Etiket arşivi: Siyonizm

Estetik Güzeli yine devreye alındı

Rusya Yahudisi kökenli mafya lideri, organize suç örgütü lideri, katil, dolandırıcı, hırsız, fitneci, yalancı, ahlaksız muzır varlık Sedat Peker, yine kafayı bize taktı.

Aslında geçen seferki tavrımızdan sonra öfkeden kudurmuştu. Elinden bir şey gelmiyordu, bir hiç olduğunu iyice gözler önüne sermiştik. Ona “Şimdilik sus” demişlerdi. Şimdi ise “Ortamı germek istiyoruz, haydi sen de konuş” dediler. Talimat Erdoğan’dan geldi ama kendisi gibi Rusya Yahudisi kökenli olan Solomon Soysuz üzerinden iletildi. Attılar önüne kemiği, hırlatıyorlar bu iti….

Bizi sıkı takip ede ede onun da üslubu/tabirleri epeyi bizden etkilenmiş. Bu bir yana da “Art niyetli insanlar” dediği kişiler; gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin, Masonların, Ankebut Ağı’nın, Siyonizmin, CIA’nın, MOSSAD’ın Türkiye üzerine yaptığı planları bozan bizleriz.

Çok güldük…
Vatan, memleket, namus, ahlak, cihad gibi meselelerde söz bu ite, namussuza, ahlaksıza, gariban milletin malına çöken ve canına kıyan pislik herife kalmışsa, vay bu ülkenin haline… İşte meydan, işte biz… İnsinler meydana, önce birbirlerine kırdıracağız, sonra inip hepsini ezeceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

‘Yoksullara acımasız hasat’: İnsan organı karaborsasının arkasında olduğu iddia edilen İsrailli, Kıbrıs’ta tutuklandı.

By Kyle Swenson | Washington Post
Ocak 8, 2018
Tercüme: Akademi Dergisi

Kasım 2008’de, Yılmaz Altun adında bir Türk, Kosova’nın başkenti Priştina’da havaalanında yere serildi. 23 yaşındaki genç yere serilmeden önce eve dönüş için uçak bekliyordu. Hastalandığı düşünülen genç adamı kontrol eden yetkililer karnından aşağıya taze bir yaranın kanadığını fark ettiler. Onun sol böbreği gitmişti.

Altun polise, şehrin bir kenar mahallesinde, Medicus adlı bir klinikte organını bağışladığını söyledi. İstanbul’da bir komisyoncu Altun’a böbrek için cömert bir miktar teklif etmişti. Daha sonra anlattıkları Guardian’ın 2010’daki bir raporunun benzeri gibi. Altun ifadesinde, bir odada 74 yaşında, organı için kendisine 145.000$ ödeyen İsrailli biri ile karşılıklı uzandığını, anestezi uygulanmadan önce göz göze bakıştıklarını anlattı.

Genç adamın bu çöküşü, Balkan ülkeleri çevresinde faaliyet gösteren uluslararası organ karaborsasına yönelik karmaşık bir soruşturmayı başlatan ilk domino oldu.

Çoğunlukla Türkiye ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinden, hayattan umudu olmayan bağışçılarla organlar sağlıyorlar.

Birçoğu İsrail’den gelen alıcılar, böbrekler için 80.000 ve 100.000 Euro (96.000$ ve 120.000$) arasında ödeme yapıyorlar. Uluslararası savcılar 2008’de, sekiz aylık bir dönemde en az 23 kişinin daha organlarının Medicus’ta çıkartıldığını belirlediler.

Avrupa Birliği Hukukun Üstünlüğü Misyonu Kosova savcısı Jonathan Ratel’in 2013’de The Irish Times’a verdiği demeçte, “Bu şekilde fakir ve yoksulların istismar edilmesinin yegane ve sürükleyici motivasyonu, aşırı yüksek olan kar fırsatı ve insanlığın açgözlülüğü” demiş “Bu yoksullara yapılan acımasız bir hasattı.” diye devam etmişti.

Devam eden soruşturmaya rağmen, Medicus operasyonunun arkasındaki ana oyuncular adaletten kaçmaya devam ediyorlar, ancak geçen haftaki Reuters’ın haberine göre, Cuma günü Priştina’lı yetkililer İsrail’li Moshe Harel’in Kıbrıs’ta tutuklandığını duyurdular.

Bağışçıları bulan iş bitirici olmakla suçlanan Harel 2010 yılından bu yana Interpol tarafından insan kaçakçılığı ve şiddetli yaralama yoluyla kasıtlı eziyet verme suçlamasıyla aranıyor. Ayrıca Harel, Rusya’da çıkartılan bir arama emri ile de benzer suçlardan aranmakta.

Kosova’nın yakın tarihinde savaş yarası olmasından dolayı organ hasadı bölgede özellikle hassas bir konu. 1998-1999 Kosova savaşı sırasında Avrupa Konseyi, gerilla savaşçılarının Sırplardan organ hasadı yaptığı suçlaması yaptığı raporunun ardından uluslararası bir mahkeme tertip edildiği Reuters haberine yansımıştı. Suçlamalar henüz kanıtlanmamasına rağmen çatışmanın rahatsız edici neticesi olarak dedikodular hâlâ devam ediyor.

2008’de Altun’un havaalanında yere yığılmasının ardından yetkililer saatler içerisinde Medicus’a baskın düzenlediler. Klinik içinde, müfettişler, yasal olmayan yollarla hasat edilmiş böbreklerin, içlerinde Kanada, Almanya ve Polonya dahil dünyanın değişik yerlerinden gelen sayısız müşteriye nakledildiğinin kanıtlarına ulaştılar.

Guardian’a göre Medicus görünürde Kosovalı meşhur ürolog Lutfi Dervishi ve oğlu Arban tarafından işletiliyordu ve uygulamalar, yasadışı organ ticaretinde rol oynadığı için kendi ülkesinde tıbbi müdahalelerden men edilen, “Doktor Akbaba” lakaplı Türk cerrah Yusuf Erçin Sönmez tarafından yapılmaktaydı.

“Doktor Akbaba” lakaplı Türk cerrah Yusuf Erçin Sönmez

The Irish Times’ın haberine göre, mahkeme kararında Harel, bu soruşturmada kaçakçılık ve organize suç yönünden kolaylaştırıcı ve iş bitirici önemli bir figürü.

Başsavcı Ratel’in, 2013’te Times’a verdiği demeçte, ”Medicus, Sönmez, Harel ve diğerleri tarafından işletilen bir dizi klinikten sadece biri” dedi ve “Azerbaycan ve diğer yerlerde klinikler bulduk ve Güney Afrika’da bir tane olabileceğini düşünüyoruz.” diye ekledi.

Harel, Medicus soruşturması kapsamında 2008 yılında tutuklandı. Daha sonra serbest bırakıldı ve ortadan kayboldu. Sönmez de bulunamadı. 2010 yılında, her ikisine de Avrupa Birliği savcıları tarafından dava açıldı. Haaretz’in haberine göre Dervishi ve oğlu için de dava açıldı ve her ikisi de suçlamaları reddetti. 2013 yılında hakimler her iki Dervishi’yi organize suç ve insan kaçakçılığından suçlu buldular. Hakimler kararlarında, Medicus’un arkasındaki adamların, yoksul bireyleri kasıtlı olarak ameliyatlara ikna ettiklerini belirttiler.

Hakimlerin kararlarını aktaran The Irish Times, bağışçıların, genellikle 10.000$ bandında mütevazı miktarda para vaat edilerek, yasal olmamasına rağmen Kosova’da organ naklinin yasal olduğuna ikna edildiği, birkaç bağışçıya söz verildiği kadar ödeme yapılmadığı ve en az iki bağışçının da söz verilen miktarın tamamından mahrum edilerek evine tek böbrekle döndüğünü ve bağışçıların devam eden ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarını yazdı.

Baba Dervishi’nin ve oğlunun sırasıyla sekiz ve yedi yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi. Kaçtılar. 2016’da baba Dervishi yeniden tutuklandı. Türk cerrahı Sonmez gibi, oğul Dervishi halen kayıp. Beklenmedik şekilde geçen yıl, “yargılama yönteminde aykırılık” nedeniyle Kosova Yüksek Mahkemesi 2013 mahkumiyetini bozdu. Savcılar Dervishi’nin yeniden yargılanmasını istiyorlar. İş bitirici Harel’in durumu sonunda Dervishi’ler için emsal teşkil etti. Geçtiğimiz Cuma günü, Kosova makamları Reuters’a Harel’in resmi bir talep ile Kıbrıs’tan sınır dışı edilmek istendiğini doğruladı. Harel’in bir yorum ya da savunma yapmadığı görüldü.

Medicus’un internete düşen son resimlerinden biri…

Rus elçiyi Süleyman Soylu vurdurdu!

Her şeyi kendi planladı ve yönetti.

ABD/Siyonizm için vurdurdu. Emri yedi kişilik Şeytan’ın Konseyi’nden aldı. Kesinleştirilemedi ama emri verenin bu konsey içindeki Donald Trump olduğu değerlendiriliyor. Gizli Yahudi, Mason ve CIA piyonu olan Süleyman Soylu, kurşunu bittiği halde Rus elçi Karlov’un katili olan Mevlüt Mert Altıntaş’ı öldürttü, çünkü kendi adamlarıydı.

Bu hadiseye, zaten oralarda iken denk gelmiş rolü oynadı Süleyman ama aslında oralarda hazırdı, başlamasını bekliyordu. Çok riskli bir işti bu iş, bir anda ipin ucu kaçabilir ve düzeltilmesi mümkün olmayan vahim gelişmeler yaşanabilirdi. İşi sağlama aldı ve hadisenin patlak vermesinin hemen ardından her şeyi kendisi yönetti. Polis operasyonunu abartılı şekilde uzattı, çünkü herkesin dağılmasını, katil Mevlüt Mert’in yardımcısı olan ve yine kendisinin emrinde olan kişilerin uzaklaşmasını bekledi. O yüzden, etrafta kendi adamları da var diye, hemen silahlı polis müdahalesi yaptırmadı.

Katil, ilan edilen andan çok önce öldürüldü. Bunlar içeride kamera görüntülerini dikkatle izlediler, kendi adamları görüntüye girdi mi diye veya herhangi bir açık verdiler mi diye baktılar. Her şeyi kılı kırk yarana kadar kontrol ettiler. Sonra da “Tamam sorun yok” dediklerinde “öldürdük” diye ilan ettiler. Kandırıp kullandıkları Mevlüt Mert, kurtulacağına, sağ ele geçirileceğine çok inandırılmıştı. Bu nedenle operasyon yapılırken pazarlık da etmedi, kaçmak da istemedi, başkasına da zarar vermedi. Nasıl bir oyunun içinde olduğunu biliyordu ama kendisini de satmalarını beklemiyordu. Soylu, katilin arkadaş çevresinden çok kimse ile tanış ve bazıları ile aynı fotoğraf karelerinde yer aldı. Karlov’u vuran katil Mevlüt Mert Altıntaş’ın ev arkadaşı Avukat Serkan, Soylu da dahil bazı AKPKK’liler ile aynı fotoğraf karelerinde yer almıştı.

O katil polisin kandırılmasında da yine Yahudi parmağı var. Zaten Nurettin Yıldız da Nusra da el Kaide de IŞİD de Boko Haram da diğerleri de hatta Selefiliğin/Vehhabiliğin kendisi de Yahudi projesi. Bu polis Mevlüt Mert, Nurettin Yıldız taraftarlarından oluşan Esedullah Tim isimli, Emniyet içindeki bir timin üyesi idi. Onlar sayesinde Nurettin Yıldız’ı ve Suriye’deki sözde İslami, özde Yahudi/Mason oyunu terör örgütlerini buldu. Elçiyi vurduğ yerde, kendi ekiplerinden orada olan diğer kişileri biliyordu. Oradaki diğerleri, ona yardımcı oldular, silahı içeriden mutfak bölümünden aldı. Bu görüntüler de silindi.

Mevlüt Mert’in oda arkadaşı Serkan ile Süleyman Soylu’nun geçmişten gelen epeyi bir hukukları var. Operasyonun beyni denebilecek kişilerden biri de Serkan. Mevlüt Mert’i Süleyman ile Serkan tanıştırdı ve oltaya Serkan getirdi, Serkan hazırladı. Ev, elçi, plan, kimin yakasında nasıl kodlar/şifreler olduğu, takılacağı her hususu Mevlüt’e Serkan anlattı. Mevlüt çok çok basit bir piyondu. Böyle bir suikasti bir başına yapmak kabiliyetinden, zekasından, imkanından, cesaretinden çok çok uzak biriydi. Serkan da Yahudi kökenli.

(Ankebut operasyonu için YİT’in saha personelinden elde edilmiş bilgilerdir)

Mehmet Fahri Sertkaya

Şimdilik kimlerin neler yaptığını gözlemleyeceğim

Şimdilik duyduğum her iddiayı paylaşmayacağım ve kimlerin neler yaptığını gözlemleyeceğim. Buraları okuyan savcı ve hakimlerin, basın mensuplarının ve sair devlet yetkililerinin tavırlarını gözlemleyeceğim. Hiç biri bir şey yapmazsa hatta bir de devlet gücümüz yine doğruların, iyiliğin, güzelliğin peşinde olan bizlerin üzerine yönlendirilirse, işte o gün dünyayı yıkacağım. Bunun bir işareti olsun diye bu şahsın fotosunu paylaştım. Anlaması icap edenler bu şahsın kim olduğunu da, benim neden burada paylaştığımı da, neleri anlatabileceğimi de anlarlar.

Mesele sadece yasa dışı organ nakli meselesi değil. Benim bile kulağıma gelen iddialara göre, bildiğimiz kıyım yapıyorlar. Allahsızca bir sistemleri var. Sadece Yakın Doğu Üniversitesi Hastahanesinde binlerce mevta var.

Siyonizmin, Masonluğun, içimizdeki İsrail’in, içimizdeki Ermenistan’ın, Misyonerlerin, Haçlıların, Tapınakçıların ve dolayısı ile onların projesi olan AKPKK’nin bütün kara para işleri, bütün karanlık işleri tek bir elden organize ediliyor. O en merkeze şimdilik girmiyorum ama ara yollar ABD’de CIA’ya, İsrail’de MOSSAD’a, Türkiye’de MİT’in hain bir kanadına ve başka devlet kurumlarına, bakanlıklarına çıktığı gibi daha pek çok ülkeye de çıkıyor. Ülkemizde bütün bu pis işler, vatan haini alçak herif Tayyip bir piyon olarak bunlar tarafından kullanılabildiği için rahatça yapılabiliyor.

Yetimhanelerdeki masum çocuklardan, hastahaneye tedavi için giden herhangi bir TC vatandaşına kadar, askerlik için birliğine teslim olmuş herhangi bir ere kadar, parklarda oyun oynayan herhangi bir çocuğa kadar herkes ama herkes her türlü tehdidin atlında… İşte görüyorsunuz, milletten isyan çığlıkları yükselirken bunlar inadına son kalan fabrikaları satıyor, organ kaçakçılarının işini kolaylaştıracak kanunlar çıkartıyor, kasten zinayı, nikahsız yaşamayı, ibneliği, AİDS’i, haram gıdayı, domuz etini ve yağını yayıyor ve kasten tarımı, hayvancılığı iyice bitiriyor, kasten millet hasta olsun istiyor, her yere özel hastahaneleri de kendileri açıyorlar. Sessiz kalmayın, şu şartlarda sessiz ve tepkisiz kalmak vatana, millete, dine, ümmete, insanlığa ihanettir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş, Sabetaycı gizli Yahudiler tarafından kurulan, el değiştiren ve an itibari ile Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Show TV’de… Sabetaycı gizli Yahudi Leyla Bilginel ile birlikte, gerçek kimliklerinden ve bağlantılarından habersiz Müslüman Türk kadınlarına, hayatlarının her alanında yönlendirmeler yapılan “Zahi’de ile yetiş” isimli programında görülüyor…

Zahide Yetiş’in programına çıkarttığı sağlık uzmanları, doktorlar, hayat koçları, çeşitli sahaların uzmanları, sözde hocalar, bütün bunların ezici çoğunluğu kendi gizli tarikatlarının mensubu olan Sabetaycılar… Din adamı diye Caner Taslaman’ı, üstelik toplumun bu derece şiddetli tepkisine rağmen, Arapça bile bilmez, en temel meseleleri bilmez, dinleyenleri dinden çıkartır haline rağmen kanallarına ve programlarına çıkartmalarının arka planında, Caner Taslaman’ın da Sabetaycı bir gizli Yahudi olması gerçeği var.

Sabetaycı bir gizli Yahudi olup da Siyonizm+Masonluk+İçimizdeki İsrail+CIA+MOSSAD’ın ortak AKPKK projesinin de kilit isimlerinden biri olan, arka planda AKPKK ile beraber büyük işler çeviren, sanayide içine zor girdiği küçücük bir oto yedek parça dükkanı varken nasıl ve ne ara bu kadar büyük bir patron olduğu hiç izah edilemeyen, geçmişinde uyuşturucu işi dahil türlü türlü suçlamalar, yargılamalar ve cezalar bulunan Turgay Ciner’e ait olan HaberTürk isimli, isminden başka hiçbir şeyi Türk olmayan kanalda, Caner Taslaman’ın boy göstermesinin arkasında da bu derin bağlantılar ve bir de Cansu Canan Özgen’in de Selanik kökenli bir Sabetaycı gizli Yahudi olması var.

Leyla Bilginel’in gerçek soy adı Kömürcü… Daha sonra mahkeme kararı ile, Sabetaycı olduğu kendi gizli teşkilatı tarafından hemen anlaşılsın da diğer Sabetaycılar gibi kolayca yükselebilsin diye olsa gerek, Kömürcü soy adını Bilginel yaptı. Leyla Bilginel, 2007 yılında ABD’de New York’ta bir sperm bankasından aldığı spermle gayr-i meşru şekilde hamile kaldı, bu şekilde bebek dünyaya getiren ilk Türk olarak bilindi. Lakin Türk değil. Böyle davranışları Türk görünen Sabetaycılar yaklaşık iki asırdır hep yaptılar, yapıyorlar. Hedef ise Müslüman Türkleri maddeten ve manen tamamen çökertmek. Zaten ilk Türk kadın pilot, ilk Türk kadın seslendirme sanatçısı, ilk Türk güzellik yarışması birincisi, ilk Türk kadın sinema oyuncusu v.b. olarak bilinen kadınların hiçbiri gerçekten Türk değildi.

İçimizdeki İsrail’in en büyük grubunu oluşturan Sabetaycı gizli Yahudilerin ekranlarda boy gösteren onlarca haber spikeri var ve hepsi de Türklerin dönüştürülmesi projesinde kritik rol oynadılar, oynuyorlar. Aladağ yurt yangını sonrası bu ihanet teşekkülünün, bu derin/paralel devlet teşkilatının, bu devletin asli unsuru olan biz Müslüman Türk Süleymanlılara karşı başlattığı basın/medya linci sonrası, Akademi Dergisi olarak #HerŞeyAladağİçin diyerek verdiğimiz sert ve kararlı karşılıklar, bu sözde Türk kadın sunucuların birçoğunun da panik hali ile geri çekilmesine sebep oldu. Bütün bunların resmiyette patronu görünen kripto Yahudi Aydın Doğan’ın sözde bir satışla geri çekilmesine, Karay Yahudisi Ülker’lerin panik haline girmesine, NTV ve Star’ın sahibi Sabetaycı Ferit Şahenk’in tiril tiril titremesine ve daha pek çok şok edici değişikliklere sebep oldu, oluyor.

Leyla Bilginel, 2012 yılında yine Sabetaycılara ait olan TV8’de yayınlanan ve çekimleri Kenya’da yapılan “Tropytürk” yarışmasına katıldı. Bu yarışmada, yarışmacı arkadaşlarının nerede ise tamamı kendisi gibi Sabetaycılardı. Berksan Özer, Serkan Tanırgan, Tuğba Özay gibi Sabetaycıların da bulunduğu yarışmacılar arasında konumuzla alakalı olanı ise Billur Kalkavan’dı. Yarışmacı Kalkavan’ın ailesi de Sabetaycı gizli Yahudi bir aileydi. Eskiden Sabetaycı Adnan Oktar’ın müridi olan Sabetaycı Caner Taslaman’ın karısı Feryal Kalkavan’dır. Karısı da Adnan Oktar’ın tezgahından geçti. Oktar grubu tıka basa Sabetaycılarla dolu. Gizli Yahudiler arasında özel bir yeri olan ve kullanılan Feryal ismine sahip olan bu kadının mensup olduğu Kalkavan ailesi, FETÖ diye anılan ve Müslüman Türklere karşı kurulmuş devasa çaptaki ihanet projesinin kurucusu olan İçimizdeki İsrail’in önemli ailelerinden biridir. Bir ayakları FETÖ’ye, bir ayakları içimizdeki İsrail dediğimiz paralel devlete basar. Zaten FETÖ diye gerçek bir paralel devlet yoktur. O da aslında içimizdeki İsrail’in, kripto Yahudilerin bir ihanet projesidir ve bunlar gibi gerçek FETÖ’cülerin hiçbirine hala dokunulmamıştır da, cemaat ve tarikat denince bunlar hala sadece İslam cemaat ve tarikatlarının akla gelmesini, hukuksuz ve vatana ihanet suçu kapsamında yargılama gerektirecek tarzda basın medya oyunları ile tertemiz cemaat ve tarikatların terör örgütü gibi algılanmasını sağlamak istemişlerdir.

Çok şaşırdıysanız “Akademi Dergisi içimizdeki israil” yazıp aratarak, yaklaşık on senedir paylaştığımız binlerce yazılı, sesli, görüntülü yayını inceleyebilirsiniz. Bu yazıyı Amerikan sosyal ağlarında yayamazsınız çünkü Süleymanlılara kendi devletinde/vatanında hukuksuz ve insanlık dışı yöntemlerle operasyon yapmaya kalkıp şamar oğlanına dönen içimizdeki İsrail’i, düştüğü çok zor ve acınası halden kurtarmak için CIA var gücü ile çırpınıyor ve yer yer uluslar arası markalarını kirletmeyi göze alarak bile göstere göstere zorbalaşıyor, sansür uyguluyor. Facebook, Twitter, Instagram, WhatsApp, Youtube hep CIA’ya ait..

Sperm bankasından sperm kullanarak, babası belirsiz gayr-i meşru bir çocuk doğuran Sabetaycı gizli Yahudi leyla Bilginel, namuslu milletimizin haklı tepkisi sonrasında yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Koca bir toplum onu haklı sebeplerle baskı altına alırken, temize çıkarmaya çalışmak, normal göstermeye çalışmak da Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Haber Türk’e kaldı. Mülakatı da Sabetaycı gizli Yahudi Hayatı Arıgan yaptı… Arıgan, Bilginel’e “Sizi çok üzdüler” dedi. Mülakatın büyük kısmında Leyla Bilginel’in sorulara verdiği cevaplar, büyüklere masal cinsinden ve bunu en iyi bilen de Sabetaycı Hayati Arıgan. Buna rağmen sorun görmeden bunları yayınladı.

Şimdi bir tartışma çıksa bunlar cinsel tercihler, hür irade, anayasal haklar, demokrasi, kadın-erkek eşitliği, cumhuriyet, laiklik, Atatürkçülük gibi uydurma bir dünya tabirle lüzumsuz ve samimiyetsizce tartışırlar. O dediklerinin, şu Türkiye’de Müslüman Türklerin kendi dinleri, kültürleri ile yaşamak istediğinde işler olduğunu, bir işe yaradığını ise gören duyan olmamıştır. Hala kendi vatanında Müslüman Türklerin on milyonlarcası “tarikatçı” ya da “cemaatçi” denilerek her türlü dışlamaya, baskıya ve zorbalığa maruz bırakılır. Bunların hepsi bunların Müslüman Türkleri kendi vatanlarında üstü örtülü bir işgalde tutmak için uydurulmuş ve dayatılmış sözde değerlerdir.

Bu milleti akıl almaz felaketlere iki asırdır kasten sürüklediler. Son birkaç on senedir ise iniltiler geliyor memleketin her yerinden… Feryat ediyor anneler, babalar, kız çocukları, T.C vatandaşları… Alemin nizamı iyice bozuldu, sapıklık, taciz, tecavüz, hırsızlık, dolandırıcılık, şiddet, cinayet aldı yürüdü, çıplaklığın ve bozuk devlet/adalet sisteminin sebep olduğu rezillikler her yere yayıldı, yuvalar yıkıldı/yıkılıyor, aile kurumu çöküyor ama bunlar hala bizden görünerek acımadan vurmaya devam ediyor. Çünkü bunlar iki asırdır bu felaket manzarayı oluşturmak için kasten ihanet ediyor, gerçek kimliklerini gizleyerek ve “akla gelen her şey caizdir” diyerek faaliyet sergiliyor.

Bazı Müslüman hanımların sorun görmeden izlediği ve kapıldığı Sabetaycı Zahide Yetiş de, alemde sağlık tavsiyeleri verecek başka hiç kimse kalmamış gibi Leyla’yı programına çıkartıyor. Uyanın, bu ülkede gerçek bir Türk basını ve medyası yok. İçimizdeki İsrail’den başka gerçek bir paralel devlet de yok. Bunları tam kadro ifşa edip cezalandırılmalarını sağlamadan bu millete huzur da yok.

  • Hızlı yükselmeliyim ve çok meşhur olmalıyım, bana tavsiyeler ver ne yapayım?
  • Bizdensin ama soy adın bizimkiler gibi değil, bu, hızını düşürür, değiştir.
  • Ne yapayım?
  • Bizimkilerin hemen anlayacağı bir şey yap ve ayrıca bizimkilerden birinin soy adı da olabilir. Mesela Bilginel nasıl?
  • Tamam. Hemen adliyeye gidip değiştireceğim. Başka ne yapayım?
  • Sansasyonel ol, görülmemiş, duyulmamış bir şey yapman lazım ve uzun süre tartışılman lazım. Aklımda parlak bir fikir var ama kolay iş değil. Daha önce kimse denemedi.
  • Söyle nedir, onuda yaparım?
  • Biraz zorlanırsın ama hemen meşhur olup çok konuşulursun. Sperm bankasından çocuk sahibi ol, tarihe geç. Bu Türkler gelmezler bu işlere, ön ayak ol, iyice nesep, aile kurumu, toplum düzeni, ahlak bozulsun bunlarda, mahvolsunlar. Baksana Avrupa milletlerini ne yaptık, kocaman milletler elimizde oyuncak oldular. Binbir dertle boğuşmaktan dik duramaz oldular. Bak, sen bunu yapınca çok tartışmalar çıkar ama endişe etme, basın medya bizde, adliyeler bizimkilerle dolu, meclis bile bizimkilerle dolu… Sen taktik oyna ve “Ben her şeye karşıyım” de “Evlenmeye, dine, mezhebe, kurallara, her şeye karşıyım” de… “Ben öyle bir değer tanımam” de.. Toplumdan şiddetli baskı gelirse kaçacağın bir ülkeyi baştan ayarla. Öyle yapmak zorunda kalırsan da takma kafana, bizimkiler yavaş yavaş ortamı hazırlarla basın ve medya gücü ile, dönersin kısa sürede geriye…
  • Tamam, ben onu da yaparım. Başka?
  • Bizim TV 8’e git, seni de programlarına çıkartsınlar. Sen böyle durursan zaten hiç kaçırmazlar, aradıkları senin gibiler…

Aileyi, ahlakı, namusu, nesebi yıkmak için kullanılan çift kimlikli bir kadını, toplumun tamamının tepkisine rağmen kim el üstünde tutar ve millete inat onu normalleştirmek için yazdığı yazısına ondan “şahane” diye bahsederek başlar? Biliyorsunuz siz, gazeteci görünümü ile bu millete ve devlete binlerce kere ihanet eden ve derhal ters kelepçe ile alınması gereken gizli Yahudi Ayşe Arman Dormen… Pekiyi, 16 senedir sözde bir İslami parti hükumet ise, neden hala hiç suçu olmayan on binlerce Müslüman kadın zindanlardadır da bunlara paralel devlet operasyonu yapılmaz? Hatırlıyor musunuz Aladağ yurt yangını sonrası bu çift kimlikli hain Ayşe Arman’ın yazdıklarını?

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş’in, Sabetaycı Turgay Ciner’e ait olan Show TV’deki programına şimdiye kadar sayısız gizli Yahudi çıkartıldı ve özellikle Müslüman hanımlar ve genç kızlar aldatıldı. Çıkartılanlardan biri de Tuğçe Işınsu…

Sizler, daha önceki Akademi Dergisi yayınlarından, Mehmet Fahri Sertkaya yazılarından ve sesli anlatımlarından Tansu, Cansu, Işınsu ne demek biliyorsunuz. Özellikle Sabetayist Tansu Çiller ile Sabetayist Cansu Canan Özgen’i anlattığımız yayınlarda bu hususa temas etmiştik.

Tuğçe, içimizdeki İsrail’in son derece tehlikeli ve derhal operasyon yapılması gereken tarikat okullarından Feyziye Mektepleri Vakfı Işık lisesinde okudu. Zaten orası, milletimizi akıl almaz felaketlere kasten ve organize bir teşekkül halinde sürükleyen on binlerce kripto Yahudiyi yetiştirdi. Tuğçe ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öyle sıradışı bir eğitim ve kabiliyeti olmadığı halde, çok sayıda itikadı ve niyeti düzgün gerçek Türk uzman yerine o rahatlıkla TV’larda yer buldu. Çünkü onlardan olan bir gizli Kabalacı, büyücü, falcı…

Spiritüel Yaşam Danışmanlığı dedikleri uydurulmuş bir tabirin arkasında ya da Simge Bilim, Kehanet Sanatları, Melek Enerjisi tabirleri arkasında Kabalacılık/büyücülük/falcılık yapıyor. Yüzde 98’i resmen Müslüman olan ülkemizde, basın ve medyada nerede ise hiçbir gerçek Türk ve Müslüman uzman, itibar göremiyor, yer bulamıyor. Öyle bir manzara hakim ki hala İslamcı basın ve medya denilen yerlerde bile bunların adamları dolu. Hilal TV’de üç sene aralıksız program yapan ve mezheplere, tasavvufa, hadislere saldıran Erdem Uygan bile onlardandı da, #HerŞeyAladağİçin dediğimiz süreçte çok kolayca, hiç zorlanmadan ayağını kaydırdık. Şimdilerde, baba tarafından Rum, anne tarafından Gürcistan Yahudisi olan Tayyip Erdoğan’ın, teyzesinin oğlu olan ve kendini Rumlardan görüyormuş gibi tavırları da olan Cengiz Er’e ait Süper Haber TV isimli, haber sitesi görünümlü fitne yuvasında ayda bir iki yazı yazıyor Erdem Uygan… Hala savcılıklarımız nedense soruşturma başlatmadı.

Kasten sonsuz felakete sürüklüyorlar. Derhal yargı müdahalesi lazım…

Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Show TV’deki programında sürekli olarak kendisi gibi Sabetaycı gizli Yahudileri konuk eden Zahide Yetiş’in, söz konusu, sonsuz saadete kavuşmamızın biricik vesilesi olan dinimiz İslam olduğunda bile, programlarına gizli teşkilatının adamlarını çıkarttığını görüyoruz. Üstelik, Sabetaycı Emre Dorman ile Sabetaycı Caner Taslaman’ı son yıllarda iyice ifşa ettiğimiz, karşımızda gık bile diyemez, hukuka bile gidemez, tartışmaya bile giremez, yalanlama bile yapamaz hale getirdiğimiz halde, bunları korumak için gerçek sahibi CIA olan Facebook’un, Twitter’ın, Youtube’un, Instagram’ın, WhatsApp’ın nasıl vahim suçları durmaksızın işleyip sansürlemeler yaptığını gözler önüne serdiğimiz halde, bunlara karşı çok büyük bir toplum tepkisi olduğu bilinirken, 2018’in Haziran ayında hala ısrarla TV programına konuk ettiğini görüyoruz. Zahide Yetiş’in bu yaptığı da çok vahim bir suç ve ağır ceza mahkemesinde yargılama gerektiriyor.

Gizli Yahudiler olan Caner Taslaman’ın ve karısı Feryal Kalkavan’ın, Sabetaycı gizli Yahudilerin İslam tarikatı gibi görünmek istedikleri Adnan Oktar örgütünde yıllarca faaliyet gösterdikleri meydana çıkmışken, Caner Taslaman’ın Kızıl İmamcılar denilen Sabetaycı muhalif grup ile yoluna devam ettiği bilinirken, yine Taslaman’ın Ebubekir Sifil ile yaptığı münazarada Arapça bile bilmediği, Hadis ilmine dair de bir şey bilmediği, en temel İslami tabirleri ya hiç bilmediği ya yanlış anladığı meydana çıkmışken, çok seviyesiz ve samimiyetsiz davranış tarzı da gözler önünde iken, bu şartlar dahilinde onu kim programına ısrarla çıkartır? Kim kendine güvenen özellikle hanımlardan oluşan on milyonlarca T.C. vatandaşını ne için aldatır? Elbette onların teşkilatının üyesi olan Zahide Yetiş çıkartır ve onlardan olduğu için aldatır…

Neden bunlara da yargı müdahelesi olmuyor? FETÖ paralel devletse bunlar ne? Neden bu ülkede tarikat ve cemaat tartışmaları sadece İslam dinin cemaat ve tarikatları ile sınırlı kalınarak yapılıyor? Emre Dorman’ın, dinen hiç yol/zemin olmadığı halde Allah’ın ayetlerini bile kasten çarpıttığı, Müslüman Türk milletinin itikadını İsrail, Masonluk ve Evanjeliklerin menfaatine olarak dönüştürmek istediği en somut şekilde ispat edilebiliyor. Onu Müslüman zan edip itibar edenler, hala namaz kılmakta oldukları ve kendilerinni Müslüman zan ettikleri halde sonsuz cehennem azabına sürükleniyor. Çünkü bunlar kasten dinimizin en temel kolonlarını bile yıkmaya kalkıyor. Ya bu kadar Sünni cemaat ve tarikat, onlar neden bu sarsıcı gerçekleri Müslüman milletimize anlatmıyor, bu kripto Yahudilerin gerçek yüzlerini göstermiyor? AKPKK projesine kendilerini bağlamış ve hak yolda olduklarını iddia eden bu cemaat ve tarikatlar, AKPKK’nin arkasındaki asıl güç odağının bu kriptolar, bunları koruyan Masonlar ve Siyonizm olduğunu bildiklerinden mi susuyor?

Zahide Yetiş, kendisi gibi İzmirli bir gizli Yahudi olan Dr. Fevzi Özgönül ile, Sabetaycı Turgay Ciner’e ait olup tıka basa Sabetaycı dolu olan Show Tv kanalındaki programında görülüyor. Fevzi Özgönül, Sabetaycı gizli Yahudi ihanet teşkilatına ait olan diğer basın ve medya kuruluşlarında da hep el üstünde tutuldu/tutuluyor. (Zahide’nin anne tarafı Yunanistan/Selanik’ten, baba tarafı ise Kütahya’dan İzmir’e gelmiştir. Şu Selanikli gizli Yahudilerin Müslüman Türk milletine yaptığı ihanetin bir benzerini, bilinen tarihte kimse kimseye yapmamıştır.)

Mehmet Fahri Sertkaya

Hostese ve yolculara şarap şişesiyle saldıran yolcuya 2 yıl hapis cezası verildi ama…

Aman sevsinler, ne güzel dünya, ne güzel çağdaşlık bu böyle…

Hostese ve yolculara şarap şişesiyle saldıran yolcuya 2 yıl hapis cezası verildi ama…

Uyuşturucu üretilmesini, satılmasını, tüketilmesini gerçek manada önleme… Uyuşturucu kullanılıp suç işlenmesine ve bazı durumlarda yüzlerce kişinin hayatının tehlikeye atılmasına mani olma… Sistemi elden geçireceğine, önce yetkilileri yargılayacağına, uyuşturucu kullanıp da tesir altında iken suç işleyene ceza yağdır… Sonra tek suçlu olarak uyuşturucu kullananı gör. Sonra çık sistemine “çağdaş” de..

Geçtiğimiz Temmuz ayında Seattle-Pekin seferini yapan Delta Airlines uçağında birinci sınıfta kabin memurlarına ve bazı yolculara saldıran, uçağın kapısını açmaya çalışan Joseph Hudek (yukarıda kravatlı) isimli yolcu iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Şubat ayında suçlu bulunarak mahkemeye çıkarılan Dudek’i son duruşmada, ”Yaşananlar konusunda derin üzüntü duyuyorum” sözü de kurtaramadı. Dudek’in avukatı müvekkilinin daha önce 193 kez uçtuğunu ve hiçbir zaman böyle bir tavır sergilemediğini, saldırganlığına olay günü rahatlamak için yuttuğu ve sonrasında halüsinasyon (gerçekte var olmayan hayaller görmek, sesler duymak) görmesine neden olan Marihuana şekerlerinin neden olduğunu ileri sürdü. Savunma avukatı Stephen Hobbs ise Dudek’in saldırgan davranışıyla yüzlerce kişinin hayatını tehlikeye attığını dile getirdi.

Joseph Dudek’in, kafasına şarap şişesi vurarak yaraladığı yolculardan Lon Arnold ise saldırıdan sonra bir gözünde ve beyninde hasar oluştuğunu okuma ve yazmakta güçlük çektiğini anlattı. Federal hakim, 5 yıl hapis cezası istenen saldırgan yolcuyu 2 yılla cezalandırdı. İslam hukukunda ise böyle bir cahillik, adaletsizlik bulunmuyor. İslam devleti, bir suçun önünü gerçekçi tedbirlerle kesmeden, o suçu işleyenlere ceza kesemiyor. Şu şartlarda şu şahsa ceza kesilecek olsaydı bile, ondan çok daha ağır bir ceza, o uyuşturucuyu satın aldığı kişiye ve onu üreten kişiye kesilecek, bir kişinin daha bu hali yaşamasının önüne geçilmesi için devlet gücü seferber edilecekti.

Her şuçun önünü açıp, devlet olarak vazifesini yapmayıp, her gün ve her dakika insanların nefsine hitap eden ortamlarda, şartlarda kalmasına zemin hazırlayıp da sonra insanlara cezalar yağdırarak toplum düzenini sağlamaya çalışmak gibi bir samimiyetsizlik ve hukuksuzluk, İslam hukukunda yok. Bir şey suçsa, kesinlikle o suça götüreceği bilinen şeyler de suçtur. Misal: kadınlarla erkeklerin müsafaha etmesi, tokalaşması. Çünkü insanların çoğunu zinaya sevk edecektir ve telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacaktır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bu MAN’lara dikkat edin. Bunlar çok kötü çarparlar adamı. Kamyon çarpmışa dönersiniz…

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, içimizdeki israil, gizli yahudiler, man'lar, kripto Yahudiler, gizlenen gerçekler, siyonizm,

Bu MAN’lara dikkat edin.

Bunlar çok kötü çarparlar adamı. Kamyon çarpmışa dönersiniz… 

Para, mal, mülk, din, iman, şeref, ahlak, her şeyinizi sinsi sinsi alırlar elinizden. 

Kendilerinden başka ırklara mensup olanların insan olmadıklarına, onların her şeylerinin aslında kendilerin ait olduğuna ve onlara her ne yaparlarsa yapsın hesap sorulmayacağına inanıyorlar. Ve bu ülke hatta bu dünya, bu mel’unlar yüzünden bu kadar vahşi ve acılarla dolu halde.

➥ Çerman, Dikman, Yazman, Gökman, Usman, Savaşman, Başakman, Sezerman, Akman, Arman, Tanman, Kayaman, Kutman, Man, Kutuzman, Kuntman, Sayman, Dorman, German, Berkman, Berikman, Barkman, İpekman, Alpman, Çelikman, Kefman, Yurtman, Tarıman, Parman, Arsman, Duman, Sirman, Yalman, Yükman, Yalaman, Rayman, Elerman, Gotman, Gürelman, Gökçeman, Kılman, Çakılman, Ayman, Özerman, Orman, Pekman, Tezelman, Buluman, Adaman, Hürman, Hüsman, Feyman, Kamman, Ferman, Tekman, Ataman, Yeman, Kuzeyman, Bekerman, Felman, Fesman, Bilişman, Atalayman, Yerman, Yelman, Balman, Yarman, Kahrıman, Buyurman, Teoman, Belman, Korman, Koraman, Oraman, Gökerman, Acıman, Toraman, Canman, Rodopman, Dişman, Çırakman, Tunçman, Eleman, Denizman, Konukman, Adıman, Iderman, Ekerman, Özman, Şanlıman, Kahman, Hetman, Yenerman, Akaman, Pekman, Işıkman, Gülerman, Hasman, Erkman, Selman, Bayman, Karaman, Sezerman, Dalman, Cinman, Olgaçman, Cerahman, Dirikman, Dizman, Dudakman, Duruman, Doğuman, Korman, Okman, Tengizman, Seyman, Sarpman, Belman, Barman, Gülman, Ferman, Darman, Gülenman, Dolman, Özalpman, Halman, Usman, Başman, Dilman, Akkerman, Akerman, Kopraman, Kırımman, Haslaman, Sütman, Hergülman, Oyman, Akleman, Tokman, Taslaman, Vardarlıman, Hekiman, Yeyman, Urasman, Özerman, Yasaman, Yetman, Nayman, Önderman, Turman, Otman, Dedeman, Şişman, Sinman, Danışman, Arıtman, Bilgeman, Eriman, Tunaman, Turaman, Elman, Sakman, Baydarman, Çarıkman, Kapanman, Kapelman, Erenman, Odman, Odaman, Acıman, Ozman, Akosman, Haslaman, Uzman, Arıman, Ariman, Ünman, Kusman, Sezginman, Ülman, Kolman, Sezerman, Sunman, Akgerman, Akkirman, Ulusman, Elaman, Poluman, Edman, Eğitman, Ehman, Osman, Uçman, Sarman, Örsman, Kasman, Oğuzman, Balaman, Sayılman, Özsağman, Çaman, Öğütman, Alman, Poluman, Selikman, Selekman, Sümerman, Silman, Talayman, Yöneyman, Erkayman, Rayman, Narman, Zerman, Sonman, Rodopluman, Rodopman, Kirman, Parlakman, Canerman, Kirmanoğlu, Doğruman, Nartman, Danişman, Elarman, Kotaman, Elçiman, Erikman, Erakduman, Erataman, Özataman, Erakman, Keyman, Emirosman, Esotman, Esman, Darman, Ayraçman, Etiman, Tabuman, Dalayman, Dizman, Gaman, Ziraman, Zoraman, Zorluman, Zerenman, Türkman, Forsman, Arkman, Samman, Ardaman, Artman, Ersalman, Tozman, Solman, Yeyman, Uralman, Sözerman, Hünerman, Könüman, Evman, Katıman, İsman, Çinman, Herman, Arduman, Tanışman, Eruçman, Ahman, Idiman, Birman, Araman, Zilberman, Bankman, Seliman, Evciman, Kefman, Kentman, Kuluman, Kurçman, Evman, Ezerman, Aslanman, Arcıman, Arıkman, Nasman, Özakman, Bulguman, Delman, Küreman, Harman, Teoman, Antman, Dokuman, Mutman, Duraman, Haman, Egeman, Barmanbek, Oktayman, Altunman, Hatman, Yılman, Özdenizman, Yelman, Yatman, Bagman, Ilman, Pesman, Güleman, Guleman, Yelman, Berman, Harman, Kıcıman, Hüsman, Reman, Herman, Yalıman, Gürlüman, Arciman, Akiman, Soyman, Sümerman, Işıtman, Özüyaman, Peyman, Turman, Ülevman, Kıraman, Onurman, Okman, Sağısman, Aytaman, Akyerman, Hacaman, Ovatman, Mirman, Özatman, Ağırman, Yasdıman, Yastıman, Yıldızman, Umarusman, Ziraman, Yayman, Özüerman, Sorman, Misman, Eralpman, Mazman, Çağırman, Tenerman, Savman, Piyman, Gilman, Girginman, Girman, Gökderman, Gözerman, Közkaman, Filizman…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hitler gizli bir Müslüman olduğu öğrenildiği için yenildi

Hitler, gizli bir Müslüman olduğu öğrenildiği için yenildi.

Hitler, 1939’dan 1943′ kadar, Rusya ile savaştığı Stalingrad cephesine kadar hiç mağlubiyet tatmadı.

Polonya varlık bile gösteremedi. Fransa’da iki milyon Fransız askerini esir aldı. İngiltere kendi derdine düşüp kendini bile koruyamadı. Alman bombardımanlarına karşı şehirlerin üzerlerini tel örgülerle örme projeleri bile düşünmek zorunda kaldılar.

Hitler, önce beraber hareket edip Polonya’yı beraber işgal ettikleri Rusya’ya da sonradan savaş ilan etti. Rusya da neye uğradığını şaşırdı. Yüzlerce kilometre geriye kaçtı Ruslar… Köylerini, kasabalarını, hayvanlarını, ticarethanelerini bırakıp kaçtılar. Savaş için gerekli olacak fabrikaları da yüzlerce kilometre geriye taşıdılar. Rus kadınları her gün 15-20 saat cephane imal ederken, aşırı yorgunluktan can veriyorlardı. Rus askerleri, Alman taarruzları karşısında neye uğradıklarını şaşırıyorlardı. Her şey mükemmel gidiyor ve Rusya gibi bir dev de diz çöküyordu ki, galip durumda bulunulan Stalingrad cephesinde Almanlar bir bozgun yaşadılar. Bir anda çöküş başladı ve tam üç yüz bin kayıp verdiler. Şoktu bu, korkunç bir rakamdı Almanlar için… Sebebi de Rusların taktikleri, gizli teknolojileri, şusu busu değildi. Bir anda Alman askerlerinin inançlarını kaybetmeleriydi. Çünkü Ruslar, Hitler’in namaz kılarken çekilen görüntülerini uçaklardan Alman askerlerinin üzerlerine atmışlardı…

Hitler kendisine itaat etmeyen yüz binlerce asker ve yüzlerce üst rütbeli subaya rağmen Stalingrad bozgununu kurtarmaya çalıştı. Kendisine bağlı SS’lerden ve Rusya’da yaşayıp Stalin karşıtı olanlardan bir çakma ordu oluşturdu. Bununla bile yine de Rusları zor duruma soktu. Ama olmadı… Bir anda tersine dönüş başladı ve yıllardır hiç mağlup olmamış Hitler bir daha galip olamadı.

Bu bozgunda sonra bile Alman ordusu, yüksek rütbeli subayları, Hitler’e itaat etselerdi, Hitler yine başarıya ulaşırdı. Zira Rusya’nın hali de çok çok perişan olmuştu.

Hitler işgal ettiği bölgelerde Müslümanlara kötü davranmamıştı. Kudüs Müftüsü Emin el Hüseyni, Hitler’le beraber çok vakit geçirmiş ve Müslümanların faydasına olacak çok projeler geliştirmişlerdi. El Hüseyni, Hitler’in gizlice Müslüman olduğunu ifade edenlerden, Hitler’in Müslümanlığına şehadet edenlerdendi. Hitler’in emrindeki Müslüman Nazi ordularını manen motive eden biriydi el Hüseyni…

Silsile-i Saadat’ın 33. ve son halkasını teşkil eden Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) da Hitler’in gizlice Müslüman olduğunu talebelerine anlatmıştı.

Hitler’in dahiyane siyasetleri ile Batı dünyası akıl almaz bir çöküş yaşadı, kendi dertlerine düştüler ve sömürgeleri ile ilgilenemediler. Bu sayede batının sömürgesi haline düşmüş pek çok Müslüman milletler bağımsızlıklarına kavuştular.

Eğer, süpriz bir şekilde Hitler Müslüman olmasaydı, onu iktidara getiren, finanse eden, ordularını ve hava kuvvetlerini bile kuran Siyonistler, dünyanın süper gücü olarak Almanya’yı çıkartacaklar ve onun üzerinden dünya hâkimiyetine gitmeye çalışacaklardı. Olmayınca, ABD kartını kullandılar. Hitler’in Müslüman oluşu tarihi bir kırılma noktasını oluşturdu. Bir anda bütün planlar ve hedefler değişiverdi.

Geçenler de İsrail eski Başbakanı Ehud Barak “Eğer Stalin Hitler’i durduramasaydı, şu anda İsrail devleti yoktu.” mealindeki açıklamasını da her halde bu yüzden yaptı. Hitler biraz daha mesafe alabilseydi, Filistin’e ve bütün Ortadoğu’ya Müslümanların hâkimiyetini getirecekti.

Kuşkusuz bu konu daha çok araştırılıp tartışılacaktır. Bizim şu anda söyleyeceklerimiz bu kadar.


Mehmet Fahri Sertkaya

 | Akademi Dergisi

Adolf Hitler gizlice Müslüman olmuştu ve bu yüzden mağlup olmuştu

Yazar: Unknown

Hitler’i iktidara Siyonistler getirmiş, ordusunu, hava kuvvetlerini bile Siyonistler kurmuştu. Ama o sonradan gizlice Müslüman oldu ve Müslümanların menfaatine, Siyonistlerin aleyhine mücadele etti. Sonu da Siyonistlerin elinden oldu.

Dönemin Kudüs Müftüsü olan ve Hitler ile yakından tanışan Emin el Hüseyni, Hitler’in Müslüman olduğunu söyleyenlerden, buna şehadet edenlerden biridir.

Silsile-i Saadatın 33. ve son halkasını teşkil eden Süleyman Hilmi Tunahan kuddise sirruhu da, Hitler’in gizlice Müslüman olduğunu ifade edenler arasındadır. Süleyman Efendi, yetiştirdiği yakın talebelerine bu bilgiyi aktarmıştır. Kendisinin yetiştirdiği talebelerinden Hasan Arıkan Hocaefendi de bir sohbetlerinde bu bilgiyi şu şekilde aktarmıştır:

➥ Hazreti Üstazımız Sultan Abdülhamit Hazretleri için; ”Dünyada ve ahirette onun müdafaasını ben yapacağım.” buyurmuş. 
Hakkında çok iftiralarda bulundular ama güneş balçıkla sıvanmaz, artık gerçekler konuşulur oldu, anlatılır oldu. Kızıl sultan değil Ulu Hakan’dır. Asrındaki devlet adamları Sultan Abdülhamit’i takdir ediyorlar. İngiliz hariciye vekili düşmanı olduğu halde; 
➥ ”Hasmımdı ama onun vefatıyla diplomasi mesleği zevkini kaybetti” diyor. 
Alman kralı II Kaiser Wilhem’e yakınları; ”Görüştüğünüz devlet adamları hakkındaki kanaatiniz nedir?” diye sorduklarında diyor ki: 
➥ ”Fransız kralı ile görüştüm kendimden aşağı buldum. Japon imparatoru ile görüştüm basit buldum. İngiliz kralı ile görüştüm kendi ayarımda buldum. Ne zaman ki Osmanlı sultanı Abdülhamit Han ile görüştüm; heybeti, zekâsı ve nezaketi karşısında beni bir titreme aldı.” diyor. 

Kaiser Wilhem iman etmiş gizliden. Ben bunu hz. Üstazımızdan duydum. Ve döndüğü zaman Berlin’de de bir cami yaptırıyor. Hitler de imanlı insanlarmış. Hz Üstazımız: 

➥ ”Sizin kardeşinizdir.” demişti. Gizlice Müslüman olmuş. Mağlup olmasının sebebi de 2. cihan harbinin İslam’a faydası oldu. Yani Hitlerin faydası oldu. Pakistan, Hindistan vs. Müslüman memleketler bu harp vesilesi ile istiklale kavuştu. Gittiği yerlerde Müslümanlara zararı olmamış. Mağlup olmasının bir sebebi de, İngiliz casusları, Hitler cephede namaz kılarken gizlice fotoğrafını çekmişler, Alman general ve padişahlarına fotoğrafı dağıtmışlar, Paşaların Hitlere bağlılığı gevşeyiveriyor. İşte sizin itaat ettiğiniz Müslümandır falan diye.. 

Hitler çok ateşli konuşurmuş, sert hatipmiş. Alman orduları Lenin Gard’a yaklaşmış, üç gün art arda radyoda söylüyor: 

➥ ”Cenab-ı Hak kendine isyan edenleri te’dip, onlara su’i azap ile tağzip için her asırda bir şahsiyeti gönderir. Bu asırda da Cenab-ı Hak kendine isyan edenleri te’dip, onlara su’i azab ile tağzib için beni gönderdi” diyor. 

Üç gün arkası arkasına radyoda beyanat veriyor. Bu bir ayet mealidir. Cenab-ı Hak Araf suresinin 167. ayeti celilisinde: 

➥ ”Rabbin ilan ediyor ki; kıyamete kadar isyan edenleri te’dip, onlara sûi azap ile tağzip için bir şahsiyeti gönderir.” Ayet bu, Hitler ayet okuyorum demiyor.

****
➥ “Allah, her devirde, yoldan çıkmış milletleri cezalandıracak birini gönderir. Bu devirde o kişi benim.”

| Adolf Hitler

Akademi Dergisi

Hepsini Aynı Güç Odakları Organize Etti / Ediyor…

Yakın tarihimiz ve günümüz sahte aktivistler, sahte alimler, siyasetçiler ve liderlerle dolu…

Osmanı Şeyhülislamının “Bir Mason veya Komünist kadar tehlikelidir. İslam dinine zararından endişe edilir” dediği ve doğru düzgün hiç bir ilim tahsili ve icazeti olmayan dahası risaleleri ilmi hatalarla dolu olan kişi, Müslümanlara “Bediüzzaman” maskesi ile baş tacı ettiriliyor…

Meşru İslam halifesi ve veli padişah Abdülhamid Han’ın “Bir de ortaya Cemaleddin Efgani adında bir şarlatan çıktı. Araştırdım. İngilizlerin adamıydı” dediği ve Masonluğu-ajanlığı kesin delillerle ispat edilebilen Cemaleddin Afgani “En büyük İslam Aktivisti” olarak kabullendiriliyor…

Afgani’nin yetiştirdiği ve müslümanlara alim yetiştiren Mısır’daki El Ezher medresesine sızdırdığı, “Dinin başını dinin kılıcı ile kesiyorum” diyen Muhammed Abduh ise “Büyük Alim” olarak kabullendiriliyor…

İngiltere adına casusluk yaparak Meşru halife ve padişah olan Sultan Abdülhamid Han’ı tahtan indirmek niyetiyle darbe teşebbüsü yapan ve 39 yaşında iken bu darbe teşebbüsü sırasında öldürülen Ali Suavi’nin biz Müslümanlara “Müçtehid” olarak tanıtılmasına ne denilebilir bilmiyoruz?

İslam dininde olmayan demokrasi, laiklik, meşrutiyet gibi kavramları alenen savunan Ali Suavi’yi Said, Nursi’nin “üstad” kabul etmesi de çok manidar değil mi?

Peki geçmişte bunları sahneye sürüp şimdi ise Dinler arası diyalog ihaneti ve BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında hain din adamı, siyasi lider ve fikir adamlarını kim organize ediyor?

Kim destekliyor? Kim finanse ediyor? Kim yükseltiyor?

Cevabı tarih bilenler açısından çok basit; SİYONİZM….

ADL, JDL, CFR, Bilderberg, B’nai B’riht ve diğer örgütlenmeleri ile dünya üzerinde gayri Yahudi tüm inanışların temsilcilerinin içine sahte kurtarıcılar, hain liderler, satılık kalemşörler yerleştiriyorlar…

UYANIK MIYIZ?

Mehmet Fahri Sertkaya