Etiket arşivi: çin

Yok yok…

Şu Perinçek’ten ve onu başında tutanlardan hiçbir şey olmaz. Bunu şu kısacık sürede, açıklamalarıyla ve kararlarıyla ve en iyi fırsatlarda bile hamle yapmamaları ile tekrar tekrar gösterdiler.

Perinçekgiller familyası içerisinde, hiçbir ülkeye mandacı olmayacak, sömürge olmaya rıza göstermeyecek, Türkiyeli bir duruş sergileyecek, benim siyasetimi anlayabilecek, neler yapabildiğimi ve şimdiden sonra neler yapabileceğimi doğru değerlendirebilecek ve kendine uygun gördüğü kısımlarda benimle eş zamanlı hamleler yapabilecek kişiler var.

Onlara, Doğu Perinçek’ten ve çevresindeki “mandacı zihniyetli” kişilerden ayrışmalarını tavsiye derim. Çünkü Türkiye, batının örtülü işgalinden ve açık sömürüsünden kurtulunca Çin’in ya da başka bir ülkenin örtülü işgali altına girmeyecek. Zaten Türkiye’nin gerçek hürriyetine kavuşması, Çin’in de son darbesi olacak.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Artıyor, artacak

Çin’in içindeki taraflar arasında gerilme daha da artıyor, artacak. Şi’nin ve Şi’nin içinde bulunduğu grubun iktidarı şimdiden bitti, yıkıldı. Bundan sonrasında erimeye, güç kaybetmeye de devam edecekler.

Çin’de yaşanan insanlık suçlarına, zulümlere, devlet terörüne karşı şu ana kadar dünyanın onlarca ülkesi sert tepki vermeliydi. Koca ülkede milyarla kişi, kendi devletinin gücünü ele geçirmiş bir kara paracı çete tarafından her türlü hukuksuzluğu görüyor ama dünya sessiz… Çünkü, her gün insan hak ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü gibi konularda nutuk atan ülkeler, Çin’de devlet gücü ile uygulanan kara para ve organcılık işlerinden pay alıyorlar. Bu sayede de bataklarını gizlemeye, iflaslarını açıklamayı ötelemeye çabalıyorlar. Çin ile kameralar ve insanlar önünde çatışıyorlar, restleşiyorlar ama arka plandan yedikleri içtikleri bile ortak… Tamamen danışıklı dövüşüyorlar.

Kara ve kanlı paralar üzerine oturtulmuş dünya düzeni, daha doğrusu Deccal’ın sistemi çöktükçe… Hormonla şişirilmiş, kanlı ve kara paralarla güya büyütülmüş/güçlendirilmiş Avrupa ülkeleri, İngiltere, ABD, Rusya, Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve benzerleri, akıl almaz krizlere giriyorlar. Şu ana kadar o kadar ileri seviyede krizlerin içine düştüler ki daha fazla yalanlarla, sahte göstergelerle, balon açıklamalarla, batak olduklarını gizleyemeyecekler. Kendi batakları tamamen açık olmasın diye el birliği yaparak Türkiye’ye sürekli kaynağı belirsiz, kara ve kanlı paralar gönderiyorlar. Biliyorlar ki Türkiye’de yaşanması kaçınılmaz olan dev gibi mali kriz yaşanırsa, kendileri de daha fazla oyunlar oynayamayacaklar ve kendi ülkelerinde de devasa mali ve toplumsal krizler yaşanacak.

Bu ülkelerin bazıları yok olacaklar, tarihin lanetlilere ayrılmış sayfaları arasında yerlerini alacaklar. Bazıları ise iç grupların mücadeleleri neticesinde kısa sürede parçalanacaklar. ABD’nin, Çin’in ve Rusya’nın şu andan sonra parçalanmama ihtimali yok. Bunun aksini söyleyenler, parçalanmayacak diyenler varsa, ya hiçbir şeyden haberleri yoktur, ya da aynı sisteme çalışan bir kişidir, yetkilidir, uzmandır…

Dünyada siyasi ve mali sahalarda mühim kararlar almak zorunda olanlar, aksi yöndeki yorumlara/değerlendirmelere aldanmayıp, büyük çalkalanmalara, büyük parçalanmalara/bölünmelere, büyük yıkılışlara, büyük iç çatışmalara, büyük halk hareketlerine hazır olmalılar.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Bana inanmıyorsanız Ahmet Hakan’a sorun

Soysuz, bakanlık gücüyle, karşıt olduğu gruplara operasyonlar yaptırarak, elde ettiği uyuşturucuları imha ettirmedi, çoğunlukla yurt dışına sattı. ABD’nin Ankara Büyük Elçiliği de bu kara para işlerine aracılık etti. İncirlik askeri üssü ve oradaki ABD uçakları da uyuşturucu sevkiyatlarında kullanıldı. Bu gibi işlerde Amerikalılar, Ruslar, İngilizler, İsrailliler, İranlılar, Ukraynalılar, sözde Türk tarafı ve diğerleri, birbirilerinden ayrı bir sistem değiller. İş kara para ise, hepsi birbiriyle çok iyi geçinebiliyorlar, düşmanlık etmiyorlar ama milletlerin önünde danışıklı dövüşmeye de devam ediyorlar.

Taksim’deki son terör saldırısının ellerine yüzlerine bulaşacağını anladıktan sonra Soysuz’un ABD’yi sert sözlerle suçlaması da danışıklı dövüşten ibaretti. Suçluluk psikolojisinin tezahürüydü. Aksi takdirde milletler arası siyasetin bir anda karışması gerekirdi. Koskoca Türkiye’nin görev başındaki Suç İşleri bakanı, böyle acı bir hadisenin hemen üzerine bu sözleri söyleyecek, intikam mesajı dahi verecek ama hiç kriz çıkmayacak… ABD tarafı sert karşılık vermeyecek hatta baskı yaparak o bakanı oradan indirmeyecek… Buna ahmaklar ve aynı kara para ve terör sisteminin içinde olanlar ihtimal verebilir.

Söz konusu teşekkülün basın ve medyada da çok sayıda adamları var ve sistemin mensupları olarak o şekilde konuşuyorlar. Bana inanmıyorsanız Ahmet Hakan’a sorun, her şeyi ve her kesi tek tek anlatsın size… Hatta Ahmet Hakan size sistemi anlatırken, Soysuz’un aslında kim olduğunu, nasıl işler yaptığını da anlatabilir. Soysuz’un emniyet müdürlerini bile neden öldürttüğünü anlatabilir. Son zamanlarda dikkat çekici şekilde artan polis ölümlerinin ve sözde intiharların arka planını da anlatabilir. PKK’ye gelen silahları, bu silahların getirilmesiyle dönen parayı, bu paranın ne kadarının Soysuz’a gittiğini de anlatabilir. Anlata anlata konuları İran’a, Suriye’ye, TSK’ye, MİT’e, İngiltere’ye, ABD’ye, Avrupa ülkelerine, Rusya’ya hatta Çin’e bağlayabilir. Bunların Türkiye’deki sözde diplomatik temsilciliklerine de bağlayabilir. Soysuz’un, adalet sistemi içinde neler çevirdiğini, hususiyle bana karşı mücadele ederken nasıl kendini aştığını, nirvanaya vardığını ama oradan aniden yere çakıldığını da anlatabilir. O vakit hükumetin ne kadar sıkıştığını ve Soysuz’un neden istifa tiyatrosunu oynamak zorunda kaldığını da anlatabilir. Evet evet, şaşırmayın. Ahmet Hakan’a benim üzerimdeki davaları, resmi evrakları sorsanız, onları bile anlatabilir. Soysuz gibi bir pisliği Devlet Bohçalı neden getirdi, her şeye rağmen neden Suç İşleri bakanlığı makamında tutuyor diye sorsanız, Ahmet Hakan bu konularda da çok şeyler anlatabilir.

Hiç şüphe edilmemeli ki nerede ABD ve NATO üsleri varsa, orada kara para, terör, katliam, yağma, kaçakçılık işleri vardır. Para eden bebekse, çocuksa, kadınsa, hiç fark etmez, onları bile kaçırırlar ve kaçırıyorlar. Soysuz’un Türkiye’deki sözde mülteciler konusundaki direnişinin arkasında da bu vahşi gerçek var. Mülteci dedikleri sahipsiz kalmış insanlar, onlar için para demek, başka hiçbir şey değil…

Soysuz’un uyuşturucu imalathaneleri de var. Onu arka plandan yönlendiren ve kollayan Mehmet Ağar’ın da var. Mafya anası Meral Akşener’in de var. Bu sistemin içinde olup da teröristlerle paslaşmama, ortak işler yapmama ihtimalleri de yok. Uyuşturucu işinin yanında, para eden her türlü işi de yapıyorlar. Böyleleri ekranlarda milliyetçi, vatansever rolü oynarken, arka plandan teröristlerle beraber iş yapıyorlar.

Soysuz HDPKK karşıtlığında samimi olsaydı, elindeki devlet imkanlarıyla şimdiye mecliste HDPKK diye bir sözde partiyi, aslında bir terör teşkilatını bırakmamıştı. Lakin birbirlerinden ayrı teşkilatlar değiller. AKPKK’nin ve diğer sözde partilerin içi de tıka basa terörist, hain ve kara paracılarla dolu. İşte meclisteki sözde millet vekili bir kadın şeytanın, terör kampında çektirdiği fotoğrafları meydana çıktı. Sonra ne oldu… O günden beri her şey olması gerekene inat, aşırı bir dikkatle, sessizlikle, danışıklılıkla ilerletiliyor. Hatta basın, medya ve sosyal medya hainleri, teröristleri de buna çok dikkat ediyorlar. Oysa şunlar danışıklı dövüşmüyor olsalar, aynı teröristler ve hainler adalet sistemine de sızmış olmasalar, sadece o kadından yola çıkılarak HDPKK ve bütün altılı çete toplanıp alınırdı.

Şimdi, yeni bir seçimden bahsediyorlar. Anayasa açık ve tartışmasız şekilde izin vermediği halde, danışıklı dövüşen sözde siyasi partiler ve sözde siyasi liderler, Tayyip’in üçüncü kere aday olmasına tepki bile vermiyorlar. Bunların artık anayasayı takmadıkları bir devre gelindi. Kafalarınca yeni bir hokus pokus yapacaklar, biraz çatışıp biraz danışıklı dövüşecekler ve hep beraber daha da iktidarda ve mecliste kalacaklar. Lakin öyle olmayacak. Ehemmiyetine binaen tekrar yazıyorum. Büyük bir kararlılıkla yazıyorum. Türkiye’de o beklenen seçim olmayacak. Bunların hepsi toplanıp alınacak. Siyasi sahada karar alacak olanlar da mali ve askeri konularda karar alacak olanlar da adımlarını buna göre atsınlar. Aksi halde kaybedenler kulübünde yer alacaklar.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Kim gider, kim kalır

Bu güne kadar çok sayıda ülkenin lideri Esed’i oyundan düşüreceğini açıkladı ama işler bekledikleri gibi gitmedi. Ukrayna meselesi, İran meselesi ve daha pek çok meselede Rusya ve Çinle danışıklı dövüşmeye devam eden Biden da Esed aleyhinde açıklamalara başladı. Bundan da anlayabilirsiniz ki Biden yolcu…

Kimler kimler gittiler ama Esed hala yerinde… Biden, Kamala, Austin, Putin, Lavrov, Şoygu, Zaharova, Şi, Wang yi, Bohçalı, Tayyip, Soysuz ve benzerleri de gidecekler, Esed hala orada kalacak. Onunla beraber büyük işler yapacağız.

Esed’in son zamanlarda peş peşe yaptığı bazı hatalı tavırları düzelteceğini düşünüyorum. Düzeltmezse, işte bunca isimle birlikte Esed de gider.

Danışıklı dövüşleri iyice bozulmakta olan, bir çıkış yolu arayan, vakit kazanmak isteyen, itibar düzeltmek isteyen, hala danışıklı dövüşlerini devam ettirmek isteyen ve kendi milletlerine bile ihanet eden liderler bilsinler ki bu krizi Suriye’ye taşımaya çalışmak büyük bir hata olur. Suriye değil, önce İran krizi patlak verir. O İran ise Rusyanın, Çinin, Almanyanın, ABD’nin adeta aort damarı gibi… O damar kesilirse bu gibi ülkeler kısa sürede buz misali erirler. Ben aort damarının nerede olduğunu, oraya tek hamlede öldürücü darbenin ne ile vurulacağını çok iyi bilirim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok kısa süre kaldı, bütün taraflar hazır olsunlar

Çok yakında yeşiller dünya genelinde büyük darbeler alacaklar. ABD’de hükumet kısa süre sonra değişecek ve değişme süreci de çok kısa olacak. Ardından çok kısa bir süre geçecek ve Rusya’da hükumet değişecek. Rusya’da Putin ve çetesinin devrilmesi süreci de çok kısa olacak.

Dünya genelinde insanlar şaşkına dönecekler. Orada da kalmayacak ve peşi sıra pek çok ülkede de hükumetler ve dengeler değişecek. Kara para dengeleri dahi değişecek. Terör örgütlerinin, iç çatışmaların dengeleri dahi değişecek.

Avrupa Birliği ve NATO içindeki taraflardan, Rusya ve Çin cephesine yani yeşiller cephesine karşı mücadele edenler, kazananlar kulübünde olacaklar. İsabetli duruşa sahip olan Avrupadaki o taraflar, dünya siyasetindeki danışıklı dövüşlerin bozulmasına da katkı sağlayacaklar. Kendilerinin de Rus-Çin sömürüsü yani yeşillerin sömürüsü altına girmesine mani olacaklar. Böyle olmasa, idarelerini/hükumetlerini yeşillerin çoktan ele geçirdiği ABD, Çin, Rusya, İran gibi ülkeler, danışıklı dövüşe dövüşe batı ülkelerine öldürücü darbeler vuracaklar. Bu sırada AB ve NATO teşkilatları içine sızmış yeşil liderler/yetkililer de üzerlerine düşen ihanetleri yapacaklar ve danışıklı dövüşlere dahil olacaklar. Hiç vakit kaybetmeden ve en başta o Scholz’dan ve çetesinden kurtulmaları gerekiyor.

Bu güne kadar Tayyip ile Biden’ın geçinememesi bile aslında grilerle yeşillerin çatışmasından başka bir şey değil. Bunun gibi pek çok ülkede zaten mevcut olan gri-yeşil çatışmaları ya da anlaşmaları var. Bu güne kadar yaptığım ve çok yakında yapacağım müdahaleler ister istemez grilere yarayacak ve onlar dünyanın farklı yerlerinde hakim olacaklar. Benimle iyi geçinirlerse sorun yok ama onlar da yeşiller gibi yaparlarsa, onların da dibini oyacağım.

Bu arada, yeşiller kolayca pes etmezler. Saldırgan davranacaklar. Yıkıcı olacaklar. “Bize yar olmayan bu dünya, kimseya yar olmasın” diyecekler. Bu ihtimallere karşı da çok şeyler düşündüm ve çok tedbirler aldım ama zararlarını tamamen önlemek mümkün olmayacaktır.

Şu yazdıklarıma uyarak askeri, siyasi ve mali kararlar almayan taraflar, çok büyük kaybedecekler. Bu, belki de bu konularda son ikazım olabilir. Zira, birileri hala inatla danışıklı dövüşmeye çabalasalar da benim bir süredir yaptığım müdahaleler, bu günlerde zaten bir kırılma noktasına sebep olacaklar. Artık bu kırılma noktasını ben bile geri saramam, buna ben bile mani olamam. Zaten bu günlerde bu yaşanacakları hedefledim ve mani de olmam. Daha da kimi nasıl ikaz edeyim, bilemiyorum. Herkes iyice düşünsün, kararlarını ona göre alsın.

Gerçekten çok az vakit kaldı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ne hallere düşürdüler şu koca Amerika’yı

Biden ve Kamala çetesi bana su-i kast yaptıracaklarmış. Planı çalışmışlar, emirleri ve izinleri de vermişler. Haberi alınca şok oldum, inanamadım. “Bu mümkün olamaz, bu gerçek olamaz” dedim ve çok güldüm.

Ne kadar da düştüler. Ne kadar da köşeye sıkıştılar. Ne kadar da ifşa oldular. Yok olmamak için son çare olarak beni yok etmeyi deneyecekler. Gülerim, sadece gülerim… Yapabilseler, Ruslar çoktan yapacaklar zaten… Hoş, Biden ve Kamala ile çetesinin, zaten Rus ve Çin çetelerinden farkı ya da ayrılığı mı var. Al birini, vur ötekine… Hepsi tek teşkilat zaten.

Beni bu güne kadar yok edebildiler mi ki bu gün yok edebilsinler. Hainler, suç üstü oldular. Dünyadaki herkes anladı onların Rusya’ya ve Çin’e çalıştıklarını. Kendileri de anladılar, bundan sonra ABD’nin başında kalamayacaklarını.

Şu hallere düşmeleri, şu kararı almaları, zaten bunun ispatı.

Lakin insan düşünüyor, onların su-i kast timleri var da benim yok mu… Onların güvendikleri adamları var da benim yok mu… Onların istihbaratı kuvvetli de benim değil mi… Onların müttefikleri var da benim yok mu… Var, hepsi var, daha fazlası var. Benim, bir talimatımla ölüme koşacak adamlarım, ordularım var, onların var mı? Yok…

Bana ne ABD başkanıysa, hukuk tanımadıktan sonra, haddi aştıktan ve terörist sınıfına dahil olduktan sonra, her hangi biridir. Ben bu dünyanın siyasetçilerini anlamıyorum, hepsi ayrı bir hayal aleminde yaşıyor. Hepsini tek tek mi uyandırmak lazım, topluca ve defalarca uyandırıyorum ama uyanmamakta, hayalin içinde yaşamakta ısrar edenleri oluyor. Kafalarında kurdukları, gerçek hayatta hemen olur zan ediyorlar.

Şu Biden da Kamala da Austin de artık çok oluyor. ABD halkı şunlara hak ettikleri karşılığı vermeyecekse, Türk halkı olarak, İstanbul olarak biz gerekli karşılığı verelim mi? Birisi ses versin ABD’den, ne yapacaklar ya da ne yapalım?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi