Etiket arşivi: iblis

Acımasızca…

Akşam 17:00’yi beklemenin manası kalmadı. Sadece usulen, o saate kadar beklemeye söz verdiğim için bekliyoruz. Almanya’nın da tarafı belli ve değişmeyecek. Şu ana kadar birkaç küçük oyun ve oyalama sergilediler.

Almanya’dan çıkın. Canınızı kurtarın. Aile fertlerinizi kurtarın. Şirketlerinizi, sermayelerinizi, makinelerinizi, yatırımlarınızı kurtarın. Alman bankalarında paralarınız varsa, onları da kurtarın. Personellerinizi dahi Almanya’dan çıkartın.

İkinci dünya savaşındaki bombardımanların hatta Japonya’ya atılan atom bombalarının bile yanında hiç kalacağı kadar devasa bir metafizik saldırı başlayacak saat 17:00’de… Almanya’daki insanların gözleri, her saniye patlayan metafizik enerjileri, sinyalleri göremeyecek ama nelere sebep olduklarını peş peşe görecek… Yanan yanana, batan batana, çöken çökene, düşen düşene, ölen ölene olacak… Hastahanelere koşanların sayısında görülmemiş seviyede bir artış olacak. Bu saldırı, sivilleri ve masumları asla hedef almayacak ama… Sivillerin arasından masum olmayanlar da sinyale girecekler. Almanya gibi sübyancı dolmuş, satanist ayinci ve tecavüzcü dolmuş bir ülkede, sivillerin arasında belasını bulması gereken kaç kişi varsa, hepsi hedef olacak.

Almanya’da, yerin altında ve üstünde, işleyen hiçbir şey kalmayacak. Bütün sistemler krize girecek. Devasa fabrikalar da işlemez hale gelecek. En geç iki ay sonra Almanya diye bir devlet, görüntüden ibaret olarak değil, gerçekten ayakta ise ve işliyorsa, çok ama çok şaşıracağım.

Alman halkını da İblis’in sisteminden acımasızca söküp çıkartacağım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Eda Taşpınar

İçindeki Türk ve İslam düşmanlığını dizginleyemeyerek, bir otel mescidine giderek, orada yarı çıplak ve “seksi” tabir edilen fotoğraflar çektiren…

Hiç değilse İslam’a bu şekilde saldırarak içini ferahlatan o ekran fahişesi Eda Taşpınar da bir gizli Ermeni…

Onu kalemiyle/yazısıyla savunmak refleksi sergileyen Ahmet Hakan pisliği de gizli Ermeni… Hukuki zeminde onu kollayan savcılar ve hakimler de gizli Ermeniler.

Onu şu anda Müslüman milletin elinden alan irade, gizli Ermeni çetelerinin iradesi…

Türkiye’deki gizli Ermeniler işte böyle kafaları alınası pislikler… Bunlar olmasaydı, Türkler, dünya sahnesinden indirilmezdi. Bu memleket, bu bölge hatta bu dünya, böyle cehenneme çevrilemezdi.

İblis’in ve Deccal’ın planları uygulanamazdı.

Bu nedenle o İblis, gizli Ermenilerin asırlardır hep Çingenelerle evlenmelerini, karışmalarını istedi. Türkü sahneden indirmeye ve dolayısıyla dünyayı cehenneme çevirmeye dönük planlar, binlerce sene öncesinde yapıldı ve uygulama konuldu.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Mesajlarınızı kısa sürede bana ulaştırırlar

Metafizik usullerle benimle irtibat kuramamanız için İblis elinden gelen her şeyi yapıyor ve yaptırıyor. Çok kalabalık büyücü gruplara, metafik irtibatı önlemek maksadıyla büyüler yaptırıyor. Kendisi de ayrıca yapıyor. Bu hususta hiç taviz vermiyor.

Benimle irtibat kuramayanların asıl sorunu bu… Haberini alıyoruz ki çok sayıda ülke ve ülke içi grup bu sorunu yaşıyormuş. Bu tarafların metafizikçilerinin, söz konusu büyüleri, kapatmaları çözmeleri şart.

Ayrıca, dünyanın farklı farklı yerlerinde, benim ekibimden olan metafizikçiler var. Doğrudan bana ulaşamayanlar, bu kişilerle irtibat kurabilirler. Onlar benimle irtibatlılar ve mesajlarınızı kısa sürede bana ulaştırırlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dağ idi deniz oldu

Kızıldeniz denilen alandaki kocaman sıradağa ne oldu? O dağın, günümüzde Yemen denizi denilen kısımdaki uzantısına ne oldu?

Oradaki dağ sırası, tarihin hangi vaktinde, hangi vesilelerle bu şekilde yok oldu?

O kadar geniş ve uzun bir alanda, o kadar kayalık ve yüksek dağları, kimler, nasıl yok ettiler ve dağı denize çevirdiler? Günümüzde Suudi Arabistan denilen tarafa kalan dağ kütlesinin üzerini ise kimler nasıl tıraşladılar? Hangi yer bilimci şu bölgeyi inceleyip de suni müdahalerle bu son halinin verildiğini anlayamaz? Anlarsa, neden, hangi mazeretle anlatmaz?

Hala mı İblis’in ve Deccalin uydurduğu ve satanistler üzerinden insanlığa dayattığı saçma sapan insanlık tarihi anlatımına itibar edilecek?

O Göbekli Tepe bile 12 bin yıllık değil… En iyi ihtimalle 20 küsur bin yıl öncesine ait. Daha da geride bir zamanda yapılmış olabilir ve her yanı, yapılması ve işletilmesi sırasında yüksek teknoloji kullanıldığını somut şekilde ispat ediyor. Günümüzden çok ama çok daha ileri bilim ve teknoloji seviyesinde madencilik yapıldığını ispat ediyor.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Sevgili günlük

Sevgili günlük!

Metafizik kabiliyetlerimin ve gücümün her geçen gün arttığını hissediyorum, görüyorum. Bir “Huu” desem karşıki dağlar yıkılacak diye endişe ediyorum. Masum insanlar ve hayvanlar, en çok da çocuklarla bebekler zarar görecekler diye çok çekiniyorum. Lakin, içimde bir dürtü var ki bir yandan da dünyanın altını üstüne getirmek istiyorum. Bu kadar pisliği, bu kadar şeytanlığı hangi devletin gücü ve kaç ceza evi nasıl temizlesin, işin içinden çıkamıyorum. Her zaman olduğu gibi içimi yine sadece sana döküyorum. Zor kararların arefesindeyim ama kararda zayıf kalmamak için de çok mücadele ediyorum.

Hz. peygamberimiz “Ölüm sebebiyle ya ölen ya da kalan kurtulmuştur.” buyurmuş. İşin içine ölümler hatta toplu ölümler girmeden insanlığın kurtulmasının başka bir yolunu da görmüyorum. Allah’ın acımadıklarına acımak istemiyorum. Çoğu tarafın benden beklemediği o sarsıcı kararı alacak gibiyim. Karar almakta kılıç kadar keskin olmazsam, elimdeki kılıç kimseyi kesmez, kimseyi kötülüklerden men etmez. Hata yaparsam dünyada da ahirette de yüzüm gülmez.

Bunca zaman içimi sana döktüm ve sen de biliyorsun ki insanlık tarihi boyunca görülmemiş şiddette olan şu inkar, karanlık, zulüm, gözyaşı devri yani Deccal devri yıkılacak, bitecek. Bu, merhamette aşırıya gidenlerin, merhametinden dolayı kararsızlık yaşayanların yıkabileceği gibi bir devir/küfür değil.

Bu kadar uzun zamandır taraflara “Bu sistemden çıkın, çekilin, Şeytan’a uymayın, geri durun, tedbir alın, masumsanız onların aralarından ayrılın, herkese adaletle muamele edilecek” ve benzeri sözleri/ikazları tekrar ettim durdum. Eskilerin dediği gibi, bir musibet, bin nasihattan evla mıdır günlük? Ve sence bir musibet, bırakalım yerin altıyla üstüyle koca dünyayı düzeltmeyi, sadece bizim Türkiye’yi bile düzeltir mi sevgili günlük?

Sen de fark ettin, öyle değil mi, aslında çoktan bu hususta karar verdiğimi ama hala bir yanımdan, merhamet damarımdan sıkıntı çektiğimi?

Neyse… Şeriatın kestiği parmak acımaz. Cerrahlar kadar kararlı ve merhametli olmalıyım. Sözü uzatmayayım ben… Önümüzdeki günler ve geceler boyunca aşırı yoğun olacak ve sana da zaman ayıramayacağım, şimdilik hoşça kal sevgili günlük…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi
23 Kasım 2022

Kaçmayın, kaçmayın

Kaçmayın, kaçmayın!

Her yer yıkılacak…

Bir bakarsınız, kaçtığınız yerler, buralardan önce yıkılır. Ecelden kaçılmaz ama sizin gibi hainlerin, kriptoların, kara paracıların, faizcilerin, sömürücülerin, kan emicilerin, tecavüzcülerin, işkencecilerin, insanlık düşmanlarının ölüm korkusu da kainat kadar büyük olur, bilirim. Hepinizi ciğerinize kadar tanırım, bilirim.

Hiçbir şeye benzemez sizin gibilerin ölüm korkusu… Haydi, ayinler yapın, kedileri köpekleri parçalayın, ayaklarını kesin? İblis babanıza sığının, korusun, kurtarsın sizi?

Bundan sonra dünyanın neresine giderseniz gidin hatta yapabiliyorsanız yer altı uzaylı şehirlerine girin, yine de helak olacaksınız. Bin kere tekrarla söylediğim o “mühlet devri” bitti.

Harp ilan ettiğiniz hazret-i Allah, hepinizi cehenneme dolduracak, bizleri de bu insanlık vazifesine vesile edecek.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Savaşın olmadığı bir dünya olamaz

Ya zulüm vardır, haksız yere kuvvet/şiddet sergilemek vardır ya da meşru şartlarda ve hak edene adaletle/kuvvetle ceza kesmek vardır. Harpler bile zaten hak edenlere adaletle ceza kesmek için yapılır. Çok yüksek sayıda insan, insanlıktan çıktıklarında, kendi yakın etrafları/akrabaları/komşuları başta olmak üzere, komşu topluluklar/devletler ve dünya insanlığı için çok zararlı mahluklara/şeytanlara dönüştüklerinde, onların yok edilmeleri, topluca öldürülmeleri hukukun, vicdanın, insanlığın gereği olur. Çünkü insan doğan herkes insan kalmaz. Adli tıpçıların söyledikleri gibi, her insanın içinde bir canavar uyur ve tarih boyunca içindeki canavara uyanların sayısı, uymayanların sayısından çok çok fazladır.

Bebekleri, çocukları, kadınları, ihtiyarları, masum sivilleri hatta hayvanlarla bitkileri söz konusu insan şeytanları güruhundan koruyacak, kurtaracak taraflar/ordular da bulunmazsa, dünya işte zamanımızda olduğu gibi her yerin şeytanlık, kötülük, göz yaşı, zulüm, işkence, tecavüz, intihar, hastalık, hırsızlık, arsızlık dolduğu bir dünyaya dönüşür. Savaşlar insanlık için en büyük rahmetlerden biridir. Gerçekten, dürüstçe tekamül etmiş, kendini yetiştirmiş, dünya hayatını anlamış, insanı tanımış olan hiç kimse, savaşlara karşı olamaz. Savaşlara karşı olanlar ve karşı durdukları halde savaşlar olursa da şeytanlaşmış tarafların az zararla çıkmalarını isteyenler hep satanistler… Çünkü Şeytan/İblis onları bu şekilde bir mücadele vermeye yönlendiriyor. İblis ve çetesi, insanları şeytanlaştırmak için çok çaba sarf ediyorlar, çok teknikler uyguluyorlar ve kendileri gibi şeytanlaştırdıkları insan topluluklarının başlarına bir şey gelmemesi için de türlü oyunlar kuruyorlar. Türlü aldatıcılıklar sergiliyorlar, sergiletiyorlar. Şu dünyada her kim savaş karşıtlığı yapıyor ve “orantısız güç” diye uydurma kriterler savunuyorsa, aldatılmış ve beyni yıkanmış bir zavallı mı yoksa şuurlu şekilde iblis’e, Ankebut Ağına çalışan bir insanlık düşmanı satanist mi olduğu soruşturulmalıdır.

Biz insan kalmışlar, bu türlü oyunların farkında olmalıyız ve insan şeytanlarının topluca ve en kısa sürede ve en az zararla yok edilmeleri hedefine kilitlenmeliyiz. Bu nedenle “orantısız güç” denilen saçmalığa da kanmamalıyız. Gece gündüz mücadele edenler, sebeplere uyanlar, birlik olanlar, düşmanlara karşı teknoloji geliştirenler, talim yapanlar, lüks yaşamak yerine iktisat yaparak hazırlananlar, harp sahasında da yıkıp yakıp geçen taraf olurlar. Bundan daha isabetli bir hukuk/adalet anlayışı olabilir mi? Çalışan, mücadele eden tarafın kazanması, çalışmasının karşılığını harp sahasında görmesi adaletin gereğidir.

Her biri canavarlaşmış ve her an maddi ve manevi sahalarda sınırsız zararlar verebilecek olan, bir daha insana dönüşmeleri ihtimali de kalmamış olan yığınların karşısında, onları aciz bırakacak ve topluca yok edecek teknoloji, imkan/araç, birlik, güç bulunmuş da bunu bir an evvel kullanmak yerine, bir de bunun kullanılmasına mani mi olunacak? Mani olunurken bir de insanlıktan, vicdandan, haktan, hukuktan, adaletten, iyilikten, çağdaşlıktan, tekamülden, medeni bir insan olmaktan mı bahsedilecek? Bu, tam bir şeytanlık… Bu kadarını ancak İblis ve şuurlu şekilde İblis’e tabi olmuş kişiler yapabilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

At ve eşek eti yemek haram değildir

Hayır mahzuru yok, eşek eti yemek dahi haram değil mekruh. Mekruh olmasının sebebi de günlük hayatta ve harp esnasında kritik ehemmiyete sahip olması. Hep elde at ve eşek bulunmasının müslümanları güçlü yapmasıydı. Bu nedenle mekruh dediler yenilmesine ama yine de haram denilmedi.

Orta asyada müslüman türklerde at yeniyor çünkü orada aşırıya gitmediler, buralarda fetvada aşırıya gidildi, haram gibi kabullenilir oldu.

At da eşek de inek kadar koyun kadar temiz hayvanlar, etleri de temiz ve dahi artık harp vasıtası ve günlük hayatın vazgeçilmez parçası değiller yani yemek mekruh bile değil, sütleri de haram değil.

Zebra yenir mi, bazı geyik türleri eşekten iri, neredeyse at kadar, yenir mi, onlar yenirse eşek ya da at neden yenmez?

Biyolojik olarak, temizlik olarak bakılınca aralarında bir fark var mı? At ya da eşek eti yediği için ölen oluyor mu? Dermansız bir hastalığın sebebi at ya da eşek eti yemek olarak mı tespit edilmiş ?

Şu anda Türkiyenin ya da dünyanın herhangi bir yanında bir kişi at ya da eşek çiftliği kursa, bunları eti ve sütü için besleyip çoğaltsa ve satsa kimse ona mani olamaz ve “haram iş yapıyorsun” diyemez. Ondan ürün alarak yiyenlere de kimse “haram yiyorsun” diyemez

Devlet sistemi, bu gibi müteşebbislere mani olamaz. Ben devletin başında resmen olsam, hemen at ve eşek çiftliklerinin yaygınlaşmasını sağlarım. Domuz çiftliklerine verilen devlet teşviklerini hemen kaldırır ve o destekleri de at, eşek, zebra, geyik çiftliklerine veririm.

Bu hususta şu da bilinmeli ki dört mezhepte de “haram” diyenler değil “helal” diyenler çoğunlukta.

Hanefi mezhebinde, imam ı azam ın iki büyük talebesi vardı. içtihat makamındaki iki büyük talebeleri olan İmam ebu Yusuf ve İmam Muhammed de haram demedikleri gibi mekruh dahi demediler. Mübah dediler. Bu iki imama “imameyn” denilir ve bir meselede İmam ı azamın içtihadı farklı, imameynin içtihadı farklı ise fetva imameyne göre verilir. Bu kısımları iyice kavrayıp müslümanları her devirde sevk etmek ise “hakiki” müftülerin vazifesidir. Bir de mekruh denildiğinde tenzihen yani helale yakın mekruh mu yoksa tahrimen yani harama yakın mekru mu meselesi var.

At eti için hanefi mezhebinden olup mekruh diyenler tenzihen mekruh demişler yani helale yakın mekruh. Bu hususta mesned/kaynak kabul edilen hadislere bakılınca da hz. peygamberimizin at keserek etini yemeyi harp sırasında men ettiği anlaşılıyor, .sefer/harp sırasında fetvalar başkadır, hazerde yani normal zamanda fetvalar başkadır

Eşek yenir mi kısmında ise herkes daha da bir geri tutmuş kendisini ve hala öyle yapıyo. Bu da ilim adamlarının yapmaması gereken bir şey. Elbette Allahtan korkulacak ve fetva vermede istekli olunmayacak ama onlar vebal endişesiyle fazlasıyla geri durduklarında işler bu kadar karışıyor ve asırlarca doğru fetva ve amel üzerinde ittifak edilemiyor.

Eşek eti de helal ve dahi eşekle atın cinsi birleşmesinden oluşan katırların etini yemek de helal. Çünkü, ikisi de yenmesi helal olan hayvanın cinsi birleşmesinden oluşan hayvanın eti de helaldir.

Şurası da bilinmeli ki pek çok alim evcil at ve eşeklerin etlerinin yenilmesini yasakladı. Baştan yazdığım gibi, müslümanların hayatındaki dengeler hesap edilerek böyle fetvalar verildi ve bir de zaten peygamberimiz (sav) harp sırasında bile evcil olmayan at ve eşeklerin yenmesini yasaklamadı.

On yıldan fazladır aynı hususları anlatıyorum. Müzik konusunda da bizi men eden onca hadis i şerifler ve bunlara dayanarak fetva vermiş alimler var lakin o hadis i şerifler, kadınların hatta yarı çıplak kadınların söylediği, yanında içkilerin içildiği, sözlerinde küfürler hakaretler ya da dinen sakıncalı kısımlar bulunan müzikleri yasakladı.

Koca koca ehl-i sünnet alimlerinden hatta hakiki mürşidi kamillerden, bunları göz önünde bulundurarak, “sınırları gözetilerek müzik çalmaya ya da dinlemeye” helal diyenler çok oldu. Müziğin her türlüsü her şartta haram olmadığı gibi, at ve eşeklerin etlerini yemekten ve sütlerini içmekten de her şartta men edilmedik. Hanefi mezhebinde olanlar için evcil ya da vahşi, tabitta ya da çiflikte yetişmiş at ve eşeklerin etlerini yemek de sütlerini içmek de serbest.

Diğer üç mezhebe gelince… Artık bu hususta da gerçekçi olmak ve ameldeki bu üç hak mezhebin de artık unutulan, yok olan mezheplerden olup olmadıklarını seviyeli şekilde tartışmak lazım.

Zira bu mezheplerin hakiki müçtehid olan imamlarının peşinden giden hakiki alimler asırlardır yok. Maliki ve Hanbeli olanları geçtim, günümüzde Şafii mezhebine tabi olanlar bile bir çıkmazın içindeler, açıkça gözler önündeki bocalıyorlar. Çünkü tabi oldukları o hak mezhebe tabi olmuş hakiki mezhep içi imamlara, fetva makamında müftülere ihtiyaçları varsa da dünya genelinde tarama yapılsa bile söz konusu alimlerin “hakiki” olanından yok. Kendisinin ne kadar eksik vaziyette olduğunu bilse de o makamda imiş gibi gösterenleri var ama onların ise kendilerien bile faydaları yok.

Bu üç mezhebin içtihatlarından kaynaklara/kayıtlara geçen ve elde olan kısmı da bu mezhepleri ayakta tutmaya, var saymaya yetiyor mu, bunlar tartışılmalı.

Elde mevcut muteber kaynaklara göre, Şafii, Hanbeli ve Malikiler için de at eti yemek ya da sütünü içmek mübahtır. Mübah yani o işi/şeyi yapmaya izin verilir, yaparsan sevabı da yok günahı/azabı da yok demektir. Daha açık şekli ile at eti yemenin sevabı da yok, günahı da yok demektir.

Netice olarak, asırlardır dünyanın dört bir yanındaki müslümanlar at, eşek, katır, zebra ve daha pek çok hayvanı yemekten geri durdular, endişelendiler. Oysa bunların yenilmesinde mahzur olmadığına dair mezhep imamları gerekli fetvaları çoktan vermişlerdi ve kayıtlara da geçmişti. Asırlar boyunca bu hususlardaki “hatalı” geri duruş ve “aşırıya kaçma” hallleri, müslümanlara fayda değil, zarar verdi. Pek çok zor/elverişsiz coğrafyada bile at, eşek, katır, zebra ve benzeri hayvanların çiflikleri tesis edilebilirdi, pek çok “zor, yarı kurak” devirlerde bu davranış hayati faydalar sağlayabilirdi. Önümüzde yine zor ve yarı kurak ya da tamamen kurak devirler, coğrafyalar olacak. Bu hususların şimdiden sonra bile doğru anlaşılması çok faydalar sağlayacak.

Bence bu hususta da İblis’in çok “sinsi” oyunları olmuş. Alimlere de çok musallat olunmasını sağlamış, onların vesveselere düşmesini sağlamış. Elinden geleni ardına komamış ve bunca tertemiz, yenilebilir, sağlıklı, eti-sütü faydalı hayvanlar varken bütün dünyanın o pislik ve hastalık kaynağı domuz çiftlikleri ile dolmasını sağlamış.

Bu gün dünya insanlarının başına bela olup duran pek çok fiziki ve ruhi hastalığın kaynağı hep domuzlar ve dolayısıyla domuz çiftlikleri.

Bu kadar temiz hayvanlar varken insanların domuz yemesi için çok sinsi oyunların hem İblis hem deccal tarafından eş zamanlı olarak oynanadığı anlaşılabiliyor. Lakin dünya insanlığının hemen üzerine düşmesi gereken başka sarsıcı gerçekler de var. Dünyada, son zamanlarda genleri ile oynanarak türetilmiş inek ve koyun cinsleri var.

Söz konusu inek ve koyun türlerine türlü isimler konulmuş ve İblis ile deccalin kontrolünde olan batı aleminden doğu alemine doğru bu cinsler büyük bir hızla yayılmış ve hala daha fazla oranda yayılmaları sağlanıyor.

Devletlerin kontrolünü ele geçirmiş masonlar üzerinden de güya bilimsel kararlar ve tıbba uygun, akla ve mantığa uygun kararlar gibi gösterilerek ayrıca oyunlar oynanıyor. Bu sayede de söz konusu sonradan türetilmiş cinslerin hızla yayılması sağlandı, sağlanıyor.

Oysa söz konusu sonradan türetilmiş cinslerde, genetik kodlara sinsice müdahale edilmiş. Bunlara domuz genleri dahi katılmış.

Bir yandan domuzlar gibi pisliğe, kendi gübresine dayanıklı olsunlar, sürekli hastalanmasınlar ve kayıplar azalsın istenmiş ama bir yandan da hala domuz yediremedikleri ve domuz yediremedikleri için insanlıktan çıkartamadıkları insan topluluklarını hedef almışlar

Eş zamanlı olarak bu hayvanlar üzerinden, bunların etlerini yiyen ve sütlerini içen insanların da sağlıklarını bozmaya kastetmişler.

Söz konusu sonradan türetilmiş cinslerden olan hayvanlara da hayatları boyunca türlü türlü sözde aşılar vuruluyor.

Bu sözde aşıların, hayvanların sağlığı için olduğu söyleniyor ama bu hususta mason, yahudi, satanist kontrolünden çıkartılmış, hainlerin elinden alınmış bir devlet idaresinin “hakkaniyetli” bir çalışma yapması gerekiyor.

Bu cinslerden olan hayvanlarla tam olarak neler hedeflenmiş, ne seviyeye kadar kastedilmiş.

Sözde aşılar da üzerine gelince o hayvanların bünyelerinde, etlerinde, genlerinde neler oluyor.

Bunları yiyenlerin, ya da bunlardan sağılan sütleri içenlerin ya da söz konusu sütlerden imal edilen süt ürünlerini tüketenlerin vücutlarında neler oluyor.

Bunların bir an bile kaybedilmeden soruşturulması, araştırılması gerekiyor ki her köşe başının hastahane, her evin hasta dolu olduğu şu “vahşi” zamanın son bulması sağlansın.

Merada ya da tabiatta serbest şekilde yetişen, istediği kadar hareket edebilen, koşabilen at ve zebranın etinde yüksek protein var. Özellikle çocuklara zebra eti yedirilmesi son derece isabetli bir karar olacak. Bağlanmadan, serbest şekilde ve sağlıklı şartlarda yetiştirilen zebraların etleri, inek etlerinden daha sağlıklı, daha besleyici ve daha çok proteine sahip.

Yine tavşan etinin yaygılaştırılması ve merada ya da tabiatta istediği kadar hareket ederek ve sağlıklı beslenerek yetişmiş tavşanların etlerinin öncelikle çocuklara yedirilmesi de bir kırılma noktası oluşturacak. İnsanlığın sağlığını baştan ayağa düzeltmesine vesilelerden biri olacak. Tavşan etinde de yüksek protein var.

Domuz eti ise şimdiye kadar sayısız kere incelendi de temiz olmadığı, sağlığa zararlı olduğu gözler önüne çıktı. Tıpkı eşcinsellerin AİDS yaydıklarının görmezden gelinmesi gibi, söz konusu mason, yahudi ve satanist idarecilerin elinde olan devletler, domuz etinin sağlığa zararlı olduğunu da görmezden geldiler, geliyorlar. Çünkü hem deccal hem de İblis onlardan böyle davranmalarını istiyor. Çünkü tam kadro olarak insalığın düşmanı olan bir teşkilat bu Ankebut Ağı…

Şu geyiklerin, yüksek protein dolu olan etleri tam bir şifa kaynağı… Yine nispeten yüksek proteinli olan geyik sütü ise ayrıca şifa kaynağı. İstenseydi dünyanın pek çok yerinde geyik çiftlikleri dolardı. Eti ayrı, sütü ayrı, derisi ayrı, boynuzları ayrı değerlendirilirdi. Yaygınlaştıkça fiyatları da düşerdi ve bu da insanlığa yararlı olurdu. Kuzey ülkelerinden, yıllık hasılasının epeyi kısmını geyikten elde eden ülkeler olurdu. Yetiştirip de dünyaya bol bol satarlardı. Bunlara hep kasıtlı olarak mani olunuyor. Böyle şeyler yapılıyormuş, serbestmiş gibi gösterilse de gizli gizli, sinsi sinsi önleri kesiliyor. Yaygınlaşmasına izin verilmiyor.

İblis az önce Asya ülkeleri tarafına koştu, gitti. Yazılarım oralardaki ülkelerde bulunan yüksek sayıda kişi tarafından tercüme ediliyor. Üzerinde tartışılıyor, kararlara tesir ediyor yazdıklarım. Bu hususta yazdıklarımı anlayamasınlar, topluca yanlış anlasınlar, idrakleri kapansın, daralıp bunalıp konuyu bıraksınlar diye İblis onlara kendi elleriyle topluca büyüler yapıyor şu anda… Emrindeki cinlerini sevk ediyor İblis o Asyalı insanların üzerine… Çünkü en çok da Asya tarafından gıda/yiyecek hususunda ayarı bozmuş, insana yakışmayan şeylerin yenilmesini sağlamış o İblis…

Ve insan ne yerse yesin, yediklerinin hem bedenine hem de ruhuna tesiri vardır. Manevi/metafizik tesirleri vardır. Vakti gelince, geniş bir zamanım da olursa yenilenlerin metafizik tesirlerini de açar izah ederim

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Eating horse and donkey meat is not haram.

No, there is no harm in it, even eating donkey meat is not haram; it is makruh. It is makruh because it has critical importance in daily life and during the war. The fact that always having horses and donkeys on hand made Muslims strong. For this reason, they said it was makruh, but it was still not called haram.

Muslim Turks in Central Asia eat horses because they have not gone to extremes; the fatwa was taken to an extreme here; it was accepted as haram.

Horses and donkeys are animals as clean as sheep and cows, their meat is clean, and they are no longer a means of warfare and an indispensable part of daily life, so food is not even makruh, and their milk is not haram.

Are zebras eaten? Can some deer species be eaten larger than a donkey, almost as much as a horse? Why don’t a donkey or horse be eaten if they are eaten?

Biologically, is there any difference between them in terms of cleanliness? Does anyone die because of eating horse or donkey meat? Has it been determined that the cause of an incurable disease is eating horse or donkey meat?


Right now, if a person sets up a horse or donkey farm in Turkey or anywhere in the world, feeds and sells them for their meat and milk, no one can stop him and say, “You are doing something illegal.” No one can say “you are eating haram” to those who buy products from it and eat it.

The state system cannot prevent such entrepreneurs. If I were the state’s official head, I would immediately ensure that horse and donkey farms become widespread. I would immediately remove the state incentives given to pig farms and gave those support to horse, donkey, zebra, and deer farms.

In this regard, it have to be noted that in all four madhhabs, those who say “halal” rather than “haram” are in the majority.

In the Hanafi school, Imam Azam had two great students. Imam Abu Yusuf and Imam Muhammad, his two great students in the office of ijtihad, did not even say it was makruh as they did not say haram. They said mubah. These two imams are called “imameyn,” and if the ijtihad of Imam Azam is different in an issue and the ijtihad of the imameyn is different, the fatwa is given according to the imameyn. The “true” muftis must understand these parts thoroughly and guide Muslims in every period. Also, when it is said makruh, there is the question of whether it is tanzihen, that is, makruh, which is close to halal, or whether it is makruh, tahrimen, that is, close to haram.

Those who belong to the Hanafi sect and say makruh for horse meat say it is tanzihen makruh, that is, makruh, which is close to halal. When we look at the hadiths accepted as a source/source in this regard,  It is understood that our Prophet (PBUH)forbade eating the meat by slaughtering a horse during the war. Fatwas are different during the campaign/war, but in regular times, fatwas are various.

In the section “Can you eat a donkey,” everyone held back even more and still does it. This is something that scientists should not do. Of course, they must have a fear of Allah SWT, and there will be no willingness to give fatwas, but when they hold back too much due to the fear of the plague, things get so complicated, and there is no consensus on the right fatwas and deeds for centuries.

Donkey meat is also halal, and it is also halal to eat the flesh of mules, which are a combination of donkeys and horses. Because the meat of the animal, which consists of the variety of the breed of the animal, both of which are halal to eat, is also halal.

It should also be noted that many scholars forbade eating the meat of domesticated horses and donkeys. As I wrote from the beginning, such fatwas were given by calculating the balances in the lives of Muslims, and our Prophet (PBUH) did not forbid eating untamed horses and donkeys, even during the war.

I’ve been saying the same things for over ten years. Some scholars gave fatwas based on some hadiths. Still, those hadiths forbid music sung by women, even half-naked women, accompanied by drinks and containing curses, insults, or religiously objectionable parts.

Considering these, many say that it is permissible to “play or listen to music within limits”, from the great Ahl as-Sunnah scholars and even the true murshids. Just as all kinds of music are not haram under all circumstances, we are not prohibited from eating the meat of horses and donkeys and drinking their milk under any circumstances. For those who follow the Hanafi sect, it is permissible to eat the meat and drink the milk of horses and donkeys, whether domestic or wild, raised in nature or on farms.

As for the other three madhhabs… Now, it is necessary to be realistic in this matter and to discuss whether these three true sects in practice are among the sects that are now forgotten and have disappeared.

For centuries, no true scholars have followed the true mujtahid imams of these madhhabs. I surpassed the Maliki and Hanbali ones, even those who follow the Shafi’i sect today are in a deadlock, clearly faltering in front of their eyes. Because even if they need genuine imams within the sect and muftis in the authority of fatwa who have been followed by the true sect they follow, even if a worldwide search is done, there is no “genuine” one among the scholars in question. Although he knows how deficient he is, some pretend to be in the authority but are not even useful to themselves.

The jurisprudence of these three sects in the sources/records and whether the available part is enough to keep these sects alive and to assume them to be discussed.

According to reliable sources, it is permissible for Shafi’i, Hanbali, and Malikis to eat horse meat or drink its milk. It is acceptable, that is, it is allowed to do that job/thing; if you do it, it means that there is no reward or sin/punishment. In its clearer form, it means that eating horse meat has neither merit nor sin.

As a result, for centuries, Muslims worldwide have been worried and refrained from eating horses, donkeys, mules, zebras, and many other animals. However, the sect imams had already given the necessary fatwas that there was no harm in eating them, and people recorded those fatwas. For centuries, the “wrongful” backsliding and “overdoing” on these issues did not benefit the Muslims but harmed them. Even in many complex/unfavorable geographies, horses, donkeys, mules, zebras, and similar animals could be farmed, and this behavior could provide vital benefits in many “difficult, semi-arid” periods. There will be difficult and semi-arid or arid periods and geographies before us. Understanding these issues correctly, even now, will be very beneficial.

I think Iblis had very “sneaky” games in this regard. He also caused scholars to be haunted a lot, causing them to fall into delusions. He did his best and ensured that while there were so many clean, edible, healthy, meat and milk useful animals, the whole world was filled with pig farms that are the source of filth and disease.

Pigs, and therefore pig farms, are the source of many physical and spiritual diseases that plague the people of the world today.

When there are such clean animals, it can be understood that very insidious games are played by both the devil and the Dajjal simultaneously so that people eat pigs. However, there are other shocking truths that the world’s humanity must immediately fall upon. In the world, breeds of cows and sheep have recently been genetically manipulated.

Various names have been given to the cow and sheep species in question, and these breeds have spread rapidly from the western realm, which is under the control of the devil and the Dajjal, to the eastern realm, and they are still spreading even more.

Also, games are played over the masons who have taken control of the states by portraying them as supposedly scientific decisions and decisions that are compatible with medicine, by reason and logic. In this way, the rapid spread of the aforementioned later-derived genera was achieved.

However, the genetic codes were insidiously tampered with in these later derived genera. They have even added pig genes to them.

On the one hand, they wanted to be resistant to filth like pigs, to their manure, not to get sick all the time, and to reduce losses, but on the other hand, they targeted the human communities that they could not dehumanize because they could not make them consume pigs.

At the same time, they intended to harm the health of people who eat their meat and drink their milk from these animals.

Animals from these later derived breeds are also given all sorts of so-called vaccines throughout their lives.

It is said that these so-called vaccines are for the health of animals, but a state administration that has been taken out of freemason, Jewish, and satanist control and taken from the hands of traitors needs to do a “fair” study.

What exactly is aimed at animals of these breeds, and to what level are they meant?

What happens in those animals’ bodies, meat, and genes when it comes to so-called vaccines?

What happens in the bodies of those who eat them, drink the milk that is milked from them, or consume dairy products made from the milk in question?

These should be searched and investigated without losing a moment so that this “wild” time when every corner is a hospital and every house is full of patients will come to an end.

There is a high protein in the meat of horses and zebras that grow freely in the pasture or in nature and can move and run as much as they want. It will be a very accurate decision to feed zebra meat, especially to children. The meat of zebras, raised without binding, freely, and under healthy conditions, is healthier, more nutritious, and has more protein than cow meat.

Also, spreading rabbit meat and feeding the meat of rabbits that were raised by moving as much as they want in the pasture or in nature and eating healthy will be a breaking point. It will be one of the reasons for humanity to restore its health from head to toe. Rabbit meat also has high protein.

On the other hand, they have examined pork meat countless times, revealing that it is not clean and harmful to health. Just as homosexuals are ignoring the spread of AIDS, the states in the hands of the mason above, Jewish, and satanist rulers have also ignored that pork is harmful to health, and they do because both the antichrist and Iblis want them to act like this. Because this Ankebut Cult is an organization that is the enemy of humanity as an entire staff…


The meat of those deer, which is full of high protein, is a complete source of healing… Deer milk, which is also relatively high in protein, is also a source of healing. If desired, deer farms in many parts of the world would be full. Their meat, milk, skin, and horns were evaluated separately. As it became more widespread, its prices would decrease, benefiting humanity. Of the Nordic countries, there would be countries that derive most of their annual income from deer. They would grow and sell to the world in abundance. They are always deliberately blocked. Even though it is shown that such things are being done and free, they are secretly and insidiously blocked in front of them. It is not allowed to spread.

Iblis just rushed to the side of Asian countries and left. My articles are translated by many people in the nations there. It is discussed that my writings affect my decisions. Iblis is casting spells on them collectively with his own hands so that they may not understand what I have written on this subject, they may misunderstand what I have written, so that they will lose their understanding, become suffocated, and let go of the subject. That Iblis who made things unbecoming be eaten…


And no matter what a person eats, what he eats affects both his body and soul. It has spiritual/metaphysical effects. When the time comes, if I have a lot of time, I will explain the metaphysical effects of the vanquished.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

We were playing nicely

Okay, don’t cry too much. I really didn’t expect her to die. If I were convinced that he would die, I wouldn’t have crashed so hard, and I wouldn’t have thrown world politics on him. I was as surprised as you. How could I have known that he was much weaker, unqualified, and mindless than I had ever imagined… But what happened, she died. Those who do not want to die from now on should be wise and stay away from the Royal system, the system of Iblis, and the system of the Dajjal. Next time, those who are going to die should inform them somehow; let’s stop our signal. How well we were playing, we had risen after a long time; it was a pleasure to fight. What will happen now…

| Mfs – Ground-breaking – Akademi Dergisi

Ezber bozan Akademi’den yol nerelere çıkıyor

  • Her türlü kara para işlerinde faaliyette olan gizli Yahudi Suç işleri bakanı Solomon Soysuz’a çıkıyor.
  • Bir mafya anası olan, organ ve insan kaçakçılığına kadar her şeytani işi yapan gizli Yahudi Meral Akşener’e ve İYİ Parti denilen organize suç, terör ve ihanet örgütüne çıkıyor. “Susurluk”a da yol çıkıyor.
  • Çok sayıda millet vekili ile bakana, çok sayıda eski millet vekilleri ile bakanlara çıkıyor. Mason tarikatının çok sayıda mensubuna çıkıyor.
  • Fuhuş başta olmak üzere her türlü kara para ve ayrıca ihanet işlerinde faaliyet gösteren, mason ve gizli Yahudi Adnan Oktar’ın lider gösterildiği, en tepede İsrailli Sanhedrin hahamlarının yönettiği organize suç, terör ve ihanet örgütüne çıkıyor. Kamuoyunda bilinen adıyla “Adnan hoca tarikatı”na ve yine mason tarikatına çıkıyor.
  • Sezen Aksu’dan, Acun Ilıcalı’dan, Şeyma Subaşı’dan, “trans birey” denilen ünlü kişilerden tutun da çok sayıda ünlü oyuncu, sanatçı, müzisyen, manken v.s. kişilere çıkıyor.
  • Mason tarikatına, satanist tarikatlara, misyoner tarikatlarına, ünlü kişilere kanca takıp onların her şeylerini yönlendirmek suretiyle milletin dini, milli, ahlaki değerlerine savaş açmış irili ufaklı tarikatlara çıkıyor.
  • Türkiye’nin, ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in, Avrupa ülkelerinin hatta birkaç koldan da Rusya ile Çin’in gizli servislerine ve Türkiye’deki sözde büyük elçiliklerine çıkıyor. Çok sayıda gizli servisle, onların kontrolündeki terör, fuhuş, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, şantaj, ihanet, casusluk ve cinayet çetelerine çıkıyor.
  • Türkiye’deki sözde “Türk”, özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basın ve medya örgütlerine çıkıyor. Tıka basa çift kimlikli omurgasız vatan hainleriyle dolu olan CNN Türk’e, Haber Türk’e ve benzerlerine çıkıyor.
  • Yabancı ülkelerin “derin odaklarından” ve gizli servislerinden aldıkları talimatlar icabı bir an evvel Türk erkeklerini ibneleştirmek için faaliyet gösteren, bu maksatla kendilerine verilen paraların bir kısmını ibneleştirme ve cinsiyet değiştirme faaliyeti kapsamında dağıtan kişilere çıkıyor. Sosyal mecralarda “uygun” gördükleri genç erkeklerle tanışarak “Seni trans yapalım, cinsiyetini değiştir. Bütün masrafları bizden. Şu kadar da para, arkası da gelecek” diyen ahlak ve insanlık düşmanı satanist örgütlere çıkıyor.
  • “Kadın haklarını savundukları” iddiasıyla faaliyet gösteren, yine malum devletlerden, gizli servislerden ve mason tarikatından talimatlar alan, paralar alan, eğitimler alan ve milletin huzurunu bozmaya, aile kurumunu yıkmaya çabalayan suç örgütlerine, sözde STK’lere çıkıyor.
  • Çeşitli insanlık dışı hilelerle, tuzaklarla ellerine düşürdükleri genç kızlara ve kadınlara zorla fuhuş yaptıran hatta bunların bir kısmını başka ülkelere gönderen suç örgütlerine çıkıyor. Küçük kız ve erkek çocuklarını kaçırarak satan ya da zorlayarak fuhuş yaptıran sübyancı çetelerine çıkıyor.
  • Sabahtan akşama kadar Türk ve Müslüman rolü oynayarak bir yandan da devlete, millete, bütün insanlığa zarar verecek faaliyetler, sinsilikler, ihanetler yaptıktan sonra, akşamları ya da geceleri gizlice toplanarak satanist ayinleri yapan, bu ayinlerde hayvanları ve insanları acımasızca parçalayan ve insan kanı da içen ünlü ya da ünsüz çok sayıda kişiye çıkıyor. Aralarında her meslekten, her kurumdan, her faaliyet sahasından kişiler var. Emniyet amirleri, istihbaratçılar, savcılar, hakimler de var.
  • Gerçek sahibi CIA olan o meşhur sosyal mecralarda ve Youtube’da faaliyet gösteren, kendilerini Türk ve Müslüman olarak gösteren ama her gün türlü türlü yollarla nüfuz casusluğu yapan, Türk milletini başka devletlerin, gizli servislerin, terör örgütlerinin, mafyaların ve mason tarikatının menfaatine olacak şekilde kandıran, dolduran, yönlendiren ya da fikirlerini, inançlarını baskı altına alan kişilere, suç teşkilatlarına çıkıyor.
  • Ayta Sözeri diye bilinen kripto ve namussuz herife de çıkıyor. Sadece bu herif konuşturulsa, sadece bu herif soruşturulsa bile işin arkasından fuhuş, fuhşa aracılık ve yer temin etme, zorla fuhuş, dayak-işkence başta olmak üzere türlü türlü insanlık dışı işleri ve ihanetleri organize şekilde yapan, bir an evvel bu milleti daha da acılar içinde, sorunlar içinde, maddi ve manevi felaketler içinde bırakmak isteyen suç ve ihanet örgütlerine çıkıyor. Oradan yine ABD’ye, yine Avrupa ülkelerine yine İsrail’e, yine İngiltere’ye çıkıyor.
  • Anlatmaya devam etsem, yazılı değil, sesli olarak onlarca saatte anlatıp özetleyebileceğim kadar insanlık dışı işler yapan, organize şekilde hareket eden, yurt içi ve yurt dışı kolları olan bir sisteme yani Ankebut Ağı’na çıkıyor.
  • Bu sistem, türlü türlü kara para işlerini, sadece mensuplarını zengin etmek, lüks içinde yaşatmak, bu yolla da her zaman bol bol mensup bulmak, para ile ayakta tutmaya çalıştıkları İsrail’i ve batı ülkelerini desteklemek için yapmıyor. Bu sistem, mümkün olan en kısa sürede bütün insanlığın dini, ruhi, cinsi yönlerden sapıtmasını, yoldan çıkmasını, Şeytan’a uymasını istiyor. Çünkü sistemin temelinde satanistlik var. İnsalığın tamamına düşmanlık var. İblis’e yaranmak, onun gözüne girmek, cinler alemine hizmet etmek var. İblis’in emirlerini yerine getirmek var.
  • İşte böyle şeytani bir sistemin, kendi içinde de farklı gruplar var. O gruplardan biri de Ezber bozan Akademi grubu… O Hakan Tunç bir konuşturulsa, TEM’in kameraları karşısında bildiklerini bir anlatsa, ABD Başkanı bay Biden ve başkan yardımcısı bay Kamala bile o koltuklarında duramazlar. Devletimiz, yapılması zaruri ve öncelikli olan operasyonu şu Hakan Tunç’tan ya da Hakan Yedican’dan başlatarak yapsa, sadece Türkiye’de değil, eş zamanlı olarak dünyanın onlarca ülkesinde de siyasi, adli ve askeri depremler olur. Her yer aylarca, yıllarca sarsılır. Dünya hızla başka bir dünyaya, insanca yaşanabilecek bir dünyaya döner. Meydana çıkan inanılmaz şeytanca işleri duydukça ruh sağlığı bozulan, travma geçiren yüz milyonlarca insan olur.
  • Bir pim var ya elimde, sadece bir pim… İşte o pim bu dünyayı o yöne döndürmeye yeter. Lakin bütün cihan, bütün alemler bir araya gelseler, Mfs’yi yolundan döndüremezler, korkutamazlar, caydıramazlar ve mfs’yi öldüremezler. Yakarsa bu dünyayı sadece Mfs yakar ve yakacak.

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

İblis ABD ile çok uğraşıyor

İblis ABD ile çok uğraşıyor. Mesaisinin çoğunu ABD’ye harcıyor. ABD’de istediklerim olmasın diye adeta çırpınıyor ama gücü yetmiyor. Olacaklara mani olamıyor ve bunu çoktan kabullendi, kahroluyor.

ABD’de ve Rusya’da peş peşe iktidarların değişmesine, ardından bağlantılı başka ülkelerde de iktidarların, güç dengelerinin değişmesine, dünyadaki bütün büyük sermaye sahiplerinin hazır olmaları gerekiyor.

Biden ve Kamala çetesine oynayanlar, Putin ve çetesine oynayanlar, çok büyük kaybedecekler.

Köprüden önceki son çıkışa girilmek üzere. Herkes yolunu kalıcı olarak seçsin, buradan başka yöne dönüş yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi