Etiket arşivi: AKPKK

Benim Devlet Bohçalı ile hiçbir işim olmaz.

Ben “Hain Ankara hükumeti” dedikçe sadece AKPKK’yi değil, MHPKK’yi ve danışıklı muhalefeti de bu ifadenin içine dahil ediyorum. Her fırsatta da “Tayyip aslında Bohçalı’nın kuklası, Bohçalı sistem içinde daha üst konumda” dedim durdum yıllardır…

Tayyip’i defalarca köşeye sıkıştırdığımda, hep son çare olarak Bohçalıya koştuğunu da bütün dünya gördü.

Şu son sözde seçim sürecini de Bohçalı ile çevresindeki kara paracı ihanet çetesinin yürüttüğünü herkes biliyor. Lakin Bohçalı diye ortada görünen kişi gerçek Bohçalı mı, buna kimse emin değil.

Böyle bir hainle, böyle bir pislikle benim ne işim olur? Türkiye çok büyük projelere İstanbul üzerinden girecek de bir de bunlar, bu pislikler bu işlere dahil mi olacaklar? Hatta bu işlerde başa mı geçecekler?

Bütün bunlara nasıl inanabiliyor, hala şu vasıfsız kara paracı hainlerin oyunlarına nasıl düşüyorsunuz?

Ben Bohçalı ile ve onu oynatanlarla iş tutmayacağım, Bohçalı’yı önden cenaze arabasına koyduracağım, sonra da çevresini ve üstlerini sıra sıra mezarlıklara göndereceğim.

Yıllardır verdiğim mücadele neticesinde, Ankebut Ağı dünya genelinde parasızlıktan kıvranıyor. İşleri her geçen gün krize giriyor. Hangi batağı nasıl gizleyeceğini, hangi krizi nasıl öteleyeceğini şaşırdı. İyice yoruldular, gerildiler. Bir yandan da son zamanlarda metafizikle çarpılan adamlarının sayısı belli değil. Çin Dışişleri bakanından, TR’deki Muharrem İnce’ye kadar, binlerce adamları, çok isteseler de siyaset sahasında boy gösteremiyorlar. O Çin Dışişleri bakanı da büyük ihtimalle öldü. Muharrem İnce yerine dublör kullanılmış olma ihtimali yüksekti, tartışmaların üstü örtüldü. Dünyanın farklı farklı ülkelerinde de vaziyet aynı. Ölenlerin, ölmeyip ama ölmekten beter olanların listesini tutmak bile zor iş. Bir yandan da dünya genelinde “izahını bile yapamadıkları afetler” sayıları artarak ve şiddetleri yükselerek devam ediyor. Hangi bir açığı/masrafı, ne ile kapatacaklarını şaşırdılar.

Senelerdir afetlere karşı gerçekten tedbirler alınmasını istedim. Hİçbir şey yapmadılar, sadece oyalamaya, kandırmaya dönük çıkışlar yaptılar. Bu günlerde ise dillerinden afet ikazları düşmüyor. Silivriye binlerce konteyler koydular. On binlerce çadır koydular. İnsanların İstanbul’u ve büyük şehirleri terk etmesien sebep olacak kadar vahim açıklamaları resmi ağızlardan yaptırdılar. Bütün bunları İstanbul’dan, yapabileceklerinden korktukları için yapıyorlar. Kenar köşelerde korkudan titriyorlar. Bunları en arka plandan yöneten yer altı şehirlerinin amirleri de aynı hallerdeler. Tepelerindeki çatı çöker mi, ne vakit ve nasıl çöker diye bakıyorlar. Dünya devletlerinin pek çoğunda, en ufak bir endişede nükleer santrallerin birimleri durduruluyor. Rusya’da batı uşağı Putin ve çetesi devrilmesin diye seferberlik halinde hamleler yapmaya devam ediyorlar. Rusya’dan daha çok ABD, dünyanın her yerinde Wagner unsurlarını yok etmeye çabalıyor. Saymakla bitmez vahim sorunları var bunların ve her geçen gün başlarına daha fazla sorunlar çıkartıyorum.

Kendi adamları arasında bile sorunlar çok büyüdü. Saçma sapan, mantığı olmayan kararlar alındığına ve sırf İstanbulla inatlaşma uğruna bütün sistemin ve hatta bütün dünyanın tehlikeye atıldığına inananlar çok. İçinde bulundukları iğrenç sistemin detaylarını bilmeyip de yayınlarım sayesinde öğrenen ve kandırıldığını anlayan da çok. Artık Ankebut Ağının tepesinden gelen emirlere, yönlendirmelere itaat etmeyenler de çok. Bu sırada bunlar birbirlerine de oyunlar kuruyorlar. Birbirlerine karşı artık gerçekten, danışıklı olmayan mücadeleler de veriyorlar.

Ben, devasa projeler için defalarca adımlar attım, sahayı ayarladım ama sahada şeytanlıktan, fesatçılıktan, dolandırıcılıktan, tuzaklardan, kinden, nefretten başka bir şey görmedim. Bu fırsatler geçmişte kaldı ve şu sıralarda yeni fırsatlar olmayacak. Dişimle kazıya kazıya ve sonuna kadar hak etmişlerken onları bu şartlara düşürmüşüm, nefeslerini kesmeden durmayacağım. Madem öyle, işte böyle…

Ben hain Ankara hükumetini ve ayrıca Putin ile çetesini çökertmeden… Bedeli üçüncü dünya savaşı hatta milyarlarca insanın ölmesi olsa bile Türkiye’yi gerçek hürriyetine ulaştırmadan… Bu hedefimin karşısında duran yer üstü ve yer altı düşmanlarının tamamını oyun dışına en feci şekilde atmadan… Bu dünyada büyük işlere/projelere girmeyeceğim. Günümüzde ve yakın gelecekte durmak bilmeden çatışmalar, toplu ölümler, sınırların değişmesi, açlık/kıtlık, bulaşıcı hastalık ve benzeri şeyler yaşanacak. Ben hemen şimdi değil, o ilk ve çok şiddetli çatışma ortamı nispeten ferahladığında kendi işlerime gireceğim ve onların bile çoğuna başka ülkelerde gireceğim. Büyük projelere girmek için doğru vaktin gelmesini, doğru şartların oluşmasını bekleyeceğim. Tahminime göre o doğru vakte yaklaşık beş sene var.

Bir kez daha bu kadar açık yazdım, yine de kandırılmak isteyenler varsa, kime gidiyorlar, kim tarafından kandırılıyorlarsa, kandırılsınlar. Benim meselem değil, umrumda da değil. Bu hususta daha ne yapabilirim. Bunca ikaza rağmen kandırılan, kandırıldığına doymasın, kendinden başka da suçlu aramasın.

Kesin bildiğim şey var ki ben o devasa projelerin başında olmadığımda, bunlar dünya genelinde siyasi, askeri, mali dengelerin hiçbirini bu projelere göre ayarlayamazlar. Zaten o projeleri yapacak değil, anlayacak kadar bile çapları, vizyonları yok. Son çare olarak yine kara para peşinde koşacaklar, koşuyorlar ama o sahaları da iyice boğuyorum, boğacağım.

Belki nasip olur da o Bohçalı’yı da ellerimle ve gerçek manada boğarım.

Adamı en azından bir kere daha makamında ve ekranlarda gösterselerdi de bari ondan sonra görevden alsalardı…

Çin’in Dışişleri bakanını görevden almışlar. Zaten haftalardır görevde değildi, ortada görünemiyordu. Çarpıla çarpıla öldü de çoktan mı gömdüler, belli değildi. Ortada görünenemeyen diğer Çinli yetkililer ve etkililer için ne yapacaklar?

Ya Çin’in haricinde, Ankarayı arkalamak uğruna kendini iyice batıran ülkelerin ortada görünemeyen etkili ve yetkili isimlerinin yerine ne yapılacak?

Sahi, George Soros’un bile çoktan öldüğünü daha ne kadar gizleyebilecekler?

Ahmakça işler yapıyorlar, sırf o İblis ve Deccal ahmakça kararlar alıp durduğu için…

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Yolun sonu görülüyor

Zengin olan vatandaşlardan daha yüksek oranlarda vergiler almak, zengin olmayan vatandaşlardan ise daha düşük oranlarda vergiler almak, tartışmasız şekilde hukuka aykırıdır. Bir ülkede en kısa sürede şiddetli huzursuzluklar, sınıflaşmalar, çatışmalar, bölünmeler yaşanmasına sebep olacak vahim bir hata, hukuksuzluk ve hatta kasıttır. Çünkü böyle bir hamlenin sonu tartışılmaz şekilde gözler önünde ki iç gruplaşma ve her manada çatışmadır.

Görünen o ki Aile Bakanlığı dedikleri masonik/satanik teşekkül üzerinden, sorunları düzeltmek istiyormuş gibi görünürken, aslında kastan Türk aile kurumuna son darbeleri vurmaya çabalamış olan AKPKK ve şürekası, bütünüyle toplumsal birliğe ve devlet sistemimize de son darbeleri vurmayı denemek üzeredir.

Daha fazla oranlarda vergiler vermeye razı olmayanların nelere sebep olacaklarını bir kenara koyalım… Razı olan zenginler bile rahat durmayacaklar, bu defa zengin olmayan vatandaşlara verilmeyen haklar talep edeceklerdir. Bunu açıkça bile talep etmeden, bu konularda hukuki düzenlemeler bile beklemeden, hayatın akışı içinde tavırları, davranışları değişecektir. Bu da halk arasında sınıf farklıklarına ayrıca sebep olacak, her gün, her yerde tartışmalar ve karşılıklı çatışmalar bitmek bilmeyecektir

Böyle bir uygulama, evini boş tutmak isteyen mülk sahibine “Hayır, tutamazsın. Tutarsan yüksek vergi alacağız senden” demek kadar hukuksuz, keyfi ve sınıflaşamaya sebep olacak bir uygulamadır.

Önünü sonunu dikkate almadan, hukuk da tanımadan, zenginlerden daha fazla vergiler toplamanın yollarını arayan bir hükumet, hareket sahasını tamamen kaybetmiş, eli kolu bağlanmış, batağa batmış ve bir gün sonrasını bile planlayamayan, kontrol edemeyen bir hükumettir. Bu yöndeki çabaları da bu halini açıkça gözler önüne sermektir.

Başka devletlerin/liderlerin kapılarında dolaşan, onlardan acilen nakit para almaya çabalayan bir hükumet, resmen hükumet olarak görünüyor olsa dahi, uygulamada hükumet olmaktan çıkmıştır. Milli güvenliği dahi en ileri seviyede tehdit eden bir suç teşekkülü halini almıştır.

Türkiye’de olağan akışta yaşanması gereken mali krizi hala bastırmaya çalışmak, hem sonunda kesinlikle o mali kriz yaşandığında oluşacak zarar ve ziyanı, ayrıca acıları devleştirmektedir… Hem de TR’nin iç ve dış güvenliği dahil çok sayıda konuda vahim krizlere sebep olmaktadır. Gün geçtikçe daha daha vahimlerine de sebep olacaktır.

TR, köprüden önceki son çıkışı çoktan kaçırdı, Çok büyük ve acı verici sorunların yaşanacağı çoktan kesinleşti. Lakin hain Ankara hükumetinin bu türlü faaliyetlerine ya da planlarına gereken sertlikle ve kararlılıkla karşı durulmazsa, bu filmin sonunda hayatta ve ayakta kalabilenler şu mealde cümleler kuracaklardır:

“Keşke devasa bir mali kriz yaşansaydı. Keşke hükumet bile devrilseydi. Keşke dolar yüz lira bile olsaydı. Batan batsaydı, çok canlar yansaydı ama yolumuza yine de bir şekilde baksaydık. Küllerimizden yeniden doğsaydık. Yaşayacaklarımız da bizi kendimize getirirdi, dersler çıkartmış olurduk. Böyle yapmadık da ne oldu? Şu halimize bir bakın… Bu akıl almaz sorunların, acıların içine düşebileceğimiz hiç aklımıza gelmemişti. Keşke bu kadarına hiç sürüklenmemiş olsaydık. Şimdi bu sorunları nasıl çözeceğiz”

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Tayyip şu haldeydi…

Zamanı ve mekanı idrak etmesi bile çökmüştü. Canlı yayında olduğunu bile bilemiyordu. Canlı yayında bile bayılıp hemen ayılıyordu. Beyninde “şifa bulmaz” darbeler ve bolca gri noktalar vardı. Kendisine anlatılanları da anlamıyordu.

Birinin desteği olmadan küçük merdivenleri bile inemiyordu. Küçük ve büyük hacetini tutamıyordu. Hafızası kevgire dönmüştü, çoğu yerler delikti, ulaşamıyordu. Dün kiminle konuştuğunu hatta ne yediğini de bilemiyordu. Kürsüye çıkınca belini, boynunu dik tutamıyordu. Sesi de çok cılız çıkıyordu. Nefes alışı da çok sorunluydu.

Bu Tayyip’e ne oldu? Nasıl oldu da o kadar kısa sürede birden canlandı, her yönüyle akıl almaz bir iyileşme gerçekleşti?

Ya da şöyle de sorulabilir, ne kadar süredir plastik/silikon maskeli Tayyip dublörleri kullanılıyor?

Son defasında canlı yayında fenalaşan kişi de dublör müydü?

Bu güne kadar Tayyip gibi vasıfsız bir piyonu kullanarak Türkiye’yi mahveden ve sömüren masonlardan olsaydınız, Tayyip’in haline takılır mıydınız? Dublörlerle yolunuza mı bakardınız?

Bilen varsa söylesin, Bohçalı hala gerçekten ölmedi mi, yoksa o da dublör mü?

Türkiye’nin herhangi bir yerinde PKK ya da türevi bir terör örgütü, bombalı ya da bombasız bir terör eylemi yaparsa… Şimdiden bilin ki o terör eylemini AKPKK-MHPKK hükumeti, MİT, CIA, TSK’nin genel kurmay kademesi, sözde muhalif partiler, hepsi beraber yaptırdılar.

Bilin ki en çok da Suçişleri Bakanlığı ve Soysuz o saldırının arkasında olacak…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yeter artık

Şu insan denemez acayip mahluka söz söylemenin faydası yok, kurşunlar konuşmalı artık…

Bu millet şunlara tahammül etmek zorunda değil ki bu vahşi manzara en çok da şunlar gibiler yüzünden oluştu. Bunca yıldır iktidarın şakşakçılığını hep şu tipler yaptılar. Tenkit etmek ve sorunları düzeltmek isteyenleri de onlar hücum ederek, organize faaliyetle durdurdular.

Depremin yedinci gününde ve afet bölgesinin bir kısmına ulaştırılmış olan bir kısım yardımları gösteriyor da bir de kendince alay ediyor. Yetmiyor, en karaktersiz, en kahpe şekilde sövüyor. En acılı insanlara, milyonlarca mazluma, en sınırsız şekilde sövüyor. Bu kadar küstahlık, bu kadar ileri seviyede şeytanlık, asla cezası kalamaz.

Bu kadar acıya, bu kadar ihanete, bu kadar vahşete, bu kadar kasıta kör kalmak, sessiz kalmak bile insanlık dışı bir eylem iken… Dilsiz şeytanlık iken… Bir de ötesine geçerek karşılık verebiliyor, bunca rezaleti savunabiliyor. Hak, hukuk arayan milyonla insana sövüyor. Sanki bütün hesaplar günlerce çığlık atan ve “devlet nerede, ordumuz nerede” diyen sayısız afetzedenin haberleri ve videoları ile dolu değilmiş gibi…

Şunların yaşaması kamunun zararına… Sadece Türkiye’nin değil, bütün insanlığın hatta hayvanatın bile zararına… Şunların yok edilmesi, bütün insanlığa hatta gelecek nesillere bile büyük bir hizmet etmektir.

Bu millet bu seviyede ayardan çıkmış tiplere artık tahammül etmeyecek.

Üzerindeki mont 18 bin liracıkmış…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İktidarda tutmak için kuralsızca hareket ediyorlar

CHPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba:

“Bizim için en iyi adayın Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ifade etmek istiyorum.” demiş…

Aynı merkezden talimatlar alanlar, bir gün içinde peş peşe hamlelerini yapıyorlar…

Bu kadar açık bir danışıklı dövüş…
“Anayasanın ihlali” deniyor, “Ağır suç” deniyor, “hukukun üstünlüğü” deniyor, “Meşruiyeti yok” deniyor ama bunlar hala milleti ahmak yerine koyuyor… Bu güne kadar danışıklı dövüştükleri Tayyip’i ve çetesini hala iktidarda tutmak için kuralsızca hareket ediyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Akademik rüya tabirlerinde bu gün

Akademik rüya tabirlerinde bu gün…

Gökten kan yağması…

– Hayırlı günler hocam
Bu gece sabaha karşı rüyamda bı okul bahçesinde insanlar toplanmış kalabalık düğün gibi ama düğüne benzeyen bişey yok sonra bi anda havadan iri kırmızı kan gibi damlalar yağmaya başladı, ben dahil çoğu kişi beyaz giyimliydik bunun lekesi çıkmaz üzerime gelirse bana değmesin diye saçaklarin altına girmeye çalışıyorum, etraftan birileri arkasından çok güzel yağmur yağacak heryer hem temizlenir hem toprak suya kanacak diye konuşuyorlardı.

= Hayırlı günler.

Okul bahçesi bu rüyada Türkiye’yi temsil ediyor olmalı. Bütün Türk milletini ya da Türkiye’deki bir sınıfı temsil ediyor olmalı.

Sanayiciler ve tüccarları temsil ediyorsa bile sonunda aynı manaya çıkıyor çünkü, onlar sebebiyle bütün millet sorun yaşayacak.

Kan damlaması, çok kısa süre içinde çok büyük maddi kayıplar yaşanmasına delalet ediyor

Kalabalık insan topluluğu görmek de çoğunlukla iyiye yorulmaz. Keder, acı, üzüntü, istenmeyen hadiseler demek.

Arkasından yağmur yağacak olması ise hayra delalet ediyor.

Büyük sıkıntıların çok uzun sürmeyeceğine, sıkıntıların şiddetli olacağına, kısa sürede büyük acılara sebep olacağına ama sonrasında çok hayırlar olacağına ve kısa sürede ayağa kalkılacağına delalet ediyor.

– Bizim aile için mi hocam

= Hayır herkes için…

Şöyle de tabir edilebilir ve aslında hemen hemen aynı manaya da gelir…

Çok büyük ve çok acı musibetler milletçe başımıza yağacak.

Bu sırada yüksek sayıda can ve mal kaybı olacak.

İnsanlar çok zorlanacaklar. Öyle ki afetlerin şiddetini, yıkıcılığını görünce ümidini kaybedecekler de olacak.

Lakin yine de bu ülke kısa sürede toparlanarak ayağa kalkacak.

Yaşananlar ilk başte şer görünüyorken, sonunda hayra dönecek.

Çok yüksek sayıda insan şeytanı da hızlıca oyundan düşmüş, ortalık temizlenmiş olacak.

Zaten bu kadar büyük pislikleri ancak peş peşe gelen ve her biri çok acı, çok büyük olan musibetler temizler.

– Allah razı olsun hocam, Rabbim ilminize ve gücünüze ziyadelik versin …

= Amin. Cümlemizin.

Bu rüyanın hayırlı bir şekilde tabir edilme ihtimali yok. Bir tabiri daha var ki o da kıtlık… Önce maliye açıkça çökse de çökmese de feci afetler gelse de gelmese de bir şekilde bu ülkede büyük bir açlık, kıtlık zamanı yaşanacağını haber veriyor.

Rüyada okul görmenin bir manası da zaten işlerin batmasına, yokluğa, iflasa, açlığa, kıtlığa çıkar.

Gökten kan yağması, milletin büyük kısmınının affedilmez manevi hatalar içinde olduğuna… Dinden, ahlaktan, dürüstlükten, merhametten tamamen uzaklaşıp taş kesildiğine… Artık onların geri dönülemez seviyeye geldiğine ve helakı hak ettiklerine delalettir.

Bu rüyanın bir tabiri daha var ve buna göre;

– Okul, AKPKK-MHPKK hükumetini temsil ediyor.

– Düğün gibi olan ama aslında düğün olmayan kalabalık, bu güne kadar hükumetle iş yapmış ve hükumetin çevresinde bulunmuş kişileri, çok yüksek sayıdaki kişiyi temsil ediyor. (Düğün, sosyal çevre, iş çevresi, siyasi çevre demektir rüyalarda. Evlilik ise anlaşma, boşanma ise ayrılık/anlaşmazlık demektir.)

– Kan yağmuru, hükumetin ve çevresindeki kalabalık kitlenin affedilmez suçlarının ifşa olması, bunun çok hızlı ve bir arada olması…

– Kalabalık içindeki çoğu kişinin beyaz renk giymiş olması, iki yüzlülükleri, çok ileri seviyede suçlarına rağmen temiz insanlar gibi görünmeleri…

– “Bana değmesin” diyerek saçakların altına kaçmaya çalışmak, ifşa olmamak için çırpınmaları, kaçışmaları

– Yağmur, çok büyük sıkıntılar yaşanacağına, bütün işlerin ve dengelerin bozulacağına, çok büyük maddi zarara delalet ediyor.

– Her yerin temizlenecek olması, bütün suçluların er ya da geç ifşa olup cezalarını bulacak olmaları…

– Toprağın suya kavuşması, suçluların bu sürecin devamında öleceklerine delalet ediyor.

– Selamun aleyküm hocam . Rüyamda dişim sallanıyordu. Sonra elime düştü. Bi sıkıldım önce , sonra daha iyi oldu kapanacak orası hemen ve daha güzel duracak dedim .

= v.a.s. Şayet bu rüyada kendini birinin yerine temsili olarak görmediysen… Lüzumsuz, sıkıntı veren bir akrabanla aranı açacaksın ve bundan pişman olmayacaksın. İsabetli bir karar vermiş de olacaksın

Anlaşılan o ki rüya sahibi bu rüyada kendisini başkasının yerine temsili olarak görmüş.

O halde… Artık tamamen lüzumsuz, faydasız ve sıkıntılı olan bir kişiyi ya da tarafı, kalıcı olarak silip geçeceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yok mu artıran

Yok mu artıran?

Türkiye’de 710 milyar metreküplük doğalgaz keşfi yapılmış.

Türkiye, dünya enerji devlerinin de radarına girmiş.

Daha önce ABD, İngiltere, Kanada gibi pek çok ülkeden Karadeniz’deki gazı birlikte arama ve işletme gibi teklifler alınırken, bu kez ise dünya devi bir enerji şirketi Türkiye’ye büyük bir teklifle gelmiş.

Rezerv değerlendirme şirketi DeMac Türkiye’ye 300 milyar dolarlık peşin para teklifinde bulunmuş. Bu meblağa karşılık satma operasyonlarını birlikte yapma teklifinde bulunmuş.

Büyük suç ortakları Putin’in ortalıkta gözükmediği… Ölü mü diri mi bilinemediği… Rusya’da, ABD’de ve Türkiye’de aslında borsaların çoktan battığı… Döviz kurlarının bile gerçek değerinde tutulmadığı… Sahada nakit para kalmadığı şu zamanda… AKPKK’yi iktidarda hala tutabilmek için oynanan oyunun, söylenen yalanların, açıklanan sahte projelerin ve anlaşmaların bini bir arada…

Kemal Kılıçdaroğlu 500 milyar dolar bulduğunu üfürmüştü, sonra çabucak sönmüştü bu balonu… Bunlar neden mütevazı olup da 300’ü üfürdüler, ben onu anlamadım. İşte ben oraya takıldım. En azından 550 milyar dolar demeleri gerekiyordu. Kimseden de aşağı kalmazlardı.

Haydi buyurun, piyasada keklik ve sazan avı devam ediyor. Oltaya, saçmaya takılmak isteyenler için çok müsait şartlar var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İşte şunlar hep kara para sistemi…

Ankebut Ağına bağlı ülkeler/hükumetler arasındaki paslaşmalar…

Bohçalı, Tayyip, Soysuz gibilerin başı çektiği Türkiye’deki kara paracılarla, Arnavutluk’taki resmi sıfatlı/yetkili kara paracıların anlaşması bu aslında…

Son zamanlarda AKPKK-MHPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün Arnavutluk ile ileri seviyede kara para işleri var. Suçluları kaçırma, saklama, himaye etme işleri de var.

Arnavutluk emniyet teşkilatı da ayarından çıkartıldı, kara para işlerine organize edildi ve çok yakında orası da büyük bir gürültü ile patlayacak, ifşa olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Haberiniz olsun

Çinli bir holding gibi görünen/bilinen, şu ana kadar zaten büyük oranda batmış olan Alibaba’nın, Türkiye’de bir şey yapabileceği yok. Sadece aldığı talimatlar gereği görüntü veriyor. Son bir çabayla AKPKK-MHPKK suç, terör ve ihanet ittifakını iktidarda tutmaya çabalıyorlar. Hiçbir şey de yapamazlar. Kendilerini zor ayakta tutuyorlar. Bunların palavrarına kimse inanıp kanmasın. Boş yere vakit harcamasın. Şöyle Çin, böyle Çin palavraları çöktü, kimse boş yere kendini kandırmasın. Şu anda Alibaba bu manevrayı bile Biden’ın içinde bulunduğu grubun talimatlarıyla yapıyor. İstanbul’la restleşen Çin, en az bir yıldır yerlerde sürünüyor.

Şartlar böyle olmasına rağmen ben, dünyada başka hiçbir tarafın elinde bulunmayan çok ileri teknoloji ile, çok sık olarak Alibaba Grup’u darbeleyeceğim. Bundan sonra Alibaba Grup ve onunla iş tutanlar (Çin içinde olanlar ya da dışında olanlar, hiç fark etmez), daha büyük darbelenecekler. Rezil olmaya doymayacaklar. Yaşananları, olduğundan farklı göstermenin yollarını bulamaz olacaklar.

Ölenler, sakatlananlar, hastalıklardan kurtulamayanlar… Yanan depolar, ürünler, araçlar, gemiler, uçaklar… Bozulan bilgisayar ve veri tabanı sistemleri… Deposunda yanan kağıtlar, evraklar, nakit paralar… Hepsini ve daha fazlasını şu andan itibaren göreceksiniz/duyacaksınız.

Ben söylemiş olayım, isteyenler siyasi ve mali kararlarını hemen buna göre gözden geçirsinler. İsteyenler de yine bana itibar etmeyip oyalansınlar ve yaşasınlar, görsünler, çöksünler, ölsünler. Neticede burası imtihan dünyası, herkesin hür iradesi var.

Amazon da batmak üzere. Bir süre sonra Netflix de batacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ruslar Suriye’den çok kısa sürede def olup gidecekler

Ruslar Suriye’den çok kısa süre içinde çıkacaklar. Ya seve seve çıkacaklar ya da zoru göre göre çıkacaklar. Hem de bir iki gün içinde, her şeyi bırakıp def olup gitmiş olacaklar.

Amerikalılar da aynı… Onlar kaçarak gidecekler.

Böylelikle Suriye’de kadınlar, çocuklar başta olmak üzere, bütün insanlar bir rahat nefes alacaklar. Kurtlar kuşlar bile rahatlayacaklar, şu lanetli pislikler çekip gittiği için…

Herkes bu yaşanacaklara hazırlansın. Bu irademe karşı duran, Esed bile olsa oyundan hemen çıkartılacak.

Bedeli her ne olursa olsun, Türkiye de bölge de gerçek hürriyetine kavuşacak.

Gerçekten can, mal, ırz emniyeti olacak.

15 milyon kemiricinin, sözde mültecinin, çok kısa bir süreye sıkıştırılarak ve çok sert muameleler yapılarak Türkiye’den kovulmasına da bütün taraflar hazır olsun. Buna da daha fazla engel olamayacaklar. Buna engel olanlar, Bohçalı ya da Tayyip gibi hainler değildi. Onları ezip geçmemiz işten bile değil. Buna engel olanlar Ankebut Ağına bağlı onlarca ülkeydi ve şimdi hepsi de yerlerde. İstanbul’la inatlaşmanın ne demek olduğunu görmüş hallerdeler.

Şunu da açıkça ifade edeyim. Sıralama değişmedi. İlk sırada yine Yunanistan var. Yunanistan danışıklı dövüşü bozuldu. Sadece AKPKK tarafı değil, Yunan tarafı da dünyada bu danışıklı dövüşü bilip destek olan ya da izleyen taraflar da gafil avlandılar. Yunanistan artık çaresiz ve kimsesiz…

Türkiye’nin çok büyük krizler, acılar yaşayacak olması, hakiki ve kapsamlı bir devrim yapılacak olması, kimseyi aldatmasın. Çelik gibi irademizle her sahayı kontrol edeceğiz. Canı yanması gerekenlerin canlarının yanmasına izin vereceğiz ama Türkiye’nin ve hakiki Türklerin ezilmesine, yok olmasına izin vermeyeceğiz. Bu, nükleer savaşa dönse bile umursamayacağız ve yolumuza devam edeceğiz.

İşinde çok iyi olan bir hekimin, hastasının kalbini kontrollü olarak durdurmasına ve vakti gelince yeniden çalıştırmasına benzetebilirsiniz bu yapacağımızı…

Ameliyatı baştan sona aslında biz yapmış olacağız. Yunanistan’ın aort damarını düğümleyeceğimi, hayat damarını keseceğimi de baştan açıkça yazmıştım. Artık ne Yunanistan diye bir ülke var, ne de onu arkalayabilecek ülkeler var. Ne de o devletten sayılmaz Yunanistan’ın karşımızda şımarmasına vesile olabilecek bir içimizdeki Ermenistan ve bir içimizdeki İsrail var.

Şu kanlı, patırtılı, gürültülü, bol idamlı süreç başladıktan bir süre sonra, Türkiye gerçek Türklerin hakimiyetine girdikten kısa bir süre sonra, Yunanistan denilen topraklarımızı alacağız, ardından hemen Güney Azebaycan’ı alacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Zorunlu afet/deprem sigortası vurgunu

Vatandaşlarımız zorunlu sigortaların hiçbirini ödememeli. O paralar çoktan İngiltere’ye, İsrail’e ve ABD’ye aktı ve biraz da Türkiye içindeki sözde siyasi partiler/çeteler paylarını da aldılar ve o paralar tamamen hiç edildi.

Devletin hatta büyük özel sigorta şirketi olarak görünenlerin, ciddi bir afet sonrasında kimseye para ödeyecek birikimi/parası, gücü, vaziyeti yok. Devasa çapta ve devlet eliyle yapılan bir nitelikli dolandırıcılık sistemi bu… Türkiye’nin başka devletleri/milletleri desteklemesi, besleyip bakması, güçlendirmesi için yapılan binbir türlü hileden, hırsızlıktan sadece biri bu…

Yine her zaman olduğu gibi, adli makamlardan ve ayrıca basın ve medyadan da yüksek sayıda suç ortaklarıyla birlikte yapılan bir dolandırıcılık faaliyeti bu… Tek başına hükumetin yapabileceği gibi bir vurgun değil bu… Ya da gizli ve asıl hükumet olan MHPKK’nin ve CIA casusu Bohçalı’nın… Ya da danışıklı muhalefet olan CHPKK’nin, HDPKK’nin işin içinde olmasıyla yapılamayacak kadar büyük bir dolandırıcılık ve hukuksuzluk faaliyeti bu…

En tepeden, Londra’dan ayarlanmış ve Türkiye içinde yüksek sayıda tarafın bir araya getirilmesi ile uygulanmış bir plan ve hırsızlık bu… Yüksek sayıda sözde basın mensubu, aslında vatan haini ve nitelikli dolandırıcı kişi de bu dolandırıcılık faaliyetinin içinde yer aldılar ve yakında bu hususta da yargılanacaklar.

Türk milleti, onlarca senedir onlarca başka millete bakıp beslediği için bu gün bu halde… Yetmemiş, bir de aynı ülkelerin kara para işleri çökmesin diye, on milyondan fazla sözde mülteciye de bakıyoruz hala… İlan edilmemiş bir sömürge ülkeyiz biz. Hiçbir zaman demokrasi de cumhuriyet de olmadı/uygulanmadı bu topraklarda… Bir de onlarca hatta yüzlerce senedir kanımızla, canımızla bile beslediğimiz batılı ülkeler, kendilerini medeni, bizi çağdışı ilan ettiler. Londra merkezli, ABD’nin de maşa olarak kullandığı, şeytanca bir sömürü sistemi bu… İyice ellerine düştüğümüz devre cumhuriyet devri, demokrasi devri dediler de daha acımasızca sömürdüler, sömürüyorlar. Kanımıza, iliğimize kadar kuruttular bizi ama adına kurtuluş dediler, kurtuluş savaşı dediler.

Milyonlarca Türkiye vatandaşı fert fert ya da gruplar oluşturarak peş peşe davalar açmalı. Paraların izi sürülmeli, Türkiye içindeki resmi yetkili dolandırıcıların ve bu zamana kadar birkaç nesildir dolandırıcılıkla Karun gibi zengin olmuş malum sözde Türk ailelerin derhal cezalandırılmasının haricinde, ilgili devletlerden/milletlerden bu devasa meblağda paraların derhal tahsili için mekanizmalar kurulması da adli makamlardan talep edilmeli.

Hainler ve dolandırıcılar, milletin gücünü görmeliler. Kimse kimseye zorlayarak sigorta yaptıramaz. Hem zorunlu sigorta sistemi hukuka uygun değil ve hiçbir hükumet bu yönde kararlar alamaz. Sigorta yaptırmayanları kamu kurumlarının hizmetlerinden men edemez ya da sınırlandıramaz… Hem de o paralar daha şimdiden çalındı, yok edildi.

Büyük/kapsamlı ve peş peşe yaşanabilecek afetler sonrası sigorta sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesini geçelim, bu milletler arası vurgun/dolandırıcılık işinin görünürde en tepesinde/başında bulunan şu hükumetin memura maaş verebilecek imkanları bile yok. Çala çala, sömüre sömüre bitirdiler, çökerttiler sistemi…

Şu anda bile memuruna maaş ödeyemeyecek kadar kötü vaziyette bir hazine var. Hala daha çalmanın, cebe indirmenin, malum ülkelere göndermenin, öncelikle onları ayakta tutmanın yollarına bakıyorlar. Onları ayakta tutmak için ordumuzu terör örgütü konumuna düşüren sınır dışı askeri müdahaleleri yapmanın, Suriye’ye hala ve daha fazla kan dökmek için girmenin, kandan beslenmenin, beslemenin hesabını yapıyorlar. Bu süreçte Türk milleti uyanmasın diye, malum ülkelerle de danışıklı dövüşüp restleşiyorlar.

Devlet, millet, çoluk/çocuk, Türk milleti ya da çevremizdeki milletler, hiçbirinin umurunda değil. Önümüzde afetler var diye kimse sizi kandırmasın ve hiçbir sözde zorunlu sigorta sistemine beş kuruş daha kaptırılmamalı. Şu andan sonra o sistemlere para ödemek karanlığa kurşun sıkmak gibidir. Hala bu hususlarda vazifelerini yapmayan, çok geç de olsa hukuksuzlukları düzeltmeyen ve soygunları engellemeyen adli yetkililer, o afetlerin en altında kalıp ezilirler. Gece gündüz her fırsatta, afetler olmasın diye dua etmeliler. Aksi halde kendilerini milletin ayaklarının altında bulacaklar.

99 depremi sonrası uygulamaya alınan ve tamamen hukuksuz olan ek vergilerle depremzedelere hiçbir şey yapılmadı ve ayrıca yaşanması muhtemel afetlere karşı da hiçbir hazırlık/tedbir/masraf yapılmadı… Yapa yapa bunca sene sonra bir deprem bildirimi sistemini güya yaptılar, o da çoğu yerde çalışmadı, işe yaramadı. Onu da ayrıca bir satanist ritüele çevirmeye çabaladılar. Bu hususlar da çoktan adli makamların mesuliyetinde olan ve davalar açılması gereken bir husus…

Zararın neresinden dönülürse de kârdır. Bu güne kadar para kaptıranlar da bu günden sonra asla bir kuruş dahi kaptırmamalılar. İşte burada en açık şekliyle yazıyorum. Önümüz kış ve kış mevsiminde büyük afetler olsa, kara kışta hiç kimse devleti yanında bulamayacak. Devlet, resmi kurumlarına ait hizmet araçlarının yakıt masraflarını karşılayamaz bir halde… Devletin şu anda başında olan casuslar/piyonlar, o afetlerin hemen sonrasında insan ve organ kaçakçılığı ve ayrıca ziynet eşyası kaçakçılığı yapmanın, bundan elde edilecek kara ve kanlı paranın büyük kısmını her zaman olduğu gibi İsrail’e, İngiltere’ye ve ABD’ye aktarmanın yollarına bakacak.

Diplomasız, kanunsuz, geçersiz ve dış güçlerin faaliyetleri ile devletin başına getirilmiş Tayyip’in… Onu oraya CIA’nın talimatları icabı getirip devleti arka plandan babasının çiftliği gibi yöneten ve istediğinde kendine çalışan mafya babalarını bile ceza evlerinden keyfi şekilde çıkartan CIA casusu Devlet Bohçalı’nın… Ve bunların etraflarında oluşmuş suç/ihanet çetelerin iki yakalarına hukuk yoluyla derhal yapışılması farz üstüne farzdır.

Yoksa aç, açıkta, yaralı, çaresiz kalmış yığınlar, bu sistemin mensuplarını, basın/medya ve adliye kısımlarında olanlarına kadar ayaklar altına alıp ezecektir.

Neresinden bakılırsa bakılsın, Türkiye’nin yakın geleceğinde olağanüstü hadiseler olduğu görülebiliyor. Çünkü bu soygunlar, bu sömürü, bu kanlı sistem, bu insan ve organ kaçakçılığı, bu adaletsiz adalet sistemi devam ettikçe, biz her geçen gün ülkeyi ve hatta dünyayı germeye devam edeceğiz. Hala ayakta tutmak istedikleri şeytani sömürü sisteminin bütün taşıyıcı kolonlarını şu ana kadar zaten kırdık. Bir kıvılcımlık, bir üflemelik işleri kaldı ki burası mesele değil. Mesele, son darbeyi en doğru zamanda vurmak. Çünkü o darbeyi vurduğumuz dünya üzerinde silsile halinde halk ayaklanmaları ve ayrıca askeri, siyasi, mali, içtimai depremler yaşanacak. Mesele o kadar büyük ve bir arada yaşanacak olan sarsıntılar sırasında kontrolü elde tutabilmek meselesi… Çünkü kontrolsüz güç, güç değildir.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Zamanı geldi

Sınırlarımızda içeri doğru atılan füzeleri/roketleri Tayyip’in ve çetesinin oralardaki teröristleri atıyorlar. Onları MİT, CIA, MI6, MOSSAD ortak şekilde organize ve sevk ediyorlar. Ankara hükumeti, daha önce de batıdan ve İsrail’den aldığı talimatlarla bu gibi adilikleri, ihanetleri yapmıştı. Şimdi yeniden yapıyor.

Hatta daha önce, sınır dışından atıldığı iddia edilen roketlerin menzilinin o kadar olmadığı ve bölgedeki askeri üssümüzden sivil vatandaşlarımızın üzerine atıldığı, roketlerin askeri üs yönünden geldiğini vatandaşlarımızın gördüğü, doğruladığı ispat edilmişti. Buna rağmen bile gereken soruşturmalar ve yargılamalar yapılmamıştı. Gizli Hristiyan ve batı casusu Hakan Fidan’ın gizlice yapılan ses kaydı gerçekti, montaj değildi. 17/25 Aralık sürecindeki bu gibi kayıtların gerçek oldukları türlü türlü ispat edildi. O hain Hakan Fidan “Geçiririm üç beş adamı sınırdan öteye, attırırım bu tarafa doğru birkaç roket. Bundan kolay ne var” mealinde gerçekten konuştu. O güne kadar ihanetleri bitmek bilmemişti, o günden beri de ihanetleri hız kesmedi, devam ediyor. Binbir türlü yalanları, iftiraları, mahkemelere müdahaleleri, cinayetleri, katliamları, teröristlerle ortaklıkları, kara paracılıkları, ihanetleri, peşkeşleri somut şekilde meydanda olan hain bir güruh, şimdi güya teröre karşı askeri operasyon yapacakmış.

TBMM bile hala tıka basa gizli Ermeni ve gizli Yahudi teröristlerle doluyken, onlara bile müdahale edilmemişken, Türkiye içindeki on binlerce terörist hala devlet kurumlarında sözde memurken, amirken… Güya terörü bitirmek için Suriye’ye askeri operasyon yapılacakmış. Suriye’yi teröristlerle dolduranlar zaten AKPKK, ABD, İsrail, İngiltere ve bilinen diğer müttefikleri… Şimdi sözde terör karşıtı operasyonu isteyenler de bunlar. Hala emirlerindeki teröristlere attırdıkları roketlerle topraklarımızı, insanlarımızı hedef almakta olanlar da bunlar. Çok sayıda terörist taraf/örgüt de bu danışıklı dövüşün içinde…

Ankara hükumetinin somut/görülür şekilde de devrilmesinin ve yardım/yataklık yapan kişilerle, kesimlerle birlikte yargılanmasının, TBMM’nin tamamen kapatılmasının, sözde vekillerin tamamının toplanıp alınmasının zamanı geldi. Hiç kimse uyumayacak. Bu çatışma yükselecek, üzerimize düşenleri yapacağız, bu paralel devleti çökerteceğiz.

Resmi kurum ve kuruluşların başına konulmuş hainlerin haince emirlerine itaat edilmeyecek. Genel kurmay kadrosunun emirlerine de itaat edilmeyecek. Aynı paralel devletin mensupları olan hakim ve savcıların emirlerine ve kararlarına da itaat edilmeyecek. Ordu hatta devlet otoritesi açıkça ikiye bölünecek olsa bile asla itaat edilmeyecek. Silahlı iç çatışmalardan kaçınılmayacak. Zaten bu duruşumuz dünya siyasetini/dengelerini açıkça ikiye bölecek. Hemen sonrasında zaten ne ABD, ne İngiltere, ne AB, ne İsrail kalacak… Sona geldik, Türk asrı değil, Türk çağı olacak. Numaradan Türklük değil, hakiki Türklük ve Müslümanlık olacak.

Bütün vatanseverlere ölmeyi değil, öldürmeyi emir ediyorum. Yapılacak daha çok hizmetlerimiz, mücadelelerimiz olacak. Dünyanın her yerine aydınlığı, kurtuluşu, adaleti, ahlakı, huzuru, insan haklarını götüreceğiz. Çok büyük hadiseler daha yeni başlıyor. Bizden kimse ölmeyecek, tuzağa çekilmeyecek, ihanetlere kurban olmayacak. Gerekli her durumda her vatansever tereddüt etmeden tetiğini çekecek, çektirecek. Önce kendi emniyetini ve emrindeki gerçek Türklerin, vatanına ihanet etmeyen askerlerin ve memurların emniyetini sağlayacak. Hain hangi makamda ve rütbede olursa olsun yok edilmekten çekinilmeyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi