Etiket arşivi: Rusya

Vermez, veremez

Rusya, ihtiyaç sahibi Afrika ülkelerine bedelsiz olarak tahıl vermeyecek, veremez. Bu işin önündeki engelleri daha da artıracağım, bu bir yana ama hiç engel çıkmasa bile önüne, Rusya yine de ihtiyaç sahibi ülkelere/insanlara günahını bile vermez.

Rusya için Afrika, sadece sömürülecek, ezilecek bir yer, başka bir şey değil.

Afrika, bir kafesten kurtulurken başka bir kafese girmemeli.

Rusya, Afrika’ya projeler de götürmeyecek. Yapacağını ilan ettiği projeleri yapabilecek parası da yok, gerçekte yapmak da istemiyor. Çünkü Rusya’yı da arka plandan idare eden İngiltere, dünya üzerindeki sömürmeye dönük sistemin çökmesini istemiyor.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Olamazlar

Rusya ile Çin asla gerçek dost ve müttefik olamayacağı gibi… Kuzey Kore ile Rusya da tabiatları icabı, asla gerçek dost ve müttefik olamazlar.

Köşeye sıkışmış olan ve hayatta kalmaya çabalayan Rusya’nın, Kuzey Kore hamlesi de balon… Kuzey Kore sadece kara paradan anlar ve ona kıymet verir. Ruslar, Kuzey Kore’ye kara para işlerinde paylarını artırmayı vaad ederler ve aralarındaki en ileri seviyedeki anlaşma ancak bu kadarla sınırlı olur. Para yoksa, anlaşma yok. Kuzey Kore de ekranlara oynar, Rusya’ya yarayacak bir kaç hamle yapar.

Ben yakın geçmişte Kuzey Kore’yi Güney Kore’nin üzerine yönlendirdiğimde, Kuzey Kore’yi bir avuç parayla durdurmuşlardı. Bunu yaparken hiç zorlanmamışlardı.

Kuzey Kore, nükleer silahlara sahip aç bir ülke… Ülkeden sayılır mı, o tarafı da ayrı bir tartışma konusu. Başka ülkeler “insani yardım” görüntüsü altında Kuzey Kore’ye gıda ve ilaç vermeseler, aslında kara para işlerindeki payının bir kısmını bu yolla ödemeseler, Kuzey Kore halkına kıran girer. Nüfusu kırılır.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-19.png

Dünyada iyice yalnızlaşmış olan Rusyaya, Kuzey Kore denilen açlar ülkesi de gerçekten fayda/destek sağlayamaz. Rusya, son nefeslerini çok zorlanarak alıp veren, çok hasta ve güçsüz olan, ölümü beklenen bir ihtiyar misali bir halde… Bu nedenle de Rusya-Ukrayna arasındaki sözde özel askeri operasyonu ve ayrıca sözde Tahıl Koridorunu bitirmemek için onlarca ülke organize halde uğraş veriyor.Ayrıca, köpeklerin birbirleriyle dostluğu, önlerine kemik atılana kadardır. Manevi değerleri ve davaları olmayıp da hep maddi değerler peşinde koşanlar, asla gerçekten dost olamazlar, büyüyemezler, yükselemezler, müreffeh bir ülke olamazlar, huzur bulamazlar ve başka ülkelere de huzur vermezler.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-20.png

Nükleer silahlara gelince, dünyada çok sayıda ülkede çok yüksek sayıda nükleer silah bulunuyorsa, aralarından birinin ya da birkaçının, diğerlerini sürekli nükleer silahlarla korkutması, caydırması mümkün olamaz. Çünkü atana atarlar. Hatta bir atana, on ya da onlarca da atarlar.

Görünürde Rusya’nın etrafı düşmanlarıyla çevrili iken ve neredeyse bütün batı dünyası ve NATO teşkilatı da ona düşman iken, düşmanlarının çoğunda nükleer silahlar varken, o İngiltere casusu Putin hala nükleer de nükleer deyip duruyorsa, ortada sadece bir danışıklı dövüş vardır. Bunun başka türlü bir izahı mümkün değil. Kuzey Kore’nin nükleer silahları da gerçekten caydırıcı değil. Danışıklı dövüşmeler olmasa, Kuzey Kore sorunu şimdiye yüzlerce defa kökünden çözülmüştü. Birkaç nükleer füze gerçekten bir yerlere atılsa bile…

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-22-1024x576.png

Şu anda dünya siyasetindeki mücadelenin içinde gerçekten bir Rusya devleti/tarafı yok, artık Rusya’nın Kuzey Kore’den bile farkı yok. Lakin eski Rusya varmış gibi gösteriliyor. Rusya, kendini savunamayacak, kendi sorunlarını çözemeyecek, askerine maaş ve erzak veremeyecek halde. Bu şartlara rağmen böyle görünmesini de Rusya’nın düşmanı olarak bilinen ama onunla her türlü kara para ve sömürme işlerinde bu güne kadar ortak çalışan onlarca ülke sağlıyor.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-23-1024x495.png

Bu günlerde, kontrol altında olduğu bilinen dünya genelindeki belli başlı yayın/haber kuruluşlarında, bu anlattıklarımın aksine olarak estirilen sanal Rusya rüzgarına kimse kanmamalı.

Herkes, Putin sonrasına da Rusya sonrasına da hazır olmalı. Çünkü, Rusyanın iç dinamikleri, üzerlerine düşenleri yapamadılar ve ortada bir Rusya kalmayacak, paramparça olacak.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

KAPATIYORUM

Şu andan itibaren, İstanbul ve Çanakkale boğazlarını Rusya’nın ve onunla danışıklı dövüşen bütün ülkelerin (TR dahil) gemilerine ve denizaltılarına kapatıyorum.

İnsan ve organ kaçırılan gemileri geçtim… Silah, mühimmat, askeri araç ve terörist kaçırılan gemileri geçtim… Türlü uyuşturucular kaçırılan gemileri de geçtim… Petrol ve türevlerini kaçıran gemileri de geçtim… Sigara/tütün kaçırılan gemiler bile boğazlarımızdan geçemeyecek. Tamamen ve en kesin şekilde kapatıyorum, yasaklıyorum.

“Lanetleniriz, masum insanları hatta küçücük bebekleri, çocukları, ayrıca kadınları kaçırıp organ, fuhuş, ayin mafyalarına satmak da nedir” diyerek… Bundan uzak durarak… Normal yükünün yanında hiç denilebilecek kadar miktarda bir şeyler kaçıran ve kara para işine bir şekilde karışan gemiler ve personelleri de boğazlardan geçemeyecekler.

Şu ana kadar görülmemiş şiddette sinyale girecekler. Yanacaklar, patlayacaklar, personelleri de diri diri yanacaklar. Ya da batacaklar. En hafifi bile tamiri çok güç ve uzun zaman alacak sorunlar yaşayacaklar. Bu ülkelere bundan sonra gemi/boğaz yolu yok.

İstanbulla restleşebileceğini zan edenlere, danışıklı dövüşlerin korkak ve vahşi taraflarına, bundan böyle tahammül ve mühlet yok.

Hiçbir şeyden de çekincemiz yok. Neresinden patlak vererek karışacaksa, karışsın, yansın, yıkılsın bu dünya… Ölen ölsün, cehenneme dolsun, kalanları da sonraki seferlerde dolarlar. Lakin İstanbul durmadan hizmetine devam eder.

Söz konusu ülkelerin bu türlü gemilerine ve denizaltılarına Kara denizin, Ege denizinin ve Ak denizin tamamını da yasaklıyorum. Bu denizlerin herhangi bir yerinde bulunan deniz araçları, korunmanın mümkün olmadığı o sinyallere yakalanacaklar. Bu denizlere kıyı olan limanlardan, en ufak bir kara para işine alet ettikleri limanlar da ağır sinyallere girecekler. Bir gram benzin, herhangi bir patlayıcı ve yanıcı madde (askeri ve malzemeler/maddeler dahil), limanlarda yanıcıi parlayıcı ve patlayıcı ne bulursak, onlar üzerinden o limanları enkaza çevireceğiz. Kara paracı o liman/gümrük personellerini de bu vesile cezalandırmış olacağız. Bazı gemileri bu limanlarda iken patlayacak ya da yakacağız. Bazı limanların elektrik trafolarını bile patlatacağız. Sistemi tamamen işlemez hale getireceğiz. Bu ülkelerin normal liman/gümrük trafiğinin bile bozulmasını sağlayacağız

Lanet gelsin bütün bu ülkelere, hükumetlere, bu akıl almaz gerçekleri bilip görüp de hiçbir mücadele vermeyen dünyanın dört bir yanındaki insan müsveddelerine…Yakacağım bu dünyayı, cayır cayır yakacağım, yanında insanlığı da yakacağım ama yine de bu şeytani, vahşi sistemi yıkacağım.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye yoluna devam edecek, onlar tükenecek

Türkiye, İran üzerinden Şangay Suç Birliği Teşkilatı’na yakınlaşmayacak. BRICS midir nedir, hiçbir geleceği olmayan o gibi planlara, o gibi kara para teşkilatlarına da yanaşmayacak. Türkiye, doğu ile batı arasında kalmaya, kendi hür siyasetini sergilemeye ve bu yolla dünyayı dönüştürmeye, değiştirmeye devam edecek.

Türkiye’deki kesimler arasından, Türkiye’nin izah ettiğim vaziyette durmasına karşı duranlar, Türkiye’nin karşısında durmuş sayılacaklar. Kimin kiminle ne derdi ya da hesabı/planı varsa, kendi aralarında çözecekler ve TR’yi karıştırmayacaklar. Kimler, kimlerle danışıklı dövüşüyorlarsa, yollarına bakacaklar ve yine TR’yi karıştırmayacaklar. Onların yolları çok kısa, bu şimdiden kesinleşmiş bir gerçek ama TR’nin yolu açık ve uzun…

Türkiye’nin, batmış, bitmiş, tükenmiş sözde süper güçlere de sözde dünya liderlerine de onların gelecek vaad etmeyen saçma sapan siyasetlerine ve teşkilatlarına da ihtiyacı yok. Bunlarla kaybedecek vakti de yok. Birileri başkalarına tabi olacaklarsa, onlar gelip TR’ye tabi olacaklar.

TR, İran denilen suni devletle iyi ilişkiler de kurmayacak. İran içindeki 45 milyon Türkün varlığını ve sorunlarını bir kere dahi dillendirememiş… İran içindeki Türklerin ve diğer mazlum milletlerin son hürriyet mücadelesinde de onların karşısında yer almış sözde Türk liderlerin, o hain ve gayr-i meşru Ankara hükumetinin, TR’yi Çin’in, Rusya’nın, şunun bunun maşası yapmasına asla izin verilmeyecek. Sahadaki bu bütün piyonları arka plandan sinsi sinsi oynatan İngiltere’nin ve İsrail’in başına bu dünyayı yıkmak gerekiyorsa bile, bu haince planlar bozulacak.

Türkiye’deki İngiltere, ABD ve İsrail maşaları/kuklaları… Üç beş tane gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Rum, gizli Çingene, gizli mason, gizli Satanist pislik… Doğu ülkeleri ile daha fazla kara ve kanlı para işleri yapmak ve arka plandan sömürgeci batı alemini de fonlamak istiyor diye… Onların batışına da mani olmak istiyor diye… TR yeni yeni devasa sorunların içine itilmeyecek.

Onların kanlı ve kara para elde etmek için TR’ye çektiği 15 milyonun üzerindeki sözde sığınmacılar meselesinde, son ikazımı da yaptım, dinlemediler, dinlemeyecekler. Zaten TR çok ama çok kısa sürede karışacak, onların da İstanbul’un da kontrolde tutamayacağı kadar büyük karışacak ve bütün planları bozulacak.

O Arap denilen, aslında Çingene olan, İngiltere’nin emrindeki suni devletçiklerin başılarındaki kara paracılar da Çin’e yanaşıyorlar diye, onların talepleri ve baskıları ile de TR yüzünü Çin’e ya da Rusyaya dönmeyecek. TR, hala mantıksız şekilde bastırılan o devasa devalüasyonu, o tarihe geçecek mali krizi yaşayacak. Kriz gelecek, yıkacak, yakacak, dökecek, geçecek. Sonra yeniden ayağa kalkılacak. Bu cerahat patlayacak, üstü daha fazla kapatılmayacak.

Aksi halde, TR’deki bu krizi bastırmaya çalışmanın çok ama çok tehlikeli süreçleri ve hamleleri, herkesten çok hatta Ankara’dan bile çok, onu arkalayan ve yönlendiren liderleri, ülkeleri, şirketleri, masonları, yahudileri ve en çok da yer altı şehirlerini yakacak.

Yemin ederim ki sıra sıra yıkarım o yer altı şehirlerinin çatılarını, bir günde milyarlarca kişiyi cehenneme gönderirim. Benim sabrımın sınırlarını kimse daha fazla zorlamasın. Bıktım şu Ankara hükumetinden, sözde sığınmacılardan, satanistlikten, masonluktan, yahudilerden, kara paracılardan, sömürgecilerden, danışıklı dövüşlerden ve yer altı şehirlerinin müdahalelerinden…

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

İlk defa gördüğünüz bir kişi olduğunu düşünün

Resmi yakınlaştırın ve yüzüne odaklanın.

Kaşlara, gözlere, dudakların duruşuna ve hepsinin birbirini nasıl tamamladığına bir bakın.

Bir de onların duruşunu tasdik eden ve tamamlayan kulaklara bakın. Alnın da “idrakım çok kapalıdır benim, kütük gibiyimdir. Hiçbir şeyden anlamam.” diye bağırışını duyun.

Hiç ilm-i sima bilmeyen biri bile, Ermeni/Çingene kırması olan Sinan Oğan’ın yanına yaklaşmaz. Yakınından bile geçmez. İlmi olarak yorumlayamasa bile sezer de uzak durur.

Öyle kindar, öyle acımasız/merhametsiz, öyle dik kafalı, öyle inatçı, öyle sinsi bir yüz ifadesi var ki, fırsatlar eline geçse, bu tip, Tayyip’i bile geçer. Onu bile aratır bu millete…

İnsan değil bu kişi, bildiğiniz canavar… Muzır bir varlık… Menfaatine uyuyorsa ve fırsat da bulabilmişse, bütün dünya insanlığını bile düşünmeden, acımadan öldürür geçer.

Buna, bir mahalledeki bir bakkal dükkanı bile emanet edilmez. Oradan bile her gün çalmanın yollarını arar. Sadece çalmakla da rahatlayamaz. Orada bile, etraftaki bütün esnaflarla kavgalı olur. Hem de yumruk yumruğa kavgalı olur. Lafı, fitnesi, herkese bulaşması, sonra roller oynarak üste çıkmaya çalışması, dürüst ve haklı gibi görünmeye çalışması hiç bitmek bilmez.

Cihanda ne kadar insan varsa, hepsi bunun karşısına çıkıp laf anlatsa, hepsi de ayrı ayrı deliller gösterse, bunu ikna edemez. O kadar inatçıdır. Çünkü gerçeği bile bile, ölümüne bir inatla inkar eder ama sinsice… Anlayamıyormuş gibi yaparak… Çünkü onun için asıl olan menfaatidir, başka bir şey umurunda bile değildir.

Menfaatine uyduğu zaman da gidip elini ayağını öpmeyeceği hiç kimse yoktur. Senelerce ısrarla savunduğu yanlış bir şeyi bir gün aniden ret ettiği görülebilir ama bu, gerçeği artık gördüğünden değildir. Herkese fark ettirmediği bazı dengeler değişmiştir de sinsice ona ayak uydurur.

Bunun gibiler umumhane kapılarında bekçi olurlar. İbnelerin barlarının kapılarında bekçi olurlar. Mafyaların içinde, hiç güvenilmeyen ve köpek çekilen kişiler olurlar. Tecavüzden ceza evinde yatan kişiler olurlar, dolandırıcılık çetesi üyesi olarak içeride yatarlar ama başka da bir şey olmazlar. Bunun annesi, karısı, çocukları, babası gibi yakınları sinir hastası olur, bazıları ciddi ciddi delirir. Ya da katil olurlar, bu tipe sıkarlar ve hayatları kararır. Çünkü İblis’in istediği ayarda olan devlet nizamı, böyle bir pisliğin zararına son verene ödül vermek yerine, tutar ceza evine koyar.

Bir ülkede bu tip, kazara başa geçse, ülke lideri olsa, vay ki ne vay o ülkenin haline… Gerçi, idrakları sıkıntılı olduğundan ve ayrıca öfke kontrolü de olmadığından, çok uzun kalamazlar ülkenin başında ama kısa zamanda da mahvederler ülkeyi…

Şu demokratik cumhuriyet rejimi ne lanet bir şey… Arsızı, hırsızı, haini, dolandırcısı, cahili, katili, canisi, tecavüzcüsü bile seçiyor ve seçiliyor. Böyle lanet bir sistem bir de dünya genelinde tek meşru bir idare şekli gibi dayatılıyor. Hep mason biraderlerin teşkilatı üzerinden oluyor bunlar… “Kainatın ulu mimarı” dedikleri İblis, onlardan zaten bunu istiyor. İnsanlığı felaketten felaketten sürüklemelerini…

Hadis-i şeriflerde zaten ahir zaman anlatılırken “İnsanların en şerlileri, insanların başına geçerler.” denilmiş.

Sinan Oğan, şu her yanı pislik, rezillik, ihanet, yalan, sapıklık olan Muharrem İnce pisliğinden bile bin kere pislik bir kişi…

Bunlar gibilerin bu ülkede devlet başkanı olmasını geçelim, nefes almasına bile izin vermeyeceğim.

Ben kripto Ermeni, kripto Yahudi, mason, satanist, terörist, mafya, sistem, ABD, İsrail, İngiltere, NATO falan bilmem, tanımam.

Hak edeni bir böcek gibi ezerim ve sadece Tayyip’le Kemal’i değil, Sinan’la Muharrem’i de böcek gibi misali ezeceğim. Zaten hepsi CIA’ya ve aynı kara paracı örgütlere çalışıyorlar. Ortada seçim falan yok ve oldu bittiye de meydan bırakmayacağız.

Tayyip gibi, Kemal gibi, Muharrem gibi, Sinan’ın da “kravatlı terörist” olduğunu…

Hala duymayan, bilmeyen birileri kaldı mı bu ülkede?

Her gün Türklük ve yanı sıra tezat şekilde Adıtürkçülük rolü oynayan Sinan Oğan, gizli Ermeni bir terörist, kara paracı bir insan şeytanı…

Mahşerin dört atlısından hangilerinin aynı zamanda Çin’e, Rusya’ya ve Avrupa’ya çalıştığını hala bilmiyor musunuz?

Hangisinin hangi para işleri yaptığını, hangi sözde diplomatik temsilcilerden emirler aldığını, hala bilmiyor musunuz?

Hangisinin MİT/CIA korumasında olduğunu bilmiyor musunuz?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şu ana kadar ya istediklerini yapamadılar

Gölcük-Düzce hizasından aşağıya, Afyon, Uşak ve çevresine kadar olan kısmı kırmaya çabalıyorlar. Peş peşe manyetik şoklar gönderdiler ve muhtelif yerlerde küçük depremler oluşturdular. Hedef, bu bölgeyi de Maraş merkezli afet bölgesi gibi bir hale getirmek.

Şu ana kadar ya istediklerini yapamadılar ya da önce küçük kırılmalar yaparak çok büyük kırılmaları/depremleri hazırlıyorlar. Asıl darbeyi vurduklarında daha şiddetli depremler olmasını sağlamak istiyorlar.

6 Şubat’taki Maraş merkezli depremlerden önce İstanbul boğazına gelip meydan okurcasına tavırlar sergilenen ABD savaş gemisi, en son Zonguldak civarına gitti. O geminin elektromanyetik saldırılarla suni afetler yapmakta kullanıldığı bilgisi gerçek, teyitli bilgi.

Gemi/ler bu türlü saldırıları yapmıyorlar, eş zamanlı olarak çok yönlü müdahalerle böyle suni afet saldırıları yapılabiliyor ve bu gibi gemiler kısmen sistemi destekliyorlar.

Yapılacak depremlerden Tayyip’in, Fuat’ın, Hulusi’nin, Soysuz’un, Mevlüt’ün, İbrahim Kalın’ın, Fahrettin Altun’un, Genelkurmay kademesindeki büyükbaş hainlerin, tıka basa hain dolu olan MİT’teki üst isimlerin, Türkiye’deki çok sayıda etkili ve yetkili kişinin haberleri var. Yine bu insanlık dışı faaliyetlerin başında da hep masonlar ve mason tarikatı var.

Maraş merkezli suni deprem saldırılarından hemen sonrasında planları büyük oranda bozuldu, istedikleri kadar insan, organ, ziynet eşyası ve değerli şeyler kaçıramadılar. İstedikleri gibi bulaşıcı hastalıklar yayamadılar. İstedikleri kadar bölgeyi boşaltamadılar ve sahipsiz bırakamadılar. Bu defa daha dikkatli ve gayretli olmaya çabalayacaklar.

Zemini tam oluştuğu zaman da Çanakkale, İzmir, Muğla gibi şehirler başta olmak üzere, pek çok şehirden düşman işgalinin önünü açacaklar.

Yine, sanki Türkiye batmış, bitmiş, devlet sistemi çökmüş, ordu hiç yokmuş, üç kuruş yardımlara ve üçbeş çadıra ve yurt dışından gelecek sağlık çalışanlarına muhtaç hale gelinmiş rolleri oynanmak istenenecek. Yine masonların kontrolündeki sözde Türk basın ve medyası da üzerine düşeni yapacak. Yine sosyal mecralar, gerçek sahibi olan CIA tarafından sansürlenecek. Elon Musk, sansürlemede gevşeklik yaparsa yine Twitter’a erişme engellenecek.

Hatta bu defa Türkiye genelinde kapsamlı ve uzun süreli elektrik ve internet kesintileri de yapabilirler.

Zaten Maraş merkezli afet bölgesinde sinyal kesicileri gerçekten kullandılar. O insanların gördükleri de anlattıkları da tamamen doğruydu. Devleti resmen idare edenler, devletin kurumlarını ve imkanlarını seferber ederek sinyal kesicileri bölgede dolaştırdılar, çalıştırdılar. Bu kadar aleni şekilde ihanetler ettiler, katliam sergilediler.

O sıralarda enkazların altında yüz binlerce insan vardı. Bunların en az on binlercesi hayattaydı, çoğunun yanlarında telefonları vardı. Telefonları bozulmamıştı, şarjları bitmemişti ve herkesle irtibat kurmaya çabalıyorlardı. En çok da bunun yaşanmasını istemediler. Bu irtibatı kesmek ve enkaz altında sağ kalanları da öldürmek istediler.

Yine Mason Adnan Oktarcılardan tutun da HDP/PKK’lilere, sözde mültecilerden tutun da yurt içinden ve dışından hemen gelecek, hemen seferber edilecek sözde kurtarma ve yardım ekiplerine kadar herkes bilgilendirilmiş vaziyette… Yine İHH’nın, Beşir’in, Kızılay’ın, Ahbap’ın üst isimlerinin de bilgileri ve hazırlıkları var.

Fitne başı yine İsrail ile İngiltere… Bu gibi saldırılarda ABD’yi, NATO’yu, Rusya’yı hatta Çin’i ve sözde Arapları hep İsrail ile İngiltere sevk ve idare ediyor. Hain Ankara hükumeti de MİT de Genelkurmay kademesi de sözde muhalif partilerin ve liderlerin tamamı da onlara çalışıyor.

Bu saldırılar çoktan yapılacaktı. Aslında Maraş merkezli ilk suni depremden sonra şu ana kadar her şey bambaşka akacaktı, yaşanacaktı. Planları çok büyük oranda bozuldu. Son haftalarda bu saldırıların devamını yapacaklardı ama hem ifşa oluyorlar, hem karşı müdahalelerle karşılaşıyorlar ve bocalıyorlar.

Söz konusu hattan da Türkiye’ye ağır darbe vurduklarından hemen sonra Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi de işgal etmeyi, kısacık sürede Türkiye’den ayırıp almayı çoktan planladılar. ABD Genelkurmay başkanının, işgal altındaki Suriye’de, PKK/YPG teröristlerinin ayağına gitmesinden tutun, son haftalarda onlarca ülkenin çok sayıda resmi görüşmesine kadar… Köşeye sıkışmış haldeki İngiltere Boşbakanı Rishi Sunak’ın “Dünya düzenine meydan okunuyor. Tetikte olmalıyız” açıklamasından, Irak’ta düşen helikoptere kadar ve Ermeni kökenli Rusyalı vekilin “Türkiye çok zayıf düştü, İstanbul’u alalım” açıklamasına kadar, yüzlerce gelişme bu planlarla bağlantılı…

Dediğim gibi, melhame-i kübra artık somutlaşıyor, açıkça yaşanıyor.

Öyle ise herkes aklını başına alsın, çünkü başka Türkiye yok… İstanbul, planları bozmaktan, tebdil etmekten, tehir etmekten yoruldu, sıkıldı.

Tekrar ediyorum. İyice ifşa oldukları için planlarını değiştirmek ya da iptal etmek zorunda kalmazlarsa…

Öncelikle kırmızı işaretli hatları kıracaklar. Gölcük-Düzce arasını merkez ve başlangıç noktası yapacaklar.

Sonra sarı işaretli kısmı belli aralıklar ve çok beklemeden peş peşe kıracaklar. Bunda da Gölcük-Düzce arasını merkez ve başlangıç noktası yapacaklar.

Öncelikli olarak bu bölgelerde, tarihe geçecek seviyede aşırı yağışlar, seller, toprak kaymaları ve şiddetli patlamalar yapmaktan da çekinmeyecekler.

Suni deprem saldırılarının arından da aşırı yağışlara, sellere, patlamalara sebep olacaklar.

Asıl hedefleri İstanbul ve İstanbul’u elektromanyetik şok saldırıları ile doğrudan vuramıyorlar. İstanbul’un buna karşı koruması var. Bu nedenle İstanbul’un yakın çevresini kırmak istiyorlar. Yakın çevresinden başlayacak depremlerin, şiddeti düşmeden İstanbul’un içlerine uzanmasını istiyorlar. Bu nedenle de yıllardır anlattığım o yer altı gazları ve onları tetikleyecek bomba tertibatı planını önde tutuyorlar. Yıllardır bunu Marmara bölgesinde istedikleri gibi yapamadıkları için gidip Maraş merkezli bölde bu teknikleri kullandılar.

Yazdıklarımı unutmayın, Maraş merkezli depremde sadece yer altının farklı noktalarındaki devasa gaz birikintileri patladılmadı, sadece yer altı su kaynakları ile oynanmadıi, sadece elektromanyetik şok darbeleri atılmadı, eş zamanlı olarak yer çekimi bile gücünü bir süreliğine kaybetti.

Trakya bölgesine kaçanlar da yanlış yapıyorlar. Hedef İstanbul’un çevresini çok şiddetli şekilde kırarak İstanbul’u yerle bir etmek olduğuna göre… Sadece Gölcük-Düzce kısmını değil, Trakya’daki pek çok yeri de kırmak isteyecekler. “Burada fay yok” diye boşuna zaman harcamayın. Bu tür saldırıların mümkün olması için faylara gerek yok. Zaten hepinizi kandırıyorlar. Bu depremler, yüzeye çok çok yakın depremler. Derinlerdeki faylar, iddia edildikleri kadar yerlerinden oynamadılar, oynamıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Neden?

Çünkü dünyanın her yerindeki metafizikçiler, çok ileri seviyede olmayan metafizikçiler bile bu kadarını görebiliyor, bilginin bu kadarına ulaşabiliyor.

Dünyada uzaylı ve farklı insan türleri olduğunu, binlerce yıldır yer altı şehirlerinde gizlice yaşadıklarını, yüksek teknolojileri olduğunu, yeryüzünün dengelerine sinsice ve yüksek teknolojilerle müdahale ettiklerini görebiliyorlar.

Yeşilleri de grileri de başka türleri de görebiliyorlar. Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin de yeşiller ve griler olduğunu görebiliyorlar. Bunları görmek, bunları bilmek işten bile sayılmaz… Buna rağmen mason, satanist, gizli Yahudi birileri ekranlara çıkartılarak hala zihinler bulandırılmak isteniyor.

Metafizikçiler, onların çoğunun biyonik robotlar olduğunu, yerlerine geçilmiş karakterler olduğunu da görebiliyorlar.

Hatta metafizikçiler, onlara, uzaylı taraflara neler yaptığımızı, bu oyunun sonuna geldiğimizi, kazanan ve en sonunda da kazanacak taraf olduğumuzu da görebiliyorlar.

Öyle metafizikçiler, o yeşillerin, grilerin arasında da var. Onlar da sonlarının geldiğini görüyorlar ve biliyorlar. Kur’an ayetlerinin ve ayrıca hadis-i şeriflerin hak olduğunu da kesinlik seviyesinde biliyorlar ama inatla red ediyorlar. Bu nedenle yeryüzünde ABD, İngiltere, İsrail, Çin, Rusya, Japonya, Tayvan, Hindistan, Pakistan, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, BAE, Suudi Amerika, Katar, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya üzerinden organize halde ve tamamen ahmakça planlar deniyorlar. Sonlarını bile bile… Kaderi değiştiremeyeceklerini bile bile…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şimdi duhan vakti

Görüşmeler çok vakit alıyor. İlgilenmem gereken çok işler var. Daha fazla vakit ayırmam pek mümkün değil. Zaten herkes neyin ne olduğunu anladı, öğrendi ve şartları biliyor. Varlıkta kalmak isteyenler İstanbul’a uyacaklar. Bunu resmi açıklamaları ile de gösterecekler. Bu güne kadar durmaksızın bizimle çatışmış olanlar, tazminatlarını da ödeyecekler. Somut irtibat da kuracaklar.

Bu şartlar kendisine uymayanlar, ara bir çözüm bulmayı denemekten ve görüşmeye çalışmaktan vazgeçsinler. Ne boşa vakit kaybetsinler ne de bana boşa vakit kaybettirsinler. Büyük bir samimiyetle yazıyorum ki şunca iyiliğe rağmen hala fırsatı değerlendirmeyen hiç bir ülke ve taraf umurumda değil. Gelmesinler zaten öyleleri bana doğru…

Bu dünyanın altı da üstü de yanıp yok olacaksa bile bu şartlar değişmeyecek. Herkes bu şartlara uyarak İstanbul’dan yana duracak ve kurtulacak ya da inadına devam ederek çökecek, batacak, yok olacak.

Fazla yayın yapmaya da gerek kalmadı. Herkes her şeyi anladı, bildi. Beni dinleyenler kargo uçakları ile bile sermayelerini kaçırıp kurtardılar. Dinlemeyecek olanlar da zaten bundan sonra da dinlemezler. Şimdi ben metafizikçi ekibime daha çok vakit ayıracağım, destek vereceğim.

Şu Almanya’yı en başa alacağız. Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, Ukrayna, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Tayvan, Güney Kore, İsrail, İran, Suriye derken… Onlarca ülkeyi, altıyla ve üstüyle birlikte ve eş zamanlı olarak çökerteceğiz. Zaten çökükler de son taaruzları da yapacağız.

Pakistan halini gizleyemiyor ama Hindistan hala gizleyebiliyor. Aslında sinyaller karşısında Hindistan’ın hali Pakistan’dan çok beter…

Hindistan’da yerin altı ise üstünden bin beter. Yerin üstündekiler “Çok çok fazla sayıda vatandaşımız ölüyor. Dehşetli şekilde ölüyorlar. Bütün sistemlerimiz, cihazlarımız bozuluyor. Arızalarla baş edemiyoruz. İmalat yapamıyoruz, işlerimiz de bozuluyor” diye çıldırıyorlar.

Orada yer altındaki uzaylılardan İmam-ı Rabbani hazretlerinin bile intikamını alacağım…

Ekber Şah karakteri vesilesiyle sebep oldukları maddi ve manevi zararların intikamını alacağım.

Mektubat-ı Rabbani’yi tahrif etmelerinin de intikamını alacağım…

Şehit ettikleri sayısız müslümanın ve İslam aliminin intikamını alacağım.

Sahipkıran Emir Timur’a yaptıklarının, biyonik robotla yerine geçmelerinin ve o biyonik robota katliamlar yaptırarak o büyük zatın şanını lekelemelerinin intikamını alacağım…

Saymakla bitmez zulümlerinin, cinayetlerinin, kasıtlarının intikamını alacağım.

Yerin altında ve üstünde toplamda milyarlarca kişi ölecek. Herkes görecek, İblis’e seve seve uyarak insanlığa her sahada kastetmenin karşılığını, cezasını…

Ak denizde ve Ege denizinde pek çok farklı noktada birikmiş olan yer altı gazlarını patlatmaya ve bu vesile ile depremlere sebep olmaya devam edeceğiz. Yerin altındakileri korkudan bile öldüreceğiz.

Bu güne kadar, siviller/masumlar zarar görmesinler diye geri duruyorduk ama bundan sonra pek çok düşman ülkede yanardağları patlatacağız. Faal olmayan yanardağları bile faaliyete geçireceğiz. Bu şekilde yerin altına ve üstüne aynı anda çok büyük sorunlar yaşatacağız.

Kıbrıs başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki kumar, fuhuş ve eğlence merkezleri şu andan sonra en yoğun şekilde sinyale girecekler. İnsan denemez o tiplerin dehşetli şekilde ölüşlerini, peş peşe intiharları, kavgaları ve cinayetleri ve sinir krizlerini görenler, oralarda bir gün bile duramayacaklar.

Dünyanın önde gelen kara para merkezlerinden biri olan Azerbaycan da çöktü. Devlet dairelerinden hastahanelere, eğlence ve kumar merkezlerine kadar her yerde çok büyük sorunlar var ve gizleniyor. Dehşetli ölümler de gizleniyor.

Bu görüşmeler, manevi yandan bakınca, son ikazlardı. Bundan sonra takdir ne ise o olacak. Dünyada yeni virüsler falan yayılmayacağını, toplu ölümlerin virüslerden kaynaklanmayacağını buraya açıkça yazıyorum. Şimdi duhan vakti…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Mfs faktörü

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev:

“Zafer bizim olacak. 1812 ve 1945’te olduğu gibi.” demiş. Halt etmiş o biyonik robot… O tarihlerde “mfs faktörü” yoktu. Günümüzde ise var.

Ve mfs baştan Ruslara “Ya savaşa savaşa muzaffer olacaksınız ya da savaşa savaşa parçalanacaksınız” demişti, dinlemediler. Burunlarının dikine gittiler, sert kayaya çarptılar.

Safha safha köşeye sıkıştıkça, daha düne kadar “Çin bizim gerçek müttefikimiz” diye de konuşuyorlardı ama ben “Rusya ile Çin’in gerçekten müttefikliği yok ve olamaz” diyordum. İşte, kısacık süre sonra manzara meydanda… Rusya, Çin’in umurunda bile değil ve İstanbul’u dinlemeyen Çin de kendi derdiyle uğraşmaktan, etrafını bile göremiyor.

AB ve ABD içinde Rusya’ya daha doğrusu Rusya’nın idaresini elinde tutan uzaylı gruba çalışan biyonik robotlar olmasa, perde arkasında uzaylı dengeleri olmasa, İstanbul’un çökerttiği Rusya’nın üzerinden onlarca devlet geçmişti ve Rusya onlarca defa yok edilmişti.

Öyle görünüyor ki ben kısa süre sonra bir yazı daha yazarım ve “Gördünüz mü, güya Rusya zafer kazanacaktı. İşte neler oldu” derim.

Öyle “temiz” çökerttim ki Rusya’yı bu saatten sonra uzaylılar değil, Supermen bile kurtaramaz.

Ha bu arada, Putin nerede? Yaşıyor mu?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Sanki Rusya Federasyonunun temsilcisi..

Sanki AB’nin değil de Rusya Federasyonunun temsilcisi..

Yine yapmış yapacağını ve savaşma kabiliyeti kalmamış, çökmüş, bitmiş haldeki Rusya Federasyonunu kollamaya çabalamış.

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Borrell:

“Rusya’nın savaşmaya, kaybetmeye ve toparlanmaya alışkın olduğunu unutmamalıyız. Hitler ve Napolyon’a karşı böyle olmuştu.” demiş.

Üstelik, herkes biliyor ki Hitler’i Sovyetler/Rusya yenmedi. Hitler’in ordusu ve bürokrasisi içten çökertildi. Ordusuz, kurmaysız kaldığı ve Alman devleti içindeki bürokratların çoğunun ona itaat etmediği halde bile Hitler, Rusları uzun süre daha ezebildi.

Ruslar, şu koca Türk dünyasında bile aslında bir hiçti ve tarihte yaptığı şeylerin çoğunu yapamazdı. Ruslar, uzaylı tarafların elinde bir kart olarak kullanıldılar da öyle bir tarih yaşandı. Şimdi ise uzayı tarafların dengeleri tarumar oldu. Rusların gerçek hali de gözler önüne çıktı.

İstanbul, istediğinde Rusya’yı devleştirdiği gibi, istediğinde de kolayca çökertti. Hepsi bu… Aksini söyleyenin bir art niyeti vardır. Ruslar şu anda köşeye sıkışmış fare kadar çaresizler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yok mu artıran

Yok mu artıran?

Türkiye’de 710 milyar metreküplük doğalgaz keşfi yapılmış.

Türkiye, dünya enerji devlerinin de radarına girmiş.

Daha önce ABD, İngiltere, Kanada gibi pek çok ülkeden Karadeniz’deki gazı birlikte arama ve işletme gibi teklifler alınırken, bu kez ise dünya devi bir enerji şirketi Türkiye’ye büyük bir teklifle gelmiş.

Rezerv değerlendirme şirketi DeMac Türkiye’ye 300 milyar dolarlık peşin para teklifinde bulunmuş. Bu meblağa karşılık satma operasyonlarını birlikte yapma teklifinde bulunmuş.

Büyük suç ortakları Putin’in ortalıkta gözükmediği… Ölü mü diri mi bilinemediği… Rusya’da, ABD’de ve Türkiye’de aslında borsaların çoktan battığı… Döviz kurlarının bile gerçek değerinde tutulmadığı… Sahada nakit para kalmadığı şu zamanda… AKPKK’yi iktidarda hala tutabilmek için oynanan oyunun, söylenen yalanların, açıklanan sahte projelerin ve anlaşmaların bini bir arada…

Kemal Kılıçdaroğlu 500 milyar dolar bulduğunu üfürmüştü, sonra çabucak sönmüştü bu balonu… Bunlar neden mütevazı olup da 300’ü üfürdüler, ben onu anlamadım. İşte ben oraya takıldım. En azından 550 milyar dolar demeleri gerekiyordu. Kimseden de aşağı kalmazlardı.

Haydi buyurun, piyasada keklik ve sazan avı devam ediyor. Oltaya, saçmaya takılmak isteyenler için çok müsait şartlar var.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok güldüm

Çok güldüm…

Kızamadım bile… Kızsam çok farklı karşılıklar verirdim.

Sputnik Türkiye’nin yazarı ve programcısı, gizli Ermeni vatan haini ve terörist Erkin Öncan’ı ve onu arkalamak isteyen herkesi bekliyorum.

İsteyenler, çoktan hükümsüz kalmış ve kilitlenmiş mahkemelere de koşabilirler. İsteyenler istedikleri tarzda mekanıma da gelebilirler. Bana hepsi uyuyor.

Merak edenler vardır diye paylaşıyorum. Mesaj gönderene tıklanınca bu profil gösteriliyor.

Sputnik’in ve Rusların kimlerle, ne seviyede tiplerle çalıştığı da bir kez daha herkes tarafından görülmüş oldu.

Silahsız şekilde çarşıda sivil gezen Amerikan askerinin kafasına, onlarca terörist arkadaşıyla birlikte çuval geçirmeye ve Türk rolü oynayan sol terörist yayın organlarında ucuzdan kahramanlaştırılmaya benzemez mfs’ye ve çevresine tehditler, hakareketler savurmak.

Kim kimin parmaklarını kıracakmış, mekanını basacakmış, haydi herkes tavrının, oyunun, restinin, piyonunun arkasında dursun ve bütün cihan görsün…

FSB gelecekse bile hiç sorun değil. İsterse o Şoygu ya da Lavrov ya da Putin de gelebilir. Doğu Perinçek de gelebilir, emrindeki PKK ve DHKP-C teröristleri de gelebilir. Hiç fark etmez…

Erkin Öncan’ın evine gidip bakın. İntihar falan etmesin. Uyuşturucu komasından ölmesin. Sürekli etrafında olan terörist arkadaşlarından biri gelip kafasına sıkmasın.

Daha yargılanacak o…
Bütün rezilliği, karaktersizliği, teröristliği, hainliği, Türk ve İslam düşmanlığı, şeffaf yargılamalarla gözler önüne serilecek.

Mesele sadece emniyetin, istihbaratın ve adli sistemin meselesi değil… Tıbbıye de işin içine girmek zorunda…

Öyle böyle değil, çok ileri seviyede dağılmış, krizlere girmiş.

Daha önce yazmıştım, şu Harici projesi de gizli Ermenilerin bir projesi… Sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde pek çok dizi ve sinema, Akademi Dergisi ve mfs rüzgarıyla yön bulduğu gibi, pek çok yayın/haber kuruluşu ya da hesabı/kanalı da mfs rüzgarıyla yön buluyor.

Harici de dış siyasette mfs Türkiye’sine baştan hazır şekilde yayın hayatına başladı. Mfs rüzgarına mümkün olduğunca ters düşmeyecekti.

İşte sanki beni bilmiyormuş, tanımıyormuş gibi yazıp söven gizli Ermeni Erkin Öncan da bu Harici projesinin içinde olanlardan… Erkin Öncan da yıllardır dikkatle yayınlarımı takip ediyor, hatta mfs Türkçesine çoktan uymaya başlamış olanlardan…

Bunların damarlarındaki kan bile mfs diye akar olmuş ama işte bu kadar da hain ve karaktersizler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi