Etiket arşivi: organ ticareti

Ezber bozan Akademi’den yol nerelere çıkıyor

  • Her türlü kara para işlerinde faaliyette olan gizli Yahudi Suç işleri bakanı Solomon Soysuz’a çıkıyor.
  • Bir mafya anası olan, organ ve insan kaçakçılığına kadar her şeytani işi yapan gizli Yahudi Meral Akşener’e ve İYİ Parti denilen organize suç, terör ve ihanet örgütüne çıkıyor. “Susurluk”a da yol çıkıyor.
  • Çok sayıda millet vekili ile bakana, çok sayıda eski millet vekilleri ile bakanlara çıkıyor. Mason tarikatının çok sayıda mensubuna çıkıyor.
  • Fuhuş başta olmak üzere her türlü kara para ve ayrıca ihanet işlerinde faaliyet gösteren, mason ve gizli Yahudi Adnan Oktar’ın lider gösterildiği, en tepede İsrailli Sanhedrin hahamlarının yönettiği organize suç, terör ve ihanet örgütüne çıkıyor. Kamuoyunda bilinen adıyla “Adnan hoca tarikatı”na ve yine mason tarikatına çıkıyor.
  • Sezen Aksu’dan, Acun Ilıcalı’dan, Şeyma Subaşı’dan, “trans birey” denilen ünlü kişilerden tutun da çok sayıda ünlü oyuncu, sanatçı, müzisyen, manken v.s. kişilere çıkıyor.
  • Mason tarikatına, satanist tarikatlara, misyoner tarikatlarına, ünlü kişilere kanca takıp onların her şeylerini yönlendirmek suretiyle milletin dini, milli, ahlaki değerlerine savaş açmış irili ufaklı tarikatlara çıkıyor.
  • Türkiye’nin, ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in, Avrupa ülkelerinin hatta birkaç koldan da Rusya ile Çin’in gizli servislerine ve Türkiye’deki sözde büyük elçiliklerine çıkıyor. Çok sayıda gizli servisle, onların kontrolündeki terör, fuhuş, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, şantaj, ihanet, casusluk ve cinayet çetelerine çıkıyor.
  • Türkiye’deki sözde “Türk”, özde gizli Yahudi ve gizli Ermeni basın ve medya örgütlerine çıkıyor. Tıka basa çift kimlikli omurgasız vatan hainleriyle dolu olan CNN Türk’e, Haber Türk’e ve benzerlerine çıkıyor.
  • Yabancı ülkelerin “derin odaklarından” ve gizli servislerinden aldıkları talimatlar icabı bir an evvel Türk erkeklerini ibneleştirmek için faaliyet gösteren, bu maksatla kendilerine verilen paraların bir kısmını ibneleştirme ve cinsiyet değiştirme faaliyeti kapsamında dağıtan kişilere çıkıyor. Sosyal mecralarda “uygun” gördükleri genç erkeklerle tanışarak “Seni trans yapalım, cinsiyetini değiştir. Bütün masrafları bizden. Şu kadar da para, arkası da gelecek” diyen ahlak ve insanlık düşmanı satanist örgütlere çıkıyor.
  • “Kadın haklarını savundukları” iddiasıyla faaliyet gösteren, yine malum devletlerden, gizli servislerden ve mason tarikatından talimatlar alan, paralar alan, eğitimler alan ve milletin huzurunu bozmaya, aile kurumunu yıkmaya çabalayan suç örgütlerine, sözde STK’lere çıkıyor.
  • Çeşitli insanlık dışı hilelerle, tuzaklarla ellerine düşürdükleri genç kızlara ve kadınlara zorla fuhuş yaptıran hatta bunların bir kısmını başka ülkelere gönderen suç örgütlerine çıkıyor. Küçük kız ve erkek çocuklarını kaçırarak satan ya da zorlayarak fuhuş yaptıran sübyancı çetelerine çıkıyor.
  • Sabahtan akşama kadar Türk ve Müslüman rolü oynayarak bir yandan da devlete, millete, bütün insanlığa zarar verecek faaliyetler, sinsilikler, ihanetler yaptıktan sonra, akşamları ya da geceleri gizlice toplanarak satanist ayinleri yapan, bu ayinlerde hayvanları ve insanları acımasızca parçalayan ve insan kanı da içen ünlü ya da ünsüz çok sayıda kişiye çıkıyor. Aralarında her meslekten, her kurumdan, her faaliyet sahasından kişiler var. Emniyet amirleri, istihbaratçılar, savcılar, hakimler de var.
  • Gerçek sahibi CIA olan o meşhur sosyal mecralarda ve Youtube’da faaliyet gösteren, kendilerini Türk ve Müslüman olarak gösteren ama her gün türlü türlü yollarla nüfuz casusluğu yapan, Türk milletini başka devletlerin, gizli servislerin, terör örgütlerinin, mafyaların ve mason tarikatının menfaatine olacak şekilde kandıran, dolduran, yönlendiren ya da fikirlerini, inançlarını baskı altına alan kişilere, suç teşkilatlarına çıkıyor.
  • Ayta Sözeri diye bilinen kripto ve namussuz herife de çıkıyor. Sadece bu herif konuşturulsa, sadece bu herif soruşturulsa bile işin arkasından fuhuş, fuhşa aracılık ve yer temin etme, zorla fuhuş, dayak-işkence başta olmak üzere türlü türlü insanlık dışı işleri ve ihanetleri organize şekilde yapan, bir an evvel bu milleti daha da acılar içinde, sorunlar içinde, maddi ve manevi felaketler içinde bırakmak isteyen suç ve ihanet örgütlerine çıkıyor. Oradan yine ABD’ye, yine Avrupa ülkelerine yine İsrail’e, yine İngiltere’ye çıkıyor.
  • Anlatmaya devam etsem, yazılı değil, sesli olarak onlarca saatte anlatıp özetleyebileceğim kadar insanlık dışı işler yapan, organize şekilde hareket eden, yurt içi ve yurt dışı kolları olan bir sisteme yani Ankebut Ağı’na çıkıyor.
  • Bu sistem, türlü türlü kara para işlerini, sadece mensuplarını zengin etmek, lüks içinde yaşatmak, bu yolla da her zaman bol bol mensup bulmak, para ile ayakta tutmaya çalıştıkları İsrail’i ve batı ülkelerini desteklemek için yapmıyor. Bu sistem, mümkün olan en kısa sürede bütün insanlığın dini, ruhi, cinsi yönlerden sapıtmasını, yoldan çıkmasını, Şeytan’a uymasını istiyor. Çünkü sistemin temelinde satanistlik var. İnsalığın tamamına düşmanlık var. İblis’e yaranmak, onun gözüne girmek, cinler alemine hizmet etmek var. İblis’in emirlerini yerine getirmek var.
  • İşte böyle şeytani bir sistemin, kendi içinde de farklı gruplar var. O gruplardan biri de Ezber bozan Akademi grubu… O Hakan Tunç bir konuşturulsa, TEM’in kameraları karşısında bildiklerini bir anlatsa, ABD Başkanı bay Biden ve başkan yardımcısı bay Kamala bile o koltuklarında duramazlar. Devletimiz, yapılması zaruri ve öncelikli olan operasyonu şu Hakan Tunç’tan ya da Hakan Yedican’dan başlatarak yapsa, sadece Türkiye’de değil, eş zamanlı olarak dünyanın onlarca ülkesinde de siyasi, adli ve askeri depremler olur. Her yer aylarca, yıllarca sarsılır. Dünya hızla başka bir dünyaya, insanca yaşanabilecek bir dünyaya döner. Meydana çıkan inanılmaz şeytanca işleri duydukça ruh sağlığı bozulan, travma geçiren yüz milyonlarca insan olur.
  • Bir pim var ya elimde, sadece bir pim… İşte o pim bu dünyayı o yöne döndürmeye yeter. Lakin bütün cihan, bütün alemler bir araya gelseler, Mfs’yi yolundan döndüremezler, korkutamazlar, caydıramazlar ve mfs’yi öldüremezler. Yakarsa bu dünyayı sadece Mfs yakar ve yakacak.

Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

İngiltere Boşbakanlığındaki boş adamlar istifa ettiler

Bu konuda malum basın ve medyada söylenenlere ve yazılanlara çok kapılmayın. Bunlar, Johnson korona kısıtlamalarına uymadı diye istifa edecek adamlar değiller.  Umurlarında bile olmaz. Her gün kaç bin kişinin kanına girdiklerini umursamıyorlar, onu mu umursayacaklar. 

Krizin gerçekte bir değil, birçok sebebi var. Temel sebeplerden biri yeşillerle grilerin kendi aralarındaki çatışmaları. Diğeri, yaptığım müdahalelerden sonra korona oyunlarının ifşa olması, vahim suçlarının göz önüne çıkması, aralarında korkunun ve telaşın hakim olması, bu konulardan ötürü yargılanma ihtimallerinin bulunması ve korona oyunlarında geri adımlar atıp atmamakta karar verirken birbirlerine iyice düşmeleri… Ayrıca dünya siyasetinde sebep olduğum denge değişikliklerine ayak uyduramamaları, işe yarar karşılıklar verememeleri, hızıma yetişememeleri de aralarındaki çatışmaları artırdı. Mason tarikatına vurduğum darbeler neticesinde yaşadıkları sorunlar da var. Daha başka başka sebepleri de var ama başta ifade ettiğim gibi, şu anlarda en büyük sorunları gri-yeşil çatışması. 

Gri-yeşil çatışması başka ülkelerde de ve dünyanın genelini alakadar eden başka meselelerde de zahir olacak. Dün gece bu saatlerde metafizik bir toplantı yaptım ve dünyanın dört bir yanındaki taraflara aynı anlarda seslendim. Bundan sonra yapacağım, sebep olacağım pek çok şeyi en açık şekliyle ifade ettim. “Bu yanlış gidişten şimdi bari dönün, bazılarınız için hala şans var. Bazılarınız ise hiç değilse daha az acıyla, krizle çökersiniz” dedim. Uzaylı taraflara da hitap ettim ve “Gezegenimize, tabiatımıza, dünya insanlığına yaptığınız sinsi saldırılara son verin. Bakın, herkese her zaman yaptığım gibi baştan size de aynını yapıyorum ve açıkça ikaz ediyorum. Eğer bu saldırılara devam ederseniz, çok yakın gelecekte, dünya insanlığını mahvetmek isterken kendi feci sonunuzu hazırlayacaksınız. Buna da ben sebep olacağım. Çok çok feci hallerde ve topluca öleceksiniz.” dedim ve sonra birçok tarafa, türlü türlü meselelerde ikazlar, nasihatlar ettim. Bir ara “Avrupa ve ABD için başka bir şans yok. Artık onlar için geri dönüş yok. Ben onlara fırsat verip uzun uzun tahammül ettiğimde, onlar benimle ortak paydada buluşuyormuş numaraları yaparak vakit kazandıklarını ve tuttukları yanlış yolda devam edebileceklerini düşündüler. Şimdi ise bu tansiyon düşsün, bu fırtına dursun diye yalvaracak hallerdeler. Ama onlar bu sonu kendileri tercih ettiler. Artık onlarla ortak noktada buluşabilmemiz mümkün değil. Aralarında az da olsa medeni insan toplulukları var, onları ayırıyoruz ama kalan yığınlara yapabilecek bir şey yok. Hak ettikleri sonu görecekler. Oysa biz kimsenin dinine, diline, kültürüne, adetlerine, toprağına, malına, canına, evladına karışmayacaktık. Bütün insanlık için faydalı olacak bir sistem kurarken, onları da dahil edecektik. Onlar kendilerini de insanlığı da dert etmediler. Onlar kibirli hallerinden vazgeçmediler. Hala sömürmek, hala kan dökmek, hala terör yaymak, hala organları için her gün binlerce insanın canına kıymak onların tercihleri oldu. Lakin, yanlış tercih yaptılar, o yolları iyice kapattım ve her geçen gün daha da perişan olacaklar. Kazdıkları kuyulara düştüler. Artık o kuyudan çıkmaları mümkün değil. Her yeni gün, onlarda yeni yeni mali, siyasi, askeri, toplumsal krizler yaşanacak” dedim. 

Bunlar bile iyi günleri… Evet, son derece inanarak ve çok yaklaşmış olarak tekrar ediyorum: 

– Hala dünyayı sömürmek, dünya insanlığının çoğunu türlü oyunlarla katletmek, dünyanın çok sayıda ülkesinden kan dökmek, fitne çıkartmak isteyen o Avrupayı da ABD’yi de durduracağım, önlerine set olacağım ve onları hak ettikleri üzere cezalandıracağım. Hala sermayelerini, şirketlerini, ailelerini ve kendi canlarını oralarda tutmak isteyenler, kendileri bilirler. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

“Şehit Uzman Çavuş Abdurrahman Topuksuz” isimli operasyonumuzu başlatıyoruz.

Şu kritik anda, İran ile Türkiye arasındaki kara para trafiğini iyice kesmek maksadıyla, iki ülke arasındaki gizli tünelleri ve bu tünelleri kullanan bütün kara paracı insanları imha edeceğiz. Söz konusu kara paracıların arasında, çok sayıda resmi kimlikli kara paracı olmasına da takılmayacak, onları da imha edeceğiz.

Resmi kanallardan engellenirsek, gayr-i resmi operasyonlar yapmaktan hiç çekinmeyeceğiz. Resmi ya da gayr-i resmi operasyonların Türkiye ve dünya basınında, medyasında ve sosyal medya platformlarında yer bulması için de elimizdeki bütün imkanları seferber edeceğiz.

İran ile Türkiye arasında, doğalgaz nakli için yapıldığı iddia edilen, kısaca “Doğu Hattı – ITE” da denilen, yapılması sırasında ve yapıldıktan sonrasında hakkında türlü şüpheler bulunan o hattın her milimetresini de kontrol edeceğiz.

Diz çökmesine ramak kalmış olan Avrupanın, Türkiye’yi bir kara para üssü ve ayrıca nakil yolu olarak kullanmasına artık mani olacağız.

Tekrar ediyorum, Türkiye değil, bütün dünya karışacak olsa da sahadaki bütün vatanseverler seferber olacaklar. Sonuna kadar gideceğiz. Her gün, her dakika operasyon istiyorum.

ITE: İran – Türkiye – Avrupa Doğalgaz Boru Hattı Projesi

Bazı doğalgaz boru hatları kara para işlerinde mi kullanılıyor

Bulgaristan sınırında Malkoçlar’dan Türkiye’ye giren, Hamitabat, Ambarlı, İstanbul, İzmit, Bursa, Eskişehir güzergâhını takip ederek Ankara’ya ulaşan Rusya-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı, kısaca Batı Hattı, kara para işlerinde mi kullanılıyor?

Yaklaşık on yıldır doğal gaz naklinde kullanılmayan Batı Hattı, kara para işlerinde mi kullanılıyor?

İran – Türkiye – Avrupa Doğalgaz Boru Hattı (Doğu Hattı) ile söz konusu Batı Hattı kullanılarak yer altındaki borulardan/tünellerden Türkiye’ye, Türkiye’den Avrupaya çok sayıda/miktarda insan, uyuşturucu, organ, nükleer madde, silah, mühimmat vb. şeyler kaçırılıyor mu? Bu şekilde, bu insanlık dışı kaçakçılık işi Avrupa tarafına doğru sorunsuzca çalışıyor mu? Türk milleti, Avrupa milletleri ve bütün dünya insanlığı, satanistlerin, masonların, yahudilerin kontrolüne girmiş devletlerin arasında dönen kara para işleri hususunda ayakta uyutuluyor mu?

Kendilerini dünyaya çağdaş/medeni devletler olarak gösteren ve her gün, her dakika bize örnek olarak dayatılan Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, bu sistemle elde edilen kara paralarla ayakta duruyor mu? Hatta İsrail bile bu kara paralarla varlıkta tutuluyor mu? Dünya üzerinde insani, vicdani, İslami gelişmelerin olmasının önüne batı dünyası bu kara paralar sayesinde geçiyor mu?

İran’da, Türkiye’de, Avrupa ülkelerinde ve dünyanın diğer ülkelerinde, bu kara para hattını bilen ve kullanan kaç çete, mafya, terör örgütü var? Bu çetelerle birlikte çalışan kaç kamu görevlisi, siyasetçi, bürokrat, büyükelçi, konsolos ve ayrıca özel sektör patronu var?

Türkiye’nin adli makamlarına muhtıra vermeye kalkan batılı on büyükelçi arasından kaçı bu sistemin bir parçası? Ceza evinden çıkartmaya uğraştıkları Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala, bu sistemin tam olarak neresinde?

Türkiye’de ve dünyada terör, kara paracı devletler nedeniyle mi bitmiyor?

İdari/siyasi yetkililere bir şey sorduğumuz yok. Tıka basa gizli yahudi, gizli ermeni ve mason dolu TBMM’den de bir fayda beklemiyoruz ama adli yetkilileri derhal soruşturma başlatmaya çağırıyoruz. Zaten bitmiş tükenmiş bir AKPKK ve Ankebut Ağı var. Çok çok yakında bunlar sıra sıra iplerde sallanırken, şu anda vazifesini yapmayan adli yetkililerin sallanacaklarını garanti ediyoruz. Hatta vazifesini yapmayan Avrupalı adli yetkililerin de yakın gelecekte milletler arası mahkemelerde yargılanacaklarını ve idam cezaları alacaklarını garanti ediyoruz.

Türkiye’den geçen bazı petrol boru hatlarının bazı kısımlarında, boruların altında ya da yanında tüneller de var mı?

Bu tünellere bağlanan çok büyük yer altı odaları var mı?

Bunlar, teröristler, mafyalar ve gizli servisler tarafından, insan (bebek, çocuk, genç kız ve kadın ve yetişkin erkek) ve organ kaçakçılığı dahil olmak üzere her türlü kaçakçılık işlerinde kullanılıyor mu?

Mehmet Fahri Sertkaya

Emin Öner davası… Büyük patlama öncesi, son rest.

Bu konuda da çok ikazlar yaptım. Şu ana kadar dinlemediler. Bu sefer de inatlaşırlarsa, restleşirlerse çok büyük bir patlamaya sebep olacak. Benden söylemesi.

Dosyaya bakan savcı… Sadece bu savcıdan bir tutsak, yol her yere çıkıyor.

Bu şahıs da savcının akrabası…
Bütün sistemleri/tarikatları gün gibi, güneş gibi meydana çıktı. Bu ülkede iki asırdır, Türk ve müslüman rolü oynayarak nasıl şeytanlıklar yaptıklarını ve hala yapmakta olduklarını artık Türkiye’de duymayan kalmadı gibi… Bunları toplayıp almaya, bir öfke patlaması kadar vakit kaldı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Rusya’da son dönemde çok yüksek sayıda uçak kazası yaşanıyor

Bunların çoğunu biz düşürdük. İnsanlık dışı kara para işlerinde kullanılıyorlardı. İçlerindeki mürettebat da hep bilinçli olarak bu işte çalışan insan şeytanlarıydı. Son düşen uçağı da biz düşürdük.

Her gün dünyanın dört bir yanında uçak, gemi, denizaltı, kara aracı kazaları yaşanmasına vesile oluyoruz. Ayrıca kara para işlerinde kullanılan çok sayıda meskende ya da vasıtada yangınlar çıkmasına ve patlamalar olmasına ya da meskenlerin görünür sebep olmadan çökmesine neden oluyoruz. Böyle binalardan biri Amerika’daydı ve yıkmamızdan sonra dünyada konuşuldu ama sonra kasten üstü kapatıldı.

Bebek, çocuk, genç kız ve kadın kaçıran… Bunların ticaretini yapan… Bunları satanist ayinlere, organ mafyalarına, fuhuş mafyalarına kurban eden her kesi ve her şeyi çarpacağız. Ben bunu tekrarla ilan etmiştim ama inatla devam etmek isteyenlerin daha çok kaza(!) yaşayacakları ve hep bunların üstünü kapatmak isteyeceklerini göreceksiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

Sedat Peker’in devasa bir zenginliği var. Bu zenginliğin kaynağı hep kara para işleri…

Bunları yavaş yavaş anlatırım ya da belki de toptan bir operasyon olur ve yargılama safahatında anlatılır, konuşulur. Lakin şimdiden anlatılması gereken büyük bir kısmı var.

U.S. Polo firması, Türkiye’de Aydınlı Grup ile çalışıyor. Aydınlı Grup başka markaların Türkiye’deki iş ortaklığını da yapıyor. Aydınlı Grup, yurt içindeki ve dışındaki mağazalarına ve depolarına araçlarla sevkiyat yaparken yüksek miktarda uyuşturucu da taşıyor. Bu grubun Türkiye’deki araçları ve mekanları organize şekilde uyuşturucu işinde kullanılıyor.

Sedat’ın en çok ve düzenli olarak para kazandığı yerlerden biri de bu U.S. Polo ya da daha doğru ifadeyle Aydınlı Grup… Sedat bu sistemin içinde, bu sisteme çalışıyor, destek veriyor. Adamlar buluyor/ayarlıyor, teslim alacak araçları ayarlıyor, mekanlar belirliyor, lüzumu halinde hukuk dışı şekilde silahlı adamlarla koruma sağlıyor. Kendi çetesi de uyuşturucuyu alıp satarken bu sistemi bir tedarikçi olarak muhatap alıyor.

Bir tripod ve bir kamera ile Türkiye’yi ve hatta dünyayı değiştirebileceğini zan eden burnu havada bu ahmak herif, bütün sahayı hepten boş mu zan ediyor, herkesi toptan ahmak mı zan ediyor, neye nasıl bakıyor da bu kadar temelsiz şekilde işler yapmaya kalkıyor, benim onu anlamak isterken devrelerim yanacak gibi oluyor. Sonunda “Bırak şu kırığı, sıfatına vurmamış mı aklındaki ve ahlakındaki/karakterindeki devasa sorunlar. Konuşmalarından, tavırlarından anlaşılmıyor mu devreleri çoktan yaktığı. Beyninin gri noktalarla dolduğu. Neyi tartıp anlamaya çalışıyorsun.” diyorum ve pes ediyorum.

Ve bakıyorum da bunun karşısında olanlar bunu iki günde nasıl bitiremiyorlar, anlayamıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir şey soracağım ama hemen paniklemeyin

Bir şey soracağım ama hemen paniklemeyin

Hedef alınan bir kişi, binlerce km uzaktan gönderilen metafizik sinyaller sayesinde yakılarak öldürülebilir mi?

Tarihten beri bir anda, sebepsiz yere kendi kendine yanan insanlar var ya, onlar hep metafizikle mi yakıldılar?

Bu, bizim bu güne kadar hiç denemediğimiz bir şey ve şu andan itibaren deneyeceğiz. Gerçek manada alev alanlar olacak mı bilmiyoruz ama derisi/vücudu kıpkırmızı olup da ateşi tavan yapıp ölecek çok sayıda kişiler olacağından eminiz. Gerçekten alev alanlar da olursa, saklamayın, haber olsunlar da iyice sevinelim.

Bizim, hangi dinden, hangi ırktan olursa olsunlar masumlara, sivillere zarar vermediğimizi, vermeyeceğimizi herkes bilir. Onlar paniklemesinler.

Böyle tehlikelere düşmek istemeyenler en azından insan kaçakçılığı, bebek kaçırma, genç kız ve kadın kaçırma ve organ işlerini bıraksınlar.

Yani bu ne demek? Bundan sonra Havana sendromundan sonra, Hiroşima sendromunu da mı duyup duracağız?

Çok tuhaf bir yer bu dünya…

Bazen insan şeytanlarının, organ işi yapanların, insan kaçakçılığı yapanların, sübyancılık yapanların, zorla fuhuş yaptıranların, ayinlerde insan kurban edenlerin yanmaları için cehenneme geçmeleri gerekmiyor. Daha bu tarafta cehennem ateşinde gibi yanabiliyorlar.

“Uzmanlar bütün kemikleri de kül edecek ısının 2500 derecenin üzerinde olması gerektiğini söylüyor. Kendi kendine yanma vakalarında vücutta herhangi bir alkolün, yağın parlaması ve yanması ile ortaya çıkacak bir sıcaklık değil.”

Yani parapsikologlar bile demişler ki şeytanlaşmış insanlar olmayı, muzır varlıklar olmayı, dünyayı fesada vermeyi, insanlara akıl almaz şeyler yapmayı bırakın, yoksa daha bu dünyada cehenneme girmiş gibi olursunuz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Üzerinde az çalışılmış ve hep art niyetle çalışılmış

Yani o şiddette bir deprem İstanbul’u ve çevresini yıkacak ve tsunamiye sebep olacak da Bursa sağlam mı kalacak? Hanginiz çalışıyor bu planları, söylesin, kızmayacağım?

Kafanızı şu kara para bataklığından çıkartın ve alacaksanız doğru düzgün tedbirler alın. Milletin aklıyla dalga geçmeyin. Hiç tarihe de bakmadınız? Büyük depremlere de mi bakmadınız?

Sahra hastahanelerinde çalınan organları nerelere ve nasıl göndereceğinize yorduğunuz kadar, doğru düzgün tedbir almak için kafa yormuyorsunuz.

Beklediğim o depremler olursa siz o kara para işlerini yapamayacaksınız.

Üzerinde az çalışılmış ve hep art niyetle çalışılmış

Gizli Yahudi ve kara paracı Albay Metin Günal burada ne demek istiyor?

Depremin hemen sonrasında İstanbul’a girişler, yardım gelmesin diye mi kapatılıyor? O kadar büyük bir depremde bırakılsın da Türkiye’nin her yerinden İstanbul’a yardıma koşacaklar koşsunlar. Daha ne isteniyor? Bedeniyle yardım etmeye gelecek olanlar gelsinler, elinde ne var ne yok kapıp getirmek isteyenler de gelsinler.

Çok büyük bir insan gücüne ihtiyaç duyulmayacak mı? İlk 72 saat içinde sağ kurtarılabilecek çok yüksek sayıda depremzede enkaz altında kalmış olacak. Milyonlarca bina var, devlet gücü hangisine yardıma koşacak?

Çıkışlar, şehirde kaos olsun, herkes kara para mafyalarının eline düşsün diye mi kapatılıyor? Vatandaşlarımız kendi imkanlarıyla kenardan kenardan çıksalar ne olur? Devletin ulaştıracağı yardımlar ve kurtarma ekipleri de deniz yoluyla İstanbul’a gelsinler. Yüz binlerce İnsan deniz ve hava yoluyla götürülebiliyor da resmi kurumlara bağlı yardım ekipleri getirilemiyor mu? Hem insanlar İstanbul dışına çıkmak istemese de yollar bozulmuş, köprüler yıkılmış olabilir. Resmi yardımlar için de geçiş sağlanamayabilir. Bırakılsın insanlar çıksınlar ya da girsinler, böylesi daha mantıklı değil mi… Yok yok, “Bu hususta da TC vatandaşlarına giriş çıkış yasak olsun, turistlere ve organ mafyalarına ve insan kaçakçılarına serbest olsun. Zaten tutturduk bir ayar gidiyoruz. Basın ve medyada bizimle…” deniyorsa, o başka… O halde ortam daha da gerilir.

Zaten herkes “Ne oluyor arkadaş, biz aptal mıyız? Bunlar nasıl kararlar. Bir bize yasak. Bir biz ikinci sınıfız. Bu kararların, bu yasakların arkasında bir gram mantık, hukuk ve iyi niyet var mı? Devleti kimler yönetiyor böyle.” demeye başladı çoktan…

Madem o kadar gemi ve uçak ve helikopter de kullanılacak, bırakılsın da isteyenler de kara yolu ile sakin sakin kendileri çıksınlar. Ulaşabilecekleri civar illere ulaşsınlar. Oraların ahalisi de üzerlerine düşen insanlığı yapsınlar. Sanki deprem olunca milyonlarca resmi araç mı gelecek gidecek İstanbul’a? Devletin gücü belli. Böyle bir büyük deprem karşısında devlet gücünün aciz kalacağı belli. Çünkü hiçbir gerçek hazırlık yapılmadı, gerçek tedbir alınmadı. Hala da böyle art niyetli kararlar alınıyor. Öyle ise, bu nasıl bir bakış açısı ve bunlar nasıl kararlar? Koca millet bu kadarına da tepkisiz mi kalacak?

Kaç şiddetinde deprem olursa, kaç bina yıkılırsa, ne kadar vahim bir manzara oluşursa bu kararlar alınacak, bunlara kim, neye göre karar verdi? Türkiye’yi kimler yönetiyor, neler dönüyor?

500 sene sonra tarih tekerrür edecek ve yine müslüman Türkler kazanacak.

Depremde tahliye ediliyorlarmış görüntüsüyle kaçırılacak çok yüksek sayıda kişi aslında bir şekilde Suriye, Irak ve İran’daki gizli mekanlara, oralardaki insan mezbahalarına gönderilecek. Bunlar hemen öldürülmeyip ihtiyaç duyuldukça organları için öldürülecekler. Ayrıca bir şekilde Yunan adalarına, Afrika ülkelerine ve hatta Hindistan’a kaçırılanlar olacak.

Herkes organları için kaçırılmayacak. Bazı kişiler fuhuş mafyalarına, bazıları sübyancılık mafyalarına kaçırılacak. Bazı kişiler ise dünyanın dört bir yanında Yahudiler tarafından Şeytan’a kurban edilecekler. Yani ihtiyaç duyuldukça ayinlerde kurban edilmek için topluca kaçırılmış olacaklar.

Özelikle Marmara denizine sınır bütün tersaneler ve limanlar, depremin hemen ardından kontrol altında tutulmalıdır. Bu insan şeytanlarına bırakılmamalıdır. Bayıltılıp konteynerlere konularak büyük gemilerle yurt dışına kaçırılanlar da olacaktır.

————————-

500 sene sonra tarih tekerrür edecek ve yine müslüman Türkler kazanacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Herkes tehlikede. Büyük İstanbul depreminden büyük çapta kara para işi yapılacak

1-)

Ekrem İmamoğlu’nun ısrarla tam kapanma talep etmesini, tam kapanma kararı alınınca çok sevinmesini, sorgulamayacak mısınız?

Ayrıca, yaşanacak olana tam kapanma denebilir mi? Hala bazı sektörlerin mensupları faaliyetlerine devam edecekler, hala alış veriş devam edecek, hala çok sayıda kişi dışarı çıkıp evine girecek. Hala bakkallara gidilip gelinecek. Bu, gerçek bir tam kapanma olmayacak ve o halde ne işe yarayacak?

En akıl almazı da hala turistler istedikleri gibi gezebilecek. Türk, kendi yurdunda esir edilecek, başka milletler onun memleketinde istediği gibi gezinecek.

Böyle bir sözde tam kapanma kimlere hangi işlerini halletme imkanı verecek?

2-)Rusya, Baltık ülkelerinin temsilcilerini tehdit etmeyi bırakmalı. Bu, beni her geçen gün daha çok geriyor.

3-)

Kurban olmayın

Hepiniz hedefsiniz

Canınız, aileniz, evlatlarınız, değerli eşyalarınız, yastık altındaki paralarınız, organlarınız, namusunuz hedef…

Deprem olursa o gemilerle İstanbullular tahliye edilemez, ancak bir kısmı kaçırılır ve öyle yapılacak.

İstanbul’u da yıkacak iki farklı deprem beklediğimi, bu güne kadar çok kere ikaz yayınları yapıp uzmanlardan devlet yetkililerine kadar çok farklı kişileri ve kesimleri zorlaya zorlaya harekete geçirdiğimi bütün dünya biliyor.

Bunların, depremleri, can kayıplarını, maddi kayıpları, yaşanacak acıları hiç önemsemediğini ve aslında kara para peşinde olacaklarını, tedbir/hazırlık yapıyorlar görünürken bile art niyetli olacaklarını aylardır da defalarca yazmıştım.

Şimdilerde o depremlerin daha yakın olduğuna inanıyorlar ve Ankebut Ağına bağlı pek çok devletle, bunların gizli servisleri ve bunların içindeki mafyalarla da organize şekilde devasa ve insanlı dışı bir kara para planı yapıyorlar.

4-)

En açık şekliyle yazıyorum:

  • O gemilere asla binmeyin
  • Başka şehirlere nakil için kullanılacak araçlara, otobüslere, trenlere, uçaklara, helikopterlere ve hatta ne olduğu belirsiz özel araçlara asla binmeyin
  • Hayatta kalan herkes, hayatta kalan aile fertleriyle ve komşularıyla hemen kenetlenmeli. Hemen birbirinizin yaşadığını gösterir fotoğraflar ve kısa videolar çekin. Daha sonra bir karışılıklık olur da aranızdan bazıları bulunamaz olursa, bu kayıtları resmi makamlara gösterin.
  • 99 depreminden sağ kurtulan çok sayıda kişi organ, fuhuş, sübyancılık mafyalarına kurban oldular. Bu dünyanın dört bir yanında son on yıllarda hep böyle oldu. En son Haiti depreminde on binlerce kişinin söz konusu devletler tarafından kaçırıldığı somut delillerle ispat edildi. En yetkili kişiler bile bunu itirafa mecbur kaldılar ama mevzuyu yine de kapattılar. Bunların yayınlarını internette bile bulabilirsiniz.

5-)

  • Etrafta size el uzatan resmi kimliklilerin ve onların talimatıyla hareket eden kolluk kuvvetlerinin resimlerini, huzursuzluğa sebep olmadan ve onların çalışmalarına mani olmadan fırsat buldukça çekin.
  • İstanbul’u terk etmek gerekip gerekmediğine bir oldu bitti ile, kısa sürede karar vermeyin. Öncelikle toplanma sahalarına gidin, güvenilir bilgiler elde edin, resmi kimliklerin size söylediklerini hemen kesin doğrular olarak kabul etmeyin ve buna sonra kendiniz karar verin. Gerekiyorsa etrafınızdaki insanlarla birlikte organize olarak kendiniz İstanbul’u terk edin. Gerekiyorsa topluca yürüyerek terk edin.
  • Her şeye rağmen bir kontrolsüzlük olur da o gemilere, trenlere, otobüslere binerseniz, size ikram edilen hiçbir şeyi yemeyin, içmeyin.

6-)

Mesela şu videodaki Metin Günal ve ona bağlı ve onunla alakalı kime denk gelirseniz, sakın itaat etmeyin. Kara para işlerinin ve ihanetlerin içindeki bir gizli Yahudidir. AKPKK’nin de CHPKK’nin de içi bunlarla, gizli Yahudilerle, gizli Ermenilerle, masonlarla dolu. Bakmayın ekranlarda atıştıklarına, bir gizli Ermeni olan Ekrem İmamoğlu bile aynı yere çalışıyor. Devlet kurumlarının hepsinde bunlardan var. Orduda, jandarma teşkilatında ve emniyet teşkilatında da bunlardan var ve çok büyük ve organize planlar kurdular. Beklenen depremler yaşanırsa hepsi de ne yapmaları gerektiğine dair talimatları çoktan aldılar. Tam kapanma istenmesinin bir sebebi de bu ve en çok isteyenlerden bir de Ekrem İmamoğlu oldu.

7-)

  • Nereden nasıl geldiği belli olmayan minibüsler, transporterlar bile bir anda dolaştırılacak. Bunların sahipleri sağ kurtulmuş da insanlık vazifelerini yapıyorlarmış gibi görünecekler. Lakin etrafta tek başına ağlayan kız ve erkek çocuklarını kaçırmak telaşında olacaklar. Alıp alıp götürecekler. Bunların hepsi planlandı.

Bu yazıyı Ekrem İmamoğlu’na, Metin Günal’a ve alakalı diğer kişilere götürüp “Bu yazının yazarı olan mfs ile karşı karşıya gelmek, bu hususları tartışmak, kendini savunma hakkını kullanmak ister misin?” diyebilirsiniz.

😎

Tayyip’in son ve devasa bir vurgunla oyundan çıkmak isteyeceğini aylar önce açıkça yazmıştım. Türkiye’deki bankalarda paranızı tutmamanız gerektiğini de söylemiştim.

Öyle şartlar içindeyiz ki milletçe “Sivil itaatsizlik” kararı alıp almayacağımızı, bir istiklal harbi başlatıp başlatmayacağımızı hemen konuşmamız gerekiyor. Zira devletimiz düşmanlarımız tarafından ele geçirilmiş vaziyette…

Kurumlarımız içinden, toplumumuz içinden gizli Ermenileri, gizli Yahudileri ve masonları hemen ve tamamen temizlememiz gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok yakın geleceği öngörebiliyorum

Ben buradayım. Bu işin sonunu siz de göreceksiniz, bütün dünya insanlığı da görecek, derileri yeşil olanlar da gri olanlar da diğer renklerde olanlar da görecek.

Ben de mfs isem “Dur, dur, yeter” diye topluca yalvardığınız yere kadar giderim orada da gözünüzün yaşına bakmaz hepinizi ezer geçerim.

Haydi bakalım, işte saha…

Türkiye’de, Suriye’de ve Irak’ta tek bir Amerikan üssü kalmayacak ve tek bir Amerikan askeri dahi bulunamayacak.

İnanamıyor musunuz? Çok yakın geleceği öngörebiliyorum. İzleyin, bakın neler olacak. Pek çok Amerikan askeri ve subayı başka devletlerin imkanlarına sığınarak Amerika’ya gönderilecek. Amerika o kadar aciz, çaresiz, sefil hale düşecek.

Lakin yüksek sayıda Amerikan askeri ve subayı da soykırım, katliam, insan ticareti, organ ticareti, sübyancılık, işkence, terör ve savaş suçları kapsamında yargılanıp idam edilecek.

Sadece Irak, Suriye ve Afganistan’da Amerikalıların yaptığı soykırım ve katliam suçları bile zaten dünyanın çok iyi bildiği ve inanmak bile istemediği acı bir gerçek ve çok yakında bunlar milletler arası mahkemelerin yargılama konuları olacak.

O zaman görülecek soykırım yapan, katliam yapan kim…

Biden veya başka biri diye ayırt etmiyoruz. Bunların iç gruplaşmaları, her bir tarafın ayrı telden çalması yeterince canımızı sıktı. Bundan sonra muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri’dir. Türkiye, Türkiye’deki gerçek iktidar bundan sonra Çin’den bile önce ABD’nin yok oluşunu sağlayacak bir siyaset izleyecektir.

Üflesek yıkılacak hale gelmiş bir ABD var. Zaten yeşiller de hatta bir grup griler de bunu, ABD’nin parçalanıp yıkılmasını istiyorlar. Biz bunun en kısa zamanda gerçekleşmesini sağlayacağız. Lakin… Bunu yeşillerin ve grilerin menfaatine olacak şekilde sağlamayacağız. Dünya, siyaseti, stratejiyi, mücadele azmini, harp taktiklerini, kahramanlığı tarihte çok zaman Türklerden öğrendi ve şu zamanda da öğreniyor, öğrenecek.

Tarih de göstermiştir ki Türkler için her zaman dahiyane çıkışlar, vuruşlar yapmak, herkesi şaşırtmak imkanı vardır.