Etiket arşivi: Suriye

Ağlaşıyorlar

ABD bankaları nakit sıktınsından ötürü birbirlerini arayarak ağlaşıyorlar. Bir an önce Suriye, Pakistan, Hindistan, Libya, Yunanistan ya da her neresi kan gölüne dönecekse dönmesini ve kara para işlerinin hareketlenmesini istiyorlar. ABD’li siyasetçilere de baskı yapıyorlar. İngiltere’nin hali de ABD’den farksız…

Rusya ise büyük kısmı sulara batmış, kalan kısmının da kısa süre içinde batacağı bir gemi görüntüsünde… Çin ise çatır çatır çatlamaya devam ediyor. Son süreçte kara para için kendi insanlarını nakite çeviriyordu ama onda da ayar kaçtı ve kontrol iyice kaybediliyor.

Çin’in yaptığı gibi G20 ülkelerinin tamamı ortak kararla korona yalanlarını, yasaklarını dirilterek, arka plandan yine büyük çapta kara para işleri yapacaklardı, bunun ön hamlelerini yaptılar, konuştular ama arkasını getirmeye teşebbüs bile edemediler. İstanbul korona oyunlarını da bundan beslenenleri de çoktan bitirdi. Yeniden teşebbüs edenlere bu dünyada nefes bile aldırmayacak. Bunu çok iyi biliyorlar.

Baştan söylediğim gibi, parasını/sermayesini piyasalardan, bankalardan çekenler, büyük ülkelerden çekenler büyük kayıplardan korunacaklar.

Bu dünyanın kara ve kanlı para dengeleriyle dönmesine daha fazla izin vermeyeceğim. Aralık ayı çok büyük çatışmalarla, çok ani ve büyük gelişmelerle dolu dolu geçebilir.

| mfs – Oyun bozan – Akademi Dergisi

Sıktı artık, Suriye’den herkes çıksın

Suriye sınırları içinde Türkiye, Rusya, ABD, İran unsurları başta olmak üzere, (Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esed’e bağlı askeri unsurlar haricinde) her kim varsa, hangi tarafın askerleri ya da milis unsurları varsa… Ayrıca hangi tarafın kara para işlerinde kullandığı yetkili-yetkisiz kişiler varsa…. Hepsini şu andan itibaren metafizikle ağır şekilde çarptırmaya başlıyorum.

Aynı sırada araçları, cihazları hatta yeraltı ve yerüstü mekanları da çarpılacak. Çok büyük patlamalar da olacak. Uçaklar da uçamayacak. Suriye işi fazlasıyla çirkefleştirildi. Ben BOP’u Suriye bataklığına gömeli yıllar oldu, uzatmaların oynanması sadece huzur ve moral bozdu. BOP’u diriltmedi, dirilmeyecek. Suriye’de akan kan arşa vardı. Suriye, dünya tarihinin en büyük kara ve kanlı lekelerinden biri oldu.

Esed tarafı hariç herkes çıksın oradan… Benim büyük projelerim hazır. Hiç finansman sorunu olmadan ve kısa sürede Suriye’yi dünyanın en güzel yerlerinden bir yer, en huzurlu ve emniyetli, en gelişmiş ve en zengin yerlerinden bir yer yapacağım. Bu sırada Esed’le de sıkı paslaşacağım.

Bu güne kadar defalarca tekrar ettim. TSK mensuplarının oradan çıkartılmasını söyledim. Şimdi orada vefat edecek TSK mensuplarının vebali de benim üzerimde değil. TSK’yi, ölmüş bitmiş BOP’u ayakta tutmak için orada tutanlar, kara para sağlayıp batıyı ve İsrail’i ayakta tutmak için orada tutanlar, ölecek asker ve subayların hesabını dünyada ve ahirette acı acı verirler. Daha dünyadaki cezalandırma safahatında bile, bin kere ölmeyi isterler.

Suriye sınırları içindeki TSK mensupları arasından isteyenler hemen firar etsinler, ben firar edenlerin ceza almamalarını sağlayacağım. Lakin orada kalanların çoğunun öleceğini, kalanların da ölmekten beter hallerde sınırlarımız dahiline sedyelerle getirileceğini, getirilenlerin en az yarısının da sınırlarımız dahilinde tedavi sürecinde iken inleye inleye öleceğini garanti ederim.

En yüksek rütbeli subayından erine kadar herkes, orada insanlık dışı bir maksatla bulunduklarını, sürekli hukuk ve insanlık dışı işler yaptıklarını biliyorlar. Dilsiz şeytanlar da çarpılacaklar. Kimse bütün suçu hükumetin mensuplarına ve tasmaları İngiltere, ABD ve İsrail’in elinde olan genel kurmay kademesine bulmasın.

Ben sıkıldım iyice… Melhame-i kübra (Armagedon) mı çıkar, nükleer savaşlar mı yaşanır… İsrail, ABD, İngiltere, Avrupa, Rusya hep beraber mi batar (ki zaten toptan bataklar), her ne olacaksa olacak, bu insanlık dışı hal yok edilecek.

Çıkan derhal çıksın, çıkmayan kendisi bilir. “Yapamazsın” diyen varsa da istediği şekilde karşıma çıksın. Bence önce Türkiye karışsa, daha kısa sürer bu süreç…

| mfs – Şeytan çarpan – Akademi Dergisi

Zamanı geldi

Sınırlarımızda içeri doğru atılan füzeleri/roketleri Tayyip’in ve çetesinin oralardaki teröristleri atıyorlar. Onları MİT, CIA, MI6, MOSSAD ortak şekilde organize ve sevk ediyorlar. Ankara hükumeti, daha önce de batıdan ve İsrail’den aldığı talimatlarla bu gibi adilikleri, ihanetleri yapmıştı. Şimdi yeniden yapıyor.

Hatta daha önce, sınır dışından atıldığı iddia edilen roketlerin menzilinin o kadar olmadığı ve bölgedeki askeri üssümüzden sivil vatandaşlarımızın üzerine atıldığı, roketlerin askeri üs yönünden geldiğini vatandaşlarımızın gördüğü, doğruladığı ispat edilmişti. Buna rağmen bile gereken soruşturmalar ve yargılamalar yapılmamıştı. Gizli Hristiyan ve batı casusu Hakan Fidan’ın gizlice yapılan ses kaydı gerçekti, montaj değildi. 17/25 Aralık sürecindeki bu gibi kayıtların gerçek oldukları türlü türlü ispat edildi. O hain Hakan Fidan “Geçiririm üç beş adamı sınırdan öteye, attırırım bu tarafa doğru birkaç roket. Bundan kolay ne var” mealinde gerçekten konuştu. O güne kadar ihanetleri bitmek bilmemişti, o günden beri de ihanetleri hız kesmedi, devam ediyor. Binbir türlü yalanları, iftiraları, mahkemelere müdahaleleri, cinayetleri, katliamları, teröristlerle ortaklıkları, kara paracılıkları, ihanetleri, peşkeşleri somut şekilde meydanda olan hain bir güruh, şimdi güya teröre karşı askeri operasyon yapacakmış.

TBMM bile hala tıka basa gizli Ermeni ve gizli Yahudi teröristlerle doluyken, onlara bile müdahale edilmemişken, Türkiye içindeki on binlerce terörist hala devlet kurumlarında sözde memurken, amirken… Güya terörü bitirmek için Suriye’ye askeri operasyon yapılacakmış. Suriye’yi teröristlerle dolduranlar zaten AKPKK, ABD, İsrail, İngiltere ve bilinen diğer müttefikleri… Şimdi sözde terör karşıtı operasyonu isteyenler de bunlar. Hala emirlerindeki teröristlere attırdıkları roketlerle topraklarımızı, insanlarımızı hedef almakta olanlar da bunlar. Çok sayıda terörist taraf/örgüt de bu danışıklı dövüşün içinde…

Ankara hükumetinin somut/görülür şekilde de devrilmesinin ve yardım/yataklık yapan kişilerle, kesimlerle birlikte yargılanmasının, TBMM’nin tamamen kapatılmasının, sözde vekillerin tamamının toplanıp alınmasının zamanı geldi. Hiç kimse uyumayacak. Bu çatışma yükselecek, üzerimize düşenleri yapacağız, bu paralel devleti çökerteceğiz.

Resmi kurum ve kuruluşların başına konulmuş hainlerin haince emirlerine itaat edilmeyecek. Genel kurmay kadrosunun emirlerine de itaat edilmeyecek. Aynı paralel devletin mensupları olan hakim ve savcıların emirlerine ve kararlarına da itaat edilmeyecek. Ordu hatta devlet otoritesi açıkça ikiye bölünecek olsa bile asla itaat edilmeyecek. Silahlı iç çatışmalardan kaçınılmayacak. Zaten bu duruşumuz dünya siyasetini/dengelerini açıkça ikiye bölecek. Hemen sonrasında zaten ne ABD, ne İngiltere, ne AB, ne İsrail kalacak… Sona geldik, Türk asrı değil, Türk çağı olacak. Numaradan Türklük değil, hakiki Türklük ve Müslümanlık olacak.

Bütün vatanseverlere ölmeyi değil, öldürmeyi emir ediyorum. Yapılacak daha çok hizmetlerimiz, mücadelelerimiz olacak. Dünyanın her yerine aydınlığı, kurtuluşu, adaleti, ahlakı, huzuru, insan haklarını götüreceğiz. Çok büyük hadiseler daha yeni başlıyor. Bizden kimse ölmeyecek, tuzağa çekilmeyecek, ihanetlere kurban olmayacak. Gerekli her durumda her vatansever tereddüt etmeden tetiğini çekecek, çektirecek. Önce kendi emniyetini ve emrindeki gerçek Türklerin, vatanına ihanet etmeyen askerlerin ve memurların emniyetini sağlayacak. Hain hangi makamda ve rütbede olursa olsun yok edilmekten çekinilmeyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kendilerine başka vatan bulsunlar

Bu güne kadar yazdıklarımı tekrar edecek değilim. Tayyip ile çetesinin emriyle Suriye’ye giren ve askerimizi götüren/gönderen askeri ya da siyasi bütün yetkililer, buna yardım yataklık suçu işleyecek bütün basın, medya ve sosyal medya hainleri, kendilerine başka bir vatan bulsunlar. Belki bu sabahı görürler ama yarın sabahı göremezler. 

Türkiye’deki ABD, İngiltere, İsrail ve diğer malum ülkelerin sözde büyükelçilerinden talimatlar/emirler alarak ordumuzu Suriye’ye karadan ve kapsamlı gerçek bir operasyona gönderenin ya da onlara yardım ve yataklık edenlerin, bu ülkede nefes alması haram. O sözde elçilerin, konsolosların da bu ülkede nefes almaları haram. Bu ülkenin değil dünyanın altı üstüne gelecek olsa bile, 3. dünya savaşı hemen çıkacak olsa bile ordumuz Türk/islam düşmanlarının ve onların piyonu olan AKPKK’nin emriye Suriye’ye girmeyecek. Batı çöküyorsa çökecek, İsrail çöküyorsa çökecek, onların danışıklı dövüştürdüğü Türkiye’deki hainler ve etraftaki teröristler bahanesiyle ordumuz Suriye’ye girmeyecek. Kara para kanallarını genişletmeyecek. Türkiye’ye bir roket daha düşerse, bir tek terör hadisesi daha olursa, malum ülkelerin sınırları dahilinde sert karşılıklar verilecek. 

Hiç kimse uyumayacak, en başta iç düşmanlar mezara girene ve devamında Türkiye gerçekten hür olana kadar… Boğaz köprüleri, Haliç köprüsü derhal hususi korumaya alınacak. Millete kurşun sıkan herkese sıkılacak, makamı ya da yetkisi her ne olursa olsun… Şu andan itibaren Türkiye sınırları içinde itlaf edilmiş teröristlerin ve hainlerin leşleri, söz konusu ülkelerin Türkiye’deki sözde diplomatik temsilciliklerinin önüne hatta bahçelerine atılacak. Görüntüler bütün dünyaya yayılacak. Bunların aslında ne oldukları, ne işler yaptıkları dünyaya ilan edilecek. Gerekli her şartta her makamdaki haine tetik düşürülecek. Kimin itirazı ya da verebileceği bir karşılığı varsa, gelsin beni mekanımda bulsun. Bu vaziyette bile hain Ankara hükumetinin emirlerine itaat edecek savcılar ve hakimler ve ayrıca kolluk kuvvetleri amirleri de en baştan infaz edilecekler. Ordumuzla, milletimizle ayağa kalkıyoruz…

Gazamız mübarek olsun…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Bana inanmıyorsanız Ahmet Hakan’a sorun

Soysuz, bakanlık gücüyle, karşıt olduğu gruplara operasyonlar yaptırarak, elde ettiği uyuşturucuları imha ettirmedi, çoğunlukla yurt dışına sattı. ABD’nin Ankara Büyük Elçiliği de bu kara para işlerine aracılık etti. İncirlik askeri üssü ve oradaki ABD uçakları da uyuşturucu sevkiyatlarında kullanıldı. Bu gibi işlerde Amerikalılar, Ruslar, İngilizler, İsrailliler, İranlılar, Ukraynalılar, sözde Türk tarafı ve diğerleri, birbirilerinden ayrı bir sistem değiller. İş kara para ise, hepsi birbiriyle çok iyi geçinebiliyorlar, düşmanlık etmiyorlar ama milletlerin önünde danışıklı dövüşmeye de devam ediyorlar.

Taksim’deki son terör saldırısının ellerine yüzlerine bulaşacağını anladıktan sonra Soysuz’un ABD’yi sert sözlerle suçlaması da danışıklı dövüşten ibaretti. Suçluluk psikolojisinin tezahürüydü. Aksi takdirde milletler arası siyasetin bir anda karışması gerekirdi. Koskoca Türkiye’nin görev başındaki Suç İşleri bakanı, böyle acı bir hadisenin hemen üzerine bu sözleri söyleyecek, intikam mesajı dahi verecek ama hiç kriz çıkmayacak… ABD tarafı sert karşılık vermeyecek hatta baskı yaparak o bakanı oradan indirmeyecek… Buna ahmaklar ve aynı kara para ve terör sisteminin içinde olanlar ihtimal verebilir.

Söz konusu teşekkülün basın ve medyada da çok sayıda adamları var ve sistemin mensupları olarak o şekilde konuşuyorlar. Bana inanmıyorsanız Ahmet Hakan’a sorun, her şeyi ve her kesi tek tek anlatsın size… Hatta Ahmet Hakan size sistemi anlatırken, Soysuz’un aslında kim olduğunu, nasıl işler yaptığını da anlatabilir. Soysuz’un emniyet müdürlerini bile neden öldürttüğünü anlatabilir. Son zamanlarda dikkat çekici şekilde artan polis ölümlerinin ve sözde intiharların arka planını da anlatabilir. PKK’ye gelen silahları, bu silahların getirilmesiyle dönen parayı, bu paranın ne kadarının Soysuz’a gittiğini de anlatabilir. Anlata anlata konuları İran’a, Suriye’ye, TSK’ye, MİT’e, İngiltere’ye, ABD’ye, Avrupa ülkelerine, Rusya’ya hatta Çin’e bağlayabilir. Bunların Türkiye’deki sözde diplomatik temsilciliklerine de bağlayabilir. Soysuz’un, adalet sistemi içinde neler çevirdiğini, hususiyle bana karşı mücadele ederken nasıl kendini aştığını, nirvanaya vardığını ama oradan aniden yere çakıldığını da anlatabilir. O vakit hükumetin ne kadar sıkıştığını ve Soysuz’un neden istifa tiyatrosunu oynamak zorunda kaldığını da anlatabilir. Evet evet, şaşırmayın. Ahmet Hakan’a benim üzerimdeki davaları, resmi evrakları sorsanız, onları bile anlatabilir. Soysuz gibi bir pisliği Devlet Bohçalı neden getirdi, her şeye rağmen neden Suç İşleri bakanlığı makamında tutuyor diye sorsanız, Ahmet Hakan bu konularda da çok şeyler anlatabilir.

Hiç şüphe edilmemeli ki nerede ABD ve NATO üsleri varsa, orada kara para, terör, katliam, yağma, kaçakçılık işleri vardır. Para eden bebekse, çocuksa, kadınsa, hiç fark etmez, onları bile kaçırırlar ve kaçırıyorlar. Soysuz’un Türkiye’deki sözde mülteciler konusundaki direnişinin arkasında da bu vahşi gerçek var. Mülteci dedikleri sahipsiz kalmış insanlar, onlar için para demek, başka hiçbir şey değil…

Soysuz’un uyuşturucu imalathaneleri de var. Onu arka plandan yönlendiren ve kollayan Mehmet Ağar’ın da var. Mafya anası Meral Akşener’in de var. Bu sistemin içinde olup da teröristlerle paslaşmama, ortak işler yapmama ihtimalleri de yok. Uyuşturucu işinin yanında, para eden her türlü işi de yapıyorlar. Böyleleri ekranlarda milliyetçi, vatansever rolü oynarken, arka plandan teröristlerle beraber iş yapıyorlar.

Soysuz HDPKK karşıtlığında samimi olsaydı, elindeki devlet imkanlarıyla şimdiye mecliste HDPKK diye bir sözde partiyi, aslında bir terör teşkilatını bırakmamıştı. Lakin birbirlerinden ayrı teşkilatlar değiller. AKPKK’nin ve diğer sözde partilerin içi de tıka basa terörist, hain ve kara paracılarla dolu. İşte meclisteki sözde millet vekili bir kadın şeytanın, terör kampında çektirdiği fotoğrafları meydana çıktı. Sonra ne oldu… O günden beri her şey olması gerekene inat, aşırı bir dikkatle, sessizlikle, danışıklılıkla ilerletiliyor. Hatta basın, medya ve sosyal medya hainleri, teröristleri de buna çok dikkat ediyorlar. Oysa şunlar danışıklı dövüşmüyor olsalar, aynı teröristler ve hainler adalet sistemine de sızmış olmasalar, sadece o kadından yola çıkılarak HDPKK ve bütün altılı çete toplanıp alınırdı.

Şimdi, yeni bir seçimden bahsediyorlar. Anayasa açık ve tartışmasız şekilde izin vermediği halde, danışıklı dövüşen sözde siyasi partiler ve sözde siyasi liderler, Tayyip’in üçüncü kere aday olmasına tepki bile vermiyorlar. Bunların artık anayasayı takmadıkları bir devre gelindi. Kafalarınca yeni bir hokus pokus yapacaklar, biraz çatışıp biraz danışıklı dövüşecekler ve hep beraber daha da iktidarda ve mecliste kalacaklar. Lakin öyle olmayacak. Ehemmiyetine binaen tekrar yazıyorum. Büyük bir kararlılıkla yazıyorum. Türkiye’de o beklenen seçim olmayacak. Bunların hepsi toplanıp alınacak. Siyasi sahada karar alacak olanlar da mali ve askeri konularda karar alacak olanlar da adımlarını buna göre atsınlar. Aksi halde kaybedenler kulübünde yer alacaklar.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak

Rusya’nın idaresini elinde tutan malum çete, AB ile de danışıklı dövüşüyor. Oyunlar içinde oyunlar kurmaya çalışıyorlar. Çok geniş meseleler var, yazarak detaylı anlatmak mümkün değil ve herkese açık şekilde yazmak doğru da değil ama özetle şu hususlar bilinmeli.

Türkiye’nin Yunanistan’a girmesini de istiyorlar. Irak’a girmesini de istiyorlar. Azerbaycan’ın Ermenistan’a girmesini de istiyorlar. Lakin söz konusu hamlelerin ve daha fazlasının, Türkiye’nin yararına, Azerbaycan’ın yararına imiş gibi görünmesini sağlayıp arka plandan tamamen kendilerine yarayan işler olmasını istiyorlar. İşte yaşanmakta olan sürecin temel sorun olarak görülecek kısmı tam da burası…

Ben ilk defa “Türkiye, sorunları, sorunun merkezi olan yerlerde çözecek. Türkiye’nin siyaseti değişecek.” dediğimde, buna karşılık verecek, mani olacak güçleri zaten kalmamıştı. Bu çıkışımı büyük fırsat olarak değerlendirdiler, her şey çantada keklik zan ettiler. Her biri başka ülkenin idaresini hukuksuz şekilde ele geçirmiş olan ve çeteleriyle birlikte kara para işleri yapan kuş beyinli malum kişiler, Londra’ya tasmaları ile bağlı kişiler, üç beş göz alıcı hareket, açıklama, danışıklı restleşme, üç beş oyalayıcı orta oyunu ile Türkiye ve dünya siyasetine yön vereceklerini zan ettiler.

O günden bu yana ortam gergin, hareketli ve kontrolü zor bir vaziyette. Bir yığın ahmak, hayal alemlerinde yaşayarak, her meselede ahmakça kararlar aldılar, alıyorlar ve ortalığı karıştırıyorlar. Her seferinde rezil de oluyorlar ama bir türlü akıllanmıyorlar. Şimdi Azerbaycan meselesinde de farklı planları var. Bütün tuzakların uygulanması kısmında Tayyip ve çetesi de zaten emirlerine amade haldeler.

Tayyiple de araları iyi olan Aliyev ve karısı, zaten en baştan beri İngiltere/Londra’ya çalışıyorlar. Hepsini bir merkez yönlendiriyor. Bu ahmakça oyunları da ya Londra kuruyor ya da Londra son onayı veriyor.

Ukrayna’yı kara para kaynağına çevirmek istemezlerdi. Onca Müslüman coğrafyası varken, kendilerini batılı/hristiyan gören ama insanlıktan bile çıkmış olan, ahlaksızlığı ve dinsizliği arşa varmış olan Ukrayna halkını malzeme yapmak istemezlerdi. Lakin İstanbul karşısında o kadar büyük kaybettiler, o kadar parasız kaldılar ve uç sınırlara geldiler ki mecburen Ukrayna’yı da nakite çevirdiler, çeviriyorlar. Bunun için hala danışıklı dövüşüyorlar. “Özel askeri operasyon”muş… Ahmak bile inanmaz şu tabire, şu tabir üzerinden dönen dolaplara… Oraya asker diye gönderilenler de büyük çoğunlukla Türk/Müslüman kökenli ve yeterince eğitim, silah, teçhizat verilmemiş olan Rusya Federasyonu askerleri… Onları bile bile ölüme gönderiyorlar, Ukraynalıları gönderdikleri gibi… Onların bile organlarını nakite çevirme fırsatı bulurlarsa çeviriyorlar. Ukrayna’dan dışarı milyonlarca sivil çıktı ve en başından itibaren yüksek sayıda Ukrayna vatandaşı, gittikleri batı ülkelerinde fuhuş ya da organ mafyalarına kurban oldular, oluyorlar. Yine de kan emerek beslenen ve varlıkta kalabilen batılı onlarca ülkeyi ve İsrail’i ayakta tutabilmek için daha fazla kara paraya ihtiyaçları var.

Şimdi Suriye’de, Libya’da, Afrikanın farklı farklı yerlerinde de planlarını, danışıklı dövüşlerini, kara para işlerini İstanbul bozuyor, bozacak. Bunun çok yakında olacağını hem akıl, mantık, olayların akışı, sahanın vaziyeti gösteriyor hem de yapabildikleri kadar metafizikle bakıp görüyorlar. Önlerinde çok çok kötü zamanların olduğunu biliyorlar. On milyondan fazla sözde mültecinin Türkiye dışına çıkartılacağını biliyorlar. Suriye’ye yeniden devlet otoritesinin hakim olacağını biliyorlar. Sadece Suriye’de danışıklı olarak çatıştırdıkları onlarca terör örgütleri var ve bunların da yok olacağını biliyorlar. Tekrara gerek yok, her yerde kaybedeceklerini, kara paralarının kesileceğini biliyorlar. İstanbul’u da yok edemeyeceklerini, durduramayacaklarını biliyorlar. Ayrıca parasız alacakları aslında çalacakları bol miktarda gaza, petrole, madenlere de ihtiyaçları var.

Bu nedenle daha başka yerler de karıştırılmalı. Bu maksatla da Azerbaycan-Ermenistan krizini kullanmak, bu hususta da danışıklı dövüşmek istiyorlar. Azerbaycan’da da Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün çok ağırlığı, geniş bir sistemi var. Orada da kedicikler var. Orada da devlet içinde devlet sistemi var. Orada da Aliyev’lerden aşağı doğru devletin yetkilileri arasında çok sayıda kişi “sistem”e dahil edilmiş vaziyette. Orada da bağımsız mahkemeler, emniyet teşkilatı ve ordu yok. Azerbaycanın da her yerinde “sızma” var.

Azerbaycan da tıpkı Türkiye gibi kara para cumhuriyetine çoktan dönüştürüldü. Azerbaycan üzerinden kaçırılan insanların, kadınların, çocukların, bebeklerin, organların haddi hesabı yok. Aliyev’in, kara paracı Yahudi Zelenski ile sıkı dostluğunun “kara para” ve “Londra merkezine bağlı olmak”tan başka anlaşılabilir, dikkate alınır izahı da yok. Azerbaycan’da da Mehmet Haberal’ın kontrolünde olan ve aslında organ işine bakan hastahaneler daha doğrusu insan mezbahaları var. Orası bir yol, bir güzergah… Güya çatışan Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri de arka plandan sürekli paslaşıyorlar, görüşüyorlar, anlaşıyorlar.

Zengezur geçidinin bir kara para geçidi olduğunu, birbiriyle çatışmalı görünen tarafların tamamının bu geçidi açmak için ittifak halinde olduğunu, güya Türk Devletleri Teşkilatı’nın da bu işlerin içinde hatta başında olduğunu v.s. sesli anlamıştım. Ermenistan’la AKPKK’nin “yakınlaşma” siyaseti de bu maksatlarla yapılan bir oyundan başka bir şey değil. Her şey “kara para” için, her şey “insanlık düşmanlığı” konusunda tam teşekküllü bir ittifak oluşturmak için. Aralarında hiç mi farklar yok, sorunlar yok, çatışmalar yok… Var, var ama temel hususlarda sorunlar, çatışmalar yok. Bunca taraflar arasında elbette her kesimden ve seviyeden herkes danışıklı dövüşmüyor. Lakin tepe isimlerin tamamına yakını sistemin aslında nasıl olduğunu, işlediğini biliyor ve danışıklı dövüşüyor ki zaten bunların büyük çoğunluğu da biyonik robotlar. NATO, AB, AİHM, KGAÖ dahil bilinen bütün teşkilatlar, birbirleriyle çoğunlukla danışıklı dövüşen, bazı detay kısımlarda görüş ayrılığı yaşayıp çatışan taraflarca yönetiliyorlar. Çin de bu sistemin bir parçası. Hatta bu sistemin yeni merkezi yapılmak istenirken İstanbul’un üzerinden geçip ezdiği bir kara para devleti.

Zengezur geçidi hususunda, o yayını yaptığım günden beri rahat değiller. Konuşmalarına dikkat ediyorlar ve bu konularda dikkat çekmemeye çabalıyorlardı. Lakin batı ülkeleri bu kadar batakken, önlerini de göremiyorlar ve ümitleri azalıyorken, daha fazla bölgenin ve çok sayıda başka insanın da “nakite çevrilmesi” lazım. Çok daha fazla kara para işleri lazım. Hepsinden mühim olanı da şu ki bir türlü durdurulamayan İstanbul’un ilerleyişinin, yükselişinin, dünya üzerindeki tesir gücünün “derhal” durdurulması lazım. Bu maksatla da oyunlar içinde oyunlar kurmaları lazım. İşte sahada yaşananların arka planları bunlar.

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak. Arası yok. Azerbaycan İstanbul’un sesine ses verecek, ayağa kalkacak, başlarındaki ve içlerindeki kara paracı hainleri ayaklar altında ezecek ya da İstanbul kangren olan kolu yani Azerbaycanı kesip atacak. Azerbaycanlılar da nakite çevrilirken hiçbir şey yapmayacak ve bu şeytanlıkların Türkiye’ye yayılmasına izin vermeyecek.

Biz artık ilan eden ede ayağa kalkıyor ve Türkiye’deki “sistemi” tamamen yok etmeye oynuyorken bir daha yazıyorum… Rusya’da, Azerbaycan’da ve bundan sonra varlıkta kalmak, Londra’nın kontrolünden, sömürmesinden, kan emiciliğinden kurtulmak isteyen bütün ülkelerde, vatansever bütün taraflar ayağa kalkmalılar. Hemen şimdi, bizimle beraber tempoyu yükseltmeliler ve birkaç güne de bu işleri bizlerle eş zamanlı, senkronize halde bitirmeye oynamalılar.

Tekrar ediyorum, Azerbaycan dediğimi yapmadığı sürece, Türkiye’den herhangi bir kişinin, etkilinin, yetkilinin, askerin, sivilin, bürokratın, iş adamının, siyasi partinin, liderin, şu şartlarda Azerbaycan’a herhangi bir sahada en ufak bir destek verdiğini, hatta destek açıklaması yaptığını…. Gözler önüne serdiğim oyun içinde oyunlara yani Londra’ya hizmet ettiğini görürsem, duyarsam, istihbaratını alırsam… O kişi ya da grubu hemen ve tamamen yok etmeye oynayacağım. Bunu, Türkiye’yi muhafaza etmekte ve insanlığı korumakta zaruri bir hamle olarak göreceğim. Bu nedenle de çatışmalardan kaçınmayacağım ve gerektiği kadar acımasız bir keskin kılıç olacağım. Azerbaycan halkı titreyip kendine gelirse, söz konusu kara paracı paralel devlet sistemini ayaklar altına almaya oynarsa, o halde ise ölümüne Azerbaycanın yanında duracağım, duracağız.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Maşanın maşasının maşasının maşasının maşası

Tayyip’in ve çetesinin, her türlü kara para işlerinde tepe tepe kullanmak için ordumuz üzerinden güya eğittiği Somalili sözde komandoları izliyorsunuz.

Bu gibi sözde askerler, aslında/özünde terörist çeteleri üzerinden, ordumuz da alet edilerek vahşice kara para işleri uzun zamandır yapılıyor. Elde edilen paralar da Londra merkezli sisteme akıyor. Yani ABD İngiltere’ye maşalık yapıyor. Türk devleti, milleti ve ordusu dahil bütün kurum ve kuruluşları da ABD aracılığı ile Londra’nın maşası oluyor. Somalili bu terör ve vahşet grupları da Türkiye üzerinden Londra’nın maşası oluyor. Güya sömürgecilik, katliamlar, vahşetler bitmiş… Hayır, sadece şekil değiştirdi ve daha acımasız şekilde, daha yaygın şekilde devam ediyor. Ordumuz Libya ve Suriye gibi yerlerde de İnsanlık için, adalet için, milletimizin muhafazası için, soydaşlarımızın ya da dindaşlarımızın muhafazası için bulunmuyor. Tam aksine olarak onların can, mal, ırz emniyetlerini tanımayan, insan kaçakçılığı hatta organ ve çocuk kaçakçılığı bile yapan bir terör teşkilatı olarak bulunuyor. Ordumuzun üst kademelerine getirilmiş Kraliyet uşağı gizli Yahudi, gizli Ermeni hainler de bu işlere yardım ve yataklık yapıyorlar. Paylarını da alıyorlar. CHPKK’den HDPKK’ye kadar bütün sözde siyasi partiler, aslında terör teşkilatları da bu nedenle iktidarla danışıklı dövüşüyorlar. Gerçekten muhalefet yapmıyorlar, çünkü onlar da bu işlerin içindeler ve paylarını alıyorlar.

Evet, Tayyip ve çetesi, danışıklı muhalefet ve mason tarikatının da yardım ve yataklıkları ile, başta adli makamlar olmak üzere devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarını çoktan ayarından çıkarttı, çoktan İngiltere merkezli ve bütün insanlığın düşmanı olan sistemin emrine amade kıldı.

Bu nedenle ordumuz bir an evvel Suriye’den, Libya’dan, Somali’den ve benzeri kara para merkezi haline getirilmiş ülkelerden bütünüyle çıkartılacak. Bu nedenle, bu iradeye karşı direnen ve hala devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarını Londra’nın emrine amade halde tutmak isteyen AKPKK meşru bir millet darbesi ile devrilecek. Son hazırlıklarını yapmamış olan hiçbir taraf kalmasın. Büyük gün geldi çattı… Artık AKPKK-MHPKK-CHPKK-HDPKK ve diğer organize suç, terör ve ihanet örgütlerini kollayabilecek, ayakta tutabilecek bir Londra yok. Bir Washington da bir Tel Aviv de yok ve şimdi sıra milletimizde…

| Mfs – Ezber bozan

Demedim mi?

Dün bana doğru yaptığınız metafizik saldırıyla aynı şiddette metafizik saldırıları, atalarınız geçmişte hak peygamberlere yapmışlardı. En doğrusunu Allah bilir ama bu güne kadar, farklı devirlerde toplamda binlerce hak peygamberi bu gibi saldırılarla şehid etmişlerdi. Arz üzerinde sizin gibi her devirde İblis’e uyan, hak peygamberleri yalanlayıp katleden, insanlığın maddi ve manevi felaketi için didinen bir kavim daha yok. Siz, Kur’an-ı Kerim’de bu nedenle lanetlendiniz.

İtiraf ediyorum ki böyle bir saldırıyı yapabileceğinize ihtimal vermiyordum ama çok da mesele değil. Dünkü saldırılar sırasında ben bir daralma hali yaşadım. İştahsızlık oldu. Çok yemişim gibi bir karın şişliği hali oluştu. Başka da bir şey olmadı. Mesaimi bile yarıda bırakmadım, işlerimi bile boşlamadım. Herhangi bir ilaç, takviye v.s. kullanmadım. Bir sinir krizi bile geçirmedim. Burnumdan kan bile gelmedi. Zihnim ve midem bile bulanmadı. Baygınlık mı, yanına bile yaklaşılmadı. Evet, bu kadar büyük ve organize saldırılarınızın neticesinde bana hiçbir şey olmadı. Üstelik üzerimde ve etrafımda hiçbir metafizik koruma yoktu. Bende yalan yok, biliyorsunuz, gerçekten hiçbir metafizik koruma yoktu, şimdi de yok.

Akşam da gece de mesai yaptım. Sabahtan beri de mesaim yoğun şekilde devam ediyor ve dünya üzerinde çoktandır tesis etmiş olduğunuz bu şeytani sistemi büyük bir hızla yıkmaya devam ediyorum. Saldırılarınıza ekibimle birlikte karşılık verdiğimde, sizin verdiğiniz kayıpları, dünyanın dört bir yanındaki metafizikçiler görmüşlerdir ya da yazıyı okuduktan sonra görürler.

Aranızdan önde gelenlerden bazılarının “Hani Muhammed’den sonra peygamber gelmeyecekti? Mfs hala nasıl hayatta kalabilir? Organize şekilde yaptığımız bu kadar ağır saldırılara, on binlerce ağır büyülere rağmen mfs nasıl hayatta kalabilir?” diye feryat ettiğini, isyan ettiğini de bir şekilde haber alırlar. Evet, Hz. Muhammed’den sonra bir peygamber gelmedi ve asla gelmeyecek. Lakin, ikinci Zülkarneyn gelmeyecek diye bir kayıt/bilgi yok. Peygamber ya da mürşid-i kamil değildi ama birinci Zülkarneyn de böyleydi. Çok yüksek teknolojiyle, dünya seferberliği halinde yapılan metafizik saldırılarla, bir gün içinde on binlerce insanın katledilmesi suretiyle yapılan on binlerce ağır büyüyle, eş zamanlı olarak sayısız medyum ve cin kabilesi ve elektronik cihazla, hiçbir şeyle yok edilemedi. Allah onu da korudu, muzaffer eyledi.

Ben size tekrar tekrar “Ölmeyeceğim” demedim mi? “Azrail ile hukukumuz çok sağlam” demedim mi? “Rasuller, nebiler, sıddıklar, şehitler, sahabe-i kiram, silsile-i sadat hep ruhaniyetleri ile benimle birlikteler, benim yanımdalar” demedim mi? Bir benim sahip olduğum manevi kuvvete bakıyorum, bir de sizin medyumlarınıza, büyücülerinize, cin kabilelerinize bakıyorum ve hepsini bir arada iken bile ayağımın altında kolayca ezebileceğim böcek misali görüyorum.

Haydi kalkın ayağa, dünya siyasetini çok hareketlendireceğim. Kaybetmenin, kahretmenin ne demek olduğunu gün gün, tekrar tekrar yaşayacaksınız. Çok büyük hadiseler yaşanacak. Bir de siyasi, askeri ve mali sahalarda toptan bir savrulun da herkes gözleriyle somut şekilde görsün, ne kadar az, ne kadar aciz, ne kadar çaresiz, ne kadar parasız kaldığınızı… Herkes gözleriyle görsün, dünyanın hızla İstanbul’a doğru koştuğunu, yanaştığını…

Türkiye’yi Suriye’den çıkartacağım. On milyondan fazla sözde mültecinin tamamını Türkiye’den çıkartacağım. ABD’de iktidarı devireceğim. Hemen peşi sıra Türkiye’de de iktidarı gürültü şekilde devireceğim ve ardından büyük bir temizlik yapacağım. Burada adamlarınızı bırakmayacağım. Güney Azerbaycan’ı Türkiye’ye dahil edeceğim. PKK’nin kökünü kurutacağım. Kuzey Irak’ta büyük temizlik yapıp sonra Basra’ya doğru yol alacağım. Çok kısa süre içinde çok sayıda büyük holdingi batıracağım. Bu süreçte, Türkiye içindekiler başta olmak üzere dünya genelindeki pek çok etkili kişiye birer kurşun hediye etmeye artık tam manasıyla başlayacağım.

Yine Türkiye içindekiler başta olmak üzere çok sayıda etkili kişinin işini hukuk yoluyla, somut delillerle ama sahada çok da görünmeden bitireceğim. Neler döndüğünü tam olarak anlayamayanlar, yorumlayamayanlar çok olacak. Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkenin enerji, gıda, sağlık, temiz su sorunlarına acil müdahaleler yapacağım. Türkiye’yi elektromanyetik saldırılar yapılamayan bir ülke haline getireceğim. Türkiye’yi bir enerji devine dönüştüreceğim. Bir yandan da Kıbrıs’ın tamamını alacağım. İşgal altındaki diğer adalarımızı ve şu anda Yunanistan denilen topraklarımızı alacağım. Bazıları bir arada, bazıları peş peşe derken, her şeyi çok çok hızlı şekilde ve kısa zamanda yapacağım, yaptıracağım.

Altı ay içinde ordumuzu öyle bir ordu haline getireceğim ki neticeyi görenler inanamayacaklar. Haydi kalkın ayağa, kalkabiliyorsanız. Kalkamıyorsanız bile ben sizi ayaklarımın altında böcek misali ezeceğim. Efendi kabul ettiğiniz o İblis’i, her gün ezdiğim gibi…

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Tayyip’in ve çetesinin fişini çekecekler

Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.

Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…

Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum. 

Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s. 

Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.

Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız. 

Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar. 

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tavizler vermeyeceğim

Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak isteyen taraflar Irak’ta Türkiyenin karşısında durmamalılar. Evet, Suriye’den çıkacağız ama birçok ülkeye/bölgeye haklı olarak müdahale edeceğiz. Bu müdahaleler Ankebut Ağının istediği, masonların, kara paracıların, satanistlerin istediği müdahaleler olmayacak. Gerçekten hukuka, vicdana, milli güvenlik kriterlerimize, milli menfaatlerimize uygun müdahaleler olacak. Irak diye bir ülke aslında yok. O topraklar üzerinde gerçekten bir devlet otoritesi yok. Terör örgütleri kurarak bunlar üzerinden bölücülük yapan, kara ve kanlı para işleri yapan, kaçakçılık yapan, katliamlar yapan çok sayıda devletin piyonları var Irak’ta… Muktaza es-Sadr’a kadar binlerce kişi İsrail casusu… Irak’ta Irak halkının bile can, mal, ırz emniyeti yok. Irak’ta en temel insan hak ve hürriyetleri de yok.

İsrail başta olmak üzere, söz konusu kara paracı ve terörist devletlerin Irak denilen topraklar üzerindeki faaliyetleri, Irak ve Türkiye halklarının telafi edilemez can, mal kayıpları yaşamasına sebep oldu, oluyor. Irak’ta bir milli bütünlük, bir sınır kontrolü ve güvenliği, meşru bir hükumet de yok. Kuzey Irak Kürt Mahalli/Bölgesel idaresi, İsrail’in ve ABD’nin talepleriyle Türkiye’ye kurdurulmuş bölücü, terörist ve gayr-i meşru bir teşkilattır. Bu teşkilatın bir araya getirilmesi ve güya devlet yapısına büründürülmesi sırasında da Türkiye’deki Türk görünen İsrail piyonları aktif vazife aldılar. Bu ihanet faaliyetleri de Büyük İsrail Devleti projesinin ayaklarından biriydi. Rejim ve Rusya, Suriye’de BOP’a gereken darbeleri vuruyorken, Türkiye de Irak’ta vurmalı. Irak’ın kuzeyindeki söz konusu bölgenin, söz konusu bölücü terör unsurunun yok edilmesi de Türkiye eliyle olmalı. Türkiye başta vatandaşlarını ve Irak halkını, sonra çevre halklarını bu vahşilerden kurtarmalı. Türkiye, elinden ihanetlerle alınmış Irak denilen topraklarında yeniden otorite sahibi olmalı, oraları idare etmeli, okyanus ötesinden bile gelerek oralarda at koşturan sömürgeci, işgalci, terörist, katliamcı devletlere, hükumetlere, liderlere, gizli servislere, mafyalara, terör örgütlerine gereken karşılıkları vermelidir.

Şırnak, Hakkari, Van civarlarında karışıklık çıkartmak, halkı sokağa dökmek isteyen soysuzlar var. Kimler çıkacaksa çıksınlar. Çıkana kadar müdahale etmeyeceğiz. Çıktıktan sonra, “vatandaş” gibi görünen, ne yazık ki bu ülkenin nüfus cüzdanına sahip olan teröristleri ya da terör destekçilerini en sert şekilde bastıracağız. O bölgenin vatandaş görünen teröristleri artık karşılarında gerçek bir devlet otoritesi, gerçek bir adalet sistemi, gerçek Türk polis ve askerini görmeliler. Bunları cezaevlerine doldurup, zaten çok zor haldeki milletimizin vergileri ile de beslemeyeceğiz. Bin sene ceza evinde yatacak olsalar bile ıslah olmayacaklarına dair istatistikler var. Yatıp çıkanın ıslah olduğu nerede ise hiç görülmemiş. Zaten insanlıktan çıkmayan birinin, mazereti ne olursa olsun teröristlik yapması mümkün değildir. İnsanlıktan çıkanın da bir daha insana dönüşmesi mümkün değildir. Askere, polise taş atan bile devlete isyan suçu işlemiştir. Devlete isyan fiilinin karşılığı/cezası kesindir, tartışmasızdır. O suçu işlemek üzereyken öldürülürler. Cesetleri de ailelerine, örgütlerine verilmez. Bir çukura topluca basılırlar, üzerleri kapatılır. Terörü sözlü ya da fiili olarak tasvip etmek ya da müdafaa etmek de terör suçudur ve teröriste yapılan muamelenin aynısı bu kişilere de yapılır. Bu sınıfa dahil olanlara da icap eden muameleler yapılmalı ve geride kalanlarına ibret olacak hadiseler yaşanmalı. Sürekli dış güçlere, terör örgütü kuran ve kullanan ülkelere piyon olmanın sonunu görmeliler. Bir musibet, bin nasihattan evladır. On binlerce can kaybedilmişken hala bu konularda merhamet budalalığı yapanlar, sağda solda o minvalde yazanlar ve konuşanlar hakkında soruşturmalar başlatılmalıdır. Akli ve ruhi sıkıntıları mı var, zeka gerilikleri mi var yoksa terörist ve hain unsurlarla bağlantıları mı var, meydana çıkartılmalı ve gerekli muameleler yapılmalıdır. Teröriste acımak, vatandaşa/mazluma zulüm etmektir. Ülkede can, mal, ırz emniyetini tehlikeye atmaktır. Milli birliği ve güvenliği tehlikeye atmaktır.

İran’ın devlet sistemi içinde de çok sayıda İngiltere/İsrail casusları var. En başta Hamaney de bunlardan biri. Sadr ile paslaşmaları sırasında asıl maksadı İran’ın, Irak’ın ya da bölge halklarının iyiliği, emniyeti, huzuru değil, İngiltere ve İsrail’in çıkarları… Türkiye, Irak’a gerekli müdahaleleri yaparken ne NATO/batı cephesinden ne de İran’dan ciddi seviyede bir karşılık görmeyecek. Ekranlara, köşe yazılarına, sosyal medyaya yansıtılanların haricinde, bunların gerçekte ne hallerde olduklarını bilenler, iyi biliyorlar. Sık sık üzerinde durduğum bu gerçeğe tekrar temas etmenin lüzumu yok.

Irak tarafında şartlar böyle olsa da Yunanistan, İngiltere, ABD, İsrail, Fransa ve birkaç müttefikinin, Türkiye’nin batı sahillerinden işgal denemesi yapma ihtimali var. Türkiye’de büyük bir ya da birkaç afetten sonra buna anca teşebbüs edebilirler ama o şartlarda bile ülkemizi işgal edemezler, gerekli karşılıkları görürler, görecekler. Daha zorda kaldıklarında batı illerimizde toplu ölümlere sebep olacak virüsler bulaştırmayı bile deneyeceklerdir. Bunların tarihlerinde şeytanlıktan, vahşetten, katliamdan, kibirden, cinsi sapıklıktan başka hiçbir şey yok.

İran’a nasıl baktığımız, İran’la tarihten beri dost olmadığımız ve olmayacağımız herkes tarafından biliniyor. Açıkça ifade etmekteyim ki bu şartlara rağmen İran’a batı/NATO çetesi tarafından herhangi bir askeri müdahale yapılmak istenirse, yapılacak askeri müdahalelerde Türkiye taraf olacak ve İran yanlısı duracak. Doğrudan harbin içine girecek. Türkiye, kendi savunmasını İran üzerinden başlatacak. Aynı şekilde, Türkiye, baş belası haline dönüşmüş, türlü türlü sorunların merkezi/yatağı haline dönüşmüş ve gerçek bir devlet otoritesi kalmamış olan sorunlu Irak’a, haklı ve meşru müdahalesini yaparken İran hatalı tavırlar sergilerse, İran’a da askeri müdahale yapacak. En başta hızlıca Güney Azerbaycan’ı hürriyetine kavuşturacak. Orada ya geçici bir hükumet kurulacak ya da o topraklar doğrudan Türkiye’ye bağlanacak.

Türkiye’nin elinde her türlü imkan var. En başta ise her sahada çok iyi yetişmiş vatandaşları var. Elektrik, elektronik, iletişim, yazılım, tıp, kimya diye saymaya başlansa, ihtiyaç duyulan her sahada her işi, her projeyi yapabilecek kadrolar var. Devletimizin şu anda elinde mevcut olan imkanları bile doğru kullanılmaya başlansa, anında çağ atlayacak şu Türkiye… Yeter ki vatansever, dürüst, ahlaklı idarecilerin elinde olsun. Mevcut teknik kadrolarla, şu an devletimizin elinde olmayan her ihtiyacın yapılması sadece kısa zaman alır. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye bütün bu oyunları, ihanetleri hızla bozmaya, içine dahil edildiği Ankebut Ağından daha da hızla çıkmaya devam edecek. Türkiye güçlenmeye, büyümeye devam edecek. Kadim topraklarını da alacak. Devasa projelerle bütün bölgeyi dünyanın merkezi haline getirecek. Yeni bir dünya düzeninin başşehri şüphesiz ki İstanbul olacak. Bütün taraflar, doğru safta olup olmadıklarını yeniden gözden geçirmeliler. Safımızda olanlar da saflarını sıklaştırmalılar. Türkiye’de ve bölgede terör yok edilecek. Bunu yapmak için, terör örgütleri kurup kullanan malum devletlerin yok edilmesi gerekiyorsa, bu da yapılacak. Kırmızı çizgilerim, hassasiyetlerim herkesçe biliniyor. “Dünya yok edilecek, taviz ver” denilse bile bunlardan tavizler vermeyeceğim.

Cerrahlar kadar merhametli olacağız. Her yer iltihap, her yer cerahat, her yer kangren ve gereken her yere neşterimizi vuracağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Saçmalıyorlar

Suriye meselesinde hala Kraliçe’nin, dolayısıyla satanistlerin yani İblis’in taleplerini yerine getirmek isteyenler var. Memleketimiz dahilinde ve haricinde bir organizasyon hala bunu gerçekleştirmek, ordumuzu Suriye’ye göndermek istiyor. Karşımızda bunu denerken verdikleri kayıplar, oyundan düşen adamları, bu organizasyonu daha da sinirlendirdi ve öfke kontrollerini kaybettiler. Kelimenin tam manasıyla saçmalıyorlar. Yapamıyorlar, çoktan rezil oldular, çoktan ve kesinlikle kaybeden taraflar oldular ama pislik çıkartıyorlar.

Batmak üzereler. Suriye operasyonunun bir an önce başlatılması için işlerin hızlandırılmasını istiyorlar. ABD de İngiltere de daha başka Ankebut Ağı ülkeleri de devasa mali sorunlarla boğuşuyorlar. Otorite sorunları da çok fazla. Çok itibar da kaybettiler. Adamlarına da söz geçiremiyorlar. Acil olarak kara paralara ve güç gösterilerine ihtiyaçları var. Suriye’de de sıkıştılar ve acilen askerlerimizin emirlerine verilmesine ihtiyaçları var.

Şu anlarda Tayyip etkisiz eleman. Suriye’ye girmenin kendisi için ne demek olduğunu çok iyi biliyor, girmek istemiyor ama istemese de bu baskıya karşı koyabilecek gücü ve şartları yok. Sağlığı iyi değil, istihbarat gücü iyi değil, etrafı hain dolu, onu ayakta uyutuyorlar. Çevresinin nasıl kuşatıldığını, o hainlerin ilk fırsatta önce kendisini öldüreceğini ve ülkenin idaresini açıkça ele alacaklarını sanki bilmiyor ya da bunu idrak edemiyor gibi bir hali var. Öyle ise iş bana düşüyor. Ankara hükumeti ülkeyi koruyamıyorsa da İstanbul dimdik ayakta ve her şeyin farkında…

Şuradan dünyanın önde gelen bütün satanistlerine rest çekiyorum. Başta da o Kraliçeye ve onun kuklası Biden’a ve o devlet denemez İsrail’e… Benim ordumu, benim iznim ve emrim olmadan Suriye’ye göndermeye teşebbüs eden her haine, milletimiz adına birer kurşun hediye edeceğim. Bu topraklar üzerinde Kraliçe’ye piyonluk yapan herkesi, başta da o Hulusi’yi ve kuvvet komutanlarını ayaklarımın altında ezeceğim.

Ayrıca Kraliçe tarafının sinsi hesapları/oyunları da var. Kontrolsüz ve onların işine gelecek şekilde ayağa kalkmamızı, ülkemizi karıştırmamızı ve Tayyip’i devirmemizi bekliyorlar. Arka planda türlü türlü sinsilikler ve planlar var. Suni afetler, işgal denemeleri, tahammül edilemez seviyede mali kriz ve açlık ve daha türlü türlü çılgınlıklar çalıştılar. Fırsatlar kolluyorlar. Kaybetmişlerken, bu şekilde kazanan taraf olabileceklerini, üste çıkabileceklerini düşünüyorlar. Kendilerini kandırıyorlar. İstanbul’un istihbarat gücünü de cesaretini de dahiyane siyasetini de dünya üzerindeki bütün taraflar tekrar tekrar zaten gördüler.

Bu gece bu ülkenin vatanseverleri uyumayacaklar. Önümüzdeki günlerde de kimse uyumayacak. Her nerede hala Kraliçe’ye çalışan, hala ordumuzu Suriye’ye göndermeye çalışan hain varsa, en tepeye kadar hepsini etkisiz hale getirecekler. Tekrar ediyorum, toplu bir hareket olmayacak, tek tek infaz edilecekler. Hesabını sorabilecek biri mi var, devleti muhafaza etmeyi ve aleni şekilde ihanet edenleri etkisiz hale getirmeyi suç göstermeyi deneyecek birileri mi var, ben buradayım. Hepsini beklerim.

En açık şekliyle bir daha yazıyorum, dikkat edilsin. Türkiye’de Tayyip’in hükmü geçmiyor. Pek çok siyasi/idari, askeri yetkililer, Tayyip’i takmadan hareket ediyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kaçmasın, mindere gelsin

İngiltere’yi mindere davet ediyorum. Maşaları ile vakit kaybetmesin. İtleriyle, enikleriyle bizi oyalamasın. Doğrudan İngiltere karşımıza geçsin. Uğraşamayız Irak’ta, Suriye’de, Güney Azerbaycan’da, Türkmenistan’da veya başka başka yerlerde İngiltere’nin maşalarıyla…

Haydi, hemen şimdi, bütün dünyanın gözleri önünde İngiltere Türk kaplanı ile karşı karşıya gelsin ve neticesi olarak İngiltere de tarihin karanlık sayfaları arasına kayıt edilsin.

Dünyanın “İngiltere” denilen şer merkezinden, satanist yuvasından, fitne ve terör yuvasından, sömürgecilik merkezinden, tefecilik merkezinden, hırsızlık merkezinden artık kurtulmasının vakit geldi. El yakmayan adi ve basit maşalar, İngiltere’ye çok fazla vakit kazandıramazlar. İngiltere sahadan, çatışmadan kaçmamalı, korkakça davranmamalı ve derhal mindere gelmeli.

Verdiğim süreler tam olarak dolsun, maşalarından biri olan Yunanistan’ın leşini de İngiltere’nin kapısına atacağım. Çok büyük gürültüyle ve restle atacağım. O andan sonra da mı kaçak güreşecek ve basit maşalarıyla vakit kaybedecek. Biden ve Kamala’nın leşlerini de İngiltere’nin kapısına atacağım. Daha onlarcasını atacağım.

Korkunun ecele faydası yok, bundan sonra İngiltere’ye bu dünyada meydan yok.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..