Etiket arşivi: akademidergisi.com

Ya ayara gireceksiniz ya da topluca öleceksiniz

Canımı sıkıyorsunuz. Kahraman Maraş’ın altındaki yer altı uzaylı şehrinde, 6 Şubat 2023 gecesi patlayan suni güneşten ya da onun benzeri çok büyük/güçlü enerji sistemlerinden, dünya genelindeki yer altı şehirlerinizde kaç tane varsa, hepsini peş peşe patlatırım.

Haddi aşıyorsunuz. Yine yanlış ve sonu hepinizin felaketi olacak planlar yapıyorsunuz. O vakit de öyle yapmıştınız.

Karşımda çok acizsiniz. Üstüne basılırak ezilip geçilecek böcekler misali görünüyorsunuz. Ne halt ediyorsanız edin şu dünya insanlığına ve devletlerine, bana ve yoluna benimle birlikte devam edenlere bulaşmayın, kalanlarınızı da yakarım.

Sahi, o gece onlarca milyon mu, yüzlerce milyon mu öldünüz? O kadim ve merkezi şehirden sağ kurtulan oldu mu?

Kaç yıldır bin kere söyledim ki siz, gök adaları bile seferber edebilseniz, beni metafizikle ya da fiziki bir saldırı ile öldüremezsiniz.

Ve beni hiçbir şekilde durduramazsınız.

Bunu kabullenmeniz için milyarlarca can kaybı daha mı yaşamalısınız? Onlarca yer altı şehriniz daha mı patlamalı, çökmeli, yıkılmalı?

San Andreas fayı yerinden kopup okyanusa mı savrulmalı? BAE ve Katar gibi maşalarınız, devletten sayılmaz o pislik merkezleri denizin altına mı çökmeli?

Beyaz Saray dediğiniz pislik merkezinden her gün mü gizlice cenazeler çıkartmalısınız?

Hepinizin donanmalarındaki bütün gemiler ve denizaltılar, uzaydaki bütün uydularınız birden mi bozulmalı?

Siz geri zekalı mısınız? Zekanızda, aklınızda bu kadar ileri seviyede bir sorun mu var ya da aranızdan bazı gruplar, bitmek bilmeyen sıkıntılarından ötürü intihar seviyesine mi geldiler?

Kısa sürede topluca ölmek isteyenleriniz, bana bulaşmadan da ölebilirler. Bunun başka yolları da var. Ben onların ölmesine vesile olacaksam, yine toplu toplu, beklediklerinden çok daha yüksek sayıda ölümlerle öldürürüm. Yine sistemlerini başlarına geçirerek öldürürüm.

Ben hepinize “Bu dünyada yaşayabilirsiniz ama insani şartlarda yaşayacaksınız. İklimle oynamayacaksınız. Ziraata zarar vermeyeceksiniz. Hayvancılığa zarar vermeyeceksiniz. Genleri bozmayacaksınız. Bitkilerin genlerini de bozmayacaksınız. Suni kuraklık, suni enerji krizleri çıkartmayacaksınız. İnsan ve organ kaçakçılığı yapmayacaksınız. Zorla fuhuş yaptırmayacaksınız. Yoksa sadece yerin üstünü yıkmakla kalmam, altında da sisteminizi başınıza geçiririm. Yerin üstünde her şeytanlığı yapanlar, yerin altında keyifle yaşayamayacaklar” demedim mi?

Söyleyin, demedim mi defalarca bunları?

Ne oldu? 6 Şubat’tan beri bölgede istediğiniz gibi iklim kontrolü bile yapamaz oldunuz. Her şey birbirine girdi. Bütün bu sorunların asıl sorumlusu sizsiniz. Böyle giderseniz, cezanızı bulurken, eş zamanlı olarak dünya insanlarının de cezalarını bulmasına sebep olacaksınız.

Ne halt ederseniz edin, bu dünyayı yaratan bir Allah var ve artık bu şeytani sistemin tamamen yıkılmasını takdir etmiş. Onun kudreti karşısında hepiniz de aciz ve çaresizsiniz. Ya ayara gireceksiniz ya da peş peşe, peş peşe ve her defasında topluca öleceksiniz.

İsterseniz aklınızı başınıza alın, isterseniz de aranızdan milyarlarcasının leşlerini gömecek ya da yakacak yerleri şimdiden hazırlayın.

Ne zaman haddi aşarsanız, hep ağır şekilde cezalandırılacaksınız.

Allah belanızı verecek. Lanet inecek, kıran girecek. Boşuna oynuyorsunuz ama sizin tercihiniz, haydi oynayalım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

O biliyordu

Böyledir bu işler, Arap Baharı ile başlar, hiç beklemezler ama Türk baharı ile biter.

Kendilerini insan üstü bir şey görürler, yüzlerce, binlerce sene tesiri devam edecek işler yapmak, yeni dünya düzeni kurmak isterler, bütün dünyayı şekillendirmeye kalkarlar ama kısacık sürede çökerler, biterler, pes ederler. Kim bilebilirdi İstanbul’un suni baharları yıkıp geçeceğini, gerçek bir Türk baharı getireceğini… Kim bilebilirdi bu kadar kısa sürede İstanbul’un bütün oyunları bozabileceğini, bir yeni dünya düzeni tesis edilebileceğini…

İblis… İblis… O biliyordu, çok kesin olarak biliyordu ama kendine tabi olan dünyalı ya da uzaylı insanları da cin kabilelerini de hep kandırıyordu. Bundan sonra neler olacağını da biliyor. ABD’ye, İngiltere’ye, Fransa’ya, Yunanistan’a, bütünüyle batı alemine neler olacağını da biliyor. Kısa sürede Türkiye’nin dünyanın merkezi ve en güçlü devleti olacağını da biliyor. Türkiye sayesinde dünyanın cennet misali bir yere dönüşeceğini de insanlığın faydasına yapılacak yüzlerce projeyi de biliyor. Dünyanın tek bir devlet olacağını da biliyor. Gerçek insanlık/dünya tarihinin herkes tarafından bilineceğini, öğrenileceğini de biliyor. Kötülüğün, yalanın, aldatmanın, satanistliğin dünyada yer bulamaz olacağını da biliyor.

İblis zaten rahmetten kovulmuş. Kıyamete kadar ömür ve mühlet vermiş Allah ona… Çoktan lanetlenmiş. Onun için kurtuluş imkanı, ihtimali yok. Cehennemine gitmeden ve sonsuza kadar en şiddetli azabı çeken kişi olmadan önce, insanlardan ve cinlerden ne kadarını yanında cehenneme götürebileceğine bakıyor o… Hala o kibri, o inadı, o hasediyle davranıyor. Adem babamıza ve Ademoğullarına düşmanlığından zerre taviz vermiyor.

Evet, bu, belki de yıllar sonra çekilecek belgesellerde bir gün konu olacak yazılarımdan biri… Bu yazı, bir devrin/çağın bittiğini, yeni bir çağın açıkça başladığını ilan eden bir yazı. Bundan sonra İblis başta olmak üzere hiç kimsenin, hiçbir tarafın bu gidişatı tersine çeviremeyeceğini, böyle bir ihtimalin artık olmadığını ilan eden bir yazı… Dünya üzerindeki şeytani sistem çöktü. Ankebut Ağı çöktü. Uzaylı taraflara kadar herkes, her yer çöktü. Bundan sonra İstanbul merkezli yeni dünya düzeni var. Bir de yaşananları kabullenmek istemeyen, faydasız olduğunu bilse de İstanbul’un karşısında kısa bir süre dahi olsa direnmek isteyen “Acizler ittifakı” var. Bu yeni dünya düzeninde, Muktedirler İttifakında iman var, ahlak var, insanlık var, iyilik var, kardeşlik var, dayanışma var, yardımlaşma var, mutluluk var, adalet var, ilim var, hikmet var, sağlık var, yüksek teknoloji var, uzay çağı var, hayırlı olan her şey var. İsa aleyhisselam var. Hz. Mehdi var. Adem babamızdan hz Muhammed Mustafa’ya kadar gelmiş geçmiş bütün hak peygamberler ruhaniyetleriyle var. Dünya böyle bir küfür, zulüm, vahşet, cehalet, karanlık, sapıklık devrini daha önce hiç görmemişti. Bu kadar şiddetlisi daha önce hiç olmamıştı. Artık bu karanlık çağın açıkça gün gün, saat saat yıkılışı var. Şu andan sonra dünya insanlığının önünde peş peşe çok büyük hadiseler var.

Böyledir bu işler, bazılarının baharı biter güzü gelir, kışı gelir, bazılarının ise uzun ve çetin geçen kışı biter, baharı gelir. Türkiye’de, dünyanın her bir yerinde astrologlar, kahinler, her şeyi çoktan gördüler. Youtube ve Twitter astrologları bile kendilerinden çoktan geçtiler. Bir tek açıkça isim vermediler.

Bakalım açıkça ilk defa kimler isim söyleyecekler ve tarihteki yerlerini belirleyecekler.

İkinci Zülkarneyn devri, ikinci Musa devri, ikinci Süleyman devri, ikinci Yusuf devri, Cehcah/Kahtani devri bütün insalık ve hatta gelecek nesiller için de çok hayırlı olacak.

“Biat Allah içindir.”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

I won

Get out of my way and don’t make a mess. Otherwise, I will burn not only Syria, but the whole world. I will start the WWIII right now, I will throw you all into the same fire, one by one. Don’t push my limits any further. Still don’t go after that Queen, that Israel, that Biden. What were you surprised about? Didn’t I declare it openly by writing or speaking that I will knock the Queen out of the game and I will not allow our army to be sent to Syria, supposedly to curb terrorism, actually to serve the (so-called Greater Middle East Project) Greater Israel Project.

The more mistakes you make, the more nervous I get. I get angry more, but I don’t make decisions out of anger. I surely know how to stay calm, but I will burn you all, day by day. Review and redefine all your military, political, financial goals and plans. Prepare for a world without a Queen, a world without the USA as quickly as possible. From now on, never, even once, cross Istanbul Administration.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Kılıcımız keskin

Putin’in suçlanması ve milletler arası bir mahkemede yargılanmasından önce ABD, İngiltere ve İsrail’in başını çektiği devletler arası çetenin üst isimlerinin yargılanması gerekiyor. Afganistan’da, Irak’ta ve BOP çerçevesinde onlarca ülkede, onlarca senedir işledikleri terör, harp, katliam, yağma, işkence, insan ve organ kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı gibi suçlardan ötürü yargılanmaları gerekiyor. Bu suçları bu ülkeler hala işlemeye devam ediyorlar. İlgili bütün hükumet yetkililerinin, ordu mensuplarının ve gizli servis yetkililerinin hatta hadiseleri olduğundan farklı anlatan basın ve medya mensuplarının, ayrıca STK gibi görünerek bu suçlara ortak olan teşkilatların yargılanmaları gerekiyor.

ABD şu anda dahi Suriye’de tamamen hukuk dışı şekilde duruyor. An itibariyle ABD’de Suriye’de bir işgalci güç olarak bulunuyor. Söz konusu muhtelif suçları işlemeye ve işletmeye devam ediyor. ABD’nin ivedilikle Suriye’den de çıkartılması hukukun gereği. Türkiye de milletler arası hukuka riayet eden bir ülke gibi duracak ve Suriye’den derhal çıkacağı gibi, Rusya hariç diğer bütün ülkelerin unsurlarının da çıkartılmasına yardımcı/destek olacak. Bu nedenle, Rusya ile ABD ve müttefikleri arasında, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması sürecinde bir askeri çatışma çıkarsa, Türkiye açıkça Rusya ve Suriye ordularına destek veren ülke/ordu olacak. Bundan yana dünyadaki hiçbir tarafın şüphesi olmasın.

Ukrayna meselesinde ise ilk yargılanması gerekenler George Soros, Joe Bidon, Kamala, Zelenski ve paslaştığı İsrailli yetkililer. Sonra sıralamada kimlerin olduğunu herkes zaten biliyor.

Türkiye, bundan böyle İngiltere’nin, ABD’nin ilan edilmemiş sömürgesi gibi yönetilen bir ülke değildir. Türkiye, söz konusu ülkelerin kendi kafalarınca güya hukuka uydurduğu kararları, davranışları, işgalleri, katliamları, sömürüleri tasvip eden ve destekleyen bir ülke değildir.

Bant geriye sarılmalı, ivedilikle 11 Eylül 2001 gününe gidilmeli ve ABD, İngiltere ve İsrail’in toplamda binlerce yetkilisi yargılanmalıdır. Şu anda bölgemizdeki kaosun temeli o gün somut şekilde atılmış ve o gün İsrail ile ABD yetkilileri o kulelere terör saldırısı yapmışlardır. Sonrasında binlerce yalan resmi açıklamalar yapmışlar ve dünyayı bu kadar sorunlu, acı ve gözyaşı dolu bir yer haline getirmişlerdir. Türkiye’ye güya mülteci on milyondan fazla kişinin doldurulması bile, söz konusu ülkelerin söz konusu hukuksuz ve vahşi planlarının bir parçasıdır. Hedefleri Türkiye’yi de Irak gibi, Suriye gibi yapmaktır. Otorite boşluğu oluşmuş, sınırları bölünmüş, insanların can, mal, ırz emniyetinin kalmadığı bir yer yapmaktır. BOP projesi kapsamında bu ülkeler tarafından kurulmuş olan AKPKK’nin, kurulduğu andan itibaren bu ülkelerin vahşi planlarına hizmet ettiği de aşikardır, somut delillidir.

Artık adaletin keskin kılıcının ABD’ye, İsrail’e, İngiltere’ye ve diğer müttefiklerine karşı kullanılmasının vakti gelmişse, AKPKK’nin ne dediğinin ve ne yapmaya çalıştığının hiçbir ehemmiyeti yok, Türkiye’nin safı adaletten yanadır. Keskin kılıçlardan olmaktan, adaleti temin etmekten yanadır.

Bu gaye ile keskin kılıcımız öncelikle AKPKK’nin, MHPKK’nin ve bunlarla danışıklı dövüşen sözde muhalefet partilerinin başlarını almalıysa, bizler bunu bu gün bile yapmaya hazırız.

Kimse kılıcımızın ve kararlılığımızın keskinliğini sınamaya kalkmasın. Kopacak başlardan, akacak kanlardan, hukuka göre zaten sorumlu tutulamayız. Nizam-ı alemin tesis edilmesi hususunda üzerimize düşenleri yapmaktan, insan ve organ kaçakçısı siyasetçilerle ordu mensuplarını doğramaktan asla kaçınmayız.

Mehmet Fahri Keskinkaya | Akademi Dergisi

Our sword is sharp


Before Putin is impeached and tried in an international court, the top names of the interstate gang led by the USA, Britain, and Israel must be tried. They should be tried for crimes such as terrorism, war, massacre, looting, torture, human and organ smuggling, and drug smuggling that they have committed for decades in Afghanistan, Iraq, and dozens of countries within the framework of the BOP(GMEI). These countries still continue to commit these crimes. All relevant government officials, members of the army, and secret service officials, even members of the press and media who misrepresented the events, as well as organizations that pretended to be NGOs and were partners in these crimes, should be prosecuted.

Even now, the USA is standing in Syria completely illegally. Currently, the United States is an occupying force in Syria. It continues to commit and operate various crimes in question. The immediate expulsion of the United States from Syria is a requirement of law. Turkey will also stand as a country that abides by international law and will not only leave Syria immediately but also help/support the removal of elements of all countries except Russia. Therefore, if a military conflict arises between Russia and the USA and its allies in the process of ensuring the territorial integrity of Syria, Turkey will clearly be the country/army that supports the Russian and Syrian armies. From now on, no party in the world should have any doubts.

In the Ukraine issue, those who should be tried first are George Soros, Joe Bidon, Kamala, Zelenski, and the Israeli officials he passed. Then everyone already knows who is in the ranking.

Turkey is no longer a country governed like an undeclared colony of England or the USA. Turkey is not a country that approves and supports the decisions, behaviors, occupations, massacres, and exploitations that these countries have supposedly made lawful in their own minds.


The tape must be rewound, and the date of September 11, 2001, must be immediately brought to justice, and thousands of officials from the USA, England, and Israel in total must be put on trial. The foundation of the chaos in our region was concretely laid that day, and Israel and the US authorities carried out a terrorist attack on those towers that day. Afterward, thousands of lies made official statements and made the world such a troubled, painful, and fearful place. Even the fact that more than ten million refugees are supposed to be filled in Turkey is a part of the unlawful and brutal plans of these countries. Their goal is to make Turkey like Iraq, like Syria. It is to make a place where there is a vacuum of authority, its borders are divided, and where people’s life, property, and chastity are not safe. It is obvious and there is concrete evidence that AKPKK, which was established by these countries within the scope of the BOP project, has served the savage plans of these countries since its establishment.


Now, if the time has come for the sharp sword of justice to be used against the USA, Israel, England, and other allies, it doesn’t matter what AKPKK says or tries to do, Turkey’s naivete is in favor of justice. He is in favor of being sharp swords and ensuring justice.

If our sharp sword should take the heads of AKPKK, MHPKK, and the so-called opposition parties that colluded with them, we are ready to do this even today.

Let no one try to test the sharpness of our sword and resolve. According to the law, we cannot be held responsible for the heads to be severed and the blood to be spilled. We will never hesitate to do our part in establishing an order in the world and slaughter politicians and members of the army who smuggle people and organs.

Mehmet Fahri Keskinkaya | Akademi Dergisi

Isn’t it time to liberate the USA?


Behind the repetitive phrases “democracy” and “freedom” lie betrayal, terror, exploitation, corruption, lawlessness, and injustice.

The administration of the USA has long been taken over by a satanist terrorist element. Acting in an organized manner through the Masonic sect, this element of terror has deliberately dragged the American people into physical and mental illnesses and disasters, and has dragged and is dragging tens of nations around the world to the same disasters through the United States.

Terror, blood, tears, cruelty, pain, exploitation, food terrorism, and drug terrorism all around the world are endless. When we want to get to the root of all these problems and pain, we always come across the USA. It is also seen that most of the American people do not prefer such a life, and cannot get rid of the element of terror, which holds the power with the discourses of democracy and freedom, and turns the elections into collusion. One Bush is leaving, another Bush is coming… An inhuman satanist mason is leaving, another satanic mason is taking over.

There is really no democracy and human rights in the USA. There is no legitimacy in the elections. Because of the USA, there is really no democracy, human rights, peace, and tranquility anywhere in the world. Terrorism in the world does not end because of the USA. Because the satanist terrorist element, which holds the administration of the USA, keeps the USA alive with black money. U.S. and NATO bases around the world have been and are used extensively in various black money transactions, including organ and human trafficking. Where there is the so-called US embassy, wherever there is a US or NATO base, there is inhumane work. There is betrayal, terror, blood, tears, massacre, satanism, and all kinds of material and moral evils.

Shocking reality Nobel Peace Prize to Jewish terrorist : Menachem Begin

 It is necessary to liberate the people of the USA, to save this element of terror, and to put a scalpel on the problems of the world on this occasion. This must be done as soon as possible in order to solve the problems of world humanity as soon as possible.


 An international organization can be established and a “special military operation” can be carried out against the United States. This operation, which will not target the US people and state officials who want the US to change immediately and become a state where the law is superior, can be described as a “special military operation to protect and liberate the American people and all humanity from evil”, and Turkey can lead this operation.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Mekanımdayım

Kimse endişe etmesin. Aslanlar gibiyim. Bunların bizim karşımıza çıkabilecek güçleri ve yürekleri olsa şimdiye kadar yüzlerce kere çıkarlardı.

Tam manasıyla sahaya iniyorum, hazır olun. Hiçbir karşılık verilmese bile üzerlerine gideceğiz, Ankara hükumetini fesh edeceğiz. Sözde mültecileri Avrupa’ya doğru topluca süreceğiz. Kuzey Irak’taki sözde Kürt bölgesel yönetimini haritadan silip terör sorununa ve BOP yani Büyük İsrail projesine büyük bir darbe vuracağız. Suriye’de Esed’le anlaşacağız. Güney Azerbaycan’ı İran işgalinden kurtaracağız. Bu vesilesiyle de göç yağmuruna sebep olan o sınırı sağlıklı bir şekilde kontrol altına almış olacağız. Sonra Suudi Arabistan, Katar ve BAE’de sömürgeci, diktatör, zalim, insanlık düşmanı, harp ve terör suçlusu hükumetleri ve aileleri devireceğiz. Bunların Türkiye’den, Suriye’den, Irak’tan çaldıkları her ne varsa hak sahiplerine ve ilgili ülkelerin hazinelerine teslim edeceğiz.

Zaten biz bunu yaptığımızda hem Türkiye üzerindeki on milyondan fazla sözde mülteci üzerinden kazandıkları kara paralar kesilecek, hem Türkiye, Ankebut Ağının kara para sisteminin köprüsü olmaktan çıkacak ve kısacık süre içinde Avrupa ve ABD çok çok daha büyük bir mali krize girecek. Şu anda bile fena hallerdeler, o günlerde iki hafta ayakta kalamazlar.

Bu nedenle AKPKK-MHPKK suç organizasyonunun direnmesini ve gayr-i meşru şekilde biraz daha Türkiye’yi idare etmelerini, sözde mültecileri asla göndermemelerini istediler.

Benim istediğim de buydu, ortamı yeterince gerdiler ve bu gerginliğin düşmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu vatan müdafaasıdır, adliyeler de ele geçirilmiştir, öyle ise milli kuvvetler olarak üzerimize düşeni yapacağız.

Ordum benimle… Aksine söylenen hiçbir şeye itibar etmeyin, hakikati sahada göreceksiniz. Emniyet güçlerinin de yarıdan çoğu benimle… Kalan yarısı da hemen yanıma geçecekler. Dünyanın dört bir tarafından farklı farklı liderler, gruplar da benimleler.

Bu iş artık bitecek. Türkiye’ye gerçekten bahar gelecek. Herkes şimdi hızla her yeri, herkesi germeye devam etsin. Bundan sonra sabır etmek, tahammül etmek yok. Hepsi buraya kadardı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Buradayım

İstanbul’u ve yakın çevresini terk edin. Öncelikle kadınları ve çocukları götürün. Buralarda, sadece buralarda bulunmak zarureti olanlar, vazifesi olanlar kalsınlar. Benim buralarda kalmam bir zaruret ve kalacağım. Ceddimden miras olan bu şehri savunacağım, yalnız bırakmayacağım.

Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım. Cepheyi terk etmeyeceğim.

Yerin altı ve üstü görecek ki sonunda ölüm bile olsa, duruşumdan bir geri adım atarak dahi taviz vermeyeceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şimdi neler olacak

Rusya’ya yatırım yapılmalı mı, sermaye sahipleri büyük sermayelerini Rusya’ya kaydırmalı mı, bu aşırı hızlı denge/kuvvet değişmesi süreci devam eder mi v.s. diye sorular soranlar var. Bize soramayıp da endişeli şekilde uzun uzun birbirleriyle konuşanlar var. 

Büyük sermaye sahiplerinin büyük dertleri oluyor. Dünya siyasetini ve aslında dünyadaki her türlü gelişmeyi ve değişmeyi zamanında ve gerçekçi surette takip etmeleri gerekiyor. Buna göre doğru kararları, zamanında almaları gerekiyor. 

Ben onlara, “Yüksek meblağlardaki paralarınızı Rusya’ya da aktarabilirsiniz. Rusya hızla büyüyecek ve sizler de Rusya ile beraber kazanabilirsiniz.” demem, diyemem. 

Ben, daha önceleri de tekrarla yazdığım bazı cümleleri yeniden tekrar edebilirim. Benim ve kontrolümdeki Türkiye’nin ve benimle birlikte hareket eden ülkelerle toplulukların duruşları net. Biz duruşumuzdan taviz vermeyiz ama ya Putin?

Onun samimi olup olmadığını kesin surette bilemeyiz. Zanla, tahminle hareket etmek mümkün ama öyle de güvenli şekilde yol alınmaz. Lakin sahadaki bazı gelişmeleri doğru okuyabilir ve gerçekçi kararlar alabiliriz.

Putin, peşim sıra pek çok hamleyi yaparak, birkaç yılda ulaşamayacağı kadar büyük bir güce, birkaç gün içinde ulaştı. 22.02.2022 tarihinde ve hatta belki de bu gün saat 22:00 sularında büyük hadiseler yaşanacağını öngören medyumlar/müneccimler çoktu. Yahudiler, satanistler çoktu. Hata mı ettiler, hayır… Bu gün bitmeden çok çok büyük şeyler yaşandı. Çok büyük denge ve kuvvet değişmeleri sadece bir gün içinde yaşandı. Dün gece yarısı bile bu günün hadiselerini/gelişmelerini/akışını tahmin edenler, gün içinde yaşananları gördükçe inanamadılar. Hala da inanamıyorlar. Hepsi da ağzı açık şekilde dünya üzerinde yaşanan hadiseleri, gelişmeleri takip ettiler, ediyorlar. Aslında, bazı çevreler tarafından özel görülen bu günde, Rusya ya da Putin değil, Türkiye ve MFS, gücünü gösterdi. Ankebut Operasyonunun gücü ve ulaştığı yükseklik görüldü. Bu günden sonra, her türlü ihtimalde de dünya eski dünya olamaz, olmayacak. Bu gün bir milad… Sadece bu kısma dair saatlerce sesli analiz yapılabilir ama sahada hitap ettiğim etkili ve yetkili kişiler, zaten anlatacaklarımın çoğunu gördüler, bildiler, yaşadılar, yaşamaktalar. Bu kısmı geçiyorum. 

Bu süreçte, elbette Rusya ve Putin de büyük kazandı. Gerçeğin aksine, zahirde/görünürde en büyük kazanan Putin tarafı gibi görünüyor. Dün o iki ayrılıkçı bölgenin resmen tanınmasına dair toplantı sırasında Putin’in halinin ne kadar da kötü olduğunu, dünyanın farklı yerlerinden vücut dili uzmanları ayrı ayrı analizler ettiler. Hatta Türkiye’de, Türkçe içerikle bu analizi paylaşanlar da oldu. Putin’deki aşırı yüksek seviyedeki endişeyi, paniği, kaygıyı, kararsızlığı gözler önüne serdiler. 

Lakin çok çok uzun süredir bir iki saatten fazla uyku uyumamış olan ben, sistemimle birlikte, bağlantılarımla birlikte, ayrıca metafizikçi ordumla birlikte, dünya üzerindeki pek çok kısma müdaheleler yaptım. Tam zamanında, tam yerinde, tam ayarında müdahalelerdi bunlar. Bunlar da zahirde hep Rusya’nın ve Putin’in hanesine yazıldı. İşte o Putin bu gün Aliyev’i kabulünde, dünkü halinden eser olmayan bir vücut diliyle görüldü. Normalin çok üzerinde mutlu, sevinçli, özgüvenli, kararlı halini bütün dünya gördü. 

Ruslar aksini iddia etseler de tavırlı oldukları kişileri karşıladıkları uzun masada Aliyev karşılandı. Putin, kameraların olmadığı yerde de onu adeta fırçaladı. Bu gücü bile, MFS’nin Aliyev’e karşı kurduğu dengeler, vurduğu darbeler ve ayrıca bölgede oluşturduğu yeni dengeler sayesinde buldu. Bu sayede Macron da dahil olmak üzere kimlere kimlere tavır koydu. Daha anlatılabilecek neler neler var ama kısa bir özetle sahanın gerçek analizini yapmak lazımdı, şu soruya cevap verebilmek için… 

Daha önce Putin, Ukrayna’ya şimdilerde yaptığını yapmak isterken de karşısında MFS vardı. Dengeler kurdu, tutmadı, bozuldu ve ordusu da Putin de adeta hezimete uğradı. Bir süre sonra Putin, kendisine en samimi ve en dürüst şekilde “ortak menfaatlerde buluşma” teklifi bir kez daha yapıldığı ve bir şans daha verildiği halde, bunu da değerlendirmedi. Tutup bir de üstüne, benimle şiddetli hasım olan taraflarla yoluna baktı. Yetmedi, Kazakistan’ı üstü örtülü şekilde işgal etmeye kalktı. Benim, Türk dünyasına dair planlarımı, önden hamlelerle bozmaya kalktı. Yine sert kayaya çarptı, yine hezimete uğradı. Bu defa daha kısa sürede daha çok güç kaybetti. Bundan sonrasında bu hezimeti, bu büyük güç kaybetme halini gizlemek için Ukrayna’ya sardı. En açık şekliyle yazıyorum ki Putin, Ukraynayı sınırlarına dahil etmek hususunda samimi değildi. Şu ayrılıkçı iki bölgeye de bağımsızlık ilan ettirmeyecekti ve onları tanımayacaktı. Yapabilecek gücü olsa, 2014’ten beri bunları çoktan yapardı. 

Dünyanın dört bir tarafından çok sayıda Youtuber ya da Telegram kanal sahibi ayarındaki kişiler tarafından bile alay konusu oldular. Vurmaya Ukrayna’yı vuramadılar, geri çekilmeye çekilemediler. Çekilselerdi, hezimet büyüyerek devam edecek ve kısa sürede çökecek hatta parçalanacaklardı. “Ya savaşa savaşa muzaffer olacaksınız ya da savaşa savaşa ülkeniz parçalanacak. Her halükarda savaşacaksınız” deyip durduğum halde, bocaladılar. Bu süreçte de herkese açık yazılar yazarak onu ikaz ettim, danışıklı dövüşü terk etmesini ve samimi olmasını, kendisini ve ülkesini bu defa olsun kurtarmasını bekledim. Bekledim ama olmadı ve sonra o malum ve çok çok ağır yazımla köprüleri iyice attım. “Bunlara Rus ayısı bile denemez” dedim. 

Bunlar yaşandıktan sonra Putin, iyice dara düştü ve ne yapacağını bilemez oldu. Sonra beni yoklar oldu. Ben de o dönülmez yerden bile, son bir defa döndüm. “Haydi, sen bundan sonra samimi, vefalı, dürüst gerçek bir ortak ya da müttefik gibi davranacaksan, gör bak neler yapabilirim” demiş oldum ve yaptım, gösterdim. Putin de bu defa üzerine düşenlerin hiç değilse bir kısmını yaptı. Bazı kritik yerlerde dik durdu. Doğru kararlar aldı, beklediğim hamleleri yaptı ve bunun büyük kazançlarını hemen almaya başladı. 

Lakin ben hala Putin’in asgari seviyede bile samimi olduğuna, dik durduğuna, bana ve benimle birlikte hareket eden taraflara oyunlar kurmadığına, bundan sonra gereğince dik duracağına kani olamıyorum. 

Buna kani olabilsem “Hiç düşünmeyin. Ne kadar paranız varsa Rusya’ya taşıyın. Orada aklı başında yatırımlar yapın. Kısa sürede paranızı katlayın” derdim. Putin’in aslında nasıl bir duruşa sahip olduğunu ölçebileceğimiz kıstaslar/kriterler var ama bunları Putin yine geçemedi. Lavrov, Zaharova ve bunlarla beraber hareket eden, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Erkhov’a kadar uzanan bir ihanet çetesi var Rusya’da… Şu şartlarda, günlerdir bunların hala yerlerini koruyor olmaları ve hala herkesçe görünür net bir dışlama/uzaklaştırma tavrı sergilenmemiş olması, birine bile sergilenmemiş olması, bizim doğru kanaate ulaşmamızı sağlıyor. Uzun masalarla ve yuvarlak cümlelerle sergilenen tavırlar, sonrasında kolayca bir bahane ile yok hükmüne getirilebiliyor. Bu gibi davranışların itibar edilecek bir yanı yok. Putin şu kısacık süreçte, şu ana kadar bile yüksek seviyede maddi ve manevi kazançlar sağladı. Putin yine oyaladı, yine her zamaki Putin gibi samimiyetsiz durdu. 

Resmiyette bir yetkim olmasa ve benimle oturup anlaşma yapamayacak olsalar da bu defa olsun dürüst, vefalı, samimi, dik duruşlu davranıp muhataplarını ahmak yerine koymayabilirlerdi. Boş yere sinirleri germeyebilirlerdi. Neresinden bakarsak bakalım, yine sınıfta kaldılar ve bunu en samimi şekilde yazıyorum ki biz böyle olmasını, böyle sonuçlanmasını asla istemedik. “Çakal” derken bile az söylemişim. 

Yine çok yüksek sayıda insanla, şu koca ülkede ve dünyanın pek çok yerinde büyük mücadeleler verildi. Çok ama çok büyük risklere girildi. Yerimde Putin olsa, bu kadar büyük risklere girmeyi aklından bile geçiremezdi. Girdik, dik durduk, dahiyane seviyede siyaset sergiledik, en mükemmel şekilde organize hareket ettik, kısım kısım hareketlerle bir bütünü oluşturduk, sonra ne oldu? Onlar akıllı, onlar uyanık, onlar stratejik, onlar kazançlı, onlar taktik ve biz cahil ve ahmak mı olduk? Hayır… Onlar bu defa kendi topuğuna kurşun sıkmadılar. Bıçağı kendi boğazına dayamış oldular. Bu defa bile böyle durarak, kendilerini bitirmiş, yıkmış, yok etmiş oldular. 

Sürekli yayınlarımı takip edenlere, bu kısımdan sonra daha uzun uzun cümleler kurarak anlatmanın lüzumu da yok. 

Pekiyi, biz ne yapıyoruz? Vazifemizi yapıyoruz. Biz ne açıklıyorsak, ne yazıyorsak hepsinde samimiyiz. Bizim dostluğumuz da müttefikliğimiz de düşmanlığımız da hep samimi. Batı/NATO dünyasıyla sorunlarımız gerçek, mücadelemiz gerçek, hedefimiz Putin’in hedefleri gibi değil. Bu güne kadar nasıl durduysak, aynı halde durarak vazifemizi yapmaya ve dünyayı yeniden şekillendirmeye devam edeceğiz. 

Ne yazık ki Putin Rusya’sı, yeni dünya düzeninde bizimle birlikte devleşmek istemedi ve bu da onların tercihi…

Şu andan itibaren Türkiye Rusya-Ukrayna krizinin tarafı değildir. Kendini savunmak, kendine kurulan tuzakları bozmak dışında bu krizin hiçbir yerinde saf tutmayacaktır. Rusya tarafı, Türkiye’yi bu krizin içine çekmeye çalışırsa, hiç istemediğimiz halde batı/NATO cephesine destek veririz. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

“Geççek” mi “geçmicek” mi…

Bir nükleer bombanın üzerinde oturduğu halde, neyin üzerinde oturduğunu bilmeyen kişi kadar rahat ve huzurluyum. 

Ben, bu gezegende, yerin altındaki ve üstündeki gelişmelerin/dengelerin tamamına yakınını biliyor, istihbarat alabiliyorum. Ayrıca cinler alemini ve metafizikçileri de gerektiği kadar yakından takip ediyor, bunlara gerektiğinde müdahaleler de yapıyorum. 

Hiçbir sahayı kontrolsüz bırakmıyorum ve hiçbir hususta tedbirsiz davranmıyorum. Bunları bilmeyerek kararlar alıyor ve hamleler yapıyor olsam, bu günlere gelmem imkansız olurdu.

Bunu çok sık tekrar ettim biliyorum ama hala endişeli olanları görüyor ve bir kez daha tekrar ediyorum. Ben öl-me-ye-ce-ğim. Şu cehennem gibi dünyada kalmak mı istiyorum? Hayır… Tercih hakkı verseler bir dakika duranın adı mfs değildir. Lakin yapılması gereken daha çok hizmetler var. Takdir böyle… Benim iradem cüz’i irade. Her şeye karışamıyorum. Her hususta karar alamıyorum. Külli irade sahibi olan Allah var. Ve o Allah şöyle buyurdu:

–  “Ve mekeru ve mekerallah vallahü hayrul makirın” 

– “(Yahudiler) tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını bozdu. Evet, Allah en iyi tuzak bozucudur.” 

(Al-i İmran suresi – 54. ayet)

Bırakın düşmanlar hesaplar yapsınlar, ben onların hesaplarının istihbaratını alabiliyorum. Daha önce sayısız kere yaptığım gibi, onları bu defa da ters köşe yapacağım. Aslında ben yapmayacağım, ben vesile olacağım. Sebeplere uyacağım ve Allah da böyle takdir edecek, böyle yaratacak.

Göreceğiz, Allah’a kul olanlar mı muzaffer oluyorlar yoksa kendileri gibi bir fani olan İblis’i ilah zan edenler ve ona tapınanlar, onun emriyle bu dünyayı cehenneme çevirenler mi…

O gün gelir, yaşanır geçer ve sonra “geççek” mi “geçmicek” mi tekrar tartışılır.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi