Etiket arşivi: Kuzey Kore

Olamazlar

Rusya ile Çin asla gerçek dost ve müttefik olamayacağı gibi… Kuzey Kore ile Rusya da tabiatları icabı, asla gerçek dost ve müttefik olamazlar.

Köşeye sıkışmış olan ve hayatta kalmaya çabalayan Rusya’nın, Kuzey Kore hamlesi de balon… Kuzey Kore sadece kara paradan anlar ve ona kıymet verir. Ruslar, Kuzey Kore’ye kara para işlerinde paylarını artırmayı vaad ederler ve aralarındaki en ileri seviyedeki anlaşma ancak bu kadarla sınırlı olur. Para yoksa, anlaşma yok. Kuzey Kore de ekranlara oynar, Rusya’ya yarayacak bir kaç hamle yapar.

Ben yakın geçmişte Kuzey Kore’yi Güney Kore’nin üzerine yönlendirdiğimde, Kuzey Kore’yi bir avuç parayla durdurmuşlardı. Bunu yaparken hiç zorlanmamışlardı.

Kuzey Kore, nükleer silahlara sahip aç bir ülke… Ülkeden sayılır mı, o tarafı da ayrı bir tartışma konusu. Başka ülkeler “insani yardım” görüntüsü altında Kuzey Kore’ye gıda ve ilaç vermeseler, aslında kara para işlerindeki payının bir kısmını bu yolla ödemeseler, Kuzey Kore halkına kıran girer. Nüfusu kırılır.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-19.png

Dünyada iyice yalnızlaşmış olan Rusyaya, Kuzey Kore denilen açlar ülkesi de gerçekten fayda/destek sağlayamaz. Rusya, son nefeslerini çok zorlanarak alıp veren, çok hasta ve güçsüz olan, ölümü beklenen bir ihtiyar misali bir halde… Bu nedenle de Rusya-Ukrayna arasındaki sözde özel askeri operasyonu ve ayrıca sözde Tahıl Koridorunu bitirmemek için onlarca ülke organize halde uğraş veriyor.Ayrıca, köpeklerin birbirleriyle dostluğu, önlerine kemik atılana kadardır. Manevi değerleri ve davaları olmayıp da hep maddi değerler peşinde koşanlar, asla gerçekten dost olamazlar, büyüyemezler, yükselemezler, müreffeh bir ülke olamazlar, huzur bulamazlar ve başka ülkelere de huzur vermezler.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-20.png

Nükleer silahlara gelince, dünyada çok sayıda ülkede çok yüksek sayıda nükleer silah bulunuyorsa, aralarından birinin ya da birkaçının, diğerlerini sürekli nükleer silahlarla korkutması, caydırması mümkün olamaz. Çünkü atana atarlar. Hatta bir atana, on ya da onlarca da atarlar.

Görünürde Rusya’nın etrafı düşmanlarıyla çevrili iken ve neredeyse bütün batı dünyası ve NATO teşkilatı da ona düşman iken, düşmanlarının çoğunda nükleer silahlar varken, o İngiltere casusu Putin hala nükleer de nükleer deyip duruyorsa, ortada sadece bir danışıklı dövüş vardır. Bunun başka türlü bir izahı mümkün değil. Kuzey Kore’nin nükleer silahları da gerçekten caydırıcı değil. Danışıklı dövüşmeler olmasa, Kuzey Kore sorunu şimdiye yüzlerce defa kökünden çözülmüştü. Birkaç nükleer füze gerçekten bir yerlere atılsa bile…

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-22-1024x576.png

Şu anda dünya siyasetindeki mücadelenin içinde gerçekten bir Rusya devleti/tarafı yok, artık Rusya’nın Kuzey Kore’den bile farkı yok. Lakin eski Rusya varmış gibi gösteriliyor. Rusya, kendini savunamayacak, kendi sorunlarını çözemeyecek, askerine maaş ve erzak veremeyecek halde. Bu şartlara rağmen böyle görünmesini de Rusya’nın düşmanı olarak bilinen ama onunla her türlü kara para ve sömürme işlerinde bu güne kadar ortak çalışan onlarca ülke sağlıyor.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-23-1024x495.png

Bu günlerde, kontrol altında olduğu bilinen dünya genelindeki belli başlı yayın/haber kuruluşlarında, bu anlattıklarımın aksine olarak estirilen sanal Rusya rüzgarına kimse kanmamalı.

Herkes, Putin sonrasına da Rusya sonrasına da hazır olmalı. Çünkü, Rusyanın iç dinamikleri, üzerlerine düşenleri yapamadılar ve ortada bir Rusya kalmayacak, paramparça olacak.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Güzeelll…

Şu füzeleri görünce ne kadar çok seviniyorum, kelimelere döküp anlatamam.

Böyle giderse Kuzey Kore insanlığa çok büyük hizmetler yapacak gibi görünüyor. Japonya ve Güney Kore gibi sömürgeci ve kan emici iki devletten de dünyanın/insanlığın acilen kurtulması gerekiyor. Kim bilir, belki de Çin ya Rusya değil de Kuzey Kore gelecektir haklarından…

Bir bakarız ki İstanbul’un caddelerinde “Kim Yong Un çok yaşaaaa” diye tezahüratlar atılıyor.

Bir bakariz ki dünya insanlığı yalan rüzgarında savrulmaktan bir anda kurtuluyor da Güney Kore ile Japonya’nın nasıl da satanistleşmiş, sadistleşmiş, vahşileşmiş ve insanlığın başına bela olmuş ülkeler olduğu görülüyor.

Olmaz demeyin, neler oldu son senelerde… Bir bakarsınız ki bunlar da olur. Hem fena mı olur?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çemberin içinde kalan alanı kapatıyorum

Şu işaretlediğim çemberin içinde kalan alanı kapatıyorum.

Çin ve Kuzey Kore’ye karşı/düşman olan bütün unsurların bu bölgeye girmesini, bu bölgede bulunmasını yasaklıyorum.

Japonya’yı, Tayvan’ı, Güney Kore’yi daha ağır şekilde baskı altına alacak sinyalleri ve setleri bölgede hakim kılacağım. Bunlar, bu ülkelere destek olmak isteyen herkesi de yıkacak.

NATO imiş, ABD imiş, Avustralya imiş ya da hangi tarafmış, ülke imiş ben anlamam.

Rezil oluşunun dünya genelinde defalarca haber olmasını isteyen unsurlar, bölgeye uçaklarını, gemilerini, denizaltılarını gönderebilirler.

Güney Kore diye bir devlet tanımıyorum. Kore tek bir ülkedir. Tayvan diye bir ülke/otorite tanımıyorum. Tayvan Çin’e bağlıdır. Japonya diye bir ülkeye de varlıkta kalma hakkı tanımıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ben burada oyun oynamıyorum

– Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

– Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

– Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

– Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

– Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

– Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

– Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

– Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

– Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

– Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

– Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

– Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

..

Amerikasız bir dünyaya çok çok az kaldı…

Gerçek halleri iyice gözler önüne çıkıyor ve iyice rezil oluyorlar. Amerikasız bir dünyaya çok çok az kaldı.

Buna “sert geri vites” denmez, daha ötesinde bir tabir kullanmak lazım. Amerika’nın artık Kuzey Kore’ye rest çekebilecek kadar bile gücü yok. Trump öyle bir Kuzey Kore açıklaması yaptı ki bütün dünya şaşırdı. Gerçekte neler döndüğünü bilmeyen hiç kimse, Trump’ın bu çıkışını doğru yorumlayamadı.

Daha dün Çin ve İran’ı tehdit edip savaş çıkartmak isterken bugün müttefikimiz Japonya’nın ayağına giden ve yalvar yakar olan Trump, sosyal medya hesabı Twitter’dan çok tartışılan bir paylaşım yaptı. Kuzey Kore’nin kısa menzilli füze denemeleriyle ilgili olarak “Kuzey Kore, halkımın bir kısmını rahatsız eden küçük silahlar ateşledi. Ancak bunlar beni rahatsız etmedi.” ifadelerini kullandı. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un verdiği sözü tutacağına inandığını belirtti.

Takip edebildiğimiz kadarı ile dünyadaki aklı başında bütün siyasetçiler, Trump’ın söz konusu paylaşımını bizim gibi yorumladılar.

“Allah kahretsin.”

Çin lideri Şi, Trump’ın Kuzey Kore’ye dair paylaşımını şu şekilde yorumladı:

“Allah kahretsin. Şunlara bak. Birkaç gün önce sanki bizim bütün işlerimizi berbat eden bunlar değilmiş gibi, şimdi Kuzey Kore’ye karşı seslerini bile çıkartamaz oldular.”

Trump şu tavrı birkaç hafta önce sergileseydi Şi keyiften köşe olurdu. Ellerini ovuştururdu. Mutluluktan birkaç gün ayakları yere basmazdı.

Şi’nin çok sıkılarak, öfleyip püfleyek ve kahrederek böyle yorumlar yapmasının sebepleri gözler önünde;

  • Böyle bir şey aklından bile geçmezdi, kendisine söyleseler inanmazdı ama ittifakımızın dışında kaldı, çok büyük fırsatları kaçırdı. Üstelik çok kısacık sürede bunlar yaşanınca afalladı.
  • Kuzey Kore’nin de Çin’e değil, ittifakımıza yakın durması, ayrıca moralini, düşüncelerini bozdu.
  • Dahiyane siyaset yaparak, kendini dev aynasında gören iki tarafa da had bildirmemiz… Bunu, elimizi hiçbir şeye sürmeden, tarafları birbirine katarak yapmamız… Bu kadar kısa sürede iki tarafa da çok güç kaybettirek zayıflatmamız, onların aksine olarak çok güçlenerek bu süreçten çıkmamız da Şi’yi tepetaklak eden sebepler arasında.

Dünyanın önde gelen pek çok lideri gibi Şi de son bir hafta içinde aşırı derecede yoruldu, gerildi, korktu, endişelendi, zorlandı, yalpalandı ve ne kadar liyakatsiz biri olduğunu, dünya siyasetini ve hadiseleri ne kadar isabetsiz şekilde yorumladığını, bundan sonrasında işinin çok zor olduğunu, o koltukta fazla oturamayacağını gördü.

Merkel: Amerika çok zayıfladı, güçsüzleşti.

Trump’ın, Amerika’nın menfaatlerini gözeterek değil de Şeytan’ın Konseyi’nin emirlerini dinleyerek tarihi fırsatları kaçırmasından sonra, karşı cephedeki herkes şaşkın ve kızgındı. Hala bu şaşkınlık ve kızgınlık hali geçmedi.

Trump’ın yanlış kararlar almaması için onunla baştan görüşen ve en açık cümlelerle onu uyaran Macron ve Merkel, korktukları başlarına gelince çok kötü oldular. Trump’a açıkça tavır almadılar ama mesafeliler. Çok rahatsız olduklarını belli ettiler, ediyorlar. Bundan sonrasında Trump’la hatta Amerika ile bu işin yürümeyeceğini düşünüyorlar, bu şekilde değerlendirmeler yapıyorlar.

Merkel, beyin takımına şu şekilde konuştu:

“Amerika çok zayıfladı, güçsüzleşti. Büyük bir deprem yaşadı. Kısa vadede olmasa da uzun vadede çökeceğinin sinyallerini veriyor. Amerikanın yanında bulunan devletlerin de büyük darbeler alacağını düşünüyorum. Yapacak oldukları hamlelerde onlarla birlikte hareket etmek bizi zayıflatır ama karşısında gibi de duramayız. Bizim nötr kalmamız gerekiyor.”

Fransa, Amerika’sız bir dünyaya hazırlanıyor

Macron da kendi beyin takımına şu şekilde değerlendirmeler yaptı:

“Trump’ı ikaz ettik ama ikazların hiçbirini dikkate almadı. Şu anda dünyanın gözü önünde bu hale düşmesinin sebebi ikazlarımızı dinlememesidir. Anlaşılan o ki Amerika ile birlikte ilerlemek üzere almış olduğumuz kararları şimdi bir daha gözden geçirmek gerekiyor. Bu durumda size çok iş düşüyor. İyi bir çalışma yapın ve Amerika’nın güçsüzleştiği ve yok olmak üzere olduğu ihtimallerini göz önünde bulundurarak, ileriye dönük atmamız gereken en doğru adımlara dair raporlar hazırlayın.”

Amerika’dan geçtiler, bu kadar zor şartlar içinde kalmışlarken Fransa’yı nasıl varlıkta tutacaklarını düşünüyorlar. Bu süreçte hatalı kararlar almak istemiyorlar.

Almanya’nın yöneticileri de Fransa’nın yöneticileri de kendi aralarında “Şu şartlar da yapacağımız bir hata, bizim de yok olmamıza sebep olabilir.” diye diye kılı kırk yararak kararlar alıyor.

Sayın Putin ve Merkel, Ortadoğu’yu konuşacak

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rusya Devlet Başkanı sayın Vladimir Putin’in daveti üzerine 11 Ocak’ta Rusya’yı ziyaret edecek. Liderler, ABD’nin Bağdat saldırısının ardından Ortadoğu’daki gerginliğin tırmanması konusunu ele alacak.

Görüşme sırasında taraflar Suriye, Libya ve ABD’nin 3 Ocak’ta Bağdat Havalimanı’na gerçekleştirdiği saldırı sonucunda Ortadoğu’daki gerginliğin tırmanması da dahil olmak üzere, gündemdeki konuları ele alacak.
Görüşmede ayrıca 2015 tarihli Minsk anlaşmalarına yönelik kapsamlı tedbirler kapsamında, Ukrayna krizinin çözümü konusuna ve 9 Aralık’ta Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen Normandiya Formatı’ndaki zirvede varılan anlaşmalara değinilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya