Kaç sene önce ifşa ettim Mevlüt’ün gerçek kimliğini, nasıl biri olduğunu, bağlantılarını… Türk ve müslüman olmadığını, hain olduğunu, kara paracı olduğunu, vasıfsızın da teki olduğunu… Benden davacı oldu ama o kısımları, gerçek yüzünü meydana seren ve derhal vazifeden alınıp da idam edilmesini gerektiren o kısımları dava konusu bile edemedi. Kendince malzeme bulduğunu zan etti, başka birkaç şeyi ön plana çekti, heyecan yapıp davacı oldu ve beraat da ettim. Üstelik adil yargılanma şartları dahilinde değilken bile beraat ettim.
Mevlüt, Yunan tarafından daha şiddetli bir Türk ve İslam düşmanı… Şu fotoğraf karesinde, acı günde birbirinin halini anlayan ve dargınlıkları, düşmanlıkları bir kenara bırakan iki komşu ülke ve yetkilileri falan yok.
Türkiye’yi, Türk milletini, aleni şekilde onlarca ülkeye satan hain Ankara hükumetinin, bu acı günde bile kahpece sergilediği ve tahammül edilemez bir ihanet hamlesi var.
Tek kurşunla değil, şarjör dolusu kurşunla “ödüllendirilmesi” gereken bir kahpelik var. Baştan beri de bunu yaptılar, yapıyorlar. Sözde basın ve medya görevlileri, o gizli kimlikli Ermeni ve Yahudi pislikleri de aynı merkezden talimatlar alıyorlar. Hala bize her kötülüğü yapmakta olan, hala bize sinsice saldırmakta olan, imkan bulsalar her an bizi işgal etmeyi deneyecek olan ülkeleri ve yetkilileri dost, yardımsever gösteriyorlar.
Bundan daha büyük ve daha vahim bir ihanet olabilir mi?
O sözde dost ve sözde yardımsever ülkelerin yetkilileri gelsinler benimle aynı masada karşı karşıya, istedikleri basın/medya görevlilerini de alsınlar yanlarına, geçelim ortak canlı yayına ve ben aslında kimin dost, kimin düşman/şeytan olduğunu çarpayım suratlarına… Kimin neler çevirdiğini, kimin azılı Türk ve İslam düşmanı olduğunu, kimin başımıza geçirilmiş hainlerle neler konuştuğunu, nasıl planlar içinde olduğunu… Kimlerin bu ülkede ve kendi ülkesinde “ortak” kara para işleri yaptıklarını… Afet bölgelerinden neleri nasıl kaçırdıklarını, ayinciliklerine, sübyancılıklarına, organcılıklarına kadar anlatayım…Kendi halkları da izlesin canlı yayını, Türk halkı da izlesin. Haydi Mevlüt’e de Yunan yetkililere de bunu teklif edin, bakalım ne diyebilecekler.
Yakarım, yaktırırım, milyonlarca kişinin ayaklarının altına aldırırım, bu ülkedeki sözde gazetelerin, televizyon kanallarının ihanet üslerine dönüşmüş mekanlarını… İçinde de nefes alabilen bir tek canlı bırakmam. Ne ordu çıkabilir karşıma, ne emniyet… İkisinin de en az yüzde sekseni benden yana… Böyle olduğu için zaten o savaş gemilerini doldurdular ülkemizin etrafına…
Bu ülkenin sinirleriyle kimse oynayamaz. Hiç kimse o Yunan yetkiliyi böyle de karşılayamaz, afet bölgesinde de gezdiremez, bu şekilde basında ve medyada milleti kandırarak reklam da ettiremez.
Ankebut Ağına bağlı ülkeler/hükumetler arasındaki paslaşmalar…
Bohçalı, Tayyip, Soysuz gibilerin başı çektiği Türkiye’deki kara paracılarla, Arnavutluk’taki resmi sıfatlı/yetkili kara paracıların anlaşması bu aslında…
Son zamanlarda AKPKK-MHPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün Arnavutluk ile ileri seviyede kara para işleri var. Suçluları kaçırma, saklama, himaye etme işleri de var.
Arnavutluk emniyet teşkilatı da ayarından çıkartıldı, kara para işlerine organize edildi ve çok yakında orası da büyük bir gürültü ile patlayacak, ifşa olacak.
Çok hatalar var. Türkiye’de Alevi olduğunu iddia edenlerin en az yüzde doksan beşi gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Ezidi vb. oldukları gibi… Esed de Arap Alevisi (Nusayri) değil, bir gizli Ermeni ve Hristiyan… Karısı Esma da öyle… İkisi birden İngiliz casusları…
Gerçi öyle idiler, sonra ikisi de biyonik robot yapıldılar.
Gerçek Esed de azılı bir İslam düşmanıydı ve vatan hainiydi. Kara paracıydı. İnsan kaçakçılığı ve organ işlerine kadar her pis işi yaptı. Tayyiple Bohçalının ortak çeteleriyle beraber de çok kara para işleri yaptı Esed ve karısı…
Şu andaki biyonik robotlar da aynı ayardalar. Şu anlarda, dünyada, yeraltındaki devasa şehirlerde gizlice yaşayan uzaylıların bazı gruplarının çekişmelerinin/çatışmalarının bir tarafında yer alıyor bu iki biyonik robot…
Bu nedenle Suriye meselesinde biraz İsrail’e uyuyorlar, biraz ABD’ye, biraz Rusya’ya, çoğunlukla İngiltere’ye… Her safhada işlerine geldiği gibi kararlar alıyorlar. İşlerine gelmeyen zamanlarda muhtelif taraflara sorunlar çıkartıyorlar.
Böyle çoğunlukla danışıklı, biraz gerçek çatışmalar sırasında milyonlarca Suriyeliyi nakite çevirdiler. Bazısını canlı sattılar, bazılarının organlarını sattılar. Yanı sıra silah ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil olmak üzere türlü kaçakçılık işlerini yaptılar, yapıyorlar.
Evet beyler!
Anlamış olduğunuz üzere denge değişiklikleri ve dolayısı ile tavır/karar değişiklikleri var.
Esed ile karısının emrinde olan bütün siyasi ve askeri yetkililere (erlere kadar herkese) hemen şu anda bu ikilinin emirlerinden çıkmayı tavsiye ederim.
Çünkü şu andan sonra, Esed ile karısını ve çetelerini en kısa süre içinde yok etmeye oynayacağım.
Öncelik sıralamasında Ankara hükumeti ve bağlı bütün unsurlar birinci sırada… İkinci sırada ise karı koca Esed’ler ile bağlı bütün unsurlar var.
Tekrar etmekten yorulmadım, yine tekrar ediyorum:
Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile, Türkiye nüfusunun yüzde doksanı yok olacaksa bile, dünya nüfusunun ve devletlerinin yüzde doksanı yok olacaksa bile… Yeraltı uzaylı şehirlerinin ve nüfusunun tamamı yok olacaksa bile..
İşte mesele bu… Hiçbir meselede taviz vermedim, vermeyeceğim. Geri adım atmadım, atmayacağım.
Bunlar için onlarca sene vakit kaybedemem. Bu yazdıklarım çok kısa süre içinde gerçekleştirilecek. Bu nedenle, İstanbulla restleşen ya da restleşmiyormuş gibi rollerle yanaşan ve sinsilik yapan herkes kısa sürede imha edilecek.
Takabilen, emniyet kemerlerini üst üste taksın. TL bir anda çok büyük değer kaybedecek. Olması gereken seviyeye inecek. Bu güne kadar suni müdahalelerle, yalan-dolan açıklamalarla, kara paralarla ve karşılıksız basılan paralarla buna izin vermediler. En başından beri tekrarla söylediğim gibi, bu yaptıkları bu millete iyilik yapmak olmadı. Şimdi kriz, daha da vahim seviyede patlayacak.
“TL değer kaybederse, TL düşük değerde tutulursa imalat ve ihracat artar” diyenlere kulağınızı tıkayın. Bu kriz, Nuh tufanı kadar sert ve hızlı gelecek.
Kriz herkesi vuracak ama bilinsin ki imalatçıların tedarik sistemi de bozulacak. İmalatçılar da bir anda sermayesiz, parasız kalacaklar. Sadece hizmet sektörlerinde değil, imalat sektörlerinde de toplu toplu işten çıkartmalar olacak. Yıllar önce “Türkiye yönetilemiyor, savruluyor” dediğimde, neleri kast ettiğim böylece, açıkça ve peş peşe görülecek.
Yıllardır “Dövizle borçlanmayın. Uzun vadeli mal almayın ve satmayın. Sermayenizden büyük işlere/borçlanmalara girmeyin” demiştim. Son süreçte ise “Bankalarda paranızı ya da değerli madenlerinizi tutmayın. Gerekiyorsa işletmelerinizi kapatın, sermayenizi altına çevirerek muhafazaya alın” dedim durdum. Nasihatlarımı, yönlendirmelerimi dikkate almayanlar feci hallere düşecekler. Çok feci hallere… Hatta belki de bu gün bile o hale düşebilirler.
Sık tekrarla “Dolara da güvenmeyin” demiştim. Aynını söylüyorum. Türkiye’deki bu kriz ABD’de çok daha şiddetli şekilde patlak verecek. Avrupa’da da öyle olacak. Rusya’da da öyle olacak. Çin zaten savruluyor, kıvranıyor, bin beter hale gelecek.
Putin’e de bakmayın. Ne oyun kurduysa bozdum, kurdukça bozmaya da devam ediyorum. Bundan sonra o kara ve kanlı paralarını Türkiye’ye gönderse bile hiçbir işe yaramaz. Çünkü gönderdiği her kuruş, karanlığa kurşun sıkmak gibi olacak. Burada dengeleri eline alamayacağını, gönderdiklerinin karşılığını alamayacağını Putin de anladı, çetesi de anladı. Ayrıca onlarda da para bitti.
Suudilerin 3.3 trilyonluk yatırım palavraları da sert kayaya çarptı. Ankebut Ağına bağlı ülkeler ve liderler olarak, İstanbul’un estirdiği rüzgarların peşinden oyunlar kurmak istediler. Ellerine ayaklarına dolaştı.
İndirimler yaptılar, bazı kalemlerde zamlar yapmayacaklarını açıkladılar…
Yetmedi de emekliye çalışana vaatler savurdular. Üstüne konut kredisi dediler. Bunlarda da hep hile yaptılar, çok yüksek maaş zamları yapmışlar gibi gösterdiler ama gerçek öyle değil ve insanları yine kandırdılar. Kandırmış olsalar bile, böyle yaparken türlü yüklerin altına da girmekten kaçınamadılar. İşte bu da vahim seviyede bir hataydı onlar için…
Namussuz, ahlaksız, karaktersiz, yalancı, dolandırıcı, vurguncu, satanist olmanın sonu ne imiş, iktidarıyla ve muhalefetiyle şu sözde siyasi partiler ve liderler üzerinden herkes görecek.
O Charles bile şu yazımı okuduğunda “Adam haklı, elimizde para da değerli maden de kalmadı. Zaten siyasi ve ticari itibarımız da kalmadı. Ordumuz, donanmamız da kalmadı. Kalan kısmını besleyebilecek paramız da kalmadı. Bir yerlere askeri müdahale yapalım, kan dökelim para kazanalım desek, onu bile yapabilecek imkanlara sahip değiliz. Kapatın gidelim.” diyecek. Başka bir şey dese, kendini kandırmış olur.
Açıkça yazıyorum ki İngiltere, Fransa ve Almanya’nın krizleri de çok büyük krizler olacak.
Son bir iki hafta içinde, dünya genelinde, Ankebut Ağına bağlı devletlerin ve şirketlerin gemilerinden seksenden fazlasının oyun dışı kaldığı konuşuluyor.
Söz konusu gemilerin bazılarının akıbeti bilinemiyor. Bulunamıyorlar, haber alınamıyor ve personelleri de bulunamıyor.
Gemiler haricinde, oyun dışı kalmış çok sayıda denizaltı da konuşuluyor. Bu bir iki hafta içinde, söz konusu gemilerden sadece bir ikisi hakkında basında ve medyada haberler çıktı. Hatta onların haberleri de her yerde verilmedi, mümkün olduğu kadar kısıtlandı.
İstanbul, bunun böyle olacağını da baştan söylemişti. Kara para işlerine kullanılan şirketler, bankalar, paralar, patronlar, yöneticiler, kamyonlar, TIR’lar, cihazlar, araçlar, binalar, gemiler, limanlar, havalimanları, denizaltılar, uçaklar ve insanlar… Bunların hiçbiri, bundan sonra sağlam kalamıyorlar, kalmayacaklar. Yeryüzünde dünya insanlarını hatta el kadar çocukları ve bebekleri bile fuhuş mafyalarına satanlar, ayincilere satanlar, vahşice parçalatanlar, organları için parçalatanlar, dünya insanı da uzaylı insan da olsalar hatta cin taifesinden de olsalar helak olacaklar. Yerin altındaki uzaylı şehirlerinde topluca parça parça olacaklar, topluca cayır cayır yanacaklar.
Bütün bu kara ve kanlı para çarkının arkasındaki asıl unsur olan uzaylı taraflar, biyonik robotlar, UFO’lar, yeraltı gizli şehirleri de sağlam kalamıyorlar, kalamayacaklar.
Duhan, bu dünyayı temizliyor, temizleyecek. Buna mani olmaya ne İblis’in gücü ve teşkilatı ne de Deccal’ın gücü ve teşkilatı yeter.
Hala Ankebut Ağından çıkmamış olan ülkelerde, elektrik santrallerinde ve ana dağıtma merkezlerinde sık sık sorunlar yaşanmaya devam ediyor. Bunlar da duhan (metafizik tütme) sebebiyle oluyor. Yakında çok daha sık yaşanacak bu gibi arıza zan edilen haller…
Sinop açıklarında iken aniden yangın çıkan kuru yük gemisinin Rus kara paracılarla bağlantısı var mıydı? İçinde kaçırılmış kadınlar ve çocuklar, tarihi eserler, uyuşturucular var mıydı? Kripto kimlikli vatan hainlerinin karıştırılmadığı ve çok yönlü hakiki bir soruşturma yapıldı mı?
Hala şu boğazları kara para işlerinde kullanabileceklerini zan ediyorlar. Onlar inatlaştıkça ben de sertleşeceğim. Çok sert karşılıklar vereceğim, verdireceğim.
Bundan sonra istanbul ya da Çanakkale boğazında, Kara deniz, Marmara denizi ya da Ege denizinde bir sivil yük gemisinin arıza yaptığını ya da kaza yaşadığını duyarsanız aklınıza hemen kara paracılık, kaçakçılık gelsin. Rusya gelsin, Putin ve çetesi gelsin.
İstanbul’un karşısında inatlaşan Rusya’da sıradan bir gün…
Bu defa, Rusya’nın işgal altında tuttuğu Çuvaşistan’da, Avrupa’ya gaz taşıyan ana boru hattında patlama sonucu yangın çıktı. 3 ölü var.
Ankebut Ağının kara para merkezi haline getirdiği Türkiye’de sıradan bir gün…
Mafyalarla, kara paracılarla mücadele etmesi gereken en üst devlet yekilileri zaten mafya ve kara paracı… Devlet kurumları, memurları, imkanları ise mafyaların emrinde…
Her gün kaç tane gizli Ermeni ve Yahudi haine, hain diyorum. Pislik diyorum. Kara paracı diyorum. Daha neler neler diyorum.
Şayet onlar öyle kişiler değilse, ben yalan, hakaret ve iftira suçlarını mevcut kanunlara göre de işliyorum. Korkudan adliyelere bile gidemiyorlar. Zira bana değil, onlara operasyon ve yargılama yapılması, mevcut kanunların da gereği… Gitseler, kendilerini ihbar etmiş olacaklar. Adli makamlardaki binlerce gizli Ermeni ve Yahudi savcı ile hakimi zora düşürecekler.
Üstelik ben hep etkili ya da yetkili kişilere dair bu kelimeleri kullanıyorum.
Köşeye sıkışmış vatan haini bir gizli Ermeni (Bülent Erdeğer), bakın yine de kendini savunmaya çalışırken nasıl da şekilden şekle giriyor. Nasıl da rolden role geçiyor
Bir de karşısında takipçilerimi değil de beni görse, galiba kalp krizi geçirecek.
Bülent Şahin Erdeğer’in soyu da meydanda ve kripto kişilerle dolu, faaliyet çevresi de meydanda ve kritpo kişilerle dolu.
Tıka basa gizli Yahudi ve Ermeni dolu olan adalet sisteminin karşımda yıllardır kilitlenmiş vaziyette olduğunu en iyi bilenlerden biri de Bülent Şahin Erdeğer…
Vatandaşlarımız zorunlu sigortaların hiçbirini ödememeli. O paralar çoktan İngiltere’ye, İsrail’e ve ABD’ye aktı ve biraz da Türkiye içindeki sözde siyasi partiler/çeteler paylarını da aldılar ve o paralar tamamen hiç edildi.
Devletin hatta büyük özel sigorta şirketi olarak görünenlerin, ciddi bir afet sonrasında kimseye para ödeyecek birikimi/parası, gücü, vaziyeti yok. Devasa çapta ve devlet eliyle yapılan bir nitelikli dolandırıcılık sistemi bu… Türkiye’nin başka devletleri/milletleri desteklemesi, besleyip bakması, güçlendirmesi için yapılan binbir türlü hileden, hırsızlıktan sadece biri bu…
Yine her zaman olduğu gibi, adli makamlardan ve ayrıca basın ve medyadan da yüksek sayıda suç ortaklarıyla birlikte yapılan bir dolandırıcılık faaliyeti bu… Tek başına hükumetin yapabileceği gibi bir vurgun değil bu… Ya da gizli ve asıl hükumet olan MHPKK’nin ve CIA casusu Bohçalı’nın… Ya da danışıklı muhalefet olan CHPKK’nin, HDPKK’nin işin içinde olmasıyla yapılamayacak kadar büyük bir dolandırıcılık ve hukuksuzluk faaliyeti bu…
En tepeden, Londra’dan ayarlanmış ve Türkiye içinde yüksek sayıda tarafın bir araya getirilmesi ile uygulanmış bir plan ve hırsızlık bu… Yüksek sayıda sözde basın mensubu, aslında vatan haini ve nitelikli dolandırıcı kişi de bu dolandırıcılık faaliyetinin içinde yer aldılar ve yakında bu hususta da yargılanacaklar.
Türk milleti, onlarca senedir onlarca başka millete bakıp beslediği için bu gün bu halde… Yetmemiş, bir de aynı ülkelerin kara para işleri çökmesin diye, on milyondan fazla sözde mülteciye de bakıyoruz hala… İlan edilmemiş bir sömürge ülkeyiz biz. Hiçbir zaman demokrasi de cumhuriyet de olmadı/uygulanmadı bu topraklarda… Bir de onlarca hatta yüzlerce senedir kanımızla, canımızla bile beslediğimiz batılı ülkeler, kendilerini medeni, bizi çağdışı ilan ettiler. Londra merkezli, ABD’nin de maşa olarak kullandığı, şeytanca bir sömürü sistemi bu… İyice ellerine düştüğümüz devre cumhuriyet devri, demokrasi devri dediler de daha acımasızca sömürdüler, sömürüyorlar. Kanımıza, iliğimize kadar kuruttular bizi ama adına kurtuluş dediler, kurtuluş savaşı dediler.
Milyonlarca Türkiye vatandaşı fert fert ya da gruplar oluşturarak peş peşe davalar açmalı. Paraların izi sürülmeli, Türkiye içindeki resmi yetkili dolandırıcıların ve bu zamana kadar birkaç nesildir dolandırıcılıkla Karun gibi zengin olmuş malum sözde Türk ailelerin derhal cezalandırılmasının haricinde, ilgili devletlerden/milletlerden bu devasa meblağda paraların derhal tahsili için mekanizmalar kurulması da adli makamlardan talep edilmeli.
Hainler ve dolandırıcılar, milletin gücünü görmeliler. Kimse kimseye zorlayarak sigorta yaptıramaz. Hem zorunlu sigorta sistemi hukuka uygun değil ve hiçbir hükumet bu yönde kararlar alamaz. Sigorta yaptırmayanları kamu kurumlarının hizmetlerinden men edemez ya da sınırlandıramaz… Hem de o paralar daha şimdiden çalındı, yok edildi.
Büyük/kapsamlı ve peş peşe yaşanabilecek afetler sonrası sigorta sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesini geçelim, bu milletler arası vurgun/dolandırıcılık işinin görünürde en tepesinde/başında bulunan şu hükumetin memura maaş verebilecek imkanları bile yok. Çala çala, sömüre sömüre bitirdiler, çökerttiler sistemi…
Şu anda bile memuruna maaş ödeyemeyecek kadar kötü vaziyette bir hazine var. Hala daha çalmanın, cebe indirmenin, malum ülkelere göndermenin, öncelikle onları ayakta tutmanın yollarına bakıyorlar. Onları ayakta tutmak için ordumuzu terör örgütü konumuna düşüren sınır dışı askeri müdahaleleri yapmanın, Suriye’ye hala ve daha fazla kan dökmek için girmenin, kandan beslenmenin, beslemenin hesabını yapıyorlar. Bu süreçte Türk milleti uyanmasın diye, malum ülkelerle de danışıklı dövüşüp restleşiyorlar.
Devlet, millet, çoluk/çocuk, Türk milleti ya da çevremizdeki milletler, hiçbirinin umurunda değil. Önümüzde afetler var diye kimse sizi kandırmasın ve hiçbir sözde zorunlu sigorta sistemine beş kuruş daha kaptırılmamalı. Şu andan sonra o sistemlere para ödemek karanlığa kurşun sıkmak gibidir. Hala bu hususlarda vazifelerini yapmayan, çok geç de olsa hukuksuzlukları düzeltmeyen ve soygunları engellemeyen adli yetkililer, o afetlerin en altında kalıp ezilirler. Gece gündüz her fırsatta, afetler olmasın diye dua etmeliler. Aksi halde kendilerini milletin ayaklarının altında bulacaklar.
99 depremi sonrası uygulamaya alınan ve tamamen hukuksuz olan ek vergilerle depremzedelere hiçbir şey yapılmadı ve ayrıca yaşanması muhtemel afetlere karşı da hiçbir hazırlık/tedbir/masraf yapılmadı… Yapa yapa bunca sene sonra bir deprem bildirimi sistemini güya yaptılar, o da çoğu yerde çalışmadı, işe yaramadı. Onu da ayrıca bir satanist ritüele çevirmeye çabaladılar. Bu hususlar da çoktan adli makamların mesuliyetinde olan ve davalar açılması gereken bir husus…
Zararın neresinden dönülürse de kârdır. Bu güne kadar para kaptıranlar da bu günden sonra asla bir kuruş dahi kaptırmamalılar. İşte burada en açık şekliyle yazıyorum. Önümüz kış ve kış mevsiminde büyük afetler olsa, kara kışta hiç kimse devleti yanında bulamayacak. Devlet, resmi kurumlarına ait hizmet araçlarının yakıt masraflarını karşılayamaz bir halde… Devletin şu anda başında olan casuslar/piyonlar, o afetlerin hemen sonrasında insan ve organ kaçakçılığı ve ayrıca ziynet eşyası kaçakçılığı yapmanın, bundan elde edilecek kara ve kanlı paranın büyük kısmını her zaman olduğu gibi İsrail’e, İngiltere’ye ve ABD’ye aktarmanın yollarına bakacak.
Diplomasız, kanunsuz, geçersiz ve dış güçlerin faaliyetleri ile devletin başına getirilmiş Tayyip’in… Onu oraya CIA’nın talimatları icabı getirip devleti arka plandan babasının çiftliği gibi yöneten ve istediğinde kendine çalışan mafya babalarını bile ceza evlerinden keyfi şekilde çıkartan CIA casusu Devlet Bohçalı’nın… Ve bunların etraflarında oluşmuş suç/ihanet çetelerin iki yakalarına hukuk yoluyla derhal yapışılması farz üstüne farzdır.
Yoksa aç, açıkta, yaralı, çaresiz kalmış yığınlar, bu sistemin mensuplarını, basın/medya ve adliye kısımlarında olanlarına kadar ayaklar altına alıp ezecektir.
Neresinden bakılırsa bakılsın, Türkiye’nin yakın geleceğinde olağanüstü hadiseler olduğu görülebiliyor. Çünkü bu soygunlar, bu sömürü, bu kanlı sistem, bu insan ve organ kaçakçılığı, bu adaletsiz adalet sistemi devam ettikçe, biz her geçen gün ülkeyi ve hatta dünyayı germeye devam edeceğiz. Hala ayakta tutmak istedikleri şeytani sömürü sisteminin bütün taşıyıcı kolonlarını şu ana kadar zaten kırdık. Bir kıvılcımlık, bir üflemelik işleri kaldı ki burası mesele değil. Mesele, son darbeyi en doğru zamanda vurmak. Çünkü o darbeyi vurduğumuz dünya üzerinde silsile halinde halk ayaklanmaları ve ayrıca askeri, siyasi, mali, içtimai depremler yaşanacak. Mesele o kadar büyük ve bir arada yaşanacak olan sarsıntılar sırasında kontrolü elde tutabilmek meselesi… Çünkü kontrolsüz güç, güç değildir.
Çin’in içindeki taraflar arasında gerilme daha da artıyor, artacak. Şi’nin ve Şi’nin içinde bulunduğu grubun iktidarı şimdiden bitti, yıkıldı. Bundan sonrasında erimeye, güç kaybetmeye de devam edecekler.
Çin’de yaşanan insanlık suçlarına, zulümlere, devlet terörüne karşı şu ana kadar dünyanın onlarca ülkesi sert tepki vermeliydi. Koca ülkede milyarla kişi, kendi devletinin gücünü ele geçirmiş bir kara paracı çete tarafından her türlü hukuksuzluğu görüyor ama dünya sessiz… Çünkü, her gün insan hak ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü gibi konularda nutuk atan ülkeler, Çin’de devlet gücü ile uygulanan kara para ve organcılık işlerinden pay alıyorlar. Bu sayede de bataklarını gizlemeye, iflaslarını açıklamayı ötelemeye çabalıyorlar. Çin ile kameralar ve insanlar önünde çatışıyorlar, restleşiyorlar ama arka plandan yedikleri içtikleri bile ortak… Tamamen danışıklı dövüşüyorlar.
Kara ve kanlı paralar üzerine oturtulmuş dünya düzeni, daha doğrusu Deccal’ın sistemi çöktükçe… Hormonla şişirilmiş, kanlı ve kara paralarla güya büyütülmüş/güçlendirilmiş Avrupa ülkeleri, İngiltere, ABD, Rusya, Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve benzerleri, akıl almaz krizlere giriyorlar. Şu ana kadar o kadar ileri seviyede krizlerin içine düştüler ki daha fazla yalanlarla, sahte göstergelerle, balon açıklamalarla, batak olduklarını gizleyemeyecekler. Kendi batakları tamamen açık olmasın diye el birliği yaparak Türkiye’ye sürekli kaynağı belirsiz, kara ve kanlı paralar gönderiyorlar. Biliyorlar ki Türkiye’de yaşanması kaçınılmaz olan dev gibi mali kriz yaşanırsa, kendileri de daha fazla oyunlar oynayamayacaklar ve kendi ülkelerinde de devasa mali ve toplumsal krizler yaşanacak.
Bu ülkelerin bazıları yok olacaklar, tarihin lanetlilere ayrılmış sayfaları arasında yerlerini alacaklar. Bazıları ise iç grupların mücadeleleri neticesinde kısa sürede parçalanacaklar. ABD’nin, Çin’in ve Rusya’nın şu andan sonra parçalanmama ihtimali yok. Bunun aksini söyleyenler, parçalanmayacak diyenler varsa, ya hiçbir şeyden haberleri yoktur, ya da aynı sisteme çalışan bir kişidir, yetkilidir, uzmandır…
Dünyada siyasi ve mali sahalarda mühim kararlar almak zorunda olanlar, aksi yöndeki yorumlara/değerlendirmelere aldanmayıp, büyük çalkalanmalara, büyük parçalanmalara/bölünmelere, büyük yıkılışlara, büyük iç çatışmalara, büyük halk hareketlerine hazır olmalılar.
ABD bankaları nakit sıktınsından ötürü birbirlerini arayarak ağlaşıyorlar. Bir an önce Suriye, Pakistan, Hindistan, Libya, Yunanistan ya da her neresi kan gölüne dönecekse dönmesini ve kara para işlerinin hareketlenmesini istiyorlar. ABD’li siyasetçilere de baskı yapıyorlar. İngiltere’nin hali de ABD’den farksız…
Rusya ise büyük kısmı sulara batmış, kalan kısmının da kısa süre içinde batacağı bir gemi görüntüsünde… Çin ise çatır çatır çatlamaya devam ediyor. Son süreçte kara para için kendi insanlarını nakite çeviriyordu ama onda da ayar kaçtı ve kontrol iyice kaybediliyor.
Çin’in yaptığı gibi G20 ülkelerinin tamamı ortak kararla korona yalanlarını, yasaklarını dirilterek, arka plandan yine büyük çapta kara para işleri yapacaklardı, bunun ön hamlelerini yaptılar, konuştular ama arkasını getirmeye teşebbüs bile edemediler. İstanbul korona oyunlarını da bundan beslenenleri de çoktan bitirdi. Yeniden teşebbüs edenlere bu dünyada nefes bile aldırmayacak. Bunu çok iyi biliyorlar.
Baştan söylediğim gibi, parasını/sermayesini piyasalardan, bankalardan çekenler, büyük ülkelerden çekenler büyük kayıplardan korunacaklar.
Bu dünyanın kara ve kanlı para dengeleriyle dönmesine daha fazla izin vermeyeceğim. Aralık ayı çok büyük çatışmalarla, çok ani ve büyük gelişmelerle dolu dolu geçebilir.
Şu Ruslardan hiç bir şey olmaz. Anlaşılan o ki Ukrayna’yı ben yıkıp geçeceğim. Masum çocukların canlarının daha fazla yanmasına izin vermeyeceğim. Ukrayna’dan İsrail’e, ABD’ye, İngiltere’ye, Rusya’ya ve daha onlarca ülkeye kara para akmasına daha fazla izin vermeyeceğim.
Kara paralarla beslenenlerin yüzlerinin kapkara olmasını sağlayacağım
Oradaki TSK mensuplarını, diğer Türk ve İslam unsurlarının mensuplarını, Ukraynalılardan, Ruslardan, batılılardan daha önce çarpacağım, çarptıracağım.
El kadar çocukların ayinlere, cinsi sapıklara, organcılara kurban edildiği bu dünyanın üzerine artık benzin döküp yakacağım. Mühlet devri bitti, bu güne kadar sözümü dinlemeyen, kendine ayar çekmeyen bütün tarafları ve şahısları yok edeceğim.