Etiket arşivi: Kabalacılar

Sanhedrin Hahamlarını idam kapsamında yargılayacak bir uluslararası mahkeme…

Sanhedrin hahamlarının idam cezası kapsamında yargılanmaları için uluslararası bir mahkeme kurulmalıdır.

İsteyen her ülke bu mahkemenin duruşmalarını canlı yayınlamalıdır. Mahkemenin/davanın bütün dosyaları/evrakları/delilleri dünya insanlığıyla şeffafça paylaşılmalıdır. İnsanlık görecek ki o dava bitip de o hahamlar topluca asıldıktan hemen sonra, dünyada bütün sorunlar hızlıca düzelmeye başlayacaktır.

O Sanhedrin hahamlarının uluslararası bir mahkemede yargılanıp asılmaları, insanlığın hakkıdır, hukuka uygundur ve insanlık için bir zarurettir. Buna mani olmak isteyecek İsrail, ABD ve diğer devletlerle harbe girmek bile bir zaruret olacaktır.

Dünya genelinde;

  • Fuhuş işi bunlarda…
  • Uyuşturucu işi bunlarda…
  • Organ işi bunlarda…
  • Silah işi bunlarda…
  • Terör örgütlerinin kontrolü bunlarda…
  • Art niyetle üretilen zararlı aşılarla insanlığı kısırlaştırma ve hasta etme, sakat doğumlara sebep olma işi bunlarda…
  • Milletleri kasten hasta edip hastahaneler üzerinden vurgun vurma işi bunlarda…
  • Devletlerin hazinelerini boşaltma işi bunlarda…
  • Milletlerin su kaynaklarına zehirleyici ve hasta edici maddeler katma işi bunlarda…
  • Aileyi, namusu, ahlakı yıkma işi bunlarda…
  • Uydurma bilim psikiyatri ve uydurma ilaçlarıyla trilyonlarca dolar vurgun vurma işi bunlarda…
  • Gıda ürünleri ve katkı maddeleriyle oynayarak insanlığı hasta etme işi bunlarda…
  • Hükumetleri devirme, liderleri öldürme, eğitim sistemlerini ve hukuk sistemlerini kasten bozma işleri bunlarda…

İnsanlığa zarar olan her ne iş varsa hepsinin arkasında İblis var ve İblis de bizim alemimizde bu işleri işte bu Sahnedrin hahamları, İsrail ve Amerika üzerinden yaptırıyor.

Sanhedrin Hahamları ve üzerinde bulunanlar…

Sanhedrin hahamlarından oluşan 13’ler Meclisinin üzerinde, 3 Kabalacı haham meclisi var. Bunlar, doğrudan İblis ile görüşüp ondan talimatlar alıyorlar.

3 Kabalacı haham da 13’ler Meclisine talimatları veriyor. 13’ler meclisi üzerinden talimatlar/planlar dünya genelindeki Satanist etkili ve yetkili kişiler üzerinden uygulamaya konuyor.

Adına ne derseniz deyin. Derin Dünya Devleti, Gizli Dünya Devleti, İlluminati, Şeytani İmparatorluk, Ankebut Ağı ya da başka bir şey…. İblis’in varlığının ve bunlara talimatlar yağdırdığının gözle görülür somut delilleri yok ama… 3’lerin, 13’lerin, dağıtılan 7’lerin dünya siyaseti üzerinde ve dünyadaki her türlü kara para işlerinde yönetici kadrolar olduklarının, bir saçak gibi aşağıya doğru kollara ayrılan bir teşkilatı yönettiklerinin, durmaksızın her türlü suçu işlediklerinin ve işlettiklerinin ve insanlık düşmanı olduklarının çok sayıda somut ispatı var.

O kadar çok ki şu Epstein meselesinden bile yola çıkılsa, bu sistem çökertilebilir. Daha somut ispatlarla yol alınabilecek binbir türlü mesele var…

Çok sayıda Amerikan başkanının o makama konmuş figüranlar olduklarını, Mason teşkilatı üzerinden Amerika’yı ya da daha çok sayıda başka ülkeyi onlarca senedir Satanistlerin yönettiğini, dünyayı da “Cumhuriyet” ve “demokrasi” diye diye ayakta uyuttuklarını, yüz seneden fazladır cehennem misali bir dünya düzeninin kasten sağlandığını ve insanlığın topyekun felaketinin hedeflendiğini, hukuki zeminde ve her türlü somut şüpheden uzak şekilde ispat etmek, evet mümkün…

Bu gerçekleşmesin diye zaten bu konuları bu şekilde konuşanları, Mason teşkilatının gerçek yüzünü anlatanları, İlluminati diyenleri, kendilerinin kontrolündeki basın ve medyada hemen alaya aldırıyorlar. Konuyu sulandırıyorlar.

Dahası, bu gibi tartışmalarda kendilerine çalışan adamların öne çıkmasını sağlayıp zihin bulandırıyorlar. Bu maksatla insanların kafalarını karıştıran açıklamalar, yönlendirmeler yaptırıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Öteki Gündem’in öteki yüzü: Gizli Yahudilik ve Kabalacılık

Sabetaycı gizli Yahudi Cansu Canan Özgen’in metatron kolyesini anlattığımız yazımız, aylardır kimseye duyurulamıyor, paylaşılamıyor. Büyük bir karartma devam ediyor. Oysa daha ilk saatlerde, çok sayıda araştırmacı, TV programcısı dahil on binlerce kişi sosyal ağlarda bunu paylaşmıştı. Sonra bir anda paylaşımlar kesildi, kimse göremedi, halen kimse göremiyor, yayamıyor.

Bkz.

https://ok.ru/video/574295575152(Cansu Canan Özgen’in Metatron kolyesi)

Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu meydana çıkarttığımız Cansu Canan Özgen’in taktığı o kolye ne mana ifade ediyor, biliyor musunuz?
Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu deşifre ettiğimiz günden beri, kendisine profilinden en medeni şekilde ”Sen gerçekten Sabetaycı mısın?” şeklinde soran takipçilerine “Hayır, değilim” cevabı veremeyip hepsini anında engelleyen CanSU Canan ÖzGEN’in, görmekte olduğunuz o kolyesi de tam kendisine yakışır türden. Tam da gizli Yahudi birinin üzerinde görülecek türden. Hatta yeşil ve mor renkleri de özenle seçilmiş.

Buna Metatron deniliyor. Kabbalistik bir sembol. Yahudi inançlarına, Talmud‘a ve Kabalaya dayanıyor. Metatron, Yahudilerin inancında bir baş melektir ve iyilikleri kayıt ettiğine, yazdığına, iyilikler yaptığına ama bazen de zarar verdiğine inanılıyor. Kabala metinlerinde bu melekten bahsediliyor ama isminin ne zaman ve nasıl Metatrona dönüştüğü pek bilinmiyor, izah edilemiyor. 
Başvurulan kaynaklarda, Yahudilerin, inançlarına göre Metatron’un baş melek olduğunda ve sonradan bir anda tanrı tarafından baş meleğe dönüştürüldüğü hususunda ittifak halinde oldukları ama önceden kimdi, neydi, koruyucu bir melek mi, yazıcı bir melek mi, bazen de zarar verir mi gibi hususlarda ise kendi aralarında ihtilaf halinde oldukları görülüyor. Zaten bunlar, bir İslam peygamberi olan Hz Musa’nın hak şeriatı olan Museviliğin tahrif edildiğini, hak kitap olan Tevrat’ın tahrif edildiğini, hahamlar tarafından bozulduğunu ve hak kitap olan Kur’an-ı Kerim’in, kendisinden önceki hak kitapların hükmünü nesh ettiğini bilen biz Müslümanları çok da alakadar etmiyor. Bir de şunu bilmemiz de fayda var ki, Yahudiler, Metatron sembollü takılar taşınarak, koruyucu bir tesir oluşturulduğuna da inanıyor.

Bu Metatron’un kolyeleri, takıları yapılıyor ve pek çok ülkede adına Metatron denilerek satılıyor. Yahudi olduklarını gizleyen ülkemizdeki New Age tarikatlarının mensupları ”enerji”, ”yaşam enerjisi”, ”Kuantum bilinç”, ”Zamanın doğası”, ”Şifa enerjisi”, ”Sevginin ışığı”, ”Işık insan” ve benzeri kelimelerle sık sık Metatron adını ve sembolünü yan yana getirerek kullanıyorlar. Bazıları ise Metatron ve benzeri Yahudi inancına dayalı tabirleri kullanmayıp diğer tabirlerle insanların dikkatini çekip peşlerine takıyor, bu insanları yavaş yavaş istedikleri sapkın inançlara çekiyor. Yahudilik ve Kabala ile olan bağlantıyı gizliyor. Mesela uzaylı tarikatları olarak bilinen sapkın tarikatlar ile, uzaylıları araştırıyor görüntüsü altında halkın dikkatini çeken ve sonra onlara nabza göre şerbet verip gizli gizli Kabala öğretilerine çekenler… Bunlar ‘Işık insan’‘tekamül süreci’‘Bilinç seviyemizi yükseltmek’ tabirlerini de sık kullanıyorlar. Mevzuya uzaydan, uzaylılardan, uzaylıların dünya insanlığından neden gizlendiklerinden, bizim ne yapmamızı beklediklerinden ve ayrıca bilimsellikten, akılcılıktan, fizikten, kuantumdan, maddenin/eşyanın hakikatinden girip, memleketin Müslüman evladını Kabala, Talmud ve bozulmuş/muharref Yahudi dini öğretilerine çekiyorlar. Öteki Gündem’in demirbaşlarından denebilecek İzmirli Sabetaycı gizli Yahudi Haktan Akdoğan bunlardan sadece biri… Aralarında kısmi farklar olsa da Ahmet Hulusi de bunlardan bir diğeri… 

Sabetaycı minik serçe Sezen Aksu‘nun, kanatlarının altına alıp yükselttiği ve Ahmet Hulusi’nin de talebesi olan, uzun süre ‘Müslüman sanatçı’ rolü oynayıp şimdilerde herkesi hayal kırıklıklarına uğratan, göründüğünün tam zıddına bir karakteri ve hayatı olduğu meydana çıkan Mustafa Ceceli’ye bir sorun bakalım, kandırılmış mı, yoksa kendisi de mi bu yolun yolcusu bir Kabalacı gizli Yahudiymiş…

Sorun diyorum, hiçbir şeyi sormuyorsunuz. Sorun, bunları sormak, araştırmak, öğrenmek, sorgulamak suç değil. Sorun; sorular sorun, hesap sorun. Hatta gidin savcılıklara şikayetçi olun. ”Gizli bir teşekkül, üzeri örtülü ve organize bir ihanet çarkı olduğu açıktır. Her yere sızdıkları, her alanı ele geçirdikleri görülüyor. Basın ve medya gücünün de art niyetli kullanıldığı, memleketin asli unsurunun aleyhine bir silah gibi kullanıldığı anlaşılıyor. Şahısların kendilerini bile savunamaz halleri gözler önündedir. Paralel devlet oldukları iddiası ile bunca ev hanımı, bunca hamile kadın, bunca loğusa kadın bile ters kelepçe ile tutuklanıp ceza evlerine doldurulmuştur ve bunlar, haklarında kale alınır iddianameler bile yazılamadığı halde bir yıldır ceza evlerindedir. Ülkemizdeki asli unsur olan Müslümanlara karşı enteresan, izah edilemez şeyler yaşanıyorken, devlet mekanizması özellikle son bir asırdır hep asli unsura inat/ters uygulamalar yapıyorken, bu gerçek paralel yapılanmaya dokunulmaması da dikkat çekicidir. Böyle hukuk/adalet olmaz. Bunlar tarafından, maddeten ve manen zararlara sürüklendiğimiz, bir asırdan fazla bir süredir ülkemizin bunlar tarafından gizlice yönetildiği, kasten her sahada geri bırakıldığımız, kasten maddi ve manevi felaketlere topyekun sürüklendiğimiz ve bunun art niyetle, organize şekilde ve gizli kimliklerle yapıldığı açıktır. Gerçek paralel devletin, yani #İçimizdekiİsrail‘in bir an önce kanun/devlet yolu ile deşifre edilmesini, durdurulmasını ve bütün mensuplarının eylemlerine uyan TCK maddeleri kapsamında mümkün olabilen en ğaır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum” deyin. 

Mehmet Fahri Sertkaya

Uzaylıların Allah inancı var mı? Haktan Akdoğan’ın bu soruya verdiği cevabın arkasındaki sarsıcı gerçekler: Gizli Yahudilik, Kabalacılık, New Age tarikatlar, Vahdet-i Vücud sapıklığı…

Haktan Akdoğan’ın bu soruya verdiği cevabın arkasındaki sarsıcı gerçekler: Gizli Yahudilik, Kabalacılık, New Age tarikatlar, Vahdet-i Vücud sapıklığı…

Bir insan anayasal bir hak olarak fikir ve vicdanında, dininde ve görüşlerinde özgürdür. Yahudi, Hristiyan, Ateist, Komünist, Deist ve diğer bütün inançlardan ya da inançsızlıklardan birine tabi olabilir. Bu onun en temel anayasal haklarından biridir.

Lakin bir insan, yüzde doksan küsuru Müslüman olan ülkemizde, kendisini Müslüman tanıtarak, uzay ve uzaylı konularında İslami referanslarla milletimizin gönlünü hoş ederek, güven kazanarak, başka bir dine ya da başka bir devletin ülkemiz ve devletimiz üzerindeki hedeflerine hizmet edemez. 
Memleketimizde resmen 25 bin civarında Yahudi vatandaşımız var. Hiçbirinin kafasına silah dayayıp “Müslüman ol! diye baskı yapan yok. Hepsi de ülkemizde, biz müslümanlardan daha fazla din, ibadet, fikir ve vicdan hürriyetine sahipler. Müslümanların Cuma’sı resmi tatil değil ama Hristiyanların Pazar’ı ve Yahudilerin Cumartesi’si bile resmi tatil. Bu kadar rahatlar…

Ülkemizde 25 bin kadar kimliği açık Yahudi varsa da, bir buçuk milyon kadar da kendini Müslüman gösteren ve her sahada müslüman milletimize tuzaklar kuran kadrolar var. Kimseyi suçlamıyor ve zan altında bırakmıyorum. Yasalara da saygım var. Lakin her geçen gün Sirius grubu ve Haktan Akdoğan konusunda başta ben olmak üzere milletimizin kafasında soru işaretleri oluşuyor. Üstelik kendilerine yöneltilen bu tarz sorulara ve şüphelere karşı sadece sessiz kalışları, tartışmaya girmeyişleri de soruları ve şüpheleri daha da artırıyor. 

Sirius’un resmi web sitesinde, nereden elde ettikleri bilinmez, uzaylıların ağzından, biz dünyalıların merak ettiği sorulara bir takım cevaplar veriliyor. Bu yapılırken, günümüzde bazı kripto Yahudi (Aslen Yahudi ırkından ve dininden olup, kendini Müslüman ve Türk gösteren) teşkilatlanmaların sıkça yaptığı “toplum yönlendirmesi” ya da “içeriden vurma” ya da “Tesir ajanlığı” diyebileceğimiz hareketlere benzer açıklamalar/iddialar ile karşılaşıyoruz. 

Bu sözde uzaylı cevaplarına baktığımızda, Uzaylıların Allah inancı var mı?” sorusunun cevabında ”Tanrı içimizdedir. Biz onun bir parçasıyız. Tüm evren ve sonsuzluk onun bir parçasıdır.” gibi şaşkınlık verici iddialarla karşılaşıyoruz.

Büyütmek için görsele tıklayınız

Biz çok iyi biliyoruz ki, Türkiye’de İslam cemaati kılığına girmiş, on milyonlarca ücretsiz CD, milyonlarca ücretsiz kitap dağıtmış ve son yıllarda iyice deşifre olmuş, kendisinin de, etrafındaki binlerce arkadaşının da gizli Yahudi oldukları ispat edilmiş bir grup da benzeri hareket tarzlarını sergiliyor ve benzeri iddialarda bulunuyor.  Aynı Haktan Akdoğan gibi, bu sözde İslami cemaatin sözde lideri de asılları, bozulmamış halleri kimsenin elinde bulunmayan bozulmuş Tevrat ve Bozulmuş İncil de sanki hak kitaplarmış algısı oluşturacak taktik açıklamalarda bulunuyor. Yazının uzun olmasını istemediğimden ve benzeri bir çok yazı yazdığımdan sadece şunu ifade etmek istiyorum; bozulmuş Tevrat, insan eti yemeyi, insan kanı içmeyi, milletlere bulaşıcı hastalık yaymayı, kız kardeş ile cinsi münasebette bulunmayı “ibadet” olarak gösteriyor iken, bu arkadaşlar bize ne anlatmak, ne mesaj vermek istiyorlar da bu bozulmuş kitaplardaki sözde ayetleri, ”Kutsal kitaplarda da bu bilgiler geçer”diye söze başlayarak bizlere okuyorlar? Hangi kutsal kitap bu saydığım vahşetleri ve sapıklıkları ibadet olarak emir edebilir? Hangi dürüst insan bu tarz uydurma kitapları bu memleketin dini hususlarda eğitimsiz ve bilgisiz bırakılmış Müslümanlarına bu şekilde sunabilir?

İnsanların ve eşyanın(maddi-cismi olan her şeyin) da haşa Allah’ın bir parçası olduğu şeklindeki sapkın inançlara,  Yahudilerin Kabalasında, bozulmuş Tevrat’ta ve diğer büyük dini kitaplarında çok sık olarak denk geliyoruz. Yahudiler, kendilerini ve eşyayı haşa Allah’ın bir parçası olarak kabul ediyorlar. Zaten “İsrail” kelimesine de haşa ”Allah ile savaşıp yenen”manasını veriyorlar. Bu kadar sapkın inançları var. Bu inanç şekline Vahdet-i Vücut deniliyor ki, buna inanan ve kapılan bir Müslüman, şüphesiz dinden çıkıyor ve ebedi cehenneme düşüyor. Gerekli ilmi birikime sahip hangi Müslümana sorsanız, Allah’ın yarattıklarını haşa Allah’ın bir parçası kabul eden (dolayısıyla kendilerini haşa Allah kabul eden) bu sapkın Yahudi akımının küfür olduğunu, dinden çıkardığını size ilmi gerekçeleri ile birkaç on dakika içinde izah ve ispat eder. (Daha önceki yazılarımda bunları delilleri ile mevzu ettiğim için bu yazıda bunlara temas etmiyorum.) 

Bakıyoruz Hak-tan Ak-doğan isimli, ismi ve soy ismi sanki bir denge ile, bir şifreleme yöntemi ile kurulmuş, kulağa hoş gelen ve sık denk gelinmeyen ve İzmir’li bu arkadaşımızın sosyal medya profiline, uzayı ya da uzaylıları anlatan bir profil ya da kişilik olmanın ötesinde, sanki bir Kabalacı Yahudi tarikatının ya da Amerikan New Age tarikatının öğretilerini yavaş yavaş şu Müslüman milletin özellikle de Müslüman gençlerin beyinlerine empoze etmeye çalışan bir tarikat mensubu görüyoruz. Rahatsızlığımız had safhaya gelmiş durumda.

En başta dediğim gibi, gerçekte Haktan Akdoğan ve çevresi Yahudi ve Kabalacı ise, bunu çıkıp açıkça ifade etsin, inandığı gibi açıklasın, inandığı gibi yaşasın. Bundan yana bir sıkıntımız yok. Ama kimse bu memlekette İsrail’in, ABD’nin ve Kabalacı Siyonistlerin işine gelecek bunca art arda hataları(!) müslüman kimliğinde yapmasın. 

Haktan Akdoğan’dan ve Sirius UFO ve Uzay Bilimleri grubundan “ciddiye alınacak” ve “içi dolu” açıklamalar bekliyoruz. 

SpaceExplorer.TV

Mehmet Fahri Sertkaya