Etiket arşivi: Metafizik

Kanuni Sultan Süleyman, bize anlatıldığı gibi muteber, adil, cesur bir kişi değildi


Tam aksine olarak çok sorunlu tavırları, kararları, inanışları olan lüzumsuz bir kişiydi.

Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi olan Trabzonlu Yahya Efendi hakkında anlatılanlar da doğru değil. O da çok sorunluydu ve masondu.

Osmanlı devleti, İblis’in projelerinden bir projeydi. Onca güzellikler de yaşandı. Kandırılan çok geniş müslüman kitleler de oldu, çok kahramanca şeyler de yaşandı ama bu, acı gerçeği değiştirmez. Osmanlı’yı gerçekte kimin kurduğu da köklerinin aslında kimler olduğu da belli değil. Bu husustaki bilgilerin de doğru düzgün sıhhati, kaynağı yok. Osmanlı devletinin tarihi boyunca, idareci kadronun çoğu gizli Hristiyanlardı, gizli Yahudilerdi, gizli satanistlerdi. İlmiyye sınıfından olanların arasında da bunlardan doluydu. Devlet sistemi, gerçek müslümanların eline bırakılmıyordu. Oyun içinde oyunlar dönüyordu. Müslüman millet çok kandırıldı ve sömürüldü. Bu konulara dair de geçmişte yayınlar yapmıştım.


İsmail Ernur Yılmaz da bir gizli Ermeni. İkinci ismi ve soy ismi de gizli Ermeni şifrelemesi. Üfürükçünün teki ve sefil bir varlık. Münafığın, aldatıcının teki.

Koray Kamacı da bir gizli Ermeni. İsmi de soy ismi de gizli Ermeni şifrelemesi. Pek çok gizli Ermeni’de olduğu gibi, onda da Çingene kodları/genleri hala çok baskın. Koray’ın paslaştığı kişilerin neredeyse tamamı gizli kişiler ve hepsi birbirlerini biliyorlar.

İsmail Ernur ve Koray Kamacı… Bunlar gizli Ermeni ve aldatıcı kişiler olmasalardı, gerçek sahibi CIA olan Youtube, bizi büyük bir kararlılıkla sansürlediği gibi, onları da sansürlerdi. Kanalın ya da ilgili kanalların, yüz binlerce aboneye, milyonlarca izlenmeye ulaşmasına asla izin vermezdi.

Türk rolü oynayan ve çağdaş olduklarını iddia eden malum kripto çevreler de bunlara durmadan saldırırlar, sorunlar çıkartırlardı. Bize olduğu gibi, onlara da davalar yağmur gibi yağardı. Bunların hiçbiri yaşanmıyor, çünkü sistem ve sistemin mensupları, bu ikilinin de gerçek kimliklerini ve bağlantılarını biliyorlar.

Bu ikilinin son zamanlarda “metafizik istihbarat” iddiasıyla yaydıkları bilgilerin bir kısmı doğru, bir kısmı ise uydurma ve yalan yanlış bilgiler.

Hem metafizik istihbarattan doğru düzgün anlamıyorlar ve sık hatalar yapıyorlar hem de isabetli oldukları pek çok şeyi doğru şekliyle anlatmak ve müslüman millete faydalı olmak istemiyorlar.

Akademi Dergisi’nin estirdiği rüzgarların peşinden giderek kendine ikbal hazırlamak isteyenler de çok… Gidiyormuş gibi, destekliyormuş gibi görünerek tahrifat yapan, zihinleri bulandırmak isteyenler de çok.

Metafizik/manevi istihbarat, sadece cinlerden haber almak demek değildir. Zaten cinlere hiç güvenilmez, çok yalancıdırlar. Çok hilecidirler. Bir kişi, şu Ernur gibi, cinlerden gelen haberleri aktardığını iddia ediyorsa, sonra zaten başka ne dediğine bile bakılmaz. itibar edenin ya ilmi yoktur ya da onun da niyeti bozuktur.

İsmail Ernur Yılmaz yalanlar savuruyor. Metafizik istihbaratta geleceğe dair de metafizik veriler toplanabilir. Bu, kahinlik değildir. Yasaklanan şey değildir.

Salih rüyalar da bir metafizik istihbarat kaynağıdır. Dünya görüyor ki biz bu sahada çok iyi seviyedeyiz ve geleceğe dair çok isabetli veriler elde ettik rüyalardan… Zaman geçtikçe bunların bir kısmı yaşandı, bazıları da gelecekte yaşanacak.

Hz. Yusuf’un kıssasından da anlaşılabiliyor ki hz Yusuf, salih rüyaları doğru şekilde tabir ederek, gelecekte neler yaşanacağını isabetle haber verdi. Söylediği gibi de yaşandı. Bu da kahinlik değil. Yasaklanmış olan, haram olan, kahinlik ya da fal türünden faaliyetten değil.

Duru görü de bir metafizik istihbarat kaynağıdır. Durugörü de bir çeşit rüyadır. Bedenin gözlerine gerek olmadan görmektir. Üçüncü gözle görmektir. Uykuda iken görülen rüyalar/görüntüler gibi, uyanık iken görülen durugörü de doğru tabir edilirse, bir istihbarat kaynağı/verisi olur. Ve durugörüde de geleceğe dair şeyler görülebilir. Bu da kahinlik değildir, falcılık değildir, yasaklanan türden bir faaliyet değildir.

Buraya kadar olanları gayr-i müslimler hatta insanlıktan çıkmış üfürükçüler, sahte hocalar, rahipler, hahamlar, budist rahipler, herkes yapabiliyor. Bunları yapabilmek, yani cinlerle konuşup onlardan haberler toplamak… Rüyalar görerek doğru tabir ederek veri toplamak… Durugörü kullanarak isabetle yorumlamak ve veri toplamak… İşte bunları yapabilmek kişiye manevi bir derece, seviye kazandırmaz.

Kişi müslümansa ve Allah rızası için, insanlığın iyiliğini isteyerek bunları yaparsa, sevabını alır. Müslüman değilse ve niyeti de bozuksa, yaptığı için cezasını görür, çeker. Çünkü insanlara zararlar vermek için bu kabiliyeterini kullanır. Çünkü şeytana uyar, nefsine uyar. Günümüzdeki medyumların neredeyse tamamı bu sınıftan olan kişiler.

Metafizik istihbarat dediğimiz şey bunlarla sınırlı değildir. Çok başka yanları da var ve daha fazlasını sadece gerçekten müslüman olan ve gerçekten salih niyetli kişiler yapabilirler. Maneviyatı güçlenmiş ve mesafe almış kişiler yapabilirler.

Kişi, ruhunu bedeninden kendi iradesiyle çıkartarak, hedef bir yere gidebilir ve orada ruhuyla bulunarak veri toplayabilir. Çok uzak yerlere, başka gök adalara bile bu teknikle anında gidebilir ve dönebilir. Bunu cinler yapamazlar. Gayr-i müslim insanlar da bunu hakkıyla yapamazlar.

Durugörü daha çok beynin faaliyetleri ve bedenin hususiyetleri ile alakalıdır ve sınırlıdır. Lakin kalp gözü de vardır. Kalp ile de vücudun gözlerine gerek kalmadan çok şeyler görülebilir. Bunu da gayr-i müslimler yapamazlar. Kalple görmek, durugörü/medyumluk ile kıyas götürmeyecek kadar ileri bir şeydir.

Bitmedi… Kişinin kalbine ilham da gelebilir. İlham da bir manevi/metafizik istihbarat kaynağıdır.

İnsanın beynine, kulaklara ve gözlere hiç gerek kalmadan görüntü de ses de gönderilebilir. Hiç parazit, hışırtı olmadan, çok net sesleri ve çok net görüntüleri beyinden beyinden göndermek ve görüşme yapmak mümkündür. Buna telepati deniyor günümüzde… Bu şekilde haberleşmek de bir metafizik istihbarat tekniğidir. Bu da müslim ya da gayr-i müslim herkeste olabilir, görülebilir.

Lakin kalbe gelen ilham ise bunun çok ilerisidir ve gayr-i müslimler ya da müslüman olsa da maneviyatı zayıf olanlar bunu yapamazlar.

Kalbe gelen ilhamda da aldanma ihtimali vardır. Çünkü ilham şeytandan/cinlerden da meleklerden de mürşid-i kamilden de doğrudan Allah ü tealadan da gelmiş olabilir. Bunda aldanmamak için de İslami ilimlere vakıf olmak gerekir. Hakiki bir mürşid-i kamile tabi olmak gerekir.

Yine bitmedi… Yeterli manevi dereceye sahip müslüman bir kişi, daha önce yaşamış ve vefat etmiş bir kişinin ruhu ile de görüşebilir. Bu da metafizik istihbarat kaynağıdır.

Yeni ölmüş birinin başına gidip onun ruhuyla görüşebilir. Bir mezarın başına gidip de çoktan ölmüş bir kişinin ruhuyla da görüşebilir.

Hiçbir yere gitmeden, oturduğu yerden, geçmiş peygamberlerin, mürşidlerin, velilerin ya da şehitlerin, sıddıkların, salihlerin ruhları ile görüşebilir. Onlarla istişare edebilir.

Yine bitmedi… Müslüman kişi, melekleri net şekilde görerek onlarla konuşabiir, onlardan da istihbarat toplayabilir.

Müslüman kişinin…
– Rüyalarla
– Durugörü ile
– İlham ile
– Ruhaniyetlerle görüşerek
– Meleklerle görüşerek

geçmişe ya da geleceğe dair malumat toplaması da mümkündür. Bu, Allah’ın izni ve takdiri ile olur. Bu, kahinlik ya da falcılık değildir. Allah’ın ve resulünün yasakladığı şeyler, kahinlik, cincilik, falcılıktır.

Kahinlik/üfürükçülük, gizli Ermeni İsmail Ernur’un ve benzerlerinin yaptığıdır ve yasaklanmıştır. İnsanların cinlere tabi olması, onların her haberine itibar etmesi kahinliktir.

Kaldı ki Ernur Yılmaz’ın da durugörüsü var. Geleceğe dair de görüşler görüyor ama dürüst olmayıp sahtekar olduğu için, menfaatine uymadığı için “Metafizik istihbarat gelecekten bilgi vermez” mealinde konuşup yuvarlayıp geçiyor.

Adama sorarlar, “Bir ya da birkaç cini başına topladın. Soruyorsun, anlatıyorlar. Sen de millete anlatıyorsun. Bunlar kesin bilgiler de değil diyorsun ama insanların kafaları, inançları karışıyor. Neye nasıl karar verecekler? Hangi devirde, hangi gerçek müslümanda, hangi gerçek alimde, velide senin bu yaptığının yapıldığı görülmüş? Aksini yaptığını iddia ederken, apaçık şekilde kahinlik yapıyorsun. Sen kimi kandırdığını zan ediyorsun?” diye…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Gerçek yüzlerini bilseniz, onları parçalarsınız

Herkes bilmeli ki astrolog bilinerek hemen her gün karşınıza çıkan insanların tamamına yakını aslında bir yandan da medyum olan kişiler.

Yani durugörü sahibi kişiler. Yani uyanık iken de sanki rüya görür gibi görüntüler görebilen kişiler. Ve bu kişiler sizden bu kabiliyetlerini gizliyorlar. Astrolojiyi bir yana bırakarak sadece durugörü ile de pek çok şeyleri isabetle görüyorlar, isabet halinde olduklarını da anlıyorlar ama yine de sizlere anlatmıyorlar. Çünkü insanlığa iyilik yapmak istemiyorlar. Buna rağmen bile gördüklerinin, bildiklerinin aksini anlatıyorlar.

Yine bu kişilerin tamamına yakını büyücü kişiler. Epeyi bir kısmı da satanistlik seviyesinde, ayinci, insan ya da hayvan katlederek büyüler yapan acımasız, kuralsız büyücüler.

Her gün dünyanın her yerinde karşınıza geçerek ya da sosyal mecralarla TV ekranlarına geçerek size gülümsüyorlar, iyi bir insan gibi rol yapıyorlar. Gerçekte neler neler yaptıklarını bilseniz, onları hemen oracıkta parçalarsınız. Hatta evlerini, ofislerini bulup başarına yıkarsınız.

Şimdiye kadar bunlardan dünya genelinde çok yüksek sayıda kişiyi öldürdük. Ölenlerin toplam sayısını bilmiyoruz. Büyük çoğunluğu da bize saldırıp öldürmek isterken öldü. Lakin hala çok sayıdalar ve bundan sonra bunlara da öncelik vereceğiz. Dünyanın her yerinde böyle astrologlardan, medyumlardan, büyücülerden çok yüksek sayıda kişiyi metafizikle, uzaktan öldüreceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Metafizikle yapılabilecekleri hafife almayın

(Bu yayın, Mehmet Fahri Sertkaya’nın sosyal medya uygulamasında bir takipçisi ile yazışmasının tek taraflı olarak yayınlanmış halidir)

Cinlerle insanları zihin kontrolüne aldıklarını, bu sırada kişinin zihin kontrolünde olduğunun farkına varamadığını, o anda eylemlerini ve söylemlerini kendi iradesiyle yaptığını zan ettiğini bilmelisiniz.

Ve bu hiç de zor bir iş değil. İnsanlık tarihi boyunca bilinen ve yapılan bir şey. Cinnet denilen şey de bu halin daha kuvvetli olması, kişinin iradesinin hiç kalması sonucunda, en kısa sürede ölüme sürüklenmesi… Dışarıdan bakanlar da cinnet halindeki kişinin kendi iradesiyle hareket ettiğini zan ederler.

Metafizikle yapılabilecekleri asla hafife almayın.

En başta asla, bir lokma dahi haram yemeyin içmeyin ve manevi tedbirlerinizi asla terk etmeyin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şimdi duhan vakti

Görüşmeler çok vakit alıyor. İlgilenmem gereken çok işler var. Daha fazla vakit ayırmam pek mümkün değil. Zaten herkes neyin ne olduğunu anladı, öğrendi ve şartları biliyor. Varlıkta kalmak isteyenler İstanbul’a uyacaklar. Bunu resmi açıklamaları ile de gösterecekler. Bu güne kadar durmaksızın bizimle çatışmış olanlar, tazminatlarını da ödeyecekler. Somut irtibat da kuracaklar.

Bu şartlar kendisine uymayanlar, ara bir çözüm bulmayı denemekten ve görüşmeye çalışmaktan vazgeçsinler. Ne boşa vakit kaybetsinler ne de bana boşa vakit kaybettirsinler. Büyük bir samimiyetle yazıyorum ki şunca iyiliğe rağmen hala fırsatı değerlendirmeyen hiç bir ülke ve taraf umurumda değil. Gelmesinler zaten öyleleri bana doğru…

Bu dünyanın altı da üstü de yanıp yok olacaksa bile bu şartlar değişmeyecek. Herkes bu şartlara uyarak İstanbul’dan yana duracak ve kurtulacak ya da inadına devam ederek çökecek, batacak, yok olacak.

Fazla yayın yapmaya da gerek kalmadı. Herkes her şeyi anladı, bildi. Beni dinleyenler kargo uçakları ile bile sermayelerini kaçırıp kurtardılar. Dinlemeyecek olanlar da zaten bundan sonra da dinlemezler. Şimdi ben metafizikçi ekibime daha çok vakit ayıracağım, destek vereceğim.

Şu Almanya’yı en başa alacağız. Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, Ukrayna, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Tayvan, Güney Kore, İsrail, İran, Suriye derken… Onlarca ülkeyi, altıyla ve üstüyle birlikte ve eş zamanlı olarak çökerteceğiz. Zaten çökükler de son taaruzları da yapacağız.

Pakistan halini gizleyemiyor ama Hindistan hala gizleyebiliyor. Aslında sinyaller karşısında Hindistan’ın hali Pakistan’dan çok beter…

Hindistan’da yerin altı ise üstünden bin beter. Yerin üstündekiler “Çok çok fazla sayıda vatandaşımız ölüyor. Dehşetli şekilde ölüyorlar. Bütün sistemlerimiz, cihazlarımız bozuluyor. Arızalarla baş edemiyoruz. İmalat yapamıyoruz, işlerimiz de bozuluyor” diye çıldırıyorlar.

Orada yer altındaki uzaylılardan İmam-ı Rabbani hazretlerinin bile intikamını alacağım…

Ekber Şah karakteri vesilesiyle sebep oldukları maddi ve manevi zararların intikamını alacağım.

Mektubat-ı Rabbani’yi tahrif etmelerinin de intikamını alacağım…

Şehit ettikleri sayısız müslümanın ve İslam aliminin intikamını alacağım.

Sahipkıran Emir Timur’a yaptıklarının, biyonik robotla yerine geçmelerinin ve o biyonik robota katliamlar yaptırarak o büyük zatın şanını lekelemelerinin intikamını alacağım…

Saymakla bitmez zulümlerinin, cinayetlerinin, kasıtlarının intikamını alacağım.

Yerin altında ve üstünde toplamda milyarlarca kişi ölecek. Herkes görecek, İblis’e seve seve uyarak insanlığa her sahada kastetmenin karşılığını, cezasını…

Ak denizde ve Ege denizinde pek çok farklı noktada birikmiş olan yer altı gazlarını patlatmaya ve bu vesile ile depremlere sebep olmaya devam edeceğiz. Yerin altındakileri korkudan bile öldüreceğiz.

Bu güne kadar, siviller/masumlar zarar görmesinler diye geri duruyorduk ama bundan sonra pek çok düşman ülkede yanardağları patlatacağız. Faal olmayan yanardağları bile faaliyete geçireceğiz. Bu şekilde yerin altına ve üstüne aynı anda çok büyük sorunlar yaşatacağız.

Kıbrıs başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki kumar, fuhuş ve eğlence merkezleri şu andan sonra en yoğun şekilde sinyale girecekler. İnsan denemez o tiplerin dehşetli şekilde ölüşlerini, peş peşe intiharları, kavgaları ve cinayetleri ve sinir krizlerini görenler, oralarda bir gün bile duramayacaklar.

Dünyanın önde gelen kara para merkezlerinden biri olan Azerbaycan da çöktü. Devlet dairelerinden hastahanelere, eğlence ve kumar merkezlerine kadar her yerde çok büyük sorunlar var ve gizleniyor. Dehşetli ölümler de gizleniyor.

Bu görüşmeler, manevi yandan bakınca, son ikazlardı. Bundan sonra takdir ne ise o olacak. Dünyada yeni virüsler falan yayılmayacağını, toplu ölümlerin virüslerden kaynaklanmayacağını buraya açıkça yazıyorum. Şimdi duhan vakti…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Ölmek yasak

Ölmeyin, haydi savaşın. Siz Ankebut Ağının son ümidisiniz. Siz çökerseniz Bohçalı çöker. Tayyip çöker. Türkiye ayağı çöker. Kilitlendiler, yapabilecekleri bir şeyleri yok, son çareleri sizsiniz.

Siz çökerseniz Biden-ABD ayağı çöker. Siz çökerseniz Putin-Rusya ayağı da Şi-Çin ayağı da çöker. Siz çökerseniz her yerde Ankebut Ağı çöker.

Bu kadar kolay ölemezsiniz. Bu kadar kolay çarpılamaz ve hastahanelik olamazsınız. Bu kadar kolay bayılamazsınız. Gayret edin, mesuliyetinizin bilincinde olun. Sinyalleri güçlendirin. Büyüleri sıklaştırın. Haydi, haydi, durmayın ve savaşın.

Savaşın da siz de böylece cehenneminize hemen yol alın. Biz de şu dünyayı düzeltelim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi