Etiket arşivi: Korona Dayatmacası

Angela Merkel’in aşı dayatması

Angela Merkel kılığındaki yeşil uzaylı, sözde koronavirüs aşıları için Alman halkını ikna etmeye çalışıyor.Alman hükumeti, aşı kampanyasına milyonlarca avro öderken araştırmacılar, hangi hamlelerin insanları aşı olmaya sevk edeceğini araştırıyorlar. Humboldt Üniversitesi araştırmacıları ve New York, Colombia Üniversitesi araştırmacıları farklı ikna stratejileri üzerine yaptıkları çalışma sonucunda, gençlerin, ellerinden alınan özgürlüklerin geri verilmesiyle, yaşlıların ve maddi durumu iyi olmayanların ise aile hekimlerinin devreye alınmasıyla aşı olmaya ikna olacakları sonucuna varmışlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok şaşıracaksınız. Milletçe kandırılıyoruz…

Brezilya’da korona vakaları bize anlatıldığı gibi değilmiş.

Birçok ülkede basın ve medya korona vakalarını kasıtlı olarak abartıyor. Dünya üzerinde çok ama çok büyük ve şeytanca oyunlar oynanıyor. Her şey kara düzen için, her şey kara paralar için…

  • En baştan beri korona haberleri dünya basın ve medyasında kasten abartılıyor. Bir korku ortamı oluşturuluyor.
  • Korona oyunlarıyla bazı ülkelerin ekonomileri kasten çökertiliyor. Güçsüz ülkeler daha da güçsüz ve acınası hallere düşürülüyor.
  • Virüsten çok, tedavi şekli ve ilaçlar öldürüyor
  • İnsanlığın nüfusu kasten azaltılıyor
  • Üremeyi kısıtlayan, kısırlığı artıran ve insanların genetiğini de değiştiren ve aşı denilen o sıvılar dayatılıyor ve kandırmalarla insanlara vuruluyor
  • Aşı olduğu iddia edilen o sıvılar üzerinden de çok büyük para kazanılıyor
  • Yanlış tedavi ve yanlış ilaçlarla kasten öldürülen çok yüksek sayıdaki kişinin organları çalınıyor
  • Aşı yardımı, tıbbi destek paketi denilen seferlerde devletler arası kara para işleri rahatça yapılıyor. Çoğunlukla uyuşturucu, silah, organ ve fuhuş için insan kaçakçılığı yapılıyor.
  • Kısıtlamalar pek çok kara paracı hükumetin de işine geliyor. Kısıtlamalar sayesinde resmi araçlarla bile, çok tenha hale gelmiş sokaklarda kara para işleri yapılıyor.
  • Yasaklamalar ve kısıtlamalarla aileler, akrabalar arasındaki bağlar zayıflatılıyor. İnsanlar dijital dünyada yaşamaya zorlanıyor.
  • Dijital dünya, sosyal ağlar, video platformları da kontrol altında tutuluyor. İnsanlara tavsiyelerde bulunulmuyor, istedikleri bilgiler, tartışılamaz gerçeklermiş gibi dayatılıyor. Oysa henüz bütün testlerden geçmiş bir tek aşı da yok, maskelerin virüsten korumadığı ve çok da zararlı oldukları bilimsel somut delillerle çoktan kanıtlandı.
  • Zor durumdaki sektörlere devlet desteği verileceği iddiasıyla çok büyük paralar hazineden çıkıyor ama birileri bunları zimmete geçiriyor.
  • Zor durumdaki insanlar için yardım kampanyaları yapılıyor ve bu paraların da çoğu zimmete geçiriliyor.
  • Bir çok sektör kasten iflas ettiriliyor. Küçük imalatçı ve satıcı piyasası yok ediliyor. Birçok sektör, kara paracıların kara sistemlerine bağlı dev holdinglerin tekeline geçiyor.
  • Kendi kara sistemlerine bağlı pek çok internet alış veriş sitesi akıl almaz paralar kazanıyor.

Ve korona oyunlarıyla döndürdükleri dolaplar, ettikleri zulümler, işledikleri cinayetler ve türlü suçlar, anlatmakla bitmiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Aşının sonuçlarını kesinlikle bilmiyoruz. Çünkü ilk kez insanlar üstünde deneniyor”

Paris’te bir hastanenin bulaşıcı hastalıklar bölüm başkanlığını yapan Fransız Prof. Christian Perronne:

“Aşıların geliştirilmesi ve değerlendirilmesi aceleye getirildi ve şu ana dek bu aşıların etkinliği ya da tehlikeleri hakkında hiçbir bilgi ve belge yayımlanmadı. Sadece bu endüstriyel ilaç firmalarının yaptıkları basın açıklamalarına sahibiz.

İşin en kötü yanı da, bize sunulan bu ‘ilk aşılar’ aslında aşı değil, gen tedavisine yönelik ürünlerdir. Vücudumuza enjekte edecekleri ribonükleik asitler, kendi hücrelerimizin virüsün parçalarını üretmesine neden olacak. Bu tür bir aşının sonuçlarını kesinlikle bilmiyoruz, çünkü ilk kez insan üzerinde deneniyor.”

Fransız doktor Perronne: “Bu aşılarda GDO’lu domates gibi olacağız”

Perronne: “Vücudumuza enjekte edilecek yabancı bir RNA, DNA’mızı kodlayabilir ve daha sonra kromozomlarımıza entegre olabilir. Bu nedenle, genlerimizi kalıcı bir biçimde dönüştürme konusunda gerçek bir risk var. Spermlerin ya da yumurtaların nükleik asitlerini değiştirerek bu genetik modifikasyonların çocuklarımıza, gelecek kuşaklara dahi aktarılma olasılığı var.

Gerçeğe aykırı olarak ‘aşı’ diye adlandırdıkları bu gen terapisini destekleyenler ve teşvik edenler, sadece Fransızları değil, diğer tüm dünya vatandaşlarını kobay olarak kullanmak niyetindeler. Mısır ya da domates gibi genetiği değiştirilmiş ürünlerden olmak istemiyoruz.

Dehşete düşmüş durumdayım, çünkü her zaman aşılardan yana oldum ve aşı politikalarını oluşturan kurumlara yıllarca başkanlık ettim. Bugün bu son derece endişe verici plana dur demeliyiz. Louis Pasteur mezarında ters dönmüştür.”

“Bir terzi düşünün…”

İtalyan gazeteciler, “Mutasyona uğramış korona virüs için aşıları ne zaman test ettiler, ne zaman olumlu sonuç aldılar? Ortada açıklanan hiçbir resmi veri yokken böyle bir açıklamayı nasıl yapabiliyorlar?” sorusunu Dr. Stefano Montanari’ye yönelttiler.

Montanari şöyle dedi:

“Bir terzi düşünün diktiği elbisenin 1.90 boyundaki bir insana, 1.50 boyundaki bir insana, 120 kilo olan bir kişiye, 60 kilo olana kişiye de uygun olduğunu söylüyor. Durum bundan ibaret… Farklı ülkelerde farklı ilaç şirketleri tarafından üretilmiş bu aşıların hepsinin aynı olduğu düşünülemez. Bu aşılarda kullanılan mikro organizmalar ile ek maddelerin listesini istemek ve bağımsız laboratuvarlarda bu aşıların analizlerinin yapılabilmesi için numune talep etmek hakkımızdır. Aşı yaptıran kişiye imzalattırılan medeni ve cezai dokunulmazlık belgesi bu aşıları reddetmek için yeterli kanıttır aslında.”

“Sosyal mesafe” mi dediniz?

Bırakın o işleri, kimsenin umurunda bile değilsiniz. Ölmüşsünüz, kalmışsınız, sürünmüşsünüz, tepedekilerin bir saniyelik mevzusu bile değilsiniz.

Zaten trafik polisleri üzerinden vatandaşa ceza yağdıra yağdıra para krizine çareler arıyorlardı. Korona çıktı, hiçbir işe yaramayan hatta zarar da veren o maskelerin takılmadığı bahanesiyle ve ayrıca sosyal mesafe kurallarına uyulmadığı bahanesiyle abarta abarta cezalar kestiler, kesiyorlar. Çünkü hazine eksi bilmem kaçta… Para diye bir şey yok orada…. Devlet, memuruna maaş veremeyecek halde ve türlü taklalar atılarak gün kurtarılıyor. Ülke, kara ve kanlı paralarla ayakta tutulmak isteniyor. Yarınların kabus gibi olacağı ise şimdiden kesinleşiyor. Aslında bu günler kabus, yarınlara karabasan demek de mümkün. Bunların yıkılması bile bu ülkeyi kurtarmayacak. Yıkılacaklar ve cezaları kesilecek ama verdikleri maddi ve manevi/ahlaki zararı telafi etmek onlarca sene alacak ve on milyonlarca can kaybına sebep olacak.

İktidarı ele geçirerek ihanetleriyle Osmanlı’yı içten yıkan, her türlü maddi ve manevi darbeyi kasten ve sinsice vuran o gizli Ermeni ve gizli Yahudi takımı bile, şu anda iktidarda olan gizli Yahudi ve gizli Ermeni takımının yanında ak sütten çıkmış ak kaşık misali durur.

Mehmet Fahri Sertkaya