Etiket arşivi: Gizli Yahudiler

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş, Sabetaycı gizli Yahudiler tarafından kurulan, el değiştiren ve an itibari ile Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Show TV’de… Sabetaycı gizli Yahudi Leyla Bilginel ile birlikte, gerçek kimliklerinden ve bağlantılarından habersiz Müslüman Türk kadınlarına, hayatlarının her alanında yönlendirmeler yapılan “Zahi’de ile yetiş” isimli programında görülüyor…

Zahide Yetiş’in programına çıkarttığı sağlık uzmanları, doktorlar, hayat koçları, çeşitli sahaların uzmanları, sözde hocalar, bütün bunların ezici çoğunluğu kendi gizli tarikatlarının mensubu olan Sabetaycılar… Din adamı diye Caner Taslaman’ı, üstelik toplumun bu derece şiddetli tepkisine rağmen, Arapça bile bilmez, en temel meseleleri bilmez, dinleyenleri dinden çıkartır haline rağmen kanallarına ve programlarına çıkartmalarının arka planında, Caner Taslaman’ın da Sabetaycı bir gizli Yahudi olması gerçeği var.

Sabetaycı bir gizli Yahudi olup da Siyonizm+Masonluk+İçimizdeki İsrail+CIA+MOSSAD’ın ortak AKPKK projesinin de kilit isimlerinden biri olan, arka planda AKPKK ile beraber büyük işler çeviren, sanayide içine zor girdiği küçücük bir oto yedek parça dükkanı varken nasıl ve ne ara bu kadar büyük bir patron olduğu hiç izah edilemeyen, geçmişinde uyuşturucu işi dahil türlü türlü suçlamalar, yargılamalar ve cezalar bulunan Turgay Ciner’e ait olan HaberTürk isimli, isminden başka hiçbir şeyi Türk olmayan kanalda, Caner Taslaman’ın boy göstermesinin arkasında da bu derin bağlantılar ve bir de Cansu Canan Özgen’in de Selanik kökenli bir Sabetaycı gizli Yahudi olması var.

Leyla Bilginel’in gerçek soy adı Kömürcü… Daha sonra mahkeme kararı ile, Sabetaycı olduğu kendi gizli teşkilatı tarafından hemen anlaşılsın da diğer Sabetaycılar gibi kolayca yükselebilsin diye olsa gerek, Kömürcü soy adını Bilginel yaptı. Leyla Bilginel, 2007 yılında ABD’de New York’ta bir sperm bankasından aldığı spermle gayr-i meşru şekilde hamile kaldı, bu şekilde bebek dünyaya getiren ilk Türk olarak bilindi. Lakin Türk değil. Böyle davranışları Türk görünen Sabetaycılar yaklaşık iki asırdır hep yaptılar, yapıyorlar. Hedef ise Müslüman Türkleri maddeten ve manen tamamen çökertmek. Zaten ilk Türk kadın pilot, ilk Türk kadın seslendirme sanatçısı, ilk Türk güzellik yarışması birincisi, ilk Türk kadın sinema oyuncusu v.b. olarak bilinen kadınların hiçbiri gerçekten Türk değildi.

İçimizdeki İsrail’in en büyük grubunu oluşturan Sabetaycı gizli Yahudilerin ekranlarda boy gösteren onlarca haber spikeri var ve hepsi de Türklerin dönüştürülmesi projesinde kritik rol oynadılar, oynuyorlar. Aladağ yurt yangını sonrası bu ihanet teşekkülünün, bu derin/paralel devlet teşkilatının, bu devletin asli unsuru olan biz Müslüman Türk Süleymanlılara karşı başlattığı basın/medya linci sonrası, Akademi Dergisi olarak #HerŞeyAladağİçin diyerek verdiğimiz sert ve kararlı karşılıklar, bu sözde Türk kadın sunucuların birçoğunun da panik hali ile geri çekilmesine sebep oldu. Bütün bunların resmiyette patronu görünen kripto Yahudi Aydın Doğan’ın sözde bir satışla geri çekilmesine, Karay Yahudisi Ülker’lerin panik haline girmesine, NTV ve Star’ın sahibi Sabetaycı Ferit Şahenk’in tiril tiril titremesine ve daha pek çok şok edici değişikliklere sebep oldu, oluyor.

Leyla Bilginel, 2012 yılında yine Sabetaycılara ait olan TV8’de yayınlanan ve çekimleri Kenya’da yapılan “Tropytürk” yarışmasına katıldı. Bu yarışmada, yarışmacı arkadaşlarının nerede ise tamamı kendisi gibi Sabetaycılardı. Berksan Özer, Serkan Tanırgan, Tuğba Özay gibi Sabetaycıların da bulunduğu yarışmacılar arasında konumuzla alakalı olanı ise Billur Kalkavan’dı. Yarışmacı Kalkavan’ın ailesi de Sabetaycı gizli Yahudi bir aileydi. Eskiden Sabetaycı Adnan Oktar’ın müridi olan Sabetaycı Caner Taslaman’ın karısı Feryal Kalkavan’dır. Karısı da Adnan Oktar’ın tezgahından geçti. Oktar grubu tıka basa Sabetaycılarla dolu. Gizli Yahudiler arasında özel bir yeri olan ve kullanılan Feryal ismine sahip olan bu kadının mensup olduğu Kalkavan ailesi, FETÖ diye anılan ve Müslüman Türklere karşı kurulmuş devasa çaptaki ihanet projesinin kurucusu olan İçimizdeki İsrail’in önemli ailelerinden biridir. Bir ayakları FETÖ’ye, bir ayakları içimizdeki İsrail dediğimiz paralel devlete basar. Zaten FETÖ diye gerçek bir paralel devlet yoktur. O da aslında içimizdeki İsrail’in, kripto Yahudilerin bir ihanet projesidir ve bunlar gibi gerçek FETÖ’cülerin hiçbirine hala dokunulmamıştır da, cemaat ve tarikat denince bunlar hala sadece İslam cemaat ve tarikatlarının akla gelmesini, hukuksuz ve vatana ihanet suçu kapsamında yargılama gerektirecek tarzda basın medya oyunları ile tertemiz cemaat ve tarikatların terör örgütü gibi algılanmasını sağlamak istemişlerdir.

Çok şaşırdıysanız “Akademi Dergisi içimizdeki israil” yazıp aratarak, yaklaşık on senedir paylaştığımız binlerce yazılı, sesli, görüntülü yayını inceleyebilirsiniz. Bu yazıyı Amerikan sosyal ağlarında yayamazsınız çünkü Süleymanlılara kendi devletinde/vatanında hukuksuz ve insanlık dışı yöntemlerle operasyon yapmaya kalkıp şamar oğlanına dönen içimizdeki İsrail’i, düştüğü çok zor ve acınası halden kurtarmak için CIA var gücü ile çırpınıyor ve yer yer uluslar arası markalarını kirletmeyi göze alarak bile göstere göstere zorbalaşıyor, sansür uyguluyor. Facebook, Twitter, Instagram, WhatsApp, Youtube hep CIA’ya ait..

Sperm bankasından sperm kullanarak, babası belirsiz gayr-i meşru bir çocuk doğuran Sabetaycı gizli Yahudi leyla Bilginel, namuslu milletimizin haklı tepkisi sonrasında yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Koca bir toplum onu haklı sebeplerle baskı altına alırken, temize çıkarmaya çalışmak, normal göstermeye çalışmak da Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Haber Türk’e kaldı. Mülakatı da Sabetaycı gizli Yahudi Hayatı Arıgan yaptı… Arıgan, Bilginel’e “Sizi çok üzdüler” dedi. Mülakatın büyük kısmında Leyla Bilginel’in sorulara verdiği cevaplar, büyüklere masal cinsinden ve bunu en iyi bilen de Sabetaycı Hayati Arıgan. Buna rağmen sorun görmeden bunları yayınladı.

Şimdi bir tartışma çıksa bunlar cinsel tercihler, hür irade, anayasal haklar, demokrasi, kadın-erkek eşitliği, cumhuriyet, laiklik, Atatürkçülük gibi uydurma bir dünya tabirle lüzumsuz ve samimiyetsizce tartışırlar. O dediklerinin, şu Türkiye’de Müslüman Türklerin kendi dinleri, kültürleri ile yaşamak istediğinde işler olduğunu, bir işe yaradığını ise gören duyan olmamıştır. Hala kendi vatanında Müslüman Türklerin on milyonlarcası “tarikatçı” ya da “cemaatçi” denilerek her türlü dışlamaya, baskıya ve zorbalığa maruz bırakılır. Bunların hepsi bunların Müslüman Türkleri kendi vatanlarında üstü örtülü bir işgalde tutmak için uydurulmuş ve dayatılmış sözde değerlerdir.

Bu milleti akıl almaz felaketlere iki asırdır kasten sürüklediler. Son birkaç on senedir ise iniltiler geliyor memleketin her yerinden… Feryat ediyor anneler, babalar, kız çocukları, T.C vatandaşları… Alemin nizamı iyice bozuldu, sapıklık, taciz, tecavüz, hırsızlık, dolandırıcılık, şiddet, cinayet aldı yürüdü, çıplaklığın ve bozuk devlet/adalet sisteminin sebep olduğu rezillikler her yere yayıldı, yuvalar yıkıldı/yıkılıyor, aile kurumu çöküyor ama bunlar hala bizden görünerek acımadan vurmaya devam ediyor. Çünkü bunlar iki asırdır bu felaket manzarayı oluşturmak için kasten ihanet ediyor, gerçek kimliklerini gizleyerek ve “akla gelen her şey caizdir” diyerek faaliyet sergiliyor.

Bazı Müslüman hanımların sorun görmeden izlediği ve kapıldığı Sabetaycı Zahide Yetiş de, alemde sağlık tavsiyeleri verecek başka hiç kimse kalmamış gibi Leyla’yı programına çıkartıyor. Uyanın, bu ülkede gerçek bir Türk basını ve medyası yok. İçimizdeki İsrail’den başka gerçek bir paralel devlet de yok. Bunları tam kadro ifşa edip cezalandırılmalarını sağlamadan bu millete huzur da yok.

  • Hızlı yükselmeliyim ve çok meşhur olmalıyım, bana tavsiyeler ver ne yapayım?
  • Bizdensin ama soy adın bizimkiler gibi değil, bu, hızını düşürür, değiştir.
  • Ne yapayım?
  • Bizimkilerin hemen anlayacağı bir şey yap ve ayrıca bizimkilerden birinin soy adı da olabilir. Mesela Bilginel nasıl?
  • Tamam. Hemen adliyeye gidip değiştireceğim. Başka ne yapayım?
  • Sansasyonel ol, görülmemiş, duyulmamış bir şey yapman lazım ve uzun süre tartışılman lazım. Aklımda parlak bir fikir var ama kolay iş değil. Daha önce kimse denemedi.
  • Söyle nedir, onuda yaparım?
  • Biraz zorlanırsın ama hemen meşhur olup çok konuşulursun. Sperm bankasından çocuk sahibi ol, tarihe geç. Bu Türkler gelmezler bu işlere, ön ayak ol, iyice nesep, aile kurumu, toplum düzeni, ahlak bozulsun bunlarda, mahvolsunlar. Baksana Avrupa milletlerini ne yaptık, kocaman milletler elimizde oyuncak oldular. Binbir dertle boğuşmaktan dik duramaz oldular. Bak, sen bunu yapınca çok tartışmalar çıkar ama endişe etme, basın medya bizde, adliyeler bizimkilerle dolu, meclis bile bizimkilerle dolu… Sen taktik oyna ve “Ben her şeye karşıyım” de “Evlenmeye, dine, mezhebe, kurallara, her şeye karşıyım” de… “Ben öyle bir değer tanımam” de.. Toplumdan şiddetli baskı gelirse kaçacağın bir ülkeyi baştan ayarla. Öyle yapmak zorunda kalırsan da takma kafana, bizimkiler yavaş yavaş ortamı hazırlarla basın ve medya gücü ile, dönersin kısa sürede geriye…
  • Tamam, ben onu da yaparım. Başka?
  • Bizim TV 8’e git, seni de programlarına çıkartsınlar. Sen böyle durursan zaten hiç kaçırmazlar, aradıkları senin gibiler…

Aileyi, ahlakı, namusu, nesebi yıkmak için kullanılan çift kimlikli bir kadını, toplumun tamamının tepkisine rağmen kim el üstünde tutar ve millete inat onu normalleştirmek için yazdığı yazısına ondan “şahane” diye bahsederek başlar? Biliyorsunuz siz, gazeteci görünümü ile bu millete ve devlete binlerce kere ihanet eden ve derhal ters kelepçe ile alınması gereken gizli Yahudi Ayşe Arman Dormen… Pekiyi, 16 senedir sözde bir İslami parti hükumet ise, neden hala hiç suçu olmayan on binlerce Müslüman kadın zindanlardadır da bunlara paralel devlet operasyonu yapılmaz? Hatırlıyor musunuz Aladağ yurt yangını sonrası bu çift kimlikli hain Ayşe Arman’ın yazdıklarını?

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş’in, Sabetaycı Turgay Ciner’e ait olan Show TV’deki programına şimdiye kadar sayısız gizli Yahudi çıkartıldı ve özellikle Müslüman hanımlar ve genç kızlar aldatıldı. Çıkartılanlardan biri de Tuğçe Işınsu…

Sizler, daha önceki Akademi Dergisi yayınlarından, Mehmet Fahri Sertkaya yazılarından ve sesli anlatımlarından Tansu, Cansu, Işınsu ne demek biliyorsunuz. Özellikle Sabetayist Tansu Çiller ile Sabetayist Cansu Canan Özgen’i anlattığımız yayınlarda bu hususa temas etmiştik.

Tuğçe, içimizdeki İsrail’in son derece tehlikeli ve derhal operasyon yapılması gereken tarikat okullarından Feyziye Mektepleri Vakfı Işık lisesinde okudu. Zaten orası, milletimizi akıl almaz felaketlere kasten ve organize bir teşekkül halinde sürükleyen on binlerce kripto Yahudiyi yetiştirdi. Tuğçe ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öyle sıradışı bir eğitim ve kabiliyeti olmadığı halde, çok sayıda itikadı ve niyeti düzgün gerçek Türk uzman yerine o rahatlıkla TV’larda yer buldu. Çünkü onlardan olan bir gizli Kabalacı, büyücü, falcı…

Spiritüel Yaşam Danışmanlığı dedikleri uydurulmuş bir tabirin arkasında ya da Simge Bilim, Kehanet Sanatları, Melek Enerjisi tabirleri arkasında Kabalacılık/büyücülük/falcılık yapıyor. Yüzde 98’i resmen Müslüman olan ülkemizde, basın ve medyada nerede ise hiçbir gerçek Türk ve Müslüman uzman, itibar göremiyor, yer bulamıyor. Öyle bir manzara hakim ki hala İslamcı basın ve medya denilen yerlerde bile bunların adamları dolu. Hilal TV’de üç sene aralıksız program yapan ve mezheplere, tasavvufa, hadislere saldıran Erdem Uygan bile onlardandı da, #HerŞeyAladağİçin dediğimiz süreçte çok kolayca, hiç zorlanmadan ayağını kaydırdık. Şimdilerde, baba tarafından Rum, anne tarafından Gürcistan Yahudisi olan Tayyip Erdoğan’ın, teyzesinin oğlu olan ve kendini Rumlardan görüyormuş gibi tavırları da olan Cengiz Er’e ait Süper Haber TV isimli, haber sitesi görünümlü fitne yuvasında ayda bir iki yazı yazıyor Erdem Uygan… Hala savcılıklarımız nedense soruşturma başlatmadı.

Kasten sonsuz felakete sürüklüyorlar. Derhal yargı müdahalesi lazım…

Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Show TV’deki programında sürekli olarak kendisi gibi Sabetaycı gizli Yahudileri konuk eden Zahide Yetiş’in, söz konusu, sonsuz saadete kavuşmamızın biricik vesilesi olan dinimiz İslam olduğunda bile, programlarına gizli teşkilatının adamlarını çıkarttığını görüyoruz. Üstelik, Sabetaycı Emre Dorman ile Sabetaycı Caner Taslaman’ı son yıllarda iyice ifşa ettiğimiz, karşımızda gık bile diyemez, hukuka bile gidemez, tartışmaya bile giremez, yalanlama bile yapamaz hale getirdiğimiz halde, bunları korumak için gerçek sahibi CIA olan Facebook’un, Twitter’ın, Youtube’un, Instagram’ın, WhatsApp’ın nasıl vahim suçları durmaksızın işleyip sansürlemeler yaptığını gözler önüne serdiğimiz halde, bunlara karşı çok büyük bir toplum tepkisi olduğu bilinirken, 2018’in Haziran ayında hala ısrarla TV programına konuk ettiğini görüyoruz. Zahide Yetiş’in bu yaptığı da çok vahim bir suç ve ağır ceza mahkemesinde yargılama gerektiriyor.

Gizli Yahudiler olan Caner Taslaman’ın ve karısı Feryal Kalkavan’ın, Sabetaycı gizli Yahudilerin İslam tarikatı gibi görünmek istedikleri Adnan Oktar örgütünde yıllarca faaliyet gösterdikleri meydana çıkmışken, Caner Taslaman’ın Kızıl İmamcılar denilen Sabetaycı muhalif grup ile yoluna devam ettiği bilinirken, yine Taslaman’ın Ebubekir Sifil ile yaptığı münazarada Arapça bile bilmediği, Hadis ilmine dair de bir şey bilmediği, en temel İslami tabirleri ya hiç bilmediği ya yanlış anladığı meydana çıkmışken, çok seviyesiz ve samimiyetsiz davranış tarzı da gözler önünde iken, bu şartlar dahilinde onu kim programına ısrarla çıkartır? Kim kendine güvenen özellikle hanımlardan oluşan on milyonlarca T.C. vatandaşını ne için aldatır? Elbette onların teşkilatının üyesi olan Zahide Yetiş çıkartır ve onlardan olduğu için aldatır…

Neden bunlara da yargı müdahelesi olmuyor? FETÖ paralel devletse bunlar ne? Neden bu ülkede tarikat ve cemaat tartışmaları sadece İslam dinin cemaat ve tarikatları ile sınırlı kalınarak yapılıyor? Emre Dorman’ın, dinen hiç yol/zemin olmadığı halde Allah’ın ayetlerini bile kasten çarpıttığı, Müslüman Türk milletinin itikadını İsrail, Masonluk ve Evanjeliklerin menfaatine olarak dönüştürmek istediği en somut şekilde ispat edilebiliyor. Onu Müslüman zan edip itibar edenler, hala namaz kılmakta oldukları ve kendilerinni Müslüman zan ettikleri halde sonsuz cehennem azabına sürükleniyor. Çünkü bunlar kasten dinimizin en temel kolonlarını bile yıkmaya kalkıyor. Ya bu kadar Sünni cemaat ve tarikat, onlar neden bu sarsıcı gerçekleri Müslüman milletimize anlatmıyor, bu kripto Yahudilerin gerçek yüzlerini göstermiyor? AKPKK projesine kendilerini bağlamış ve hak yolda olduklarını iddia eden bu cemaat ve tarikatlar, AKPKK’nin arkasındaki asıl güç odağının bu kriptolar, bunları koruyan Masonlar ve Siyonizm olduğunu bildiklerinden mi susuyor?

Zahide Yetiş, kendisi gibi İzmirli bir gizli Yahudi olan Dr. Fevzi Özgönül ile, Sabetaycı Turgay Ciner’e ait olup tıka basa Sabetaycı dolu olan Show Tv kanalındaki programında görülüyor. Fevzi Özgönül, Sabetaycı gizli Yahudi ihanet teşkilatına ait olan diğer basın ve medya kuruluşlarında da hep el üstünde tutuldu/tutuluyor. (Zahide’nin anne tarafı Yunanistan/Selanik’ten, baba tarafı ise Kütahya’dan İzmir’e gelmiştir. Şu Selanikli gizli Yahudilerin Müslüman Türk milletine yaptığı ihanetin bir benzerini, bilinen tarihte kimse kimseye yapmamıştır.)

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu herifin Müslüman olup olmadığı şüpheli…

Bunca Sabetaycı gizli Yahudi, gizli Ermeni, azılı ve sinsi Türk/İslam düşmanı bunu bu vasıfsız hali ile hep el üstünde tuttular. Yaklaşık son bir buçuk senedir birkaç sağlam darbe vurduk, önce bunu uzaklaştırdılar, eskisi gibi programlarına çıkartmadılar ve şimdilerde ise Cansu’nun programı da sonlandırılmış halde…

Biz bunu sağlarken “Bu Talha Uğurluel, Müslüman çocuklarının bile bildiği, ilmihal seviyesindeki hususları bile bilmiyor” demiştik. Buna kanmış bir kitle de bize çok kızmıştı. Dakika 5, kendiniz dinleyin. Çok fazla izleme imkanı bulamadığım, arada bir kesitlerine baktığım halde hep gördüm ki bunu her yerde yapmış. Üniversitelerdeki konuşmalarında, Youtube kanalındaki videolarında, Sabetaycı Cansu’nun karşısında Kudüs’ü anlatırken, her yerde… Bir de karşıma çıkamayıp takipçilerimizin kendisine sorduğu sorulara da aşırı derecede küstahça ve art niyetli şekilde cevaplar yazabilmişti.

Neolitik Çağ deyip söze giriyor, Göbeklitepe’nin aslında ne anlama geldiğini anlatmak istediği, bilinen dünya tarihinde nasıl bir kırılma noktası oluşturduğunu anlatmak istediği bu videonun beşinci dakikasında… Evrimciler gibi konuşmaya başlıyor sonra toparlıyor, döndürüyor sözünü. İçinden belli ki bir sözde “bilimsellik” ve sözde “evrim” bastırıyor ama bunun dış görünüşüne, göründüğü şahsiyete uymayacağı çok açık. O kısacık sürede bile “O zamanlarda Müslümanlık, Hristiyanlık, Musevilik var mıydı?” diyor. Bunu “yoktu işte düşünün bunu ama bilin ki 12 bin sene önce Göbeklitepe vardı ve bir ibadethane idi” manasında söylediği çok açık ve kesin. Ne kadar trajikomik bir hale düşüyor.

Sormazlar mı adama, ilk insan ve ilk peygamber Adem aleyhisselam İslam peygamberi değil mi? İlk insanla beraber İslam dini başlamadı mı? 124 bin ya da 224 bin peygamberin tamamı İslam peygamberi değil mi? Haşa İsa a.s. ve Musa a.s. İslam dininden başka bir dinin peygamberleri mi?

Avcı toplayıcılık ne? Tarım devrimi ne? Adem aleyhisselama Allah-ü teala, eşyanın isimlerini ve ne işe yaradıklarını öğretmedi mi? Bu hususa delil olan ayet bile yok mu ve azıcık İslam’ı duymuş kişiler bile bunu bilmez mi? Zaten Adem babamız cenneten çıkartdılmadı mı? Cennet gibi akıllarımızın almayacağı mükemmel bir sistemin içinden çıkmadı mı? Ayrıca dünyada evlatlarından Kabil çiftçi, Habil hayvan yetiştiricisi değil miydi? Zekat vermeleri istenince Habil en kıymetli hayvanını gözünden çıkartıp vermedi mi? Kabil ise en kötü haldeki mahsülü vermedi mi? Daha bir kamyon laf yazılır şu samimiyetsiz lüzumsuz ve de küstahça tavırlar sergileyebilen İslamcı tipe… Bir Müslüman, günümüzün bilim denilen din düşmanı, uydurmacı, dayatmacı zihniyetine karşı sözler konuşurken bu şekilde cümleler mi kurar? Bir bırakmıyor ki içindeki gerçek kişi, gerçek görüşlerini zevk duya duya, mutlu ola ola konuşsun. Hep bir zorlama, hep bir samimieytsizlik ve hep nifak alametleri var meydanda…

Devamını izleyemedim. Bunca meşguliyetin arasında şunun da gerçek yüzünü meydana serelim deyip her zaman olmasa da ara ara bakıyorum da, hemen hepsi birkaç dakikada “yuh” dedirtip kapattıracak kadar rezil halde.

https://www.youtube.com/watch?v=FBLHoQqX4PI

Mehmet Fahri Sertkaya

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” Serisi….

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Tansu Çiller…

İstanbul Belediyesi çalışanı kripto Yahudi bir baba (Hüseyin Necati) ile onun sekreterliğini yapan Selanik göçmeni bir annenin, aynı evde geçen 10 yıllık gayr-i meşru ilişkisi neticesinde istenmediği halde dünyaya gelen Sabetaycı bir gizli Yahudi. Annesi ve babası gayr-i meşru yaşamaktan hiç rahatsız değildi, yine de direndiler, gayr-i meşru yaşamaya devam etmek istediler ama istenmeden olan Tansu doğduktan yedi ay kadar sonra zaruri görerek evlendiler.

Aile, damarı kesilse CHP diye akacak kadar solcu ve İnönü’cü bir aile ama kod adı “CIA’nın gülü” olan kızları sağ kesimde ve çok çok hızlı manevralarla yükselerek siyaset yaptı. Tansu’nun kocası Özer Uçuran Çiller ise tapınakçı. Özer, “Tansu” kriptolojisi ile isimlendirilen bu kızı almak için, onun soy adını kullanmayı bile kabul etti. Tan-su’nun babası Hüseyin Necati Çiller, çok geçimsiz, sinirli, vasıfsız, lüzumsuz biri idi ama içimizdeki İsrail’in Türklerin yönetimini hile ve ihanet ile ele geçirmesinden sonra adına rejim kurduğu Sabetaycı gizli Yahudi Atatürk’ün yakınında bulunabilmiş biriydi.

Yolsuzluk, ihalede fesat, peşkeş, yalan beyan, paralel devlet, cinayet, katliam, iltimas, ihanet dahil hemen hemen akla gelen her suçtan hala yargılanması gerekiyor Tansu’nun… Tahkikat yapılırsa, üniversite diploması ve Profesörlüğü de çok büyük ihtimalle sahte çıkacak. Gerçek seviyesi, lise mezunlarının bile gerisinde… Atasını ziyarete gittiğinde Anıtkabir özel defterine yazdıkları ve sergilediği seviyesi artık bütün Türk milletinin dilinde. Tek başına bırakılsa, kurulu bir düzen halinde orta büyüklükte bir mahalle marketi kendisine teslim edilse, kuvvetle muhtemel altı aya kalmadan iflas ettirecektir.

Resmiyette/görünürde ekonomi profesörüdür. Boşbakan iken bile ekonomiye dair yaptığı yorumlar “inanılamaz” görülmüştür. İçimizdeki İsrail’in basın ve medyası, milleti şoka sokan değerlendirmelerinin durmaksızın tekrar edeceğini bildiğinden, aşırı dikkatli davranmıştır ama o, canlı yayınlarda da aynı vasıfsızlığı ile herkesi şaşkına çevirmiştir. Ekonomi haricindeki konularda da akıl almaz gafları ile meşhurdur. Ülkede, aldığı ekonomik kararlar ile bir anda büyük bir ekonomik kriz de çıkartmıştır. Türkiye’nin resmi boşbakanı olarak yabancı erkek devlet adamları ile görüşürken, istediği şartları kabul ettiremediğinde, kadınsız tavırlar sergilediği, hatta muhatabının bacakları dahil bedeni ile kendi ellerini temasa geçirdiği dahi sık sık iddia edilmiştir. ABD başkanı Clinton’ın Tansu’yu tenha bir köşeye çektiği iddiası da ilk anda sarsıcı ve iç acıtıcı gelse de, iddia sahipleri dikkate alınması gereken kişilerdir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Deniz Baykal…

Sabetaycı gizli Yahudi. AKPKK’nin tek başına iktidara getirilmesinde gizli Ermeni Devlet Bahçeli kadar etkili biri. Baykal, AKPKK’nin kritik isimlerinden Sabetaycı Bülent Arınç ile de akraba. CIA, Soros, MOSSAD, İçimizdeki İsrail dahil herkesle bağlantılı. Tansu Çiller gibi onun da derhal derya kadar suçlama ile yargılanması icap ediyor. Hiçbir sıradışı kabiliyeti, hüneri ve bilgi birikimi yok. Enerji bakanı iken bile ülkeyi enerji krizine soktu ve silinip gitmesi gerekirdi. İçimizdeki İsrail’in, Atatürkçülük adı altında kurduğu hain rejimde, paralel devlet teşkilatı halinde kolladığı, muteber gösterdiği biri. Gerçek bir Türk basın ve medyası olsaydı, siyasi hayatı yarım saatte bitirilebilirdi. Üzerine geçen onlarca sene boyunca Türkiye’ye ihanet etmesi önlenebilirdi. AKPKK eli ile işlenmiş bütün suçların dünyada, ahirette sorumluluğu da Baykal’ın üzerinde.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Bülent Ecevit…

Karısı gibi kendisi de Sabetaycı gizli Yahudi. Karısının gerçek adı Rahşan değil Raşel. Bırakın koca memleketi, tek başına bırakıldığında ciddi bir devlet kurumunu bile yönetecek vasıfta biri değildi. İçimizdeki İsrail+Masonluk+CIA marifeti ile parlatıldı, iktidara getirildi ve hep popüler kalması sağlandı. Son zamanlarında çok yönden rahatsızlıklar yaşadı. Huysuzlaştı, itaatsiz oldu, günü gününü tutmaz oldu ve onlarca sene onu oynatan güç odaklarının gözünden bakınca “bir çuval inciri berbat eden adam”a dönüştü. Onlar tarafından yıkıldı. Kullanıldı ve atıldı. Bunda karısı Raşel’in huysuz, öfkeli, hesapsız tavırları da etkili oldu. Devlet yönetimi de şairliği kadar berbattı. Çıkarttığı aflarla, yüz binlerce masumun daha canı yandı. İktidarda iken devlet tarifi bile zor ekonomik sıkıntılar yaşadı. Türkiye için çok kritik olan çok mühim olan meselelerde Masonlardan, içimizdeki İsrail ile CIA’dan talimat almadan hiçbir şey konuşmadı ve hiçbir adım atmadı. Kıbrıs Barış Harekatı’nı bile onların talimatı ile hazırladı ve çok iyi rol yaptı. Siyonizm ve CIA, Yunanistan’da darbe yapan ve halk desteği de bulan cuntacıları devirmek ve Yunanistan’ın başına yine CIA’ya çalışan kadroları getirmek istiyordu ve Türkiye’nin başına getirdikleri Bülent’i kullanmaktan hiç geri durmadılar, Kıbrıs üzerinden cuntacıların imajını yıkmayı halk desteğini kırmaya başladılar. Ecevit’in ihanetlerini özetle anlatmaya bile onlarca saat gerekir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Alparslan Türkeş…

Kripto Yahudi. Aslen Kayseri Yahudilerinden. Muzırlıkları sebebi ile Osmanlı’nın son zamanı Kıbrıs’a sürgün edilen, içimizdeki İsrail mensubu bir ailenin ferdi. CIA piyonu. Pentagon yetiştirmesi. Hususiyle, Siyonizmin ve CIA’nın komünizm karşıtı mücadelesinde Türkçülük akımını kullanmayı seçmesi ile, bu yolda kullanıldı. Onun Pentagon’da bu minvalde gizli eğitimler aldığı sırada, ABD’nin dünyanın dört bir yanından antikomünist mücadele için eğittiği insan sayısı 800 bini bulmuştu. Siyonizm çok sıkışıp paniklediğinde, Türkiye de çevre ülkeler gibi komünizme kaymasın diye Sabetaycı gizli Yahudi Adnan Menderes’i İslamcı lider rolüne büründürmüş ve hızla İslami serbestlik vererek komünizm akımının karşısına çıkartmıştı. Bunu bir zaruret olarak yaptılar ve aslında çok riskli gördüler. Komünizme karşı mücadele güçlenmiş ve Türkiye’de biraz da nefeslenmiş, rahatlamışlardı ve sonrasında komünizmin karşısına Türkçülük akımı ile çıktılar. Kendi adamları olan Sabetaycı gizli Yahudi Menderes’i deviriken kullandıkları kadro arasında Türkeş de vardı. Bu proje çerçevesinde kullanılan çok sayıda kripto Yahudiden biridir gerçek adının Alparslan Türkeş olup olmadığı hala kesinleştirilememiş olan bu şahıs… Oğlu Tuğrul Türkeş de aynı güç odakları tarafından Siyonizmin ve CIA’nın AKPKK’sinde bakan yapılmıştı. Millet uyanmasın diye de CIA’nın adamı gizli Ermeni Devlet Bahçeli ile sözde atışmış da bu sebeple çaresiz kalarak baba ocağından ayrılmış ve AKPKK’ye gelmiş rolü oynamıştı. Akademi Dergisi olarak gerçek kimliğini, niyetini ifşa ettik, bağlantılarını da iyice ifşa edecektik ki panikle geri çektiler.

Neden geri çekildiğini koca memlekette hala kimse anlayamadı. Diyanet’ten sorumlu devlet bakanı, Boşbakan yardımcısı, hükumet sözcüsü Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş’un onunla aynı anda neden aniden geri çekildiğini ve ta Turizm bakanlığına getirildiğini… Doğan Medya denilen ve resmiyette gizli Yahudi Aydın Doğan üzerinde gösterilen içimizdeki İsrail’in kurumsal medyasının neden aniden resmiyette el değiştirdiğini… CIA’nın AKPKK projesinin en kritik ailelerinden Karay Yahudisi Ülker ve Sabetaycı Yahudi Şahenklere neler olduğunu, bunları neden panik sardığını… Genel başkanı Meral Akşener’in bile Sabetaycı gizli Yahudi olduğu İYİ Parti projesinin etkili isimlerinden Kripto Yahudi Ümit Özdağ’ın hiç olmadık bir anda neden ansızın geri çekildiğini kimsenin anlayamadığı gibi…

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Mesut Yılmaz…

Konuşmalarının arasında durup düşündüğü anlara reklam koymak mümkün olan, aşırı gergin ve iç hesaplı şekilde, endişeli tarzda ancak konuşabilen… ADL, JDL, Bilderberg dahil Siyonizmin hemen bütün teşkilatları ile iletişimi ve işbirliği olan… Boşbakan iken resmi yurt dışı ziyaretlerinde bile kumar oynayan, bir seferinde çıkan kavgada mafya babasının birinin attığı kafa ile burnu kırılan ve derhal vatana ihanet dahil onlarca vahim suçlama ile tutuklu yargılanması gereken bir gizli Ermenidir.

”Türkiye’yi Türkler mi yönetiyor” serisi: Uğur Dündar…

O gün o programına çıkarttığı herkesin gerçek kimliğini, bağlantılarını, hedeflerini detayları ile bilen ama kendisi de onlardan olan bir kripto Yahudidir. Bu haline rağmen hayatı boyunca Türklük, Atatürkçülük, Türkiye vurgulu eylem ve söylemleri ile aslında sinsi surette ve militan seviyede Türk/Türkiye düşmanlığı yapmıştır/yapmaktadır. Siyonizm, ortadoğuda işgalleri kırk yıldır yapamayınca, Büyük İsrail projesi gerçekleşmeyince, yeni bir strateji olarak AKPKK projesi ile ılımlı İslamlı T.C. projesini devreye alınca, AKPKK ve el Kaide, el Nusra, IŞİD üzerinden bölgeyi mahvetmeyi ve sonra işgal etmeyi planlayınca, ülkedeki gizli iktidarlarının yıkılacağını düşünerek buna uymamış, kendisi gibi buna uymayan kripto Yahudi arkadaşları ile, başta da kripto Yahudiler Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan ile birlikte, resmiyette Sabetaycı gizli Yahudi Burak Akbay’ın üzerine gösterdikleri Sözcü gazetesinde yoluna devam etmiştir. Gizli kameralı özel ekiplerle birlikte, öğretmenleri ile birlikte Cuma namazına giden orta okul öğrencilerini takip ettirip sözde haber yapması hep hafızalardadır. Başörtüsü aleyhinde, milletimizin Müslümanca yaşama mücadelesi aleyhinde mücadelesi, yalanlarla, büyük suç kapsamında yaptığı sözde haberleri ve sözde açık oturumları hep hafızalardadır.

Hala vatana, millete ihanet suçlarını işlemeye devam ettiği Sözcü’de “Sınıfta namaz” şeklinde manşetler attırmaktadır. Sicili çok bozuktur. Yalan haberlerden, kumpas kurmaktan, haber mühendisliklerinden dolayı çok cezalar almıştır. Aydın Doğan medyası denilen paralel devlet teşkilatının, ihanetler de dahil on binlerce vahim suçunun gönüllü suç ortağıdır. CIA’nın kontrolünden kurtulmuş bir Türkiye’de, gerçekten Türk hukuk sistemi denilebilecek bir sistemin onu da tutuklamadan bir gün bile dışarıda gezdirmesine ihtimal vermek mümkün değildir. En büyük maskeleri, kendileri gibi kripto Yahudi olan Adıtürk adına ihanet ve terörle kurdukları hukuksuz, katliamcı ve hükümsüz rejimleridir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu görüntüden çok rahatsızız!

Hiç olmamış. Çok cinsiyetçi bir tavır olmuş. Neden kadınlar hala kenar köşelerde?

Orada, ortada bir kadın başkan… Kadın başkanın bir yanında sakalsız, bıyıksız bir erkek… Diğer yanında bir transeksüel… Onun da yanında bir eşcinsel… Öbür yanda da yarı çıplak bir manken gibi giyinmiş bir misyoner falan olmalıymış. Nedir bu böyle, yobazca bir şey olmamış mı? Hani eşitlik, hani cinsiyetçilikten ve homofobik tavırlardan uzak medeni bir duruş? Yakışıyor mu Türkiye’mize?

Biz şimdi kadrosu tıka basa gizli Yahudi ve gizli Ermeni dolu olan Oda TV karşısında… Sahibi Burak Akbay ve yazarlarından Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, Emin Çölaşan bile gizli Yahudi olan Sözcü gazetesi karşısında… İçleri tıkabasa çift kimlikli hain dolu olan Evrensel, Birgün ve benzerlerinin karşısında… İçimizdeki İsrail’in kurumsal gazeteleri olan Hürriyet, Milliyet, Vatan gibi gazetelerin ve bunların çok aydın kadrolarının karşısında… Sabetaycı gizli Yahudi olup Haldun Dormen’in oğlu ile “mecbur kalarak” evlenen Ayşe Arman Dormen karşısında mahcup mu olacağız? Bunları fonlayan, destekleyen, arkalayan AB ve ABD karşısında, onların da arkasındaki güç olan Siyonistler, masonlar karşısında mahcup mu olacağız? Milletimizi bu derece mahcup düşürmeye kimin ne hakkı var? Diyanet İşleri Başkanı FETÖ’cü Ali Erbaş olursa, bizi böyle mahcup düşürür. Değiştirilsin derhal…

İstemeyiz, neyse çağdaş yaşam dedikleri şey, icabı, yapılsın, mahcup olmayalım. Nikahsız sevgilisi ile gittiği restoranın erkekler tuvaletine geçip nasıl zina ettiğini maharet gibi yazısında anlatan ve azılı Türk/İslam düşmanı olan Ayşe Arman kadar çağdaş olalım. Yıkılmış, bitmiş, acınacak haldeki Avrupa milletleri kadar çağdaş olalım. Şimdilerde bir de “cinsiyetçi kelimeler” diye bir şeyler uydurdu Ayşe Arman, ona bu akılları hangi güç odakları veriyorsa onlar kadar çağdaş olalım. Katolik din adamlarının sıfatlarına bile bakılamıyor ya, onları o hale dönüştüren Masonlar kadar, uluslar arası Siyonist teşkilatların başındakiler kadar modern olalım, güncel olalım…

Diyanet başkanı kadın olmalı, kadınlar camileri basmalı, hususiyle alımlı genç kızlar camileri şenlendirmeli. Genç erkeler de camilere daha çok alaka gösterirler, öyle değil mi? Kadınlar mihraba geçmeli, kadınlar erkeklere A9 TV’deki gibi sohbetler vermeli. Rujlar, dudaklar, kaşlar, kirpikler, çekici vücut hatları ve bunları belli eden tarzda tesettür kıyafeletleri, Tekbir giyimin dillere destan tesettür kıyafetleri, ateizm, deizm, sembolizm, selefilik, IŞİD ve Nurettin Yıldız zihniyeti, mezhep inkarcılığı falan yayılmalı, önü açılmalı bunların…

Bakın Suudi Amerika bile bizi geçti. Kaçıncı yüzyıldayız biz kardeşim. Adamlar çağdaşlaşmak istiyorlar, kime ne? “Demokrasi var ülkede, kim karışır?” diyeceğim ama yok… Varsın olmasın, ne olacak? Masonlar, Siyonistler, CIA ve MOSSAD ne emir verirse, anında uyguluyorlar. Çok açık fikirli, çağdaşlaşmaya çok müsait insanlar, öyle geçiş süreci falan da yok ha, hemen, hiç durmadan uygulamaya konuyor en radikal çağdaşlaşma projeleri bile… Biz niye onlar kadar çağdaş olamıyoruz? Demek ki basınımıza derhal beş ya da on Ayşe Arman takviyesi gerekiyor. Sahi, Ayşe Arman uzaktan uzağa vuracağına, neden Diyanet reisesi yapılmıyor? Af ederiniz reise dedim, cinsiyetçi bir kelime oldu. Kadın da olsa reis demeliydim.

Bu çağdaşlık hamlelerine direnen gerici ve yobaz Sünni cemaat ve tarikatlara devlet gücü ile operasyon yapılmalı. Ne oldu o şeyler beklediğimiz o Tügva, Türgev, Maarif Vakfı, İnsan ve Bilim Vakfı, Gönüllü Teşekküller Vakfı ve benzerleri? Bu nedenle kurulmadılar mı? Çok umutluyduk onlardan şu çağdaşlaşma mücadelemizde, beklenen randımanı vermediler mi? “Ne kadar duman, o kadar randıman” diyen ve derinlerin her emrini yerine getiren sahte Javs’a gitsek, kuvvetli nefesi ile bir okuyup üfürmez mi? Ne oldu Turan Kıratlı, Nurettin Akman, Avukat Zeki Çalışkan, Avukat Hayrullah Karadeniz, ne oldu Şevket Tandoğan? Böyle kıymetli insanlara devletimizin her türlü imkanını, istihbarat gücü de dahil olmak üzere seferber etmeliyiz. Zaten Diyanet’ten sorumlu devlet bakanı olan Numan Kurtulmuş’un bile Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu çağdaşlık düşmanları fark ettiler, ifşa edip geri çektirdiler. Bir de bu derneklerimiz ve adamlarımız ifşa olursa, çok zorlanırız. Her türlü destek ve koruma sağlanmalı bunlara…

Erdoğan gerici tarikatlar karşısında duvara çarpmış gibi susmuştu, hiç iyi olmamıştı. Yeniden mezhepsizlik ve güncelleme çağrıları yapmalı. Susacak ne var? Ülkede demokrasi var, kimse karşı duramaz bizim çağdaşlaşma projelerimize… Tamam, tıka basa gizli Ermeni, gizli Yahudi, Mason ve misyoner dolu olan hatta sembol isimlerinden Türkan Saylan bile kripto Ermeni ve gizli bir misyoner olan Çağdaş Yaşamı Destekleme derneği de var ülkemizde ama Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden bu çağdaşlaşma mücadelesini vermek daha etkili olacaktır. Bu arada, Sözcü gazetesinin Sabetaycı yazarlarından Emin Çölaşan’ın karısı Sabetaycı Tansel Çölaşan’ın başında bulunduğu Atatürkçü Düşünce Derneği ile de oturulup konuşulmalı. Bu projeleri sadece AKP’nin projeleri gibi görmemeleri, fikir farklılıkları varsa da bu çağdaşlaşma projelerine destek vermeleri ya da en azından, AKP’ye olan düşmanlıkları nedeni ile bu projelere set olmamaları istenmeli.

Mehmet Fahri Sertkaya

Dönmelik / transeksüellik akıl hastalığıdır.

BRAVO RUSYA!

Biz yapsak, içimizdeki İsrail, bizden daha çok Türk gözüken sözde Türk, özde gizli Yahudi güç odakları ve basın “SKANDAL” diye başlıklar atardı Türkiye’de…

Onlarca yıldır Türk milletini de Avrupalılar gibi eşcinsel, luti-ibne, zinakar, veled-i zina, dönme-transeksüel yapmak için harcadıkları çabanın heba oluşu karşısında iyice çirkefleşirdi içimizdeki İsrail…

Rusya “Transeksüellik akıl hastalığıdır.” dedi… “Transeksüeller de diğer akıl hastaları gibi ehliyet alamazlar” diye karara bağladı. İsabet de etti.

Bakalım ülkemizdeki bütün bu manevi ve ahlaki çöküşlerden birinci derecede mes’ul oldukları halde sanki hiç yokmuşlar gibi varlıkları hissedilmeyen yüz küsur bin Diyanet personeli, imamlar, müftüler, akademisyenler ne diyecekler… “Elin Hristiyan Rusya’sı bile vatandaşlarının ruh, akıl ve beden sağlığını korumak için, nesilleri korumak için gayret gösterip farkında olmadan İslami ölçülere ulaşırken, Müslüman ülkesi olduğunu iddia ettiğimiz Türkiye’nin bu halde oluşuna hatta daha da beter edilmek istenmesine bizler karşıyız. Memlekette bu feci gidişe mani olması gereken asıl kişiler biziz. Ve görevimizi de yerine getireceğiz.” diyebilecekler mi? Ya da “Salla başı, al maaşı, al abdesti kıldır namazı, karışma hiçbir şeye, sonra hoop cehenneme, hem de yüzbinlerce kişinin mes’uliyetini de yüklenerek”ayarında yollarına devam edecekler mi?

Gerçi genel evlerden toplanan vergilerle maaşlarının ödenmesine bile ses etmeyen bu koca ordu misali kadrolar, bilmem ki bu yazdıklarımı kale alırlar mı?

Rusya 2013’te “Gelenek dışı yaşam tarzlarının yüceltilmesini” yasa dışı ilan etmişti. Bizde de sözde İslami, özde Siyonist ürünü AKP iktidarı, sözde AB’ye uyum yasaları çerçevesinde zinayı suç olmaktan çıkartmış, eşcinselliği serbest bırakmış, kilise evleri yasal güvence altına almış, domuz etini kasaplık hayvan statüsüne getirmiş ve şu Müslüman milletin dinen ve ahlaken en kısa sürede mahvu perişan olması için elinden gelen her şeyi yapmıştı.

Bu Türkiye’nin, dünyanın dört bir yanında yanan, yıkılan, alt üst olan, depremlerle ve tsunamilerle dümdüz olan bölgelerden aslında hiçbir farkı kalmadı. Oraların yıkılmasına sebep olan her türlü ahlaksızlığı nihayet bu topraklarda da iyice yaygınlaştırdılar da zahiri aklın almadığı bir manevi sebeple ayakta duruyoruz. Lakin bu da bir yere kadar olur. Bir yerden sonra o himmet çekilir ve Türkiye de alt üst olur. İyiler dik durmalı, mücadele etmeli, iyiliği emir edip kötülükten vazgeçirmeli ki en azından umumi/genel bela gelmesin.

Mehmet Fahri Sertkaya

Derin Tarih dergisinin çirkin yüzü | Kimmiş kahraman? Fevzi Çakmak mı, Rauf Orbay mı, Kazım Karabekir mi?

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, rauf orbay, fevzi çakmak, sabetaycılar, üzeyir garih, masonlar, gizli yahudiler, FETÖ, yamanlar koleji, gizlenen gerçekler, Kazım Karabekir, peyami safa, mustafa armağan, derin tarih, küçük hüseyin efendi, alarko, bedirhan aşireti

Kimmiş kahraman?

Sahip oldukları yarım yamalak ilim ile, bir Siyonist pususu olduğu somut yüzlerce delil ile meydanda olan AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüne yardım ve yataklık eden kişilere ve çakma dergilerine itibar etmeyin…

Derin Tarih’te “kahraman” denilen kişilerden Fevzi Çakmak ve Rauf Orbay gizli Yahudi kişilerdi. Ülkemizde, Türk ve Müslüman hakimiyetini tamamen ve sonsuza kadar yok etmek için hile, ihanet hatta tedhiş ile kurulan Kamalizm maskeli Sabetayist Yahudi rejiminin gönüllü askeriydi bunlar… Türk ve Müslüman görünürken, ya da Kürt ve Müslüman görünürken, Türk ve İslam düşmanlığı yapmış kişilerdi. 

Fevzi, 22 sene Sabetaycı gizli Yahudi Kemal Atatürk’e ve onu oynatan Sabetaycı kliğe, gönül rızası ile ve sorun çıkartmadan Genelkurmay başkanı olarak emir erliği yapmıştır. Öldüğünde, vasiyeti gereği, Müslüman görünen ama aslında gizli Yahudi olan sözde şeyh Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarının dibine gömülmüştür. Çok sonraları,İçimizdekiİsrail‘in en üst yönetici kadrosundan 33 dereceli Mason ve Musevi Üzeyir Garih, Yahudi iç çekişmeleri gereği öldürülünce, cesedi Fevzi Çakmak ile Küçük Hüseyin’in mezarları arasında bulunmuştur. Garih, aslında kendi şeyhi olan ama hayatı boyunca Müslüman rolü oynadığı için Müslüman kabristanında yatan Küçük Hüseyin Efendinin mezarını çok sık olarak ziyaret ederdi. 

Kimse de kimliğinde bile Musevi yazan Garih’in bunu neden yaptığını sorgulamazdı. FETÖ’nün en üst kurucularından biri de bu Garih’ti, Alarko idi. FETÖ de “Kemalizm” projesi gibi, bu Yahudilerin projesiydi. Şimdi hamile kadınlarına ve el kadar bebeklerine kadar on binlerce Müslüman, hukuk dışı ve keyfi şekilde ceza evlerinde ama asıl FETÖ’cüler, bunlarla aynı klikten olan ve bunlardan talimat alan ülkemizdeki gizli Yahudi ve Mason sanatçılar, iş adamları, ünlüler, gazeteciler, sözde aydınlar, siyasetiçiler… Sezen Aksu’nun babası olup FETÖ’nün ilk eğitim müessesesi olan İzmir Yamanlar Koleji’ni kuran Sami’ye kadar, bu gerçek FETÖ’cülerin hiçbirine dokunulmuş değil. 

Fevzi Çakmak’ın karısı da, henüz yaşarken evini Musevi cemaatine bağışladı ve sinagog yapıldı. Bunları ve daha neleri neleri, sekiz-on senedir bütün Türkiye’ye duyurduk da, dinimizi ve değerlerimizi dünya menfaat ve siyasetine alet etmekte sınır tanımayan, böyle yapanlara Allah’ın lanet ettiğini bildikleri halde bunu yapmaya devam eden bu İslamcı kadro, bunları duymadı mı? Ya da anlattıklarımızın aksini mi ispat edebildiler? Bu nasıl Müslümanlık, bu nasıl vicdan, bu nasıl hak-hukuk-cihad-hizmet anlayışı? FETÖ de FETÖ diye diye en çok bağıranlar bunlar ama bu kripto Yahudi ve Mason gerçek FETÖ’cülerin hangisini hedefe koyup seslerini çıkarabilmişler. Güçleri sadece masum kadınlara, bebeklere mi yetiyormuş… İnsan hiçbir şey yapamazsa, dik duramazsa, bedel ödeyemezse, hiç değilse sessiz ve tarafsız kalır da ilahi tokadı yemez. Lakin bunlar hala gerçek paralel devletin adamlarını markalaştırmak, kahramanlaştırmak derdindeler. üstelik, buna yol-zemin kalmadığı halde, gerçekler bunca senedir izah ve ispat edildiği halde bunu yapıyorlar. 

Sabetaycı Adnan Menderes konusunda da aynı samimiyetsiz tavırlarını, inatla sürdürmek gayretindeler ve onun gerçek yüzünü kabullenmek istemiyorlar. Çünkü her yanı nifak kokan çakma davaları, partileri, cemaatleri, tarikatları, liderleri, dergileri, televizyon kanalları, her şeyleri temelden çökecek bu gerçekleri kabul ettiklerinde… 

Rauf Orbay da aynı ihanet kliğinin bir adamıydı. Fark şu ki daha çok Sabetaycı gizli Yahudilerden ve gizli Ermenilerden oluşan ve hukuksuz şekilde “Kamalizm”i, “Atatürkçülüğü” kutsallaştırıp dokunulmaz yaparak kendilerini bunların arkasında sağlama alan bu ihanet şebekesinde o, Kürt Yahudisi kökenli olan az sayıdaki kişiden biriydi. Bedirhan Aşireti olarak bilinen Kürt Yahudisi aşiretin mensubuydu. Bu gün, bir Siyonist/gizli Yahudi/Gizli Ermeni/Mason ihanet partisi olan İttihat ve Terakki (Birlik ve Kalkınma) Partisinden hiç farkı olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin asıl kurucularından biri olan ve ‘Tayyip’i Tayyip yapan adam’ olarak bilinen CIA casusu, gizli Boşbakan, İçimizdeki İsrail’in etkili adamlarından Cüneyt Zapsu’nun soyu da bir yandan Sabetaycı Yahudi Uzel’lere, bir yandan da bu Bedirhan Aşireti’ne ve Kürt Yahudilerine çıkar. Bunları da sekiz-on senedir, çok etkili şahısların isimlerini vere vere anlattık. Arama motorunda aratınca bulunabilir. Siyonizmin AKPKK’si ve ismi geçen vatan hainleri davacı olamadıkları halde, bu sitelerimize keyfi şekilde, KHK bahaneleri ile “katliam” denebilecek erişim engelleri uygulandı ama çoktan herkes her şeyi duymuştu ve VPN ile girebilirsiniz… 

Gelelim Kazım Karabekir’e… Hiç uzatmaya gerek yok. En özet ve isabetli şekilde şöyle anlatılabilir ki, tam bu Derin Tarih ekibi gibi bir ayardaydı. Müslüman mı, değil mi, vatansever mi, değil mi, bazen faydalı çıkışlar yaparken niyeti hayır mı, değil mi, niyeti hizmet mi, cihad mı, yoksa şahsi çıkarlar mı, anlaşılmayan, samimi bulunmayan, itibar edilmeyen, egosundan yanına yanaşılmayan, İslam’ın en temel meselelerine bile içten içten itiraz halinde olup bunu açıkça meydana koyamayıp acayip davranışlar içine giren, Müslümanlığı ve vatan davası lafta olan boş adamın tekiydi. Yaşıyor olsaydı, sokakta denk gelseydim, boş adamın teki olan Kadir Mısıroğlu’na vermediğim gibi ona da selam vermez, selamsız geçerdim. 

Kendinizi yakın geçmişteki ve günümüzdeki İslamcıların tuzaklarından, şerlerinden koruyun. Dininizi, lisanınızı, davanızı bunlardan öğreneceğinize cahil kalın, daha ehven-i şer olur. Allah’ın dinini bile dünya menfaat ve siyasetine alet eden ve din diye, dava diye diye yamuk oldukları apaçık göz önünde olan adamları, akımları destekleyip tavsiye eden ve hatta kahramanlaştıran kişilerden, aslandan kaçar gibi değil, daha şiddetli kaçın. Aslan sizin dünyanızı/canınızı alır. Bunlar sonsuz hayatınızı, bitmek bilmeyen hayatınızı cehenneme çevirirler. 

Şu Kadir, kırk yıldır bastığı ve mut’a nikahına bile cevaz veren ve sapıklık dolu kitabını, son senelerde defalarca infiale sebep olduğu, tepki aldığı halde inatla yayından kaldırmayacak kadar ve saçma sapan siyasi, tarihi görüşlerini, görüşlerinin/iddialarının aksi bin türlü ispat edilmiş ve kendisi aciz düşmüş olduğu halde değiştirmeyecek kadar tehlikeli bir adam. 

Son iki asır içinde ve günümüzde, takdir edip tasvip edebileceğiniz bir avuç gerçek Müslüman var. Bunu peşinen kabul edin, ahir zamanda olduğunuzu, Deccal fitnesinin son döneminde olduğunuzu ve dünyaya iki asırdır küfrün hakim olduğunu bilin de, ömrünü boşa harcayanlardan, ahiretini tehlikeye atanlardan olmayın. İslamcı olmayın, İslamcı olmayın, İslamcı olmayın. Particilik yapmayın, dininizin, davanızın her meselesini parti ve lider ekseninde değerlendirmek hastalığına kapılmayın. Dosdoğru Müslümanlar olun. İslamda böyle bir seçim sistemine de, particiliğe de, bilen bilmeyen herkesin kitap yazmasına da, görüş beyan etmesine de, oy kullanmasına da izin yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Gerçek paralel devleti ifşa ediyoruz!

BAŞKA BİR GÖZLE BAKACAKSINIZ

Evrimi savunan da Sabetayist, sözde ona cevap veren de Sabetayist. Kanal da Sabetayistlerin…

Gerçek paralel devleti ifşa ediyoruz.

Bundan sonra Türkiye’deki televizyon kanallarına, milletin tepkisine rağmen sık sık bu kanallara çıkartılanlara, bu kanallardaki programlara, dizilere, daha başka bir gözle bakacaksınız. Bundan sonra bu ülkede kimlerin neler çevirdiğini, neler çevirmek istediğini, hepiniz hemen anlayacaksınız.

Sabetayist gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan ve bünyesinde çok sayıda kripto çalıştıran Haber Türk kanalına çıkartılan, yaratılışı savunan Sabetayist Caner Taslaman’ın karşısında, ona inat Darwinizmi savunan Örsan Kunter Öymen de Sabetayist bir gizli Yahudidir.

Babası meşhur CHP’li Örsan Öymen’dir. Kendisi de bu derece vasıfsız haline rağmen bir profesör doktordur ve CHP içinde önemli bir isimdir. Amcası Altan Öymen, Sabetayist Kamal Atatürk marifeti ile Sabetayist kliğin kurduğu Halk Fırkası’nın, bu günkü adı ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir dönem genel başkanlığını yapmıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İngiliz derin devletinin, uluslar arası gizli Siyonist teşkilatların, Masonluğun ve en çok da içimizdeki İsrail’in Sabetaycı kliğinin gayretleri ile kurulmuş ve yönetilmiştir. Tarihi boyunca İslam’la ve milli değerlerle mücadele etmiştir. Ülkede ana unsur olan, ezici farkla nüfusun çoğunluğunu oluşturan Müslümanların, en temel insan hak ve hürriyetlerinin bile zorbaca, keyfi ve hukuksuz olarak engellendiği ve Kamalizm maskesi giydirilmiş Sabetayist rejimle özdeşleştirilmiş bir sözde partidir. 1923-1950 yılları arasında aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya kadar tek parti düzeni ile milletimizin milli ve manevi değerlerinden uzaklaştırılması, dönüştürülmesi yolunda kullanılmıştır.

Azınlık unsurların, Türk ve Müslüman kimliğine bürünerek, hile, ihanet hatta tedhiş ile Türkleri ve Müslümanları kontrol etmek, dünyevi ve uhrevi/itikadi anlamda dönüştürmek, kılık kıyafetine kadar, alfabesine, tarihine kadar değiştirmek/dönüştürmek için kullandığı ve bu kadar keyfiliği, zorbalığı, saçmalığı, gayr-i İslami ve Türk kültürüne ters şeyleri kutsallaştırmak, çağdaşlığın tek yolu göstermek için kullandığı bir sözde partidir. En kısa tarifi ile İçimizdeki İsrail‘in, İçimizdeki Ermenistan‘ın ve Siyonizm’in ortak projesidir.

Bu günkü genel başkanı, Siyonist para spekülatörü George Soros tarafından ve Soros’la paslaşan İçimizdeki İsrail ve Masonluk tarafından, ülkemizin önde gelen kripto Yahudi ve Ermeni patronları tarafından o konuma getirilen gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Soros ile ve İçimizdeki İsrail ile irtibatlı olanın, doğrudan ya da dolaylı yollardan CIA ile irtibatlı olmaması ise imkansızdır. Ondan önceki genel başkan Deniz Baykal da dahil olmak üzere, bu sözde partinin genel başkanlarından Mustafa Kamal Atatürk dahil nerede ise tamamı ve partinin önde gelen etkili isimleri her dönem daha çok kripto Yahudiler, en çok da Sabetaycı Kripto Yahudilerdir. Bazı dönemler, bazı önde gelen isimler ise kripto Ermenilerdir. Şu anda partide Kılıçdaroğlu’nun çevresinde, onun gibi gizli Ermeni ve gizli Hristiyan birçok kişi vardır.

Bu basın ve medyanın, bu sözde partinin, Aladağ yurt yangını meselesini araç edinerek yapmak istediği de; yıkılmak üzere olan düzenlerini kavileştirmek, bu niyetle ülkedeki açık ara en güçlü İslami cemaat olan ve kendilerine en büyük tehdit olarak gördükleri grup olan Süleymancıları bu millete terörist gibi göstermek, karalamak, mümkün olursa yok etmektir. Hatta bir oldu bitti ile, daha önce yaptıkları gibi, tarihleri boyunca yaptıkları gibi hukuksuz ve keyfi şekilde ülkedeki dini özgürlükleri zorbaca, kanunsuzca engelletmektir. Şu anda FETÖ bahanesi ile yapılan operasyonları bile aslında yapan AKPKK değil, bu güç odaklarıdır. Hedef bu bahane ile bütün Müslümanların devlet kurumlarından, sanayiden, ticaretten tasfiye edilmesi, ezilmesi, yok edilmesidir. Bütün cemaat ve tarikatların bitirilmesidir. AKPKK’yi kuranlar da, logosuna yedi kollu Yahudi şamdanı koyanlar da, yönetenler de aynı kliklerdir. Mesela Sabetayist Deniz Baykal’ın çok yakın akrabası olan Sabetayist Bülent Arınç, AKPKK projesinin en kritik isimlerinden biridir.

Unutmadan, Terakki Vakfı okulları, Şişli Terakki okulu, Işık okulları, Işık Üniversitesi hep Sabetayist gizli Yahudilerin, yani bu ülkedeki gerçek paralel devletin eğitim kurumlarıdır. FETÖ’nün eğitim müesseselerinden ilki olan Yamanlar Koleji’ni kuran kripto Yahudi Sezen Aksu’nun babasıdır ve bu adam hala hayatta olmasına rağmen bırakın tutuklanmayı, sorgulama süreci bile geçirmemiştir. Paralel devlet olduğu iddia edilen FETÖ, bu gerçek paralel devletin bir oyunundan başka bir şey değildir.

Basın ve Medya lincine, vekil görünümlü acayip bağlantılı kripto tiplerin art niyetli yönlendirmelerine, açıklamalarına, bunların organize suç kapsamına giren faaliyetlerine aldanmayın, kapılmayın.

Bir sakin olun ve hakkaniyetle neler olduğunu sorgulayın. O Aladağ yurdunda kimse kimseyi kasten yakmadı. Kimse kasten akıl almaz ihmaller zinciri sergilemedi. Hala hiç kimse o yurt dahil Aladağ’da çok sayıda haneyi art arda yakan ve bölgede yeni takılmakta olan EneriSA sayaçlarını bir kez olsun dillendirmedi. O yurttan sonra bile Aladağ’da o EnerjiSA sayaçları nedeni ile başka hanelerin de cayır cayır yanıp kül olduğunu dillendirmedi. Merdiveni bile olmayan ve su bile sıkamayan sözde itfaiyenin, kasten yalan rapor yazan ve raporu gerçekleri yazan Emniyet’in raporu ile çokça çelişen itfaiyenin, başka suçlardan yargılanmakta olan, hukuki açıdan riskli bir yerde duran ve bu yangından dolayı da yargılanmamak için kasten yalanlar söyleyen, “Çocuklar yangın merdiveninin dibine kadar gelmişler, orada yanarak can vermişler” yalanını söyleyen Adana Belediye başkanının, hatta daha en baştan “Asıl suçlu benim. Ben yargılanmalıyım” diyen Aladağ Belediye başkanının, hala yargılanmadığını bilip de Süleymancılara bu linci yapanlar, hem deşifre olacaklar, hem yargılanacaklar. Dünya genelinde, bunların adını duymadıkları yerlerde bile, bunca senedir başarı ile insanlığa hizmet eden ve bunu çokça çileler çekerek, maddi karşılık beklemeden yapan ve gayr-i Müslim milletlerin bile takdir ettiği kişilerdir Süleymancılar…

İzleyin, Süleymancılar, kendilerine bu kadar zamandır ahlaksızca ve kuralsızca ve organize şekilde yapılan basın ve medya lincinin intikamını, hukuki sınırlar içinde çok ama çok sert alacaklar.

Boğazımıza kadar getirdiler. Bu yapılan hak değil, adalet arayışı değil, hak arayışı değil, insanlık dışı ve hukuken suç kapsamında olan bir karalama, sindirme, yok etme operasyonu…

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu MAN’lara dikkat edin. Bunlar çok kötü çarparlar adamı. Kamyon çarpmışa dönersiniz…

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, içimizdeki israil, gizli yahudiler, man'lar, kripto Yahudiler, gizlenen gerçekler, siyonizm,

Bu MAN’lara dikkat edin.

Bunlar çok kötü çarparlar adamı. Kamyon çarpmışa dönersiniz… 

Para, mal, mülk, din, iman, şeref, ahlak, her şeyinizi sinsi sinsi alırlar elinizden. 

Kendilerinden başka ırklara mensup olanların insan olmadıklarına, onların her şeylerinin aslında kendilerin ait olduğuna ve onlara her ne yaparlarsa yapsın hesap sorulmayacağına inanıyorlar. Ve bu ülke hatta bu dünya, bu mel’unlar yüzünden bu kadar vahşi ve acılarla dolu halde.

➥ Çerman, Dikman, Yazman, Gökman, Usman, Savaşman, Başakman, Sezerman, Akman, Arman, Tanman, Kayaman, Kutman, Man, Kutuzman, Kuntman, Sayman, Dorman, German, Berkman, Berikman, Barkman, İpekman, Alpman, Çelikman, Kefman, Yurtman, Tarıman, Parman, Arsman, Duman, Sirman, Yalman, Yükman, Yalaman, Rayman, Elerman, Gotman, Gürelman, Gökçeman, Kılman, Çakılman, Ayman, Özerman, Orman, Pekman, Tezelman, Buluman, Adaman, Hürman, Hüsman, Feyman, Kamman, Ferman, Tekman, Ataman, Yeman, Kuzeyman, Bekerman, Felman, Fesman, Bilişman, Atalayman, Yerman, Yelman, Balman, Yarman, Kahrıman, Buyurman, Teoman, Belman, Korman, Koraman, Oraman, Gökerman, Acıman, Toraman, Canman, Rodopman, Dişman, Çırakman, Tunçman, Eleman, Denizman, Konukman, Adıman, Iderman, Ekerman, Özman, Şanlıman, Kahman, Hetman, Yenerman, Akaman, Pekman, Işıkman, Gülerman, Hasman, Erkman, Selman, Bayman, Karaman, Sezerman, Dalman, Cinman, Olgaçman, Cerahman, Dirikman, Dizman, Dudakman, Duruman, Doğuman, Korman, Okman, Tengizman, Seyman, Sarpman, Belman, Barman, Gülman, Ferman, Darman, Gülenman, Dolman, Özalpman, Halman, Usman, Başman, Dilman, Akkerman, Akerman, Kopraman, Kırımman, Haslaman, Sütman, Hergülman, Oyman, Akleman, Tokman, Taslaman, Vardarlıman, Hekiman, Yeyman, Urasman, Özerman, Yasaman, Yetman, Nayman, Önderman, Turman, Otman, Dedeman, Şişman, Sinman, Danışman, Arıtman, Bilgeman, Eriman, Tunaman, Turaman, Elman, Sakman, Baydarman, Çarıkman, Kapanman, Kapelman, Erenman, Odman, Odaman, Acıman, Ozman, Akosman, Haslaman, Uzman, Arıman, Ariman, Ünman, Kusman, Sezginman, Ülman, Kolman, Sezerman, Sunman, Akgerman, Akkirman, Ulusman, Elaman, Poluman, Edman, Eğitman, Ehman, Osman, Uçman, Sarman, Örsman, Kasman, Oğuzman, Balaman, Sayılman, Özsağman, Çaman, Öğütman, Alman, Poluman, Selikman, Selekman, Sümerman, Silman, Talayman, Yöneyman, Erkayman, Rayman, Narman, Zerman, Sonman, Rodopluman, Rodopman, Kirman, Parlakman, Canerman, Kirmanoğlu, Doğruman, Nartman, Danişman, Elarman, Kotaman, Elçiman, Erikman, Erakduman, Erataman, Özataman, Erakman, Keyman, Emirosman, Esotman, Esman, Darman, Ayraçman, Etiman, Tabuman, Dalayman, Dizman, Gaman, Ziraman, Zoraman, Zorluman, Zerenman, Türkman, Forsman, Arkman, Samman, Ardaman, Artman, Ersalman, Tozman, Solman, Yeyman, Uralman, Sözerman, Hünerman, Könüman, Evman, Katıman, İsman, Çinman, Herman, Arduman, Tanışman, Eruçman, Ahman, Idiman, Birman, Araman, Zilberman, Bankman, Seliman, Evciman, Kefman, Kentman, Kuluman, Kurçman, Evman, Ezerman, Aslanman, Arcıman, Arıkman, Nasman, Özakman, Bulguman, Delman, Küreman, Harman, Teoman, Antman, Dokuman, Mutman, Duraman, Haman, Egeman, Barmanbek, Oktayman, Altunman, Hatman, Yılman, Özdenizman, Yelman, Yatman, Bagman, Ilman, Pesman, Güleman, Guleman, Yelman, Berman, Harman, Kıcıman, Hüsman, Reman, Herman, Yalıman, Gürlüman, Arciman, Akiman, Soyman, Sümerman, Işıtman, Özüyaman, Peyman, Turman, Ülevman, Kıraman, Onurman, Okman, Sağısman, Aytaman, Akyerman, Hacaman, Ovatman, Mirman, Özatman, Ağırman, Yasdıman, Yastıman, Yıldızman, Umarusman, Ziraman, Yayman, Özüerman, Sorman, Misman, Eralpman, Mazman, Çağırman, Tenerman, Savman, Piyman, Gilman, Girginman, Girman, Gökderman, Gözerman, Közkaman, Filizman…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tipik bir AKP iki yüzlülüğü; Seferberlik ilan etmişler…

ahmet davutoğlu, Karay Yahudileri, içimizdeki israil, gizli yahudiler, ülker, ali ülker, sabri ülker, murat ülker, gizli yahudiler, Özgecan Aslan, ibnelik, eşcinsellik, livata - eşcinsel ilişki, zina,

Karay Yahudisi kökenlere sahip boşbakanımız Devitoğlu “Kadına yönelik şiddete karşı seferberlik başlatıyoruz” demiş. 

Özellikle son beş altı senedir bu seferberlik halinin zaten uygulandığını görüp duruyoruz. Ama bu kadar yıl sonra bile somut bir gelişme göremiyoruz. Tabandan gelen bir düzelmeyi hiç mi hiç göremiyoruz.

Nerede ise her kadının başına bir koruma polisi dikmeye varacak kadar cahilce, yanlış, isabetsiz politikaların belirlendiğini ve uygulanmaya çalışıldığını gördük. İl Emniyet müdürlerinin “Şu kadar bin polisimi kadınları korumaya tahsis ettim. Daha şu kadar bin polise daha ihtiyacım var. Ben ne yapabilirim.” şeklindeki açıklamalarını dinledik. Türkiye’nin bir polis devletine dönüştüğünü, bu polislerin angarya işlerle görevlendirildiğini, milli ekonomimize çok büyük bir yük olduğunu gördük. 

Her kadının başına tek tek bir koruma polisi de verilse kadınlar korunamaz. Manevi-ahlaki eğitim verilmeden, Türk aile yapısını perişan eden TV kanalları, filmler, diziler, kadın programları, gazete yayınları, gazetelerin kadın ekleri, kadın dergileri hizaya getirilmeden ve kadınları şımartan, özgürlük söylemleri ile batağa sürükleyen başta Masonik kökenli ya da Misyoner kökenli ama gerçek yüzünü gizleyen yapılanmalar ve türlü amiller yasal destekle ortadan kaldırılmadan, hiçbir ciddi çözüme gidilemez. Polis teşkilatına harcanan para maddi ve manevi sahada eğitimin kalitesinin artırılmasına harcansa idi, bunca yıl sonra tabandan gelen ve engellenemeyen bir düzeliş olacaktı. Oysa AKP hükümetleri ve liderleri demagog söylemler ile halı uyuturken, diğer yandan eşcinselliği, zinayı ve hatta evlilerin zinasını bile serbest bıraktı. İnsanları manen öldürüp domuzlaştıran domuz etini bile kasaplık hayvanlar arasına katıp serbest bıraktı. Zamanında çok ciddi toplumsal tepki ile karşılaşan kilise evleri yasal korumaya almak için yasa bile değiştirdi. Misyonerleri eleştirenleri “Hakaret ve tehdit” suçlamaları ile cezalandırdı. 

Aslında parti logosunda bile Siyonistlerin yedi kollu şamdanı bulunan ve tamamen CIA-MOSSAD ortak projesi olarak kurulan AKP, görevini yerine getirdi. Şimdi bu gibi söylemlerle, halkta biriken enerjiyi boşaltmaya, keklik olanları hala avlamaya çalışmaktan başka bir şey de yapmıyor. 

Kadını koruyacağız diye devlet eli ile tam bir kaos oluşturuldu. Erkek itildi, kakıldı, ikinci sınıf görülür oldu. “Haksızlığa uğrasan bile susacaksın” ayarına getirildi. On gün evli kaldığı kadına bir ömür nafaka vermekle cezalandırıldı. Cezaevleri ayrıldığı karısına nafaka ödeyemeyen girip çıkıp duran erkeklerle doldu. Kadın daha da şımardı. Daha çekilmez tavırlara girdi. Kendini devlet yerine koydu. Ve erkek de yapısı gereği erkeklik yaptı. Adliyede, onlarca polisin arasında bile olsa kadının vurdu. Hep beraber izledik bunları… Gördük ki polis bir kaç metre yakınında iken bile, kadınlar kocaları tarafından yine vuruldu. Tasvip ediyor muyuz? Hayır. Ama görünen köy klavuz istemez. Kadınlar yine vurulacak. Çünkü bu sistemin mimarları, şu anda hala gücü elinde bulunduran derinler, bu milletin kadınını da erkeğini de insandan saymıyorlar. Goyim diyorlar ve dünyalarını da ahiretlerini de perişan etmeye hakları olduğuna inanıyorlar. 

Artık goyimler intikam almalı. Artık düzeni kuran kriptolar al aşağı edilmeli. Yoksa hiçbir şey düzelmeyecek. 

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

Teşkilât-ı Mahsusa başkanı Yahudilerin dünya hakimiyeti için ne kadar alçabildiğini anlatıyor.

(…) Ben Teşkilât-ı Mahsusa’da çalışırken dünyaya egemen olmak isteyen bu uluslararası Siyonist Örgütü’nün elimize geçen 21 maddelik talimatları vardır ki ne kadar anlamlıdır. Burada şöyle yazılıdır:

1. Genç kuşakları ahlak dışı yönlendirmelerle yozlaştırmalı.

2. Aile hayatını yıkmalı.

3. İnsanlara yeteneksizler, bilgisizler hükmetmeli.

4. Sanatı zayıflatarak edebiyatı açık saçık ve şehvetli bir hale sokmalı.

5. Kutsallığa saygıyı yıkmalı, saygıyla anılan kimseler hakkında ahlaksızca olaylar uydurmalı.

6. Sınırsız bir lüks, baş döndürücü modalar yaratmalı, çılgınca tüketime alıştırılmalı.

7. Kalabalıkların vakitleri, eğlenceler, oyunlarla oyalanmalı, herkes düşünmekten alıkonulmalı.

8. Aşırı fikirlerle düşünceler zehirlenmeli, gürültü ve kargaşalıklar yaratılmalı, sosyal sınıflar arasına kin ve güvensizlikler sokulmalı.

9. Aristokratlara müthiş vergiler koyarak onları bunaltmalı, aralarına kin ve güvensizlik saçmalı.

10. Mal sahipleriyle işçilerin arasını bozmalı, grevler, sabotajlar düzenlemeli.

11. Yüksek tabakanın moral gücünü her çareye başvurarak kırmalı.

12. Sanayinin tarımı ezmesine olanak vermeli, böylece köylü sınıfını ortadan kaldırmalı.

13. Saçma düşünceler ortaya atarak halkı gerçekleştirilmesi olanaksız düşüncelerle dolambaçlı yollara yönelmeli.

14. Hayat pahalılığını körüklemeli, ücretleri arttırmalı.

15. Uluslararası sorunlar yaratarak uluslarar asına kin ve nefret tohumları serpmeli.

16. Ulusların kaderlerini eğitim ve öğretimden yoksun kimselerin ellerine bırakmalı.

17. Bütün hükümet şekillerini değiştirmeli, birçok sırları açıklamalı.

18. Yasal yönetim şekillerinden kayıtsız koşulsuz despot bir yönetime geçilmeli.

19. Siyasî ekonomik krizler yaratmalı, servetleri yok etmeli.

20. Mali istikrarı bozmalı, ekonomik krizleri çoğaltmalı, spekülasyonlara, enflâsyonlara yol açmalı, altını belirli ellerde toplamalı, büyük sermayeleri felce uğratmalı.

21. Hükümetlerin ölümlerini hazırlamalı: İnsanlığı dert, acı ve yoksulluk içine atmalı.

Teşkilât-ı Mahsusa’nın dikkatli takibi sonucunda ulaştığımız gerçek şudur ki, 1892’den beri dünyamız, bu düşüncedeki Yahudilerle mücadele halindedir. Bunlar bir “Dünya İhtilali” hazırlamaktadırlar.

Bugün o Yahudilerin plânları dâhilinde kurulmuş olmasa da bir bağımsız Yahudi devleti bulunmaktadır ve Ben-î İsrail(Yahudiler) ile Arap dünyası arasında devamlı bir savaş durumu vardır. Bundan dolayıdır ki, Arap dünyasını elinde tutan Ruslarla, İsrail Devleti’ni destekleyen Amerikan ve İngiliz Bloku arasında üçüncü bir dünya savaşının tohumları Ortadoğu’da gömülüdür. Ortaya çıkacak bir savaşta Birleşmiş Milletler üyesi devletlerin dörtte üçü Yahudilere taraftar olacaktır. Diğer taraftan komünist liderler de Arapları, düşman blokun öncülerine karşı sürecektir.

| Hüsamettin Ertürk 
(Teşkilat-ı Mahsusa’nın son başkanı)

Kaynak: Teşkilat-ı Mahsusa, Samih Nafiz Tansu, Sayfa: 45,  Nokta yayınları

Uzaylıların Allah inancı var mı? Haktan Akdoğan’ın bu soruya verdiği cevabın arkasındaki sarsıcı gerçekler: Gizli Yahudilik, Kabalacılık, New Age tarikatlar, Vahdet-i Vücud sapıklığı…

Haktan Akdoğan’ın bu soruya verdiği cevabın arkasındaki sarsıcı gerçekler: Gizli Yahudilik, Kabalacılık, New Age tarikatlar, Vahdet-i Vücud sapıklığı…

Bir insan anayasal bir hak olarak fikir ve vicdanında, dininde ve görüşlerinde özgürdür. Yahudi, Hristiyan, Ateist, Komünist, Deist ve diğer bütün inançlardan ya da inançsızlıklardan birine tabi olabilir. Bu onun en temel anayasal haklarından biridir.

Lakin bir insan, yüzde doksan küsuru Müslüman olan ülkemizde, kendisini Müslüman tanıtarak, uzay ve uzaylı konularında İslami referanslarla milletimizin gönlünü hoş ederek, güven kazanarak, başka bir dine ya da başka bir devletin ülkemiz ve devletimiz üzerindeki hedeflerine hizmet edemez. 
Memleketimizde resmen 25 bin civarında Yahudi vatandaşımız var. Hiçbirinin kafasına silah dayayıp “Müslüman ol! diye baskı yapan yok. Hepsi de ülkemizde, biz müslümanlardan daha fazla din, ibadet, fikir ve vicdan hürriyetine sahipler. Müslümanların Cuma’sı resmi tatil değil ama Hristiyanların Pazar’ı ve Yahudilerin Cumartesi’si bile resmi tatil. Bu kadar rahatlar…

Ülkemizde 25 bin kadar kimliği açık Yahudi varsa da, bir buçuk milyon kadar da kendini Müslüman gösteren ve her sahada müslüman milletimize tuzaklar kuran kadrolar var. Kimseyi suçlamıyor ve zan altında bırakmıyorum. Yasalara da saygım var. Lakin her geçen gün Sirius grubu ve Haktan Akdoğan konusunda başta ben olmak üzere milletimizin kafasında soru işaretleri oluşuyor. Üstelik kendilerine yöneltilen bu tarz sorulara ve şüphelere karşı sadece sessiz kalışları, tartışmaya girmeyişleri de soruları ve şüpheleri daha da artırıyor. 

Sirius’un resmi web sitesinde, nereden elde ettikleri bilinmez, uzaylıların ağzından, biz dünyalıların merak ettiği sorulara bir takım cevaplar veriliyor. Bu yapılırken, günümüzde bazı kripto Yahudi (Aslen Yahudi ırkından ve dininden olup, kendini Müslüman ve Türk gösteren) teşkilatlanmaların sıkça yaptığı “toplum yönlendirmesi” ya da “içeriden vurma” ya da “Tesir ajanlığı” diyebileceğimiz hareketlere benzer açıklamalar/iddialar ile karşılaşıyoruz. 

Bu sözde uzaylı cevaplarına baktığımızda, ”Uzaylıların Allah inancı var mı?” sorusunun cevabında ”Tanrı içimizdedir. Biz onun bir parçasıyız. Tüm evren ve sonsuzluk onun bir parçasıdır.” gibi şaşkınlık verici iddialarla karşılaşıyoruz.

Büyütmek için görsele tıklayınız

Biz çok iyi biliyoruz ki, Türkiye’de İslam cemaati kılığına girmiş, on milyonlarca ücretsiz CD, milyonlarca ücretsiz kitap dağıtmış ve son yıllarda iyice deşifre olmuş, kendisinin de, etrafındaki binlerce arkadaşının da gizli Yahudi oldukları ispat edilmiş bir grup da benzeri hareket tarzlarını sergiliyor ve benzeri iddialarda bulunuyor.  Aynı Haktan Akdoğan gibi, bu sözde İslami cemaatin sözde lideri de asılları, bozulmamış halleri kimsenin elinde bulunmayan bozulmuş Tevrat ve Bozulmuş İncil de sanki hak kitaplarmış algısı oluşturacak taktik açıklamalarda bulunuyor. Yazının uzun olmasını istemediğimden ve benzeri bir çok yazı yazdığımdan sadece şunu ifade etmek istiyorum; bozulmuş Tevrat, insan eti yemeyi, insan kanı içmeyi, milletlere bulaşıcı hastalık yaymayı, kız kardeş ile cinsi münasebette bulunmayı “ibadet” olarak gösteriyor iken, bu arkadaşlar bize ne anlatmak, ne mesaj vermek istiyorlar da bu bozulmuş kitaplardaki sözde ayetleri, ”Kutsal kitaplarda da bu bilgiler geçer”diye söze başlayarak bizlere okuyorlar? Hangi kutsal kitap bu saydığım vahşetleri ve sapıklıkları ibadet olarak emir edebilir? Hangi dürüst insan bu tarz uydurma kitapları bu memleketin dini hususlarda eğitimsiz ve bilgisiz bırakılmış Müslümanlarına bu şekilde sunabilir?

İnsanların ve eşyanın(maddi-cismi olan her şeyin) da haşa Allah’ın bir parçası olduğu şeklindeki sapkın inançlara,  Yahudilerin Kabalasında, bozulmuş Tevrat’ta ve diğer büyük dini kitaplarında çok sık olarak denk geliyoruz. Yahudiler, kendilerini ve eşyayı haşa Allah’ın bir parçası olarak kabul ediyorlar. Zaten “İsrail” kelimesine de haşa ”Allah ile savaşıp yenen”manasını veriyorlar. Bu kadar sapkın inançları var. Bu inanç şekline Vahdet-i Vücut deniliyor ki, buna inanan ve kapılan bir Müslüman, şüphesiz dinden çıkıyor ve ebedi cehenneme düşüyor. Gerekli ilmi birikime sahip hangi Müslümana sorsanız, Allah’ın yarattıklarını haşa Allah’ın bir parçası kabul eden (dolayısıyla kendilerini haşa Allah kabul eden) bu sapkın Yahudi akımının küfür olduğunu, dinden çıkardığını size ilmi gerekçeleri ile birkaç on dakika içinde izah ve ispat eder. (Daha önceki yazılarımda bunları delilleri ile mevzu ettiğim için bu yazıda bunlara temas etmiyorum.) 

Bakıyoruz Hak-tan Ak-doğan isimli, ismi ve soy ismi sanki bir denge ile, bir şifreleme yöntemi ile kurulmuş, kulağa hoş gelen ve sık denk gelinmeyen ve İzmir’li bu arkadaşımızın sosyal medya profiline, uzayı ya da uzaylıları anlatan bir profil ya da kişilik olmanın ötesinde, sanki bir Kabalacı Yahudi tarikatının ya da Amerikan New Age tarikatının öğretilerini yavaş yavaş şu Müslüman milletin özellikle de Müslüman gençlerin beyinlerine empoze etmeye çalışan bir tarikat mensubu görüyoruz. Rahatsızlığımız had safhaya gelmiş durumda.

En başta dediğim gibi, gerçekte Haktan Akdoğan ve çevresi Yahudi ve Kabalacı ise, bunu çıkıp açıkça ifade etsin, inandığı gibi açıklasın, inandığı gibi yaşasın. Bundan yana bir sıkıntımız yok. Ama kimse bu memlekette İsrail’in, ABD’nin ve Kabalacı Siyonistlerin işine gelecek bunca art arda hataları(!) müslüman kimliğinde yapmasın. 

Haktan Akdoğan’dan ve Sirius UFO ve Uzay Bilimleri grubundan “ciddiye alınacak” ve “içi dolu” açıklamalar bekliyoruz. 

SpaceExplorer.TV

Mehmet Fahri Sertkaya
 

Hitler Almanya’sının Ay yolculuğuna kimler mani oldu?

ALMANYA’NIN YERİNİ ABD’NİN ALMASINI KİMLER SAĞLADI?


ABD dokuz yıl içinde Ay’a gideceğini ilan ettiğinde bir bilgisayarı bile yoktu. Sanayi alt yapısı da yoktu. 

1950’lerin sonuna doğru gelindiğinde bile ABD gerçek anlamda bir sanayi üstünlüğüne hatta sanayi alt yapısına sahip değildi. Genel anlamda bir bilim üstünlüğüne de sahip değilken nasıl bu kadar iddialı oldu ve kısacık sürede başardı?

Bu soruya verilebilecek bir kaç cevap var:

1- Hitler mağlup olunca ele geçirilen Nazi bilim adamları ki aralarında ciddi oranda Musevi bilim adamları da vardı, ABD’nin yapacağını iddia ettiği şeyleri kesinlikle yapabilecek duruma çoktan gelmişlerdi ve ABD bu bilim adamlarını kendi menfaatleri için çalıştırdı. NASA’nın gönderdiği roketleri bile Alman bilim adamı Wernher von Braun tasarladı. (Fotoğrafta Wernher von Braun görülüyor)

2- 1947 yılında ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell kasabasına düşen bir UFO, ABD’nin teknolojik gelişimi için bir dönüm noktası oluşturdu. ABD ordusu ve bilim adamları bu UFO’dan sağ olarak kurtulduğu iddia edilen iki dünya dışı canlıdan çok yüksek teknik sırlar aldılar. Ayrıca düşen bu ve başka UFO’lardan “Tersine mühendislik” ile çok ciddi teknik keşifler yaptılar. Meşhur 51. bölgeyi, çok yüksek bir para gücü ayırarak bu işler için kurdular. Geçtiğimiz yıllarda ABD’de transistörün gelişim sürecinin mantıklı olmadığı ve sanki bir anda birilerinden transistör yapmayı öğrendikleri şeklinde tartışmalar çıkmış hatta bu tartışmalar sonrasında transistörü bulduğu iddia edilen şirketin yargıya sevk edilmesine bile sebep olmuştu.

3- Hem birinci madde hem de ikinci madde gerçek. ABD başta Nazi bilim adamları olmak üzere, aynı Hitler’in yaptığı gibi dünyanın dört bir tarafından parlak zihinleri, araştrımacıları, bilim insanlarını, üstün yetenek sahiplerini sessizce topladı. Bununla beraber dünya dışı yaşama ait canlılardan ve UFO’lardan da pek çok teknolojiyi çaldı.

Ve bu şekilde bir hiç olan, doğru düzgün bir millet-ulus bile olmayan, asla dünyanın süper gücü olamayacak olan ABD dünyanın süper gücü haline geldi. Aslında getirildi.

Çünkü meselenin asıl temeli daha da farklıydı. Hitler’i önceleri destekleyenler, yükseltenler, para gücü verenler, siyasi güç verenler, hava kuvvetlerini kuranlar, onu Führerliğe/Başbuğluğa çıkartanlar, hep bankaların, radyoların, gazetelerin ve ciddi sanayi firmalarının sahipleri olan masonlar ve Siyonistlerdi. Hitler de anne tarafından bakılınca çeyrek Yahudiydi. Hitler Hitler olana kadar bu gurupların tam merkezindeydi ve çok çeşitli Siyonist Masonik yapılanmalara üyeydi. 
Ona bu kadar destek verenlerin hedefleri, Hitler ve Almanya vesilesi ile dünyayı yeni bir düzene sokmak, politik sorunları aşmak ve kurulmuş ama ilan edilememiş İsrail’i resmen ilan etmekti. Bu arada dağınık haldeki Yahudileri de İsrail’de toplamaktı.

Planda çok çok başarılı şekilde ilerlerken, beklenmedik şekilde Hitler’in İslam’ı seçip Müslüman olması her şeyi tepetaklak etti ve aynı derin güç, gölge hükümet, Gizli Yahudiler, Siyonistler, Hitler’in mağlup olmasını, Almanya’nın bu kadar emeklerine, mücadelelerine, oyunlarına rağmen kaybetmesini ve yerini de ABD’nin almasını istediler. Buna mecbur kaldılar ve o zamana kadar Almanya için yaptıkları ne varsa, çok daha fazlasını ABD için yaptılar. Hitler planı bozmasaydı ABD değil Almanya süper güç olacaktı, İsrail’i ABD değil Almanya koruyacaktı, uzaya da ABD değil Almanya yani Naziler çıkacaktı.

Zaten son yapılan araştırmalar ile meydana çıkan ilginç gerçekler gösteriyor ki Hitler’in ve Nazilerin planlarında Ay’da koloni kurmak bile vardı.

Mehmet Fahri Sertkaya