Etiket arşivi: Zaharova

“Müthiş bir gösteriydi”

Gece gece canım sıkıldı. Metafizik çatışmaların da hiç tadı kalmadı. Sahada çatışma gücüne sahip düşman unsur kalmadı. Öyle ki Hindistan’ın ve Çin’in büyücüleri, medyumları ve bunlara çalışan cin kabileleri dahi günlerdir, gecelerdir eridiler, yıkıldılar. Oysa onlar son ümitleriydi. Dünyanın dört bir tarafından tek tük kalan metafizikçiler, varlık göstermeye çalışıyorlar. Sahayı boş göstermemeye çalışıyorlar. Onların da işi bana kalmıyor, ekibim hallediyor, gerekli karşılıkları veriyor. Karşımızda dünya genelinde tesis edilen bir seferberlik daha sonuç alamadı. Bundan sonra almalarına ihtimal de kalmadı. 

Ben de zaten her sahada her işimi çoktan ayarladım, hazırladım ve gece gece uğraşacak iş de bulamadım da tuttum bir film senaryosu yazdım. Çalakalem, dakikalar içinde yazdım geçtim ama senaryonun içinde neler neler var. Devletler, hükumetler, ordular, entrikalar, uzaylılar, aksiyon, yüksek bilim ve teknoloji, casuslar, robotlar, masonlar, patlamalar, bombalamalar, hainler, kin, nefret, intikam, satanizm ve dahası… 

Böyle bir senaryoyu özetle yazmak çok zor iş ama denedim, oldu gibi…

Kaba hatlarıyla senaryo şöyle: 

Bir biyonik robot olan, yeşillere çalışan ABD başkanı Biden, yine bir biyonik robot olup da yeşillere çalışan Rusya başkanı Putin’le danışıklı dövüşür. Günler boyunca peş peşe dikkat çekici açıklamalar yaparken, gün gelir “O Putin artık iktidarda kalamaz” şeklinde açıklamalar da yapar ve sonraki günlerde de arkasını getirir. Dünya bu açıklamalara çok şaşırır. Arkasından daha ne gelecek diye bakarlar, beyin fırtınaları yaparlar, ihtimal hesapları yaparlar ama çok yaklaşsalar da asıl gerçeğe, sahada aslında neler döndüğü bilgisine ulaşamazlar. 

Biden’ın “Yeni dünya düzeni kuruluyor. Hepimiz tek bir kralın emrine girmek zorunda kalabiliriz. Ortak düşmanımız olan o şahsa ve teşkilatına karşı birlikte hareket etmeliyiz.” şeklindeki açıklamasından ve perde arkasında hükumetlere/liderlere yaptığı tehditlerden kısa süre sonra, Biden’ın öncülüğünde devletler arası bir askeri organizasyon harekete geçer ve Rusya’yı baskı altına alır. Kara ve hava çatışmalarından ziyade deniz savaşlarını tercih ederler. Türkiye’nin boğazlarından donanmalarını da geçirirler. Bu kısımda Türkiye’deki masonlar da etkili olurlar. Ruslar buna çok kızmış rolü oynarlar. Dünya insanlığını çok sarsan karşılıklı restleşmeler, kurulan onca ağır cümleler herkesi şaşırtır. “Üçüncü dünya savaşı mı çıkıyor” tartışmaları, dünyanın dört bir yanındaki devletlerdeki TV kanallarında saatlerce yapılır ve izlenir. Gazetelerde ve haber sitelerinde toplamda yüz binlerce köşe yazısı yazılır. 

Sonunda ABD ve Rusya donanmaları Karadeniz’de karşı karşıya gelir. Karşılıklı top atışları yapılır. Numaradan birkaç ABD gemisi batırılır, birkaç asker kaybı yaşanır. Saha şartları ayarlanır. Aynı anlarda, bu danışıklı dövüşün oyuncuları arasında Türkiye’den yetkililer de olur. 

Bir biyonik robot olan Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar da rolünü oynar. Ruslar, ABD’nin ve ABD öncüğünde hareket eden ülkelerin kendilerine bu zararları vermesinde Türkiye’nin mühim bir rol oynadığını ve bunun kabul edilemez olduğunu en sert şekilde açıklarlar. Hulusi ve çetesi ise Rusların damarlarına basan açıklamalar yaparlar. 

Bu yetmezmiş gibi ABD donanmasına ait birkaç askeri gemi Türkiye’nin Karadeniz kıyılarına yanaşmak, sığınmak zorunda kalır. Türkiye’nin gayr-i meşru hükumeti bu sığınmaya da izin verir. Dikkat çekicidir ki bu gemiler Türkiye’de batı Karadeniz kıyılarına yanaşırlar. Sonra Rusya ABD’ye ve Türkiye’ye karşı aşırı sinirlenmiş rolü oynar. Önce, o güne kadar danışıklı dövüşler sergileyerek milyonla sivil insanı organ ve fuhuş mafyalarına sürükledikleri Ukrayna’ya çok sayıda füzeler atarlar.

Sonra hatlar daha da gerilir. Yavuz ve Midilli gemileriyle geçmişte sergilenen danışıklı dövüşün çok benzeri bir kez daha sergilenmeye devam eder. Rusların “Yakarız, yıkarız, vururuz” seviyesine gelen restlerine, açıklamalarına karşı, Biden da “Yakamazsınız, vuramazsınız, yıkamazsınız” tarzında kışkırtmalar yapar. Yine bir biyonik robot olup da içinde yeşil uzaylı bulunan ABD Savunma Bakanı Austin de o anlarda Biden’ı destekleyen, Rusları kışkırtan, Türkiye’yi ateş hattına atan açıklamaları üst üste yapar. Yine biyonik robotlar olan Putin, Şoygu, Lavrov, Peskov, Zaharova, Macron, Scholz, Stoltenberg, Ursula, Elon Musk, Bill Gates gibi kişiler de yangına körükle koşarlar. Herkes rolünü kusursuz oynar ve bu sayede planlarının son kısmına gelirler. Planın buraya kadar olan kısmı, son kısmının görünür sebeplerini/mazeretlerini oluşturmaya dönüktür ama son kısmı gerçekten de küçük bir kıyamet kopartmaya dönüktür.

Dünya insanlığı danışıklı dövüşü seyrederken, neler olacağını bilemezken, Batı Karadeniz taraflarına uzun menzilli Rus füzeleri atılır. Görünürde bu füzeler Batı Karadeniz açıklarındaki ABD ve müttefiki ülkelerin deniz unsurlarını hedef almakta, Türkiye açıkça vurulmamaktadır. Lakin bu da bir oyundur. Rusya ile danışıklı dövüşen ABD hükumeti/yetkilileri, o anlarda bir nükleer denizaltıyı o bölgede bulundurur. Nükleer denizaltının kasten vurulması sağlanır.

Söz konusu nükleer denizaltının patlamasından kısa süre sonra, patlama neticesinde oluşan yüksek basınç rüzgarı ve yakıcı sıcaklık, İstanbul’un ve Sakarya’nın Karadeniz kıyılarından içeriye doğru girer ve Tüpraş İzmit tesisi dahil olmak üzere bölgedeki pek çok tehlikeli tesisi, depoyu, boru hatlarını infilak ettirir. Çok ilginç ve daha önce kimsenin aklından geçmeyecek şeyler de yaşanır. Nasıl oluyorsa eş zamanlı olarak bölgede deprem de olur. Tüpraş’ın patlamasıyla birlikte İzmit körfezinden başlayan peş peşe patlamalar Gebze, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe hattı boyunca devam eder. O anlarda Büyük ada başta olmak üzere civar adalarda da patlamalar olur. Felaket bu safhaya gelmeden önce bile yüzbinlerce sivil insan çok feci şekillerde can verir. Aralarında ne kadarının bebek, çocuk, kadın ve hamile kadın olduğunu kesin şekilde bilmek asla mümkün olmayacaktır. 

Dünyada çok sayıda TV kanalı, yayınlarını keserek son dakika gelişmesi halinde bu yaşanan facianın haberini verir. Dünyanın dört bir tarafındaki biyonik robotların en üst yöneticilerinden biri olan İngiliz Kraliçesi rolündeki biyonik robot, adamlarına “Müthiş bir gösteriydi” der. 

Seyirciler filmin hazin bir sonla bitmesine kendilerini şartlandırmışken, filmin sahneleri devam ettikçe üst üste sarsılırlar ve şaşırırlar. Bütün bunların yapılacağını önceden bilen, Türkiye merkezli ve devletler arası bir teşkilat meydana çıkar. Öylesine dahiyane bir planla, o kadar cesurca ve organize şekilde hareket ederler ki danışıklı dövüşen tarafları, kısacık sürede kazdıkları kuyulara düşürürler. Yaptıkları müdahalelerle dünyanın önde gelen onlarca ülkesinde peş peşe halklar ayaklanır, iktidarlar yıkılır, liderler devrilir, darbeler olur, yargılamalar olur. İdam cezaları alanların sayısı kısa sürede içinde bile on binleri bulur. 

Dünya insanlığı büyük bir nefretle mason, yahudi ve biyonik robot avına çıkar. Bunların kontrolündeki milletler arası teşkilatlar hemen feshedilirler. Türkiye’de yaşanan facianın hemen ardından ABD’de Biden-Kamala çetesinin devrilmesi, onun hemen ardından Rusya’da Putin çetesinin devrilmesi ise izleyiciyi şok eder ama o anlarda ya da film bittiği anda hiç kimse “Yok, o kadar da olmaz. Bu mantık dışıydı. Bu sahneler gerçekçilikten uzaktı” diyemezler. Filmin bu kısımları da izleyiciyi ayrıca ve üst üste sarsmaya devam eder.

Birkaç yıl içinde dünya düzeni tamamen değişmiş ve dev bir devrim gerçekleşmiş olur. Yeni dünya düzeni kurulur. Dünyanın yeni merkezi, yeni lideri Türkiye olur.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Türk Kızılayı, Ukrayna’ya kara para peşine gönderildi.

Tamamen masonların, gizli yahudilerin, gizli ermenilerin kontrolünde olan Türk Kızılayı, Ukrayna’ya kara para peşine gönderildi.

Türkiye’dekiler de dahil olmak üzere, masonların yani Ankebut Ağının nüfuzundaki bütün hükumetler, Ukrayna’da kara para peşindeler.

Çok yakında Putin, Zelenski, Lavrov, Şoygu, Zaharova başta olmak üzere, Rusya’dan, Ukrayna’dan ve onlarca başka ülkeden siyasi/idari ve askeri yetkililer, milletler arası mahkemelerde yargılanacaklar.

Taliban planlarını bozduk, Kazakistan’a dair planlarını da bozduk. Kara paraları iyice azaldı, zor hallerdeler ve şimdi Ukrayna’yı kanına, iliğine kadar sömürmenin peşindeler. Bu maksatla aralarında danışıklı dövüşmekteler. İngiltere kraliçesi ve Boşbakanı, ABD’den Biden, Kamala ve Austin gibi kişiler de bu insanlık suçlarına ortaklar. Hepsi de yakın gelecekte görevlerinden alınacaklar, devrilecekler, su-i kastlara uğrayacaklar, intihar etmiş olacaklar, yargılanacaklar.

Dün söylemiştim, şu küçük dünya çok büyük karışacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şimdi neler olacak

Rusya’ya yatırım yapılmalı mı, sermaye sahipleri büyük sermayelerini Rusya’ya kaydırmalı mı, bu aşırı hızlı denge/kuvvet değişmesi süreci devam eder mi v.s. diye sorular soranlar var. Bize soramayıp da endişeli şekilde uzun uzun birbirleriyle konuşanlar var. 

Büyük sermaye sahiplerinin büyük dertleri oluyor. Dünya siyasetini ve aslında dünyadaki her türlü gelişmeyi ve değişmeyi zamanında ve gerçekçi surette takip etmeleri gerekiyor. Buna göre doğru kararları, zamanında almaları gerekiyor. 

Ben onlara, “Yüksek meblağlardaki paralarınızı Rusya’ya da aktarabilirsiniz. Rusya hızla büyüyecek ve sizler de Rusya ile beraber kazanabilirsiniz.” demem, diyemem. 

Ben, daha önceleri de tekrarla yazdığım bazı cümleleri yeniden tekrar edebilirim. Benim ve kontrolümdeki Türkiye’nin ve benimle birlikte hareket eden ülkelerle toplulukların duruşları net. Biz duruşumuzdan taviz vermeyiz ama ya Putin?

Onun samimi olup olmadığını kesin surette bilemeyiz. Zanla, tahminle hareket etmek mümkün ama öyle de güvenli şekilde yol alınmaz. Lakin sahadaki bazı gelişmeleri doğru okuyabilir ve gerçekçi kararlar alabiliriz.

Putin, peşim sıra pek çok hamleyi yaparak, birkaç yılda ulaşamayacağı kadar büyük bir güce, birkaç gün içinde ulaştı. 22.02.2022 tarihinde ve hatta belki de bu gün saat 22:00 sularında büyük hadiseler yaşanacağını öngören medyumlar/müneccimler çoktu. Yahudiler, satanistler çoktu. Hata mı ettiler, hayır… Bu gün bitmeden çok çok büyük şeyler yaşandı. Çok büyük denge ve kuvvet değişmeleri sadece bir gün içinde yaşandı. Dün gece yarısı bile bu günün hadiselerini/gelişmelerini/akışını tahmin edenler, gün içinde yaşananları gördükçe inanamadılar. Hala da inanamıyorlar. Hepsi da ağzı açık şekilde dünya üzerinde yaşanan hadiseleri, gelişmeleri takip ettiler, ediyorlar. Aslında, bazı çevreler tarafından özel görülen bu günde, Rusya ya da Putin değil, Türkiye ve MFS, gücünü gösterdi. Ankebut Operasyonunun gücü ve ulaştığı yükseklik görüldü. Bu günden sonra, her türlü ihtimalde de dünya eski dünya olamaz, olmayacak. Bu gün bir milad… Sadece bu kısma dair saatlerce sesli analiz yapılabilir ama sahada hitap ettiğim etkili ve yetkili kişiler, zaten anlatacaklarımın çoğunu gördüler, bildiler, yaşadılar, yaşamaktalar. Bu kısmı geçiyorum. 

Bu süreçte, elbette Rusya ve Putin de büyük kazandı. Gerçeğin aksine, zahirde/görünürde en büyük kazanan Putin tarafı gibi görünüyor. Dün o iki ayrılıkçı bölgenin resmen tanınmasına dair toplantı sırasında Putin’in halinin ne kadar da kötü olduğunu, dünyanın farklı yerlerinden vücut dili uzmanları ayrı ayrı analizler ettiler. Hatta Türkiye’de, Türkçe içerikle bu analizi paylaşanlar da oldu. Putin’deki aşırı yüksek seviyedeki endişeyi, paniği, kaygıyı, kararsızlığı gözler önüne serdiler. 

Lakin çok çok uzun süredir bir iki saatten fazla uyku uyumamış olan ben, sistemimle birlikte, bağlantılarımla birlikte, ayrıca metafizikçi ordumla birlikte, dünya üzerindeki pek çok kısma müdaheleler yaptım. Tam zamanında, tam yerinde, tam ayarında müdahalelerdi bunlar. Bunlar da zahirde hep Rusya’nın ve Putin’in hanesine yazıldı. İşte o Putin bu gün Aliyev’i kabulünde, dünkü halinden eser olmayan bir vücut diliyle görüldü. Normalin çok üzerinde mutlu, sevinçli, özgüvenli, kararlı halini bütün dünya gördü. 

Ruslar aksini iddia etseler de tavırlı oldukları kişileri karşıladıkları uzun masada Aliyev karşılandı. Putin, kameraların olmadığı yerde de onu adeta fırçaladı. Bu gücü bile, MFS’nin Aliyev’e karşı kurduğu dengeler, vurduğu darbeler ve ayrıca bölgede oluşturduğu yeni dengeler sayesinde buldu. Bu sayede Macron da dahil olmak üzere kimlere kimlere tavır koydu. Daha anlatılabilecek neler neler var ama kısa bir özetle sahanın gerçek analizini yapmak lazımdı, şu soruya cevap verebilmek için… 

Daha önce Putin, Ukrayna’ya şimdilerde yaptığını yapmak isterken de karşısında MFS vardı. Dengeler kurdu, tutmadı, bozuldu ve ordusu da Putin de adeta hezimete uğradı. Bir süre sonra Putin, kendisine en samimi ve en dürüst şekilde “ortak menfaatlerde buluşma” teklifi bir kez daha yapıldığı ve bir şans daha verildiği halde, bunu da değerlendirmedi. Tutup bir de üstüne, benimle şiddetli hasım olan taraflarla yoluna baktı. Yetmedi, Kazakistan’ı üstü örtülü şekilde işgal etmeye kalktı. Benim, Türk dünyasına dair planlarımı, önden hamlelerle bozmaya kalktı. Yine sert kayaya çarptı, yine hezimete uğradı. Bu defa daha kısa sürede daha çok güç kaybetti. Bundan sonrasında bu hezimeti, bu büyük güç kaybetme halini gizlemek için Ukrayna’ya sardı. En açık şekliyle yazıyorum ki Putin, Ukraynayı sınırlarına dahil etmek hususunda samimi değildi. Şu ayrılıkçı iki bölgeye de bağımsızlık ilan ettirmeyecekti ve onları tanımayacaktı. Yapabilecek gücü olsa, 2014’ten beri bunları çoktan yapardı. 

Dünyanın dört bir tarafından çok sayıda Youtuber ya da Telegram kanal sahibi ayarındaki kişiler tarafından bile alay konusu oldular. Vurmaya Ukrayna’yı vuramadılar, geri çekilmeye çekilemediler. Çekilselerdi, hezimet büyüyerek devam edecek ve kısa sürede çökecek hatta parçalanacaklardı. “Ya savaşa savaşa muzaffer olacaksınız ya da savaşa savaşa ülkeniz parçalanacak. Her halükarda savaşacaksınız” deyip durduğum halde, bocaladılar. Bu süreçte de herkese açık yazılar yazarak onu ikaz ettim, danışıklı dövüşü terk etmesini ve samimi olmasını, kendisini ve ülkesini bu defa olsun kurtarmasını bekledim. Bekledim ama olmadı ve sonra o malum ve çok çok ağır yazımla köprüleri iyice attım. “Bunlara Rus ayısı bile denemez” dedim. 

Bunlar yaşandıktan sonra Putin, iyice dara düştü ve ne yapacağını bilemez oldu. Sonra beni yoklar oldu. Ben de o dönülmez yerden bile, son bir defa döndüm. “Haydi, sen bundan sonra samimi, vefalı, dürüst gerçek bir ortak ya da müttefik gibi davranacaksan, gör bak neler yapabilirim” demiş oldum ve yaptım, gösterdim. Putin de bu defa üzerine düşenlerin hiç değilse bir kısmını yaptı. Bazı kritik yerlerde dik durdu. Doğru kararlar aldı, beklediğim hamleleri yaptı ve bunun büyük kazançlarını hemen almaya başladı. 

Lakin ben hala Putin’in asgari seviyede bile samimi olduğuna, dik durduğuna, bana ve benimle birlikte hareket eden taraflara oyunlar kurmadığına, bundan sonra gereğince dik duracağına kani olamıyorum. 

Buna kani olabilsem “Hiç düşünmeyin. Ne kadar paranız varsa Rusya’ya taşıyın. Orada aklı başında yatırımlar yapın. Kısa sürede paranızı katlayın” derdim. Putin’in aslında nasıl bir duruşa sahip olduğunu ölçebileceğimiz kıstaslar/kriterler var ama bunları Putin yine geçemedi. Lavrov, Zaharova ve bunlarla beraber hareket eden, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Erkhov’a kadar uzanan bir ihanet çetesi var Rusya’da… Şu şartlarda, günlerdir bunların hala yerlerini koruyor olmaları ve hala herkesçe görünür net bir dışlama/uzaklaştırma tavrı sergilenmemiş olması, birine bile sergilenmemiş olması, bizim doğru kanaate ulaşmamızı sağlıyor. Uzun masalarla ve yuvarlak cümlelerle sergilenen tavırlar, sonrasında kolayca bir bahane ile yok hükmüne getirilebiliyor. Bu gibi davranışların itibar edilecek bir yanı yok. Putin şu kısacık süreçte, şu ana kadar bile yüksek seviyede maddi ve manevi kazançlar sağladı. Putin yine oyaladı, yine her zamaki Putin gibi samimiyetsiz durdu. 

Resmiyette bir yetkim olmasa ve benimle oturup anlaşma yapamayacak olsalar da bu defa olsun dürüst, vefalı, samimi, dik duruşlu davranıp muhataplarını ahmak yerine koymayabilirlerdi. Boş yere sinirleri germeyebilirlerdi. Neresinden bakarsak bakalım, yine sınıfta kaldılar ve bunu en samimi şekilde yazıyorum ki biz böyle olmasını, böyle sonuçlanmasını asla istemedik. “Çakal” derken bile az söylemişim. 

Yine çok yüksek sayıda insanla, şu koca ülkede ve dünyanın pek çok yerinde büyük mücadeleler verildi. Çok ama çok büyük risklere girildi. Yerimde Putin olsa, bu kadar büyük risklere girmeyi aklından bile geçiremezdi. Girdik, dik durduk, dahiyane seviyede siyaset sergiledik, en mükemmel şekilde organize hareket ettik, kısım kısım hareketlerle bir bütünü oluşturduk, sonra ne oldu? Onlar akıllı, onlar uyanık, onlar stratejik, onlar kazançlı, onlar taktik ve biz cahil ve ahmak mı olduk? Hayır… Onlar bu defa kendi topuğuna kurşun sıkmadılar. Bıçağı kendi boğazına dayamış oldular. Bu defa bile böyle durarak, kendilerini bitirmiş, yıkmış, yok etmiş oldular. 

Sürekli yayınlarımı takip edenlere, bu kısımdan sonra daha uzun uzun cümleler kurarak anlatmanın lüzumu da yok. 

Pekiyi, biz ne yapıyoruz? Vazifemizi yapıyoruz. Biz ne açıklıyorsak, ne yazıyorsak hepsinde samimiyiz. Bizim dostluğumuz da müttefikliğimiz de düşmanlığımız da hep samimi. Batı/NATO dünyasıyla sorunlarımız gerçek, mücadelemiz gerçek, hedefimiz Putin’in hedefleri gibi değil. Bu güne kadar nasıl durduysak, aynı halde durarak vazifemizi yapmaya ve dünyayı yeniden şekillendirmeye devam edeceğiz. 

Ne yazık ki Putin Rusya’sı, yeni dünya düzeninde bizimle birlikte devleşmek istemedi ve bu da onların tercihi…

Şu andan itibaren Türkiye Rusya-Ukrayna krizinin tarafı değildir. Kendini savunmak, kendine kurulan tuzakları bozmak dışında bu krizin hiçbir yerinde saf tutmayacaktır. Rusya tarafı, Türkiye’yi bu krizin içine çekmeye çalışırsa, hiç istemediğimiz halde batı/NATO cephesine destek veririz. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

O Rusya, Ukrayna’yı vuramaz

Vursa, sonuca ulaşamaz. Çünkü Rusya’nın idaresinin büyük bir kısmı batının elinde… O Lavrov ve Zaharova oralarda durdukça, Rusya batıdan kopamaz ve önüne nasıl fırsatlar sunulursa sunulsun, onları değerlendiremez. O Putin, Lavrov’u, Zaharova’yı ve onlarla birlikte çalışan üst isimleri oyundan düşürmediği her güne lanet edecek. “Lanet olsun, lanet olsun, en baştan mfs’yi dinlemeliydim” diye diye sinir krizleri geçirenlerden biri olacak.

Baştan söylediğim gibi olacak. Putin/Rusya her ihtimalde de savaşmak zorunda kalacak. Verdiğim fırsatları değerlendirseydi, savaşa savaşa muzaffer olacaktı, maddeten de çok kazanacaktı. Şimdi ise basit bir piyon olarak savaşmak zorunda kalacak ve savaştıkça mağlup olacak, batacak, parçalanacak. Savaşmamak yönünde hamleler denese, savaşıp kaybetmiş halinden daha beter hallere düşecek.

Bütün süreç boyunca gayet samimi ve açık/net durduğum halde, dünyayı karşıma almak pahasına Rusya’ya fırsatlar sunduğum halde, bu defa da değerlendirmediler, bana inat mücadelelere bile giriştiler. Gerekli karşılıkları verdim, kısacık sürede üst üste hezimetlere uğradılar ve şimdilerde de samimiyetsiz değerlendirmeler yapıyorlar. Konuşuyorlar, konuşuyorlar, hala beni suçlu buluyorlar. Benim baştan beri ifadelerim, kararlarım, tavırlarım çok net. Herkes yayınlarımı açıp tekrar tekrar okuyabilir.

Rusya ile, Putin ile kimlerin nasıl meseleleri varsa istediği usulle çözebilir. İsteyenler danışıklı dövüşmeye devam edebilir. İsteyenler fırsat bilip bu danışıklı dövüşlerini gerçek dövüşe çevirebilir. Hiç meselem değil. Kendi deyimiyle “menfaat siyaseti” yapan liderlerin ve idaresi altındaki ülkelerin sonu budur, bütün dünya görebilir. Biz bu kavgada yokuz, olmayacağız. Menfaatçilik, riyakarlık, acımasızlık, vahşet, hainlik ve kibir hiçbir lideri yüceltmez ve güçlendirmez. Hep dediğim gibi, bu dünyadan ibret-i alem olarak göçmesine sebep olur. Dünya tarihinde böyle kişilerin sayısız misalleri var ve hala lanetlerle anılıyorlar. Herkes bilsin ki Rusya şu şartlarda bile Türkiye’ye ve vatanseverlere, en başta da bana bitirici zararlar vermenin, darbeler vurmanın yollarını arıyor. Kendilerine “Rus ayısı” diyorlar ama bu kadarını ne ayı yapar, ne köpek yapar. Yapsa yapsa çakallar yapar. Bundan sonra isimleri “Rus ayısı” değil, “Rus çakalı” olsun.

Benim farklı planlarım, hedeflerim, projelerim var. Tavsiyem odur ki kimse beni ve Türkiye’yi üzerine çekmesin. Çeken de kendisi bilir. Daha önceki süreçlerde, bütün ikazlarıma rağmen beni üzerlerine çekenlerin acınası halleri, işte herkesin gözleri önündedir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

.

Uyuyabildiniz mi?

Korkulu rüyalar, kabuslar gördünüz mü?

O korkulu rüyalarda ben var mıydım? Kaçırdığınız ve organları için kestiğiniz ya da fuhuş mafyalarına sattığınız insanlar var mıydı?
Aranızda, kendini hala zeki zan eden, cesur zan eden, karşımda oyun kurduğunu zan eden başka ahmaklar kaldı mı?
Hala bütün rezilliği metafizik saldırılarla düzeltebileceğini zan eden budalalar kaldı mı?

Şu Nadira Kadirova’nın katili AKPKK’li Şirin Ünal’ın dosyasını açayım mı? İki dakikada o soruşturmanın yeniden başlatılmasını sağlayayım mı? Konuyu insan kaçakçılığına, fuhuş işlerine, organ işlerine, türlü türlü mekanlara ve sonra adalara hatta Antalya’daki adaya da bağlayayım mı? Şuradan biraz biraz somut delilleri paylaşmaya başlayayım mı? Önce Türk milletini sonra bütün insanlığı ayağa kaldırayım mı?

Size kaç kere söyledim. Ben hakaret eden biri değilim. Hakikati yazıyorum. Sizler hakikaten ahmaklarsınız, korkaklarsınız, çapsızlarsınız, insan şeytanlarısınız. Bunların hiçbiri hakaret değil.

Haydi şimdi kurtarsın sizi Çin? Kurtarsın sizi ABD? Kurtarsın sizi Rusya, Putin, Zaharova, Lavrov, Ursula ya da Stoltenberg? Kamala kurtarabilir mi ya da Biden? Mason tarikatı kurtarabilir mi? Bunlar, kendilerini kurtarabilirler mi?

Benim daha fazla canımı sıkmayın. Karşımda durabilecekmişsiniz gibi hayallere kapılmayın. Ayağıma da dolaşmayın. O Ukrayna’ya gönderdiğiniz Türk askerlerini, subaylarını, araçlarını, gereçlerini derhal ve tamamen geri getiriyorsunuz. O Kazakistan’da kalmış Rus askerlerinin tamamını çıkartıyorsunuz. O biyonik robot Tokayev’i ve Aliyev’i devireceğim, bu meselede de ayağıma dolaşmayın. Biraz daha aklını başına almazsa, onlardan önce o biyonik robot Bohçalıyı indireceğim. Söyledim, bundan böyle Türkiye bir NATO ülkesi değildir, hala NATO ülkesi imiş gibi davrananı da ibret-i alem ederek indiririm. Kazakistan, Azerbaycan ve güney Azerbaycan meselelerinde kuru gürültü çıkartmayın. Adnan Oktar organize suç örgütünü de çökerteceğim. Karar verin, onlarla beraber mi çökeceksiniz yoksa onları bünyeden kesip atacak mısınız. Sedef Kabaş’ı da tahliye edin ve bir daha aynı şekilde hadsizlik sergilemeyin, benimle hiçbir meselede inatlaşmayın.

Ya da siz bilirsiniz, meydan sizin, sonuna kadar çatışalım. İyi olan kazansın.

Mehmet Fahri Serkaya | Akademi Dergisi

Bir ihanet şebekesi daha çöktü

Ursula von der Leyen ile Zaharova ikilisi de bitti. Bundan böyle arka plandan paslaşarak devletler arası siyasette türlü oyunlar çeviremeyecekler. Oyunlar içinde oyunlar kuramayacaklar. Zaharova son bir çılgınlık deneyebilir ama bundan da netice elde edemez. Artık dünyadaki hiçbir güç unsuru Zaharovayı siyaset sahnesinde tutamaz. Ya cezaevine girecek ya da mezara… Tahmin ediyorum ki Ursula Zaharovadan da önce siyaset sahnesinden bir şekilde yıkılacak. Zaharovanın son çılgınlığı Putin’ e açıkça kastetmek şeklinde olabilir.

Bundan böyle AB’nin, hususiyle de Almanyanın, Rusya ile danışıklı dövüşmesi çok çok zor…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Another treason ring collapsed

The duo of Ursula von der Leyen and Zaharova is also over.
From now on, they will not be able to play various games in interstate politics by conniving with each other. They will not be able to build games within games. Zaharova may try one last craze, but she can’t get any results from it either. No power element in the world can keep Zaharova on the political stage anymore. Either he will go to prison or to the grave… I guess Ursula will be demolished from the political scene before Zaharova. Zaharova’s latest folly perhaps is to openly mean to Putin. From now on, it is very much difficult for the EU, especially Germany, to collude with Russia.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Meselenin aslı budur

Bu, bütün taraflara ders olmalı

Bir devletin resmi yetkilileri, bütün dünyanın gözleri önünde rezil olduktan ve insan içine çıkamaz hale geldikten sonra, rezilliklerini kabullenmek ve bir daha aynı hataları yapmamak yerine, art niyetle ve aba altından sopa göstermek maksatlı açıklamalar yaparlarsa, neyi ve kimi kastettiklerini açıkça ifade edemedikleri açıklamalar yaparlarsa, rezillik üstüne rezillik olur ve böyle nasıl kıvıracaklarını şaşırır hale gelirler. Her yeni hamlelerinde daha çok rezil olurlar.

Zaharova’nın, Tayyip’in boşdanışmanlarından İhsan Şener’i kastederek o cümleleri kurmadığı, aslında onun üzerinden şahsımı tehdit etmek, tavır yapmak ve Türkiye’deki dengeler içinde beni sıkıştırmak istediği, “Mfs’yi durdurun yoksa bütün Türkiye tehlikeye düşer. Halimize bakın, çıldırıyoruz.” demek istediği, bunu da eline yüzüne bulaştırdığı çok açık .

Dünya üzerinde, gerek sahadaki istihbarat gücü, gerek teknik/elektronik ve gerekse de metafizik istihbarat gücü benim kadar kuvvetli olan hiçbir lider yok. Hiçbir hükumet ve teşkilat yok. Boşdanışman Şener’in ifadelerinde Rusya’ya, KGAÖ’ye, sözde barış gücüne karşı hiçbir açık ifade de yok. Bu nedenle Lavrov bu gün yaptığı açıklamada, Şener’in ifadelerine dair “en hafif tabirle, anlaşılmayan bir açıklama yaparak” ifadesini kullanmak zorunda kaldı. Zaten Türkiye’deki resmi yetkililerden de üzerine alınan ve cevap vermek zorunluluğu gören hiç kimse yok. Onlar da Rusların ne yapmak istediğini, yapamayıp bir kez daha rezil olduklarını çok iyi biliyorlar.

Türkiye’de resmi idare tam kadro halinde Rus yanlısı durmuş ve Türk milletine ihanet etmeye devam etmişken… Halkın çok da varlığını bilmediği ve tanımadığı, bu güne kadar bir ağırlığı da oluşmamış ve itibar da görmemiş bir boşdanışmanın… İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bir ‘kültür merkezinde’ düzenlenmiş, hiçbir vekil ya da bakanın katılmadığı, il valisinin, kaymakamın ve il emniyet müdürü ile okul müdürlerinin katıldığı bir konferansta… Lavrov’un tabiriyle “Ne dediği anlaşılamayan” bir şeyler söylemiş olmasını… Tutup da o konferanstan altı gün sonra mevzu etmeleri ve bunu yaparken şahıs, mekan ismi ve tarih verememeleri… Zaharova ve Lavrov dahil bütün Rus idari kadrosunun ne kadar kızgın olduklarını, bana çatacak bir mevzu bulamasalar da günler sonra bu kadar lüzumsuz bir şahsı ve konuşmalarını alet etmek istediklerini… Bu seviyeye kadar sıkışıp düştüklerini ve bu hamlelerinin de ayrıca çaresizliklerini, perişan hallerini, adımı dile getirerek beni tehdit edebilecek bir güçleri bulunmadığını… Bütün dünya görmüş ve anlamış oldu.

Meselenin aslı budur ve ben istihbarat gücümle baştan itibaren biliyorum ki orada Zaharova adımı açıkça zikredecek cesareti bulunmadığı için aba altından sopa göstermek dediğimiz şeyi yapmak istemiş ve bu da eline ayağına dolaşmıştır. Bu gün Lavrov’un çıkıp kurduğu birkaç cümle de herkese Rusların nasıl hallerde olduklarını iyice göstermiştir.

Bunu yapmadan öncesinde Kazakistan’a dair son şanslarını denediler, yeniden oyunlar kurmak istediler, Kazakistan’a hususi bir heyet de gönderdiler, tekrar tekrar iletişim imkanı bulup konuştular ama her neyi denedilerse de istedikleri sonucu alamadılar. Sonra, yazımda da ifade ettiğim gibi, öfkesi mantığını kırmış bir vaziyette böyle saçmaladılar.

Dünyanın başka yerlerinde, başka yetkili kişiler de bu güne kadar çok defa adımı anmadan bana doğru taşlar attılar ama ben, kimi kastettiklerini çok iyi bildiğim halde üzerime alınmadım. Çünkü, bu taş atanların yürekleri olmadığı, mert olmadıkları, adımı zikrederek taşlayacak güçleri bulunmadığı gözler önündeydi ve bir şekilde hayasızca kıvırmak isteyecekleri şüphesizdi. Bu vakada ise Rusların kıvıracak bir hareket sahası yok.

Evet… Henüz kendi ülkesinin idaresini resmen eline almamış 40 yaşında bir Müslüman Türk, hiçbir resmi ziyaret/toplantı da yapmadan, oturduğu yerden dünya düzenini alt üst etmiş ve şimdilik sadece Rusyayı bu enkazın altında bırakmıştır. Üstelik bunu “Çok yakında Rusya’ya çok ağır darbeler vuracağım. Rusya’ya karşı topyekun bir gayr-i nizami harp başlatıyorum” demesinden çok kısa süre sonra yapmıştır. Mesele budur, Ruslarda görülen de bunun hazımsızlığıdır.

Ve Ruslar biliyorlar ki hala Kazakistan başta olmak üzere Türk devletlerinde bir şeyler karıştırmak isterse, çok yakında Rusya’nın ciğerini sökeceğim. Bunu da yazdım, sonra demedi demesinler…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

This is the original of the matter

This should be lesson to all sides.

If official authorities of a state after the whole world’s eyes have become infamous and unable to go out in public and rather than accepting their infamy and not making the same mistakes, with malicious intention making statements to use an iron hand in a velvet glove, if they make statements that they do not clearly express what and who they mean which make matters worse and they have become buffled how to escape.

Zaharova didn’t make those sentences by meaning İhsan Şener ,is one of the vain advisors of Tayyip, she said that actually thinking of threating myself, attitudinising and trying to stalemate myself between the balances, she wanted to mean“ Stop MFS or else all Turkey falls into danger, look at our condition we are getting mad” but made a mess is so clear.

On the world no leaders as strong as me have the intelligence power on the field, both technical / electronics and the metaphysical intelligence power. No governments and organizations. The vain advisor Şener’s statements have no open statements to Russia, CSTO, so-called peace power. For this reason, Lavrov have had to use the statement “in the lightest expression, not understood” on the statement of Şener today. No official authority in Turkey takes it personally and have the obligation to respond it. They also know what the Russians want to do, and they couldn’t do it once again they become infamous.

The Official Administration in Turkey in the form of full staff is pro-Russian and continues betraying the Turkish nation…. A vain advisor the people do not know andrecognize, has no influence and respect… A conference regulated by the Provincial Directorate for National Education, in a ‘culture center’, neither a deputy nor a minister participate in but the provincial governor, the governor and school principals participated in… With the expression of Lavrov, “what are not understood what he says” … After six days the conference and do not give a person, a name and a date when doing it … All Russian administrative staff, including Zaharova and Lavrov, how angry they are at me, though they couldn’t find to take a swipe at me after many days they want to abuse unnecessary person and his talks… That they hit rock bottom and have no power to threaten me by uttering my name because of these moves, also their disgracefulness, desperation. The whole world has seen and understood.

This is the original of the matter and I know it thanks to my intelligence power at the beginning, she has no courage to utter my name and wanted to do that “use an iron hand in a velvet glove.” ,but she got in a tizzy. Today, in several sentences Lavrov have had indicates us what conditions the Russians are in.

They tried the last chance regarding Kazakhstan before they did this, once again they wanted to build games,they sent a delegation to Kazakhstan as well, they found a possibility to communicate over and over again but they didn’t get what they want. Then, as I express in my article, the rage has broken the logic like this they talked nonsense.

In other parts of the world, other competent people have implied me without remembrance of my name many times so far, but I haven’t been taken on myself though I know who they mean very well. Because these people are coward and have no power to threaten me by clearly saying my name and they unashamedly want to evade in a way without a doubt. In this case the Russians have no movement field to divert.

A 40-year-old Muslim Turk, who has not officially handed his own country’s administration, on the chair, having no official visit / meeting he has upset the world order and for now he has only left Russia under this debris. Moreover, he has done it very shortly after saying “I will hit very heavy blows to Russia very soon. I’m starting an all-out-unconventional warfare against Russia”. This is the matter and what shown is Russian jealousy.

And the Russians know that they still want to cause something trouble in the Turkish states, especially in Kazakhstan, I will soon wreak Russians’s spite. I wrote down that, then they don’t say he haven’t…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Tuhaf… Çok tuhaf…

Zaharova’nın hangi Türk yetkililerden bahsettiğini anlayamadım ve bulamadım. Türkiye’deki yetkililer arasında Zaharova’nın ifade ettiği gibi, Kazakistan meselesinde açıkça Rusya aleyhine konuşan, kötü niyetli açıklamalar yapan, bulanık suda balık avlamaya çalışan ve Kazakistan halkının kahramanca mücadelesinin yanında duran yetkili hiç kimse yok. Gayr-i meşru cumhurbaşkanı, onunla birlikte kara para işleri yapan bakanlar, Suç işleri bakanı, Dış işleri bakanı, Savunma bakanı, Genelkurmay başkanı, herhangi bir askeri yetkili, MİT başkanı ya da MİT’ten herhangi başka biri yok. Türkiye’de idari kadro tıka basa hain dolu, Türk düşmanı dolu, müslüman düşmanı dolu. TBMM’de neler yapmak istediler de ellerine, yüzlerine bulaştırdılar. Ne bana rest çekebildiler ne de açık ifadelerle Tokayev ile çetesinin yanında durabildiler. Ne de şunu, bunu yapacağız ya da yapabiliriz gibi ifadeler kullanabildiler. Lakin yine de dağdaki çoban bile TBMM’nin tıka basa hain dolu olduğunu bu vesile ile anlamış bulundu. Türkiye’de yetkililer, işte bu seviyede ve toptan Rus yanlısı ve Türk karşıtı durdular. Kaç gündür gözlerine uyku girmiyor. Kapana kısılmış gibiler. Ne zaman millet darbesi olur, ne zaman asılırlar, dünyadaki bu şok edici gelişmelerin arasında akıbetleri nasıl olur, onun derdindeler. Nerede kaldı ki Zaharovanın ifade ettiği gibi Rusya karşıtı cümleler kursunlar.

Bu cümlelerini anlamak ve ciddiye almak güç ama galiba hallerini anlamamız ve biraz da hoş görmemiz gerekiyor. Hiç kolay değil… Türkiye’de resmi manzara böyle olduğu halde bile, ABD dahil dünyanın birçok ülkesi Kazakistan meselesinde Rusya ile danışıklı dövüştüğü halde bile, Kazakistan’da duramayan, çuvallayan, dünyaya rezil olan, girdiği gibi çıkmak zorunda kalan ve aşırı seviyede agresifleşmiş, öfkesi mantığını kırmış bir Rusya idaresi var.

Bir şey daha geliyor aklıma ve kendi kendime düşünüyorum, Zaharova beni kastediyorsa, beni tehdit etmeye çabalıyorsa diye… Adım geçmiyor, tehdit açık değil ve ben resmi yetkili değilim. Zaten, Rusyaya da ihanet eden Zaharova gibi gibi basit bir piyonun, yok bilmem Dışişleri Bakanlığının sözcüsünün, tehdit edebileceği kadar hafif bir adam da değilim. Lavrov üzerinden tehdit edilsem, ona bile içerlenirim. “Benim dengim mi Lavrov?” derim. “Fırsatı bulunduğu anda Putin’e de sıkılacak” demişim, hiçbir karşılık görmemişim, susup oturmuşlar yerlerine ve anca sinir krizleri geçirmişler. Gücün ne olduğunu bu vesileyle de dünyaya göstermişim ve açıkça gözler önündeki Putin’i bile kale almamışım, Zaharova’yı mı alacağım.

Yine de takılıyor insanın kafasına işte… Korkularından, endişelerinden ötürü adımı açıkça dile getirmemek için binbir takla atarken tuhaf davranışlar sergileyen ve anlaşılmaz cümleler kuran yetkililerin sayısı, dünyanın dört bir yanında hızla arttı, her geçen gün de artıyor. Onlar için, adımı açıkça dile getirmeleri bir dert, getirmemeleri işte böyle ayrı bir dert… Duramıyorlar yerlerinde ve zaten dünyanın bütün yetkili ve etkili kişilerinin beni bildiğini, nelere gücümün yettiğini bildiğini, sadece sokaktaki insanların, kalabalıkların açıkça bilmediğini, kendileri de biliyorlar. Bu kadar çok sayıda etkili ve yetkili insan biliyorken, bana hiçbir karşılık vermeden her defasında susmalarının, kendilerini her geçen gün dibe çektiğini de biliyorlar. Bakalım kaç hafta daha adımı anmayabilecekler.

Bakalım aralarından adımı açıkça ifade ederek beni tehdit etmeye cesaret edebilecek bir tanesi çıkacak mı… Farz edelim ki çıkacak, bakalım o kişinin sonu ne zaman ve nasıl olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Bizim meselemiz ve gündemimiz Ukrayna değil, Kazakistan…

Rusların Ukrayna sınırında ne yaptıkları bizi ilgilendirmiyor. Dikkatlerin başka yerlere kaymasına, gündemin değişmesine izin vermeyiz. Kazakistan’da Rus ayısını boğacağız. Bu fırsatı kaçırmayız. Rüzgar ekenin fırtına biçeceğini göstereceğiz. Kazakistan’da Ruslara çalışan her kim varsa, hepsini oyun dışı yapacağız.

Biliyoruz ki Rusların savaşacak gücü yok. Güç derken, güvenilir orduları da yok, ordu içinde birlik ve dirlik yok. Ahlak da maneviyat da bir ideal da yok. Geçit törenlerinde yaptıkları şovlar bir yana, bir iki teknoloji haricinde gerçekte savaşların sonucunu belirleyecek çok üstün silahları da yok. Yeterli mühimmatları da paraları da moralleri de yok. Siyasi sahada da birlikleri yok. Halk desteği de yok. Rus halkı bu insanlık düşmanlarını başında görmek istemiyor. Daha bu kısımlara gelmeden önce, metafizik saldırılardan üslerini, cephelerini, askerlerini, araçlarını, cihazlarını koruyabilecek yeterlilikleri de yok.

Bütün dünya iyice gördü ki Rusya ile batı alemi ve NATO, çoğu zaman danışıklı dövüşüyorlar. Şu anda da danışıklı dövüşüyorlar. Beraberce kara para işleri yapıyorlar. Dünya insanlığını oyalıyorlar, felaketlere yönlendiriyorlar. Lavrov, Rusya’nın değil Almanya’nın, İngiltere’nin, ABD’nin dışişleri bakanı gibi. Yedikleri içtikleri, yaptıkları pislikler ayrı gitmiyor. Zaten Rusya’da kimin baş, kimlerin gövde, kimlerin bacak ve ayak olduğu da belli değil. Lavrov da Zaharova da Şoygu da Putin’i takmıyorlar.

Böyle bir devlet ve ordu sistemiyle harbe değil, komşu ülkelerden birinde küçük çaplı bir askeri tatbikata bile gidilmez. Bir de Rusya bu kafayla inatlaştıkça aynı anda pek çok farklı cephede farklı düşmana karşı savaşmak zorunda kalacak. Zaten son tatbikatlarında kaç kere dünyaya rezil oldular, kahkaha attıran görüntüleri sık sık verdiler ve bunları bütün dünya izledi.

Türk ve İslam dünyasının gerçekten hürriyetlerine kavuşmasına ve sömürülmeye karşı durmasına mani olmak için Rusya ile danışıklı dövüşen ülkeler, bir sabah kabus gibi bir güne uyanacaklar. Geri vitese takmak için çok geç kalmış olacaklar.

Dünya düzeni değişecek, defalarca samimiyetle fırsat verdiğim halde bu fırsatları değerlendirmeyen pek çok ülke gibi Rusya da çökecek. Belki de tamamen yok olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Vakti geldi, sözün bittiği yerde kurşunlar konuşmalıdır

Kazakistan’daki soydaşlarımız, vatanlarının ve haklarının müdafaası için yapılması icap eden her şeyi yapmalılar. Ben, kısacık sürede dünya dengelerini çok büyük oranda değiştirdim ve hala Kazakistan’ın lehine olacak şekilde değiştirmeye ve tesis ettiğim bu yeni dengeleri muhafaza etmeye devam ediyorum.

Putin ise dünden beri aramadığı, destek istemediği hiç kimse kalmamış olmasına rağmen yalnız başına ortada kaldı. Bu dünyada eşkıya kanunları geçerli değil. Bu derece eşkıyaca attığı adımları onu büyük sıkıntılara düşürdü ve bu yükü daha fazla taşıyabilmesi mümkün değil. Görünen köy kılavuz istemez. Görülebiliyor ki çok kısa süre sonra Rusya Federasyonu içten karışacak. Rusya’da hükumete karşı ayaklanmalar olacak. Putin, Lavrov, Zaharova, Peskov ve diğerleri hep yıkılacak. Bazıları Rusya mahkemelerinde, bazıları milletler arası mahkemelerde yargılanacaklar. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar, terör suçları, harp suçları, katliam, uyuşturucu, insan ve organ kaçakçılığı dahil çok sayıda hususta yargılanacaklar.

Şu anda bile hiçe dönmüş bir Putin ve Rusya var. Çok yakında çok fazla cephede çok fazla sayıda düşmanıyla karşı karşıya gelmek zorunda kalacak ve hepsi karşısında aciz de kalacak bir Rusya var. Ben, memleketimin içindeki ve dışındaki müttefiklerimle birlikte yapılması icap eden her şeyi yapmaya devam edeceğim. Artık Kazakistan’ın ordusu ve emniyeti içindeki vatansever soydaşlarımın, ordu ve emniyet teşkilatı içindeki hainleri peş peşe oyundan düşürmelerinin vakti geldi. Teslim olanı tutuklayıp yargılayarak, direnene karşı kuvvet kullanıp yok ederek hepsini sahadan çekmenin vakti geldi. Bunun için bütün dengeleri/şartları ayarladım. Kazakistan’ın yürekli ve vatansever evlatlarına güvenim tam. Hiçbir devletin, hükumetin, ordunun ya da milletler arası çetenin, Kazakistan’ın bu haklı ve meşru mücadelesine mani olmasına izin vermeyeceğim. Hainlerin tek cezası vardır, o da ekmeğini yediği halde ihanet ettikleri milletten kurşun yemektir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi