Etiket arşivi: Gizli Yahudiler

Neden?

Çünkü dünyanın her yerindeki metafizikçiler, çok ileri seviyede olmayan metafizikçiler bile bu kadarını görebiliyor, bilginin bu kadarına ulaşabiliyor.

Dünyada uzaylı ve farklı insan türleri olduğunu, binlerce yıldır yer altı şehirlerinde gizlice yaşadıklarını, yüksek teknolojileri olduğunu, yeryüzünün dengelerine sinsice ve yüksek teknolojilerle müdahale ettiklerini görebiliyorlar.

Yeşilleri de grileri de başka türleri de görebiliyorlar. Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin de yeşiller ve griler olduğunu görebiliyorlar. Bunları görmek, bunları bilmek işten bile sayılmaz… Buna rağmen mason, satanist, gizli Yahudi birileri ekranlara çıkartılarak hala zihinler bulandırılmak isteniyor.

Metafizikçiler, onların çoğunun biyonik robotlar olduğunu, yerlerine geçilmiş karakterler olduğunu da görebiliyorlar.

Hatta metafizikçiler, onlara, uzaylı taraflara neler yaptığımızı, bu oyunun sonuna geldiğimizi, kazanan ve en sonunda da kazanacak taraf olduğumuzu da görebiliyorlar.

Öyle metafizikçiler, o yeşillerin, grilerin arasında da var. Onlar da sonlarının geldiğini görüyorlar ve biliyorlar. Kur’an ayetlerinin ve ayrıca hadis-i şeriflerin hak olduğunu da kesinlik seviyesinde biliyorlar ama inatla red ediyorlar. Bu nedenle yeryüzünde ABD, İngiltere, İsrail, Çin, Rusya, Japonya, Tayvan, Hindistan, Pakistan, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, BAE, Suudi Amerika, Katar, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya üzerinden organize halde ve tamamen ahmakça planlar deniyorlar. Sonlarını bile bile… Kaderi değiştiremeyeceklerini bile bile…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Melhame-i kübra

Melhame-i kübra, sezon 1, bölüm 1

Bölüm özeti:

İngiltere’nin gayr-i resmi sömürgelerinden biri olan ABD’nin Dışişleri Bakanı Blinken, suni afetlerle peş peşe vurulan Amik ovası çevresine gelir. Bölgede incelemeler yapar. Bu ziyaretiyle dünyadaki taraflara siyasi mesajlarını da vermiş olur.

Ardından bölgede ve Türkiye’nin başka bölgelerinde başka başka suni afetler de yapılır. Önce insani yardım iddiasıyla çok sayıda ordunun askerleri, gemileri, uçak gemileri Türkiye’ye gönderilir.

Türkiye’nin iyice zayıf düştüğüne, kapsamlı bir işgale mani olmayacağına kanaat edildiği anda, onlarca ülkenin ortak askeri birlikleri Türkiye’nin dört bir yanında aynı anda işgal faaliyetleri başlatır. Trakya, Marmara, Ege, Karadeniz, Doğu, Güney Doğu, Akdeniz ve İç anadolu bölgelerinin hepsinde eş zamanlı işgale teşebbüs edilir. Bu kapsamda en büyük birliklerden bazıları Hatay’dan işgale teşebbüs ederler.

Hain Ankara hükumeti, Türkiye içindeki on binle gizli Ermeni ve Yahudi, TSK Genelkurmay kademesindeki hainler, adalet sistemindeki hainler, istihbarat ve emniyet birimlerindeki hainler de bu süreçte işgal güçleri tarafından kullanılırlar. Sözde Türk basın ve medyasındaki binlerce hain de işgalcilerin yönlendirmelerine göre, Türk milletini kandıran ve kafese çeken tarzda yayınlar yaparlar.

Türkiye, bu kadar büyük ve kapsamlı bir işgal teşebbüsünden kurtulabilecek midir… Tarihin böyle devirlerinde çıktığı gibi şimdi de bir kurtarıcı kahraman çıkacak mıdır…

Devam eden bölümleri kaçırmayın…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şu adi ve vahşi tiyatrolara kanan bir kişi kaldı mı bu ülkede?

Kaç sene önce ifşa ettim Mevlüt’ün gerçek kimliğini, nasıl biri olduğunu, bağlantılarını… Türk ve müslüman olmadığını, hain olduğunu, kara paracı olduğunu, vasıfsızın da teki olduğunu… Benden davacı oldu ama o kısımları, gerçek yüzünü meydana seren ve derhal vazifeden alınıp da idam edilmesini gerektiren o kısımları dava konusu bile edemedi. Kendince malzeme bulduğunu zan etti, başka birkaç şeyi ön plana çekti, heyecan yapıp davacı oldu ve beraat da ettim. Üstelik adil yargılanma şartları dahilinde değilken bile beraat ettim.

Mevlüt, Yunan tarafından daha şiddetli bir Türk ve İslam düşmanı… Şu fotoğraf karesinde, acı günde birbirinin halini anlayan ve dargınlıkları, düşmanlıkları bir kenara bırakan iki komşu ülke ve yetkilileri falan yok.

Türkiye’yi, Türk milletini, aleni şekilde onlarca ülkeye satan hain Ankara hükumetinin, bu acı günde bile kahpece sergilediği ve tahammül edilemez bir ihanet hamlesi var.

Tek kurşunla değil, şarjör dolusu kurşunla “ödüllendirilmesi” gereken bir kahpelik var. Baştan beri de bunu yaptılar, yapıyorlar. Sözde basın ve medya görevlileri, o gizli kimlikli Ermeni ve Yahudi pislikleri de aynı merkezden talimatlar alıyorlar. Hala bize her kötülüğü yapmakta olan, hala bize sinsice saldırmakta olan, imkan bulsalar her an bizi işgal etmeyi deneyecek olan ülkeleri ve yetkilileri dost, yardımsever gösteriyorlar.

Bundan daha büyük ve daha vahim bir ihanet olabilir mi?

O sözde dost ve sözde yardımsever ülkelerin yetkilileri gelsinler benimle aynı masada karşı karşıya, istedikleri basın/medya görevlilerini de alsınlar yanlarına, geçelim ortak canlı yayına ve ben aslında kimin dost, kimin düşman/şeytan olduğunu çarpayım suratlarına… Kimin neler çevirdiğini, kimin azılı Türk ve İslam düşmanı olduğunu, kimin başımıza geçirilmiş hainlerle neler konuştuğunu, nasıl planlar içinde olduğunu… Kimlerin bu ülkede ve kendi ülkesinde “ortak” kara para işleri yaptıklarını… Afet bölgelerinden neleri nasıl kaçırdıklarını, ayinciliklerine, sübyancılıklarına, organcılıklarına kadar anlatayım…Kendi halkları da izlesin canlı yayını, Türk halkı da izlesin. Haydi Mevlüt’e de Yunan yetkililere de bunu teklif edin, bakalım ne diyebilecekler.

Yakarım, yaktırırım, milyonlarca kişinin ayaklarının altına aldırırım, bu ülkedeki sözde gazetelerin, televizyon kanallarının ihanet üslerine dönüşmüş mekanlarını… İçinde de nefes alabilen bir tek canlı bırakmam. Ne ordu çıkabilir karşıma, ne emniyet… İkisinin de en az yüzde sekseni benden yana… Böyle olduğu için zaten o savaş gemilerini doldurdular ülkemizin etrafına…

Bu ülkenin sinirleriyle kimse oynayamaz. Hiç kimse o Yunan yetkiliyi böyle de karşılayamaz, afet bölgesinde de gezdiremez, bu şekilde basında ve medyada milleti kandırarak reklam da ettiremez.

Ettiriyor mu, sonucuna katlanır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Beşşar Esed de bir gizli Ermeni ve gizli Hristiyan

“Doktorluktan diktatörlüğe Esed” başlığı atmışlar…

İşte bunlar hep yanlış bilgiler…

Çok hatalar var. Türkiye’de Alevi olduğunu iddia edenlerin en az yüzde doksan beşi gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Ezidi vb. oldukları gibi… Esed de Arap Alevisi (Nusayri) değil, bir gizli Ermeni ve Hristiyan… Karısı Esma da öyle… İkisi birden İngiliz casusları…

Gerçi öyle idiler, sonra ikisi de biyonik robot yapıldılar.

Gerçek Esed de azılı bir İslam düşmanıydı ve vatan hainiydi. Kara paracıydı. İnsan kaçakçılığı ve organ işlerine kadar her pis işi yaptı. Tayyiple Bohçalının ortak çeteleriyle beraber de çok kara para işleri yaptı Esed ve karısı…

Şu andaki biyonik robotlar da aynı ayardalar. Şu anlarda, dünyada, yeraltındaki devasa şehirlerde gizlice yaşayan uzaylıların bazı gruplarının çekişmelerinin/çatışmalarının bir tarafında yer alıyor bu iki biyonik robot…

Bu nedenle Suriye meselesinde biraz İsrail’e uyuyorlar, biraz ABD’ye, biraz Rusya’ya, çoğunlukla İngiltere’ye… Her safhada işlerine geldiği gibi kararlar alıyorlar. İşlerine gelmeyen zamanlarda muhtelif taraflara sorunlar çıkartıyorlar.

Böyle çoğunlukla danışıklı, biraz gerçek çatışmalar sırasında milyonlarca Suriyeliyi nakite çevirdiler. Bazısını canlı sattılar, bazılarının organlarını sattılar. Yanı sıra silah ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil olmak üzere türlü kaçakçılık işlerini yaptılar, yapıyorlar.

Evet beyler!

Anlamış olduğunuz üzere denge değişiklikleri ve dolayısı ile tavır/karar değişiklikleri var.

Esed ile karısının emrinde olan bütün siyasi ve askeri yetkililere (erlere kadar herkese) hemen şu anda bu ikilinin emirlerinden çıkmayı tavsiye ederim.

Çünkü şu andan sonra, Esed ile karısını ve çetelerini en kısa süre içinde yok etmeye oynayacağım.

Öncelik sıralamasında Ankara hükumeti ve bağlı bütün unsurlar birinci sırada… İkinci sırada ise karı koca Esed’ler ile bağlı bütün unsurlar var.

Tekrar etmekten yorulmadım, yine tekrar ediyorum:

Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile, Türkiye nüfusunun yüzde doksanı yok olacaksa bile, dünya nüfusunun ve devletlerinin yüzde doksanı yok olacaksa bile… Yeraltı uzaylı şehirlerinin ve nüfusunun tamamı yok olacaksa bile..

İşte mesele bu… Hiçbir meselede taviz vermedim, vermeyeceğim. Geri adım atmadım, atmayacağım.

Bunlar için onlarca sene vakit kaybedemem. Bu yazdıklarım çok kısa süre içinde gerçekleştirilecek. Bu nedenle, İstanbulla restleşen ya da restleşmiyormuş gibi rollerle yanaşan ve sinsilik yapan herkes kısa sürede imha edilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kana kan, dişe diş, göze göz

Türkiye ile Bulgaristan arasında göçmen kaçakçılığına karşı ortak operasyonlar yapılmayacak.

Aksine, daha çok göçmen/insan kaçakçılığı yapılacak. Yanı sıra organ, uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve her türlü kara para işleri yapılacak. Bu insanların arasında, organları için öldürülüp parçalananlar, aslında şanslı olanlar. Çünkü küçücük bebekler hatta çocuklar, ayrıca genç kızlar ve erkekler hayatta bırakılarak kaçırılıyorlar. Bunlar ya satanist ayinlerinde işkence ile parçalanıyorlar ya da fuhuş mafyalarına para karşılığında satılıyorlar.

Soysuz’un, bir kara para devletçiği olan Bulgaristan ile çok sıkı bağlantıları var. Bulgaristan’ın başındakiler, Türkiye’nin başındaki insan şeytanlarından daha az şeytan değiller. Hepsi de insanlık namına ve kalabalık insanların önünde, meydan yerlerde asılması gereken insan şeytanları…

Devletlerin kurumlarını, kuruluşlarını, polislerini, ordularını hatta sözde yardım kuruluşları gibi görünen kamu dernek ve vakıflarını bile kara para işlerinde kullanıyorlar. Kızılay bile kıpkızıl bir teşkilat. Bu güne kadar milyonlarca cana kıyılmasına aracı yapıldı.

Yıllardır söylüyorum, Türkiye’de devlet sistemi diye bir şey bırakmadılar. Siyasi parti gibi görünen organize suç, terör ve ihanet örgütleri, devleti ellerinde oyuncak ettiler. Hala, şu şartlarda bile danışıklı dövüşmekle meşguller. Kimsenin şu sözde hükumete, şu sözde adalet sistemine, oradaki gizli Ermeni ve gizli Yahudi ve mason savcılara ve hakimlere itaat etme zorunluluğu da yok. Hatta şu şartlarda hala onlara itaat etmek, vatana ihanet etmektir. Ayrıca insanlığa da ihanet etmektir.

Ben duruşumu çok net sergiledim. Bulgaristan’la meşru ya da gayr-i meşru iş yapacak olanlar, önce mezarlarını kazıp kefenlerini hazırlasınlar.

Çünkü artık milletin hukuk sistemi icra ediliyor. Çünkü artık vatandaşlarımızın kendini, ailesini, çocuklarını, malını, vatanını, devletini, ırzını, namusunu savunma refleksi sergileniyor.

Kana kan, dişe diş, göze göz… Üç beş tane eşkıyaya milletin gücünü göstereceğiz. O büyük teröristler ve büyük vatan hainleri olan Meral Akşener’i de Kemal Kılıçdaroğlu’nu da Abdullah Gül’ü de Ahmet Davutoğlu’nu da Ümit Özdağ’ı da Temel Karamollaoğlu’nu da Ali Babacan’ı da Tayyip Erdoğan’ı da Devlet Bohçalı’yı da meydan yerlerde sallandıracağız.

Buradan geri dönüş yok. Dünyadaki kimsenin, yaşanacaklara engel olma gücü kalmadı. Bazı devletlerde Türkiye’den çok daha fazla kan akacak, insan şeytanları kesilecek. Kan gölüne dönen yerler olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kimse kaldıramayacak

Gerçek sisi dağıtmak kolay da Türkiye’nin üzerindeki sisi/sıkıntıyı, patırtısız, gürültüsüz kaldıramayacağımız, her geçen saat daha da netleşiyor.

Baş vatan hainlerinden biri olan Bohçalı, açıkça ve ekipçe suçüstü oldukları bir anda “Üç hilali yargılatmayacağız” dedi. Devletin, adalet sistemi başta olmak üzere yetkili/vazifeli bütün kurum ve kuruluşlarına rest çekti… Sanki ilan edilmemiş bir dokunulmazlıkları var bu çetenin mensuplarının… Bu sözde ülkücülerin… O kadar köşeye sıkıştılar ve paniklediler ki bu kadar pervasız bir çıkış yapmak zorunda kaldılar.

Devlet sistemine sızmış binlerce gizli Ermeni ve gizli Yahudi vatan haini de bunu emir kabul etti. Basındaki, medyadaki binlerce gizli Ermeni ve gizli Yahudi vatan haini de emirlere uydu. Yine malum paralel devlet organize halde davranış/tavır sergiledi.

Devletin/sistemin işlerliği, ilk defa, toplumun bu kadar büyük kesiminin açıkça fark edeceği şekilde durduruldu. Devletin, bir paralel devlet tarafından ele geçirildiğini anlamayan hiç kimse kalmadı. Bu da aslında bu memleket için, millet için çok hayırlı oldu, oluyor, olacak… Emniyet teşkilatı içinde yönünü hala İstanbul’a dönmemiş olanlar da dönüyorlar.

O baş hain Bohçalı tekrar ayağa kalkmaya çalışıyor ama tokatımı daha sert yiyecek. Devletimizin kurumları içinde vazifesini doğru/düzgün şekilde yapmaya çalışan hatta yapma ihtimali bulunan kişilerle hukuksuz şekilde uğraşarak, teröristçe ve haince bir zihniyetle ve tarzla uğraşarak, hala varlıkta kalmaya çabalıyorlar. Yine malum ülkelerin, gizli servislerin ve mafyaların desteğini de arkalarında buluyorlar. Böyle hainlerden de şu anda yaptıklarından, yapmak istediklerinden başka bir tavır beklenmezdi. Bunlar, insanlıktan çoktan çıkmış ama görünüşleri ile hala insan kalmış vahşiler, hainler, ve teröristler. Ve işte böyleleri, organize bir faaliyetle bu devletin kurumlarını çoktan ele geçirmişler.

Şu anda İstanbul hükumeti ile hain Ankara hükumeti arasındaki çatışmanın temeli bu, devleti hainlerden geri almak ve gerçek hürriyetine kavuşturmak. Türkiye gerçek hürriyetine kavuştuğu ana kadar bu ülkeden hatta bu bölgeden sisi/pusu, gerginliği ve çatışmayı kimse kaldıramayacak. Hain başların peş peşe kopacağı safhaya girmek üzereyiz. Kimsenin diplomatik kimliğini/pasaportunu bile kaale almayacağız. Aynı anda o malum ülkelerin hepsiyle harbe girecek olsak bile sınırlarımız içindeki hainlerin kellelerini alacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hani hiç kimse duydu mu?

Hani adli yetkililer neredeler?
Bunun gibi binlerce vaka var, hangisinin üzerine gittiler?

Hangi vakada vazifelerini yerine getirdiler?

Hani sözde Türk basını ve medyası nerede? Televizyonlarda konu olmuyorsa bile Beyza Hakan, Ferda Yıldırım, İlkay Buharalı ve benzerleri neredeler? Kripto Ermenileri ekrana çıkartmaktan, vatan evlatlarını çıkartmaya ve desteklemeye fırsat mı bulamıyorlar?

Gizli Ermeni, gizli Yahudi ve mason adli yetkililer, hala Müslüman Türkleri avlamanın, her yerden uzaklaştırmanın, içerilere doldurmanın, kendi devletine ve ordusuna düşman etmenin mi peşindeler?

Onlar da şu Türk rolü oynayan siyasetçilerle birlikte devrilecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Rolden role geçiyor

Her gün kaç tane gizli Ermeni ve Yahudi haine, hain diyorum. Pislik diyorum. Kara paracı diyorum. Daha neler neler diyorum.

Şayet onlar öyle kişiler değilse, ben yalan, hakaret ve iftira suçlarını mevcut kanunlara göre de işliyorum. Korkudan adliyelere bile gidemiyorlar. Zira bana değil, onlara operasyon ve yargılama yapılması, mevcut kanunların da gereği… Gitseler, kendilerini ihbar etmiş olacaklar. Adli makamlardaki binlerce gizli Ermeni ve Yahudi savcı ile hakimi zora düşürecekler.

Üstelik ben hep etkili ya da yetkili kişilere dair bu kelimeleri kullanıyorum.

Köşeye sıkışmış vatan haini bir gizli Ermeni (Bülent Erdeğer), bakın yine de kendini savunmaya çalışırken nasıl da şekilden şekle giriyor. Nasıl da rolden role geçiyor

Bir de karşısında takipçilerimi değil de beni görse, galiba kalp krizi geçirecek.

Bülent Şahin Erdeğer’in soyu da meydanda ve kripto kişilerle dolu, faaliyet çevresi de meydanda ve kritpo kişilerle dolu.

Tıka basa gizli Yahudi ve Ermeni dolu olan adalet sisteminin karşımda yıllardır kilitlenmiş vaziyette olduğunu en iyi bilenlerden biri de Bülent Şahin Erdeğer…

| mfs

Hala şaşıranlar kaldı mı?

Yine F35 yine alıştığımız bir son…

ABD’nin Teksas eyaletinde bir F-35B tipi savaş uçağı şu hale gelmiş…

Eğitme uçuşu sırasında bu hadisenin yaşandığı söylense de gerçekten eğitime sırasında mı yaşandığı iyice sorgulanmalı/doğrulanmalı. F35 projesi en başından beri çöp bir proje ama tek sorunları o değil. Son zamanlarda Ankebut Ağına bağlı ülkelerin her şeyleri bozuluyor, düşüyor, yanıyor, patlıyor…

Doğru düzgün uçak uçuramaz, gemi ve denizaltı yüzdüremez, füze fırlatamaz oldular. Üstelik kendi hava, kara ve deniz sahalarında bile bu hallerdeler.

İstanbulla restleşip sonrasında bu hallere düştüklerinden, düşen her uçağa “Eğitme sırasında düştü”, bozulan her gemiye ya da denizaltıya “Bakıma alındı” şeklinde açıklamaları anında yapıyorlar.

Türkiye’de Ankebut Ağına bağlı insan şeytanları tek pervaneli küçük bir uçakla organ ve uyuşturucu nakliyesi yaparlarken uçak düşüyor. Anında bir açıklama geliyor ve “Eğitme uçuşu sırasında düştü” deniliyor. Aynı havalimanından kısa süre önce de başka bir küçük uçağın havalandığı, az ileride düştüğü de biliniyor ama yine de bu konuların üzerine gidilmiyor. Bu uçaklar neden düşüyor, o havalimanında o kişiler/gruplar ne haltlar çeviriyor, bu konuda yetkili ve mesul olan kişiler bile konunun üzerine gitmiyorlar.

Sadece Türkiye’de son süreçte onlarca UFO düşmüş olabilir. Ne oldukları meçhul şeyler, alev almış şekilde defalarca düştüler. Daha düşme görüntüsü sosyal medyaya yeni düşmüş, gizli Ermeni ve gizli Yahudi yetkililerden hemen açıklama geliyor ve “Göktaşı düştü” deniliyor. Kriptoların kontrolündeki basın ve medya da üzerine düşeni yapıyor, bir iki kısa haber geçiyor, sonra konuyu unutturuyor. Bu, dünya genelinde böyle aslında…

İşte son seferinde İngiltere’de çok çok enteresan bir şeyler oldu, büyük bir hadise yaşandı. Bütün İngiltere halkı çok korktu ama ne düştüğü hala meçhul… Bir kere de gidip olay yerine bakan, bulguları toplayan, şahitlerin ifadelerini alan, sonra açıklama yapan, sonra açıklamasının arkasını somut bulgularla ve şahitliklerle doldurup olay yerinden görüntüler paylaşan yok.

Ruslarla/Yeşillerle restleştiğimiz süreçte, ormanlarımızı peş peşe yaktıkları süreçte Türkiye’ye kısa süre içinde gökten onca şey düştü, hepsine de göktaşı dediler, hani birinin bile ispatı? Belki de uydu düştü? Belki değişik bir füzeydi? Belki UFO idi? Belki gizli ve gelişmiş bir savaş uçağı alev alıp düştü? Nasıl olur da birinin bile düştüğü yere dair devlet ve hatta ordu imkanlarıyla inceleme yapılmaz? Yapılıyorsa neden bunlar basında, medyada açıklanmaz, konuşulmaz, tartışılmaz? Ormanlarımızı kasıtlı şekilde peş peşe yakıldığı o süreçte, gökten onca şeyin düşmesi nasıl olur da basında, medyada bile sorgulanmaz?

Sahi, dün gece Bursa’da ne patladı? Patlama basında ve medyada neden konu edilmedi? Yine neler gizlendi?

Türk milleti olarak emniyette miyiz yoksa ne yapmalıyız?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Açıkça suç/terör itirafı…

Kürt rolü oynayan ve terörden beslenen ülkelerin maşası olan, gizli Ermeni terörist Selahattin Demirtaş:

“Bana Öcalan’ın yerine geçme teklifi yapıldı. Benden küçük bir Öcalan çıkarmaya çalıştılar. Biz biziz, Öcalan Öcalan’dır. Öcalan’ın Ortadoğu siyasetini etkileyecek gücü ve misyonu var. Biz de halkın siyasi temsilcileri olarak parlamentoda çözüm aktörüyüz.” dedi.

Terörist başı gizli Ermeni Öc-alan’ın gittiği yoldan gittiğini, onunla beraber hareket ettiğini, onu terörist olarak görmediğini ya da terörü suç olarak görmediğini, öç almak peşinde olduğunu, aralarında vazife paylaşımı yaptıklarını, TBMM’ye bir şekilde sızdıklarını, kanunların etrafından dolaştıklarını, geçmiş yıllardaki açık teröristlik itiraflarına hala devam ettiklerini ve edeceklerini, bundan daha net/kesin şekilde ifade edemezdi.

Bu nasıl bir hukuk devletidir ki terörist başına paşalar gibi bakılıyor, kanser olunca dünyanın dört bir yanından doktorlar getiriliyor, hala her türlü terör faaliyetinin başı olarak faaliyetlerine devam etmesine türlü mazeretler ve kılıflar altında izin veriliyor, Onun için geçerli olan “hukuk/haklar”, bu ülkenin asıl sahipleri için geçerli olmuyor.

“FETÖ silahlı terör örgütü” diye diye, gerçek FETÖ’cülerin neredeyse hiçbirine dokunmadıkları halde, tertemiz gençlerin hayatlarını karartan savcılar ve hakimler, bunlara körler. Çünkü onlar da ya gizli Ermeniler ya gizli Yahudiler ya gizli Rumlar… Onlar da aynı suç, terör, ihanet teşekkülünün üyeleri arasındalar ve bu ülkede bu gerçeği görmeyen neredeyse kimse kalmadı. Terörü şu devletimizin gücüyle ve güçle/silahla, kanunların verdiği yetki ve sorumluluklar çerçevesinde çözmek istesinler, en fazla iki haftaya kökünü kurutabilirler.

O kutlu vakti on milyonlarca Türkiye vatandaşı bekliyor. Ülkenin bütün şehirlerinde belli başlı meydanlar idam sehpaları ile dolacak. Milletin damarına basa basa, şehitlerin kanlarına güle güle böyle teröristlik yapanlar ve bunların yapılmasına izin veren adli ve idari yetkililer ve ilgililer de peş peşe asılacaklar.

Ülkemizde bunlar cirit atıyorlarken, bunlarla danışıklı dövüşen İslamcılar ve ülkücüler, terörden ve kandan beslenenlerin menfaatleri için ordumuzu Suriye’ye göndermeye çalışmakla meşguller. Basındaki ve medyadaki gizli Ermeni ve Yahudi hainler de öyle… Bakalım bu organize terör ve ihanet çetelerinin alacak kaç nefesleri daha var.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Zamanı geldi

Sınırlarımızda içeri doğru atılan füzeleri/roketleri Tayyip’in ve çetesinin oralardaki teröristleri atıyorlar. Onları MİT, CIA, MI6, MOSSAD ortak şekilde organize ve sevk ediyorlar. Ankara hükumeti, daha önce de batıdan ve İsrail’den aldığı talimatlarla bu gibi adilikleri, ihanetleri yapmıştı. Şimdi yeniden yapıyor.

Hatta daha önce, sınır dışından atıldığı iddia edilen roketlerin menzilinin o kadar olmadığı ve bölgedeki askeri üssümüzden sivil vatandaşlarımızın üzerine atıldığı, roketlerin askeri üs yönünden geldiğini vatandaşlarımızın gördüğü, doğruladığı ispat edilmişti. Buna rağmen bile gereken soruşturmalar ve yargılamalar yapılmamıştı. Gizli Hristiyan ve batı casusu Hakan Fidan’ın gizlice yapılan ses kaydı gerçekti, montaj değildi. 17/25 Aralık sürecindeki bu gibi kayıtların gerçek oldukları türlü türlü ispat edildi. O hain Hakan Fidan “Geçiririm üç beş adamı sınırdan öteye, attırırım bu tarafa doğru birkaç roket. Bundan kolay ne var” mealinde gerçekten konuştu. O güne kadar ihanetleri bitmek bilmemişti, o günden beri de ihanetleri hız kesmedi, devam ediyor. Binbir türlü yalanları, iftiraları, mahkemelere müdahaleleri, cinayetleri, katliamları, teröristlerle ortaklıkları, kara paracılıkları, ihanetleri, peşkeşleri somut şekilde meydanda olan hain bir güruh, şimdi güya teröre karşı askeri operasyon yapacakmış.

TBMM bile hala tıka basa gizli Ermeni ve gizli Yahudi teröristlerle doluyken, onlara bile müdahale edilmemişken, Türkiye içindeki on binlerce terörist hala devlet kurumlarında sözde memurken, amirken… Güya terörü bitirmek için Suriye’ye askeri operasyon yapılacakmış. Suriye’yi teröristlerle dolduranlar zaten AKPKK, ABD, İsrail, İngiltere ve bilinen diğer müttefikleri… Şimdi sözde terör karşıtı operasyonu isteyenler de bunlar. Hala emirlerindeki teröristlere attırdıkları roketlerle topraklarımızı, insanlarımızı hedef almakta olanlar da bunlar. Çok sayıda terörist taraf/örgüt de bu danışıklı dövüşün içinde…

Ankara hükumetinin somut/görülür şekilde de devrilmesinin ve yardım/yataklık yapan kişilerle, kesimlerle birlikte yargılanmasının, TBMM’nin tamamen kapatılmasının, sözde vekillerin tamamının toplanıp alınmasının zamanı geldi. Hiç kimse uyumayacak. Bu çatışma yükselecek, üzerimize düşenleri yapacağız, bu paralel devleti çökerteceğiz.

Resmi kurum ve kuruluşların başına konulmuş hainlerin haince emirlerine itaat edilmeyecek. Genel kurmay kadrosunun emirlerine de itaat edilmeyecek. Aynı paralel devletin mensupları olan hakim ve savcıların emirlerine ve kararlarına da itaat edilmeyecek. Ordu hatta devlet otoritesi açıkça ikiye bölünecek olsa bile asla itaat edilmeyecek. Silahlı iç çatışmalardan kaçınılmayacak. Zaten bu duruşumuz dünya siyasetini/dengelerini açıkça ikiye bölecek. Hemen sonrasında zaten ne ABD, ne İngiltere, ne AB, ne İsrail kalacak… Sona geldik, Türk asrı değil, Türk çağı olacak. Numaradan Türklük değil, hakiki Türklük ve Müslümanlık olacak.

Bütün vatanseverlere ölmeyi değil, öldürmeyi emir ediyorum. Yapılacak daha çok hizmetlerimiz, mücadelelerimiz olacak. Dünyanın her yerine aydınlığı, kurtuluşu, adaleti, ahlakı, huzuru, insan haklarını götüreceğiz. Çok büyük hadiseler daha yeni başlıyor. Bizden kimse ölmeyecek, tuzağa çekilmeyecek, ihanetlere kurban olmayacak. Gerekli her durumda her vatansever tereddüt etmeden tetiğini çekecek, çektirecek. Önce kendi emniyetini ve emrindeki gerçek Türklerin, vatanına ihanet etmeyen askerlerin ve memurların emniyetini sağlayacak. Hain hangi makamda ve rütbede olursa olsun yok edilmekten çekinilmeyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok üzüldüm

Tiyatro oyuncularını taşıyan minibüsün Amasya- Çorum kara yolu üzerinde kaza yaptığı, ölü ve yaralıların olduğu haberini aldım ve çok üzüldüm. Üzerine geçen bunca saate rağmen hala üzüntülüyüm.

Böyle olmamalıydı… Ne diyeceğimi bilemiyorum. Hesaplamalarımıza göre tamamı ölmeliydi, nasıl oldu da bir kısmı yaralı kaldı, şaşırdık. Lakin mücadelemize hız kesmeden devam ediyoruz. Gizli Yahudi, gizli Ermeni, ahlaksız, namussuz, LGBT’ci, satanist, her türlü kötü alışkanlığı olan, milletimize ve hususiyle gençlerimize zehir saçan, yüzlerine bakılamayacak seviyede kararmış, yayıncılık imkanlarını nükleer silahtan daha tehlikeli tarzda kullanan bu kişilerden geriye kalanların da bir an evvel müstahak oldukları sonu bulmaları için hem duacıyız hem de metafizikle çarpmaya devam ediyoruz. Haftalardır çok yüksek sayıda kripto kişiyi çarptık, en çok da gizli Ermeniler öldüler, döküldüler ama bunu dahi yetersiz görüyoruz.

Bu türlü faaliyetlerimizi/mücadelemizi bir milli vazife, bir vatan/millet müdafaası, ahlak/din müdafaası, örtülü işgale karşı bir direniş, kahramanca ve Türk gibi bir duruş, sömürüye baş kaldırış hatta zaruri bir insanlık vazifesi olarak görüyoruz. Basında/medyada ve sosyal medyada ne kadar kripto kişi, ne kadar insanlık düşmanı satanist varsa hepsini cehennemlerine göndermeyi vazife biliyoruz. Şu sıralarda hususiyle Cem Yılmaz’ı ve onunla bir şekilde alakalı/bağlantılı olup da yayıncılığın herhangi bir kısmında yer almış ya da almakta olan herkesi liste başı yaptık. Dünyanın dört bir yanında türlü türlü meselelerle, taraflarla mücadele ettiğimiz için böyle oldu. Daha iyisini yapabilirdik ve bundan sonra inşaallah yapacağız. Bu tipleri Türk, Müslüman, sanatkar, insan diye tanıtan, anan, savunan, arkalarından rahmet okuyan ve okutan herkesi de bu tiplerle aynı yere göndereceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi