Etiket arşivi: Bill Gates

“Müthiş bir gösteriydi”

Gece gece canım sıkıldı. Metafizik çatışmaların da hiç tadı kalmadı. Sahada çatışma gücüne sahip düşman unsur kalmadı. Öyle ki Hindistan’ın ve Çin’in büyücüleri, medyumları ve bunlara çalışan cin kabileleri dahi günlerdir, gecelerdir eridiler, yıkıldılar. Oysa onlar son ümitleriydi. Dünyanın dört bir tarafından tek tük kalan metafizikçiler, varlık göstermeye çalışıyorlar. Sahayı boş göstermemeye çalışıyorlar. Onların da işi bana kalmıyor, ekibim hallediyor, gerekli karşılıkları veriyor. Karşımızda dünya genelinde tesis edilen bir seferberlik daha sonuç alamadı. Bundan sonra almalarına ihtimal de kalmadı. 

Ben de zaten her sahada her işimi çoktan ayarladım, hazırladım ve gece gece uğraşacak iş de bulamadım da tuttum bir film senaryosu yazdım. Çalakalem, dakikalar içinde yazdım geçtim ama senaryonun içinde neler neler var. Devletler, hükumetler, ordular, entrikalar, uzaylılar, aksiyon, yüksek bilim ve teknoloji, casuslar, robotlar, masonlar, patlamalar, bombalamalar, hainler, kin, nefret, intikam, satanizm ve dahası… 

Böyle bir senaryoyu özetle yazmak çok zor iş ama denedim, oldu gibi…

Kaba hatlarıyla senaryo şöyle: 

Bir biyonik robot olan, yeşillere çalışan ABD başkanı Biden, yine bir biyonik robot olup da yeşillere çalışan Rusya başkanı Putin’le danışıklı dövüşür. Günler boyunca peş peşe dikkat çekici açıklamalar yaparken, gün gelir “O Putin artık iktidarda kalamaz” şeklinde açıklamalar da yapar ve sonraki günlerde de arkasını getirir. Dünya bu açıklamalara çok şaşırır. Arkasından daha ne gelecek diye bakarlar, beyin fırtınaları yaparlar, ihtimal hesapları yaparlar ama çok yaklaşsalar da asıl gerçeğe, sahada aslında neler döndüğü bilgisine ulaşamazlar. 

Biden’ın “Yeni dünya düzeni kuruluyor. Hepimiz tek bir kralın emrine girmek zorunda kalabiliriz. Ortak düşmanımız olan o şahsa ve teşkilatına karşı birlikte hareket etmeliyiz.” şeklindeki açıklamasından ve perde arkasında hükumetlere/liderlere yaptığı tehditlerden kısa süre sonra, Biden’ın öncülüğünde devletler arası bir askeri organizasyon harekete geçer ve Rusya’yı baskı altına alır. Kara ve hava çatışmalarından ziyade deniz savaşlarını tercih ederler. Türkiye’nin boğazlarından donanmalarını da geçirirler. Bu kısımda Türkiye’deki masonlar da etkili olurlar. Ruslar buna çok kızmış rolü oynarlar. Dünya insanlığını çok sarsan karşılıklı restleşmeler, kurulan onca ağır cümleler herkesi şaşırtır. “Üçüncü dünya savaşı mı çıkıyor” tartışmaları, dünyanın dört bir yanındaki devletlerdeki TV kanallarında saatlerce yapılır ve izlenir. Gazetelerde ve haber sitelerinde toplamda yüz binlerce köşe yazısı yazılır. 

Sonunda ABD ve Rusya donanmaları Karadeniz’de karşı karşıya gelir. Karşılıklı top atışları yapılır. Numaradan birkaç ABD gemisi batırılır, birkaç asker kaybı yaşanır. Saha şartları ayarlanır. Aynı anlarda, bu danışıklı dövüşün oyuncuları arasında Türkiye’den yetkililer de olur. 

Bir biyonik robot olan Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar da rolünü oynar. Ruslar, ABD’nin ve ABD öncüğünde hareket eden ülkelerin kendilerine bu zararları vermesinde Türkiye’nin mühim bir rol oynadığını ve bunun kabul edilemez olduğunu en sert şekilde açıklarlar. Hulusi ve çetesi ise Rusların damarlarına basan açıklamalar yaparlar. 

Bu yetmezmiş gibi ABD donanmasına ait birkaç askeri gemi Türkiye’nin Karadeniz kıyılarına yanaşmak, sığınmak zorunda kalır. Türkiye’nin gayr-i meşru hükumeti bu sığınmaya da izin verir. Dikkat çekicidir ki bu gemiler Türkiye’de batı Karadeniz kıyılarına yanaşırlar. Sonra Rusya ABD’ye ve Türkiye’ye karşı aşırı sinirlenmiş rolü oynar. Önce, o güne kadar danışıklı dövüşler sergileyerek milyonla sivil insanı organ ve fuhuş mafyalarına sürükledikleri Ukrayna’ya çok sayıda füzeler atarlar.

Sonra hatlar daha da gerilir. Yavuz ve Midilli gemileriyle geçmişte sergilenen danışıklı dövüşün çok benzeri bir kez daha sergilenmeye devam eder. Rusların “Yakarız, yıkarız, vururuz” seviyesine gelen restlerine, açıklamalarına karşı, Biden da “Yakamazsınız, vuramazsınız, yıkamazsınız” tarzında kışkırtmalar yapar. Yine bir biyonik robot olup da içinde yeşil uzaylı bulunan ABD Savunma Bakanı Austin de o anlarda Biden’ı destekleyen, Rusları kışkırtan, Türkiye’yi ateş hattına atan açıklamaları üst üste yapar. Yine biyonik robotlar olan Putin, Şoygu, Lavrov, Peskov, Zaharova, Macron, Scholz, Stoltenberg, Ursula, Elon Musk, Bill Gates gibi kişiler de yangına körükle koşarlar. Herkes rolünü kusursuz oynar ve bu sayede planlarının son kısmına gelirler. Planın buraya kadar olan kısmı, son kısmının görünür sebeplerini/mazeretlerini oluşturmaya dönüktür ama son kısmı gerçekten de küçük bir kıyamet kopartmaya dönüktür.

Dünya insanlığı danışıklı dövüşü seyrederken, neler olacağını bilemezken, Batı Karadeniz taraflarına uzun menzilli Rus füzeleri atılır. Görünürde bu füzeler Batı Karadeniz açıklarındaki ABD ve müttefiki ülkelerin deniz unsurlarını hedef almakta, Türkiye açıkça vurulmamaktadır. Lakin bu da bir oyundur. Rusya ile danışıklı dövüşen ABD hükumeti/yetkilileri, o anlarda bir nükleer denizaltıyı o bölgede bulundurur. Nükleer denizaltının kasten vurulması sağlanır.

Söz konusu nükleer denizaltının patlamasından kısa süre sonra, patlama neticesinde oluşan yüksek basınç rüzgarı ve yakıcı sıcaklık, İstanbul’un ve Sakarya’nın Karadeniz kıyılarından içeriye doğru girer ve Tüpraş İzmit tesisi dahil olmak üzere bölgedeki pek çok tehlikeli tesisi, depoyu, boru hatlarını infilak ettirir. Çok ilginç ve daha önce kimsenin aklından geçmeyecek şeyler de yaşanır. Nasıl oluyorsa eş zamanlı olarak bölgede deprem de olur. Tüpraş’ın patlamasıyla birlikte İzmit körfezinden başlayan peş peşe patlamalar Gebze, Tuzla, Pendik, Kartal, Maltepe hattı boyunca devam eder. O anlarda Büyük ada başta olmak üzere civar adalarda da patlamalar olur. Felaket bu safhaya gelmeden önce bile yüzbinlerce sivil insan çok feci şekillerde can verir. Aralarında ne kadarının bebek, çocuk, kadın ve hamile kadın olduğunu kesin şekilde bilmek asla mümkün olmayacaktır. 

Dünyada çok sayıda TV kanalı, yayınlarını keserek son dakika gelişmesi halinde bu yaşanan facianın haberini verir. Dünyanın dört bir tarafındaki biyonik robotların en üst yöneticilerinden biri olan İngiliz Kraliçesi rolündeki biyonik robot, adamlarına “Müthiş bir gösteriydi” der. 

Seyirciler filmin hazin bir sonla bitmesine kendilerini şartlandırmışken, filmin sahneleri devam ettikçe üst üste sarsılırlar ve şaşırırlar. Bütün bunların yapılacağını önceden bilen, Türkiye merkezli ve devletler arası bir teşkilat meydana çıkar. Öylesine dahiyane bir planla, o kadar cesurca ve organize şekilde hareket ederler ki danışıklı dövüşen tarafları, kısacık sürede kazdıkları kuyulara düşürürler. Yaptıkları müdahalelerle dünyanın önde gelen onlarca ülkesinde peş peşe halklar ayaklanır, iktidarlar yıkılır, liderler devrilir, darbeler olur, yargılamalar olur. İdam cezaları alanların sayısı kısa sürede içinde bile on binleri bulur. 

Dünya insanlığı büyük bir nefretle mason, yahudi ve biyonik robot avına çıkar. Bunların kontrolündeki milletler arası teşkilatlar hemen feshedilirler. Türkiye’de yaşanan facianın hemen ardından ABD’de Biden-Kamala çetesinin devrilmesi, onun hemen ardından Rusya’da Putin çetesinin devrilmesi ise izleyiciyi şok eder ama o anlarda ya da film bittiği anda hiç kimse “Yok, o kadar da olmaz. Bu mantık dışıydı. Bu sahneler gerçekçilikten uzaktı” diyemezler. Filmin bu kısımları da izleyiciyi ayrıca ve üst üste sarsmaya devam eder.

Birkaç yıl içinde dünya düzeni tamamen değişmiş ve dev bir devrim gerçekleşmiş olur. Yeni dünya düzeni kurulur. Dünyanın yeni merkezi, yeni lideri Türkiye olur.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Koronanın ilacı var

Ankebut Ağının kontrolündeki o malum devletlerin/hükumetlerin elinde, en başından beri koronanın ilacı var. Dikkat edin, koronaya karşı baştan geliştirilmiş aşı değil, koronaya karşı baştan geliştirilmiş ve hazırda tutulan ve kısa sürede iyileştiren ilaç var. Buna rağmen, hiçbir faydası olmadığı bilinen türlü ilaçlar, her gün abartılı sayıda, korona teşhisi konmuş insanlara içirildi. Korona teşhisi konmuş insanların büyük kısmı ise aslına korona değil gripti. Sonunda, bu ilaçların koronaya karşı bir faydası olmadığı, ağır yan etkilerinin olduğu, pek çok ölümün sebebinin bu ilaçlar olduğu meydana çıktı. Zaten grip olmuş ama ihtiyar olan ya da iç hastalıkları olan kişileri kısa sürede krize sokup öldürmesi için söz konusu ilaçların hem bir arada hem de yüksek adette içirildiği meydana çıktı. “Bu ilaçlar nedir böyle, içmeye başladığımdan beri beni mahvetti.” diyerek ve ölme riskine inandırmış olsa bile cesaret edip o ilaçları keserek hayatını kurtaranlar, ölmeyenler çok oldu. İlaçlara devam edenlerin büyük çoğunluğu ilaçlar nedeniyle öldü. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar bu mealde konuştular, anlattılar ama sonra ne oldu? Bir soruşturma, bir yargılama başlatıldı mı? Şimdi ilaçların hiç fayda vermediği, aksine büyük zararlar verip ölümlere sebep olduğu gözler önüne çıktı, üstüne aylar geçiyor. Soruşturma başlatan var mı? Sözde bilim kurulunun aslında ne olduğunu, hangi gizli ermenilerden, gizli yahudilerden, gizli masonlardan, gizli servislere çalışan uzmanlardan, kara paracılardan teşekkül ettiğini soruşturan bir resmi kurumumuz var mı?

Türk doktorlar arasından bile korona virüsü kapan, yoğun bakıma alınan ve sonra bulduğu fırsatta cep telefonu kaydı çektirerek “Ben doktorum. Virüs öldürmüyor. Yanlış tedavi öldürüyor. Burada bana uygulanan tedavi kesinlikle yanlış. İlaçlar da yanlış ilaçlar” diyenler ve sonra ölenler oldu. Söz konusu videolar, gerçek sahibi CIA olan malum sözde sosyal ağlarda sansürlendi ama tamamen görülmez hale getirilemedi. Milletimizin içinden bunları görenler, izleyenler, dehşete düşenler çok oldu. Sonra ne oldu? Soruşturma ya da bilimsel bir inceleme/çalışma başlatıldı mı?

Korona, Ankebut Ağına bağlı insanlık düşmanı satanist hükumetlerin organize şekilde dünyaya yaydıkları ve laboratuvarda üretilmiş bir virüs. Ortada hiçbir virüs bulunmadığını iddia edenler isabetli değiller. Virüs de var ama korona oyunlarına karşı mücadele verenler arasında çok abartanlar da var, aldatma da var. Çünkü böyle faydalı ve zaruri bir mücadeleyi insanlık namına veren insanların arasına karışan çok sayıda art niyetli doktor, gazeteci, sosyal medya ünlüsü gibi kişiler de var. Bunların da arkasında mason tarikatı ve onların kontrolünde olan MİT var. Daha arkasında CIA var.

Korona oyunlarının arkasında kasten yanlış tedaviler uygulama ve ölüme götürecek ilaçlar dayatma da var. Bu sayede öldürülen çok sayıda insan üzerinden dönen kara paracılık da var, organ kaçakçılığı da var. Ayrıca canlı insan kaçakçılığı da var. Sözde aşılar üzerinden insanlığın sağlığına, genetik kodlarına, gelecek nesillere bile kastetmek var. Zamanı gelince sinyal göndererek aşılı insanları bir anda cinnet haline sokmak ya da bir anda kalp krizi gibi görünür şekilde topluca ölmelerini sağlamak da var. İnsanları sürekli sinirli halde tutarak tartışmaların, kavgaların, sorunların devleşmesini sağlamak da var. Hatta kapatmalar, kısıtlamalar vesilesiyle, mason dolu malum hükumetlerin arka plandan ve resmi araçlarla kara para işleri çevirmesi de var. Devletlerin resmi araçlarıyla, bazen polis araçlarıyla, bazen ambulanslarla canlı insan, organ, uyuşturucu ve kara para taşıma işleri de var.

Son aylarda Türkiye genelinde çok yüksek seviyede bir kalp krizi artışı var. Sebebini araştıran resmi yetkili birileri var mı? Ya da milli güvenlik meselesi görerek bir soruşturma başlatan var mı? “Ne oluyor bu insanlara” diyen var mı? Samimi biri miydi bilemiyorum ama bir savcı çıktı, kamerası önünde uzunca konuştu. Sonrasında hukuki ve tıbbi/ilmi hiçbir gerekçe gösterilemediği halde vazifesinden alındı. Neden, kim için, hangi kanuna dayanarak? Hangi maksatla? Söz konusu savcının vazifeden alınması kararına imza atanlar da mason mu, gizli mason mu? Masonlardan talimat alan birileri mi? Bunlar soruşturuldu mu?

Sadece hayvanların halleri tuhaflaşmadı. Stadlarda ölen futbolcuların sayısı da bir anda arttı. Aşı vurulan sporcular arasında trafik kazalarında ölenlerin sayıları da arttı. Her şey tuhaflaştı. Sadece iklimler, depremler, tuhaf yağışlar, hortumlar, fırtınalar değil meselemiz… Her şey tuhaflaştı.

Mason tarikatı üzerinden organize olan yahudilerin, satanistlerin ve gizli ermenilerin Türkiye’ye ve Türk milletine kastettikleri, Ankebut Ağının birçok ülkede aynı anda uyguladığı insanlık dışı planların (sadece korona ve organ planları değil) Türkiye ayağını oluşturdukları, çok açık. Soruşturma var mı, yargılama var mı?

Her sene yüzbinlerce gencin, maddi imkansızlık içinde iken üniversite tahsili yapmasına ve ahlaki eğitim almasına vesile olan İslam tarikatlarının müesseselerinde, hayatın olağan akışı gereği her sene birkaç istenmeyen hadise yaşanıyor diye… Sorunun temelini görmek, insanca yaklaşarak çözüme götürmek yerine, “Tarikatlar kapatılsın” diye avazı çıktığı kadar bağıranlar… Tarikat mensubu, Türkiye vatandaşı, kanuna saygılı, medeni insanlara ağız dolusu sövüp sayanlar, işte bunlar… Korona zulümlerinin, katliamlarının, soygunlarının Türkiye ayağında gönüllü olarak yer alan ve her türlü idamlık suçu organize şekilde, örgütlü şekilde işleyen insan şeytanları bunlar… Masonlar, gizli yahudiler, gizli ermeniler, gizli rumlar, gizli satanistler… Sözde bilim kurulunda, AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün şu anki kabinesinde, mühim/etkili sağlık kuruluşlarının başında, basında ve medyaya uzman diye çıkartılanlar arasında, bunlardan kaç kişi var, bağlantıları nasıl, soruşturma başlatıldı mı?

Bana inanmıyorsanız Fatih Altaylı’ya, Ahmet Hakan’a, İsmail Saymaz’a, Can Ataklı’ya, Merdan Yanardağ’a, Halk TV’nin ve Tele1’in ya da CNN Türk’ün üst isimlerine sorun… Benzeri binlerce basın, medya, sosyal medya aktörüne sorun. Şurada anlatmadığım kısımları bile biliyorlar.

Koronaya yakalanınca ölmesini istemedikleri adamlarına, masonlara, gizli yahudilere, gizli ermenilere, gizli satanistlere, gizli rumlara, o vatan hainlerine, o insanlık düşmanlarına söz konusu ilaçtan kullandırdılar, kullandırıyorlar.

Bana inanmayan Tayyip’e de sorabilir, Alman, İngiliz, Rus, Japon, Çin, Fransız, Amerikan resmi makamlarına da sorabilir. Sorun, sorun… Resmi geçerliliği olacak şekilde, usule uygun dilekçelerle sorun, cevaplar talep edin. Belki resmen inkar ederler ve sonra da koronanın arka planında dönen insanlık dışı işleri dünyanın bilmem kaç ülkesinde aynı anlarda ispat eden somut deliller yayılıverir. Ne kadar da büyük karışır şu dünya… Az daha unutuyordum, hükumetler üstü bir otorite haline getirilmiş olan o Bill Gates’e ve sözde vakıflarına da sorabilirsiniz. Belki de o sözde vakıfları, virüsün ilk anlarda nereden, kimler tarafından, ne şekilde yayıldığını biliyorlardır. Belki de aşı denilen sıvıların aslında nelere sebep olduğunu da biliyorlardır. İspanya’da ilk zamanlarda neler döndüğünü de biliyorlar. Belki kendi bünyesindeki adamları bile bu türlü gerçekleri kendi aralarında konuşmuş ya da yazışmışlardır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Son derece ciddiyim ve en açık şekilde yazıyorum

1-)Son derece ciddiyim ve en açık şekilde yazıyorum

Türkiye üzerinde dönen ya da bir şekilde bir kısmı Türkiye’den geçen kara para işleri/çarkı iyice daraldığı için çareler arıyorlar.

Bu nedenle de korona virüsü salgınını, kasten ve yalanlarla ve basın-medya unsurlarını da kullanarak, organize şekilde abartıyorlar. İçimizdeki İsrail’in, içimizdeki Ermenistan’ın, mason teşkilatının, satanist teşkilatların mensuplarını yine bu işte organize ediyorlar.

Türkiye’de şu anda, resmi yetkililerin ve basın/medya hainlerinin ve art niyetli uzmanların iddia ettiği kadar şiddetli bir korona salgını ve ilan edilen sayıda vefatlar yok. Korona teşhisi koymaya adam ve ceset arıyorlar. Bambaşka sebeplerle ölenlere bile korona diyorlar.

2-)

Bilmem kaç tane ülkenin, bunların hükumetlerinin/liderlerinin, bunların gizli servislerinin ve bunların kontrolündeki mafyalarla terör örgütlerinin, basın ve medya unsurlarının da dahil olduğu bir kara para çarkı, en çok da Türkiye ayağında, bizim Ankebut Operasyonumuz sayesinde iyice büyük darbeler alıyor.

Kısmi kapanmalar bile bunların işine geliyor ama tam kapanmalar daha da işlerine geliyor. Bu süreçte milletin, esnafın, çoluk çocuğun, ihtiyarların, hastaların neler çekeceği umurlarında bile değil.

3-)

Daha önce de küçük bir kaç cümle ile dikkatleri bu yöne çekmiştim. Kapanmalar ve kısıtlamalar sayesinde resmi makamlara ait araçlarla ve ekiplerle bile kara para işleri yaptılar, yapıyorlar. Bu gün Türkiye’de bakanların uçaklarında ve makam araçlarında uyuşturucular ve kara paralar taşındığı konuşuluyor ve gizli soruşturmalara konu oluyor. Bu gün yarın bunlar bir anda ve art arda patlayacak zaten, gidişat bunu gösteriyor. Millet kaç kere korkup “Bu nedir kardeşim, yapmayın böyle şeyler. Korkuyoruz, bir felaket yaşanıyor zan ediyoruz.” dediği halde 40-50 ambulansın ışıklarını ve sirenlerini açıp topluca başka şehirlere sevk ettiler. İçlerinde organ, nükleer madde, silah, uyuşturucu, nakit para taşıdılar.

4-)

Türkiye artık bu şeytanlıklara izin vermeyecek. Bu kadar ikaz ettik, bu kadar sabır ettik, usulüyle temas edip bekledik ama hala bu hususta karşımızda dikleşeceklerse, inceldiği yerden kopsun. O kadar çok istiyorum ki artık bir gürültüyle her şeyin kopup patlamasını ve meydana çıkmasını, içimdeki bu isteği kelimelere döküp anlatamam. Koskoca dünya, insanlık düşmanı satanist bir teşkilatın elinde nasıl da şeytanca bir nizamın hakim olduğu bir hale getirilmiş. Her yerde acı, göz yaşı, feryat, figan, zulüm, katliam, kan, sapıklık var.

Bu Türkiye bu kara para çarkından, bu şeytani sistemden en kısa sürede ve tamamen çıkacak. Aynı anda, benimle hareket eden pek çok ülke/millet de çıkacak. Buna bu dünyadaki veya başka dünyalardaki hiç kimse ve hiçbir teşkilat mani olamayacak. Sadece bu gece bile olağanüstü bir çatışma sahası vardı ve onların kayıpları gerçekten çok ama çok fazla.

5-)

Ben, Türkiye’deki korona oyunlarını tam manasıyla bitirmeye karar verdim. Bundan sonrasında Türkiye’de tam kapanma istemiyorum. Bütün oyunları gerekirse açıkça ve sert bir şekilde bozacağım ve benimle birlikte olan yurt içinden ve yurt dışından bütün güç unsurları da bu mücadelemde yanımda olacaklar.

Buna kızıp da gerçekten çok ölümcül olan virüsleri yaymaya kalkanlar olacaksa, bilsinler ki bunun karşılığını çok ama çok sert verebilecek güce ve imkanlara sahibim. Kendi kabinelerini/hükumetlerini, partilerini, meclislerini ve hemen kısa süre sonrasında devletlerini yıkabilirim.

Bu güne kadar birçok şeyi iddia ettiğimde “O kadar da değildir” diyenler, hemen sonrasında çok pişman oldular ve acınası hallere düştüler. Ben, söylediklerimi yaparım. Kafam atarsa, o yeşil ve gri derili insanlık düşmanı uzaylıların, dünyamızda yeraltında bulunan gizli üslerini bile yıkarım.

6-)

Boş boş konuşmayın.

Bir memleketin içine sızmış bir avuç hain, terörist ve insanlık düşmanısınız. Başka da bir şey değilsiniz. Kendinizi bir yerlerde görmeyin.

Benim ayarımı da bozmayın, bir saat sonra asıl mekanıma geçerim, ikinci saatinde aklınızın almayacağı operasyonlar başlatırım. Senelerdir kaç bin türlü suç delili bıraktınız, sanki bilmiyor musunuz. Siz zaten toz duman olursunuz da iki güne kalmadan bilmem kaç tane batı ülkesinde de benzer şeylerin yaşanmasına sebep olur ve oralarda bile iktidarlar devrilir. İşler kontrolden çıkar, ben bile kontrolümde tutamam ve sonucun ne olacağını kesinlik derecesinde bilemem. Lakin biz de kayıplar verecek olsak da sizin gerçek yüzünüz ve teşkilatınız bütün dünyada görülür ve iki asır geriye gidersiniz.

Bu korona oyunu bitmiştir. Israr etmek mi istiyorsunuz, haydi edin, hep beraber yaşayıp görelim.

7-)

Çin, Tayyip’i tehdit ediyor

Türkiye’deki kara para çarkı büyük darbe alan Çin/yeşiller, Türkiye’de tam kapanma istiyorlar. Bu hususta Tayyip’i tehdit altında tutuyorlar.

Çin devlet sistemi daha çok kara para peşinde ama içlerine sızmış olan ve dünya üzerindeki pek çok hamlelerini Çin devlet gücü üzerinden yapan yeşil uzaylıların daha başka hesapları, planları da var.

Buradan Yahudilere ait büyük ilaç firmalarına ve dünya insanlığının genetiğinin değiştirilmesi planlarına yol çıkıyor.

8- )

Kocaman bir yalan

BBC, bu haberinin altında kalır. Bu haberden ve BBC’den mesul olan pek çok kişi milletler arası mahkemelerde “insanlığa karşı işlenmiş suçlar” kapsamında yargılanır.

Bu oyun haddi iyice aştı. Hindistan’da ölenlerin hepsinin korona virüsünden ölmediğini bütün dünya biliyor. BBC yetkilileri de İngiliz hükumeti mensupları da bunu biliyor. Buna rağmen böyle haberler yapılamaz. Bütün dünya kandırılamaz. Bu, gazetecilik değil, idamlık bir suç…

9-)

Hiç zor değil. Yüzlerce Hindistanlının cesetleri alınıp dürüst karakterli ve sahasında uzman kişilerce otopsi yaptırılabilir. Bu insanlık, siyasi otoritelerin kontrolünü bile red ederek, on milyonlarca kişi halinde sokakları, meydanları doldurarak, hükumetleri/liderleri devirerek bunu yapmak zorunda kalabilir. Baskı altındaki pek çok dürüst uzman, bir anda cesaret bulup gerçekleri haykırabilir.

Bütün insanlık yeterince bunaldı ve dönen dolapları çoktan anladı. Sosyal ağların, video platformlarının gerçek yüzü, gerçekleri gizlemek isteyen tavırları iyice anlaşıldı. Ahmak olanlar ve şu dünyada hiçbir gayesi olmayıp hayvan misali yaşayanlar bile bunu anladılar. Bu iş, ya büyük bir gürültü ve çatışma ortamıyla olacak ya da bu korona oyunlarının oyun kurucuları geri adımı sakince atacaklar. Üçüncü bir seçenek/ihtimal yok.

10-)

Hindistan’da temizlik zaten çok büyük bir sorun. Çok eksikleri ve kusurları var. Nüfus da çok yoğun. Teknik ve tıbbi imkanlar da çok kısıtlı. Hayat şartları da çok kötü ve kimse kastetmese bile bulaşıcı hastalıkların yayılması hep beklenir. Bu ihtimal her zaman için çok yüksek. Şu anda kasıt da var ve kasten bulaştırılan başka virüsler de var. Bu kadar insanı sadece korona virüsü öldürmüyor. Korona virüsünün öldürücülüğü bu kadar yüksek değil.

Ayrıca son birkaç haftada Hindistan’da ölen on binlerce kişi metafizik çatışmalarda öldüler. Medyumluğun, büyücülüğün, büyü ayinlerinin bu kadar yaygın olduğu Hindistan’da bu kaçınılmaz bir sondu. Bu sahanın uzmanları da bu bilgiden haberdarlar.

11-)

Hindistanlıların kendi ülkelerinde çekip paylaştığı videolar bile “Bu nasıl virüs, cesetlere bakıyoruz, insanlar dayak yemiş gibiler, her yerlerinden kan akıyor. Bize dokunmayın diyorlar ama bir tuhaflık var” mesajlarıyla paylaşılıyor.

Çünkü korona ve başka virüsler bir seviyeye kadar ölümlere sebep oluyorlar ama bir yandan da çok büyük çapta organ işi yapılıyor. Korona bulaşmasına benzer ufacık belirtiler gösteren kişiler bile hemen bir oldu bitti ile hastahanelere sürükleniyorlar ve organları çalınıyor.

12-)

İngiltere hükumeti de Hindistan hükumeti gibi bu şeytani işin içinde. Birlikte çalışıyorlar. Bu anlarda Hindistan’a teknik/tıbbi destek vermeye hemen teşebbüs edenler de bu kanlı oyunun içindeki hükumetler/liderler. Bu milletler arası kanlı oyunun en üst isimlerinden biri de Çin lideri Şi Cinping… İnsanlık namına derhal meydan bir yerde ve bütün dünyanın izleyeceği bir canlı yayında asılması gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sizi Marina Abramovic ile tanıştırayım.


Kendisi bu dünyada yaşayan en büyük Satanist büyücülerden biridir.

Satanist ayinlerinde bebekleri kesip parça parça eden, dilim dilim doğrayıp yiyen insan şeytanlarından biridir.

Marina Abramovic, 30 Kasım 1946’da Belgrad’da doğmuştur. Performans sanatçılığı denilen acayip bir şeyle meşgul ve meşhur olmuştur.

Hayvanlar gibi çırılçıplak soyunarak, ahlak/sınır tanımayarak sözde performans gösterileri sergilemiş, dünya genelinde bu şekilde tanınmıştır. Aslında ne var bu kadında, ne yapmış bu güne kadar diye merak edip bakarsanız, hiçbir şey yapmadığı halde çok büyük hatta imkansız görülen gösteriler sergilemiş biri gibi pazarlanmış olduğunu görürsünüz.

Bunun sebebi, Marina’nın içinde bulunduğu sistem yani Ankebut Ağı’dır.


Hristiyanlıktan yola çıkıp, Ankebut Ağı içinde kısa sürede Satanistin teki olup çıkmıştır.

Gösteri diye yaptıklarının çoğu da cinselliğini, kadınlığını/bedenini kullanarak, bu şekilde dikkatleri üzerine çekmek ve aykırılık sergilemektir. Ayrıca sözde gösterileri bazen de cinleri kullanarak yapılan sihirler, göz boyamalarıdır.

Yani anlayacağınız, vurduğunuzda iyi ses getiren boş tenekenin tekidir Marina… Utanması, çekinmesi, inandığı herhangi bir değeri, bir dini, bir şahsiyeti yoktur. Buna rağmen onlarca senedir Marina rüzgarı eser durur. Çünkü Ankebut Ağı’na bağlı basın ve medya kuruluşları ve hatta sosyal ağlar ve video platformları, Marina’yı ve Marina gibileri sanatçı gibi gösterir, hep gündemde kalmasını, yok olmamasını sağlar. Gerçekten edebiyle, samimiyetiyle, iyi niyetiyle, kabiliyetleri ile sanatını icra edenlerse kendilerine aynı ortamlarda yer bile bulamazlar.

Şimdi ben size gerçek Marina’yı ve Marina gibi olanları anlatacağım ama buradan sonrasını hassas olanlar atlasınlar, okumasınlar.


Aleyna Tilki gibi yeniyetme Satanistlerin çok büyük hayranlık duyarak takip ettiği, dikkate aldığı kişilerden biridir Marina…

Marina, onlarca yıllık Satanistlik tecrübesine, bilgisine sahip yıllanmış bir Satanisttir.

Onun neler yapabildiğini ve yapabileceğini, tahmin bile edemezsiniz. Hatta birisi anlattığında, anlatılanları ilk duyduğunuz anda inanamazsınız.


Çok ileri seviyede bir büyücüdür Marina ve Ankebut Ağı’na katılıp Satanistleşen ve kabiliyetli görülen kişilere büyü dersleri bile verir.

Şu Sanhedrin hahamlarının ve dünyanın dört bir yanından bazı insan şeytanlarının karşımızda çaresiz kalıp büyüleriyle bizi durduramadığını bildiği halde, son günlerde kendine güvene güvene bize büyüler yapan bir büyücüdür.

Bize büyü yapabilmek için bile masum, melek gibi tertemiz çocuklara acımadan kıydı, kıyıyor. Marina, mühletini dolduruyor ve onun feci şekilde ölümüne de inşaallah bizler sebep olacağız.


Şu gördüğünüz, pasta ya da sanat denilen sadistçe şeyleri sosyal medya hesaplarından marifetmiş gibi paylaşan bir büyükbaş Satanisttir Marina… Boynuzlu fotoğrafına dair bir şey yazmama gerek bile yok, siz zaten neyin ne olduğunu artık anlayabiliyorsunuz.

Marina böyle şeyleri paylaşıyor çünkü zaten böyle bir ruh halinde yaşıyor. Onun için bebeklerin öldürülmesi, dilim dilim kesilmesi, vahşice parçalanması, ağızlarının yırtılması hatta kanının içilmesi ve pişirilip yenmesi çok sıradan bir şey…

Evet, evet… Yanlış okumadınız. Bunların hepsini onlarca senedir yapıyor, yaptırıyor ve bunun derslerini veriyor.


Marina’nın da katıldığı bir Satanist ayininde katledilmiş zavallı bir çocuğun cesedini görüyorsunuz.

Şu zavallı çocuk kandırılarak kaçırıldı ve yataktan başka eşya olmayan odaya kandırılarak, güle oynaya getirildi.

Hepsi onu güle oynaya karşıladılar. Çocukça oyunlar yaparak onlara karşılık verdi. Sonra ne olduğunu bile anlayamadı ve bir anda Satanist bir ayinin kurbanı olmaya başladı.

Anlatılabilecek gibi değil, detayları yazamıyorum ama taciz, tecavüz, ileri seviye işkence, ardından son darbe ve ölüm… Bunların hepsi yapılırken Marina da şeytani bir zevk alarak bütün suçlara ortak oluyordu.

Öldürmeden önce canlıyken ağzını yırttılar. Bu, tıpkı kurbanların kalplerini çıkartıp parçalamak gibi hep yaptıkları bir şey.

Çocuğun çeneden aşağıda kalan kısmı ise hiç paylaşılabilecek gibi değil.

Neden?

Microsoft’un Marina’yı kullanarak bir reklam klibi hazırladığını görüyorsunuz.

Hayatı boyunca zaten “sanat” denebilecek, “kabiliyet” denilebilecek hiçbir şey sergilememiş ama hep devleştirilmiş ve hep gündemde tutulmuş Marina’nın… Büyükanne denilecek yaşta hala sahiplenildiğini, varlıkta tutulduğunu aslında Microsoft’un reklamı yapılıyormuş gibi görünürken onun reklamının yapıldığını görüyorsunuz.

Bu işler böyle dönüyor, çünkü Microsoft da Ankebut Ağı’na bağlı dev şirketlerden biri. Bill Gates de tıpkı Marina gibi Satanistin teki. Bill Gates de ileri seviye bir Satanist olsa da vahşet sergilemede ve büyü yapmada Marina’nın yanında hiç kalır. Marina’nın konumu, derecesi çok başka…

Telkinler gönderiyor

Ayrıca bilmeniz gerekiyor, şu video çok ince tekniklerle hazırlanmış bir video ve insan beynine gözün tam yakalayamadığı telkinler gönderiyor. Tahmin etmişsinizdir, bu telkinlerde Satanizme, Şeytan’a tapınmaya, cinsel şiddete, lezbiyenliğe, ibneliğe, sübyancılığa yönlendirmeler var. Son on yıllarda, bu tür sapıklıkların yayılmasında ve özellikle çocuklara karşı cinsi ve fiziki saldırıların patlayıp gitmesinde bu tekniklerin yoğun olarak kullanılması da büyük bir amil/etken.


Marina’nın sistemi Adnan Oktar’ın sistemiyle aynı

Hatta Adnan Oktar, sistemini Marina gibilerden görerek kopyaladı.

Neler yapıyorlar, anlatayım. Büyüyle çok sayıda yakışıklı erkeği ve güzel kadınları kendilerine çekiyorlar. Bunları bir çeşit robotlara çeviriyorlar. Çoğu, kendi aklını, iradesini hiç kullanamaz hale geliyor ve 7/24 cinler tarafından zihin kontrolünde tutuluyorlar.

Sonra bu kadınlar ve erkekler üzerinden gruba başka kadınlar ve erkekler çekiliyor. Bu getirilenlerin bir kısmı Satanist ayinlerinde kurban ediliyor. Bir kısmı ise karapara işlerinde kullanılıyor.

Marina da böyle yapıyor. Yakın etrafında, zihin kontrolüne alıp elinde oyuncak gibi oynattığı 60 kadar kişi var. Onlar üzerinden yönlendirdiği/yönettiği binlerce kişi var.

Bu şekilde bir grupla, Ankebut Ağı’nın uyuşturucu, organ, fuhuş, silah kaçakçılığı, askeri casusluk, nüfuz casusluğu, iftira-karalama kampanyaları dahil onlarca vahim suçuna destek veriyorlar.


Ayrıca Marina, bu grubu üzerinden ayinlerde parçaladıkları bebekleri elde ediyor. Bu bebekler dünyanın dört bir yanından toplanıyor. Ankebut Ağı’nın insan kaçakçılığı yapan mafyaları zaten var ve bunların eline düşen bebeklerin bir kısmını da alıyorlar. Bebeklerin organları tam olarak gelişmediği için, organ mafyasının işine yaramıyor ama ayinlerde işlerini görüyor ve bu nedenle alıyorlar. Yoksa öldürüp öldürüp atacaklar ve bir dakika bile umurlarında olmayacak.

İnsan kaçakçılığı yapan mafyalarında yeterli bebek olmadığında ve bunların ayin için bebeğe ihtiyacı olduğunda, parklardan, bahçelerden, hastahanelerden bebekler kaçırıyorlar. Hatta gerekirse, yolda bebek arabasıyla bebeğini gezdiren annelerin çocuklarını bile çalıyorlar.

Ne kadar kötüleşirlerse, ne kadar vicdansız olurlarsa, ne kadar çok ve ağır kötülükler yaparlarsa, o kadar yükseldiklerine ve güçlendiklerine inanıyorlar.


Güç demişken, anlatayım…

Marina ile iki gün önce bir görüşme yaptım. Kendimi tanıtmadım, zaten bunların hepsinin kabusu oldum ve dünyanın her neresinde bu insan şeytanlarından varsa, ismimi çoktan duydular.

Hemen mevzuya girip “Bana ve ekibime büyüler yapmayı bırak. Benden kurtulmak istiyorsan, sana bir teklifim var” dedim. “Nedir” dedi. “O masum bebekleri, çocukları ve yetişkinleri kalplerinden bıçakladığın bıçağı kendi kalbine sapla ve kurtul” dedim. Bunu duyunca çıldırdı, öfke patlaması yaşadı.

Sonra ona “Bunca şeyi neden yaptın, bu akıl almaz şeyleri yaparken hedefin neydi?” dedim. “Güç elde ettim” dedi. “Senin güç dediğin nedir? Sen bizden ne kadar farklı oldun? Sen yemek yemeden, nefes almadan yaşayabiliyor musun? Sen tuvalete gitmiyor musun? Hiç hasta olmuyor musun?” deyince sinirlendi ve sözü değiştirmek istedi. Devam edip “Yaşlanmaya mani olabildin mi, ölüme çare bulabilecek misin, şu anda kaç hastalığın var?” dediğim gibi daha fazla dayanamadı ve lanetler edip görüşmeden ayrıldı.


Marina yaşlanmaya mani olamadı. İhtiyarlığın türlü türlü sıkıntısını o da yaşıyor ve çok güçsüz, takatsiz. Marina doğru düzgün yemek yiyemiyor, yediklerinin çoğunu kısa sürede istifra ederek çıkartıyor. Marina’nın içhastalıkları var. Marina küçük ve büyük ihtiyacını bile tutamıyor.

Ve marina bu restleşmeden ve ikazımdan sonra da bir dakika durmadan saldırmaya, büyüler yapmaya devam etti, ediyor. Marina’nın çok az bir mühleti kaldı ve onu dolduruyor. Sonra nasıl öleceğini, ölürken neler yaşayacağını, öldükten sonra neler yaşacağını ancak İslami ilimlere yüksek seviyede vakıf olanlar bilebilirler. Bir dakikası bile aklı kırdıracak kadar şiddetli bir azaba, sonsuz olarak gidecek. Marina, ettiğini çok feci şekilde çekecek.


Marina gibiler bilmeliler ki en iyi büyücülerinin yaptığı en ağır büyüler bile bizleri durduramıyor.

Ankebut Ağı’nın kontrolünde olan devletler, ordular ve gizli servisler de bizleri durduramıyor.

Ve bilsinler ki hepsinin sonu geliyor. Bu şeytanca sistemi, bu Ankebut Ağı’nı dünyanın tamamında yok edeceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya