işlerin basit olmadığını, hayatın her an risk altında olduğunu daha iyi anlıyorum. Yine de önemsemiyorum ölümü.

İçeri giriyoruz. Herkes için mekan var. Yatak ve ekipman, silahlar var. Ben de girince bakıyorum, en kenarda bir ranza, güzel bir silah ve diğer ekipmanlar orada sahipsiz duruyor. Onların benim için durduğunu anlıyorum. Benim için orada kıyafet de oluyor. Bir de orayı bekleyen, benden daha kısa boylu bir polis de o ekipte oluyor. Onun da gayret ve cesareti vesilesiyle o ekibe alındığını anlıyorum.

Silahı alıp inceliyorum. Soruyorum, operasyon, sabaha kadar sürer mi, diyorum. Birisi, diğer ekip gelir, onlar gelince gideriz diyor. Bu defa gündüz öğle vakti gibi oluyor. Akşama henüz vakit var, rabıtamı daha yapmadım, onu da yapmam lazım diyorum. Bir de abdestim olmadığını hatırlıyorum. Operasyona abdestli giderim, ilk fırsatta namazlarımı da kılarım, her yerde abdest ve namaz için fırsat olmaz, diye düşünüyorum. Silah ve diğer aletleri inceleyip dururken uyandım…

Mehmet Fahri Sertkaya

— Resmi bir operasyon ya da polis operasyonu görmek resmi işlemlerde, devletin idaresinde oluşacak bir karışıklığa yorumlanır.

— Rüyada bir kişi polis olduğunu görürse bu rüya onun için hayırlı bir şekilde yorumlanabilir. Önemli bir sorumluluk üstleneceğine ve bu aşamada çeşitli makamlara yükseleceğine işaret eder. Genel olarak rüyada polis olduğunu görmek makam sahibi olmak anlamına gelmektedir.

  • Rüyada dağ görmek: çok hayırlı bir rüyadır. Rüyada dağ gören kişi ülke yönetiminde söz hakkı bulunan üstün yetkilerle donatılır, işinde bulunabilecek en üst mevkiye erişir, toplum içinde otorite, söz ve saygınlık sahibi olur. Rüyada bir dağın zirvesinde Allah’a el açıp ona şükreden kişi hayatı boyunca adaletli ve vicdanlı bir kişi olacak demektir.

Eğer bir kimse rüyasında bir dağın yamacında dini vecibesini yerine getiriyorsa devletin üst kademelerinde resmi bir görevde, geniş yetkilerle bir memurluk işine atanır. Bir kişi eğer rüyasında dağdan indiğini görürse maddi zarara ve kayıplara uğrar. Bir kişi dağda rampa bir yoldan çıktığını görürse bu onun yaşayacağı vicdan azabına delalet eder.

— Rüyada mağara kapısı görmek kurtuluşun/zaferin sadece bir adım uzak olduğuna tabir edilir.

— Silahlar, saygınlık, kudret, zafer, başarı, yükseliş, makam ve rütbe demek, düşmanları yenmek demek. Evlilik, iş ortaklığı demek. Çocuklar ise ortaklığın meyvesi olan kazançlar ve kazanç getiren her şey demek.

— Rüyada şehadet görmek: her durumda sakinliğini, iyi kalpliliğini koruyan rüya sahibinin hinlik düşünmediğini, kendisine kötülükte bulunan kimselere dahi merhamet edip, şefkat gösterdiğini işaret eder. Dünya malını önemsemeyen, her zaman ahiret hayatına göre yaşayan ve ailesini, sevdiklerini ihmal etmeyen kimselerin mutlu, huzurlu geçecek hayatlarını işaret eder. Beddua almadan, her zaman yapılan iyiliklerin karşılığını görerek yaşayacak olan rüya sahibinin dini bütün bir insan olarak Allah’ın sevdiği kullarından olacağını, el açıp dua ettiği, kalbinden istediği her dileğine kavuşacağını, kendisi ve sevdiklerinin hiçbir zaman kötülüklere maruz kalmadan, hastalıksız bir hayat süreceklerini bildirir.

Temiz kalbin, iyi niyetin ve yüce gönüllü oluşun kişiye getireceği iyiliklerin sonsuz olacağına, bereketli hayatında her zaman rızkı bol şekilde yaşayacağını tabir eder.

— Rüyada şehit görmek: kişinin toplum içindeki saygınlığının artacağına, insanlar tarafından da daha çok sevgi ve saygı göreceğine işaret eder. Rüyada şehit olduğunu gören kişi mesleğinde de en üst makama yükselecektir. Bir kimse rüyasında şehit olmuş birini, yaşıyor olarak görürse eğer bu, rüya sahibinin Allah katında muhterem biri olduğuna ve Allah’ın sevgili kullarından olduğuna yorulur. Ayrıca rüyada şehit görmek hayatın yolunda gideceğine, kişinin işlerinin de sağlığının da iyi olacağına işaret eder. Rüyasında ülkesi için şehit düştüğünü gören kişi rabbin huzurunda da muhterem biri olarak duracak demektir.

— Rüyada temiz yatak görmek: rüya sahibine görünen bir yoldur, istikamettir, süreçtir.

— Rüyada abdest almak: güzel ahlaklı olmaya, iyi niyetli ve hayır yapmayı seven kişilere, hidayete ermeye, hak yolunu bulmaya, kudretli ve yüce gönüllü olmaya delalet eder. Rüyada abdest almak her zaman hayırlı ve güzel olana işaret eder. Rüya sahibinin mutluluk verici haberler alması ya da böyle olaylar yaşaması, sorunlara çözüm, dertlere şifa bulması anlamına gelirken zor durumda olan kişiler olduğu şeklinde de yorumlanır. Bu rüya hak yolunu ve dini terk etmiş kimselerin hak yolunu yeniden bulacaklarına ve sonsuz bir gönül rahatlığına kavuşarak, tövbekâr olacaklarına yorulur. Rüyasında abdestini tam aldığını gören kişi her türlü sıkıntıdan kurtulacak demektir.
Bir kişi rüyasında abdest alıp bir de namaz kıldığını görürse bu kişi her türlü emeline kavuşur ve mutlulukların en büyüğünü yaşamaya nail olur.

— Polis: çoğunlukla devlet sistemini/otoritesini temsilen görülür. Herkes polis kıyafetli iken sivil kıyafetli olmak ise, herkes resmi/kayıtlı/görünür surette vazife alıyorken, arka planda kalarak gayr-i resmi şekilde idari işleri yürütmek demek.

Bir de rüyalarda bir şeyi düşünmek ya da görmek kafidir. İlla o fiili yaptığını görmek gerekmez. Yine de tabir edilir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Fırtına öncesi sessizlik | Süleymanlılara operasyon

E.. (Akademi Dergisi takipçisi):

Hocam hayırlı günler.Dün sizle konuştuktan sonra rüyamda kursun önünde şiddetli rüzgar olduğunu,esen rüzgar ile çer çöp ne varsa kursun giriş kısmına dolduğunu gördüm. O esnada bir talebemde girişte set üstü bir ocağın iki tuşuna basıp gazı havaya veriyordu.Ona mani oldum.Esen rüzgar ile gazın karışmasıyla insanlara zarar gelmesin diye.

Mehmet Fahri Serkaya:

Hayırlı günler. Büyük hadiseler yaşanacak. Cemaat birbirine girecek. Çoğunluk samimi değil zaten… Samimi olmayan herkes, kendini kurtarmak için diğerini yakmaya başlayacak. Tartışmalar, kavgalar, iftiralar, karalamalar, dilekçe ve istifa tartışmaları, suçlamalar, suç duyuruları çok yayılacak. Galiba hükumete, hükumetin çalıştığı yabancı ülkelerin gizli servislerine bile bırakmayıp bu samimiyetsizler birbirleri hakkında suç duyuruları yağdıracaklar. Yaşayalım görelim bakalım, nasıl olacak. Rüzgar görmek iyidir ama şiddetli rüzgar görmek her zaman iyiye yorulmaz. Şiddetli rüzgar, büyük hadiseler demektir. Tehlikeler demektir. Sıkıntılar demektir. Nizamın/düzenin bir anda alt üst olması demektir. Dengelerin aniden değişmesi demektir. Böyle bir rüya görüldüğünde kötü günlere hazırlıklı olunmalı.

Rüyada ocak görmek de aslında iyidir. Lakin senin rüyandaki ocak ve gaz, cemaat içindeki milyonlarca münafık, yiyici, menfaatçi kadın ve erkeklerin halini temsil ediyor. Gaz, onların bu güne kadar elde ettikleri maddi ya da manevi dünyalık menfaatler. Mal, mülk, para, makam, itibar, şöhret v.b.

İşte o gaz yani bu sefil kişilerin menfaatleri aniden kesilecek. Devamı gelmeyeceği gibi, şu ana kadar elde ettiklerine de el konulacak. Tıpkı FETÖ operasyonlarında olduğu gibi…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İt ürüyecek, kervan her zaman yürüyecek (Rüya tabiri)

Dünya siyasetinde yaşanacak büyük hadiseleri haber veren bir rüyanın uzun tabiri

V… (Akademi Dergisi takipçisi):

Acayip bir rüya gördüm.
İstanbul’da talebelik ve sonrasında bir yıl hoca olarak hizmet yaptığım vefa kursuna vardım. Beni oraya çağırmışlar. Kursa girdim sanki bir gün kaldım. Normalde kursun altı, paralı otoparktır. Benim oradaki görevliyle görüşmemi söylediler. Vardım otoparkın önünde, yolumuza bağlı değil gibi görünen, bir otopark görevlisi var. Selam verdim. Kendimi tanıttım. Geleceğimden haberi varmış. Tamam dedi. Burada çalışacak olanlar için yarın seçim yapılacak. Ben senin için oy kullanırım, senin buraya alınmanı sağlarım burada çalışırsın, yurttan ev kiranı, bazı masraflarını filan ödüyorlar. Hem çıkarmak da artık yokmuş dedi. Ben de tereddüt ediyorum. MFS’nin tarafında olduğum için burada huzur vermezler, ama çalışmaya da ihtiyacım var, diye düşünüyorum.

Sonra kursun idarecisi Hüseyin Bakır, geldi. Herkes ona hürmet ediyor. Ben de ayağa kalktım, bakalım benim yanıma gelecek mi diye bekliyorum. Ona bakıyorum, benimle göz göze gelmiyor. Herkesle konuştu ama bana bakmadan gitti. Demek ki, verdiğim mesajı almış, sosyal medya yasak vs denilerek hakikati daha fazla ne kadar gizleyebilecekler? Diye düşünüyorum.

Daha sonra, bir anda kursun bitişiğindeki binada oluyorum. Gülderen orada oturuyor. Baya eskimiş, içinde ahşap yapıları olan bir ev. Mutfakla beraber 3 oda var. Birileri vardı. Onları uğurladı, onlar gidince Gülderen ile karşı karşıya geldik. Eline ucu yassı, kalın tokmak benzeri bir ağaç aldı. Aklı sıra beni korkutup kovacak. Ben de elinden aldım, şimdi ben sana vurayım mı, dedim. Hemen pencereden kafasını çıkartıp, imdat diye, deli gibi bağırmaya başladı. Delirmiş halde idi. Siması tam kafayı yemiş kadınlara benziyordu. Normalde hiç görmedim, ama orada çok çirkin bir siması vardı. Sonra vurmadım ama, orası Ahmet Bey Ağabeyimiz’e ait oluyor. Oraya sahip çıkmaya çalışıyorum. Bana bazı emanetleri bıraktığını hissediyor ve anlıyorum. Gülderene bağırıyorum. Ahmet Bey Ağabeyimizin bıraktığı daha fazla emanet var demek ki, senin bu kadar çırpınmandan belli oluyor, mealinde sözler söylüyorum. Bir anda gözümün önüne, içkiyi içip içip, ateş yanmış ve sönmüş yerlerin kenarında ölmüş bazı kişilerin görüntüsü geldi. Genel olarak, münafık hoca tipli kişilerdi…

Mehmet Fahri Sertkaya:

Rüyada beni temsilen kendini görmüşsün. Günümüzdeki rüya tabircilerinin çoğunun bilemediği ve anlayamadığı hususlardan biri de budur. Rüyalarda çok sık olarak bazı insanlar, başka insanların yerlerine kendilerini görürler. Tabirciler bunu bilemezlerse, göz önünde bulunduramazlarsa, bir gömleğin düğmelerinin atlanarak iliklenmesi, kaydırma yapılması misali, peşi sıra bütün tabirleri hatalı yaparlar. Madde madde tabiri doğru bilseler de yerli yerine oturtamazlar.

Bunun misali, kişiler gibi mekanlar da temsili olarak görülür sık sık… Vefa kursu da cemaatimizin merkezini temsilen görülmüş bu rüyada…

Merkezde devir teslim olacak ve buna aracılık yapacak kişi cemaatimizin mensubu bile olmayacak. Anlaşılıyor ki siyasi/idari yetkili bir kişi ya da resmi vazifesi/kimliği olmasa da çok etkili kişilerden biri olacak.

Rüyada otopark görmek, hayırlara alamet eder ve rüya sahibinin yüzünü güldürecek, keyfini ve moralini yerine getirecek bazı gelişmelerin yaşanacağına rivayet edilir.” denilmiş tabirlerde…

“Demek ki, verdiğim mesajı almış, sosyal medya yasak vs denilerek hakikati daha fazla ne kadar gizleyebilecekler? Diye düşünüyorum.”

Bu kısımdan anlaşılıyor ki önce bir restleşme, karşılıklı mücadele süreci olacak, hatta bu çoktan başladı ve en kesin olarak yaptıkları şey “Sosyal medya yasak” deyip durmaları oldu. Tam Telegram Türkiye’de herkes tarafından duyulacak ve kullanılacak oldu ki bunun haberini istihbarattan önceden aldılar ve kısa süre öncesinde kardeşlerimize Telegram’ı yasakladılar. Neden? Çünkü Telegram’da Türkiye’den neredeyse kimse yokken, Akademi Dergisi vardı. Telegram’da yıllar öncesinden yayına başlamıştı. Rüyandan anlaşılıyor ki artık bu faydasız baskılardan, yasaklardan da geri duracaklar ve münafıklar tarafı pes edecek. İnatlaşmanın faydası olmadığını kabul edecek. Galiba o etkili ya da yetkili kişi de bu yönde karar çıkmasını sağlayacak. Dünyadaki pek çok farklı kesimden insanla ortak noktalarda buluşabildiğim biliniyor. Onun vesilesiyle de cemaatteki hainleri tesirsiz hale getireceğim ki cemaatteki münafıklar, masonlar, kriptolar, hep cemaat dışından hatta aslında yurt dışından yönetiliyorlar.

Süleymanlılar cemaatinin mason ve kara paracı lideri Alihan Kuriş

Kursun bitişiğindeki bina, merkezin yani cemaatimizin arka plandan yönetildiği yer demek. Bunun farklı tabirleri olabilir ama hepsi aynı kapıya çıkıyor. Arka plandan gerçekten cemaatimizi Gülderen yönetiyor, bunu daha önce defalarca yazdım. Lakin daha arka plandan Gülderen Kuriş’i ise kara paracı mason tarikatının üstadları yönetiyor. Onların arka planında MİT ve CIA yönetiyor. Aslında masonların MİT ve CIA’yı yönettiğini de söyleyebiliriz. Daha arka planında ise uzaylı taraflar yönetiyor. Alihan da Gülderen de çoktan biyonik robot yapıldılar. Hatta yakın çevrelerindeki bazı kişiler de çoktan biyonik robot yapıldılar. Alihan’ın 50 yaş üstündeki bütün idarecileri, mesulleri, Hisar Hastahanesine tıbbi kontrole göndermesi, bu konunun üstüne çok düşmesi bile bir oyun. İdari kadronun bu sırada bütün her şeyleri alındı. Vücut ölçüleri, görüntüleri, ses frekansları, genetik kodları hatta hafızalarına kadar her şeyleri alındı. Hemen peşi sıra biyonik robot yapılan kişiler de oldu.

Bu işler böyle dönmese, Alihan’ın, Gülderen’in, beraberce kara para, fuhuş, kumar, insan kaçakçılığı ve türlü suçlar işledikleri o sözde cemaat idarecilerinin gerçekleri sahada duruyor olsa, bunlar topluca çoktan pes ederlerdi. Şu kadar direnemezlerdi. Çünkü binbir türlü suçlarının, rezilliklerinin somut delilleri sadece bende değil, çok farklı farklı taraflarda da var. Ayrıca oyunu yeterince sert oynadığım, çok ama çok köşeye sıkıştıkları, uzun süredir ağır yük altında oldukları da gözler önünde. Bu şartlarda ya kaçarlardı, ya intihar ederlerdi, ya pes ederlerdi ya da içinde bulundukları masonik kara para ağı tedbiren onları da imha ederdi. Böyle olmasın diye yerlerine biyonik robotlarla geçildi. Rüyanın burasındaki bitişik binaya İngiliz Kraliyet ailesi de diyebiliriz. Senelerdir dünyanın dört bir yanında çok sayıda kara para çarklarını, ihanet teşekküllerini, kötülük merkezlerini çökerttim, hükumetler dahi çökerttim, liderleri siyaset sahnesinden düşürdüm, savaşları durdurdum ya da çıkarttım ama hala direnebilen kısımlar da var. İşte direnenler hep bu şartlara getirildiler, uzaylı tarafların müdahaleleriyle zorlaya zorlaya ayakta tutuldular. Benim iki ayağımdan biri teşkilatım ise diğeri cemaatimdir. Bunu da bildiklerinden ötürü cemaatimin üzerine çok oyunlar oynadılar ve cemaatimin sorunlarını çözmeme, münafıkların eline geçmiş idaresini elime almama mani oldular. Lakin, rüyandan da anlaşılıyor ki, bundan sonra direnmek isteseler de kısa süre sonra bir an gelecek ve tepeden aşağı yıkılacaklar. Sadece cemaatimdeki hain tepe kadro değil, Kraliyet ailesine kadar bu işin içinde olan herkes tepeden aşağı devrilecek. Ben, çoktan yazdım ve “Cemaatimi temizleyeceğim. İçindeki adamlarınızı sakince çekin. Her meselede olduğu gibi, bu meselede de baştan açıkça yazıyor ve ikaz ediyorum. Devamında mühlet vereceğim ve sonra çekmemişseniz gerekli müdahaleleri yapacağım” demiştim. Bunu çok iyi biliyorlar. Çekmek yerine, daha çok adam sızdırdılar. Benimle iyi geçinmek yerine, bu hususta da hep damarıma damarıma bastılar. Çünkü beni bitirmenin en tesirli yollardan biri olarak cemaati bitirmeyi ya da tesirsiz/güçsüz hale getirmeyi tercih ettiler. Yanlış yaptılar ve şimdilerde hatalarının bedellerini çok ağır ödeyecekler.

Gülderen hem kendisi gibi tabir edilebilir hem de kraliçeyi temsil ettiği söylenebilir. Zaten ikisine de işaret var denilebilir, ikisi aynı sistem.

Epeyi eskimiş olması da asırlardır dünya genelindeki bu zalim, bu şeytani, bu kanlı çarkın, dönen her türlü pislik işlerin merkezinde Kraliyet ailesinin de bulunması. Bir de sonlarının geldiğine işaret. Rüyada mutfak görmek ise zahmet ve külfete delalet eder ama sonu çok büyük kazanmak demektir. Muzaffer olmak demektir. Sevinçten yüzünün uzun süre gülmesi demektir.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov

Son bir iki aydır ben de dahil olmak üzere çok sayıda kişi, bu rüyanı tasdik eden rüyalar gördük. Hepsinin tabiri genel hatlarıyla aynı… Kraliçenin hatta dünyadaki en büyük şer merkezlerinden biri olan o kraliyet ailesinin de artık sonu gelmiş. Sonları çok yakın. Karşı karşıya geleceğim, çatışmalar olacak ve yine ben muzaffer olacağım. Dinsizlik, zulüm, vahşet, gözyaşı ile dolu olan şu dünyayı iman, adalet, mutluluk ile dolduracaksam eğer o kraliyet ailesini de tarihin çöplüğüne gömmek şarttır. Onlar varken bunu yapmak mümkün değildir. Bu rüyan aslında kısa sürede ne kadar büyük yol aldığımı ve yakında karşımdaki şeytani sistemin, Ankebut Ağının en merkez üslerini de yıkacağımı haber veriyor. Hatta bu kısımda tabir dışına çıkarak şu bilgiyi de vereyim. Cemaatimizin içinde benim aleyhime oyun kuran kişilerin en şerlilerinden ve önde gelenlerinden biri de aslen bir Ermeni/Hristiyan olan ve sonradan biyonik robot yapılmış olan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur. En kısa süre içinde kafasını keseceklerimden biri de odur. Kısa süre önce de onu peş peşe ikaz eden kısa yazılar yazdım ama akıllanmadı. Bu da onun tercihi… Ona bu işlerde destek olan herkesin de ipini çekeceğim. Bunu da şimdiden tarihe bir not düşmüş oldum. Çünkü bu tabiri herkese açık şekilde mfs.tv sitesinde paylaşacağım.

Rüyanın ilgili kısmında, Gülderen’in az öncesinde uğurladığı kişiler var ve onlar, bu kraliyet ailesinin artık sona geldiğini, benim “Yapacağım” dediğim her şeyi yaptığımı çoktan anlamış ve kabul etmiş kişiler. Rüyadan anlıyorum ki bu tabiri okuyacaklar ve daha fazla inatlaşmayacaklar. Kraliyet ailesinden ve kraliçeden kopup uzaklaşacaklar. Böylece zararlarını asgari seviyeye indirerek varlıkta kalacaklar. Bazı taraflar akıllı olacaklar ve karşımda boşuna direnmeyecekler.

Aslında bu kısma kısacık eklemek geldi içimden. Bu rüyanı tasdik eden rüyalarımdan birinde ben “Ya Hay, ya Kayyum” diye zikrede ede elimde çok uzun ve sağlam bir tahta (Beşe on kereste denilenlere benzeyen uzun bir tahta) sallıyordum. Rüya bu ya, zombi denilen, ölü olduğu halde şuursuzca hareket eden iki güçlü, etkili, yetkili kadın varmış. Onlar asfalt yolda ve açık/güzel havada, önlerinde bir mani de olmadan ilerlerken, ben yolun yan tarafında beklemeye ve bir yandan da o uzun tahtayı yola doğru sallamaya başladım. Upuzun bir kılıcı sürekli savurur gibi yolun üzerinde çeviriyordum. Yolun yaklaşık yarısını bu şekilde kapatabilmiş oldum ama elimdeki tahta diğer yarısına uzanmıyordu. Bunu anlayınca hemen bana mani olmak için karşıma çok büyük bir örümcek şeklinde yapılmış robot çıktı. İki zombi kadını önden koruyacak ve beni yıkacaktı. Saniyeler içinde onu imha ettim. Ardından “Ya Hay, ya Kayyum” diye diye tahtayı sallayarak, hala şuursuzca o yolu geçmek için yürüyen o kadınlardan birini imha ettim, oyundan düşürdüm. İkincisine tahtam ulaşmadı ve o elimden kaçtı ama dünya liderlerinden biri yolun ilerisindeydi ve peşimden hamle yaparak onu da o lider oyundan düşürdü. Detaylarını anlatmadım, şimdilik anlatmayı da düşünmüyorum. Lakin robot örümcek demek, çoktan uzaylıların kontrolüne girmiş olan Ankebut Ağı demek. Ona iyice darbeler vurup karşımda hiç seviyesine düşüreceğim ve sonra zombi kadınlardan birini, yani Kraliçe Elizabeth’i imha edeceğim, oyundan düşüreceğim.

Senin rüyandaki mücadele kısmı zaten açık, tabire gerek yok. Ben kazanıyorum ve güçsüz kalınca karalama yolunu seçiyorlar. Öyle ki kural, sınır, değer tanımadan bunu yapıyorlar. Burada da hem Gülderen’in hem de arkasındaki asıl kişi olan Kraliçe’nin böyle yapacağını anlayabiliriz. Burada tabirin dışına çıkıp, akıl, mantıkla yorum yapıyorum ki kraliçe beni karalarsa, peşinden pek çok etkili ve yetkili kişi ona uymak ve iftiralarına, karalamalarına destek olmak zorunda kalır. Bu nedenle de ortalık fena karışır, çok büyük hadiseler olur. Bu nedenle de bana külfet, zahmet, mücadele var ama sonu benim için hayırlı…

Ta hazret-i üstazımız Süleyman Hilmi Tunahan (ks.) dan bana bırakılmış emanetler de var, bunlar bana çoktan malum, maneviyatı kuvvetli kardeşlerimize de çoktan malum ama rüyanın bu kısmında asıl konu olan şey/emanet ise riyaset/liderlik. Alihan ve Gülderen baştan beri bunu biliyorlardı ama gereğini yapmadılar, yapmıyorlar. Aslında ise arka plandan kraliçe dünyanın her yerinde fitne kazanları kaynattığı gibi cemaatimizle de uğraşıyor ve içindeki mason kişiler vesilesiyle cemaatimize de müdahaleler yapıyor. Hizmeti, yolumu, yolumuzu kesmek, bitirmek istiyor.

Bu işin sonu da belli, ne yaparlarsa yapsınlar, emanet sahibine veriliyor ve sonrasında ben tarihe geçen o haklı, meşru, çok sert ve çok büyük temizliği yapıyorum. Zan ediyorum ki Emir Timur gibi, Haccac-ı Alim gibi, İslamcı/münafık taifesi beni da ardımdan her devirde “zalim” diye anacak. İt ürüyecek, kervan/yolumuz her zaman yürüyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Akrobat beni dinlemedi

Dün, o rüyayı yazıp paylaşmış olmam, akrobata son ikazımdı. Akrobat benimle yolunu tam manasıyla ayırdı, beni dinlemedi, o ana kadarki başarıları kendinden bildi ve ona yine de nasihat ettim. “Bak, şunlara şunlara dikkat et” dedim. İşte dün rüyayı paylaşmam ve üzerine yaşananlar, rüyanın söz konusu kısmıydı ve o kısım da yaşanmış oldu. Dün önden yazıp paylaşmış olsam da rüya bozulmadı. Rüyadaki gibi, akrobat nasihat almadı. Göğe kadar çıkabileceğini, buradan sonra ben yanında yokken de çok yükselebileceğini, çok güçlenebileceğini, hala başarılı olabileceğini düşünüyor ama feci bir akıbet onu bekliyor.

Kavşaklar, karar alınan yerlerdir. Oralardan her şartta geçmek zorunda değilsin. Beklemen gereken zamanlar olur. Merdivenlerden her zaman çıkmak zorunda değilsin, beklemen hatta aşağı doğru inmen gereken zamanlar olur. İnmesini, çıkmasını, durmasını bilmezsen kendini de yakarsın, ülkeni ve bölgeni de yakarsın.

Putin’in cenaze marşı şimdiden çalınabilir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Göğe merdiven dayayan akrobat

22/23 Şubat 2022 gecesinde, Rusya ve Putin’le alakalı olduğuna tabir ettiğim bir rüya gördüm.

Rüyam bir kavşakta başladı. Dört ana yol o kavşakta birleşmişti. Ben, yolumun kavşakla birleştiği yerde durmuş, herhangi bir yola gitmemiştim. Az ileride, karşıdaki yolun kavşakla birleştiği yerde büyük hasar vardı. Yolun o birleşme kısmında kırılma ve çökme olmuştu ve bir ekip orayı düzeltmeye çalışıyordu. Asfalt dökeceklerdi. Rüyada, oranın yeni çöktüğünü ve ekibin hiç zaman kaybetmeden oraya gelip düzeltmeye çabaladığını biliyordum, anlamıştım. Ben de bulunduğum yerde hareket etmeden çalışmaları takip ediyordum. Yoluma devam etmekte acele etmiyordum.

Bir kamyon getirdiler ki dev gibi. Hem çok geniş, hem çok yüksek hem de çok uzun. Madenlerde kullanılan kamyonlardan pek de küçük kalmıyor. Kasası da asfalt dolu. Yolun o sorunlu kısmına asfaltı dökmek için manevra yapacaktı. Kavşağın ortasından, bana göre sağ kenarına doğru ilerleyip dönecekti. Sorun o ki kendisi için yeterli hareket alanı yoktu. Oradan dönmesi mümkün değildi. Yine de dönmeyi denedi ve saniyeler içinde önce yan yattı, sonra ters döndü. İzlerken şaştım kaldım. Şu kadarcık dar yerde, sadece birkaç saniyede, şu koca kamyon önce nasıl yan yattı, sonra nasıl da ters döndü diye şaşırdım.

Sonra bir baktım orada sorumlu bir çalışan var. Belki de kamyonun şoförüydü ama bu kısmından emin olamadım. Panikledi, bağırmaya başladı ve bana doğru da koşuyor, koşarken göreyim diye el hareketleri de yapıyordu. Baktım, bir tehlike göremedim. Kamyondan bana doğru gelebilecek bir tehlike görünmüyordu ama adam çok panik halindeydi. Birkaç saniye sonra anladım ki biraz ileride, o an fark etmediğim ya da önemsemediğim bir dağ var. O dağın en tepesinden, çok sert ve çok büyük bir kaya parçası büyük bir hızla aşağı doğru yuvarlanıyor. Adam bunu benden önce görmüş, hem uzaklaşıyor, hem benim de uzaklaşmamı istiyor. Hemen anladım ki o kaya dağdan aşağı tam inince, bizim olduğumuz kavşağa ve yola doğru gelecek.

Ben de bunu anlayınca hemen geriye doğru, geldiğim yöne doğru dönüp o yolda koşuyorum. O adam da peşimden koşuyor. Durmadan koşuyor ve arada başımı arkaya çevirip taşla aramdaki mesafeye bakıyorum. Taş çok ama çok hızlı bir şekilde düşüp ilerliyor, ilerlerken kendi etrafında da çok hızlı şekilde dönüyor, döne döne düşerken bir yandan da ara sıra yere çarpıp zıplıyor ve ilerlemeye de devam ediyor.

Bana yaklaştığında ve havaya zıpladığı bir anda hamle yapacağım, eğileceğim ve üstümden geçip gitmesini sağlayacağım. Böyle düşünüp plandığım bir anda, arkamdan koşarak gelmekte olan o kişi bana “şimdi eğil” diye bağırıyor. O da benimle aynı şeyi düşünmüş, fırsatını kollamış ve fırsatı yakalayınca hem kendi eğiliyor hem beni de ikaz ediyor. Ben de adamı dinliyor, tam o anda eğiliyorum. Tam da beklediğim gibi taş üstümden zıplayıp geçiyor, gidiyor. Tehlikeyi atlatıyoruz.

Sonra durup nefesleniyorum ve bir bakıyorum oralara, bakarken de şaşırıyor ve “Kısacık sürede meğer ne çok mesafe almışız, koşmuşuz. Kavşaktan ne kadar da çok uzaklaşmışız. Hayret, bu nasıl olabildi” diyorum ve rüyam burada bitiyor.

“Göğe merdiven dayayan akrobat”

4/5 Eylül 2020 gecesi gördüğüm ve çok tesirinde kaldığım, o günden bu güne kadar unutamadığım, geçen süre zarfında birkaç kere aklıma takılan bir rüyam var. O rüyama “Göğe merdiven dayayan akrobat rüyası” demiştim. Ekibimden birkaç kişiyle birlikte, farklı zamanlarda birkaç kere üzerinde çalışmıştım. O rüyamın son derece mühim hadiseleri haber veren bir rüya olduğuna emindim. Şimdi ise, o rüyamın bir kısmının gerçek hayatta yaşanmış olduğuna ve son kısmının şu anlarda yaşanıyor olduğuna emin oldum. Rüyayı nihayet tam manasıyla tabir edebilmiş, çözebilmiş oldum. O rüyamı da aşağıya yazıyorum.

Kocaman bir okul ya da fabrika ya da askeri tesis gibi bir yerdeyim. Koca bina, uçurumun dibinde, kayalık bir yerin üzerinde, deniz seviyesinden çok yüksekte bir yerde yapılmış ve binanın kendisi de ayrıca çok yüksek.

Ben, o binanın en üst katında köşe bir yerindeymişim. Neler yaptıysam, birçok ülkenin dikkatini çekmişim ve o ülkeleri zor duruma düşürmüşüm. Tepkisiz kalamayıp bu defa ve ilk defa bana açıktan, somut şekilde bir karşılık vermek zorunda kalmışlar. Bana akrobat denebilecek bir adam göndermişler. Bu kişi gelip benimle konuşup anlaşıp geri dönecekmiş.

Gelip benimle görüşüyor. İyi niyetli, halim selim, akıllı bir adam olarak görüyorum ve ben de ona iyi davranıyorum. Çekip geri gidecekken de başına bir iş gelmesin diye endişeleniyorum ve nasihat ediyorum. “Bak, beni dinle, şöyle şöyle yapma” tarzında konuşuyorum.

Nasihat almıyor, tutup çatının camından yukarı/dışarı doğru alüminyum merdiven dayıyor ve sonunu hesap etmeden, nasihatımı da dinlemeden merdivene çıkıyor. Bu yaptığının çok iyi bir şey olduğunu düşünüyor. Çatıyı geçiyor, dışarı çıkıyor ama merdiven bitmiyor, sanki göğe merdiven dayamış gibi, çıktıkça çıkıyor.

Ben de yaşananları öyle bir izliyorum ki sanki onun/akrobatın yanında uçan bir drone kamerası gibiyim. Kendi vücudumu görmüyorum ama etrafımı çok net görüyorum. Bulunduğum mekandan, duvarlar arasından sanki çıkmışım. Akrobatı o kadar net ve yakından takip ediyorum.

Aşağıya doğru, onun bulunduğu yükseklikten bir bakıyorum ki aşağıda kocaman bir deniz var. Denizde, atlanınca üzerinde zıpladıkları bir branda (trambolin) çekilmiş. Lakin bu, hava dolu olanlardan ya da yaylı olanlardan değil de ipli, gerilmiş olanlardan…

Aşağı doğru bakmaya devam ediyorum, trambolinin çevresinde, deniz suyunun üzerine, dört beş farklı noktaya, bir kadının başıyla beraber yüzü aksettirilmiş, denizde bu suretten dört beş tane var. Hepsi aynı kadının sureti ama boyları farklı görünüyor. Çok yukarıda olduğum için kadının suretini net göremiyorum.

Sonra bu akrobat, uçakların uçtuğu o yükseklikten atlıyor. Paraşütü bile yok. Tramboline düşmüyor ve denize çakılıyor. Sonra da sırt üstü şekilde ve acılar içinde deniz yüzeyinde duruyor.

Bu yaşandığı anda ben bir fark ediyorum ki bu defa dünya basınında açıkça haber olmuşum. Bütün dünya bu yaşananları canlı haberlerle aktarmış hatta görüntülü olarak izletmiş. Haberler benim hakkımdaymış ve dünya genelinde hep konuşulmuşum.

Akrobatın işi bitiyor. Ona dair yapacağım başka bir şey yok. Sonra binanın o katından, o kısmından aşağı katlara doğru geniş merdivenlerden iniyorum. Liselerdeki geniş ve mermerden yapılmış merdivenlere benziyor. İçinde bulunduğum bina da okul sistemi gibi, katlar arasında çok geniş merdivenler var. Ben merdivenlerden inerken, merdivenlerde yukarı doğru çıkmakta olan ve tanıdığım üç kişiyi görüyorum.

Bunlardan biri, cezaevi arkadaşlarımdan Harun isimli kişi. İnsanlıktan çıkmış bir sefil. İnsanın yüzüne gülen, arkasından durmadan konuşan, laf taşıyan, fitne çıkartan, kuyu kazan, alaycı, dalgacı bir pislik.

Ona “Harun! Duydun mu, bu defa somut şekilde gözler önüne çıktı, tartışmaya mahal bırakmayacak surette doğrulamış oldum.” diyorum. “Doğrudur abi” falan diyor, sevinmiş numarası yapıp geçiyor. Sonra ben aşağı katlardan birine inince, okul tuvaletleri gibi olan bir yere gidiyorum. Başkaları da var orada ama oraya girerken, tuvalet kapısının karşısında bir sınıf kapısı var, orayı görüyorum.

Sınıfın kapısından içeriye doğru sessizce ve fark edilmeden bakınca, orada bir askeri yetkili görüyorum. Karşısında 2-3 öğrenci var. Onları fırçalıyor. Yaşananlardan ve benden memnun kalmamış da konusu/derdi oymuş.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Beklenen felaketler yarından daha yakın olabilir – Rüya tabirleri

“Selamün aleyküm hocam,
Türkiye’de ve dünyada beklediğiniz felaketler yarından daha yakın olabilir.

Bugün gördüğüm rüyamı anlatmak isterim. Rüyamda memleketteydim. Akşam vakti arkadaşımla evimizin önündeki caddesinde dolaşıyorduk. Birden şimşekler ve fırtınalar kopmaya başladı. Bazı anormal olaylar olduğunu hissediyordum. Hemen eve kaçtık, güç bela girebildik. Elektrikler kesik, hiçbir elektronik alet çalışmıyordu. Mutfaktaydım, yemek için soğan soyuyordum. Soğan elimden düştüğünde normal bir hızla düşerken, soğanın içi sanki ayda gibi süzülerek yere iniyordu. Dünyanın yer çekimi bozulmuştu sanki. Hemen içeride uyuyan abime göstermeye, uyarmaya gittim. Oda uyanmış ve şaşkın halde hem duvardaki hem de kolundaki saate bakıyordu. Daha ben birşey söyleyemeden bana saatlerin geriye doğru çalıştığını söyledi. Hemen arka camdan dışarıya baktım, güneşin battığı yere ve gördüm ki güneş doğuyor.”

“O sırada pencerenin yanında ateist olduğunu bildiğim bir arkadaşım korkmuş ve şaşkın bir ifadeyle bana bakıyordu. Ben de dedim ki güneş batıdan 2. kez doğuyor. O sırada gün doğdu ve bir yanardağ patladı. Yeşil ağaçların arasındaki evler kuru topraklar arasında simsiyah oldular ve aralarında bir de camii vardı. Kaçışın imkansız olduğunu düşündüm. Ön cama koştum, dışarı baktım. Yağmur yağıyordu ama şu değil yağa benzer bir şekilde. Böyle birşey olacağını siz yazmışsınız ve bunun gerçekleştiğini size söylemek istedim. Odadan telefonumu almayan gittim, benim kaldığım odaya birkaç damla o yağmurdan giriyordu. Nasıl olacağını düşündüm çünkü heryer kapalıydı. Sonra salona annemin yanında gittim. Bunca felaket arasinda evimiz sağlamdı ve her zamanki balkon manzarası hiç bozulmamisti. Balkon kapısından esen esintiyle rahatladım. Annem kendinden emin bir şekilde oturmuş bana bakıyordu. Sonrasında ruyamdan uyandım.”

Tabiri:

📡 Herkesi şaşkına çevirecek, şoka sokacak hadiseler (felaketler, aşırı yağışlar, depremler, fırtınalar, tsunami, kuraklık, kıtlık gibi) yaşanacak. Rüya sahibi de yakınlarını ya da sevdiği arkadaşlarını kaybedecek. Sonrasında hayatı, düzeni, ruh hali tamamen değişecek.

🔌 Yaşanacak felaketlerin büyük kısmına elektromanyetik silahlar, sismik silahlar ve çok yüksek teknoloji ile üretilmiş ama insanlıktan gizlenen stratejik silahlar sebep/vesile olacak… Bu türlü saldırılar sırasında hedef bölgelerde bir süreliğine elektrikler kesilecek. Elektrikli ve elektronik aletler zarar görecekler. İnternet ve iletişim altyapıları da bir süreliğine kullanılamaz hale gelecek.

⏰ Elektrikli ve elektronik aletlerin bir kısmı, yapılacak elektromanyetik saldırı/darbe ile yanınca, hedef bölgedeki insanlar zamanda geriye gitmiş gibi olacaklar. Bir süre için de olsa daha ibtidai/ilkel tekniklerle/aletlerle yaşamak zorunda kalacaklar.

💣Dünyanın tabii/doğal manyetik alanına suni/yapay teknolojilerle darbe vurulması nedeniyle gökyüzünde ışık patlamaları, aydınlanmalar yaşanacak. Bazı hedef bölgelerde volkanlar patlayıp yeryüzüne dağılacak

🛏 Müslümanlar, yaşanan onca şok edici hadiseye rağmen tevekkül ve teslimiyet gösterebilirken, ateistler, gayr-i müslimler ise çok korkacaklar ve psikolojik olarak aşırı derecede sarsılacaklar.

🌚 Dünyanın tabii manyetik alanının düzenini bozmak suretiyle depreme sebep olunması ve birkaç kez gökte ışık patlamaları yaşanması sırasında bazı hedef bölgelerde yer yüzünün bazı kısımlarında da yanıklar oluşacak. Zan ediyorum ki yeşil çimenler bile yanıp kararacaklar.

🌧 Tabiatın dengesi ile oynanması neticesinde bir silsile halinde pek çok tabii/doğal sistemde değişiklikler yaşanması da kaçınılmaz olacak. Yağmur da bunun neticesi olarak bir tuhaf yağacak…

Ben bu güne kadar böyle bir şey yaşanacağını yazmamıştım. Şimdi yazıyorum ve rüya sahibi de okuyacak ve rüyası gerçekleşirken tam da burada yazdığım bu cümlelerimi hatırlayacak.

👨‍👩‍👧‍👧 Kısa sürede o kadar çok toplu ölüm olacak ve o kadar çok kişi ölecek ki sağ kalanlar “Bunca felaketlerden sonra ben hala nasıl sağ kaldım.” diyerek kendileri de şaşıracaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya