“Türkiye’nin dünya çapında tanınan sanatçılarından” denilen Selma Gürbüz, korona virüsünden ölmedi. Satanist büyücü pisliğin tekiydi. Medyumluk da vardı biraz ve çok sert bir şekilde çarpıldı. Hak ettiği yere gönderildi.
Tek tek yazacak olsak alt alta on binle paylaşım yapmamız gerekir. Son birkaç haftada dünyanın dört bir yanından çok yüksek sayıda büyücü, medyum, kara paracı, devlet yetkilisi, ordu mensubu, istihbarat teşkilatı mensupları çarpılarak öldü. Çoğuna korona dediler, gömdüler geçtiler.
Bu sayıya, bazı orduların mensubu olan çok yüksek sayıdaki erler dahil değil.
Herkes tartışıyor, “Laboratuvar ürünü olan Covid-19’u ABD mi üretti yoksa Çin mi üretti.” diye…
Aslında ikisi de üretti. Daha önce de bu konuda birkaç satır yazmıştım. Bu virüs önceleri ABD’de üretilmeye başlandı ve sonra Çin’de Vuhan’daki o meşhur laboratuvara götürülüp oradan yayıldı. Hatta daha önce yine yazmıştım, aynı anlarda İspanya’dan da yaydılar.
Bunları yapanlar ABD ve Çin devletlerinin resmi kimlikli adamları olabilirler ama oyun içinde oyunlar vardı, var.
Yeşiller, hem ABD içindeki hem de Çin devleti içindeki adamlarını bu işte kullandılar. Hem de daha başka devletlerdeki adamlarını da daha az oranda olsa da kullandılar. Covid-19, bu güne kadar dünyamızda yayılmış yüzlerce bazı başka virüsler gibi uzaylılar tarafından üretildi, programlandı. Bu defa fark şu ki çok kapsamlı ve büyük ve uzun süreli bir plan yapıldı.
Yeşiller, bütün dünya insanlığına düşmanlar ve toplu bir yok oluş istiyorlar. Dünya insanlığı, gezegenine kıymet vermemiş, sahip çıkmamış, korumamış ve hor kullanmış ve bunun neticesi olarak da küresel ısınma yaşanmış, hayvan türleri yok olmuş, iklimler bozulmuş, kutuplarda buzullar erimiş, tabii felaketler hakim olmuş ve dünyada hayat sona ermiş gibi görünsün istiyorlar. Bunun için dünyada güçlerinin yettiği her şeyi düzenleyip yönlendirirken, bir yandan da sık sık virüsler yayıyorlar.
Resimlerini gördüğünüz bu iki kişi, yerlerine geçilmiş iki kişidir. Bakmayın Türkiye’de Alevi rolü oynayan gizli Ermeni birkaç hainin “Aşıları bulanlar bizden, Aleviler” dediklerine…
Yerlerine geçilmeden önce de bu iki kişi gizli Ermeni kişilerdi. Öylesine insanlıktan çıkmış kişilerdi ki kelimelerle anlatmak çok zor. Zaten sıfatlarına, tavırlarına, oturup kalkmalarına bakınca bile anlaşılıyordu. Ermeni/Hristiyan kökenden geliyor olmalarına rağmen Satanist Yahudilerden de daha şerli hale gelmiş kişilerdi. Evet, Uğur Şahin ve Özlem Türeci, gerçekten de insanlık için çok tehlikeli muzır varlıklar haline gelmişlerdi ama şu anda ortada görünenler onlar değiller.
Resimlerde görülen bu iki şey, aslında biyonik robotlar…
Bizden on binlerce sene ileri bilim ve teknoloji seviyesine ulaşmış başka bir insan türünün, bizim insanlarımız suretinde imal ettiği biyonik robotlar bunlar. Ana hatlarda kemikten ziyade metal ve kemiksi yapıda karışık kimyevi maddeler var. Dış kısımda bildiğimiz gerçek insan derisi, dokusu, saçı, kılı var ve bunlar iç sistemden besleniyorlar. Yiyip içtiklerini enerjiye çeviriyorlar, yapay zeka ile desteklenmişler, arıza ihtimalleri çok düşük. İçeride bir boşlukta da üç yumruğumuz büyüklüğünde küçük yeşiller var.
Bunlar o bildiğimiz ve bazılarının reptilian dediği uzun boylu yeşillere çalışıyorlar. Evet, Almanya’dan Alman milletine ve dünyaya yayılan aşılarda da tıpkı Çin aşılarında olduğu gibi yeşillerin parmağı var. Kimsenin aşılara, tıbba, bilime karşı olduğu yok ama bu aşı dedikleri şeyler insanlığı tehdit eden şeyler.
“Pekiyi, Alman devleti bunların farkında değil mi?” şeklinde soracak ve geçmişten itibaren yayınlarımı takip edememiş yeni takipçi kişiler olabilir.
Almanya zaten uzaylılar tarafından yönetilen ülkelerden biri… Merkel görünümlü biyonik robotun içinde şu anda üç yumruğumuz büyüklüğündeki yeşillerden biri var, o bildiğimiz yeşillere çalışıyor ve Almanya’yı da Çin gibi yeşiller elinde oynatıyor.
Son zamanlarda Almanya’nın ufak ufak Çin’e yanaşmasının ve Merkel’in Çin’in menfaatine olan hamleler yapmasının sebebi de bu… Alman halkı bir an önce başlarındaki bu biyonikleri indirmezse, Türk halkından da beter bir hale gelecek. Buna hiç şüphe yok. Çünkü oyunlar çok büyük.
Şarkıcı Yıldız Tilbe, Twitter hesabından “Pandemi de Demokrasi ve Adalet gibi; adı var kendisini gören yok” dedi. Arka arkaya eleştirel tweetler atan Tilbe’nin paylaşımlarına binlerce beğeni geldi.
Tilbe; “Hem Türkiye’de hem dünyada bu kadar doçent, profesör, doktor, bilim adamı böyle bişe yok diyorlar, onlara inanıyorum; Dünya Sağlık Örgütü ve pandemisine inanmıyorum” ifadelerini kullandı.
Paris’te bir hastanenin bulaşıcı hastalıklar bölüm başkanlığını yapan Fransız Prof. Christian Perronne:
“Aşıların geliştirilmesi ve değerlendirilmesi aceleye getirildi ve şu ana dek bu aşıların etkinliği ya da tehlikeleri hakkında hiçbir bilgi ve belge yayımlanmadı. Sadece bu endüstriyel ilaç firmalarının yaptıkları basın açıklamalarına sahibiz.
İşin en kötü yanı da, bize sunulan bu ‘ilk aşılar’ aslında aşı değil, gen tedavisine yönelik ürünlerdir. Vücudumuza enjekte edecekleri ribonükleik asitler, kendi hücrelerimizin virüsün parçalarını üretmesine neden olacak. Bu tür bir aşının sonuçlarını kesinlikle bilmiyoruz, çünkü ilk kez insan üzerinde deneniyor.”
Fransız doktor Perronne: “Bu aşılarda GDO’lu domates gibi olacağız”
Perronne: “Vücudumuza enjekte edilecek yabancı bir RNA, DNA’mızı kodlayabilir ve daha sonra kromozomlarımıza entegre olabilir. Bu nedenle, genlerimizi kalıcı bir biçimde dönüştürme konusunda gerçek bir risk var. Spermlerin ya da yumurtaların nükleik asitlerini değiştirerek bu genetik modifikasyonların çocuklarımıza, gelecek kuşaklara dahi aktarılma olasılığı var.
Gerçeğe aykırı olarak ‘aşı’ diye adlandırdıkları bu gen terapisini destekleyenler ve teşvik edenler, sadece Fransızları değil, diğer tüm dünya vatandaşlarını kobay olarak kullanmak niyetindeler. Mısır ya da domates gibi genetiği değiştirilmiş ürünlerden olmak istemiyoruz.
Dehşete düşmüş durumdayım, çünkü her zaman aşılardan yana oldum ve aşı politikalarını oluşturan kurumlara yıllarca başkanlık ettim. Bugün bu son derece endişe verici plana dur demeliyiz. Louis Pasteur mezarında ters dönmüştür.”
İtalyan gazeteciler, “Mutasyona uğramış korona virüs için aşıları ne zaman test ettiler, ne zaman olumlu sonuç aldılar? Ortada açıklanan hiçbir resmi veri yokken böyle bir açıklamayı nasıl yapabiliyorlar?” sorusunu Dr. Stefano Montanari’ye yönelttiler.
Montanari şöyle dedi:
“Bir terzi düşünün diktiği elbisenin 1.90 boyundaki bir insana, 1.50 boyundaki bir insana, 120 kilo olan bir kişiye, 60 kilo olana kişiye de uygun olduğunu söylüyor. Durum bundan ibaret… Farklı ülkelerde farklı ilaç şirketleri tarafından üretilmiş bu aşıların hepsinin aynı olduğu düşünülemez. Bu aşılarda kullanılan mikro organizmalar ile ek maddelerin listesini istemek ve bağımsız laboratuvarlarda bu aşıların analizlerinin yapılabilmesi için numune talep etmek hakkımızdır. Aşı yaptıran kişiye imzalattırılan medeni ve cezai dokunulmazlık belgesi bu aşıları reddetmek için yeterli kanıttır aslında.”
Korona virüsüne ve benzeri her türlü virüse karşı alınması gereken en tesirli tedbir, bağışıklık sistemini hızlıca güçlendiren bir beslenme şekline geçmekti… Bunu en kestirmeden yapmanın yolu belliydi.
Devlet gücü ile seferberlik ilan edilmeliydi. Cumhurbaşkanının, bakanların, ilgili tıp uzmanlarının ağzından ve ayrıca her gün kamu spotlarıyla Türk milletine “Nane yağı, limon yağı, portakal yağı, fındık yağı, ceviz yağı, soğuk sıkılmış çörek otu yağı tüketin. Bu yağları uygun oranlarda birbirleriyle karıştırın ve her gün düzenli olarak için. Mümkün olduğunca yemeklere, salatalara ve içeceklere katın ve bol bol tüketin. Diğer tedbirlere de riayet edin ama bu tedbire öncelikle riayet edin” denilmeliydi.
Bu yağların kaliteli ve uygun fiyata bulunabilmesi için devlet gücü seferber edilmeliydi.
Bu millete bu yaptırılsaydı sadece korona virüsüne değil, yüzlerce farklı hastalığa da şifa olduğu ve milletin sağlığının kısa sürede düzeldiği görülürdü.
Uygun bitki çayları ile karıştırın
Bu yağ karışımını, piyasada kaliteli firmaların/markaların sattığı rezene çayı ve kayısılı çay (bardak poşeti şeklinde) ile karıştırarak içmeyi adet edinenler hem korona dahil türlü virüslerin zararından hem de yüzlerce farklı hastalıktan korunabilir ya da şifa bulabilirler.
Çörek otu yağının tadı bazı insanlara farklı ve itici gelir. Bu tabii terkip (doğal karışım) denenirken çörek otunu eklemeden bir denesinler ve sonra damla damla katarak kendilerini alıştırsınlar.
Poşet çaylar çok sağlıklı olmadığı için, mümkün oluyorsa onların içindeki bitkileri döküp sağlıklı bir şekilde çok kaynar olmayan suda demlesinler. Buna vakit ve imkan bulamayanlar poşet çay şeklinde de olsa o çayları da kullansınlar ve yağ karışımı ile birlikte şifa niyetine içsinler.
Herkes yağların birbirine oranını kendi damak tadına göre kendi belirlese de olur. Hedef bu yağların her gün düzenli olarak ve bolca tüketilmesi.
Koronadan korunmak ve koronayı yenmek için…
Yıllar önce, sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı sarsan bir yazı paylaşmıştım. “Şunları yaparsanız hiçbir hastalığınız kalmaz” başlığı ile yayılmıştı.
Pek çok tabii/doğal sağlık tavsiyesinin yanında zeytinyağı ile kuru incirin karıştırılarak tüketilmesini de tavsiye etmiştim. Kansere bile iyi geleceğini iddia etmiştim. O yazı milyonlarca sayfa ve profilde paylaşıldı ve hala paylaşılıyor. Dünya genelinde hiç abartısız yüz milyonlarca insana ulaştı. Çok hayırlı gelişmelere de sebep oldu, oluyor.
İşte yukarıda anlattığım yağ karışımını o zeytinyağı+Kuru incir karışımına katar ve güneş görmeyen serin bir yerde bir hafta beklettikten sonra her gün düzenli olarak yerseniz, koronayı da mutasyonlarını da bundan sonra çıkartılacak diğer virüsleri de kolayca yenersiniz ve bağışıklık sisteminiz bunların sarsamayacağı kadar kuvvetli bir hale gelir. Bulaşsa da hafif sıkıntılarla ve kolayca atlatırsınız.
Dikkat etmeniz gerekenler:
Kuru inciri alırken, imkan nispetinde en iyisinden almalısınız. Kaliteli olduğuna, bayat/kuru olmadığına, besin değerini kaybetmediğine, ilaçla kurutulmadığına emin olmalısınız.
Yağların kaliteli üretilmiş olması kadar şişelerinin de kaliteli olduğuna, hava geçirmediğine, uçucu olan yağların uçmadığına, raflarda çok bekletilmediğine, yenice üretilmiş olduğuna dikkat etmelisiniz.
Çörek otu yağının soğuk sıkılmış olduğuna dikkat etmelisiniz. Çörek otunu en sona bırakarak ve azar azar katarak tadını kontrol etmelisiniz. Sizi zorluyorsa çok az katmalısınız.
Aslında gerek yok ama daha kolay tüketebilmek için bu karışımın içine fındık, fıstık ve ceviz içi de katabilirsiniz.
Yazıda bahsedilen zeytinyağı+kuru incir karışımını artık herkes duydu ve biliyor. Kuru incirleri yıkayacak, suyunu süzdükten sonra kuşbaşı doğrayacak ve hakiki/kaliteli zeytinyağının içine atıp bir hafta serin bir yerde bekleteceksiniz. Şimdi buna ilave olarak yukarıdaki yağların karışımını katacaksınız.
Öncelik sırası…
Memleketin, milletin hali meydanda ve şunların hepsini temin edemeyip bir kısmını temin edebilecek olanlar için öncelik sırası şu şekilde olmalı:
1- Zeytin yağı 2- Kuru incir 3- Çörek otu yağı 4- Nane yağı
Sadece bu dörtlü ile de bu karışım yapılabilir ve yine çok faydalı olur. Diğerleri de olsa, daha da faydalı olur.
Son not: Bu terkip binlerce sene önceye, Lokman Hekime dayanıyor ve binlerce senedir derin ilim sahibi kişiler, çaresiz kalınan her hastalığın tedavisinde bu terkibi kullanıyorlar.
Hatırladınız mı?
16 Mart 2020 tarihinde, ben haksız şekilde ceza evinde tutuluyorken arkadaşlarımın yaptığı paylaşım bu…
Cezaevinde tutulduğum için arkadaşlarımla iletişim sorunu vardı ve ayrıca bu arkadaşlarım ekibimden olan, özel eğitimli ve donanımlı kişiler değillerdi. Anlamada ve ifade etmede sorunlar yaşadıklarını, ceza evinden çıkınca fark ettim ama bu yayını silmedim.
Bugüne kadar söyleyip de yapamadığım şeyler de var ama onların daha vakti var. Yaptıklarım, yapabileceklerimin teminatıdır.
Bu arada, bilmeniz gerekiyor. Naşirul evvel ve sani olan iki yayıncı arkadaşım da ekibimden/teşkilatımdan değiller. İyi niyetleriyle devlete, millete, insanlığa hizmet etmek isteyen kişiler. Yayıncılık için ya da böyle meseleler için hususi eğitim almış kişiler değiller. Kimlikleri de açık, gizli saklı kişiler de değiller ve teşkilatıma, sistemime dair bilgi sahibi de değiller.
Bütün kara para kaynaklarınızı kurutuyor, yok ediyorum, edeceğim.
Evet, anladığınız gibi, sizlere artık aşıdan da kara para yok. Hem o sözde aşılar üzerinden insanların genetiği, üremesi ve beyinleriyle oynayamayacak hem de o paraları kaldıramayacaksınız.
Haydi uğraşın şimdi, bütün sosyal ağlarda ve arama motorlarında bunları nasıl sansürleyeceğinize bakın, her zaman olduğu gibi…
Dr. Mustafa Havuç, Almanya Hamburg’da yıllarca aile hekimliği yapmış. Korona tedavisi gördüğü hastaneden canlı yayın yaparak bakın ne diyor. “Beni burdan çıkarın, korona değil tedavi öldürüyor”
Korona virüsü diye bir virüsün bulunmadığı ve her şeyin tamamen aldatmaca olduğu yönündeki iddiaların dikkate alınır yanı yok ama tedavi kısmında çok çok yüksek sayıda insanın ölmesine kasıtlı olarak sebep olunduğu ve bunda en çok da kullanılan ilaçların payı bulunduğu yönündeki iddialar ise kesinlikle gerçek.
Korona virüs, yaşı ileri ve bedeni hasta/zayıf olanları öldürmek üzere programlanmış ve laboratuarda geliştirilmiş bir virüs. Tedavi safhasında ilaçlarla yaptıkları kıyımı şimdi sözde aşılarla da yapacaklar. Bu arada, tedavi sürecinde öldürülenlerin kaçı, hangi hastahanelerde organları için öldürüldü?
Bu yıl içinde yaşanan büyük orman yangınları ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde yaşanması ve korona dahil olmak üzere pek çok büyük sorunun arkasında, dünyaya düşman olan uzaylı insan türleri var. Bu sene bunca felaket suni sebeplerle yaşandı.
Yeşiller ve Griler başta olmak üzere bu düşman türler, kontrollerinde tuttukları ABD ve Çin gibi devletlerin elinde mevcut olan en yüksek teknolojileri, HAARP da denilen iklim ve deprem silahlarını da kullandılar. Bazı zamanlar uzaydan bu ülkelere ait uydular ya da kendilerine ait uzay araçları ile de dünyamıza saldırılar yapıldı.
Dünyanın ciğerlerini yakan onca büyük orman yangınına, uzaydan gönderilen yakıcı lazer darbeleri de sebep oldu. Bunları o büyük orman yangınları başladığında sıcağı sıcağına yazmıştım ve bu Telegram kanalının geçmişinde bulunabilir.
Hedeflerini yukarıda yazmıştım; “Dünyada insanlar doğru düzgün yaşamadılar, tedbirsiz ve umursamaz oldular. Pek çok hayvan türünün nesli tükendi. Plastik başta olmak üzere türlü katı atıklar, denizlerin de kirletilmesi ve onlarca balık türünün de yok olması ve ayrıca atmosfere salınan zararlı gazlar da dengeyi bozdu ve küresel ısınma başladı. Bütün denge bozuldu ve ayrıca mani olunamayan tabii/doğal felaketler de üst üste geldi de dünya yaşanamaz bir yer oldu” gibi gibi yorumlanacak bir sürecin sonunda dünya insanlığını yok etmek…
Bitmedi…
Ellerinde, yanardağları aktif hale getiren ve patlamalarına sebep olan teknolojiler de var. Bunların uçan dairelerinin hiç zorlanmadan yanardağların içine girdiğini gösteren çok sayıda video kaydı çekilmiş ve dünyamızda mevzu edilmişti.
Son zamanlarda yanardağların faaliyete geçip durmasının arkasında da suni/yapay sebepler ve düşman uzaylı türler var.
Şunca şeyi anlatıyorum, bir bir çıkıyor da şu şartlar dahilinde hangi ülkenin reisi “Çin aşısı” denilen o aşıyı satın alıyorsa ve milletine resmen/kanunlarla zorlamasa da aldığı kararlar ve devlet gücüyle yaptığı uygulamalarla zorda bırakarak vurduruyorsa, vurduracaksa, o kişi bir dakika bile beklenmeden devrilmeli ve milletine, dünya insanlığına ihanetten tez vakitte yargılanıp ipte sallandırılmalı.
Çünkü o aşı “Çin’in geliştirdiği korona aşısı” değil, o aşı Yeşillerin sinsice ürettiği ve dünya insanlığını mahvetmek istediği bir aşı…
Şu anda dünya üzerinde “korona virüsü aşısı” denilen aşılar içinde, korona virüsüne karşı gerçekten koruma sağlayan hiçbir aşı yok. Rusya’nın aşısı hariç diğerlerinin tamamında insanlığa karşı art niyet var ve uzun vadeli zarar verme maksadı var.
Rusya’nın Sputnik V aşısında böyle bir zarar vermek kastı yok ama o da para tuzağından başka bir şey değil… Bir faydası yok.
Hep söyledim ki koronaya gerçekten bir çare bulunsa, başka başka virüsleri de yayacaklar. Sineklerle uğraşmak yerine bir an önce bataklığı kurutmak şart. Herkesin kendini düşündüğü ve kendini kurtarmak ve sıkıntıya düşmemek istediği bir dünyada ise o bataklık kurutulamaz.
Dünya insanlığına korona aşısından önce lazım olan şey ahlak… Ahlak, gayret, mücadele…
Bırakın o işleri, kimsenin umurunda bile değilsiniz. Ölmüşsünüz, kalmışsınız, sürünmüşsünüz, tepedekilerin bir saniyelik mevzusu bile değilsiniz.
Zaten trafik polisleri üzerinden vatandaşa ceza yağdıra yağdıra para krizine çareler arıyorlardı. Korona çıktı, hiçbir işe yaramayan hatta zarar da veren o maskelerin takılmadığı bahanesiyle ve ayrıca sosyal mesafe kurallarına uyulmadığı bahanesiyle abarta abarta cezalar kestiler, kesiyorlar. Çünkü hazine eksi bilmem kaçta… Para diye bir şey yok orada…. Devlet, memuruna maaş veremeyecek halde ve türlü taklalar atılarak gün kurtarılıyor. Ülke, kara ve kanlı paralarla ayakta tutulmak isteniyor. Yarınların kabus gibi olacağı ise şimdiden kesinleşiyor. Aslında bu günler kabus, yarınlara karabasan demek de mümkün. Bunların yıkılması bile bu ülkeyi kurtarmayacak. Yıkılacaklar ve cezaları kesilecek ama verdikleri maddi ve manevi/ahlaki zararı telafi etmek onlarca sene alacak ve on milyonlarca can kaybına sebep olacak.
İktidarı ele geçirerek ihanetleriyle Osmanlı’yı içten yıkan, her türlü maddi ve manevi darbeyi kasten ve sinsice vuran o gizli Ermeni ve gizli Yahudi takımı bile, şu anda iktidarda olan gizli Yahudi ve gizli Ermeni takımının yanında ak sütten çıkmış ak kaşık misali durur.
Soyunun bir yanı Yahudi bir yanı Ermeni olan Fethullah Gülen’in “korona” olduğu iddiaları gerçek değil.
Bir süredir bize büyüler yapıp/yaptırıp duruyordu. Son günlerde fena halde çarpıldı. Vatikan’da Papa’nın da bize karşı Satanist büyü ayinleri yaptığı gün Gülen de bu işlerin içindeydi ve o da fena çarpıldı. Sonraki günler boyunca da çarpılıyor.
FETÖ’nün üst isimleri zaten Gülen’in korona olmadığını açıkladılar. Lakin görüntüler ve ifadeler Gülen’in gerçekten de korona olmadığını, insanların içinde bulunup karantinaya alınmadığını zahir etse de ölmekten beter halde olduğu gerçeğini de gözler önüne seriyor. Nedim Şener de bu gerçekleri gözler önüne seren bir yazı yazmış ki bekliyorduk bir yerden bir şekilde zahir olmasını… Yazıda Fethullah’ın beden sağlığının da bilincinin de çok fena halde olduğunu anlamaya yarayacak ifadeler var.
“Doktorlara göre, yeni salgın, yeni bir koronavirüs türünden kaynaklanıyor. Bu virüs çok daha agresif ve daha hızlı çoğalıyor”
Vietnam’da turizm, hava trafiği ve toplu taşıma yeni salgından çok etkileniyor. Zorunlu olmadıkça sokağa çıkmak yasaklandı. Bazı bölgelerden turistler tahliye ediliyorlar ve bazı bölgelere uçuşlar durduruldu. Vietnam salgınla mücadelede yeni bir safhaya geçti.
Dünya insanlığına bu gerçek artık açıklanmalı
Dünyada artık Covid-20 de yayılıyor.
Covid-19 gibi Amerikan/CIA üretimi olan Covid-20 bir süredir dünyanın her yerinde görülüyor. Baştan beri “İkinci dalga” deyip duran yetkililerin çoğu, Covid-19’un ardından Covid-20’nin geleceğini biliyorlardı. Bu, en baştan çalışılmış, kararlaştırılmıştı.
Bir süredir Türkiye’de de Covid-20 vakaları görülüyor. Sağlık Bakanlığı “Virüs (Covid-19) mutasyona mı uğradı” diye ülke genelinde araştırmalar/tetkikler yaptırıyor ama bu acımasız planın bir parçası… Yeni bir virüs dolaştığını o sağlık bakanı Koca da onun sözde bilim kurulundaki gizli Yahudi ve gizli Hıristiyan vatan hainleri de biliyorlar. Covid-19 ülkemize gelip iyice yayılmadan aylar öncesinden tedbirler alabilirlerdi, almadılar, gelmesini ve yayılmasını beklediler. Şimdi de Covid-20’nin iyice yayılması için zaman kaybettiriyorlar.