Etiket arşivi: BOP

Sıktı artık, Suriye’den herkes çıksın

Suriye sınırları içinde Türkiye, Rusya, ABD, İran unsurları başta olmak üzere, (Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esed’e bağlı askeri unsurlar haricinde) her kim varsa, hangi tarafın askerleri ya da milis unsurları varsa… Ayrıca hangi tarafın kara para işlerinde kullandığı yetkili-yetkisiz kişiler varsa…. Hepsini şu andan itibaren metafizikle ağır şekilde çarptırmaya başlıyorum.

Aynı sırada araçları, cihazları hatta yeraltı ve yerüstü mekanları da çarpılacak. Çok büyük patlamalar da olacak. Uçaklar da uçamayacak. Suriye işi fazlasıyla çirkefleştirildi. Ben BOP’u Suriye bataklığına gömeli yıllar oldu, uzatmaların oynanması sadece huzur ve moral bozdu. BOP’u diriltmedi, dirilmeyecek. Suriye’de akan kan arşa vardı. Suriye, dünya tarihinin en büyük kara ve kanlı lekelerinden biri oldu.

Esed tarafı hariç herkes çıksın oradan… Benim büyük projelerim hazır. Hiç finansman sorunu olmadan ve kısa sürede Suriye’yi dünyanın en güzel yerlerinden bir yer, en huzurlu ve emniyetli, en gelişmiş ve en zengin yerlerinden bir yer yapacağım. Bu sırada Esed’le de sıkı paslaşacağım.

Bu güne kadar defalarca tekrar ettim. TSK mensuplarının oradan çıkartılmasını söyledim. Şimdi orada vefat edecek TSK mensuplarının vebali de benim üzerimde değil. TSK’yi, ölmüş bitmiş BOP’u ayakta tutmak için orada tutanlar, kara para sağlayıp batıyı ve İsrail’i ayakta tutmak için orada tutanlar, ölecek asker ve subayların hesabını dünyada ve ahirette acı acı verirler. Daha dünyadaki cezalandırma safahatında bile, bin kere ölmeyi isterler.

Suriye sınırları içindeki TSK mensupları arasından isteyenler hemen firar etsinler, ben firar edenlerin ceza almamalarını sağlayacağım. Lakin orada kalanların çoğunun öleceğini, kalanların da ölmekten beter hallerde sınırlarımız dahiline sedyelerle getirileceğini, getirilenlerin en az yarısının da sınırlarımız dahilinde tedavi sürecinde iken inleye inleye öleceğini garanti ederim.

En yüksek rütbeli subayından erine kadar herkes, orada insanlık dışı bir maksatla bulunduklarını, sürekli hukuk ve insanlık dışı işler yaptıklarını biliyorlar. Dilsiz şeytanlar da çarpılacaklar. Kimse bütün suçu hükumetin mensuplarına ve tasmaları İngiltere, ABD ve İsrail’in elinde olan genel kurmay kademesine bulmasın.

Ben sıkıldım iyice… Melhame-i kübra (Armagedon) mı çıkar, nükleer savaşlar mı yaşanır… İsrail, ABD, İngiltere, Avrupa, Rusya hep beraber mi batar (ki zaten toptan bataklar), her ne olacaksa olacak, bu insanlık dışı hal yok edilecek.

Çıkan derhal çıksın, çıkmayan kendisi bilir. “Yapamazsın” diyen varsa da istediği şekilde karşıma çıksın. Bence önce Türkiye karışsa, daha kısa sürer bu süreç…

| mfs – Şeytan çarpan – Akademi Dergisi

Tayyip’in ve çetesinin fişini çekecekler

Saha çok ama çok gergin. Son yaptıkları planları da tutmadı. Son kazdıkları kuyulara da kendileri düştüler. Türkiye’nin benim elimle karışmasını çok istediler, beklediler. Tayyip’i önüme attılar, harcamamı istediler.

Ne Suriye’ye operasyon yaptırabildiler, ne diğer kara para işlerini istedikleri hale getirebildiler. Ne beni etkisiz hale getirebildiler. Ne batı/NATO çetesine üst üste vurduğum darbeleri durdurabildiler v.s. Bu gidişatı tersine çevirmeyi geçtiler, durdurmaya dönük ümitleri bile eriyor. Yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor ama onlar maddeten ve manen çok feci hallerdeler ve zaman aleyhlerine işliyor. Yine de bir şeyler yapmalılar ama yapabilecekleri şey, kuklaları olan iktidarı indirip de yerine sözde muhalefet yapan diğer kuklalarını getirmekti. Şimdi çaresizlikten o yolu seçtiler. Evet, AKPKK/MHPKK koalisyonu projelerinin üstünü tam olarak çizdiler. Bunun için alt yapı çalışmalarına başladılar ve her an Türkiye’de Tayyip’i/AKPKK’yi devirebilirler. Bir bakarsınız ki Pazartesi günü akşamı Türkiye’de AKPKK hükumeti yok. Çok geniş bir kadroyu toplayıp alacaklar. Yerlerine altılı çeteyi getirecekler. Beni de altılı çetenin önünde büyük bir mani olarak görüyorlar. Kaçtır açıkça hamleler yapacaklar, ben varım diye geri duruyorlar. Yanlış yorumluyorlar. Ben değil miydim “Şunları indirip diğer kuklalarınızı getirecekseniz getirin ama benim kırmızı çizgilerime, hassasiyetlerime dikkat edin” diye açıkça yazan…

Bu güne kadar Tayyip ve çetesi ile altılı çete her şeyi beraber yaptılar. Beraber ihanet ettiler, beraber çaldılar, beraber terörün önünü açtılar, beraber İngiltere’ye, ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya çalıştılar… Vergilerimizi beraber çalarak bu ülkelere gönderdiler, askerlerimizi beraberce terör örgütlerinin önüne attılar, şehit ettirdiler. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afrika’da BOP için gerekli olan şeyleri beraber yaptılar ve bunları yaparken bizim devlet gücümüzü BOP’un emrine verdiler. On milyondan fazla bedavacı onursuzu, harp kaçkınlarını beraberce ülkemize getirdiler, şimdi beraberce burada tutuyorlar. İnsan, organ, uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılığı beraber yaptılar ve hala beraber yapıyorlar. Terör alsın yürüsün, kara para işleri coşsun, Türkiye ve bölge bölüne bölüne, nüfus dengeleri değişe değişe BOP yani Büyük İsrail Devleti projesi gerçekleşsin diye beraberce yapmadıkları ya da denemedikleri hiçbir iş yok. Ordumuzu ve sistemimizi bile bu maksatla beraberce dağıttılar. MİT’in başına kara paracı Hakan Fidan’ı bunun için getirdiler ve en güçlü yapıştırıcı ile o koltuğa yapıştırdılar. Herifin MİT başkanı olduğu süreçte kaç acı terör hadisesi, kaç skandal peş peşe yaşandı, hiç rahatsız bile edilmedi. Birkaç danışıklı dövüşlü güya tepkinin ötesinde bir şey yaşandığı görülmedi. Hala Hakan Fidan’dan hiçbirinin rahatsızlığı yok, çünkü bağlantıları sağlam, kara parada herkese kazandırıyor. CHPKK’nin terörist yöneticilerine bile… Aile Bakanlığı üzerinden şiddetli yıkıcı faaliyetleri beraberce yaptılar. Beraberce ibneliği ve her türlü melaneti serbest bıraktılar. Ülkede kadınlarla erkekleri rakip hatta düşman yaptılar. Dernekler, vakıflar, sözde yardım kuruluşları üzerinden vurgunları da beraber yaptılar. Maddi ve manevi sahalarda her türlü yıkıcı faaliyeti, bu milletin devletinin gücüyle, kurumlarının gücüyle beraberce yaptılar. Milletin gücünü milletin aleyhine hep beraberce kullandılar, kullanıyorlar. Yani bizim için ha AKPKK ha CHPKK ha HDPKK… Bir farkları yok. O nedenle yıllardır “Hepsi aynı alfabenin harfleri” deyip duruyorum. 

Şimdi Tayyip indirilse de yerine altılı çete gelse, bence adalet yerini de bulur. Çünkü bu enkazın bizim üzerimize devrilmesi adalet değil. Kim yıkılmaya sebep olduysa, enkaz onun, onların üzerine devrilmelidir. Ülkenin hazinesinde para yok, memuruna maaş veremeyecek vaziyette, kara paralarla taklalar attırılıyordu artık o da yok. Araplardan para dilenmenin, milletler arası seviyede kara para transferlerinin de bir sonu var ve oraya gelindi. Millet aç, millet hasta, millet öfkeli v.s. 

Altılı çete iş başı yaptırılınca ben haftalar sayarım. Kaç hafta iktidarda kalabileceklerine, hangi sorunu çözebileceklerine bakarım. Altı haftadan fazla kalabilmişlerse de çok şaşarım. Çünkü ABD’nin bile altı haftası kaldığını zan etmiyorum. Bu gidişle her an ABD de açıkça, görülür şekilde havlu atacak ve çok da karışacak. Hatta bence Türkiye’den önce karışacak.

Evet, bence hiç mahzuru yok. Önce ABD mi yoksa Türkiye mi karışır, o da meselemiz değil. Biz bunca yıldır işlenen bunca vahim suçların hiçbirine ortak olmadık, destek olmadık, sessiz/tepkisiz kalmadık. Bunca yıl sonra aynı duruştayız, duruşumuzu hiç bozmadık. Biz hak etmediğimiz bir yıkılışı yaşamak ve hak etmediğimiz şekilde bir enkaz altında kalmak niyetinde değiliz. Bunları bunca senedir başında tutan halk kesimi de umurumuzda değil. 12 seneden fazladır o halk kesimini de ikaz ettik, onlara nasihat ettik. Yeter, halkın o kesimiyle, idarecilerin bu kesimleri hep beraber bu günleri hazırladılar. Dinimizi bile alet ede ede her türlü melunluğu yaptılar, yaptırdılar, desteklediler, alkışladılar, yediler, içtiler, kustular, pislediler. Şimdi kaoslarını yaşasınlar. Biz karışmayacağız. 

Tayyip ile çetesini darbe ile mi, siyasi oyunlarla mı, hukuk yoluyla mı devirdiklerine de takılmayacağız. Darbe ile bile devireceklerse, biz izin vermeden darbe yapamazlar ama vereceğiz. Biz izin verdiğimizde darbe yapsalar, bize yine sıkıntı olamazlar. İstanbul dağ gibi sağlam bir vaziyette duruyor. Yine Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya yön vermeye, dengeler kurmaya devam edecek. Bu kadim şehri deccalin teşkilatı da yok edemez. Oyalanıp dursunlar, acı akıbetlerini yaşasınlar, biz her safhasında en doğru, en dürüst, en cesur, en adaletli kararlarla, tavırlarla yolumuza devam edeceğiz. Zaman Ankebut Ağına bağlı bütün ülkeleri ve liderleri ve sistemleri mum misali eritiyor. Zaman bizim lehimize, onların aleyhlerine işliyor. Eriyorlar, bitiyorlar ve ne yapmayı denerlerse denesinler, köprüden önceki son çıkışı zaten kaçırdılar. 

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tavizler vermeyeceğim

Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak isteyen taraflar Irak’ta Türkiyenin karşısında durmamalılar. Evet, Suriye’den çıkacağız ama birçok ülkeye/bölgeye haklı olarak müdahale edeceğiz. Bu müdahaleler Ankebut Ağının istediği, masonların, kara paracıların, satanistlerin istediği müdahaleler olmayacak. Gerçekten hukuka, vicdana, milli güvenlik kriterlerimize, milli menfaatlerimize uygun müdahaleler olacak. Irak diye bir ülke aslında yok. O topraklar üzerinde gerçekten bir devlet otoritesi yok. Terör örgütleri kurarak bunlar üzerinden bölücülük yapan, kara ve kanlı para işleri yapan, kaçakçılık yapan, katliamlar yapan çok sayıda devletin piyonları var Irak’ta… Muktaza es-Sadr’a kadar binlerce kişi İsrail casusu… Irak’ta Irak halkının bile can, mal, ırz emniyeti yok. Irak’ta en temel insan hak ve hürriyetleri de yok.

İsrail başta olmak üzere, söz konusu kara paracı ve terörist devletlerin Irak denilen topraklar üzerindeki faaliyetleri, Irak ve Türkiye halklarının telafi edilemez can, mal kayıpları yaşamasına sebep oldu, oluyor. Irak’ta bir milli bütünlük, bir sınır kontrolü ve güvenliği, meşru bir hükumet de yok. Kuzey Irak Kürt Mahalli/Bölgesel idaresi, İsrail’in ve ABD’nin talepleriyle Türkiye’ye kurdurulmuş bölücü, terörist ve gayr-i meşru bir teşkilattır. Bu teşkilatın bir araya getirilmesi ve güya devlet yapısına büründürülmesi sırasında da Türkiye’deki Türk görünen İsrail piyonları aktif vazife aldılar. Bu ihanet faaliyetleri de Büyük İsrail Devleti projesinin ayaklarından biriydi. Rejim ve Rusya, Suriye’de BOP’a gereken darbeleri vuruyorken, Türkiye de Irak’ta vurmalı. Irak’ın kuzeyindeki söz konusu bölgenin, söz konusu bölücü terör unsurunun yok edilmesi de Türkiye eliyle olmalı. Türkiye başta vatandaşlarını ve Irak halkını, sonra çevre halklarını bu vahşilerden kurtarmalı. Türkiye, elinden ihanetlerle alınmış Irak denilen topraklarında yeniden otorite sahibi olmalı, oraları idare etmeli, okyanus ötesinden bile gelerek oralarda at koşturan sömürgeci, işgalci, terörist, katliamcı devletlere, hükumetlere, liderlere, gizli servislere, mafyalara, terör örgütlerine gereken karşılıkları vermelidir.

Şırnak, Hakkari, Van civarlarında karışıklık çıkartmak, halkı sokağa dökmek isteyen soysuzlar var. Kimler çıkacaksa çıksınlar. Çıkana kadar müdahale etmeyeceğiz. Çıktıktan sonra, “vatandaş” gibi görünen, ne yazık ki bu ülkenin nüfus cüzdanına sahip olan teröristleri ya da terör destekçilerini en sert şekilde bastıracağız. O bölgenin vatandaş görünen teröristleri artık karşılarında gerçek bir devlet otoritesi, gerçek bir adalet sistemi, gerçek Türk polis ve askerini görmeliler. Bunları cezaevlerine doldurup, zaten çok zor haldeki milletimizin vergileri ile de beslemeyeceğiz. Bin sene ceza evinde yatacak olsalar bile ıslah olmayacaklarına dair istatistikler var. Yatıp çıkanın ıslah olduğu nerede ise hiç görülmemiş. Zaten insanlıktan çıkmayan birinin, mazereti ne olursa olsun teröristlik yapması mümkün değildir. İnsanlıktan çıkanın da bir daha insana dönüşmesi mümkün değildir. Askere, polise taş atan bile devlete isyan suçu işlemiştir. Devlete isyan fiilinin karşılığı/cezası kesindir, tartışmasızdır. O suçu işlemek üzereyken öldürülürler. Cesetleri de ailelerine, örgütlerine verilmez. Bir çukura topluca basılırlar, üzerleri kapatılır. Terörü sözlü ya da fiili olarak tasvip etmek ya da müdafaa etmek de terör suçudur ve teröriste yapılan muamelenin aynısı bu kişilere de yapılır. Bu sınıfa dahil olanlara da icap eden muameleler yapılmalı ve geride kalanlarına ibret olacak hadiseler yaşanmalı. Sürekli dış güçlere, terör örgütü kuran ve kullanan ülkelere piyon olmanın sonunu görmeliler. Bir musibet, bin nasihattan evladır. On binlerce can kaybedilmişken hala bu konularda merhamet budalalığı yapanlar, sağda solda o minvalde yazanlar ve konuşanlar hakkında soruşturmalar başlatılmalıdır. Akli ve ruhi sıkıntıları mı var, zeka gerilikleri mi var yoksa terörist ve hain unsurlarla bağlantıları mı var, meydana çıkartılmalı ve gerekli muameleler yapılmalıdır. Teröriste acımak, vatandaşa/mazluma zulüm etmektir. Ülkede can, mal, ırz emniyetini tehlikeye atmaktır. Milli birliği ve güvenliği tehlikeye atmaktır.

İran’ın devlet sistemi içinde de çok sayıda İngiltere/İsrail casusları var. En başta Hamaney de bunlardan biri. Sadr ile paslaşmaları sırasında asıl maksadı İran’ın, Irak’ın ya da bölge halklarının iyiliği, emniyeti, huzuru değil, İngiltere ve İsrail’in çıkarları… Türkiye, Irak’a gerekli müdahaleleri yaparken ne NATO/batı cephesinden ne de İran’dan ciddi seviyede bir karşılık görmeyecek. Ekranlara, köşe yazılarına, sosyal medyaya yansıtılanların haricinde, bunların gerçekte ne hallerde olduklarını bilenler, iyi biliyorlar. Sık sık üzerinde durduğum bu gerçeğe tekrar temas etmenin lüzumu yok.

Irak tarafında şartlar böyle olsa da Yunanistan, İngiltere, ABD, İsrail, Fransa ve birkaç müttefikinin, Türkiye’nin batı sahillerinden işgal denemesi yapma ihtimali var. Türkiye’de büyük bir ya da birkaç afetten sonra buna anca teşebbüs edebilirler ama o şartlarda bile ülkemizi işgal edemezler, gerekli karşılıkları görürler, görecekler. Daha zorda kaldıklarında batı illerimizde toplu ölümlere sebep olacak virüsler bulaştırmayı bile deneyeceklerdir. Bunların tarihlerinde şeytanlıktan, vahşetten, katliamdan, kibirden, cinsi sapıklıktan başka hiçbir şey yok.

İran’a nasıl baktığımız, İran’la tarihten beri dost olmadığımız ve olmayacağımız herkes tarafından biliniyor. Açıkça ifade etmekteyim ki bu şartlara rağmen İran’a batı/NATO çetesi tarafından herhangi bir askeri müdahale yapılmak istenirse, yapılacak askeri müdahalelerde Türkiye taraf olacak ve İran yanlısı duracak. Doğrudan harbin içine girecek. Türkiye, kendi savunmasını İran üzerinden başlatacak. Aynı şekilde, Türkiye, baş belası haline dönüşmüş, türlü türlü sorunların merkezi/yatağı haline dönüşmüş ve gerçek bir devlet otoritesi kalmamış olan sorunlu Irak’a, haklı ve meşru müdahalesini yaparken İran hatalı tavırlar sergilerse, İran’a da askeri müdahale yapacak. En başta hızlıca Güney Azerbaycan’ı hürriyetine kavuşturacak. Orada ya geçici bir hükumet kurulacak ya da o topraklar doğrudan Türkiye’ye bağlanacak.

Türkiye’nin elinde her türlü imkan var. En başta ise her sahada çok iyi yetişmiş vatandaşları var. Elektrik, elektronik, iletişim, yazılım, tıp, kimya diye saymaya başlansa, ihtiyaç duyulan her sahada her işi, her projeyi yapabilecek kadrolar var. Devletimizin şu anda elinde mevcut olan imkanları bile doğru kullanılmaya başlansa, anında çağ atlayacak şu Türkiye… Yeter ki vatansever, dürüst, ahlaklı idarecilerin elinde olsun. Mevcut teknik kadrolarla, şu an devletimizin elinde olmayan her ihtiyacın yapılması sadece kısa zaman alır. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye bütün bu oyunları, ihanetleri hızla bozmaya, içine dahil edildiği Ankebut Ağından daha da hızla çıkmaya devam edecek. Türkiye güçlenmeye, büyümeye devam edecek. Kadim topraklarını da alacak. Devasa projelerle bütün bölgeyi dünyanın merkezi haline getirecek. Yeni bir dünya düzeninin başşehri şüphesiz ki İstanbul olacak. Bütün taraflar, doğru safta olup olmadıklarını yeniden gözden geçirmeliler. Safımızda olanlar da saflarını sıklaştırmalılar. Türkiye’de ve bölgede terör yok edilecek. Bunu yapmak için, terör örgütleri kurup kullanan malum devletlerin yok edilmesi gerekiyorsa, bu da yapılacak. Kırmızı çizgilerim, hassasiyetlerim herkesçe biliniyor. “Dünya yok edilecek, taviz ver” denilse bile bunlardan tavizler vermeyeceğim.

Cerrahlar kadar merhametli olacağız. Her yer iltihap, her yer cerahat, her yer kangren ve gereken her yere neşterimizi vuracağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Halt etmiş

Fahrettin Altun, tiril tiril titreme nöbetlerinden biraz olsun kurtulup kendisinden beklenilen ihanet çıkışını nihayet sergileyerek, “Katar ve Türkiye bir elin parmakları gibi, biz kardeşiz.” demiş. Halt etmiş. Onların yani biyonik robotların ve içlerindeki yeşillerin kardeşliği doğru olabilir ama biz İngiltere’nin elinde el yakmayan basit ve değersiz maşalar olan Katarla da BAE ile de Suudi Amerika ile de benzerleri ile de kardeş değiliz.

Kardeş kardeşe bunu mu yapar… Bize yaptıkları şeyler kalleşlikten öte şeyler. Peşkeş onlarda… Üçkağıtçılık, dolandırıcılık onlarda… Sömürücülük onlarda… Terör örgütleri kurup yönetmek onlarda… Söz konusu sözde İslami terör örgütleri üzerinden bunca yıldır toplamda milyonlarca masum sivili katletmek onlarda… Kara paracılık onlarda, tefecilik onlarda… Ziraatı ve hayvancılığı kasten çökertmek onlarda… Türkiye’yi Büyük İsrail projesi kapsamında onursuz harp kaçkını on milyonla kişiyle doldurmak ve son günlerde bunlar gönderilmesin diye çırpınıp durmak onlarda… Bu sözde mülteciler başta olmak üzere Türkiye’den kaçırılan bebek, çocuk, yetişkin insanları dünyaya tek parça halinde ya da parçalayıp organlar halinde satmak ve onlar üzerinden kara ve kanlı paralar elde etmek de onlarda… Uyuşturucu kaçakçılığı onlarda… Türkiye dahil pek çok ülkenin her türlü içişlerine müdahale etmek onlarda… Darbecileri desteklemek onlarda… Bilmem kaç tane ülkede saymakla bitmez vatan hainlerini finanse etmek onlarda… Müslüman görünüyorken arka plandan her türlü İslam ve insanlık düşmanlığını icra etmek onlarda… Dünyada ne kadar gerçek müslüman varsa hepsine her gün topluca büyüler yapmak onlarda… Para karşılığı dünyanın dört bir yanından çok çok yüksek sayıda kişiye büyücülük hizmeti vermek onlarda… Büyüler yaparken bebek, çocuk dahil her yaştan insanı ama özellikle müslüman çocuklarını katletmek onlarda… Daha saymakla bitmez suç, günah, rezillik, sadistlik, şeytanlık, terör, vahşet, her türlü pislik onlarda…

Gerçek Fahrettin Altun’un da büyücülüğü, satanistliği, rüşvetçiliği, içi/ruhu kadar dışının/bedeninin de pislik halde olduğu… Para için anasını, karısını, vatanını bile satacak kadar ileri seviyede bir insan şeytanı hain olduğu herkesin malumu…

Fahrettin Altun da dahil, her kim de hala onlardan, Katar’dan ve benzerlerinden yanaysa, alsın topunu sektirip gitsin, ayaklar altında çiğnenmesin, bu milleti daha fazla germesin.

Bütün dünya bilsin ki Türkiye’ye, Türk milletine bu kadar kötülüğü yapmış ve hala yapmak yönünde irade sergileyen söz konusu maşa ülkelerle dostuğumuz yok. Söz konusu ülkelerin vatandaşlarının ya da o ülkelerle işbirliği halinde çalışan Türkiye vatandaşlarının ya da başka ülke vatandaşlarının de Türkiye’de yeri yok. Türkiye sınırları içinde bu kişilerin, şirketlerinin, araçlarının, cihazlarının başına gelebilecek herhangi bir şeyden biz mesul değiliz.

Onlara, bağımsızlık/hürriyet ve temiz temiz yaşama mücadelesi veren Türkiye’yi en ama en kısa sürede terk etmelerini tavsiye ederiz. Giderler ya da gitmezler, kendileri bilrler. Bizim tarzımız belli, herkesi önden ikaz ederiz.

Türkiye vatandaşı olsun ya da herhangi bir ülkenin vatandaşı olsun, hiç fark etmez. Söz konusu ülkelerin Türkiye’deki şirketlerine ve adamlarına zaten kara para, peşkeş, yolsuzluk, rüşvet, ihanet dahil türlü maddeler kapsamında operasyonlar ve sonrasında yargılamalar yapılacak. Benim endişem, millette birikmiş enerjiyi görmezden gelerek damara basa basa karşılıklar vermeyi deneyenlerin, ne ile oynadıklarını bilmemeleri. Başlarına bir iş gelince, bizim de kontrol edemeyeceğimiz bir şeyler yaşanınca, sonra bizden bilmesinler.

Bu arada, o Temim nerede?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Mekanımdayım

Kimse endişe etmesin. Aslanlar gibiyim. Bunların bizim karşımıza çıkabilecek güçleri ve yürekleri olsa şimdiye kadar yüzlerce kere çıkarlardı.

Tam manasıyla sahaya iniyorum, hazır olun. Hiçbir karşılık verilmese bile üzerlerine gideceğiz, Ankara hükumetini fesh edeceğiz. Sözde mültecileri Avrupa’ya doğru topluca süreceğiz. Kuzey Irak’taki sözde Kürt bölgesel yönetimini haritadan silip terör sorununa ve BOP yani Büyük İsrail projesine büyük bir darbe vuracağız. Suriye’de Esed’le anlaşacağız. Güney Azerbaycan’ı İran işgalinden kurtaracağız. Bu vesilesiyle de göç yağmuruna sebep olan o sınırı sağlıklı bir şekilde kontrol altına almış olacağız. Sonra Suudi Arabistan, Katar ve BAE’de sömürgeci, diktatör, zalim, insanlık düşmanı, harp ve terör suçlusu hükumetleri ve aileleri devireceğiz. Bunların Türkiye’den, Suriye’den, Irak’tan çaldıkları her ne varsa hak sahiplerine ve ilgili ülkelerin hazinelerine teslim edeceğiz.

Zaten biz bunu yaptığımızda hem Türkiye üzerindeki on milyondan fazla sözde mülteci üzerinden kazandıkları kara paralar kesilecek, hem Türkiye, Ankebut Ağının kara para sisteminin köprüsü olmaktan çıkacak ve kısacık süre içinde Avrupa ve ABD çok çok daha büyük bir mali krize girecek. Şu anda bile fena hallerdeler, o günlerde iki hafta ayakta kalamazlar.

Bu nedenle AKPKK-MHPKK suç organizasyonunun direnmesini ve gayr-i meşru şekilde biraz daha Türkiye’yi idare etmelerini, sözde mültecileri asla göndermemelerini istediler.

Benim istediğim de buydu, ortamı yeterince gerdiler ve bu gerginliğin düşmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu vatan müdafaasıdır, adliyeler de ele geçirilmiştir, öyle ise milli kuvvetler olarak üzerimize düşeni yapacağız.

Ordum benimle… Aksine söylenen hiçbir şeye itibar etmeyin, hakikati sahada göreceksiniz. Emniyet güçlerinin de yarıdan çoğu benimle… Kalan yarısı da hemen yanıma geçecekler. Dünyanın dört bir tarafından farklı farklı liderler, gruplar da benimleler.

Bu iş artık bitecek. Türkiye’ye gerçekten bahar gelecek. Herkes şimdi hızla her yeri, herkesi germeye devam etsin. Bundan sonra sabır etmek, tahammül etmek yok. Hepsi buraya kadardı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

İşte ben meydandayım ve “Yapamayacaksın!” diyenleri görmek istiyorum…

600 milyardan fazla uzaylı medyum sahadaydı (bunların bir kısmı biyonikti) ve çok yaklaşık yarısı öldü.

300 trilyondan fazla cin kabilesi de aynı anlarda sahadaydı ve tamamen yok oldular.

Sayılamayacak kadar çok (yüz binlerce) büyü ve ittifak etmiş bir büyücü ordusu da vardı. 420’den fazla dünya insanı büyücü de öldü.

Uzaylıların büyücüleriyle cinlerin büyücüleri de onlara destek verdiler. Onlarda da yüksek sayıda ölüler var.

Metafizik sinyal yayan cihazlardan da aynı anda çok yüksek sayıda kullanıldı ve onların da tamamına yakını bozuldu.

Bizde ölü yok, yaralı yok, yorgunluğun haricinde bir sorun yok. Lakin bu yorgunluğa rağmen bir bu kadarını daha hemen şimdi ezip geçebiliriz.

ABD de Çin de Rusya da bitmiştir. Filistin meselesi de artık başka bir boyut kazanacak. Dünya üzerinde söylediklerimin hepsini yapacağım. Diyarbakır da BOP’un kara para yıldızı olmayacak, onu da bozacağım.

İşte ben meydandayım ve “yapamayacaksın” diyenleri görmek istiyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya

Köşeye sıkışan Ruslar oyunun kuralını bozuyorlar.

Esed’i metafizikçilerle, büyücülerle, metafizik sinyal yayan cihazlarla ve tedavi etmek iddiasıyla verdikleri ilaçlarla bitirmek, yok etmek istiyorlar.

Çok tehlikeli oynuyorlar. Sonunu hesap edemiyorlar. Esed çok yıllardan beri benim sözlerime, görüşlerime itibar eden birisi… Esed, benim yönlendirmem sonrasında Rusya-Çin-İran ittifakını terk etmek üzereydi.

Esed, benim yönlendirmelerimle Tayyip’le ve Tayyip’in arkasındaki güç unsuruyla anlaşmak, ortak menfaatlerde buluşmak istiyordu. Suriye’den İran’ı, Rusya’yı, bunların kontrolündeki bütün grupları çıkartmak istiyordu. YPG/PYD’nin Suriye’de yok edilmesi meselesi üzerinden, bu güne kadar karşıt olduğu güç unsuruyla artık anlaşmalar yapacaktı. Dünya siyasetinde ve dengelerinde aniden çok büyük bir deprem olacaktı.

Akşamdan beri süren akıl almaz büyüklükteki metafizik çatışmaların mühim bir sebebi de işte bu… Özellikle dün akşamdan bu yana, bu şekilde Esed’i bitirmek planında ittifak halinde olanlardan Rusyalı, İranlı, Çinli, Vatikanlı devlet yetkililerini, gizli servis mensuplarını, metafizikçileri, din adamı olarak bilinen şeytanlaşmış o büyücüleri metafizikle şiddetli çarpıyoruz. Boşuna uğraşıyorlar. Hatları fazlasıyla geriyorlar. Şimdilik metafizik sahada çok ağır bedeller ödüyorlar ama her an gerçek sahada cehennemi bir manzara oluşabilir. Esed’i bitirmek için karısı üzerinden oyunlar kurmak da Esed’i bitirebilirlerse sonrasında karısı üzerinden Suriye sahasında işe yarar oyunlar kurabileceklerine inanmak da vahim hatalar arasında yer alıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

3 Mart 2021 tarihinde Akademi Dergisi’nin TamTam kanalında paylaşılan yazım.

Siyasi partilerin hepsi….

Hayır, partimiz yok. Bazen bütün partilerin yerin dibini boylamasını istiyoruz. Bilen bilmeyen, yeterliliği olan olmayan herkesin oy kullanabildiği demokratik sistemler, siyasi partili sistemler, İslam’a aykırı diye partimiz yok. Bir milleti ilim, amel, ihlas yoluna/ayarına getirmeden, o milleti sıkıntılardan kurtarmanın mümkün olmayacağına eminiz.

Seksen milyon insandan kaçına gizli Yahudi ve gizli Ermeni demişim? Başımızdakilere bu türlü suçlamalar yaparken, ispat da edebiliyorum. Bu nedenle yıllardır karşımda sadece susup kalıyorlar, öyle değil mi?

Ayrıca bizde ırkçılık yok. Kesin şekilde haram, yasak. Gerçek kimliğiyle, bize/devletimize ihanet etmeden yaşayan Ermenilerle, Yahudilerle uğraşmıyoruz. Ermeni ve Yahudi olarak doğmaları onların tercihleri değil. Dinleri onların tercihi, ona da “Dinde zorlama yoktur” denilmiş ve ilahi emre uyuyoruz. Sayın Putin’in Rus olması bir eksiklik, bir kusur, bir suç ya da yüz kızartıcı bir hal mi? Hayır… Hristiyan olması da kendi tercihidir, tercih hakkına saygı duyuyoruz. Dünyanın, insanlığın ve hususiyle ümmetin zor zamandan geçtiği şu günlerde Sayın Putin’le, Rusya ile ve daha başka ülke ve liderlerle ortak menfaatlerimiz var. BOP karşıtlığında, Ankebut Ağı’na karşı mücadelede ve daha pek çok hususta ortaklığımız var. Bu, Müslüman olan bir kişiyi neden rahatsız etsin?

Ülkemin menfaatlerini hiçe saydığım iddianız büyük bir iftira. Bunun ahiretteki hesabı ağır olur. Çünkü ne yaptığımı, ne yapmak istediğimi bakan her göz görüyor. Ülke ve dünya gerçekten pisliğin içine batırılmış bir vaziyette ise, ben sizler gibi kendimi kandırmak, samimiyetten ayrılmak zorunda mıyım? Suçum İslamcı olmamak, samimi bir Müslüman olmak mı?

Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye, Türk/İslam düşmanlarının Truva atı olan Nurettin Yıldız’ı derhal tutuklamalıdır.

Nurettin Yıldız, sonradan İslam’ı tercih eden Ermeni Hırstiyanların soyundan geliyor. Bunlar gerçekten Müslüman olmuş Ermeni kardeşlerimiz ama her devirde olduğu gibi böyle sonradan Müslüman olanların bir kısmı geçmişini öğrendikçe tekrar Hıristiyanlığa dönüyor. İşte Nurettin Yıldız da onlardan biri… İlk gençlik yıllarına kadar aile ve akraba ortamında gerçek bir Müslüman gibi büyüdü ve kendini Müslüman bildi. Sonradan din değiştirdiğini arkadaş çevresinden bazılarına kendi ağzı ile anlattı. Buna rağmen haince bir tavırla yol alıyor ve bu gerçeği kimseye açıklamadan Müslümanlara tuzaklar kuruyor.

Trabzon’da ve bütünüyle Karadeniz bölgesinde bu hal sık görülüyor. Çok dindar Müslüman ailelerden, hacı-hoca soyundan geliyor görünen ve aralarından bir kısmı hala samimiyetle Müslüman kalmış ama bir kısmı Hıristiyanlığa gizlice geri dönmüş Ermenilerden ve Rumlardan çok var. Soy adı İmamoğlu ama İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da bunlardan birisi ve bir gizli Ermeni, gizli Hıristiyan…

Nurettin Yıldız, ilahiyat fakültesinde okuduğu zaman misyoner teşkilatına dahil oldu ve o zamandan beri Ankebut Ağı’na bağlı misyoner teşkilatı tarafından korunuyor, kollanıyor, yükseltiliyor. Son zamanlarda Türk Guguk sistemi bu alçak, münafık, vatan ve din düşmanı haini zaten el üstünde tutuyor. Adeta dokunan yanıyor. Hatta gerçek sahibi CIA olan Amerikan sosyal ağlarında da himaye ediliyor, kollanıyor. Nurettin Yıldız, engel tanımadan yükseldi, güçlendi ve bin türlü suça bulaştığı ispat edildiği halde hala güçlü ve tesirli olması için devlet gücü de su-i istimal edilerek mücadele veriliyor. Nurettin Yıldız ve çevresinde toplanmış gizli kimlikli hainler, Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit ediyor.

Bkz: Osman Nuri Topbaş ve Kadir Mısıroğlu

“İslam alimi kılığına girmiş gizli Hristiyan ve Mason Osman Nuri, kendisine atılan mailleri gördü ve cevap vermedi.

Kadir Mısıroğlu’na da çok sayıda kişi mail attı ama o da cevap vermedi. O zaten kendini şartlandırmış, ismimin geçtiği ya da bir şekilde bana bağlanan her meselede dikkat çekici şekilde susuyor ve asla kimse onu konuşturamıyor.(20.02.2019-20:22″

Daha önce gizli bir Hıristiyan Misyoner olduğunu ifşa ettiğim Osman Nuri Topbaş’la, Sabetaycı kökenden geldiğini ama bunu kabullenmek istemediğini ifşa ettiğim Kadir Mısıroğlu’nun gençlik yıllarında beraberce yol aldığını ve Müslüman milleti aldattıklarını yazmıştım. Aynı şekilde Kadir Mısıroğlu ile Nurettin Yıldız’ın da gençlik dönemlerinde yolları kesişti. Sıkı arkadaşlıkları oldu. İşte o zamandan beri birbirlerinin gerçek dinini, inancını, niyetini, kimliklerini biliyorlar. Bu Telegram grubunda arama özelliği var. Arama kısmına “Topbaş” yazıp aratırsanız, önceki yazılarımı bulabilirsiniz. Bu yazıların Osman Nuri Topbaş ile Kadir Mısıroğlu’na sorulması ve üzerlerine gidilmesi için çok kişiyi teşvik etmiştim. İkisi de ısrarlı şekilde susup durmuştu. Hiçbir yalanlama yapamamışlar ve hukuk yoluna da gidememişlerdi. Bu hususta ve temas ettiğim diğer hususlarda Mısıroğlu’nun üzerindeki baskılar artınca… Ben her meselenin gerçeğini anlatıp da Kadir yüzlerce konuda milleti eskisi gibi rahatça kandıramayınca… Her konuştuğuna “İyi de üstad, bu hususta Akademi Dergisi yıllardır şunları şunları ispat etti” denilip durdukça… Ve son olarak Ankebut Operasyonu, Kadir’in münafıkça bir tarzda savunup durduğu Tayyip’i, çetesini, AKPKK suç örgütünü çöküşe götürdükçe… Kadir Mısıroğlu’nun hareket sahası tıkanmıştı ve Cumartesi sohbetlerini sonlandırmıştı.

İşte BOP’çular için dosya hazırlayıp ABD’ye, CIA’ya sunmuş olan Kadir Mısıroğlu’nun, sürekli Osmanlı ve ehl-i sünnet vurgusu yaptığı halde Nurettin Yıldız gibi bir Vehhabilik/Selefilik savunucusu ve CIA piyonu haini el üstünde tutmasının arka planında bu gerçekler var. İsterseniz hemen şimdi bu paylaşımlarımı da Nurettin Yıldız’a bir şekilde ulaştırın. AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün hukuk sistemini oyuncak etmesi sebebi ile üzerimde hukuki sıkıntılar var, sahada rahat hareket edemiyorum ama yine de meydandayım. Hiç değilse bir sesli görüşme yapabiliriz Nurettin Yıldız’la ve saniyesini bile kesmeden paylaşırım görüşmeyi… Herkes dinler, neyin ne olduğunu, kimin kimlerin projesini olduğunu anlar. Zaten 10 dakikaya kalmaz hain, düşman, münafık ve bu nedenle tezatlarla dolu gerçek yüzünü gözler önüne serebilirim.

Nurettin Yıldız’ın Sosyal Doku Vakfı’nın resmi internet sitesinden bir görüntü…

Allah’tan korkan, ihlas sahibi, neyin ne olduğunu anlamaya çalışmış herhangi bir Müslüman kişi, sadece şu görüntüye bakıp bile Yıldız’dan ve çevresinden yüz çevirir. 15 Temmuz’un ne olduğunu dağdaki çoban bile anladı. En somut yüzlerce delil de her yerde… Okumuş, yazmış görünen Nurettin Yıldız mı anlayamamış?

Üstelik vakfın “Sık sorulanlar” bölümünde, hiçbir siyasi parti ve cemaat ile bağı olmadığı yazılı. Yalan, koca bir yalan… Hem AKPKK ile ve içimizdeki İsrail ile göbekten bağlı hem içimizdeki Ermenistan ile bağı var hem de BOP çerçevesinde Türkiye’de de yayılması istenen Vehhabi/Selefi cemaati/tarikatı ile bağı var. Bunların da binbir türlü somut ispatı var.

İşte bu tiplerin birbirine tezat binbir türlü şey iddia edip savunmalarının arka planında bu var. Bunların İslam’la bir bağı yok. Haince niyetler içindeler ve mümkün olduğunca belli etmeden, tezat görüntüler oluşturmadan, bir oldu bitti ile milyonlarca Müslümanı hem dolandırmak hem de itikaden dönüştürmek ve imanı çaldığı gibi elindeki vatanını bile elinden almak gayretindeler.

Yıllardır Nurettin Yıldız’a dair sert yazılar yazıyorum. Çok güçlü basın ve medya kuruluşlarını bile hemen dava ettiği halde beni es geçiip duruyor, dava edemiyor. Üstelik yazdıklarım ses getirdikçe kendisine soruldu, hiçbir şeye kale alınır bir izah getiremiyor.



Kulağıma sağlam kaynaklardan gelenleri yazayım. Onca tenkide, somut ispatlı cehaletine, aldatıcılığına izahat yapmak yerine verdiği cevaplar bakın şu şekilde:

  • Yahu bırakın şunu, kendi cemaatinden bile kovulmuş biri. Süleymancılarla da hiçbir bağlantısı yok.
  • Yalancının teki, kale almayın.
  • Kendini kaf dağında görüyor ama bir şey bildiği, bir şeyden anladığı yok.
  • Raporu varmış, şizofrenmiş..

Bin kere TC kimlik numaramı verdim ve “Cemaatim beni dava falan etmedi. Raporum da yok. Bu gibi iftiraları dikkate almayın. İşte TC kimlik numaramdan bir avukat bile birkaç dakikada bunu soruşturup doğrulayabilir” deyip durduğum halde, karşımda çok zor duruma düşen bütün münafıkların yaptığını bu münafık Nurettin Yıldız da yaptı. Hatta şimdilerde Oda TV’deki gizli Ermeniler deşifre ettim de bu kadar yıldır takip ettikleri halde ve sicilime de baktıkları halde, onlar bile çaresizce “Bırakın şu deliyi” şeklinde karşılıklar verdiler, yazdıklarımı kendilerine soranlara…

Bu haini kimler koruyor, destekliyor, varlıkta tutuyor?

Şu Nurettin Yıldız, ne tarih biliyor, ne lisan biliyor, ne fıkıh biliyor, ne akaid biliyor, ne tefsir biliyor, ne dünyayı ve siyasetini biliyor ama istediği her konuda atıp tutuyordu. Kocaman bir Osmanlı devletini ve yanlarında ilimde, hikmette zerre misali kalacağı padişahlarını yerden yere vuruyordu. Hem bilmiyordu, bomboştu hem de doğru öğrenebildiği çok sayıda mevzuda kasten Müslümanları kandırıyordu. Ben çıkıp somut şekilde bunları gözler önüne serince “Yahu şu kadarını da bilmez mi bir insan? Şu kendini gösterdiği yere, kendini koyduğu kefeye bir bakın, şu yazdığına, şu konuştuğuna bir bakın? Açıkça belli bunun art niyetli ve aldatıcı olduğu… Bu kadarı hata ile yapılamaz.” dedikçe, mümkün olduğunca uzak duruyor ve görmezden geliyordu. Çok sıkışınca da yukarıdaki gibi cümleler kuruyordu. Bu, alçaklık, aldatıcılık, yalancılık, müfterilik, şahsiyetsizlik, hainlik değilse, nedir? Böyle bir hain insan şeytanını Türk Guguk sisteminde korumaya alanlar ve onun için Guguk Sistemi yolu ile muhaliflerini silenler kimlerdir?

Mehmet Fahri Sertkaya

Soldakini biliyorsunuz…

11 yıl Suudi Amerika’da şekle sokulduktan sonra Türkiye’ye gelip burada Selefi/Vehhabi itikadını ve aksiyonunu yaymakla görevlendirilen basit bir CIA piyonu…

BOP projesi ile eş zamanlı olarak Türkiye’de Müslümanları dönüştürmekle görevli bir insan şeytanı. Arkasına nerede ise devlet gücü verilmiş, yeri geldiğinde TC’nin Adalet Bakanı onun avukatlığına verilmiş bir proje o… Hepiniz biliyorsunuz Nurettin Yıldız’ı ve hakkında daha önce neler yazdığımı, herkesi dava edip durduğu halde beni senelerdir teğet geçtiğini…

Sağdakini de bilenler çoktur ama resmi anlatımı biliyorlardır. Sağdaki IHH başkanı Bülent Yıldırım. Dinsizin tekidir. Hiçbir şeye inanmaz. Paraya, şöhrete, kadına, nefsine tapar, başka değer tanımaz. Irkı Mısır kökenlidir. Zaten dikkatli gözlerden kaçmaz, buna bakan bir dikkatli kişi “Mısırlı, Hindistanlı olabilir” der. Hiç Türkiyeli gibi görünmez.

Büyük bir sahtekar ve numaracıdır. Ağır durmaya çalışır, korkağın tekidir. Sübyancıdır. Erkek çocuklarını kirletir.

Hem CIA hem de MOSSAD ile irtibatlıdır. IHH’yı Bülent Yıldırım’ın yönettiğini zan edenler, çok yanılır.

Mehmet Fahri Sertkaya

AKPKK’li münafık İslamcıların pişmanlık tiyatroları bu günden itibaren daha da artacaktır

“Senin de evin yıkılsın, senin de evladın parçalansın ey Erdoğan”

AKPKK’li münafık İslamcıların pişmanlık tiyatroları bu günden itibaren daha da artacaktır. Buna meydan verilmemeli. Bu kadar düşmek hata ile yapılabilecek şey değildi. Aralarında gerçekten aldanmış olanları belki bir avuçtur, kalanları bilerek ihanetlere, soygunlara, vurgunlara, katliamlara destek verdiler. Hem de vatan, millet, din, iman edebiyatı yaparak…

Allah bunların cezasını daha bu dünyada, muhtelif vesilelerle/sebeplerle vermeye başlayacak, ömrü olan herkes bunu görecek. 3. dünya harbi de yaşanacak, harp ekonomisi de oluşacak, çeşitli sebeplerle birbirlerine de girecekler, birbirlerini boğazlayacaklar, aç ve hasta düşecekler, bir kuru ekmeğe, bir şifalı ilaca muhtaç ölecekler.

Suriye başta olmak üzere, BOP kapsamında bölgede kanına girdikleri milyonlarca masumun ahı tutacak bunları… Kaçırılan ve organ mafyalarına, fuhuş mafyalarına kurban olan çocukların, gençlerin ahı tutacak bunları… “Senin de evin yıkılsın, senin de evladın parçalansın ey Erdoğan” diyen Suriyeli anaların ahı tutacak bunları.

Bunca Allah’sızlığa Allah-u zülcelali, din-i mübin-i İslam’ı, Kur’an-ı Kerim’i, hz. peygamberimizi, şeriatını, milli ve manevi değerlerimizi, vatan/devlet davamızı alet eden mel’unlar, ibret-i alem olacaklar. Çok ama çok feci suretlerde ölecekler. Ahiretlerini ise hiç düşünmeyin, aklınızdan olursunuz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Devekuşu Kabare…


Çok komik… Savcılığı, hakimliği bırakıp komedi/kabare işine falan girseler, daha iyi kazanırlar. Şundan daha çok saygı görürler. Daha çok itibar edilirler.

Süleyman Soysuz’un planlaması ve olay yerinde bizzat yönetmesi ile öldürülen Rus elçi Karlov’un öldürülmesine dair başlatılan soruşturma nihayet tamamlanmış.

Çok yakında vatana ihanet suçlaması ile yargılanması beklenen savcı, iddianamede kendini aşmış, uçuşa geçmiş hatta belki de desteksiz yüksek atlama rekoru denemiş.

Soysuz’un cinayette kullandığı tetikçi polis memuru Mevlüt Mert’in, BOP’çuların ve içimizdeki İsrail’in el üstünde tuttuğu ve adeta devlet desteği verdirttiği Vehhabi sapık zihniyetli Nurettin Yıldız gurubu ile bağlantılı olduğunu kabul etmiş. Ancak şüphelinin suçu bu grubun üzerine yıkmak için sızdırılmış bir Gülen cemaati üyesi olduğunu öne sürmüş ve ”Mevlüt Mert Altıntaş’ın ev arkadaşı Sercan Başar ile birlikte renklendirilerek Nurettin Yıldız Grubu’na bağlı olan Sosyal Doku Vakfı’nın uzantısı olan Sosyal Doku Ankara Gönüllüleri Grubu içerisine sızdırılarak gizlenen FETÖ mensubu olduğu anlaşılmıştır.” ifadelerini kullanmış.

Konseylerin emri ile Rusya’nın Türkiye’deki Büyük Elçisi olan Karlov’u Süleyman Soysuz’un öldürttüğünü, daha önce bu gurupta bütün detayları ile anlatmıştık. Hala “Tetikçi silahı ve kurşunu varken bile Karlov hariç kimseye zarar vermemişti, kurşunu bittiği halde neden öldürüldü” sorusunu bile sormadılar. “Emniyet içindeki Esedullah Tim nedir, ne değildir? Nusra bağlantılı ve BOP kapsamında üretilmiş bir grup mudur? Arkasında MİT’in hain kanadı, CIA, MOSSAD var mıdır?” bile demediler ama tiyatro sahnesi sergiler gibi iş tutuyorlar. 80 milyon insanı aptal yerine koyan ve bu vatan hainlerine, meydana çıkartılmış bunca sarsıcı gerçeğe rağmen hizmet eden bu gibi savcıların ve hakimlerin yüzlercesinin çok yakında idam edileceğini öngörebiliyoruz. Bunu çok sık tekrar ediyoruz, çünkü bazıları gerçekten de bu işten sıyrılabileceklerine inanarak bu BOP’çu hainlere yardım ve yataklık ediyorlar, görevlerini kötüye kullanıyorlar. Lakin öyle olmayacak… Türk milleti, yakın gelecekte, yüzlerce hakim ve savcının idam edildiğini ve bir kısmının da müebbet hapis cezaları aldığını görecek. Çünkü her suçun, zulmün, cinayetin, katliamın, ihanetin ve her türlü acının birinci dereceden sorumlularıdır onlar…

Mehmet Fahri Sertkaya