Bu güne kadar yazdıklarımı tekrar edecek değilim. Tayyip ile çetesinin emriyle Suriye’ye giren ve askerimizi götüren/gönderen askeri ya da siyasi bütün yetkililer, buna yardım yataklık suçu işleyecek bütün basın, medya ve sosyal medya hainleri, kendilerine başka bir vatan bulsunlar. Belki bu sabahı görürler ama yarın sabahı göremezler.
Türkiye’deki ABD, İngiltere, İsrail ve diğer malum ülkelerin sözde büyükelçilerinden talimatlar/emirler alarak ordumuzu Suriye’ye karadan ve kapsamlı gerçek bir operasyona gönderenin ya da onlara yardım ve yataklık edenlerin, bu ülkede nefes alması haram. O sözde elçilerin, konsolosların da bu ülkede nefes almaları haram. Bu ülkenin değil dünyanın altı üstüne gelecek olsa bile, 3. dünya savaşı hemen çıkacak olsa bile ordumuz Türk/islam düşmanlarının ve onların piyonu olan AKPKK’nin emriye Suriye’ye girmeyecek. Batı çöküyorsa çökecek, İsrail çöküyorsa çökecek, onların danışıklı dövüştürdüğü Türkiye’deki hainler ve etraftaki teröristler bahanesiyle ordumuz Suriye’ye girmeyecek. Kara para kanallarını genişletmeyecek. Türkiye’ye bir roket daha düşerse, bir tek terör hadisesi daha olursa, malum ülkelerin sınırları dahilinde sert karşılıklar verilecek.
Hiç kimse uyumayacak, en başta iç düşmanlar mezara girene ve devamında Türkiye gerçekten hür olana kadar… Boğaz köprüleri, Haliç köprüsü derhal hususi korumaya alınacak. Millete kurşun sıkan herkese sıkılacak, makamı ya da yetkisi her ne olursa olsun… Şu andan itibaren Türkiye sınırları içinde itlaf edilmiş teröristlerin ve hainlerin leşleri, söz konusu ülkelerin Türkiye’deki sözde diplomatik temsilciliklerinin önüne hatta bahçelerine atılacak. Görüntüler bütün dünyaya yayılacak. Bunların aslında ne oldukları, ne işler yaptıkları dünyaya ilan edilecek. Gerekli her şartta her makamdaki haine tetik düşürülecek. Kimin itirazı ya da verebileceği bir karşılığı varsa, gelsin beni mekanımda bulsun. Bu vaziyette bile hain Ankara hükumetinin emirlerine itaat edecek savcılar ve hakimler ve ayrıca kolluk kuvvetleri amirleri de en baştan infaz edilecekler. Ordumuzla, milletimizle ayağa kalkıyoruz…
Soysuz, bakanlık gücüyle, karşıt olduğu gruplara operasyonlar yaptırarak, elde ettiği uyuşturucuları imha ettirmedi, çoğunlukla yurt dışına sattı. ABD’nin Ankara Büyük Elçiliği de bu kara para işlerine aracılık etti. İncirlik askeri üssü ve oradaki ABD uçakları da uyuşturucu sevkiyatlarında kullanıldı. Bu gibi işlerde Amerikalılar, Ruslar, İngilizler, İsrailliler, İranlılar, Ukraynalılar, sözde Türk tarafı ve diğerleri, birbirilerinden ayrı bir sistem değiller. İş kara para ise, hepsi birbiriyle çok iyi geçinebiliyorlar, düşmanlık etmiyorlar ama milletlerin önünde danışıklı dövüşmeye de devam ediyorlar.
Taksim’deki son terör saldırısının ellerine yüzlerine bulaşacağını anladıktan sonra Soysuz’un ABD’yi sert sözlerle suçlaması da danışıklı dövüşten ibaretti. Suçluluk psikolojisinin tezahürüydü. Aksi takdirde milletler arası siyasetin bir anda karışması gerekirdi. Koskoca Türkiye’nin görev başındaki Suç İşleri bakanı, böyle acı bir hadisenin hemen üzerine bu sözleri söyleyecek, intikam mesajı dahi verecek ama hiç kriz çıkmayacak… ABD tarafı sert karşılık vermeyecek hatta baskı yaparak o bakanı oradan indirmeyecek… Buna ahmaklar ve aynı kara para ve terör sisteminin içinde olanlar ihtimal verebilir.
Söz konusu teşekkülün basın ve medyada da çok sayıda adamları var ve sistemin mensupları olarak o şekilde konuşuyorlar. Bana inanmıyorsanız Ahmet Hakan’a sorun, her şeyi ve her kesi tek tek anlatsın size… Hatta Ahmet Hakan size sistemi anlatırken, Soysuz’un aslında kim olduğunu, nasıl işler yaptığını da anlatabilir. Soysuz’un emniyet müdürlerini bile neden öldürttüğünü anlatabilir. Son zamanlarda dikkat çekici şekilde artan polis ölümlerinin ve sözde intiharların arka planını da anlatabilir. PKK’ye gelen silahları, bu silahların getirilmesiyle dönen parayı, bu paranın ne kadarının Soysuz’a gittiğini de anlatabilir. Anlata anlata konuları İran’a, Suriye’ye, TSK’ye, MİT’e, İngiltere’ye, ABD’ye, Avrupa ülkelerine, Rusya’ya hatta Çin’e bağlayabilir. Bunların Türkiye’deki sözde diplomatik temsilciliklerine de bağlayabilir. Soysuz’un, adalet sistemi içinde neler çevirdiğini, hususiyle bana karşı mücadele ederken nasıl kendini aştığını, nirvanaya vardığını ama oradan aniden yere çakıldığını da anlatabilir. O vakit hükumetin ne kadar sıkıştığını ve Soysuz’un neden istifa tiyatrosunu oynamak zorunda kaldığını da anlatabilir. Evet evet, şaşırmayın. Ahmet Hakan’a benim üzerimdeki davaları, resmi evrakları sorsanız, onları bile anlatabilir. Soysuz gibi bir pisliği Devlet Bohçalı neden getirdi, her şeye rağmen neden Suç İşleri bakanlığı makamında tutuyor diye sorsanız, Ahmet Hakan bu konularda da çok şeyler anlatabilir.
Hiç şüphe edilmemeli ki nerede ABD ve NATO üsleri varsa, orada kara para, terör, katliam, yağma, kaçakçılık işleri vardır. Para eden bebekse, çocuksa, kadınsa, hiç fark etmez, onları bile kaçırırlar ve kaçırıyorlar. Soysuz’un Türkiye’deki sözde mülteciler konusundaki direnişinin arkasında da bu vahşi gerçek var. Mülteci dedikleri sahipsiz kalmış insanlar, onlar için para demek, başka hiçbir şey değil…
Soysuz’un uyuşturucu imalathaneleri de var. Onu arka plandan yönlendiren ve kollayan Mehmet Ağar’ın da var. Mafya anası Meral Akşener’in de var. Bu sistemin içinde olup da teröristlerle paslaşmama, ortak işler yapmama ihtimalleri de yok. Uyuşturucu işinin yanında, para eden her türlü işi de yapıyorlar. Böyleleri ekranlarda milliyetçi, vatansever rolü oynarken, arka plandan teröristlerle beraber iş yapıyorlar.
Soysuz HDPKK karşıtlığında samimi olsaydı, elindeki devlet imkanlarıyla şimdiye mecliste HDPKK diye bir sözde partiyi, aslında bir terör teşkilatını bırakmamıştı. Lakin birbirlerinden ayrı teşkilatlar değiller. AKPKK’nin ve diğer sözde partilerin içi de tıka basa terörist, hain ve kara paracılarla dolu. İşte meclisteki sözde millet vekili bir kadın şeytanın, terör kampında çektirdiği fotoğrafları meydana çıktı. Sonra ne oldu… O günden beri her şey olması gerekene inat, aşırı bir dikkatle, sessizlikle, danışıklılıkla ilerletiliyor. Hatta basın, medya ve sosyal medya hainleri, teröristleri de buna çok dikkat ediyorlar. Oysa şunlar danışıklı dövüşmüyor olsalar, aynı teröristler ve hainler adalet sistemine de sızmış olmasalar, sadece o kadından yola çıkılarak HDPKK ve bütün altılı çete toplanıp alınırdı.
Şimdi, yeni bir seçimden bahsediyorlar. Anayasa açık ve tartışmasız şekilde izin vermediği halde, danışıklı dövüşen sözde siyasi partiler ve sözde siyasi liderler, Tayyip’in üçüncü kere aday olmasına tepki bile vermiyorlar. Bunların artık anayasayı takmadıkları bir devre gelindi. Kafalarınca yeni bir hokus pokus yapacaklar, biraz çatışıp biraz danışıklı dövüşecekler ve hep beraber daha da iktidarda ve mecliste kalacaklar. Lakin öyle olmayacak. Ehemmiyetine binaen tekrar yazıyorum. Büyük bir kararlılıkla yazıyorum. Türkiye’de o beklenen seçim olmayacak. Bunların hepsi toplanıp alınacak. Siyasi sahada karar alacak olanlar da mali ve askeri konularda karar alacak olanlar da adımlarını buna göre atsınlar. Aksi halde kaybedenler kulübünde yer alacaklar.
Rusya için Ruslar ölmüyor, Türkler ölüyor. Yetmedi, bir de Ukrayna için Türkler mi ölmeli? Savaş ihtimalini gören Rusların dünyanın dört bir yanına ve bu arada Türkiye’ye de kaçışmakta olduğu şu sıralarda, Rusya’nın cepheye öncelikle Türkleri göndermesine tepkisiz değiliz ve her fırsatta bu işi bozacağız. Bu vaziyeti kısa süre sonra Rusya’nın aleyhine çevireceğiz. O diyarlardaki Türkler illa asker yapılacaklar, silahlandırılacaklar ve savaşacaklarsa, kendi hürriyetleri için, Rusya Federasyonu’nun işgalinden, asimilasyonundan, sömürmesinden kurtulmaları için savaşır olacaklar. Bunu sağlayacağız.
Lakin Ukrayna da bizim hiçbir şeyimiz değildir ve yanında olmayacağız. Tamamen ihanet halindeki Ankara hükumetinin ve bunların başına sözde danışman, hakikatte işgal valisi gibi konulmuş kalın kafalı kişilerin açıklamaları da Türkiye’yi bağlamıyor. O türlü açıklamalar, Amerikan hükumetini ve istihbaratını temsilen yapılıyor. Türkiye bu savaşta Rusya’dan yana olmadığı gibi Ukrayna’dan yana da değildir. Ukrayna, Türkiye’nin ve Türk milletinin hiçbir şeyi değildir. Sapıklıkta Sodom ve Gomore halklarını bile çoktan geçmiş vaziyette olan Ukrayna için savaşılacaksa, onları o hale getiren İngiltere Kraliyet ailesi ve kraliyetin kontrolündeki ABD başta olmak üzere, bütün batı alemi gitsin, kendileri savaşsınlar. Biz kılımızı bile kıpırdatmayacağız. Türkiye’de yeniden Ukrayna’nın lehine suni bir kamu oyu oluşturulmasına da asla izin vermeyeceğiz.
1950’lerde basit bir NATO piyonu haline getirildik ve gereksiz yere büyük acılar, sıkıntılar çektik. Bizim ne işimiz vardı Kore’de… Aslında İngiliz/Amerikan casusları olan Türkiye’deki sözde devlet adamlarıyla sözde din adamlarının ve bunlara yardım/yataklık suçu işleyen basın mensuplarının ihanetleri sayesinde gittik, öldük, ağır bedeller ödedik ve hiç şey elde etmedik. Bir süre sonra “Bizim ne işimiz vardı Ukrayna’da” denilmesine şimdiden set olacağız.
Kalın kafalı İngiliz/Amerikan casuslarının bu savaşta Ukrayna’dan yana oldukları açıktır ama Türkiye bu savaşta kimseden yana değildir. Türkiye, kimsenin sömürgesi, beleş ordusu/askeri de olmayacaktır. Bir İngiliz/ABD projesi olan AKPKK’nin “Yeni Türkiye” söylemleri de bir aldatmacadan ibaret olabilir ama buna rağmen İstanbul merkezli yeni bir Türkiye hatta yeni bir bölge hatta yeni bir dünya tesis edildiği gözler önündedir. Türkiye sadece dini ve milli değerleri ve menfaatleri için mücadele edecek ve gerektiğinde harplere de girecektir. Çoktan oluşmuş hatta oturmuş İstanbul merkezli yeni Türkiye’ye hala ihanet etmek isteyen kalın kafalı Amerikan casusularına da elbet bir vatan evladı kefen biçecektir.
İşte, hemen yanı başımızda, Güney Azerbaycan’da 45 milyon Türk, an itibariyle zulme, sömürmeye, işgale baş kaldırmış vaziyettedir. Londra merkezli insanlık düşmanı sistemin çizdiği suni sınırlara ve dayatmalara ve insan hakları ihlallerine rest çekmektedir. Hala buna kör, buna sağır, buna tepkisiz halde tutulan Türkiye’nin, bu şarlarda bile Ukrayna türküsü çığırması, Ankara hükumetinin ihanetlerinin artık hiç tahammül edilemez seviyeye geldiğinin ve alaşağı edilmeleri gerektiğinin göstergesidir.
Ukraynalı gelsin, Rus gelsin, Türkiye’de en ileri sapkınlık seviyelerinde eğlensin, bir de devlet otoritesi tarafından baş tacı edilsin… Türk gitsin, onların olması gereken cephelerde, onlar için ölsün… Öyle mi?
Hayır… Artık Türkiye’deki ve Türk dünyasındaki Amerikan, Rus, İngiliz, Alman ve bütünüyle Avrupa casusları ölsünler. En önden de bunların arasında danışman, büyükelçi, konsolos, basın ve medya mensubu gibi görünenleri ölsünler.
Haydi, haydi, kalkılsın ayağa! Londra merkezli satanist sistemi yine savaşlar ve ölümler mi istiyor. Göndersinler vatandaşlarını ve hep ölsünler. Biz, Türk dünyası olarak yaşananlara müdahale etmeden izleyeceğiz ki şu dünya biraz temizlensin.
Bir kez daha görüldü ki Türkler harp etmeyi bıraktıkları zaman, şu koca dünya İblis’in ve ona çalışan insan/cin şeytanlarının elinde oyuncak oluyor, cehenneme döndürülüyor. Bir kez daha gözler önündeki dünya, gerçek Türklerin Türk gibi harp etmesine, “nizam-ı alem” diyerek harp etmesine muhtaç, bekliyor. O günler de uzak görünmüyor.
Rusya’nın idaresini elinde tutan malum çete, AB ile de danışıklı dövüşüyor. Oyunlar içinde oyunlar kurmaya çalışıyorlar. Çok geniş meseleler var, yazarak detaylı anlatmak mümkün değil ve herkese açık şekilde yazmak doğru da değil ama özetle şu hususlar bilinmeli.
Türkiye’nin Yunanistan’a girmesini de istiyorlar. Irak’a girmesini de istiyorlar. Azerbaycan’ın Ermenistan’a girmesini de istiyorlar. Lakin söz konusu hamlelerin ve daha fazlasının, Türkiye’nin yararına, Azerbaycan’ın yararına imiş gibi görünmesini sağlayıp arka plandan tamamen kendilerine yarayan işler olmasını istiyorlar. İşte yaşanmakta olan sürecin temel sorun olarak görülecek kısmı tam da burası…
Ben ilk defa “Türkiye, sorunları, sorunun merkezi olan yerlerde çözecek. Türkiye’nin siyaseti değişecek.” dediğimde, buna karşılık verecek, mani olacak güçleri zaten kalmamıştı. Bu çıkışımı büyük fırsat olarak değerlendirdiler, her şey çantada keklik zan ettiler. Her biri başka ülkenin idaresini hukuksuz şekilde ele geçirmiş olan ve çeteleriyle birlikte kara para işleri yapan kuş beyinli malum kişiler, Londra’ya tasmaları ile bağlı kişiler, üç beş göz alıcı hareket, açıklama, danışıklı restleşme, üç beş oyalayıcı orta oyunu ile Türkiye ve dünya siyasetine yön vereceklerini zan ettiler.
O günden bu yana ortam gergin, hareketli ve kontrolü zor bir vaziyette. Bir yığın ahmak, hayal alemlerinde yaşayarak, her meselede ahmakça kararlar aldılar, alıyorlar ve ortalığı karıştırıyorlar. Her seferinde rezil de oluyorlar ama bir türlü akıllanmıyorlar. Şimdi Azerbaycan meselesinde de farklı planları var. Bütün tuzakların uygulanması kısmında Tayyip ve çetesi de zaten emirlerine amade haldeler.
Tayyiple de araları iyi olan Aliyev ve karısı, zaten en baştan beri İngiltere/Londra’ya çalışıyorlar. Hepsini bir merkez yönlendiriyor. Bu ahmakça oyunları da ya Londra kuruyor ya da Londra son onayı veriyor.
Ukrayna’yı kara para kaynağına çevirmek istemezlerdi. Onca Müslüman coğrafyası varken, kendilerini batılı/hristiyan gören ama insanlıktan bile çıkmış olan, ahlaksızlığı ve dinsizliği arşa varmış olan Ukrayna halkını malzeme yapmak istemezlerdi. Lakin İstanbul karşısında o kadar büyük kaybettiler, o kadar parasız kaldılar ve uç sınırlara geldiler ki mecburen Ukrayna’yı da nakite çevirdiler, çeviriyorlar. Bunun için hala danışıklı dövüşüyorlar. “Özel askeri operasyon”muş… Ahmak bile inanmaz şu tabire, şu tabir üzerinden dönen dolaplara… Oraya asker diye gönderilenler de büyük çoğunlukla Türk/Müslüman kökenli ve yeterince eğitim, silah, teçhizat verilmemiş olan Rusya Federasyonu askerleri… Onları bile bile ölüme gönderiyorlar, Ukraynalıları gönderdikleri gibi… Onların bile organlarını nakite çevirme fırsatı bulurlarsa çeviriyorlar. Ukrayna’dan dışarı milyonlarca sivil çıktı ve en başından itibaren yüksek sayıda Ukrayna vatandaşı, gittikleri batı ülkelerinde fuhuş ya da organ mafyalarına kurban oldular, oluyorlar. Yine de kan emerek beslenen ve varlıkta kalabilen batılı onlarca ülkeyi ve İsrail’i ayakta tutabilmek için daha fazla kara paraya ihtiyaçları var.
Şimdi Suriye’de, Libya’da, Afrikanın farklı farklı yerlerinde de planlarını, danışıklı dövüşlerini, kara para işlerini İstanbul bozuyor, bozacak. Bunun çok yakında olacağını hem akıl, mantık, olayların akışı, sahanın vaziyeti gösteriyor hem de yapabildikleri kadar metafizikle bakıp görüyorlar. Önlerinde çok çok kötü zamanların olduğunu biliyorlar. On milyondan fazla sözde mültecinin Türkiye dışına çıkartılacağını biliyorlar. Suriye’ye yeniden devlet otoritesinin hakim olacağını biliyorlar. Sadece Suriye’de danışıklı olarak çatıştırdıkları onlarca terör örgütleri var ve bunların da yok olacağını biliyorlar. Tekrara gerek yok, her yerde kaybedeceklerini, kara paralarının kesileceğini biliyorlar. İstanbul’u da yok edemeyeceklerini, durduramayacaklarını biliyorlar. Ayrıca parasız alacakları aslında çalacakları bol miktarda gaza, petrole, madenlere de ihtiyaçları var.
Bu nedenle daha başka yerler de karıştırılmalı. Bu maksatla da Azerbaycan-Ermenistan krizini kullanmak, bu hususta da danışıklı dövüşmek istiyorlar. Azerbaycan’da da Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün çok ağırlığı, geniş bir sistemi var. Orada da kedicikler var. Orada da devlet içinde devlet sistemi var. Orada da Aliyev’lerden aşağı doğru devletin yetkilileri arasında çok sayıda kişi “sistem”e dahil edilmiş vaziyette. Orada da bağımsız mahkemeler, emniyet teşkilatı ve ordu yok. Azerbaycanın da her yerinde “sızma” var.
Azerbaycan da tıpkı Türkiye gibi kara para cumhuriyetine çoktan dönüştürüldü. Azerbaycan üzerinden kaçırılan insanların, kadınların, çocukların, bebeklerin, organların haddi hesabı yok. Aliyev’in, kara paracı Yahudi Zelenski ile sıkı dostluğunun “kara para” ve “Londra merkezine bağlı olmak”tan başka anlaşılabilir, dikkate alınır izahı da yok. Azerbaycan’da da Mehmet Haberal’ın kontrolünde olan ve aslında organ işine bakan hastahaneler daha doğrusu insan mezbahaları var. Orası bir yol, bir güzergah… Güya çatışan Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri de arka plandan sürekli paslaşıyorlar, görüşüyorlar, anlaşıyorlar.
Zengezur geçidinin bir kara para geçidi olduğunu, birbiriyle çatışmalı görünen tarafların tamamının bu geçidi açmak için ittifak halinde olduğunu, güya Türk Devletleri Teşkilatı’nın da bu işlerin içinde hatta başında olduğunu v.s. sesli anlamıştım. Ermenistan’la AKPKK’nin “yakınlaşma” siyaseti de bu maksatlarla yapılan bir oyundan başka bir şey değil. Her şey “kara para” için, her şey “insanlık düşmanlığı” konusunda tam teşekküllü bir ittifak oluşturmak için. Aralarında hiç mi farklar yok, sorunlar yok, çatışmalar yok… Var, var ama temel hususlarda sorunlar, çatışmalar yok. Bunca taraflar arasında elbette her kesimden ve seviyeden herkes danışıklı dövüşmüyor. Lakin tepe isimlerin tamamına yakını sistemin aslında nasıl olduğunu, işlediğini biliyor ve danışıklı dövüşüyor ki zaten bunların büyük çoğunluğu da biyonik robotlar. NATO, AB, AİHM, KGAÖ dahil bilinen bütün teşkilatlar, birbirleriyle çoğunlukla danışıklı dövüşen, bazı detay kısımlarda görüş ayrılığı yaşayıp çatışan taraflarca yönetiliyorlar. Çin de bu sistemin bir parçası. Hatta bu sistemin yeni merkezi yapılmak istenirken İstanbul’un üzerinden geçip ezdiği bir kara para devleti.
Zengezur geçidi hususunda, o yayını yaptığım günden beri rahat değiller. Konuşmalarına dikkat ediyorlar ve bu konularda dikkat çekmemeye çabalıyorlardı. Lakin batı ülkeleri bu kadar batakken, önlerini de göremiyorlar ve ümitleri azalıyorken, daha fazla bölgenin ve çok sayıda başka insanın da “nakite çevrilmesi” lazım. Çok daha fazla kara para işleri lazım. Hepsinden mühim olanı da şu ki bir türlü durdurulamayan İstanbul’un ilerleyişinin, yükselişinin, dünya üzerindeki tesir gücünün “derhal” durdurulması lazım. Bu maksatla da oyunlar içinde oyunlar kurmaları lazım. İşte sahada yaşananların arka planları bunlar.
Azerbaycan ya batacak ya çıkacak. Arası yok. Azerbaycan İstanbul’un sesine ses verecek, ayağa kalkacak, başlarındaki ve içlerindeki kara paracı hainleri ayaklar altında ezecek ya da İstanbul kangren olan kolu yani Azerbaycanı kesip atacak. Azerbaycanlılar da nakite çevrilirken hiçbir şey yapmayacak ve bu şeytanlıkların Türkiye’ye yayılmasına izin vermeyecek.
Biz artık ilan eden ede ayağa kalkıyor ve Türkiye’deki “sistemi” tamamen yok etmeye oynuyorken bir daha yazıyorum… Rusya’da, Azerbaycan’da ve bundan sonra varlıkta kalmak, Londra’nın kontrolünden, sömürmesinden, kan emiciliğinden kurtulmak isteyen bütün ülkelerde, vatansever bütün taraflar ayağa kalkmalılar. Hemen şimdi, bizimle beraber tempoyu yükseltmeliler ve birkaç güne de bu işleri bizlerle eş zamanlı, senkronize halde bitirmeye oynamalılar.
Tekrar ediyorum, Azerbaycan dediğimi yapmadığı sürece, Türkiye’den herhangi bir kişinin, etkilinin, yetkilinin, askerin, sivilin, bürokratın, iş adamının, siyasi partinin, liderin, şu şartlarda Azerbaycan’a herhangi bir sahada en ufak bir destek verdiğini, hatta destek açıklaması yaptığını…. Gözler önüne serdiğim oyun içinde oyunlara yani Londra’ya hizmet ettiğini görürsem, duyarsam, istihbaratını alırsam… O kişi ya da grubu hemen ve tamamen yok etmeye oynayacağım. Bunu, Türkiye’yi muhafaza etmekte ve insanlığı korumakta zaruri bir hamle olarak göreceğim. Bu nedenle de çatışmalardan kaçınmayacağım ve gerektiği kadar acımasız bir keskin kılıç olacağım. Azerbaycan halkı titreyip kendine gelirse, söz konusu kara paracı paralel devlet sistemini ayaklar altına almaya oynarsa, o halde ise ölümüne Azerbaycanın yanında duracağım, duracağız.
Tayyip’in ve çetesinin, her türlü kara para işlerinde tepe tepe kullanmak için ordumuz üzerinden güya eğittiği Somalili sözde komandoları izliyorsunuz.
Bu gibi sözde askerler, aslında/özünde terörist çeteleri üzerinden, ordumuz da alet edilerek vahşice kara para işleri uzun zamandır yapılıyor. Elde edilen paralar da Londra merkezli sisteme akıyor. Yani ABD İngiltere’ye maşalık yapıyor. Türk devleti, milleti ve ordusu dahil bütün kurum ve kuruluşları da ABD aracılığı ile Londra’nın maşası oluyor. Somalili bu terör ve vahşet grupları da Türkiye üzerinden Londra’nın maşası oluyor. Güya sömürgecilik, katliamlar, vahşetler bitmiş… Hayır, sadece şekil değiştirdi ve daha acımasız şekilde, daha yaygın şekilde devam ediyor. Ordumuz Libya ve Suriye gibi yerlerde de İnsanlık için, adalet için, milletimizin muhafazası için, soydaşlarımızın ya da dindaşlarımızın muhafazası için bulunmuyor. Tam aksine olarak onların can, mal, ırz emniyetlerini tanımayan, insan kaçakçılığı hatta organ ve çocuk kaçakçılığı bile yapan bir terör teşkilatı olarak bulunuyor. Ordumuzun üst kademelerine getirilmiş Kraliyet uşağı gizli Yahudi, gizli Ermeni hainler de bu işlere yardım ve yataklık yapıyorlar. Paylarını da alıyorlar. CHPKK’den HDPKK’ye kadar bütün sözde siyasi partiler, aslında terör teşkilatları da bu nedenle iktidarla danışıklı dövüşüyorlar. Gerçekten muhalefet yapmıyorlar, çünkü onlar da bu işlerin içindeler ve paylarını alıyorlar.
Evet, Tayyip ve çetesi, danışıklı muhalefet ve mason tarikatının da yardım ve yataklıkları ile, başta adli makamlar olmak üzere devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarını çoktan ayarından çıkarttı, çoktan İngiltere merkezli ve bütün insanlığın düşmanı olan sistemin emrine amade kıldı.
Bu nedenle ordumuz bir an evvel Suriye’den, Libya’dan, Somali’den ve benzeri kara para merkezi haline getirilmiş ülkelerden bütünüyle çıkartılacak. Bu nedenle, bu iradeye karşı direnen ve hala devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarını Londra’nın emrine amade halde tutmak isteyen AKPKK meşru bir millet darbesi ile devrilecek. Son hazırlıklarını yapmamış olan hiçbir taraf kalmasın. Büyük gün geldi çattı… Artık AKPKK-MHPKK-CHPKK-HDPKK ve diğer organize suç, terör ve ihanet örgütlerini kollayabilecek, ayakta tutabilecek bir Londra yok. Bir Washington da bir Tel Aviv de yok ve şimdi sıra milletimizde…
What appears in the square is not the real Tayyip. He is a bionic robot with a “three fists” gray inside that works with the Queen’s Dajjal system.
After what I have explained openly recently, it has probably been understood that the bionic robot in the image of Tayyip does not work for Israel, Judaism, or Freemasonry. They are constantly working on the system of the Dajjal based on the Queen. These are the enemies of all humanity. They don’t care about Jews or Israel. They have already manipulated religious and political leaders in Israel, or bionic robots have already replaced them. The Sanhedrin is an organization entirely under the control of aliens.
In Turkey, as in many countries, there are secret parts under the buildings of the most prominent institutions in the nation’s administration, especially the Presidency, the Grand National Assembly of Turkey, and the MIT. Some of them also have hidden parts under the hidden parts. The first secret part is already the secret part that the world’s people and state officials know, secretly enter, and use, while there are secret parts that alien parties enter and use. There are games within games. There are many wells inside the well in many respects. Thanks to such places, systems, and bionic robots, they can become a state within the state and manage their bionic robots. Thus, they want to lead and manage all states, all nations, and humanity through states. However, since the decision differences between different alien human species cannot be avoided, not everyone on the field is colluding. There are confused balances.
The bionic robot made in the image of Tayyip also occasionally enters the secret part of the underground aliens. It is repaired, maintained, and adjusted. If the alien human inside the bionic robot is too warped and incapacitated, or if he dies from being struck by metaphysics, he is also replaced in the underground part in question. Sometimes, if these things take a long time, another bionic robot replica made in the image of Tayyip goes up and manages the environment. The members of many governments in the world, the officers in the commanding ranks of the armies, extensive holdings, large religious communities, prominent Masonic masters, prominent religious leaders, and the people who need to replace them to hold power, have always been replaced by bionic robots. Since Istanbul has started to destroy this system in the world in recent years, more practical and authorized people in Turkey have been replaced by bionic robots. After giving this information openly, I write this candidly and with great anger that I can still control:
Even now, I will not be bothered by the extermination of thousands of so-called Turkish officers and Turkish soldiers under their command, and the so-called opposition/militia, actually terrorist organizations, still in Syria in one day. Yes, even if our army loses ten thousand soldiers and hundreds of officers in one day, I will not have any problems with those who do this. I will settle accounts with the so-called Turkish and world-people traitors who caused this. I will take revenge on them, their organizations, and their bases. From now on, I will never allow or allow the punishment of those among Turkish officers and soldiers, who are in any region abroad, who desert by disobeying orders. No power can punish fugitive officers and soldiers by using our system to the detriment of our nation and our state without trampling on me. And no power in this world can crush me. I will not look into the eyes of some countries, governments, armies, and prominent business people who are still on my side in the Syrian issue, stalling and colluding with the Queen’s system. They, too, must now have a clear stance or perish along with our enemies. I have said many times I will burn the whole world if necessary, but I will not send my army to Syria. I will not keep one so-called refugee here. I will also throw those who have been given so-called citizenship beyond the borders. It is not the responsibility of our nation, our state, to spend additional expenses on sending them to their countries. Let them go as they came. Do they take human smugglers, go on foot, swim in the sea, or do Israel/USA/UK take advantage of the opportunity and steal their organs or sell them to the prostitution mafia? It is not my nation’s responsibility. Those who do not protect their homeland flee like cowards and dishonors, those who are spineless risk all kinds of dangers.
We will not send our army to Syria to avoid these dangers. We will not keep more than ten million refugees in our country. We will not allow any of us to be donated to other states. Let everyone accept Turkey is no longer the old Turkey. Otherwise, Mfs will burn the world.
For Turkey, Tayyip, AKPKK, MHPKK, and the CHPKK, HDPKK, the so-called IYI party, all-six gangs, etc.. In Turkey, the so-called modern republican system, democratic system, and electoral system imposed by England have collapsed. Games and traps have been corrupted, and the system of the Dajjal has been exposed. After that, there will be no elections in Turkey. Even if it is tried to be done with a fait accompli, it will not be valid; it will not solve the chaos, and it will not change the result. In any case, we will officially take over the country’s administration.
I am writing this very clearly. Those who have made official or unofficial statements in parallel with Istanbul in the last two or three days, from different countries of the world and groups within Turkey, and those who make statements as if they support Istanbul’s last stand, should now openly put their hands under the responsibility. Let them show their sincerity. We will look at actions, not words. We have no fear of anyone. Forewarned, I will crush that Queen and her system under my feet. I will destroy the USA and other countries that are pawns and subcontractors to him.
We are also downloading Tayyip. We remove those who work with him and those who collude with him. We do not leave a NATO or US base in this country. Let those with us make the moves that will lead to the same result as us, openly and immediately. Immediately after this article, they should make their official explanations so that everyone can “doubtfully” understand. Let them say, “We are here too; we are with you.”
Meanwhile, we simultaneously destroy and expose Tansu Çiller, nicknamed “the rose of the CIA,” and those who work in her system. They have exceeded the limit. Since they want to see power, let’s fight. No matter how many internal and external enemies we have, we invite them all to the field/mat.
Bu ülkenin Tayyip ve çetesi nedeniyle kaybedeceği bir dakikası dahi yok. Bir tesisi, bir projesi, bir arazisi, bir yeraltı yada yerüstü zenginliği daha yok. Memleket, “Türkiye” olmaktan çıktı. Memleket, Türklerin olmaktan çıktı. Memleket, “vatan” olmaktan çıktı. Hala her gelenin geçenin, Türkiye’ye daha fazla zarar veren taleplerine, türlü ihanetlere, peşkeşlere, oyalamalara, zararlara tam kadro halinde çalışıyorlar, hizmet ediyorlar. Hala Türkiye’nin düzgün ve net bir duruşu yok. Hala Türkiye’nin gücünü, imkanlarını, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini Türkiye’nin lehine/yararına kullanmak yok. Kullanacakları da yok. Hala Kraliçe ne derse, o oluyor.
Türkiye içinde ve dışında şartları/dengeleri epeyi hazırladım. Şu lüzumsuz sıkıntı adamı ve çetesini, ben artık istemiyorum ve hızlı bir süreçle deviriyorum. Yerine bir adamımı geçireceğim. Ben arka planda kalacağım. Bu süreçte Türkiye’yi de bile isteye büyük krizlerden büyük krizlere sokacağım. Kimseye “Herkes tedbirini alsın, hazırlansın, sermayesine sahip çıksın” ya da “Herkes ülkesine, milletine zarar veren kararların, uygulamaların karşısında dimdik dursun.” v.s. diyecek değilim. Kaç tekrarla zaten dedim. Herkes hak ettiğini yaşayacak. Hep dediğim gibi, danışıklı muhalefetin tamamını da Tayyip’le birlikte devireceğim.
Bundan sonra bu ülkede Kraliçe’ye çalışan herkesi en hızlı şekillerde oyundan düşüreceğim. Bunları desteklemeye, elimden almaya çabalayacak her tarafı, her hükumeti ve her ülkeyi de krizlerden krizlere sokacağım. Neye uğradıklarını şaşıracaklar. Türkiye dediğimiz bu ülkede karışmamış bir kurum, bir adliye, bir cadde kalmayacak. On milyonların öfkesini arkama alarak geliyorum.
Yeter, mide bulandırdı artık bunların omurgasızlıkları, git gelleri, ihanetleri, peşkeşleri, kraliçeye kullukları, pislik işleri, ülkeyi mülteci denilen onursuzlarla doldurmaları, ordumuzu bile İsrail’in ve Kraliçe’nin emrine vermeleri, Suriye politikaları, gelene gidene ağam/paşam çekmeleri v.s.
Böyle ülke değil, mahalle bile yönetilemez. Böyle devlet başkanlığı değil, muhtarlık bile yapılamaz. Türkiye istemediğim ve izin vermeyeceğim sıkıntılara/krizlere koşar adım gidiyor, bu tarz vatanı ve milleti bütünüyle tehdit eden hallere müdahale edeceğimi bin defa söylemiştim. Onun kralı geliyor, şunun veliahtı geliyor, diğerinin paşası geliyor, bütün hesaplar, bütün planlar Türkiye’nin ve Türk milletinin aleyhine yapılıyor. Ben de o türlü hesapların hepsini bozmaya ve dünyayı başlarına yıkmaya geliyorum.
O meşhur rüyamdaki o meşhur kısımdayız. Gittim, geldim… Gittim, geldim ama sonunda “yeter artık” diyerek Tayyip’e dört el ateş ederek onu öldürdüm. İşte tam oradayız…
Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.
Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…
Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum.
Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s.
Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.
Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız.
Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar.
Bir devletin, herhangi bir başka devlete kendi topraklarında nükleer enerji santralleri yaptırması, vahim seviyede bir milli güvenlik sorunudur. Milli güvenlik uzmanlarından ve ayrıca nükleer bilimcilerden bir heyet oluşturup “Mfs ne demek istedi? Bir nükleer enerji santrali art niyetle yapılmak, kullanılmak istenirse, başımıza nasıl sorunlar açar? Biz fark edemeden bize nasıl oyunlar oynanabilir?” diye sorulduğunda, alınacak cevaplar da sarsıcı cevaplar olacaktır. Dahası, Türkiye’deki nükleer enerji santrali projelerinde “Türk tarafı” olarak bilinenler, yığma mason, gizli Ermeni, gizli Yahudi, vatan haini kişiler, odaklar… Koca bir milletin, çoluk çocuğun hatta yetimlerle dulların haklarını bile yemeyi/çalmayı güya “dava” gören insanlıktan çıkmış, karaktersiz, ahlaksız, acımasız tipler… En başta da ihanetlerini, hırsızlıklarını, yalanlarını, tuzaklarını, zararlarını anlatmak günlerce sürecek olan Zapsu ailesi…
Bu yazdıklarımdan yanlış manalar da çıkartılmasın. Türkiye, gerçek Türk ve gerçek Müslüman bilim adamları vesilesiyle nükleer santraller yapabilecek olsa bile, yapmayacak. Yapılmışsa bile kullanmayacak. Zaruri sayıda kendi nükleer silahlarını yapacak, bunları elinde her an hazır tutacak, zaruret olmuşsa bu nükleer silahları kullanacak ama daha ötesine gitmeyecek.
Zaten nükleer maddeleri “enerji” elde etmek için kullanmanın bir mantığı da yok. Sadece Kuzey Afrika’nın çöl halindeki arazileri, dünyanın büyük kısmının enerji ihtiyacını çok ama çok uzun süre karşılayabilir. Daha ABD’nin, Avustralyanın ve Asyanın devasa çölleri de var.
Çoktan üretilmesi gereken çok verimli güneş enerjisi panellerinin üretilmesine, satılmasına da izin verilmedi. Bu mesele de istenirse hemen çözülebilir. Şu anda “oyuncak” denilebilecek kadar basit güneş enerjisi panelleri kullanılıyor. Türkiye’de Karapınar’da yapılan güneş enerjisi santrali bile Türk görünen, Müslüman görünen vatan hainlerinin oyalama, vurgun, geri bırakma projelerinden biri, başka bir şey değil. Araplara da benzer oyunları oynadılar, oynuyorlar. Çölleri yeşertecekleri iddiasıyla çember şeklindeki sürekli sulanan arazilerle güya çiftçilik yaptırdılar. Bunca sene geçti, arazi serinlemedi, yeşermedi. Toprak kendine gelmedi, canlanmadı. Bölge serinlemedi. Gerekli ağaçlandırma faaliyetleri yapılmadı, elde mevcut olup işe yarayacak teknolojiler bile kullanılmadı, arka planda bırakıldı ve şimdilerde yeraltı sularının da tamamına yakını bitmek üzere… Hangi mühendis ekibi, hangi bilim adamı ekibi, böyle bir sona varılacağını en başından itibaren göremez. Bu, art niyet değil de nedir. Deniz suyundan temiz su elde etme sisteminde de aynı kandırma, aynı insanlık düşmanlığı, aynı sömürücülük ve oyalama görülüyor. Dünyanın çölleri, çöllerin altındaki devasa uzaylı üslerine, yerleşme alanlarına enerji sağlamak yerine artık dünya insanlığına enerji sağlamalıdır.
Türkiye’de İstanbul Boğazının akıntısı hala boşa akıyor. En fazla üç ay içinde oraya mükemmel, tertemiz, atıksız ve büyük güç üreten bir santral kurulabilir. Ayrıca Türkiye jeotermal sahasında dünyanın belki de en şanslı ülkesi… Neden hep jeotermal hakkında konuşuluyor da işe yarar jeotermal projeleri yapılmıyor. Büyük İsrail projesi için on milyondan fazla onursuza baktırılan Türkiye, neden kendi vatandaşı için zaruri olan projeleri yapmadı, yapmıyor. Neden imkanlarını onursuzlara harcamak yerine projelere harcamıyor.
Jeotermal sahasındaki taktik, sinsi engellemeler de kaldırılır, devletimizin gücüyle gerçekten teşvikler ve gerçekten işe yarayacak projeler yapılır ve böylece kısa sürede mükemmel neticeler alınabilir. Rüzgardan, deniz dalgalarından elde edilecek enerjileri ve daha başka alternatifleri de “gerçekten” değerlendirmek gerekir. Türkiye bunların hepsi için münasip bir devlet. Türkiye’nin asla enerji, temiz su ve gıda sorunu olamaz. Lakin bütün dünya nükleer enerji santrallerinden kurtulmanın yolunu ararken, şimdilerde yakıtsız kalan Avrupa “Yine de nükleer enerji santrallerine geri dönmeyeceğiz” derken, bize hangi siyasi/idari yetkililer, hangi akademik yetkililer nükleer enerji santralleri dayatıyorlar. Bunu neden yapıyorlar, asıl bu kısmın derhal meydana çıkartılması gerekiyor.
Gece yazdığım yazılarda petrol ve doğalgaz kaynaklarımıza da temas etmiştim. Türkiye doğalgazdan en yüksek seviyede elektrik enerjisi üreten ülkelerden biri olabilir. Bu hakikaten çok az vaktini ve emeğini alır. Doğalgazla çalışan daha güçlü arabalar yapılabilir. Bilim ve teknoloji bu kadar ayağa düşmüşken hala koca Türkiye’nin yerli motor sorunu yaşaması da nedir. Hangi devlet kurumu, hangi devlet yetkilisi bu sorunu gerçekten çözmek istemiş de en fazla üç ayda çözememiş? Çözememiş mi, çözmek istememiş ve oyalamış mı, bunun soruşturulması gerekir. Türkiye çok kısa süre içerisinde her sahada kendi kendine yeten bir ülke olabilir.
Bunun ilk şartı yönünü sömürgeci batı/NATO çetesinden, her devirde medeniyetin menbaı olan doğuya çevirmesidir. İçimizdeki İsrail’in, İçimizdeki Ermenistan’ın ve ülkedeki bütün vatan hainlerini bünyesinde toplayan mason tarikatının başları derhal ezilmelidir. Aksi halde Türk milleti varlık içinde yokluk yaşamaya, akıl almaz geniş imkanlar içinde açlıkla/yoksullukla boğuşmaya devam edecektir. Sorun imkanların olmayışı ya da çok kısıtlı oluşu değil, sorun devletin her kademesine hainlerin sızmasıdır. Üç tarafı deniz olduğu halde balık yiyemeyen, her yeri tarla olduğu halde toprak mahsullerini yurt dışından getiren ve ekmeğe para yetiştiremeyen bir milleti/devleti, sadece organize bir ihanet çetesi bu hale getirebilir.
İşte Türkiye’deki nükleer santral projeleri de bu hainlerin yeni ihanet projelerinden başka bir şey değildir. Söz konusu nükleer santral projelerine hala milletin parasını akıtma vatana ihanet eylemidir. Söz konusu projeleri şu andan sonra savunan, öven, faydalı ve zaruri gösteren basın, medya ve sosyal medya aktörleri de bu gün değilse yarın yargılanırlar.
There are those who seriously think they can take me. They’re also considering taking on some people they think are related to me. Let the Israelis not leave their hotels or even open their doors this weekend, aside from that, it seems that we will fight in the squares and protect our country. Looks like they’re going to speed us up.
What will happen in Istanbul this weekend, it seems, will be given as breaking news in dozens of countries around the world. It seems that this weekend, Turkey will truly regain its freedom and Turkey will strangle our inner Israel, the Masonic sect, the Freemasons, the secret Jews, the secret Armenians, who are the tools of keeping Turkey under covert occupation.
It seems that the Turkish nation will fill the streets and squares. He will take his state from the hands of the traitors in a short time. It will perhaps expel so-called refugees from its borders in just two days. Come on, we hold our guns with our hearts, whoever can come out, we will come, even if they won’t come.
We are the state, we are the people… We are in the army, we are in the police force, we are in the streets, we are in the streets, we are tradesmen, we are citizens, we are civil servants, we are teachers, we are everywhere.
Turkey belongs to the Turks, not the secret Jews, the secret Armenians, who play the Turkish role. As a result of this turmoil, neither so-called refugees can stay here, nor those so-called ambassadors and embassies, neither NATO and US bases, nor AKPKK, MHPKK, nor collusive opposition parties. In the next phase, there will be no issue called the “Syrian crisis”, neither the BOP nor the great Israeli project nor even a statelet called Israel.
Now, those who trust their fists and heart should come. Those who cannot come alone should come in an alliance. Let the national rise now begin. Let the sky enter, let the red come out from the heart of the traitor…
This is Istanbul, this is no longer the capital of Turkey, but the capital of the world…
I will not/will not regard the attacks/interventions against Bayraktar UAVs and SİHAs anywhere in the world, including Turkey, as actions against Turkey, the Turkish nation, and Istanbul.
The excessive level of lying, exploitation/fraud, and deception that is going on through Bayraktar is now very annoying. For this reason, I will not be disturbed by whichever side is revealing Bayraktar’s true face, helplessness, fraud, and lies, even if it is my enemy. There will be no problem for unmanned vehicles and our pilots anyway. In that case, everyone can hunt Bayraktar for their own pleasure, and no one will cause them any trouble.
Eighty-odd million nations can no longer be deceived by traitors, masons, black moneyers and businessmen, and press/media agents who commit organized crimes with them. I will not allow this.
Even that black money man, traitor, US pawn Zelenski, whom they inexplicably embraced, heroized, defended, came out and confessed the truth. “With all due respect, but Bayraktar UAVs and SİHAs are not as effective and critically important as it is expressed,” he said. What more can you say, how can you say…
It is also complicity and an act of treason to hide this statement of Zelensky, that the Bayraktars are hunted like flies in Ukraine, and the facts/figures that the Russians have announced through the official authorities from this nation. Due to AKPKK’s so-called projects based on fraud and forgery, this nation has suffered a great deal and continues to do so. Bayraktar lies, Bayraktar deception, the Italian copy is much bigger than the ones made over the alleged ATAK helicopters. They’ve gone too far now. A whole state cannot be governed by lies, ulterior motives, frauds, frauds, and betrayals in every field. There is no such state or government. Governments and foreign companies that cooperate with these scoundrels should also take their feet.
Behind this Bayraktar, there are many crimes, many frauds, and even betrayals. Again, I warn you from the beginning, if I see those who are trying to make decisions and move against me, even I cannot be sure what I will do, where I will stand, or whether I will stop.
Let the public and all parties inside and outside the country be prepared.
Anyone who has been wronged by the so-called FETO… Anyone who has been slandered and punished with false evidence, false witnesses, and punishments… I will evacuate them all, no matter whether they are of origin. I will ensure that they are tried again and with justice. And that will happen very, very soon. I will bring back to their previous duties those who want to serve this state and nation sincerely, by obeying the law, and by not being involved in terrorism, crimes, or betrayals. I’ll give it one more chance. I will return their legitimately earned money to those whose immovable property has been taken away.
I will make after all of the transportable and real estate that were illegally confiscated from associations and foundations established for the purpose of serving our religion and our nation. I will only charge part of the justice system with this. They will work with law enforcement officers who have been given special and broad powers to their orders. They will overhaul everything again, they will scrutinize everything. They will trace and confiscate all of the foundation’s properties, money, and immovables that belonged to the public and were donated to be used for the public interest. Those who committed crimes in this process, whoever they are, will be tried and punished. The salvaged funds and real estate will be transferred to a real foundation that will be newly established and under state control. The foundation in question will publish all its activities, expenditures, and incomes on its website every 15 days in the clearest way possible. Anyone in the world will be able to see every move.
We have made sure that everyone has already heard and figured out that Fethullah Gülen is also a secret Armenian and MIT/CIA joint personnel. The top staff of the community established through Gülen is full of secret Armenians, secret Jews, secret Greeks, secret Yazidis, terrorists, swindlers, traitors, and murderers, and they are not touched. The top staff of AKPKK is also the same… They are no different from each other. AKPKK is an organized crime, terror, and treason organization that was expelled from FETÖ… I will release everyone who was oppressed, wronged, deceived, or used during their collusion and money fights, who was not involved in any legal crime during the whole process but was punished.
Neither Tayyip nor those holding his leash can prevent me from doing this. Neither the MIT(so-called national security organization of Turkey), the CIA, the British, nor the enemies of humanity and Islam in Israel can prevent it. I don’t care how much noise it will make, how messy it will be, or who will get hurt. In this country, there will be a state system like a state. There will be justice. Muslim or non-Muslim, Turkish or Kurdish or Armenian or Jewish… Turkish citizen or not… It doesn’t matter, there will be justice for everyone. Even traitors and enemies of humanity will be judged with justice. No one will be treated unfairly. Here, a distorted, broken state system that the Satanists and the Queen want, a state system based on exploitation, and Turkish/Islamic hostility will no longer prevail. Here there will no longer be a state system in which Masons are a state within a state. It will be made clear that the real parallel state is not Muslims who have been deceived, deceived, deceived, robbed, and exploited through various Islamic-appearing communities and sects, but rather Armenia within us, Israel within us, and the Masonic sect. In this part, injustice and cruelty will not be done to anyone. No one will be deprived of their right to a fair trial. It is already ready with the concrete evidence needed to ensure all this.
As always, I gave the clearest information from the beginning. After that, it’s up to everyone’s free will. I don’t force anyone. Everyone makes their own choices freely, but I pave the way for those who follow the path of good, I hang those who stubbornly follow the path of evil and betrayal.
Also, in a very short time, I will initiate a very big “revival movement” from the head to the toe, that is, the process of bringing every problematic part back to life and making it functional. I will choose to bring foreign nationals who want to serve our state and nation sincerely, who have the education and qualifications in the fields we need, to Turkey. I will not give citizenship. I will give a very long settlement permit. These people will be highly valued and treated very, very well. They will live in very good conditions. I will also ensure that those among them who have served for a long time with determination and sincerity and those we believe will be made citizens.
From now on, the justice of Yavuz, Fatih, and Kanuni will be applied in this country.