Etiket arşivi: insan ticareti

Çok yakın geleceği öngörebiliyorum

Ben buradayım. Bu işin sonunu siz de göreceksiniz, bütün dünya insanlığı da görecek, derileri yeşil olanlar da gri olanlar da diğer renklerde olanlar da görecek.

Ben de mfs isem “Dur, dur, yeter” diye topluca yalvardığınız yere kadar giderim orada da gözünüzün yaşına bakmaz hepinizi ezer geçerim.

Haydi bakalım, işte saha…

Türkiye’de, Suriye’de ve Irak’ta tek bir Amerikan üssü kalmayacak ve tek bir Amerikan askeri dahi bulunamayacak.

İnanamıyor musunuz? Çok yakın geleceği öngörebiliyorum. İzleyin, bakın neler olacak. Pek çok Amerikan askeri ve subayı başka devletlerin imkanlarına sığınarak Amerika’ya gönderilecek. Amerika o kadar aciz, çaresiz, sefil hale düşecek.

Lakin yüksek sayıda Amerikan askeri ve subayı da soykırım, katliam, insan ticareti, organ ticareti, sübyancılık, işkence, terör ve savaş suçları kapsamında yargılanıp idam edilecek.

Sadece Irak, Suriye ve Afganistan’da Amerikalıların yaptığı soykırım ve katliam suçları bile zaten dünyanın çok iyi bildiği ve inanmak bile istemediği acı bir gerçek ve çok yakında bunlar milletler arası mahkemelerin yargılama konuları olacak.

O zaman görülecek soykırım yapan, katliam yapan kim…

Biden veya başka biri diye ayırt etmiyoruz. Bunların iç gruplaşmaları, her bir tarafın ayrı telden çalması yeterince canımızı sıktı. Bundan sonra muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri’dir. Türkiye, Türkiye’deki gerçek iktidar bundan sonra Çin’den bile önce ABD’nin yok oluşunu sağlayacak bir siyaset izleyecektir.

Üflesek yıkılacak hale gelmiş bir ABD var. Zaten yeşiller de hatta bir grup griler de bunu, ABD’nin parçalanıp yıkılmasını istiyorlar. Biz bunun en kısa zamanda gerçekleşmesini sağlayacağız. Lakin… Bunu yeşillerin ve grilerin menfaatine olacak şekilde sağlamayacağız. Dünya, siyaseti, stratejiyi, mücadele azmini, harp taktiklerini, kahramanlığı tarihte çok zaman Türklerden öğrendi ve şu zamanda da öğreniyor, öğrenecek.

Tarih de göstermiştir ki Türkler için her zaman dahiyane çıkışlar, vuruşlar yapmak, herkesi şaşırtmak imkanı vardır.

Devlet hastahanelerinde bebekler çalınıyor. Organlar çalınıyor. Cesetlerden parçalar çalınıyor.


▪️Selam aleyküm hocam. Kısaca yazayım. Bunca işinizin arasında bi bakarsanız çok minnettar olurum size. 19.09.2017 de ikiz bebeklerimize kavuşmak üzere, yani doğum için Ümraniye eğitim ve araştırma hastanesine gittik. Sabah 7.30 gibi. Kontrolleri yaptılar. Bir sıkıntı olmadığını söylediler. Saat 15.00 gibi doğum gerçekleşti. Fakat çocuklardan birinin(kız olanın) anne karnında yaklaşık 1 hafta önce öldüğünü söylediler. Bana bir ölü bebek gösterdiler. Anlayamadım. Kafam allak bullak oldu. Sabah kontrolü yapan doktor, ikisinin de sağ olduğundan emin olduğunu söyledi. Ben olayın üstüne gidemedim. Çocuğu aldım defnettim. Fakat o günden beri aklıma takıldı kaldı. Sonra sizin bu insan kaçakçılığı, bebek kaçakçılığı ile ilgili yayınlarınızı gördükçe iyice şüphelendim. Hocam yavrumuzu çalmış olabilirler mi bizden. Yit destek olabilir mi bu konuda bize. Allah razı olsun.


v.a.s. Bahsettiğin Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastahanesi ve Zeynep Kamil Kadın Ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastahanesi gibi hastahaneler başta olmak üzere, Türkiye genelindeki kamu hastahanelerinin bir kısmında ne yazık ki çocuk kaçırma işleri yapılıyor.

Bunu da Ankebut Ağı’na bağlı olarak sahada faaliyette olan mafyalar yapıyor. Bunlar, devlet/hükumet gücüyle kollandıkları gibi adli sistemde de kollanıyorlar. Emniyet teşkilatının ve istihbarat birimlerinin bu sorunun üzerine gerçek manada gitmesi engelleniyor.

Başka yerlerden başka yollarla temin edilmiş çocuk cenazeleri, çocukları sağ doğan ailelere veriliyor ya da çocukları ölü doğmuş ailelerle anlaşılıyor ve onların ölü doğan çocukları sizler gibi ailelere teslim ediliyor. Sağlıklı doğmuş çocuklar da satılıyor.

Aynı zamanda söz konusu hastahanelerde, ameliyat sırasında ölen kişilerin, karınları zaten açılmışken bazı organları alınarak karınları dikiliyor ve organları çalınıyor. Hatta geçen sene de yazmıştım ki ameliyat masasından kalkabileceği halde bazı hastalar kasten kaldırılmıyor ve organları için öldürülüyor. Ameliyat sırasında öldüğü söyleniyor. Yine herhangi bir sebeple ölmüş hastaların vücut parçaları da çalınıyor. En çok da kornealar çalınıyor. İlik sıvıları çalınıyor. Bu, ülke genelinde işleyen bir çark… Çok anlatmıştım ve sert tepki göstermiştim. “Cesetlerden parçalar çalınıyor, bunu AKPKK hükumeti kasten yaptırıyor. Bunu sağlamak için yasaları bile oynuyor.” demiştim ve detaylara girmiştim. Ben anlatmaktan yoruldum ama devletin kolluk kuvvetleri, adli makamları varken tutup bu hususlarda sahada operasyonları da biz yapacak değiliz. Bunca acı gerçekler yıllardır bu kadar açık şekilde yazılıp anlatılıyorken bu devletin istihbarat servisleri, kolluk kuvvetleri, adli yetkilileri, idari yetkilileri ne yapıyorlar, nasıl kayıtsız kalabiliyorlar, aslında öncelikli olarak bunun sorgulanması ve bunun üzerine gidilmesi gerekiyor.

Ümraniye Eğitim ve Araştırma’da Başhekim bile bu sisteme çalışıyor. Daha pek çok hastahanede Başhekimler bile bu sisteme çalışıyorlar. Personelin arasında bir kısmı da sistemin parçası oldukları için kolayca bu şeytanlıkları yapabiliyorlar.

Kızın hakkında bir bilgiye ulaşamadık ama metafizik tekniklerle bakıldığında hayatta ve sağlıklı olduğu görülüyor. Bundan ötesine de gidilemiyor. Devlet kurumları içindeki iyi niyetli kişilerin bir an önce daha da gayrete gelmeleri gerekiyor ve sen de savcılığa suç duyurusunda bulunmalısın. Soruşturma başlatılmasını sağlamalısın. Senin gibi binlerce baba var. Bu vakaların hepsinde “Bu nasıl olabilir” şüpheleri var. Çocukları için her şey yolunda gitmişken, son günü bile hiçbir sorun yokken, doğum sonrası “Maalesef kaybettik” denildi bu kişilere… Yetkili/ilgili kurumlar/şahıslar bu konuların üzerine gerçekten gitmek istesinler, her yerinden her tarafını yakalarlar ve kısa sürede bu sistemi çökertirler.

Tekrar tekrar söylemek icap ediyor, bir tekrarla daha söylüyoruz;

O hakim ve savcıları asacağız


Başka yolu kalmadı: Bu hainleri devireceğiz, o sözde hakim ve savcıları yanlarında asacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi