Etiket arşivi: Deniz Salyası

Siz laftan anlamıyorsunuz

Siz laftan anlamıyorsunuz

Her seferinde önden ikaz ediyorum ama her seferinde kendinizi bir şey zan ediyorsunuz. Kibrinizden gözünüzün önünü görmüyorsunuz.

Ne olacak şimdi? Bir anda bu kadar yüksek sayıda teknik adamın çarpılması, dünya genelinde rezil olacağınız seviyede cihaz, sunucu bozulmaları, kaybedeceğiniz milyarlarca dolar ve daha da yıkılan itibarınız…

Söz dinleseniz olmuyor muydu? Ben son sözümü söyledim. “Bu, son restleşme” dedim ve daha üstüne söz söylemeyeceğim. Ya çekilin karşımızdan ya da yıkılın. Siz bilirsiniz.

Sıkıldık artık

Sıkıldık sizin şeytanlıklarınızdan. İnsanlığa ve dünyaya yaptıklarınızdan. Bundan sonra böyle…

Ya akıllı uslu durun, metafiziği, büyüleri, korona ve aşı oyunlarını, kuraklık müdahalelerini, müsilaj saldırılarını ve benzeri her şeyi durdurun ya da o “son restleşme” kaydında ifade ettiğim gibi dünya tarihine geçecek, bütün insanlığın göreceği ve bileceği çok büyük hadiseler yaşanacak.

Çok feci şekilde çok büyük kayıplar vereceksiniz. Dünyada sizi duymayan bilmeyen kalmamış olacak. Dünyada bir tane biyonik robot bulunduramaz olacaksınız. Bu güne kadar yaptıklarınızı ve bu günlerde yapmak istediklerinizi bilmeyen kalmayacak. Her türlü aynı sonuca ulaşılacak ama bir fark var ki böyle şeytanlığa devam ederseniz, bu ihtimalde toptan yok olmaya yakın hale de geleceksiniz.

Bu dünya bizim ve elinizi çekin. İçeriden ve dışarıdan yaptığınız her türlü müdahaleye derhal son verin.

Mehmet Fahri Sertkaya

Müsilaj sorununun derhal üstüne gidilmeli

Müsilaj sorununun derhal üstüne gidilmeli

Denizlerimiz ölüyor ve acil müdahale etmemiz gerekiyor. Sözde uzmanları medyaya çıkartıp da olmadık, gerçek dışı izahatlar yaptırmak ve vakit kaybettirmek hemen bırakılmalı.

Marmara denizinde ve Ege denizinde azot ve fosfor gazlarının hangi noktalardan deniz suyuna karıştığını tespit edebilecek, azotun ve fosforun kaynağının peşine düşecek sistemler kullanılmalı.

Bu gaz kaynakları bulunduğunda görülecek ki işin arkasında kasıt var. Yeşillerin yeraltından deniz zeminine kadar döşediği borular var. Bunlardan deniz suyuna sürekli olarak azot ve fosfor gazları veriliyor. Bu da çok hızlı bir şekilde biyolojik plaktonların, mikro organizmaların oluşmasına yani müsilaja sebep oluyor. Bu gaz kaynakları bulunmalı ve imha edilmeli.

Ayrıca dün haber verdiğim deniz dibine yeşiller tarafından konulmuş araçlar da aslında bu gazları yaya yaya suya karıştırmak için kullanılan, yerinde sabit duran ama hareketli parçaları olan araçlar.

Yapılan ölçümler gösteriyor ki Çanakkale 1915 köprüsünün inşaa sahasında, denizin dibinde de bu araçlardan olmalı. Çünkü bölgedeki gazların oranı tabii olmanın çok ötesinde…

Donanmamız var. Denizlerde askeri gemilerimiz var. Denizaltılarımız var. Sonarlarımız var. Görüntüleme cihazlarımız var. Ölçme cihazlarımız var. Her şeyimiz var ve bu araçları ve gaz yayılan noktaları bulmamız mesele bile değil. Üstüne bir de hep bahsettiğimiz lazer silahlarından alırsak ya da yaparsak, o halde elimiz çok daha güçlenecek.

Bir de söz konusu araçların yerleri kolayca değiştirilebiliyor. Bazıları ise toprağın hemen altına hızlıca çekilip gizlenebiliyor. Bu halde en önden yapılacak şey, çok yüksek sayıda personel ve cihazla, çok fazla sayıda noktadan sürekli olarak ölçüm yapmak, bir harita oluşturmak ve gaz kaynağı noktaları tespit etmek olacak.

Denizin üzerinde oluşan müsilaj tabakasının hiç zaman kaybedilmeden ve sürekli olarak toplanması, temizlenmesi de şart. Çünkü yüzeyde biriken müsilaj tabası yer yer on cm’ye kadar kalınlaşıyor. Bu da deniz suyunun sıcaklığının artmasına ya da daha uzun süre sıcak kalmasına sebep oluyor. Ayrıca deniz suyundaki oksijen oranını da düşürüyor. Görüntü kirliliği ve kötü koku hassasiyetiyle müsilajı temizlemeye kalkmak, en son yapılacak olan şey. “Denizlerimiz can çekişiyor. İçindeki canlılar yok ediliyor. Acil/hayati müdahale yapmak zorundayız. Bu müdahaleyi hemen ve kararlılıkla yapmazsak, denizlerimizi kaybedeceğiz” demeli, bu niyetle ve büyük bir seferberlikle denizlerimizi kurtarıcı müdahaleleri yapmalıyız.

Devletimizin bakanlık imkanlarından belediyelere hatta sivil toplum örgütlerine, gönüllülere kadar herkesi seferber etmeliyiz. Bunlar güzelce anlatıldıktan sonra, günlük mazot/yakıt paraları devletimiz tarafından verilince, zaten iş yapamaz halde olan binlerce balıkçımız, tekneleri ve her türlü imkanları ile bu mücadeleye gönüllü olarak katılacaklardır. Türkiye’deki ve dünya genelindeki çevreci dernekler de seferber olacaklardır. Sadece bir ay sonrasında bile bu denizlerimizde gözle görülür bir düzelme olacaktır. Zaten denizin kendi kendini onaran bir sistemi var. Önce bataklığı kurttuğumuzda, yani gaz yayılan kaynakları durdurduğumuzda, ardından temizlemeye geçtiğimizde, bizim ardımızdan deniz de kendini düzeltmeye çabalayacak.

Bir karar vermeliyiz. Ya denizlerimizde canlı hayatı yok etmek isteyenlerin planlarını bozacağız ya da denizlerimizden olacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya

Müsilaja sebep olan araçlar

Marmara denizinde ve Ege denizinde, suyun altında, toprak zeminde, müsilaja sebep olması için konulmuş araçlar var. Bunlar uzaylılar tarafından çok çok ileri teknoloji ile üretilmiş ve oralara konulmuş araçlar olsalar da bizim dünyamızın teknolojisi ile de bu denizleri taramak, bu araçları bulmak ve imha etmek mümkün.

Ayrıca şu lazer silahlarını artık temin edip en iyi şekilde kullanmaya başlamalıyız. Yoksa yazık olacak Türkiye’ye…

Naci Görür, görmezden geliyor

Marmara denizindeki müsilaj sorununa, arıtılmadan denize atılan atıklar sebep olmuyor.

Medyada sözde pek çok hususun uzmanları var ve bunların neredeyse tamamı siyasilerin “olur” vermesiyle medyada yer bulabiliyorlar. Sonrasında da siyasilerin izin vermediği gerçekleri anlatamıyorlar. Dahası da var ki gerçek olmadığını bildikleri halde siyasilerin emriyle bilim diye uydurma/zorlama yorumlar da yapıyorlar.

Bunların başında gelen kişilerden biri de Naci Görür… Naci’nin Marmara denizindeki müsilaj sorununa dair yorumlarına Naci bile inanmıyor. Buna emin olabilirsiniz.

Marmada denizindeki müsilaj sorununun ana sebebi, deniz suyunun dipten çok ısınması ve deniz suyuna karışan bir takım gazlar ve biyolojik canlılar… Denizin dibinde toprak çok sıcak ve bu sıcaklık sürekli olarak devam ediyor. Üstüne bir de topraktan deniz suyuna karışan gazlar ve biyolojik canlılar olunca, deniz işte bu hale geliyor.

Bunun arkasında ise Yeşiller var. Bu, Türkiye’ye yapılan bir saldırı çeşidi. Ülkemizdeki temiz su kaynakları bir yandan hızla kurutuluyor, yok ediliyorken ve bir yandan da ziraate/tarıma büyük darbeler kasten vuruluyorken, bir yandan da deniz mahsulleri kasten yok ediliyor. Çünkü kasten kuraklık ve kıtlık şartları oluşturuluyorken, tam manasıyla kuraklığın, kıtlığın hakim olduğu anlarda insanların deniz mahsullerine yöneleceklerini çok iyi biliyorlar. O günler geldiğinde denizde balık bulunamıyor olmalı.

Bu konuyu, daha önce yazdığım alakalı onlarca yazı ile birlikte değerlendirdiğinizde, neyin ne olduğunu çok daha iyi anlayabileceksiniz. Mühim bir husus da şudur ki toprağın sıcaklığının yüksek olmasının ve aşırı gaz çıkışının depremlerle alakası var.

Mehmet Fahri Sertkaya