Etiket arşivi: Şeytan

Kukla

Kukla

Ordumuz ve Emniyet Teşkilatımız içinde bazı vatansever insanlar arasında hala Sedat Peker’e sempati besleyenler var.

Son videolarına bakarak, arka planı bilmeden ona kapılanlar, ona inananlar var. Sedat Peker o videolarda sadece ona verilen rolü oynuyor. O videolarda görünen kişi gerçek haliyle Sedat Peker değil ki videolarda rol yaparken bile aslında son derece tutarsız, ayarsız, kibirli, saldırgan/zararlı, fitneci/yalancı ve baş belası birisi olduğu kolayca görülebiliyor.

Gerçek Sedat Peker’i seneler önce yazmıştım. Öncelikle o Türk de Müslüman da değil. Hep numara yaptı, yapıyor. “Kafkas kökenli Karadenizli Türk’üm” diyor. Aslında Rusya Yahudisi kökenleri var ve bu kökeninden hiçbir zaman kopmadı. Soysuz’la bu güne kadar arası çok iyi idi çünkü o da Rusya Yahudisi kökenli…

Diğerleri gibi Sedat da gizli Yahudi ve hatta Satanist… İçimizdeki İsrail’in, MİT aracılığıyla sahada oynattığı, kara para işlerinde kullandığı, bir sürü pis işleri açık olmasına rağmen basın ve medya oyunlarıyla kahramanlaştırmak istediği çok sayıdaki gizli Yahudi ve gizli Ermeni sözde mafya babalarından, basit bir kukladan başka bir şey değil. Bu devlet Sedat’ı bitirmek istesin, iki saatlik işi var ki daha önce ona bu yapıldı. Daha önce Emniyet Teşkilatı onu yaka paça aldı, dosyalarıyla, delilleriyle birlikte hakimin önüne çıkarttı. Orada bile serbest bırakıldı. Adliyeden çıkarken yaşananlara kendi bile inanamıyordu, sorulara cevaplar veremiyordu. Bir devlet izin vermeyecek de orada yine de mafyalar ve terör örgütleri var olabilecek, bu mümkün müdür. Buna kim inanır.

Resimde Sedat’ın tişörtünde gördüğünüz işaret Satanistlerin meşhur Baphomet dediği Şeytan’ı/İblis’i temsil eder. Sağ eliyle bütün kötülükleri ve kötü enerjiyi toplayıp sol eliyle yer yüzüne yani ademoğulları arasına yayar. Gerçek Yahudilik aslında Satanistliktir ve iyilik temelli değil, kötülük temellidir. Asla iyiliği emir etmez ve tavsiye bile etmez. Gerçek bir Yahudi/Satanist hayatı boyunca ademoğullarına kötülük yapmakla mükelleftir. Çünkü onların itikadına göre Yahudiler ademoğulları değildir. Başka bir türdür. İnançlarına göre Yahudiler Şeytan’ın evlatlarıdır. Şeytan da ademoğullarının felakete sürüklenmesinde evlatlarını yani Yahudileri kullanır. Sistem budur. Bunlar için yalan söylemek, cinayet işlemek ya da işletmek, uyuşturucu hatta organ işi yapmak, ihanet etmek, çalmak, gasp etmek, işkence etmek, şehir sularına zehir katmak, kasten hastalıklar yaymak, namusa kadar en ağır iftiraları etmek ve bunları yaparken tam tersine biri gibi görünmek ve akla gelen her şey caizdir hatta yapılması gereken bir vazifedir.

Kara paracı, mafya reisciği, gaspçı, hırsız, uyuşturucu işi dahil türlü kara para işlerini yapmış ve yapmaya devam eden gerçek bir pisliktir Sedat Peker…

Resimde yanında gördüğünüz kişinin adı Metin Yılmaz’dır. Uyuşturucu dahil her türlü piş işlerinde kullandığı adamlarından biriydi. Sonra Metin Yılmaz’ın infaz talimatını Peker verdi. Peker verdi ama Peker’e çalışıyor görünenler arasında profesyonel MİT’çiler var. Bunlar artık eski kuşak mafyalar gibi değiller. Adam kaldırmakta MİT’in elinde ne teknikler varsa, bunlarda da var. Aslında ortada Peker’in reisi olduğu bir mafya falan da yok. Bütün sistem MİT’in… MİT’in içindeki İsrail’in ve Ermenistan’ın…

Bunların bu devlete ve bu millete hatta bu insanlığa verdikleri zararın haddi hesabı yok. Anlatmakla bitecek gibi de değil ama sadece şu Metin Yılmaz cinayetinin üzerine gidilse bile hem kukla/piyon Sedat Peker hem de üste doğru bütün sistem çorap söküğü misali sökülür, çözülür, dağıtılır. Bu devletimiz için bunu yapmak da hiç zor değildir. Zaten Akademi Dergisi on yıldan fazla süredir içimizdeki gizli Yahudileri, gizli Ermenileri, Masonları, bunların usullerini, tekniklerini, hilelerini, oyunlarını, nerelere nasıl sızıp ne haltlar ettiklerini, tarihimizi ve dinimizi ve lisanımızı nasıl kasten tahrif etmek istediklerini, cumhuriyet ve Atatürkçülük diye kendilerine ait bir rejim kurduklarını v.s. ifşa etti.

Sağda solda çıkıp vatansever, hak-hukuk dava etmiş bir kahraman, yok ailesinin hukukunu dava etmiş onurlu bir baba, turancı, ülkücü rolü kesen lüzumsuzlara, pislik heriflere gerçek vatansever olan gençler itibar etmesinler.

Bir önceki videoda “Bana pislik dedi be abi” diye isyan eden Sedat, bu videosunda içinde bulunduğu ve anlatıp ifşa ettiği meseleler hakkında “Bunlar pis işler, cami imamı anlatacak değil ya… Elbette ki ben anlatacağım” diyebiliyor. Altı tane videoda bunun gibi kaç tane tezat ve açık var.

Yanına verdikleri MİT’çiler ve üstüne kendi gibi gizli Yahudi ve Satanist olan, insan katledilen ayinlere katıla katıla sıfatında meymenet kalmamış olan karısı da Sedat’ın dikkate alınır üç beş video hazırlamasını sağlayamıyorlar.

Sedat Peker şu ana kadar bazı pis işlerin ve pis heriflerin gerçek yüzünün anlaşılmasına sebep oldu ama kendi pis işlerini ve gerçek pis yüzünü, pisliğin teki olduğunu gizleyebilecek şartlarda değil. Şu andan sonra, karşısına aldığı güç unsurları onu bir kaşık suda boğacaklardır ve bunu izlemek biz gerçek vatanseverlere büyük bir zevk verecek.

Bakınız:

Mehmet Fahri Sertkaya

Biden’dan da bu beklenirdi…

Biden’ın uzun süre varlıkta kalamayacak olan kabinesi, insanlık namına derhal tutuklanıp cezaevine konulması gereken insan şeytanları ile dolu… Biri de bu gördüğünüz kişi… Prof. Dr. Rachel Levine… Bir travesti olan bu kişiyi, bir sübyancı, tecavüzcü, işkenceci, dolandırıcı ve vatan haini olan ABD Başkanı Biden, kendi kabinesinin Sağlık Bakanı yardımcısı yaptı. Biden gibi birinden de bu beklenirdi zaten… Tam bir erkek olduğu halde kadın gibi yaşamak isteyecek kadar ayarını bozan Levine, bu hale öyle kolay gelmedi. Çocuk kaçırma, işkence, tecavüz diye başlasak, İblis’e insan kurban edilen Satanist ayinlere kadar giden bir suç listesi var. Amerika’daki yetkili adli makamlar isteseler bir gün içinde bile bu sapık herifin gerçek yüzünü meydana serip cezaevine alabilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye nereye sürükleniyor?

Ateizm mi, Satanizm mi?

Türkiye nereye sürükleniyor?
İki dakika aklı başında konuşmalar yapamıyorlar. Ruh sağlıkları kadar hepsinin beden sağlıkları da bozuk. Birkaç dakika konuşup da sözün cinlere, büyülere gelmediği olmuyor. Ayinlerde katledilen hayvanlar ve insanlar dünyanın dört bir yanında meydana çıktı da yargılamalara konu oldu. İnsanlığa toptan düşman olan ve kötülüğü iyilik gibi görüp sürekli yapmayı temel inançlardan biri olarak kabul eden Satanizminin önünü kim açıyor, onlara bu serbestliği kimler veriyor?

“Annem Şeytan’ı çok seviyor ama onda biraz Allah korkusu da var.” diyor. Allah’a inanan ve Allah’tan korkan biri İblis’i sever mi? İblis’i seven biri Allah’tan korkar mı? Ayrıca bu cümlesinde, annesinde hala Allah korkusu bulunmasından ve kötülük yapmaktan kaçınmasından nasıl da rahatsızlık duyduğu zahir olmuyor mu?

Tam manasıyla Satanist olmuş birinin yanında, aklınız-devreleriniz zorlanmadan yarım saat durup konuşamazsınız.

Bu derece şerli bir tarikatla mücadelede hiç taviz verilmemeli.

Mehmet Fahri Sertkaya

İnsan içine çıkamayacaklar ve ölenleri de lanetle anılacaklar

NASA’dakiler, insan içine çıkamayacaklar hatta ölenleri arkalarından lanetle anılacaklar.

Siz, “Hubble Uzay Teleskopu ile asla Merkür gözlenmeyecek” talimatının neden verildiğini biliyor musunuz?

Atmosferi olmayan ve olağanüstü sıcaklık olan Merkür’den yayılan ışınlar Hubble Uzay Teleskobunun merceklerine, sistemlerine zarar verirmiş.

Koca bir yalan bu… Merkür’ün atmosferi var. Yeterli seviyede ve yeterli özelliklerde bir atmosferi var. Güneşe o kadar yakın olmasını sorun olmaktan çıkartan özelliklerde bir atmosfer bu… Merkür’ün yeryüzünde hayat, yerleşme alanları, şehirler, binalar, denizler, okyanuslar var.

Ayrıca yerin altında oluşturulmuş kocaman şehirleri de var. Hep anlattığım gibi öyle yer altı şehirlerinde/üslerinde suni güneş ışınları, suni ısıtma, suni aydınlatma, suni nemlendirme, suni rüzgar da var. Hatta o şehirlerde suni göller, büyük su kaynakları da var ve ziraat da yapılıyor.

Bizim dünyamızda yer altındaki dev uzaylı üslerinde ya da şehirlerinde de benzer haller olduğunu hep anlattım ve son zamanlarda bunlar bazı filmlere senaryo oldu.

Oralarda yaşayanlar kendilerini yeryüzünde yaşar zan ediyorlar. Merkür’de yerin altındaki şehirlerde yaşamak üstünden yaşamaktan daha konforlu.

Yeryüzündeki tesisler çoğunlukla iş/çalışma maksadıyla bina edilmiş yerler. Merkür insanları yerin altındaki şehirlerde yaşıyorlar ve çalışmak için yeryüzüne çıkıyorlar.

Yeryüzünde hava kirliği hakim, iklim kurak, ağaçlar çok az, bitki örtüsü çoğunlukla çalılık tarzında ve sarı rengin tonlarında… Merkür tam bir sürgün yeri ve Merkür’ün tarihi çok sarsıcı.

Ayrıca Merkür’ün içinde kocaman bir çekirdek tabakası bulunduğu iddiası da doğru değil. Evet, çekirdeği dünyamızın sistemine nispeten büyük ama abartıldığı kadar da büyük değil. Bu yalanı da yayarak, zihinlerde Merkür’ün bu nedenle de hayat olmayan bir gezegen olarak kabul görmesini sağlıyorlar.

Merkür’de yeryüzünde fazlaca hayvan çeşitliliği yok. Çoğunlukla sürüngen canlılar var. Yer altı şehirlerinde ise kediler, köpekler, atlar ve çok fazla hayvan çeşidi var. Balık bile yetiştiriyorlar. Hayvan çeşitlerinin çoğunu dünyamızdan çaldılar. Orada dünyamızdaki Alabalıklardan bulmak bile mümkün.

Merkürlüler geçmişte bizdeki Nuh tufanı benzeri bir felaket yaşadılar ve yok oldular. Bir süre sonra yeniden orada hayat başladı.

Merkür insanları dinsiz, ahlaksız, acımasız ve sefil bir hale gelince Pompei halkı gibi, Nuh kavmi gibi feci şekilde yok edildiler. Allah, bu helak oluşa Yeşiller ve Grileri (Ye’cüc ve Me’cüc) vesile etti. Merkür’deki azgın Merkürlüleri yok eden Ye’cüc ve Me’cüc Merkür’e yerleşti.

Oğuz Kağan olarak da bildiğimiz Hazret-i Zülkarneyn Merkür’e yerleşen ve çok yüksek teknolojisi olan Ye’cüc ve Me’cüc’ü daha yüksek bir teknoloji ile vurdu, ezdi geçti. Bu sırada çıkan çatışmalarda Merkür gezegeni de çok büyük darbeler aldı.

Daha sonra hazret-i Süleyman devrinde, dünyamızda ve etrafımızda sıkıntı çıkartan melez bir tür Merkür’e sürgüne gönderildi. Şimdiki Merkürlüler, bu şekilde sürgüne giden bir tür.

Baş belası olan bu melez insan türüne Hazret-i Süleyman meydan vermedi. Onları Merkür’e gönderirken de “Buradan istediğinizi de alıp götürün. Oraya yerleşin, buraya sıkıntı çıkartmayın.” dedi.

Hep söylediğim gibi… Hz. Süleyman zamanında dünyamızdaki bilim ve teknoloji, mümkün olabilecek en üst seviyeye ulaşmıştı ve bu, başka bir dünyadan nakille de olmamıştı. O zaman bu baş belası melez tür, yanlarına ihtiyaç duyacakları her şeyleri alıp gitti. Orayı tekrardan imar etmeye başladılar.

UFO’ları ile gidebildikleri kadar çok gezegene giderek hepsinden bir şeyler çaldılar ve Merkür’e getirdiler. Hala da neye ihtiyaçları varsa çeşitli gezegenlerden çalıyorlar.

Çok ileri bilim ve teknoloji sebebiyle dünyamız da kendini imha eden dünyalar arasında olmasın endişesiyle, Hz. Süleyman devrinde devlet gücüyle bilim ve teknoloji yok edildi ama Merkürlülerde öyle olmadı. Şu anda onlarda hala çok yüksek bilim ve teknoloji var. Obruklarımızı, maden sularımızı ve içilebilir sularımızı da çalmaya devam ediyorlar.

Başka gezegenlerin insanlarına hiç acımayan ve çok vahşice davranan, insanlıktan ve İslam’dan nasibi olmayan Merkürlüler, birbirlerine karşı da son derece acımasızlar. Orada da zengin ve güçlü ama sayıca az bir kitle, kalanlarına tahakküm ediyor..

Tekrar gelelim Hubble Uzay Teleskobuna…

“1990’da yörüngeye yerleştirildikten sonra bilimadamları ana aynanın teleskobun çalışmalarını kısıtlayacak şekilde yanlış yerleştirildiğini tespit etti. 1993 yılında bir uzay mekiği yolculuğunda bu sorun giderildi. ” denir ama inanmayın. Hubble yörüngesine oturduğu gibi mükemmel şekilde çalıştı. Her yerden çok net görüntüler çekti ve NASA’dakiler şok üstüne şoklar yaşadılar.

Güneş sistemimizde bile her yer yerde hayat olduğunu, farklı farklı insan türleri olduğunu, bunların çoğunun bizden ileri bilim ve teknoloji seviyesinde yaşadıklarını gördüler.

Özünde insan düşmanı, özünde Satanist olan ve en tepede İblis tarafından yönetilen Ankebut Ağı, kontrolündeki NASA’nın (ki logoları bile Satanist manalar taşır), elde ettiği bilgileri ve görüntüleri dünya insanlığına duyurmasına izin vermedi. Onlar da üç sene boyunca bu numarayı oynadılar. Hala da numaralarını oynuyorlar ve dünya insanlığını ayakta uyutuyorlar.

Bir yandan da çeşitli gezegenleri çok net olarak görüntüleyince, oralardaki inşaat tekniklerini, yüksek teknolojili araçları hayranlıkla gördüler. Onların üzerine beyin fırtınaları yaparak dünyamızda teknikler, teknolojiler geliştirdiler.

Sadece bu Merkür meselesinde bile yazılacak, anlatılacak derya kadar mevzu var. Zamanı geldikçe anlatacağım. Çok hızlı gidiyoruz ve bu kadarı bile çok kişilere ağır geliyor ve bu kadarı bile dünyanın denge çubuklarını yerinden oynatacakmış gibi zorluyor.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Nesiller bozulsun diye, din ve ahlak yıkılsın diye…


Nesiller bozulsun diye, din ve ahlak yıkılsın diye, sapıklık yayılsın diye, insanlık helak olsun diye yapmadıkları şeytanlık yok.

Tertemiz, namuslu, iffetli, parmakla gösterilecek kadar istikamette olan ve hayırlı bir neslin annesi olacak, soyundan hep salih ve saliha zatlar gelecek Müslüman genç kızları ve kadınları cinler zihin kontrolüne alıyorlar. Temiz itikatlı, yüksek ahlaklı, tertemiz kalpli bu kişiler, kendileri bile ne olduğunu tam olarak idrak edemedikleri şekilde zina ettiriliyorlar. Bir gün, öyle birkaç dakika içinde, zihin kontrolüne alınarak, çoğunlukla hiç tanımadıkları erkeklerle zina ettiriyorlar.

Bu kurbanlara bu kadar şeytanca bir darbe cinler tarafından vurulduktan sonra, yine de rahat bırakılmıyorlar. Bunu kendisi yapmış gibi düşündürüp kabullendiriyorlar. Sonrasında ya intihara sevk ediyorlar ya da tekrar tekrar zina ettiriyorlar ve hatta fuhuş yoluna düşürüyorlar ya da ailesinden olan erkeklerin onu vurmasını sağlıyorlar. Ve onlardan mutlaka bir şekilde kurtulmaya çalışıyorlar.

Bir cin olan Şeytan’ın/İblis’in, insanlara düşmanlığı çok şiddetli ve büyünün insanlar üzerindeki tesiri de çok şiddetli. Dünya, büyücülerden, cincilerden, Satanistlerden ve en çok da o Sanhedrin’den bir an evvel kurtulmalı. Her türlü acının, göz yaşının, zulmün, fitnenin, sapıklığın, rezilliğin arkasında hep onlar var.

Zombies hand silhouette


İblis, bunu en baştan beri yapıyor.

Hz. Adem ile Hz. Havva’nın birliktelikleri ve nesli devam etmesin diye o İblis, Havva validemize de musallat oldu.

Hazret-i Allah, imtihan şartları gereği buna müsaade edince, Hazret-i Havva validemizi kara sevda gibi kuvvetle seven Hz. Adem çok müteessir oldu. Çok zorlandı, canı çok yandı. Bir süre tahammül etse de daha sonrasında, böyle bir şeye müsaade ettiği için Allah’a bir kaç sitem sözü oldu. Hz. Havva da yaşanana sitem etmişti. Peygamberler günah derecesinde olmayan hatalar/kusurlar yapabilirlerdi. Bu sitem de bu türlü bir kusur görüldü ve bu sebeple Hz. Adem ve Hz. Havva dünyaya gönderildiler.

İblis, bu yaşananları Yahudilere abartarak anlattı. Havva validemizden kendi soyunun da devam ettiğini ve onların Yahudiler olduğunu, Havva validemizden Adem’in neslinin de başka çocuklarla devam ettiğini ve onların da Yahudiler haricindeki diğer insanlar/ırklar olduğunu iddia etti ve bu oyunu, bu dünyada çok büyük maddi ve manevi felaketlere sebep oldu, oluyor, olacak.

Bu dünyada en ağır imtihanları peygamberler verdiler. Hazret-i Adem’in imtihanı da çok ağırdı. Peygamberlerde “İsmet” sıfatı var. Tamamı masumdur ve günahlardan korunmuştur. Lakin, peygamberlerin, günah derecesinde olmayan kusurlar/zelle etmelerine izin verildi.

Peygamberlik makamındaki kişilerin küçük kusurları bile, büyük görüldü ve kaderleri buna göre tayin olundu. Hazret-i Zekeriya birkaç zelle edince, feci şekilde şehit edilmesine izin verildi.

Mehmet Fahri Sertkaya

İnsanlığa çok faydalı olabilirdi ama izin vermediler…


İnsanlığa çok faydalı olabilirdi ama izin vermediler.

Bir kargo firmasında çalışan 18 yaşındaki Furkan Celep sosyal medya hesabından “Bir araba, bir ev uğruna yıllarımı harcamak istemiyorum.” yazıp kayalıklardan atlayarak vefat etti.

Hayatı boyunca cinlerin musallat olduğu Furkan, aslında çok zeki, çalışkan, kabiliyetli, derin görüşlü ve elinden tutulsa ülkesine ve bütün insanlığa büyük hizmetler yapabilecek bir gençti. Diğer aile fertlerine olduğu gibi kendisine de cinler musallat oluyordu.

Dünya üzerinde İblis’in sistemini bozabilecek ya da büyük zararlar verebilecek insanların bulunacak olması İblis’i ve ona kulluk eden Sanhedrin hahamlarını ve onların emrindeki Ankebut Ağını her zaman endişelendirdi, endişelendiriyor.

Bu nedenle Sanhedrin hahamları her zaman çok büyük/ağır büyüler yapıyorlar. Bu gibi kabiliyetli ve tehlikeli gördükleri insanların hiç dünyaya gelmemesini sağlamaya çalışıyorlar. Bu maksatla yapılan büyüler neticesinde cinler kendilerine vazife çıkartıyorlar ve bu kişilerin anne ve babalarının hayatta kalmalarına, sonra evlenmelerine mani olmaya çalışıyorlar. Bunu başaramazlarsa bu defa çocuk olmasına mani olmaya çabalıyorlar. Anne ve babayı ayırmaya da çalışıyorlar. Bu da olmazsa bu defa doğan çocuğa daha bebeklikten itibaren musallat oluyorlar.

Ruh ve akıl sağlığını bozmaya çalışıyorlar. Elini hangi işe atsa kesik kalmasını sağlıyorlar. Bu nedenle Furkan gibi insanların çevresindeki insanlara da musallat oluyorlar. Bu gibi kişilerin, çevresindeki insanlarla sağlıklı iletişim kurmasına, onların arasında yer almasına, onlardan destek alarak dik durmasına ve yükselmesine mani olmaya uğraşıyorlar. Çevresindeki insanlar da ne olduğunu anlayamadıkları bir şekilde Furkan gibi insanları hep ötelemeye, suçlamaya, kınamaya, hor görmeye başlıyorlar. Aslında çok özel imkanlarla eğitilmesi ve sonra milli meselelerde çalıştırılması gereken Furkan gibi insanlar, bir kargo firmasında bile tutunamaz, çalışamaz oluyorlar.

Cinler, Furkan gibi insanların sürekli olarak kendini hor, hakir, kabiliyetsiz, başarısız, işe yaramaz biri olarak görmesini sağlıyorlar. Bunu, uyguladıkları zihin kontrolü teknikleri ile yapıyorlar. Yıllar boyunca bu gibi kontrollere tahammül etmeye çalışan kurbanlar (ki bunlar gerçekten çok ağır duygu krizleridir, ağır bunalımlar ve sarsılmalardır) bir süre sonra tahammül güçlerini kaybedebiliyorlar. Zaten çocukluktan çıkmaya başladıklarında ve işe yarar şeyler yapabilecek olduklarında, bu kişilere cinlerin uyguladığı baskı/kontrol de artırılıyor.

Furkan gibi insanlardan dünyaya çok sayıda geliyor ama bunların çoğu, neler döndüğünden habersiz olarak mağlup oluyor, çıkamıyor, kurtulamıyor ve genç yaşta öldürülüyor ya da yaşasalar da akıl ve ruh sağlıkları bozuluyor. Her şeyden, herkesten geri duruyorlar, böyle olunca daha rahat daha huzurlu olduklarını düşünüyorlar. Çünkü bu kişiler böyle yapınca üzerindeki cin baskısı azaltılıyor. Böylece, tarihe geçmek yerine, sönük hatta acınası hayatlar yaşıyorlar.

Gelecek yaşanmasın, Firavunlar ölmesin, Musalar doğmasın, insanlık huzur ve saadete ermesin, İblis’in sistemi yıkılmasın diye çırpınanlar da biliyorlar ki Firavunlar ölecek, yine her zaman Musalar doğacak, dünya insanlığı İslam’la müşerref olacak, huzur ve saadetle yaşayacak, acılar bitecek, şeytani sistem yıkılacak.

Ve onlar da biliyorlar ki o mesajı Furkan yazmadı, Furkan kendi iradesiyle canına kıymadı.

Ruhu için, el Fatiha!

Mehmet Fahri Sertkaya

Olan Diana’ya mı oldu?

Haydi bir beyin fırtınası daha yapalım…

İngiltere Kraliyet ailesinden prenses Diana, bir Müslüman Arap olduğu söylenen Dodi el Fayed ile sevgili hayatı yaşıyordu. Evlenecekleri konuşuluyordu ve bir gece yarısı, içinde bulundukları araba bir tünele girip kaza(!) yaptı. Diana ve Dodi kazada öldü. Şoförün alkollü olduğu iddia edildi, bütün suç ona yıkıldı. Diana’nın koruması sırra kadem bastı. Sözde kazanın üstü devlet gücüyle kapatıldı. Dünyada, konuyu duyan hemen herkes bunun bir kaza olmadığına inanıyor.

Resmi hikaye gözler önünde ama sorular şunlar:

Diana, kraliyet üyelerinin gerçek kişiler olmadığını, yerlerine geçilmiş kişiler olduklarını mı fark etti? Kocasının biyonik robotla yerine geçilmiş biri olduğunu, ara ara arıza yaptığını mı gördü/anladı?

Bu kadarını çözemediyse bile kraliyet üyelerinin Satanist ayinlerini, bu ayinlerde İblis’e insan kurban etmelerini, ormana bırakılmış küçük çocukları atlarla kovalayarak ve silahlarla vurarak avladıkları av partilerini ve benzeri sapıklıklarını mı öğrendi ve kabullenmedi?

Müslüman bilinen Dodi ile yoluna devam edecek olması azılı İslam ve insanlık düşmanı olan kraliyet ailesi tarafından kabul mü görmedi ve bu nedenle kaza görünen bir su-i kasta mı kurban gitti?

“Kraliyet ailesinin en iyi kalpli üyesi” ve “Kraliyet ailesinin tek iyi kalpli üyesi” denilen Diana, kendisinden istendiği gibi insanlıktan çıkacak ve bütün insanlığa düşman olacak, Şeytan’a tapacak kadar düşmediği için hep dışlandı mı?

Yoksa Diana da yerine geçilmiş birisi miydi ve onun suretiyle üretilmiş bir biyonik robotun içinde bir uzaylı insan türü mü vardı?

Bunlar değilse, gerçekte neler döndü? Diana aslında kim ve gerçek Diana ne zaman, nerede öldü ya da öldü mü?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Sanhedrin Hahamlarını idam kapsamında yargılayacak bir uluslararası mahkeme…

Sanhedrin hahamlarının idam cezası kapsamında yargılanmaları için uluslararası bir mahkeme kurulmalıdır.

İsteyen her ülke bu mahkemenin duruşmalarını canlı yayınlamalıdır. Mahkemenin/davanın bütün dosyaları/evrakları/delilleri dünya insanlığıyla şeffafça paylaşılmalıdır. İnsanlık görecek ki o dava bitip de o hahamlar topluca asıldıktan hemen sonra, dünyada bütün sorunlar hızlıca düzelmeye başlayacaktır.

O Sanhedrin hahamlarının uluslararası bir mahkemede yargılanıp asılmaları, insanlığın hakkıdır, hukuka uygundur ve insanlık için bir zarurettir. Buna mani olmak isteyecek İsrail, ABD ve diğer devletlerle harbe girmek bile bir zaruret olacaktır.

Dünya genelinde;

  • Fuhuş işi bunlarda…
  • Uyuşturucu işi bunlarda…
  • Organ işi bunlarda…
  • Silah işi bunlarda…
  • Terör örgütlerinin kontrolü bunlarda…
  • Art niyetle üretilen zararlı aşılarla insanlığı kısırlaştırma ve hasta etme, sakat doğumlara sebep olma işi bunlarda…
  • Milletleri kasten hasta edip hastahaneler üzerinden vurgun vurma işi bunlarda…
  • Devletlerin hazinelerini boşaltma işi bunlarda…
  • Milletlerin su kaynaklarına zehirleyici ve hasta edici maddeler katma işi bunlarda…
  • Aileyi, namusu, ahlakı yıkma işi bunlarda…
  • Uydurma bilim psikiyatri ve uydurma ilaçlarıyla trilyonlarca dolar vurgun vurma işi bunlarda…
  • Gıda ürünleri ve katkı maddeleriyle oynayarak insanlığı hasta etme işi bunlarda…
  • Hükumetleri devirme, liderleri öldürme, eğitim sistemlerini ve hukuk sistemlerini kasten bozma işleri bunlarda…

İnsanlığa zarar olan her ne iş varsa hepsinin arkasında İblis var ve İblis de bizim alemimizde bu işleri işte bu Sahnedrin hahamları, İsrail ve Amerika üzerinden yaptırıyor.

Sanhedrin Hahamları ve üzerinde bulunanlar…

Sanhedrin hahamlarından oluşan 13’ler Meclisinin üzerinde, 3 Kabalacı haham meclisi var. Bunlar, doğrudan İblis ile görüşüp ondan talimatlar alıyorlar.

3 Kabalacı haham da 13’ler Meclisine talimatları veriyor. 13’ler meclisi üzerinden talimatlar/planlar dünya genelindeki Satanist etkili ve yetkili kişiler üzerinden uygulamaya konuyor.

Adına ne derseniz deyin. Derin Dünya Devleti, Gizli Dünya Devleti, İlluminati, Şeytani İmparatorluk, Ankebut Ağı ya da başka bir şey…. İblis’in varlığının ve bunlara talimatlar yağdırdığının gözle görülür somut delilleri yok ama… 3’lerin, 13’lerin, dağıtılan 7’lerin dünya siyaseti üzerinde ve dünyadaki her türlü kara para işlerinde yönetici kadrolar olduklarının, bir saçak gibi aşağıya doğru kollara ayrılan bir teşkilatı yönettiklerinin, durmaksızın her türlü suçu işlediklerinin ve işlettiklerinin ve insanlık düşmanı olduklarının çok sayıda somut ispatı var.

O kadar çok ki şu Epstein meselesinden bile yola çıkılsa, bu sistem çökertilebilir. Daha somut ispatlarla yol alınabilecek binbir türlü mesele var…

Çok sayıda Amerikan başkanının o makama konmuş figüranlar olduklarını, Mason teşkilatı üzerinden Amerika’yı ya da daha çok sayıda başka ülkeyi onlarca senedir Satanistlerin yönettiğini, dünyayı da “Cumhuriyet” ve “demokrasi” diye diye ayakta uyuttuklarını, yüz seneden fazladır cehennem misali bir dünya düzeninin kasten sağlandığını ve insanlığın topyekun felaketinin hedeflendiğini, hukuki zeminde ve her türlü somut şüpheden uzak şekilde ispat etmek, evet mümkün…

Bu gerçekleşmesin diye zaten bu konuları bu şekilde konuşanları, Mason teşkilatının gerçek yüzünü anlatanları, İlluminati diyenleri, kendilerinin kontrolündeki basın ve medyada hemen alaya aldırıyorlar. Konuyu sulandırıyorlar.

Dahası, bu gibi tartışmalarda kendilerine çalışan adamların öne çıkmasını sağlayıp zihin bulandırıyorlar. Bu maksatla insanların kafalarını karıştıran açıklamalar, yönlendirmeler yaptırıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şu İblis Levh-i Mahfuzu görüyordu…

Şu İblis, bir vakte kadar Lehv-i Mahfuzu görüyordu. Ahir zamanda şu Satanist sistemini (nam-ı diğer Ankebut Ağını) darmadağın edecek Müslümanların kimler olduğunu görmüş, yazmış ta binlerce sene önceden…

“Onların hepsine mani olmalıyım” demiş/diyor. Kimimize daha anne karnında iken musallat etmiş cinlerini/adamlarını… Kimimize daha anne karnına düşmeden, annelerimizi ve babalarımızı bitirerek, öldürerek, evlenmelerine mani olarak v.s. mani olmak istemiş. Kimimize ise dünyaya geldikten sonra, daha bebekken bile musallat olunmuş. Bazılarımızın yolunu kesebilmiş ve hala kesebiliyor. Ayaklarını kaydıranlar ve imtihanlarını kaybedenler, çok yaklaştıkları halde şu hizmetin ve cihadın içinde bulunamayanlar olmuş, oluyor. Detaylar değişebiliyor ama kader değişmiyor, vakti geldi ve İblis’in dünya üzerinde kurduğu sistemi yıkılıyor. Süleymanlı evlatları, o piramidin üstündeki gözü, İblis’in gözünü oyuyor.

Lehv-i Mahfuz, korunmuş levha, bütün herkesin yaşadığı ve yaşayacağı her şeyin yazılı olduğu bir levha… Herkesin kaderi orada yazılı ve Hz. Peygamberimiz zamanında orası cinlere kapatıldı. Cinler oraya yaklaşmak ve bilgi çalmak istediklerinde artık yanıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yere yedi köşeli bir yıldız çizmişler…

Yıldızın ortasında bir erkek insanı Şeytan’a kurban etmişler. Yıldızın her ucunda da farklı türden bir hayvanı kurban etmişler. Akan kanlardan adamın cesedinin üzerine bir şeyler yazmışlar ve bir şeyler de okumuşlar. Sonra bu adamı gömmüşler ve “Bu ceset çürüdükçe bu MFS de çürüyecek, yaşarken çürüye çürüye ölecek” demişler. “Bu büyüden hiç kimse kurtulamaz” demişler.

Şu dünyada yapılabilecek en akıl almaz ve şiddetli büyülerden birini yapmışlar ama ben çürümedim, ölmedim, hizmetimden bile düşmedim, geri kalmadım ve dün o büyüyü çözüp iptal ettik.

Kim yaptı? Tabii ki Sanhedrin hahamları…

Onlarca senedir, yaptığı ağır büyülerle, en az binlerce insanı, ihtimal ki onbinlerce insanı cinnete ve intihara sürükleyerek öldürmüş ve bana da beş yaşımdan itibaren büyüler yapmış durmuş, azılı İslam ve Türk düşmanı bir Yahudi üfürükçüyü, dün cehennemine yolladık. Bu alemdeki, bu zamandaki en namlı büyücülerden ve insanlık düşmanlarından biriydi. Öldürüldüğüne hala inanamayanlar vardır.

Bana yaptığı bütün büyüleri de çözdük. Ben daha beş yaşımda iken beni medyum kabiliyetleri ve daha başka usullerle fark etmiş, gelecekte sistemlerini dünya genelinde darmadağın edeceğimi bilmiş ve büyülerle öldürmek, delirtmek, hiç olmadı dinden ve namustan etmek ve kendilerinin safında bulundurmak istemiş.

Bu zamanda şu yaşanmakta olanların yaşanacağını, onlarca sene öncesinden bilen ve mani olmaya çabalayan çok sayıda Yahudi büyücü varmış. Ben böyle bir gerçeği ne yazık ki sadece bir kaç sene önce öğrendim.

Bunların aralarında Sanhedrin hahamları da var. Onlar da hiç durmamışlar. Çocukluğumu, gençliğimi harcamışlar, akıl almaz acılar içinde bir hayat yaşamama sebep olmuşlar ama farkında olmamışlar ki beni ben yapmışlar. Pişirmişler, olgunlaştırmışlar, güçlendirmişler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Mişel, Lübnan’ın önündeki en büyük engel.

Bir Satanist Yahudi olan Mişel Aun, en başından beri gönüllü olarak Ankebut Ağına çalıştı ve hala çalışıyor. Lübnan’ın maddeten ve manen böyle dibe vurmasında Mişel’in çok büyük payı var.

Mişel’in acıması yok, merhameti yok, insanı insandan saymıyor. Şeytan’a tapınma yolunda şeytanlaşmış bir pislik… Hayatı boyunca Şeytan’a insan kurban edilen ayinlere de katıldı ve hala katılıyor. Mişel, Ankebut Ağına bağlı diğer Satanist Yahudi ülke liderlerinin, Lübnan’a yaptıkları resmi ziyaretlerde bile Satanist ayini hazırlatıp onların şerefine insan katlettirmeyi sıradanlaştırmış bir pislik…

Lübnan’daki her türlü kara para işleri Mişel’in de himayesi ve destekleri ile yapıldı yapılıyor. Patlayan Lübnan limanının altındaki gizli tünelleri inkar etti, çünkü çok panikledi. Onca yıl tünellerden binlerce genç kız, kadın, çocuk, yetişkin erkek, bebek kaçırıldı. Bunlar fuhuş mafyalarına, terör örgütlerine, organ mafyalarına ve satanist ayinlerine kurban oldular.

Mişel şu anda Lübnan’ın ayağa kalkmasının, huzur ve sükununun önündeki en büyük engel… Mişel, hala gönüllü olarak Amerika ve İsrail’e çalışıyor ve onların talepleri doğrultusunda Hariri’nin önünü kesmek istiyor. Hatta Hariri’ye su-i kast planlarının içinde yer alıyor.

Biz, başında Mişel’in bulunduğu bir Lübnan istemiyoruz. Biz, Lübnan’da Saad Hariri’yi muhatap alıyoruz ve kendisine yapılmış bir yanlışı, bize yapılmış kabul ediyoruz. Onun önüne engel olan herkesi, önümüzde engel görüyoruz. Ve biz önümüzde engeller görmekten hiç hoşlanmıyoruz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bill Clinton da pisliğin teki…


ABD eski Başkanlarından Bill Clinton, ne yedi, ne içti, ne haltlar etti, ne cürümler işledi de yüzü gözü ve psikolojisi bu hale geldi, biliyor musunuz?


Satanist ayinlerde Şeytan’a kurban olarak kestiği yetişkin ve çocuk insan sayısını kendisi bile bilmiyordur.

Kaç kere insan kanı içtiğini, kaç kere insan eti yediğini eminim ki saymamıştır, sayamayacak kadar çoktur.

Sübyancı (pedofil), İbne (GAY), aile içi cinsi sapık (Ensest), hırsız, yalancı, zalim, işkenceci, fitneci ve Şeytan’a tapan Satanist bir pisliğin teki…

Satanist Yahudiler “demokrasi” diye diye dünyayı bu hallere getirdiler. Dünya tarihi çok kere karanlık devirler gördü ama şu zaman/devir gibisini görmedi. Satanistler, toptan düşman oldukları insanlığı bu hale getirirken “demokrasi” kılıcını acımasızca kullandılar. Bunun için dünyaya demokrasiyi ve cumhuriyeti tek doğru sistem olarak dayattılar.

Mehmet Fahri Sertkaya