Etiket arşivi: Mason Tarikatı

Akademi Dergisi yazarı muhterem hocamız Mehmet Fahri Sertkaya’nın muhtelif yazılarında geçen, Mason tarikat, Mason, Masonik Örgütler, Yahudi/Mason Medyası, Mason/Satanist Ayin, Mason Teşkilatı, Freemasonry, Masonluk, Masonlar gibi etiketlerin tamamını istafade edilmesi temennisiyle, Mason Tarikatı konusu altına toplamaya çalıştık.

Editör | MFS.TV

Topluca gömülecekler


AKPKK, Suriye’ye girme teşebbüsünde bulunursa, bunu darbe gerekçesi yapacağız. Meşru bir askeri darbe ile meşru bir millet darbesini bir arada gerçekleştireceğiz. Eli kulağında zaten ABD’de de darbeler gerçekleşecek. Hemen peşinden Ankebut Ağı’na bağlı onlarca hükumetin devrilmesini sağlayacak bilgi ve belgeleri de her yere servis edeceğiz. Arka plandan ya da açıkça o ülkelerin vatanseverlerine de destek vereceğiz.

Her şey önceden haber verdiğimiz gibi olacak. Tekrara gerek yok. Birileri ille de Türkiye’nin idaresini resmen elimize almamızı istiyorlarsa, alacağız. Birileri, Kraliçe’nin tasmalı köpekleri olmaya devam etmek ve bu uğurda itlaf edilmek istiyorlarsa, onları da itlaf edeceğiz. En baştan da o Hulusi Akar köpeğini…

Kraliçe istiyor diye… Dünya üzerindeki siyasi dengeler aleyhlerinde gelişiyor diye… Kara para işleri kötü gidiyor diye… Daha fazla bebek, çocuk, genç kız ve kadın, daha fazla organ lazım diye… BOP yani Büyük İsrail projesi çöküyor diye… ABD, İngiltere, İsrail, Almanya başta olmak üzere pek çok Ankebut Ağı ülkesi memuruna maaş veremeyecek hale geldi diye… Türkiye’deki askeri ve idari yetkili hainler Suriye’ye girebilirler ama bu ordu onların emirlerine itaat etmeyecek. Bu millet de onlara itaat etmeyecek. Türk ordusu Suriye’ye gir-me-ye-cek.

Çok istiyorlarsa İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, İsrail ve benzeri Ankebut Ağı ülkeleri kendileri girsinler tam olarak Suriye’ye, biz o vakit gireriz, hepsini oraya gömmek niyetiyle…

Bütün taraflar da hazır olsun. Son derece kararlıyız, buradan geri dönüşümüz yok. Milyon kişi ölecek bile olsa, askeri ve siyasi makamlardaki bütün hainleri tek tek önden avlamak gerekse bile bütün sözde mültecileri, tamamını bu ülkeden kovacağız. Açıkça ve tekrarla yazıyorum, kovacağız. Şimdi hangi ülkenin, hangi ordunun, hangi gizli servisin, hangi milletler arası mafyanın, hangi kara paracı ve organcı masonun ne marifeti ve gücü kaldıysa, çıksın sahaya. Hemen çatışmaya başlayacağız.

Yetti artık, boğazımıza kadar geldi. Bunlar kalemden, sözden, uyarıdan anlamayacaklarsa, kurşunlarımız konuşmalı. Bu, bir milli güvenlik meselesi… Bu, devleti, vatanı, milleti muhafaza etme meselesi. Hiç kimse artık Türkiye’yi ve ordusunu başka ülkelerin, Yahudilerin, Hristiyanların, Satanistlerin, Masonların menfaatleri için tepe tepe kullanamayacak. “Ben varım, ben kullanacağım, sen kimsin Mfs” diyebilen varsa şimdi bir adım öne çıksın, boyunu bir göstersin.

Alem bilsin ki şu Hulusi köpeğinin, açıkça vatana ihanet eylemi olan emirlerine itaat eden bütün rütbelileri, rütbesi ne olursa olsun yıktıracağım, yaşatmayacağım. “Divan-ı harp” de geliyor. Ramak kaldı. Şu süreçte hayatta kalabilen hainleri de o divanda sıra sıra asacağız.

Mfs- Ezber bozan – Akademi Dergisi

Topluca kahrolsunlar


Azerbaycan’ın kara paracı Dışişleri Bakanı Türkiye’ye boşuna geliyor. İsrail’e gitmeliydi. Çok sevdikleri, acayip bir yere koydukları İsrail yardımcı olsun Azerbaycan’a…

Nedir şu rezillik, nedir şu içler acısı hal… Bu kadar aleni sömürülmeye, asimilasyona, yozlaştırılmaya, yoldan çıkartılmaya, zulme sorunsuz şekilde itaat eden Azerbaycan halkı da istediği taraftan yardım/destek istesin. İsrail kim, ne zaman Müslüman Türk’ün dostu olmuş? Ne zaman devletten sayılır olmuş? Koca Azerbaycan Türkleri, nasıl olmuş da üç beş tane kara paracı gizli Yahudi hainin, mason hainin, Aliyev gibi gölgesinden korkan bir zorlama diktatörün karşısında bu kadar sessiz, tepkisiz kalmış. Kim dikmiş o Aliyevleri o Azerbaycan’ın başına? Hiç meşruiyeti var mı şu İlham Aliyev’in? Ya karısına ne demeli? Hangi millet onlar gibi pislikleri başında tutar? Azerbaycan SSCB’den ayrılalı hangi seçim ya da referandum hilesiz yapılmış? Masonlar türlü hileler bulaştırmadan yapılmış?

Azerbaycan’da Müslüman Türk gibi, onurlu bir millet gibi duranlar ise kardeşlerimizdir. Uzun zamandır ara ara tekrarla yazıyorum. Azerbaycanlılar ya titreyip kendilerine gelecekler, üzerlerinde ne seviyede oynandığını görecekler, kabullenecekler ve hemen istikamete dönecekler ya da üzerlerinden buldozer geçecek. Sapık bir yol olduğu en geç on beş dakikada anlaşılabilen Şiiliği de terk edecekler. Ashaba sövmeyecekler, Hz. Peygamberi incitmeyecekler. İtikadi sorunlar olmayacak. Samimi olacaklar ve İran üzerinden yapılan tahrifatı da bir hamlede kaldırıp atacaklar. Sonra yıkılmaz bir dağ gibi yanlarında duracağız. Ölümüne destek olacağız. Yoksa dinimize söven, dinimizi tahrif eden, Ashab-ı Kiram’a söven, hz peygamberin temiz hanımlarına sövenler, Türk olsa ne olur? Şah İsmail de Türktü ve Yavuz Sultan Selim Han durması gerektiği gibi durdu. Son derece samimi, adaletli ve gayretli oldu. Bitirmeyi çok istediği ama bitirmek nasip olmayan hizmetler nedeniyle şu Şia sapıklığı da bu günlere kadar uzadı. Bu ümmet artık yine bir Yahudi oyunu/hilesi olan Şiilik sorununu da çözecek. Keskin kılıç gibi kararlar alarak, tavırlar sergileyerek çözecek.

Birkaç defa geçecekti o buldozer Azerbaycan’ın üzerinden, durdurduk. Böylelikle Allah onlara daha fazla mühlet vermiş, daha da merhamet etmiş oldu ama neticede yine geldi dayandı tercih zamanı… Hiç zamanları kalmadı. Ya öyle, ya böyle… Ya şeytani bir sistemin harcayıp attığı yığınlar olacaklar, çoğunun mezarları bile belli olmayacak, üst üste yığılacaklar ya da Ehl-i Sünnet itikadıyla taçlanmış hakiki Türkler gibi duracaklar ve dünyada da ahirette başları dik olacak.

İstikamete dönmezlerse, biz Türkiye olarak Kraliçe’nin danışıklı dövüşlerinin basit bir piyonu olmayacağız. Zaten o çok sevdikleri İsrail sevk ediyor Azerbaycan’ı sonu felaket olan bu yola… Ankebut Ağının basit bir piyonu olmaya… Azerbaycan üzerinden zaten Türkiye’ye, en çok da İstanbul’a ayar çekilmek isteniyor. Ben türlü türlü oyunları, tuzakları yine bozacağım ve Türkiye’yi gereksiz sıkıntılardan uzak tutacağım. Üç tane haine gününü göstermeyen Azerbaycan’ı ise acı akıbetine bırakacağım. İstikamete dönmeyecek olanlar, gidip Kraliçe’den de destek isteyebilirler, İsrail’den de isteyebilirler. Ya da kara paracı, organcı, ayinci, İblis’e tapan Sanhedrin Hahamları’ndan da isteyebilirler. Fitnenin başı zaten onlar.

Böyle Türk olacağına, olmaz olsun. Azerbaycan’dakiler ya gerçekten Müslüman Türk gibi olsunlar ya da topluca kahrolsunlar.

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

İsrail boşa çabalıyor

İsrail’in bir anda İslami Cihad ile çatışmaya girmesi de bir danışıklı dövüş. Bir anda krize giren sistemin, gündemi değiştirmesine, dikkatleri o yöne çekmesine dönük bir hamle…

Dün Soçi’de yaşananları dünyadan gizlediler, gizliyorlar. Ankebut Ağı bu gizliliği sağlamak için adeta seferber oldu. Dün Ankebut Ağı neye uğradığını şaşırdı. Bir anda akılları başlarından uçtu.

Böyle bir anda İsrail-Filistin krizi çıkartmalarının başka bir sebebi de bu çatışmalarda ölecek olan Filistinlileri İblis’e adamaları. Böyle davranarak, çok sayıda insanı İblis’e kurban ederek, içinde bulundukları perişan halden bir an önce çıkmayı umuyorlar. Lakin boşa oyalanıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tiyatroda yeni perde: Azerbaycan


Hiç sözü uzatacak değilim. Yıllardır zaten herkes her şeyi anladı. Dünya üzerinde nasıl bir sistemin işlediğini, tarafların gerçek yüzlerini, gerçek hedeflerini, usullerini, oyunlarını, hilelerini herkes anladı, kavradı. Masonluğu, Satanistliği herkes anladı.

Birbirine hasım görünen pek çok taraf, Azerbaycan meselesinde de arka plandan danışıklılar. Yine aynı oyunlar oynanıyor. Yine kan dökecekler, yine sömürecekler, yine çalacaklar, yine çocukları, yine kadınları kaçıracaklar. Yine kara ve kanlı para işleri çevirecekler. Yine Putin, yine Tayyip yine İran, yine o devletten bile sayılmaz Ermenistan ve daha yanlarında irili ufaklı İslam düşmanı liderler ve ülkeler danışıklı dövüşecekler. Asıl hedef, bu dünyayı tam olarak şeytanlaştırmaya her devirde mani olan Müslüman Türkler….

Yine Kraliçe emirler veriyor, birbirine hasım görünen liderler, devletler de rollerini oynuyorlar. Yine Ankebut Ağının basın ve medyası, soysal medyası, sözde uzmanları, emekli subayları kitleleri oyunların içine çekiyorlar. Yine aynı, hep aynı…

Hiç umurlarında değil, Azerbaycan’ı da mahvedecekler. Azerbaycan’ın başındaki İlham Aliyev ve sistemde ondan daha üst seviyede bir kişi olan satanist Yahudi ve büyücü karısı Mihriban Aliyeva da rollerini oynuyorlar. Aldıkları talimatları yerine getiriyorlar. Her şeyin başında Türk/İslam düşmanlığıyla davranıyorlar.

Bu sistemin hedefi bütün insanlığı bu türlü oyunlar sayesinde maddi ve manevi felaketlere sürüklemek. İnsanlığın tamamına yakınını istedikleri ayara zaten uzun süre önce getirdiler. Şimdi İstanbul merkezli “insani” bir mücadele dünyayı sarıyor diye, çok yakında somut olarak da hamlelerini yapacak diye panik halindeler. Danışıklı dövüşlerle, suni krizlerle yine sahaya yön vermeye, kendilerince İstanbul’a karşılık vermeye çalışıyorlar.

Yine hiç uzatmadan yazıyorum. Azerbaycan halkı, başındaki o kuklalara, o gölgesinden bile korkan üç beş kripto haine itaat etmeye devam ettikçe, biz hiçbir şey yapmayacağız. Zaten Azerbaycan halkının epeyi bir kısmı, bu hainlerin idaresi ve asimilasyonu altında kala kala İsrail/Yahudi ve Avrupa sevdalısı olmuş vaziyette. Türklük, Müslümanlık hatta insanlık kalmamış. İtikatları, hayat tarzları, kıyafetleri, bakış açıları, her şeyleriyle çürümüşler. Geri kazanılması mümkün olmayan bir kitle Türkiye’de var, bunu tekrarla ifade ediyorum ama Azerbaycan’da da var.

Ankebut Ağı’nın usulleri belli… Terör, kan, kavga, gürültü, intikam, fitne, fesat, eziyet, cinayet, çıplaklık, dinsizlik, tecavüz, cinsi sapıklık, açlık, yokluk, hastalık ve şeytani olan her ne varsa hepsini yaymak. Her asırda hep aynı şeylere devam…


Azerbaycan’daki gerçek Türkler/Müslümanlar başlarındaki hainleri devirmek zorundalar. Birlik olacaklar, mücadele edecekler. Gerekiyorsa bedeller ödeyecekler. Başka yolu yok. Bunu görelim, en azından bunun için mücadele ettiklerini bir görelim, biz zaten yanlarında olacağız. Gerekiyorsa yanlarında olarak bedeller ödeyeceğiz. Gerekiyorsa eş zamanlı olarak Güney Azerbaycan’ı da ayağa kaldıracağız. Gerekiyorsa dünyayı karıştıracağız ama aksi halde Azerbaycan’ı acı akıbetlerine bırakacağız.

Acılar, katliamlar, açlık, hastalık, toplu ölümler bir süre yaşanır. Onurlu bir millet olmak yerine, sömürülen sürüler olmaya razı olanlar, şeytani sisteme itaat etmeye devam edenler cezalarını bulurlar. Allah, yoldan çıkmış kavimleri, şeytana uymuş nesilleri hangi vesilelerle ve nasıl şiddetli şekilde kahrediyor, herkes bir tekrarla daha görür. Sonra biz yine Azerbaycan’ı sınırlarımıza dahil ederiz. Netice değişmez ama bu süreçte çok canlar yanar.

Türkiye’den hiç kimse, Azerbaycan kendine gelmedikçe bir hamle yapmayacak. Hiç kimse danışıklı dövüşlere alet olmayacak. Hiç kimse adından başka hiçbir şeyi Türk kalmamış, Müslüman kalmamış kişilere, gruplara destek olmayacak. Askeri, siyasi, mali hiçbir sahada destek verilmeyecek. Hatta haber mevzusu bile yapmayacağız. Herkes ya doğru düzgün yaşayacak ya da müstahakını bulacak.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

“Buraya kadardı. Tayyip’i artık devirelim”


Şu masonlarda da hiç güç kalmadı. Sık sık toplantılar yapıp “Buraya kadardı. Tayyip’i artık devirelim” diyorlar, sonrası yok.

Herkese açık şekilde “Devirsinler, kırmızı çizgilerime dikkat etsinler, bizden yana sorun yok” da dedim ama hala benden ve benimle hareket eden taraflardan çekiniyorlar. Oysa hareket tarzımın temelinde manevi yönler olduğunu kaç tekrarla konu ettim. Hala neye şaşıyorlar, anlamıyorum.

Tayyip her şeyi çoktan hak etti, ediyor ama bu milletin çoğunluğu iyi bir idareciyi hak etmedi. Dini cihetten bakarsak bu milletin daha çok çekeceği var. Müstahak olanlar ne çekeceklerse çekerler ama bizler yolumuza bakacağız. Onların belalarını buldukları zamandan sonraki Türkiye’yi ve dünyayı hazırlamaya devam edeceğiz.

O Tayyip de iflah olmaz. Ne halt ettiği, edeceği belli değil. Her zamanki gibi, biraz oyalayarak, biraz ileri adımlar atarak, ya kasten geç kalarak, ya ihanet ederek, ya korkup çekinerek ve böylelikle her şeyi her zaman bir şekilde berbat ederek yoluna bakacağını düşünüyor olmalı. Bu yaptığına “Zaman kazanmak ve denge siyaseti” mi diyor bilmiyorum ve ilgilenmiyorum ama Tayyip, bütün tarafların önünde büyük ve gereksiz bir engel.

Dünyanın başkenti İstanbul olmuş. Dünya genelinde bunca dengeler kuruyorum, hamleler yapıyorum ve Tayyip bunların hiçbirine ayak uydurmuyor ve uydurmak istediği zamanlarda da uyduramıyor. Sağlığı da çapı da çetesi de bu işlere yetemiyor. Son süreçte Kraliçe’nin emriyle Suriye’ye ordumuzu göndermeye çok uğraştı ve ülkeyi en ileri seviyede gerdi. Şimdi bile fırsat bulsa BOP’u kurtarmak için Suriye’ye ordumuzu gönderecek. Hala sözde mülteciler duruyorlar buralarda… Yaptığı yanlışları sıralamak, uzun yazı tutar. Hala üç kuruş kara paraya endeksli bir siyaset yapmaya oynuyor. Sevk ettiğim yöne ciddiyetle gitseydi şu anlarda trilyonlarca dolarla oynuyordu.

Dünya genelinde dengeler bu kadar gerilirken ve değişirken Türkiye’nin “resmen” Tayyip’in kontrolünde olması, Türkiye’ye büyük zarar ettiriyor ve Türkiye’yi büyük tehlikelere düşürüyor. Bizi de gereksiz yere geriyor. İstemediğimiz şeyler yapmaya zorluyor. Kaçıncı defadır çok büyük emeklerle, sabırla, gayretle ne kadar büyük kapılar açıyorum ama şu herif açık kapılara kilitler arıyor. Şu herifi ayara çekmeye çalışmaktan, arkasını toplamaktan, tehlikelerden çıkartmaktan yoruldum. Çok uzun süre önce demiştim herkese açık olarak “Tayyip! Açtığım yolda yürüseydin, şimdi dünyanın en güçlü üç liderinden biriydin” diye… Mütevazı olmuştum. Aslında birinci lideri olurdu. O hala bir yandan da Kraliçe’nin emrinde kalmaya oynuyor. Benden yana olmayan, en azından benimle ortak menfaatlerde buluşmayan, bertaraf olmalı.

Bizim kaybedecek zamanımız yok. Biz ABD’yi, İngiltere’yi ve ısrarla İngiltere’nin emrinde kalan Çin’i peş peşe yıkmaya oynuyoruz. Aldığımız mesafeyi de herkes görüyor. Dünyada hiç kimsenin beklemediği, öngöremediği gelişmeler olacak. Önümüzde çok hareketli günler, haftalar, aylar var. Neler neler olacak. Türkiye’nin bu süreçte bu kadar oynak biri ile idare edilmeye çalışılması vahim tehlikeler doğuracak. Vahim krizlere sebep olacak.

Yani en açık şekilde diyorum ki Tayyip’in devrilmesi bana da uyar. Çünkü Türkiye’nin menfaatlerine de uyuyor. İyice hareketlendirelim şu dünya siyasetini. Bu vesile ile masonlar arasından aklı-ı selim davrananlarda biraz güç ve para kazanabilirler.

Ayrıca, bence Tayyip’i ve çetesini indirmenin en temiz ve en sıkıntısız yolu, Tayyip’i hastahaneye kaldırmak olur. Beden sağlığının çok kötü halde olmasının üstüne akıl ve ruh sağlığının iyi olmadığı halka üç beş gün anlatılır, kamuoyu oluşturulur ve görevinden sakince alınır. O gün Türk Lirası döviz karşısında ciddi seviyede değer bile kazanır. Halkın, esnafın arasından birbirlerine ikramlar dağıtanlar da çok olur.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi