Etiket arşivi: Adnan Oktar

Şu ana kadar ya istediklerini yapamadılar

Gölcük-Düzce hizasından aşağıya, Afyon, Uşak ve çevresine kadar olan kısmı kırmaya çabalıyorlar. Peş peşe manyetik şoklar gönderdiler ve muhtelif yerlerde küçük depremler oluşturdular. Hedef, bu bölgeyi de Maraş merkezli afet bölgesi gibi bir hale getirmek.

Şu ana kadar ya istediklerini yapamadılar ya da önce küçük kırılmalar yaparak çok büyük kırılmaları/depremleri hazırlıyorlar. Asıl darbeyi vurduklarında daha şiddetli depremler olmasını sağlamak istiyorlar.

6 Şubat’taki Maraş merkezli depremlerden önce İstanbul boğazına gelip meydan okurcasına tavırlar sergilenen ABD savaş gemisi, en son Zonguldak civarına gitti. O geminin elektromanyetik saldırılarla suni afetler yapmakta kullanıldığı bilgisi gerçek, teyitli bilgi.

Gemi/ler bu türlü saldırıları yapmıyorlar, eş zamanlı olarak çok yönlü müdahalerle böyle suni afet saldırıları yapılabiliyor ve bu gibi gemiler kısmen sistemi destekliyorlar.

Yapılacak depremlerden Tayyip’in, Fuat’ın, Hulusi’nin, Soysuz’un, Mevlüt’ün, İbrahim Kalın’ın, Fahrettin Altun’un, Genelkurmay kademesindeki büyükbaş hainlerin, tıka basa hain dolu olan MİT’teki üst isimlerin, Türkiye’deki çok sayıda etkili ve yetkili kişinin haberleri var. Yine bu insanlık dışı faaliyetlerin başında da hep masonlar ve mason tarikatı var.

Maraş merkezli suni deprem saldırılarından hemen sonrasında planları büyük oranda bozuldu, istedikleri kadar insan, organ, ziynet eşyası ve değerli şeyler kaçıramadılar. İstedikleri gibi bulaşıcı hastalıklar yayamadılar. İstedikleri kadar bölgeyi boşaltamadılar ve sahipsiz bırakamadılar. Bu defa daha dikkatli ve gayretli olmaya çabalayacaklar.

Zemini tam oluştuğu zaman da Çanakkale, İzmir, Muğla gibi şehirler başta olmak üzere, pek çok şehirden düşman işgalinin önünü açacaklar.

Yine, sanki Türkiye batmış, bitmiş, devlet sistemi çökmüş, ordu hiç yokmuş, üç kuruş yardımlara ve üçbeş çadıra ve yurt dışından gelecek sağlık çalışanlarına muhtaç hale gelinmiş rolleri oynanmak istenenecek. Yine masonların kontrolündeki sözde Türk basın ve medyası da üzerine düşeni yapacak. Yine sosyal mecralar, gerçek sahibi olan CIA tarafından sansürlenecek. Elon Musk, sansürlemede gevşeklik yaparsa yine Twitter’a erişme engellenecek.

Hatta bu defa Türkiye genelinde kapsamlı ve uzun süreli elektrik ve internet kesintileri de yapabilirler.

Zaten Maraş merkezli afet bölgesinde sinyal kesicileri gerçekten kullandılar. O insanların gördükleri de anlattıkları da tamamen doğruydu. Devleti resmen idare edenler, devletin kurumlarını ve imkanlarını seferber ederek sinyal kesicileri bölgede dolaştırdılar, çalıştırdılar. Bu kadar aleni şekilde ihanetler ettiler, katliam sergilediler.

O sıralarda enkazların altında yüz binlerce insan vardı. Bunların en az on binlercesi hayattaydı, çoğunun yanlarında telefonları vardı. Telefonları bozulmamıştı, şarjları bitmemişti ve herkesle irtibat kurmaya çabalıyorlardı. En çok da bunun yaşanmasını istemediler. Bu irtibatı kesmek ve enkaz altında sağ kalanları da öldürmek istediler.

Yine Mason Adnan Oktarcılardan tutun da HDP/PKK’lilere, sözde mültecilerden tutun da yurt içinden ve dışından hemen gelecek, hemen seferber edilecek sözde kurtarma ve yardım ekiplerine kadar herkes bilgilendirilmiş vaziyette… Yine İHH’nın, Beşir’in, Kızılay’ın, Ahbap’ın üst isimlerinin de bilgileri ve hazırlıkları var.

Fitne başı yine İsrail ile İngiltere… Bu gibi saldırılarda ABD’yi, NATO’yu, Rusya’yı hatta Çin’i ve sözde Arapları hep İsrail ile İngiltere sevk ve idare ediyor. Hain Ankara hükumeti de MİT de Genelkurmay kademesi de sözde muhalif partilerin ve liderlerin tamamı da onlara çalışıyor.

Bu saldırılar çoktan yapılacaktı. Aslında Maraş merkezli ilk suni depremden sonra şu ana kadar her şey bambaşka akacaktı, yaşanacaktı. Planları çok büyük oranda bozuldu. Son haftalarda bu saldırıların devamını yapacaklardı ama hem ifşa oluyorlar, hem karşı müdahalelerle karşılaşıyorlar ve bocalıyorlar.

Söz konusu hattan da Türkiye’ye ağır darbe vurduklarından hemen sonra Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi de işgal etmeyi, kısacık sürede Türkiye’den ayırıp almayı çoktan planladılar. ABD Genelkurmay başkanının, işgal altındaki Suriye’de, PKK/YPG teröristlerinin ayağına gitmesinden tutun, son haftalarda onlarca ülkenin çok sayıda resmi görüşmesine kadar… Köşeye sıkışmış haldeki İngiltere Boşbakanı Rishi Sunak’ın “Dünya düzenine meydan okunuyor. Tetikte olmalıyız” açıklamasından, Irak’ta düşen helikoptere kadar ve Ermeni kökenli Rusyalı vekilin “Türkiye çok zayıf düştü, İstanbul’u alalım” açıklamasına kadar, yüzlerce gelişme bu planlarla bağlantılı…

Dediğim gibi, melhame-i kübra artık somutlaşıyor, açıkça yaşanıyor.

Öyle ise herkes aklını başına alsın, çünkü başka Türkiye yok… İstanbul, planları bozmaktan, tebdil etmekten, tehir etmekten yoruldu, sıkıldı.

Tekrar ediyorum. İyice ifşa oldukları için planlarını değiştirmek ya da iptal etmek zorunda kalmazlarsa…

Öncelikle kırmızı işaretli hatları kıracaklar. Gölcük-Düzce arasını merkez ve başlangıç noktası yapacaklar.

Sonra sarı işaretli kısmı belli aralıklar ve çok beklemeden peş peşe kıracaklar. Bunda da Gölcük-Düzce arasını merkez ve başlangıç noktası yapacaklar.

Öncelikli olarak bu bölgelerde, tarihe geçecek seviyede aşırı yağışlar, seller, toprak kaymaları ve şiddetli patlamalar yapmaktan da çekinmeyecekler.

Suni deprem saldırılarının arından da aşırı yağışlara, sellere, patlamalara sebep olacaklar.

Asıl hedefleri İstanbul ve İstanbul’u elektromanyetik şok saldırıları ile doğrudan vuramıyorlar. İstanbul’un buna karşı koruması var. Bu nedenle İstanbul’un yakın çevresini kırmak istiyorlar. Yakın çevresinden başlayacak depremlerin, şiddeti düşmeden İstanbul’un içlerine uzanmasını istiyorlar. Bu nedenle de yıllardır anlattığım o yer altı gazları ve onları tetikleyecek bomba tertibatı planını önde tutuyorlar. Yıllardır bunu Marmara bölgesinde istedikleri gibi yapamadıkları için gidip Maraş merkezli bölde bu teknikleri kullandılar.

Yazdıklarımı unutmayın, Maraş merkezli depremde sadece yer altının farklı noktalarındaki devasa gaz birikintileri patladılmadı, sadece yer altı su kaynakları ile oynanmadıi, sadece elektromanyetik şok darbeleri atılmadı, eş zamanlı olarak yer çekimi bile gücünü bir süreliğine kaybetti.

Trakya bölgesine kaçanlar da yanlış yapıyorlar. Hedef İstanbul’un çevresini çok şiddetli şekilde kırarak İstanbul’u yerle bir etmek olduğuna göre… Sadece Gölcük-Düzce kısmını değil, Trakya’daki pek çok yeri de kırmak isteyecekler. “Burada fay yok” diye boşuna zaman harcamayın. Bu tür saldırıların mümkün olması için faylara gerek yok. Zaten hepinizi kandırıyorlar. Bu depremler, yüzeye çok çok yakın depremler. Derinlerdeki faylar, iddia edildikleri kadar yerlerinden oynamadılar, oynamıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu

Ben de ilk kez duyacağınız bilgiler vereyim. Sinan Ateş, yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu. İstanbul’un desteği ile MHPKK’nin başına geçmek istiyordu. İstanbul’un desteğini alırsa, bunu yapabileceğine emindi.

Bazı ortamlarda “Mfs, Süleyman Soylu’yu asacak” da diyordu.

Fazlasıyla hatayı üst üste yaptı. En büyük hatalarından biri, İstanbul’a açıkça yanaşmayı, İstanbul’un gölgesi altına girmeyi çok ötelemesiydi. Bir diğeri, güvenilmeyecek bazı kişilere güvenmesiydi. Güvendiği bazı kişiler de sattılar onu…

Doğukan’mış, Köktürk’müş, hepsi tetikçi kısmı… Yardım ve yataklık kısmı… Hedefe konulanların hepsi de bu işin içinde değil. Çok alternatifli senaryolar yazıyorlar, istediklerine istedikleri suçu yüklüyorlar. O kişilerin her birine şu anda istedikleri her şekilde ifade verdirirler. Adil yargılanma şartları içinde değiller. Büyük bir tehdit altındalar, işkence de görüyorlar, ifadelerinin geçerliliği de yok. İstediklerini alıp bir noktaya koyuyorlar, yanlarına da bir iki silah koyuyorlar. Sonra kendilerine bağlı polislerle, amirlerle bastırıp aldırıyorlar. Kamuoyunu oyalıyorlar, hedef saptırıyorlar. Davayı çürütmek istiyorlar. Taksim’deki son bombalı saldırıdan sonra da bunları yaptılar.

Sinan Ateş cinayetinde azmettiriciler yani asıl katiller, Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz, Semih Yalçın, Şenkal Atasagun ve bunların etrafındaki o merkezi çete…

Bu ülkede hiç kimse kanundan, devletten, milletten üstte değildir. Şimdi bunların boğulmasının vaktidir. Şerefsizce, had bilmezce, hak arayanlara karşı atarlanan Semih Yalçın’a, tükürdüklerini de yalatma vaktidir. Bedenini çok parçaya bölüp, kafasını Rus Büyükelçiliğine, bedenini ABD Büyükelçiliğine, bir bacağını Çin, diğer bacağını İngiltere Büyük elçiliğine, bir kolunu Almanya, diğer kolunu İsrail büyükelçiliğine kargolama ya da kapılarının önüne asma vaktidir.

Bohçalı ve emrindeki çete, silahlı terör örgütlerini finanse ederken, mazot ve petrol kaçakçılığından elde edilen kara paraları yoğun olarak kullanıyorlar.

Bu ülkede, son seçimlerde MHPKK de HDPKK de aslında barajı geçemedi. AKPKK’nin gerçek oyları ise, ilan edilenin yarısından bile azdı. Bu ülkenin yarısı, son seçimlerde oy kullanmadı. Kafalarına göre oy oranları dağıttılar, ilan ettiler.

Sözde Anayasa metnini kimin yazdığı bile belli değil. Yazarları arasında, üç cümleyi bir araya getiremez haldeki gazeteciler bile listelendi.

Referandumların da tamamı hileli. Sandıkların yüzde onu bile sayılmamışken seçim zaferleri, referandum zaferleri ilan ettiler.

Ankebut Ağına bağlı olan diğer ülkelerin liderleri de o safhada bunları tebrik ettiler, oldu bitti suçlarına ortak oldular ya da sessiz kalarak ortak oldular.

Ekmeleddin İhsanoğlu isimli gizli Ermeni’nin CB adayı yapılması bile şu siyasi parti görünenlerin ortak hamlesi… Sonuçları baştan tayin edilmiş sözde seçimlerle ve referandumlarla devlet mekanizmasını ellerinde tutuyorlar.

Hepsi aynı alfabenin harfleri, hiçbirinin diğerinden farkı yok.

Türkiye’de HDPKK gibi silahlı bir terör örgütünü meclise sokan da orada tutan da hala kapanmaması için çırpınırken medyaya başka bir yüz gösteren de Devlet Bohçalı…

Sinan Ateş, son bir yılını bilgiler, belgeler, deliller toplamaya adamıştı. Elindeki arşiv, sadece Bohçalı ile çetesini değil, Türkiye’deki sözde siyasetçilerin çoğunu süpürüp götürecek türdendi.

Benim karşımda “Güney Azerbaycan hürriyetine kavuşmasın” diye en çok çırpınanlardan biri Mehmet Haberal ise, ikincisi Devlet Bohçalı…

Türkiye’de, Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, İran’da, Irak’ta, Ermenistan’da, Gürcistan’da, Rusya’da her türlü kara para işlerinin içinde olanlardan biri de Devlet Bohçalı… Emrindeki çeteleri de bu işlerde kullanıyor.

Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütüyle de paslaşıyor, FETÖ ile de paslaşıyor ve o saydığım ve daha saymadığım kara paracı devletler ile de paslaşıyor.

Onların Türkiye’deki sözde elçileri ve konsolosları da Türkiye’ye yapılan bu ihanetlerin, kötülüklerin ve her türlü kara para işlerinin hepsinin içindeler.

Bu ülkede, en az beş bin şehidin gerçek katili Devlet Bohçalı…

APO denilen ve dünyadan habersiz, gözünün önünü görmez, elifi görse mertek zan edecek bir maşa teröristi astırmayan da Devlet Bohçalı…

Vakti zamanında MHPKK’nin adını ve üç hilalli bayrağını değiştirmek isteyen de Bohçalı…

Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürten de Devlet Bohçalı…

Saymakla bitmez pisliğin başında hep Devlet Bohçalı var.

Meral Akşener ile de danışıklı dövüşüyorlar, arka plandan her türlü kara para işlerini, organ kaçakçılığına kadar beraber yapıyorlar.

Tayyip Erdoğan denilen kişi, en başından beri Bohçalı’nın emir erlerinden biri…

Bunca zamandır, birbirlerine sayıp sövmedikleri kelime kalmadı, kameralar önünde danışıklı dövüşüp durdular, sonra her türlü ihaneti, peşkeşi, vurgunu, soygunu, talanı, cinayeti, terör saldırılarını, işgali, katliamı beraber yaptılar, yaptırdılar.

O sözde açılım süreci, o ihanet süreci bile Bohçalı’nın emirleri ile yapıldı. Kuzey Irak’ta sözde Kürdistan’ı kuran, bunun için Türkiye’nin her kurumunu ve imkanını seferber eden de Bohçalı…

Suriye de sömürgecilerin eline tamamen düşsün diye, BOP gerçekleşsin diye, orada hiçbir şey yokken, Suriye sınırlarımızdaki mayınları temizleten de Bohçalı…

Şu anda 15 milyon sözde mülteci bedavacıya bakmamızın sebebi de Bohçalı…

Bir ödemek yerine 15 misli elektrik, su, doğalgaz faturaları ödememizin sebebi de Bohçalı… Bu fahiş ödemeleri İngiltere’ye ve diğer ülkelere gönderen de Bohçalı…

Son birkaç günde ve şu anlarda, milli servetimiz olan askeri araçlarımızı ve mühimmatımızı gizlice ve sinsice Ukrayna’ya gönderen de Bohçalı…

Batı/Nato ve İsrail tarafı istedi diye, Türkiye’de acayip bir Ukrayna yanlısı kamuoyu oluşturan da Bohçalı… Sözde Türk basın ve medyası da büyük oranda Bohçalı’nın emrine verilmiş vaziyette…

Seneler önce “Ordumuzun silah ve mühimmatı çalınıyor” dediğimde, onları çaldırtan, Suriye’de ya da Libya’da kontrolünde olan terör örgütlerine gönderen de Bohçalıydı.

Libya’ya servet değerinde askeri araç ve mühimmatımızı gönderen de oydu, hala o… Suç üstü yapıp, ordumuzun araçlarının ve silahlarının Libya’ya kaçırıldığında dair videoyu paylaştım diye, benim devletimin bütün gücünü, yetmeyip Merkel’in, ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere’nin, İsrail’in ve bu işlerin içindeki diğer devletlerin gücünü seferberlik halinde üzerime yıkmaya kalkan da Bohçalıydı. Bu kısımda da Soysuz’u yoğun şekilde kullandı. Muhatap olmak zorunda kaldığım hiçbir devlet kurumu hukuk tanımadı. Onlarca kişi şahit olduğu halde, verdiğim suç duyurusu ve savunma dilekçelerini yok ettiren de Bohçalıydı. Hiçbir şartta hakkımdan gelemeyince, bana deli raporu yamamaya kalkan ve bunu da eline ayağına dolaştıran da Bohçalıydı. Bu kısımda da maşa olarak en çok Soysuz’u kullandı.

Libya’da ve Somali’de bile ordumuzu adice kullanarak insan, organ, uyuşturucu kaçakçılığı yapan da Devlet Bohçalı… Hala ordumuz kullanılarak Suriye’de, Libya’da, Somali’de ve daha başka yerlede insanlar öldürülüyor, organları çalınıyor. Ayrıca petrol, mazot, silah, uyuşturucu, kadın, genç kız, çocuk, bebek kaçırılıyor. Bohçalı, bu kısımlarda NATO ve ABD üsleriyle de paslaşıyor.

İstanbul’un karşısında titriyorlar.

Bohçalı denilen o piç kurusu, o gölgesinden bile korkan melun, kaç masum insanın kanına girdiğini sayamamıştır ve sayamaz. Çıkmışlar, iyice suç üstü oldukları şu anda “Üç hilali yargılatmayacağız” diyorlar. Yani “Bizi yargılayamazsınız, biz hukuktan, devletten, milletten üstünüz. Vurduk, Sinan Ateş’i de vurduk. Kapatacaksınız bu meseleyi. Biz efendiyiz, siz milletçe bir hiçsiniz. Ne dersek, nasıl sevk edersek onu yapacaksınız” diyorlar.

Yaşarken leş olmuş o vücudunun her bir kısmı başka bir devlete çalışan o Semih Yalçın ise, daha ileri gidip milleti, devlet yetkililerini en ağır şekilde tehdit ediyor.

Öyle ise milletçe tokatımızı bu insan şeytanları güruhuna vurmak, bunca zarar ziyan ve ölümü durdurmak ve devletimizi hürriyetine kavuşturmak gerekiyor.

Öyle ise sloganımız belli “Ordu millet el ele, gerçekten hür Türkiye”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Doğanay, hemen battı

Doğanay, hemen battı Hyperloop sistemi bile bu kadar hızlı geri gidemiyor. Bunların sistemi, bildiğimden de daha berbat, güçsüz bir sistemmiş. Şu bildirimlerde görünen tweetler artık yok, çünkü profiline bir haller olmuş. Daha hiçbir şey dememiştim, sormamıştım, anlatmamıştım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

They’re not astrologers; they’re dishonest

Some astrologers seriously talk about what Putin can do in 2024 and see themselves in good places in their profession. I don’t know what these so-called astrologers eat and drink, and I’m not interested, but even if Putin could see January 1, 2023, he would have accomplished a tough job. Let’s say he saw it; it’s impossible to see the second half of 2023… It’s almost impossible even to see the second quarter…

While making their calculations, they say they “did not know Putin’s exact time of birth, but somehow they were able to find it approximately.” For which Putin do they find this and talk about him? How many Putin has come and passed? We are not sure how many Putins we have killed; we cannot clear the numbers. There’s a bionic robot Putin on the field right now, and it’s not even a problem for real psychics and astrologers to verify this information. They have already confirmed those who want to verify.

Like every other issue, morality and honesty are the biggest problems in astrology and metaphysics. Astrologers, who tell our nation the opposite of what they see, know, and solve, are characterless, immoral, and dishonest if they are not in this state because of drinking, smoking weed too much and if they tell such lies while they are in their right minds. Their place is not screens or print media but prisons or if that’s not enough, cemeteries. I am against people who have become too demonized to be reintegrated into society, cared for, fed, and all kinds of expenses, including health expenses, in prisons for a lifetime with the community’s taxes.

The truth of the matter is…

Now we will play the game much harder inside and outside Turkey. We will also do things that we have not done before. We will pull the trigger whenever necessary, even if it would be considered unauthorized or illegal. We will also do some things we did not do in the metaphysical field and attack much more heavily/firmly. As I said, they have lost the valuable part of their metaphysician cadres over time. It has changed the balance. They can no longer protect the bionic robots and the aliens within them at all. Soon most of the bionic robots will be out of the game. Apart from these, we will also engage in actual conflicts in the field and share concrete evidence. We will start popular movements in dozens of countries, especially in Turkey, and ensure that those nations are truly free.

We will destroy the Ankebut Cult in every aspect, with every part of it. If my plans can be implemented in the field as I want, in a short time, bionic robots in the form of Biden and Kamala will not be on the field; they will not stop. The bionic robot in the image of Putin will not be able to be kept on the field; he will be overthrown even before Tayyip. All parties involved in collusion, in whole or in part, will be out of the game in quick succession in a short time. “How did such great events happen? Moreover, how did all this happen in such a short time?” people will argue in surprise.

The USA, England, and Russia will sink. Even those that survive will not be able to remain a “great power.” The astrologers and mediums in question also see these and other shocking issues I have not explained here. However, behind most of the astrologer and psychic team, especially in Turkey, is the organized crime, terror, and betrayal organization led by Adnan Oktar and Mehmet Haberal. They can speak and write according to the organization’s instructions or permission.

The aforementioned international crime, terror, and treason organization, of which Oktar and Haberal are also among the leaders, have extensions and connections in Russia, Azerbaijan, China, European countries, England, the USA, and dozens of other countries. They play Russia as “a side of collusion” and try to keep their “devil order” alive, in which the world’s humanity is duly put to sleep, fooled, deceived, exploited, murdered, and driven away from religion and morality.

But Putin has no future. Putin is a dead character. Russia’s job is very, very difficult. Despite all my warnings, the Russian people did not overthrow Putin and his gang and did not throw them out. Therefore, from now on, Russia, at best, can exist somewhere far inland, on a small piece of land, and as a statelet that has fallen into its own troubles. George Soros, who watches over Putin and his gang, will also try to implement his alternative plans, but those plans/moves will not work either. After all, this is explained and explained in this way, and another possibility arises. Even the parties with partial conflict, often collusion, allied themselves against Istanbul and attacked Istanbul en masse. In this regard, I would say that they still cannot let Istanbul out of the game; they cannot destroy it.

The alien person serving in the Queen is exceptional for the Dajjal and Iblis. It turns out that before the bionic robot in the image of the Queen, he used bionic robots made in the image of other members of the Royal family. Through them, he dragged the world, the world’s humanity, into material and spiritual disasters.

In my article dated March 4, 2022, titled “The dog will crawl, the caravan will always march,” “Even if they want to resist from now on, there will come a moment soon, and they will collapse down the hill. Not only the treacherous top staff in my congregation but everyone involved, right down to the Royal family, will be overthrown. “I said. The same article also stated, “The Queen and even that royal family, one of the biggest centers of evil in the world, has come to an end. The end is very near. I will come face to face, there will be conflicts, and I will be victorious again,” I said. In the same article, while describing and interpreting my dream, “Ya Hayy, Ya Qayyum,” “But the robot spider means the Ankebut Cult, which aliens have already controlled. I’m going to smash her hard and bring her down to nothing in front of me, and then I’ll destroy one of the zombie women, Queen Elizabeth, and knock her out of the game.” I said.

Even in this broadcast on March 4, everything is obvious. A zombie is a person who continues on his way as if he did not die every time even though he died… I have two of them in my dream. I drop one from the game and the other escapes from my hand. Queen Elizabeth is the person I’ve dismissed, but it’s important to understand this. That alien who served in Queen Elizabeth at the time of the dream was highly valued by her organization… That person’s death will be at my hand. At this moment, their bionic robot is dead, and the system has malfunctioned excessively; also, Queen Elizabeth’s character is cornered in world politics; I am helpless, I have no room for action, etc. Now, the same alien continues his activities in King Charles III, that is, zombies in a sense. Here I will put an end to this game. He will no longer be a zombie. If he has come to these days as a zombie, that is, if he has continued to stay in the game by constantly changing bionic robots/bodies, he will not be able to anymore because I will also kill that “important, precious” alien inside him. Moreover, it was a very, very short time.

Now, if we expand a little more, world politics will turn dust, as I did in a short time. It’s going to be everywhere. The balance of the enemies of humanity will be turned upside down. They will not be able to control their nerves. I will take this opportunity. Even if they want to control their anger, I will take the chance and continue to strike even more brutal blows one after the other. Even if they try to reciprocate, be patient, and hold back, the result will not change. In both cases, I will continue to strike more blows, and the conditions of “violent conflict” will arise. A flood or a storm will blow that will wipe out dozens of governments and leaders from world politics within days. From the mafia bosses to some religious leaders, to some opposition party leaders and the gangs around them, to the bosses of significant holdings, to the chiefs of staff of many armies, to the top names of many international organizations, everyone will be destroyed in this flood.

And as I said in March, they will be so helpless and helpless in front of me that they will only try possibilities such as slander, lies, defamation, and perjury. But the dog will crawl, and this caravan will always walk. Until we establish a single world state… Until we move into the space age, until we conquer other worlds and bring justice, happiness and happiness there… Until we destroy the human and jinn demons there… Until we go to the place where the sun rises and sets… The day the sun rises from the west. This caravan will continue on its way until Who are the members of that Kingdom, who is that antichrist, and who is that Iblis who can intercept this caravan…

I know that the world will not be the old world after this article. The great wind of change over the world will only accelerate. To speed this up, even more, I’ll also write the following. In my article titled “Arm wrestling with Queen Elizabeth,” dated July 15, 2022, I wrote the following sentences:

“Then I also wanted to arm wrestle with the alien inside this bionic robot. This is the dream, there is a computer screen in front of me, and the alien in question is in the image on the screen. I arm wrestled him through the computer system and beat him too. The bionic robot queen beside me said, “In two weeks, the whole world will listen to you, not me, in financial/financial matters; it will suit you.”

| Mfs – Ezber bozan -Akademi Dergisi

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak

Rusya’nın idaresini elinde tutan malum çete, AB ile de danışıklı dövüşüyor. Oyunlar içinde oyunlar kurmaya çalışıyorlar. Çok geniş meseleler var, yazarak detaylı anlatmak mümkün değil ve herkese açık şekilde yazmak doğru da değil ama özetle şu hususlar bilinmeli.

Türkiye’nin Yunanistan’a girmesini de istiyorlar. Irak’a girmesini de istiyorlar. Azerbaycan’ın Ermenistan’a girmesini de istiyorlar. Lakin söz konusu hamlelerin ve daha fazlasının, Türkiye’nin yararına, Azerbaycan’ın yararına imiş gibi görünmesini sağlayıp arka plandan tamamen kendilerine yarayan işler olmasını istiyorlar. İşte yaşanmakta olan sürecin temel sorun olarak görülecek kısmı tam da burası…

Ben ilk defa “Türkiye, sorunları, sorunun merkezi olan yerlerde çözecek. Türkiye’nin siyaseti değişecek.” dediğimde, buna karşılık verecek, mani olacak güçleri zaten kalmamıştı. Bu çıkışımı büyük fırsat olarak değerlendirdiler, her şey çantada keklik zan ettiler. Her biri başka ülkenin idaresini hukuksuz şekilde ele geçirmiş olan ve çeteleriyle birlikte kara para işleri yapan kuş beyinli malum kişiler, Londra’ya tasmaları ile bağlı kişiler, üç beş göz alıcı hareket, açıklama, danışıklı restleşme, üç beş oyalayıcı orta oyunu ile Türkiye ve dünya siyasetine yön vereceklerini zan ettiler.

O günden bu yana ortam gergin, hareketli ve kontrolü zor bir vaziyette. Bir yığın ahmak, hayal alemlerinde yaşayarak, her meselede ahmakça kararlar aldılar, alıyorlar ve ortalığı karıştırıyorlar. Her seferinde rezil de oluyorlar ama bir türlü akıllanmıyorlar. Şimdi Azerbaycan meselesinde de farklı planları var. Bütün tuzakların uygulanması kısmında Tayyip ve çetesi de zaten emirlerine amade haldeler.

Tayyiple de araları iyi olan Aliyev ve karısı, zaten en baştan beri İngiltere/Londra’ya çalışıyorlar. Hepsini bir merkez yönlendiriyor. Bu ahmakça oyunları da ya Londra kuruyor ya da Londra son onayı veriyor.

Ukrayna’yı kara para kaynağına çevirmek istemezlerdi. Onca Müslüman coğrafyası varken, kendilerini batılı/hristiyan gören ama insanlıktan bile çıkmış olan, ahlaksızlığı ve dinsizliği arşa varmış olan Ukrayna halkını malzeme yapmak istemezlerdi. Lakin İstanbul karşısında o kadar büyük kaybettiler, o kadar parasız kaldılar ve uç sınırlara geldiler ki mecburen Ukrayna’yı da nakite çevirdiler, çeviriyorlar. Bunun için hala danışıklı dövüşüyorlar. “Özel askeri operasyon”muş… Ahmak bile inanmaz şu tabire, şu tabir üzerinden dönen dolaplara… Oraya asker diye gönderilenler de büyük çoğunlukla Türk/Müslüman kökenli ve yeterince eğitim, silah, teçhizat verilmemiş olan Rusya Federasyonu askerleri… Onları bile bile ölüme gönderiyorlar, Ukraynalıları gönderdikleri gibi… Onların bile organlarını nakite çevirme fırsatı bulurlarsa çeviriyorlar. Ukrayna’dan dışarı milyonlarca sivil çıktı ve en başından itibaren yüksek sayıda Ukrayna vatandaşı, gittikleri batı ülkelerinde fuhuş ya da organ mafyalarına kurban oldular, oluyorlar. Yine de kan emerek beslenen ve varlıkta kalabilen batılı onlarca ülkeyi ve İsrail’i ayakta tutabilmek için daha fazla kara paraya ihtiyaçları var.

Şimdi Suriye’de, Libya’da, Afrikanın farklı farklı yerlerinde de planlarını, danışıklı dövüşlerini, kara para işlerini İstanbul bozuyor, bozacak. Bunun çok yakında olacağını hem akıl, mantık, olayların akışı, sahanın vaziyeti gösteriyor hem de yapabildikleri kadar metafizikle bakıp görüyorlar. Önlerinde çok çok kötü zamanların olduğunu biliyorlar. On milyondan fazla sözde mültecinin Türkiye dışına çıkartılacağını biliyorlar. Suriye’ye yeniden devlet otoritesinin hakim olacağını biliyorlar. Sadece Suriye’de danışıklı olarak çatıştırdıkları onlarca terör örgütleri var ve bunların da yok olacağını biliyorlar. Tekrara gerek yok, her yerde kaybedeceklerini, kara paralarının kesileceğini biliyorlar. İstanbul’u da yok edemeyeceklerini, durduramayacaklarını biliyorlar. Ayrıca parasız alacakları aslında çalacakları bol miktarda gaza, petrole, madenlere de ihtiyaçları var.

Bu nedenle daha başka yerler de karıştırılmalı. Bu maksatla da Azerbaycan-Ermenistan krizini kullanmak, bu hususta da danışıklı dövüşmek istiyorlar. Azerbaycan’da da Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün çok ağırlığı, geniş bir sistemi var. Orada da kedicikler var. Orada da devlet içinde devlet sistemi var. Orada da Aliyev’lerden aşağı doğru devletin yetkilileri arasında çok sayıda kişi “sistem”e dahil edilmiş vaziyette. Orada da bağımsız mahkemeler, emniyet teşkilatı ve ordu yok. Azerbaycanın da her yerinde “sızma” var.

Azerbaycan da tıpkı Türkiye gibi kara para cumhuriyetine çoktan dönüştürüldü. Azerbaycan üzerinden kaçırılan insanların, kadınların, çocukların, bebeklerin, organların haddi hesabı yok. Aliyev’in, kara paracı Yahudi Zelenski ile sıkı dostluğunun “kara para” ve “Londra merkezine bağlı olmak”tan başka anlaşılabilir, dikkate alınır izahı da yok. Azerbaycan’da da Mehmet Haberal’ın kontrolünde olan ve aslında organ işine bakan hastahaneler daha doğrusu insan mezbahaları var. Orası bir yol, bir güzergah… Güya çatışan Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri de arka plandan sürekli paslaşıyorlar, görüşüyorlar, anlaşıyorlar.

Zengezur geçidinin bir kara para geçidi olduğunu, birbiriyle çatışmalı görünen tarafların tamamının bu geçidi açmak için ittifak halinde olduğunu, güya Türk Devletleri Teşkilatı’nın da bu işlerin içinde hatta başında olduğunu v.s. sesli anlamıştım. Ermenistan’la AKPKK’nin “yakınlaşma” siyaseti de bu maksatlarla yapılan bir oyundan başka bir şey değil. Her şey “kara para” için, her şey “insanlık düşmanlığı” konusunda tam teşekküllü bir ittifak oluşturmak için. Aralarında hiç mi farklar yok, sorunlar yok, çatışmalar yok… Var, var ama temel hususlarda sorunlar, çatışmalar yok. Bunca taraflar arasında elbette her kesimden ve seviyeden herkes danışıklı dövüşmüyor. Lakin tepe isimlerin tamamına yakını sistemin aslında nasıl olduğunu, işlediğini biliyor ve danışıklı dövüşüyor ki zaten bunların büyük çoğunluğu da biyonik robotlar. NATO, AB, AİHM, KGAÖ dahil bilinen bütün teşkilatlar, birbirleriyle çoğunlukla danışıklı dövüşen, bazı detay kısımlarda görüş ayrılığı yaşayıp çatışan taraflarca yönetiliyorlar. Çin de bu sistemin bir parçası. Hatta bu sistemin yeni merkezi yapılmak istenirken İstanbul’un üzerinden geçip ezdiği bir kara para devleti.

Zengezur geçidi hususunda, o yayını yaptığım günden beri rahat değiller. Konuşmalarına dikkat ediyorlar ve bu konularda dikkat çekmemeye çabalıyorlardı. Lakin batı ülkeleri bu kadar batakken, önlerini de göremiyorlar ve ümitleri azalıyorken, daha fazla bölgenin ve çok sayıda başka insanın da “nakite çevrilmesi” lazım. Çok daha fazla kara para işleri lazım. Hepsinden mühim olanı da şu ki bir türlü durdurulamayan İstanbul’un ilerleyişinin, yükselişinin, dünya üzerindeki tesir gücünün “derhal” durdurulması lazım. Bu maksatla da oyunlar içinde oyunlar kurmaları lazım. İşte sahada yaşananların arka planları bunlar.

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak. Arası yok. Azerbaycan İstanbul’un sesine ses verecek, ayağa kalkacak, başlarındaki ve içlerindeki kara paracı hainleri ayaklar altında ezecek ya da İstanbul kangren olan kolu yani Azerbaycanı kesip atacak. Azerbaycanlılar da nakite çevrilirken hiçbir şey yapmayacak ve bu şeytanlıkların Türkiye’ye yayılmasına izin vermeyecek.

Biz artık ilan eden ede ayağa kalkıyor ve Türkiye’deki “sistemi” tamamen yok etmeye oynuyorken bir daha yazıyorum… Rusya’da, Azerbaycan’da ve bundan sonra varlıkta kalmak, Londra’nın kontrolünden, sömürmesinden, kan emiciliğinden kurtulmak isteyen bütün ülkelerde, vatansever bütün taraflar ayağa kalkmalılar. Hemen şimdi, bizimle beraber tempoyu yükseltmeliler ve birkaç güne de bu işleri bizlerle eş zamanlı, senkronize halde bitirmeye oynamalılar.

Tekrar ediyorum, Azerbaycan dediğimi yapmadığı sürece, Türkiye’den herhangi bir kişinin, etkilinin, yetkilinin, askerin, sivilin, bürokratın, iş adamının, siyasi partinin, liderin, şu şartlarda Azerbaycan’a herhangi bir sahada en ufak bir destek verdiğini, hatta destek açıklaması yaptığını…. Gözler önüne serdiğim oyun içinde oyunlara yani Londra’ya hizmet ettiğini görürsem, duyarsam, istihbaratını alırsam… O kişi ya da grubu hemen ve tamamen yok etmeye oynayacağım. Bunu, Türkiye’yi muhafaza etmekte ve insanlığı korumakta zaruri bir hamle olarak göreceğim. Bu nedenle de çatışmalardan kaçınmayacağım ve gerektiği kadar acımasız bir keskin kılıç olacağım. Azerbaycan halkı titreyip kendine gelirse, söz konusu kara paracı paralel devlet sistemini ayaklar altına almaya oynarsa, o halde ise ölümüne Azerbaycanın yanında duracağım, duracağız.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

I don’t deal with Mickey Mouse.


The Greek side is getting ridiculous. They’re talking nonsense. Currently, the priority in the ranking is not in Greece, and I have made that clear. Turkey cannot enter into a conflict with Greece unless I give it “acceptance.” Even if there is a momentary fait accompli between Turkey and Greece, that conflict will not progress and cannot continue despite me.

The Royal family, who are trying to do something in their way against my plans and decisions I have announced, to open paths and move forward in the winds that I have created or will create, and some high-level people from the USA or NATO who see no problem in serving them should know that they will not be able to play the games that they have easily played thousands of times throughout history in my revolution.

While I am implementing the decisions I have announced, I will not implement them so that there are games within the game, so that the Royal, that is, the system of the Dajjal, will also move forward or find a way to survive/exist. I will not apply it so that Masons, secret or open Jews, Satanists, or alien parties of any kind, let my struggle go to waste so that I have come to the games despite all the struggle and the price paid. I wrote it so clearly. Everyone should re-evaluate these issues.


There is also the fact that I am a person who knows the facts that are not told to humanity in the world and have told and announced some of them to society in recent years. As such a person, I know that against Turkey under my control, it would still be an unnecessary war if not only Greece but even the entire NATO were with it. They will be at odds against Turkey. I know the lungs of NATO, the EU, the Crown, the USA, Israel, and others. I have openly declared that I am tired of these ridiculous Greek shows. We only have a few days before we get more than ten million so-called refugees out of Turkey’s borders. Anything can happen about this. Even if we send only 3 million of them to Greece, there would be no state/authority called Greece. The matter did not end there; many of the European United States of America went into crisis and collapsed in a short time.

I am busy activating the field on dozens of different and individually important issues and completing the final preparations. While the bionic robot in the image of the Queen is buried, I am thinking of adding other bionic robots from the Royal family. If I want to do it, I know that if I make this decision, it won’t count for my team and me in an impossible class, not even a tough type of work.

Every time I try to “infiltrate” my attempts to open up to the Turkish world, it makes me nervous. as I get tense, I don’t deal with rattles like others. I’m not pretending to be the Greeks, who often make simple statements and attitudes so repetitive that they can be said to be “into the loop” anymore. Whoever I have a problem with, I clash with him and drop him from the game. Even if Greece try to exercise with all nato countries right now, I will keep my calm. I stay calm, evaluate the field correctly, make the right decisions, and implement and have them implemented. I will also dismiss all governments and armies that have supported him as soon as possible.

But here I am, declaring Tayyip out of the game. A level must come to this field, to this world politics. I think the MFS should not be stressed more; more stress on the MFS may cause the royal/Dajjal family to become one with the earth, its aliens, and earthlings.


By the way, I laughed a lot at the latest statements about the bionic robot in the form of Adnan Oktar. He talked like a cowardly child who hides behind the excuse, “I’ll beat you up, but my mom won’t let me fight.” That guy is already finished. I also carve the bottoms of prosecutors and judges who have served him. There are also issues related to my congregation. There are criminal cases against me. I hang Soysuz by his throat and Haberal by his feet. A lot is going on, but the supposedly very influential and authoritative people on the field are still busy trying to set up plays on the rabble. Everybody gets together. I would like to see the intelligent, agile, brave, and strong enemy in front of me so that the game can be enjoyed.


And the interested parties should make their preparations immediately. In a very short time, I will lead the energy market in this world. Whose gas, oil, mine will go to whom, to whom will be sold and to whom will not be sold, I will decide. Even in 15 days, Tayyip’s work is entirely over; he is overthrown. Immediately afterward, all kinds of “energy” resources that exist in Turkey and have not been removed due to the prohibitions of the Royal family will be directly and rapidly extracted, processed, and used. In addition, the energy resources in southern Azerbaijan and Iraq will be in the hands of Turkey. Turkey’s citizens and those in the regions in question will quickly transition to a “prosperous” and “justice” life. The riches of these places will no longer flow to the west. Before winter, there will be very beneficial financial developments for Turkey and the people in the regions in question.

The parties in the world, who do not want to waste time with a collapsed London, want to take a flight with Istanbul and can adapt to the sensitivities of Istanbul, should get ready immediately.

| Mfs – Ground-breaking – Akademi Dergisi

Haramzade’s new villas

Alihan Kuriş, a person who has been fed with haram money stolen from Muslims, as well as black money from mafia affairs, has been one of the representatives of a system of betrayal and black money that has been going on for generations and who has been raised like his treacherous ancestors since he opened his eyes to this world, and his brother Tunahan. new villas…

The community of the people of Süleyman was almost crushed to the bottom. Knowledge, deeds, sincerity, and service/jihad have been deliberately destroyed. The problems of Muslims worldwide, especially in Turkey, are increasing daily, and genuine scholars must solve them and protect them from material/spiritual dangers. A nation is dragged into disasters collectively by the organized and insidious blows of its enemies. Still, our community is also dragged into disasters separately and collectively by the same Turkish/Islamic enemies.

Our community has already become the plaything of political parties, the pawn of mafia bosses, mafia mothers, Tansu, Meral, Adnan Oktarians, and others. It has been transformed into an organization of organized crime, terrorism, and treason. Violence, harassment, and rape cases in our community’s homes were also reported frequently, and the so-called Turkish press and media, which are under the control of freemasons, have been ignoring this news as much as possible for a while. The real Suleimanians in the congregation, who are now forced to live with their faces on the ground, ask, “What’s going on?” As we say and we tell the shocking truths in Akademi Magazine, those thieves who have eaten haram all their lives get worried, they sit and get up, but after a while, they continue to pursue only haram as before. They don’t fix any problem; they don’t want it fixed. Since the judicial authorities have not done their duty to this day, this has happened. The safety of life, property, and honor of Turkish citizens, who still think that our community is an “Islamic community and educational institution,” continues to be in danger.

Genuine Suleiman people, “What is Alihan Kuriş busy with at a time like this?” If they are wondering, let them learn from us that they are busy with profiteering, robbery, betrayal, serving masonry, dealing with various black money makers, including Adnan Oktarcılar, dating dishonest women, drinking alcoholic beverages, gambling, and trying to become rich like Karun.

“From now on, do not help the congregation financially, do not err because of your compassion. Do not give sacrifice money to the community, and do not send share money online. Do not remain a registered person in any institution of the congregation. Resign, get away,” I said. Because the rest of that money, except for a small part, still flows to Freemasonry, to the enemies of Turks and Islam, to the international black money system of the Queen of England, Israel, the USA, and Europe. Alihan and his gang try to be like Karun by taking their share in these works.

Recently, our venerable elder asked for new dormitories to be built. We must be very diligent in this regard.” They hit a whole world of money, and they are. Dozens of people openly complain and see that large sums of money have been taken from him, that the dormitories are not built, that money is not turned into service, and that they are drunk. They reach the clapping administrative staff and explain their problems, and they are distracted and circulated by them. It is impossible to know the exact number of the sincere Suleiman people, who, although they could not give such large sums of money in their way, and it is not possible to know with certainty the enormous amount of money collected from them.

If enough money is collected to build a hundred dormitories/courses, a show or two dormitories are built, and the rest of the money is poured into the system. Most parts of those one or two dormitories are built with aid, without spending any money. They even turn the valuable lands donated for the construction of the dormitory into cash with various games and pour them into the black money systems. While doing all this, they are closely intertwined with Adnan Oktar and his gang. As a matter of fact, among the communities in Turkey that have been turned into black money counters and turned into criminal organizations, Adnan Oktar has nothing to do with organized crime, terrorism, and treason. Adnan Oktar’s attitude towards the world all these years comes from his position in the secret international Jewish and freemason criminal organization. It occupies the highest place.

Moreover, the Adnancilar are using even the Suleymanian people community to engage in human smuggling through our courses worldwide. Even in the secret parts of some of our courses, they do not hesitate to perform the satanist rituals that kill people for Iblis. Although not often, they do not hesitate to murder their students and teachers in rituals from time to time. In our courses, they do not hesitate to commit many grave crimes, including prostitution and drugs, in an organized manner through secret Jewish and secret Armenian men who pretend to be a teacher or teacher in charge. In countries like Iraq, Pakistan, Bangladesh, Afghanistan, and Africa, where the authority is weaker, our courses are used and are being used at a higher rate.

These two very luxurious villas, the pictures of which you can see below, are located at the address of “Kısıklı Street, Ramiz Paşa Street, No 5 Üsküdar”. Alihan and his family did not build these villas with the family’s financial means. They had it done with the money stolen from the Muslims, and the black money works, thanks to the community facilities. After all, the financial means that the family has, which seem to be clean, have been obtained from the secret services, the Masonic sect, the Adnanists, and the profiteering within the community for a very long time. There are also black coins from scavenger Sabbatean, Kemal Kacar, and Arif Ahmet Denizolgun.

The name of the company that built the two villas in question: Asra Group

Names of company owners: Sacit Öğdür, Mücahit Öğdür, Mustafa Öğdür.

Mustafa Öğdür also owns a construction company called Koza Mesken. These are the people who are constantly doing business with Alihan.

Öğdür brothers said, “Oh, my teacher, let no one hear or know that the owner of this place is our elder. Then there will be a lot of trouble. They keep saying, “We need to be very careful; we shouldn’t talk about these issues.”

As I wrote long ago, even if only the assets of Alihan and other family members are investigated seriously, this organization of organized crime, terrorism and treason will collapse. Afterward, a massive fire breaks out quickly, reaching the MIT, Soysuz, Adnanians, Meral Akşener, Tansu Çiller, and Tayyip, then burning the USA and Europe and getting the Queen.

Now I’m slowly starting that fire. If you can put it out, here is the challenge…

| Mfs – Ground-breaking – Akademi Dergisi

Kapatmış

Yıllardır gerçek, hain, terörist, mafya yüzünü gözler önüne serdiğim sözde avukat Zeki Çalışkan sosyal mecralardaki hesaplarını kapatmış. Akademi Dergisinde son günlerde yayınlanan, Süleymanlılar cemaatinin dününe, bu gününe ışık tutan, gizlenen binbir türlü ihanetleri ve suçları gün yüzüne çıkartan yazılardaki sarsıcı iddiaların birinci dereceden muhataplarından biri de Zeki Çalışkan.

Bu hususların birinci derecede şüphelileri arasında da bulunan ve normal bir hukuk devletinde, seneler önce gerçek yüzünü anlatmaya başladığımda tutuklanıp yargılanması gereken sözde avukat Zeki Çalışkan, sosyal mecralardaki hesaplarını kapattı. Bir önceki sefer karşımda çok sıkıştığında, mensubu bulunduğu milletler arası suç, terör, ihanet, misyonerlik ve kara para teşkilatının, Türkiye ayağındaki en üst isimlerinden biri olan gizli Hristiyan/Ermeni Devlet Bohçalı’ya koşmuş, onunla aynı fotoğraf karesine girerek, fotoğrafı sosyal mecralardaki hesaplarında paylaşarak bir yerlere “ince” mesajlar vermişti. “Beni göz altına da alamazsınız, tutuklayamazsınız, yargılayamazsınız. Benim arkamda kimler var, siz biliyor musunuz?” demişti. O hareketiyle o sıralarda kendisiyle beraber Bohçalı’yı da “ölüm çukuru”nun içine çekmişti. Böyle bir neticeyle bitecek bir hareket başlattığının muhtemen farkında bile değildi.

Bir zamanlar Süleymanlılar cemaatinin en önde gelen isimlerinden biri olan, cemaatin en üst idari kadrosu arasında uzun süre bulunan Zeki Çalışkan, Sabetaycı gizli Yahudi ve mason, ayrıca kara paracı Kemal Kacar’la birlikte uzun süre binbir türlü suçlar işlemişti. Adnan Oktar suç, terör ve ihanet örgütüyle… Türkiye’deki gizli Ermeni suç, terör ve ihanet örgütleriyle… Türkiye’deki Sabetaycı suç, terör ve ihanet örgütleriyle… Türkiye’deki mason hainler, kara paracılar ile… Türkiye’deki üst seviye siyasetçiler ve yüksek rütbeli subaylarla… MİT ile, CIA ile, İngiltere ile, ABD ile, Almanya ile, AB’nin ve NATO’nun kontrolünde olan milletler arası suç, terör ve ihanet teşkilatlarıyla ve Türk/İslam düşmanlığı yapan herkesle paslaşan, bunu yaparken bir yandan da Türk ve Müslüman rolü oynayan, diğer yandan Süleymanlılar cemaatinin idaresini elinde bulunduran derin ihanet çetesinin en faal ve en üst isimlerinden olan biri idi Zeki Çalışkan… Süleymanlılar cemaati kısmında işler istediği, beklediği gibi gitmedi ama o hız kesmedi ve Tayyip’e daha yakın durarak, onunla daha içli dışlı olarak her türlü pis, kanlı ve kara işlerine devam etti, ediyor.

Kemal Kacar’ın ölmesinden sonraki süreçte, Arif Ahmet Denizolgun’un (AAD) da bulunduğu grubun cemaatimizin tepe noktalarını elinde tutmasıyla, Zeki’nin içinde bulunduğu grubun hesapları epeyi bozuldu. Zeki ve cemaat içindeki grubu AAD ile yıllarca uğraştı. Onu çok daha önce oyundan düşürürlerdi ama Akademi Dergisi bu çetenin yıkıcı ve bölücü faaliyetlerinin önünde hep aşılmaz bir koca duvar gibi durdu.

Gün geldi AAD de oyundan düşürüldü ve hemen Zeki Çalışkan’ın da içinde bulunduğu muhalif çete “açıkça” sahneye çıktı. Bütün dünya anbean takip edip gördü ki karşılarına yine Akademi Dergisi aşılmaz ve yıkılmaz bir duvar gibi çıktı. Zeki sinirden çılgına döndü. O kadar çetesi, bağlantıları, maddi imkanları, adalet sisteminde emrine amade olan savcılar, hakimler, hiçbir işe yaramadılar. Sadece birkaç gün sonrasında şahsi profilinde Akademi Dergisini açıkça hedef gösterip karalayan bir paylaşım yapmaktan da geri duramadı. O sıralarda Akademi Dergisindeki yayınlarda “Hepinizi isim isim, cisim cisim biliyoruz. Akıllı olun, her şeyinizi buralarda açıkça yazdırmayın” şeklinde açıkça mesajlar veriliyordu. Neticede Akademi Dergisi kazandı, mfs kazandı ve cemaatin başına Alihan Kuriş isimli budala, gereksiz, şuursuz, vasıfsız, ahlaksız, namussuz, yediği içtiği haram, hasedçi, fitneci, hayatı boyunca bir baltaya sap olamamış, oturup kalkmayı bile bilmez, korkak, aciz, sünepe ve cahil kişi getirildi. Onun oraya gelmesi de gelebilseydi orada durabilmesi de imkansızdı, Akademi Dergisinin sayesinde mümkün oldu. O korkaklığı, vasıfsızlığı, acizliğiyle yine de Zeki gibilerin istediği pek çok şey gerçekleşiyordu ama Alihan, o şartlarda kötünün iyisiydi biz gerçek Süleymanlılar için…

Çıldıran sadece Zeki değildi. Sabetaycı gizli Yahudiler ve bir yandan mafya anaları olup da çok eskilerden beri cemaatimiz içinde cemaat olan Tansu Çiller ve Meral Akşener ikilisi de çıldırıyordu. Onlarla birlikte iş tutanlar da çıldırıyorlardı. Aydın Doğan’dan tutulsun da Türkiye’nin en büyük iş adamları listesinde bulunan onlarca kişiye kadar, milletvekillerine, bakanlara, sözde siyasi partilerin genel başkanlarına, Tayyip’e ve daha saymakla bitmez kişilere kadar herkes çıldırıyordu. Bunların iplerini ellerinde tutan yurt dışındaki taraflar da çıldırıyorlardı. O sıralarda zaten Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet teşkilatının dibini de oymuştu Akademi Dergisi ve onlar en çok çıldıranlar arasındaydı. Yine de mfs karşısında hiçbir açık hamle yapamıyorlardı. Yapa yapa Adnancılar adalet sistemimizi akıl almaz, anlatılınca inanılamaz şekilde oyuncak gibi kullanıyorlardı, bir yandan da her biri kendini dev gören söz konusu taraflar, cemaatimiz içinde, hiç şahıs ismi geçmeden, güya Akademi Dergisinin takip edilmesini yasaklayan bir sahte yasaklama yazısı paylaşılmasını sağlayabiliyorlardı. Onu da dünyanın bir yarısına hiç Akademi Dergisi ismi ve linkleri geçmeyen genel bir yasaklama yazısı şeklinde, diğer yarısındaki teşkilatlarımıza ise, parantez açılarak Akademi Dergisi ismi geçen şekilde dolaştırdılar. “Bu ne rezilliktir, böyle yasaklama yazısı mı olur? Teşkilatın yarısına başka, diğer yarısına başka metin mi gönderilir? Hani, kim Akademi Dergisini yasaklamış?” denildiğinde ise yıllarca susmak, geri durmak zorunda kalıyorlardı.

Yıllarca, okuyucuların tam olarak anlayamayacağı surette bir karşılıklı mücadele yaşandı. Senelerce hakkımda bir tek açık bile olsa, aradılar, aradılar ama bulamadılar. Çünkü yok. O Adnancılar ayrı bir yandan, o Zeki Çalışkan ayrı bir yandan ve daha onlarca taraf ayrı ayrı araştırdılar, soruşturdular, didik didik ettiler ve bulamadılar. Tamamen sessiz kalamayacakları anlarda “Deli, raporu var” dediler. Senelerce bunu deyip başka hiçbir şey diyemediler. Sonra da kendilerinin beslediği hakiki bir deli üzerinden, o deliye verilen gerçek deli raporunun montajlanması suretiyle güya hakkımda deli raporu çıkarttılar ve devletin resmi kayıtlarında “var olmayan” sözde raporu sosyal ağlardan yaydılar.

Gün geldi, Ankebut Operasyonu başladı, neye uğradıklarını iyice şaşırdılar. Üzerine aylar geçti, korkudan titreye titreye riske girdiler, girmek zorunda da kaldılar ve ABD’den, Fransa’dan, Almanya’dan ve daha pek çok ülkeden gelen talimatlarla ve baskılarla da beni içeri aldılar. Hiç bir şey yapamadılar. Oradan sağ çıkmama da mani olamadılar. Hukuksuzca üzerime belki yüzlerce sene cezalar yığacaklardı, her ceza yığma denemesinde bir ya da birkaç hakim ve savcıyı yaktılar. Suç üstü olmalarını sağlamış oldular. Bu süreçte şeytanlaşmışçasına hukuk ve tıp sistemini ayarından çıkarttılar. Ortada ne hukuk/adalet, ne insanlık bıraktılar. Sözde devlet memuru olan ve kendileri gibi kripto olan adamlarına çok sayıda suçlar daha işlettiler ve şahitler, deliller bıraktılar. Kendilerine sorulsa koskoca bir sistem gördükleri şey, bütün umudunu, bir şekilde bana deli raporu yamamaya bağlayacak kadar düşmüştü, hiç olmuştu. Israrla, kuralsızca denediler, bu defa sözle değil, evrakla delilik yamamayı da denediler ama yine de yapamadılar.

Yapmayacakları ve benim kazanacağım ve benim cezaevinden de çıkacağım kesinleşince Solomon Soysuz istifa oyunları bile oynamak zorunda kaldı. Boğazlarına kadar pisliğe batmış ve bu hallerini her yerde açık etmişlerdi. İşte bütün bu insanlık dışı süreçte en etkili olan kişilerden biri de Zeki Çalışkan’dı. Bütün bağlantılarını, imkanlarını seferber etti. Kendini bu yolda adeta heder etti. Bir yandan cemaatimizin içine, bir yandan adalet sistemine, bir yandan hastahane sistemine ve içindeki düşük seviyeli personellere kadar, nereye karışabiliyorsa, her yolu denedi ama istediği gibi olmadı. Belki de hayatında ilk defa böyle gerçek bir Süleymanlı dava adamı gördü, zaman ilerledikçe neler neler gördü ama kabullenmedi ve kendini bitirdi. Kendisiyle birlikte daha pek çok kişiyi de bitirdi. Şimdi Zeki Çalışkan’dan bir tutulacak, “Alın onu da getirin” denile denile, peşinden birbiriyle bağlantılı binlerce insan şeytanı daha toplanacak ve yargılanacak. Vakti geldi ve buna artık Kraliçe bile, İblis bile mani olamayacak. Olmaya çalıştıkça sistemleri daha da batacak, daha çok kayıplar verecek.

Zekat diyerek, kurban hissesi diyerek onlarca senedir organize şekilde çaldıkları paraların…

Kurslarımıza, talebelerimize yapılan yardım/destek paralarından onlarca senedir çaldıklarının….

“Kurs yapıyoruz” diyerek çaldıklarının…

Güya dernekler, vakıflar üzerinden çaldıklarının…

Çaldıkları devasa meblağda paralar, çok sayıda araziler v.s. bir yana, organize insan ve organ kaçakçılığı, organize fuhuş işleri kapsamında pek çok ülkede çaldıkları çocukların, kaçırdıkları insanların, kadınların, kızların…

Kuruluşundan beri Türk/İslam düşmanlığı yapan, devlete ve millete ihanet eden, her türlü kara para işleri yapan ve hala yapmaya devam eden MİT’le el ele, kol kola çalışmanın…

MİT’in tasmalarını elinde tutan kara paracı ABD gizli servislerine çalışmanın…

ABD’yi ilan edilmemiş bir sömürge devlet ayarında tutan ve onu perde arkasından yöneten İngiltere’ye çalışmanın…

Bu güne kadar dünya genelinde en az 25 milyon çocuk ve gencin kaçırılarak tecavüz edilmesi, ayinlere kurban edilmesi, fuhuş ve organ mafyalarına kurban edilmesinden sorumlu olan Kraliçe’ye çalışmanın…

Daha detayları yazmakla bitmeyecek kadar geniş olan insanlık dışı, şeytanca bir milletler arası sisteme çalışmanın ne demek olduğuna dair yargılamalar yapılmadan, gerekli cezalar kesilmeden, suçluların milletimizin elinde lime lime parçalanmasına imkan verilmeden, en ağır şekilde cezalandırılmaları sağlanmadan, şüpheli hiç kimsenin kaçıp kaybolmasına izin verilemez, verilmeyecek.

İşte böyle… Keser döner, sap döner, gün gelir mfs adamı gömer.

Herkes şimdi kara paracı gizli Hristiyan Behlül Karak’a, kara paracı kripto kimlikli Seyfettin Alkan’a, kara paracı kripto kimlikli Zeki Çalışkan’a ve benzerlerine yazdıklarımı soracak. Daha da bir şey yazmadım aslında, bundan sonra yazacaklarım da sorulacak. Bunların ortadan kaybolmasının zamanı mı, yeri mi… Aksine, inadına meydanlarda olmalılar, sesleri çok gür çıkmalı, öfke ile bağırarak karşılıklar vermeliler, bir gün bile geçirmeden o tamamen kontrollerinde tuttukları adalet sistemine gitmeliler, benden davacı olmalılar ama neredeler bu kişiler? Neden susuyorlar, neden kuyruklarını sıkıştırıp geri duruyorlar, neden kaçışıyorlar? Ya adli yetkililer, onlar neden geri duruyorlar ve susuyorlar?

Yemin olsun, dünyadaki en feci ölüm şekilleri ile infaz ettireceğim o sözde hakimleri, o sözde savcıları. Laf olsun diye demiyorum, hakikaten yemin ediyorum ki yargılanıp da haklarında idam kararları verildikten hemen sonra, topluca gruplar halinde infaz edilirlerken ben de o meydanda olacağım. Devletin televizyon kanalları başta olmak üzere, yerli yabancı özel kanallardan her isteyenin oradan canlı yayınlar yapmasını sağlayacağım. Zaten yargılamaları da hep dediğim gibi TBMM’de son derece şeffaf şekilde yaptıracağım. “Durun, herkes bir yana, en canileri, organcıları, tecavüzcüleri, ayincileri, hainleri bile ikinci sıraya koyun. Birinci sıradan o sözde hakimleri, sözde savcıları hemen şurada topluca infaz edin” diyeceğim. “Kaçırılan milyonla bebek ve çocuklar nasıl parçalandıysa, en vahşi/yırtıcı hayvanları koyun şuraya, parçalasınlar bu insan şeytanlarını” diyeceğim. “Leşleri bile kalmasın, bunlar için bir hainler mezarlığı bile olmasın. Buraya bir anıt dikin, üzerinde şu yaşananın özet şekilde hikayesi anlatılsın. Altında da – İnsanlık namına lanet- yazılsın” diyeceğim.

Yazılacak çok şey var da hem vaktim yok, hem de yıllardır takip edenler biliyorlar ve yazmadığım kısımları da tahmin edebiliyorlar. Benim adım mfs, ölmedim, ölmeyeceğim ve yemin ederim ki bu seviyede şeytanlaşmış Yahudilerin, satanistlerin, Hristiyanların, masonların, kripto/münafık müslümanların hepsini dünyanın her yerinde en feci şekillerde öldüreceğim. Hepsi de hukuka uygun olacak. Ben bunları yaparken dünya insanlığı “Yak onları”, “Parçala onları”, “Kolayca öldürme onları” diye tempo tutacak. Ankebut Ağını, dünya insanları kısmıyla, uzaylı insanlar kısmıyla, cinler alemindeki kısmıyla birlikte yok edeceğim.

O Adnancılarla da hususi şekilde ilgileniyorum, ilgileneceğim. Devlet sistemi içinde onlarla birlikte bunca zamandır milletimize her pisliği yapmış olan başta hakim ve savcılar olmak üzere her yetkili ve etkili kişi, şimdiden feci şekillerde ölmeye hazırlansın.

Dünya denilen şu gezegen üzerine gücü kalmış bir taraf varsa da haydi çıkıp beni durdursun.

Az daha unutuyordum. Bakalım, Sabetaycı gizli Yahudi ve kara paracı pislik herif Tuğrul İnançer gibi kaç kişi daha öldürülecek de bu şeytani sistemin topluca alınmasına, yargılanmasına ve insanlığın/hukukun gereği olarak topluca katledilmelerine mani olunabilecek. Binlerce kişi öldürülse ve ortadan kaldırılsa bile mani olunamaz. Kraliçe kendini feda etse bile mani olunamaz.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

USA’s new scandal

The USA, one of the unofficial colonies of England, once again intervened in the internal affairs of Turkey, which was advancing towards complete independence.

The USA tried again to intervene in Turkey’s internal affairs and suppress the justice system to protect the secret Jews, secret freemasons, and secret Satanists who live in Turkey by appearing to be Turks and struggling to disrupt all kinds of the established order and all kinds of nice/good things.

The United States made an official statement about Gülşen, a secret Jew and satanist and a member of Adnan Oktar’s organized crime, terror, and treason organization, struggling to make society immoral, dishonest, irreligious, and satanic.

Every day, dozens of citizens are killed or maimed in their own lands due to unjustified police brutality… The last elections were full of fraud and stolen… In the press and media, non-Satanists could not have a say… On social media platforms, “people remained,” and everyone who wanted goodness was censored… Still, The USA, which carries out all kinds of illegal black money works worldwide, causing the death or disability of countless people while doing so, has talked about human rights and freedom of expression. Yes, yes… It really happened like that. The hypocritical, satanic, and unlawful exit of the USA, one of the most disgusting, unlawful, uncivilized, and evil states in the known history of humanity, has put everyone who has remained human and not demonized in Turkey very much.

The official statement made by the USA, this time to protect the black money and treason organizations around the world that it organizes, supports, protects, uses, and whose top cadres are mostly Jewish/Masons, states that the USA is a lawless terrorist state and that the nations It reiterated the necessity for a military operation to save the people of the United States, through an alliance between nations. The official statement of the satanist gang, which took over the administration of the USA with fraudulent elections, is as follows:

“The United States is concerned about the forms of judicial harassment used to restrict freedom of expression in Turkey.

We call on Turkey to respect and guarantee freedom of expression.”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sıkıp sıkıp atacaksın, başka yol bırakmıyorlar

Pat-la-dık… Bir nefes kadar mesafe kaldı, her gün her yerin barut kokmasına… Nerede hukuk devleti? Nerede yetkililer? Nerede milli güvenliğimiz?

Ayağa kalkıp da şu kadın gibilerden yüzlercesini bir çukura gömesimiz var. Biz, beş milyondan fazla şehidin kanıyla sulanmış olan ve binlerce yıldır yaşadığımız şu topraklarda, kendi vatanımızda, kendi devletimizde, her gün ve her saat ve her yerden şu türlü şeytanca saldırılara, ihanetlere maruz kalmak ve tahammül etmek zorunda mıyız? Bunlar gibileri araştırıp soruşturmak ve yargılamak, zararlarını bir an evvel durdurmak, vatandaşın işi mi, İslami teşkilatların, cemaatlerin vazifesi mi? Ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mı bakması bekleniyor bu işlere ve böyle aleni ihanet faaliyetleri icra eden kişilere? Biz bu kadar şehidi, Türk ve Müslüman rolü oynayan üç beş tane kripto kimlikli kişi her gün dinimize, imanımıza sövsün, saysın diye mi verdik? Sahi, bu milletin vergileri ile geçinen yüz binle Diyanet personelleri nerede, neden bu kadar aleni ihanetlere karşı sessiz ve tepkisizler? Şu kanala, şu suç örgütüne hiç mi denk gelmediler? Bir millet, üç şeyi yıkılarak yıkılır; din, dil, tarih… Bunlara saldıranın başı gövdesinden anında ayrılmalıdır. Aksi halde devlet yıkılır, ayakta tutulamaz. Millet köle olur, kimse kurtaramaz.

Mine Şule Enhoş isimli o kadın, bir yanı gizli Hristiyan, bir yanı gizli Yahudi bir hain. Kadın ileri seviyede pislik bir büyücü… Kadın satanist. Kendini daha çok Yahudi ve satanist olarak görüyor. Kadın sadece Müslümanların, sadece Türk milletinin değil, bütün insanlığın düşmanı. Ahlak, namus, izzet, şeref, haysiyet, karakter, vicdan, dürüstlük, adalet, iyilik, merhamet ve insanlık namına hiçbir şey yok. Dişi bir insan şeytanı… İblis’in peşinde koşuşan satanist muzır varlıklardan… Artık “insan” denilemeyecek olan esfel-i safilinden biri… Seyyar satıcılık yapmayı denese çoğunlukla zarar edecek kadar düşük zeka ve idrak seviyesine sahip olsa da niyetini, ahlakını, insanlığını bu derece bozmuş biri… İslam’a dair bir şey bildiği de yok. Onun bildiği şeytanlık, büyücülük, ayinler, ihanetler…

Konca Kuriş’ten birkaç tanesini bir cebinden çıkartacak kadar ileri seviyede karaktersiz, fitneci, cerbezeci, yalancı ve münafık bir kişi. Gerçekten ilim sahibi bir müslümanın karşısında beş dakika bile konuşamayacak bir kişi. Beş dakikada ağzının payı ilimle, ispatla da verilebilecek, kameralar önünde rezil edilebilecek ama yine de aynı ifsat edici hususları anlatacak, vazifesini yapacak bir baş belası… Aldanarak konuşmuyor, bu kadar fitne fesat, bu kadar uydurma, bu kadar tahrifat, aldanarak yapılacak iş değil. Kasten aldatıyor. Kaşı gözü de ayrı oynuyor. Kimseye güven veren bir görüntüsü yok.

Zaten acınası hallere getirilmiş olan bu milletin evladı iyice, iyice, iyice manevi, ruhi ve maddi tehlikelere düşsün, peşi sıra ülkede huzur, asayiş, sükunet, adalet, ahlak, namus, beden sıhhatine kadar her şey iyice, iyice, iyice bozulsun diye bunu yapıyor. Bütün satanistler gibi bir satanist zihniyetiyle davranıyor. Bu yaptıkları fikir, vicdan, yayın/ifade hürriyeti kapsamında davranışlar değil ve bu ülkenin adli makamlarının derhal konuya müdahil olması gerekiyor. Lakin masonluğun kontrolü altındaki adalet sistemimiz de bunlara kayıtsız kalıyor, hatta böyle pislik kişileri bir de koruyor, kolluyor. Yaptıkları alenen casusluk, alenen ihanet, alenen yıkıcı faaliyet, alenen örgütlü suç…

Bizim on yıldan fazladır yer bulamadığımız, çok takdir edilen yayınlar yapsak da yayınlarımızın yayılmasını sağlayamadığımız, gerçek sahibi CIA olan Youtube ve benzeri platformlar da bunları koruyor. Tahrif edici, yıkıcı, çökertici yayınlarını, iddialarını, uydurmalarını, yalanlarını en öne çekiyorlar da şu milletimize izletiyorlar. Bu gibi kanalların, sayfaların altında yorum yapanların da çoğu aynı suç örgütünün mensupları. Tamamına yakının isimleri ve soy isimleri bile kriptoloji ürünü… CIA’nın o malum sosyal mecralarında, gerçek Türklerin/Müslümanların ise bir tek hususta bile seslerini duyuramaması için sansür üstüne sansür uyguluyorlar.

Birileri son yıllarda ülkemizde paralel devlet arıyor. Asıl paralel devlet bunlar. Kökü dışarıda ve muzır bir teşkilat olanlar bunlar. Kurulu bütün düzeni bozmaya çalışanlar, milleti ve devleti yıkıcı faaliyetler yapanlar bunlar. Türkiye düşmanlarınca fonlananlar bunlar. Türkiye’ye ve Türk milletine ihanet edenler bunlar. Kanalda bu güne kadar bir tane gerçek Türkün, bir tane gerçek Müslümanın yer bulduğu görülmemiş. Onlarca kişi arasında, yüzlerce video arasında kriptolardan başka kimse yok. Hepsi de birbirini bilen, bile göre ihanet eden, çift kimlikli, omurgasız sürüngen ve alçak kişiler. Sürekli “ülkemiz, Türkiye, milletimiz, tarihimiz, biz müslümanlar, kitabımız, hadisler” diye diye Türkiye’ye ve Müslüman Türklere ihanet eden kişiler. Türkiye’den başka hiçbir devletin sisteminin bir saat bile müdahale etmeden durmayacağı kişiler. Dağ başı mı burası, çadır devleti mi yoksa hukukun üstün olduğu bir Türk devleti mi, belli değil artık. İyice haddi aştılar. İnsanların bir tahammül sınırı var.

Masonların, gizli Yahudilerin, gizli Hristiyanların, türlü Türk ve İslam düşmanlarının buluştuğu, desteklediği ve fonladığı… Akademi Dergisi’nin ve on yıldan fazladır “Ezber Bozan” diye diye yayınlar yapan ben mfs’nin isminin bile taklit edildiği… Daha en başından bile her şeyi art niyetle düşünülen ve kurulan… Anlattığımız doğru ve hayra götürücü, bütün insanlığın faydasına olan hususların sık sık kopyalandığı, kopyalanırken mümkün olduğu kadar tahrif edildiği… Bu faaliyetlerin Türk ve Türkiye ve İslam düşmanlığı kapsamında yapıldığı açıkça görülebilen bir kanal Ezber Bozan TV… Aklı başında ve biraz mürekkep yalamış bir devlet yetkilisinin, Ezber Bozan TV kanalında örgütlü şekilde Yahudilik, Masonluk, İsrail menfaatlerine olacak şekilde faaliyet gösterildiğini, bunun sinsice ve gizlice yapılmak istendiğini ama gizlenemez ruh hallerine sık sık bürünüldüğünü ve sık sık açık verdiklerini kısa sürede görür. Kısacık süre içinde bu ekibin ve bu kanalın ve bu kanalla bağlantılı diğer kanalların, dini ve milli değerlerimizi casusluk faaliyetleriyle çökertmek istediklerini görür.

Lakin bu örgüt, bu kadarla sınırlı faaliyetleri olan bir örgüt değil. Videolara çıkanlar arasında bile her türlü şeytani suçlara bulaşmış olanları var. Her türlü kara para işine bulaşmış olanları var. Uyuşturucadan, alkolden, cinsi sapıklıktan, tecavüzden, insan ve hayvan kesilen ayinlerden, kara paralarla haram yemekten yüzü gözü dağılmış, gözünün önünü göremez olanları, o derece şeytanlaşmış olanları var. Bunların ne derece şeytanlaşmış, milletimiz ve insanlık için ne kadar zararlı kişiler oldukları bir insana bir anda anlatılsa, duydukları karşısında psikolojisi bozulur. O yamyam denilenler var ya, onlar bile bunların yanında insan evladı sayılırlar. Avrupanın, Asyanın, Ortadoğunun tarihlerinde, asırlar öncesinden beri bilinen Yahudi pislikleri var ya, insanlık dışı o faaliyetlerin hepsi bunlarda da var. O anlatılanlar, tarihte kalmadılar. Bu ülkede sadece Münevver Karabulut cinayetinin üzerine tamamen ve gerçekten gidilse, kısa sürede yol bunlara da çıkar. Bunların da Adnan Oktarcılardan zerre farkları yok. O Adnan Oktar davası da gerçekten görülse, yol yine bunlara da çıkar.

Bunlar, her nerede insanlık, iyilik, merhamet, sevgi, saygı, adalet, huzur, sükunet, helal rızık, maneviyat görürlerse… Her nerede kurulu bir düzen görürlerse, onların hepsini yıkmayı kendilerine vazife bilirler. Hem de böyle insani ve ulvi değerlere hizmet ediyormuş gibi görüne görüne bu tahrifatı ve yıkıcılığı yaparlar. Bunların yirmi kuşak gerideki dedelerine dair bilgi bulabilseniz, aynını yaparak yaşadıklarını görürsünüz.

Daha geçen sesli yayınla bir dokundum, temas ettim. Gerginliğin yüksek olduğunu anlamalarını sağladım. Lakin şimdi damarıma basar gibi inadına çıkarttıkları kişiye, anlattıkları yalan dolan şeylere, yapılan yıkıcı faaliyete bir bakın. Son çare olarak, insanlık namına artık kalkıp sıkacağız her birine, gömeceğiz hepsinin leşini bir yere, sonra bunları insandan, vatandaştan sayan ve ancak o safhada devletimizin kurumlarını ve kanunlarını işletmeye kalkan, onu da mason birader, gizli yahudi ve satanist dayanışması ile yapmaya kalkan resmi yetkililere de sıkacağız. Buraya kadar geldi bu iş. Başka yolu yok. Kaçtır ikaz ediyorum, anlaşılan o ki bunun yaşanması bekleniyor.

Sınırlarımızdan açık kimliği ile saldıraya geçen düşmanlar/ordular, şu erkek ve dişi insan şeytanlarından binlerce kat daha az zarar verebilirler bu ülkeye ve bu millete… Kim oldukları bellidir, kastettikleri açıktır, harp edilir, zafer elde edilir ya da mağlup olunur. Geriye kalan az da olsa yine millet olarak kalır, dinini, tarihini, lisanını bilen bir topluluk olarak kalır. Sonra nasipse yine yükselir, yine büyür. Ya bunların yaptığı nedir? Bir milleti yaşarken öldürmek değilse nedir? Orduların, akıl almaz savaş araçlarının yapamadığını yapmak değil midir? Nerede o MİT, nerede o Hakan Fidan ve çetesi? Kim onu getirip o koltuğa yapıştırdı? Neden bu millet o Hakan Fidan’ı oradan söküp atamıyor? Kime, kimlere hizmet etmektedir? MİT’in ve Hakan Fidan çetesinin, şu gibi Türk ve İnsanlık düşmanı örgütleri, canavarları, kan içicileri, büyücüleri, satanistleri, teröristleri, muzır varlıkları kollamaktan, yönetmekten, yönlendirmekten ve beraberce insanlık dışı kara para işleri yapmaktan başka işleri, vazifeleri yok mudur? MİT bu maksatla mı kurulmuştur?

Ne CIA tanırım, ne Mossad tanırım, ne MİT tanırım, ne de bu insan şeytanlarını destekleyen, maşa olarak kullanan kara paracı hükumetleri, gizli servisleri, mason çetelerini tanırım. Benim adım Mfs…. Sözümü havada bırakmam. Benden son ikaz. Şimdi herkes hamlesini yapsın, herkesin kararını ve hamlesini bir görelim. Sadece Türkiye’nin karışacağını değil, bütün cihanın karışacağını ve yüz milyonla insan öleceğini bile bilsem, şu insan şeytanlarına icap edenleri yine de yaptırırım. Zaten bu gün yarın karışacak bu ülke de bu dünya da… Hem de mason savcıların, hakimlerin gözlerine soka soka söz konusu suç örgütünün bütün elamanlarına sıktırmazsam ben de mfs değilim. Gerekiyorsa o kripto ve mason savcılarla hakimlerin leşlerini de bunların leşlerinin yanına gömdüreceğim. Haydi, şimdi herkesi bir göreyim. Alabiliyorsa gelsin İsrail alsın, ABD alsın, İngiltere alsın ya da kim alabiliyorsa gelsin alsın şu insan şeytanlarını elimden de göreyim…

Gerçek savcılar, gerçek hakimler, emirlerindeki istihbarat ve kolluk gücünü de kullanarak, önce şunların üzerlerine bir gitsinler. Gizledikleri gerçek kimliklerine, mensup oldukları gayr-i İslami tarikatlara, fonlandıkları Türkiye düşmanı odaklara, talimatlar aldıkları kişilere, gizlice toplanıp ayinler yaptıkları yerlere kadar, canlıları katlederek büyüler yaptıkları yerlere kadar çıkartsınlar meydana. O işler de bize kalmasın. Şu Youtube’a ve benzerlerine de şu devletimizin gücü gösterilsin artık. Çok değil, üç gün hepsine erişim engellensin, nasıl yıkıcı faaliyetlere ve yayınlara izin verdikleri, nasıl insanlık ve Türk/İslam düşmanlığı yaptıkları, gerçek insanları ve en çok da Müslüman Türkleri nasıl sansürledikleri resmi açıklamalarla ve örnekleriyle gözler önüne serilsin bakalım, nasıl ayar alıyorlar. Türkiye, söz konusu sosyal mecraların bütün sorumlularının, milletler arası mahkemelerde, insanlığa karşı işlenmiş suçlara yardım ve yataklık suçlaması kapsamında yargılanmasını sağlasın. Şurası devletse artık devlet gibi işlesin, yoksa adalet dağıtmaya dönük talimatları ben vereceğim.

Mfs – Ezber Bozan – Akademi Dergisi

The bomb

Currently,


AKPKK, MHPKK, MIT, Masonic organization in Turkey…

In addition, Israel, the USA, the UK states, and most of all their secret services…

As individuals, Adnan Oktar, Oktar Babuna, Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz, Abdülhamid Gül, Recep Tayyip and Meral Akşener…

You are looking at a bomb that will explode at the same time, one after another, thousands of masons and crypto-ID civil servants working in judicial and administrative institutions.

It is such a bomb that if it explodes, it will have an effect like a nuclear bomb. From the center point to the outermost ring, it will destroy whoever and everything. The people of the world will be stunned by what is revealed.

What kind of system actually works in Turkey and the world…
How Muslim Turks are wasted by the treacherous governments in Turkey, by our state institutions… What is the state of the courts, courthouses, prisons, and even hospitals… The real parallel state system within our state system… The human and organ smuggling of this real parallel state… Prostitution, drug trafficking, terrorism, arms smuggling, and all kinds of filth… It will be revealed to everyone.

Similar bombs will explode in dozens of countries, especially in the USA, Israel, England, Germany, France, and Italy, governments will be overthrown, freemasons will be exposed and huge fires will continue all over the world. The Ankebut Cult, which is already on the verge of collapsing, will completely ignite, and it will not have the strength to put out this fire.

And the pin of this bomb is in my hand right now. The conditions of the field will decide when exactly I will pull the pin of this bomb, which I am about to pull the pin off at any moment.

“I’m going down the field,” I said. I have delayed it many times. I said, “They don’t understand, the whole world will be confused,” but as I warned them, they didn’t understand, they didn’t listen, and this time, these conditions have come. It was entirely their choice.

I’m goind down the field. I am not responsible for anything that burns, collapses, gets bored, hangs, sinks, ends, collapses, dies, or anything. Let the world burn, if I hesitate for a second I am not Mfs.

Mehmet Fahri Patlayankaya | Akademi Dergisi