Etiket arşivi: Suriye

Şimdi duhan vakti

Görüşmeler çok vakit alıyor. İlgilenmem gereken çok işler var. Daha fazla vakit ayırmam pek mümkün değil. Zaten herkes neyin ne olduğunu anladı, öğrendi ve şartları biliyor. Varlıkta kalmak isteyenler İstanbul’a uyacaklar. Bunu resmi açıklamaları ile de gösterecekler. Bu güne kadar durmaksızın bizimle çatışmış olanlar, tazminatlarını da ödeyecekler. Somut irtibat da kuracaklar.

Bu şartlar kendisine uymayanlar, ara bir çözüm bulmayı denemekten ve görüşmeye çalışmaktan vazgeçsinler. Ne boşa vakit kaybetsinler ne de bana boşa vakit kaybettirsinler. Büyük bir samimiyetle yazıyorum ki şunca iyiliğe rağmen hala fırsatı değerlendirmeyen hiç bir ülke ve taraf umurumda değil. Gelmesinler zaten öyleleri bana doğru…

Bu dünyanın altı da üstü de yanıp yok olacaksa bile bu şartlar değişmeyecek. Herkes bu şartlara uyarak İstanbul’dan yana duracak ve kurtulacak ya da inadına devam ederek çökecek, batacak, yok olacak.

Fazla yayın yapmaya da gerek kalmadı. Herkes her şeyi anladı, bildi. Beni dinleyenler kargo uçakları ile bile sermayelerini kaçırıp kurtardılar. Dinlemeyecek olanlar da zaten bundan sonra da dinlemezler. Şimdi ben metafizikçi ekibime daha çok vakit ayıracağım, destek vereceğim.

Şu Almanya’yı en başa alacağız. Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, Ukrayna, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Tayvan, Güney Kore, İsrail, İran, Suriye derken… Onlarca ülkeyi, altıyla ve üstüyle birlikte ve eş zamanlı olarak çökerteceğiz. Zaten çökükler de son taaruzları da yapacağız.

Pakistan halini gizleyemiyor ama Hindistan hala gizleyebiliyor. Aslında sinyaller karşısında Hindistan’ın hali Pakistan’dan çok beter…

Hindistan’da yerin altı ise üstünden bin beter. Yerin üstündekiler “Çok çok fazla sayıda vatandaşımız ölüyor. Dehşetli şekilde ölüyorlar. Bütün sistemlerimiz, cihazlarımız bozuluyor. Arızalarla baş edemiyoruz. İmalat yapamıyoruz, işlerimiz de bozuluyor” diye çıldırıyorlar.

Orada yer altındaki uzaylılardan İmam-ı Rabbani hazretlerinin bile intikamını alacağım…

Ekber Şah karakteri vesilesiyle sebep oldukları maddi ve manevi zararların intikamını alacağım.

Mektubat-ı Rabbani’yi tahrif etmelerinin de intikamını alacağım…

Şehit ettikleri sayısız müslümanın ve İslam aliminin intikamını alacağım.

Sahipkıran Emir Timur’a yaptıklarının, biyonik robotla yerine geçmelerinin ve o biyonik robota katliamlar yaptırarak o büyük zatın şanını lekelemelerinin intikamını alacağım…

Saymakla bitmez zulümlerinin, cinayetlerinin, kasıtlarının intikamını alacağım.

Yerin altında ve üstünde toplamda milyarlarca kişi ölecek. Herkes görecek, İblis’e seve seve uyarak insanlığa her sahada kastetmenin karşılığını, cezasını…

Ak denizde ve Ege denizinde pek çok farklı noktada birikmiş olan yer altı gazlarını patlatmaya ve bu vesile ile depremlere sebep olmaya devam edeceğiz. Yerin altındakileri korkudan bile öldüreceğiz.

Bu güne kadar, siviller/masumlar zarar görmesinler diye geri duruyorduk ama bundan sonra pek çok düşman ülkede yanardağları patlatacağız. Faal olmayan yanardağları bile faaliyete geçireceğiz. Bu şekilde yerin altına ve üstüne aynı anda çok büyük sorunlar yaşatacağız.

Kıbrıs başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki kumar, fuhuş ve eğlence merkezleri şu andan sonra en yoğun şekilde sinyale girecekler. İnsan denemez o tiplerin dehşetli şekilde ölüşlerini, peş peşe intiharları, kavgaları ve cinayetleri ve sinir krizlerini görenler, oralarda bir gün bile duramayacaklar.

Dünyanın önde gelen kara para merkezlerinden biri olan Azerbaycan da çöktü. Devlet dairelerinden hastahanelere, eğlence ve kumar merkezlerine kadar her yerde çok büyük sorunlar var ve gizleniyor. Dehşetli ölümler de gizleniyor.

Bu görüşmeler, manevi yandan bakınca, son ikazlardı. Bundan sonra takdir ne ise o olacak. Dünyada yeni virüsler falan yayılmayacağını, toplu ölümlerin virüslerden kaynaklanmayacağını buraya açıkça yazıyorum. Şimdi duhan vakti…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Uzaylı da olsa insan, insandır

Uzaylı da olsa insan, insandır…

İran’daki ve Suriye’deki yeraltı uzaylı şehirlerinde çok büyük yıkılışlar ve acılar yaşanıyor.

Uzaylı da olsa insan, insandır… Bu güne kadar 50 milyar doların üzerinde masraf yaparak ve türlü çileler çekerek, 15 milyon kadar mülteciye ev sahipliği yapan ve dünyaya örnek bir duruş sergileyen ülkemiz… Söz konusu uzaylıları da mülteci olarak kabul etmelidir. İnsanlığın, hukukun ve vicdanın gereği budur. Bizim tarihimiz, insanlıkta zirve yaptığımız, dostu düşmanı şaşırttığımız asil davranışlarla doludur.

Nagehan Alçı’ya da sorulsa, o da bunu söyleyecektir ve ekleyecektir: “Evet, uzaylı da olsa insan, insandır. Mültecilerin hepsi yurdumuza kabul edilmeli ve gereken destekler verilmelidir. Uzaylı da olsalar onlar da hakim, savcı, vali hatta devlet başkanı bile olmalıdır.”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Beşşar Esed de bir gizli Ermeni ve gizli Hristiyan

“Doktorluktan diktatörlüğe Esed” başlığı atmışlar…

İşte bunlar hep yanlış bilgiler…

Çok hatalar var. Türkiye’de Alevi olduğunu iddia edenlerin en az yüzde doksan beşi gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Ezidi vb. oldukları gibi… Esed de Arap Alevisi (Nusayri) değil, bir gizli Ermeni ve Hristiyan… Karısı Esma da öyle… İkisi birden İngiliz casusları…

Gerçi öyle idiler, sonra ikisi de biyonik robot yapıldılar.

Gerçek Esed de azılı bir İslam düşmanıydı ve vatan hainiydi. Kara paracıydı. İnsan kaçakçılığı ve organ işlerine kadar her pis işi yaptı. Tayyiple Bohçalının ortak çeteleriyle beraber de çok kara para işleri yaptı Esed ve karısı…

Şu andaki biyonik robotlar da aynı ayardalar. Şu anlarda, dünyada, yeraltındaki devasa şehirlerde gizlice yaşayan uzaylıların bazı gruplarının çekişmelerinin/çatışmalarının bir tarafında yer alıyor bu iki biyonik robot…

Bu nedenle Suriye meselesinde biraz İsrail’e uyuyorlar, biraz ABD’ye, biraz Rusya’ya, çoğunlukla İngiltere’ye… Her safhada işlerine geldiği gibi kararlar alıyorlar. İşlerine gelmeyen zamanlarda muhtelif taraflara sorunlar çıkartıyorlar.

Böyle çoğunlukla danışıklı, biraz gerçek çatışmalar sırasında milyonlarca Suriyeliyi nakite çevirdiler. Bazısını canlı sattılar, bazılarının organlarını sattılar. Yanı sıra silah ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil olmak üzere türlü kaçakçılık işlerini yaptılar, yapıyorlar.

Evet beyler!

Anlamış olduğunuz üzere denge değişiklikleri ve dolayısı ile tavır/karar değişiklikleri var.

Esed ile karısının emrinde olan bütün siyasi ve askeri yetkililere (erlere kadar herkese) hemen şu anda bu ikilinin emirlerinden çıkmayı tavsiye ederim.

Çünkü şu andan sonra, Esed ile karısını ve çetelerini en kısa süre içinde yok etmeye oynayacağım.

Öncelik sıralamasında Ankara hükumeti ve bağlı bütün unsurlar birinci sırada… İkinci sırada ise karı koca Esed’ler ile bağlı bütün unsurlar var.

Tekrar etmekten yorulmadım, yine tekrar ediyorum:

Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile, Türkiye nüfusunun yüzde doksanı yok olacaksa bile, dünya nüfusunun ve devletlerinin yüzde doksanı yok olacaksa bile… Yeraltı uzaylı şehirlerinin ve nüfusunun tamamı yok olacaksa bile..

İşte mesele bu… Hiçbir meselede taviz vermedim, vermeyeceğim. Geri adım atmadım, atmayacağım.

Bunlar için onlarca sene vakit kaybedemem. Bu yazdıklarım çok kısa süre içinde gerçekleştirilecek. Bu nedenle, İstanbulla restleşen ya da restleşmiyormuş gibi rollerle yanaşan ve sinsilik yapan herkes kısa sürede imha edilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu

Ben de ilk kez duyacağınız bilgiler vereyim. Sinan Ateş, yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu. İstanbul’un desteği ile MHPKK’nin başına geçmek istiyordu. İstanbul’un desteğini alırsa, bunu yapabileceğine emindi.

Bazı ortamlarda “Mfs, Süleyman Soylu’yu asacak” da diyordu.

Fazlasıyla hatayı üst üste yaptı. En büyük hatalarından biri, İstanbul’a açıkça yanaşmayı, İstanbul’un gölgesi altına girmeyi çok ötelemesiydi. Bir diğeri, güvenilmeyecek bazı kişilere güvenmesiydi. Güvendiği bazı kişiler de sattılar onu…

Doğukan’mış, Köktürk’müş, hepsi tetikçi kısmı… Yardım ve yataklık kısmı… Hedefe konulanların hepsi de bu işin içinde değil. Çok alternatifli senaryolar yazıyorlar, istediklerine istedikleri suçu yüklüyorlar. O kişilerin her birine şu anda istedikleri her şekilde ifade verdirirler. Adil yargılanma şartları içinde değiller. Büyük bir tehdit altındalar, işkence de görüyorlar, ifadelerinin geçerliliği de yok. İstediklerini alıp bir noktaya koyuyorlar, yanlarına da bir iki silah koyuyorlar. Sonra kendilerine bağlı polislerle, amirlerle bastırıp aldırıyorlar. Kamuoyunu oyalıyorlar, hedef saptırıyorlar. Davayı çürütmek istiyorlar. Taksim’deki son bombalı saldırıdan sonra da bunları yaptılar.

Sinan Ateş cinayetinde azmettiriciler yani asıl katiller, Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz, Semih Yalçın, Şenkal Atasagun ve bunların etrafındaki o merkezi çete…

Bu ülkede hiç kimse kanundan, devletten, milletten üstte değildir. Şimdi bunların boğulmasının vaktidir. Şerefsizce, had bilmezce, hak arayanlara karşı atarlanan Semih Yalçın’a, tükürdüklerini de yalatma vaktidir. Bedenini çok parçaya bölüp, kafasını Rus Büyükelçiliğine, bedenini ABD Büyükelçiliğine, bir bacağını Çin, diğer bacağını İngiltere Büyük elçiliğine, bir kolunu Almanya, diğer kolunu İsrail büyükelçiliğine kargolama ya da kapılarının önüne asma vaktidir.

Bohçalı ve emrindeki çete, silahlı terör örgütlerini finanse ederken, mazot ve petrol kaçakçılığından elde edilen kara paraları yoğun olarak kullanıyorlar.

Bu ülkede, son seçimlerde MHPKK de HDPKK de aslında barajı geçemedi. AKPKK’nin gerçek oyları ise, ilan edilenin yarısından bile azdı. Bu ülkenin yarısı, son seçimlerde oy kullanmadı. Kafalarına göre oy oranları dağıttılar, ilan ettiler.

Sözde Anayasa metnini kimin yazdığı bile belli değil. Yazarları arasında, üç cümleyi bir araya getiremez haldeki gazeteciler bile listelendi.

Referandumların da tamamı hileli. Sandıkların yüzde onu bile sayılmamışken seçim zaferleri, referandum zaferleri ilan ettiler.

Ankebut Ağına bağlı olan diğer ülkelerin liderleri de o safhada bunları tebrik ettiler, oldu bitti suçlarına ortak oldular ya da sessiz kalarak ortak oldular.

Ekmeleddin İhsanoğlu isimli gizli Ermeni’nin CB adayı yapılması bile şu siyasi parti görünenlerin ortak hamlesi… Sonuçları baştan tayin edilmiş sözde seçimlerle ve referandumlarla devlet mekanizmasını ellerinde tutuyorlar.

Hepsi aynı alfabenin harfleri, hiçbirinin diğerinden farkı yok.

Türkiye’de HDPKK gibi silahlı bir terör örgütünü meclise sokan da orada tutan da hala kapanmaması için çırpınırken medyaya başka bir yüz gösteren de Devlet Bohçalı…

Sinan Ateş, son bir yılını bilgiler, belgeler, deliller toplamaya adamıştı. Elindeki arşiv, sadece Bohçalı ile çetesini değil, Türkiye’deki sözde siyasetçilerin çoğunu süpürüp götürecek türdendi.

Benim karşımda “Güney Azerbaycan hürriyetine kavuşmasın” diye en çok çırpınanlardan biri Mehmet Haberal ise, ikincisi Devlet Bohçalı…

Türkiye’de, Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, İran’da, Irak’ta, Ermenistan’da, Gürcistan’da, Rusya’da her türlü kara para işlerinin içinde olanlardan biri de Devlet Bohçalı… Emrindeki çeteleri de bu işlerde kullanıyor.

Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütüyle de paslaşıyor, FETÖ ile de paslaşıyor ve o saydığım ve daha saymadığım kara paracı devletler ile de paslaşıyor.

Onların Türkiye’deki sözde elçileri ve konsolosları da Türkiye’ye yapılan bu ihanetlerin, kötülüklerin ve her türlü kara para işlerinin hepsinin içindeler.

Bu ülkede, en az beş bin şehidin gerçek katili Devlet Bohçalı…

APO denilen ve dünyadan habersiz, gözünün önünü görmez, elifi görse mertek zan edecek bir maşa teröristi astırmayan da Devlet Bohçalı…

Vakti zamanında MHPKK’nin adını ve üç hilalli bayrağını değiştirmek isteyen de Bohçalı…

Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürten de Devlet Bohçalı…

Saymakla bitmez pisliğin başında hep Devlet Bohçalı var.

Meral Akşener ile de danışıklı dövüşüyorlar, arka plandan her türlü kara para işlerini, organ kaçakçılığına kadar beraber yapıyorlar.

Tayyip Erdoğan denilen kişi, en başından beri Bohçalı’nın emir erlerinden biri…

Bunca zamandır, birbirlerine sayıp sövmedikleri kelime kalmadı, kameralar önünde danışıklı dövüşüp durdular, sonra her türlü ihaneti, peşkeşi, vurgunu, soygunu, talanı, cinayeti, terör saldırılarını, işgali, katliamı beraber yaptılar, yaptırdılar.

O sözde açılım süreci, o ihanet süreci bile Bohçalı’nın emirleri ile yapıldı. Kuzey Irak’ta sözde Kürdistan’ı kuran, bunun için Türkiye’nin her kurumunu ve imkanını seferber eden de Bohçalı…

Suriye de sömürgecilerin eline tamamen düşsün diye, BOP gerçekleşsin diye, orada hiçbir şey yokken, Suriye sınırlarımızdaki mayınları temizleten de Bohçalı…

Şu anda 15 milyon sözde mülteci bedavacıya bakmamızın sebebi de Bohçalı…

Bir ödemek yerine 15 misli elektrik, su, doğalgaz faturaları ödememizin sebebi de Bohçalı… Bu fahiş ödemeleri İngiltere’ye ve diğer ülkelere gönderen de Bohçalı…

Son birkaç günde ve şu anlarda, milli servetimiz olan askeri araçlarımızı ve mühimmatımızı gizlice ve sinsice Ukrayna’ya gönderen de Bohçalı…

Batı/Nato ve İsrail tarafı istedi diye, Türkiye’de acayip bir Ukrayna yanlısı kamuoyu oluşturan da Bohçalı… Sözde Türk basın ve medyası da büyük oranda Bohçalı’nın emrine verilmiş vaziyette…

Seneler önce “Ordumuzun silah ve mühimmatı çalınıyor” dediğimde, onları çaldırtan, Suriye’de ya da Libya’da kontrolünde olan terör örgütlerine gönderen de Bohçalıydı.

Libya’ya servet değerinde askeri araç ve mühimmatımızı gönderen de oydu, hala o… Suç üstü yapıp, ordumuzun araçlarının ve silahlarının Libya’ya kaçırıldığında dair videoyu paylaştım diye, benim devletimin bütün gücünü, yetmeyip Merkel’in, ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere’nin, İsrail’in ve bu işlerin içindeki diğer devletlerin gücünü seferberlik halinde üzerime yıkmaya kalkan da Bohçalıydı. Bu kısımda da Soysuz’u yoğun şekilde kullandı. Muhatap olmak zorunda kaldığım hiçbir devlet kurumu hukuk tanımadı. Onlarca kişi şahit olduğu halde, verdiğim suç duyurusu ve savunma dilekçelerini yok ettiren de Bohçalıydı. Hiçbir şartta hakkımdan gelemeyince, bana deli raporu yamamaya kalkan ve bunu da eline ayağına dolaştıran da Bohçalıydı. Bu kısımda da maşa olarak en çok Soysuz’u kullandı.

Libya’da ve Somali’de bile ordumuzu adice kullanarak insan, organ, uyuşturucu kaçakçılığı yapan da Devlet Bohçalı… Hala ordumuz kullanılarak Suriye’de, Libya’da, Somali’de ve daha başka yerlede insanlar öldürülüyor, organları çalınıyor. Ayrıca petrol, mazot, silah, uyuşturucu, kadın, genç kız, çocuk, bebek kaçırılıyor. Bohçalı, bu kısımlarda NATO ve ABD üsleriyle de paslaşıyor.

İstanbul’un karşısında titriyorlar.

Bohçalı denilen o piç kurusu, o gölgesinden bile korkan melun, kaç masum insanın kanına girdiğini sayamamıştır ve sayamaz. Çıkmışlar, iyice suç üstü oldukları şu anda “Üç hilali yargılatmayacağız” diyorlar. Yani “Bizi yargılayamazsınız, biz hukuktan, devletten, milletten üstünüz. Vurduk, Sinan Ateş’i de vurduk. Kapatacaksınız bu meseleyi. Biz efendiyiz, siz milletçe bir hiçsiniz. Ne dersek, nasıl sevk edersek onu yapacaksınız” diyorlar.

Yaşarken leş olmuş o vücudunun her bir kısmı başka bir devlete çalışan o Semih Yalçın ise, daha ileri gidip milleti, devlet yetkililerini en ağır şekilde tehdit ediyor.

Öyle ise milletçe tokatımızı bu insan şeytanları güruhuna vurmak, bunca zarar ziyan ve ölümü durdurmak ve devletimizi hürriyetine kavuşturmak gerekiyor.

Öyle ise sloganımız belli “Ordu millet el ele, gerçekten hür Türkiye”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ruslar Suriye’den çok kısa sürede def olup gidecekler

Ruslar Suriye’den çok kısa süre içinde çıkacaklar. Ya seve seve çıkacaklar ya da zoru göre göre çıkacaklar. Hem de bir iki gün içinde, her şeyi bırakıp def olup gitmiş olacaklar.

Amerikalılar da aynı… Onlar kaçarak gidecekler.

Böylelikle Suriye’de kadınlar, çocuklar başta olmak üzere, bütün insanlar bir rahat nefes alacaklar. Kurtlar kuşlar bile rahatlayacaklar, şu lanetli pislikler çekip gittiği için…

Herkes bu yaşanacaklara hazırlansın. Bu irademe karşı duran, Esed bile olsa oyundan hemen çıkartılacak.

Bedeli her ne olursa olsun, Türkiye de bölge de gerçek hürriyetine kavuşacak.

Gerçekten can, mal, ırz emniyeti olacak.

15 milyon kemiricinin, sözde mültecinin, çok kısa bir süreye sıkıştırılarak ve çok sert muameleler yapılarak Türkiye’den kovulmasına da bütün taraflar hazır olsun. Buna da daha fazla engel olamayacaklar. Buna engel olanlar, Bohçalı ya da Tayyip gibi hainler değildi. Onları ezip geçmemiz işten bile değil. Buna engel olanlar Ankebut Ağına bağlı onlarca ülkeydi ve şimdi hepsi de yerlerde. İstanbul’la inatlaşmanın ne demek olduğunu görmüş hallerdeler.

Şunu da açıkça ifade edeyim. Sıralama değişmedi. İlk sırada yine Yunanistan var. Yunanistan danışıklı dövüşü bozuldu. Sadece AKPKK tarafı değil, Yunan tarafı da dünyada bu danışıklı dövüşü bilip destek olan ya da izleyen taraflar da gafil avlandılar. Yunanistan artık çaresiz ve kimsesiz…

Türkiye’nin çok büyük krizler, acılar yaşayacak olması, hakiki ve kapsamlı bir devrim yapılacak olması, kimseyi aldatmasın. Çelik gibi irademizle her sahayı kontrol edeceğiz. Canı yanması gerekenlerin canlarının yanmasına izin vereceğiz ama Türkiye’nin ve hakiki Türklerin ezilmesine, yok olmasına izin vermeyeceğiz. Bu, nükleer savaşa dönse bile umursamayacağız ve yolumuza devam edeceğiz.

İşinde çok iyi olan bir hekimin, hastasının kalbini kontrollü olarak durdurmasına ve vakti gelince yeniden çalıştırmasına benzetebilirsiniz bu yapacağımızı…

Ameliyatı baştan sona aslında biz yapmış olacağız. Yunanistan’ın aort damarını düğümleyeceğimi, hayat damarını keseceğimi de baştan açıkça yazmıştım. Artık ne Yunanistan diye bir ülke var, ne de onu arkalayabilecek ülkeler var. Ne de o devletten sayılmaz Yunanistan’ın karşımızda şımarmasına vesile olabilecek bir içimizdeki Ermenistan ve bir içimizdeki İsrail var.

Şu kanlı, patırtılı, gürültülü, bol idamlı süreç başladıktan bir süre sonra, Türkiye gerçek Türklerin hakimiyetine girdikten kısa bir süre sonra, Yunanistan denilen topraklarımızı alacağız, ardından hemen Güney Azebaycan’ı alacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Fırat ve Dicle nehirlerinin etrafındaki kurak yerleri satın alın

Suriye ve Irak’ta toprağa yatırım yapacaksanız, hiç zaman kaybetmeden Fırat ve Dicle nehirlerinin etrafındaki kurak yerleri satın alın. Çünkü iki nehir de deniz suyunun aktığı geniş ve derin kanallara dönüştürülecek.Bir yerde deniz suyu varsa, orada sınırsız içilebilir su da zaten olacak. Çünkü deniz suyu neredeyse masrafsız denilebilecek kadar ucuza temiz suya dönüştürülebilecek. Dolayısıyla bölgede içilebilir su akmasına ihtiyaç kalmayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sefer hazırlıklarını hızla tamamlayacağız

Ankebut Ağınının geriye kalabilmiş, ayakta kalabilmiş dünyalı ve uzaylı kısımlarının yakın geçmişteki hezimetlerinden ibret alacağı, akılı davranacağı yok.

Türkiye’yi resmen ve açıkça elimize alacağız. Ordumuzla Suriye bataklığına girecek ve batmayacağız. Bazılarının hala imkansız gördüğü o işi yapacak, o bataklığı kurutacak ve oradaki bütün yabancı unsurları imha edeceğiz. Ve söylediğim gibi, kuzey Irak’a, hemen devamında güney Azerbaycan’a gireceğiz. Bütün bunlar çok kısa sürecek.

Buralardaki, en çok da Türkiye’deki ve güney Azerbaycandaki İngiliz kuklası idarecileri ayaklarımın altında çiğnemek için, canlı yayınlar eşliğinde meydan yerlerde sallandırmak için içimde büyük bir istek duyuyorum ve zor baskılıyorum. Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile geri durmayacağız.

Bu kısma kadar üçüncü dünya savaşı açıkça hala çıkmamışsa bile, devamında Rusya denilen paçavrayı parçalayıp dağıtacağız. O vakit çıkar 3. dünya savaşı ve bütün dünya görür, basın ve medyanın cüceleri nasıl da dev gösterdiğini… Asıl/gerçek devin Türkiye olduğunu ve çok derin bir uykudan bir anda nasıl da uyandığını…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ancak ahmaklar tutar

Doğru/isabetli bulmadığım pek çok kararı ve uygulaması olsa da genel olarak Esed’in siyasi kabiliyetlerini takdir ettiğimi yıllardır birkaç tekrarla ve açıkça yazmıştım. Bu husustaki kanaatlerim değişmedi. Esed, Tayyip gibi Londra piyonlarını, olması gereken tavırlarla karşılayan, Tayyip gibilerin aslında ne olduğunu ve ne olmadığını, ne kadar hareket sahası olduğunu çok iyi bilen bir siyasetçi…

Şu sıralarda Tayyip’in Esed’le barışmak istediği ama Esed’in ısrarla bunu red ettiği yönünde bir kamuoyu yönlendirmesi yapılmak isteniyor. Aslında öyle değil, Tayyip yine tasmasını elinde tutanların talimatları gereği üstlerine zaman kazandırma, muhataplarını ise oyalama ve kandırma siyaseti icra etmeye çabalıyor ve bunda başarı sağlamasına Esed izin vermiyor. Yaşanan bundan ibaret… Ayrıca Esed de Türkiye’de Tayyip’in hükmünün bittiğini, şu anda bile çoğu meselede kararı onun değil İstanbul’un verdiğini, geleceğinin olmadığını, herhangi bir sabaha uyanıldığında Tayyip’in o makamda bulunmama ihtimalinin çok yüksek olduğunu biliyor, değerlendiriyor.

Tayyip’in, bir yandan Suriye’nin gerçek dostu olan İstanbul’a karşı hala direndiğini… Türkiye’deki sözde mültecileri hala Suriye’ye göndermemek için çırpındığını… Suriye sınırları içindeki TSK unsurlarını hala orada tutmak için mücadele ettiğini ve çok daha fazlasını biliyor. Bir yandan bunları yapan, diğer yandan da Suriye’ye “yalandan” dostluk eli uzatanın elini ancak ahmaklar tutar, Esed değil…

Son zamanlarda sıkça tekrar ettiğim gibi, Tayyip iflah olmaz bir Londra piyonudur ve hak ettiği kadar sert müdahalelerle ve ansızın devrilecek. Ondan, Suriye meselesinde ya da başka başka meselelerde devletimizin, milletimizin ve bölgemizin lehine olacak hamleler beklemek de ayrıca ahmaklıktır ya da onunla aynı ihanet güruhunun içinde saf tutmuş olmanın tezahürüdür.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır

Güney Azerbaycan’ın Türkiye’ye değil de tamamen Londra’nın kontrolünde olan Azerbaycan’a/Aliyev’e bağlanması için mücadele veren hiçbir tarafı ve kişiyi, dost unsur olarak görmüyorum ve görmeyeceğim. Hatta söz konusu tarafları, öncelikli olarak imha edilmesi ya da tamamen diz çöktürülmesi, tesirsiz hale getirilmesi gereken taraflar olarak göreceğim.

Güney Azerbaycan doğrudan Türkiye’ye bağlanacak. Sonra, günümüzde İran denilmekte olan o kadim Türk topraklarının tamamını da Türkiye’ye bağlayan hamlelerimiz devam edecek. Bunları yapmamıza Londra merkezli dünya düzeninin aktörleri mani olamayacaklar.

Onlar, Aralık ayı boyunca krizlerden krizlere girecekler ve yeni yıla da devasa krizlerle girecekler. Devamındaki aylarda da kendi iç dertlerini/meselelerini bile çözemez hallerde olacaklar. Daha önce de açıkça yazdığım gibi, zaman bizim lehimize, onların aleyhine işlemeye devam ediyor.

Ordumuzun Suriye’ye askeri operasyon yapmasını, terör ve kara/kanlı para işlerinin artırılmasını hedefleyen Ankebut Ağını, merkezde de Londra’yı, yine yendik. Suriye’ye o kapsamlı askeri operasyonu yaptırmadık, yaptırmayacağız. Kara paraları iyice kesilince adeta aort damarları düğümlenmiş gibi can çekişen, acıyla debelenen batılı ve doğulu ülkeleri keyifle izleyeceğiz. İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır. TSK içindeki NATO’cu ve Londra merkezli sistemin mensubu herkesi, istisnasız herkesi imha etmeye başlayacağız. Gerektiğinde tetik düşürerek, gerektiğinde ileri seviyede su-i kast teknikleri kullanarak, gerektiğinde metafizikle çarparak, o hainler güruhunu yok edeceğiz. Onların yerlerine biyonik robotlarla geçilmesine de izin vermeyeceğim, şu anda kadar biyonik robotlarla yerine geçilmiş kişileri de oyundan düşüreceğim.

Baştan söylediğim gibi, Londra’nın çok istediği Türkiye-Yunanistan krizi de iyice tempo yitirdi. Şu günlerde yeniden bu suni ve danışıklı krizde tarafların tempo yükseltmesine de izin vermeyeceğiz.

Şu sözde mülteciler işi de iyice uzadı ve daraldım. Hususiyle Türkiye içindeki taraflardan bu konuda karşımda duran herkese hızla yıkıcı darbeler vurmaya başlayacağım. İstanbul’un karşısında durabileceğini zan eden Putin’in/Rusya’nın bile dünyaya rezil olduğu ve kahkahalarla gülündüğü şu günlerde, bakalım Türkiye içindeki söz konusu tarafların hallerine nasıl kahkahalarla gülünecek. Aslında ortada şaşırtıcı bir şey yok. Karşımda her seferinde namertlik yapan, düşmanlık yapan ve son süreçte haddini iyice aşan Putin’in ve çetesinin başına daha da fazla şeyler gelecek. Rusya halkının tamamını düşman görmüyorum ama defalarca ikaz ettiğim ve süre tanıdığım halde, gerekli duruşa sahip olmadılar ve mücadeleyi vermediler. Benim, insanlığın ve Rus halkının kurtuluşu için Rusya’yı parçalamaktan başka çarem de kalmadı. Bu, Rusların tercihi oldu, benim değil…

Hala boğazlar konusunda benimle açıkça restleşebileceğini düşünen taraflar kaldıysa… Putin gibi Türkiye’de terör eylemleri ve suni afetler yapabileceğini düşünenler kaldıysa… Onları da Putin gibi açıkça tavrını sergilemeye devam ediyorum. Onları da Putin’le aynı hale düşürmek benim için büyük bir vazife ve zevk olacak. Bu ülkede ve bölgede, bundan sonra da ben ne diyorsam, sadece o olacak.

Şu vakit oldu da hala Sedat Peker’in yayınlar yapamıyor oluşu da beni çok geriyor. Bu hususta da söylenmesi gerekenleri baştan yazmıştım. Tekrar edecek değilim. Bu konuda verdiğim mühletin bittiğini ve bu konuda da şu andan itibaren çatışma kısmına geçtiğimizi açıkça ilan etmiş bulunuyorum. Diğer kısımlarını, neler olacağını, zaten ilgili bütün taraflar biliyorlar.

Esed güçleri hariç, Suriye sınırları içindeki bütün yabancı unsurların (Rusya ve İran unsurları da dahil) Suriye sınırlarından çıkartılması süreci hız kesmeden ve şiddetini artırarak devam edecek. Bu husustaki kararlılığımı bir kez daha hatırlamakta fayda gördüm.

Dediğim gibi, Aralık ayı şiddetli çatışmalarla geçecek gibi duruyor ve bizde buna çoktan hazırız.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Acil bölgesel kalkınma

Türkiye, Suriye, Lübnan, Irak ve Güney Azerbaycan’ın dahil olduğu “Acil bölgesel kalkınma” projesini konuşmalıyız, görüşmeliyiz, şekillendirmeliyiz ve en kısa sürede uygulama safhasına geçmeliyiz.

Sömürgeci devletler, bu günden sonra dünya genelinde daha büyük bir hızla çökmeye başlayacaklar, gerçekleri milletlerinden saklayamaz olacaklar ve bütün dünyada sert mali, siyasi, askeri fırtınalar dinmek bilmeden esecek. Bu sırada İstanbul’un önderliğinde bölgesel bir dayanışma ve acil kalkınma hamlesi yapmamız, fırtınalara karşı mukavemetimizi artıracağı gibi, zor günleri fırsata çevirmemizi de sağlayacaktır. Bölge, insanlık tarihinin tamamına yakın bir kısmında olduğu gibi, günümüzde de dünyanın kalbi, merkezi konumuna geri dönecektir.

Asırlardır kesintisiz devam eden batı sömürücülüğüne rağmen bu bölge, derhal ayağa kalkmayı sağlayacak yeraltı ve yerüstü zenginliklerine ve yetişmiş/eğitimli teknik insan gücüne sahip…

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Açıkça suç/terör itirafı…

Kürt rolü oynayan ve terörden beslenen ülkelerin maşası olan, gizli Ermeni terörist Selahattin Demirtaş:

“Bana Öcalan’ın yerine geçme teklifi yapıldı. Benden küçük bir Öcalan çıkarmaya çalıştılar. Biz biziz, Öcalan Öcalan’dır. Öcalan’ın Ortadoğu siyasetini etkileyecek gücü ve misyonu var. Biz de halkın siyasi temsilcileri olarak parlamentoda çözüm aktörüyüz.” dedi.

Terörist başı gizli Ermeni Öc-alan’ın gittiği yoldan gittiğini, onunla beraber hareket ettiğini, onu terörist olarak görmediğini ya da terörü suç olarak görmediğini, öç almak peşinde olduğunu, aralarında vazife paylaşımı yaptıklarını, TBMM’ye bir şekilde sızdıklarını, kanunların etrafından dolaştıklarını, geçmiş yıllardaki açık teröristlik itiraflarına hala devam ettiklerini ve edeceklerini, bundan daha net/kesin şekilde ifade edemezdi.

Bu nasıl bir hukuk devletidir ki terörist başına paşalar gibi bakılıyor, kanser olunca dünyanın dört bir yanından doktorlar getiriliyor, hala her türlü terör faaliyetinin başı olarak faaliyetlerine devam etmesine türlü mazeretler ve kılıflar altında izin veriliyor, Onun için geçerli olan “hukuk/haklar”, bu ülkenin asıl sahipleri için geçerli olmuyor.

“FETÖ silahlı terör örgütü” diye diye, gerçek FETÖ’cülerin neredeyse hiçbirine dokunmadıkları halde, tertemiz gençlerin hayatlarını karartan savcılar ve hakimler, bunlara körler. Çünkü onlar da ya gizli Ermeniler ya gizli Yahudiler ya gizli Rumlar… Onlar da aynı suç, terör, ihanet teşekkülünün üyeleri arasındalar ve bu ülkede bu gerçeği görmeyen neredeyse kimse kalmadı. Terörü şu devletimizin gücüyle ve güçle/silahla, kanunların verdiği yetki ve sorumluluklar çerçevesinde çözmek istesinler, en fazla iki haftaya kökünü kurutabilirler.

O kutlu vakti on milyonlarca Türkiye vatandaşı bekliyor. Ülkenin bütün şehirlerinde belli başlı meydanlar idam sehpaları ile dolacak. Milletin damarına basa basa, şehitlerin kanlarına güle güle böyle teröristlik yapanlar ve bunların yapılmasına izin veren adli ve idari yetkililer ve ilgililer de peş peşe asılacaklar.

Ülkemizde bunlar cirit atıyorlarken, bunlarla danışıklı dövüşen İslamcılar ve ülkücüler, terörden ve kandan beslenenlerin menfaatleri için ordumuzu Suriye’ye göndermeye çalışmakla meşguller. Basındaki ve medyadaki gizli Ermeni ve Yahudi hainler de öyle… Bakalım bu organize terör ve ihanet çetelerinin alacak kaç nefesleri daha var.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Rusya’sız bir dünyaya doğru…

Önümüzdeki yakın süreçte, Rusya’nın siyasetinde, daha doğrusu Ankebut Ağının Rusya merkezli olarak oynattığı danışıklı dövüşlerde, planlarda ani çökmeler olacak. Bunun neticesi olarak pek çok mühim gelişme yaşanacak ama Rusya, doğal gaz ve maden sahalarında/sektörlerinde bile çok büyük kayıplar yaşayacak, zarar edecek. Danışıklı dövüştüğü taraflara da kaybettirecek.

Rusya, bu kadar büyük kayıpları yaşadığı halde, bu kayıpları yaşamasına sebep olan taraflara ciddi bir karşılık bile veremez hale gelecek. Rusya ile beraber kaybeden danışıklı dövüşçü taraflar da hiçbir karşılık veremeyecekler.

Rusya, Suriye’den de kısa sürede ve tamamen çıkartılacak ve Suriye’nin peşinden, dünyanın başka başka yerlerinde de büyük kayıplar, zararlar yaşayacak, yaşatacak. Bu süreç sırasında Rusya’nın ordusu da harp sanayii de çok büyük kayıplar yaşayacak.

Hiçbir şekilde öngörülemeyen bir sürpriz karşımıza çıkmazsa, kesinlikle kısa sürede Rusya diye bir federasyon kalmayacak. Belki adına Rusya denilen ve çok içeride, Türkiye’den epeyi uzakta bir küçük ülke bir süre için kalabilir.

Rusya, defalarca uzattığım dost elini her seferinde nankörce kırmaya kalkmasının bedelini, hak ettiği kadar ağır ödeyecek. Rusya, hala insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı, zorla fuhuş işleri yapan ve yaptıran bir devlet/millet olmanın, İstanbul’un hassasiyetlerini hiçe saymanın bedelini çok ağır şekilde ödeyecek.

Rusyayı uzaylı taraflar ve ellerinde bulunan elektromanyetik silahlar da koruyamayacak ve kurtaramayacak. Semud kavminin elindeki teknoloji Rusya’daki teknolojinin çok ama çok ilerisindeydi ama kurtulamadılar.

Rusya şirketi olarak görünen ve Ankebut Ağına bağlı olmayan bütün şirketler, Rusya sınırlarının dışına taşınmalılar. Gerekiyorsa hiçbir yere taşınmayıp faaliyetlerini durdurmalı ve sermayelerini Rusya dışına çıkartacak korumanın yollarına bakmalılar. Yakında peş peşe batacak olan Rus şirketlerinin daha doğrusu Ankebut Ağı şirketlerinin hisseleri de elden çıkartılmalı. Rus enerji şirketlerinin hisseleri ise en başta çıkartılmalı.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi