Kısa süre içerisinde dünya üzerinde pek çok hususta dengeler değişebileceği gibi, Türkiye içinde ve çevresinde de pek çok denge değişebilir. Sınırlarımızdaki ülkelerle ve bunların kontrol ettiği ya da göz yumduğu terör örgütleriyle aramızda çok ciddi sorunlar hatta bir anda askeri çatışmalar yaşanabilir. Bütün bölge savaş alanına dönebilir. Kısa süre sonrasında bu savaş bütün Avrupayı da sarabilir.
Türkiye olarak, İranla, Irakla, Suriyeyle ayrı ayrı ya da bunların üçüyle aynı anda askeri çatışmalar yaşanması ihtimaline de hazır olacağız. Ayrıca, lüzumu halinde İstanbul ve Çanakkale boğazlarını Batı/NATO cephesinin askeri unsurlarına tamamen kapatacağız. Buna ve bunu yaptığımızda peşi sıra gelişecek risklere/hadiselere karşı hep hazırlıklı olacağız.
Türkiye içinde, hususiyle büyük şehirlerle, sınırlardaki şehirlerimizde peş peşe ve sarsıcı terör saldırıları yapılması ihtimaline karşı hazırlıklı olacağız. Böyle saldırılar yapılırsa, cumhuriyet tarihinde ilk defa bu terör saldırılarının peşini/izini hakikaten sürerek CHPKK’ye, HDPKK’ye, MHPKK’ye, AKPKK’ye ve İsrail ile batılı ülkelere kadar götüreceğiz. Ülke içinde kim alınması gerekiyorsa, makamına ve rütbesine bakılmadan hemen toplayıp alacağız. Ülke dışında, hangi terör destekçisi ülkeye misilleme yapmamız gerekiyorsa, hiç zaman kaybetmeden yapacağız.
Türkiye içindeki ABD ve NATO üslerine karşı teyakkuz halinde olacağız ve lüzumu halinde buraları kuşatıp içlerindeki personelleri tutuklayacağız. Elçilik ve konsolosluk vazifelerinin haricinde, Türkiye’de adeta işgal valisi tavırlarıyla hareket eden, sürekli iç işlerimize karşısan, sürekli terör örgütleriyle paslaşan, sürekli ülke içindeki kripto kimlikli hainlerle ve bunların sözde siyasi partileriyle ve sözde vekilleriyle paslaşan, her gün ve her dakika Türkiye’ye zarar veren ve suçlar işleyen sözde diplomatik temsilcileri de toplayıp alacağız. Bunların kara para ve terör üsleri haline gelmiş sözde elçilik ve konsolosluk binalarını da kapatacağız. Öncelikle ABD, İsrail, Almanya, İngiltere, Fransa gibi terör ve kara para ülkelerinin, Türkiye’deki sözde diplomatik temsilcilerine ve temsilciliklerine bunu yapacağız.
Bunlar yaşanıyorken, Türkiye’de iktidarı sadece resmen elinde tutan resmi yetkililerin, devletin/hukukun işlerleğini en ufak bir şekilde bile olsa durdurmaya dönük hamleleri olursa, işte o kısımda volkan gibi, atom bombası gibi patlayacağız ve milli güvenliğimizi tehdit altında görerek idari kadroyu bütünüyle al aşağı edeceğiz. Ordumuz hain subay kadrosunu da toplayıp alacağız .Türkiye’deki önde gelen mason kişileri de aynı anlarda toplayıp alacağız. Bütün bu hain kadrolara kulluk eden hukuki/adli yetkilileri de toplayıp, onları herkesten önce asacağız.
Duruşumuz çok net, çok kesin, çok keskin… Hukukun gereği ne ise, milli güvenliği korumanın gereği ne ise, devletin ve vatanın bekasını sağlamanın gereği ne ise, onların hepsi, hiçbir tereddüt yaşanmadan yerine getirilecek. Suçlu ve hain her kimse ve her neredeyse gerekli müdahaleler yapılacak.
Türkiye, batı dünyasının, ABD’nin, İsrail’in ya da NATO’nun ne sömürgesidir, ne ucuz askeridir. Ne de kara para merkezlerinden biridir. Türkiye artık hür bir devlettir, NATO üyesi de değildir, yüzü batıya dönük de değildir, daha fazla sömürülmeyecektir ve milletinin can, mal, ırz, din, fikir, vicdan hürriyetlerini koruyan bir hukuk devletidir. Bu hürriyetleri ve emniyetleri tehdit eden iç ve dış suçlu/düşman unsurlar, hür bir hukuk devletinden beklenen karşılıkları görecekler.
Öyle görünüyor ki, hala batı dünyasına kulluk etmekte ve Türk milletine/devletine ihanetler etmekte ısrar eden siyasetteki, bürokrasideki, ordudaki, iş dünyasındaki, adalet sistemindeki, kolluk kuvvetleri içindeki gizli Ermeni çeteleri ve bunlara bağlı diğer silahlı çeteler, kısa sürede tarihe gömülecekler. Bunlar yaşanırken, hakikatler göz önüne çıkarken, onlarca yıldır bu ülkede terörün, göz yaşının, zulmün, sömürünün, acıların neden son bulmadığını, bütün vatandaşlarımız en açık şekilde görmüş, anlamış olacaklar.
Ümit ederim ki İran, Irak ve Suriye gibi komşu ülkeler, batı dünyasının, insanlık düşmanlarının, kara paracıların, sömürgecilerin, katliamcıların beleş askeri olmak yerine, onurlu bir duruş sergileyen ülkeler olmayı tercih ederler ve iç dinamikleri de başlarındaki idarecileri bu yöne sevk ederler. Aksi takdirde, karşımızda, bu hatalarının ceremesini topluca ve çok ağır şekilde onlar da çekerler.
Bıçak kemiğe dayanmadı, iliğe saplandı… Artık yeter.
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi