Etiket arşivi: Kara para

Ankebut Ağının kara para işlerinde sürekli kullanılan sistemlerden biri de Torku…

Torku’nun sistemi türlü türlü kara para işlerinde çok yoğun olarak kullanılıyor.

Torku’nun nakliye sistemi yoğun olarak uyuşturucu ve kara para transferinde kullanılıyor ama bazı durumlarda silah, mühimmat ve tarihi eser kaçakçılığında/transferinde de kullanılıyor.

Sözde İslami terör örgütlerinin mensuplarını/teröristleri ve kaçak göçmenleri, Torku’nun araçları ile de taşıyorlar.

Bu nakliyeyi yapanlar, söz konusu göçmenlerin organ ve fuhuş mafyalarına kurban olduklarını da biliyorlar.

Torku’nun araçları gümrüklerden el sallayıp selam vererek ve göz ucuyla evraklarına bakılarak geçiyor. Çünkü gümrüklerde de bu sistemin adamları var.

Torku’da uyuşturucu işlerini organize eden adamlarının lakabı Pablo Escobar…

Ona kendi aralarında Pablo Escobar da diyorlar.

Resmiyette başka türlü görünse de Torku’nun gerçek sahibi Unilever…

Ankebut Ağı, dünya devi olan Unilever üzerinden dünyanın başka devletlerinde de dini ve milli değerleri kullanarak firmalar kurdu/kuruyor. Bunları kara para işlerinde organize ediyor.

Zaten dünya genelinde Unilever’in nakliye sistemi üzerinden de kara para mafyalarının her türlü nakliye işi görülüyor. Uyuşturucu, silah, mühimmat, fuhuş ve organ mafyaları için yetişkin insanlar, kadınlar, genç kızlar, çocuklar ayrıca vücutlardan çıkartılmış organlar, nakit paralar, tarihi eserler, teröristler taşınıyor.


Kara para işlerinde milletler arası bağlantılar/anlaşmalar yapılırken, baronun yeğeni olarak Cengiz Er de yer alıyor.

Tayyip’in yeğeni olan ve son yıllarda kuduz köpek misali Süleymanlılar cemaatine hırlayan ve iftiralar savuran, karalayan Cengiz Er, her türlü kara para işlerinde Tayyip’i temsilen bağlantılar gerçekleştiriyor. Çoğunlukla telefon üzerinden görüşmeler yapsa da yüz yüze görüşmeler yaptığı da oluyor. Bu anlaşmalar icabı sevkiyatlar yapılırken Cengiz’in bir eli de hep Torku’nun üzerinde oluyor.

Cengiz’in basın medya linçleri yapmak, yaptırmak dahil olmak üzere muhtelif hukuk dışı işler çerçevesinde memlekette paslaştığı çeşitli patronlar, siyasiler, kurum ve kuruluşlar da var. Star TV ile ise güçlü bir bağı var.

Konya’da yerin altında bile kara para işleri dönüyor. Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin türbesinin altından bile bu pis işler için kullanılan tüneller geçiyor. Bu yer altı sistemleri ile de Torku’nun bağlantısı var.

Bir Takipçimiz (07.10.2020, 14:20)

Muhterem hocam s.a.

Hocam bugünkü Torku yayınınız istanbul’da yaşayan bir Konya’li olarak bizi çok şaşırttı. Biz Torku’yu Konya çiftçiler kooperatifi Konya şekerin bir markası olarak biliyorduk. Çok ama çok şaşırdık bira,daha detay açarsanız seviniriz.

Başka sı söylese insan inanmaz ama siz söyliyorsanız doğrudur

Bir ara bilalinde ortak olmuş gibi duymuştuk doğruluk derecesi nedir öyle bir durum varmı???

Teşekkürler hocam…

Mehmet Fahri Sertkaya (07.10.2020, 15:32)

v.a.s. Yılları önce Torku sorulunca “Kötü kokular geliyori sahiplenmeyin” diye yazılar yazmıştım ve ses getirmişti. Konuyu biraz daha açmak bu günlerde nasip olacakmış. Daha da açmak belki yarın belki yarından da yakın olabilir. Bu, sahadaki vaziyete, karşımızda alınacak kararlara bağlı

Mehmet Fahri Sertkaya

Sanhedrin Hahamlarını idam kapsamında yargılayacak bir uluslararası mahkeme…

Sanhedrin hahamlarının idam cezası kapsamında yargılanmaları için uluslararası bir mahkeme kurulmalıdır.

İsteyen her ülke bu mahkemenin duruşmalarını canlı yayınlamalıdır. Mahkemenin/davanın bütün dosyaları/evrakları/delilleri dünya insanlığıyla şeffafça paylaşılmalıdır. İnsanlık görecek ki o dava bitip de o hahamlar topluca asıldıktan hemen sonra, dünyada bütün sorunlar hızlıca düzelmeye başlayacaktır.

O Sanhedrin hahamlarının uluslararası bir mahkemede yargılanıp asılmaları, insanlığın hakkıdır, hukuka uygundur ve insanlık için bir zarurettir. Buna mani olmak isteyecek İsrail, ABD ve diğer devletlerle harbe girmek bile bir zaruret olacaktır.

Dünya genelinde;

  • Fuhuş işi bunlarda…
  • Uyuşturucu işi bunlarda…
  • Organ işi bunlarda…
  • Silah işi bunlarda…
  • Terör örgütlerinin kontrolü bunlarda…
  • Art niyetle üretilen zararlı aşılarla insanlığı kısırlaştırma ve hasta etme, sakat doğumlara sebep olma işi bunlarda…
  • Milletleri kasten hasta edip hastahaneler üzerinden vurgun vurma işi bunlarda…
  • Devletlerin hazinelerini boşaltma işi bunlarda…
  • Milletlerin su kaynaklarına zehirleyici ve hasta edici maddeler katma işi bunlarda…
  • Aileyi, namusu, ahlakı yıkma işi bunlarda…
  • Uydurma bilim psikiyatri ve uydurma ilaçlarıyla trilyonlarca dolar vurgun vurma işi bunlarda…
  • Gıda ürünleri ve katkı maddeleriyle oynayarak insanlığı hasta etme işi bunlarda…
  • Hükumetleri devirme, liderleri öldürme, eğitim sistemlerini ve hukuk sistemlerini kasten bozma işleri bunlarda…

İnsanlığa zarar olan her ne iş varsa hepsinin arkasında İblis var ve İblis de bizim alemimizde bu işleri işte bu Sahnedrin hahamları, İsrail ve Amerika üzerinden yaptırıyor.

Sanhedrin Hahamları ve üzerinde bulunanlar…

Sanhedrin hahamlarından oluşan 13’ler Meclisinin üzerinde, 3 Kabalacı haham meclisi var. Bunlar, doğrudan İblis ile görüşüp ondan talimatlar alıyorlar.

3 Kabalacı haham da 13’ler Meclisine talimatları veriyor. 13’ler meclisi üzerinden talimatlar/planlar dünya genelindeki Satanist etkili ve yetkili kişiler üzerinden uygulamaya konuyor.

Adına ne derseniz deyin. Derin Dünya Devleti, Gizli Dünya Devleti, İlluminati, Şeytani İmparatorluk, Ankebut Ağı ya da başka bir şey…. İblis’in varlığının ve bunlara talimatlar yağdırdığının gözle görülür somut delilleri yok ama… 3’lerin, 13’lerin, dağıtılan 7’lerin dünya siyaseti üzerinde ve dünyadaki her türlü kara para işlerinde yönetici kadrolar olduklarının, bir saçak gibi aşağıya doğru kollara ayrılan bir teşkilatı yönettiklerinin, durmaksızın her türlü suçu işlediklerinin ve işlettiklerinin ve insanlık düşmanı olduklarının çok sayıda somut ispatı var.

O kadar çok ki şu Epstein meselesinden bile yola çıkılsa, bu sistem çökertilebilir. Daha somut ispatlarla yol alınabilecek binbir türlü mesele var…

Çok sayıda Amerikan başkanının o makama konmuş figüranlar olduklarını, Mason teşkilatı üzerinden Amerika’yı ya da daha çok sayıda başka ülkeyi onlarca senedir Satanistlerin yönettiğini, dünyayı da “Cumhuriyet” ve “demokrasi” diye diye ayakta uyuttuklarını, yüz seneden fazladır cehennem misali bir dünya düzeninin kasten sağlandığını ve insanlığın topyekun felaketinin hedeflendiğini, hukuki zeminde ve her türlü somut şüpheden uzak şekilde ispat etmek, evet mümkün…

Bu gerçekleşmesin diye zaten bu konuları bu şekilde konuşanları, Mason teşkilatının gerçek yüzünü anlatanları, İlluminati diyenleri, kendilerinin kontrolündeki basın ve medyada hemen alaya aldırıyorlar. Konuyu sulandırıyorlar.

Dahası, bu gibi tartışmalarda kendilerine çalışan adamların öne çıkmasını sağlayıp zihin bulandırıyorlar. Bu maksatla insanların kafalarını karıştıran açıklamalar, yönlendirmeler yaptırıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Mişel, Lübnan’ın önündeki en büyük engel.

Bir Satanist Yahudi olan Mişel Aun, en başından beri gönüllü olarak Ankebut Ağına çalıştı ve hala çalışıyor. Lübnan’ın maddeten ve manen böyle dibe vurmasında Mişel’in çok büyük payı var.

Mişel’in acıması yok, merhameti yok, insanı insandan saymıyor. Şeytan’a tapınma yolunda şeytanlaşmış bir pislik… Hayatı boyunca Şeytan’a insan kurban edilen ayinlere de katıldı ve hala katılıyor. Mişel, Ankebut Ağına bağlı diğer Satanist Yahudi ülke liderlerinin, Lübnan’a yaptıkları resmi ziyaretlerde bile Satanist ayini hazırlatıp onların şerefine insan katlettirmeyi sıradanlaştırmış bir pislik…

Lübnan’daki her türlü kara para işleri Mişel’in de himayesi ve destekleri ile yapıldı yapılıyor. Patlayan Lübnan limanının altındaki gizli tünelleri inkar etti, çünkü çok panikledi. Onca yıl tünellerden binlerce genç kız, kadın, çocuk, yetişkin erkek, bebek kaçırıldı. Bunlar fuhuş mafyalarına, terör örgütlerine, organ mafyalarına ve satanist ayinlerine kurban oldular.

Mişel şu anda Lübnan’ın ayağa kalkmasının, huzur ve sükununun önündeki en büyük engel… Mişel, hala gönüllü olarak Amerika ve İsrail’e çalışıyor ve onların talepleri doğrultusunda Hariri’nin önünü kesmek istiyor. Hatta Hariri’ye su-i kast planlarının içinde yer alıyor.

Biz, başında Mişel’in bulunduğu bir Lübnan istemiyoruz. Biz, Lübnan’da Saad Hariri’yi muhatap alıyoruz ve kendisine yapılmış bir yanlışı, bize yapılmış kabul ediyoruz. Onun önüne engel olan herkesi, önümüzde engel görüyoruz. Ve biz önümüzde engeller görmekten hiç hoşlanmıyoruz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şimdi şartlar daha da müsait, neden hala Bedirhan’a dokunulmuyor?

Bedirhan Gökçe’nin gizli Ermeni ve Arap ve Kürt karışık bir soydan geldiği….

Kendisini Ermeni gibi gördüğü ve gizli Ermenilerle paslaştığı…

Ankebut Ağı’nın kara para işlerinin içinde olduğu…

Ağın Türkiye’deki fuhuş ve uyuşturucu mafyalarının içinde olduğu…

Ayrıca ağın çocuklarla fuhuş/sübyancılık yaptıran kısmının da içinde olduğu…

Bedirhan’ın ünlülere uyuşturucu, kadın ve çocuk temin ettiği…

Ayrıca terör örgütleri ile irtibatlı olup da örgüt liderlerine de fuhuş için çocuk temin ettiği…

Terör örgütleri ile bağlantılı olduğu bütün Türkiye tarafından bilinen bazı sözde millet vekilleri ile de bağlantılı olarak kara para işlerinde faaliyet gösterdiği…

Yönündeki güçlü iddialar en kısa sürede dikkate alınmalı ve soruşturma başlatılmalı.

Mehmet Fahri Sertkaya