Etiket arşivi: Sedat Peker

İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır

Güney Azerbaycan’ın Türkiye’ye değil de tamamen Londra’nın kontrolünde olan Azerbaycan’a/Aliyev’e bağlanması için mücadele veren hiçbir tarafı ve kişiyi, dost unsur olarak görmüyorum ve görmeyeceğim. Hatta söz konusu tarafları, öncelikli olarak imha edilmesi ya da tamamen diz çöktürülmesi, tesirsiz hale getirilmesi gereken taraflar olarak göreceğim.

Güney Azerbaycan doğrudan Türkiye’ye bağlanacak. Sonra, günümüzde İran denilmekte olan o kadim Türk topraklarının tamamını da Türkiye’ye bağlayan hamlelerimiz devam edecek. Bunları yapmamıza Londra merkezli dünya düzeninin aktörleri mani olamayacaklar.

Onlar, Aralık ayı boyunca krizlerden krizlere girecekler ve yeni yıla da devasa krizlerle girecekler. Devamındaki aylarda da kendi iç dertlerini/meselelerini bile çözemez hallerde olacaklar. Daha önce de açıkça yazdığım gibi, zaman bizim lehimize, onların aleyhine işlemeye devam ediyor.

Ordumuzun Suriye’ye askeri operasyon yapmasını, terör ve kara/kanlı para işlerinin artırılmasını hedefleyen Ankebut Ağını, merkezde de Londra’yı, yine yendik. Suriye’ye o kapsamlı askeri operasyonu yaptırmadık, yaptırmayacağız. Kara paraları iyice kesilince adeta aort damarları düğümlenmiş gibi can çekişen, acıyla debelenen batılı ve doğulu ülkeleri keyifle izleyeceğiz. İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır. TSK içindeki NATO’cu ve Londra merkezli sistemin mensubu herkesi, istisnasız herkesi imha etmeye başlayacağız. Gerektiğinde tetik düşürerek, gerektiğinde ileri seviyede su-i kast teknikleri kullanarak, gerektiğinde metafizikle çarparak, o hainler güruhunu yok edeceğiz. Onların yerlerine biyonik robotlarla geçilmesine de izin vermeyeceğim, şu anda kadar biyonik robotlarla yerine geçilmiş kişileri de oyundan düşüreceğim.

Baştan söylediğim gibi, Londra’nın çok istediği Türkiye-Yunanistan krizi de iyice tempo yitirdi. Şu günlerde yeniden bu suni ve danışıklı krizde tarafların tempo yükseltmesine de izin vermeyeceğiz.

Şu sözde mülteciler işi de iyice uzadı ve daraldım. Hususiyle Türkiye içindeki taraflardan bu konuda karşımda duran herkese hızla yıkıcı darbeler vurmaya başlayacağım. İstanbul’un karşısında durabileceğini zan eden Putin’in/Rusya’nın bile dünyaya rezil olduğu ve kahkahalarla gülündüğü şu günlerde, bakalım Türkiye içindeki söz konusu tarafların hallerine nasıl kahkahalarla gülünecek. Aslında ortada şaşırtıcı bir şey yok. Karşımda her seferinde namertlik yapan, düşmanlık yapan ve son süreçte haddini iyice aşan Putin’in ve çetesinin başına daha da fazla şeyler gelecek. Rusya halkının tamamını düşman görmüyorum ama defalarca ikaz ettiğim ve süre tanıdığım halde, gerekli duruşa sahip olmadılar ve mücadeleyi vermediler. Benim, insanlığın ve Rus halkının kurtuluşu için Rusya’yı parçalamaktan başka çarem de kalmadı. Bu, Rusların tercihi oldu, benim değil…

Hala boğazlar konusunda benimle açıkça restleşebileceğini düşünen taraflar kaldıysa… Putin gibi Türkiye’de terör eylemleri ve suni afetler yapabileceğini düşünenler kaldıysa… Onları da Putin gibi açıkça tavrını sergilemeye devam ediyorum. Onları da Putin’le aynı hale düşürmek benim için büyük bir vazife ve zevk olacak. Bu ülkede ve bölgede, bundan sonra da ben ne diyorsam, sadece o olacak.

Şu vakit oldu da hala Sedat Peker’in yayınlar yapamıyor oluşu da beni çok geriyor. Bu hususta da söylenmesi gerekenleri baştan yazmıştım. Tekrar edecek değilim. Bu konuda verdiğim mühletin bittiğini ve bu konuda da şu andan itibaren çatışma kısmına geçtiğimizi açıkça ilan etmiş bulunuyorum. Diğer kısımlarını, neler olacağını, zaten ilgili bütün taraflar biliyorlar.

Esed güçleri hariç, Suriye sınırları içindeki bütün yabancı unsurların (Rusya ve İran unsurları da dahil) Suriye sınırlarından çıkartılması süreci hız kesmeden ve şiddetini artırarak devam edecek. Bu husustaki kararlılığımı bir kez daha hatırlamakta fayda gördüm.

Dediğim gibi, Aralık ayı şiddetli çatışmalarla geçecek gibi duruyor ve bizde buna çoktan hazırız.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

It ends where it doesn’t work

I do not have any connection, agreement, or contract with Ümit Özdağ and his surroundings. I supported, and still do because we are of the same opinion on some of the country’s issues because their struggle on those issues is for the benefit of the country/nation and even humanity. For this purpose, I ensure that he stays on the field and that no stones can be placed in his path. Otherwise, I do not agree with the majority of his ideas, beliefs, speeches, and goals. I used to disagree, and even years ago I wrote my opinions about him clearly and in a few lines.

His insistence on acting on an ideological basis that has not benefited anyone other than crypto-Jews has already collapsed and is unlikely to stand up again… In fact, his useless ideological obsessions get stronger as he can move forward very, very quickly… As if he still has not realized the difference between Islamists and real Muslims. His behavior… The fact that he still unnecessarily spreads beliefs, views, and ideas that keep Muslims away from him… His unwillingness to get out of those narrow molds that he cannot appeal to the majority of the society… He’s not standing upright against Bohçalı and the like, as he stands before others, even though he has just had the opportunity… Other troubles… All these are entirely their own decisions….

He has not made a promise to anyone, and we have not made any promises to anyone. It goes as far as it goes, if it doesn’t, it ends where it is blocked. You shouldn’t worry too much about it.

However, no one should ignore the enormous benefits and support that the Akademi, our gigantic struggle, provided them. It is very important not to depart from realistic evaluations and to show loyalty… Those who can’t do this have a short way, they can’t go far. A person should be fair and loyal even to his enemies.

By the way, that Sedat Peker is completely garbage now. He has never used the opportunities presented to him, nor will he ever. He has nothing to do, nor can he do. Whoever has a problem with Sedat Peker is their problem with Sedat Peker. It doesn’t concern us at all.

Mehmet Fahri Rahatkaya | Akademi Dergisi

Kılıç kalkan oynarız

Sedat Peker’den günlerdir haber alınamıyor olmasından son derece rahatsızım.

Onunla çok farklı kulvarlarda koşuyor olsak da son zamanlarda memleketin, milletin menfaatine çok davranışları oldu. Ortak hasımlarımız da çok. Peker’in susturulmuş olması, bizi fazlasıyla geriyor. Kendisine karşı hukuki zeminde yapılacak bir müdahale varsa, gerçekten bağımsız mahkemelerle ve gerçekten somut delillerle adil bir yargılama yapılacaksa, adaletin karşısında boyunumuz kıldan ince olur. Zaten bağımsız adli yetkililer, Sedat Peker’in somut delillerle yaptığı paylaşımları da suç duyurusu kabul ederler. Adaletle yargılamalar olur ve sorun da kalmaz.

Lakiiin… “Senin en somut delillerin bile bir işe yaramaz. Biz uyuşturucu baronu bakanları değil, biz senin hasımlarını değil, seni harcayacağız” denilirse ve hukuki zeminin dışına çıkılırsa ve güç gösterisi yapılırsa, o halde bizlerin de kılıçları kınlarından çıkar.

Biz bu sahada senelerdir evcilik oyunu oynamıyoruz. Baş alıyor, baş veriyoruz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Planlayıcılar yine aynı kişiler…

Sedat Peker’i “paket” yapma planları var. Planlayıcıların tepe isimlerinden biri ise biyonik Mehmet Haberal…

Sedat’ın hemen parlayan, sakin kalamayan tavırlarını kullanarak oradan vuracaklar ve daha değişik çatışma/mücadele ortamlarına ve dengelerin içine çekecekler. Böylece pusuya çekip oyundan düşürecekler. En iyi ihtimalle ceza evine koyacaklar.

Bu planlarla eş zamanlı olarak, ben dahil olmak üzere başka kişilere ve kesimlere karşı da planlar var. Planlayıcılar yine aynı kişiler…

Ben her zamanki kadar tedbirli, teşkilatlı ve rahatım. İsteyen herkes üzerime gelebilir. Her kim bana doğru ne şekilde gelirse, ona göre bir karşılığım olur.

Bu sefer, çok ama çok fena hallere düşmüş Mehmet Haberal’ın saçma sapan planlarına ve talimatlarına uyacak saha piyonlarının bir kısmının oyundan düşeceğine ve ihtimal ki Türkiye’nin epeyi karışacağına eminim. Biyonik bir insanlık düşmanının, hala inanamadığı acayip aciz hallerini kabullenemeyerek yaptığı yaptırdığı saçmalıklara piyon olmak ve yok olmak isteyenler için arazi şartları son derece müsait…

Mehmet Fahri Sertkaya

Şu uzaylıların gizli yahudilere de acımaları yok

“Gizli Yahudi, geniş çevresi ve bağlantıları olan, avukat ve güçlü bir karım var.” dersin ama bilemezsin ki uzaylılar çoktan onun da yerine geçmişlerdir ve onu da biyonik robot yapmışlardır.

Ne kadar sarsıcı gelir insana, en yakını olan, her şeyini en yakından gören ve bilen kişi olan eşinin bir biyonik robot çıkması… Lakin dünya böyle bir dünya işte… Bu kadar müslümanın arasında müslüman rolü oynayan ve hayatında hep iki farklı karakteri yaşayan gizli yahudi bir Sedat Peker, omurgalı ve dik duruşlu ve kimliğinden utanmayan, kimliğini gizlemeden şahsiyetli bir şekilde yaşayan bir müslüman kadar çok şaşırmamalı bu gerçeğe…

Yani sadece yahudiler mi gizli kimlikle, türlü sinsilikle ve ihanetle insanların arasında yer alacaklar. Uzaylılar da yapıyorlar işte ama fark şu ki on binlerce sene ileri bilim ve teknolojiden istifade ederek yapıyorlar.

Neyse… İnsan üç günlük dünyada, neler duyuyor, nasıl sarsılıyor ama bir şekilde atlatıyor. Çocuklar için de sarsıcı bir gerçek ama ne yapalım. Böyle işte.

Şimdi ben bunu yazdım diye Sedat’ı da biyonik yapmak isterler ya da hiç değilse bir bahane ile karısı Özge gibi görünen biyoniği ve çocukları başka bir ülkeye çıkartırlar. Ya da başka bir yol bulurlar.

Ne yaparlarsa yapsınlar, sadece bu Türkiye’de değil, bu dünyada biyonik robotlarla iş çevirme devrini kapatacağım.

Sadece benimle ortak menfaatlerde buluşan, insanlık düşmanlığı sergilemeyen, kara para işleri yapmayan, dünya insanlığının ahlakına ve dinine saldırmayan, gezegenimizin tabii dengelerine müdahale etmeyen uzaylı türlerin, çok çok az sayıdaki biyoniklerine müsaade edeceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hakan Çalışkan cinayetinde Sedat Peker’in de payı/katkısı var mıydı?

Hakan Çalışkan cinayetinde Sedat Peker’in de payı/katkısı var mıydı? Soysuz’la birlikte pek çok büyük suç işleyen Peker, bu cinayette Soysuz’un suç ortağı mı?

MİT piyonu Sedat Peker’in adamları arasında MİT elemanı olanlar da var mıydı, var mı?

Sedat’ın ne zaman, neyi, ne kadar konuşacağına MİT mi karar veriyor?

MİT içindeki gruplaşmalar, çatışmalar ne seviyede?

CIA çok kısa süre içinde Peker’e operasyon yapacak mı?

Peker’in milyarlarca dolarlık servetine tamamen ya da kısmen el konulacak mı?

Gizli Yahudi Sedat Peker davası/yargılaması da gizli Yahudi suç örgütü lideri Adnan Oktar’ın davası/yargılaması gibi “sınırlı” mı tutulacak?

Mehmet Fahri Sertkaya

Soysuz Peker’i de eline düşürmek istiyor

Soysuz Peker’i de eline düşürmek istiyor

Soysuz, Sedat Peker’le de gizlice anlaşmak istedi. Sedat’a teklifler yapıldı. Yeni bir Türkiye kurulacağı ve bu yeni Türkiye’de AKPKK’nin ve Türkiye’nin başında Soysuz ile çetesinin bulunacağı söylendi.

Sedat’ın Türkiye’ye getirilmeyeceği, cezaevine konulmayacağı, Sedat’ın kara para işlerine Türkiye’de hiç sorun çıkartılmayacağı, yurt dışına para transferlerinde de sorunlar yaşatılmayacağı, bulunacağı ülkelerde rahat etmesinin ve güvenliğinin sağlanacağı gibi sözler verildi.

Bunlara karşılık olarak da Tayyip’e vurması, Tayyip sonrasının hazırlandığı şu süreçte kendilerinden yana durması istendi.

Sedat, haftalardır devam eden mücadelesinde hep Tayyip’e zarflar attı ve onun Soysuz’u bitirmesini bekledi. Tayyip haftalarca sessiz kalarak vahim bir hata yapmışken, üstüne çıkıp haftalar sonra Soysuz’u açıkça savunacak kadar güçsüz ve çaresiz bir görüntü verince, Sedat da haklı olarak gemileri yaktı. Soysuz tarafı da bunu fırsata çevirmek istedi.

Ön görüşme seviyesinde devam ediyor şu anlarda ama Sedat, ani bir kararla Soysuz’a güvenirse Soysuz ona oyun kuracak. Hem Tayyip’i devirecek hem de MİT ve Hakan Fidan üzerinden Sedat Peker’i oyundan düşürecek. Öğrenebildiğimiz kadarıyla Soysuz – Fidan çetesi bu işte IŞİD teröristlerini de kullanacaklar.

Elbette ki Soysuz ve arkasındaki ülkeler, gizli servisler ve çeteler, ben varken planlarının başarılı olamayacağını biliyorlar. Bu nedenle bütün bu işleri çevirirlerken bir şekilde beni ve teşkilatımı hatta belki de cemaatimi de yok etmek, dağıtmak, cezaevlerine doldurmak isteyecekler.

Neresinden bakılırsa bakılsın, en fazla bir iki gün daha Tayyip böyle etkisiz eleman olarak kalırsa ve sahaya müdahale etmezse, öyle ya da böyle çok büyük olaylar yaşanacak. Çünkü biz hiçbir şeyden korkmadan dik dururuz ve iktiza edenler ne ise onları yaparız.

Öyle ya da böyle ortalık karışacaksa…

Bu güne kadar binbir türlü somut delil paylaşabilirdim. Ceza evi süreçleri bile yaşadım ama somut delilleri paylaşmadım. Sadece Libya’ya silah kaçırılan Amazon isimli geminin silah dolu haliyle videosunu/delilini paylaşmıştım ve bunu yaptıktan birkaç saat sonra da “Yanlış oldu bence… Delil paylaşmamamalıydım” diye açıkça yazı yazmıştım.

Şimdilerde, bunca iyi niyetimize ve bunca ikazlarımıza rağmen, resmen ipleri elinde tutan kişilerin, başta da Tayyip’in ısrarlı şekilde hatalı duruş/tavırlar sergilemesi ve sorunu kaynağından kesip söküp atmaması, zaten Türkiye’de ve dünyada sahanın çok büyük şekilde karışacağını gösteriyor.

O halde, bu güne kadar, saha çok karışmasın ve olaylar kontrolümüzden çıkmasın diyerek somut delil paylaşmamış olan ben, neden deliller paylaşmayayım.

Yarın ve öbür gün hala Soysuz o bakanlıktan alınmamışsa ya da istifa etmemişse, ben çok sarsıcı suçların, son derece somut ve sarsıcı delillerini paylaşmaya başlayacağım. İşe de evvela Soysuz’un emriyle öldürülen Silivri eski Emniyet Müdürü Hakan çalışkan dosyasını açarak başlayacağım. Delilleri her türlü sosyal ağ hesaplarından, ayrıca bloglarla sitelerden paylaşacağım gibi aynı anlarda ülkenin önde gelen birkaç adliyesine de teslim ettireceğim.

Soysuz, Hakan Çalışkan’ın gerçek katilidir

Yıllar önce anlatmıştım. Hakan Çalışkan, Soysuz’un emriyle öldürüldü. Bu işte mafya adamı gibi görünen MİT mensupları da kullanıldı. Emniyet Teşkilatının personellerinden de kullanıldı. İntihar görüntüsü de verildi. Resmi evraklarla da oynandı, deliller de karartıldı. Türlü vahim suçlar işlendi…

Basına yansıyanlar tamamıyla gerçek değil. Eksik, aksak, zorlama, çarpıtma dolu. Asıl mesele büyük bir uyuşturucu mafyasının en tepe isimlerinden biri olan Soysuz’un, çetesinin ve ayrıca oğlunun suç üstü olarak kısacık sürede yıkılabileceği bir sürecin başlamasına mani olmak meselesiydi. Bunu yaptılar. Çok safhasında da suç delillerini tamamen yok edemediler. Bu deliller sadece bende de değil, başkalarında da var.

Hakan Çalışkan öldürülmesinden aylar önce Akademi Dergisine, yazılarıma, mücadeleme denk gelmiş vatansever ve işini hakkıyla yapan dürüst bir kardeşimizdi. Soysuz’un oğlunun peşindeydi. Suç üstü yapmak ve buradan ilerlemek istiyordu. Çalışkan’ın bu işte paslaştığı geniş bir çevresi ve bağlantıları da vardı. Gizlice dosyalar oluşturulmuş ve safha safha ilerliyorlardı.

Artık Türkiye’nin ve dünyanın bunları delilleriyle duymasının, görmesinin vakti gelmiş mi, gelmemiş mi, bir iki güne belli olacak…

Soysuz her fırsatta delilleri ve şahitleri de yok ediyor. Şimdi bu yazdıklarımdan sonra, Hakan Çalışkan cinayetinde kullandığı MİT personellerini ve ayrıca Emniyet Teşkilatı mensuplarını da öldürtmek isteyecektir. Bu, neticeyi değiştirmez, çünkü çok somut deliller var.

Bu işte kullanılmış kişilere de yetkili makamlara sığınıp itirafçı olmalarını tavsiye ederim. Yoksa onlar için de yolun sonu görünüyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu filmin konusu belli

Bu filmin konusu belli

Bu filmin konusu belli ama hala sadece aksiyon sahnelerine odaklanarak konuyu anlayamamış olanlar ezici çoğunluğu oluşturuyorlar. Sağda solda yorumlar yazanlar ve analiz videoları yayınlayanlar bile çoğunlukla konudan habersizler.

“Tayyip gitsin de gitsin” diyerek, önünü sonunu hesap etmeden onu bir an önce göndermek isteyenler bilsinler ki gelen gideni aratabilir.

Şu anda vizyonda olan filmin ana temasını Sedat Peker birkaç gün önce yine fark ettirdi ki o da şudur: Solomon Soysuz ve Mehmet Ağar’ın ve bunlarla birlikte hareket eden mafyaların ve gizli servislerin, Türkiye’nin idaresini ele geçirme, Tayyip’ten sonraki Türkiye’yi ve Türkiye üzerinden dönen bütün kara para trafiğini kontrolde tutma savaşı…

Bu filmin konusu budur hanımlar, beyler! Sadece aksiyon sahnelerine ve konuyu kendisi anlamadığı halde hatalı değerlendirmeler yapanlara takılmayın.

Sözü uzatacak değilim. Tayyip’in ve içinde bulunduğu sistemin ifşa olması ve sadece Türkiye’de değil bütün dünyada yıkılması için senelerdir bunca mücadeleyi verip bunca bedeli ödemiş biri olsam da şu andaki bu çatışmada “Tayyip gitsin de ne olursa olsun, yeter ki gitsin” diyenlerden olmam. Öyle iş olmaz. Memleketin menfaatine hareket etmemiş olurum.

Bu filmin sonuna gelinmeden gösterimden kaldırılmasına sebep olmadıysam, fazla müdahale etmediysem ve ağırdan aldıysam sebebi işte budur. Artık sahadaki bütün taraflar da kararlarını buna göre almalılar.

Elbette ki Tayyip düşmeli ve yargılanmalı ama… Bu olsun diye Rusya ve Çin’in piyonu olmuş kara paracı, çeteci Soysuz’un, Ağar’ın ve bunlarla paslaşan kara paracıların memleketin idaresini tamamen ele geçirmelerine zemin hazırlamak, izin vermek, vatana ihanet olur. Böyle bir şey yapmayacağım gibi, bunu yapmak isteyenlere sahayı da bırakmayacağım zaten tartışılmaz bir gerçek olarak gözler önünde duruyor.

Yine tartışılmaz bir gerçektir ki şu anda benim gibi durmayanlar, bu gün ya da yarın benimle bir arada duramazlar. Beraber yol alamazlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sahadaki pek çok kişi bir plan dahilinde konuşturuluyor ya da susturuluyor

Bir de bu var…
Çok taze. Damarlarındaki kana kadar hatta iliklerine kadar Akademi Dergisi tesirindeki Sedat Peker’in şahane ve zekice bir oyun kurduğu yok. Şu ana kadar hiçbir şey anlatmadığı bile iddia edilebilir. Birkaç konu başlığına dokunup geçti ve gerisi laf kalabalığı… Zaten böyle yapması istendi. Sadece Sedat değil, Sedat’ı oynatanlar da gece gündüz Akademi Dergisi ile yatıp kalktılar. Konuları, üslupları, konuşmaları, yazışmaları tamamen değişti.

Akademi Dergisinde, Sedat’ın anlatamadığı neler neler anlatıldı ama milyonlara ulaşmasına izin verilmedi.

Şu var ki kötü taklitlerin çok yakında kullanma süresi bitecek ve asıl olan Akademi Dergisi Türkiye’ye ve dünyaya yön vermeye devam edecek.

Sahadaki pek çok kişi bir plan dahilinde konuşturuluyor ya da susturuluyor.

Bunlardan sadece biri Sedat Peker…

Bir de bu var. Bu da taze sayılır. Pek çok kimse bunu da gözden kaçırdı ve gelişmeleri doğru değerlendiremiyor.

Prof. Dr. Gürses, “Cumhurbaşkanı Erdoğan güvende değil” dedi ve şöyle devam etti:

“Tayyip Erdoğan’a da ilettik buradan da söyleyelim; Çevresindeki (2 Bakan 1 Başkan) birkaç kişi Tayyip Erdoğan rahatsız ülke yönetimini biz ele aldık deyip bu milleti hapse atarlar. ( 3 kişi 3 Kahraman gözüken…) Böyle bir şey olursa hemen ayaklanın!”

Mehmet Fahri Sertkaya

Yine herkes her yerde yazıyor, konuşuyor.

Doğru düzgün yazana ve konuşana denk gelmedim. Mevzunun anlaşılamayacak ve tartışılacak bir yanı kalmadı: Sedat Peker bindiği dalı kesti. Karşısına çıkan fırsatları da elinin tersiyle itince, köprüden önceki son çıkışı da hızla geçti. Bundan sonrasında her geçen dakika daha çok güç kaybedecek. Kısa süre sonra ise çok fena rezil olacak. Önce paket olacak, kendi de adamları da çok fena ezilecek, sonra gerçek yüzü bütün detaylarıyla meydana çıkacak.

Hepsi bu… Hala uzatmanın, hala laf dolaştırmanın hatta saçmalamanın, dönmeyecek bu topu buradan bile döndürmeye çalışmanın manası, faydası yok.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hala anlamadın mı Sedat Peker?

Hala anlamadın mı Sedat Peker?

Ben seni de en açık şekilde ikaz etttim. Seni de oynatıyorlar, seni de kullanıyorlar. İşleri bitince seni de harcıyacaklar. Paket olup cezaevine konacaksın. Orada da sağ bırakırlar mı bilmem. Oyun kurduğunuzu zan ediyorsun, o bağlantılı olduğun kişilere güveniyorsun. Hal bu ki sen şu anda kullanılan piyonlardan biri oluyorsun.

Bundan daha açık şeklini de buradan yazamam. Artık karar senin. Piyon olma ya da canın cehenneme…

Sonunu iyi bağlamak çok zor ama izleyip görelim

Tayyip!

Kırk yıldır yanında olan arkadaşlarına bile nasıl oyunlar oynadığını, ne dolaplar çevirdiğini, kimleri kimlere kattığını, kimleri arkaladığını, kimleri susturduğunu ve kimleri konuşturduğunu hep biliyorum. Gerçi sahada aklı başında ve tecrübeli olan herkes de son birkaç gündür anladı. AA muhabirinin, meslekteki onuncu senesinde ilk ve son defa gerçek bir gazeteci gibi davranması da çok dikkat çekici oldu, çok kimseyi uyandırdı ama mükemmel işleyen plan da yoktur be Tayyip…

Şu ana kadar yaşananlardan çok rahatsız da değilim. Yiyin birbirinizi, bence iyi bir oyun değilse de bu senin oyunun… Şimdilik çoğunlukla izlemeyi tercih ediyorum. Bu oyunların içine beni, teşkilatımı, cemaatimi, vatanseverler cephesini de çekmediğin sürece sorun çıkacağını sanmıyorum.

Oyna bakalım, sonunu hep beraber görelim

Mehmet Fahri Sertkaya

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

20 bin Euro borç almış da yoluna bakabilmiş. Kim inanır?

Sedat Peker’in devasa bir zenginliği var. Bu zenginliğin kaynağı hep kara para işleri…

Bunları yavaş yavaş anlatırım ya da belki de toptan bir operasyon olur ve yargılama safahatında anlatılır, konuşulur. Lakin şimdiden anlatılması gereken büyük bir kısmı var.

U.S. Polo firması, Türkiye’de Aydınlı Grup ile çalışıyor. Aydınlı Grup başka markaların Türkiye’deki iş ortaklığını da yapıyor. Aydınlı Grup, yurt içindeki ve dışındaki mağazalarına ve depolarına araçlarla sevkiyat yaparken yüksek miktarda uyuşturucu da taşıyor. Bu grubun Türkiye’deki araçları ve mekanları organize şekilde uyuşturucu işinde kullanılıyor.

Sedat’ın en çok ve düzenli olarak para kazandığı yerlerden biri de bu U.S. Polo ya da daha doğru ifadeyle Aydınlı Grup… Sedat bu sistemin içinde, bu sisteme çalışıyor, destek veriyor. Adamlar buluyor/ayarlıyor, teslim alacak araçları ayarlıyor, mekanlar belirliyor, lüzumu halinde hukuk dışı şekilde silahlı adamlarla koruma sağlıyor. Kendi çetesi de uyuşturucuyu alıp satarken bu sistemi bir tedarikçi olarak muhatap alıyor.

Bir tripod ve bir kamera ile Türkiye’yi ve hatta dünyayı değiştirebileceğini zan eden burnu havada bu ahmak herif, bütün sahayı hepten boş mu zan ediyor, herkesi toptan ahmak mı zan ediyor, neye nasıl bakıyor da bu kadar temelsiz şekilde işler yapmaya kalkıyor, benim onu anlamak isterken devrelerim yanacak gibi oluyor. Sonunda “Bırak şu kırığı, sıfatına vurmamış mı aklındaki ve ahlakındaki/karakterindeki devasa sorunlar. Konuşmalarından, tavırlarından anlaşılmıyor mu devreleri çoktan yaktığı. Beyninin gri noktalarla dolduğu. Neyi tartıp anlamaya çalışıyorsun.” diyorum ve pes ediyorum.

Ve bakıyorum da bunun karşısında olanlar bunu iki günde nasıl bitiremiyorlar, anlayamıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya