Etiket arşivi: Doğu Perinçek

Çok güldüm

Çok güldüm…

Kızamadım bile… Kızsam çok farklı karşılıklar verirdim.

Sputnik Türkiye’nin yazarı ve programcısı, gizli Ermeni vatan haini ve terörist Erkin Öncan’ı ve onu arkalamak isteyen herkesi bekliyorum.

İsteyenler, çoktan hükümsüz kalmış ve kilitlenmiş mahkemelere de koşabilirler. İsteyenler istedikleri tarzda mekanıma da gelebilirler. Bana hepsi uyuyor.

Merak edenler vardır diye paylaşıyorum. Mesaj gönderene tıklanınca bu profil gösteriliyor.

Sputnik’in ve Rusların kimlerle, ne seviyede tiplerle çalıştığı da bir kez daha herkes tarafından görülmüş oldu.

Silahsız şekilde çarşıda sivil gezen Amerikan askerinin kafasına, onlarca terörist arkadaşıyla birlikte çuval geçirmeye ve Türk rolü oynayan sol terörist yayın organlarında ucuzdan kahramanlaştırılmaya benzemez mfs’ye ve çevresine tehditler, hakareketler savurmak.

Kim kimin parmaklarını kıracakmış, mekanını basacakmış, haydi herkes tavrının, oyunun, restinin, piyonunun arkasında dursun ve bütün cihan görsün…

FSB gelecekse bile hiç sorun değil. İsterse o Şoygu ya da Lavrov ya da Putin de gelebilir. Doğu Perinçek de gelebilir, emrindeki PKK ve DHKP-C teröristleri de gelebilir. Hiç fark etmez…

Erkin Öncan’ın evine gidip bakın. İntihar falan etmesin. Uyuşturucu komasından ölmesin. Sürekli etrafında olan terörist arkadaşlarından biri gelip kafasına sıkmasın.

Daha yargılanacak o…
Bütün rezilliği, karaktersizliği, teröristliği, hainliği, Türk ve İslam düşmanlığı, şeffaf yargılamalarla gözler önüne serilecek.

Mesele sadece emniyetin, istihbaratın ve adli sistemin meselesi değil… Tıbbıye de işin içine girmek zorunda…

Öyle böyle değil, çok ileri seviyede dağılmış, krizlere girmiş.

Daha önce yazmıştım, şu Harici projesi de gizli Ermenilerin bir projesi… Sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde pek çok dizi ve sinema, Akademi Dergisi ve mfs rüzgarıyla yön bulduğu gibi, pek çok yayın/haber kuruluşu ya da hesabı/kanalı da mfs rüzgarıyla yön buluyor.

Harici de dış siyasette mfs Türkiye’sine baştan hazır şekilde yayın hayatına başladı. Mfs rüzgarına mümkün olduğunca ters düşmeyecekti.

İşte sanki beni bilmiyormuş, tanımıyormuş gibi yazıp söven gizli Ermeni Erkin Öncan da bu Harici projesinin içinde olanlardan… Erkin Öncan da yıllardır dikkatle yayınlarımı takip ediyor, hatta mfs Türkçesine çoktan uymaya başlamış olanlardan…

Bunların damarlarındaki kan bile mfs diye akar olmuş ama işte bu kadar da hain ve karaktersizler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yok yok…

Şu Perinçek’ten ve onu başında tutanlardan hiçbir şey olmaz. Bunu şu kısacık sürede, açıklamalarıyla ve kararlarıyla ve en iyi fırsatlarda bile hamle yapmamaları ile tekrar tekrar gösterdiler.

Perinçekgiller familyası içerisinde, hiçbir ülkeye mandacı olmayacak, sömürge olmaya rıza göstermeyecek, Türkiyeli bir duruş sergileyecek, benim siyasetimi anlayabilecek, neler yapabildiğimi ve şimdiden sonra neler yapabileceğimi doğru değerlendirebilecek ve kendine uygun gördüğü kısımlarda benimle eş zamanlı hamleler yapabilecek kişiler var.

Onlara, Doğu Perinçek’ten ve çevresindeki “mandacı zihniyetli” kişilerden ayrışmalarını tavsiye derim. Çünkü Türkiye, batının örtülü işgalinden ve açık sömürüsünden kurtulunca Çin’in ya da başka bir ülkenin örtülü işgali altına girmeyecek. Zaten Türkiye’nin gerçek hürriyetine kavuşması, Çin’in de son darbesi olacak.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Değişiklik yok

Perinçekgillere karışılmayacak, sorunlar çıkartılmayacak. Bu hususta da bir karar/denge değişikliği yok.

Türkiye’deki ve dünyadaki onlarca tarafın benimle eş zamanlı ya da peş peşe hamleler yapacağı şu kritik zamanda, önümüzdeki kritik birkaç gün içinde hangi meselelerde nasıl duruş sergileyeceklerine, nasıl hamleler yapacaklarına ya da yapamayacaklarına, bizim hassasiyetlerimize ne kadar dikkat edebileceklerine, bir yandan kendilerinin bir yandan da Türkiye’nin menfaatine olan işlerde ne kadar cesur olabileceklerine bakacağız. Bu tarihi fırsatları değerlendirip değerlendiremeyeceklerine bakacağız.

Bu ekibin, İstanbul’un Türkiye’de ve dünyanın her yerinde estirdiği ve gün gün şiddetlendireceği rüzgarların kıymetini hakikaten bilip bilmeyeceklerine bakacağız. Yürümek değil, koşmak değil, uçmak istiyorlarsa, işte uçabilecekleri rüzgarlar… Ya gerekli duruşu sergileyerek kolayca uçacaklar ya da altta kalanlar arasında yer alacaklar.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Hepsini serbest bırakacağım

Çok az istisnaları hariç, FETÖ’cü denilerek ceza evlerine doldurulan insanların tamamını, çok yakında toptan tahliye ettireceğim.

“FETÖ’cü” denilerek bir oldu bittiyle sözde yargılanan ve cezalar alanlar arasından, yatıp çıkmış olanlara ve benim tahliye ettireceğim kişilere, yeniden yargılanma hakkı verilecek. Bu defa, hukuka uygun yargılamalar yapılacak. Savcıların ve hakimlerin Doğu Perinçek çetesinden, mason tarikatından, Sabetaycılardan, içimizdeki İsrail’den, içimizdeki Ermenistan’dan olmalarına izin verilmeyecek. Zaten bu dediğim yapılmadan az öncesinde ordumuz ve adli makamlar dahil, devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarından bunlar temizlenmiş olacaklar. FETÖ’cü denilen insanlar arasında gerçekten suçu, günahı olanlar da hak ettikleri cezaları alacaklar ve bunlar yeniden ceza evlerine konacaklar. Yargılamalar son derece şeffaf şekilde yapılacak. Vatandaşlarımızdan hiçbir şey gizlenmeyecek. Her safhası video kaydına alınıp her yerde paylaşılacak. Yargılamalar sonrasında verilen hükümler, toplumun vicdanına da sunulmuş/sorulmuş olacak.

Suçsuz oldukları halde, AKPKK-MHPKK-CHPKK-HDPKK ihanet ittifakının, bunların ortak buluşma noktası olan mason tarikatının talepleriyle cezalar alanların itibarları iade edilecek. Zarar, ziyanları tazmin edilecek. Devlet kademelerindeki makamlarına/rütbelerine iade edilecekler. Kriptolardan, masonlardan boşalan devlet kademelerine bu vasıflı ve suçsuz insanlar getirilecekler. Bunların hak ettikleri tazminatların verilmesi için kriptoların/masonların el konulan menkul ve gayr-i menkul varlıkları kullanılacak. Kimseye adaletsizlik yapılmayacak.

Bylock ya da başka bir uygulamayı kullanmış olmak, yazışma içeriği görülüp suç unsuru bulunmadıkça, tek başına delil kabul edilmeyecek.

Ankesörlü telefonla aranmak, konuşma içeriği elde edilip açıkça suç unsurları görülmedikçe, suç delili kabul edilemeyecek.

Bir dolar, on dolar ya da başka her hangi bir para biriminin bir kişinin üzerinde, masasında, kasasında, dolabında çıkmış olması da tek başına delil kabul edilmeyecek.

İşkence görerek, tehdit edilerek sözde itirafçı olmuş kişiler tek tek meydana çıkartılacak ve bunların yaktığı masum kişiler haklarını alacaklar, Şikayetçi olabilecekler, hem yalancı itirafçıların hem de onları o şekle sokan resmi yetkililerin cezalar almalarını sağlayacaklar.

Devletin resmi kurumlarından Diyanet işleri başkanlığının bile beraber çalıştığı Bank Asya’da hesabı olmak, oradan kredi almak, orayla bankacılık faaliyetlerinde bulunmuş olmak, Zaman gazetesi abonesi olmak v.s. gibi saçmalıklar, suç delili kabul edilmeyecekler.

Görünürde açıkça İslami cemaat/teşkilat olduğu halde, açıkça vatana ihanet, terör, silahlı terör eylemleri hiç görülmediği halde, söz konusu cemaat toptan “suç örgütü” ya da “silahlı suç örgütü” ilan edilemeyecek. Bunların hepsi hukuka aykırı. Tartışılabilir bir yanı da yok. Hukukun bu kadar dışına çıkarak toplamda milyonlarca Türkiyelinin akıl almaz haksızlıklara uğramasına sebep olan savcılar ve hakimler de yargılanacaklar. “Bize üstten bu yönde talimat geldi” gibi cümleler hiç dikkate alınmayacak. “Gerçek bir adalet adamı gibi duramadıysan, adaletle hüküm veremediysen, zulüm edilenlerin yanında saf tutamadıysan, vatandaşının yanında duramadıysan ve masonlara kulluk etmek zorunda kaldıysan, hiç değilse istifa etseydin” denilecek, başka da bir şey denilmeyecek.

Kaçırılanların, vurulanların, işkencede ölenlerin, tecavüze uğrayan kadınların, hamile ya da lohusa iken terörist muamelesi gören kadınların… Doksan yaşında ihtiyar olduğu ve GBT’si tertemiz olduğu halde yaka paça alınan ve ceza evine konanların… Yurt dışına kaçmaya çalışırken ölenlerin, boğulanların, organ ve fuhuş mafyalarına kurban olanların… Ve daha nicelerinin hesapları bu savcılardan ve hakimlerden de çok ama çok sert şekilde sorulacak.

Aynı anlarda, devletin kurum ve kuruluşlarına sızmış on binlerce PKK mensubuna ya da iltisaklısına da aynı terörist muamelesini neden yapmadıkları da sorulacak. O mahkemelerde rüşvet geçmeyecek, kriptoların/masonların üst isimlerinin talimatları da geçmeyecek.

Her insan grubunun içine ya da başına art niyetli kişiler sızmış olabilir. Bunlar da ispat edilir, ispatlar da her türlü şüpheden uzak somut ispatlar olur, o halde cezalar en sert şekilde verilir ama sadece onlara verilir. Suç örgütü ilan edilmesinden sonra bile Diyanet’in Bank Asya ile çalıştığı çok açık iken, kimse “İstediğimi yargılar, istediğimi görmezden gelirim” diyemez, diyemeyecek. Kimse “Devlet kurum ve kuruluşlarında dürüst ve müslüman insan sayısı artıyor, bunlar bizim oyunlarımızı bozuyor, Türkiye’nin halini, duruşunu değiştiriyor. Bunları bir şekilde toptan oyundan almalıyız, ezmeliyiz. Mümkünse yok etmeliyiz” diyemez, diyemeyecek.

“Devletin içine sızanlar sadece İslam cemaat ve tarikatları mı? Misyoner tarikatları? Mason tarikatı? Yahudi tarikatları? Satanist tarikatları? Bunları da araştırıp icap edenleri yaptınız mı ya da neden yapmadınız? Bütün kara para işleri, bütün ihanet işleri, bütün pis işler bunlarda değil mi?” diye sorulmamış tek bir siyasi/idari ve adli yetkili kalmayacak.

“Rabbim beni af etsin” demek, yargılanmaktan kurtulmaya sebep olmayacak, olamayacak. Bunu diyen, en başta yargılanacak. 15 Temmuz darbe tiyatrosu da zaten bütün tezatlarıyla, yalanlarıyla baştan beri gözler önünde… Bunları göre göre hukukun gereğini yapmamış olan savcılar ve hakimler de yargılanacaklar. Zaten kaç tane seçimde ve referandumda, daha akşam olmadan on binle usulsüzlük delili paylaşıldığı halde bunlara karşı da vazifelerini yapmadılar. Hala masonlar tarafından devletin başına getirilmiş hain güruhun ve onlarla en başından beri danışıklı dövüşen sözde muhalefetin istediklerini yapıyorlar. Bütün bu suçların, acıların, cinayetlerin, zararların, kayıpların, intiharların, krizlerin hepsinin baş sorumlusu, adaletten ayrılan hakimler ve savcılar… Herkesten çok onlar sallandıracaklar.

Bu yazı daha böyle çok uzar. Yıllardır bu zulümler yapılırken en sert şekilde yazdım, ikaz ettim. En çok da adli yetkilileri ikaz ettim. Dinlemeyenler, kula kulluk edenler, Türk görünerek bu millete ve devlete ihanet edenler, bilsinler ki ramak kaldı. Bunları ve burada anlatacak olsam uzun gidecek daha neleri neleri yapacağım. Şu anda bile Türkiye içinde ya da dünya genelinde, benim bunları yapmama mani olabilecek bir güç unsuru kalmadı.

Belki unutanlar olmuştur, boşa tartışmalar yaşanmasın diye yazayım. AKPKK ile cemaatin içindeki hakiki FETÖ’cüler aşk yaşarken, aralarından su sızmazken, her suçu beraber işlerlerken, ben gerçekleri haykırıyordum. Fethullah Gülen benden davacı olmuştu da Ankara’da, ifademin bile alınmadığı, savunma hakkımın bile tanınmadığı o davada sözde yargılanıp ceza almıştım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Son şanslarını kullanıyorlar

Yakında Türkiye’deki biyonik robot sayısı ABD’deki, Avrupadaki ve Çin’deki biyonik robot sayısını bile geçer. Uzaylı taraflar çok aciz kaldılar. Dünyanın siyasi, askeri, mali, dini dengelerini her geçen gün hızla ellerinden kaçırıyorlar. Tamamen çökmemek ve mağlup olmamak için son şanslarını kullanıyorlar. Bu maksatla, Türkiye başta olmak üzere, bu güne kadar yoğun alaka göstermedikleri pek çok ülkede, çok yüksek sayıda kişilerin yerlerine biyonik robotlarla geçtiler. Hala daha durmaksızın böyle yapıyorlar. Zaman zaman, bu güne kadar açıklamadığım bazı kişilerin aslında biyonik robotlar olduklarını açıklayacağım ve çok yüksek sayıda insan şaşıracak. Bunun neticesi olarak ayrıca çok yüksek sayıda teşkilat/örgüt, cemaat, tarikat, terör örgütü, organize suç örgütü ve sözde siyasi parti de dağılacak. 

Bunlardan ilkini de bu yazının sonunda duyurmuş olayım. Cübbeli Ahmet Hoca diye de bilinen, o çok meşhur münafık ve dolandırıcı Ahmet Mahmut Ünlü, bir süredir bir biyonik robot. Onun da yerine geçtiler. Şu sıralarda biyonik robotun içinde İngiltere merkezli grilere çalışan bir üç yumruk uzaylı var. Son zamanlarda Doğu Perinçek’e güzellemeler yapıp durması da sebepsiz değil. Doğu Perinçek’in de biyonik robot yapıldığını da içinde İngiltere merkezli grilere çalışan uzaylının bulunduğunu çoktan yazmıştım.

Hiç tartışmaya da gerek yok. Bizim dünyamızdaki teknolojiyle de laboratuvarlarda gerçek insan derisi, gerçek insan kası, gerçek insan saçı, gerçek insan kanı, gerçek insan kemiği, gerçek insan iç organı mükemmel ayarlarda üretilebiliyor. Yapay zeka teknolojisi de aklımızı döndürüyor. Bizden 20-30 bin sene ileri teknolojiye sahip uzaylılar, gerçek insan gibi görünen robotlar mı yapamayacaklar? On binlerce senedir yapıyorlar. 

Ayrıca, hiç de zor şey değil biyonik robotları tespit etmek. Biyonik robotlar gelişmiş  teknolojik aletlerle tespit edilebilir, arıza yapması ve ele geçmesi de sağlanabilir. Buna herkes imkan bulamaz ama etrafınızda ileri seviyede tecrübeli bir metafizikçi varsa, ona sorsanız, sadece bir iki dakika içinde size hakikati söyleyebilir. Evet, evet… Günümüzde Türkiye’de de varlıkları bilinen, sosyal ağlarda bile yüz binlerce kişinin takip ettiği o medyumların bir kısmı, biyonik robotları medyumluk kabiliyetleri ile görebilirler, size söyleyebilirler. Hatta biyonik robotun içindeki uzaylıyla metafizik tekniklerle uzaktan uzağa bile konuşabilirler. Telepati yapabilirler. Bu, öyle uçuk kaçık bir şey değil. Dünyada bunu yapabilen milyonla insan var. Dünyadaki psikiyatrların arasında bile böyle psişik kabiliyetlere sahip insanlardan çok var. Dünyada bunun eğitimini veren merkezler de var. Bunun varlığını kesinlikle ve ciddiyetle kabul eden ve üzerinde çalışan üniversiteler de var. Metafizik kabiliyetlere inanmayan ve kullanmayan gizli servis ise hiç yok. Afrika kabilelerinde bile metafizik kabiliyetli insanlar var, gizlemezler, karşısına geçin ve sorun, size anlatsınlar. Lakin onların arasında bile biyonik robotlar var. Afrika kabilelerinin büyücülük gücü, uzaylı taraflara çok lazım oluyor. 

Ve bu güne kadar metafizik sahada yaşananlara dair yüzden fazla yazı yazdığı halde yalanlanamamış bir MFS var. Cinlerle çatışmalar olsun, medyumlarla çatışmalar olsun, büyücüleri ya da muhtelif insan şeytanlarını metafizikle çarpıp öldürmeler olsun, hepsini dünyanın dört bir yanından milyonla metafizikçi biliyorlar. Gizli servisler zaten takip etmek zorundalar ve çok geniş çerçevede takip ederek biliyorlar. 

Hatta CB yardımcısı biyonik robot Fuat Oktay’ı canlı yayında çarpmıştık. Bozuk plak gibi takılıp, bedeni kilitlenip acayip bir hal yaşamıştı. Bilerek beklemiş ve sosyal medyadaki medyumların konuya dair benden önce yorumlar yapmalarını gözlemiştim. Sonra Fuat Oktay’ın metafizik saldırıya maruz kaldığını açıkça yazan sosyal medya medyumlarının paylaşımlarının ekran görüntülerini de paylaşmıştım. İşte Türkiye’de de bunlardan çok var, bu gibi medyum insanlara sorun, dürüst karakterli iseler, size kimlerin biyonik robot olduklarını bu kişiler de söyleyebilirler. 

Yani bunlar deli saçması denilerek geçilecek şeyler değil ve insanlık tarihi boyunca var olan, bilinen şeyler. Biyonik robotlar ise bizim dünyamızda binlerce senedir varlar. Ye’cüc ve Me’cüc yani yeşiller ve griler… Şu anda dünyamızda en çok da bu iki uzaylı kavmin dünya insanları suretinde imal ettiği biyonik robotlar var. Ye’cüc ve Me’cüc’ün artıkları binlerce senedir gizlice ve yeraltındaki dev üslerinde dünyamızda yaşıyorlar. Kaf dağı, onların dünyamızdan kaçıp gitmelerine mani oluyor. Daha önceki yazılarıma denk gelmeyip de ilk defa bu yazıma denk gelenler, bu konularda yıllardır neler neler yazdığıma baksınlar. 

Hakikatin üç safhası vardır;

1- Araştırılmadan, soruşturulmadan dalga geçilir

2- Dikkate alınır olur, araştırılır, soruşturulur

3- Ne kadar sarsıcı da olsa kabul edilir ve hakikatin karşısında durulamaz olur

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sanki bilmiyorlar

Doğu Perinçek çetesinin gazeteci, aydın, emekli subay, siyasetçi gibi görünen kara paracı insan şeytanları, bazı sözde Türk televizyon kanallarında programlara katılıyorlar. İyice her yeri bu çetenin adamları sarmış, daha da sarıyor, yayılıyor. Birkaç gün önce bunlardan birkaçı çıkmışlar sözde bir Türk televizyon kanalındaki açık oturuma ve Yunanistan’ı konuşuyorlar. “Avrupa ülkeleri Yunanistan’a yüz milyarlarca dolar para veriyorlar da hiç bir yerde duyulmamış, görülmemiş şekilde geri ödeme tarihini neden 2060 yılı olarak belirliyorlar. Aslında bu borç vermek değil, karşılıksız olarak bu paraları vermektir” mealinde konuşuyorlar, izleyicileri oyalıyorlar. Sanki AB kendi içinde hakiki bir dayanışma bulunan bir teşkilatmış gibi kabullenişler oluşturuyorlar. İşlerine geldiğinde her şeyin arkasını didik didik araştıran ve küçük çocuklara İslami/ahlaki eğitim verildiğini görünce çıldıran, bunun arkasında hiçbir suç unsuru bulamasalar da didik didik araştıran, sonunda aciz kalınca iftiralara bile başvuran bu kişiler… Bu derece İslam, insanlık, iyilik ve ahlak düşmanı olmuş bu kişiler, yüzlerce milyar doların karşılıksız bir şekilde bir devlete verileceğine sözde inanıyorlar, bunda sorun da görmüyorlar. Arkasını araştırmıyorlar ve bizlerin de sorun görmemesini istiyorlar.

İnsanlık dışı hakikati aslında kendileri de biliyorlar. Hatta bazıları bu işlerin bir kısmında faaliyette bulunuyorlar. Biliyorlar ki Avrupa ülkeleri söz konusu paraları Yunanistan’a karşılıksız olarak vermiyor. Yunanistan’dan karşılık olarak aldıkları şeyler var.

Yunanistan’la türlü kara para işleri yapıyorlar. Bol miktarda uyuşturucu satın almış oluyorlar. Lakin en çok parayı mültecilere veriyorlar. Mültecilerin bebeklerini alıyorlar, çocuklarını alıyorlar, gençlerini alıyorlar, yetişmiş insanlarını alıyorlar. Kız erkek de ayırmıyorlar.

O sözde gazeteciler, emekli askerler, analizciler, siyasetçiler, Avrupa ülkelerinin bu insanları neden Yunanistan’dan büyük paralar karşılığında aldıklarını da biliyorlar. Ankebut Ağına bağlı, mason tarikatı üzerinden koordine edilen ve aralarında danışıklı dövüşen devletler/hükumetler sayesinde, dünyanın çok farklı yerlerinde sorunlar, çatışmalar, terör hadiseleri, iç savaşlar, savaşlar çıkartılıyor, on milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesi kasten sağlanıyor. Bunların Avrupa’ya gitmesine aracı olacak insan kaçakçılarını bile Ankebut Ağı dünyanın dört bir yanında kendisi ayarlıyor, hazırlıyor, çalıştırıyor. Yol üzerindeki ülkelerin şartlarını da kendilerine göre ayarlatıyorlar. Bu nedenle, Afganistan’dan ABD’nin çekilmesine, orada otorite boşluğu oluşmasına, terör örgütü olup da kendilerinin tam kontrolü altında bulunan Taliban’ın Afganistan’a hakim olmasına karar verdiler ve devletler arası danışıklı dövüşlerle bunu uyguladılar. Sonra işi o kadar ileri götürdüler ki Taliban gibi her türlü vahşi kara para işini, en çok da batı ülkeleri için yapan bir terör örgütünü, meşru bir hükumet olarak görmeye, resmen tanımaya teşebbüs ettiler. Yine bu nedenle, Türkiye bunca yıldır göçmen sorununa karşı gerçek, tesirli bir mücadele vermiyor. Bu nedenle “Kaçak göçmen” ya da “Yasadışı göçmen” bile dedirtmiyorlar da “Kayıtdışı göçmen” ya da “Düzensiz göçmen” şeklinde, hiçbir hukuk devletinde kullanılmayacak tabirler uyduruyorlar ve kontrolleri altındaki basın, medya kuruluşları üzerinden bunu yayıyorlar. Bu nedenle kontrolleri altındaki sözde sosyal ağlarda göçmenlere karşı haklı tepki veren şahıslara ve topluluklara anında müdahale ediyorlar. Bu işin bozulmasını asla istemiyorlar. Türkiye de dahil, söz konusu ülkelerde, ülkelerin mevcut kanunlarının uygulanmasına, göçmen sorununu kökünden çözecek uygulamaların yapılmasına bile izin vermiyorlar. Bu kısımlar da hep mason tarikatı ve mason birader dayanışması üzerinden, ABD’nin ve AB ülkelerinin istihbarat servisleri üzerinden ve MİT üzerinden hallediliyor. Devlet Bohçalı bu işleri, ayrıntılı kitabını yazacak kadar iyi biliyor. Şimdi bir ters kelepçe yapılıp alınsa, bülbül edilip öttürülse, bütün dünya insanlığı onun anlattıklarından ötürü travma geçirir. O derece ileri şeytanlıklar döndü, dönüyor ve Bohçalı ile çetesi bu işlerin mühim bir kısmında yer tutuyor.

Türlü türlü ayarlamalarla, göçmenlerin çoğu, Avrupanın ileri karakolu olan Yunanistan’a akıtılıyorlar. Buradaki kamplara alınıyorlar. Sonrasını denetleyebilen, düzenleyebilen yok. Yunanistandakiler başta olmak üzere, bütün batı alemindeki insan şeytanı cumhurbaşkanlarının, boşbakanların, senatörlerin, bakanların, vekillerin, bürokratların, mafyaların, kolluk kuvvetlerinin yani bütünüyle Ankebut Ağı mensuplarının, olmayan insaflarına terk ediliyorlar.

Bu bebeklerin çoğu satanist ayinlerinde İblis’e kurban ediliyorlar. Bu bebekler boğuluyorlar, tecavüze uğruyorlar. Parça parça ediliyorlar, kanları içiliyor, dudakları ısırılarak kopartılıyor ve daha türlü insanlık dışı işkencelere uğrayarak ve insanlığın yüz karası bir tablo oluşarak cennete uçuyorlar. Çocukların ve gençlerin bir kısmının akıbeti de bu şekilde oluyor. Bir kısmı ise fuhuş mafyalarına satılıyor. Bir kısmı Avrupalı sübyancı siyasetçilere, yetkililere, bürokratlara, iş adamlarına satılıyor. Bir kısmı organ mafyalarına kurban gidiyorlar. Almanya dünyada en çok sayıda sübyancının bulunduğu ülke olsa gerek. İstisnaları tenzih ediyorum ama Avrupanın genel olarak vaziyeti böyle… Kendi kadınlarının çoğu bile birkaç kere tecavüze uğramayı, şok edici bir şey olarak görmüyorlar. Kaçırılan yetişkin mülteci kadınlara neler yapılacığını siz tahmin edin. Mülteci kadınlar da bazen fuhuş mafyalarına, cinsi sapıklara, bazen organ mafyalarına, bazısı ise ayinlere kurban gidiyorlar. Yetişkin erkekler çoğunlukla organ mafyalarına ve satanist ayinlerine kurban gidiyorlar.

Doğu Perinçek çetesinin mensuplarını, hemen her gün programlarına çıkartan sözde Türk televizyon kanalları da bu sistemin bir kısmını oluşturuyorlar. O kanalların sözde sahipleri de çalışanların çoğu da aslında neye, nelere, ne derece şeytanlıklara hizmet ettiklerini, insanlığa nasıl kastettiklerini, ne kadar çok sayıda ve büyük acılara sebep olduklarını hep biliyorlar.

Birileri, Türkiye’nin kırk yıldır kapısında bekletildiği Avrupa’nın ve başta da Yunanistan’ın aslında ne olduğunu sorarsa, bunları anlatın. Delil isteyenleri bana yönlendirin. Zaten ramak kaldı, bunların somut delilleri bir anda bütün dünyada dolaşacak. O zaman göreceğiz batı dünyasının bizlere örnek gösterilen siyasi liderlerinin, yazarlarının, TV programcılarının, sanatçılarının, fikir adamlarının gerçek yüzlerini… O zaman göreceğiz “demokrasi, cumhuriyet” diye diye papağana dönenlerin, bu tabirler ve sistemler arkasında ne haltlar çevirdiklerini…

Bu derece cehenneme döndürülmüş dünyada, bu acılara, bu sadistliklere karşı mücadele etmeden yaşamayı, yaşamak saymayız. Sonu bir değil, binlerce kere ölüm olsa bile, bu insan şeytanlarını dünyanın her yerinde yok edeceğiz. Bu dünya üzerinde bir Ankebut Ağı bırakmayacağız. Mason tarikatı bırakmayacağız. Satanistlik bırakmayacağız. İnsan kaçakçılığı diye bir şey bırakmayacağız. Hangi milletin bebekleri, çocukları, gençleri, kadınları, erkekleri olduğunu ayırt etmeden bütün insanlığı bunlardan kurtaracağız.

Ona göre, herkes safını belirlesin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

As if they don’t know

Black money human demons of the Doğu Perinçek gang, who appear to be journalists, intellectuals, retired officers, and politicians, participate in programs on some so-called Turkish television channels. The men of this gang are all over the place, it’s getting bigger and spreading. A few days ago, a few of them came out to talk about Greece and to a panel discussion on a so-called Turkish television channel. They are talking about “European countries are giving hundreds of billions of dollars to Greece, but why are they setting the repayment date as 2060, which is unheard of and unprecedented anywhere. This is not lending, it is giving this money for free,” and they distract the audience. They form acceptances as if the EU were an organization with genuine solidarity within itself. These are the people who search for everything when it comes to their jobs, go crazy when they see that little children are given Islamic/moral education, search thoroughly even though they can’t find any crime behind it, and even resort to slanders when they are helpless… This degree of Islam, humanity, goodness, and morality. These people, who have become their enemies, supposedly believe that hundreds of billions of dollars will be given to a state for free, and they see no problem in this. They don’t search into them and they want us not to see any problems.

In fact, they themselves know the inhuman truth. Some even operate in some of these businesses. They know that European countries do not give the money in question to Greece for free. There are things they receive in return from Greece.

They do all sorts of black money dealings with Greece. They buy a lot of drugs. But they give the most money for refugees. They buy refugees’ babies, they buy their children, they buy their young people, they buy their grown people. They don’t discriminate between boys and girls.

Those so-called journalists, retired soldiers, analysts, politicians also know why European countries have bought these people from Greece for big money. Because of the states/governments connected to the Cobweb Cult, coordinated through the Masonic cult and colluding with each other, problems, conflicts, terrorist incidents, civil wars, wars are caused in many different parts of the world, and it is deliberately ensured that tens of millions of people become refugees.

The Cobweb Cult arranges, prepares and employs people all over the world, even the human smugglers who will be instrumental in getting them to Europe. They also adjust the conditions of the countries on the way according to them. For this reason, they decided to withdraw the USA from Afghanistan, to create an authority’s vacuum there, to have Taliban, which is a terrorist organization but under their full control, dominate Afghanistan, and they implemented this with collusion inter states. Then they have dug the matter so far that they attempted to see and officially acknowledge a terrorist organization like Taliban, which does all kinds of brutal black money business, mostly for western countries, as a legitimate government. It is also for this reason that Turkey has not been fighting a real, effective fight against the immigrant problem for all these years. For this reason, they don’t even make people say ” Fugitive immigrant” or “Illegal immigrant”, they make up phrases such as ” Unrecorded immigrant” or “Irregular immigrant” that will not be used in any state of law, and they spread it through the press and media outlets under their control. For this reason, they immediately intervene in the so-called social networks under their control to individuals and communities that react rightly to immigrants. They never want this thing to go worse. In these countries, including Turkey, they do not even allow the implementation of the existing laws of the countries, and the implementation of practices that will solve the immigrant problem from its roots. These parts are always handled through the Freemason cult and brotherhood solidarity, the intelligence services of the USA and the EU countries, and the MIT. Devlet Bohçalı knows these things well enough to write his detailed book. Now, if rear-handcuffing and taken, made him sing like a canary, the whole humanity of the world will be traumatized by what he tells.

Such advanced demons have turned and are returning, and Bohçalı and his gang have a place in an important part of these works.

With all kinds of arrangements, most of the immigrants are flowing to Greece, the European outpost. They are taken to camps here. There is no one who can control or arrange the next. They are left at the mercy of human evil presidents, useless ministers, senators, ministers, deputies, bureaucrats, mafia, law enforcement officers, that is, members of the Cobweb Cult, all over the Western world, especially in Greece.

Many of these babies are sacrificed to Satan in satanic rituals. These babies are strangling, they are being raped. They are cut to pieces, their blood is drunk, their lips are bitten off, and they fly to heaven, being subjected to more inhuman tortures and creating a disgraceful picture of humanity. This is the fate of some children and young people. Some of them are sold to prostitution mafia. Some of them are sold to European pedophile politicians, officials, bureaucrats and businessmen. Some of them fall victim to organ mafia. Germany must be the country with the highest number of pedophiles in the world. Except for the exceptions, but this is the situation in Europe in general… Even most of their own women don’t see being raped a few times as something shocking. Guess what will happen to abducted adult refugee women. Refugee women sometimes fall victim to prostitution mafias, sexual perverts, sometimes to organ mafias, and some to rituals. Adult men are mostly victims of organ mafias and satanic rituals.

The so-called Turkish television channels, which broadcast the members of the Doğu Perinçek gang almost every day, also form a part of this system. The so-called owners of those channels and most of the employees always know what, to what extent and to what degree of evil they serve, how they mean to humanity, and how many and great suffering they cause.

If someone asks what Europe, especially Greece, where Turkey has been waiting at its door for forty years, actually is, tell them. Direct those who want evidence to me. It’s already imminent, concrete proofs of these will be circulating all over the world in an instant. Then we will see the real faces of the political leaders, writers, TV programmers, artists and intellectuals of the Western world who are set as an example to us. Then we will see what the hell those who turn to parrots saying “democracy, republic” are doing behind these terms and systems…

In a world that has been turned into hell to such a degree, we do not count as living without struggling against this pain and this sadism. Even if the end is not once, but thousands of deaths, we will destroy these human demons all over the world. We will not leave existing the Cobweb Cult on this world. We will wipe out the Masonic order. We will not leave Satanism. We will not leave such a thing as human trafficking. We will save all humanity from these, regardless of which nation is babies, children, young people, women or men.

According to aforementioned above, “Everyone must choose their ranks!”

Ahlaki, vicdani sınır tanımazlar, sadece hedefe varmaya bakarlar

Doğu Perinçek’e ve çetesine yıllardır darbeler vuruyorum ve her seferinde birileri aralarından ayrıldı, uzaklaştı. Son zamanlarda iyice güç kaybettiler ama son vurduğum darbelerden sonra ise darmadağın olacaklardı. Buna mani olacak güçleri, imkanları da yoktu. Mevzuya yine uzaylı taraflar müdahil oldular. Çoktan biyonik robotu yapılarak yerine geçilmiş olan Doğu Perinçek’in etrafındaki “çil yavrularının” çoğunun da yerlerine geçildi, geçiliyor. Bunlardan biri de Mustafa İlker Yücel…

Şu anda sahada görünen Mustafa İlker Yücel bir biyonik robot. Ben biyonik robotları ifşa ettikçe çoğunlukla aynı şeyler yaşanıyor. Onlarla sürekli muhatap olan onlarca kişi zihin kontrolüne alınıyor. Bu hem cinlerle ve büyülerle yapıldığı gibi hem de ileri zihin kontrol teknolojileri ile de yapılıyor. Hatta biyonik robotların varlığını, etrafındaki bir ya da birkaç kişinin biyonik robot olduğunu öğrenmiş, öğrendiği bu gerçekten ötürü sarsılmış ve ne yapacağını zihninde çalışmış halde bir gece uyuyan bir kişi, sabah konu zihninden tamamen silinmiş şekilde uyanabiliyor ve bunun farkına da varamıyor. Profesyonellerden destek alınarak bu türlü zihin kontrol tekniklerine karşı koymak mümkün ama uzaylı taraflar, zihin kontrolüne direnen ve izin vermeyen kişileri de biyonik robot yapabiliyorlar ya da kalp krizi, beyin kanaması, kaza ve intihar gibi görünen şekillerde öldürebiliyorlar.

Mustafa İlker’in yerine konulan biyonik robotun içinde şu anda üç yumruk gri/yeşil uzaylı var. Bu uzaylı İngiltere merkezli grilere çalışıyor. Doğu Perinçek biyonik robot yapılmadan önce de hep İngilizlere çalışıyordu.

Gerçek Mustafa İlker gizli bir Ermeni ve Hristiyandı. Gizlice kiliselere gider Hristiyan ibadetleri de yapardı. Sonra çıkıp her yerde “Türk, Türk, Türk” diye konuşurdu. Yahudi akrabaları da vardı ve onların elinde yetişti. Kendini Türk göstererek her türlü ihaneti ve kara para işlerini yapan kişilerle de hep iyi geçindi, beraber çalıştı. Yeterince vasıflı bir kişi olmamasına rağmen bu ihanet güruhu tarafından yükseltildi. Gün geldi, mfs darbeleri bu hainler güruhunu hallaç pamuğu gibi atarken, Mustafa İlker ilk kaçmak isteyenlerden biri oldu. Biyonik robotu yapıldı, yerine geçildi. Belki de biyonik son kontrollerden geçip onay aldığında, gerçek Mustafa İlker’e Doğu Perinçek sıkmış ya da sıktırmıştır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Yıllardır yazıyorum

Yıllardır yazıyorum. Türkiye hatta dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük teröristlerinden, en büyük hainlerinden, en büyük insan şeytanlarından biri Doğu Perinçek’tir. Topluca asker ve sivil katliamı dahil olmak üzere binbir türlü vahim suçunun delilleri de mevcut olmasına rağmen, son yıllarda iyice gerçek yüzü görülmüş olmasına rağmen hala ona dokunan yok.

Sözde hukuk devletiyiz ama asker, polis, sivil, çocuk, bebek on binlerce Türkiyelinin kanının hesabını bu insan şeytanından soran yok.

Niye? Çünkü devletin bütün kurum ve kuruluşları gibi, adli kurumları da gizli ermeni, gizli yahudi ve mason vatan hainleriyle dolu…

Türkiye hiçbir zaman bir kurtuluş savaşı yaşamadı ve kurtulmadı. O savaş şimdilerde yaşanacak ve Türkiye bu hainlerden artık kurtulacak.

Mehmet Farhi Sertkaya

Perinçek’i insan yerine koymayın

Gerçek Doğu Perinçek de çoktan insanlıktan çıkmış ve ileri seviyede şeytanlaşmış biriydi ama şu anda sahada Doğu Perinçek rolü oynayan şey, bir insan değil, bir biyonik robot.

Bilenler biliyor. Çok zaman oldu. Gerçek Doğu’nun haddini çok aştığı bir zamanda ben ona haddini bildirdim. Neye uğradığını şaşırdı, yataklara düştü ve onu hayatta tutabilmek için bir kesim seferber oldu. Ne yaptıysalar da hayatta tutamadılar ve sonra çaresizce biyonik robotunu sahaya sürdüler.

Şimdi böyle yazdım diye birilerinin aklına Soysuz’un da aynı akıbete gitmiş olması ihtimali gelebilir ama öyle değil. O soysuz herifle benim hususi bir mücadelem vardı. Onun tabii bir ölümle ölene kadar sıkıntılar çekmesi ve sonra ibretlik bir sonla ölmesi öncelikli hedefimdi. Soysuz hakkındaki birkaç rüyamı paylaşmıştım ve neler yaşanacağının genel çerçevede anlaşılmasını sağlamıştı. Bu da Soysuz’u çok korkutmuştu. O güne kadar onlarca rüyamın ve rüya tabirimin tam isabetle yaşanmış olduğunu biliyordu. Bu yaşananları yeşiller de takip ediyorlardı ve Soysuz’a müdahale etmek zorunda kaldılar.

Gerçek Soysuz hem metafizik sinyalleri taşıyamadı ve tuhaf oldu, hem aşırı korkudan ne yapacağını bilemez oldu ve bu en çok da yeşilleri kızdırdı, hem de aşırı korku haliyle aşırı uyuşturucu kullanması ve kontrolsüz tavırlar sergilemeye başlaması da yeşillerin böyle bir müdahalesine sebep oldu. Müstahak olduğu gibi çok sefil bir görüntü sergileyecek ve gitmesi gereken ibretlik sona gidecekti. İlmek ilmek dokuduğum planlarım sona ulaşıyordu. Lakin yeşiller gerçek Soysuz’u sahadan alıp biyonik Soysuz’u sahaya sürdüler. Hala gerçek Soysuz yaşıyor.

Onu tekrar sahaya gönderdikleri güne kadar bu işi yapan yeşillere Türkiye’de ve dünyada, yerin altında ve üstünde ağır bedeller ödeteceğim. O Soysuz tekrar yerine konacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Doğu ve güney doğu vilayetlerimizde çok kanlı terör saldırıları yapılması ihtimali var

Doğu ve güney doğu vilayetlerimizde çok kanlı terör saldırıları yapılması ihtimali var. Ülke gündemini sarsmak, ülkede korkuyu hakim kılmak, “ülke yönetilemiyor. Güvenliğimiz bile tehlikede” kabullenişi oluşturmak için yapılacak bu terör eylemlerini yaptıracak teröristlerin başında Hakan Fidan, Solomon Soysuz ve Doğu Perinçek de var. Talimat yine Rusya ve Çin’den…

Planları ifşa olduğu için doğu ya da güney doğu yerine, memleketin başka yerlerinde de yaptırabilirler. Zamanını da değiştirebilirler. Şimdilik iptal de edebilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Darbeci başkonsolos

T.C Cumhurbaşkanına karşı darbe planı yapan ve planı şu ana kadar kısmen uygulatan milletler arası çetenin, Türkiye ayağında etkin olarak kullandığı hainlerden biri de Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei’dir.

Diplomatik dokunulmazlık bir yere kadar… Bu kadar hadsizlik, bu kadar ihanet ve kasıt dokunmayı gerektirir. Derhal derdest edilmelidir.

Cui, Perinçek hainiyle Çin arasında bağlantı sağlıyor. Perinçek’in raporlarını da Çin’e Cui aktarıyor. Çin’in emirlerinin bir kısmını da Perinçek’e ve dolasıyla Perinçek’le birlikte hareket eden darbeci ihanet çetesine Cui aktarıyor. Cui, Türkiye’de bile fuhuş işlerine aracılık ediyor. İşkenceler yapıyor, cinayet emirleri veriyor. Türkiye aleyhinde faaliyet gösteren hainleri koruyor, kolluyor. Teröristleri saklıyor, koruyor. Adli makamlara nüfuz ediyor. Baskı, şantaj, tehdit, rüşvet, askeri casusluk dahil, işlemediği suç yok gibi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ayrıca ikazlarımı biraz daha ciddiye alsanız, sizin için iyi olacak

Cuma namazına gitmeyin. YİT’in koruması altında da değilsiniz, MİT aşırı derecede yetersiz kalıyor, iç gruplaşmalar da ayrı bir sıkıntı, sizi bu şartlarda keklik gibi avlarlar. İçinizdekilerin ihanet etmeyeceğinden emin de olamazsınız. Ayrıca ikazlarımı biraz daha ciddiye alsanız, sizin için iyi olacak. Almayacaksanız da siz bilirsiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya