Bir nükleer bombanın üzerinde oturduğu halde, neyin üzerinde oturduğunu bilmeyen kişi kadar rahat ve huzurluyum.
Ben, bu gezegende, yerin altındaki ve üstündeki gelişmelerin/dengelerin tamamına yakınını biliyor, istihbarat alabiliyorum. Ayrıca cinler alemini ve metafizikçileri de gerektiği kadar yakından takip ediyor, bunlara gerektiğinde müdahaleler de yapıyorum.
Hiçbir sahayı kontrolsüz bırakmıyorum ve hiçbir hususta tedbirsiz davranmıyorum. Bunları bilmeyerek kararlar alıyor ve hamleler yapıyor olsam, bu günlere gelmem imkansız olurdu.
Bunu çok sık tekrar ettim biliyorum ama hala endişeli olanları görüyor ve bir kez daha tekrar ediyorum. Ben öl-me-ye-ce-ğim. Şu cehennem gibi dünyada kalmak mı istiyorum? Hayır… Tercih hakkı verseler bir dakika duranın adı mfs değildir. Lakin yapılması gereken daha çok hizmetler var. Takdir böyle… Benim iradem cüz’i irade. Her şeye karışamıyorum. Her hususta karar alamıyorum. Külli irade sahibi olan Allah var. Ve o Allah şöyle buyurdu:
– “Ve mekeru ve mekerallah vallahü hayrul makirın”
– “(Yahudiler) tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını bozdu. Evet, Allah en iyi tuzak bozucudur.”
(Al-i İmran suresi – 54. ayet)
Bırakın düşmanlar hesaplar yapsınlar, ben onların hesaplarının istihbaratını alabiliyorum. Daha önce sayısız kere yaptığım gibi, onları bu defa da ters köşe yapacağım. Aslında ben yapmayacağım, ben vesile olacağım. Sebeplere uyacağım ve Allah da böyle takdir edecek, böyle yaratacak.
Göreceğiz, Allah’a kul olanlar mı muzaffer oluyorlar yoksa kendileri gibi bir fani olan İblis’i ilah zan edenler ve ona tapınanlar, onun emriyle bu dünyayı cehenneme çevirenler mi…
O gün gelir, yaşanır geçer ve sonra “geççek” mi “geçmicek” mi tekrar tartışılır.
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi