Etiket arşivi: Terör

Ha Taliban, ha ABD, yok birbirlerinden farkları…

Vahşi terör örgütü Taliban: ABD’yi düşman olarak görmüyoruz

İnsan, organ, uyuşturucu kaçakçısı ve katliamcı Taliban, bütün bu işleri beraberce yaptıkları ABD’yi düşman olarak görmediğini bütün dünyaya ilan etti.

ABD, açıkça görülür şekilde de batmamak ve parçalanmamak için, 11 Eylül 2001’de son bir hamleyle kendi ikiz kulelerine terör saldırları yapmıştı. Kendi yaptıkları saldırının suçlusu olarak da zaten beraberce her türlü pis işleri yaptıkları ve kendilerine çalışan bir gizli servis görevlisi olan Usame bin Laden’i göstermişti. Usame’nin Afganistan’da olduğunu iddia ederek Afganistan’ı hukuksuz şekilde işgal etmişti. O günden bu güne kadar da Afganistan’dan uyuşturucu, insan, organ kaçakçılığına devam etmişti. 

ABD Irak’a da tamamen hukuksuz  ve insanlık dışı şekilde askeri müdahaleler yaparak sömürmeye devam etmiş lakin yine de mali krizlerini aşamamıştı. Askeri operasyonların masraflarını karşılayabilecek bir mali gücü bile kalmamıştı. Sonrasında bütün orta doğuyu işgal edip sömürebilmek için ise Facebook’u ve evvelden beri kendisine çalışan muhtelif ülke hükumetleri ile gizli servislerini silah olarak kullanmıştı. AKPKK de söz konusu kara para, katliam, sömürü projesinin yani BOP’un en temel kolonlarından biri olarak hazırlanmış ve Türkiye’de iktidara getirilmişti. 

Türkiye de dahil olmak üzere, kastedilen o ülkelerin hepsindeki ABD sözde diplomatik temsilcileri, vahşi terör örgütü liderleri gibi, organ, bebek, kadın, genç kız, değerli eşya, petrol ve maden peşinde çılgınca mücadele etmişti. Hatta mümkün olduğunca bu ülkelerin hazineleri de yağmalanmış, toplanan vergiler bile kaçırılmıştı.

ABD vahşileştikçe, hem ABD’nin hem de dünyanın krizleri daha da derinleşti. Doğru düzgün bir devletten sayılamayacağı halde dünyaya süper devlet olarak yutturulan ABD, hormonlu büyütülmenin, üretmeden tüketmenin, vatandaşlarına ahlaki eğitim vermeden yaşatmanın, kan ve göz yaşı dökerek ayakta durmaya hatta devleşmeye çalışmanın neticesini yaşadı, yaşıyor. Şu anlarda ABD, 20 yıl öncesinden çok çok daha derin bir mali krizle boğuşuyor ama hala dünyaya pençe gösterdiğini, restler çektiğini, istediği her yerde istediği her şeyi yapabileceğini zan ediyor. 

Bu kadar bitik haldeki ABD, son süreçte ise malum kara para işlerini daha da hızlandırmak ve kolaylaştırmak için, milyar dolarlık askeri araç, gereç ve mühimmatı ve ülkenin idaresini, kara parada iş ortağı olan Taliban isimli terör örgütüne bıraktı. Neler döndüğünü merak eden ABD vatandaşlarına ve ayrıca dünya insanlığına ise resmi ağızlardan türlü yalanlar anlatıldı. Sadece ABD hükumeti değil, beraber kara para işleri yaptıkları diğer malum ülkelerin hükumetleri de resmi ağızlardan aynı yalanları söylediler.

Yetmemiş, kendisiyle organize şekilde insanlık dışı kara para işleri yapan diğer hükumetlerle birlikte, Taliban terör örgütünü meşru hükumet olarak tanımayı da denemişlerdi. Bu insanlık dışı faaliyetleri İstanbul engeline takılmış ve gerçekleşmemişti. Sonrasında ise Kazakistan’ı gözlerine kestirmişlerdi. Yine İstanbul engeline takılınca bu defa istemeye istemeye Ukrayna’yı kara para işleri merkezine çevirdiler. An itibariyle, danışıklı dövüşen söz konusu hükumetler hala Ukrayna’da kan içiyorlar, insanları nakite çeviriyorlar, silah kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı ve her türlü kara para işlerini yapıyorlar. Buna rağmen bile mali krizlerini aşamıyorlar. 

Bu süreçte, batak ABD’nin yerine Ankebut Ağının yeni merkez ülkesi yapılmak istenen Çin bile devasa bir mali krize girdi ve son çare olarak kendi insanlarını hızla nakite çeviriyor. Dünya genelinde korona oyunlarına, yalanların, soygunlarına, zulümlerine, katliamlarına son darbeleri de vurduğumuz ve onlarca ülkenin peş peşe geri adımlar atmasını sağladığımız halde, Çin hala pandemi yalanlarıyla uyguladığı karantinalar sayesinde mümkün olabildiği kadar çok Çin vatandaşını diri ya da organları çıkarılmış şekilde başka ülkelere satıyor. Parça parça olmamak, iflas edip batmamak için, son çare görüp bunu deniyor. Çinliler dünyaya nasıl da içler acıtan videolar yayıp hallerini gösteriyorlar ama malum hükumetlerin birisinden bile bir tek ses, itiraz hatta hafif bir tenkit bile yükselmiyor. 

İşte böyle cehenneme çevrilmiş bir dünyada Taliban terör örgütünün güya İçişleri Bakan Vekili sayılan Siraceddin Hakkani isimli terörist, gerçek yüzünü bütün insanlığın bildiği CNN kanalında, güya editörlerinden Christiane Amanpour’un sorularını yanıtladı.

Son yirmi yılın, savunmaya dönük mücadele ile geçtiğini iddia edebilen terörist Siraceddin, “ABD ve milletler arası toplum” şeklinde tabir ederek, organize şekilde kara para işleri yapan malum ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmak istediklerini söyledi. 

Afgan halkı adına konuşma cüretini kendinde bulan terörist Siraceddin, Amerikalıları şu anda düşman olarak görmediklerini de söyledi. 

Bir yandan da Siraceddin FBI’ın “En çok arananlar” listesinde yer alıyor. Yakalayana 10 milyon dolarlık bir ödül verileceği ve son yirmi yılda Afganistan’da yapılmış en insanlık dışı saldırılardan pek çoğunu organize ettiği biliniyor. 

Dünyanın bu cehennemi halden bir an evvel kurtulabilmesi için ABD’ye o son birkaç darbeyi de vurması ve ABD’yi tarihin karanlık sayfalarına gömmesi gerekiyor. Arkalarından lanetlerle anılacaklarına ise hiçbir insanın şüphesi bulunmuyor. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Teyakkuz halinde olacağız

Kısa süre içerisinde dünya üzerinde pek çok hususta dengeler değişebileceği gibi, Türkiye içinde ve çevresinde de pek çok denge değişebilir. Sınırlarımızdaki ülkelerle ve bunların kontrol ettiği ya da göz yumduğu terör örgütleriyle aramızda çok ciddi sorunlar hatta bir anda askeri çatışmalar yaşanabilir. Bütün bölge savaş alanına dönebilir. Kısa süre sonrasında bu savaş bütün Avrupayı da sarabilir.

Türkiye olarak, İranla, Irakla, Suriyeyle ayrı ayrı ya da bunların üçüyle aynı anda askeri çatışmalar yaşanması ihtimaline de hazır olacağız. Ayrıca, lüzumu halinde İstanbul ve Çanakkale boğazlarını Batı/NATO cephesinin askeri unsurlarına tamamen kapatacağız. Buna ve bunu yaptığımızda peşi sıra gelişecek risklere/hadiselere karşı hep hazırlıklı olacağız.

Türkiye içinde, hususiyle büyük şehirlerle, sınırlardaki şehirlerimizde peş peşe ve sarsıcı terör saldırıları yapılması ihtimaline karşı hazırlıklı olacağız. Böyle saldırılar yapılırsa, cumhuriyet tarihinde ilk defa bu terör saldırılarının peşini/izini hakikaten sürerek CHPKK’ye, HDPKK’ye, MHPKK’ye, AKPKK’ye ve İsrail ile batılı ülkelere kadar götüreceğiz. Ülke içinde kim alınması gerekiyorsa, makamına ve rütbesine bakılmadan hemen toplayıp alacağız. Ülke dışında, hangi terör destekçisi ülkeye misilleme yapmamız gerekiyorsa, hiç zaman kaybetmeden yapacağız.

Türkiye içindeki ABD ve NATO üslerine karşı teyakkuz halinde olacağız ve lüzumu halinde buraları kuşatıp içlerindeki personelleri tutuklayacağız. Elçilik ve konsolosluk vazifelerinin haricinde, Türkiye’de adeta işgal valisi tavırlarıyla hareket eden, sürekli iç işlerimize karşısan, sürekli terör örgütleriyle paslaşan, sürekli ülke içindeki kripto kimlikli hainlerle ve bunların sözde siyasi partileriyle ve sözde vekilleriyle paslaşan, her gün ve her dakika Türkiye’ye zarar veren ve suçlar işleyen sözde diplomatik temsilcileri de toplayıp alacağız. Bunların kara para ve terör üsleri haline gelmiş sözde elçilik ve konsolosluk binalarını da kapatacağız. Öncelikle ABD, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa gibi terör ve kara para ülkelerinin, Türkiye’deki sözde diplomatik temsilcilerine ve temsilciliklerine bunu yapacağız.

Bunlar yaşanıyorken, Türkiye’de iktidarı sadece resmen elinde tutan resmi yetkililerin, devletin/hukukun işlerleğini en ufak bir şekilde bile olsa durdurmaya dönük hamleleri olursa, işte o kısımda volkan gibi, atom bombası gibi patlayacağız ve milli güvenliğimizi tehdit altında görerek idari kadroyu bütünüyle al aşağı edeceğiz. Ordumuz hain subay kadrosunu da toplayıp alacağız .Türkiye’deki önde gelen mason kişileri de aynı anlarda toplayıp alacağız. Bütün bu hain kadrolara kulluk eden hukuki/adli yetkilileri de toplayıp, onları herkesten önce asacağız.

Duruşumuz çok net, çok kesin, çok keskin… Hukukun gereği ne ise, milli güvenliği korumanın gereği ne ise, devletin ve vatanın bekasını sağlamanın gereği ne ise, onların hepsi, hiçbir tereddüt yaşanmadan yerine getirilecek. Suçlu ve hain her kimse ve her neredeyse gerekli müdahaleler yapılacak.

Türkiye, batı dünyasının, ABD’nin, İsrail’in ya da NATO’nun ne sömürgesidir, ne ucuz askeridir. Ne de kara para merkezlerinden biridir. Türkiye artık hür bir devlettir, NATO üyesi de değildir, yüzü batıya dönük de değildir, daha fazla sömürülmeyecektir ve milletinin can, mal, ırz, din, fikir, vicdan hürriyetlerini koruyan bir hukuk devletidir. Bu hürriyetleri ve emniyetleri tehdit eden iç ve dış suçlu/düşman unsurlar, hür bir hukuk devletinden beklenen karşılıkları görecekler.

Öyle görünüyor ki, hala batı dünyasına kulluk etmekte ve Türk milletine/devletine ihanetler etmekte ısrar eden siyasetteki, bürokrasideki, ordudaki, iş dünyasındaki, adalet sistemindeki, kolluk kuvvetleri içindeki gizli Ermeni çeteleri ve bunlara bağlı diğer silahlı çeteler, kısa sürede tarihe gömülecekler. Bunlar yaşanırken, hakikatler göz önüne çıkarken, onlarca yıldır bu ülkede terörün, göz yaşının, zulmün, sömürünün, acıların neden son bulmadığını, bütün vatandaşlarımız en açık şekilde görmüş, anlamış olacaklar.

Ümit ederim ki İran, Irak ve Suriye gibi komşu ülkeler, batı dünyasının, insanlık düşmanlarının, kara paracıların, sömürgecilerin, katliamcıların beleş askeri olmak yerine, onurlu bir duruş sergileyen ülkeler olmayı tercih ederler ve iç dinamikleri de başlarındaki idarecileri bu yöne sevk ederler. Aksi takdirde, karşımızda, bu hatalarının ceremesini topluca ve çok ağır şekilde onlar da çekerler.

Bıçak kemiğe dayanmadı, iliğe saplandı… Artık yeter.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok yakın geleceği öngörebiliyorum

Ben buradayım. Bu işin sonunu siz de göreceksiniz, bütün dünya insanlığı da görecek, derileri yeşil olanlar da gri olanlar da diğer renklerde olanlar da görecek.

Ben de mfs isem “Dur, dur, yeter” diye topluca yalvardığınız yere kadar giderim orada da gözünüzün yaşına bakmaz hepinizi ezer geçerim.

Haydi bakalım, işte saha…

Türkiye’de, Suriye’de ve Irak’ta tek bir Amerikan üssü kalmayacak ve tek bir Amerikan askeri dahi bulunamayacak.

İnanamıyor musunuz? Çok yakın geleceği öngörebiliyorum. İzleyin, bakın neler olacak. Pek çok Amerikan askeri ve subayı başka devletlerin imkanlarına sığınarak Amerika’ya gönderilecek. Amerika o kadar aciz, çaresiz, sefil hale düşecek.

Lakin yüksek sayıda Amerikan askeri ve subayı da soykırım, katliam, insan ticareti, organ ticareti, sübyancılık, işkence, terör ve savaş suçları kapsamında yargılanıp idam edilecek.

Sadece Irak, Suriye ve Afganistan’da Amerikalıların yaptığı soykırım ve katliam suçları bile zaten dünyanın çok iyi bildiği ve inanmak bile istemediği acı bir gerçek ve çok yakında bunlar milletler arası mahkemelerin yargılama konuları olacak.

O zaman görülecek soykırım yapan, katliam yapan kim…

Biden veya başka biri diye ayırt etmiyoruz. Bunların iç gruplaşmaları, her bir tarafın ayrı telden çalması yeterince canımızı sıktı. Bundan sonra muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri’dir. Türkiye, Türkiye’deki gerçek iktidar bundan sonra Çin’den bile önce ABD’nin yok oluşunu sağlayacak bir siyaset izleyecektir.

Üflesek yıkılacak hale gelmiş bir ABD var. Zaten yeşiller de hatta bir grup griler de bunu, ABD’nin parçalanıp yıkılmasını istiyorlar. Biz bunun en kısa zamanda gerçekleşmesini sağlayacağız. Lakin… Bunu yeşillerin ve grilerin menfaatine olacak şekilde sağlamayacağız. Dünya, siyaseti, stratejiyi, mücadele azmini, harp taktiklerini, kahramanlığı tarihte çok zaman Türklerden öğrendi ve şu zamanda da öğreniyor, öğrenecek.

Tarih de göstermiştir ki Türkler için her zaman dahiyane çıkışlar, vuruşlar yapmak, herkesi şaşırtmak imkanı vardır.

Kılıçdaroğlu: Dünyada neler dönüyor, bize Pervin ayar veriyor

Gizli Ermeni ve Hristiyan Kemal Kılıçdaroğlu da konulara yoğunlaştığı çok zaman, kendi kendine konuşan kişilerden biri…

Kılıçdaryan, bazen muhataplarına hitapla, bazen kendi kendine şöyle cümleler kurdu.

Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Bu adam (mfs) ölse bela kalsa bela…B.. gibi kaldık dünden beri… Bir yere (adli makamlara) müracaat edemedik. Güya savcılar bizim… Dünyada neler dönüyor. Bize Pervin ayar veriyor. S.. böyle işi de, siyaseti de…

Çil yavrusu gibi dağıldılar. Elimizden tutan, yanımızda duran yok. Parti içinde konu yok konuşacak, yine döndük aynı sıkıntılı konulara. Gereksizlerden birkaçı birkaç günü idare etsin de bu iş nereye çıkacak bir bakalım.

Bu PKK konusu, nasıl oldu da bu kadar hızlı ilerledi. Kim bu dış mihraklar bu sefer… Mfs, NATO’nun adamı mıymış. Kaç sene kıvrandık o kadar. Şimdi bunun (mfs’nin) kimlerden olduğu bulunmazsa ne yapacağız. Kafamıza oturana kadar bekleyecek miyiz. Kime sorsan, tanımam etmem diyor. Lan madem tanımıyorsun, ne diye adamı beyin olarak görüyorsun. İşin iyice cılkı çıktı. Karışmıyorum ben bir şeye…

Herkes işini yapsın. Kimsenin yükünü de üstlenmeyeceğim. Partiden kim düşerse düşsün. Zaten mfs bizi komple silmiş, belli. Biraz Özgür’den (Özel), Faik’ten (Öztrak) şüpheliyim. Onlara da bakacağız. Süleyman’ın (Soylu) düşüşüne bile sevinemiyorum, işe bak ya!

Lavrov’un fitne kazanları

Lavrov “Mfs ile Tayyip’in arasını bozmak lazım” diye söylene söylene yoğun mesai yapıyor. Fitne kazanları kaynatmak istiyor. Muhtelif görüşmeler yaptı, yapıyor. İngiltere ve Almanya’yı da bu fitne planlarında yanında görmek istiyor. Bu fitne planları çerçevesinde gizli Ermeni ve Hristiyan Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmek isteyecekler. İçimizdeki Ermenistan’ı bir kart, bir piyon olarak kullanmak isteyecekler. Gerekirse onları topyekun bir ateşe atmaktan çekinmeyecekler. Pek işe yarar şeyler yapacaklarına ihtimal de vermiyorlar ama ellerinde fazla kart yok ve Ermeni çetelerini de mecburen kullanacaklar.

Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i ve sözde İyi Parti’yi, CHPKK’den daha da kullanışlı buluyorlar. Meral’in fazla gücünün olmadığını, ülke içerisinde de zayıf bir partisi olduğunu ama Tayyip’e karşı son zamanlarda sesinin yüksek çıktığını değerlendiriyorlar. Meral Akşener hakkında “İstediklerimizi dillendirmekte kullanabileceğimiz bir piyon” diyorlar.

Ruhani’nin de çok yalnız ve güçsüz kaldığını, bu fitne planlarına dahil olup destek vereceğini değerlendiriyorlar. PKK’nin pek çok üst isminin Ruhani ile arasının iyi olduğunu, Ruhani’nin bu vesileyle Türkiye içinde pek çok terör eylemi yaptırabileceğini değerlendirdiler. Ruhani ise Putin’e “Tayyip bu konuda bize dişini gösterdi. PKK/YPG/PYD ile hareket etmememiz gerektiğini bize açıkça söyledi. Aksi halde bunun bütün ilişkilerimize yansıyacağını ve zarar vereceğini de söyledi. Lakin ABD üzerimize çok geliyor, biz mecburen PKK/YPG/PYD’yi desteklemeliyiz. Türkiye’de aşırı bir baskı altına alındı bu örgüt. Elimden fazla bir şey gelmez ama yine de tamamen yok edilmesine mani olabilirim.” dedi.

Lavrov, Putin’e,

Mevlüt Çavuşoğlu’nun çok zayıf, liyakatsiz bir adam olduğunu…

Tayyip’in, yaptığı başarılı siyaseti sadece mfs ile yapabildiğini…

Tayyip’in çevresinde liyakat sahibi hiç kimsenin olmadığını…

Çavuşoğlu kullanılarak Türkiye ile ABD’nin arasını bozabileceklerini…

Solomon Soysuz’a ulaşıp bilgiler alabileceklerini ama onun da çok işe yaramayacağını, onu çoktan gözden çıkarttıklarını….

Stratejik konuları kullanarak (Türkiye’deki nükleer santral projesi gibi) anlaşmazlıklar çıkartabileceklerini ve baskı ortamı oluşturabileceklerini…

Türkiye’nin bazı meselelerde Rusya’dan teknik ekibe ihtiyaç duyduğunu, bu desteği vermeyince de Türkiye’nin sıkışacağını…

Bu süreçte Rusya’nın Japonya ile iyi geçinmesi gerektiğini…

Şi’nin, kendisiyle anlaşmak mümkün olmayan bir lider olduğunu, diplomasiden anlamadığını ama mecburiyet icabı Şi ile beraber yol almak zorunda olduklarını…

Çin’le iyi bir müttefik gibi görünürlerse, dünyaya bu görüntü verilirse şu sıkıştıkları zamanda çok faydalı olacağını…


Avrupa’daki mafya bağlantıları üzerinden de Avrupa hükumetlerini sıkıştırmaları gerektiğini…

Esed’in büyük bir fırsat yakaladığını, ellerinden kaçmak isteyeceğini ama şu anda çok sıkışık halde olduğunu ve ellerinden kurtulamayacağını…

Merkel’in Avrupa’daki tek gerçek dostları olduğunu…

YPG/PYD’ye verdikleri destekle YPG/PYD’yi daha güçlü bir hale getirmeleri gerektiğini…

Bu terör örgütünün bitmesine kesinlikle müsaade edemeyeceklerini…

İran’ın da bu konuda üzerine düşenleri zaten yaptığını…

Kırım meselesini öncelikle Heiko Mas ile görüşeceğini…

Kırım’ın o kadar kolay şekilde ellerinden alınabilecek bir yer olmadığını ve bütün bunların Suriye’deki başarılarına bağlı olduğunu…

Suriye’de askeri güç haricinde istihbarat servislerine mensup adamlarını çok iyi kullanarak tarafları birbirine karşı kışkırtmakta çok iyi olmaları gerektiğini…

Casuslarının zaten bu konuda usta olduklarını ve zorlanmayacaklarını…

Türk askerlerine ve Esed’in askerlerine saldırılmasını sağlayacaklarını ve bu iki gücün ittifak etmesini imkansız hale getireceklerini…

İran, Almanya, Rusya ittifakıyla YPG/PYD’yi varlıkta tutup hatta mümkün olursa daha da güçlendirirken bir yandan da dünya kamuoyunu Esed’in YPG’ye güç verdiğine ikna edeceklerini…

Ve benzeri fitne fesat planlarını anlattı, değerlendirdi. Putin “Her zaman en iyi adamımdın dostum” şeklinde karşılık verdi. Büyük memnuniyet duydu.

Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.

Tayyip, vatanseverlerdeki faaliyetler kendilerini ezer nitelikte mi, yoksa gerçekten iş birliği ihtimali var mı diye adamlarına danıştı.

Adamları da ona vatanseverlerin bazı maddi işlerin seyrinde devam etmesine müdahale etmediklerini…

Vatanseverlerin niyetini kesinleştirmek için bazı hamlelerde bulunup sahayı yokladıklarını…

Fakat eski hırçın, yıkıcı hallerini göremediklerini…

Bu işin çözümünde vatanseverlerin kendileriyle birlikte olmaktan memnun olduklarını anladıklarını…

Anlattılar. Lakin boşa anlattılar. Buna sevinen Tayyip “Kazan kazan” yapacağına “Rabbena hep bana, hep bana” yolunu tercih etti. Benim sistemimi nasıl çözebileceğini, sistemimdeki etkili ve yetkili kişileri nasıl tespit edip oyundan düşürebileceğini, elimin kolumun nasıl bağlanacağını, bütün vatanseverler cephesinin nasıl yok edilebileceğini her şeyden ve herkesten çok dert edindi.

Hem de biz onu dik tutalım diye adeta bütün dünyaya kafa tuttuğumuz anlarda…

Çok net ve samimi durduk…
Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.
Sabırla bu kadar süre bekledik. Her şeyi ayarladık, gücümüz neye yetiyorsa hepsini yaptık. Saha süt liman oldu ama bunlarda tık yok. Hala avanak avutur gibi yalandan her gün bir iki kişi tutuklandı, ‘sınırdan geçerken bir kişi ele geçirildi’ tarzı haberler yaptırdılar.

Bu kadar olabilir. Burası sözün bittiği yer…

Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık

Sahaya bakıyorum da aradığım manzarayı göremiyorum. Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık, nedir bu özgüven böyle… Neyi bekliyoruz gerekenleri yapmak için, anlayamıyorum ben… Her şeyi bu kadar hazırlamışken, yaşanabilecek her türlü senaryoya hazırlanmışken neden, ne için, kimi, neyi bekliyoruz.

Ben mesajımı vermiştim. Artık konseylerin içindeki karar ayrılıklarından çok daraldım. Bu böyle gidecekse, ne şiş yansın ne kebap ayarıyla ya da bir ileri iki geri adım ayarıyla yol alınabileceği kanaati hakimse, biz bu saçma sapan işe hiç karışmayalım ve yolumuza bakalım.

“Mfs onlarla yol alamaz, kısa sürede araları bozulacaktır.” diye kendinden emin şekilde planlar yapıp beklemeye geçmiş çok sayıda ülke ve lider var.

Sahada benimle beraber hareket eden vatanseverler de şaşkınlar, sahadaki manzaradan memnun değiller. Bir de bu dengeler arasında vatansever kişileri de oyundan aynı anda düşürebileceğine inanmış, planlarını buna göre yapmaya çabalayan, bu nedenle de işleri ağırdan alan üst isimlerin olması, her şeyi berbat edecek gibi duruyor.

Herkes duruşunu bir gözden geçirsin, nihai kararını verip ona göre dik dursun ve biz de ya tamam ya devam diyelim.

PKK/YPG ile İngiliz hükümetlerinin kara para ilişkisi…

PKK/YPG, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil her türlü kara para işini İngiliz hükumetlerinin destekleri ile yaptı, yapıyor.

Kürt maskeli gizli Ermeni ve gizli Hristiyan terör örgütü PKK/YPG, diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi İngiltere’de de hukuka uygun gibi görünen teşkilatlar ve bunların finans temini ve propaganda adına yürüttüğü faaliyetlerle varlık gösteriyor. Sivil toplum ve kanuna uygun faaliyetler için mafyavari yapılanma şeklinde örgütlenen PKK, bir yandan sivil toplum yöneticileriyle İngiliz siyasilerle el ele, kol kola ilişkiler kurarken, diğer yandan uyuşturucu ve insan kaçakçılığı dahil her türlü kara para işini yapıyor. Özellikle eroinden elde edilen para, Avrupa’da Türkiye karşıtı lobi faaliyetlerini artırmak ve örgüte yeni cani teröristler devşirmek için kullanılıyor. Ayrıca bu paraların bir kısmını da Suriye ve Irak’a aktaran örgüt ve İngiliz hükumetleri, İngiltere devletinin sağladığı imkanları kullanıyor. Örgütün faaliyet gösterdiği sivil toplum kuruluşu binalarının büyük çoğunluğunda mülk sahibi olduğu ve mülklerin ödemeleri sırasında devletten yardım aldığı biliniyor.

İngiltere, her ne kadar dışa vuran yüzünde PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul etse de bu cinayet, terör, katliam, kara para örgütünün mensuplarını, yaralama ve öldürme gibi eylemlere katılmadığı iddialarıyla kolluyor ve dokunmuyor. Öte yandan, İngiltere’de yasaklı örgütlere destek verenler, 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabiliyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Farklı dinlere, farklı siyasi görüşlere, farklı fikirlere tamam ama…

  • Terörün her türlüsüyle arasını ayırmamış
  • İnsanlığın tamamına uygulanmak istenen virüs, aşı ve benzeri art niyetli projelere karşı dik durmamış
  • LGBT midir ne mel’unluktur, o pisliğe karşı insan gibi durmamış ve utanmadan müdafaa edebilmiş, meydan verebilmiş kişilerle ve kesimlerle bundan sonra hiçbir yakınlığımız, ortak noktalarda buluşmamız olmayacak.

Terörü, ibneliği, bütün bir milletin genetiğinin değiştirilmesini bile meşru görebilen, umursamayan hatta buna meydan vermek isteyen kişileri insan türünden saymıyoruz, saymayacağız.

Hiçbir şekilde saygı duymuyoruz, duymayacağız!

Mehmet Fahri Sertkaya

Selahattin Demirtaş bir gizli Ermeni ve gizli Hristiyan…

Gerçekten çok korkaktır. Çok yalancıdır. Bir sıkıntı halinde gemiyi ilk o terk eder. Herkesi ama herkesi satar. Göstermek istedikleri kadar okumuşluğu/kültürü yoktur. Hakkında konuşmak zorunda kaldığı pek çok konuyu bile aslında doğru düzgün bilmez, anlamaz. Alıktır, zeka seviyesi ortalamanın bile altındadır. Az daha düşük olsaymış geri zekalı teşhisi konulabilirmiş. Ortada oynatılan pislik herif ve kuralsız/terörist bir piyondan başka bir şey değil o…

Selahattin Demirtaş ceza evinde mi, lüks otelde mi, hükümlü mü yoksa serbest mi belli olmayan şartlar içindeydi ama birkaç gündür metafizikle çok fena çarpıldı.

Nispeten genç ve sağlıklı olmasına rağmen kısa sürede sağlığı fena dağıldı. Telefonu var, interneti var, ceza evi idaresi ona ve oradaki diğer teröristlere karışamıyor. İstediğini arıyor, konuşuyor. Yayınlarımı bile takip ediyor. Değerlendirmeler yapıyor, yönlendirmeler yapıyor. İstediği zaman ceza evinden çıkıyor, istediği yere gidiyor, geliyor. İstediğinde ceza evine dansöz/kadın bile getirtiyor. Uyuşturucu mu dediniz? Güldürmeyin insanı, mesele mi o…

Evet, evet… Bütün bunları TC’nin resmi kurumunda, ceza evinde yapıyor. Ben bu nedenle hep şunu diyorum: HDPKK sadece bir terör ve ihanet örgütü değildir. Tıpkı FETÖ gibi bir paralel devlet yapılanmasıdır. Devletin başında kim varsa bir yana, bunların sistemi öbür yana… Kendi adamlarını devletin her kurumunda özel muameleye tabi tutacak kadar saçak salmış ve ihanette, hukuk tanımamazlıkta ve teröristlikte dip yapmış bir teşkilat bu… Bir de buna rağmen ajitasyonda, ağlamada, mazlumu oynamada da çok tecrübeli ve kararlı bir teşkilat bu..

Bakmayın, takılmayın şu Selo’nun sanki aydın bir duruşu varmış gibi millete reklam edildiğine…

Diyorum ya, basın-medya dahil her yerde mensupları var. Suç ortakları var. Bir sistem çalışıyor.

Gerçek Selo, kendisine birazcık uzun yazı gönderilse bir türlü okuyamayan, okuma tembeli, okuduğunu da çoğunlukla tam olarak anlayamayan, gereğini yapamayan biri. Bu nedenle uzun mevzuları PKK’nin dağ kadrosu Pervin Buldan’a aktarıyor, terörist Pervin de mümkün olduğunca ses kayıtları haline getirtip Selo’ya telefon/internet üzerinden aktarıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sosyal Doku Vakfı ve Nurettin Yıldız…

Gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan, vatan haini, Türk ve Türkiye düşmanı alçak Nurettin Yıldız’ın Sosyal Doku Vakfı da Ankebut Ağı’na çalışıyor. Yıllardır hain ve dolandırıcı yüzünü gözler önüne serdiğim IHH kadar rezil halde bir sözde vakıf bu… Kurucu heyeti ve mütevelli heyeti, çoğunlukla gizli Ermenilerden, sonra gizli Yahudilerden oluşuyor. Sosyal Doku Vakfına yapılan yardımlar/bağışlar da Ankebut Ağı’na gidiyor.

Sosyal Doku Vakfı Genel Başkanı Yavuz Baysan da gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Kanlı Mavi Marmara tiyatrosu oynanırken gemideydi. Gerçekten neler döndüğünü, orada kandırdıkları masum insanların öldürüleceğini bilenlerdendi. Gemiye kimlerin bineceği bilgisini önceden İsrail’e verenlerden biri Yavuz Baysan…

MİT’in gizli Ermenilerden ve gizli Yahudilerden oluşan hain kanadı ile sıkı bağları var. MİT’ten çok sık olarak talimatlar alıyor. Yavuz da büyük para vurdu, vuruyor. IHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın gerçek yüzünü, çevirdiği bütün dolapları biliyor ve bir kısmını beraber organize ediyorlar.

Yavuz’un AKPKK ile de arası çok iyi. Bu kadar ihaneti ve dolandırıcılığı AKPKK iktidarda olduğu için yapabiliyorlar. Yavuz’un mafyavari işleri de var. Ticari işlerde önüne engel gördüğü çok kişileri dövdürdü, yaralattı, ailesi ile tehdit etti. Bunları yaparken Bülent Yıldırım’ın etrafındaki it kopuk takımını kullandı. Bülent’in meşhur çetesinin içinde MİT personeli olanlar da var.

Hain Nurettin Yıldız’ın organize suç, terör ve ihanet örgütünün mensuplarından biri olup Sosyal Doku Vakfı’nın önemli adamlarından biri olan Salih Eğridere de bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Yüzeysel bağlantılara sahip, derin bağlantıları yok, kendisinin pek vasfı ve çapı da yok ama şuurlu bir şekilde bu ihanet ve dolandırıcılık çarkının içinde…

Nurettin Yıldız’la, Bülent Yıldırım’la, IHH ile, Sosyal Doku Vakfı ile arası çok iyi olan ve bütün ihanetlerin, suçların içinde olan İzzet Şahin bir gizli Süryanidir.

MİT bağlantısı var. IHH üzerinden yapılan organ işlerinde etkili elemanlardan biri. IHH üzerinden yardım ulaştırılan mağduriyet bölgelerinde saha çalışmaları yapıyor, nereden, kimlerin, nasıl kaçırılabileceğini planlıyor.

Haydi, durmayın! Bu yayınları, isimleri geçenlere her yoldan sorun. Karşılarına çıkarak, katıldıkları faaliyetlere giderek de sorun. Çıktılarını alın ve en yakın Emniyet müdürlüklerine, savcılıklara ihbar edin. Suç duyurusunda bulunun. CİMER’e de yazın. Yalanım varsa beni meydan yerde assınlar. Yalanım yoksa bunları toplayıp assınlar. İkisini de yapmayan adli ve idari yetkilileri çok yakında biz meydan yerde toplayıp asacağız.

Sosyal Doku Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Salih Beşir de bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

IHH çetesi ile de arası iyi. IHH ile organ işinde paslaşan kişilerden biri. En çok PKK ile paslaşıyor ama Nusra, IŞİD ve türevi terör örgütleri ile de paslaşıyor. Organ işini zaten bu terör örgütleri ile beraber çeviriyorlar. Salih Beşir, organ işinin beyin takımından, bütün işi tepeden organize eden ekipten bir kişi.

Mehmet Fahri Sertkaya