Etiket arşivi: Tsunami

Üzerinde az çalışılmış ve hep art niyetle çalışılmış

Yani o şiddette bir deprem İstanbul’u ve çevresini yıkacak ve tsunamiye sebep olacak da Bursa sağlam mı kalacak? Hanginiz çalışıyor bu planları, söylesin, kızmayacağım?

Kafanızı şu kara para bataklığından çıkartın ve alacaksanız doğru düzgün tedbirler alın. Milletin aklıyla dalga geçmeyin. Hiç tarihe de bakmadınız? Büyük depremlere de mi bakmadınız?

Sahra hastahanelerinde çalınan organları nerelere ve nasıl göndereceğinize yorduğunuz kadar, doğru düzgün tedbir almak için kafa yormuyorsunuz.

Beklediğim o depremler olursa siz o kara para işlerini yapamayacaksınız.

Üzerinde az çalışılmış ve hep art niyetle çalışılmış

Gizli Yahudi ve kara paracı Albay Metin Günal burada ne demek istiyor?

Depremin hemen sonrasında İstanbul’a girişler, yardım gelmesin diye mi kapatılıyor? O kadar büyük bir depremde bırakılsın da Türkiye’nin her yerinden İstanbul’a yardıma koşacaklar koşsunlar. Daha ne isteniyor? Bedeniyle yardım etmeye gelecek olanlar gelsinler, elinde ne var ne yok kapıp getirmek isteyenler de gelsinler.

Çok büyük bir insan gücüne ihtiyaç duyulmayacak mı? İlk 72 saat içinde sağ kurtarılabilecek çok yüksek sayıda depremzede enkaz altında kalmış olacak. Milyonlarca bina var, devlet gücü hangisine yardıma koşacak?

Çıkışlar, şehirde kaos olsun, herkes kara para mafyalarının eline düşsün diye mi kapatılıyor? Vatandaşlarımız kendi imkanlarıyla kenardan kenardan çıksalar ne olur? Devletin ulaştıracağı yardımlar ve kurtarma ekipleri de deniz yoluyla İstanbul’a gelsinler. Yüz binlerce İnsan deniz ve hava yoluyla götürülebiliyor da resmi kurumlara bağlı yardım ekipleri getirilemiyor mu? Hem insanlar İstanbul dışına çıkmak istemese de yollar bozulmuş, köprüler yıkılmış olabilir. Resmi yardımlar için de geçiş sağlanamayabilir. Bırakılsın insanlar çıksınlar ya da girsinler, böylesi daha mantıklı değil mi… Yok yok, “Bu hususta da TC vatandaşlarına giriş çıkış yasak olsun, turistlere ve organ mafyalarına ve insan kaçakçılarına serbest olsun. Zaten tutturduk bir ayar gidiyoruz. Basın ve medyada bizimle…” deniyorsa, o başka… O halde ortam daha da gerilir.

Zaten herkes “Ne oluyor arkadaş, biz aptal mıyız? Bunlar nasıl kararlar. Bir bize yasak. Bir biz ikinci sınıfız. Bu kararların, bu yasakların arkasında bir gram mantık, hukuk ve iyi niyet var mı? Devleti kimler yönetiyor böyle.” demeye başladı çoktan…

Madem o kadar gemi ve uçak ve helikopter de kullanılacak, bırakılsın da isteyenler de kara yolu ile sakin sakin kendileri çıksınlar. Ulaşabilecekleri civar illere ulaşsınlar. Oraların ahalisi de üzerlerine düşen insanlığı yapsınlar. Sanki deprem olunca milyonlarca resmi araç mı gelecek gidecek İstanbul’a? Devletin gücü belli. Böyle bir büyük deprem karşısında devlet gücünün aciz kalacağı belli. Çünkü hiçbir gerçek hazırlık yapılmadı, gerçek tedbir alınmadı. Hala da böyle art niyetli kararlar alınıyor. Öyle ise, bu nasıl bir bakış açısı ve bunlar nasıl kararlar? Koca millet bu kadarına da tepkisiz mi kalacak?

Kaç şiddetinde deprem olursa, kaç bina yıkılırsa, ne kadar vahim bir manzara oluşursa bu kararlar alınacak, bunlara kim, neye göre karar verdi? Türkiye’yi kimler yönetiyor, neler dönüyor?

Giresun’da tsunami – Rüya tabirleri

Murat, [18.12.20 04:42]
Selamün aleyküm hocam

Murat, [18.12.20 04:42]
Ben bugece rüya gördüm

Murat, [18.12.20 04:46]
Rüyamda. Deniz kenarından sular çok çekilmiş ve büyük boşluklar meydana gelmiş sahil kenarlarında .
Daha sonra deniz büyük dalgalar halinde geri gelmeye başladı ve sahil kenarında daki boşlukları doldurmaya başladı.
Daha sonra yerleşim yerlerindeki evlerin önlernine kadar deniz taşmaya başladı .
Deniz ve bulutlar vahşi ve siyah bir şekile yerleşim yerlerini doldurmaya başladı .
Kimisinin arabası suyun içinde kaldı.

Murat, [18.12.20 04:47]
Bende kendi evimde yatağımı ve dolabını ters çevirip beklemeye başladım

Murat, [18.12.20 04:48]
Ertisi sabah uyandığımda deniz çoğu yerleşim yerlerini doldurmuş ve şehir içlerine kadar. Gelmiş

Murat, [18.12.20 04:48]
Ama bana bir şey olmadı

Murat, [18.12.20 04:49]
Ama korktum rüyamda

Murat, [18.12.20 04:49]
Uyanınca ilk size anlatmak istedim hocam

Murat, [18.12.20 04:49]
Tabirini söylermisinz

Mehmet Fahri Sertkaya, [18.12.20 09:26]

Giresun’da önce kuraklık olacak, tabiat/bitkiler büyük darbeler alacak. İnsanlar da zor hallere düşecekler ve içme suyu bulmak bile çok zorlaşacak. Daha sonra ise aşırı yağışlar neticesinde daha büyük felaketler yaşanacak. Sel baskınları, toprak kaymaları ve yüksek sayıda can kayıpları yaşanacak. Sen de orada ikamet ettiğin için bunlardan payına düşeni alacak ve bazı zorluklar yaşayacaksın. Lakin az zararla atlatanlardan ve hayatta kalanlardan olacaksın. Tabii ki tedbirini şimdiden alırsan böyle olacak. Almazsan rüya tebdil olacak ve sen de helak olacaksın.

İstanbul depremi, Beykoz – Rüya tabirleri

“Birde çok oluyorum belki ama 3 veya 4 gece önce rüyamda yine Beykoz Çubuklu sahilde dururken sizin bahsettiğiniz o büyük deprem sanki olmuş gibi hissettim insanlar açlıktan riziksizliktan balık tuaya çalışıyorlar sahilde ben millete bağırıyorum tsunami gelebilir neden balık tutuyorsunuz deprem oldu diye derken bir anda devasa 20 30 metre boylarında dalgalar görüyorum boğazda kaçın geliyor diye bağırıyorum ilk başta insanlar umursamıyor sonrasında içimden bu kadar insana yazık olacak diye üzülüyorum bir yere tutunuyorum ilk dalga yi aşıyoruz dalga sahildekilerin yarısını yutup denize çekiyor ikinci ve üçüncü dalga da geliyor aynı boylarda ve hepsinden boğazıma kadar su geliyor dalgayla birlikte yükselip iniyorum kurtuluyorum ama bir kaç kişi hariç sahilde kimse kalmıyor . Sonrasında sahilde nur yüzlü bir teyze beliriyor ve bana ne işiniz var burda tsunami oldu diyor bende biliyorum ben atlattım diyorum yanımda bizim hanım beliriyor. Bir anda ikimizin elinden tutarak bir topu gibi çok hayırlı bir evladınız olacak diyor . Bir anda uyanıyorum”

Neden böyle bir sistemi görmezden gelirler?

Ben söylüyorum, bunun hesabı çok ağır olacak. İkazlarımı dinleyenler kazanacak, dinlemeyenler de bu depremden sonra varlıkta kalamayacak.

Türkiye’nin böyle bir sistemi varken, bu sistem kullanılacak. Kullandırmayanların hesabı çok ağır olacak. Kanunda idam cezası olmasa bile milletin tamamının fikir birliğiyle bunların meydan yerde asılacaklarına eminim. Hem de bütün ekip asılacaktır.

Dünyanın önde gelen devletlerinin çoğunda yokken Türkiye’de bu sistem vardı. Neden kullanılmadı, neden kullanılmıyor?

Ben kaç aydır ikazlar yapıyorum, devlet gücüyle tedbirler alınmasını istiyorum, nerede devleti yönetenler, neden böyle bir sistemi görmezden gelirler?

Mehmet Fahri Sertkaya

İstanbul’da bir suni/yapay deprem – Rüya tabirleri

Kimsenin moralini bozmak istemem ama ben bu gece de çok kötü rüyalar gördüm ve ne yazık ki benim rüyalarım çıkar, gerçek olur.

Rüyamda yine bizim mahalledeyiz. Mahallemiz, tam da Pendik ile Kartal’ın sınırında olan ve iki semti ayıran caddenin de olduğu bir mahalle…

Rüyada bizim bu bölgede hava zifiri karanlık olmuş. Çok kalabalık insanlar var. Sokaklardalar, salmışlar kendilerini, kafalarına bir şey takmıyorlar. Boşa yaşıyorlar. Dahası, benim, buralarda çok büyük deprem olacağını ve ardından büyük tsunami olacağını anlattığımı duymuşlar. Aralarından çoğu inanmadan bir süre beklemişler, sonra beni ayıplıyorlar kendi aralarında…

Aralarından üçü bana gelip “Hani, deprem dedin olmadı, bu nasıl iş” diyorlar. Ben de zaten laf anlatılabilecek halden çıkmış oldukları için kendimi pek yormuyorum. Fazlaca anlatmaya çabalamıyorum.

“Tehlike geçmiş değil, o deprem de tsunami de gerçek olacak, yaşanacak” diyorum.

Sonra devam edip şöyle diyorum:

“Bakın, suni depremler meselesi gerçek. Bu çoktandır var ve biliniyor. 1989 yılında Türkiye’de Turgut Özal da böyle bir şeyin olduğunu etrafına söylemişti ve bu türlü saldırılara karşı hazırlıklar yapılmıştı. Suni depremlere sebep olan elektromanyetik dalgaları sürekli tarayan, bunların arttığını görünce karşı elektromanyetik dalga gönderen bir sistem bu. Türkiye’nin bu sistemi 1999’daki Marmara depremi sırasında da kullanıldı ve deprem çok daha şiddetli olacakken şiddeti nispeten düşürüldü. Şimdi aynı şey yeniden yaşanacak. Ben bu konuda onları (Yetkilileri, ilgilileri ve milleti) uyardım. Onlardan da almak isteyenler, kendilerince tedbirler aldılar. Lakin ne yapılırsa yapılırsın bu millete bu bela gelecek yine de çok insan ölecek.”

Ben bunları söyledikten sonra muhataplarım beni hiç dinlemiyorlar, kale almıyorlar. “Haydi sen konuş, konuş” dercesine tavırlar sergiliyorlar. Ben orada çok kızıyorum ve içimden “Bu kadar çırpınıp ikaz ediyorum, tedbirler alınmasını istiyorum ama şunların verdiği karşılığa bak. Bu milletin büyük çoğunluğuna nasihat tesir etmiyor.” diyorum. Sesli olarak da “Büyük temizlik olacak ama bu millet buna müstahak.” diyorum.

Sonra kendi evimde pencerenin arkasında içeriden dışarıya bakıyorum. Bakıyorum ki insanlar böyle bir anda bile meseleyi ciddiye almak, tedbirler almak, birlikte güç bulmak ve dayanışmak yerine birbirlerine kötülük etmekle, nefsani mücadeleler etmekle, günahlarla yaşamakla meşguller. Zevk, sefa, para, mal, kadın, rütbe, makam peşinde koşmakla meşguller.

“Başlarına neler gelecek ama şunlar ne kadar sorumsuzlar, ne kadar hissizleşmişler” diyorum içimden…

Bir süre içim acıyarak bu manzarayı seyir ettikten sonra ve o zifiri karanlık hava hala devam ediyorken ve kalabalıklar umursamaz şekilde sokaklardayken, bir anda küre şeklinde, mavi renk hakim, sanki enerji yüklü ve kocaman bir şey gökten aşağıya doğru hızla süzülüyor, geliyor. Zemine çok yaklaşınca, bir uçak gibi yere paralel de yön alıyor bir yandan zemine doğru inerken bir yandan da ileriden bizim bu bölgenin üzerine geliyor. Tam da bu bölgenin üzerinde bir uçan daire misali asılı duruyor. O bir uzay aracı mı, üretilmiş başka bir şey mi, manevi bir şey mi anlayamıyorum ve yaşanana bakarken birkaç saniye sonra bir gürültü kopuyor ki duyan kıyamet kopuyor zan eder.

Sanki yerin kilometrelerce altında devasa büyüklükte bir nükleer bomba patlamış ve enerjisini/basıncını dışarı atacak dar da olsa bir yarık bulamamış da bütün bölgede yeri yerinden oynatmış. Bu da tok, ürkütücü ve çok yüksek bir ses çıkartmış. Çok şiddetli bir gürültünün ardından da çok şiddetli bir deprem olduğunu hissediyorum. Deprem olduğunu görmüyorum, hissediyorum.

Gürültünün şiddeti hala kulaklarımda ve sanki rüya aleminde değil de gerçek alemde duymuş gibiyim.

Sonra rüyada sahne değişiyor. Pendik’te çarşı hizasındaki sahil kısmındayım. Sahilden 150 mt kadar içerideyim. Tsunaminin ön dalgaları gelmeye başlamış. İlk gelenler bile iki metre kadar var ve üst kısımları beyaz beyaz köpürmüş. Oraya yakın insanlar çok korkmuşlar ve kaçışıyorlar. Ben de nispeten daha uzakta da olsam endişeleniyorum ve uzaklaşmak istiyorum.

Uzaklaşmak gayreti sergilerken o anda kendimi orada değil de sahilden biraz daha iç kısımda olan bizim mahallede, en işlek caddede, caddenin sağındaki kaldırımda görüyorum. Hemen etrafıma bakıyorum ve “Yenice yapılmış, büyük ve sağlam bir bina bulmalı ve en üst katına çıkmalıyım” diyorum.

Vaktin dar olduğunun ve hızla karar alıp uygulamak zorunda olduğumun farkındayım. Bir an önce yoldan bir binaya çıkmak zorundayım ve hemen yakınlarımda böyle bir bina bakıyorum.

Yakınlarımda böyle bir bina göremeyince de mevcut olanların en iyisi hangisi diye bakıyorum. İki tane tercih edebileceğim bina var. İkisi de çok eski, biri daha da eski ve alçak. Onun öte yanındaki ise biraz daha yüksek ve ona gidip zemin kattaki kapısından içeri giriyorum. Bir görüyorum ki harabe, virane, metruk bir yer. Dışarıdan göründüğünden çok çok beter bir yer. Çok şaşırıyorum evin bu haline ve kendimi zemin katta görüyorum da yukarı çıktığımı görmüyorum.

Bu rüyanın tabir edilecek bir yanı yok. Her şey çok açık. Bu güne kadar benzeri birkaç rüya daha görmüş ve bu Telegram kanalında paylaşmıştım.

Bu güne kadar söylemediğim bir şey söyleyeceğim:

Bu günden itibaren, İstanbul’da yaşanacak yıkıcı olmayan küçük ve orta şiddetli sarsıntılardan hemen sonra, panik yapmadan bulunduğunuz mekanın dışına çıkın. Açık alanlara çıkın ve yaklaşık bir saat kadar binalara girmeyin.

Kışlık çadır, kışlık uyku tulumları, acil durum çantası, tıbbi ilk yardım çantası gibi hazırlıkları hala tamamlamamış olanlar, daha da ötelemesinler.

Başka felaketler, musibetler de geliyor – İstanbul depremi ve daha fazlası – Rüya tabirleri

16 Mayıs’ı 17 Mayıs’a bağlayan gece bir rüya gördüm. Salih rüyalar gördüğümü, bunları büyük bir isabetle tabir edebildiğimi, tabir ettiğimden bir süre sonra gerçekleştiğini, yıllardır bilenler bilirler. Ben şimdi yazayım, herkes istediği gibi değerlendirir, kendi kararını verir ama aralarından akl-ı selim olanlar ise hiç beklemeden tedbirlerini alırlar.

İstanbul’da, ikamet ettiğim ilçede, deniz kenarına yakın ve yüksek binaların arasındaki yollarda, caddelerde endişeyle yürüyorum. “Felaketler geliyor, büyük felaketler geliyor. Daha neyi bekliyorsunuz. Başınıza belalar yağacak. Tedbirinizi alın. Deprem, tsunami ve seller geliyor. Maddi ve manevi tedbirlerinizi alın.” diye yüksek sesle bağırıyorum.

Sonra, sahilden uzakta/içeride kalan mahallelere giriyorum. Oralarda da aynı şekilde bağırıp bir an önce herkesi kurtarmak istiyorum. Sokaklarda beni duyan insanlar, oldukları yerde durup beni hep dinliyorlar ama bağırışımı evleriden duyanlar ise onlardan çok daha fazla sayıda oluyor. Sonrasında bana inanıp da tedbir alanlar oluyor. Rüyanın sonunda “İyi oldu, epeyi yüksek sayıda insan sesimi duydu. Sözlerimi dinlediler, tedbirlerini aldılar. Kurtulacaklar.” diyorum.

Şimdi biraz rüyayı tabir edelim:

Türkiye’nin çok farklı farklı bölgelerinde, şehirlerinde kısa aralıklarla çeşitli fekaketler yaşanacak. Bazı yerlerde sel, toprak kaymaları, bazı yerlerde fırtınalar, bazı yerlerde depremler ve ardından tsunamiler, bazı yerlerde kuraklık ve Türkiye genelinde kıtlık yaşanacak. Özelikle İstanbul’da büyük felaketler yaşanacak. Şiddetli bir deprem ve ardından sahil bölgelerini büyük oranda yıkacak, iç kısımlara ise daha az hasar verecek bir tsunami yaşanacak. Temiz su bulmak da çok zorlaşacak.

Özellikle İstanbul’un Anadolu yakasında depremin ve tsunaminin vereceği hasar daha fazla olacak. Anladığım kadarıyla sadece İstanbul’da binlerce can kaybı olacak. Ve yine rüyayı tabir ederek anlıyorum ki benim bu maksatla yazdığım uyarı yazıları çok yayılacak, çok yüksek sayıda insan duyacak.

Rüyayı tabir ederek şu hususları ise anlamak/bilmek mümkün değil ama akl-ı selim ile tahmin etmek mümkün: Marmaray’ın zaten patlamak üzere olan, kusurlu yapılmış olan tüp geçiti patlayacaktır. Bazı tüneller, metrolar, yeraltı sistemleri/tesisleri yıkılacak hatta sular içinde kalacaktır. Bu kadar felaketler bir memlekette üst üste yaşanırken mutlaka otorite kaybı da olacak, devlet gücü de yetmeyecek, acil yardım da bulunamayacak, kargaşa ve kaos ortamı hakim olacaktır. Bu da yağmaların, kavgaların, cinayetlerin de ardı arkası gelmeyecek demektir.

Kimse de kimseyi kandırmasın, herkes yıllardır farkında ve bekliyor ki büyük bir ilahi temizlik geliyor. Memleket ahlaken, dinen bakıldığında tam bir batakhane görüntüsü veriyorken, bunlardan başka bir şey beklemek ve hala bunun aksine iddialarla tartışmak, ancak helak edilesi hale kadar düşmüş tiplerin işidir. Bu uyarımı isteyen dikkate alır, isteyen almaz ama dikkate almak isteyenlere derim ki devlet gücünden size fayda yok ve şahsi imkanlarınızı seferber ederek tedbirlerinizi alın. Anlamayan, dinlemeyen düşük tiplerle tartışmaya bile vaktiniz yok. Herkes kendi yolunu çiziyor, siz de kendi yolunuzu doğru çizin. Bir yandan maddi/dünyevi sebeplere uyup tedbirler alırken, bir yandan da manevi/dini sebeplere uyarak tedbirler alın. Eksikleri, kusurları, günahları hemen terk edin. Kur’an-ı kerim’in büyük kısmında helak edilen kavimler anlatılıyor. Ehl-i sünnet alimlerinin bu hususları izah eden ve nasıl tedbirler alınması gerektiğini de izah eden yazılarını internette bile kolayca bulmanız mümkün.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir takipçi mesajı:

Bu rüyanın bir değişiğini gördüm anlatayım

Hatırladığım kadarını anlatacağım Pendik sahildeyim deniz çekiliyor sonra geri geliyor diyorum ki herhalde tsunami olacak sonra bir daha çekiliyor ama bu sefer daha çok çekiliyor o ara denizin içinden ayı çıkıyor sahile yakın bir yerde sokağa bakan tarafı camlı olan ama cami gibi kullanılan bir yer var onun içine giriyorum yine oradan çıkıyorum merkezde ki büyük camiye gitmek için tsunami orayı almaz diye o ara sahilde ki iş yerlerine bakıyorum o restoranların olduğu sıraya bunlar çok kötü yerler hepsi gidecek diyorum camiye doğru gidiyorum sonra tsunami onuda aşacakmış hızla pendik köprüsüne doğru hareket ediyorum dolmuşların durduğu yerde arabayla mı gitsem bisikletle mi gitsem tsunami den kurtulurum hesabını yapıyorum hatırladığım kadarıyla her ikisiylede gidiyorum tsunami arkamda pendik köprüsünün alt tarafında ki üst geçide kadar geliyor

Mfs: Bu kadar olur diyorum. Ben de zaten Pendik’te ikamet ediyorum. Rüyada da kendimi Pendik’te sahil bölgelerinde ve sonra iç mahallelerde görüyorum. En büyük hasarın Anadolu yakasında ve en çok da Pendik’te olacağını anlamıştım ama insanlar panik olmasın diye yazmamıştım. Belki de yazılması gerekiyordu da böyle oldu.

1981’de Aksaray’da Görülen UFO…

Altında kıymetli maden yatakları olan Aksaray’da Görülen UFO…

Araştırıldıkça görülecektir ki UFO’ların sık görüldüğü yerlerin belli başlı özellikleri vardır.

  • Ya o bölgenin altında değerli madenler vardır.
  • Ya orada kritik öneme sahip enerji santralleri vardır.
  • Ya orada yeraltı askeri tesisi ya da silah deposu vardır ve inceliyorlardır
  • Ya orada yeraltında gizli nükleer tesis vardır ya da gizlenmiş nükleer bombalar…
  • Ya orada büyük bir veli İslam alimi vardır
  • Ya orada büyük bir fay hattı vardır
  • Ya da orada büyük bir toplumsal hareket/gösteri oluyordur ya da olmuştur.
  • Büyük tabii/doğal felaketlerin, özellikle depremlerin ve tsunamilerin yaşandığı bölgelerde de görülürler. Bu felaketlerden önce de hemen sonrasında da görülürler.

Bkz. https://ok.ru/video/2383187154388

Mehmet Fahri Sertkaya