Ölmeyin, haydi savaşın. Siz Ankebut Ağının son ümidisiniz. Siz çökerseniz Bohçalı çöker. Tayyip çöker. Türkiye ayağı çöker. Kilitlendiler, yapabilecekleri bir şeyleri yok, son çareleri sizsiniz.
Siz çökerseniz Biden-ABD ayağı çöker. Siz çökerseniz Putin-Rusya ayağı da Şi-Çin ayağı da çöker. Siz çökerseniz her yerde Ankebut Ağı çöker.
Bu kadar kolay ölemezsiniz. Bu kadar kolay çarpılamaz ve hastahanelik olamazsınız. Bu kadar kolay bayılamazsınız. Gayret edin, mesuliyetinizin bilincinde olun. Sinyalleri güçlendirin. Büyüleri sıklaştırın. Haydi, haydi, durmayın ve savaşın.
Savaşın da siz de böylece cehenneminize hemen yol alın. Biz de şu dünyayı düzeltelim.
Çinli bir holding gibi görünen/bilinen, şu ana kadar zaten büyük oranda batmış olan Alibaba’nın, Türkiye’de bir şey yapabileceği yok. Sadece aldığı talimatlar gereği görüntü veriyor. Son bir çabayla AKPKK-MHPKK suç, terör ve ihanet ittifakını iktidarda tutmaya çabalıyorlar. Hiçbir şey de yapamazlar. Kendilerini zor ayakta tutuyorlar. Bunların palavrarına kimse inanıp kanmasın. Boş yere vakit harcamasın. Şöyle Çin, böyle Çin palavraları çöktü, kimse boş yere kendini kandırmasın. Şu anda Alibaba bu manevrayı bile Biden’ın içinde bulunduğu grubun talimatlarıyla yapıyor. İstanbul’la restleşen Çin, en az bir yıldır yerlerde sürünüyor.
Şartlar böyle olmasına rağmen ben, dünyada başka hiçbir tarafın elinde bulunmayan çok ileri teknoloji ile, çok sık olarak Alibaba Grup’u darbeleyeceğim. Bundan sonra Alibaba Grup ve onunla iş tutanlar (Çin içinde olanlar ya da dışında olanlar, hiç fark etmez), daha büyük darbelenecekler. Rezil olmaya doymayacaklar. Yaşananları, olduğundan farklı göstermenin yollarını bulamaz olacaklar.
Ölenler, sakatlananlar, hastalıklardan kurtulamayanlar… Yanan depolar, ürünler, araçlar, gemiler, uçaklar… Bozulan bilgisayar ve veri tabanı sistemleri… Deposunda yanan kağıtlar, evraklar, nakit paralar… Hepsini ve daha fazlasını şu andan itibaren göreceksiniz/duyacaksınız.
Ben söylemiş olayım, isteyenler siyasi ve mali kararlarını hemen buna göre gözden geçirsinler. İsteyenler de yine bana itibar etmeyip oyalansınlar ve yaşasınlar, görsünler, çöksünler, ölsünler. Neticede burası imtihan dünyası, herkesin hür iradesi var.
Amazon da batmak üzere. Bir süre sonra Netflix de batacak.
You know, there was a democratic republic regime in the USA? Did Barack Obama, not Biden, become a candidate in the last election and win, but the American people and humanity were unaware of it?
Who gives Obama the right to pretend still to be the President of the United States and to bark orders from the official institutions of the United States? Could someone explain to me who the actual President of the USA is? Mr. Bidon and Mr. Kamala are what, who, and what. Everyone understood that they were not in the service of the American people, but to whose benefit are these two and their gang? What kind of system and organization is there?
All humanity already knows that in the last elections in the USA, all kinds of tricks and unlawfulness were committed before the eyes of the world, that the Biden/Kamala gang was supposed to have won the elections, and that these two were sitting in those offices unlawfully. The American people will eliminate the Biden/Kamala gang that betrayed the United States and strives to harm all humanity, but why does Obama intervene every time? According to what law, what official authority? Does the US have unknown, undeclared laws, and institutions? Who is Obama, and who does he serve? Obama is acting like the President of the USA entirely unlawfully and is pouring instructions on official institutions and officials, but why do all institutions and officials obey Obama, based on what law? Is there a state system within the state in the background or a secret gang that has taken over the official authorities, just like in Turkey? Is there the same secret and treacherous gang/organization behind the so-called social networks, in front of the eyes of the world, that unlawfully slammed the world against Trump from the very beginning and that they acted above all state institutions? Does the USA need a “homeland rescue operation,” too?
Are the democratic preferences of the American people stolen and taken away during the election, and are they not enough and are now being usurped over and over again over Obama’s actions? Who else is in the gang that Obama is in? Is there a justice system that exists in the USA? Will they look into these issues, or have they come entirely under the command of gangs like Turkey’s justice system?
Is it time to “export democracy to the United States”?
Her türlü kara para işlerinde faaliyette olan gizli Yahudi Suç işleri bakanı Solomon Soysuz’a çıkıyor.
Bir mafya anası olan, organ ve insan kaçakçılığına kadar her şeytani işi yapan gizli Yahudi Meral Akşener’e ve İYİ Parti denilen organize suç, terör ve ihanet örgütüne çıkıyor. “Susurluk”a da yol çıkıyor.
Çok sayıda millet vekili ile bakana, çok sayıda eski millet vekilleri ile bakanlara çıkıyor. Mason tarikatının çok sayıda mensubuna çıkıyor.
Fuhuş başta olmak üzere her türlü kara para ve ayrıca ihanet işlerinde faaliyet gösteren, mason ve gizli Yahudi Adnan Oktar’ın lider gösterildiği, en tepede İsrailli Sanhedrin hahamlarının yönettiği organize suç, terör ve ihanet örgütüne çıkıyor. Kamuoyunda bilinen adıyla “Adnan hoca tarikatı”na ve yine mason tarikatına çıkıyor.
Sezen Aksu’dan, Acun Ilıcalı’dan, Şeyma Subaşı’dan, “trans birey” denilen ünlü kişilerden tutun da çok sayıda ünlü oyuncu, sanatçı, müzisyen, manken v.s. kişilere çıkıyor.
Mason tarikatına, satanist tarikatlara, misyoner tarikatlarına, ünlü kişilere kanca takıp onların her şeylerini yönlendirmek suretiyle milletin dini, milli, ahlaki değerlerine savaş açmış irili ufaklı tarikatlara çıkıyor.
Türkiye’nin, ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in, Avrupa ülkelerinin hatta birkaç koldan da Rusya ile Çin’in gizli servislerine ve Türkiye’deki sözde büyük elçiliklerine çıkıyor. Çok sayıda gizli servisle, onların kontrolündeki terör, fuhuş, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, şantaj, ihanet, casusluk ve cinayet çetelerine çıkıyor.
Türkiye’deki sözde “Türk”, özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basın ve medya örgütlerine çıkıyor. Tıka basa çift kimlikli omurgasız vatan hainleriyle dolu olan CNN Türk’e, Haber Türk’e ve benzerlerine çıkıyor.
Yabancı ülkelerin “derin odaklarından” ve gizli servislerinden aldıkları talimatlar icabı bir an evvel Türk erkeklerini ibneleştirmek için faaliyet gösteren, bu maksatla kendilerine verilen paraların bir kısmını ibneleştirme ve cinsiyet değiştirme faaliyeti kapsamında dağıtan kişilere çıkıyor. Sosyal mecralarda “uygun” gördükleri genç erkeklerle tanışarak “Seni trans yapalım, cinsiyetini değiştir. Bütün masrafları bizden. Şu kadar da para, arkası da gelecek” diyen ahlak ve insanlık düşmanı satanist örgütlere çıkıyor.
“Kadın haklarını savundukları” iddiasıyla faaliyet gösteren, yine malum devletlerden, gizli servislerden ve mason tarikatından talimatlar alan, paralar alan, eğitimler alan ve milletin huzurunu bozmaya, aile kurumunu yıkmaya çabalayan suç örgütlerine, sözde STK’lere çıkıyor.
Çeşitli insanlık dışı hilelerle, tuzaklarla ellerine düşürdükleri genç kızlara ve kadınlara zorla fuhuş yaptıran hatta bunların bir kısmını başka ülkelere gönderen suç örgütlerine çıkıyor. Küçük kız ve erkek çocuklarını kaçırarak satan ya da zorlayarak fuhuş yaptıran sübyancı çetelerine çıkıyor.
Sabahtan akşama kadar Türk ve Müslüman rolü oynayarak bir yandan da devlete, millete, bütün insanlığa zarar verecek faaliyetler, sinsilikler, ihanetler yaptıktan sonra, akşamları ya da geceleri gizlice toplanarak satanist ayinleri yapan, bu ayinlerde hayvanları ve insanları acımasızca parçalayan ve insan kanı da içen ünlü ya da ünsüz çok sayıda kişiye çıkıyor. Aralarında her meslekten, her kurumdan, her faaliyet sahasından kişiler var. Emniyet amirleri, istihbaratçılar, savcılar, hakimler de var.
Gerçek sahibi CIA olan o meşhur sosyal mecralarda ve Youtube’da faaliyet gösteren, kendilerini Türk ve Müslüman olarak gösteren ama her gün türlü türlü yollarla nüfuz casusluğu yapan, Türk milletini başka devletlerin, gizli servislerin, terör örgütlerinin, mafyaların ve mason tarikatının menfaatine olacak şekilde kandıran, dolduran, yönlendiren ya da fikirlerini, inançlarını baskı altına alan kişilere, suç teşkilatlarına çıkıyor.
Ayta Sözeri diye bilinen kripto ve namussuz herife de çıkıyor. Sadece bu herif konuşturulsa, sadece bu herif soruşturulsa bile işin arkasından fuhuş, fuhşa aracılık ve yer temin etme, zorla fuhuş, dayak-işkence başta olmak üzere türlü türlü insanlık dışı işleri ve ihanetleri organize şekilde yapan, bir an evvel bu milleti daha da acılar içinde, sorunlar içinde, maddi ve manevi felaketler içinde bırakmak isteyen suç ve ihanet örgütlerine çıkıyor. Oradan yine ABD’ye, yine Avrupa ülkelerine yine İsrail’e, yine İngiltere’ye çıkıyor.
Anlatmaya devam etsem, yazılı değil, sesli olarak onlarca saatte anlatıp özetleyebileceğim kadar insanlık dışı işler yapan, organize şekilde hareket eden, yurt içi ve yurt dışı kolları olan bir sisteme yani Ankebut Ağı’na çıkıyor.
Bu sistem, türlü türlü kara para işlerini, sadece mensuplarını zengin etmek, lüks içinde yaşatmak, bu yolla da her zaman bol bol mensup bulmak, para ile ayakta tutmaya çalıştıkları İsrail’i ve batı ülkelerini desteklemek için yapmıyor. Bu sistem, mümkün olan en kısa sürede bütün insanlığın dini, ruhi, cinsi yönlerden sapıtmasını, yoldan çıkmasını, Şeytan’a uymasını istiyor. Çünkü sistemin temelinde satanistlik var. İnsalığın tamamına düşmanlık var. İblis’e yaranmak, onun gözüne girmek, cinler alemine hizmet etmek var. İblis’in emirlerini yerine getirmek var.
İşte böyle şeytani bir sistemin, kendi içinde de farklı gruplar var. O gruplardan biri de Ezber bozan Akademi grubu… O Hakan Tunç bir konuşturulsa, TEM’in kameraları karşısında bildiklerini bir anlatsa, ABD Başkanı bay Biden ve başkan yardımcısı bay Kamala bile o koltuklarında duramazlar. Devletimiz, yapılması zaruri ve öncelikli olan operasyonu şu Hakan Tunç’tan ya da Hakan Yedican’dan başlatarak yapsa, sadece Türkiye’de değil, eş zamanlı olarak dünyanın onlarca ülkesinde de siyasi, adli ve askeri depremler olur. Her yer aylarca, yıllarca sarsılır. Dünya hızla başka bir dünyaya, insanca yaşanabilecek bir dünyaya döner. Meydana çıkan inanılmaz şeytanca işleri duydukça ruh sağlığı bozulan, travma geçiren yüz milyonlarca insan olur.
Bir pim var ya elimde, sadece bir pim… İşte o pim bu dünyayı o yöne döndürmeye yeter. Lakin bütün cihan, bütün alemler bir araya gelseler, Mfs’yi yolundan döndüremezler, korkutamazlar, caydıramazlar ve mfs’yi öldüremezler. Yakarsa bu dünyayı sadece Mfs yakar ve yakacak.
Anca mı görmüş şu gören kör? İşine gelince nasıl da görüyor ve yazıyor.
Son zamanlarda dünyanın dört bir yanındaki metafizikçiler/medyumlar, astrologlar aynı rolü oynuyorlar. Akademi Dergisi’ni dikkatle takip ediyorlar. Anlatılan, yapılacağı söylenen şeyler somutlaşmaya, kısmen yapılmaya başlayınca hatta geri dönülemez safhaya gelmeye başlayınca… Artık akılla, mantıkla da emin oluyorlar ve sonra ‘öngörü’ gibi, astroloji gibi, rüya tabiri gibi göstererek yazıyorlar ya da konuşup anlatıyorlar. Müneccimsen, astrologsan, kahinsen ya da her ne isen, baştan görür yazarsın… Aylar, yıllar öncesinden yazarsın. Olmaz böyle şey…
Bu konularda Akademi Dergisinde kaç tane yazı yazılmış, kaç sesli paylaşım yapılmış, kaç tane atar var, ayar var, kaç rüya tabiri yapılmış, kaç karar alınmış, kaç kere saha yönlendirmesi yapılmış, restleşmeler yaşanmış, kaç siyasi hamle yapılmış, dünyada neler neler yaşanmış ve mevzu nerelere gelmiş, hepsini takip ediyorlar da neler olacağını şimdi biraz biraz yazıyorlar, söylüyorlar. Uyanıklar… Sanki Biden’ın sübyancı bir cinsi sapık olduğu, rüşvetçi olduğu, vatan haini olduğu, seçimlerde hile yaptığı v.s. daha önceden bilinmiyordu… Sanki daha önceden bunların delilleri yoktu. İnsana sorarlar, “Neden şimdi, neler dönüyor? Asıl mesele sübyancılık ve diğer suçlar mı, yoksa başka birileri bir şeyler mi çeviriyor?” derler. Kahin olmaya gerek yok bu sorulara doğru cevabı çoktan vermek için… Dürüst olmak, namuslu olmak ve Akademi Dergisini takip etmek yeterli “İstanbul Washington’ı deviriyor” demek için…
Dağdaki çobanlar bile anladılar ki Biden ve Kamala çetesini çok yakında devireceğiz hatta devirdik de boşuna direnip uzatmaları oynuyorlar. “Pislik çıkartmayın” da dedik anlamıyorlar, biz sükuneti muhafaza ederek yol alıyoruz. ABD’yi istediğimiz şekle sokacağız ve dünya genelinde büyük dalgalanmalara da sebep olacağız. Dünyanın siyasi, askeri, mali dengelerini yeniden yazacağız, belirleyeceğiz. Hep söylediğim ya da yazdığım gibi, bu süreç çok gürültülü, sancılı olacak. Bütün dünya genelinde karışıklıklar olacak. Arada kan da dökülecek ve vebali üstüme olmasın diye de ağırdan aldım süreci, defalarca ikazlar yaptım.
Şunların yaptığı işe bir de ‘öngörü’ diyorlar. Ne öngörüsü, ‘songörü’ bu son… Nerede görülmüş en son kahinlerin, astrologların gördüğü, yazdığı, anlattığı… Kahinlerin, astrologların da ayarları iyice kaçtı. Dünya o kadar hızla tersine dönmeye başladı ki onlar da ne yapacaklarını bilemez oldular. Dünyanın onlarca hükumeti, gizli servisleri ve dev şirketleri gibi…
Takipçimiz olan Türkiyedeki onlarca astrolog ve medyum, Türkiye’de neler yapacağımızı, bir sıkıntılı süreçten sonra Türkiye’nin nasıl şahlanacağını anlattılar. Bazıları projelerden bile biraz bahsettiler. Benim adımı veremeden epeyi bir anlattılar, ne söylediysem aynını ya da çok benzerlerini söylediler astroloji diye diye… Lakin iş ABD’ye gelince dut yemiş bülbül kesildiler. ABD hususunda söylediklerimi, yazdıklarımı, “yapacağım” dediklerimi anlatmak istemediler, istemiyorlar. Çok üstüne gidilen ve sorular sorulan bazıları ise üç-beş yuvarlak cümle ile konuşup geçiştirdiler. Çünkü Türk değiller, Müslüman da değiller, çift kimlikle yaşayan omurgasız sürüngenler… ABD’ye Türkiye’den çok kıymet veren kişiler. Bazıları ise üç buçuk moduna da geçtiler. Anlatmaya cesaret edemediler. İçinde bulundukları milletler arası satanist sistem yani Ankebut Ağı, onları da bir çırpıda siler atar hatta gömer geçer.
Bir de öyle bir hal oldu ki son bir ay içinde, astrologlar, gördükleri ve daha önceki tecrübeleriyle kesinlik seviyesinde doğru yorumladıkları öngörüleri bile anlatmaktan çekiniyorlar. “Dur bakalım, Akademi Dergisinden gidişatı iyice anlayalım, ne yapacaklarını anlayalım, planlarını anlayalım, yayınlarının üzerinde tekrar tekrar çalışalım, ona ters ise elimizdeki bu bilgiyi vermeyelim, konuşmayalım, mahcup oluruz” diyorlar. Akademi Dergisinde yazılanların tamamen hakikat olduğunu, söylenenlerin yapıldığını, yapılacağını kesinlik seviyesinde biliyorlar. Ters düşmenin ahmaklık olacağının, çok yakında rezil olacaklarının farkındalar. İki arada, bir derece kaldılar.
Şu kendine Kızıl Deli Kahin diyen ‘gören kör’, kalbi kör şahsın gördüğü gemi de biziz. Görülen gemi, tren, otobüs, uçak gibi toplu ulaşım vasıtaları, bir hedef/dava için bir araya toplanmış insan gruplarını, teşkilatları, ekipleri temsil eder. Bazen de resmi teşkilatları, gizli servisleri, orduları temsil eder. Deniz de devlet otoritesi ve devlet sistemi demektir. Dünya genelinde her gün daha da büyüyen dev gibi teşkilatımız, yıkıcı güce sahip teşkilatımız, şov yapmadan sakince ABD’yi silkelemeye çoktan başladı, çok kısa süre sonra da şekle sokacak.
Evet, İstanbul çok yakında Washington’a diz çöktürecek. Görüp görüp de açıkça anlatamadıkları şey bu… Ben bombanın pimini çekmek dediğim şeyi, en doğru/isabetli gördüğüm zamanda yapacağım ve bu iş kısa sürede bitecek. “Gece güneşi” başlığı ile yayınladığım rüyam da bunu önden haber verdi. “Önce ABD mi Türkiye mi emin olamadım” demiştim. Herkes anladı, emin oldu ki önce ABD…
Öyle bir yakın gelecek var ki önümüzde, Bay Biden ve Bay Kamala’nın yerine gelecek olan yeni ABD idaresi, İstanbul’la ters düşemeyecek. Dünyaya yön veren kararlar hep İstanbul’da alınacak. Bu sarsıcı gerçek, İçimizdeki İsrail’in, İçimizdeki Ermenistan’ın kahinlerini, astrologlarını da kahrediyor. Kabullenmek, anlatmak istemiyorlar. Hatta bu konuyu duymak bile istemiyorlar. Bu nedenle gören körler. Gözlerin kapatılmasıyla, görmek istememekle hakikatlar, yaşanacaklar değişseydi, bu kişiler muzaffer olurlardı. Lakin, kısa süre önce yazdığım gibi, artık Ankebut Ağı köprüden önceki son çıkışı da kaçırdı, yıkıldı, bitti, bir daha doğrulamayacak.
Eee, ne yapıyoruz şu ABD’nin batı tarafındaki devasa çölleri? Oraları kısacık sürede yeşillendirmenin, bunu yaparken akıl almaz miktarda enerji üretmenin, besi hayvanları yetiştirmenin vakti gelmedi mi? Altındaki Yeşillerin, Grilerin üslerinden çekinenler varsa, çekinmesinler. Ben o kısmı da halledeceğim.
Suriye meselesinde hala Kraliçe’nin, dolayısıyla satanistlerin yani İblis’in taleplerini yerine getirmek isteyenler var. Memleketimiz dahilinde ve haricinde bir organizasyon hala bunu gerçekleştirmek, ordumuzu Suriye’ye göndermek istiyor. Karşımızda bunu denerken verdikleri kayıplar, oyundan düşen adamları, bu organizasyonu daha da sinirlendirdi ve öfke kontrollerini kaybettiler. Kelimenin tam manasıyla saçmalıyorlar. Yapamıyorlar, çoktan rezil oldular, çoktan ve kesinlikle kaybeden taraflar oldular ama pislik çıkartıyorlar.
Batmak üzereler. Suriye operasyonunun bir an önce başlatılması için işlerin hızlandırılmasını istiyorlar. ABD de İngiltere de daha başka Ankebut Ağı ülkeleri de devasa mali sorunlarla boğuşuyorlar. Otorite sorunları da çok fazla. Çok itibar da kaybettiler. Adamlarına da söz geçiremiyorlar. Acil olarak kara paralara ve güç gösterilerine ihtiyaçları var. Suriye’de de sıkıştılar ve acilen askerlerimizin emirlerine verilmesine ihtiyaçları var.
Şu anlarda Tayyip etkisiz eleman. Suriye’ye girmenin kendisi için ne demek olduğunu çok iyi biliyor, girmek istemiyor ama istemese de bu baskıya karşı koyabilecek gücü ve şartları yok. Sağlığı iyi değil, istihbarat gücü iyi değil, etrafı hain dolu, onu ayakta uyutuyorlar. Çevresinin nasıl kuşatıldığını, o hainlerin ilk fırsatta önce kendisini öldüreceğini ve ülkenin idaresini açıkça ele alacaklarını sanki bilmiyor ya da bunu idrak edemiyor gibi bir hali var. Öyle ise iş bana düşüyor. Ankara hükumeti ülkeyi koruyamıyorsa da İstanbul dimdik ayakta ve her şeyin farkında…
Şuradan dünyanın önde gelen bütün satanistlerine rest çekiyorum. Başta da o Kraliçeye ve onun kuklası Biden’a ve o devlet denemez İsrail’e… Benim ordumu, benim iznim ve emrim olmadan Suriye’ye göndermeye teşebbüs eden her haine, milletimiz adına birer kurşun hediye edeceğim. Bu topraklar üzerinde Kraliçe’ye piyonluk yapan herkesi, başta da o Hulusi’yi ve kuvvet komutanlarını ayaklarımın altında ezeceğim.
Ayrıca Kraliçe tarafının sinsi hesapları/oyunları da var. Kontrolsüz ve onların işine gelecek şekilde ayağa kalkmamızı, ülkemizi karıştırmamızı ve Tayyip’i devirmemizi bekliyorlar. Arka planda türlü türlü sinsilikler ve planlar var. Suni afetler, işgal denemeleri, tahammül edilemez seviyede mali kriz ve açlık ve daha türlü türlü çılgınlıklar çalıştılar. Fırsatlar kolluyorlar. Kaybetmişlerken, bu şekilde kazanan taraf olabileceklerini, üste çıkabileceklerini düşünüyorlar. Kendilerini kandırıyorlar. İstanbul’un istihbarat gücünü de cesaretini de dahiyane siyasetini de dünya üzerindeki bütün taraflar tekrar tekrar zaten gördüler.
Bu gece bu ülkenin vatanseverleri uyumayacaklar. Önümüzdeki günlerde de kimse uyumayacak. Her nerede hala Kraliçe’ye çalışan, hala ordumuzu Suriye’ye göndermeye çalışan hain varsa, en tepeye kadar hepsini etkisiz hale getirecekler. Tekrar ediyorum, toplu bir hareket olmayacak, tek tek infaz edilecekler. Hesabını sorabilecek biri mi var, devleti muhafaza etmeyi ve aleni şekilde ihanet edenleri etkisiz hale getirmeyi suç göstermeyi deneyecek birileri mi var, ben buradayım. Hepsini beklerim.
En açık şekliyle bir daha yazıyorum, dikkat edilsin. Türkiye’de Tayyip’in hükmü geçmiyor. Pek çok siyasi/idari, askeri yetkililer, Tayyip’i takmadan hareket ediyorlar.
For a few days, military planes could not be flown, and today hundreds of civilian passenger planes cannot fly. Thousands of their pilots have been hit, and their planes are constantly breaking down. As the number of technical personnel, vehicles, devices, and institutions that have problems with each passing day will increase, giant problems will arise in other parts as well. Information systems will also collapse in the coming days. Servers and databases will be damaged. Power stations will stop. Their submarines will sink. Private companies will fall into as miserable situations as public institutions. The damage will not be so small that it can be calculated immediately.
There will be fires and collapses in all places in the country where money is made, as well as in all places where people are ruthlessly slaughtered, worshiping the Devil, rituals, and spells. The whole world will see more clearly whether the United States of America is a “superpower” or an “inflated balloon” by Jews, masons, and Satanists. The whole world will see the power of the Turk. The whole world will see where the smoky brain operation will go.
The USA, which insists on standing in front of Istanbul, and the USA, which is the ‘hands-free tong’ to the Queen, will continue to pay a heavy price. Those who dare to confront me in Syria, Iraq, Iran, Cyprus, the Aegean islands, or the mainland of Greece, whether it is the United States, England, Israel, Russia, or China, whether all these I will bury it in its dark pages. I will show the whole world that they will kneel even in the metaphysical war part. Then I will march against them with my armies. I would not recommend at all that civilians in these countries prefer aircraft at this time.
I will see who is imprisoning, exploiting, assimilating, stealing their taxes, making them look at more than 10 million dishonorable free-riders in the Turk’s homeland. The hand that reaches the right of this nation, whether it is a freemason reaching the religion, customs, customs and morals of this nation, whether it is Jewish, Russian, Chinese, American, English, German, whether it is whoever’s the hand I’m going to cut off those hands to show them off. I will rip out the internal organs of those who interfere in the internal affairs of this country from their mouth, and then I will circulate their carcasses in the squares.
I hereby declare it to the whole world. In a day or two at most, Turkey and its surroundings will be very mixed. The Turkish nation will rise. It will start from the treacherous government, and continue from the people who preferred to be an officer of the government instead of being a military officers, in the army, in the police force, in the judicial authorities, and then all of them, up to the supposed diplomatic representatives of foreign countries here, will be detained, collected and taken, or a bullet will be given to those who resist.
Not a single person from the so-called refugees will be left within our borders. We will fire those who are supposedly given citizenship from the very beginning. Even though I don’t want it to be so, tens of thousands of people will surely die. There will be no discrimination against Syrian, Afghans, Pakistani or African. There will not be a NATO base, a US base, or even a NATO radar on these lands. It’s my word to tell… Whoever wants it should respect it and do what is necessary. Anyone can do what they want. It came up to our throats and overflowed. Let the traitors who are afraid of their lives reach the Queen immediately. Let’s see how we will take these traitors, black money makers, rapists, child and women smugglers, organists, drug smugglers, stalkers…
Gece gece canım sıkıldı. Metafizik çatışmaların da hiç tadı kalmadı. Sahada çatışma gücüne sahip düşman unsur kalmadı. Öyle ki Hindistan’ın ve Çin’in büyücüleri, medyumları ve bunlara çalışan cin kabileleri dahi günlerdir, gecelerdir eridiler, yıkıldılar. Oysa onlar son ümitleriydi. Dünyanın dört bir tarafından tek tük kalan metafizikçiler, varlık göstermeye çalışıyorlar. Sahayı boş göstermemeye çalışıyorlar. Onların da işi bana kalmıyor, ekibim hallediyor, gerekli karşılıkları veriyor. Karşımızda dünya genelinde tesis edilen bir seferberlik daha sonuç alamadı. Bundan sonra almalarına ihtimal de kalmadı.
Ben de zaten her sahada her işimi çoktan ayarladım, hazırladım ve gece gece uğraşacak iş de bulamadım da tuttum bir film senaryosu yazdım. Çalakalem, dakikalar içinde yazdım geçtim ama senaryonun içinde neler neler var. Devletler, hükumetler, ordular, entrikalar, uzaylılar, aksiyon, yüksek bilim ve teknoloji, casuslar, robotlar, masonlar, patlamalar, bombalamalar, hainler, kin, nefret, intikam, satanizm ve dahası…
Böyle bir senaryoyu özetle yazmak çok zor iş ama denedim, oldu gibi…
Kaba hatlarıyla senaryo şöyle:
Bir biyonik robot olan, yeşillere çalışan ABD başkanı Biden, yine bir biyonik robot olup da yeşillere çalışan Rusya başkanı Putin’le danışıklı dövüşür. Günler boyunca peş peşe dikkat çekici açıklamalar yaparken, gün gelir “O Putin artık iktidarda kalamaz” şeklinde açıklamalar da yapar ve sonraki günlerde de arkasını getirir. Dünya bu açıklamalara çok şaşırır. Arkasından daha ne gelecek diye bakarlar, beyin fırtınaları yaparlar, ihtimal hesapları yaparlar ama çok yaklaşsalar da asıl gerçeğe, sahada aslında neler döndüğü bilgisine ulaşamazlar.
Biden’ın “Yeni dünya düzeni kuruluyor. Hepimiz tek bir kralın emrine girmek zorunda kalabiliriz. Ortak düşmanımız olan o şahsa ve teşkilatına karşı birlikte hareket etmeliyiz.” şeklindeki açıklamasından ve perde arkasında hükumetlere/liderlere yaptığı tehditlerden kısa süre sonra, Biden’ın öncülüğünde devletler arası bir askeri organizasyon harekete geçer ve Rusya’yı baskı altına alır. Kara ve hava çatışmalarından ziyade deniz savaşlarını tercih ederler. Türkiye’nin boğazlarından donanmalarını da geçirirler. Bu kısımda Türkiye’deki masonlar da etkili olurlar. Ruslar buna çok kızmış rolü oynarlar. Dünya insanlığını çok sarsan karşılıklı restleşmeler, kurulan onca ağır cümleler herkesi şaşırtır. “Üçüncü dünya savaşı mı çıkıyor” tartışmaları, dünyanın dört bir yanındaki devletlerdeki TV kanallarında saatlerce yapılır ve izlenir. Gazetelerde ve haber sitelerinde toplamda yüz binlerce köşe yazısı yazılır.
Sonunda ABD ve Rusya donanmaları Karadeniz’de karşı karşıya gelir. Karşılıklı top atışları yapılır. Numaradan birkaç ABD gemisi batırılır, birkaç asker kaybı yaşanır. Saha şartları ayarlanır. Aynı anlarda, bu danışıklı dövüşün oyuncuları arasında Türkiye’den yetkililer de olur.
Bir biyonik robot olan Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar da rolünü oynar. Ruslar, ABD’nin ve ABD öncüğünde hareket eden ülkelerin kendilerine bu zararları vermesinde Türkiye’nin mühim bir rol oynadığını ve bunun kabul edilemez olduğunu en sert şekilde açıklarlar. Hulusi ve çetesi ise Rusların damarlarına basan açıklamalar yaparlar.
Bu yetmezmiş gibi ABD donanmasına ait birkaç askeri gemi Türkiye’nin Karadeniz kıyılarına yanaşmak, sığınmak zorunda kalır. Türkiye’nin gayr-i meşru hükumeti bu sığınmaya da izin verir. Dikkat çekicidir ki bu gemiler Türkiye’de batı Karadeniz kıyılarına yanaşırlar. Sonra Rusya ABD’ye ve Türkiye’ye karşı aşırı sinirlenmiş rolü oynar. Önce, o güne kadar danışıklı dövüşler sergileyerek milyonla sivil insanı organ ve fuhuş mafyalarına sürükledikleri Ukrayna’ya çok sayıda füzeler atarlar.
Sonra hatlar daha da gerilir. Yavuz ve Midilli gemileriyle geçmişte sergilenen danışıklı dövüşün çok benzeri bir kez daha sergilenmeye devam eder. Rusların “Yakarız, yıkarız, vururuz” seviyesine gelen restlerine, açıklamalarına karşı, Biden da “Yakamazsınız, vuramazsınız, yıkamazsınız” tarzında kışkırtmalar yapar. Yine bir biyonik robot olup da içinde yeşil uzaylı bulunan ABD Savunma Bakanı Austin de o anlarda Biden’ı destekleyen, Rusları kışkırtan, Türkiye’yi ateş hattına atan açıklamaları üst üste yapar. Yine biyonik robotlar olan Putin, Şoygu, Lavrov, Peskov, Zaharova, Macron, Scholz, Stoltenberg, Ursula, Elon Musk, Bill Gates gibi kişiler de yangına körükle koşarlar. Herkes rolünü kusursuz oynar ve bu sayede planlarının son kısmına gelirler. Planın buraya kadar olan kısmı, son kısmının görünür sebeplerini/mazeretlerini oluşturmaya dönüktür ama son kısmı gerçekten de küçük bir kıyamet kopartmaya dönüktür.
Dünya insanlığı danışıklı dövüşü seyrederken, neler olacağını bilemezken, Batı Karadeniz taraflarına uzun menzilli Rus füzeleri atılır. Görünürde bu füzeler Batı Karadeniz açıklarındaki ABD ve müttefiki ülkelerin deniz unsurlarını hedef almakta, Türkiye açıkça vurulmamaktadır. Lakin bu da bir oyundur. Rusya ile danışıklı dövüşen ABD hükumeti/yetkilileri, o anlarda bir nükleer denizaltıyı o bölgede bulundurur. Nükleer denizaltının kasten vurulması sağlanır.
Söz konusu nükleer denizaltının patlamasından kısa süre sonra, patlama neticesinde oluşan yüksek basınç rüzgarı ve yakıcı sıcaklık, İstanbul’un ve Sakarya’nın Karadeniz kıyılarından içeriye doğru girer ve Tüpraş İzmit tesisi dahil olmak üzere bölgedeki pek çok tehlikeli tesisi, depoyu, boru hatlarını infilak ettirir. Çok ilginç ve daha önce kimsenin aklından geçmeyecek şeyler de yaşanır. Nasıl oluyorsa eş zamanlı olarak bölgede deprem de olur. Tüpraş’ın patlamasıyla birlikte İzmit körfezinden başlayan peş peşe patlamalar Gebze, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe hattı boyunca devam eder. O anlarda Büyük ada başta olmak üzere civar adalarda da patlamalar olur. Felaket bu safhaya gelmeden önce bile yüzbinlerce sivil insan çok feci şekillerde can verir. Aralarında ne kadarının bebek, çocuk, kadın ve hamile kadın olduğunu kesin şekilde bilmek asla mümkün olmayacaktır.
Dünyada çok sayıda TV kanalı, yayınlarını keserek son dakika gelişmesi halinde bu yaşanan facianın haberini verir. Dünyanın dört bir tarafındaki biyonik robotların en üst yöneticilerinden biri olan İngiliz Kraliçesi rolündeki biyonik robot, adamlarına “Müthiş bir gösteriydi” der.
Seyirciler filmin hazin bir sonla bitmesine kendilerini şartlandırmışken, filmin sahneleri devam ettikçe üst üste sarsılırlar ve şaşırırlar. Bütün bunların yapılacağını önceden bilen, Türkiye merkezli ve devletler arası bir teşkilat meydana çıkar. Öylesine dahiyane bir planla, o kadar cesurca ve organize şekilde hareket ederler ki danışıklı dövüşen tarafları, kısacık sürede kazdıkları kuyulara düşürürler. Yaptıkları müdahalelerle dünyanın önde gelen onlarca ülkesinde peş peşe halklar ayaklanır, iktidarlar yıkılır, liderler devrilir, darbeler olur, yargılamalar olur. İdam cezaları alanların sayısı kısa sürede içinde bile on binleri bulur.
Dünya insanlığı büyük bir nefretle mason, yahudi ve biyonik robot avına çıkar. Bunların kontrolündeki milletler arası teşkilatlar hemen feshedilirler. Türkiye’de yaşanan facianın hemen ardından ABD’de Biden-Kamala çetesinin devrilmesi, onun hemen ardından Rusya’da Putin çetesinin devrilmesi ise izleyiciyi şok eder ama o anlarda ya da film bittiği anda hiç kimse “Yok, o kadar da olmaz. Bu mantık dışıydı. Bu sahneler gerçekçilikten uzaktı” diyemezler. Filmin bu kısımları da izleyiciyi ayrıca ve üst üste sarsmaya devam eder.
Birkaç yıl içinde dünya düzeni tamamen değişmiş ve dev bir devrim gerçekleşmiş olur. Yeni dünya düzeni kurulur. Dünyanın yeni merkezi, yeni lideri Türkiye olur.
Ukrayna’daki savaş oyununun, danışıklı dövüşün arkasında insanlık dışı kara para işleri var. Organ işleri, uyuşturucu işleri, insan kaçakçılığı işleri var. Bunun arkasında Ukrayna ve Rusya’nın siyasi ve askeri yetkilileri de var. ABD’den Biden-Kamala tarafı da var. AB’den taraflar/ülkeler/liderler de var ama hepsinin arka planında ve en merkezinde, her zaman olduğu gibi İsrail var.
İsrail hem bir işgal devletçiğidir, gayr-i meşru, hem de satanist yani insanlığın düşmanı bir kara para devletçiğidir.
Bu güne kadar da çeşitli hilelerle, kandırmalarla, resmiyette ve haber akışlarında başka türlü gösterilerek Ukrayna’dan milyondan fazla Ukrayna vatandaşı çıkartıldı, kaçırıldı. Bunlar, arada başka devletler, liderler ve gizli servisler bulunuyor olsa da en arka plandan İsrail’in organize ettiği, yönettiği organ ve fuhuş mafyalarına, beyaz kadın ticaretine kurban oldular. Ukraynalı yetim çocuklardan on binlercesinin öldürülmesinden de İsrail sorumludur. Zamanında Ukraynalı bazı yetkililer, onbinlerce Ukraynalı çocuğun izini sürdüklerinde en son İsrail’e ulaştılar ve o çocukların İsrail’de yok olduklarını, öldürüldüklerini belirlediler.
Son zamanlarda Taliban üzerinden Afganistan merkezli ve çok büyük bir kara para fırtınası estirmek istediler, bozduk. Çin, kendi vatandaşlarından yaklaşık 14 milyon kişiyi yalan resmi beyanlarla ve kandırmalarla sözde karantinaya aldı, organlar hemen çalınmaya başlandı, bozduk. Tekrara girmeyeceğim, neler neler denediler ve hep bozduk. Şimdi, İsrail’in merkezde bulunduğu bir sistemle kara para işleri yapan bu devletler/yetkililer, son çare olarak Ukrayna’yı karıştırdılar. Ukrayna’da kara para için ortalığı kasten karıştırmaktan, insanların mülteci düşmesini sağlamaktan, bu kısımda dünya kamuoyunda danışıklı dövüşmekten başka bir şey yok. Özel askeri operasyon dedikleri şey bile yok.
İsrail, dünya üzerindeki bütün acıların, vahşetlerin, terör örgütlerinin, zulümlerin, katliamların, zehirlemelerin, gıda terörünün, sözde psikiyatrik ilaçlar üzerinden yapılan soygunların, ahlaksızlaştırma, namussuzlaştırma, cinsiyetsizleştirme, ibneleştirme projelerinin, her türlü uyuşturucu işlerinin, her türlü büyücülük işlerinin, her türlü kara para işlerinin en merkezindeki şer odağıdır. Dünyanın ve insanlığın bu halde olmasının en birinci sebebidir. Şu anda Ukrayna’nın bu halde olmasının sebebi de İsrail’dir. Ukrayna’nın başındaki kara paracı Yahudi Zelenski de İsrail’in emrindedir.
Onlarca senedir İsrail’in bütün kurum ve kuruluşları, dünyayı felaketlerden felaketlere sürükleyen bu kanlı ve kara sisteminin içinde faaliyettedir. Yani bir bütün olarak İsrail denilen otorite/sistem, buna entegre haldedir, bunun en merkezidir. İsrail’de eski ya da yeni siyasi ve askeri yetkililerin tamamı derdest edilip toplanmalı ve bütün insanlığın şeffaf şekilde canlı izleyeceği yargılamalara tabi tutulmalıdır.
Dünya insanlığı/devletleri de zaten bir seviyeye kadar bu hakikatın farkındadır. Bundan böyle çok daha fazlası insanlığa anlatılmalıdır ve hemen şimdi, hiç vakit kaybedilmeden İsrail’in, başta İsrail vatandaşları olmak üzere bütün dünya insanlığına vermeye devam ettiği zararlara mani olunmalıdır. Bu maksatla hemen İsrail’e gerçek bir “özel askeri operasyon” yapılmalıdır.
Bu sürecin devamında zaten Kraliçe Elizabeth ve çetesi, Biden-Kamala çetesi, Putin ve çetesi, Şi ve çetesi, Scholz ve çetesi, Hamaney-Reisi ve çetesi de ifşa olacak ve devrilecektir. Bunlardan devrilmeyenlere de özel askeri operasyonlar yapılmalıdır. Bunlardan teslim olanlar ise milletler arası yargılamalarda yargılanırlar, teslim olmayanlar da özel askeri operasyon sırasında öncelikli olarak hedef alınırlar ve yok edilirler. Gezegenin, devletlerin, milletlerin, gelecek nesillerin selameti için İsrail’e bir an evvel özel askeri operasyon yapılmalı ve sonrasında onların kontrolünde olan, onların emirleriyle dünyanın çeşitli yerlerinde kasten otorite boşlukları oluşturan, on milyonlarca insanı mülteci durumuna düşüren ve mafyalara kurban olmasını sağlayan diğer ülke liderlerine de operasyon yapılmalı ya da devrilip yargılanmaları sağlanmalıdır.
Bütün tarafların elinde gerekli deliller ve bilgiler var ama “yok” diyeceklerse, “deli saçması bunlar” diyeceklerse, bendeki deliller fazlasıyla yeterler.
Beni meşgul etmeyin, zaten çok meşgulüm. Kimseyle görüşemem. Ben zaten her şeyi planladım, hazırladım ve her şey akışında devam edecek. Öyle ise herkes üzerine düşeni yapsın, devam etsin.
Nedir bu hal? Dost taraflarda da düşman taraflarda da acayip bir hal var. Bu hal olmasın diye her şeyi açıkça da yazdım, daha nasıl yazabilirdim? Ya da aynı şeyleri tekrar tekrar yazmanın gereği var mı?
Tarafların ani karar değiştirmeleri halinde, zamanlar ve detaylar değişebilir ama genel hatlarıyla şu aşağıdakiler yaşanacak:
ABD karışacak. Biden-Kamala çetesi devrilecek
Ardından Rusya’da Putin ve çetesi devrilecek. Ukrayna’daki danışıklı dövüş iyice sarpa saracak. Çok yargılananlar, idam edilenler olacak.
Sıkıntılar Azerbaycan’a da yayılacak. Sonra İran’a da yayılacak. Oralardan bazı sıkıntılar Türkiye’ye de yansıyacak. Bize yansıyan kadarı bile çok yüksek seviyede sıkıntılar olacak.
Yunanistan sert bir tokadı çoktan hak etti, o Osmanlı tokadının suratında patladığını bütün dünya duyacak ve konuşacak. ABD ve NATO bile sadece izleyip kalacak. Çevremizdeki adaların çoğu el değiştirecek ve bir kısmı silahlandırılacak. Savunma maksadıyla kullanılacak.
Suriye’den de Türkiye’ye yüksek seviyede sorunlar, sıkıntılar yansıyacak.
AB ve NATO teşkilatları içindeki bölünmeler, ayrışmalar netleşecek. Bu da Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında denge değişmelerine sebep olacak. Bu nedenle de Türkiye’de bazı dengeler değişecek.
Korona oyunlarını bozduk, benzerlerini çıkartmayı, yaymayı deneyecekler.
İstanbul boğazı nedeniyle büyük bir kriz yaşanacak. Tayyip’in ve çetesinin, gölgelerinden bile korkar halleri, vatana ve millete ihanet hırsları, boğazlar konusunda restleşmeler yaşandığında, Türkiye’nin büyük sıkıntılar yaşamasına sebep olacak. Büyük, çok büyük sıkıntılar olacak.
Bu değişen dengeler arasında, Ruslara çalışan biyonik robotlar olan Bohçalı ve Soysuz gibiler de oyundan düşecekler.
Buradan sonra şu kısmı henüz net değil. Ukrayna’daki danışıklı dövüşün içine Türkiye’nin çekilmesine, ordumun kara para işlerine alet edilmesine, danışıklı dövüşen tarafların kendilerince Türkiye’ye böyle ceza kesmeye kalkmalarına, Tayyip’in ve çetesinin onlara kulluk etmesine mani olacağım. Bunu yaparken de elbette Türkiye’de hatlar kopacak ve hükumet, milletin ayakları altında ezilecek. Devam eden süreçte batı/NATO cephesine de tarihe geçecek şiddette cezalarını keseceğim. Bunu çok kısa sürede, çok kolayca yapacağım ve bütün dünya yine şaşkınlıkla ve hayranlıkla izleyecek.
Bu sırada bu millet, harp kaçkını onursuz, utanmaz milyonlarca Suriyeliyi yaka paça sınırlardan dışarı atacak. Bir tanesinin dahi, bir gün daha Türkiye’ye yük olmasına izin verilmeyecek.
Cemaatimin karışması zaten dünyanın önde gelen pek çok tarafını karıştırıyor, karıştıracak. Alihan ve çetesi ya tasmalarını ellerinde tutanlar tarafından içeri alınacak, içeride korumaya alacaklar. Ya açıkça kaçacaklar ve ortalıktan kaybolacaklar. Ya topluca intihar edecekler ya da ben hakiki şekilde içeri/cezaevine alınmalarını sağlayacağım. Bu da Türkiye’de hükumet tarafı dahil, çok sayıda tarafın büyük sıkıntıya girmesine sebep olacak. Hukuki zeminde buna mani olmak isterlerse, hukukun işleyişini durdururlarsa, peşi sıra hatlar çok gerilecek ve bu ihtimalde de Türkiye’de iktidar devrilecek.
Kraliçenin ve kraliyet ailesinin devri bitecek. Önce hükümleri geçmez olacak, çok fena hallere düşecekler. Rezil rüsva olacaklar. Kısa sürede nasıl da büyük çuvalladıklarına inanamayacaklar.
Dünyadan bazı taraflar, bunca denge değişmesine mani olmak için beni defalarca öldürmek isteyecekler, “Bu defa olacak” dedikleri her denemede yine de ölmediğimi görecekler. Beni öldüremeyince hadiselerin bu şekilde akıp yaşanmasına da mani olamayacaklar ve çökecekler, yok olacaklar, parçalanacaklar, küçülecekler v.s.
İşte o zaman adımı açıkça anacaklar, “Haydi mfs ortak paydalarda buluşalım” diyecekler. Ben de hepsine “Haydi oradan, gidin başınızın çaresine bakın. Etrafımda görünmeyin. Yoksa hepinize son darbeleri de vururum.” diyeceğim. Bu kısımda çok eğlenceli şeyler de yaşanacak. Lastikli top misali, ben en uzağa attıkça onlar geri gelecekler ama sonuç değişmeyecek.
Dünyanın dört bir yanında susuzluk, anormal hava şartları, depremler, fırtınalar, patlamalar, çökmeler, seller, hortumlar, kuraklık ve kıtlık yayılacak. Toplu ölümler olacak. Çok yüksek sayıda insan ölecek. Bazı şehirler adeta dümdüz olacak. Bazı şehirlerde ise yıkılma olmayacak ama topluca insanlar ölecek.
Parasını doğru şekilde korumaya almamış büyük sermayedarlar çok fena çökecekler ve bu da ayrıca krizlere sebep olacak
Bu güne kadar AKPKK’ye ve MHPKK’ye oy vermiş kişiler “Yandım Allah” diyecekler ama netice değişmeyecek.
Türkiye’deki şu danışıklı muhalefetin başındaki liderlerin yerine geçmiş biyonik robotlar da fena çuvallayacaklar. Altısı değil atmışı bir araya gelebilecek olsa bile hükümsüz kalacaklar, adamdan sayılmayacaklar, oyundan düşecekler.
Sabetaycı gizli Yahudi Tansu Çiller’in yerine geçmiş olan biyonik robot da çuvallayacak. Tansu hakkında bu güne kadar hiç paylaşılmamış olan “insanlık suçları belgeleri/delilleri” paylaşılacak ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı yok. Tansu ile beraber çok yüksek sayıda Sabetaycı da oyundan düşecek. Hak ettikleri feci hallere düşecekler.
Kara para sahası daha da daralacak, sıkıntılar artacak.
Metafizik çatışmalar eskisi kadar devasa büyüklükte olmayacak, çünkü düşmanlarımız eriyip yok olmak üzereler. Lakin yine de metafizik çatışmalarda çok kişi ölecek, çok uydular ve cihazlar bozulacak, çok sendrom uydurulacak, çok UFO’lar düşecek.
Ve benzeri şeyler olacak…
İşte bu… Herkes işine baksın. Ben müdahale edilmesi gereken her yere müdahale ediyorum.
İki gündür 15 sene sonrasında yapacaklarıma dair planlar çalıştım. Epeyi vakit kaldı bana ve onları da iyi değerlendirdim, değerlendiriyorum.