Etiket arşivi: Sezen Aksu

Sezen Aksu tutmadı, Tarkan verelim mi?


Tıka basa gizli Yahudi ve gizli Ermenilerle dolu olan AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünü daha fazla süre iktidarda tutabilmek için çırpınan çok sayıda ünlü kişi var. Sondan bir önceki kişi Sezen Aksu idi. Sezen Aksu üzerinden, dini değerlerimiz alet edilen bir danışıklı dövüş sergilenmek istendi. AKPKK seçmeni hedef alındı, oyuna getirilmek istendi. Seçmen tartışmalara, tepki göstermeye çekildi. Tayyip/AKPKK’nin oylarının, daha öncelikli olarak da halk desteğinin artırılması planlandı. 

Bunun danışıklı dövüş olduğunu, ayrıca gündemi değiştirmek çabası olduğunu, açlık ve sefalet dahil olmak üzere ülkenin türlü türlü dertlerini konuşturmamak çabası olduğunu yazmamdan sonra, pek çok kişi bunu yazmaya/paylaşmaya başladı ve büyük kalabalıklar da bu oyunu fark ettiler. O defa oyun tutmadı. Soyunun bir yanı gizli Yahudi, bir yanı gizli Rum olan Tayyip, kripto Yahudi ve satanist Sezen Aksu’ya önce çok ağır konuştu, her zamanki gibi terazinin ayarını kaçırdı. Sonra yine tükürdüğünü de yaladı. Danışıklı dövüş her yönüyle hezimetle sonuçlandı. 

Kısa süre geçti, bu defa da kripto Yahudi ve satanist Tarkan, ilk bakışta ne dediği ve nasıl bir maksatla çekildiği anlaşılamayan bir klip çekip paylaştı. Her şeyiyle son derece basit, emeksiz, çapsız, kalitesiz, art niyetli, Türk ve İslam karşıtı bir iş olduğu ilk görüşte anlaşılabilen bu kliple/şarkıyla ortalığı hareketlendirdi. Tarkan’ın yaptığında da Sezen Aksu üzerinden yapılmak istenenler var. AKPKK tabanını hareketlendirmek, yeni bir hava vermek, iktidarın siyasi ömrünü uzatmak, geçim sıkıntısı başta olmak üzere bütün devasa sorunları arka plana düşürmek çabaları var ama bu defa farklı bir yönü daha var. 

Bu konularda bilgi sahibi olan pek çok kişi çoktan gördü, inceledi, anladı ki Tarkan’ın klibi ve sözleri satanistlere mesajlarla dolu. 

Ankebut Operasyonu başladığından beri Türkiye’deki ve dünya genelindeki yahudiler/satanistler çok büyük darbeler aldılar. Son zamanlarda ise bunaldılar, daraldılar, patlayacak gibi oldular. 

İfşa oldular. Teşkilatları meydana çıktı. Kara paracı oldukları, insan kurban edilen ayinler yaptıkları, insan kanı içtikleri, hiçbir ahlaki kaide tanımadıkları, ahlak ve namusun düşmanı oldukları, bütün insanlığın düşmanı oldukları, dünya genelinde mason tarikatı üzerinden organize oldukları v.s. hep meydana çıktı. Kara paraları büyük darbeler aldı. Lider kişilere kadar dünyanın dört bir yanında çok yüksek sayıda adamları metafizikle çarpılarak öldü. Senelerdir, gece gündüz hiç kesilmeden devam eden metafizik çatışmalarda her gün ama her gün kaybeden taraf oldular. Eriyen, biten taraf oldular. Son bir ay içinde bile Türkiye’deki ünlüler arasında Fatma Girik başta olmak üzere çok sayıda kişi öldü ve onların da tamamına yakını satanistti. Büyücüydü ya da ayinlere katılanlardı. Bu kadar vahim bir haldeler ve “Düş yakamızdan” mesajı da veriyorlar, ayrıca birbirlerine “Çok az kaldı, planlarımız var, bu defa olacak, kurtulacağız” mesajı/ümidi de veriyorlar. Tabii afet gibi görünen suni afetlerle netice almayı deneyeceklerini biliyorlar. 

Dahası da var. Şimdilerde ne Sezen Aksu yahudi, ne Tarkan yahudi… Çoktan ikisinin de yerlerine geçildi. İkisi de biyonik robot ve içlerinde uzaylılar var. Bir de meselenin arka planında bu sarsıcı taraf var. Dünyada gizlice yaşayan uzaylılar arasında da satanistlik çok yoğun olarak yaşanıyor ve dünyalı satanistler kadar uzaylı satanistler de çok büyük kayıplar yaşadılar ve yaşıyorlar. 

Bunların hepsinin “Geççek” dediği son bir umudu var. O da İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında peş peşe yaşanacak büyük suni afetlerle bu ülkedeki mücadeleci müslümanların, bir türlü yok edemedikleri ve yıkamadıkları gerçek Türk ve müslümanların yok edilmesi ihtimali… Bir ümitle bunu bekliyorlar. Ankebut Ağı, dünya üzerinde bir güç seferberliği yaparak bu planın üzerine oynuyor. O çok az masrafla ve çok az emekle çekilmiş çok basit klipte ve beraberindeki çok basit metinde/sözlerde bunların mesajları var. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Küçücük beyinleriyle, koca Türk milletine oyunlar kurduklarını zan ediyorlar

Gizli Yahudi bir vatan haini iken biyonik robot yapılan Özgür Özel’in, hiç olmadık bir anda, partisine ve partisinin planlarına da çok zarar vererek İslam dinine hakaret etmesi…

Gizli Yahudi ve FETÖ’cü bir vatan haini iken biyonik robot yapılan Sezen Aksu’nun İslam dininine hakaret etmesi…

Çoktan ateist ve ruh hastası olmuş, hiçbir makul sebep olmasa bile intihar etmesi beklenecek hale gelmiş, çoktan hayatın içinden alınarak korumalı bir klinikte tedavi altına alınması gerekmiş, kendisine ve çevresine zarar verme eğilimi olduğu çoktan anlaşılmış, davranışları bile son derece bozulmuş, yüzü gözü solmuş, bakışları bile değişmiş bir gencin, bir tarikat müessesinde intihar etmesinin, olmadık bir yerlere çekilmeye çalışılması…

Ve benzeri başka tartışmalar, meseleler…

Bunların hepsi bir planın parçası… Gündemi değiştirmeye, vatansever müslümanları başka konulara çekmeye, odaklarını bozmaya dönük hamleler. Ayrıca danışıklı dövüştükleri AKPKK’yi ve Tayyip’i daha fazla süre iktidarda tutmaya dönük hamleler… Yaşanan dehşet verici seviyedeki hayat pahalılığını, geçim sıkıntılarını, siyasi kaosu, belirsizliği, halktaki ümitsizliği, ülkenin koşar adım daha büyük felaketlere gidişini, bu nedenlerle yaşanan çok sayıda intiharı bastırmaya, gizlemeye, gündemden düşürmeye dönük çabalar.

Birkaç kelam edip, bir de hukuk yoluna giderek suç duyuruları yapıp sonrasında fazlaca vakit kaybetmeden hizmetlerimize, vatan ve millet mücadelemize devam etmemiz gerekir ve öyle de yapıyoruz.

O Fatih Altaylı ve de Ahmet Hakan da tepeden aldığı, yurt dışından gelen talimatlarla aynı maksatla yazıp çiziyorlar. Bir babanın, evladını Allahsızlardan, ahlaksızlardan, namus tanımazlardan ve içine düşürüldüğü ileri seviyedeki ruhi bunalımlardan kurtarmak için, son çare olarak bir İslami müesseseye göndermesini ama ondan da netice alamamasını bu derece çarpıtarak ve hukuk dışı şekilde mevzu etmeleri, haddi iyice aşarak milleti tehdit edercesine baskı altına almaları ve o babaya da hakaretler savurmaları, tahammül edilesi şeyler değil ama işte arka planında bu sarsıcı gerçek var. İsmail Saymaz da hep aynı yerden emirler alıyor ve emirler gereği bu kadar haddi aşıyorlar. Cezalarını bulurlar, bulacaklar.

Biz gereksiz surette vakit ve emek harcamayacağız. Danışıklı dövüşenlere takılmayacağız. İşte meydandayız, kim tarikatları kapatabiliyormuş? Kendilerini kanunun dokunamayacağı bir yerde gören, arkasındaki ihanet odaklarına güvenerek bu milletin dinine düşmanlık eden, bu milletin müslümanca duruşa sahip fertlerine yazılarda sövme hakkını kendinde gören ve mason tarikatının sahadaki köpekleri olan Fatih Altaylı, Ahmet Hakan, İsmail Saymaz ve benzeri piyonlar mı kapatacaklarmış? Yoksa Doğu Perinçekçiler ve AKPKK militanları mı kapatacaklarmış? Yoksa ordu içindeki çoktan ifşa olmuş gizli Ermeni ve gizli Yahudi ve gizli mason subaylar mı kapatacaklarmış? Yoksa bunlar da Rus ordusunu mu çağıracaklar? Yoksa Masonların emriyle AKPKK ile danışıklı dövüşen CHPKK militanları mı kapatacaklarmış? Boş boş hırlıyorlar, kendilerini dokunulamaz zan ediyorlar, milletin sinirlerine sinirlerine vuruyorlar. Cesareti olan bunlardan hangisi ise, beni muhatap alıp bana sövsün? Ben de o baba ile aynı kanaatlerdeyim. Hukuka saygısı olan, medenice yaşayan bütün insanlar da aynı kanaatlerdeler. Bu adi piyonlara “köpek” diyorum ama köpeklere hakaret edeceğim diye endişe ediyorum. Köpekler bunların yanında bin kere faziletli kalırlar. Ekmek yedikleri çanağa pislemezler. Omurgalı hayvanlardır. Bu hainler yakındır bu milletin ayakları altında topluca ezilirler, leşlerini de belki aç kalmış sokak köpekleri yerler. Hayatta iken insanlığa, devlete, millete, hayvanata bir faydaları olmamış, leşleri bari hayvanata faydalı olur.

Karar vermişler mi, öncelikle Müslüman Türkleri dinsizleştirmek, ahlaksızlaştırmak, toptan ruh hastası yapmak, sömürmek için çırpınan ve her türlü ihanetle kara para işlerinin merkezinde bulunan mason tarikatını mı, misyoner tarikatlarını mı, Sabetaycı tarikatları mı, satanist tarikatlarını mı, Kürt Yahudisi tarikatlarını mı, Ermeni tarikatlarını mı, yoksa hakiki İslami tarikatları mı kapatılacakmış? Tarikat derken neden sadece zihinlerinde, dillerinde, hedeflerinde İslam var, İslam tarikatları var? Bunca tarikat da tarikat değil mi? Asıl zararlı olanlar, hain olanlar, terörle iltisaklı olanlar, bozanlar, çökertenler, çalanlar onlar değil mi?

Anlaşılır şey de değildir. Gerçek bir hukuk devletinde bu hainlerin tamamını aynı gün toplar alırlardı. Emniyet teşkilatı içinde her sene en az yüzlerce intihar vakası oluyor. Bunların arka planına bakılınca, polislik mesleğinin getirdiği ağır yükü taşımayadıkları için intiharı seçenlerin az olmadığı, bu gibi ifadelerin/değerlendirmelerin uzmanlar tarafından hazırlanan bilimsel raporlarda da geçtiği görülüyor. Ordumuz içinde de her sene askerlik vazifesinin getirdiği ağır yük nedeniyle ya da askerliği sırasında gördüğü haksızlıklar, zulümler, aşağılamalar nedeniyle intihar eden en az yüzlerce genç oluyor. Kim çıkıp da “Asker ocağı kapatılsın, ordu lağvedilsin” diyebiliyor? Kim kendinde böyle bir cesaret bulabiliyor? Kim çıkıp da “Emniyet Teşkilatı kapatılsın, dağıtılsın, yeter artık” diyebiliyor? Bunlar denilemiyorsa ki denilemez, hukukun gereği bu, öyle ise, mesele İslam, mesele İslam cemaatleri ve tarikatları olunca her seferinde binlerce vatan haini, nasıl oluyor da organize şekilde hukuku ayaklar altına alabiliyor? Kim bunlar, bu derece kanun tanımazlığı, bu derece hainlik ve alçaklık sergilemeyi bunlara kimler sağlıyor? Siyaset sahnesindeki ve adalet sistemi içindeki kendi adamları mı? Gizli Yahudi, gizli Ermeni, gizli satanist, gizli mason savcılar, hakimler ve siyasetçiler mi?

Şu memlekette namuslu kalmış savcıların derhal basındaki, medyadaki, soysal medyaki binlerce kripto vatan hainini, İslam ve Türk düşmanını, o omurgasız kişileri toplatıp alması gerekiyor. FETÖ diye diye o kripto Yahudi ve Ermeni ihaneti ürünü sözde İslami cemaate kanmış müslümanları topladılar, aldılar. Mallarını, mülklerini yağmaladılar. 90 yaşındaki ihtiyarlarını bile zindanlara kapattılar. Bu safhada bile hiç hukuk tanımadılar, hukuku ayaklar altına aldılar, İslam düşmanlığı yaptılar. FETÖ hala her yerde… FETÖ basında… FETÖ medyada… FETÖ sosyal medyada… Asıl FETÖ’cüler bu kripto kimlikli hainler… Bunların hakkında dosyalar açılması gerekiyor. Vatana ihanet, fikir/vicdan ve ifade hürriyetinin baskı altına alınması, gizli servislere çalışmak, basın ve yayın gücünü nüfuz casusluğu kapsamında kullanmak, halkın büyük bir kısmının tabi olduğu dini değerleri aşağılamak ve daha türlü türlü suçlar gözler önünde. Bu suçların örgütlü şekilde işlendiği de gözler önünde ve vazifesini yapmayan adli yetkililer de yakında bunlarla birlikte toplanıp alınacaklar ve asılacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Yıldız Tilbe’ye yapılan insanlık dışı metafizik işkenceler, yetmedi mi?

Bir insanla bu kadar yüksek sayıda büyücü, medyum ve cin kabilesi neden onlarca yıldır uğraşır?

Yıldız Tilbe’ye yapılan insanlık dışı metafizik işkenceler, yetmedi mi?

Şu kadıncağızın, etrafındaki/sektöründeki gizli Yahudi insan şeytanlarının elinden çektiği nedir?

Sektöründeki rakipleri, çalıştığı işletmelerin sahipleri, televizyon kanallarının sahipleri ya da üst yöneticileri, bunca senedir neden büyücüleri ve medyumları Yıldız Tilbe’ye musallat ettiler. Nedir bu kadından istedikleri?

Herkese yaka silktiren bir insan şeytanı mıdır Yıldız Tilbe ya da içinde bulunduğu sektördeki insan şeytanlarını insan zan ettiği ve içindeki iyiliği kaybetmediği için mi bunlar ona reva görülmüştür?

Ya o “minik serçe” dedikleri gizli Yahudi Sezen Aksu’nun en başından beri Yıldız Tilbe ile derdi nedir? Neden yaptırdı bunca büyüyü?

Tilbe’nin yerinde olanlar onlarca sene önce ölürlerdi. Bu kadıncağız, bunca yükü taşıdı ama haline bir bakın!

Artık Türkiye’nin bu gerçekleri öğrenmesinin, bütün dünyaya mazlum ve çok medeni insanlar olarak gösterilen o Yahudilerin gerçek yüzünü görmesinin vakti gelmedi mi?

Mehmet Fahri Sertkaya

Öteki Gündem’in öteki yüzü: Gizli Yahudilik ve Kabalacılık

Sabetaycı gizli Yahudi Cansu Canan Özgen’in metatron kolyesini anlattığımız yazımız, aylardır kimseye duyurulamıyor, paylaşılamıyor. Büyük bir karartma devam ediyor. Oysa daha ilk saatlerde, çok sayıda araştırmacı, TV programcısı dahil on binlerce kişi sosyal ağlarda bunu paylaşmıştı. Sonra bir anda paylaşımlar kesildi, kimse göremedi, halen kimse göremiyor, yayamıyor.

Bkz.

https://ok.ru/video/574295575152(Cansu Canan Özgen’in Metatron kolyesi)

Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu meydana çıkarttığımız Cansu Canan Özgen’in taktığı o kolye ne mana ifade ediyor, biliyor musunuz?
Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu deşifre ettiğimiz günden beri, kendisine profilinden en medeni şekilde ”Sen gerçekten Sabetaycı mısın?” şeklinde soran takipçilerine “Hayır, değilim” cevabı veremeyip hepsini anında engelleyen CanSU Canan ÖzGEN’in, görmekte olduğunuz o kolyesi de tam kendisine yakışır türden. Tam da gizli Yahudi birinin üzerinde görülecek türden. Hatta yeşil ve mor renkleri de özenle seçilmiş.

Buna Metatron deniliyor. Kabbalistik bir sembol. Yahudi inançlarına, Talmud‘a ve Kabalaya dayanıyor. Metatron, Yahudilerin inancında bir baş melektir ve iyilikleri kayıt ettiğine, yazdığına, iyilikler yaptığına ama bazen de zarar verdiğine inanılıyor. Kabala metinlerinde bu melekten bahsediliyor ama isminin ne zaman ve nasıl Metatrona dönüştüğü pek bilinmiyor, izah edilemiyor. 
Başvurulan kaynaklarda, Yahudilerin, inançlarına göre Metatron’un baş melek olduğunda ve sonradan bir anda tanrı tarafından baş meleğe dönüştürüldüğü hususunda ittifak halinde oldukları ama önceden kimdi, neydi, koruyucu bir melek mi, yazıcı bir melek mi, bazen de zarar verir mi gibi hususlarda ise kendi aralarında ihtilaf halinde oldukları görülüyor. Zaten bunlar, bir İslam peygamberi olan Hz Musa’nın hak şeriatı olan Museviliğin tahrif edildiğini, hak kitap olan Tevrat’ın tahrif edildiğini, hahamlar tarafından bozulduğunu ve hak kitap olan Kur’an-ı Kerim’in, kendisinden önceki hak kitapların hükmünü nesh ettiğini bilen biz Müslümanları çok da alakadar etmiyor. Bir de şunu bilmemiz de fayda var ki, Yahudiler, Metatron sembollü takılar taşınarak, koruyucu bir tesir oluşturulduğuna da inanıyor.

Bu Metatron’un kolyeleri, takıları yapılıyor ve pek çok ülkede adına Metatron denilerek satılıyor. Yahudi olduklarını gizleyen ülkemizdeki New Age tarikatlarının mensupları ”enerji”, ”yaşam enerjisi”, ”Kuantum bilinç”, ”Zamanın doğası”, ”Şifa enerjisi”, ”Sevginin ışığı”, ”Işık insan” ve benzeri kelimelerle sık sık Metatron adını ve sembolünü yan yana getirerek kullanıyorlar. Bazıları ise Metatron ve benzeri Yahudi inancına dayalı tabirleri kullanmayıp diğer tabirlerle insanların dikkatini çekip peşlerine takıyor, bu insanları yavaş yavaş istedikleri sapkın inançlara çekiyor. Yahudilik ve Kabala ile olan bağlantıyı gizliyor. Mesela uzaylı tarikatları olarak bilinen sapkın tarikatlar ile, uzaylıları araştırıyor görüntüsü altında halkın dikkatini çeken ve sonra onlara nabza göre şerbet verip gizli gizli Kabala öğretilerine çekenler… Bunlar ‘Işık insan’, ‘tekamül süreci’, ‘Bilinç seviyemizi yükseltmek’ tabirlerini de sık kullanıyorlar. Mevzuya uzaydan, uzaylılardan, uzaylıların dünya insanlığından neden gizlendiklerinden, bizim ne yapmamızı beklediklerinden ve ayrıca bilimsellikten, akılcılıktan, fizikten, kuantumdan, maddenin/eşyanın hakikatinden girip, memleketin Müslüman evladını Kabala, Talmud ve bozulmuş/muharref Yahudi dini öğretilerine çekiyorlar. Öteki Gündem’in demirbaşlarından denebilecek İzmirli Sabetaycı gizli Yahudi Haktan Akdoğan bunlardan sadece biri… Aralarında kısmi farklar olsa da Ahmet Hulusi de bunlardan bir diğeri… 

Sabetaycı minik serçe Sezen Aksu‘nun, kanatlarının altına alıp yükselttiği ve Ahmet Hulusi’nin de talebesi olan, uzun süre ‘Müslüman sanatçı’ rolü oynayıp şimdilerde herkesi hayal kırıklıklarına uğratan, göründüğünün tam zıddına bir karakteri ve hayatı olduğu meydana çıkan Mustafa Ceceli’ye bir sorun bakalım, kandırılmış mı, yoksa kendisi de mi bu yolun yolcusu bir Kabalacı gizli Yahudiymiş…

Sorun diyorum, hiçbir şeyi sormuyorsunuz. Sorun, bunları sormak, araştırmak, öğrenmek, sorgulamak suç değil. Sorun; sorular sorun, hesap sorun. Hatta gidin savcılıklara şikayetçi olun. ”Gizli bir teşekkül, üzeri örtülü ve organize bir ihanet çarkı olduğu açıktır. Her yere sızdıkları, her alanı ele geçirdikleri görülüyor. Basın ve medya gücünün de art niyetli kullanıldığı, memleketin asli unsurunun aleyhine bir silah gibi kullanıldığı anlaşılıyor. Şahısların kendilerini bile savunamaz halleri gözler önündedir. Paralel devlet oldukları iddiası ile bunca ev hanımı, bunca hamile kadın, bunca loğusa kadın bile ters kelepçe ile tutuklanıp ceza evlerine doldurulmuştur ve bunlar, haklarında kale alınır iddianameler bile yazılamadığı halde bir yıldır ceza evlerindedir. Ülkemizdeki asli unsur olan Müslümanlara karşı enteresan, izah edilemez şeyler yaşanıyorken, devlet mekanizması özellikle son bir asırdır hep asli unsura inat/ters uygulamalar yapıyorken, bu gerçek paralel yapılanmaya dokunulmaması da dikkat çekicidir. Böyle hukuk/adalet olmaz. Bunlar tarafından, maddeten ve manen zararlara sürüklendiğimiz, bir asırdan fazla bir süredir ülkemizin bunlar tarafından gizlice yönetildiği, kasten her sahada geri bırakıldığımız, kasten maddi ve manevi felaketlere topyekun sürüklendiğimiz ve bunun art niyetle, organize şekilde ve gizli kimliklerle yapıldığı açıktır. Gerçek paralel devletin, yani #İçimizdekiİsrail‘in bir an önce kanun/devlet yolu ile deşifre edilmesini, durdurulmasını ve bütün mensuplarının eylemlerine uyan TCK maddeleri kapsamında mümkün olabilen en ğaır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum” deyin. 

Mehmet Fahri Sertkaya