Korona virüsüne ve benzeri her türlü virüse karşı alınması gereken en tesirli tedbir, bağışıklık sistemini hızlıca güçlendiren bir beslenme şekline geçmekti… Bunu en kestirmeden yapmanın yolu belliydi.

Devlet gücü ile seferberlik ilan edilmeliydi. Cumhurbaşkanının, bakanların, ilgili tıp uzmanlarının ağzından ve ayrıca her gün kamu spotlarıyla Türk milletine “Nane yağı, limon yağı, portakal yağı, fındık yağı, ceviz yağı, soğuk sıkılmış çörek otu yağı tüketin. Bu yağları uygun oranlarda birbirleriyle karıştırın ve her gün düzenli olarak için. Mümkün olduğunca yemeklere, salatalara ve içeceklere katın ve bol bol tüketin. Diğer tedbirlere de riayet edin ama bu tedbire öncelikle riayet edin” denilmeliydi.

Bu yağların kaliteli ve uygun fiyata bulunabilmesi için devlet gücü seferber edilmeliydi.

Bu millete bu yaptırılsaydı sadece korona virüsüne değil, yüzlerce farklı hastalığa da şifa olduğu ve milletin sağlığının kısa sürede düzeldiği görülürdü.


Uygun bitki çayları ile karıştırın

Bu yağ karışımını, piyasada kaliteli firmaların/markaların sattığı rezene çayı ve kayısılı çay (bardak poşeti şeklinde) ile karıştırarak içmeyi adet edinenler hem korona dahil türlü virüslerin zararından hem de yüzlerce farklı hastalıktan korunabilir ya da şifa bulabilirler.

Çörek otu yağının tadı bazı insanlara farklı ve itici gelir. Bu tabii terkip (doğal karışım) denenirken çörek otunu eklemeden bir denesinler ve sonra damla damla katarak kendilerini alıştırsınlar.

Poşet çaylar çok sağlıklı olmadığı için, mümkün oluyorsa onların içindeki bitkileri döküp sağlıklı bir şekilde çok kaynar olmayan suda demlesinler. Buna vakit ve imkan bulamayanlar poşet çay şeklinde de olsa o çayları da kullansınlar ve yağ karışımı ile birlikte şifa niyetine içsinler.

Herkes yağların birbirine oranını kendi damak tadına göre kendi belirlese de olur. Hedef bu yağların her gün düzenli olarak ve bolca tüketilmesi.


Koronadan korunmak ve koronayı yenmek için…

Yıllar önce, sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı sarsan bir yazı paylaşmıştım. “Şunları yaparsanız hiçbir hastalığınız kalmaz” başlığı ile yayılmıştı.

Pek çok tabii/doğal sağlık tavsiyesinin yanında zeytinyağı ile kuru incirin karıştırılarak tüketilmesini de tavsiye etmiştim. Kansere bile iyi geleceğini iddia etmiştim. O yazı milyonlarca sayfa ve profilde paylaşıldı ve hala paylaşılıyor. Dünya genelinde hiç abartısız yüz milyonlarca insana ulaştı. Çok hayırlı gelişmelere de sebep oldu, oluyor.

İşte yukarıda anlattığım yağ karışımını o zeytinyağı+Kuru incir karışımına katar ve güneş görmeyen serin bir yerde bir hafta beklettikten sonra her gün düzenli olarak yerseniz, koronayı da mutasyonlarını da bundan sonra çıkartılacak diğer virüsleri de kolayca yenersiniz ve bağışıklık sisteminiz bunların sarsamayacağı kadar kuvvetli bir hale gelir. Bulaşsa da hafif sıkıntılarla ve kolayca atlatırsınız.


Dikkat etmeniz gerekenler:

  • Kuru inciri alırken, imkan nispetinde en iyisinden almalısınız. Kaliteli olduğuna, bayat/kuru olmadığına, besin değerini kaybetmediğine, ilaçla kurutulmadığına emin olmalısınız.
  • Yağların kaliteli üretilmiş olması kadar şişelerinin de kaliteli olduğuna, hava geçirmediğine, uçucu olan yağların uçmadığına, raflarda çok bekletilmediğine, yenice üretilmiş olduğuna dikkat etmelisiniz.
  • Çörek otu yağının soğuk sıkılmış olduğuna dikkat etmelisiniz. Çörek otunu en sona bırakarak ve azar azar katarak tadını kontrol etmelisiniz. Sizi zorluyorsa çok az katmalısınız.

  • Aslında gerek yok ama daha kolay tüketebilmek için bu karışımın içine fındık, fıstık ve ceviz içi de katabilirsiniz.
  • Yazıda bahsedilen zeytinyağı+kuru incir karışımını artık herkes duydu ve biliyor. Kuru incirleri yıkayacak, suyunu süzdükten sonra kuşbaşı doğrayacak ve hakiki/kaliteli zeytinyağının içine atıp bir hafta serin bir yerde bekleteceksiniz. Şimdi buna ilave olarak yukarıdaki yağların karışımını katacaksınız.

Son not: Bu terkip binlerce sene önceye, Lokman Hekime dayanıyor ve binlerce senedir derin ilim sahibi kişiler, çaresiz kalınan her hastalığın tedavisinde bu terkibi kullanıyorlar.

Hatırladınız mı?

16 Mart 2020 tarihinde, ben haksız şekilde ceza evinde tutuluyorken arkadaşlarımın yaptığı paylaşım bu…

Cezaevinde tutulduğum için arkadaşlarımla iletişim sorunu vardı ve ayrıca bu arkadaşlarım ekibimden olan, özel eğitimli ve donanımlı kişiler değillerdi. Anlamada ve ifade etmede sorunlar yaşadıklarını, ceza evinden çıkınca fark ettim ama bu yayını silmedim.

Bugüne kadar söyleyip de yapamadığım şeyler de var ama onların daha vakti var. Yaptıklarım, yapabileceklerimin teminatıdır.

Bu arada, bilmeniz gerekiyor. Naşirul evvel ve sani olan iki yayıncı arkadaşım da ekibimden/teşkilatımdan değiller. İyi niyetleriyle devlete, millete, insanlığa hizmet etmek isteyen kişiler. Yayıncılık için ya da böyle meseleler için hususi eğitim almış kişiler değiller. Kimlikleri de açık, gizli saklı kişiler de değiller ve teşkilatıma, sistemime dair bilgi sahibi de değiller.

Bütün kara para kaynaklarınızı kurutuyor, yok ediyorum, edeceğim.

Evet, anladığınız gibi, sizlere artık aşıdan da kara para yok. Hem o sözde aşılar üzerinden insanların genetiği, üremesi ve beyinleriyle oynayamayacak hem de o paraları kaldıramayacaksınız.

Haydi uğraşın şimdi, bütün sosyal ağlarda ve arama motorlarında bunları nasıl sansürleyeceğinize bakın, her zaman olduğu gibi…

Mehmet Fahri Sertkaya