Etiket arşivi: Nurettin Yıldız

Yeni şoklara hazırsanız, devam edelim…

Yıllardır takipçim olanlar İhsan Şenocak’a nasıl set çektiğimi ve işlerini bozduğumu bilirler. Bir ara dernek/yardım işlerindeki sahtekarlıklarını somut delillerle meydana çıkartmaya başaldığımda karşımda devlet gücünün su-i istimal edildiğini ve alarm haline geçtiklerini de bilirler.

İhsan’ın birbirine tezat çok sayıda konuşması, açıklaması, yazısı olduğunu, tipik bir münafık karakteri sergilediğini, defalarca mindere çektiğim halde gelemediğini de bilirler.

Yine eskiden beri takipçim olanlar, Nurettin Yıldız, İhsan Şenocak, Cübbeli Ahmet, Kadir Mısıroğlu, İHH, İFAM ve benzeri şahıs ve kurumların birlikte ne haltlar çevirmek istediklerini gözler önüne serdiğim onlarca yazımı, yayınımı da bilirler.

Şimdi vakti geldi ve benden duyun. İşte bu dengeler/bağlantılar/suçlar arasındaki İhsan Şenocak da bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Uzun süreci yeniden anlatmam mümkün değil. Özet geçmek bile saatler alır. Geçmiş yayınlar aratılıp bulunabilir. Ben size bu güne kadar yazmadığım kısmından birkaç husus daha yazayım.

İhsan’ın “Şam Alimler Birliği” ismi ile bir derneği hiç olmadı. Yaklaşık beş sene bütün Türkiye hatta dünya çapında para topladılar ama hiçbir zaman bir yardım derneği ve işin resmiyeti olmadı. Bunları gün yüzüne çıkartmaya başladığımda ve somut delilleri yayınlamaya başladığımda Tayyip de krize girdi. Talimatlar hep Tayyip’ten geldi. Beni ve çevremdeki insanları teknik takibe aldırdı. İhsan’ın sözde dernek işlerini iyice sıkıştıracağımı öğrenince binbir türlü takla attılar.

Ben sık sık konuyu gündeme yeniden taşıdıkça fazla da dayanamadılar ve bir gün geldi, İhsan’ı bitirdiğimi kabullendiler ve geri çekmeye karar verdiler. Bunu da bir danışıklı dövüşle yaptılar.

Sözde derneğinin bir sabit numarası bile yoktu. Cep numarası vardı ve telefona bakan Suriyeli kişi Türkçe bile bilmiyordu. Ortada derneğin bir adresi, yalandan da olsa göstermelik de olsa bir mekanı bile yoktu. Ekibi de yoktu… Cep telefonuna bakan kişi sıkıştı, akşama derneğin resmen var olduğuna dair resmi evrakları göndereceğini söyledi, gönderemedi. Adres yoktu, izahat yapamadı. Görüşmelerin kayıtlarını paylaştım, her yerden kaldırtıldı. Üstüne dernekler masasına suç duyurusu yaptık ve bu kısma dair ses kaydı paylaştık. Çok ses getiren yazılı ve videolu yayınlar yaptık ve bunlar panik hali ile yine CIA’dan bu yayınların olağan üstü şekilde sansürlenmesini talep ettiler. İlk birkaç günde bile çok ses getiren, duyanları şoka sokan bu yayınlar, yıllardır hiçbir yerde hiç kimsenin karşısına çıkmıyor.

Bu kadar zor duruma düştükleri halde bile İhsan Şenocak projesini sonlandırmak istemediler ama ben bunlara vurup durdukça da perişan oldular ve istemeye istemeye İhsan’ı da geri çekmeye mecbur kaldılar. Bunu da baştan sona kadar planladıkları danışıklı dövüşle yaptılar.

İhsan çıktı, planları gereği, kadınların pantolon giymesine dair tartışma çıkartacak açıklamalar yaptı. Sonra bunların kontrolündeki gazeteciler hücum etti. Plan gereği zamanın Aile Bakanı Fatma Betül de bir darbe vurdu ve İhsan Şenocak hakkında Hıyanet işleri de işlem yaptı, derken çok zor hale düşmüş gibi görünüp yavaş yavaş geri çekildi.

Ben ise son çare olarak videoları ok.ru hesabına yüklemiştim, oradan bile kaldırtılmıştı. Anında bu kirli çete tam kadro olarak tutuklanmalı ve temiz eller operasyonu yapılmalı iken ben yayınları paylaşacağım ortam bulamaz olmuştum. Dernekler masası da hiçbri işlem yapmadı ve durdurdular. Google, Youtube, Facebook, Twitter gibi CIA sistemleri ise yayınları nasıl sansürleyeceğini şaşırmıştı. Belki de vurdukları para milyar dolarla olduğu için bu kadar büyük panik yaptılar ama ben bu gün fark ettim de “ÇYDD, Türkan Saylan, Misyonerlik… Google neden Türkan Saylan’a doodle yaptı” isimli videom hiç fark ettirilmeden Youtube kanalımdan sessizce silinmiş. Kanal açık, kapatılmadı ki o video silinsin. Her yerde aratıp bulamayınca ben bile anca uyandım ki hiçbir gerekçe gösterilmeden ve bildirim gönderilmeden sessizce kanaldan uçurmuşlar. Oysa bütün sansüre rağmen Youtube’da binlerce izlenmişti.

Hoca görünüp BOP’çuların peşinde koşanlar hep münafıklar…

“Uluslar arası sosyal insani yardımlaşma ve dayanışma derneği” hiç var olmadı. SDI diye ya da Şam Alimler Birliği derneği diye bir dernek de var olmadı. Bunlar senelerce belki milyar dolarla para vurdular ama bu isimlerle ya da başka bir isimle hiç dernekleri olmadı. Ben ifşa etmeye başlayınca panik hali ile bir dernek kurdular ama o derneğin kurulmasından dört sene önce bile büyük paralar toplamaya başlamışlardı.

Bu paralar da Ankebut Ağı’na gitti. Her yerde “Suriye’de zulüm var. Nusayri Esed katliam yapıyor. Müslümanlar çok zorda, kadınlar kirletiliyor” v.s diye diye timsah göz yaşları döktüler ve insan kalmış hiçkimsenin yapamayacağı şekilde bir su-i istimalle dini duygularını sömürerek Müslümanlardan topladıkları paraları gerçek katillere, katliamcılara, İslam düşmanlarına yani CIA’ya, MOSSAD’a, Ankebut Ağı’na aktardılar.

Cübbeli Ahmet denilen sahtekar münafık da bu paraların kokusunu almıştı da Nurettin Yıldız’a ve İhsan Şenocak’a yakınlaşmıştı. “Ehl-i sünnet üst kimliğinde buluşacağız” demenin manası “Burada para çok, Müslümanlara ihanet çok, ben de varım, sen de gel” demekti. Cübbeli, hepsinin gerçek yüzünü ve kendisi gibi dolandırıcılar, münafıklar olduğunu biliyordu. Bin türlü ikaza rağmen Nurettin’in peşinden ayrılmadı. “Yahu sen ehl-i sünnet vurgusu yapıp duruyorsun ama Nurettin Yıldız Vehhabi işte, görmüyor musun?” dense bile görmüyordu. Ta ki Rus elçi Karlov vurulup da Nurettin bir süre topun ağzına gelene kadar. Nurettin, elçi cinayetinden dolayı zora düşünce, Nurettin’i ilk satan da Cübbeli oldu. Ondan hemen uzaklaştı ve çıktı “Yahu bu Nurettin Yıldız’ın itikadı bozuk. Allah gökte deyip duruyor” demeye başladı. Ben ise “Bakmayın Cübbeliye, Nurettin’e bir şey olmadığını, yargılanmadığını görünce geri yanaşacak” dedim ve öyle de oldu. Bunların Hıristiyanlığı, Yahudiliği, misyonerliği, Süryanliği, Katolikliği, Protestanlığı, Satanistliği falan da hep yalan. Bunların taptığı para, kıbleleri kadın…

Gizli Ermeni, gizli Hıristiyan, vatan haini, dolandırıcı İhsan Şenocak’ın İFAM isimli derneğinin başkanı Selim SEYHAN da bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Uyuşturucu müptelası Selim Seyhan da Müslümanların bağışlarını zimmete geçirip zevk-ü sefa yolunda harcayan bir münafık hain. Paraların bir kısmını düşük kadınlarla gayr-i meşru münasebet yaşayarak harcıyor. Son derece yalancı, ahlaksız, karaktersiz birisi. Organ, dolandırıcılık, uyuşturucu işlerinde faaliyet gösteriyor.

İFAM Başkan yardımcısı Mehmet BÜYÜKMUTU bir Pakraduni gizli Yahudi. Hem gizli Ermenilik hem gizli Yahudilik var.

Mehmet Büyükmutu da bağışları zimmetine geçirenlerden. Ayrıca organ işinde çok aktif. Yardım kampanyalarının içinde bir yardım gönüllüsü gibi görünüyor ve çocukları organ mafyasına kaçırıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu Mustafa, gizli Hıristiyan ve gizli Ermeni

Hiçbir vasfı, eğitimi, kabiliyeti olmadığı halde Sosyal Doku Vakfı denilen organize suç, terör ve ihanet örgütünde üst kademede yer alan bu kişi İleri derecede bir sübyancı sapık. Yapılan bağışlardan payına düşenleri alemlerde, ahlaksızlıklarda tüketmiş, hiç etmiş bir pislik. Bülent Yıldırım, Nurettin Yıldız, Yavuz Baysan ve diğerleri, Numan Kurtulmuş’un sisteminden fahişeler getirttiklerinde çoğunlukla bu şahıs da orada oluyor. Bu pisliğin 10-12 yaşlarındaki kız çocuklarını sürekli taciz ettiğini Nurettin de kesin şekilde biliyor ama hiçbir zaman umurunda olmadı.

Numarası 05340784347
WhatsApp da kullanıyor. Arayın, yazın, sorun ve en yakın Emniyet birimlerine ihbar edin. YİT mevzuyu kesinleştirdi. Emniyet küçük çaplı bir soruşturma ve sorgulama neticesinde bile çok sayıda suçu ve suçluyu meydana çıkartabilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Nurettin Yıldız!

Kendini kandırmayı ve faydasız görüşmeler yapmayı bırak da bunca insan sana yazdı, sordu, onlara cevap yaz. Bu saat oldu hala cevap alamamışlar. Ne zaman cevap yazacaksın?

Çıksana karşıma, yalanlasana beni, neyden çekiniyorsun? Şürekan da senin haline düşmüş. Onlara da hep yazıp sormuşlar ama cevap alabilen yok. Ne olacak bu işler böyle? Nasıl çıkacaksınız bu işin içinden? Kendini kurtaramayacak hale düşmüş AKPKK ve Masonlar, sizi kurtarabilir mi?

Telefonda asıp kesiyorsun ama koca koca devletler, ordular, devlet liderleri, devlet gibi olmuş holdingler ve NATO bile karşımda ne hale düşmüş, ellerinden bir şey gelmiyorken, siz gerçekten beni ortadan kaldırabileceğinize inanıyor musunuz da öyle konuşuyorsunuz? Bak, gırgırı, takılması bir yana da bu sorunun cevabını gerçekten çok merak ediyorum. Beni ortadan kaldırabileceğinize gerçekten inanıyor musunuz?

İHH Başkanı Bülent Yıldırım, sen ve Yavuz Baysan falan bir araya gelip de Numan Kurtulmuş’un fuhuş sisteminden fahişeler çağırdığınızı, ortalama on günde bir belli bir mekanda buluştuğunuzu bu millet bir öğrense, kandırdığınız ve sömürdüğünüz Müslümanlar bir öğrense iyi gürültü çıkar değil mi?

Bu görüntüler internette dolaşsa, Numan’ın fahişelerinin yüzlerinin göründüğü ve kimliklerinin belli olduğu, mekanın da belli olduğu bu görüntüler üzerinden bir fırtına kopsa, sizin teşkilatın hali ne olur?

Mehmet Fahri Sertkaya

Sosyal Doku Vakfı ve Nurettin Yıldız…

Gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan, vatan haini, Türk ve Türkiye düşmanı alçak Nurettin Yıldız’ın Sosyal Doku Vakfı da Ankebut Ağı’na çalışıyor. Yıllardır hain ve dolandırıcı yüzünü gözler önüne serdiğim IHH kadar rezil halde bir sözde vakıf bu… Kurucu heyeti ve mütevelli heyeti, çoğunlukla gizli Ermenilerden, sonra gizli Yahudilerden oluşuyor. Sosyal Doku Vakfına yapılan yardımlar/bağışlar da Ankebut Ağı’na gidiyor.

Sosyal Doku Vakfı Genel Başkanı Yavuz Baysan da gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Kanlı Mavi Marmara tiyatrosu oynanırken gemideydi. Gerçekten neler döndüğünü, orada kandırdıkları masum insanların öldürüleceğini bilenlerdendi. Gemiye kimlerin bineceği bilgisini önceden İsrail’e verenlerden biri Yavuz Baysan…

MİT’in gizli Ermenilerden ve gizli Yahudilerden oluşan hain kanadı ile sıkı bağları var. MİT’ten çok sık olarak talimatlar alıyor. Yavuz da büyük para vurdu, vuruyor. IHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın gerçek yüzünü, çevirdiği bütün dolapları biliyor ve bir kısmını beraber organize ediyorlar.

Yavuz’un AKPKK ile de arası çok iyi. Bu kadar ihaneti ve dolandırıcılığı AKPKK iktidarda olduğu için yapabiliyorlar. Yavuz’un mafyavari işleri de var. Ticari işlerde önüne engel gördüğü çok kişileri dövdürdü, yaralattı, ailesi ile tehdit etti. Bunları yaparken Bülent Yıldırım’ın etrafındaki it kopuk takımını kullandı. Bülent’in meşhur çetesinin içinde MİT personeli olanlar da var.

Hain Nurettin Yıldız’ın organize suç, terör ve ihanet örgütünün mensuplarından biri olup Sosyal Doku Vakfı’nın önemli adamlarından biri olan Salih Eğridere de bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Yüzeysel bağlantılara sahip, derin bağlantıları yok, kendisinin pek vasfı ve çapı da yok ama şuurlu bir şekilde bu ihanet ve dolandırıcılık çarkının içinde…

Nurettin Yıldız’la, Bülent Yıldırım’la, IHH ile, Sosyal Doku Vakfı ile arası çok iyi olan ve bütün ihanetlerin, suçların içinde olan İzzet Şahin bir gizli Süryanidir.

MİT bağlantısı var. IHH üzerinden yapılan organ işlerinde etkili elemanlardan biri. IHH üzerinden yardım ulaştırılan mağduriyet bölgelerinde saha çalışmaları yapıyor, nereden, kimlerin, nasıl kaçırılabileceğini planlıyor.

Haydi, durmayın! Bu yayınları, isimleri geçenlere her yoldan sorun. Karşılarına çıkarak, katıldıkları faaliyetlere giderek de sorun. Çıktılarını alın ve en yakın Emniyet müdürlüklerine, savcılıklara ihbar edin. Suç duyurusunda bulunun. CİMER’e de yazın. Yalanım varsa beni meydan yerde assınlar. Yalanım yoksa bunları toplayıp assınlar. İkisini de yapmayan adli ve idari yetkilileri çok yakında biz meydan yerde toplayıp asacağız.

Sosyal Doku Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Salih Beşir de bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

IHH çetesi ile de arası iyi. IHH ile organ işinde paslaşan kişilerden biri. En çok PKK ile paslaşıyor ama Nusra, IŞİD ve türevi terör örgütleri ile de paslaşıyor. Organ işini zaten bu terör örgütleri ile beraber çeviriyorlar. Salih Beşir, organ işinin beyin takımından, bütün işi tepeden organize eden ekipten bir kişi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye, Türk/İslam düşmanlarının Truva atı olan Nurettin Yıldız’ı derhal tutuklamalıdır.

Nurettin Yıldız, sonradan İslam’ı tercih eden Ermeni Hırstiyanların soyundan geliyor. Bunlar gerçekten Müslüman olmuş Ermeni kardeşlerimiz ama her devirde olduğu gibi böyle sonradan Müslüman olanların bir kısmı geçmişini öğrendikçe tekrar Hıristiyanlığa dönüyor. İşte Nurettin Yıldız da onlardan biri… İlk gençlik yıllarına kadar aile ve akraba ortamında gerçek bir Müslüman gibi büyüdü ve kendini Müslüman bildi. Sonradan din değiştirdiğini arkadaş çevresinden bazılarına kendi ağzı ile anlattı. Buna rağmen haince bir tavırla yol alıyor ve bu gerçeği kimseye açıklamadan Müslümanlara tuzaklar kuruyor.

Trabzon’da ve bütünüyle Karadeniz bölgesinde bu hal sık görülüyor. Çok dindar Müslüman ailelerden, hacı-hoca soyundan geliyor görünen ve aralarından bir kısmı hala samimiyetle Müslüman kalmış ama bir kısmı Hıristiyanlığa gizlice geri dönmüş Ermenilerden ve Rumlardan çok var. Soy adı İmamoğlu ama İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da bunlardan birisi ve bir gizli Ermeni, gizli Hıristiyan…

Nurettin Yıldız, ilahiyat fakültesinde okuduğu zaman misyoner teşkilatına dahil oldu ve o zamandan beri Ankebut Ağı’na bağlı misyoner teşkilatı tarafından korunuyor, kollanıyor, yükseltiliyor. Son zamanlarda Türk Guguk sistemi bu alçak, münafık, vatan ve din düşmanı haini zaten el üstünde tutuyor. Adeta dokunan yanıyor. Hatta gerçek sahibi CIA olan Amerikan sosyal ağlarında da himaye ediliyor, kollanıyor. Nurettin Yıldız, engel tanımadan yükseldi, güçlendi ve bin türlü suça bulaştığı ispat edildiği halde hala güçlü ve tesirli olması için devlet gücü de su-i istimal edilerek mücadele veriliyor. Nurettin Yıldız ve çevresinde toplanmış gizli kimlikli hainler, Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit ediyor.

Bkz: Osman Nuri Topbaş ve Kadir Mısıroğlu

“İslam alimi kılığına girmiş gizli Hristiyan ve Mason Osman Nuri, kendisine atılan mailleri gördü ve cevap vermedi.

Kadir Mısıroğlu’na da çok sayıda kişi mail attı ama o da cevap vermedi. O zaten kendini şartlandırmış, ismimin geçtiği ya da bir şekilde bana bağlanan her meselede dikkat çekici şekilde susuyor ve asla kimse onu konuşturamıyor.(20.02.2019-20:22″

Daha önce gizli bir Hıristiyan Misyoner olduğunu ifşa ettiğim Osman Nuri Topbaş’la, Sabetaycı kökenden geldiğini ama bunu kabullenmek istemediğini ifşa ettiğim Kadir Mısıroğlu’nun gençlik yıllarında beraberce yol aldığını ve Müslüman milleti aldattıklarını yazmıştım. Aynı şekilde Kadir Mısıroğlu ile Nurettin Yıldız’ın da gençlik dönemlerinde yolları kesişti. Sıkı arkadaşlıkları oldu. İşte o zamandan beri birbirlerinin gerçek dinini, inancını, niyetini, kimliklerini biliyorlar. Bu Telegram grubunda arama özelliği var. Arama kısmına “Topbaş” yazıp aratırsanız, önceki yazılarımı bulabilirsiniz. Bu yazıların Osman Nuri Topbaş ile Kadir Mısıroğlu’na sorulması ve üzerlerine gidilmesi için çok kişiyi teşvik etmiştim. İkisi de ısrarlı şekilde susup durmuştu. Hiçbir yalanlama yapamamışlar ve hukuk yoluna da gidememişlerdi. Bu hususta ve temas ettiğim diğer hususlarda Mısıroğlu’nun üzerindeki baskılar artınca… Ben her meselenin gerçeğini anlatıp da Kadir yüzlerce konuda milleti eskisi gibi rahatça kandıramayınca… Her konuştuğuna “İyi de üstad, bu hususta Akademi Dergisi yıllardır şunları şunları ispat etti” denilip durdukça… Ve son olarak Ankebut Operasyonu, Kadir’in münafıkça bir tarzda savunup durduğu Tayyip’i, çetesini, AKPKK suç örgütünü çöküşe götürdükçe… Kadir Mısıroğlu’nun hareket sahası tıkanmıştı ve Cumartesi sohbetlerini sonlandırmıştı.

İşte BOP’çular için dosya hazırlayıp ABD’ye, CIA’ya sunmuş olan Kadir Mısıroğlu’nun, sürekli Osmanlı ve ehl-i sünnet vurgusu yaptığı halde Nurettin Yıldız gibi bir Vehhabilik/Selefilik savunucusu ve CIA piyonu haini el üstünde tutmasının arka planında bu gerçekler var. İsterseniz hemen şimdi bu paylaşımlarımı da Nurettin Yıldız’a bir şekilde ulaştırın. AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün hukuk sistemini oyuncak etmesi sebebi ile üzerimde hukuki sıkıntılar var, sahada rahat hareket edemiyorum ama yine de meydandayım. Hiç değilse bir sesli görüşme yapabiliriz Nurettin Yıldız’la ve saniyesini bile kesmeden paylaşırım görüşmeyi… Herkes dinler, neyin ne olduğunu, kimin kimlerin projesini olduğunu anlar. Zaten 10 dakikaya kalmaz hain, düşman, münafık ve bu nedenle tezatlarla dolu gerçek yüzünü gözler önüne serebilirim.

Nurettin Yıldız’ın Sosyal Doku Vakfı’nın resmi internet sitesinden bir görüntü…

Allah’tan korkan, ihlas sahibi, neyin ne olduğunu anlamaya çalışmış herhangi bir Müslüman kişi, sadece şu görüntüye bakıp bile Yıldız’dan ve çevresinden yüz çevirir. 15 Temmuz’un ne olduğunu dağdaki çoban bile anladı. En somut yüzlerce delil de her yerde… Okumuş, yazmış görünen Nurettin Yıldız mı anlayamamış?

Üstelik vakfın “Sık sorulanlar” bölümünde, hiçbir siyasi parti ve cemaat ile bağı olmadığı yazılı. Yalan, koca bir yalan… Hem AKPKK ile ve içimizdeki İsrail ile göbekten bağlı hem içimizdeki Ermenistan ile bağı var hem de BOP çerçevesinde Türkiye’de de yayılması istenen Vehhabi/Selefi cemaati/tarikatı ile bağı var. Bunların da binbir türlü somut ispatı var.

İşte bu tiplerin birbirine tezat binbir türlü şey iddia edip savunmalarının arka planında bu var. Bunların İslam’la bir bağı yok. Haince niyetler içindeler ve mümkün olduğunca belli etmeden, tezat görüntüler oluşturmadan, bir oldu bitti ile milyonlarca Müslümanı hem dolandırmak hem de itikaden dönüştürmek ve imanı çaldığı gibi elindeki vatanını bile elinden almak gayretindeler.

Yıllardır Nurettin Yıldız’a dair sert yazılar yazıyorum. Çok güçlü basın ve medya kuruluşlarını bile hemen dava ettiği halde beni es geçiip duruyor, dava edemiyor. Üstelik yazdıklarım ses getirdikçe kendisine soruldu, hiçbir şeye kale alınır bir izah getiremiyor.



Kulağıma sağlam kaynaklardan gelenleri yazayım. Onca tenkide, somut ispatlı cehaletine, aldatıcılığına izahat yapmak yerine verdiği cevaplar bakın şu şekilde:

  • Yahu bırakın şunu, kendi cemaatinden bile kovulmuş biri. Süleymancılarla da hiçbir bağlantısı yok.
  • Yalancının teki, kale almayın.
  • Kendini kaf dağında görüyor ama bir şey bildiği, bir şeyden anladığı yok.
  • Raporu varmış, şizofrenmiş..

Bin kere TC kimlik numaramı verdim ve “Cemaatim beni dava falan etmedi. Raporum da yok. Bu gibi iftiraları dikkate almayın. İşte TC kimlik numaramdan bir avukat bile birkaç dakikada bunu soruşturup doğrulayabilir” deyip durduğum halde, karşımda çok zor duruma düşen bütün münafıkların yaptığını bu münafık Nurettin Yıldız da yaptı. Hatta şimdilerde Oda TV’deki gizli Ermeniler deşifre ettim de bu kadar yıldır takip ettikleri halde ve sicilime de baktıkları halde, onlar bile çaresizce “Bırakın şu deliyi” şeklinde karşılıklar verdiler, yazdıklarımı kendilerine soranlara…

Bu haini kimler koruyor, destekliyor, varlıkta tutuyor?

Şu Nurettin Yıldız, ne tarih biliyor, ne lisan biliyor, ne fıkıh biliyor, ne akaid biliyor, ne tefsir biliyor, ne dünyayı ve siyasetini biliyor ama istediği her konuda atıp tutuyordu. Kocaman bir Osmanlı devletini ve yanlarında ilimde, hikmette zerre misali kalacağı padişahlarını yerden yere vuruyordu. Hem bilmiyordu, bomboştu hem de doğru öğrenebildiği çok sayıda mevzuda kasten Müslümanları kandırıyordu. Ben çıkıp somut şekilde bunları gözler önüne serince “Yahu şu kadarını da bilmez mi bir insan? Şu kendini gösterdiği yere, kendini koyduğu kefeye bir bakın, şu yazdığına, şu konuştuğuna bir bakın? Açıkça belli bunun art niyetli ve aldatıcı olduğu… Bu kadarı hata ile yapılamaz.” dedikçe, mümkün olduğunca uzak duruyor ve görmezden geliyordu. Çok sıkışınca da yukarıdaki gibi cümleler kuruyordu. Bu, alçaklık, aldatıcılık, yalancılık, müfterilik, şahsiyetsizlik, hainlik değilse, nedir? Böyle bir hain insan şeytanını Türk Guguk sisteminde korumaya alanlar ve onun için Guguk Sistemi yolu ile muhaliflerini silenler kimlerdir?

Mehmet Fahri Sertkaya

Soldakini biliyorsunuz…

11 yıl Suudi Amerika’da şekle sokulduktan sonra Türkiye’ye gelip burada Selefi/Vehhabi itikadını ve aksiyonunu yaymakla görevlendirilen basit bir CIA piyonu…

BOP projesi ile eş zamanlı olarak Türkiye’de Müslümanları dönüştürmekle görevli bir insan şeytanı. Arkasına nerede ise devlet gücü verilmiş, yeri geldiğinde TC’nin Adalet Bakanı onun avukatlığına verilmiş bir proje o… Hepiniz biliyorsunuz Nurettin Yıldız’ı ve hakkında daha önce neler yazdığımı, herkesi dava edip durduğu halde beni senelerdir teğet geçtiğini…

Sağdakini de bilenler çoktur ama resmi anlatımı biliyorlardır. Sağdaki IHH başkanı Bülent Yıldırım. Dinsizin tekidir. Hiçbir şeye inanmaz. Paraya, şöhrete, kadına, nefsine tapar, başka değer tanımaz. Irkı Mısır kökenlidir. Zaten dikkatli gözlerden kaçmaz, buna bakan bir dikkatli kişi “Mısırlı, Hindistanlı olabilir” der. Hiç Türkiyeli gibi görünmez.

Büyük bir sahtekar ve numaracıdır. Ağır durmaya çalışır, korkağın tekidir. Sübyancıdır. Erkek çocuklarını kirletir.

Hem CIA hem de MOSSAD ile irtibatlıdır. IHH’yı Bülent Yıldırım’ın yönettiğini zan edenler, çok yanılır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Devekuşu Kabare…


Çok komik… Savcılığı, hakimliği bırakıp komedi/kabare işine falan girseler, daha iyi kazanırlar. Şundan daha çok saygı görürler. Daha çok itibar edilirler.

Süleyman Soysuz’un planlaması ve olay yerinde bizzat yönetmesi ile öldürülen Rus elçi Karlov’un öldürülmesine dair başlatılan soruşturma nihayet tamamlanmış.

Çok yakında vatana ihanet suçlaması ile yargılanması beklenen savcı, iddianamede kendini aşmış, uçuşa geçmiş hatta belki de desteksiz yüksek atlama rekoru denemiş.

Soysuz’un cinayette kullandığı tetikçi polis memuru Mevlüt Mert’in, BOP’çuların ve içimizdeki İsrail’in el üstünde tuttuğu ve adeta devlet desteği verdirttiği Vehhabi sapık zihniyetli Nurettin Yıldız gurubu ile bağlantılı olduğunu kabul etmiş. Ancak şüphelinin suçu bu grubun üzerine yıkmak için sızdırılmış bir Gülen cemaati üyesi olduğunu öne sürmüş ve ”Mevlüt Mert Altıntaş’ın ev arkadaşı Sercan Başar ile birlikte renklendirilerek Nurettin Yıldız Grubu’na bağlı olan Sosyal Doku Vakfı’nın uzantısı olan Sosyal Doku Ankara Gönüllüleri Grubu içerisine sızdırılarak gizlenen FETÖ mensubu olduğu anlaşılmıştır.” ifadelerini kullanmış.

Konseylerin emri ile Rusya’nın Türkiye’deki Büyük Elçisi olan Karlov’u Süleyman Soysuz’un öldürttüğünü, daha önce bu gurupta bütün detayları ile anlatmıştık. Hala “Tetikçi silahı ve kurşunu varken bile Karlov hariç kimseye zarar vermemişti, kurşunu bittiği halde neden öldürüldü” sorusunu bile sormadılar. “Emniyet içindeki Esedullah Tim nedir, ne değildir? Nusra bağlantılı ve BOP kapsamında üretilmiş bir grup mudur? Arkasında MİT’in hain kanadı, CIA, MOSSAD var mıdır?” bile demediler ama tiyatro sahnesi sergiler gibi iş tutuyorlar. 80 milyon insanı aptal yerine koyan ve bu vatan hainlerine, meydana çıkartılmış bunca sarsıcı gerçeğe rağmen hizmet eden bu gibi savcıların ve hakimlerin yüzlercesinin çok yakında idam edileceğini öngörebiliyoruz. Bunu çok sık tekrar ediyoruz, çünkü bazıları gerçekten de bu işten sıyrılabileceklerine inanarak bu BOP’çu hainlere yardım ve yataklık ediyorlar, görevlerini kötüye kullanıyorlar. Lakin öyle olmayacak… Türk milleti, yakın gelecekte, yüzlerce hakim ve savcının idam edildiğini ve bir kısmının da müebbet hapis cezaları aldığını görecek. Çünkü her suçun, zulmün, cinayetin, katliamın, ihanetin ve her türlü acının birinci dereceden sorumlularıdır onlar…

Mehmet Fahri Sertkaya

Abdulmetin Balkanlıoğlu’nu iyi bilmiyoruz…


Allah taksiratını asla affetmesin.

Cübbelinin gerçek yüzünü senelerce aleme duyurduk. Köşeye sıkıştı ve karşımızda ne çirkinlikler sergiledi. Kendini kurtarmak için cemaatleri birbirine bile katacaktı. Yine de dimdik durdum ve hiç geri adım atmadım. Merkezim de arkamda dimdik durdu. Pekiyi bu Abdulmetin gibi sözde hocalar, alimler ne yaptılar? Oralı bile olmadılar.

İşte bakın, sonraki bir zamanda, Rus elçi öldürüldü. O güne kadar Cübbeliye “Ehl-i sünneti alet etme. Sömürme. Nurettin Yıldız mı ehl-i sünnet? Sen nasıl bir fitnesin böyle? Ehl-i sünnet üst kimliğinde buluşacağız diyerek Nurettin Yıldız’la ve ondan pek farklı olmayan İhsan Şenocak’la ve benzerleri ile bir araya geliyorsun. Hiç mi utanman yok, bu Nurettin haşa -Allah göktedir- diyen bir Vehhabi değil mi? Bunu görmemen mümkün mü?” demiştim. Hep susmuştu…

Sonra da Rus elçi öldürüldü. Elçi cinayetinin arkasından el Nusra’cı ve dolayısı ile Vehhabi/Selefi akidesindeki Esedullah timi çıktı. Bu tim, CIA+AKPKK ve diğer BOP’çu ortaklarının, Türkiye içindeki örgütlemelerinden biriydi ve Emniyet personeli içindeki bir uzantı idi. Bu Esedullah timinin arkasından da kilit adam, beyin, fikir babası olarak elbette Nurettin Yıldız çıktı. Sonra, o güne kadar ne ispat etsek ve “Akıllara zarar manevi felaketlere de sebep oluyorsunuz. Hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz?” desek de oralı olmayan Cübbeli, Nurettin’i panik hali ile ilk satan kişi oldu, sattı geçti. Satarken “Yok efendim neymiş, -Allah gökte mi- diye soruyorlar bu Nurettin Yıldız’a, -Bunu tam bilemiyoruz, ihtilaf var- demiş. Yuuhh, koca karıların bile o kadar ilmi var. Nesini bilemiyorsun. Vehhabilik itikadı işte bu” mealinde konuştu. Hemen ardından da Kadir Mısıroğlu sattı Nurettin’i…

İşte bu Metin de tam bu anda “Nurettin Yıldız’a vurma, açığın çok, keserim yolunu” tavrı yaptı. Pekiyi, nasıl? Biz din gayreti ile duyururken umursamadığı gerçekleri açıkça dillendirerek. Biz sonra “Şimdi çok panik yaptı ve fevri tavırla Nurettin Yıldız’ın aleyhine döndü. Cübbeli’yi eline düşüren güç odakları buna çok kızdı. Çok uzamaz, bir süre sonra bir yol bulup bunları yeniden yan yana getirirler ve bu Cübbeli her zaman olduğu gibi tükürdüklerini yalar” dedim ve geçenlerde bunu da yaptılar.

Uzak durun böyle İslamcılardan ve İslamcılıktan. Bunların Müslümanlıkla ve İslamiyetle alakaları yok. Şu yaptıkları, vicdan sahibi kişilerin, gerçekten imanı ve Allah korkusu olanların yapabileceği şey değil. İnsana “Ya projelerimize hizmet et ya da üstüne nükleer bomba atarız” deseler, hatta “derini diri diri yüzeriz” deseler böyle akıl almaz felaketlere sebep olup bunların vebaline girmeye cesaret edemez.

Cübbeli’ye büyüklerimiz hep münafık dedi, diyor. O bir yana da ahirette toplaştığımızda Metin Balkanlıoğlu’nu Müslümanların safında görürsem büyük şok yaşarım. Şayet imanını kurtarabilmişse bile şu anda mezarında kan terlediğine eminim. Zira milyonlarca insanın kanına, iliğine giren ve malını, eşyasını, namusunu ve dinini çalan BOP’çulara alet etti, sahip olduğu azıcık ilmini… Zaten beden dili, konuşmaları, tavırları da bir hekime sormayı icap ettirecek kadar tuhaftı. İnsanların en adileri kadın satanlar, anası ile zina yapanlar değildir. İnsanların en adileri bu dinimizi dünya menfaat ve siyasetine alet eden mel’unlardır. Allah onlara lanet etti. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) onlara lanet etti. Onlardan ahir zamanda çok bol bulunacağını söyledi ve bizleri ikaz etti.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hiçbir Müslüman, Nurettin Yıldız’ı savunamaz, buna yol da bulamaz!

Nuretin Yıldız çoktan tutuklu yargılanması gereken birisi. Evet, içimizdeki İsrail’in basın ve medyası, şu anki konuları çarpıtarak bir karalama yapıyor ama asıl mevzular başka. Aklı başında, itikadı düzgün, vatansever hiçbir gerçek Müslümanın, Nurettin Yıldız’ı savunamayacağını iddia ediyorum ve çok sayıda somut delil ile bu iddiamı ispat ederim. Nurettin Yıldız konusu öyle bir konu ki hiçbir gerçek mü’min ve vatansever “Ben seninle aynı görüşte değilim” bile diyemez ve Yıldız’a destek veremez. Sebep olduğu hem itikadi hem de dünyevi sıkıntılar, tartışmaya mahal vermeyecek netlikte gözler önünde. Aslında mesele Nurettin Yıldız meselesi bile değil ve zaten Nurettin Yıldız,gösterilmek istendiği vasıflarda birisi de değil. Mesele onun üzerinden bazı güç odaklarının Türkiye’ye ve ehl-i sünnet Müslümanlara kurduğu tuzaklar.

Ve aslında sahte diplomalı gayr-i resmi CB’nın çıkışı da samimi değil. Şartlar onu, bunu yapmaya zorluyor ve yine de Nurettin Yıldız’a ve üzerine kurulan sisteme zarar gelmemesi için mücadele ediyor. Aynısını Adnan Oktar için de yaptı. Halktan tepki gelen, basın ve medyanın kaşıdığı, kendisine oy kaybettiren her ne varsa, onlara bu kadar sene sonra da olsa müdahale ediyor, ilgileniyormuş gibi bir hava oluşturuyor. Oysa Adnan Oktar grubu ile Tayyip’in göbekten bağlı olduğunu bilmesi gereken herkes biliyor. İki taraf da birbirine gerçek anlamda karşıtlık yapamazlar. El Nusra’nın Türkiye’de bir numarası siyasi/idari manada Erdoğan’dır, ilmi/manevi manada Nurettin Yıldız’dır. İkisi de bilerek yada bilmeyerek CIA’ya hizmet ederler. Bunun somut delillerini TR ve dünya basınında bile görebilirsiniz. İddiaları değil, somut delilleri… Bu ülkenin evlatlarının, İslam diye sonsuz felakete sürüklenmesini, bu milletin kurtuluş denilerek devletini bile kaybedeceği felaketlere sürüklenmesini isteyenler, ‘Allah göktedir’ bile diyebilen bu bozuk itikatlı Vehhabi’ye destek verirler. Sonra da yatacak yer falan bulamazlar. Zaten iş oraya da kalmadan, bu ülkenin ehl-i sünnet dinamikleri, başta da biz Süleymanlılar, bu oyunları bozarız. Kimse beyhude yere kendini ve başkalarını felaketlere sürüklemesin.

Ve herkes gözünü açsın artık. Nizamı aralıklarla, daha pek çok şeye böyle dokunulacak ve düzeltiliyormuş tiyatrosu oynanıp oy yükseltilecek. Referandumu dünyanın gözleri önünde çaldılar, suç üstü de oldular, millet de bu hususta iyice uyandı ve rahatsız oldu, bu defa seçimi çalamazlarsa, hepsi müebbet hapis cezaları ile yargılanacaklar. Bu riskle karşı karşıya olanlar, her tiyatroyu oynarlar. Bu güne kadar bütün millete inat, yer yer milleti azarlayarak yaptıkları politikalardan, geri dönüyormuş rolleri de oynarlar.

Selefi/Vehhabi kafası

Mehmet Fahri Sertkaya