Etiket arşivi: Aşı Dayatmacası

Angela Merkel’in aşı dayatması

Angela Merkel kılığındaki yeşil uzaylı, sözde koronavirüs aşıları için Alman halkını ikna etmeye çalışıyor.Alman hükumeti, aşı kampanyasına milyonlarca avro öderken araştırmacılar, hangi hamlelerin insanları aşı olmaya sevk edeceğini araştırıyorlar. Humboldt Üniversitesi araştırmacıları ve New York, Colombia Üniversitesi araştırmacıları farklı ikna stratejileri üzerine yaptıkları çalışma sonucunda, gençlerin, ellerinden alınan özgürlüklerin geri verilmesiyle, yaşlıların ve maddi durumu iyi olmayanların ise aile hekimlerinin devreye alınmasıyla aşı olmaya ikna olacakları sonucuna varmışlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Korona virüsü milli güvenlik meselesidir…

Türkiye’de korona virüsü iddia edildiği kadar yaygın değil. Bilerek/kasten abartılıyor. Hem de çok abartılıyor.

Zaten en başından beri korona virüsünün öldürücülüğü kısmı da aşırı derecede ve kasten abartıldı. Çoğunlukla virüs değil, kasten uygulanan yanlış tedaviler öldürdü, öldürüyor. Son zamanlarda insanların korona virüsü konusunda dikkati, tedbiri daha da arttı. Temizliğe daha çok dikkat ediliyor. İyi beslenerek virüslere karşı güçlü bir bünyeye sahip olmaya çalışanlar da iyice arttı. Beden temizliğinden sonra mekan ve araç temizliğinde de epeyi mesafe alındı. Korona virüsünün bulaşmasının ardından tedavi kısmında kasten yapılan yanlış müdahalelere karşı sağlık çalışanlarında da büyük tepki oluştu ve faydalı müdahale edenlerin sayısı artı. Netice olarak hem virüsün bulaşması azaldı hem de bulaştıktan sonra sağ kurtulanların sayısı arttı. Öyle ise nedir şu yaşanan son derece tuhaf hava? Sosyal medyada on milyonlarca TC vatandaşının tepkisini yasaklayarak, kısıtlayarak, dünya genelinde oynanan bu kirli oyunu devam ettirmeye çalışmanın kime, ne faydası var?

Bu korona virüsü oyunları artık sıktı. Hala daha fazla kısıtlamadan ve kapatmadan ve yasaklamadan bahsedenlerin niyetleri sorgulanmalı. Hala aşı dayatanların da niyetleri sorgulanmalı.

En başta da aşı karşıtlarına sert karşılıklar verebileceği hayallerine kapılmış olan, iyice küstahlaşmış olan, kendini bu milletin üzerinde zan eden ve millet tokadının gölge gibi peşinde gezdiğinin şuurunda olmayan Tayyip’in niyeti sorgulanmalı. İş adli makamlara da aksettirilmeli. Anayasa uzmanlarının görüşüne göre Tayyip’in an itibariyle hukuki dokunulmazlığı yok.

Olsaydı bile yoktu, çünkü diplomaların sahteliği ve o makamda gerçekten/resmen bulunmadığı somut delilleriyle ispatlı olduğu için yine de yargılanmasının önünde bir mani yok.

Tayyip’in de aşı üzerinden çevirdiği çok sayıda kirli işler var. Derhal yetkili adli makamların müdahalesi gerekiyor. Bu konu milli güvenliğimizi alakadar ediyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Farklı dinlere, farklı siyasi görüşlere, farklı fikirlere tamam ama…

  • Terörün her türlüsüyle arasını ayırmamış
  • İnsanlığın tamamına uygulanmak istenen virüs, aşı ve benzeri art niyetli projelere karşı dik durmamış
  • LGBT midir ne mel’unluktur, o pisliğe karşı insan gibi durmamış ve utanmadan müdafaa edebilmiş, meydan verebilmiş kişilerle ve kesimlerle bundan sonra hiçbir yakınlığımız, ortak noktalarda buluşmamız olmayacak.

Terörü, ibneliği, bütün bir milletin genetiğinin değiştirilmesini bile meşru görebilen, umursamayan hatta buna meydan vermek isteyen kişileri insan türünden saymıyoruz, saymayacağız.

Hiçbir şekilde saygı duymuyoruz, duymayacağız!

Mehmet Fahri Sertkaya

“Aşının sonuçlarını kesinlikle bilmiyoruz. Çünkü ilk kez insanlar üstünde deneniyor”

Paris’te bir hastanenin bulaşıcı hastalıklar bölüm başkanlığını yapan Fransız Prof. Christian Perronne:

“Aşıların geliştirilmesi ve değerlendirilmesi aceleye getirildi ve şu ana dek bu aşıların etkinliği ya da tehlikeleri hakkında hiçbir bilgi ve belge yayımlanmadı. Sadece bu endüstriyel ilaç firmalarının yaptıkları basın açıklamalarına sahibiz.

İşin en kötü yanı da, bize sunulan bu ‘ilk aşılar’ aslında aşı değil, gen tedavisine yönelik ürünlerdir. Vücudumuza enjekte edecekleri ribonükleik asitler, kendi hücrelerimizin virüsün parçalarını üretmesine neden olacak. Bu tür bir aşının sonuçlarını kesinlikle bilmiyoruz, çünkü ilk kez insan üzerinde deneniyor.”

Fransız doktor Perronne: “Bu aşılarda GDO’lu domates gibi olacağız”

Perronne: “Vücudumuza enjekte edilecek yabancı bir RNA, DNA’mızı kodlayabilir ve daha sonra kromozomlarımıza entegre olabilir. Bu nedenle, genlerimizi kalıcı bir biçimde dönüştürme konusunda gerçek bir risk var. Spermlerin ya da yumurtaların nükleik asitlerini değiştirerek bu genetik modifikasyonların çocuklarımıza, gelecek kuşaklara dahi aktarılma olasılığı var.

Gerçeğe aykırı olarak ‘aşı’ diye adlandırdıkları bu gen terapisini destekleyenler ve teşvik edenler, sadece Fransızları değil, diğer tüm dünya vatandaşlarını kobay olarak kullanmak niyetindeler. Mısır ya da domates gibi genetiği değiştirilmiş ürünlerden olmak istemiyoruz.

Dehşete düşmüş durumdayım, çünkü her zaman aşılardan yana oldum ve aşı politikalarını oluşturan kurumlara yıllarca başkanlık ettim. Bugün bu son derece endişe verici plana dur demeliyiz. Louis Pasteur mezarında ters dönmüştür.”

“Bir terzi düşünün…”

İtalyan gazeteciler, “Mutasyona uğramış korona virüs için aşıları ne zaman test ettiler, ne zaman olumlu sonuç aldılar? Ortada açıklanan hiçbir resmi veri yokken böyle bir açıklamayı nasıl yapabiliyorlar?” sorusunu Dr. Stefano Montanari’ye yönelttiler.

Montanari şöyle dedi:

“Bir terzi düşünün diktiği elbisenin 1.90 boyundaki bir insana, 1.50 boyundaki bir insana, 120 kilo olan bir kişiye, 60 kilo olana kişiye de uygun olduğunu söylüyor. Durum bundan ibaret… Farklı ülkelerde farklı ilaç şirketleri tarafından üretilmiş bu aşıların hepsinin aynı olduğu düşünülemez. Bu aşılarda kullanılan mikro organizmalar ile ek maddelerin listesini istemek ve bağımsız laboratuvarlarda bu aşıların analizlerinin yapılabilmesi için numune talep etmek hakkımızdır. Aşı yaptıran kişiye imzalattırılan medeni ve cezai dokunulmazlık belgesi bu aşıları reddetmek için yeterli kanıttır aslında.”

Muhalefet aşı hususunda ne yaptığının farkında değil…

O sözde kovid aşılarının Çin’den Türkiye’ye getirilmemesi ve insanlarımıza yapılmaması için büyük bir restleşmeye girdik. Yaşananların çok küçücük bir kısmı ise bu kanalda yayınlara yansıdı. Tehditlerimiz yayınlarda görüldü. Tesiri de sahada görüldü. Nihayetinde Tayyip ve çetesi değil, Çinliler de değil, işin arkasındaki asıl taraf olan Yeşiller endişelendiler.

Aşı konusunda yapmaları gerekeni yapıp geri durdular ve geri duruyorlar. O aşılar kovid aşısı değildi. Türk milletinin bu sözde aşıları olmayışını büyük bir sevinçle karşılaması gerekenlerin, dönen dolaplardan habersizlermiş gibi hala aşı da aşı demeleri, doğru değil. Bize gönderilmeyen o aşılar, bir süre sonra, çok düşük fiyatlarla çok güçsüz ülkelere gönderilecek.

İktidarın üzerindeki aşı baskısı kaldırılmalı. Dünyadaki diğer sözde kovid aşıları da gerçekten kovid aşısı değil. Özgür Özel’in kameralar önüne çıkarak “Bize itibar edenlere sesleniyorum. Aşıları red etmeyin, yaptırın” mealinde konuşması ya çok büyük bir aldanışın tezahürüydü ya da bilgisizliğin ve art niyetin tezahürüydü.

Bizler de aşılara karşı değiliz ve aşıları red etmiyoruz. Bizler, aşılara şu dönem için güvenmiyoruz. Güvenmemizin siyasi ve tıbbi sebeplerini izah ediyoruz, hukuki ve bilimsel temellere dayanarak bunu yapıyoruz. Daha önceleri aşı sahasında oynanan vahim oyunları da gözler önüne seriyoruz. Bunların görülemeyecek nesi var… Domuz gribi aşısı denilen şey de tam bir dolandırıcılık ve genetik mühendisliği projesiydi ve bunu dünyanın dört bir tarafından çok saygın bilim adamları çoktan ispat ve itiraf ettiler de her yerde haberlere de konu olmadı mı? Bu kadar saygın bilim adamları tarafından üst üste ispat ve izah edilen şeyler de mi artık komplo teorisi olarak görülüyor? Bazıları silkelenip kendine gelmeli.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yine bir Mason, yine bir gizli Yahudi…

Gizli Mason ve gizli Yahudi Prof. Dr. Taner Demirer de aşı ihanetlerine katıldı…

Türlü kirli işlerin, kirli bağlantıların içinde olan ve pek çok suç maddesinden derhal yargılanması gereken Taner, “21’inci günde antikor baktırdım, hakikaten çok yüksek düzeyde antikorum çıktı. Çin aşısı ölü bir aşı. Dolayısıyla güvenilir bir aşı, tarihsel bir kaydı da var” diyerek aşının yaptırılması gerektiğini söyledi.

Çok sık olarak evrakta sahtecilik suçları işleyen ve resmi evraklara ihtiyaç duyduklarında Yahudi/Mason/Satanist organ mafyalarının hep yanında olan, türlü kara para gelirleri elde eden gizli Yahudi Taner Demirer, ne olduğu bile meçhul olan aşıların milletimize yapılması kampanyasında üzerine düşen rolü oynuyor.

Taner Demirer “Milletimize Pandemiyi yenelim, etkisini azaltalım, eski normalimize dönelim istiyorsak mutlak surette aşı yaptırmamız lazım. Bir ülkede pandeminin kontrol altına alınabilmesi için insanların en az yüzde 60’ının aşılanması gerekiyor. Bu küresel bir problem. Dünya insanlarının en az yüzde 60’nın aşılanması lazım ki pandemiyi kontrol altına alabilelim. 50 milyon aşı gelir de nisana kadar 25 milyon insanımızı aşılayabilirsek bu iyi bir adım olacak. Aşıdan korkmamak lazım. Ükemizdeki insanlarımızın hızlı aşılanması ve aşı kabul oranımızı yüzde 80’e çıkarmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Beni burdan çıkarın, korona değil tedavi öldürüyor”

Dr. Mustafa Havuç, Almanya Hamburg’da yıllarca aile hekimliği yapmış. Korona tedavisi gördüğü hastaneden canlı yayın yaparak bakın ne diyor. “Beni burdan çıkarın, korona değil tedavi öldürüyor”

Korona virüsü diye bir virüsün bulunmadığı ve her şeyin tamamen aldatmaca olduğu yönündeki iddiaların dikkate alınır yanı yok ama tedavi kısmında çok çok yüksek sayıda insanın ölmesine kasıtlı olarak sebep olunduğu ve bunda en çok da kullanılan ilaçların payı bulunduğu yönündeki iddialar ise kesinlikle gerçek.

Korona virüs, yaşı ileri ve bedeni hasta/zayıf olanları öldürmek üzere programlanmış ve laboratuarda geliştirilmiş bir virüs. Tedavi safhasında ilaçlarla yaptıkları kıyımı şimdi sözde aşılarla da yapacaklar. Bu arada, tedavi sürecinde öldürülenlerin kaçı, hangi hastahanelerde organları için öldürüldü?

Mehmet Fahri Sertkaya