Etiket arşivi: Caner Taslaman

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş, Sabetaycı gizli Yahudiler tarafından kurulan, el değiştiren ve an itibari ile Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Show TV’de… Sabetaycı gizli Yahudi Leyla Bilginel ile birlikte, gerçek kimliklerinden ve bağlantılarından habersiz Müslüman Türk kadınlarına, hayatlarının her alanında yönlendirmeler yapılan “Zahi’de ile yetiş” isimli programında görülüyor…

Zahide Yetiş’in programına çıkarttığı sağlık uzmanları, doktorlar, hayat koçları, çeşitli sahaların uzmanları, sözde hocalar, bütün bunların ezici çoğunluğu kendi gizli tarikatlarının mensubu olan Sabetaycılar… Din adamı diye Caner Taslaman’ı, üstelik toplumun bu derece şiddetli tepkisine rağmen, Arapça bile bilmez, en temel meseleleri bilmez, dinleyenleri dinden çıkartır haline rağmen kanallarına ve programlarına çıkartmalarının arka planında, Caner Taslaman’ın da Sabetaycı bir gizli Yahudi olması gerçeği var.

Sabetaycı bir gizli Yahudi olup da Siyonizm+Masonluk+İçimizdeki İsrail+CIA+MOSSAD’ın ortak AKPKK projesinin de kilit isimlerinden biri olan, arka planda AKPKK ile beraber büyük işler çeviren, sanayide içine zor girdiği küçücük bir oto yedek parça dükkanı varken nasıl ve ne ara bu kadar büyük bir patron olduğu hiç izah edilemeyen, geçmişinde uyuşturucu işi dahil türlü türlü suçlamalar, yargılamalar ve cezalar bulunan Turgay Ciner’e ait olan HaberTürk isimli, isminden başka hiçbir şeyi Türk olmayan kanalda, Caner Taslaman’ın boy göstermesinin arkasında da bu derin bağlantılar ve bir de Cansu Canan Özgen’in de Selanik kökenli bir Sabetaycı gizli Yahudi olması var.

Leyla Bilginel’in gerçek soy adı Kömürcü… Daha sonra mahkeme kararı ile, Sabetaycı olduğu kendi gizli teşkilatı tarafından hemen anlaşılsın da diğer Sabetaycılar gibi kolayca yükselebilsin diye olsa gerek, Kömürcü soy adını Bilginel yaptı. Leyla Bilginel, 2007 yılında ABD’de New York’ta bir sperm bankasından aldığı spermle gayr-i meşru şekilde hamile kaldı, bu şekilde bebek dünyaya getiren ilk Türk olarak bilindi. Lakin Türk değil. Böyle davranışları Türk görünen Sabetaycılar yaklaşık iki asırdır hep yaptılar, yapıyorlar. Hedef ise Müslüman Türkleri maddeten ve manen tamamen çökertmek. Zaten ilk Türk kadın pilot, ilk Türk kadın seslendirme sanatçısı, ilk Türk güzellik yarışması birincisi, ilk Türk kadın sinema oyuncusu v.b. olarak bilinen kadınların hiçbiri gerçekten Türk değildi.

İçimizdeki İsrail’in en büyük grubunu oluşturan Sabetaycı gizli Yahudilerin ekranlarda boy gösteren onlarca haber spikeri var ve hepsi de Türklerin dönüştürülmesi projesinde kritik rol oynadılar, oynuyorlar. Aladağ yurt yangını sonrası bu ihanet teşekkülünün, bu derin/paralel devlet teşkilatının, bu devletin asli unsuru olan biz Müslüman Türk Süleymanlılara karşı başlattığı basın/medya linci sonrası, Akademi Dergisi olarak #HerŞeyAladağİçin diyerek verdiğimiz sert ve kararlı karşılıklar, bu sözde Türk kadın sunucuların birçoğunun da panik hali ile geri çekilmesine sebep oldu. Bütün bunların resmiyette patronu görünen kripto Yahudi Aydın Doğan’ın sözde bir satışla geri çekilmesine, Karay Yahudisi Ülker’lerin panik haline girmesine, NTV ve Star’ın sahibi Sabetaycı Ferit Şahenk’in tiril tiril titremesine ve daha pek çok şok edici değişikliklere sebep oldu, oluyor.

Leyla Bilginel, 2012 yılında yine Sabetaycılara ait olan TV8’de yayınlanan ve çekimleri Kenya’da yapılan “Tropytürk” yarışmasına katıldı. Bu yarışmada, yarışmacı arkadaşlarının nerede ise tamamı kendisi gibi Sabetaycılardı. Berksan Özer, Serkan Tanırgan, Tuğba Özay gibi Sabetaycıların da bulunduğu yarışmacılar arasında konumuzla alakalı olanı ise Billur Kalkavan’dı. Yarışmacı Kalkavan’ın ailesi de Sabetaycı gizli Yahudi bir aileydi. Eskiden Sabetaycı Adnan Oktar’ın müridi olan Sabetaycı Caner Taslaman’ın karısı Feryal Kalkavan’dır. Karısı da Adnan Oktar’ın tezgahından geçti. Oktar grubu tıka basa Sabetaycılarla dolu. Gizli Yahudiler arasında özel bir yeri olan ve kullanılan Feryal ismine sahip olan bu kadının mensup olduğu Kalkavan ailesi, FETÖ diye anılan ve Müslüman Türklere karşı kurulmuş devasa çaptaki ihanet projesinin kurucusu olan İçimizdeki İsrail’in önemli ailelerinden biridir. Bir ayakları FETÖ’ye, bir ayakları içimizdeki İsrail dediğimiz paralel devlete basar. Zaten FETÖ diye gerçek bir paralel devlet yoktur. O da aslında içimizdeki İsrail’in, kripto Yahudilerin bir ihanet projesidir ve bunlar gibi gerçek FETÖ’cülerin hiçbirine hala dokunulmamıştır da, cemaat ve tarikat denince bunlar hala sadece İslam cemaat ve tarikatlarının akla gelmesini, hukuksuz ve vatana ihanet suçu kapsamında yargılama gerektirecek tarzda basın medya oyunları ile tertemiz cemaat ve tarikatların terör örgütü gibi algılanmasını sağlamak istemişlerdir.

Çok şaşırdıysanız “Akademi Dergisi içimizdeki israil” yazıp aratarak, yaklaşık on senedir paylaştığımız binlerce yazılı, sesli, görüntülü yayını inceleyebilirsiniz. Bu yazıyı Amerikan sosyal ağlarında yayamazsınız çünkü Süleymanlılara kendi devletinde/vatanında hukuksuz ve insanlık dışı yöntemlerle operasyon yapmaya kalkıp şamar oğlanına dönen içimizdeki İsrail’i, düştüğü çok zor ve acınası halden kurtarmak için CIA var gücü ile çırpınıyor ve yer yer uluslar arası markalarını kirletmeyi göze alarak bile göstere göstere zorbalaşıyor, sansür uyguluyor. Facebook, Twitter, Instagram, WhatsApp, Youtube hep CIA’ya ait..

Sperm bankasından sperm kullanarak, babası belirsiz gayr-i meşru bir çocuk doğuran Sabetaycı gizli Yahudi leyla Bilginel, namuslu milletimizin haklı tepkisi sonrasında yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Koca bir toplum onu haklı sebeplerle baskı altına alırken, temize çıkarmaya çalışmak, normal göstermeye çalışmak da Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Haber Türk’e kaldı. Mülakatı da Sabetaycı gizli Yahudi Hayatı Arıgan yaptı… Arıgan, Bilginel’e “Sizi çok üzdüler” dedi. Mülakatın büyük kısmında Leyla Bilginel’in sorulara verdiği cevaplar, büyüklere masal cinsinden ve bunu en iyi bilen de Sabetaycı Hayati Arıgan. Buna rağmen sorun görmeden bunları yayınladı.

Şimdi bir tartışma çıksa bunlar cinsel tercihler, hür irade, anayasal haklar, demokrasi, kadın-erkek eşitliği, cumhuriyet, laiklik, Atatürkçülük gibi uydurma bir dünya tabirle lüzumsuz ve samimiyetsizce tartışırlar. O dediklerinin, şu Türkiye’de Müslüman Türklerin kendi dinleri, kültürleri ile yaşamak istediğinde işler olduğunu, bir işe yaradığını ise gören duyan olmamıştır. Hala kendi vatanında Müslüman Türklerin on milyonlarcası “tarikatçı” ya da “cemaatçi” denilerek her türlü dışlamaya, baskıya ve zorbalığa maruz bırakılır. Bunların hepsi bunların Müslüman Türkleri kendi vatanlarında üstü örtülü bir işgalde tutmak için uydurulmuş ve dayatılmış sözde değerlerdir.

Bu milleti akıl almaz felaketlere iki asırdır kasten sürüklediler. Son birkaç on senedir ise iniltiler geliyor memleketin her yerinden… Feryat ediyor anneler, babalar, kız çocukları, T.C vatandaşları… Alemin nizamı iyice bozuldu, sapıklık, taciz, tecavüz, hırsızlık, dolandırıcılık, şiddet, cinayet aldı yürüdü, çıplaklığın ve bozuk devlet/adalet sisteminin sebep olduğu rezillikler her yere yayıldı, yuvalar yıkıldı/yıkılıyor, aile kurumu çöküyor ama bunlar hala bizden görünerek acımadan vurmaya devam ediyor. Çünkü bunlar iki asırdır bu felaket manzarayı oluşturmak için kasten ihanet ediyor, gerçek kimliklerini gizleyerek ve “akla gelen her şey caizdir” diyerek faaliyet sergiliyor.

Bazı Müslüman hanımların sorun görmeden izlediği ve kapıldığı Sabetaycı Zahide Yetiş de, alemde sağlık tavsiyeleri verecek başka hiç kimse kalmamış gibi Leyla’yı programına çıkartıyor. Uyanın, bu ülkede gerçek bir Türk basını ve medyası yok. İçimizdeki İsrail’den başka gerçek bir paralel devlet de yok. Bunları tam kadro ifşa edip cezalandırılmalarını sağlamadan bu millete huzur da yok.

  • Hızlı yükselmeliyim ve çok meşhur olmalıyım, bana tavsiyeler ver ne yapayım?
  • Bizdensin ama soy adın bizimkiler gibi değil, bu, hızını düşürür, değiştir.
  • Ne yapayım?
  • Bizimkilerin hemen anlayacağı bir şey yap ve ayrıca bizimkilerden birinin soy adı da olabilir. Mesela Bilginel nasıl?
  • Tamam. Hemen adliyeye gidip değiştireceğim. Başka ne yapayım?
  • Sansasyonel ol, görülmemiş, duyulmamış bir şey yapman lazım ve uzun süre tartışılman lazım. Aklımda parlak bir fikir var ama kolay iş değil. Daha önce kimse denemedi.
  • Söyle nedir, onuda yaparım?
  • Biraz zorlanırsın ama hemen meşhur olup çok konuşulursun. Sperm bankasından çocuk sahibi ol, tarihe geç. Bu Türkler gelmezler bu işlere, ön ayak ol, iyice nesep, aile kurumu, toplum düzeni, ahlak bozulsun bunlarda, mahvolsunlar. Baksana Avrupa milletlerini ne yaptık, kocaman milletler elimizde oyuncak oldular. Binbir dertle boğuşmaktan dik duramaz oldular. Bak, sen bunu yapınca çok tartışmalar çıkar ama endişe etme, basın medya bizde, adliyeler bizimkilerle dolu, meclis bile bizimkilerle dolu… Sen taktik oyna ve “Ben her şeye karşıyım” de “Evlenmeye, dine, mezhebe, kurallara, her şeye karşıyım” de… “Ben öyle bir değer tanımam” de.. Toplumdan şiddetli baskı gelirse kaçacağın bir ülkeyi baştan ayarla. Öyle yapmak zorunda kalırsan da takma kafana, bizimkiler yavaş yavaş ortamı hazırlarla basın ve medya gücü ile, dönersin kısa sürede geriye…
  • Tamam, ben onu da yaparım. Başka?
  • Bizim TV 8’e git, seni de programlarına çıkartsınlar. Sen böyle durursan zaten hiç kaçırmazlar, aradıkları senin gibiler…

Aileyi, ahlakı, namusu, nesebi yıkmak için kullanılan çift kimlikli bir kadını, toplumun tamamının tepkisine rağmen kim el üstünde tutar ve millete inat onu normalleştirmek için yazdığı yazısına ondan “şahane” diye bahsederek başlar? Biliyorsunuz siz, gazeteci görünümü ile bu millete ve devlete binlerce kere ihanet eden ve derhal ters kelepçe ile alınması gereken gizli Yahudi Ayşe Arman Dormen… Pekiyi, 16 senedir sözde bir İslami parti hükumet ise, neden hala hiç suçu olmayan on binlerce Müslüman kadın zindanlardadır da bunlara paralel devlet operasyonu yapılmaz? Hatırlıyor musunuz Aladağ yurt yangını sonrası bu çift kimlikli hain Ayşe Arman’ın yazdıklarını?

Sabetaycı gizli Yahudi Zahide Yetiş’in, Sabetaycı Turgay Ciner’e ait olan Show TV’deki programına şimdiye kadar sayısız gizli Yahudi çıkartıldı ve özellikle Müslüman hanımlar ve genç kızlar aldatıldı. Çıkartılanlardan biri de Tuğçe Işınsu…

Sizler, daha önceki Akademi Dergisi yayınlarından, Mehmet Fahri Sertkaya yazılarından ve sesli anlatımlarından Tansu, Cansu, Işınsu ne demek biliyorsunuz. Özellikle Sabetayist Tansu Çiller ile Sabetayist Cansu Canan Özgen’i anlattığımız yayınlarda bu hususa temas etmiştik.

Tuğçe, içimizdeki İsrail’in son derece tehlikeli ve derhal operasyon yapılması gereken tarikat okullarından Feyziye Mektepleri Vakfı Işık lisesinde okudu. Zaten orası, milletimizi akıl almaz felaketlere kasten ve organize bir teşekkül halinde sürükleyen on binlerce kripto Yahudiyi yetiştirdi. Tuğçe ardından İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Öyle sıradışı bir eğitim ve kabiliyeti olmadığı halde, çok sayıda itikadı ve niyeti düzgün gerçek Türk uzman yerine o rahatlıkla TV’larda yer buldu. Çünkü onlardan olan bir gizli Kabalacı, büyücü, falcı…

Spiritüel Yaşam Danışmanlığı dedikleri uydurulmuş bir tabirin arkasında ya da Simge Bilim, Kehanet Sanatları, Melek Enerjisi tabirleri arkasında Kabalacılık/büyücülük/falcılık yapıyor. Yüzde 98’i resmen Müslüman olan ülkemizde, basın ve medyada nerede ise hiçbir gerçek Türk ve Müslüman uzman, itibar göremiyor, yer bulamıyor. Öyle bir manzara hakim ki hala İslamcı basın ve medya denilen yerlerde bile bunların adamları dolu. Hilal TV’de üç sene aralıksız program yapan ve mezheplere, tasavvufa, hadislere saldıran Erdem Uygan bile onlardandı da, #HerŞeyAladağİçin dediğimiz süreçte çok kolayca, hiç zorlanmadan ayağını kaydırdık. Şimdilerde, baba tarafından Rum, anne tarafından Gürcistan Yahudisi olan Tayyip Erdoğan’ın, teyzesinin oğlu olan ve kendini Rumlardan görüyormuş gibi tavırları da olan Cengiz Er’e ait Süper Haber TV isimli, haber sitesi görünümlü fitne yuvasında ayda bir iki yazı yazıyor Erdem Uygan… Hala savcılıklarımız nedense soruşturma başlatmadı.

Kasten sonsuz felakete sürüklüyorlar. Derhal yargı müdahalesi lazım…

Sabetaycı gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan Show TV’deki programında sürekli olarak kendisi gibi Sabetaycı gizli Yahudileri konuk eden Zahide Yetiş’in, söz konusu, sonsuz saadete kavuşmamızın biricik vesilesi olan dinimiz İslam olduğunda bile, programlarına gizli teşkilatının adamlarını çıkarttığını görüyoruz. Üstelik, Sabetaycı Emre Dorman ile Sabetaycı Caner Taslaman’ı son yıllarda iyice ifşa ettiğimiz, karşımızda gık bile diyemez, hukuka bile gidemez, tartışmaya bile giremez, yalanlama bile yapamaz hale getirdiğimiz halde, bunları korumak için gerçek sahibi CIA olan Facebook’un, Twitter’ın, Youtube’un, Instagram’ın, WhatsApp’ın nasıl vahim suçları durmaksızın işleyip sansürlemeler yaptığını gözler önüne serdiğimiz halde, bunlara karşı çok büyük bir toplum tepkisi olduğu bilinirken, 2018’in Haziran ayında hala ısrarla TV programına konuk ettiğini görüyoruz. Zahide Yetiş’in bu yaptığı da çok vahim bir suç ve ağır ceza mahkemesinde yargılama gerektiriyor.

Gizli Yahudiler olan Caner Taslaman’ın ve karısı Feryal Kalkavan’ın, Sabetaycı gizli Yahudilerin İslam tarikatı gibi görünmek istedikleri Adnan Oktar örgütünde yıllarca faaliyet gösterdikleri meydana çıkmışken, Caner Taslaman’ın Kızıl İmamcılar denilen Sabetaycı muhalif grup ile yoluna devam ettiği bilinirken, yine Taslaman’ın Ebubekir Sifil ile yaptığı münazarada Arapça bile bilmediği, Hadis ilmine dair de bir şey bilmediği, en temel İslami tabirleri ya hiç bilmediği ya yanlış anladığı meydana çıkmışken, çok seviyesiz ve samimiyetsiz davranış tarzı da gözler önünde iken, bu şartlar dahilinde onu kim programına ısrarla çıkartır? Kim kendine güvenen özellikle hanımlardan oluşan on milyonlarca T.C. vatandaşını ne için aldatır? Elbette onların teşkilatının üyesi olan Zahide Yetiş çıkartır ve onlardan olduğu için aldatır…

Neden bunlara da yargı müdahelesi olmuyor? FETÖ paralel devletse bunlar ne? Neden bu ülkede tarikat ve cemaat tartışmaları sadece İslam dinin cemaat ve tarikatları ile sınırlı kalınarak yapılıyor? Emre Dorman’ın, dinen hiç yol/zemin olmadığı halde Allah’ın ayetlerini bile kasten çarpıttığı, Müslüman Türk milletinin itikadını İsrail, Masonluk ve Evanjeliklerin menfaatine olarak dönüştürmek istediği en somut şekilde ispat edilebiliyor. Onu Müslüman zan edip itibar edenler, hala namaz kılmakta oldukları ve kendilerinni Müslüman zan ettikleri halde sonsuz cehennem azabına sürükleniyor. Çünkü bunlar kasten dinimizin en temel kolonlarını bile yıkmaya kalkıyor. Ya bu kadar Sünni cemaat ve tarikat, onlar neden bu sarsıcı gerçekleri Müslüman milletimize anlatmıyor, bu kripto Yahudilerin gerçek yüzlerini göstermiyor? AKPKK projesine kendilerini bağlamış ve hak yolda olduklarını iddia eden bu cemaat ve tarikatlar, AKPKK’nin arkasındaki asıl güç odağının bu kriptolar, bunları koruyan Masonlar ve Siyonizm olduğunu bildiklerinden mi susuyor?

Zahide Yetiş, kendisi gibi İzmirli bir gizli Yahudi olan Dr. Fevzi Özgönül ile, Sabetaycı Turgay Ciner’e ait olup tıka basa Sabetaycı dolu olan Show Tv kanalındaki programında görülüyor. Fevzi Özgönül, Sabetaycı gizli Yahudi ihanet teşkilatına ait olan diğer basın ve medya kuruluşlarında da hep el üstünde tutuldu/tutuluyor. (Zahide’nin anne tarafı Yunanistan/Selanik’ten, baba tarafı ise Kütahya’dan İzmir’e gelmiştir. Şu Selanikli gizli Yahudilerin Müslüman Türk milletine yaptığı ihanetin bir benzerini, bilinen tarihte kimse kimseye yapmamıştır.)

Mehmet Fahri Sertkaya

SORU: Caner Taslaman, sen Sabetaycı mısın? CEVAP: Ben Boşnakça konuşabiliyorum | Mehmet Fahri Sertkaya

Yazar: Mehmet Fahri Sertkaya (#mfs)

Ne ara gittin, ne ara geldin, durduk yerde aniden neden gittin, gittin de neden bu kadar kısa sürede geldin, hiç anlamadık Can-er Tasla-man…

‘İşte bakın, ben Boşnağım, Bosnalıyım, Boşnakça konuşabiliyorum” demek için mi çektin bu kadar zahmeti? Sana aile bağlantılarının Bosna’ya dayanmadığını, Boşnakça bilmediğini söyleyenler mi oldu? Millet bunları merak etmiyor ki sen neden merak edilen kısımları tartışmıyor ya da bu kısımlara dair konuşmuyor, açıklama yapmıyorsun da böyle lüzumsuz çileler çekiyor, acayip tavırlar sergiliyorsun? 

Bir baksak ünlü Sabetaycılara, kimisi Sabetaycı Cansu Canan Özgen gibi Selanikli, kimi Yanyalı kimi Bosnalı, kimi Manastırlı, kimi Moralı, kimi Üsküplü… Balkanların, Rumeli’nin her yerinden Sabetaycılar var. Bunların soylarını biraz daha araştırınca ya İspanyol Yahudilerine çıkar ya da Polonya Yahudilerine… 

Bütün bu Sabetaycılara baksan, İbranice, Ladino (Yahudi İspanyolcası) dili yanında, Rumcayı, İspanyolcayı ya da bulundukları yerin yerel dilini, ana dili gibi konuşurlar. Bu, onların aslen Sabetaycı gizli Yahudi oldukları ya da Sabetaycı kolundan değil de diğer gruplardan gizli Yahudi oldukları gerçeğini değiştirmez. İzmir’in gizli Yahudilerine, hatta Ankara’nın, Erzurum’un, Bursa’nın, Eskişehir’in gizli Yahudilerine de bir baksan, ya İspanya kökenli çıkarlar, ya Polonya… Buna rağmen sorsan ‘İzmirliyiz’ derler, ‘Ankaralıyız’ derler, ‘Rumeliliyiz’ derler, ‘Türküz’ derler hatta ‘Evlad-ı Fatihanız’ derler de gerisini mevzu etmek istemezler.

Bu kadar yorulana kadar, geçip twitter’ın başına, şu mealde cümleler yazabilirdin:

1- Evet, gençlik yıllarımda, daha çok Sabetaycı gizli Yahudilerin ve Masonların toplaştığı Adnan Oktar grubundaydım. Onlara yapılan Emniyet operasyonlarında ve yargılamalarda ben de topun ağzına kadar geldim ama içeri düşmedim. O zaman soy adım ‘Uygun’du, gazetelere konu olduğum için Sabetaycı anne tarafımın soy adı olan Taslaman’ı mahkeme kararı ile soy adım yaptım.

2- İddia edildiği gibi ben de Sabetaycıyım. Eşim de, eşimin akrabaları da, etrafımdan çok kimseler de, kankam Emre Dorman da, Haber Türk’ün sahibi Turgay Ciner de, Cansu Canan Özgen de, daha çok kimseler de hep Sabetaycı.

Adnan Oktar’ın kedicikleri denilen kadınlardan Sabetaycı Tuba Öymen’in 2011 yılındaki bir paylaşımı. Adnan Oktar grubundan ayrılıp Kızıl İmamcılar denilen gurupla yoluna devam eden Caner Taslaman’ı, Oktar grubu yıllarca ifşa etti.

3- Bu nedenle, bütün müslümanları karşımıza alıyoruz. Onlar ne derse desin, neyi ispat ederse etsin görmezden geliyoruz. ‘Bilimsellik” söylemleri altında, onların doğru olan ehl-i sünnet İslam inancına “Geleneksel İslam” deyip yok etmeye çabalıyoruz. Hadisleri ve mezhepleri yıkarak, İslam’ı dipten bir darbe ile yıkmak istiyoruz. Hatta bu maksatla alaya alıyoruz, baskı altına alıyoruz ve bu gizli kapaklı bağlantılarımız yüzünden, haksızlığımız meydanda olduğu halde, münazaralarda gerçek İslam alimlerinin karşısında perişan olduğumuz halde bu Sabetaycı basın ve medya yine de onları değil, bizi el üstünde tutuyor. Hizmet verdiği milletin değil, bizim yanımızda oluyorlar. Zaten bu sadece dini meselelerde böyle değil. Onlarca yıldır bu milletin kabullenişlerini Sabetaycı basın ve medya değiştirmedi mi.. Çıplaklığı, alkolü, sigarayı, ana-babaya asi olmayı, kendi kafasına kaptan olmayı, süs ve gösteriş için yaşamayı, kumarı, zinayı, evlilik dışı birlikteliği bizim Sabetaycı basın ve medya normalleştirmedi mi… Bakın işte bu paylaşımım da bile arkamda yarı çıplak bir kadın var ve ben onun da olduğu fotoğrafı paylaşırken, sabah akşam İslam’dan, ayetlerden bahseden biri olduğum halde hiç bir utanma belirtisi göstermeden onu da paylaştım. 

Haftalar hatta aylar boyunca, Sabetaycı Caner Taslaman’a, en medeni şekilde sorular yönelttik. Sabırla tekrar tekrar sorduk ve imkansızı başarıp, her seferinde görmezden gelmeyi tercih etti. Şimdilerde bütün Türkiye Akademi Dergisi’nin Caner Taslaman ve çevresine dair iddiaları ile çalkalanıyor ama o hala akıl almaz şekilde susuyor.

4- Caner Taslaman ad ve soy adımın Boşnakça ile alakası yoktur. İbraniceye atıf içerir. Bunları açıklasam da giriş seviyesinde olanlarınız anlayamaz. Boşa zahmet çekmenin anlamı yok. Benim adım Can-er, Turgay’ın soya adı Cin-er… Benim soy adım Tasla-man, Emre’ninki Dor-Man.. Bunlar tesadüf eseri değildir. Özenle üzerinde durulmuş isim ve soy isimlerdir ve İbranice gerçek isimlerimize ya ses/telaffuz ya da mana itibari ile atıf içerir. 


5- Yaptık, ettik. Bakın ne kadar panik halinde olduğum sadece şu acayip tutarsız davranışlarımdan ve paylaşımlarımdan bile belli ve gözler önünde. Lütfen savcılıklara suç duyurusunda bulunmayın. Yaptıklarıma çok pişmanım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Emre Dorman Sabetaycı mı, beni neden engelledi?

Haftalar önce bir gün, Emre Dorman’ın profilinde ”Emre Dorman! Sen de Sabetaycı bir gizli Yahudi misin? Caner Taslaman ile bir akrabalığın ya da bilinmeyen bir bağlantın var mı?” mealinde, son derece medeni tarzda bir yorumum/sorum olmuştu. 

O vakit engelledi de, yoğunluktan ben mi fark edemedim, yoksa birkaç gün önce bu şebekeyi tam anlamı ile alemin gözleri önüne serip Caner Taslaman’ı bile aciz düşürdüğüm vakit mi kızıp ya da belki de panikleyip engelledi, düşündüm, taşındım, bilemedim. 

Ne vakit engellemiş olursa olsun, asıl mesele, neden engellediği… Küfür, hakaret, tehdit mi ettim… Saldırgan ve kırıcı bir üslup mu sergiledim… Cevap alamadığım halde, devamında da baskıcı ve kırıcı bir üslubum olmadı. ‘Hayır. O nereden çıktı? Ben Sabetaycı değilim’ dersin, benim bir bildiğim varsa da, o nedenle bu soruyu sormuşsam, bu cevabının üzerine o kısma geçerim. Engellemenin, bu derece geri durmanın, tuhaf davranmanın gereği nedir. 

‘Engellendi’

Emre’nin bu yaptığı bir yana, Caner Taslaman da tuhaf… Açıkça Sabetaycı olduğunu iddia ettim. Haftalarca görmezden gelmeye çabaladı. Sonunda yayıldı, herkes sordu, bu defa kendini savunmaya kalktı, iddia sahiplerine terbiye sınırları dışında, bayağı kelimelerle saldırdı ama açık, net bir cümle ile “Ben Sabetaycı değilim” diyemedi. 

Bir ata sözü var bilir misiniz? 
– En sağlam zincir bile, en zayıf halkası kadar sağlamdır. 


Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bir Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu deşifre ettiğimiz Caner Taslaman’dan ‘Çevir kazı, yanmasın’ tavırları…

Yazar: Mehmet Fahri Sertkaya (#mfs)

ÇEVİR KAZI, YANMASIN…
Dear Mr. Taslaman!
Haftalardır senin gerçek yüzünü bu millete ilan ediyoruz. Defalarca profilinden en medeni şekilde sorular yönelttik, acayip bir tavırla görmezden geldin ama görünen o ki, bu gayretin de seni kurtaramadı, artık yavaş yavaş topun ucuna geldin.
Yaklaşık üç saat kadar önce, Facebook ve Twitter hesaplarında paylaştığın bu metin, sorularımız karşısında haftalardır neden susup kaldığını, Cansu Canan Özgen’in de neden susup kaldığını, aslında verebilecek bir cevabın/cevabınız olmadığını gözler önüne seriyor.

 Görsel 1:   Akademi Dergisi olarak, Sabetaycı bir gizli Yahudi olduğunu deşifre ettiğimiz Caner Taslaman’ın, insanların kafasında oluşan soru işaretlerine sözde cevap verdiği bir Twitter paylaşımı…

 1-  Soy adının Sabetaycılık ekseninde tartışıldığını, soy adından sebep Müslüman görünen Sabetaycı bir gizli Yahudi olduğunun iddia edildiğini bile neden yazamadın? Neden açık yüreklilikle ve net duruşla hala ‘Bana Sabetaycı gizli Yahudi diyorlar. Ben Sabetaycı değilim’ diyemiyorsun da ‘Fikirleri tartışmak yerine, bu saçmalıkları tartışmak’ şeklinde cümleler ile ve peşi sıra gelen aşağılayıcı, seviyesiz, saldırgan tabirler ile tuhaf, panik halinde, çaresiz kalmış bir psikolojiyi yansıtıyorsun?

 2-  Programına seni sık sık çıkartıp da İslam itikadının dibine nükleer bombaları döşemene yardım ve yataklık eden Selanik’li Sabetaycı Cansu Canan Özgen neden hala susuyor ve çok değerli konuğu olduğun, hatta demirbaşlarından biri olduğun halde sana destek veremiyor? Sahi Sabetaycı Emre Dorman, bu zor zamanında neden seni arkalamıyor, tartışmalara girmiyor? Ya da beraberce İslam itikadının dibini oymaya ve milyonlarca Müslümanın itikadını bozmaya, sonsuz saadetini çalmaya çabaladığınız Haber Türk isimli televizyon kanalının sahibi olan Sabetaycı Turgay Ciner nerede? Yalnızlar rıhtımında gibisin Taslaman? Bir de, senin 2009’dan sonra televizyonlarda sık görünmeni sağlayanlar kimler? Bunun zeminini hazırlayan kişilerden biri, Sabetaycı Okan Kaan Bayülgen mi? Okan Kaan Bayülgen’in, bu ülkede kaç Sabetaycı gizli Yahudiyi meşhur ettiğini ve içi boş teneke misali kaç Sabetaycıyı muteber kişiler olarak gösterdiğini/kabullendirdiğini bilmediğimizi mi sanıyorsun?

 Görsel 2:  İslami ilimler sahasında son derece vasıfsız, hatta dip seviyede biri olmasına rağmen, Sabetaycı gizli Yahudi medya patronlarının kanallarına, özellikle de Sabetaycı Turgay Ciner’in Haber Türk’üne sık çıkartılarak muteber kılınmak istenen bir proje adamı Sabetaycı gizli Yahudi Caner Taslaman

 3-  Bir cemaate katılmayıp, takıldığın şeklindeki kelime oyunlarına senden başka itibar eden olmuş mu? Neden, katılmadığını, takıldığını iddia ettiğin o cemaatin Sabetaycı gizli Yahudilerin ve Masonların toplaştığı Adnan Oktar cemaati olduğunu yazamadın? ‘Takılmak” dediğin şey, nasıl bir şeydir ki, o cemaate hukuk/yargı müdahalesi olunca seni de ağır ceza mahkemelerinde yargıladılar? Zaten bütün Türkiye bu gerçekleri duymak üzere ve şu anda bile çok yüksek sayıda insan bunları duydu, bunun şokunu yaşıyor? Net duruş sergilemen gerekmez miydi? Bu şartlarda bile hala neden gizlemek refleksi, paniği ile hareket ediyorsun? ”Evet, Adnan Oktar grubundandım ama sonra işler sarpa sarınca ayrıldım ve kızıl imamcılar denilen grupla yoluma devam ettim.” de… Bunu dediğin anda takipçilerin hemen fark edecekler değil mi, zaten sen de itikadi meselelerde ‘bilimsellik‘ maskesinin arkasında Adnan Oktar grubunun savunduklarını savunuyorsun. ‘Geleneksel İslam’ diye diye aşağılayıp, doğru olan ehl-i sünnet itikadını, Adnan Oktar grubunun da çekmek istediği ayara çekmek istiyorsun. Yok aranızda bir fark… Yani fiziken bir ayrılık olsa bile inanç, niyet, hedef anlamında bir ayrılığınız yok… Onlar mimlenmişler ama senin bu yüzün ve gerçek kimliğin tanınmıyor.

 Görsel 3:  Adnan Oktar’ın kedicikleri olarak anılan kişilerden Tülay Kumaşçı’nın bir twitter paylaşımı. Deşifre olmamak için direnen ve ”Ben hiçbir cemaate mensup olmadım. Gençliğimde bir süre bir cemaate takıldım” diyebilen Caner Taslaman’ı yalanlıyor ve ‘uzun yıllar’ dan bahsediyor. Akademi Dergisi olarak Adnan Oktar ve çevresi ile büyük bir mücadelemiz olmuştu, çok büyük darbeler vurmuştuk ve Adnan Oktar, çok uzun süre inkar etse de, sonra A9 TV’de bir canlı yayına çıkarak, aslında Yahudi olduğunu itirafa mecbur kalmıştı. Adnan Oktar grubunun has kadrosunun ezici çoğunluğu, en baştan bu yana ve bu gün de dahil Sabetaycı ailelerin fertleridir. 

***

 Görsel 4:  Adnan Oktar’ın kedicikleri denilen kadınlardan birinin Twitter paylaşımları… Feryal Kalkavan Taslaman, Caner Taslaman’ın eşidir ve o da gizli Yahudidir. Meltem Arıkan hesabından yapılan bu paylaşımlarda, Caner’in eşi Feryal Kalkavan Taslaman ile Adnan Oktar ekibinden olanlar arasında sağlam bir geçmiş ve ciddi bir hukuk olduğu anlaşılmaktadır. Kalkavan ailesinin FETÖ ile de bağlantısı vardır. Ergenekon ve Balyoz davaları kapsamında yargılanan bazı kişiler, kendilerine FETÖ ile Adnan Oktar grubunun ortaklaşa kumpas kurduğunu, kedicikler denilen kadınların iş yerlerine, evlerine art niyetli olarak gönderildiğini, bu kediciklerin de bu projede kullanıldığını, bazı önde gelen kediciklerin ülkemizdeki Amerikan ve İsrail Büyük Elçilikleri ile normal dışı bir iletişim halinde olduklarını v.s. iddia eden savunmalar yapmıştır. Sözümüz meclisten dışarı, FETÖ projesi, CIA’nın, MOSSAD’ın, Katolik misyoner teşkilatlarının desteği ile ülkemizdeki gizli Ermeni ve gizli Yahudiler tarafından uygulamaya konulmuş bir ihanet projesidir. FETÖ gerçekte bir İslami cemaat ya da İslami proje değildir. Her şeyden habersiz alt tabaka kandırılıp kullanılmıştır. Fethullah Gülen de gizli Ermeni (ya da pakraduni) bir gizli kardinaldir. Bu nedenle, ruhban sınıfı evlenmediği için evlenmemiştir. Dinler arası diyalog ve Medeniyetler ittifakı, devasa çapta bir misyonerlik faaliyeti idi. Vatikan ziyaretinde ‘Burada ölmeyi düşledim’ diyebilmiştir. Kitapları ve şiirleri intihal(edebi hırsızlık)dir ve bu çok defa ispat edilmiştir. Gösterildiği kadar yüksek vasıflı birisi değildir. Öncelikle MİT tarafından kullanılmış, sonra CIA’ya da bağlanmıştır. Cemaatin üst seviye yönetici kadrosu, yani gerçek FETÖ’cüler arasında yüksek sayıda gizli Ermeni ve gizli Yahudi vardır. Gülen’in yeğeni ise, gizli Ermeni (ya da Pakraduni) olan ve Caner Taslaman ve benzerleri gibi, gerçekte olduğundan binlerce kat daha vasıflı gösterilmek istenen kadın yazar  Elif Şafak (Atayman) ile evlidir. FETÖ’nün ilk eğitim müessesesi olan Yamanlar Koleji’ni kuran kişi, kripto Yahudi Sezen Aksu’nun babasıdır ve sağdır. ‘Yaman Dede’ olarak anılır. 

 4-  Sabetaycı Yahudilerde de, diğer grup Yahudilerde olduğu gibi, soy, anneden devam etmiyor mu? Senin, anne tarafının soy adını alman bu şartlarda pek tabii değil mi? Senin fotoğrafının da bulunduğu, ”Adnan Oktar’ın şık müritleri” başlıklı, 1986 tarihli gazete kupüründeki haber metni doğruydu da, soy adın orada yazıldığı gibi Osman Caner Uygun‘du da, sonradan mı değiştirdin? Bunu bile neden iki cümle ile net açıklamıyor, üzerinde hala sis perdeleri bırakıyorsun? Soy adını değiştirirken, bir taşla iki kuş vurmak istedin mi? Hem Adnan Oktar hadiseleri sırasında bu durumlara düştüğün, yargılandığın, dünya kadar hadise yaşandığı, kızıl imamcılar vak’aları hemen anlaşılmasın, hem de Türkiye’deki Sabetaycı aileler arasında hiç kalmamış olan Taslaman soy adı devam etsin mi istedin?

 5-  Soy adını Bosna’ya bağlayıp duruyorsun ama Bosna’da ne var, bu soy adını orada neden almışlar, Boşnakça’da Taslaman ne demek ya da Taslaman’ın kökeni nedir, nereden gelir, neden izah edip iki dakikada sis bulutlarını dağıtmamakta ve bir şeyleri gizlemek çabanda hala ısrarcısın? ”Yahu amma abarttılar. Taslaman’ın kökeni şudur. Manası budur. Bu kelimede İbranice’ye atıf yoktur.” diyeceksin, bitecek ama yoksa var mı bir atıf?
 6-  Adnan Oktar imzası ile basılıp dağıtılan kitapların… Bilim ile din sanki ayrıymış da, bilim ile dini sözde birleştirdiği iddia edilen o kitapların… Senin tabirinle dini meseleleri “bilim, akıl ve mantık süzgeci”nden sözde geçiren o kitapların ve ayrıca o belgesel CD’lerin… Amerika merkezli Evanjelik/Siyonist Hristiyan tarikatlarına ait olduğunu, onlardan modifiye tercümeler olduğunu uzun yıllar önce delilleri ile ispat ettik. Sonra Adnan’ın kediciklerinden Sabetaycı Didem Ürer, canlı yayına çıkıp da bunu kabul ve itiraf etmek zorunda kaldı. Yetmedi, bir de ”Amerika’daki yaratılışçıların kitaplarından istifade etmişsek, bu yanlış mı?” mealinde cümleler ile vaziyeti kurtarmaya teşebbüs etmek zorunda kaldı. Yoğunluktan senin kitaplarını hala inceleme fırsatı bulamadık. Söylesene mr. Taslaman, senin kitapların da onlardan araklama mı? İçlerine sızan gizli Yahudiler tarafından inancı dönüştürülen, ‘bilimsellik’, ‘akılcılık’, ‘mantıklı olmak’ maskeleri ile tam da Yahudilerin/Siyonistlerin istediği ayara getirilen ve İsrail için beleş asker olmaya hazır o Siyonistleştirilen Hristiyanlardan, yani bilinen adı ile Evanjeliklerden araklama ve modifiye tercüme mi? Öyle ise baştan itiraf et de, bizi boşuna meşgul etme, çünkü deşifre edeceğimiz, gerçek yüzünü meydana sereceğimiz çok lüzumsuz var. Vaktimiz de dar.

 Görsel 5:  1986 yılında, Adnan Oktar grubuna yargı müdahalesi olmuştur. Adnan Oktar da dahil, grubun pek çok üyesi, devletin güvenliğini tehdit edenlerin yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri(DGM)’nde yargılanmıştır. Yargılananlardan biri de, o zaman adı Osman Caner Uygun olan Caner Taslaman’dır. Sonraki süreçte, baba tarafının soy adı olan Uygun yerine, mahkeme kararı ile Sabetaycı anne tarafının soy adı olan ‘Taslaman’ı almıştır. Kendi iddiasına göre, bu kararı ile, Türkiye’de Taslaman soy adını taşıyan tek erkek kişi olmuştur. Yargılamalar sırasında fotoğrafları ile birlikte basında haber olmuştur. Sol taraftaki gazete kupüründe sağdan ikinci kişi Sabetaycı Osman Caner Taslaman’dır.

 7-  Akademik kariyer elde etmende, ülkemizdeki gerçek paralel devlet olan Sabetaycıların, üniversitelerdeki uzantılarının ve Masonların payı oldu mu? Diplomaların, doktoran falan gerçektir inşaallah. Değilse baştan itiraf et, yaz, boşa zaman kaybetmiş olmayalım.
 8-  Bu son madde çok önemli… Söyle Sabetaycı Turgay Ciner’e, söyle o Sabetaycı Cansu Canan Özgen’e, bir canlı yayın ayarlasın, senin karşına bizden birini çıkartsın, bakalım bir saat sonra Caner Taslaman diye biri kalıyor mu, girdiği şekilden sonra hala ona itibar eden bir kimse kalıyor mu, Sabetaycıların markalaştırdıkları kişiler gerçekten marka değerinde mi, anlayalım ve bütün Türkiye de anlasın…
Biz ‘Her şey Aladağ için’ dedik… Seni ve senin gibi bazılarını, öteleyecek, bir iki sene daha kendi çapınızda dönmenize izin verecek, dokunmayacaktık. İkaz ettikçe, ‘Bir nane değilsiniz, akıllı olun’ dedikçe, kendilerini bir nane sanan Sabetaycı basın ve medya teröristleri ve patronları, Aladağ yurt yangını üzerinden o insanlık dışı basın/medya lincini ve Türk/İslam düşmanlığını, cemaat/tarikat düşmanlığını devam ettirdiler.
Şimdi onların hepsine gülücüklerimizi ilet… Senden sonra dokunduğumuz avukat Metin Feyzioğlu’na da ilet. Söyle ona, biz de peşini bırakmayacağız. 
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sabetaycı gizli Yahudi Caner Taslaman’ı, bu millete inat, kimler, neden televizyon programlarına çıkartıyor

Yazar: Mehmet Fahri Sertkaya (#mfs)

Caner Taslaman, Sabetayist gizli Yahudi…
Pelin Batu, Sabetayist gizli Yahudi…

Okan Kaan Bayülgen, Sabetaycı gizli Yahudi…
Show TV, Sabetaycılar tarafından kurulmuş bir televizyon kanalı…

1 Mart 1991’de Sabetaycı Erol Aksoy, Sabetaycı Dinç Bilgin, Sabetaycı Haldun Simavi ve Sabetaycı Erol Simavi tarafından Fransa’da kurulmuştur. Yayına geçtiği ilk anlardan itibaren, halkın bütün tepkisine rağmen, bu milletin değerlerine savaş açmışçasına bir yayın faaliyeti olmuştur.
Çıplaklığın, küfrün, lanetin, hırsızlığın, kibrin, şımarıklığın, evlilik dışı ilişkilerin, adiliğin, rezilliğin hakim olduğu Amerika yapımı ve Siyonistlerin çektiği filmlerin…

Cinselliğin, kadın bedeninin sanat gibi pazarlanmak istendiği rezil programların, nikah dışı ilişkileri meşrulaştırmaya çalışan her türlü yayının ve ayrıca pop kültürünü, hovardalığı, serseriliği, vurdumduymazlığı, sorumsuzluğu aşılayan her türlü yayının…

Ayrıca, çırılçıplak kadınları kliplerinde oynatan Türk görünümlü Sabetayist sözde sanatçıların kliplerinin günün her saatinde yayınlandığı, adeta bir lağım çukuru vazifesi görmüştür. Bütün bunlar kasten yapılmıştır. İlk dakikadan itibaren medeni bir hukuk devletinde, bir milli güvenlik tehdidi kabul edilip, yargı müdahalesi görmesi gerekecek bir TV kanalıydı. Şu anda Siyonistler ve Sabetayistler, bir dünya devi olmaya doğru hızla koşan Çin’de, ahlaken, fiziken, ruhen, aklen ve toplum çapında “çökertici” faaliyetlerde bulunmak isteseler de Çin devleti, bizim o vakitlerden beri yapamadığımızı yapıyor ve bunlara izin vermiyor. Çin’in bu isabetli uygulamaları da basın ve medyamıza eskiden beri hakim olmuş bu kriptolar tarafından “Çin’deki mantıksız, anlaşılmaz yasaklar” gibi başlıklarla milletimize sunuluyor.

Kanalizasyon çukurunun şu andaki sahibi ise, hakkında gümrük kaçakçılığı, madenlerinde ölümlü kazalara sebep olmak dahil çok sayıda suçlama ve yargılama olan ve Sabetayist Caner Taslaman’ı, Müslümanların itikadını darbeleyip dursun, hadis inkarcılığı hakim olsun, mezhepsizlik fitnesi yayılsın, akılcı sapkın bir İslam inancı hakim olsun diye, sahibi olduğu diğer kanal Haber Türk’te Sabetayist Cansu Canan Özgen’in programına, bu milletten yükselen çığ gibi tepkilere rağmen inatla ve keyifle çıkartan Sabetayist Turgay Ciner’dir.

Sabetayist Adıtürk’ü (sözde Atatürk’ü) deşifre ettik diye bizi sürmanşetinden bütün Türkiye’ye, kasten açık isim ve soy isim vererek hedef gösteren de Gazete Haber Türk paçavrasıdır. Buna rağmen, bin türlü somut delil ve kaynak ile yaptığımız o yayınlardan dolayı yapılan o yargılamadan beraat ettiğimizi yazamayan, haber yapamayan da onlardır.
Pelin Batu’yu yeni duymuş olabilirsiniz. Başlangıç bilgisi için şuraya bakabilirsiniz: 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi