Etiket arşivi: İspanya

İspanya ve İtalya’da geniş ve derin kanallar açılacak

İspanya ve İtalya’da geniş ve derin kanallar açılacak. Tam yerleri, o çizdiğim yerler olmak zorunda değil ama yakın bir yerlerde olacak bu kanallar. Kanallar sayesinde İspanya ve İtalya ada ülkesi olacaklar. Cebel-i Tarık boğazı daha da genişletilebilir ama bu kesinleşmiş değil. Bunlar yapılarak Ak denizin suyunun çok daha hızlı tazelenmesi ve Ak denizdeki canlılığın artırılması sağlanacak.

Ayrıca İspanya ile Fransa arasındaki kanalda da yüksek akıntı olacak. Bu akıntı da elektrik enerjisi üretmekte ve batı aleminin ihtiyacının bir kısmı karşılamakta kullanılacak. Bu kanal açılırken de çok madenler, hazineler çıkacaktır. Kanalın çevresi çok değerlenecek ve çok kazandıracaktır.

Biz Kara denizi Hazar denizine, Hazar denizini Basra körfezine bağlayınca bütün bu hatlarda çok yüksek akıntı oluşacak. Türkiye içinde dolaşacak kanallarda da daha iyi akıntı oluşacak. Bize sürekli ve tazyikli akıntı lazım. Akıntı ne kadar sürekli ve tazyikli olursa o kadar faydalı olacak. Ona göre bol elektrik üretilecek bütün kanallarda hatta ülke içi kanallarda… Ona göre kanalların suyu tazlenecek ve içindeki deniz canlıları çoğalacak, sağlıklı olacak. Kanallar içindeki sular daha serin kalacak ve bu da canlılar için çok mühim.

İşte Fransa ile İspanya arasındaki o kanalın açılması da bütün bu sistemin daha iyi beslenmesini sağlayacak.

İtalya’da açılacak kanal da elektrik üretilmesini sağlayacak. Kanal, Adriyatik denizini de deniz çiftliğine dönüştürmeye vesile olacak. Kanal sayesinde Adriyatik denizinin suyu da çok hızlı tazelenecek.

Adriyatik denizinin işaretlediğim o girişine de bariyerli köprü yapılacak. Kanal kısmında da bariyerli köprü olacak. Su akıntısına sorun çıkmayacak ama deniz canlılarının geçişi çok büyük oranda kapatılacak. Böylece Adriyatik denizinde istenilen tarzda deniz canlılarının çoğalması sağlanacak. Venedik’e yakın böyle bir kanal olması, bölge insanı için çok faydalı olacaktır. Oralarda da arazi değerlenir, turizm daha yaygınlaşır.

Üstelik Venedik’i kurtarmak için çareler arıyorlar. Onun çaresi de bu proje… Gerekli görüldüğü zamanlarda hem kanaldaki köprüler hem de Adriyatik denizinin girişindeki köprü tamamen kapatılabilir. Suyun Venedik kısmında yükselmesi önlenebilir.

İtalyan halkının çoğunun kökeni Türk… Bu gibi projeler vesilesi ile de onlarla kaynaşabilir, dostça yaşayabiliriz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Onun ihanetinin ceremesini devletimiz ve milletimiz hala çekiyor


Üzerine beş asır geçti ama haince vurduğu ağır darbeler hala telafi edilemedi.

Fatih Sultan Mehmet Hanın oğlu ve Yavuz Sultan Selim Hanın babası olan İkinci Bayezid, çok sorunlu bir kişiydi. Halk arasında Bayezid-i Veli diye bilinmiş, tanınmış olsa da veli bir zat değildi. Aksine son derece maneviyatsız, istikametsiz, kusurlu bir kişiydi.

Çok yaklaşık otuz sene saltanatı devam etti ve sonra gerçekten veli bir padişah olan oğlu Yavuz Selim Han tarafından tahttan indirildi. Yavuz Selim Han, babasını tahttan indirebilmek için çok büyük çileler çekti, çok yanlış tavırlara tahammül etti, çok büyük bir mücadele verdi ve imkansız görünen bu darbeyi yapmaya muvaffak oldu. Babasını hem zehirledi, hem de sürgüne gönderdi. İkinci Bayezid çok fazla yol gidemeden zehrin tesiriyle ve yaklaşık otuz gün sonra öldü. Zaten yola çıktığında bile ata binemez bir haldeydi. Yavuz Selim Han, aslında babasının başını vuracaktı. İçinde bulunduğu şartlar müsait olmadığı ve öyle yaparsa başına çok işler açacağı için bundan geri durdu, zehirlemeyi tercih etti.

Çünkü ikinci Bayezid, çok öncesinden tam manasıyla yoldan çıkmıştı. İtikadı da düzgün değildi, fikirleri ve kararları da doğru değildi. Niyeti de ameli de çok bozuktu. Tam bir sefahat hayatı yaşıyordu. Alemci, helal/haram bilmez biriydi. Çoktan Yahudileşme temayülü/eğilimi gösteriyordu ve bu günlerde adına masonluk denilen şey o zamanlarda da vardı, yayılıyordu, kendisi de bu tarikata kapılmıştı. Etrafındaki gerçekten Müslüman ve samimi devlet adamlarıyla ilim adamlarını gücü yettiğince uzaklaştırmaya çabalıyordu. Etrafına kendi gibi itikadı, niyeti bozuk kişileri topluyordu. Yavuz Selim Han, babasını devirdikten sonra, saraydan uzaklaştırılan devlet ve ilim adamlarından birçoğunu yeniden saray çevresine topladı. Şayet, imkansız gibi görünen o darbeyi yapmaya muvaffak olamasaydı, Osmanlı tarihi de Türk tarihi de çok başka şekilde akacaktı. Devam eden süreçte Müslüman Türk milletini asimile edeceklerdi. Hazar Türkleri zamanla nasıl Yahudileştilerse, Osmanlı Türklerini de zamanla Yahudileştireceklerdi. Yahudiler Türk görünerek Osmanlıyı içeriden yıktılar. Cumhuriyet rejimini, Atatürkçülük isimli ihanet sistemlerini tesis ettiler. Hemen peşinden on beş yılda nasıl da Türkleri her şeyleriyle Yahudileştirmek istediler. Bunun marşını bile yazdılar. Bazı marşlarında “Kanla” demekten geri durmadılar. Devletimizin gücünü, kurumlarını ihanetlerle milletimizin aleyhine çevirdiler. Bu günlere kadar da akıl almaz şiddetteki ihanetlerine, zulümlerine, sömürülerine, asimilasyon uygulamalarına, ahlaksızlaştırma ve namussuzlaştırma uygulamalarına devam ettiler ve hala da ediyorlar. İşte Yavuz Selim Han o zamanlarda samimiyetle cihad etmeseydi, adaletin keskin kılıcı olmasaydı, Türk milleti ta o zamanlarda, şu zamanlardaki muamalelere tabi tutulacaktı. Ve kendi devletinin gücüyle Yahudileştirilmek istenecekti.

Zamanı gelecek, bu konuda çok şeyler anlatacağım ve başkaları da kesinlike bu konuları çok konuşacaklardır. Şimdilik özetle bu bilgileri verirken, şu kısmı eklemek isterim ki şimdiden tartışmaya açılsın ve gerçek tarih gün yüzüne çıkartılsın. İkinci Bayezid, 1492 senesinde İspanya’dan kovulan Yahudileri, Osmanlı topraklarına seve isteye kabul etti. O Yahudileri İspanya’dan kovanlar “Bunlardan bir tanesi bile bu topraklarda kalırsa, başımız belada demektir. Kara para bunlarda… Tefecilik bunlarda… İçme sularına mikrop atma bunlarda… Çoluk çocuk kaçırma bunlarda… Bebeklere kadar insanları ayinlerde parçalama bunlarda… Şeytan’a tapma bunlarda… Kötülükte yarışma bunlarda… Mayasız bayramı bunlarda… İğneli fıçı bunlarda… Halk arasında fitne çıkartma bunlarda… Milletin itikadını ve ahlakını/namusunu kasten bozma bunlarda… Akla gelen her türlü şeytanlık bunlarda” diye diye gönderdiler. İspanya’dan kovulan Yahudilerin böyle olduklarını ikinci Bayezid de çok kesin surette biliyordu, bunları topraklarımıza almak zorunluluğu da yoktu ama seve isteye aldı. Zaten çoktan devlet kademesinde yakın etrafında tuttuğu kişiler gizli Yahudi ve mason kişilerdi.

Evet… Yavuz Sultan Selim Han, hain babasının hakkından gelene kadar o hain, devlete, millete, ümmete, gelecek nesillere çok büyük kötülükleri kasten yaptı. Onun zararlarına mani olmak için çırpınan ve tarihe geçen bir mücadele veren Yavuz Selim Han da onun bütün zararlarına mani olamadı. Türkiye hala sözde veli ikinci Bayezid’in ihanetlerinin ceremesini çekiyor. O günden bu güne o Yahudilerin çoğu bu topraklara ihanet ettiler, her türlü kötülüğü/şeytanlığı yaptılar, hala yapıyorlar.

O zamanlarda bile bunları yapan Yahudiler ve masonlar, son zamanlarda da bu topraklar üzerindeki islam cemaat ve tarikatlarına sızmaktan geri durmadılar. İşte Alihan Kuriş de kendini Yahudi zan etmeye başlayan, masonlara karışan, devşirilen hainlerden biri oldu. Son yıllarda büyücülükten, beytül male el uzatmaktan, kumar oynamaktan, içki içmekten, zina etmekten, ihanetler etmekten, mason tarikatının emirlerini yerine getirmekten başka bir şey yapmaz oldu. Tarihte bunun gibi başka misaller de var. Şimdi de bir kişi çıkıp Yavuz gibi durmasa, neticesi çok ama çok vahim olur.

Kimin Yavuz gibi durduğu ve mücadele ettiği, kimin ikinci Bayezid gibi durduğu ve ihanet ettiği de görmek isteyen herkesin gözleri önünde apaçık duruyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Korona virüsü kim üretti?

Herkes tartışıyor, “Laboratuvar ürünü olan Covid-19’u ABD mi üretti yoksa Çin mi üretti.” diye…

Aslında ikisi de üretti. Daha önce de bu konuda birkaç satır yazmıştım. Bu virüs önceleri ABD’de üretilmeye başlandı ve sonra Çin’de Vuhan’daki o meşhur laboratuvara götürülüp oradan yayıldı. Hatta daha önce yine yazmıştım, aynı anlarda İspanya’dan da yaydılar.

Bunları yapanlar ABD ve Çin devletlerinin resmi kimlikli adamları olabilirler ama oyun içinde oyunlar vardı, var.

Yeşiller, hem ABD içindeki hem de Çin devleti içindeki adamlarını bu işte kullandılar. Hem de daha başka devletlerdeki adamlarını da daha az oranda olsa da kullandılar. Covid-19, bu güne kadar dünyamızda yayılmış yüzlerce bazı başka virüsler gibi uzaylılar tarafından üretildi, programlandı. Bu defa fark şu ki çok kapsamlı ve büyük ve uzun süreli bir plan yapıldı.

Yeşiller, bütün dünya insanlığına düşmanlar ve toplu bir yok oluş istiyorlar. Dünya insanlığı, gezegenine kıymet vermemiş, sahip çıkmamış, korumamış ve hor kullanmış ve bunun neticesi olarak da küresel ısınma yaşanmış, hayvan türleri yok olmuş, iklimler bozulmuş, kutuplarda buzullar erimiş, tabii felaketler hakim olmuş ve dünyada hayat sona ermiş gibi görünsün istiyorlar. Bunun için dünyada güçlerinin yettiği her şeyi düzenleyip yönlendirirken, bir yandan da sık sık virüsler yayıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya