Etiket arşivi: Tam Kapanma

Protestolar başlatmalı mıyız?

1-)Protestolar başlatmalı mıyız?

Anlaşılan o ki korona virüs kapsamındaki hukuksuz/aldatıcı kapatmaları, kısıtlamaları, şüpheli tedavi yöntemlerini ve şüpheli ölümleri, aşılar hakkında resmi makamların yaptığı birbirine tezat açıklamaları, yaşanan türlü hukuksuzlukları, çifte standartları, halkın geçim sıkıntısının hiç dikkate alınmamasını protesto etmek için, Türkiye’de de yüzbinlerin hatta milyonların toplandığı protesto yürüyüşleri başlatmanın vakti gelmiş.

Ben sahada şartların oluştuğunu, bu enerjinin biriktiğini görebiliyorum. Birbirine karşıt kesimlerin bile bu protestolarda sorunsuzca bir araya gelebileceklerine eminim. Hatta bizdeki protestolar Avrupa ülkelerinde görülenlerden çok daha kalabalık, çok daha gürültülü, çok daha tesirli olacaktır. Çünkü bizim kadar hiç kimse korona vesilesiyle zulme uğramadı, aldatılmadı, soyulmadı. Şu sözde aşılara para ödenip ödenmediği bile hala bir muamma… Aynı gün kabineden üç farklı kişi, korona ya da aşılar konusunda farklı farklı konuşmalar yapabiliyor.

Anlaşılan o ki Türkiye’de bağımsız bir adli sistem de kalmadı. Sanki hiç gerçek ve yetkili hukukçu yokmuş gibi bir manzara var şu koca memlekette… Öyle ise nereye kadar susacağız.

Direne, direne kazanacağız. Savaşa savaşa kazanacağız.

2-)

Bir gün bütün bu vakalar yargılamalara konu olmayacak mı?

Bir memleket kasten batırılıyor, çökertiliyor. Maddi kayıplar devasa miktarda, maliyenin hali perişan, millet aç ama can kayıpları da artık çok yüksek sayılarda. Düşman ordusu memlekete girse, bunlardan daha merhametli hareket eder ya da hiç değilse dikkatli olmak ister.

3-)O Tayyip’in ciğerini bilirim. Biraz sonra o Soysuz’a şu mealde cümleler kurar:

Emniyet teyakkuz halinde olsun. Her an eylemler olabilir. Başlar başlamaz çok sert müdahale etmekten çekinmeyin, baştan ezin. Gerekirse bir kaç ölüm de olsun. Biz böyle bir eylemi asla kaldıramayız. Bu, bizim sonumuz olur.

3-)

Biz bunları basın ve medya mensupları olarak mı görmeliyiz?

Hayrete düşülmesi gereken şey aslında nedir?

Hiçbir teste ve tıbbi kontrole tabi tutulmamış Ukraynalı turistlerin, Türkiye genelinde büyük kısıtlamaların olduğu bir anda gelip bizim memleketimizde her hususta tam serbestlikle hareket etmeleri midir?

Yoksa kendi memleketinde, az ötedeki çok sayıda turisti görüp kendi denizine giren vatandaşa ceza kesilmesi midir?

Hukukun, tıp kaidelerinin bu kadar dışına çıkmış ve bu derece saçmalamış ve bu derece milletine kastetmiş ve bu derece meşruiyetini yitirmiş bir iktidarın borazanlığını yapmak, onlarla beraber olup basın/medya organı gibi görünerek her suçlarına ortak olmak basın mensupluğu ise, kahrolsun basın mensupluğu…

Her şeyden önce şunca anayasal hak ihlalini bile umursamayan ve vazifesini yapmayan yetkili hukukçular kahrolsunlar.

Hep söyledim ve söylüyorum. Çok yakında vatana ihanet suçlaması ve hatta insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında bile yargılanacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sakın dikkate almayın!

Sakın dikkate almayın!

Bu genelge hukukla taban tabana zıt. Emniyet Genel Müdürlüğü genelgesine göre, “Emniyet personeli görevini yaparken” cep telefonu ile ses ve görüntü kaydı alan vatandaşlar engellenecekmiş, haklarında yasal işlem yapılacakmış.

Engelleyemezler de hukuki işlem de yapamazlar. Buna hukuki zemin yok. Sokaklar, eylem/gösteri yerleri, herkese açık mekanlar, kamuya ait yerler kimsenin özel hayatı değildir. Kişisel verisi falan da değildir.

Özel hayatı ve kişisel verileri korumaya dönük kanun maddelerini ele alarak bu kadar zorlama bir metin yazdıran ve yazan kişiler de iyi niyetli değildir. Şu genelge metni bile suç unsurudur. Art niyet açıkça meydandadır. Cezai yaptırım gerektirir. Çünkü bir insanın o maddeleri alıp bu genelgedeki gibi zorlama yorumlarla kendi kanunsuzluğuna kanuni zemin bulmaya kalkması, farkında olmadan yapabileceği bir şey değildir. Bunun arkasında çok derin, çok sarsıcı ve derhal adli yetkililerin müdahale etmesi gereken gerçekler olduğu bellidir.

Kolluk kuvvetlerini, yardım ekiplerini, kurtarma ekiplerini, vazifesi başındaki devlet memurlarını hatta vazifesi başındaki sınıf öğretmenini bile görüntülü ve sesli kayda alabilirsiniz. İstediğiniz yerde herkese açık olarak paylaşabilirsiniz. Hatta üstüne eleştiri, dilek/temenni, nasihat içerikli metinler de yazabilirsiniz. Hatta hakarete varmadıkça çok sert eleştiriler de yapabilirsiniz. Kralı gelse sizin bu hakkınızı elinizden alamaz.

Hususiyle beklenen depremler ve diğer afetler gerçekleştikten sonra etrafta dolanan resmi kimlikli personelleri çekin, kayda alın. Çünkü devleti, iktidarı ihanetlerle ele geçirmiş bir avuç gizli Yahudi, gizli Ermeni ve mason yönetiyor. İyice de zıvanadan çıktılar. Felaketler gelecek de o kaos ortamından istifade ile çocuk, bebek, genç kız, genç kadın ve organları için yetişkin insanlar kaçıracaklar. Buna kilitlenmiş vaziyetteler ve o anlarda sahada sadece kendilerine çalışan resmi kimliklilerin olmasını istiyorlar. Bu sebeple de böyle akıl almaz ve hukuk dışı kararlar almaya kalkıyorlar. Bunun haricinde başka sinsi maksatları da var. Her geçen iktidarda kalmaları daha da zorlaşıyor ve devletin memurlarına, kolluk kuvvetlerine daha sık şekilde kanunsuz faaliyetler yaptırıyorlar. Bunların da sosyal medyada yer bulmasını istemiyorlar.

Bu genelge hakkında derhal adli işlemler başlatılmalı. Şu anda da hiçbir TC vatandaşının bu sözde genelgeyi dikkate alması gerekmiyor.

İçişleri Bakanlığındaki o Soysuz herif iyice haddini aşıyor ve hiç kimse bu genelgenin sadece 1 Mayıs’la alakalı olduğunu zan etmesin.

“En kötü ihtimal” Türkiye’de kalmak mı?

Tayyip, ‘Tam kapanma döneminde İstanbul’da mısınız?’ sorusunu cevapladı:

“Henüz kesin kararımı vermedim ama buralardayım. En kötü ihtimalle Türkiye’deyim.”

Mehmet Fahri Sertkaya

Katliam vurgusu yapıyorlar, korku salıyorlar

Katliam vurgusu yapıyorlar, korku salıyorlar

Devleti mafyalar, terör örgütleri, vatan hainleri yönetiyorlar

İstanbul Esenler Otogarında katliam yapılacağı ve son anda önlendiği şeklindeki bilgiler doğru değil. Tam bir mizansen sergileniyor. Kendileri böyle bir oyun oynadılar. Açıklamayı/başlığı da en üst perdeden verdiler ve “katliam önlendi” dediler. Nedeni açı; korku salmak…

Beklenen büyük İstanbul depremine dair gerekli tedbirleri almak, hazırlıkları yapmak yerine bu fırsattan istifade ile nasıl devasa çapta kara para işleri yapabileceklerini planladılar. Lakin her şeyi acele planladılar. Bazı kısımlarda açıklar verdiler. Bu kısım da onlardan biri… Tam kapanma dedikleri kısmi kapanmanın devamındaki süreçte deprem yaşanacak, bütün Marmara ama özellikle İstanbullular hedef olacak. Organları, çocukları, kadınları, kızları, taşınabilir değerli eşyaları, takıları, hepsi hedef olacak.

Hal böyle iken beklemedikleri bir şey oldu ve çok yüksek sayıda İstanbullu memleketine gitmeye başladı. Bu, planları kısmen bozdu. Üstüne ben de dün bunların şeytani planlarını anlattım, isimler bile vererek suçlamalar yaptım. İsmi geçen kişilerle yüzleşmek ve konuyu tartışmak bile istedim ve “Devlet kurumlarına güvenmeyin. Kendi imkanlarınızla neler yapabileceğinize bakın. İmkanınız varsa tam kapanma başlamadan Marmara bölgesini terk edin” dedim. Zaten Marmara bölgesinin terk edilmesi gerektiğini aylardır söylüyorum. Dün böyle yapınca bu insanlık düşmanı, satanist, kara paracı, mafya lideri devlet yetkilileri iyice sıkıldılar.

Halkın arasında fısıltı gazetesi şeklinde bu iddialarım da yayıldı, yayılıyor. Çok sayıda dürüst askeri, adli ve mülki amir arasında da yayıldı. Başımızdaki insanlık düşmanları, yine de planlarından vazgeçmediler. İstanbul’un yıkılmasını, kara para işlerinin bu vesileyle coşmasını istediler. İstanbul’dan çıkışı tamamen durduramasalar da azaltmak istediler. Tayyip’in de oluruyla ve istihbarat birimlerindeki adamlarını da kullanarak böyle bir mizansen sergilediler.

Daha önce “İran’la ortak terör operasyonu yaptık” açıklaması yapınca, İran “Hayır, biz öyle bir şey yapmadık” demişti de görev başındaki İçişleri Bakanı Soysuz’un Türk milletine yalanlar söylediği somut şekilde gözler önüne serilmişti. Hiçbir şey de olmamıştı. Olduğu makamda kalmıştı. Soysuz’un yalanları bir araya getirilse, İstanbul’dan Van’a yol olur.

Vaziyetin ciddiyetini, tehlikenin büyüklüğünü, devlet gücümüzün kimlerin elinde olduğunu herkes iyice kavrasın. Gün, birlik günüdür. Herkesin üzerine düşeni yapması vaktidir.

Herkesin tartıştığı alkollü içeceklere dair yasaklamanın, engel çıkartmaların arkasında bile bu alçakların kara para hesapları var. Hile, ihanet, cinayet, terör, katliam suçları işleyerek iktidarı ele geçirmiş bu çete, T.C’nin yürürlükte olan kanunlarına göre, alkollü içkiler sahasında böyle keyfi bir tasarrufta bulunamaz. Bu yaptıkları açıkça kanunlara da aykırı.

Tayyip’in ve çok sayıda devlet yetkilisinin de içinde bulunduğu, çok sayıda yabancı devletle de ittifak halindeki bu kara para çetesi, Türkiye’de çok yakında alkollü içkiler sahasında kara borsa oluşturmaya dönük olarak bu kararları aldı.

Herkes sezdi ki içki yasağının arkasında açıkça bir art niyet var. İşte o art niyet, kara borsa oluşturma niyeti… Güçleri yettikçe alkollü içki stoğu yaptılar, yapıyorlar. Zamanı gelince de ederinin çok üzerinde fiyatlara piyasaya dağıtacaklar.

Bana inanmıyorsanız, Tayyip’e sorun. Olmadı Soysuz’a sorun.

Bankacılık sektöründe çok adice suçlar işleniyor

Türkiye’deki bankaların çoğu, sinsice işler çeviriyor. Tam kapanma dedikleri muamma öncesinde bankalardan parasını çekmek isteyen pek çok kişiye kasıtlı olarak sorunlar çıkartılıyor. İnsanlara, kendi paraları verilmiyor. Bankalar bunu, önümüzdeki 20-30 günlük süreçte ellerinde daha fazla nakit bulundurmak ve bu nakitle faiz geliri elde etmek için yapıyorlar.

İnternet şubeleri üzerinden yapılan havale ve EFT’lerde kasten sorunlar çıkartılıyor. ATM’lere kasten nakit para konulmuyor. Şubelerde kasten işler ağırdan alınıyor ve uzun kuyruklar oluşsa bile bundan rahatsızlık duyulmuyor.

Bütün bu bankalar, devletin başında kendileriyle birlikte her türlü kara para işini yapan pislik herifler bulunduğu için bu şekilde rahat hareket edebiliyorlar. Herkesten çok ise adli yetkililer kendilerini yakıyorlar. Çok yakında bir patlama noktası yaşanacak ve her zaman dediğim gibi, bu enkazın altında herkesten çok bunca şeytanlığa müdahale etmeyen, işlerini yapmayan adli yetkililer kalacak.

Bu bankaların sahipleri arasında, deprem olacağı bilgisini çoktan almış olanlar ve deprem sonrasında çok yüksek meblağda nakitle sırra kadem basacak olanlar da var.

Mehmet Fahri Sertkaya

Herkes tehlikede. Büyük İstanbul depreminden büyük çapta kara para işi yapılacak

1-)

Ekrem İmamoğlu’nun ısrarla tam kapanma talep etmesini, tam kapanma kararı alınınca çok sevinmesini, sorgulamayacak mısınız?

Ayrıca, yaşanacak olana tam kapanma denebilir mi? Hala bazı sektörlerin mensupları faaliyetlerine devam edecekler, hala alış veriş devam edecek, hala çok sayıda kişi dışarı çıkıp evine girecek. Hala bakkallara gidilip gelinecek. Bu, gerçek bir tam kapanma olmayacak ve o halde ne işe yarayacak?

En akıl almazı da hala turistler istedikleri gibi gezebilecek. Türk, kendi yurdunda esir edilecek, başka milletler onun memleketinde istediği gibi gezinecek.

Böyle bir sözde tam kapanma kimlere hangi işlerini halletme imkanı verecek?

2-)Rusya, Baltık ülkelerinin temsilcilerini tehdit etmeyi bırakmalı. Bu, beni her geçen gün daha çok geriyor.

3-)

Kurban olmayın

Hepiniz hedefsiniz

Canınız, aileniz, evlatlarınız, değerli eşyalarınız, yastık altındaki paralarınız, organlarınız, namusunuz hedef…

Deprem olursa o gemilerle İstanbullular tahliye edilemez, ancak bir kısmı kaçırılır ve öyle yapılacak.

İstanbul’u da yıkacak iki farklı deprem beklediğimi, bu güne kadar çok kere ikaz yayınları yapıp uzmanlardan devlet yetkililerine kadar çok farklı kişileri ve kesimleri zorlaya zorlaya harekete geçirdiğimi bütün dünya biliyor.

Bunların, depremleri, can kayıplarını, maddi kayıpları, yaşanacak acıları hiç önemsemediğini ve aslında kara para peşinde olacaklarını, tedbir/hazırlık yapıyorlar görünürken bile art niyetli olacaklarını aylardır da defalarca yazmıştım.

Şimdilerde o depremlerin daha yakın olduğuna inanıyorlar ve Ankebut Ağına bağlı pek çok devletle, bunların gizli servisleri ve bunların içindeki mafyalarla da organize şekilde devasa ve insanlı dışı bir kara para planı yapıyorlar.

4-)

En açık şekliyle yazıyorum:

  • O gemilere asla binmeyin
  • Başka şehirlere nakil için kullanılacak araçlara, otobüslere, trenlere, uçaklara, helikopterlere ve hatta ne olduğu belirsiz özel araçlara asla binmeyin
  • Hayatta kalan herkes, hayatta kalan aile fertleriyle ve komşularıyla hemen kenetlenmeli. Hemen birbirinizin yaşadığını gösterir fotoğraflar ve kısa videolar çekin. Daha sonra bir karışılıklık olur da aranızdan bazıları bulunamaz olursa, bu kayıtları resmi makamlara gösterin.
  • 99 depreminden sağ kurtulan çok sayıda kişi organ, fuhuş, sübyancılık mafyalarına kurban oldular. Bu dünyanın dört bir yanında son on yıllarda hep böyle oldu. En son Haiti depreminde on binlerce kişinin söz konusu devletler tarafından kaçırıldığı somut delillerle ispat edildi. En yetkili kişiler bile bunu itirafa mecbur kaldılar ama mevzuyu yine de kapattılar. Bunların yayınlarını internette bile bulabilirsiniz.

5-)

  • Etrafta size el uzatan resmi kimliklilerin ve onların talimatıyla hareket eden kolluk kuvvetlerinin resimlerini, huzursuzluğa sebep olmadan ve onların çalışmalarına mani olmadan fırsat buldukça çekin.
  • İstanbul’u terk etmek gerekip gerekmediğine bir oldu bitti ile, kısa sürede karar vermeyin. Öncelikle toplanma sahalarına gidin, güvenilir bilgiler elde edin, resmi kimliklerin size söylediklerini hemen kesin doğrular olarak kabul etmeyin ve buna sonra kendiniz karar verin. Gerekiyorsa etrafınızdaki insanlarla birlikte organize olarak kendiniz İstanbul’u terk edin. Gerekiyorsa topluca yürüyerek terk edin.
  • Her şeye rağmen bir kontrolsüzlük olur da o gemilere, trenlere, otobüslere binerseniz, size ikram edilen hiçbir şeyi yemeyin, içmeyin.

6-)

Mesela şu videodaki Metin Günal ve ona bağlı ve onunla alakalı kime denk gelirseniz, sakın itaat etmeyin. Kara para işlerinin ve ihanetlerin içindeki bir gizli Yahudidir. AKPKK’nin de CHPKK’nin de içi bunlarla, gizli Yahudilerle, gizli Ermenilerle, masonlarla dolu. Bakmayın ekranlarda atıştıklarına, bir gizli Ermeni olan Ekrem İmamoğlu bile aynı yere çalışıyor. Devlet kurumlarının hepsinde bunlardan var. Orduda, jandarma teşkilatında ve emniyet teşkilatında da bunlardan var ve çok büyük ve organize planlar kurdular. Beklenen depremler yaşanırsa hepsi de ne yapmaları gerektiğine dair talimatları çoktan aldılar. Tam kapanma istenmesinin bir sebebi de bu ve en çok isteyenlerden bir de Ekrem İmamoğlu oldu.

7-)

  • Nereden nasıl geldiği belli olmayan minibüsler, transporterlar bile bir anda dolaştırılacak. Bunların sahipleri sağ kurtulmuş da insanlık vazifelerini yapıyorlarmış gibi görünecekler. Lakin etrafta tek başına ağlayan kız ve erkek çocuklarını kaçırmak telaşında olacaklar. Alıp alıp götürecekler. Bunların hepsi planlandı.

Bu yazıyı Ekrem İmamoğlu’na, Metin Günal’a ve alakalı diğer kişilere götürüp “Bu yazının yazarı olan mfs ile karşı karşıya gelmek, bu hususları tartışmak, kendini savunma hakkını kullanmak ister misin?” diyebilirsiniz.

😎

Tayyip’in son ve devasa bir vurgunla oyundan çıkmak isteyeceğini aylar önce açıkça yazmıştım. Türkiye’deki bankalarda paranızı tutmamanız gerektiğini de söylemiştim.

Öyle şartlar içindeyiz ki milletçe “Sivil itaatsizlik” kararı alıp almayacağımızı, bir istiklal harbi başlatıp başlatmayacağımızı hemen konuşmamız gerekiyor. Zira devletimiz düşmanlarımız tarafından ele geçirilmiş vaziyette…

Kurumlarımız içinden, toplumumuz içinden gizli Ermenileri, gizli Yahudileri ve masonları hemen ve tamamen temizlememiz gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya