Etiket arşivi: Aşı Oyunları

Siz laftan anlamıyorsunuz

Siz laftan anlamıyorsunuz

Her seferinde önden ikaz ediyorum ama her seferinde kendinizi bir şey zan ediyorsunuz. Kibrinizden gözünüzün önünü görmüyorsunuz.

Ne olacak şimdi? Bir anda bu kadar yüksek sayıda teknik adamın çarpılması, dünya genelinde rezil olacağınız seviyede cihaz, sunucu bozulmaları, kaybedeceğiniz milyarlarca dolar ve daha da yıkılan itibarınız…

Söz dinleseniz olmuyor muydu? Ben son sözümü söyledim. “Bu, son restleşme” dedim ve daha üstüne söz söylemeyeceğim. Ya çekilin karşımızdan ya da yıkılın. Siz bilirsiniz.

Sıkıldık artık

Sıkıldık sizin şeytanlıklarınızdan. İnsanlığa ve dünyaya yaptıklarınızdan. Bundan sonra böyle…

Ya akıllı uslu durun, metafiziği, büyüleri, korona ve aşı oyunlarını, kuraklık müdahalelerini, müsilaj saldırılarını ve benzeri her şeyi durdurun ya da o “son restleşme” kaydında ifade ettiğim gibi dünya tarihine geçecek, bütün insanlığın göreceği ve bileceği çok büyük hadiseler yaşanacak.

Çok feci şekilde çok büyük kayıplar vereceksiniz. Dünyada sizi duymayan bilmeyen kalmamış olacak. Dünyada bir tane biyonik robot bulunduramaz olacaksınız. Bu güne kadar yaptıklarınızı ve bu günlerde yapmak istediklerinizi bilmeyen kalmayacak. Her türlü aynı sonuca ulaşılacak ama bir fark var ki böyle şeytanlığa devam ederseniz, bu ihtimalde toptan yok olmaya yakın hale de geleceksiniz.

Bu dünya bizim ve elinizi çekin. İçeriden ve dışarıdan yaptığınız her türlü müdahaleye derhal son verin.

Mehmet Fahri Sertkaya

Angela Merkel’in aşı dayatması

Angela Merkel kılığındaki yeşil uzaylı, sözde koronavirüs aşıları için Alman halkını ikna etmeye çalışıyor.Alman hükumeti, aşı kampanyasına milyonlarca avro öderken araştırmacılar, hangi hamlelerin insanları aşı olmaya sevk edeceğini araştırıyorlar. Humboldt Üniversitesi araştırmacıları ve New York, Colombia Üniversitesi araştırmacıları farklı ikna stratejileri üzerine yaptıkları çalışma sonucunda, gençlerin, ellerinden alınan özgürlüklerin geri verilmesiyle, yaşlıların ve maddi durumu iyi olmayanların ise aile hekimlerinin devreye alınmasıyla aşı olmaya ikna olacakları sonucuna varmışlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sputnik V aşısı da artık çok tehlikeli

Putin’in maskesi çok yakında düşecek. Daha fazla vaziyeti idare edemez. Güç, otorite, itibar, hiçbir şey kalmayacak.

Sputnik V aşısı da artık çok tehlikeli

Daha önce Sputnik V aşısının para tuzağı olduğunu, bir işe yaramadığını ama diğerleri gibi insanlara türlü kalıcı zararlar vermek ve genetiği değiştirmek için yapılmadığını yazmıştım.

Putin’in içindeki değişince, Rusya’da çok şeyler değişti. Artık Sputnik V aşısı da yeşillerin diğer ülkeler üzerinden üretip dünyaya dayattığı aşılar gibi. Onlardan hiçbir farkı yok. Sputnik V aşısı da artık bir kitle imha silahı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Son derece ciddiyim ve en açık şekilde yazıyorum

1-)Son derece ciddiyim ve en açık şekilde yazıyorum

Türkiye üzerinde dönen ya da bir şekilde bir kısmı Türkiye’den geçen kara para işleri/çarkı iyice daraldığı için çareler arıyorlar.

Bu nedenle de korona virüsü salgınını, kasten ve yalanlarla ve basın-medya unsurlarını da kullanarak, organize şekilde abartıyorlar. İçimizdeki İsrail’in, içimizdeki Ermenistan’ın, mason teşkilatının, satanist teşkilatların mensuplarını yine bu işte organize ediyorlar.

Türkiye’de şu anda, resmi yetkililerin ve basın/medya hainlerinin ve art niyetli uzmanların iddia ettiği kadar şiddetli bir korona salgını ve ilan edilen sayıda vefatlar yok. Korona teşhisi koymaya adam ve ceset arıyorlar. Bambaşka sebeplerle ölenlere bile korona diyorlar.

2-)

Bilmem kaç tane ülkenin, bunların hükumetlerinin/liderlerinin, bunların gizli servislerinin ve bunların kontrolündeki mafyalarla terör örgütlerinin, basın ve medya unsurlarının da dahil olduğu bir kara para çarkı, en çok da Türkiye ayağında, bizim Ankebut Operasyonumuz sayesinde iyice büyük darbeler alıyor.

Kısmi kapanmalar bile bunların işine geliyor ama tam kapanmalar daha da işlerine geliyor. Bu süreçte milletin, esnafın, çoluk çocuğun, ihtiyarların, hastaların neler çekeceği umurlarında bile değil.

3-)

Daha önce de küçük bir kaç cümle ile dikkatleri bu yöne çekmiştim. Kapanmalar ve kısıtlamalar sayesinde resmi makamlara ait araçlarla ve ekiplerle bile kara para işleri yaptılar, yapıyorlar. Bu gün Türkiye’de bakanların uçaklarında ve makam araçlarında uyuşturucular ve kara paralar taşındığı konuşuluyor ve gizli soruşturmalara konu oluyor. Bu gün yarın bunlar bir anda ve art arda patlayacak zaten, gidişat bunu gösteriyor. Millet kaç kere korkup “Bu nedir kardeşim, yapmayın böyle şeyler. Korkuyoruz, bir felaket yaşanıyor zan ediyoruz.” dediği halde 40-50 ambulansın ışıklarını ve sirenlerini açıp topluca başka şehirlere sevk ettiler. İçlerinde organ, nükleer madde, silah, uyuşturucu, nakit para taşıdılar.

4-)

Türkiye artık bu şeytanlıklara izin vermeyecek. Bu kadar ikaz ettik, bu kadar sabır ettik, usulüyle temas edip bekledik ama hala bu hususta karşımızda dikleşeceklerse, inceldiği yerden kopsun. O kadar çok istiyorum ki artık bir gürültüyle her şeyin kopup patlamasını ve meydana çıkmasını, içimdeki bu isteği kelimelere döküp anlatamam. Koskoca dünya, insanlık düşmanı satanist bir teşkilatın elinde nasıl da şeytanca bir nizamın hakim olduğu bir hale getirilmiş. Her yerde acı, göz yaşı, feryat, figan, zulüm, katliam, kan, sapıklık var.

Bu Türkiye bu kara para çarkından, bu şeytani sistemden en kısa sürede ve tamamen çıkacak. Aynı anda, benimle hareket eden pek çok ülke/millet de çıkacak. Buna bu dünyadaki veya başka dünyalardaki hiç kimse ve hiçbir teşkilat mani olamayacak. Sadece bu gece bile olağanüstü bir çatışma sahası vardı ve onların kayıpları gerçekten çok ama çok fazla.

5-)

Ben, Türkiye’deki korona oyunlarını tam manasıyla bitirmeye karar verdim. Bundan sonrasında Türkiye’de tam kapanma istemiyorum. Bütün oyunları gerekirse açıkça ve sert bir şekilde bozacağım ve benimle birlikte olan yurt içinden ve yurt dışından bütün güç unsurları da bu mücadelemde yanımda olacaklar.

Buna kızıp da gerçekten çok ölümcül olan virüsleri yaymaya kalkanlar olacaksa, bilsinler ki bunun karşılığını çok ama çok sert verebilecek güce ve imkanlara sahibim. Kendi kabinelerini/hükumetlerini, partilerini, meclislerini ve hemen kısa süre sonrasında devletlerini yıkabilirim.

Bu güne kadar birçok şeyi iddia ettiğimde “O kadar da değildir” diyenler, hemen sonrasında çok pişman oldular ve acınası hallere düştüler. Ben, söylediklerimi yaparım. Kafam atarsa, o yeşil ve gri derili insanlık düşmanı uzaylıların, dünyamızda yeraltında bulunan gizli üslerini bile yıkarım.

6-)

Boş boş konuşmayın.

Bir memleketin içine sızmış bir avuç hain, terörist ve insanlık düşmanısınız. Başka da bir şey değilsiniz. Kendinizi bir yerlerde görmeyin.

Benim ayarımı da bozmayın, bir saat sonra asıl mekanıma geçerim, ikinci saatinde aklınızın almayacağı operasyonlar başlatırım. Senelerdir kaç bin türlü suç delili bıraktınız, sanki bilmiyor musunuz. Siz zaten toz duman olursunuz da iki güne kalmadan bilmem kaç tane batı ülkesinde de benzer şeylerin yaşanmasına sebep olur ve oralarda bile iktidarlar devrilir. İşler kontrolden çıkar, ben bile kontrolümde tutamam ve sonucun ne olacağını kesinlik derecesinde bilemem. Lakin biz de kayıplar verecek olsak da sizin gerçek yüzünüz ve teşkilatınız bütün dünyada görülür ve iki asır geriye gidersiniz.

Bu korona oyunu bitmiştir. Israr etmek mi istiyorsunuz, haydi edin, hep beraber yaşayıp görelim.

7-)

Çin, Tayyip’i tehdit ediyor

Türkiye’deki kara para çarkı büyük darbe alan Çin/yeşiller, Türkiye’de tam kapanma istiyorlar. Bu hususta Tayyip’i tehdit altında tutuyorlar.

Çin devlet sistemi daha çok kara para peşinde ama içlerine sızmış olan ve dünya üzerindeki pek çok hamlelerini Çin devlet gücü üzerinden yapan yeşil uzaylıların daha başka hesapları, planları da var.

Buradan Yahudilere ait büyük ilaç firmalarına ve dünya insanlığının genetiğinin değiştirilmesi planlarına yol çıkıyor.

8- )

Kocaman bir yalan

BBC, bu haberinin altında kalır. Bu haberden ve BBC’den mesul olan pek çok kişi milletler arası mahkemelerde “insanlığa karşı işlenmiş suçlar” kapsamında yargılanır.

Bu oyun haddi iyice aştı. Hindistan’da ölenlerin hepsinin korona virüsünden ölmediğini bütün dünya biliyor. BBC yetkilileri de İngiliz hükumeti mensupları da bunu biliyor. Buna rağmen böyle haberler yapılamaz. Bütün dünya kandırılamaz. Bu, gazetecilik değil, idamlık bir suç…

9-)

Hiç zor değil. Yüzlerce Hindistanlının cesetleri alınıp dürüst karakterli ve sahasında uzman kişilerce otopsi yaptırılabilir. Bu insanlık, siyasi otoritelerin kontrolünü bile red ederek, on milyonlarca kişi halinde sokakları, meydanları doldurarak, hükumetleri/liderleri devirerek bunu yapmak zorunda kalabilir. Baskı altındaki pek çok dürüst uzman, bir anda cesaret bulup gerçekleri haykırabilir.

Bütün insanlık yeterince bunaldı ve dönen dolapları çoktan anladı. Sosyal ağların, video platformlarının gerçek yüzü, gerçekleri gizlemek isteyen tavırları iyice anlaşıldı. Ahmak olanlar ve şu dünyada hiçbir gayesi olmayıp hayvan misali yaşayanlar bile bunu anladılar. Bu iş, ya büyük bir gürültü ve çatışma ortamıyla olacak ya da bu korona oyunlarının oyun kurucuları geri adımı sakince atacaklar. Üçüncü bir seçenek/ihtimal yok.

10-)

Hindistan’da temizlik zaten çok büyük bir sorun. Çok eksikleri ve kusurları var. Nüfus da çok yoğun. Teknik ve tıbbi imkanlar da çok kısıtlı. Hayat şartları da çok kötü ve kimse kastetmese bile bulaşıcı hastalıkların yayılması hep beklenir. Bu ihtimal her zaman için çok yüksek. Şu anda kasıt da var ve kasten bulaştırılan başka virüsler de var. Bu kadar insanı sadece korona virüsü öldürmüyor. Korona virüsünün öldürücülüğü bu kadar yüksek değil.

Ayrıca son birkaç haftada Hindistan’da ölen on binlerce kişi metafizik çatışmalarda öldüler. Medyumluğun, büyücülüğün, büyü ayinlerinin bu kadar yaygın olduğu Hindistan’da bu kaçınılmaz bir sondu. Bu sahanın uzmanları da bu bilgiden haberdarlar.

11-)

Hindistanlıların kendi ülkelerinde çekip paylaştığı videolar bile “Bu nasıl virüs, cesetlere bakıyoruz, insanlar dayak yemiş gibiler, her yerlerinden kan akıyor. Bize dokunmayın diyorlar ama bir tuhaflık var” mesajlarıyla paylaşılıyor.

Çünkü korona ve başka virüsler bir seviyeye kadar ölümlere sebep oluyorlar ama bir yandan da çok büyük çapta organ işi yapılıyor. Korona bulaşmasına benzer ufacık belirtiler gösteren kişiler bile hemen bir oldu bitti ile hastahanelere sürükleniyorlar ve organları çalınıyor.

12-)

İngiltere hükumeti de Hindistan hükumeti gibi bu şeytani işin içinde. Birlikte çalışıyorlar. Bu anlarda Hindistan’a teknik/tıbbi destek vermeye hemen teşebbüs edenler de bu kanlı oyunun içindeki hükumetler/liderler. Bu milletler arası kanlı oyunun en üst isimlerinden biri de Çin lideri Şi Cinping… İnsanlık namına derhal meydan bir yerde ve bütün dünyanın izleyeceği bir canlı yayında asılması gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Korona virüsü milli güvenlik meselesidir…

Türkiye’de korona virüsü iddia edildiği kadar yaygın değil. Bilerek/kasten abartılıyor. Hem de çok abartılıyor.

Zaten en başından beri korona virüsünün öldürücülüğü kısmı da aşırı derecede ve kasten abartıldı. Çoğunlukla virüs değil, kasten uygulanan yanlış tedaviler öldürdü, öldürüyor. Son zamanlarda insanların korona virüsü konusunda dikkati, tedbiri daha da arttı. Temizliğe daha çok dikkat ediliyor. İyi beslenerek virüslere karşı güçlü bir bünyeye sahip olmaya çalışanlar da iyice arttı. Beden temizliğinden sonra mekan ve araç temizliğinde de epeyi mesafe alındı. Korona virüsünün bulaşmasının ardından tedavi kısmında kasten yapılan yanlış müdahalelere karşı sağlık çalışanlarında da büyük tepki oluştu ve faydalı müdahale edenlerin sayısı artı. Netice olarak hem virüsün bulaşması azaldı hem de bulaştıktan sonra sağ kurtulanların sayısı arttı. Öyle ise nedir şu yaşanan son derece tuhaf hava? Sosyal medyada on milyonlarca TC vatandaşının tepkisini yasaklayarak, kısıtlayarak, dünya genelinde oynanan bu kirli oyunu devam ettirmeye çalışmanın kime, ne faydası var?

Bu korona virüsü oyunları artık sıktı. Hala daha fazla kısıtlamadan ve kapatmadan ve yasaklamadan bahsedenlerin niyetleri sorgulanmalı. Hala aşı dayatanların da niyetleri sorgulanmalı.

En başta da aşı karşıtlarına sert karşılıklar verebileceği hayallerine kapılmış olan, iyice küstahlaşmış olan, kendini bu milletin üzerinde zan eden ve millet tokadının gölge gibi peşinde gezdiğinin şuurunda olmayan Tayyip’in niyeti sorgulanmalı. İş adli makamlara da aksettirilmeli. Anayasa uzmanlarının görüşüne göre Tayyip’in an itibariyle hukuki dokunulmazlığı yok.

Olsaydı bile yoktu, çünkü diplomaların sahteliği ve o makamda gerçekten/resmen bulunmadığı somut delilleriyle ispatlı olduğu için yine de yargılanmasının önünde bir mani yok.

Tayyip’in de aşı üzerinden çevirdiği çok sayıda kirli işler var. Derhal yetkili adli makamların müdahalesi gerekiyor. Bu konu milli güvenliğimizi alakadar ediyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Korona virüs ve aşı oyunları…

Herkes tartışıyor, “Laboratuvar ürünü olan Covid-19’u ABD mi üretti yoksa Çin mi üretti.” diye…

Aslında ikisi de üretti. Daha önce de bu konuda birkaç satır yazmıştım. Bu virüs önceleri ABD’de üretilmeye başlandı ve sonra Çin’de Vuhan’daki o meşhur laboratuvara götürülüp oradan yayıldı. Hatta daha önce yine yazmıştım, aynı anlarda İspanya’dan da yaydılar.

Bunları yapanlar ABD ve Çin devletlerinin resmi kimlikli adamları olabilirler ama oyun içinde oyunlar vardı, var.

Yeşiller, hem ABD içindeki hem de Çin devleti içindeki adamlarını bu işte kullandılar. Hem de daha başka devletlerdeki adamlarını da daha az oranda olsa da kullandılar. Covid-19, bu güne kadar dünyamızda yayılmış yüzlerce bazı başka virüsler gibi uzaylılar tarafından üretildi, programlandı. Bu defa fark şu ki çok kapsamlı ve büyük ve uzun süreli bir plan yapıldı.

Yeşiller, bütün dünya insanlığına düşmanlar ve toplu bir yok oluş istiyorlar. Dünya insanlığı, gezegenine kıymet vermemiş, sahip çıkmamış, korumamış ve hor kullanmış ve bunun neticesi olarak da küresel ısınma yaşanmış, hayvan türleri yok olmuş, iklimler bozulmuş, kutuplarda buzullar erimiş, tabii felaketler hakim olmuş ve dünyada hayat sona ermiş gibi görünsün istiyorlar. Bunun için dünyada güçlerinin yettiği her şeyi düzenleyip yönlendirirken, bir yandan da sık sık virüsler yayıyorlar.

Bir yandan virüsleri yayıp zarar verirken, bir yandan da bu virüslere karşı geliştirildiği iddiası ve aşı ismiyle bazı kimyevi maddeler yayıyor ki darbe üstüne darbe vurmak için…

“Biontech Pfizer aşısı” denilen şey de bunlardan sadece biri…

Covid-19’u laboratuvarda üretirken şu şekilde programladılar ve şunları hedeflediler:

  • İleri yaşlarda olup da sürekli olarak devletlerin sigorta sistemine, sağlık sistemine, belediyelere ve bütün resmi kurum ve kuruluşlara yük olduklarını düşündükleri dünya insanlarını önden öldürmek.
  • Yaşlıları öldürerek, insanların arasında tecrübeli, bilgili, gün görmüş, iyi niyetli, ağır başlı ve denge unsuru olan tabakayı yok etmek. Böylelikle maddi, manevi, ahlaki dengenin daha da hızla sarsılmasını sağlamak. Dünya insanlarını daha da maddiyatçı, hoş görüsüz, kavgacı, sert davranışlı hale getirmek.
  • Dünya insanlarından genç ya da orta yaşlarda olup da bağışıklık sistemi zayıf olanları ve de ciddi rahatsızlıkları olanları hızlıca öldürmek. Böylece dikkat çekmeden ve ani/sert tepki ile karşılaşmadan nüfusu kısa sürede kırmaya çalışmak.
  • Dünya insanlarını ilaçlara bağımlı hale getirmek. Bu sözde ilaçlarla hem para kazanırken, kontrolleri altındaki devletleri ve dev şirketleri ihya ederken hem de insanların genetik kodlarını bozmak.
  • Yasaklamalarla, kısıtlamalarla dünya üzerindeki normal faaliyetleri engellemek. Bu vesileyle insanları yalnızlaştırmak, bilişim teknolojilerini daha fazla kullandırıp oradan bütün faaliyetlerini izlemek ve onların kabullenişlerini yapılan/yayılan yayınlarla yönlendirmek ve dönüştürmek. Bu vesileyle aile, akraba, arkadaş ziyaretlerini/bağlarını kopartmak. Geçim temini için yapılması zaruri olan çalışmaları, imalatı, ticareti baltalamak ve dünya insanlığının toptan ve çok sert bir felakete sürüklenmesini sağlamak.
  • Panikler, yasaklamalar, kısıtlamalarla, basın ve medya baskısıyla sağlanan olağanüstü hal ortamında, virüs bulaştığı iddiasıyla hastahanelere dolacak yüzbinlerce insanı organları için öldürmek ki bunu büyük çapta yaptılar ve halen yapıyorlar.

Bunlar, onlarca senedir dünyamızdaki temizlik malzemeleri sektörünü hatta kozmetik sektörünü bile dünya insanlığının felaketi olacak mahiyette şekillendirdiler. Bu konularda çok tecrübesiz ve çok acımasızlar.

Hülasası şudur ki çıkartılan/yayılan virüslerle aslında bir dünya planlaması, bir insanlık planlaması hedeflediler ve epeyi de yol aldılar. Lakin bunun bir de sözde aşılar kısmı var.

Çin’den olsun, Almanya’dan olsun, başka ülkelerden olsun, fark etmez.

Bu uzaylı türler, virüsü yaydıktan sonra şimdilerde yaymaya başladıkları sözde aşılarla daha da acımasız şeyler planlıyorlar.

Bu sözde aşılar, en öncelikli olarak dünya insanlığının genetiğini değiştirmek için programlandılar. İnsan beyninin faaliyetlerini sınırlamak. İnsanları daha idraksiz/şuuru zayıf hale getirmek… İnsanların daha bencil ve saldırgan tavırlar sergilemesini sağlamak… İnsanları kısırlaştırmak ve nesli azaltmak… Hormonal dengeyi bozmak…

Aşı denilen ve insanlığı perişan etmek için hazırlanmış o kimyevi maddelere mecbur ve mahkum değiliz.

Birçok hükumet yazdıklarımı dikkate alıp da Covid-19’a karşı terkipler hazırlattı ve faydalı olduğu hemen görüldü. Bu liderler, bu terkibie birkaç şey daha ekleterek oluşturdukları karışımları ilaç alternatifi olarak milletlerine de duyurdular ve yaşanana kendiler hala inanamıyorlar.

Bu gibi virüslere karşı kullanılacak terkip aslında nispeten çok basit ve masrafsız bir terkip… Artık bunu, bütün hükumetler bir şekilde milletlerine duyurmalı.

İyi kalitede kurutulmuş kuru incir küçük küçük doğranacak ve hakiki zeytin yağına katılacak. Ardından bu karışıma çörek otu yağı ve nane yağı katılacak. Bir hafta kadar serin ve güneş görmeyen yerde bekletilecek ve sonra sabahları bir ya da iki kaşık bundan yenilecek. Yerken yağ karışımı da bol miktarda mideye girecek.

İmkanı olanlar bu karşıma limon yağı, portakal yağı, ceviz yağı ve fındık yağı da katarlarsa daha da tesirli, faydalı olur.

Denemesi zor değil. Deneyen hükumetlerin aldıkları netice gözler önünde. Bakmayın kendi ülkelerindeki bilmem hangi şahsın mucizevi terkibi diyerek duyurmalarına. Onların hepsi bu dünyaya duyurduğum terkibe dayalı ve faydası hemen görülmüş şeyler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Farklı dinlere, farklı siyasi görüşlere, farklı fikirlere tamam ama…

  • Terörün her türlüsüyle arasını ayırmamış
  • İnsanlığın tamamına uygulanmak istenen virüs, aşı ve benzeri art niyetli projelere karşı dik durmamış
  • LGBT midir ne mel’unluktur, o pisliğe karşı insan gibi durmamış ve utanmadan müdafaa edebilmiş, meydan verebilmiş kişilerle ve kesimlerle bundan sonra hiçbir yakınlığımız, ortak noktalarda buluşmamız olmayacak.

Terörü, ibneliği, bütün bir milletin genetiğinin değiştirilmesini bile meşru görebilen, umursamayan hatta buna meydan vermek isteyen kişileri insan türünden saymıyoruz, saymayacağız.

Hiçbir şekilde saygı duymuyoruz, duymayacağız!

Mehmet Fahri Sertkaya

“Aşının sonuçlarını kesinlikle bilmiyoruz. Çünkü ilk kez insanlar üstünde deneniyor”

Paris’te bir hastanenin bulaşıcı hastalıklar bölüm başkanlığını yapan Fransız Prof. Christian Perronne:

“Aşıların geliştirilmesi ve değerlendirilmesi aceleye getirildi ve şu ana dek bu aşıların etkinliği ya da tehlikeleri hakkında hiçbir bilgi ve belge yayımlanmadı. Sadece bu endüstriyel ilaç firmalarının yaptıkları basın açıklamalarına sahibiz.

İşin en kötü yanı da, bize sunulan bu ‘ilk aşılar’ aslında aşı değil, gen tedavisine yönelik ürünlerdir. Vücudumuza enjekte edecekleri ribonükleik asitler, kendi hücrelerimizin virüsün parçalarını üretmesine neden olacak. Bu tür bir aşının sonuçlarını kesinlikle bilmiyoruz, çünkü ilk kez insan üzerinde deneniyor.”

Fransız doktor Perronne: “Bu aşılarda GDO’lu domates gibi olacağız”

Perronne: “Vücudumuza enjekte edilecek yabancı bir RNA, DNA’mızı kodlayabilir ve daha sonra kromozomlarımıza entegre olabilir. Bu nedenle, genlerimizi kalıcı bir biçimde dönüştürme konusunda gerçek bir risk var. Spermlerin ya da yumurtaların nükleik asitlerini değiştirerek bu genetik modifikasyonların çocuklarımıza, gelecek kuşaklara dahi aktarılma olasılığı var.

Gerçeğe aykırı olarak ‘aşı’ diye adlandırdıkları bu gen terapisini destekleyenler ve teşvik edenler, sadece Fransızları değil, diğer tüm dünya vatandaşlarını kobay olarak kullanmak niyetindeler. Mısır ya da domates gibi genetiği değiştirilmiş ürünlerden olmak istemiyoruz.

Dehşete düşmüş durumdayım, çünkü her zaman aşılardan yana oldum ve aşı politikalarını oluşturan kurumlara yıllarca başkanlık ettim. Bugün bu son derece endişe verici plana dur demeliyiz. Louis Pasteur mezarında ters dönmüştür.”

“Bir terzi düşünün…”

İtalyan gazeteciler, “Mutasyona uğramış korona virüs için aşıları ne zaman test ettiler, ne zaman olumlu sonuç aldılar? Ortada açıklanan hiçbir resmi veri yokken böyle bir açıklamayı nasıl yapabiliyorlar?” sorusunu Dr. Stefano Montanari’ye yönelttiler.

Montanari şöyle dedi:

“Bir terzi düşünün diktiği elbisenin 1.90 boyundaki bir insana, 1.50 boyundaki bir insana, 120 kilo olan bir kişiye, 60 kilo olana kişiye de uygun olduğunu söylüyor. Durum bundan ibaret… Farklı ülkelerde farklı ilaç şirketleri tarafından üretilmiş bu aşıların hepsinin aynı olduğu düşünülemez. Bu aşılarda kullanılan mikro organizmalar ile ek maddelerin listesini istemek ve bağımsız laboratuvarlarda bu aşıların analizlerinin yapılabilmesi için numune talep etmek hakkımızdır. Aşı yaptıran kişiye imzalattırılan medeni ve cezai dokunulmazlık belgesi bu aşıları reddetmek için yeterli kanıttır aslında.”

Muhalefet aşı hususunda ne yaptığının farkında değil…

O sözde kovid aşılarının Çin’den Türkiye’ye getirilmemesi ve insanlarımıza yapılmaması için büyük bir restleşmeye girdik. Yaşananların çok küçücük bir kısmı ise bu kanalda yayınlara yansıdı. Tehditlerimiz yayınlarda görüldü. Tesiri de sahada görüldü. Nihayetinde Tayyip ve çetesi değil, Çinliler de değil, işin arkasındaki asıl taraf olan Yeşiller endişelendiler.

Aşı konusunda yapmaları gerekeni yapıp geri durdular ve geri duruyorlar. O aşılar kovid aşısı değildi. Türk milletinin bu sözde aşıları olmayışını büyük bir sevinçle karşılaması gerekenlerin, dönen dolaplardan habersizlermiş gibi hala aşı da aşı demeleri, doğru değil. Bize gönderilmeyen o aşılar, bir süre sonra, çok düşük fiyatlarla çok güçsüz ülkelere gönderilecek.

İktidarın üzerindeki aşı baskısı kaldırılmalı. Dünyadaki diğer sözde kovid aşıları da gerçekten kovid aşısı değil. Özgür Özel’in kameralar önüne çıkarak “Bize itibar edenlere sesleniyorum. Aşıları red etmeyin, yaptırın” mealinde konuşması ya çok büyük bir aldanışın tezahürüydü ya da bilgisizliğin ve art niyetin tezahürüydü.

Bizler de aşılara karşı değiliz ve aşıları red etmiyoruz. Bizler, aşılara şu dönem için güvenmiyoruz. Güvenmemizin siyasi ve tıbbi sebeplerini izah ediyoruz, hukuki ve bilimsel temellere dayanarak bunu yapıyoruz. Daha önceleri aşı sahasında oynanan vahim oyunları da gözler önüne seriyoruz. Bunların görülemeyecek nesi var… Domuz gribi aşısı denilen şey de tam bir dolandırıcılık ve genetik mühendisliği projesiydi ve bunu dünyanın dört bir tarafından çok saygın bilim adamları çoktan ispat ve itiraf ettiler de her yerde haberlere de konu olmadı mı? Bu kadar saygın bilim adamları tarafından üst üste ispat ve izah edilen şeyler de mi artık komplo teorisi olarak görülüyor? Bazıları silkelenip kendine gelmeli.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yine bir Mason, yine bir gizli Yahudi…

Gizli Mason ve gizli Yahudi Prof. Dr. Taner Demirer de aşı ihanetlerine katıldı…

Türlü kirli işlerin, kirli bağlantıların içinde olan ve pek çok suç maddesinden derhal yargılanması gereken Taner, “21’inci günde antikor baktırdım, hakikaten çok yüksek düzeyde antikorum çıktı. Çin aşısı ölü bir aşı. Dolayısıyla güvenilir bir aşı, tarihsel bir kaydı da var” diyerek aşının yaptırılması gerektiğini söyledi.

Çok sık olarak evrakta sahtecilik suçları işleyen ve resmi evraklara ihtiyaç duyduklarında Yahudi/Mason/Satanist organ mafyalarının hep yanında olan, türlü kara para gelirleri elde eden gizli Yahudi Taner Demirer, ne olduğu bile meçhul olan aşıların milletimize yapılması kampanyasında üzerine düşen rolü oynuyor.

Taner Demirer “Milletimize Pandemiyi yenelim, etkisini azaltalım, eski normalimize dönelim istiyorsak mutlak surette aşı yaptırmamız lazım. Bir ülkede pandeminin kontrol altına alınabilmesi için insanların en az yüzde 60’ının aşılanması gerekiyor. Bu küresel bir problem. Dünya insanlarının en az yüzde 60’nın aşılanması lazım ki pandemiyi kontrol altına alabilelim. 50 milyon aşı gelir de nisana kadar 25 milyon insanımızı aşılayabilirsek bu iyi bir adım olacak. Aşıdan korkmamak lazım. Ükemizdeki insanlarımızın hızlı aşılanması ve aşı kabul oranımızı yüzde 80’e çıkarmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Mehmet Fahri Sertkaya