Etiket arşivi: İç siyaset

İhanet hukuku bellidir

Şu kritik süreçte, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi, Aleksei V. Erkhov  olmamalı. Rusya’ya da ihanet eden, Lavrov gibi Batı dünyasına çalışan Erkhov, telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olabilir.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield ile de sürekli paslaşan bu hainin, Türkiye’de bulunduğu her saat beni daraltıyor, hem Türkiye’ye hem Rusya’ya zararlar veriyor. Zararın neresinden dönülürse kârdır.

Erkhov, David’den daha üst seviyedeki batılı kişilerle de paslaşıyor, ihanette sınır tanımıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Muhsin Yazıcıoğlu öldü, diğer Muhsinler de ölecekler

Bir süre önce yazdığım bir yazıda, on yıldan fazla süredir yaptığım yayınlarda, pek çok meseleye ve şahsa dair ezberleri bozduğumu, ilk zamanlar bu mücadelede çok zorlandığımı, insanların kabul etmek istemediklerini ama artık bu konuların herkes tarafından doğru şekliyle bilinen ve kabul edilen konular/gerçekler olduğunu ifade etmiştim. Yalanların ve aldatmaların yerini gerçeklerin aldığını, Türklere ve diğer müslüman kavimlere kurulan tuzakların pek çoğunun yıkıldığını ama bu güne kadar yazmadığım, yayınlamadığım, anlatmadığım, daha sarsıcı gerçekleri de bundan böyle anlatacağımı ifade etmiştim.

O sarsıcı gerçeklerden biri de Muhsin Yazıcıoğlu gerçeği… Vefatından daha doğru ifadeyle öldürüldüğünden sonra kıymete binen ve öldürüldüğü ana kadar dönüp yüzüne bakmayan samimiyetsiz kalabalıklar tarafından, öldürülmesinin ardından baş tacı edilen ve dillerden düşmeyen Muhsin Yazıcıoğlu… Hiç uzatmadan birkaç satırla sarsıcı gerçekleri anlatacağım.

Muhsin Yazıcıoğlu, en baştan beri MHPKK bağlantılı şekilde siyasi faaliyetler içinde bulunan, MHPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü içinde faaliyet gösteren, bunların ABD merkezli/talimatlı kurdukları sözde milliyetçi Ülkü Ocakları içinde yetişen, Ülkü Ocakları denilen ve geçmişten beri tıka basa gizli Yahudi ve gizli Ermeni dolu teşkilatın her türlü kara para işlerinin de içinde yer alan, MİT’in adamlarıyla yani MİT’teki gizli Ermeni ve gizli Yahudi ve vatan haini ve kara paracı üstleriyle birlikte faaliyetler icra eden bir kara paracı, bir gizli Ermeni’den başka bir şey değildi.

Türkiye’de Özal sonrasında İslamcılık denilerek İslami faaliyetlerin daha arttırıldığı ve İslami söylemlerin, referansların daha özgürce ifade edildiği zamandan sonrasında Muhsin Yazıcıoğlu’nda gerçek bir değişme ve gerçekten hidayete dönük bir ilerleme de olmadı. Alperen Ocakları, Ülkü Ocaklarından farklı bir maksatla tesis edilmedi. Muhsin Yazıcıoğlu, hayatının son gününe kadar hiçbir şekilde gizli Ermeni bağlantılarından ve kara para mücadelesinden ve MİT mensupluğundan geri durmadı. Onun hakkında, öldürülmesinden sonra yayılan ve çok büyük bir vatansever ve yüksek imanlı bir müslüman olduğu teması işlenen hikayeler hep uydurma…

Öldürülmesi de aslında vatanı ve milleti müdafaa ve muhafaza etmeye çalışırken yaşanan bir suikast, bir cinayet şeklinde olmadı. Kendi içlerindeki iç çekişme neticesinde yaşanan bir suikast oldu. Öldürülmesinden kısa süre öncesine dair bazı iddialar da var. Bunlar da itibar edilecek şeyler değiller. Bu iddialardan bir tanesi de Barnabas İncil’inin bulunmuş olduğu iddiası… İddiaya göre, Muhsin Yazıcıyan, Barnabas incilinin birkaç sayfasının fotoğraflarını cep telefonunda bulundurdu, gittiği bazı meclislerde, ortamlarda, etrafındaki muhataplarına gösterdi. Bu konuda ses getirdi ve bundan rahatsız olan FETÖ, Muhsin Yazıcıyan’ın infaz kararını aldı. Bu, tamamen hakikat olan bir hikaye değil. Muhsin, bu nedenle öldürülmedi. Bu yapılan da art niyetli şekilde hedef saptırmaktan başka bir şey değil.

Bu iddiayı, en kuvvetli şekilde, oyuncu Ahmet Yenilmez dillendirdi. Bu, hiç şaşırtıcı değil. Çünkü Ahmet Yenilmez de aynı sistemin mensubu bir gizli Ermeni. Aslında kimin ne olduğunu, kimlerin ne haltlar çevirdiğini çok iyi derecede bilen bir kişi. Ermeni olduğu için oyunculukta yükseltilmiş ve gizli Yahudi Osman Sınav’ın MİT projesi olarak çektiği dizilerde, filmlerde hep yer verilmiş bir kişi… Bunların hepsi, aslında sahada birbirlerinin gerçek kimliklerini bilen, birbirlerine karşı iç çatışmalar da yaşayan, mücadele de veren ya da destek de veren kişiler. Bu kişiler, Türk milleti içinde, Türkiye içerisinde, sürekli faaliyet gösterdiler ve gerçek kimliklerini, hedeflerini, bağlantılarını, çatışmalarının gerçek sebeplerini gizleyerek faaliyet göstermeye de devam ediyorlar. İfşa olmamak, teşkilat olarak meydana çıkmamak için, türlü türlü meselelerde gerçek yüzünü gizlemeye dönük türlü türlü açıklamalar, yönlendirmeler yaptılar, yapıyorlar.

Ayrıca bilinmeli ki iddia edildiği gibi hakiki İncil bulunsa yani tahrif edilmemiş, aslından bozulmamış hak İncil bulunsa bile, bu hak İncil’in hükmü de kaldırıldı. Kur’an-ı Kerim, kendinden önceki hak kitapları nesh etti. Müslümanların hak İncil’e ihtiyacı kalmadı. Şu anda hak İncil hakikaten bulunsa ve Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’i bırakıp ona tabi olsalar, dalalete sapmış olurlar ve sonunda cehennem ehli olurlar. Bir de, bir kişi “Ben İncil’in tahrif olmamış halini işte buldum” dese, onun hakiki İncili olduğunu Hristiyan alemine ve bütün insanlığa nasıl ispat edecek? Peygamberlerin mucizelerini, Ay’ı ikiye ayırdığını, taşların üzerinde ayak izleri bıraktığını, asası ile denizi yardığını ve daha yüzlerce akıl almaz mucizeyi görmüş olup da inanmamış yığınlar, şimdi “Barbanas İncili’ni bulduk ve bu, hakiki İncil” diyenlere mi itibar edip inanacaklar. Bunlar da hep oyun, hep tuzak… Bu tuzakları da hep gizli Ermeniler, gizli Rumlar, gizli Hristiyanlar, gizli misyonerler oldukları için kuruyorlar.

Muhsin, böylelerinden biri olduğu halde Müslüman, Türk, milliyetçi, vatansever rolü oynamış kişilerden biriydi. Gerçekten kendi aralarındaki iç çatışmalara kurban gitti. Kurulmak istenen dengeler içerisinde yerini tam bilemeyişinden, gücünün yetmeyeceği hamleler yapmasından ötürü öldürüldü. Bu cinayetin arka planında Tayyip’ten tutun da AKPK’lilere, MHPKK’lilerden tutun da FETÖ’cülere, kendisinin de mensup olduğu gizli Ermeni çetesinden tutun da batı dünyasındaki gizli servislere ve mafyalara kadar pek çok vatan haini, kara paracı, insan şeytanı kişiler var. Hatta Rus mafyaları bile var. Son döneminde Muhsin Yazıcıyan’ın Menzil tarikatına yanaşmış olması bile gizli Ermeniliği ve kara paracı yönüyle alakalı… Yıllar önce yazdım, anlattım ki Menzil baştan ayağa bozuk bir dalalet fırkası ve ayrıca gizli Ermenilerin Kürt görünerek kurduğu bir pusu… Menzilin arkasında gizli Ermenilik, kara paracılık, misyonerlik, MİT, Hakan Fidan, gizli Ermeni aşiretler v.s. var. Muhsin bunların hepsini çoktan bildiği halde Menzil’e çok yakın durdu ve Müslüman Türklerin Menzil tuzağına daha fazla düşmesine yardım ve yataklık etti. Müslüman Türklerin, Menzil’deki sahte gavsa, o büyücü insan şeytanına ve etrafındaki büyücülerle kara paracı vatan hainlerine tabi olmalarını istedi. Dinleri bile yıkılırmış, imanlarını bile kaybederlermiş, dünya ve ahiret felaketi olurmuş, hiç umursamadı.

Muhsin Yazıcıoğlu, gerçekte böyle bu kadar alçak, bu kadar münafık biriydi. Sahada bu anlattıklarımı ve henüz anlatmadığım çok daha fazlasını bilen binlerce kişi var. Şimdi cahillik edip araştırmadan, soruşturmadan ve ezberini bozmamak için sesini yükseltecek olanlar, kısa sürede sert kayaya çarpacaklar.

Bir Amerikan/Siyonist projesi olan Ülkü Ocakları içinde, onlarca senedir neler döndüğünü bilmeden, kimin kim olduğunu bilmeden, tamamen samimi niyetlerle mücadele veren hakiki milliyetçiler, kahramanlar da çıktı. Bunlardan şehadet şerbeti içenler de oldu. Lakin bu bile hakikati değiştirmez. Hakiki Müslüman Türklerin, MHPKK’den, Devlet Bohçalı’dan, onun da kurucuları arasında yer aldığı Ülkü Ocaklarından, Muhsin Yazıcıoğlu gibi sahte kahramanlardan, Alperen Ocakları gibi art niyetle kurulmuş tuzaklardan, BBP’den ve o vatan haini Mustafa Destici’den uzaklaşması, bu oyunları artık tamamen bozması ve danışıklı dövüşlerle Türkiye’nin onlarca yılının ve birkaç neslinin daha heba edilmesine mani olması şart. Şu anda en öncelikli vazife, Müslüman Türk’ün davasının arasına Türk ve Müslüman görünerek karışmış bütün hainleri ifşa etmek ve oyundan düşürmektir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Türkiye’de gerçek bir muhalefet olup olmadığı artık kesinleşmeli

Siyasi ve dini tercihleri her ne olursa olsun, Türkiye’de gerçekten muhalif olan, şu suç örgütü iktidarın bir an evvel devrilmesini, ilgililerin yargılanmasını isteyen bütün topluluklar/taraflar farkında olmalıdır ki Kemal Kılıçdaroğlu ve çetesi, Ahmet Davutoğlu ve çetesi, iktidardaki suç çetesi ile danışıklı dövüşüyor.

Hemen bu danışıklı dövüşü terk etmezlerse, bunca milleti ahmak yerine koyarcasına kararlar almayı, çıkışlar yapmayı, paylaşımlar yapmayı, oyalamayı terk etmezlerse, iktidardaki suç ve ihanet çetesinden önce bu sözde muhalif suç ve ihanet çetelerinin milletin ayaklarının altında ezilmesi gerekiyor.

Türkiye’de gerçek bir muhalefet olup olmadığı artık kesinleşmeli. Sonrasında neler olacağı, bu kısmın kesinleşmesi ile belli oluyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

İstanbul boğazı neden boşa akıyor?

Bütün dünyanın temiz ve sürdürülebilir enerji peşinde koştuğu şu zamanda, Türkiye elindeki müthiş bir imkanı neden kullanmıyor?

Boğazın dibine, bir Karadeniz kısmına, bir de Marmara denizine bağlandığı kısmına türbin konsa, bu teknikle çok büyük elektrik enerjisi üretilemez mi?

Orkoz ya da orkos denilen boğazdaki dip akıntısının bu güne kadar çoktan değerlendirilmesi gerekirdi. Daha fazla zaman kaybedilmeden bu konuda devlet gücüyle çalışmalar yapılmalı. Bu konu da iç siyasetin ve vurgunun bir aracı haline getirilmemeli.

En başından en sonuna kadar konunun üstüne ciddiyetle düşülmeli. Bu proje hakkıyla yapılırsa İstanbul’da elektrik enerjisi ücretsiz bile olabilir. Sonraki safhada, benzeri bir sistemin Çanakkale boğazında inşa edilip edilemeyeceğine bakılmalı.

Önümüz kuraklık ve kıtlık… Susuzluğa bir çare de deniz suyunun arıtılarak içme suyuna dönüştürülmesi. Bu tekniğin çok pahalı olmasının en büyük sebebi ise çok enerji sarfiyatı olması. Bu sistem kurulduğunda, bol bol elektrik enerjisi kullanılarak denizden içme suyu çıkartma sistemi çalıştırılabilir. Şehirde içme suyu bedava bile olabilir. Hatta bu proje iç siyasete kurban gitmeden hakkıyla yapılabilirse Trakya’nın insanlarının ve verimli topraklarının yakıtlı elektrikli santrallerinden kurtarılmasına vesile olabilir. Çiftçilik ve besicilikte kısa sürede çığır atlanabilir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu sefer Tayyip için yazmıyorum

O konuyu çoktan anladı ve her şeyin farkında. Bu sefer memleketin içinden ve dışından olan bütün taraflara yazıyorum.

İstediğim konuda, istediğim zaman, istediğimi yazarım. Siyasi, mali ve askeri sahada istediğim yönlendirmeleri, istediğim zaman ve istediğim kadar yaparım. Hiç kimsenin çizdiği sınırlara bağlı kalmam. Bunun bir karşılığı varsa, alasıyla göğüslerim.

Şimdilerde yaptıklarımdan rahatsız olanlar, yerinde oturamayanlar ve beni bir şekilde durdurmak için plan üstüne plan yapanlar iyice artıyor. Zaten ben de bunu, sahanın iyice gerilmesini istiyorum. Çünkü artık vakit geliyor.

Onlar da rahatsızlarsa üzerime gelirler, gerekli karşılığı görürler. Lakin bütün taraflar bilsinler ki bunlara doğrudan ya da dolaylı yoldan destek olan, aracı olan her kişiyi, kesimi, kurumu, kuruluşu, teşkilatı ve ittifakı da bitiririm.

Mehmet Fahri Sertkaya

Tayyip’ten ümidi kestiler

Yeşiller ve bütünüyle B takımının en üst yöneticilerinden çoğu, değerlendirmeler yaptılar. “Tayyip, mfs’nin karşısında varlık gösteremiyor. Onunla mücadele edemiyor. Onu hiçbir sahada yenemiyor. Onun dişine göre bir rakip değil. Üstelik sağlığı da iyi değil. Tamam, mfs’ye yanaşıp onunla anlaşmadı ve bizden yana durdu ama bizden yana olması bize bir şey kazandırmadı, kazandırmayacak” tarzında değerlendirmeler yaptılar, yapıyorlar.

Onlar bu hallerdeyken Tayyip de “Daha fazla ne yapabilirim” ayarında, günü kurtaran bir siyaset sergilemeye, Şi’nin ve Putin’in emirlerini uygulamaya çabalıyor. Bu emirler gereği yeniden ortalık koronadan geçilmiyormuş numaraları yapmaya başladı bile… Bu şekilde hem organ işi başta olmak üzere kara para işlerini artırıyorlar hem de Türkiye ekonomisini ve sosyal hayatını ve eğitim hayatını kasten dibe vurduruyorlar. Bütün bunlar, Türkiye düşmanlarının, sahte diplomalı ve gayr-i meşru Cumhurbaşkanı Tayyip üzerinden Türkiye’ye vurdukları darbeler…

Zaman sadece Türkiye düşmanlarının aleyhine işleyecekti ama artık hem onların hem de Türkiye ile AKPKK’nin aleyhine işliyor. Her geçen gün sistemleri/ağları daha da büyük darbeler alıyor, kayıplar yaşıyor. Planları tutmadı, oyunlarına karşı kurduğumuz oyunları akılları almadı. Restlerimiz karşısında kafalarını kumlara gömmek zorunda kaldılar. Ne kadar büyük kaybettiklerini ve ne kadar küçüldüklerini bir kez daha net olarak gördüler. Artık Tayyip onlar için kısa dönem geçiş siyasetinde kullanılacak iş görmez bir piyondan başka bir şey değil.

Bunca izahın ardından “Türkiye ve dünya siyasetinde, çok çok yakın gelecekte çok köklü değişikler olacak. Rusya ve Çin tarafında yer alanlar büyük kaybedecekler.” diye yazmaya bence gerek yok. Zaten kaç kere yazdım ve herkes safını seçti.

Mehmet Fahri Sertkaya

Pat-la-ya-cak

Benim dosyalarıma/davalarıma, muvazzaf ya da emekli ordu mensuplarının karışmasını da istemiyorum.

Baştan sona hukuksuzluk ve skandal dolu olan o dosyalar, sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok ülkesinde zincirleme bir reaksiyon gibi temiz eller operasyonları başlamasına sebep olacak. Büyük gürültüler kopacak.

Ankebut Ağı’nın Türkiye’deki ve daha çok batı ülkelerindeki teşkilatlarını ve masonların gerçek yüzünü ifşa edecek. Ben onları kısacık sürede ve bu kadar gürültülü şekilde çözeceğim. Kimse bana karşı güç yetiremeyecek. Vakti de geldi. Mehmet Haberal’ın, onun emrindeki Devlet Bahçeli’nin ve onun emrindeki Solomon Soysuz’un, Türkiye adliyelerinde nasıl da keyiflerine göre işler çevirdiklerini, adliyelerin bunlardan sorulduğunu bütün cihan somut delilleriyle görecek.

Sözü hiç uzatacak değilim. Buradan bu kadarcık yazdım, geçtim. Sözümü dinlemeyenlerin başlarına neler geldiğini artık duymayan bilmeyen kalmadı. Bundan sonrası herkesin kendi tercihi..

Mehmet Fahri Sertkaya

Benim davalarım/dosyalarım üç vakte kadar çok büyük gürültüyle patlayacak

MİT personelleri arasında çarpılanlar çok sayıda… Nefessiz kalanlar, görev yerlerini terk edenler, kan kusanlar, bayılanlar, şuuru bulananlar, saldırganlaşanlar Hakan Fidan’ı çok endişelendiriyor.

Tayyip için de o eski çarpılmalı günler, geceler başladı. İyice korkak, iyice kavgacı, geçimsiz, hasta, yorgun, takatsiz bir ihtiyar oldu.

Daha önceden haber vermiştim

Vakti geldi hatta anlaşma ihtimallerini düşündüğüm, fırsatlar ve vakit verdiğim için çok çok geç kaldı. Benim davalarım/dosyalarım üç vakte kadar çok büyük gürültüyle patlayacak.

Öyle bir gürültüyle patlayacak ki dünyanın her yerinden duyulacak. Hukuki zemindeki bütün bu ahmakça oyunlarını yıkıp onları kazdıkları kuyulara düşürmek çok çok kolay bir iş. İlk etapta bile yüzlerce etkili yetkili kişi tutuklanacak.Ya da hukuk tanımaz tavırları devam ederse, mahkemeleri gizli yahudilerin ve gizli ermenilerin ve masonların zan etmeye devam ederlerse ülke çok ama çok büyük karışacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bütün dünyaya duyuruyorum

Tanımıyorum, takmıyorum, korkmuyorum ve aslanlar gibi meydandayım. Hodri meydan diyorum.

Planlarını, kara para işlerini, insanlık düşmanlığı kapsamında yaptıkları işleri, korona yalanlarını, aşı tuzaklarını, kuraklık ve iklim silahlarıyla yapmak istedikleri şeytanlıkları, deprem silahlarıyla yapmak istedikleri şeytanlıkları ve katliamları, terör örgütleriyle el ele iç içe yaptıkları sadistlikleri ve daha tek tek yazılsa uzunca bir liste yapacak suçlarını engellediğim şu kişileri…

İngiltere kraliçesini ve çetesini,
Biden ve kamala ile çetesini,
Azılı Türk ve İslam düşmanı Çin lideri Şi’yi ve çetesini,
Rusya’ya da ihanet eden çok büyük kara paracı, cani, katil, sadist Putin’i ve çetesini,
Almanya’ya da ihanet eden Merkel’i ve çetesini,
ve bunların emrindeki devlet kurumlarını, basın ve medya gücünü ve suç çeteleri ile terör örgütlerini tanımıyorum, takmıyorum, bunlardan korkmuyorum.

Bunların elinde çok ama çok basit ve aciz piyonlar olan, son defasında ancak bir araya gelerek benden davacı olarak beni durdurmaya kalkan, bu güne kadar gayr-i hukuki şekilde binlerce kişiyi mezara göndermiş bir hain kadro oldukları halde karşımda acizlikten tiril tiril titreyen…

Türkiye’nin 20 yıldan fazladır gerçek muktediri olan Devlet Bahçeli’yi ve çetesini…

Onun yanına “kuklanın kuklası” tarzında CIA tarafından konulan Tayyip’i…

Tayyip’in yanına Bahçeli tarafından konulan ve hala savunulan Soysuz’u…

Bunların hepsinden de daha basit bir kukla ve etkisiz eleman olan, CHPKK’nin başına geldiği günden beri iktidarla danışıklı dövüşen Kemal Kılıçdaryan’ı…

Bunlara itaat edecek olan savcıları, hakimleri, mahkemeleri, üst mahkemeleri, basın ve medya kuruluşlarını, çeteleri, terör örgütlerini, istihbaratçıları ve topyekun olarak bu sistemi, bu Ankebut Ağını tanımıyorum.

Bu yoldan dönersem, bir adım geri atarsam adımın mfs olmadığını, herkesin istediği adı takabileceğini buradan açıkça bütün dünyaya ilan ediyorum.

Mert dayanır namert kaçar, hain kaçar. İşte meydan…

Mehmet Fahri Sertkaya

Başınıza çok büyük iş aldınız

Çok da iyi yaptınız. Ne kadar büyük ahmaklar ve ne kadar aciz kuklalar olduğunuzu, yaptığınız bu ahmaklık ötesi işle de bütün dünyaya bir kez daha gösterdiniz.

Hepinizin aynı yere çalışan hainler olduğunuzu da böylelikle bir kez daha gözler önüne serdiniz.

Ben sadece Soysuz tarafına takıldım. O ayık gezemeyen uyuşturucu müptelası ve uyuşturucu baronu Soysuz, benden şikayetçi olduğundan haberdar mı gerçekten? Haberdarsa bile konuyu, ne şartlarda benden davacı olduğunu idrak edebilmiş mi?

Neyse… Benden haber gönderin o Haberal’a, bir önceki hamlesi de en az bunun kadar ahmakçaydı. Ha bu arada, neden taaaa 12. aya atıldı bu davanın duruşması? Hakim zaten adamınız, neden böyle yaptınız?

Hem yakında duymayan kalmayacak, Bohçalı ile Soysuz’un Türkiye adliyelerinde nasıl dümenler çevirdiğini, nasıl geniş bir kadro ile çalıştığını ve Tayyip’in bile adli meselelerde sıkıştıkça bunlara koştuğunu… Hem de somut somut delilleriyle…

Böyle bir ahmaklığın hiç lüzumu yoktu, bölge mahkemelerinde bekleyen, onanamayan ya da bozulamayan, talimatlarınız icabı sallanan dosyalar var. Onları onatın, yeni hapis cezaları zaten almış olurum ama… Onatabiliyorsanız… Bir deneyin bakalım.

Bu metindeki hakaret gibi görünen hakikat sözlerinden de davacı olmazsanız şerefsizlerin önde gidenlerisiniz. Sizin gibi memlekete, devlete, millete, insanlığa, her şeye ihanet etmiş ve suç delilleri binlerce adedi bulmuş kişilerin benden davacı olması benim için iftihar meselesidir. Karşınıza dimdik çıkmazsam da adım mfs değildir.

Senelerdir neler yazdım katil, tetikçi, uyuşturcu baronu, terör sevici, yalancı, müfteri Soysuz hakkında… Senelerdir neler yazdım gizli Ermeni, vatan haini, MİT ve CIA ortak piyonu, terörist Kemal Kılıçdaryan hakkında… Senelerdir neler yazdım gizli Ermeni, binlerce şehidimizin gerçek katili, ibne, vatan haini, kara paracı, terör örgütlerinin yardımcısı ve yatakçısı Devlet Bahçeli hakkında… O MHPKK genel merkezinden bana ulaşıp “yayınları kaldırın yoksa hukuki haklarımızı kullanacağız” denileli 8 koca sene oldu da kimse bu süre zarfında hukuk yolunu tutamadı.

Çok anlatacaklarım var. Saatlerce sesli anlatacağım ve duyan herkesi sarsacak mevzular ve bunların çoğu kısmının delilleri var ama ben o hakimle de hukuk yolunda karşı karşıya kalmak istiyorum ve diyorum ki kiralanmış hakime de gerçek ve bağımsız hakimlere de bunları anlatıp ispat da edeceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu hainin iradesini tanımıyoruz

Ben hayatta oldukça ve benim teşkilatım var oldukça, iradesini Çin’e/Şi’ye teslim etmiş sahte diplomalı bir sözde cumhurbaşkanının bu ülkede hükmü geçmeyecektir.

Güzel ülkemizin toprakları, Çin’in işgali ve zulmü altında inleyen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin hürriyetlerine kavuşması için verilen her türlü mücadelenin zemini ve merkezi olacaktır.

Çin’den aldığı emirlerle, bu mukaddes hürriyet mücadelesine set olmaya kalkan zavallılar bunun bedelini en ağır şekilde ödeyecektir.

Çin’le yaptığı telefon görüşmesinde bir ton fırça yiyen, hukuki zeminde türlü ceza maddelerine göre ağır cezai müeyyide gereken sözleşmeler yapan, onlardan rüşvetler alan, görüşmenin sonunda hiç zaman kaybetmeden emirleri yerine getirmeye cüret eden ve bu minvalde açıklamalar yapan ve Türkiye’ye alenen ihanet eden bir vatan haininin istediği gibi mi olacak yoksa bu milletin istediği gibi mi olacak, bunu bütün dünya sahada yaşananlarla görecek.

Bu millet, Doğu Türkistan’ı hürriyetine kavuşturmak ve Çin’in, müttefiki Rusya’nın, Türk ve Müslüman unsurlara uyguladığı işgal ve zulüm siyasetini durdurmak için önce kendi içinde bir devrim yapmak gerekiyorsa bile bunu yapacak.

“Yapamazsınız” diyenleri hemen şimdi gerçek sahaya da bekliyoruz. Metafizik sahada zaten acınası haldeler, bir de gerçek sahada boylarının ölçüsünü “vatan aşkıyla” ve “din/namus gayretiyle” almaya çok istekliyiz.

Mehmet Fahri Sertkaya