Etiket arşivi: Organ Kaçakcılığı

Beşşar Esed de bir gizli Ermeni ve gizli Hristiyan

“Doktorluktan diktatörlüğe Esed” başlığı atmışlar…

İşte bunlar hep yanlış bilgiler…

Çok hatalar var. Türkiye’de Alevi olduğunu iddia edenlerin en az yüzde doksan beşi gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Ezidi vb. oldukları gibi… Esed de Arap Alevisi (Nusayri) değil, bir gizli Ermeni ve Hristiyan… Karısı Esma da öyle… İkisi birden İngiliz casusları…

Gerçi öyle idiler, sonra ikisi de biyonik robot yapıldılar.

Gerçek Esed de azılı bir İslam düşmanıydı ve vatan hainiydi. Kara paracıydı. İnsan kaçakçılığı ve organ işlerine kadar her pis işi yaptı. Tayyiple Bohçalının ortak çeteleriyle beraber de çok kara para işleri yaptı Esed ve karısı…

Şu andaki biyonik robotlar da aynı ayardalar. Şu anlarda, dünyada, yeraltındaki devasa şehirlerde gizlice yaşayan uzaylıların bazı gruplarının çekişmelerinin/çatışmalarının bir tarafında yer alıyor bu iki biyonik robot…

Bu nedenle Suriye meselesinde biraz İsrail’e uyuyorlar, biraz ABD’ye, biraz Rusya’ya, çoğunlukla İngiltere’ye… Her safhada işlerine geldiği gibi kararlar alıyorlar. İşlerine gelmeyen zamanlarda muhtelif taraflara sorunlar çıkartıyorlar.

Böyle çoğunlukla danışıklı, biraz gerçek çatışmalar sırasında milyonlarca Suriyeliyi nakite çevirdiler. Bazısını canlı sattılar, bazılarının organlarını sattılar. Yanı sıra silah ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil olmak üzere türlü kaçakçılık işlerini yaptılar, yapıyorlar.

Evet beyler!

Anlamış olduğunuz üzere denge değişiklikleri ve dolayısı ile tavır/karar değişiklikleri var.

Esed ile karısının emrinde olan bütün siyasi ve askeri yetkililere (erlere kadar herkese) hemen şu anda bu ikilinin emirlerinden çıkmayı tavsiye ederim.

Çünkü şu andan sonra, Esed ile karısını ve çetelerini en kısa süre içinde yok etmeye oynayacağım.

Öncelik sıralamasında Ankara hükumeti ve bağlı bütün unsurlar birinci sırada… İkinci sırada ise karı koca Esed’ler ile bağlı bütün unsurlar var.

Tekrar etmekten yorulmadım, yine tekrar ediyorum:

Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile, Türkiye nüfusunun yüzde doksanı yok olacaksa bile, dünya nüfusunun ve devletlerinin yüzde doksanı yok olacaksa bile… Yeraltı uzaylı şehirlerinin ve nüfusunun tamamı yok olacaksa bile..

İşte mesele bu… Hiçbir meselede taviz vermedim, vermeyeceğim. Geri adım atmadım, atmayacağım.

Bunlar için onlarca sene vakit kaybedemem. Bu yazdıklarım çok kısa süre içinde gerçekleştirilecek. Bu nedenle, İstanbulla restleşen ya da restleşmiyormuş gibi rollerle yanaşan ve sinsilik yapan herkes kısa sürede imha edilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu

Ben de ilk kez duyacağınız bilgiler vereyim. Sinan Ateş, yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu. İstanbul’un desteği ile MHPKK’nin başına geçmek istiyordu. İstanbul’un desteğini alırsa, bunu yapabileceğine emindi.

Bazı ortamlarda “Mfs, Süleyman Soylu’yu asacak” da diyordu.

Fazlasıyla hatayı üst üste yaptı. En büyük hatalarından biri, İstanbul’a açıkça yanaşmayı, İstanbul’un gölgesi altına girmeyi çok ötelemesiydi. Bir diğeri, güvenilmeyecek bazı kişilere güvenmesiydi. Güvendiği bazı kişiler de sattılar onu…

Doğukan’mış, Köktürk’müş, hepsi tetikçi kısmı… Yardım ve yataklık kısmı… Hedefe konulanların hepsi de bu işin içinde değil. Çok alternatifli senaryolar yazıyorlar, istediklerine istedikleri suçu yüklüyorlar. O kişilerin her birine şu anda istedikleri her şekilde ifade verdirirler. Adil yargılanma şartları içinde değiller. Büyük bir tehdit altındalar, işkence de görüyorlar, ifadelerinin geçerliliği de yok. İstediklerini alıp bir noktaya koyuyorlar, yanlarına da bir iki silah koyuyorlar. Sonra kendilerine bağlı polislerle, amirlerle bastırıp aldırıyorlar. Kamuoyunu oyalıyorlar, hedef saptırıyorlar. Davayı çürütmek istiyorlar. Taksim’deki son bombalı saldırıdan sonra da bunları yaptılar.

Sinan Ateş cinayetinde azmettiriciler yani asıl katiller, Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz, Semih Yalçın, Şenkal Atasagun ve bunların etrafındaki o merkezi çete…

Bu ülkede hiç kimse kanundan, devletten, milletten üstte değildir. Şimdi bunların boğulmasının vaktidir. Şerefsizce, had bilmezce, hak arayanlara karşı atarlanan Semih Yalçın’a, tükürdüklerini de yalatma vaktidir. Bedenini çok parçaya bölüp, kafasını Rus Büyükelçiliğine, bedenini ABD Büyükelçiliğine, bir bacağını Çin, diğer bacağını İngiltere Büyük elçiliğine, bir kolunu Almanya, diğer kolunu İsrail büyükelçiliğine kargolama ya da kapılarının önüne asma vaktidir.

Bohçalı ve emrindeki çete, silahlı terör örgütlerini finanse ederken, mazot ve petrol kaçakçılığından elde edilen kara paraları yoğun olarak kullanıyorlar.

Bu ülkede, son seçimlerde MHPKK de HDPKK de aslında barajı geçemedi. AKPKK’nin gerçek oyları ise, ilan edilenin yarısından bile azdı. Bu ülkenin yarısı, son seçimlerde oy kullanmadı. Kafalarına göre oy oranları dağıttılar, ilan ettiler.

Sözde Anayasa metnini kimin yazdığı bile belli değil. Yazarları arasında, üç cümleyi bir araya getiremez haldeki gazeteciler bile listelendi.

Referandumların da tamamı hileli. Sandıkların yüzde onu bile sayılmamışken seçim zaferleri, referandum zaferleri ilan ettiler.

Ankebut Ağına bağlı olan diğer ülkelerin liderleri de o safhada bunları tebrik ettiler, oldu bitti suçlarına ortak oldular ya da sessiz kalarak ortak oldular.

Ekmeleddin İhsanoğlu isimli gizli Ermeni’nin CB adayı yapılması bile şu siyasi parti görünenlerin ortak hamlesi… Sonuçları baştan tayin edilmiş sözde seçimlerle ve referandumlarla devlet mekanizmasını ellerinde tutuyorlar.

Hepsi aynı alfabenin harfleri, hiçbirinin diğerinden farkı yok.

Türkiye’de HDPKK gibi silahlı bir terör örgütünü meclise sokan da orada tutan da hala kapanmaması için çırpınırken medyaya başka bir yüz gösteren de Devlet Bohçalı…

Sinan Ateş, son bir yılını bilgiler, belgeler, deliller toplamaya adamıştı. Elindeki arşiv, sadece Bohçalı ile çetesini değil, Türkiye’deki sözde siyasetçilerin çoğunu süpürüp götürecek türdendi.

Benim karşımda “Güney Azerbaycan hürriyetine kavuşmasın” diye en çok çırpınanlardan biri Mehmet Haberal ise, ikincisi Devlet Bohçalı…

Türkiye’de, Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, İran’da, Irak’ta, Ermenistan’da, Gürcistan’da, Rusya’da her türlü kara para işlerinin içinde olanlardan biri de Devlet Bohçalı… Emrindeki çeteleri de bu işlerde kullanıyor.

Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütüyle de paslaşıyor, FETÖ ile de paslaşıyor ve o saydığım ve daha saymadığım kara paracı devletler ile de paslaşıyor.

Onların Türkiye’deki sözde elçileri ve konsolosları da Türkiye’ye yapılan bu ihanetlerin, kötülüklerin ve her türlü kara para işlerinin hepsinin içindeler.

Bu ülkede, en az beş bin şehidin gerçek katili Devlet Bohçalı…

APO denilen ve dünyadan habersiz, gözünün önünü görmez, elifi görse mertek zan edecek bir maşa teröristi astırmayan da Devlet Bohçalı…

Vakti zamanında MHPKK’nin adını ve üç hilalli bayrağını değiştirmek isteyen de Bohçalı…

Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürten de Devlet Bohçalı…

Saymakla bitmez pisliğin başında hep Devlet Bohçalı var.

Meral Akşener ile de danışıklı dövüşüyorlar, arka plandan her türlü kara para işlerini, organ kaçakçılığına kadar beraber yapıyorlar.

Tayyip Erdoğan denilen kişi, en başından beri Bohçalı’nın emir erlerinden biri…

Bunca zamandır, birbirlerine sayıp sövmedikleri kelime kalmadı, kameralar önünde danışıklı dövüşüp durdular, sonra her türlü ihaneti, peşkeşi, vurgunu, soygunu, talanı, cinayeti, terör saldırılarını, işgali, katliamı beraber yaptılar, yaptırdılar.

O sözde açılım süreci, o ihanet süreci bile Bohçalı’nın emirleri ile yapıldı. Kuzey Irak’ta sözde Kürdistan’ı kuran, bunun için Türkiye’nin her kurumunu ve imkanını seferber eden de Bohçalı…

Suriye de sömürgecilerin eline tamamen düşsün diye, BOP gerçekleşsin diye, orada hiçbir şey yokken, Suriye sınırlarımızdaki mayınları temizleten de Bohçalı…

Şu anda 15 milyon sözde mülteci bedavacıya bakmamızın sebebi de Bohçalı…

Bir ödemek yerine 15 misli elektrik, su, doğalgaz faturaları ödememizin sebebi de Bohçalı… Bu fahiş ödemeleri İngiltere’ye ve diğer ülkelere gönderen de Bohçalı…

Son birkaç günde ve şu anlarda, milli servetimiz olan askeri araçlarımızı ve mühimmatımızı gizlice ve sinsice Ukrayna’ya gönderen de Bohçalı…

Batı/Nato ve İsrail tarafı istedi diye, Türkiye’de acayip bir Ukrayna yanlısı kamuoyu oluşturan da Bohçalı… Sözde Türk basın ve medyası da büyük oranda Bohçalı’nın emrine verilmiş vaziyette…

Seneler önce “Ordumuzun silah ve mühimmatı çalınıyor” dediğimde, onları çaldırtan, Suriye’de ya da Libya’da kontrolünde olan terör örgütlerine gönderen de Bohçalıydı.

Libya’ya servet değerinde askeri araç ve mühimmatımızı gönderen de oydu, hala o… Suç üstü yapıp, ordumuzun araçlarının ve silahlarının Libya’ya kaçırıldığında dair videoyu paylaştım diye, benim devletimin bütün gücünü, yetmeyip Merkel’in, ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere’nin, İsrail’in ve bu işlerin içindeki diğer devletlerin gücünü seferberlik halinde üzerime yıkmaya kalkan da Bohçalıydı. Bu kısımda da Soysuz’u yoğun şekilde kullandı. Muhatap olmak zorunda kaldığım hiçbir devlet kurumu hukuk tanımadı. Onlarca kişi şahit olduğu halde, verdiğim suç duyurusu ve savunma dilekçelerini yok ettiren de Bohçalıydı. Hiçbir şartta hakkımdan gelemeyince, bana deli raporu yamamaya kalkan ve bunu da eline ayağına dolaştıran da Bohçalıydı. Bu kısımda da maşa olarak en çok Soysuz’u kullandı.

Libya’da ve Somali’de bile ordumuzu adice kullanarak insan, organ, uyuşturucu kaçakçılığı yapan da Devlet Bohçalı… Hala ordumuz kullanılarak Suriye’de, Libya’da, Somali’de ve daha başka yerlede insanlar öldürülüyor, organları çalınıyor. Ayrıca petrol, mazot, silah, uyuşturucu, kadın, genç kız, çocuk, bebek kaçırılıyor. Bohçalı, bu kısımlarda NATO ve ABD üsleriyle de paslaşıyor.

İstanbul’un karşısında titriyorlar.

Bohçalı denilen o piç kurusu, o gölgesinden bile korkan melun, kaç masum insanın kanına girdiğini sayamamıştır ve sayamaz. Çıkmışlar, iyice suç üstü oldukları şu anda “Üç hilali yargılatmayacağız” diyorlar. Yani “Bizi yargılayamazsınız, biz hukuktan, devletten, milletten üstünüz. Vurduk, Sinan Ateş’i de vurduk. Kapatacaksınız bu meseleyi. Biz efendiyiz, siz milletçe bir hiçsiniz. Ne dersek, nasıl sevk edersek onu yapacaksınız” diyorlar.

Yaşarken leş olmuş o vücudunun her bir kısmı başka bir devlete çalışan o Semih Yalçın ise, daha ileri gidip milleti, devlet yetkililerini en ağır şekilde tehdit ediyor.

Öyle ise milletçe tokatımızı bu insan şeytanları güruhuna vurmak, bunca zarar ziyan ve ölümü durdurmak ve devletimizi hürriyetine kavuşturmak gerekiyor.

Öyle ise sloganımız belli “Ordu millet el ele, gerçekten hür Türkiye”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kana kan, dişe diş, göze göz

Türkiye ile Bulgaristan arasında göçmen kaçakçılığına karşı ortak operasyonlar yapılmayacak.

Aksine, daha çok göçmen/insan kaçakçılığı yapılacak. Yanı sıra organ, uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve her türlü kara para işleri yapılacak. Bu insanların arasında, organları için öldürülüp parçalananlar, aslında şanslı olanlar. Çünkü küçücük bebekler hatta çocuklar, ayrıca genç kızlar ve erkekler hayatta bırakılarak kaçırılıyorlar. Bunlar ya satanist ayinlerinde işkence ile parçalanıyorlar ya da fuhuş mafyalarına para karşılığında satılıyorlar.

Soysuz’un, bir kara para devletçiği olan Bulgaristan ile çok sıkı bağlantıları var. Bulgaristan’ın başındakiler, Türkiye’nin başındaki insan şeytanlarından daha az şeytan değiller. Hepsi de insanlık namına ve kalabalık insanların önünde, meydan yerlerde asılması gereken insan şeytanları…

Devletlerin kurumlarını, kuruluşlarını, polislerini, ordularını hatta sözde yardım kuruluşları gibi görünen kamu dernek ve vakıflarını bile kara para işlerinde kullanıyorlar. Kızılay bile kıpkızıl bir teşkilat. Bu güne kadar milyonlarca cana kıyılmasına aracı yapıldı.

Yıllardır söylüyorum, Türkiye’de devlet sistemi diye bir şey bırakmadılar. Siyasi parti gibi görünen organize suç, terör ve ihanet örgütleri, devleti ellerinde oyuncak ettiler. Hala, şu şartlarda bile danışıklı dövüşmekle meşguller. Kimsenin şu sözde hükumete, şu sözde adalet sistemine, oradaki gizli Ermeni ve gizli Yahudi ve mason savcılara ve hakimlere itaat etme zorunluluğu da yok. Hatta şu şartlarda hala onlara itaat etmek, vatana ihanet etmektir. Ayrıca insanlığa da ihanet etmektir.

Ben duruşumu çok net sergiledim. Bulgaristan’la meşru ya da gayr-i meşru iş yapacak olanlar, önce mezarlarını kazıp kefenlerini hazırlasınlar.

Çünkü artık milletin hukuk sistemi icra ediliyor. Çünkü artık vatandaşlarımızın kendini, ailesini, çocuklarını, malını, vatanını, devletini, ırzını, namusunu savunma refleksi sergileniyor.

Kana kan, dişe diş, göze göz… Üç beş tane eşkıyaya milletin gücünü göstereceğiz. O büyük teröristler ve büyük vatan hainleri olan Meral Akşener’i de Kemal Kılıçdaroğlu’nu da Abdullah Gül’ü de Ahmet Davutoğlu’nu da Ümit Özdağ’ı da Temel Karamollaoğlu’nu da Ali Babacan’ı da Tayyip Erdoğan’ı da Devlet Bohçalı’yı da meydan yerlerde sallandıracağız.

Buradan geri dönüş yok. Dünyadaki kimsenin, yaşanacaklara engel olma gücü kalmadı. Bazı devletlerde Türkiye’den çok daha fazla kan akacak, insan şeytanları kesilecek. Kan gölüne dönen yerler olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Zorunlu afet/deprem sigortası vurgunu

Vatandaşlarımız zorunlu sigortaların hiçbirini ödememeli. O paralar çoktan İngiltere’ye, İsrail’e ve ABD’ye aktı ve biraz da Türkiye içindeki sözde siyasi partiler/çeteler paylarını da aldılar ve o paralar tamamen hiç edildi.

Devletin hatta büyük özel sigorta şirketi olarak görünenlerin, ciddi bir afet sonrasında kimseye para ödeyecek birikimi/parası, gücü, vaziyeti yok. Devasa çapta ve devlet eliyle yapılan bir nitelikli dolandırıcılık sistemi bu… Türkiye’nin başka devletleri/milletleri desteklemesi, besleyip bakması, güçlendirmesi için yapılan binbir türlü hileden, hırsızlıktan sadece biri bu…

Yine her zaman olduğu gibi, adli makamlardan ve ayrıca basın ve medyadan da yüksek sayıda suç ortaklarıyla birlikte yapılan bir dolandırıcılık faaliyeti bu… Tek başına hükumetin yapabileceği gibi bir vurgun değil bu… Ya da gizli ve asıl hükumet olan MHPKK’nin ve CIA casusu Bohçalı’nın… Ya da danışıklı muhalefet olan CHPKK’nin, HDPKK’nin işin içinde olmasıyla yapılamayacak kadar büyük bir dolandırıcılık ve hukuksuzluk faaliyeti bu…

En tepeden, Londra’dan ayarlanmış ve Türkiye içinde yüksek sayıda tarafın bir araya getirilmesi ile uygulanmış bir plan ve hırsızlık bu… Yüksek sayıda sözde basın mensubu, aslında vatan haini ve nitelikli dolandırıcı kişi de bu dolandırıcılık faaliyetinin içinde yer aldılar ve yakında bu hususta da yargılanacaklar.

Türk milleti, onlarca senedir onlarca başka millete bakıp beslediği için bu gün bu halde… Yetmemiş, bir de aynı ülkelerin kara para işleri çökmesin diye, on milyondan fazla sözde mülteciye de bakıyoruz hala… İlan edilmemiş bir sömürge ülkeyiz biz. Hiçbir zaman demokrasi de cumhuriyet de olmadı/uygulanmadı bu topraklarda… Bir de onlarca hatta yüzlerce senedir kanımızla, canımızla bile beslediğimiz batılı ülkeler, kendilerini medeni, bizi çağdışı ilan ettiler. Londra merkezli, ABD’nin de maşa olarak kullandığı, şeytanca bir sömürü sistemi bu… İyice ellerine düştüğümüz devre cumhuriyet devri, demokrasi devri dediler de daha acımasızca sömürdüler, sömürüyorlar. Kanımıza, iliğimize kadar kuruttular bizi ama adına kurtuluş dediler, kurtuluş savaşı dediler.

Milyonlarca Türkiye vatandaşı fert fert ya da gruplar oluşturarak peş peşe davalar açmalı. Paraların izi sürülmeli, Türkiye içindeki resmi yetkili dolandırıcıların ve bu zamana kadar birkaç nesildir dolandırıcılıkla Karun gibi zengin olmuş malum sözde Türk ailelerin derhal cezalandırılmasının haricinde, ilgili devletlerden/milletlerden bu devasa meblağda paraların derhal tahsili için mekanizmalar kurulması da adli makamlardan talep edilmeli.

Hainler ve dolandırıcılar, milletin gücünü görmeliler. Kimse kimseye zorlayarak sigorta yaptıramaz. Hem zorunlu sigorta sistemi hukuka uygun değil ve hiçbir hükumet bu yönde kararlar alamaz. Sigorta yaptırmayanları kamu kurumlarının hizmetlerinden men edemez ya da sınırlandıramaz… Hem de o paralar daha şimdiden çalındı, yok edildi.

Büyük/kapsamlı ve peş peşe yaşanabilecek afetler sonrası sigorta sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesini geçelim, bu milletler arası vurgun/dolandırıcılık işinin görünürde en tepesinde/başında bulunan şu hükumetin memura maaş verebilecek imkanları bile yok. Çala çala, sömüre sömüre bitirdiler, çökerttiler sistemi…

Şu anda bile memuruna maaş ödeyemeyecek kadar kötü vaziyette bir hazine var. Hala daha çalmanın, cebe indirmenin, malum ülkelere göndermenin, öncelikle onları ayakta tutmanın yollarına bakıyorlar. Onları ayakta tutmak için ordumuzu terör örgütü konumuna düşüren sınır dışı askeri müdahaleleri yapmanın, Suriye’ye hala ve daha fazla kan dökmek için girmenin, kandan beslenmenin, beslemenin hesabını yapıyorlar. Bu süreçte Türk milleti uyanmasın diye, malum ülkelerle de danışıklı dövüşüp restleşiyorlar.

Devlet, millet, çoluk/çocuk, Türk milleti ya da çevremizdeki milletler, hiçbirinin umurunda değil. Önümüzde afetler var diye kimse sizi kandırmasın ve hiçbir sözde zorunlu sigorta sistemine beş kuruş daha kaptırılmamalı. Şu andan sonra o sistemlere para ödemek karanlığa kurşun sıkmak gibidir. Hala bu hususlarda vazifelerini yapmayan, çok geç de olsa hukuksuzlukları düzeltmeyen ve soygunları engellemeyen adli yetkililer, o afetlerin en altında kalıp ezilirler. Gece gündüz her fırsatta, afetler olmasın diye dua etmeliler. Aksi halde kendilerini milletin ayaklarının altında bulacaklar.

99 depremi sonrası uygulamaya alınan ve tamamen hukuksuz olan ek vergilerle depremzedelere hiçbir şey yapılmadı ve ayrıca yaşanması muhtemel afetlere karşı da hiçbir hazırlık/tedbir/masraf yapılmadı… Yapa yapa bunca sene sonra bir deprem bildirimi sistemini güya yaptılar, o da çoğu yerde çalışmadı, işe yaramadı. Onu da ayrıca bir satanist ritüele çevirmeye çabaladılar. Bu hususlar da çoktan adli makamların mesuliyetinde olan ve davalar açılması gereken bir husus…

Zararın neresinden dönülürse de kârdır. Bu güne kadar para kaptıranlar da bu günden sonra asla bir kuruş dahi kaptırmamalılar. İşte burada en açık şekliyle yazıyorum. Önümüz kış ve kış mevsiminde büyük afetler olsa, kara kışta hiç kimse devleti yanında bulamayacak. Devlet, resmi kurumlarına ait hizmet araçlarının yakıt masraflarını karşılayamaz bir halde… Devletin şu anda başında olan casuslar/piyonlar, o afetlerin hemen sonrasında insan ve organ kaçakçılığı ve ayrıca ziynet eşyası kaçakçılığı yapmanın, bundan elde edilecek kara ve kanlı paranın büyük kısmını her zaman olduğu gibi İsrail’e, İngiltere’ye ve ABD’ye aktarmanın yollarına bakacak.

Diplomasız, kanunsuz, geçersiz ve dış güçlerin faaliyetleri ile devletin başına getirilmiş Tayyip’in… Onu oraya CIA’nın talimatları icabı getirip devleti arka plandan babasının çiftliği gibi yöneten ve istediğinde kendine çalışan mafya babalarını bile ceza evlerinden keyfi şekilde çıkartan CIA casusu Devlet Bohçalı’nın… Ve bunların etraflarında oluşmuş suç/ihanet çetelerin iki yakalarına hukuk yoluyla derhal yapışılması farz üstüne farzdır.

Yoksa aç, açıkta, yaralı, çaresiz kalmış yığınlar, bu sistemin mensuplarını, basın/medya ve adliye kısımlarında olanlarına kadar ayaklar altına alıp ezecektir.

Neresinden bakılırsa bakılsın, Türkiye’nin yakın geleceğinde olağanüstü hadiseler olduğu görülebiliyor. Çünkü bu soygunlar, bu sömürü, bu kanlı sistem, bu insan ve organ kaçakçılığı, bu adaletsiz adalet sistemi devam ettikçe, biz her geçen gün ülkeyi ve hatta dünyayı germeye devam edeceğiz. Hala ayakta tutmak istedikleri şeytani sömürü sisteminin bütün taşıyıcı kolonlarını şu ana kadar zaten kırdık. Bir kıvılcımlık, bir üflemelik işleri kaldı ki burası mesele değil. Mesele, son darbeyi en doğru zamanda vurmak. Çünkü o darbeyi vurduğumuz dünya üzerinde silsile halinde halk ayaklanmaları ve ayrıca askeri, siyasi, mali, içtimai depremler yaşanacak. Mesele o kadar büyük ve bir arada yaşanacak olan sarsıntılar sırasında kontrolü elde tutabilmek meselesi… Çünkü kontrolsüz güç, güç değildir.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Artıyor, artacak

Çin’in içindeki taraflar arasında gerilme daha da artıyor, artacak. Şi’nin ve Şi’nin içinde bulunduğu grubun iktidarı şimdiden bitti, yıkıldı. Bundan sonrasında erimeye, güç kaybetmeye de devam edecekler.

Çin’de yaşanan insanlık suçlarına, zulümlere, devlet terörüne karşı şu ana kadar dünyanın onlarca ülkesi sert tepki vermeliydi. Koca ülkede milyarla kişi, kendi devletinin gücünü ele geçirmiş bir kara paracı çete tarafından her türlü hukuksuzluğu görüyor ama dünya sessiz… Çünkü, her gün insan hak ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü gibi konularda nutuk atan ülkeler, Çin’de devlet gücü ile uygulanan kara para ve organcılık işlerinden pay alıyorlar. Bu sayede de bataklarını gizlemeye, iflaslarını açıklamayı ötelemeye çabalıyorlar. Çin ile kameralar ve insanlar önünde çatışıyorlar, restleşiyorlar ama arka plandan yedikleri içtikleri bile ortak… Tamamen danışıklı dövüşüyorlar.

Kara ve kanlı paralar üzerine oturtulmuş dünya düzeni, daha doğrusu Deccal’ın sistemi çöktükçe… Hormonla şişirilmiş, kanlı ve kara paralarla güya büyütülmüş/güçlendirilmiş Avrupa ülkeleri, İngiltere, ABD, Rusya, Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve benzerleri, akıl almaz krizlere giriyorlar. Şu ana kadar o kadar ileri seviyede krizlerin içine düştüler ki daha fazla yalanlarla, sahte göstergelerle, balon açıklamalarla, batak olduklarını gizleyemeyecekler. Kendi batakları tamamen açık olmasın diye el birliği yaparak Türkiye’ye sürekli kaynağı belirsiz, kara ve kanlı paralar gönderiyorlar. Biliyorlar ki Türkiye’de yaşanması kaçınılmaz olan dev gibi mali kriz yaşanırsa, kendileri de daha fazla oyunlar oynayamayacaklar ve kendi ülkelerinde de devasa mali ve toplumsal krizler yaşanacak.

Bu ülkelerin bazıları yok olacaklar, tarihin lanetlilere ayrılmış sayfaları arasında yerlerini alacaklar. Bazıları ise iç grupların mücadeleleri neticesinde kısa sürede parçalanacaklar. ABD’nin, Çin’in ve Rusya’nın şu andan sonra parçalanmama ihtimali yok. Bunun aksini söyleyenler, parçalanmayacak diyenler varsa, ya hiçbir şeyden haberleri yoktur, ya da aynı sisteme çalışan bir kişidir, yetkilidir, uzmandır…

Dünyada siyasi ve mali sahalarda mühim kararlar almak zorunda olanlar, aksi yöndeki yorumlara/değerlendirmelere aldanmayıp, büyük çalkalanmalara, büyük parçalanmalara/bölünmelere, büyük yıkılışlara, büyük iç çatışmalara, büyük halk hareketlerine hazır olmalılar.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak

Rusya’nın idaresini elinde tutan malum çete, AB ile de danışıklı dövüşüyor. Oyunlar içinde oyunlar kurmaya çalışıyorlar. Çok geniş meseleler var, yazarak detaylı anlatmak mümkün değil ve herkese açık şekilde yazmak doğru da değil ama özetle şu hususlar bilinmeli.

Türkiye’nin Yunanistan’a girmesini de istiyorlar. Irak’a girmesini de istiyorlar. Azerbaycan’ın Ermenistan’a girmesini de istiyorlar. Lakin söz konusu hamlelerin ve daha fazlasının, Türkiye’nin yararına, Azerbaycan’ın yararına imiş gibi görünmesini sağlayıp arka plandan tamamen kendilerine yarayan işler olmasını istiyorlar. İşte yaşanmakta olan sürecin temel sorun olarak görülecek kısmı tam da burası…

Ben ilk defa “Türkiye, sorunları, sorunun merkezi olan yerlerde çözecek. Türkiye’nin siyaseti değişecek.” dediğimde, buna karşılık verecek, mani olacak güçleri zaten kalmamıştı. Bu çıkışımı büyük fırsat olarak değerlendirdiler, her şey çantada keklik zan ettiler. Her biri başka ülkenin idaresini hukuksuz şekilde ele geçirmiş olan ve çeteleriyle birlikte kara para işleri yapan kuş beyinli malum kişiler, Londra’ya tasmaları ile bağlı kişiler, üç beş göz alıcı hareket, açıklama, danışıklı restleşme, üç beş oyalayıcı orta oyunu ile Türkiye ve dünya siyasetine yön vereceklerini zan ettiler.

O günden bu yana ortam gergin, hareketli ve kontrolü zor bir vaziyette. Bir yığın ahmak, hayal alemlerinde yaşayarak, her meselede ahmakça kararlar aldılar, alıyorlar ve ortalığı karıştırıyorlar. Her seferinde rezil de oluyorlar ama bir türlü akıllanmıyorlar. Şimdi Azerbaycan meselesinde de farklı planları var. Bütün tuzakların uygulanması kısmında Tayyip ve çetesi de zaten emirlerine amade haldeler.

Tayyiple de araları iyi olan Aliyev ve karısı, zaten en baştan beri İngiltere/Londra’ya çalışıyorlar. Hepsini bir merkez yönlendiriyor. Bu ahmakça oyunları da ya Londra kuruyor ya da Londra son onayı veriyor.

Ukrayna’yı kara para kaynağına çevirmek istemezlerdi. Onca Müslüman coğrafyası varken, kendilerini batılı/hristiyan gören ama insanlıktan bile çıkmış olan, ahlaksızlığı ve dinsizliği arşa varmış olan Ukrayna halkını malzeme yapmak istemezlerdi. Lakin İstanbul karşısında o kadar büyük kaybettiler, o kadar parasız kaldılar ve uç sınırlara geldiler ki mecburen Ukrayna’yı da nakite çevirdiler, çeviriyorlar. Bunun için hala danışıklı dövüşüyorlar. “Özel askeri operasyon”muş… Ahmak bile inanmaz şu tabire, şu tabir üzerinden dönen dolaplara… Oraya asker diye gönderilenler de büyük çoğunlukla Türk/Müslüman kökenli ve yeterince eğitim, silah, teçhizat verilmemiş olan Rusya Federasyonu askerleri… Onları bile bile ölüme gönderiyorlar, Ukraynalıları gönderdikleri gibi… Onların bile organlarını nakite çevirme fırsatı bulurlarsa çeviriyorlar. Ukrayna’dan dışarı milyonlarca sivil çıktı ve en başından itibaren yüksek sayıda Ukrayna vatandaşı, gittikleri batı ülkelerinde fuhuş ya da organ mafyalarına kurban oldular, oluyorlar. Yine de kan emerek beslenen ve varlıkta kalabilen batılı onlarca ülkeyi ve İsrail’i ayakta tutabilmek için daha fazla kara paraya ihtiyaçları var.

Şimdi Suriye’de, Libya’da, Afrikanın farklı farklı yerlerinde de planlarını, danışıklı dövüşlerini, kara para işlerini İstanbul bozuyor, bozacak. Bunun çok yakında olacağını hem akıl, mantık, olayların akışı, sahanın vaziyeti gösteriyor hem de yapabildikleri kadar metafizikle bakıp görüyorlar. Önlerinde çok çok kötü zamanların olduğunu biliyorlar. On milyondan fazla sözde mültecinin Türkiye dışına çıkartılacağını biliyorlar. Suriye’ye yeniden devlet otoritesinin hakim olacağını biliyorlar. Sadece Suriye’de danışıklı olarak çatıştırdıkları onlarca terör örgütleri var ve bunların da yok olacağını biliyorlar. Tekrara gerek yok, her yerde kaybedeceklerini, kara paralarının kesileceğini biliyorlar. İstanbul’u da yok edemeyeceklerini, durduramayacaklarını biliyorlar. Ayrıca parasız alacakları aslında çalacakları bol miktarda gaza, petrole, madenlere de ihtiyaçları var.

Bu nedenle daha başka yerler de karıştırılmalı. Bu maksatla da Azerbaycan-Ermenistan krizini kullanmak, bu hususta da danışıklı dövüşmek istiyorlar. Azerbaycan’da da Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün çok ağırlığı, geniş bir sistemi var. Orada da kedicikler var. Orada da devlet içinde devlet sistemi var. Orada da Aliyev’lerden aşağı doğru devletin yetkilileri arasında çok sayıda kişi “sistem”e dahil edilmiş vaziyette. Orada da bağımsız mahkemeler, emniyet teşkilatı ve ordu yok. Azerbaycanın da her yerinde “sızma” var.

Azerbaycan da tıpkı Türkiye gibi kara para cumhuriyetine çoktan dönüştürüldü. Azerbaycan üzerinden kaçırılan insanların, kadınların, çocukların, bebeklerin, organların haddi hesabı yok. Aliyev’in, kara paracı Yahudi Zelenski ile sıkı dostluğunun “kara para” ve “Londra merkezine bağlı olmak”tan başka anlaşılabilir, dikkate alınır izahı da yok. Azerbaycan’da da Mehmet Haberal’ın kontrolünde olan ve aslında organ işine bakan hastahaneler daha doğrusu insan mezbahaları var. Orası bir yol, bir güzergah… Güya çatışan Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri de arka plandan sürekli paslaşıyorlar, görüşüyorlar, anlaşıyorlar.

Zengezur geçidinin bir kara para geçidi olduğunu, birbiriyle çatışmalı görünen tarafların tamamının bu geçidi açmak için ittifak halinde olduğunu, güya Türk Devletleri Teşkilatı’nın da bu işlerin içinde hatta başında olduğunu v.s. sesli anlamıştım. Ermenistan’la AKPKK’nin “yakınlaşma” siyaseti de bu maksatlarla yapılan bir oyundan başka bir şey değil. Her şey “kara para” için, her şey “insanlık düşmanlığı” konusunda tam teşekküllü bir ittifak oluşturmak için. Aralarında hiç mi farklar yok, sorunlar yok, çatışmalar yok… Var, var ama temel hususlarda sorunlar, çatışmalar yok. Bunca taraflar arasında elbette her kesimden ve seviyeden herkes danışıklı dövüşmüyor. Lakin tepe isimlerin tamamına yakını sistemin aslında nasıl olduğunu, işlediğini biliyor ve danışıklı dövüşüyor ki zaten bunların büyük çoğunluğu da biyonik robotlar. NATO, AB, AİHM, KGAÖ dahil bilinen bütün teşkilatlar, birbirleriyle çoğunlukla danışıklı dövüşen, bazı detay kısımlarda görüş ayrılığı yaşayıp çatışan taraflarca yönetiliyorlar. Çin de bu sistemin bir parçası. Hatta bu sistemin yeni merkezi yapılmak istenirken İstanbul’un üzerinden geçip ezdiği bir kara para devleti.

Zengezur geçidi hususunda, o yayını yaptığım günden beri rahat değiller. Konuşmalarına dikkat ediyorlar ve bu konularda dikkat çekmemeye çabalıyorlardı. Lakin batı ülkeleri bu kadar batakken, önlerini de göremiyorlar ve ümitleri azalıyorken, daha fazla bölgenin ve çok sayıda başka insanın da “nakite çevrilmesi” lazım. Çok daha fazla kara para işleri lazım. Hepsinden mühim olanı da şu ki bir türlü durdurulamayan İstanbul’un ilerleyişinin, yükselişinin, dünya üzerindeki tesir gücünün “derhal” durdurulması lazım. Bu maksatla da oyunlar içinde oyunlar kurmaları lazım. İşte sahada yaşananların arka planları bunlar.

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak. Arası yok. Azerbaycan İstanbul’un sesine ses verecek, ayağa kalkacak, başlarındaki ve içlerindeki kara paracı hainleri ayaklar altında ezecek ya da İstanbul kangren olan kolu yani Azerbaycanı kesip atacak. Azerbaycanlılar da nakite çevrilirken hiçbir şey yapmayacak ve bu şeytanlıkların Türkiye’ye yayılmasına izin vermeyecek.

Biz artık ilan eden ede ayağa kalkıyor ve Türkiye’deki “sistemi” tamamen yok etmeye oynuyorken bir daha yazıyorum… Rusya’da, Azerbaycan’da ve bundan sonra varlıkta kalmak, Londra’nın kontrolünden, sömürmesinden, kan emiciliğinden kurtulmak isteyen bütün ülkelerde, vatansever bütün taraflar ayağa kalkmalılar. Hemen şimdi, bizimle beraber tempoyu yükseltmeliler ve birkaç güne de bu işleri bizlerle eş zamanlı, senkronize halde bitirmeye oynamalılar.

Tekrar ediyorum, Azerbaycan dediğimi yapmadığı sürece, Türkiye’den herhangi bir kişinin, etkilinin, yetkilinin, askerin, sivilin, bürokratın, iş adamının, siyasi partinin, liderin, şu şartlarda Azerbaycan’a herhangi bir sahada en ufak bir destek verdiğini, hatta destek açıklaması yaptığını…. Gözler önüne serdiğim oyun içinde oyunlara yani Londra’ya hizmet ettiğini görürsem, duyarsam, istihbaratını alırsam… O kişi ya da grubu hemen ve tamamen yok etmeye oynayacağım. Bunu, Türkiye’yi muhafaza etmekte ve insanlığı korumakta zaruri bir hamle olarak göreceğim. Bu nedenle de çatışmalardan kaçınmayacağım ve gerektiği kadar acımasız bir keskin kılıç olacağım. Azerbaycan halkı titreyip kendine gelirse, söz konusu kara paracı paralel devlet sistemini ayaklar altına almaya oynarsa, o halde ise ölümüne Azerbaycanın yanında duracağım, duracağız.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Mario Draghi son vurgununu vurabilecek mi

İtalya Boşbakanı Mario Draghi’nin Zelenski ile de Putin ile de batı/NATO tarafından pek çok kişi ile de hatta Şi ile de arası çok iyi. Şu günlerde Ukrayna’dan daha fazla beyaz kadın, beyaz küçük çocuk bekliyor. Suriyeli, Afganistanlı, Pakistanlı, Afrikalı mültecilerden çok daha fazla talep var Ukraynalı mültecilere… Onları satmak çok daha kolay.

Zaten bütün dünya gördü, “Mülteci istemeyiz de istemeyiz” diye diye bağıran batılı devletlerin o bilinen yetkilileri, söz konusu Ukrayna olunca “Gelin, gelin, kapımız hepinize sonuna kadar açık” demeye başladılar. Mümkün olsa bütün Ukrayna halkını batıya doğru çekecekler ve hiç bir şeyi sorun etmeyecekler. Neden?

Hristiyan dayanışması deniliyor ama asıl hakikat o değil. Asıl hakikat, beyaz kadın ve beyaz çocuk beklentisi/talebi… Anlatıp duruyorum, zaten kara para sahasında çok ama çok büyük sıkıştılar, şimdi ise kara kara kadınlar ya da çocukları değil de beyaz tenli Ukraynalı kadınları, çocukları tuzağa çekmeyi deniyorlar.

Bana inanmıyorsanız Macron’a sorun, o da zaten bu işlerin içinde… Fransa az mı çocuk ya da kadın kaçırdı Afrika’dan… Yolcu uçağının kargo bölümüne doldurulmuş anasız, babasız yüzlerce siyahi çocuk Fransa’ya kaçırılırken kaçakçılar suç üstü oldular. Fransa bu krizi kapatmak için ne kadar çok uğraştı ama kapandı mı? Delilleri her yerde…

İsterseniz bu araştırmaya en merkezinden girin ve İsrail’den bir dosya açıp bakın. Arkası çorap söküğü gibi gelecek. Bir bakın, benim deliller paylaşmama bile gerek yok, her şey zaten insanlığın gözleri önünde…

Lakin sinir sistemim çok yüklendi, devlet başkanı, başbakan, gizli servis başkanı, genelkurmay başkanı, büyük iş adamı gibi görünen bu insan şeytanlarına daha fazla tahammül edemiyorum. Her an bir çılgınlık yapabilirim ve sadece birkaç saat içinde bu dünyanın altını üstüne getirebilirim.

Neydi o filmin adı, bir film vardı, Liam Neeson oynamıştı, buldum Takip… O Takip film serisinde bir baba (Liam), insan kaçakçılarından, kadınları kızları kaçırıp açık artırma ile satanlardan, kaçırıp ilaç tesiri altında Avrupa’da fuhuş yaptıranlardan kendi kızını kurtarıyordu. Ne garip ki bu işin arkasında gerçekte yahudiler ve hristiyanlar başı çektiği halde sanki dünyada bu işi müslümanlar yapıyormuş gibi göstermişlerdi Takip filminde… Bir garip bu dünya, film sektörü de doğru ellerde değil. Çok sahayı yıkıp yeniden tesis etmek, nizam sağlamak lazım. Vakti de gelmiş mi?

Bir de şunlara bakabilirsiniz:

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

26 Şubat 2022 – Sosyal mecralardaki Mfs paylaşımları

11.07 Neden son darbeler vurulmuyor

İnatla ve ısrarla danışlık dövüşme, onca tarafı oyalama, oyalama ve sonunda çuvallama…

Bir yandan da bu fena çuvallamış hali yine danışıklı dövüşlerle toparlama çabası… Öbür yanda ise, bu vaziyeti net gördüğü halde hala hamle yapmayan ve danışıklı dövüşlere son darbeyi vurmayan ülkelerin vahim sonları… Evet, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, bu danışıklı dövüşe hala alet olan ya da hiç değilse seyirci kalan ülkeler, büyük kaybedecekler.

Dünyanın, Biden/Kamala, Putin, Şi, Scholz ve Kraliçe Elizabeth merkezli oynanan danışıklı dövüşleri artık tamamen bozması gerekiyor. Yoksa bunlar, diğer ülkelerin ayarlarını çok ama çok fena bozacaklar.

Üç kuruş çıkarları için bütün dünyayı acımasızca felaketlere sürükleyecekler. Bu kısmı da danışıklı dövüşlerle yönlendirecekler.

Şu son darbeleri beraberce vuralım, iyice bocalasınlar, sonra dağılsınlar ve dünya insanlığı büyük tehlikelerden kurtulsun. Bunların idaresi altındaki devletler/milletler de kurtulsunlar.

https://parler.com/feed/45a3813d-6c53-448b-ad14-de7f127dcdb9

__________________________________________

12.21 Ben gemilerimi yaktım

https://parler.com/feed/bb2f13b4-ce10-4868-b58e-ea89c5f63b8f

__________________________________________

18.22 Trump bu fırsatı bari değerlendirecekse, danışıklı dövüşmeyecekse, Trump’ı dinleyin, ona uyun. Onu zorlamayın, onun önüne boşuna çıkmayın. Çünkü Trump bu defa durması gerektiği gibi durursa, onun bendeki kredisi çok yüksek olacak. Sadece ABD’de değil, dünyanın çok farklı yerlerinde sözü geçer olacak, kazanan taraf olacak. Durdurulamayan taraf olacak.

https://parler.com/feed/3409d009-bb40-4163-b063-47144ee7e54f

__________________________________________

Ben gemilerimi yaktım

Derhal bu vahşet sistemine neşter vurulmalı. Dünya ülkeleri ortak tepki göstermeli.

Daha ilk gününde, Ukraynanın hangi bölgelerinde felaket ve sefalet manzaraları oluştu da Türkiye, İsrail ve daha başka devletlerden sözde yardım kuruluşları, Ukraynaya koşar oldu?

Görüntüler gözler önünde, haberler dünyanın her yerinde… Ukraynada bir danışıklı dövüş var, iki tarafın da razı olduğu ve çok ağır tempoda ilerletilen bir işgal var. Zaten oyunculuktan ve kara paracılıktan gelen bir devlet başkanları var, hala rol yapıyor. Ve bu gün dahi Ukrayna’da felaket ve sefalet manzaraları yok.

Öyle ise o Türk kızılayı, Ahbap çavuş ilişkisi içinde olan o sözde yardım kuruluşları, ne halt etmeye Ukraynaya koşuyorlar? Türk milleti aç ve biilaç iken bu yardımlar neden Türk milletine yapılmıyor? Eti, sütü, tatlıyı geçtik, bu ülkede milyonlarca çocuk peynir bile yiyemiyor, yeterince ekmek bulamayanları bile çok sayıda ve bunların acil yardıma, desteğe ihtiyacı yok mu?

En son Haiti depreminde on binle insanı organları için kaçırdığı somut şekilde ispat edilmiş ve meydana çıkartılmış olan o İsrail… Bu güne kadar Ukrayna’dan 250 binin üzerinde Ukraynalı çocuğu sözde evlat edinme sistemiyle kaçırıp organlarına ayırmış olan o İsrail… Bu güne kadar bir milyondan fazla Ukraynalı kadını Avrupada iş bulup çalıştırmak üzere kaçırmış, aldatmış ve beyaz kadın ticareti ağına dahil etmiş olan o İsrail… O İsrail, şimdi Ukraynaya insani yardım yapmaya mı koşuyormuş? Bütün dünyayı toptan ahmak ya da korkak mı zan ediyorsunuz hala? Bu ne cüret, bu ne hadsizlik, bu nasıl bir eşkıyalık?

Bu işlerin tadı çok kaçtı, korona oyunlarını durdurduk, bu oyunların arka planında yapılan organ işlerine de balta vurduk. Taliban oyunlarını bozduk, batılılar tarafından kurulmuş sözde İslami, özde kara paracı bir terör örgütünün devletin başına getirilmesini ve danışıklı dövüşen malum devletler tarafından tanınmasını engelledik. Orada çevrilmek istenen kara para işlerini büyük oranda baltaladık. Kazakistan’dan organ hasadı yapılmasına da mani olduk, Türkiye’deki kara para işlerini zaten büyük oranda bozmuştuk. şimdi sıra Ukraynaya mı geldi?

Biden, Kamala, Austin, Kraliçe Elizabeth, Putin, Lavrov, Şoygu, Şi, Wang yi, Scholz ve daha onlarca yetkili kişi, kara para için danışıklı dövüşüyorlar, zaten mesleği oyunculuk olan ve kara paracı bir milyarderin adamı olan Zelenskiye de rolünü oynatıyorlar.

Dünya bunlardan büyük. Mason tarikatından, satanist ortaklağından, uzaylı taraflardan büyük, çok büyük.

Dünya insanlığı bunları nefesleriyle bile boğar.

Hemen bütün ülkelerde gerekli adli ve idari soruştumaların, teftişlerin başlatılması gerekiyor. Çok çok vahim insanlık suçları işleniyor. Hepsi mason tarikatı üzerinden organize oluyorlar. Şu anda ABD başta olmak üzere, dünyanın önde gelen ondan fazla ülkesi, gerçek manada tam bir terör ülkesi haline dönüştürüldü. Bunların hükumetlerinin, idarecilerinin meşruiyeti yok.

Şimdi ben bu yazıyı yayınlayacağım, bilmem kaç tane ülkenin vazifelileri tarafından tercüme edilerek hükumetlerine sunulacak. Sonra Biden, Kraliçeyi arayacak “Ne yapalım, emir bekliyorum” diyecek. Kraliçe, Putin’le görüşmek zorunda kalacak. Zelenski “İşler iyice kötü gidiyor. İfşa olacağım. Vatan haini ilan edileceğim. Bana bir şey deyin, nasıl yapayım. Halkın direnişi kesilirse, otorite bozulmaz ve kaos ortamı olmazsa, bu iyi olmaz, iş yapamayız” diye birkaçıyla ayrı ayrı görüşecek.

Tayyip yine “Kahretsin, bu mfs yine her işimizi bozuyor” diyecek ve Biden tarafından gelecek emirleri bekleyecek. Sözde danışmanların zaten alayı kara paracı, hırsız, namussuz pislik herifler… İşte gündemde, en büyük hainlerden ve kara paracılardan biri olan Devlet Bohçalının eski basın danışmanı adi hırsızlık suçu işlemiş, net görüntüler dahi var ama haberlere erişim engeli getirilmiş. Bunların hepsi böyle… Hepsi mason tarikatı üzerinden devletlerin belirli yerlerine getirilen adi, şeytanlaşmış kişiler. Hiç bir kişi ya da grup ya da teşkilat, hiçbir devleti hukuk devleti olmaktan çıkartma hakkına sahip değildir. Devletlerin kurum ve kuruluşları üzerinden en vahşice kara para işlerini yapma ve bu maksatla diğer devletlerle danışıklı dövüşme hakkına sahip değildir.

Şi, vurduğum darbelerden sonra kendini epeyi geri çekmek zorunda kalmıştı, yine tepkisiz görünecek ama arka planda bütün görüşmelerin, danışmaların, kararların içinde olacak.

Bir çok gelişme arka planda gizlice yaşanacak ve sonra “Yeter artık. Bu mfs de çok oldu. Yıkalım, yakalım artık oraları” diyecekler. Patlamalar, yıkılmalar olacak. Sonra ben o yangınlarda bunları yakacağım. O molozların, o enkazın altına bunları gömeceğim. Dünya genelinde bunların yüz elliden fazlasını oyundan düşüreceğim. Bunu yapmasalar da sonuç değişmeyecek ve yine oyundan düşüreceğim.

Bütün dünya yansa, yıkılsa bile, böylesine bir vahşete, insan kaçakçılığına, organları için küçücük çocukların dahi kaçırılmasına ve öldürülmesine, bunların zorla fuhuş mafyalarında çalıştırılmasına, satanist ayinlerinde İblis’e kurban edilmesine izin vermeyeceğim. İşkenceci sübyancılara satılmalarına izin vermeyeceğim.

Ben gemilerimi yaktım, geri dönüşüm yok. Böyle bir dünyada, bu gerçekleri bilip de bu mücadeleyi vermeden zaten yaşamam, yaşayamam. Sadece bir saat sonra bile dünyayı yerinden oynatacak somut delilleri, dünyanın başka başka ülkelerinden paylaştırabilirim ve başka başka ülkelerin adli makamlarına teslim ettirebilirim. Kendimi mi yakacağım, zan etmem, bana zarar yansımaz. Haydi en kötü senaryayo bakalım ve kendimi yakacak olayım… Olsun, dünya üzerinde bu insan şeytanlarını da kendimle beraber yakmış olurum. Fazlasıyla değer…

O Ukraynadaki danışıklı dövüş hemen şimdi bitecek. O Putin ve o Rusya cezasını hemen şimdi çekmeye başlayacak. O Putin ve Zelenski hemen tutuklanıp yargılanacak. Milletler arası mahkemeler hemen kurulacak ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar yargılama konusu olacak. O Biden ve Kamala derhal iktidardan indirilecek, yerine de Trump getirilecek. Ona bir şans daha vereceğim.

Gelişmelere bakacağım, inadıma kararlar alınırsa, somut delilleri dünya insanlığı ve adli makamlarıyla paylaşacağım ve o anda Türkiye’de bir millet darbesi başlatacağım. Ben burada devrimi yapınca, peşim sıra onlarca ülkede devrimler yaşanacak.

Dünya insanlığı dünyalı ve uzaylı satanistlerden ve bunların danışıklı dövüşlerinden artık kurtulacak.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Sanki bilmiyorlar

Doğu Perinçek çetesinin gazeteci, aydın, emekli subay, siyasetçi gibi görünen kara paracı insan şeytanları, bazı sözde Türk televizyon kanallarında programlara katılıyorlar. İyice her yeri bu çetenin adamları sarmış, daha da sarıyor, yayılıyor. Birkaç gün önce bunlardan birkaçı çıkmışlar sözde bir Türk televizyon kanalındaki açık oturuma ve Yunanistan’ı konuşuyorlar. “Avrupa ülkeleri Yunanistan’a yüz milyarlarca dolar para veriyorlar da hiç bir yerde duyulmamış, görülmemiş şekilde geri ödeme tarihini neden 2060 yılı olarak belirliyorlar. Aslında bu borç vermek değil, karşılıksız olarak bu paraları vermektir” mealinde konuşuyorlar, izleyicileri oyalıyorlar. Sanki AB kendi içinde hakiki bir dayanışma bulunan bir teşkilatmış gibi kabullenişler oluşturuyorlar. İşlerine geldiğinde her şeyin arkasını didik didik araştıran ve küçük çocuklara İslami/ahlaki eğitim verildiğini görünce çıldıran, bunun arkasında hiçbir suç unsuru bulamasalar da didik didik araştıran, sonunda aciz kalınca iftiralara bile başvuran bu kişiler… Bu derece İslam, insanlık, iyilik ve ahlak düşmanı olmuş bu kişiler, yüzlerce milyar doların karşılıksız bir şekilde bir devlete verileceğine sözde inanıyorlar, bunda sorun da görmüyorlar. Arkasını araştırmıyorlar ve bizlerin de sorun görmemesini istiyorlar.

İnsanlık dışı hakikati aslında kendileri de biliyorlar. Hatta bazıları bu işlerin bir kısmında faaliyette bulunuyorlar. Biliyorlar ki Avrupa ülkeleri söz konusu paraları Yunanistan’a karşılıksız olarak vermiyor. Yunanistan’dan karşılık olarak aldıkları şeyler var.

Yunanistan’la türlü kara para işleri yapıyorlar. Bol miktarda uyuşturucu satın almış oluyorlar. Lakin en çok parayı mültecilere veriyorlar. Mültecilerin bebeklerini alıyorlar, çocuklarını alıyorlar, gençlerini alıyorlar, yetişmiş insanlarını alıyorlar. Kız erkek de ayırmıyorlar.

O sözde gazeteciler, emekli askerler, analizciler, siyasetçiler, Avrupa ülkelerinin bu insanları neden Yunanistan’dan büyük paralar karşılığında aldıklarını da biliyorlar. Ankebut Ağına bağlı, mason tarikatı üzerinden koordine edilen ve aralarında danışıklı dövüşen devletler/hükumetler sayesinde, dünyanın çok farklı yerlerinde sorunlar, çatışmalar, terör hadiseleri, iç savaşlar, savaşlar çıkartılıyor, on milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesi kasten sağlanıyor. Bunların Avrupa’ya gitmesine aracı olacak insan kaçakçılarını bile Ankebut Ağı dünyanın dört bir yanında kendisi ayarlıyor, hazırlıyor, çalıştırıyor. Yol üzerindeki ülkelerin şartlarını da kendilerine göre ayarlatıyorlar. Bu nedenle, Afganistan’dan ABD’nin çekilmesine, orada otorite boşluğu oluşmasına, terör örgütü olup da kendilerinin tam kontrolü altında bulunan Taliban’ın Afganistan’a hakim olmasına karar verdiler ve devletler arası danışıklı dövüşlerle bunu uyguladılar. Sonra işi o kadar ileri götürdüler ki Taliban gibi her türlü vahşi kara para işini, en çok da batı ülkeleri için yapan bir terör örgütünü, meşru bir hükumet olarak görmeye, resmen tanımaya teşebbüs ettiler. Yine bu nedenle, Türkiye bunca yıldır göçmen sorununa karşı gerçek, tesirli bir mücadele vermiyor. Bu nedenle “Kaçak göçmen” ya da “Yasadışı göçmen” bile dedirtmiyorlar da “Kayıtdışı göçmen” ya da “Düzensiz göçmen” şeklinde, hiçbir hukuk devletinde kullanılmayacak tabirler uyduruyorlar ve kontrolleri altındaki basın, medya kuruluşları üzerinden bunu yayıyorlar. Bu nedenle kontrolleri altındaki sözde sosyal ağlarda göçmenlere karşı haklı tepki veren şahıslara ve topluluklara anında müdahale ediyorlar. Bu işin bozulmasını asla istemiyorlar. Türkiye de dahil, söz konusu ülkelerde, ülkelerin mevcut kanunlarının uygulanmasına, göçmen sorununu kökünden çözecek uygulamaların yapılmasına bile izin vermiyorlar. Bu kısımlar da hep mason tarikatı ve mason birader dayanışması üzerinden, ABD’nin ve AB ülkelerinin istihbarat servisleri üzerinden ve MİT üzerinden hallediliyor. Devlet Bohçalı bu işleri, ayrıntılı kitabını yazacak kadar iyi biliyor. Şimdi bir ters kelepçe yapılıp alınsa, bülbül edilip öttürülse, bütün dünya insanlığı onun anlattıklarından ötürü travma geçirir. O derece ileri şeytanlıklar döndü, dönüyor ve Bohçalı ile çetesi bu işlerin mühim bir kısmında yer tutuyor.

Türlü türlü ayarlamalarla, göçmenlerin çoğu, Avrupanın ileri karakolu olan Yunanistan’a akıtılıyorlar. Buradaki kamplara alınıyorlar. Sonrasını denetleyebilen, düzenleyebilen yok. Yunanistandakiler başta olmak üzere, bütün batı alemindeki insan şeytanı cumhurbaşkanlarının, boşbakanların, senatörlerin, bakanların, vekillerin, bürokratların, mafyaların, kolluk kuvvetlerinin yani bütünüyle Ankebut Ağı mensuplarının, olmayan insaflarına terk ediliyorlar.

Bu bebeklerin çoğu satanist ayinlerinde İblis’e kurban ediliyorlar. Bu bebekler boğuluyorlar, tecavüze uğruyorlar. Parça parça ediliyorlar, kanları içiliyor, dudakları ısırılarak kopartılıyor ve daha türlü insanlık dışı işkencelere uğrayarak ve insanlığın yüz karası bir tablo oluşarak cennete uçuyorlar. Çocukların ve gençlerin bir kısmının akıbeti de bu şekilde oluyor. Bir kısmı ise fuhuş mafyalarına satılıyor. Bir kısmı Avrupalı sübyancı siyasetçilere, yetkililere, bürokratlara, iş adamlarına satılıyor. Bir kısmı organ mafyalarına kurban gidiyorlar. Almanya dünyada en çok sayıda sübyancının bulunduğu ülke olsa gerek. İstisnaları tenzih ediyorum ama Avrupanın genel olarak vaziyeti böyle… Kendi kadınlarının çoğu bile birkaç kere tecavüze uğramayı, şok edici bir şey olarak görmüyorlar. Kaçırılan yetişkin mülteci kadınlara neler yapılacığını siz tahmin edin. Mülteci kadınlar da bazen fuhuş mafyalarına, cinsi sapıklara, bazen organ mafyalarına, bazısı ise ayinlere kurban gidiyorlar. Yetişkin erkekler çoğunlukla organ mafyalarına ve satanist ayinlerine kurban gidiyorlar.

Doğu Perinçek çetesinin mensuplarını, hemen her gün programlarına çıkartan sözde Türk televizyon kanalları da bu sistemin bir kısmını oluşturuyorlar. O kanalların sözde sahipleri de çalışanların çoğu da aslında neye, nelere, ne derece şeytanlıklara hizmet ettiklerini, insanlığa nasıl kastettiklerini, ne kadar çok sayıda ve büyük acılara sebep olduklarını hep biliyorlar.

Birileri, Türkiye’nin kırk yıldır kapısında bekletildiği Avrupa’nın ve başta da Yunanistan’ın aslında ne olduğunu sorarsa, bunları anlatın. Delil isteyenleri bana yönlendirin. Zaten ramak kaldı, bunların somut delilleri bir anda bütün dünyada dolaşacak. O zaman göreceğiz batı dünyasının bizlere örnek gösterilen siyasi liderlerinin, yazarlarının, TV programcılarının, sanatçılarının, fikir adamlarının gerçek yüzlerini… O zaman göreceğiz “demokrasi, cumhuriyet” diye diye papağana dönenlerin, bu tabirler ve sistemler arkasında ne haltlar çevirdiklerini…

Bu derece cehenneme döndürülmüş dünyada, bu acılara, bu sadistliklere karşı mücadele etmeden yaşamayı, yaşamak saymayız. Sonu bir değil, binlerce kere ölüm olsa bile, bu insan şeytanlarını dünyanın her yerinde yok edeceğiz. Bu dünya üzerinde bir Ankebut Ağı bırakmayacağız. Mason tarikatı bırakmayacağız. Satanistlik bırakmayacağız. İnsan kaçakçılığı diye bir şey bırakmayacağız. Hangi milletin bebekleri, çocukları, gençleri, kadınları, erkekleri olduğunu ayırt etmeden bütün insanlığı bunlardan kurtaracağız.

Ona göre, herkes safını belirlesin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

As if they don’t know

Black money human demons of the Doğu Perinçek gang, who appear to be journalists, intellectuals, retired officers, and politicians, participate in programs on some so-called Turkish television channels. The men of this gang are all over the place, it’s getting bigger and spreading. A few days ago, a few of them came out to talk about Greece and to a panel discussion on a so-called Turkish television channel. They are talking about “European countries are giving hundreds of billions of dollars to Greece, but why are they setting the repayment date as 2060, which is unheard of and unprecedented anywhere. This is not lending, it is giving this money for free,” and they distract the audience. They form acceptances as if the EU were an organization with genuine solidarity within itself. These are the people who search for everything when it comes to their jobs, go crazy when they see that little children are given Islamic/moral education, search thoroughly even though they can’t find any crime behind it, and even resort to slanders when they are helpless… This degree of Islam, humanity, goodness, and morality. These people, who have become their enemies, supposedly believe that hundreds of billions of dollars will be given to a state for free, and they see no problem in this. They don’t search into them and they want us not to see any problems.

In fact, they themselves know the inhuman truth. Some even operate in some of these businesses. They know that European countries do not give the money in question to Greece for free. There are things they receive in return from Greece.

They do all sorts of black money dealings with Greece. They buy a lot of drugs. But they give the most money for refugees. They buy refugees’ babies, they buy their children, they buy their young people, they buy their grown people. They don’t discriminate between boys and girls.

Those so-called journalists, retired soldiers, analysts, politicians also know why European countries have bought these people from Greece for big money. Because of the states/governments connected to the Cobweb Cult, coordinated through the Masonic cult and colluding with each other, problems, conflicts, terrorist incidents, civil wars, wars are caused in many different parts of the world, and it is deliberately ensured that tens of millions of people become refugees.

The Cobweb Cult arranges, prepares and employs people all over the world, even the human smugglers who will be instrumental in getting them to Europe. They also adjust the conditions of the countries on the way according to them. For this reason, they decided to withdraw the USA from Afghanistan, to create an authority’s vacuum there, to have Taliban, which is a terrorist organization but under their full control, dominate Afghanistan, and they implemented this with collusion inter states. Then they have dug the matter so far that they attempted to see and officially acknowledge a terrorist organization like Taliban, which does all kinds of brutal black money business, mostly for western countries, as a legitimate government. It is also for this reason that Turkey has not been fighting a real, effective fight against the immigrant problem for all these years. For this reason, they don’t even make people say ” Fugitive immigrant” or “Illegal immigrant”, they make up phrases such as ” Unrecorded immigrant” or “Irregular immigrant” that will not be used in any state of law, and they spread it through the press and media outlets under their control. For this reason, they immediately intervene in the so-called social networks under their control to individuals and communities that react rightly to immigrants. They never want this thing to go worse. In these countries, including Turkey, they do not even allow the implementation of the existing laws of the countries, and the implementation of practices that will solve the immigrant problem from its roots. These parts are always handled through the Freemason cult and brotherhood solidarity, the intelligence services of the USA and the EU countries, and the MIT. Devlet Bohçalı knows these things well enough to write his detailed book. Now, if rear-handcuffing and taken, made him sing like a canary, the whole humanity of the world will be traumatized by what he tells.

Such advanced demons have turned and are returning, and Bohçalı and his gang have a place in an important part of these works.

With all kinds of arrangements, most of the immigrants are flowing to Greece, the European outpost. They are taken to camps here. There is no one who can control or arrange the next. They are left at the mercy of human evil presidents, useless ministers, senators, ministers, deputies, bureaucrats, mafia, law enforcement officers, that is, members of the Cobweb Cult, all over the Western world, especially in Greece.

Many of these babies are sacrificed to Satan in satanic rituals. These babies are strangling, they are being raped. They are cut to pieces, their blood is drunk, their lips are bitten off, and they fly to heaven, being subjected to more inhuman tortures and creating a disgraceful picture of humanity. This is the fate of some children and young people. Some of them are sold to prostitution mafia. Some of them are sold to European pedophile politicians, officials, bureaucrats and businessmen. Some of them fall victim to organ mafia. Germany must be the country with the highest number of pedophiles in the world. Except for the exceptions, but this is the situation in Europe in general… Even most of their own women don’t see being raped a few times as something shocking. Guess what will happen to abducted adult refugee women. Refugee women sometimes fall victim to prostitution mafias, sexual perverts, sometimes to organ mafias, and some to rituals. Adult men are mostly victims of organ mafias and satanic rituals.

The so-called Turkish television channels, which broadcast the members of the Doğu Perinçek gang almost every day, also form a part of this system. The so-called owners of those channels and most of the employees always know what, to what extent and to what degree of evil they serve, how they mean to humanity, and how many and great suffering they cause.

If someone asks what Europe, especially Greece, where Turkey has been waiting at its door for forty years, actually is, tell them. Direct those who want evidence to me. It’s already imminent, concrete proofs of these will be circulating all over the world in an instant. Then we will see the real faces of the political leaders, writers, TV programmers, artists and intellectuals of the Western world who are set as an example to us. Then we will see what the hell those who turn to parrots saying “democracy, republic” are doing behind these terms and systems…

In a world that has been turned into hell to such a degree, we do not count as living without struggling against this pain and this sadism. Even if the end is not once, but thousands of deaths, we will destroy these human demons all over the world. We will not leave existing the Cobweb Cult on this world. We will wipe out the Masonic order. We will not leave Satanism. We will not leave such a thing as human trafficking. We will save all humanity from these, regardless of which nation is babies, children, young people, women or men.

According to aforementioned above, “Everyone must choose their ranks!”

Hesabı sorulacak

Kahramanca meydanlarda vatan müdafaası yaparken, örtülü işgale, zulme ve sömürüye baş kaldırırken vurulan ve sonrasında cenazeleri dahi bulunamayan Kazak Türklerinin akıbetini bu caniye de sormak lazım.

Hiç düşündünüz mü, ileri seviyede fiziki yetersizliği olduğu halde gayr-i meşru KGAÖ’nün sözde barış gücüne neden böyle kişiler dahil edildiler?

Fotoğrafını gördüğünüz Ermeni askeri, organ kaçırma sahasında ileri seviyede tecrübeli bir insan şeytanı… Pisliği suratından ve bedeninden akıyor zaten… Bu nedenle de bu haliyle sözde barış gücüne dahil edildi ve daha tecrübesiz olan organcı sözde askerlerin başına geçirildi. Sadece Ermenistan ordusunda değil, Rusya ve Beyaz Rusya ordularından da sözde barış gücüne dahil edilenler hep böyle insan şeytanları…

Bütün dünyayı sarsacak su-i kastlara, darbelere, olağan üstü gelişmelere ve milletler arası yargılamalara bütün taraflar hazır olsun. Fare suratlı o insan şeytanı Paşinyan’dan da ona hala destek verip başta tutan bütün Ermenilerden de bu yaptıklarının hesabı her türlü sorulacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..